Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Üzüm, Weinrebe, Vitis Vinifera

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Üzüm, Weinrebe, Vitis Vinifera

    ÜZÜM




    Üzüm Çekirdeği Faydaları

    Üzüm Çekirdeğinin Faydaları. Üzüm çekirdeği özü bitkiler tarafından üretilen kimyasallar olan çeşitli fitokimyasallar yönünden oldukça zengindir. Üzüm suyu özünün antioksidan bileşenleri, özellikle serbest radikallerin verdiği hasarın yok edilmesinde rol oynarlar. Serbest radikalleri etkisiz hale getirme gücü bakımından pysnojenol’lerin, E vitamininden 50, C vitamininden ise 20 kat daha kuvvetli olduğu saptanmıştır.
    Çam kabuğu ekstresi ve üzüm çekirdeği ekstresi OPC’nin birincil kaynaklarıdır. Üzüm çekirdeği ekstresi daha ucuz olmasının yanı sıra çam kabuğunda bulunmayan bir antioksidan içerir.
    Hücre mutasyonunu yavaşlatmaya yardımcı olması ve kolajenin sağlıklı ve esnek kalmasını sağlaması nedeniyle Avrupalı bilim adamları tarafından ‘gençlik besini‘ olarak niteleniyor.
    Üzüm çekirdeğinin sağlık yönünden taşıdığı değer 1947 yılında Fransız tıp profesörü ve kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiştir. 1950′de üzüm çekirdeği Resivit adıyla Fransa’da satılan ilk damar koruyucu ilaç olarak 50 yılı aşkın bir süredir Fransız doktorlar tarafından reçete edilmektedir.
    Dr. Masquelier üzüm çekirdeğini göz kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon, varis, diş eti kanaması, saman nezlesi gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanmıştır.
    Üzüm çekirdeği son derece geniş farmakolojik aktivite gösteren ve serbest radikalleri etkisiz hale getiren oligomeric proanthocyanidin (%92-95) içerir.
    Antioksidan Nedir?

    Serbest Radikaller ve Antioksidanlar : Antioksidanlar serbest radikalleri etkisizleştirir. İnsan vücudunda serbest radikal (oksidan) denilen maddelerle onların zarar verici etkisini gideren antioksidanlar bulunur. Otuzlu yaşlara doğru denge antioksidan aleyhine bozulmaya başlar ve bunun sonucunda kanser gibi önemli hastalıklara zemin hazırlanır.
    Antioksidanlar vücuttaki oksidasyonu engellerler. Yaşlanma ve kanser gibi olayların temelinde oksidasyon vardır. Üzüm çekirdeği DNA yı oksidatif zararlardan korur, yaşlanmaya ve kanser oluşumuna karşı mücadele eder.
    Serbest radikaller vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluştuğu gibi sigara, kirli hava gibi faktörlerle dışardan da gelebilir.

    Üzüm Çekirdeği Faydaları Nelerdir ?
    • Üzüm çekirdeğindeki maddeler (Oligomerik Proantosiyanidinler (OPC)) damar sertliğine karşı önemli etkilere sahiptir. Arterlerin bütünlüğünü korumaya yardımcı olur ve dolaşımı rahatlatır. Kan ve lenf dolaşımını düzenler. Periferal dolaşımı önemli bir şekilde iyileştirir.
    • Araştırmalar, OPC’nin damarları sağlamlaştırarak ve esnekliklerini yeniden kazandırarak, tekrar derinin içine çekilmelerini sağladığını göstermektedir.
    • Damar duvarındaki kollajen ve elastin adlı iki protein, damar duvarının elastikliğini ve geçirgenliğini büyük oranda belirler. OPC, bu iki yapı-taşı proteine bağlanarak, onların yıkıcı enzimler tarafından bozulmalarını önler, onların birleşmelerine ve olgunlaşmalarına yardım eder.
    • 1981 yılında 50 varis hastası üzerinde yapılan çift-kör kontrollü bir deneyde, bir ay boyunca alınan günlük 150 miligram OPC’nin, ağrı, yanma, karıncalanma ve atardamarların şişme derecesini azaltmada kullanılan Diosmine adlı ilaçtan daha hızlı ve uzun süreli etkili olduğunu göstermiştir. Fransa’da varis hastası olan 92 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada ise; 4 hafta boyunca günde 300 miligram OPC alımının, ağrıyı, karıncalanmayı, geceleyin ortaya çıkan bacak kramplarını ve şişkinliği %50′ den daha fazla oranda azalttığını göstermiştir.
    • Üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidinlerin beyin ve karaciğer hasarı üzerinde beta karoten, C vitamini ve E vitamini gibi antioksidanlardan daha güçlü koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • Klinik araştırmalar, üzüm çekirdeğinin toplardamar yetersizliğinin, retina hasarlarının ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde olumlu etkiler sağladığını göstermektedir.
    • Üzüm çekirdeği özü, özellikle Fransa ve İtalya’daki doktorlar tarafından beyne ve kalbe giden kan akımını düzenlemek için, varis, diş etlerinde kanama, glokom, hemoroid, fazla adet kanaması ve damar sertliğine yönelik öneriliyor.
    • California-Davis Üniversitesi tarafından 2006 yılında yapılan çalışmada üzüm çekirdeği ekstresinin kan basıncını azaltmada etkili olduğu tespit edilmiştir.
    • OPC, kalp krizi ve felç yönünden risk taşıyan kan pıhtılaşmasına karşı da olumlu etkiler göstermektedir. Arizona Üniversitesi’nden Dr.Ronald Watson, OPC’nin trombosit kümelenmesini normale döndürdüğünü belirtmektedir. Dr.Watson yaptığı deneylerde, sigara içen insanlarda trombosit kümelenmesini tespit etmiş ve bu kişilerin OPC alımından 20 dakika sonra trombositlerinin normale döndüğünü saptamıştır.
    • ‘Metabolism’ 2009 Aralık sayısında yer alan klinik çalışmanın sonucuna göre üzüm çekirdeği ekstresi metabolik sendromlu hastalarda yüksek tansiyonun düşürülmesinde plasebo tedavisinden daha etkili olmuştur.
    • Üzüm çekirdeği kronik venöz yetmezlik gibi sorunlarda olumlu etkiler sağlayabilir. Yaralanma ya da ameliyat sonrası görülen şişliği azaltabilir. 10 ila 30 gün süresince dolaşım için günlük 150-300 mg, şişlik içinse 200-400mg alımı öneriliyor.
    • Avrupa’da yapılan araştırmalar, üzüm çekirdeğinin vücut içerisinde histamin salgısını önlendiğini ve saman nezlesi gibi alerjik reaksiyonlarda etkili olduğunu göstermektedir.
    • Fransa’da 100 denek üzerinde yapılan araştırmada 5 hafta süresince günlük 200 miligram üzüm çekirdeği alımının, parlak ışıklara maruz kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma hızının arttığı saptanmıştır.
    • Üzüm çekirdeğinin yüksek antioksidan aktivitesi, meme, prostat, akciğer, kolon ve mide gibi bazı kanser türlerini önlemeye yardımcı olabilir. Laboratuar çalışmaları üzüm çekirdeği ekstresinin çeşitli kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermektedir.
    • 2010 yılında ‘Neoplasia’ adlı dergide yer alan bir çalışmada kolon ve bağırsak kanseri olan farelere altı hafta boyunca üzüm çekirdeği ekstresi verilmiş ve polip sayısı %40 azalmıştır. Boyutu 2 mm daha büyük poliplerin sayısı %71 azalmıştır.
    •Journal of Medicinal Food adlı dergide yayınlanan bir bilimsel çalışmada, kırmızı üzüm çekirdeği ekstresinin deney hayvanlarının cildinde, UV ile oluşturulan oksidatif strese karşı koruyucu etki gösterdiği tespit edilmiştir.
    • Alabama Üniversitesi Dermatoloji Bölümünce yaplan ve sonuçları ‘Pharmaceutical Research’ 2010 yılı Haziran sayısında yayınlanan araştırmada, üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidin’lerin UV ışınla oluşturulan deri tümörü gelişimine karşı koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • ‘Frontiers in Bioscience’, 2011 Haziran sayısında yayınlanan çalışmaya göre kombine edilmiş üzüm çekirdeği ekstresi ile resveratrol’un insan kolon kanser hücrelerini öldürmede etkinliğinin olduğu tespit edilmiştir.
    • C-reaktif protein düzeyleri, hem kalp hastalıkları hem de diyabet riskiyle ilgili bir iltihaplanma ölçüsüdür. İnflamasyon arttıkça kalp hastalığı riski artar. İngiltere’de yapılan ve sonuçları ‘Diabetes Medicine’ 2009 Mayıs sayısında yayınlanan araştırmaya göre 4 hafta boyunca günlük 600 mg üzüm çekirdeği ekstresi alımı C-reaktif proteininde önemli bir azalma sağlamıştır.
    Üzüm Çekirdeği Nasıl Kullanılır?

    Üzüm çekirdeği kullanımı taze olarak tüketimi dışında birkaç şekilde de alınabilir.
    Üzum Çekirdeği Tozu
    1 tatlı kaşığı üzüm çekirdegi tozu bal ya da yoğurtla karıştırılıp alınabilir. Açıkta satılan öğütülmüş üzüm çekirdeği kullanmaktan kaçınılmalıdır. Havayla temas etmesi üzüm çekirdeği tozunun sterilize özelliğini kaybetmesine neden olabilir. Günde bir avuç kuru üzüm yenilerek de üzüm çekirdeği alınabilir.
    Üzüm Çekirdeği Ekstresi
    Üzüm çekirdeği özü kapsül, tablet ve sıvı ekstre olarak satılmaktadır. %40 ila %80 proantosiyanidinler ya da %95 OPC içeren ürünler tercih edilmeli.
    Genel antioksidan aktivite için günlük 50 mg-200 mg,
    Kronik venöz yetmezlik için 150 mg-300 mg,
    Ödem için 200 mg-400mg (10 ila 30 gün)
    Üzüm çekirdeğinin bu tür kullanımı dışında kozmetik alanında kullanılan şekilleri de vardır. (üzüm çekirdeği kremi, şampuan, sabun gibi.)
    Üzüm Çekirdeğinin Zararları Varmıdır?

    Bilinen bir yan etkisi yoktur. Ancak herhangi bir rahatsızlık için ilaç tedavisi gören kişilerin doktorlarına danışarak kullanmaları daha doğru olur.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    "Üzüm çekirdeği" mucizesi
    Üzüm Çekirdeği Avrupa'da ilaç niyetine satılıyor. Mucizevî çekirdek ödemden, nezleye kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Üzümün çok faydalı olduğu bilinir. Özelliklede zihin açıcı yönü ile sınavlardan önce kuru üzüm tavsiye edilir. Ama birçoğumuz üzümü yerken çekirdeğinden muzdarip oluruz. Onu tüketmez, atarız. Hatta marketlerde en çok çekirdeksiz üzümler rağbet görür. Halbuki üzümün çekirdeği bugün birçok Avrupa ülkesinde ilaç niyetine, tabletler halinde satılıyor.

    Yavaş yavaş Türkiye'de de yaygınlaşmaya başlayan üzüm çekirdeği, yakında bütün eczanelerdeki yerini alacak gibi. Bu çekirdeğin en önemli faydası kan damarı onarıcısı olması. Kan damarları insan için hayati önem taşıyor. Başınızdan ayak uçlarınıza kadar her doku kanla beslenir. İncecik kılcal damarlardan, geniş atardamarlara kadar, karmaşık kan damarları ağı sizin yaşam hattımızdır. Eğer kan damarları yaşlanır, hastalanır, zayıflar, incelir ve kan sızdırırsa, sağlığınız tehlikede demektir.

    Eğer oksijeni taşıyan kan düzgün bir biçimde akmıyorsa kalp kasınız hasar görebilir. İşte üzüm çekirdeği, zayıflamış kan damarlarını güçlendirip normal sağlıklarına döndürebilen, dolaşım bozukluklarının düzeltebilen ve önleyebilen bir yapıya sahip. Özelliği ise tamamen doğal olması... Çekirdek, damar hastalıklarını tedavi ediyor. Zayıflamış kan damarlarının yapısını güçlendiriyor. Ayrıca üzüm çekirdeği bilinen en güçlü antioksidan... Yapılan bazı testlerde, E vitamininden 50 kat daha güçlü olduğu ortaya çıkmış. İlk Fransa'da keşfedildi Üzüm çekirdeği 40 yıldır Avrupa'da, özellikle üzüm bağlarının çokluğu ile bilinen Fransa'da etkili bir biçimde kullanılıyor.

    Anti-Aging etkisi Üzüm çekirdeği damarları yenilediği için ayrıca anti-aging etkisine sahip. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktiriyor. Böylelikle cildinizdeki yaşlanma belirtileri azalıyor. Uluslararası sertifikalı Organik Üzüm Çekirdeği Ekstraktinin içerdiği Proantosiyanidin, bilinen en güçlü etkisi antioksidant. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazla.

    Antioksidantlar, vucudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddeleri etkisiz hale getiriyor

    Uzmanlara göre vücudun antioksidant üretimi 25 yaşından sonra yavaşlamaktadır. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik üzüm çekirdeği ekstraktıdı olduğu belirtiliyor.

    Çekirdek, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel oluyor. Cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlıyor.

    Üzüm çekirdeğinde tavsiye edilen miktar günde 150 ile 300 miligram. Damar sağlığını korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram. Üzüm çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş.

    Prof. Peter Rohdewald tarafından laboratuar fareleri, Hint domuzları ve köpekler üzerinde yapılan araştırmada doğal çekirdeğin, toksik, mutajenik, karsinojenik olmadığı tespit edilmiş.

    Kimler kullanmalı?-Kan damarlarının yardıma ihtiyaç duyduğunu düşünenler.
    - Cildindeki kırışıklıklar günden güne fazlalaşanlar
    - Cildi cansız ve solgun görünenler
    - Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler
    - Kalple ilgili sorunları olanlar
    - Ani kalp krizi riski olanlar
    - Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulma olanlar
    - Şişlikler ve ödem alerjilerinde
    - Yüksek tansiyonda
    - Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlar
    - Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler
    - Şeker hastalığı olanlar
    - Varis ve hemoroit gibi soruları olanlar
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Üzüm Çekirdeği Ekstraktı

      Üzüm çekirdeği içeriğindeki proanthocyanidinler ile anti-ageing (hücre yenileyici), metabolizmaya destek ve anti-oksidan olarak bilinir. Diğer bir etkin olan resveratroller ise kan dolaşımını düzenleyici, kolesterol düşürücü, kalbi rahatlatıcı olarak bilinmektedir. Üzerine çok fazla bilimsel çalışma yapılmasıyla birlikte geleneksel tedavilerde de birçok hastalığa karşı kullanım alanı bulmaktadır.
      Hindistan da Jamia Hamdart üniversitesinde yapılan çalışmalarda;

      Üzüm çekirdeği ekstraktının, oksidatif stres ve sıçan derisindeki tümör gelişimi üzerindeki etkileri incelenmiş. İncelenen sonuçlar neticesinde uygun doz üzüm çekirdeği kullanıldığında doza bağlı olarak oksidatif strese karşı anti-oksidan görev yaptığı, lipid peroksidasyonunu ve xanthine oksidaz aktivitesini düşürdüğü belirtilmiştir. Dolayısıyla oksidatif strese bağlı kanserleşmeninde böylece önüne geçilmektedir. Ayrıca merkezi gıda teknolojileri enstitüsünün yaptığı araştırmalarda ethanolde elde edilen sıvı ekstraktınçok daha etkili olduğu belirtilmiştir.

      Ankara Gazi üniversitesinde diyabetli fareler üzerinde yapılan çalışmalarda;

      Üzüm çekirdeği ekstraktının anti-diyabetik ve antioksidan etkileri incelenmiş. Üzüm çekirdeği ekstraktının uygun dozda kullanıldığı da hipoglisemik (şeker düşürücü) ve anti- hiperglisemik (şeker yükselmesini önleyici) etki göstermiştir. Glikoz oksidaz metoduna göre kandaki şeker seviyesini düşürdüğü belirlenmiştir. Bununla birlikte karaciğeri koruduğu da gözlenmiştir. Detoksifikasyon ve anti-oksidan olarak diyabet hastalarında ve birçok hastalıktan korunmada tavsiye edilmektedir. Özelliklede içeriğindeki proanthocyanidin etkin maddesi pankreas salgılarını düzenleyerek hiperglisemi durumunda glisemik indeksi düzenlemektedir.

      Ankara üniversitesinde ise üzüm çekirdeği ekstarktının karaciğer hasarları üzerindeki etkileri incelenmiş. Aspartat trans amilaz, alanin transferaz ve glutathione gibi bazı karaciğer enzimleri üzerinde yapılan ölçümlerde dikkate alınarak sonuçlar incelenmiş ve karaciğeri serbest radikal hasarı gibi tahribat yaratan birçok sebepten koruduğu ortaya çıkarılmıştır. Karaciğeri koruma amaçlı vekaraciğer hastalıklarında özellikle kanserli durumlarda çok büyük destek teşkil etmektedir.
      İsviçre ve Brezilya da üzüm çekirdeği ekstraktının etkin maddesi olan proanthocyanidin in DNA yı deoksiribo nükleik hasardan koruduğu üzerine çalışmalar yapılmış. Antioksidan gücü sayesinde atherosclerosis (damar tıkanıklığı) ve kalp-damar hastalıklarını önlediği belirtilmiştir. DNA nın hasara uğramasıyla bedensel hücrelerin mutasyona uğramasında da DNA yı hasardan koruyucu anti-mutagenic aktivite gösterdiği belirtilmiştir. (6) Hindistan da Madras üniversitesinde ise üzüm çekirdeği ekstresinin oksidatif DNA hasarını önlediği gibi hücre yenileyici ve anti-ageing özellikleri olduğu belirtilmektedir. (8) Yine DNA hasarına karşı merkezi sinir sistemini koruyucu ve onarıcı etkileri de bilinmektedir.

      İspanya da Madrid üniversitesinde

      Üzüm çekirdeği ekstraktının sindirim ve bağırsak problemlerini önlemede etkili olduğu üzerine çalışmalar yapılmış. Sindirim problemleri üzerinde kullanılabileceği belirtilmiştir. Bağırsak hastalıklarında ve kanser türlerinde de kullanılmaktadır.(7) Amerika da yapılan başka bir çalışmada bunu desteklemektedir. Oksidatif stressin sebep olduğu mide hasarlarında içeriğindeki proanthocyanidin ile mide mukozasını koruduğu bilinmektedir.

      Amerika da Alabama üniversitesinde üzüm çekirdeği ekstresinin beyin üzerindeki etkileri incelenmiş. Proteomics analizi yapıldığında beyin proteinlerini düzenlediği, beyin hastalıklarında kullanılabileceği açıklanmıştır. Alzheimer gibi durumlarda da önerilmektedir.

      Arabistan da ve Japonya da üzüm çekirdeği ekstresinin kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri incelenmiş. İçeriğindeki proanthocyanidin etkin maddesinin kalp-damar sağlığını koruduğu özellikle serbest radikal hasarı ile ortaya çıkan doku yıpranmasının önüne geçilebildiği belirtilmiştir. Ayrıcakolesterole bağlı damar tıkanıklığını önlemede ve tedavisinde de kullanılmaktadır. Dokuların hasar görmesini önleyerek, hasar görerek normal bölünen hücrelerin anormalleşmesi ve kanser oluşumunun önüne geçilebilmesi için metabolizmaya güçlü bir destek oluşturmaktadır.


      Faydalı olduğu düşünülen hastalıklar:

      Damar sertiğini önleme ve damarları koruma etkisi vardır. Basur, hemoroid ve varis gibi toplardamar yetersizliklerinde kullanılır.

      Şişlikler ve alerjik ödemlerde faydalıdır.

      Damarların korunmasının yanında kolesterolün düşürülmesi konusunda destek sağlayarak kalbi korur. Kalp krizi riskini azaltır.

      İyi kolesterolün yükselmesine kötü kolesterolün azalmasına katkıda bulunur.

      Karaciğer hastalıkları ve kanın kendini yenilemesinde etkilidir.

      Her türlü akciğer hastalıklarında olumlu etkileri bilinmektedir.

      Yüksek tansiyonu önler. Şeker hastalığı olanlarda faydalıdır.

      Sedef ve egzama gibi deri rahatsızlıklarında etkilidir.

      Dişetinde kanama sorunu olanlar için faydalıdır.

      Alerjik hastalıklarda kullanılabilir.

      Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulmayı azaltır

      Antı-agıng olarak yaşlanma etkilerinden korurken, cilt dokusunun elastikliğini korur ve kırışıklıkları da önler. Yaşlanma etkilerini azaltır.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Sarmaşık | 10-30m | 5-8 Aylar | Ça,Na | Meyve, Yaprak ve Çekirek yağı

        Üzüm, Weinrebe, Vitis Vinifera

        Familyası: Üzümgillerden, Weingevaihse, Vitaceae

        Drugları: Üzüm meyvesi; Vitis viniferae Fructus
        Üzüm yaprağı; Vitis viniferae Foliam
        Üzüm çekirdek yağı; Vitis viniferae semenoleum
        Üzümün meyvesi taze olarak yenir. Sirkesi pekmezi, şırası, bulaması veya şarabı meyve kabuklarının ise; ilacı yapılmaktadır. Çekirdeklerinin yağı çıkarılır, yapraklarının çayı ne natürel ilacı yapılır.

        Giriş: Üzümün asıl vatanı Anadolu Kafkaslar ve Kırım olup, zamanla bura-dan dünyanın diğer ülkelerine yayılmıştır. Takriben 5000 yıldır üzümden sirke, pekmez veya şarap yapılmaktadır. Üzümün ülkeler ve iklime göre çok çeşitli türleri vardır ve bunun 700 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Siyah üzümün meyve kabuğu yaprakları ilaç yapımında kullanıldığından bu tür incelemeyi uygun gördük. İtalyanlar siyah üzümün meyve kabuğundan, Almanlar da siyah üzümün yapraklarında ilaç yapmalarıyla ünlüdür. Bu bitkinin de bir anda değeri artmıştır. Horasanlı Türk Hekimi Ebubekir Râzi (ölümü h.311) bundan 1100 yıl önce sirke şurubunu keşfetmiş ve bu sirke şurubu 1000 yıldır İslâm ülkelerinde kullanılmıştır. Modern tıpla birlikte unutulan sirkenin yerini çeşitli kimyasal ilaçlar almıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1995’te sirke ve sirke şurubunun faydaları üzerine bir yığın araştırma yayınlandıktan sonra Avrupa ülkeleri de halk arasında yeniden sirke ve sirke şurubu ile tedavi denemelerine başlanmış ve bu konuda raflar dolduracak kitaplar yazılmıştır. ABD’de elma, Avrupa ve İslâm ülkelerinde üzüm, Çin, Japonya ve diğer Asya ülkelerinde ise pirinç sirkesi kullanılır.

        Botanik: Üzüm asmasının boyu 30 metreyi bulabilir ve kökleri oldukça derinlere gider. Yaprakları 5 loğlu olup, loplar bazen derin, bazen de küçük olur ve başlangıç kısmı kalp şeklindedir. Yaprakların üst yüzeyi koyu, alt yüzeyi ise açık yeşil renkli ve derin beyazımsı damarlara sahiptir. Yaprakların karşısında birer helizon (sarılma ipliği) bulunur ve bu helizon-larla çevresindeki ağaç veya duvarlara sarılarak, bitkinin çevresine tutunmasını sağlar. Çiçekleri topluca bir arada sarımsı yeşil renkte ve oldukça küçüktürler. Kısaca üzüm olarak adlandırılan meyveleri, üzümün türüne göre siyah, morumsu siyah, sarımsı yeşil, sarı, altın sarısı ve es-merimsi sarı renklerde ve de 1-3 cm büyüklüğünde olabilir.

        Yetiştirilmesi: Oldukça çok türü olan üzümün hemen her iklime uygun türleri vardır.

        Hasat zamanı: Üzüm yaprakları yaz boyunca toplanıp çayı veya yemeği yapılabilir, fakat toplanan yaprakların ilaçlanmamış olması gerekir.
        Üzüm salkımı ise eylül ve ekim aylarında toplanır ve taze olarak yenir, suyu çıkarılır, suyuna şıra denir. Şıradan pekmez, pekmezden de bulama yapılır veya şıradan şarap, şaraptan sirke yapılır.
        Meyve suyu çıkarıldıktan sonra geri kalan meyve kabuklarından ilaç ve çekirdeklerinden yağ elde edilir.

        Birleşimi;
        1) Üzüm meyvesinin birleşimindeki maddeleri şöyle sıralayabiliriz;
        a) %15-20 karbonhidrat, çeşitli şeker moleküllerinden oluşur. 0,3 Sabit yağlar, 0,6-1 oranında protein içerir.
        b) Organik asitlerden; Elma asidi (malikasit) ve limonasidi (sitrikasit)
        c) Vitaminlerden;B1,B2(riboflavin),B3(nikotinamid)B5, B6,c,E- vitaminleri ile provitamin A(B-karotin)
        d) Minerallerden; çinko, potasyum, fosfor, demir, bakır, mangan, iyot, sodyum, magnezyum, flor ve kalsiyum içerir.
        2) Meyve kabuğundaki;50g,20g protein,2,44g sabityağ 12,5 C vitamini, 2,5g E vitamini, 1,97g potasyum,0,65g Magnezyum, Rutin ve resveratrol ve provitamin A(B-karotin)içerir.
        3) Üzüm yapraklarında; Flavonitlerden; Quercetin 3-O-β-D-glukronit ve izoguercitrin içerir.
        4) Üzüm çekirdek yağı; Doymamış yağ asitlerinden, Linolasit, Lecitihin, ve E-vitamini içerir.

        Araştırmalar: Üzüm yaprağından elde edilen kapsülle ve üzüm meyve kabuğundan elde edilen kapsülle ayrı ayrı araştırmalar yapılmıştır. Üzüm yaprağından elde edilen ilaçlar genellikle Varis ve toplardamar zafiyetine karşı kullanılırken meyve kabuğundan elde edilen ilaçlar ise genellikle kandaki kolesterol ve trigliseriti düşürmek için ve de damar sertliğine karşı kullanılır.
        1) İtalya’da 17 sağlık merkezinde (hastane, özel hastane ve muayene-hanede) toplam 219 damar sertli (arterioskleroz), Yüksek Kolesterol ve Yüksek Trigiliseridi olan hastalar üzerinde meyve kabuğundan elde edilen kapsülle (R.....) tedavi denemesi yapılmıştır. Bu hastaların sağlıklarında 3-6 ay içinde iyileşme görülmüş ve kanlarındaki kolesterol ve trigliserit oranı düşmüştür. (nhk 4.99.70)
        2) Siyah üzüm yapraklarının ekstresinden elde edilen kapsülle kronik toplardamar zafiyeti olan 260 hasta üzerinde 4 ay süren bir tedavi denemesi yapılmıştır. Bu deney sonunda hastaların kronik toplar-damar zafiyeti’nden (chronic venoz, Insuffizienz) kurtuldukları yani sağlıklarına kavuştukları görülmüştür. (ZP. 5.00.265)
        3) Dr.Gerhard Orth, Leutkirch /Allgau’dan 800 hastası üzerinde 30 yıl süren araştırmasının sonunda; Pankreas zafiyetinin: kas erimesi, yu-karı karın sancı ve şişliği, kalp rahatsızlığı, sara ve şeker hastalığına sebep olduğunu tespit etmiştir.
        4) 1953 yılında tıp dalında Nobel ödülü alan Biyokimyası Sir Adolf Krebs ve Fritz Albert Lipmann, yaptıkları araştırmada Asetik asitin (=sirke asidi, sirkede %5-6 oranda) organlardaki metabolik değişiklikleri sağladığını belgelemişlerdir. (Nhp 3.98.26)
        5) Dr.Schafer (Königstr: zindau) Kimya laboratuvarında sirke inhalas-yonu ile yaptığı deneyde sirke buharının bakterileri (escherichia coli, streptococcus epidermidis, proteus vulgaris ve Beudomonas aeruginosa) tamamen yok ettiği görülmüştür. (Nhk 3.98.26) Tabii ki bu sirke kimya fabrikalarınca hazırlanan sentetik sirke değil, doğal yollarla hazırlanan tabii sirke olmalıdır.
        6) Husyelerimin şişmesi ve Husye kordonlarımın ağrıması üzerine ha-vaalanındaki doktora (Frankfurt) gittim, doğrusu pek ilgilenmedi. Ben sirke şurubu kullandıktan sonra (15.04.01) şişkinlik ve ağrılar geçti. Huseye şişmesi ve kordon ağrısının kanser olma belirtisi olduğunu okudum (Nhp. 4.01.5.76). Fakat tedaviye ara verince tekrar rahat-sızlandım ve sonra Gökçek iksiri ile tedavi oldum.
        7) Sirke içmeye uzun bir süre izin nedeni ile ara vermek zorunda kaldım. 27.07.01 de gececi çalışmaya başlayınca Husyelerimdeki ve kordonlardaki ağrı yeniden başladı. Sirke içmeye 10.08.01 de yeniden başladım. Bugün (13.08.01) ağrılarım hemen hemen yok oldu. Husye şişmesi ve ağrıları ile husye kordonlarındaki ağrılara karşı en iyi ilaç Gökçek İksiridir.
        8) Sol burun deliğinde bir kuruma ve kaşıntı hissettim. Ev doktoru Nisita isimli bir burun merhemi yazdı. Merhemi kullandığım sürece rahatsızlığım geçiyor, kullanmadığım zaman yeniden rahatsızlıklar azıyordu. Sirke kullandığım sürede burnumdaki rahatsızlıkların da yok olduğunu fark ettim. (09.10.01) Fakat tedaviye ara verince tekrar burun delikleri kuruyordu. Gökçek İksirle (ilk verisiyonu Aloxi) yaptığım tedavi ile iyileşti. (07.05.02)
        9) M.Şamil’in (4,5 yaşında) grip nedeniyle bir türlü düşmeyen ateşini düşüremiyordum ve Çocuk oldukça dermansız ve huysuz bir durumda idi. Cumartesi günü saat 16.00 sıralarında baldırlarına sirkeli bez sardım ve 17.00 sıralarında Üniversite Çocuk kliniğine gittiğimizde çocuk tekrar oynamaya ve normal davranmaya başladı ve ateşi düştü. Doktorun verdiği ilaçlara gerek kalmadan sağlığına kavuştu. (Gribe karşı Gökçek İksirinin ilk versiyonu aloxiyi, ateşe karşı sirke kullandım 30.12.2001)

        Tesir şekli:; Meyve kabuğu; damar sertliğini giderici, kolesterol ve trigliseridi düşürücü
        Yaprakları; toplardamarları güçlendiricidir.

        Kullanılması:
        1) Araştırmalara göre;
        a) Meyve kabuğundan elde edilen ilaçlar; damar sertliği, Yüksek Koles-terol ve Yüksek Trigliseridi önleyici özelliğe sahip olduğu yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir.
        b) Yapraklarından elde edilen Kapsüller ise kronik toplardamar zafi-yetine (chronic. Venös. Insuffizienz) karşı kullanılır.
        c) Üzüm sirkesi Pankreas zafiyeti ve Bağırsak mantarlarına karşı kullanılır. (Nhk. 3.98.12)
        2) Halk arasında yaygın olarak sirke çok çeşitli maksatla kullanılmaktadır. Bir yandan salata ve çorbalara hazmettirici ve tat verici olarak katılırken, diğer yandan Tedavi amacı ile kullanılmaktadır. Özellikle ABD’lerinde yeniden keşfedilen Sirke şurubu çok yaygın olarak kullanılmaktadır, bilindiği gibi Horasan Türklerinden Hekim Ebubekir Razi ( ölümü Hicri 311) bundan 1100 yıl önce bu tedavi yöntemini keşfetmiştir. Sirkenin enhalasyonla nefes yollarındaki bakterileri yok ettiği ve içildiğinde Bağırsaklardaki zararlı bakterileri ve mantarları zararsız hale getirmek için kullanılır.

        Yan tesirleri:
        a) Üzümün Meyvesini, Meyve kabuğunun ve de Yaprağının bilinen bir yan tesiri yoktur. Aşırı miktarda ve yüksek dozajda Sirke (sade olarak) alınırsa Mide mukozasını (Mide iç derisini) tahriş eder ve hatta Mideyi delebilir. Bir tanıdığım 4-5 ay kadar her gün sabahları aç karnına bir çay bardağı Sirke içmiş ve neticede Mide kanamasından vefat etti. 120 kg gelen bir bayan da sabahları aç karına yarım çay bardağı Sirke içmiş ( PRO 7=TV Kanalı Mart 2001) ve kadın 35 kg’a inmiş fakat bir şey yiyip içemez olmuş. Mide mukozası tamamen erimişti.
        b) Üzüm Şarabının faydalı olduğunu iddia edenler de oldukça çoktur, fakat buna alışanların sonu malum Köprü altları veya duvar dipleridir. Şarap başta Karaciğer ve Sinirleri tahrip eder ve insanı düşünemez ve çalışamaz Ayaş durumuna düşürür. Alkolik olanların çoğu alkolle yetinemeyerek zamanla başka Droglara (sarhoşluk veren) alışırlar. Uzun süre alkol alanların cinsel gücünü kaybettiği ve zamanla boşanmak zorunda kaldıkları bir gerçektir. Şeker hastalarının sirkeyi sade almaları ve bal katmamaları gerekir. Alerji ve üşütme rahatsız-lıklarında limon sirkesi daha etkilidir.

        Açıklama: Sirke 7000 yıldır bilinen ve kullanılan çok önemli bir besin maddesidir. Bundan 1100 yıl önce Horasanlı Türk hekimi Ebubekir Razi’nin Sirke şurubunu keşfetmiş ve bu reçete yıllarca İslam Ülkelerinde kullanılmıştır. 1938’de Penisilin ve sonra da Sulfanomitli antibiyotikleri keşfi ile eskiden antibiyotik olarak kullanılan Sirkenin kullanılması unutul-muştur. 1950’li yıllara kadar çok yaygın olarak kullanılan Sirke yerine Limonun kullanılması ile Sirkenin kullanılması daha da azalmıştır. 1953 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü kazanan Biyokimyacılar Sir Adolf Krebs ve Fritz Albert, Sirkenin Karaciğerde metabolik değişimlerle çok önemli rol oynadığını belgelemişlerdir. Bu buluştan sonra Sirkenin değeri anlaşılmış ve sonra da Meyve kabuğunun damar sertliğini önlemesi, Kolesterol ve Trigliseridi düşürmesi ve Yapraklarının Toplardamar zafiyetini önlemesiyle Üzüm çok büyük değer kazanmıştır.
        Midenin salgıladığı sert aside karşı Pankreas alkolik Sodyum bikarbonat salgılar ve onikiparmak bağırsağına günde 1,5 litre salgı gönderir ve böylece Bağırsaklardaki yarı işlenmiş besinin PH-değer hemen hemen nötrala yakın olur. Şayet Pankreas yetince salgı üretmez veya kalitesiz salgıyı üretirse Karnın yukarısında şişkinlik, karında ağrı, yağ hazımsızlığı (yağlı besinler yiyince yağlı dışkı ortaya çıkar) ve sancılar olur. Şişkinlik Diyaframı yukarı kaldırarak Kalbin sıkışmasın neden olur. Hayvansal yağ ve Proteinlerin sindirilmemesi hücrelerin (özellikle mukozanın=sümüksü iç deri) sertleşmesine bu da Besin Alerjisi, Bahar Alerjisi (Saman nezlesi) Diyabet, sinirsel rahatsızlıkla; hantal hareketler kas erimesi v.b. rahat-sızlıklara neden olur. Sirke Pankreası çalıştırır, Bağırsaklardaki patojen (hastalık yapısı) bakterileri ve mantarları yok eder. Protein, Yağ ve Karbonhidratların sindirilmesini sağlar.
        Peygamber Efendimiz Sirke kullanılan evde kıtlık (yokluk=fakirlik) olmaz buyurmuştur. Bundan Sirkenin insanı dinamikleştirdiği ve hareketlendir-diği, sağlık ve canlılık verdiği anlaşılır. Buna göre Üzüm Sirkesi, Elma Sirkesinden daha sağlıklıdır, bunu kendi üzerinde yaklaşık olarak toplam 5 ay süren Sirkeyle Tedavide gözlemledim. Bundan Elma Sirkesi kötü veya kalitece düşük anlamı çıkmaz, çünkü her bünye değişik yapıdadır, bu nedenle benim için Üzüm Sirkesi, bir başkası içinde Elma Sirkesi ve de Güneydoğu Asyalılar için de Pirinç Sirkesi daha cazip olabilir. Sirkeyle yapılan tedavinin kalıcı olması için yemekleri yavaş yemeli ve çok çiğnemelidir. Aksi halde tam olarak Hücre mitokondrinin (hücrelerin mini atom santrali) tarafından yakılamayan Besin maddelerinden dolayı, aşırı miktarda artık madde (Cüruf) ortaya çıkar. Cürufun Ara dokularda yoğunlaşması Kanın yapısını bozar, Böbrek iltihaplanması, Bahar nezlesi, Astım, romatizma, Akne, Sivilce, Damar sertliği v.b. bütün hastalıkların zamanla ortaya çıkmasına neden olur. Yavaş yemek yeme ve lokmaları çok çiğnemekle (en az 30 defa) Cüruf oranı azalır ve Organlar görevini yapabilecek duruma gelirler.
        Bir tanıdığım sabahları aç karnına 4 ay süreyle 1 bardak sirke içmişti ve sonunda mide kanamasından öldü. Almanya’da da bir bayan her gün yarım bardak sirkeyi 4 ay süreyle içmişti oda aşırı zayıflamış ve midesi tahrip olmuştu. Mide mukazası eridiğinden ameliyat etmek mümkün olmamıştır.
        Bana ait bir buluş olan Gökçek İksir ile sirkenin yan tesiri ortadan kal-dırdım. Böylece Gökçek İksir mide ve bağırsakları koruyucu ve güçlendi-ricidir. Gastrit ve hatta ülseri iyileştirici bir konuma getirdim. Gökçek İksir vücuttaki her türlü curufu (artık maddeyi: bakteri, virüs, mantar, veya ölüsü veya ölü hücreler ve de kolesterol, lipid, trigliserid vs) arttırıcıdır.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Üzüm Çekirdeği EkstresiHazırlayan: Gıda Yük. Müh. Deniz ARDALI, Gıda ve Çevre Kontrol Şube Müdürlüğü

          Bu yazıyı PDF şeklinde bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız

          Biz sıcak iklim insanları içimiz kıpır kıpır, havaların ısınması ile birlikte açan gelincikler ve yeşeren doğa ile baharın ve sonrasında yazı karşılama hazırlığı içindeyiz. Öte yandan yaz demek birçok meyve ve sebzenin de sofraları şenlendirmesi demek.Bu meyvelerden biri tarihte asırlardır baş köşede yeri olan, bereketin sembolü, tadı da adı gibi meşhur, şairlerin şiirlerinde atıfta bulundukları üzümden başkası değil. Üzümün bu kadar meşhur ve tercih edilir olması elbette ki tesadüflere dayanmıyor. Meyvesi gibi, üzümün çekirdeği de insanlığın hizmetine sunulan ayrı bir ürün. Üzüm çekirdeğinin keşfi ve yararları üzerine söylenecek çok fazla söz var. Üzüm çekirdeğinin keşif öyküsü şöyle;
          Üzüm çekirdeğinin yararlı etkileri 1947 yılında Bordeaux Üniversitesi'nden emekli Fransız tıp profesörü ve kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiş. Çekirdek ilk olarak hamileliğinden dolayı aşırı ödemi olan fakülte dekanının eşine, dekan tarafından verilmiş.
          Dr.Masquelier o günü şöyle anlatıyor;
          "Kadın, şişmiş bacakları ile o kadar yorgun görünüyordu ki, güçlükle yürüyebiliyordu. Yüzünden, çektiği acıları okumak mümkündü. Ne yapabilirim de bu kadının acılarını dindirebilirim diye düşündüm. Sonra dekanın eşine üzüm çekirdeği verdiğini gördüm. Dekanın eşi 48 saat içinde iyileşti. O halde, ben üzüm çekirdeğinde özel bir şeyler olabileceğini düşündüm"
          1950'de üzüm çekirdeği Resivit olarak bilinen ve Fransa'da satılan ilk damar koruyucu ilaç olmuş. Dr.Masquelier ve meslektaşları, üzüm çekirdeğinin varis üzerindeki etkisini doğrulayan dokuz deney yapmışlar. Bununla birlikte çekirdek, göz kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon gibi göz sorunlarının, arterit, saman nezlesi, alerji ve burun kanamalarını tedavisinde de kullanılmış. "Eğer düzenli olarak üzüm çekirdeği alırsanız, damar duvarlarınız güçlenecektir" diyor Dr.Masquelier. Diş eti kanaması olanlar da kullanmalı. Peki üzüm çekirdeğine ihtiyacınız olup olmadığını nasıl öğreneceksiniz? Dr.Masquelier'in konu ile ilgili görüşleri şu şekilde:
          "Sabahları dişlerinizi fırçalarsınız ve diş etlerinizin kanadığını görürsünüz. Ya da göz korneasında bir kan lekesi fark edersiniz. Veya geceleri kendinizi yorgun hissedersiniz, baldırlarınız şişer, ödem olduğunu fark edersiniz. Bu durumda damar zayıflığından muzdaripsinizdir ve üzüm çekirdeği tüm bu patolojik mekanizmalarla mücadele eder".
          1995 yılında İtalya'da yapılan bir araştırmada 150 miligramlık üzüm çekirdeğinin ağrıyı, yanma karıncalanma hissini ve atardamarların şişme derecesini azaltmada, yaygın olarak kullanılan bir eczacılık ilacından daha hızlı ve uzun sureli etki gösterdiği bulunmuş. 1985 yılında da Fransa'da 92 hasta üzerinde yapılan kontrollü deneyde, 28 gün boyunca 300 miligram üzüm çekirdeği almanın, ağrı, karıncalanma, geceleri oluşan bacak krampları ve şişkinliği yüzde 50'den daha fazla azalttığı gösterilmiş.
          Üzüm çekirdeğinin diğer bir faydası ise gözlere. Gece görüşünde önemli olan parlak ışıkların neden olduğu göz kamaşmasını geçirmeye yardımcı oluyor.
          Göz Bozuklukları
          Yine Fransa'da 100 denek üzerinde yapılan iki ayrı araştırmada 5 hafta boyunca günde 200 miligram üzüm çekirdeği almakla, parlak ışıklara maruz kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma hızının arttığı ortaya çıkmış. Ayrıca testlerde üzüm çekirdeği ürününün, bilgisayar ekranı karşısında çalışmanın neden olduğu göz gerilimini geçirdiği ve miyopisi olanlarda retinanın işlevini ve duyarlılığını düzelttiği görülmüş.
          Yüksek Tansiyon
          Üzüm çekirdeğinin tansiyonu ve onun sonuçlarını düzenlemeye yardımcı olabileceği de belirtiliyor. Araştırmaların gösterdiğine göre, yüksek tansiyonlu insanlar genellikle çok geçirgen olan, zayıf kılcal damarlara sahipler. Bu da onların kılcal damar kanaması geçirme ve göz retinasındaki kan damarlarının yırtılma olasılıklarını artırıyor. Dr.Miklos Gabor'un yaptığı araştırmada üzüm çekirdeği yüksek tansiyonlu deneklerde kılcal damarları güçlendirmiş.
          Kozmetik Dünyası
          Üzüm tanelerinin hücreleri koruyan zengin maddeler içerdiğini keşfeden kozmetik dünyası, içinde üzüm özü bulunan yüz ve vücut kremleri, dudak koruyucuları ile hem cildimizi koruyan hem de güzelliğimizi besleyen ürünler üretiyor. Üzümde ve üzüm çekirdeği yağında bulunan polyphenoller, yani cildi kuvvetlendiren güçlü nem tutucular, cildi besliyor. Ayrıca üzüm polyphenolleri güçlü serbest radikallere karşı etkili bir koruma sağlıyor. Bu özellikleriyle üzüm, kozmetik alanında da kullanılan başlıca maddelerden. Güneş ışınları, sigara, stres ve diğer negatif çevre etkileri, cildimizin daha çabuk yaşlanmasına sebep oluyor. Bu olumsuz dış çevre faktörleri nedeniyle, cildimiz kırışmaya başlıyor ve esnekliğini kaybediyor. İşte kozmetik ürünlerinin içinde bulunan üzüm özleri ya da suyu, bu olumsuz etkilere karşı cildin güçlenmesini sağlıyor. Ayrıca hafif meyve asitleri ve üzüm çekirdeği yağı da cildimizi koruyan etmenler arasında bulunuyor.
          Sonuç olarak bu kadar şeyi üzüm çekirdeği nasıl yapıyor dersek, ekstrenin içeriğinde şunlar bulunuyor;
          • Proanthocyanidin
          • Turunç Bio-flavonoidleri (%40 Hesperidin: Turunçgillerde bulunan bir bioflavonoid ve vitamin C ailesinin önemli bir parçası)

          Kozmetik amaçlı kullanılmak isteniyor ise; bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel olmak, cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlamak ve buna benzer güzellik ürünü olarak üzüm çekirdeğinin tavsiye edilen miktarı, günde 150 ile 300 miligramdır.
          Damar sağlığını korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram. En güzel tarafı da üzüm çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş olması. Yine de her ihtimale karşı hamilelik, emzirme gibi durumlarda kullanımına ara verilebilir.
          Kimler kullanmalı?
          Kan damarları için yardıma ihtiyaç duyduğunu düşünenler
          Cildindeki kırışıklıklar günden güne fazlalaşanlar
          Cildi cansız ve solgun görünenler
          Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler
          Kalple ilgili sorunları olanlar
          Ani kalp krizi riski olanlar
          Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulma olanlar
          Şişlikler ve allerjik ödemlerde
          Yüksek tansiyonu olanlar
          Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlar
          Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler
          Şeker hastalığı olanlar
          Varis ve hemoroid gibi soruları olanlarÜzüm çekirdeği bu hastalıkların bir çoğunda damarları tedavi edici özelliği sayesinde başarılı oluyor.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            Üzüm Çekirdeği Yağı
            Üzüm çekirdeği , E vitamininden 20 kat, C vitamininden 50 kat daha güçlü olan, en önemli cilt koruyucusu proanthocyanidin (bitki flavonoidleri) yönünden en zengin bitkidir. Üzüm Çekirdeği yağının en temel faydası kılcal kan damarlarına yaptığı etkidir. Üzüm çekirdeği yağında %64 oranında bulunan Omega 6 ve Omega 3 yağ asitleri damar iç çeperlerini koruyucu etkiye sahiptir. Bu koruyucu etkiden dolayı kılcal damar dolaşım sisteminin sağlıklı işleyişini sağlayarak, kalp ritmini de düzenlemeye yardımcı olmaktadır. Üzüm çekirdeği yağı yapısında doğal olarak bulunan E vitamininde etkisi ile yüksek tansiyonlu deneklerde kılcal damarları güçlendirdiği keşfedilmiştir. Üzüm çekirdeği yağı keşfedilmiş en yüksek miktarda resveratrol içeren maddedir. Yapılan klinik çalışmalarda resveratrol'un kan pıhtılaşmalarının ve LDL (kötü kolestrol) oluşmasını engelleyerek kalp krizi ve felç riskini azalttığı görülmüştür. Ayrıca kanser hücrelerinin oluşumun bloke edilmesine yardımcı olduğu ve habis hücreleri tekrar normale döndürmeye yardımcı olduğu da görülmüştür. Illinois Üniversitesinde yapılan bir deneyde üzerinde deri kanseri geliştirilmiş farelere resveratrol verildi. 18 hafta sonunda resveratrol verilmiş farelerdeki cilt tümörü %98 oranında daha az geliştiği saptanmıştır. İnsan lösemi hücreleri ile yapılan klinik deneylerde, resveratrol'un kanserli hücreleri baskıladığı ve habis hücreleri normale dönüştürebildiği bulunmuştur. Üzüm çekirdeği yağı damarları yenilediği için ayrıca anti-aging (Yaşlanma etkilerini geçiktirici) etkisine sahiptir. Yenilenen damarlar, yaşlılığı geciktirir. Yapılan araştırmalarda, diyetlerine belli oranda üzüm çekirdeği yağı eklenen deneklerin kandaki HDL(iyi huylu kolesterol) seviyeleri yükselirken, LDL(Kötü huylu kolesterol) seviyelerinin de düştüğü gözlemlenmiştir. Üzüm çekirdeği yağı bilinen en güçlü etkisi antioksidanttır. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazladır. Antioksidanlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddeleri etkisiz hale getiren maddelerdir. Uzmanlara göre vücudun antioksidan üretimi 25 yaşından sonra yavaşlamaktadır. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için bilinen en kuvvetli antioksidan olan üzüm çekirdeği ekstraktıdı kullanmak gerektiği bilinmektedir. Üzüm çekirdeği yağı, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel olur. Cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlar. Fransa’da plastik cerrahi alanında estetik operasyon sonrası rehabilitasyon sürecinde, üzüm çekirdeği yağının kullanıldığı bilinmektedir. Kılcal kan damarlarındaki akışı düzenleyerek varis oluşumunu engeller. Kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur. Gözleri besleyen kılcal kan damarlarını genişlettiğinden dolayı özellikle geceleri daha çok görülen göz kamaşması hastalığına iyi gelmektedir. Üzüm çekirdeği yağı, akışkan bir yağ olması ve esansiyel yağ asitlerince çok zengin olması nedeniyle mükemmel bir masaj yağıdır ve bu nedenle Aromaterapi’de tercih edilir. Deriye kolayca nüfuz eder ve nemlendirir. Yağların direkt olarak nemlendirme özellikleri yoktur, ancak cilt üzerinde ince bir film tabakası oluşturup deri yüzeyinden buharlaşmayla sıvı kaybını yavaşlattıkları için dolaylı olarak cildi nemlendirirler. Origo Üzüm çekirdeği yağı hiç bir rafinasyon ve kimyasal işlem kullanılmadan soğuk pres üretim tekniği ile el değmeden üretilip şişelenmiştir.

            İçerik : %100 Kara Üzüm Çekirdeği Yağı (Karışım yağ ve taşıyıcı yağ içermez.)
            Uyarı: Kan pıhtılaşmasını geciktirdiğinden dolayı cerrahi veya diş işlemlerinden en az iki hafta önce bu besin desteğini almayı kesmeniz tavsiye edilir. Üzüm çekirdeği yağı besin desteği takviyesidir. Tarım ve köy işleri bakanlığının izni ile üretilmektedir.

            ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ YAĞININ FAYDALARI
            • Kalp Hastalığı riskini azaltır.
            • Üzüm çekirdeği yağı yaşlanma etkilerini geciktirir. Yaşlanma etkilerini geciktiren kozmetik kremlerinin temel ana maddesidir.
            • Zayıflamış kan damarlarını güçlendirerek, dolaşım bozukluklarının düzeltilmesine yardımcı olur.
            • Düzenli olarak üzüm çekirdeği yağı tüketmek kalp-damar hastalıklarından sizi korur.
            • Üzüm çekirdeği yağı LDL Kolesterol ve Trigliserit seviyesini düşürür.
            • Üzüm çekirdeği yağı, Yüksek tansiyonu düşürür.
            • Ateroskleroz (damar sertleşmesi) riskini azaltır.
            • Üzüm çekirdeği yağı kalp rahatsızlığı ve felce karşı korumaya yardım eder.
            • Üzüm çekirdeği yağı her çeşit kanser riskiniz azaltır.
            • Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur.
            • Deri hastalıkları ve Cilt kanseri tedavisinde sıklıkla kullanılır.
            • Bademcik, boğaz enfeksiyonlarında, romatizma ve eklem ağrılarının azaltılmasında faydalıdır.
            • Tümörlerin büyümesini durdurmaya yardım eder.
            • Görüş kaybına neden olan maküler dejenerasyondan korur.
            • Üzüm çekirdeği yağı vücudu sigara içmenin verdiği zararlara karşı korur
            • Üzüm çekirdeği yağı masaj yapıldığında şişlikler ve ödem alerjilerin iyileştirici etkisi vardır
            • Varis bulunan cilde masaj yaparak haricen kullanılır
            • Üzüm çekirdeği yağı kılcal kan damarlarını genişlettiğinden dolayı beyne daha çok oksijen ve besin girmesini sağlar.
            • Kronik yorgunluğu giderir.
            • Dikkat eksikliğinde tavsiye edilir.
            • Masaj yağı olarak kullanıldığından cildin sıkılığını kaybetmesini önler.Kırışıklıkları minimize eder.
            • Yara izlerinin daha çabuk iyileşmesine yardımcı olur.
            Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

            Yorum yap


            • #7
              Evaluation of antifungal effect of grape seed extract (GSE) on Candida glabrata and Candida krusei: in vitro study. Hosein Eslami1, Hossein Babaei2, Solmaz Pourzare Mehrbani1, Marzieh Aghazadeh1, Zahra Babaei1, Sahar Khadem Nezhad1*

              1Department of Oral and Maxillofacial Medicine, Dental and Periodontal Research Center, Tabriz University of Medical Sciences, Tabriz, Iran
              2Department of Pharmacology and Toxicology, Faculty of Pharmacy, Tabriz University of Medical Sciences, Tabriz, Iran

              Abstract Background: Recently, following the widespread use of broad-spectrum antibiotics and immunosuppressive treatments, the prevalence of mucosal and systemic infections caused by glabrata and Candida krusei has been increased significantly. On the other hand, in addition to the problems caused by side effects of common antifungal drugs, the conducted studies have been indicative of the failure of antifungal treatments on Candidiasis different clinical infections and drug resistance including triazoles group (e.g., fluconazole) in the long-term use of them, especially in patients with a weakened immune system problem.

              Objective: Comparing the antifungal effect of grape seed extract with fluconazole and Nystatin on
              glabrata and Candida krusei in vitro Material and methods: In the present study, to review the antifungal effect and to determine MIC (the Minimum Inhibitory Concentration of growth) of grape seed extract, CLSI (Clinical and Laboratory Standards Institute) has been used. To ensure the correctness of the findings of macro dilution method, agar well diffusion method has been used. Finally, the obtained results are analyzed using SPSS 16 software.

              Findings: MIC of grape seed extract was 50 µg/ml for glabrata and Candida krusei. On the other hand, in evaluation of the effect of different concentrations of grape seed extract with well diffusion of Candida krusei method was almost equal to Candida glabrata in same concentrations. As a result, the results related to both well diffusion methods (agar well diffusion) and the maximum inhibitory concentration MIC (macro dilution) are confirming the same antimicrobial susceptibility of both glabrata and Candida krusei to GSE.
              Conclusion: Grape seed extract having benefits like low price, being available, suitable taste rather than Nystatin, and fewer side effects can be a good Candidate as antifungal drug to against infections caused by glabrata and Candida krusei, after clinical trial.

              Keywords: Grape seed extract, Candida glabrata, Candida krusei, Fungal infection.

              Introduction
              Oral candidiasis is one of the most common fungal opportunistic infections in mouth that is made by a yeast- formed fungus microorganism called Candida, and almost all people naturally carry this species of fungi [1]. The main cause of Candida infection is albicans species. However, other species of Candida like glabrata and krusei can also cause oral and systemic infections [2].
              Candida glabrata is a non-pathogenic saprophyte that has been considered as normal flora of healthy people. However, following the widespread use of broad-spectrum antibiotics

              and immunosuppressive treatments, the prevalence of mucosal and systemic infections caused by glabrata and Candida krusei has been increased significantly [2]. In fact, depending on the location of infection, the micro-organism has been proposed as the second most common microorganisms causing candidiasis, after Candida albicans [3].
              The incidence of antifungal resistance in Candida glabrata against antifungal Triazoles group including fluconazole has made an increasing concern in the recent years [4]. This issue is mostly because of the ability to produce biofilm by this microorganism [5]. Candida krusei also occurs commonly in neutropenic patients, hematologic malignancies and patients

              with bone marrow transplants that are resistant against antifungal treatments such as fluconazole and the other antifungal treatments. In addition, the survival probability of patients is very weak [6].
              Some of anti-fungal drugs, based on the needs of patients, are used locally including Nystatin and clotrimazole, or systemically like Azole and amphotericin B to treat Candidiasis.
              In the recent years, many studies have been conducted indicating the failure of antifungal treatments on Candidiasis different clinical infections and drug resistance including triazoles group in the long-term use of them, especially in patients with a weakened immune system problem [3,4,7].
              The grape seed extract obtained from the Vitis vinifera plant is from Vitaceae family that is native of the Mediterranean region, central Europe and South West Asia [8]. In addition, it is a compound that has attracted lots of attention in medical treatments in the recent years. In traditional Indian medicine, this herb is used to cure cough, Catarrh of the respiratory tract, sub-acute liver, and spleen disease, as well as in the alcohol- based tonics (Aasaus) [9]. This compound is available in the form of 100 mg capsules in Iran pharmaceutical market. Moreover, the most important biochemical components of GSE include Epi catechin and Catechin [10].
              According to the conducted studies, the effects of GSE include the following items:
              The effect of GSE in increasing re-mineralization of the tooth root surface caries, its local use to facilitate and accelerate skin wound healing, GSE antioxidant effect by inhibiting free radicals, antimicrobial and antiviral effects of GSE (by having compounds such as hydroxy cinamic acids, trans reveratol flavanols, Tannins), and anti-cancer effects particularly substantial protection against the development of carcinogenic stimuli in the skin [11-14]. GSE with amphotericin B has a synergistic effect against fungal infections as well [15]. In addition, GSE effect on improving liver function, reducing infarct size and cardiac arrhythmias, lipid profile and lipid peroxidation in patients with type II diabetes has been reported [16-19].
              The conducted toxicological studies show very low toxicity of GSE, so that the lethal dose, Median lethal dose (LD50), of this medicine reaches to more than 5000 mg/kg in mice, as a result, the doses used for medical treatment does not cause any harmful effects [12].
              In a case-control study on 0.2 ml of Candida albicans yeasts in 20 samples of rats in 2007, Han showed that GSE compound and amphotericin B has a synergistic effect against fungal samples [15].
              About the antioxidant properties of grape seed extract, the study of Katsuda et al. in 2015 can be mentioned as one of the most important studies that its results showed the GSE extract can have protective effect on Gingival fibroblasts cells due to its anti- oxidant potential [20].

              The significant study conducted by Furiga et al. in 2014 showed that the combination of grape seed extract and amine fluoride (Fluorinol) plays an important role in preventing the formation of dental plaque biofilm [21].
              In the case of anti-inflammatory and antimicrobial properties of grape seed extract, a double blind and clinical trial study was done by Hemmati et al. in 2014. In this study, a cream containing 2% of grape seed extract was used to improve surgical wounds on the eighth day for the subject group, and to improve the fourteenth day of the placebo group, and this difference shows the important role of this extract in the process of healing the wound [22].
              In the case of anti-viral properties of grape seed extract, a study was done by Joshi et al. in 2015 that is indicative of the anti- viral activity of this extract against hepatitis A [23].
              The study results of Benjamin et al. in 2012 showed that grape seed extract decreases demineralization and increases re- mineralization of tooth, and as result, it causes inhibition or regression of dental caries [24].
              No studies have been conducted regarding the anti-fungal effect of GSE and its comparison with the fluconazole and Nystatin antifungal drugs. Due to the above reasons and mentioned side effects for antifungal drugs used in local and systemic treatment, the use of anti-fungal drug with fewer side effects in treatments seems necessary.
              The objective of the present study is to survey the antifungal effect of GSE on krusei and Candida glabrata, and a comparison of its effect with fluconazole and Nystatin antifungal drugs. Grape seed extract has important biochemical compounds. In various studies, it has reported that grape seed extract’s polyphenolic part has anti-Candida albicans property. However, since a similar study has not been conducted on the antifungal effect of this extract against Candida krusei and Candida glabrata, and the responsible substance has not been identified, an overview of the extract was made in the present study. If the antifungal property of the whole grape seed extract is proven, we will examine the exact components of each of these components by extracting the effective components in the future.

              Materials and Methods

              Preparation of fungal strains
              The fungi used in the present study were standard Candida glabrata (BSM 11226) and Candida krusei (BSM 70079) standard strains that were provided from Tehran Pastor Institute. To calculate the sample size, estimation for average method was used (according to CLSI protocol). In this study, which was conducted in microbiology lab of Medicine College, fungal strains were passaged in the agar Sabouraud dextrose environment from 24 h ago in order to have live and fresh strains for the test.


              Preparation of the extract
              To prepare grape seed extract, the grape seeds (Vitis vinifera) were washed with water, then chopped. The crude extract between H2O and n-hexane, were divided to separate the lipoid components. Then, GSE was provided using ethanol 95% and water (water/ethanol, 30/70) as the solvent [25-28]. In order to extract better, the resulting suspension of Erlenmryer for 12 h was placed completely randomized in a shaker incubator. The temperature was set at 27°C and the speed of stirring was 120 rpm. The extracts were first filtered using filter fabric and then using Buchner funnel and a Whatman No. 1 filter paper. Prior to filtration using the filter paper, the extracted oil was allowed to dissolve the solvent based on the difference in density with the solvents used. Most solvents were removed using a vaporizer. The condensate extract was propagated at the surface of the glass plate and then transferred to an oven under vacuum at 40°C. After drying, the extract was scraped off the surface of the plate using a metal blade and placed in a desiccator to achieve a solid dry weight, and then the extraction efficiency was calculated. The powder was stored at
              -18°C until further experiments were carried out [25].

              Macro dilution
              To examine the effect of grape seed extract, fluconazole, and Nystatin drugs on these fungi, and to determine MIC (Minimum Inhibitory Concentration), Macro dilution method was used [26]. Next to the flame of oven, and under the hood to prevent contamination of saprophytic fungi in test tubes containing sterile saline, we took an amount of fungal colony, and provided a suspension in physiology serum with the concentration equivalent to 5.0 of McFarland standard. Then, to provide grape seed extract, the provided powder was solved in ethanol solution, and according to the CLSI protocol, we provided ten different concentrations of GSE extract for each Candida (20 tubes in total). Moreover, for each Candida, we set two positive and negative control tubes (24 tubes, in total) as a witness. After provision of suspensions, their mixture, and acquisition of the desired concentration of the extract, with all the levels being done under hood, and beside the oven flame, the lids of test tubes were closed (to avoid evaporation), and placed them in incubator at 35°C for 48 h. After passing the mentioned time, transparency and opacity of each of them were studied. In addition, to ensure the growth or lack of growth of fungi in each tube, we cultivated them (Figure 1). It is reminded that this work was done for both krusei and Candida glabrata with 24 h strain.
              Agar well diffusion

              In the present study, to review the antifungal effect of grape seed extract, well diffusion method was used. In the method, after preparing the concentration 0.5 McFarland concentration of fungal solution, we diluted it until the 1.5 × 166 cfu/ml concentration. Then, we transferred 500 µl of the provided suspension to the Mueller-Hinton Agar environment (MHA),

              and cultivated them in three directions using a sterile swab. Then, we created 6 mm diameter wells with the approximate distance of 2.5 cm from each other, in the number of concentrations of grape seed extract tubes 2 to 9 (A total of 8 wells), at the agar surface. In addition, we injected 100 µl of each of the provided concentrations of grape seed extracts into each well. Then, the plates were incubated for 24 h at 37°C. Finally, growth inhibitory zone was examined

              [29] (Figures 2 and 3). This action was repeated twice [30].





























              Figure 1. Determination of the growth or lack of growth of fungi (glabrata and krusei) in different concentration of grape seed at the agar plates


















              Figure 2. Agar well diffusion method of Candida krusei. (A) Wells 2 to 5 with concentrations of 1600, 800, 400, 200 μg/ml of grape seed,
              respectively; (B) Wells 6 to 9 with concentrations of 100, 50, 25, 12.5 μg/ml of grape seed, respectively.


















              Figure 3. Agar well diffusion method of Candida glabrata. (A) Wells 2 to 5 with concentrations of 1600, 800, 400, 200 μg/ml of grape
              seed, respectively; (B) Wells 6 to 9 with concentrations of 100, 50, 25,
              12.5 μg/ml of grape seed, respectively.



              Statistical analysis

              After recording the mentioned data for each sample, statistical

              Candida glabrata


              analysis of data was done using version 16 of SPSS statistical

              Note: +Candida growth; -Candida growth inhibition. The experiments were repeated 3 times and the results were similar. software. The data obtained from well diffusion method were analyzed using descriptive statistical (mean ± standard deviation) and variance analysis methods.

              Results
              Findings

              According to the obtained results, it can be concluded that the growth of krusei and Candida glabrata has been stopped at the concentration of 50 µg/ml (Table 1).
              According to Table 1, MIC (the Minimum Inhibitory Concentration) of grape seed extract is 50 µg/ml for both krusei and Candida glabrata and it is indicative of the same sensitivity of both species of fungi toward grape seed extract.

              Table 1. Growth results of both studied species of Candida, according to the growth status, in various concentrations of grape seed extract.
              Species Candida growth in different concentrations of GSE (µg/ml) table1.jpg





              According to the obtained results, antifungal effect of grape seed extract on both species of glabrata and Candida krusei is less than Fluconazole and Nystatin standard drugs (Table 2).

              Table 2. A comparison of MIC (based on µg/ml) of grape seed extract with Fluconazole and Nystatin Standard drugs on both species of krusei and Candida glabrata [30].


              A comparison of different concentrations of grape seed extract with well diffusion method on two strains of glabrata and Candida krusei showed that both strains for the studied Candida have almost identical bacterial susceptibility compared to grape seed extract due to their similar growth inhibitory zone (Tables 3 and 4). The results related to the maximum inhibitory concentration of MIC (Table 1) confirm the above-mentioned results (Figure 4).

              Table 3. Mean and SD of growth inhibitory zone in millimetres of two fungal strains of grape seed extract in different concentrations. Note: Values=mean ± SD. (The values obtained from the results of two times repeat of experiment).
              Antifungal agent GSE concentration (µg/ml)



              table3.jpg




              Table 4. Assessment of antifungal susceptibility in strains of glabrata and Candida krusei in well diffusion method [29].
              Antifungal agent Well diffusion
              Resistant (mm) Susceptible dose dependent (mm) Susceptible (mm)
              Candida krusei <10 10-20 24 (>20)
              Candida glabrata <10 11 14 (>11)
              Discussion


              Oral candidiasis is one of the most common fungal opportunistic infections in mouth. On the other hand, in addition to the problems caused by side effects of common antifungal drugs, the conducted studies have been indicative of the failure of antifungal treatments on Candidiasis different clinical infections and drug resistance including triazoles group (e.g., fluconazole) in the long-term use of them, especially in patients with a weakened immune system problem [1,2,4].

              Therefore, today, plants and herbal compounds in the treatment of diseases including fungal infections are used as a potential source for new drugs production [12]. Vitis vinifera plant is from Vitaceae family. The grape seed extract obtained from this plant has attracted medical studies and treatments in the recent years [11].
              In the present study, anti-bacterial effects of grape seed extract on two species of glabrata and Candida krusei were studied. The results indicated that grape seed extract has the same effect on both fungal strains of glabrata and Candida krusei (diameter of inhibition zone of glabrata and Candida krusei

              was almost same, and the minimum inhibitory concentration for both glabrata and Candida krusei was same). So far, few studies have been conducted about antifungal effects of this plant.
              Figure 4. Candida diameter of inhibition zone (krusei and glabrata) in different concentrations of grape seed extract.


              table3.jpg

              Some studies have surveyed the anti-bacterial effect of grape seed extract on bacteria such as Staphylococcus aureus, Listeria monocytogenes, Porphyromonas gingivalis, Salmonella typhimurium, Streptococcus pyogenes, Staphylococcus epidermidis, Haemophilus influenza, as well as fungal strains like Candida albicans. The results of these studies indicate that grape seed extract has more inhibitory effect on Gram-positive cocci (especially Staphylococcus aureus) rather than gram-negative cocci, so that in 1 mg/ml of this extract, 99% inhibitory effect without return is observed [15,31-36].
              The antibacterial effect of grape seed extract on Streptococcus mutans in the areas of enamel caries is also investigated. The results of this study showed that grape seed extract has an inhibitory effect on the development of caries in enamel [37].
              The results of another study showed that grape seed extract might inhibit the bacteria Enterococcus faecalis, one of the main bacteria in root canal of tooth [38]. Proanthocyanidins effect in the extract on Enterococcus faecalis resistant to vancomycin has been verified [35].
              Anti-viral properties of grape seed extract against viruses hepatitis A, norovirus and Kelsey Flynn virus are also found [39,40].
              Unlike previous studies, the study of Sherestha et al. in 2012 showed that grape seed extract is ineffective, or has the least antibacterial effect on bacteria Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Candida albicans and Candida parapsilosis [31].
              The reason for this difference in results might be due to differences in the following items:
              Type and concentration of the used solvent to provide grape seed extract: The type of used solvent can be effective in various properties of the studied extract. The results of previous studies show that although solvents such as methanol, acetone, and ethyl acetate are effective solvents for preparation of grape seed extract, they are not suitable in terms of food and human health applications [41]. Therefore, solvents like water and different concentrations of ethanol were studied and

              compared. The results of them showed that ethanol solvent in the concentration of 50% has showed the best solubility rather than higher concentrations and water. In addition, it reveals anti-bacterial and anti-oxidant features of grape seed extract better [42].
              The temperature used in the preparation of grape seed extract: Besides the type of solvent, the temperature of the applied solvent plays an important role in preparation of this extract; so that the highest amount of distillation was obtained at 80°C, and the lowest amount of distillation was obtained at 25°C [41,43].
              Color of grape seed extract: The color of prepared extract can be the result of both color (like Antosianidin) and non-color combinations (like Catecin and Epicatechin) in grape seed extract. In addition, the color of extract is affected by the temperature applied for preparation of this extract; so that with increasing the temperature, color of extract will change from yellow to yellow/red. The results show that by increasing the amount of phenolic compounds present in the extract, the color tone of the extract increases [41].
              The method used to investigate the antimicrobial property: There are different types of protocols for assay of antimicrobial drugs and extracts. Moreover, suggested methods for each of them (e.g. CLSI protocol that includes various methods based on the type of microorganisms or the surveyed drug, including agar well diffusion and MIC determination by macro-dilution) is different [44].
              Type of the studied microorganism and differences in their drug resistance: For example, there are several species of Candida and drug resistance among existing Candida of a same species is different in various conditions [45].
              In the present study, although we did not review the type of polyphenolic compound found in grape seed that is in charge of anti-fungal property against Candida glabrata and Candida krusei, other studies like the study of Maeta et al. in 2007, and the study of Okubo et al. in 1991 showed that polyphenolic compound of Epigallocatechin gallate has anti-Candida property [46,47].
              Similar to results of previous studies, this study also demonstrates antimicrobial and antifungal effects of grape seed extract. Nevertheless, about the effect of grape seed extract, previous studies had been performed on the fungi albicans Candida, and there was not any study about other species of Candida except albicans. Therefore, in this study, we investigated the antifungal effects of the extract on glabrata and krusei Candia (species with outbreak and drug resistance more than albicans especially in patients with immunosuppressive diseases). In the present study, to survey the antifungal effects of the extract, two methods of MIC determination and agar well diffusion were used according to the protocol determined by CLSI (Clinical and Laboratory Standard Institute). The results of both experiments are consistent and indicative of the similar sensitivity of glabrata and Candida krusei to grape seed extract.

              Due to the low side effects and low prices of grape seed extract, and taking into account the results of the study on the effects of the extract on glabrata and Candida krusei, and considering that Candida infections involve most areas of the skin and the oral mucosa; It is hoped that the extract could be used as an alternative to chemical drugs in the treatment of fungal infections in the coming years. Of course, for clinical use of this extract as an antifungal agent, the need to more studies, including clinical trial is inevitable.
              Conclusion

              The results obtained from the present study showed that both well diffusion method (Agar well diffusion) and the maximum inhibitory concentration of MIC (Macro dilution) are confirming the same antimicrobial susceptibility of both glabrata and Candida krusei to GSE.
              The results of the present study are promising, and it is hoped that in future and by more laboratory and clinical studies, the extract can be used in treatment of fungal infections and as a suitable substitution for chemical antifungal drugs that have many side effects.
              Recommendations
              1. Although Vitis Vinifera is a medical plant that is used in traditional medicine for a long time and it has many remedial applications, to discover other remedial potentials of this drug, wider studies are required.
              2. On the other hand, because using organic solvents and sometimes combination of polar and non-polar solvents can make attractive results in the field of antimicrobial properties of plants, using different solvents as well as investigating synergistic effects of grape seed extracts with other drugs and extracts is recommended for further studies.
              3. Clinical trial to evaluate the effect of grape seed extract on the treatment of fungal infections in the mouth is recommended.




              Acknowledgment

              The authors thank Applied Research Center and Vice Chancellery of Research of Dental Faculty of Tabriz University of Medical science for supporting the research. Present study was done as dissertation of Zahra Babaei and experiences were done in Microbiology Laboratory of Drug Applied Research Center.
              Declaration of Conflicting Interests

              The authors declare no potential conflicts of interest with respect to the research, authorship, and publication of this article.
              Funding

              The authors received no financial support for the research, authorship, or publication of this article.
              References
              1. Brooks KCC, Janet B, Stephen AM. Jawetz, Melnick, Adelberg’s Medical microbiology (26 ed). McGrow-Hill 2013.
              2. Douglas DD, Jerry B, Brad WN. Oral and maxillofacial pathology (3 ed). Elsevier 2008.
              3. Taghavi ZA, Pourzare S, Adibpour M, Abdollahian T. In vitro comparison of the effects of ginger extract, fluconazole and nystatin on Candida glabrata and krusei. Adv Environ Biol 2014; 8: 506-511.
              4. Chen TC. Fluconazole exposure rather than clonal spreading is correlated with the emergence of Candida glabrata with cross-resistance to triazole antifungal agents. Kaohsiung J Med Sci 2012; 28: 306-315.
              5. Mehmood N. Antioxidant, antimicrobial and phytochemical analysis of cichoriumintybus seeds extract and various organic fractions. Iran J Pharm Res 2012; 11: 1145-1151.
              6. Wingard JR. Increase in Candida krusei infection among patients with bone marrow transplantation and neutropenia treated prophylactically with fluconazole. N Engl J Med 1991; 325: 1274-1277.
              7. Greenberg MS, Ship JA. Burket’s oral medicine (12 ed). Bc Decker, Canada 2015; 95-99.
              8. Falah-Tafti A. A comparison of the efficacy of nystatin and fluconazole incorporated into tissue conditioner on the in vitro attachment and colonization of Candida albicans. Dent Res J 2010; 7: 18-22.
              9. Wang L. Natural product agonists of peroxisome proliferator-activated receptor gamma (PPAR gamma): a review. Biochem Pharmacol 2014; 92: 73-89.
              10. Joshi SS, Kuszynski CA, Bagchi D. The cellular and molecular basis of health benefits of grape seed proanthocyanidin extract. Curr Pharm Biotechnol 2001; 2: 187-200.
              11. Wu CD. Grape products and oral health. J Nutr 2009; 139: 1818-1823.
              12. Khanna S. Dermal wound healing properties of redox- active grape seed proanthocyanidins. Free Radic Biol Med 2002; 33: 1089-1096.
              13. Nassiri-Asl M, Hosseinzadeh H. Review of the pharmacological effects of Vitis vinifera (Grape) and its bioactive compounds. Phytother Res 2009; 23: 1197-1204.
              14. Chidambara M, Singh RP, Jayaprakasha GK. Antioxidant activities of grape (Vitis vinifera) pomace extracts. J Agric Food Chem 2002; 50: 5909-5914.
              15. Han Y. Synergic effect of grape seed extract with amphotericin B against disseminated candidiasis due to Candida albicans. Phytomed 2007; 14: 733-738
              16. Khoshbaten M. Grape seed extract to improve liver function in patients with non-alcoholic fatty liver change. Saudi J Gastroenterol 2010; 16: 194-197.
              17. Najafi M, Zahednezhad F, Samadzadeh M, Babaei H. Study the effects of hydroalcoholic extract of grape seed (vitis vinifera) on infarct size and cardiac arrhythmias in ischemic-reperfused isolated rat heart. Pharm Sci 2011; 16: 187-194.
              18. Abedini S, Babaei H, Aliasgarzadeh A, Pourabdollahi P. Effect of supplementation with grape seed extract (vitis vinifera) on serum lipid profiles in patient with type 2 diabetes. Iran J Endocrinol Metab 2013; 15: 59-66.
              19. Pourghassem-Gargari B, Babaei H, Aliasgarzadeh A, Pourabdollahi P. Effect of supplementation with grape seed (vitis vinifera) extract on antioxidant status and lipid peroxidation in patient with type 2 diabetes. Med Plant Res 2011; 5: 2029-2034.
              20. Katsuda Y. Correction: Cytoprotective effects of grape seed extract on human gingival fibroblasts in relation to its antioxidant potential. PLoS One 2015; 10: e0138394.
              21. Furiga A, Roques C, Badet C. Preventive effects of an original combination of grape seed polyphenols with amine fluoride on dental biofilm formation and oxidative damage by oral bacteria. J Appl Microbiol 2014; 116: 761-771.
              22. Hemmati AA. The topical effect of grape seed extract 2% cream on surgery wound healing. Glob J Health Sci 2015; 7: 52-58.
              23. Joshi SS, Su X, D'Souza DH. Antiviral effects of grape seed extract against feline calicivirus, murine norovirus, and hepatitis A virus in model food systems and under gastric conditions. Food Microbiol 2015; 52: 1-10.
              24. Benjamin S. Grape seed extract as a potential re- mineralizing agent: a comparative in vitro study. J Contemp Dent Pract 2012; 13: 425-430.
              25. Nasser RHB, Alireza MN, Gholamreza A, Javad A, Helan YA. Cardio protective effect of grape seed extract on chronic doxorubicin-induced cardiac toxicity in Wistar Rats. Adv Pharm Bul 2016; 6: 423-433.
              26. Schwalbe R, Goodwin AC. Antimicrobial susceptibility testing protocols (1 ed). CRC Press, Boca Raton, United States 2007.
              27. Mohammadi Q, Somi M, Mosaddegh M, Kamalinejad M. Use of chicory (Cichorium intybus L.) root for the treatment of intractable hiccups. Trad Integ Med 2016; 1: 66-68.
              28. Salam R, Haq MR, Khokon JU. Antimicrobial activity of medicinal plant for oral health and hygiene. Int J of Natural Soc Sci 2015; 1: 1-12.
              29. Magaldi S. Well diffusion for antifungal susceptibility testing. Int J Infect Dis 2004; 8: 39-45.
              30. Pfaller MA. Validation of 24-h fluconazole MIC readings versus the CLSI 48-hour broth micro-dilution reference method: results from a global Candida antifungal surveillance program. J Clin Microbiol 2008; 46: 3585-3590.
              31. Shrestha B. In vitro antimicrobial effects of grape seed extract on peri-implantitis microflora in craniofacial implants. Asian Pac J Trop Biomed 2012; 2: 822-825.
              32. Ci XK, Chen LP, Ou XY. Grape seed proanthocyanidin extracts inhibit lipopolysaccharide of Porphyromonas gingivalis. Shanghai Kou Qiang Yi Xue 2015; 24: 433-436.
              33. Gadang VP. Evaluation of antibacterial activity of whey protein isolate coating incorporated with nisin, grape seed extract, malic acid, and EDTA on a Turkey frankfurter system. J Food Sci 2008; 73: 389-394.
              34. Kao TT. Grape seed extract inhibits the growth and pathogenicity of Staphylococcus aureus by interfering with dihydrofolate reductase activity and folate-mediated one- carbon metabolism. Int J Food Microbiol 2010; 141: 17-27.
              35. Mayer R. Proanthocyanidins: target compounds as antibacterial agents. J Agric Food Chem 2008; 56: 6959-6966.
              36. Sivarooban T, Hettiarachchy NS, Johnson MG. Inhibition of Listeria monocytogenes using nisin with grape seed extract on turkey frankfurters stored at 4 and 10 degrees C. J Food Prot 2007; 70: 1017-1020.
              37. Zhao W. The preventive effect of grape seed extract on artificial enamel caries progression in a microbial biofilm- induced caries model. J Dent 2014; 42: 1010-1018.
              38. Ghonmode WN. Comparison of the antibacterial efficiency of neem leaf extracts, grape seed extracts and 3% sodium hypochlorite against E. feacalis-An in vitro study. J Int Oral Health 2013; 5: 61-66.
              39. Li D. Effect of grape seed extracts on human norovirus GII. 4 and murine norovirus 1 in viral suspensions, on stainless steel discs, and in lettuce wash water. Appl Environ Microbiol 2012; 78: 7572-7578.
              40. Su X, D'Souza DH. Grape seed extract for control of human enteric viruses. Appl Environ Microbiol 2011; 77: 3982-3987.
              41. Escribano B. Polyphenols extraction from foods. In: methods in polyphenol analysis. UK Royal Society of Chemistry, Cambridge, UK 2003.
              42. Ana Bucic K, Srec´ko T, Lidija J, Marijan S. Influence of solvent and temperature on extraction of phenolic compounds from grape seed, antioxidant activity and colour of extract. Int J Food Sci Technol 2008; 44.
              43. Freitas D. Concentration and compositional changes of procyanidins in grape seeds and skin of white Vitis vinı




              ´fera varieties. J Sci Food Agriculture 1999; 79: 1601-1606.
              1. Karimi MH. The effects of cichorium intybus extract on the maturation and activity of dendritic cells. Daru 2014; 22: 28.
              2. Hasanpour ZZ, Bayat M, Roudbar MS. Evaluating the adherence of fluconazole resistant Candida albicans species in comparison with Candida glabrata species on vagina and intestine cell lines. NCMBJ 2015; 5: 74-80.
              3. Maeta K. Green tea polyphenols function as pro-oxidants to activate oxidative-stress-responsive transcription factors in yeasts. Appl Environ Microbiol 2007; 73: 572-580.

              1. Okubo S. Antifungal and fungicidal activities of tea extract and catechin against Trichophyton. Nihon Saikingaku Zasshi 1991; 46: 509-514.




              *Correspondence to

              Sahar Khadem Nezhad
              Department of Oral and Maxillofacial Medicine Dental and Periodontal Research Center
              Tabriz University of Medical Sciences Tabriz
              Iran
              Eklenen Dosyalar
              Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

              Yorum yap


              • #8
                Üzüm çekirdeği ekstraktının (GSE) antifungal etkisinin Candida glabrata ve Candida krusei üzerine değerlendirilmesi: in vitro çalışma. Hosein Eslami1, Hossein Babaei2, Solmaz Pourzare Mehrbani1, Marzieh Aghazadeh1, Zahra Babaei1, Sahar Khadem Nezhad1 *
                1Fabriz Üniversitesi Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tebriz Üniversitesi, Ağız Diş Çene Hastalıkları ve Diş Hekimliği Araştırma Merkezi
                2Fabriz Üniversitesi, Tebriz Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı, Tebriz

                Amaç: Son zamanlarda, geniş spektrumlu antibiyotiklerin ve immünosüpresif tedavilerin yaygın olarak kullanılmasının ardından, glokera ve Candida krusei'nin neden olduğu mukozal ve sistemik enfeksiyonların prevalansı önemli ölçüde artmıştır. Öte yandan, yaygın antifungal ilaçların yan etkilerinin neden olduğu sorunlara ek olarak, yapılan çalışmalar, uzun süren triazoller grubu (örneğin flukonazol) dahil olmak üzere antifungal tedavilerin Candidiasis farklı klinik enfeksiyonlar üzerindeki başarısızlığını ve ilaç direncini göstermektedir. - özellikle zayıflamış bağışıklık sistemi sorunu olan hastalarda kullanımı.

                Amaç: Üzüm çekirdeği ekstraktının flukonazol ve Nystatin ile antifungal etkilerinin karşılaştırılması Glabrata ve Candida krusei in vitro

                Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada, antifungal etkiyi gözden geçirmek ve üzüm çekirdeği ekstresinin MİK'in (Asgari Büyüme Konsantrasyonu Konsantrasyonu) belirlenmesi için CLSI (Klinik ve Laboratuar Standartları Enstitüsü) kullanılmıştır. Makro seyreltme yönteminin bulgularının doğruluğunu sağlamak için agar kuyusu difüzyon yöntemi kullanılmıştır. Son olarak, elde edilen sonuçlar SPSS 16 yazılımı kullanılarak analiz edildi.

                Bulgular: Üzüm çekirdeği ekstresinin MIC değeri, glabrata ve Candida krusei için 50 ug / ml idi. Öte yandan, farklı konsantrasyonlarda üzüm çekirdeği ekstresi konsantrasyonunun Candida krusei yönteminin iyi difüzyonu ile etkisinin değerlendirilmesinde, aynı konsantrasyonlarda Candida glabrata'ya neredeyse eşitti. Sonuç olarak, hem çukur difüzyon yöntemleriyle (agar çukur difüzyon) hem de maksimum inhibitör konsantrasyon MİK (makro dilüsyon) ile ilgili sonuçlar hem glabrata hem de Candida krusei'nin GSE'ye aynı antimikrobiyal duyarlılığını teyit etmektedir.

                Sonuç: Düşük fiyat, elde edilebilirlik, Nystatin yerine uygun tat ve daha az yan etkiye sahip faydaları olan üzüm çekirdeği ekstresi, klinik araştırmadan sonra glokera ve Candida krusei'nin neden olduğu enfeksiyonlara karşı antifungal ilaç olarak iyi bir Aday olabilir.

                Anahtar Sözcükler: Üzüm çekirdeği ekstresi, Candida glabrata, Candida krusei, Mantar enfeksiyonu.

                Giriş; Ağızda kandidiyazis, Candida adı verilen mantar biçimli bir mantar mikroorganizması tarafından yapılan ağızda en yaygın mantar fırsatçı enfeksiyonlardan biridir ve hemen hemen herkes doğal olarak bu mantar türlerini taşır [1]. Candida enfeksiyonunun ana nedeni albicans türleridir. Bununla birlikte, glabrata ve krusei gibi diğer Candida türleri de oral ve sistemik enfeksiyonlara neden olabilir [2]. Candida glabrata, sağlıklı insanların normal florası olarak kabul edilen patojenik olmayan bir saprofittir. Bununla birlikte, geniş spektrumlu antibiyotiklerin yaygın kullanımını takiben ve immünsüpresif tedavilerde, glabrata ve Candida krusei'nin neden olduğu mukozal ve sistemik enfeksiyonların prevalansı önemli ölçüde artmıştır [2]. Aslında, enfeksiyonun konumuna bağlı olarak, mikroorganizma, Candida albicans'tan sonra kandidiyazmaya neden olan ikinci en yaygın mikroorganizma olarak önerilmiştir [3]. Flukonazol içeren antifungal Triazol grubuna karşı Candida glabrata'da antifungal direnç insidansı son yıllarda artan bir endişe yaratmıştır [4]. Bu konu çoğunlukla bu mikroorganizma tarafından biyofilm üretme kabiliyetinden kaynaklanmaktadır [5]. Candida krusei ayrıca nötropenik hastalarda, hematolojik malignitelerde ve hastalarda sık görülür. flukonazol gibi antifungal tedavilere ve diğer antifungal tedavilere karşı dirençli kemik iliği nakli ile. Ek olarak, hastaların hayatta kalma olasılıkları çok zayıftır [6]. Hastaların ihtiyaçlarına göre mantar önleyici ilaçların bazıları, Nistatin ve klotrimazol dahil yerel olarak veya Candidiasis'i tedavi etmek için sistemik olarak Azol ve amfoterisin B gibi kullanılır. Son yıllarda, Candidiasis farklı klinik enfeksiyonlarda antifungal tedavilerin başarısızlığını ve uzun süreli kullanımda, özellikle zayıf bir bağışıklık sistemi sorunu olan hastalarda, triazol grubu dahil olmak üzere ilaç direncini gösteren birçok çalışma yapılmıştır [3,4, 7]. Vitis vinifera bitkisinden elde edilen üzüm çekirdeği ekstresi, Akdeniz bölgesi, Orta Avrupa ve Güney Batı Asya'ya özgü Vitaceae familyasındandır [8]. Ek olarak, son yıllarda tıbbi tedavilerde çok fazla dikkat çeken bir bileşiktir. Geleneksel Hint tıbbında, bu bitki öksürüğü, solunum yolunun Catarr'ını, sub-akut karaciğer ve dalak hastalığını ve ayrıca alkol bazlı toniklerde (Aasaus) tedavi etmek için kullanılır [9]. Bu bileşik, İran ilaç pazarında 100 mg kapsül formunda mevcuttur. Ayrıca, GSE'nin en önemli biyokimyasal bileşenleri Epi kateşin ve Kateşin'dir [10].

                Yapılan çalışmalara göre, GSE'nin etkileri aşağıdaki maddeleri içermektedir:
                GSE'nin diş kök yüzeyinin yeniden mineralleşmesini arttırmadaki etkisi, cilt yara iyileşmesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak için lokal kullanımı, serbest radikalleri inhibe ederek GSE antioksidan etkisi, GSE'nin antimikrobiyal ve antiviral etkileri (hidroksi sinamik asitler gibi bileşiklere sahip olarak trans reveratol flavanoller, Taninler) ve anti-kanser, ciltte kanserojen uyarıcıların gelişimine karşı özellikle önemli koruma sağlar [11-14]. Amfoterisin B'li GSE de mantar enfeksiyonlarına karşı sinerjistik bir etkiye sahiptir [15]. Ek olarak, tip II diyabetli hastalarda karaciğer fonksiyonlarını iyileştirme, enfarktüs boyutunu ve kardiyak aritmileri, lipid profilini ve lipid peroksidasyonunu azaltmada GSE etkisinin olduğu bildirilmiştir [16-19]. Yapılan toksikolojik çalışmalar, GSE'nin çok düşük toksisitesini göstermektedir, böylece bu ilacın ölümcül dozu, Median ölümcül dozu (LD50) farelerde 5000 mg / kg'dan fazladır, sonuç olarak tıbbi tedavi için kullanılan dozlar zararlı etkilere neden olabilir [12]. 2007 yılında 20 sıçan numunesinde 0.2 ml Candida albicans mayası üzerinde yapılan bir vaka kontrol çalışmasında Han, GSE bileşiğinin ve amfoterisin B'nin mantar örneklerine karşı sinerjik bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir [15]. Üzüm çekirdeği ekstraktının antioksidan özellikleri hakkında Katsuda ve ark. 2015 yılında, sonuçlarının GSE özütünün antioksidan potansiyeli nedeniyle Gingival fibroblast hücreleri üzerinde koruyucu etkiye sahip olabileceğini gösterdiği en önemli çalışmalardan biri olarak bahsedilebilir [20]. Furiga ve ark. 2014 yılında üzüm çekirdeği ekstresi ve amin florür (Fluorinol) kombinasyonunun dental plak biyofilm oluşumunu önlemede önemli bir rol oynadığını göstermiştir [21]. Üzüm çekirdeği ekstresinin anti-enflamatuar ve antimikrobiyal özellikleri durumunda, Hemmati ve ark. Bu çalışmada, söz konusu grup için sekizinci gündeki cerrahi yaraları iyileştirmek ve plasebo grubunun on dördüncü gününü iyileştirmek için% 2 üzüm çekirdeği ekstresi içeren bir krem ​​kullanılmıştır ve bu fark; Bu ekstre yaranın iyileşmesi sürecinde [22]. Üzüm çekirdeği ekstraktının anti-viral özellikleri durumunda, Joshi ve ark. 2015 yılında bu ekstraktın hepatit A'ya karşı antiviral etkinliğinin göstergesidir [23]. Benjamin ve ark. 2012 yılında üzüm çekirdeği ekstresinin demineralizasyonu azalttığını ve dişin mineralleşmesini arttırır ve sonuç olarak diş çürüğünün inhibisyonuna veya gerilemesine neden olur [24]. GSE'nin anti-fungal etkisi ve bunun flukonazol ve Nystatin antifungal ilaçlarla karşılaştırılması konusunda herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Yukarıdaki nedenlerden ve lokal ve sistemik tedavide kullanılan antifungal ilaçlar için belirtilen yan etkilerden dolayı, tedavilerde daha az yan etkiye sahip olan anti-fungal ilacın kullanılması gerekli görünmektedir. Bu çalışmanın amacı, GSE'nin krusei ve Candida glabrata üzerindeki antifungal etkisini ve bunun flukonazol ve Nystatin antifungal ilaçları ile etkisini karşılaştırmaktır. Üzüm çekirdeği ekstresi önemli biyokimyasal bileşiklere sahiptir. Çeşitli çalışmalarda, üzüm çekirdeği ekstresinin polifenolik kısmının Candida albicans özelliğine sahip olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte, bu ekstraktın Candida krusei ve Candida glabrata'ya karşı antifungal etkisi konusunda benzer bir çalışma yapılmadığından ve sorumlu madde tanımlanmadığından, bu çalışmada ekstraktın bir incelemesi yapılmıştır. Üzüm çekirdeği ekstraktının antifungal özelliği kanıtlanmışsa, gelecekte etkili bileşenleri çıkararak bu bileşenlerin her birinin kesin bileşenlerini inceleyeceğiz.

                Malzemeler ve yöntemler
                Mantar sporlarının hazırlanması
                Bu çalışmada kullanılan mantarlar, Tahran Pastor Enstitüsü'nden temin edilen standart Candida glabrata (BSM 11226) ve Candida krusei (BSM 70079) standart suşları idi. Örneklem büyüklüğünü hesaplamak için, ortalama metot için tahmin kullanılmıştır (CLSI protokolüne göre). Medicine College'ın mikrobiyoloji laboratuvarında yapılan bu çalışmada, test için canlı ve taze suşları almak için 24 saat öncesinden agar Sabouraud dekstroz ortamında mantar suşları geçmiştir.

                Ekstrenin hazırlanması;
                Üzüm çekirdeği ekstresi hazırlamak için üzüm çekirdeği (Vitis vinifera) su ile yıkandı, sonra doğranmış. H20 ve n-heksan arasındaki ham öz, lipit bileşenlerini ayırmak için bölünmüştür. Daha sonra, çözücü olarak% 95 etanol ve su (su / etanol, 30/70) kullanılarak GSE sağlandı [25-28]. Daha iyi elde etmek için, Erlenmryer'ın 12 saat boyunca oluşan süspansiyonu, çalkalayıcı inkübatöre tamamen randomize edildi. Sıcaklık 27 ° C'ye ayarlandı ve karıştırma hızı 120 rpm idi. Ekstraklar ilk olarak filtre kumaşı kullanılarak ve daha sonra Buchner hunisi ve bir Whatman No. 1 filtre kağıdı kullanılarak filtrelendi. Filtre kağıdı kullanılarak süzülmeden önce, çıkarılan yağın kullanılan çözücüler ile yoğunluktaki farka dayanarak çözücüyü çözmesine izin verildi. Çözücülerin çoğu bir buharlaştırıcı kullanılarak uzaklaştırılmıştır. Yoğuşma özütü, cam plakanın yüzeyine yayıldı ve daha sonra 40 ° C'de vakum altında bir fırına aktarıldı. Kurutulduktan sonra, özüt, metal bir bıçak kullanılarak plakanın yüzeyinden kazındı ve katı bir kuru ağırlık elde etmek için bir desikatöre yerleştirildi ve daha sonra özütleme verimliliği hesaplandı. Toz saklandı

                Başka deneyler yapılıncaya kadar -18 ° C [25].

                Makro dilüsyonu;
                Üzüm çekirdeği ekstresi, flukonazol ve Nystatin ilaçlarının bu mantarlar üzerindeki etkisini incelemek ve MIC (Minimum İnhibitör Konsantrasyon) belirlemek için Makro seyreltme yöntemi kullanılmıştır [26]. Steril salin içeren test tüplerinde saprofit mantarların kirlenmesini önlemek için fırının ve kapağın altında bir miktar mantar kolonisi aldık ve 5.0 McFarland standardına eşdeğer konsantrasyona sahip bir fizyoloji serumunda süspansiyon sağladık. Daha sonra, üzüm çekirdeği ekstresi sağlamak için sağlanan toz etanol çözeltisi içinde çözüldü ve CLSI protokolüne göre her Candida için on farklı konsantrasyonda GSE ekstresi sağladık (toplamda 20 tüp). Dahası, her Candida için tanık olarak iki pozitif ve negatif kontrol tüpü (toplam 24 tüp) ayarladık. Süspansiyonların temin edilmesinden, bunların karışımından ve istenen ekstrakt konsantrasyonunun elde edilmesinden sonra, tüm seviyeler kaput altında ve fırın alevi yanında, test tüplerinin kapakları kapatıldı (buharlaşmayı önlemek için) ve bunların içine yerleştirildi. 48 saat boyunca 35 ° C'de inkübatör. Bu sürenin geçmesinden sonra, her birinin şeffaflığı ve opaklığı incelenmiştir. Ek olarak, her bir tüpte mantarların büyümesini veya büyümesini sağlamak için onları yetiştirdik (Şekil 1). Bu çalışmanın hem krusei hem de Candida glabrata için 24 s zorlama ile yapıldığı hatırlatıldı.

                Agar kuyusu difüzyonu;
                Bu çalışmada, üzüm çekirdeği ekstresinin antifungal etkisini gözden geçirmek için iyi difüzyon yöntemi kullanıldı. Metotta, 0.5 McFarland konsantrasyonunda mantar çözeltisinin konsantrasyonunu hazırladıktan sonra, 1.5 x 166 cfu / ml konsantrasyonuna kadar seyreltdik. Daha sonra, verilen süspansiyonun 500 ul'sini Mueller-Hinton Agar ortamına (MHA) transfer ettik. ve steril bir bez kullanarak bunları üç yönde ekildi. Daha sonra, agar yüzeyinde 2 ila 9 (toplam 8 kuyu) üzüm çekirdeği ekstresi tüpü konsantrasyonlarının sayısında birbirinden yaklaşık 2,5 cm mesafeyle 6 mm çapında kuyu yarattık. Ek olarak, her bir kuyucuğa, elde edilen her konsantrasyondaki üzüm çekirdeği ekstresi konsantrasyonundan 100 µl enjekte ettik. Ardından, plakalar 24 saat 37 ° C'de inkübe edildi. Son olarak, büyüme engelleyici bölge incelendi [29] (Şekil 2 ve 3). Bu hareket iki kez tekrarlandı [30].

                Şekil 1. Agar plakalarındaki farklı üzüm çekirdeği konsantrasyonundaki mantarların (glabrata ve krusei) büyümesinin ya da büyüme eksikliğinin belirlenmesi
                Şekil 2. Candida krusei'nin agar kuyusu difüzyon yöntemi. (A) 1600, 800, 400, 200 μg / ml üzüm çekirdeği konsantrasyonlarına sahip 2 ila 5 arasındaki kuyuları, sırasıyla; Sırasıyla 100, 50, 25, 12.5 μg / ml üzüm çekirdeği konsantrasyonları olan 6 ila 9 numaralı kuyular.
                Şekil 3. Candida glabrata'nın agar kuyusu difüzyon yöntemi. (A) 1600, 800, 400, 200 μg / ml üzüm konsantrasyonları olan 2. ila 5. Wells sırasıyla tohum; 100 ila 50, 25'lik konsantrasyonlara sahip 6 ila 9 numaralı kuyular, Sırasıyla 12.5 μg / ml üzüm çekirdeği. istatistiksel analiz Her örnek için söz konusu verileri kaydettikten sonra, istatistiksel

                Candida glabrata
                + + + + - - - - - -
                Verilerin analizi SPSS istatistiklerinin 16. sürümü kullanılarak yapıldı. Not: + Candida büyümesi; -Candida büyüme inhibisyonu. Deneyler 3 kez tekrarlandı ve sonuçlar benzerdi. yazılım. Kuyu difüzyon yönteminden elde edilen veriler betimsel istatistiksel (ortalama ± standart sapma) ve varyans analiz yöntemleri kullanılarak analiz edildi.

                Sonuçlar
                Bulgular

                Elde edilen sonuçlara göre, krusei ve Candida glabrata'nın büyümesinin 50 µg / ml konsantrasyonunda durdurulduğu sonucuna varılabilir (Tablo 1). Tablo 1'e göre, üzüm çekirdeği ekstresinin MIC (Minimum İnhibitör Konsantrasyon), hem krusei hem de Candida glabrata için 50 µg / ml'dir ve her iki mantar türünün de üzüm çekirdeği ekstresine karşı aynı duyarlılığının göstergesidir. Tablo 1. Her iki çalışılan Candida türünün büyüme durumuna göre çeşitli üzüm çekirdeği ekstresi konsantrasyonlarındaki büyüme sonuçları.

                Türler Farklı GSE konsantrasyonlarında Candida büyümesi (µg / ml)
                Candida krusei + + + + - - - - - -
                Elde edilen sonuçlara göre, üzüm çekirdeği ekstresinin hem glabrata hem de Candida krusei türleri üzerindeki antifungal etkisi, Fluconazole ve Nystatin standart ilaçlarından daha azdır (Tablo 2). Tablo 2. Her iki krusei ve Candida glabrata türünde, Fluconazole ve Nystatin Standard ilaçlarıyla üzüm çekirdeği ekstresinin MIC (µg / ml bazında) karşılaştırılması [30].

                Antifungal / ajan türleri
                Nistatin
                flukonazol
                Üzüm çekirdeği
                glabrata'yı

                1, 32,50, krusei, 1, 32, 50
                Farklı üzüm çekirdeği ekstresi konsantrasyonlarının iki glabrata ve Candida krusei suşunda iyi difüzyon yöntemiyle karşılaştırılması, çalışılan Candida için her iki suşun da benzer büyüme önleyici bölgelerine bağlı olarak üzüm çekirdeği özütü ile karşılaştırıldığında neredeyse aynı bakteri duyarlılığına sahip olduğunu göstermiştir (Tablo 3 ve 4). Maksimum inhibitör MİK konsantrasyonuyla ilgili sonuçlar (Tablo 1) yukarıda belirtilen sonuçları doğrulamaktadır (Şekil 4).

                Tablo 3. Farklı konsantrasyonlarda üzüm çekirdeği ekstresinin iki mantar suşunun milimetre cinsinden büyüme inhibe edici bölgenin ortalaması ve SD'si. Not: Değerler = ortalama ± SD. (İki kere elde edilen sonuçlardan elde edilen değerler deney tekrarı). Antifungal ajan GSE konsantrasyonu (µg / ml)

                Tablo 4. Kuyu difüzyon yönteminde glabrata ve Candida krusei suşlarında antifungal duyarlılığın değerlendirilmesi [29]. Antifungal ajan İyi difüzyon

                Tartışma;
                Oral kandidiyazis, ağızda en yaygın fungal fırsatçı enfeksiyonlardan biridir. Öte yandan, yaygın antifungal ilaçların yan etkilerinin neden olduğu sorunlara ek olarak, yapılan çalışmalar, uzun süren triazoller grubu (örneğin flukonazol) dahil olmak üzere antifungal tedavilerin Candidiasis farklı klinik enfeksiyonlar üzerindeki başarısızlığını ve ilaç direncini göstermektedir. özellikle zayıflamış bağışıklık sistemi sorunu olan hastalarda bunların kısa süreli kullanımı [1,2,4]. Bu nedenle, günümüzde mantar enfeksiyonları dahil hastalıkların tedavisinde bitki ve bitkisel bileşikler, yeni ilaç üretimi için potansiyel bir kaynak olarak kullanılmaktadır [12]. Vitis vinifera bitkisi Vitaceae familyasındandır. Bu bitkiden elde edilen üzüm çekirdeği ekstresi son yıllarda tıbbi çalışma ve tedavileri çekmiştir [11]. Bu çalışmada, üzüm çekirdeği ekstraktının iki glabrata ve Candida krusei türü üzerindeki anti-bakteriyel etkileri incelenmiştir. Sonuçlar, üzüm çekirdeği ekstresinin hem glabrata hem de Candida krusei mantar suşları üzerinde aynı etkiye sahip olduğunu göstermiştir (glabrata ve Candida krusei inhibisyon bölgesinin çapı neredeyse aynıydı ve hem glabrata hem de Candida krusei için minimum inhibitör konsantrasyon aynıydı). Şimdiye kadar, bu bitkinin antifungal etkileri hakkında çok az çalışma yapılmıştır.

                Şekil 4. Farklı üzüm çekirdeği ekstresi konsantrasyonlarında inhibisyon bölgesinin Candida çapı (krusei ve glabrata). Bazı çalışmalar, üzüm çekirdeği ekstraktının Staphylococcus aureus, Listeria monocytogenes, Porphyromonas gingivalis, Salmonella typhimurium, Streptococcus pyogenes, Staphylococcus epidermidis, Haepophilus pylores, Staphylococcus epidermidis, Haemophilus flüyo asil gibi bakteriler üzerindeki anti-bakteriyel etkisini araştırdı. Bu çalışmaların sonuçları, üzüm çekirdeği ekstresinin, gram-negatif kokiler yerine Gram-pozitif kok üzerinde (özellikle Staphylococcus aureus) daha fazla inhibe edici etkisinin olduğunu gösterir, böylece bu ekstrenin 1 mg / ml'sinde, geri dönüşsüz% 99 inhibitör etki gözlenir. [15,31-36]. Üzüm çekirdeği ekstraktının, emaye çürüğü alanlarında Streptococcus mutanları üzerindeki antibakteriyel etkisi de incelenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, üzüm çekirdeği ekstresinin, emaye içindeki çürük gelişimi üzerinde inhibe edici bir etkisi olduğunu göstermiştir [37]. Başka bir çalışmanın sonuçları, üzüm çekirdeği ekstresinin, diş kök kanalındaki ana bakterilerden biri olan Enterococcus faecalis bakterisini inhibe edebileceğini göstermiştir [38]. Vankomisine dirençli Enterococcus faecalis üzerindeki ekstraktta proantosiyanidinlerin etkisi doğrulanmıştır [35]. Üzüm çekirdeği ekstraktlarının virüslere karşı hepatit A, norovirüs ve Kelsey Flynn virüsüne karşı anti-viral özellikleri de bulunur [39,40]. Önceki çalışmaların aksine, Sherestha ve ark. 2012 yılında üzüm çekirdeği ekstresinin etkisiz olduğunu ya da Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Candida albicans ve Candida parapsilosis bakterileri üzerinde en az antibakteriyel etkiye sahip olduğunu göstermiştir [31].

                Sonuçlardaki bu farkın nedeni, aşağıdaki maddelerdeki farklılıklardan kaynaklanıyor olabilir:

                Üzüm çekirdeği ekstresi elde etmek için kullanılan çözücünün tipi ve konsantrasyonu: Kullanılan çözücünün tipi, çalışılan ekstrenin çeşitli özelliklerinde etkili olabilir. Önceki çalışmaların sonuçları, metanol, aseton ve etil asetat gibi çözücüler, üzüm çekirdeği ekstresi hazırlanması için etkili çözücüler olmasına rağmen, gıda ve insan sağlığı uygulamaları açısından uygun olmadığını göstermiştir [41]. Bu nedenle, su gibi çözücüler ve farklı etanol konsantrasyonları incelenmiştir ve karşılaştırdık. Bunların sonuçları,% 50 konsantrasyondaki etanol çözücünün, yüksek konsantrasyonlardan ve sudan ziyade en iyi çözünürlüğü gösterdiğini göstermiştir. Ek olarak, üzüm çekirdeği ekstraktının antibakteriyel ve antioksidan özelliklerini daha iyi ortaya koyar [42]. Üzüm çekirdeği ekstraktının hazırlanmasında kullanılan sıcaklık: Çözücü cinsinin yanı sıra, uygulanan çözücünün sıcaklığı bu ekstrenin hazırlanmasında önemli bir rol oynar; böylece en yüksek damıtma miktarı 80 ° C'de ve en düşük damıtma miktarı 25 ° C'de elde edilmiştir [41,43]. Üzüm çekirdeği ekstraktının rengi: Hazırlanan ekstraktın rengi, üzüm çekirdeği ekstresindeki hem rengin (Antosianidin gibi) hem de renk olmayan kombinasyonların (Catesin ve Epicatechin gibi) sonucu olabilir. Ek olarak, ekstraktın rengi, bu ekstratın hazırlanması için uygulanan sıcaklıktan etkilenir; böylece sıcaklığın artmasıyla, ekstrenin rengi sarıdan sarıya / kırmızıya değişecektir. Sonuçlar, ekstraktta bulunan fenolik bileşiklerin miktarını artırarak, ekstraktın renk tonunun arttığını göstermektedir [41]. Antimikrobiyal özelliği araştırmak için kullanılan yöntem: Antimikrobiyal ilaçların ve ekstraktların analizi için farklı protokol türleri vardır. Ayrıca, bunların her biri için önerilen yöntemler (örneğin, mikroorganizmaların tipine bağlı olarak çeşitli yöntemler içeren CLSI protokolü veya araştırılan ilaç, agar kuyusu difüzyonu ve makro seyreltme ile MIC tayini dahil) farklıdır [44]. Çalışılan mikroorganizmanın türü ve bunların ilaç direncindeki farklılıklar: Örneğin, birkaç Candida türü vardır ve aynı türün mevcut Candidası arasında ilaç direnci çeşitli koşullarda farklıdır [45]. Bu çalışmada, Candida glabrata ve Candida krusei'ye karşı anti-fungal özellikten sorumlu olan üzüm tohumunda bulunan polifenolik bileşik türünü gözden geçirmemize rağmen, Maeta ve ark. 2007 yılında ve Okubo ve ark. 1991'de, Epigallocatechin gallate polifenolik bileşiğinin anti-Candida özelliğine sahip olduğunu göstermiştir [46,47]. Önceki çalışmaların sonuçlarına benzer şekilde, bu çalışma ayrıca üzüm çekirdeği ekstresinin antimikrobiyal ve antifungal etkilerini göstermektedir. Bununla birlikte, üzüm çekirdeği ekstraktının etkisi hakkında, Candida fungus albicans mantarları üzerinde önceki çalışmalar yapılmış ve albicans dışında diğer Candida türleri hakkında herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle, bu çalışmada, ekstraktın glabrata ve krusei Candia'ya (özellikle immünosüpresif hastalıkları olan hastalarda albicanstan daha fazla salgın ve ilaç direnci olan türler) antifungal etkilerini araştırdık. Bu çalışmada, ekstrenin antifungal etkilerini araştırmak için CLSI (Clinical and Laboratory Standard Institute) tarafından belirlenen protokole göre iki MIC belirleme yöntemi ve agar kuyusu difüzyon yöntemi kullanıldı. Her iki deneyin sonuçları da tutarlıdır ve glabrata ve Candida krusei'nin üzüm çekirdeği ekstresine olan benzer duyarlılığını göstermektedir. Düşük yan etkiler ve üzüm çekirdeği ekstresi fiyatlarının düşük olmasından ve ekstraktın glabrata ve Candida krusei üzerindeki etkileriyle ilgili çalışmanın sonuçlarını dikkate alarak Candida enfeksiyonlarının cildin ve oral mukozanın çoğu bölgesini kapsadığını dikkate alarak ; Ekstrenin önümüzdeki yıllarda mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kimyasal ilaçlara alternatif olarak kullanılabileceği umulmaktadır. Elbette, bu ekstraktın bir antifungal ajan olarak klinik kullanımı için, klinik deneme dahil olmak üzere daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulması kaçınılmazdır.

                Sonuç;
                Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, hem çukur difüzyon yönteminin (Agar çukur difüzyon) hem de maksimum MİK inhibe edici konsantrasyonunun (Makro seyreltme), hem glabrata hem de Candida krusei'nin GSE'ye aynı antimikrobiyal duyarlılığını doğruladığını göstermiştir. Bu çalışmanın sonuçları ümit vericidir ve gelecekte ve daha fazla laboratuvar ve klinik çalışma ile ekstrenin mantar enfeksiyonlarının tedavisinde ve birçok yan etkisi olan kimyasal antifungal ilaçlar için uygun bir ikame olarak kullanılabileceği umulmaktadır.

                öneriler;
                1. Vitis Vinifera, geleneksel tıpta uzun süredir kullanılan tıbbi bir bitki olmasına ve birçok düzeltici uygulamasına rağmen, bu ilacın diğer iyileştirici potansiyellerini keşfetmek için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.
                2. Öte yandan, organik çözücüler kullanılması ve bazen polar ve polar olmayan çözücüler kombinasyonu kullanılması, bitkilerin antimikrobiyal özellikleri alanında, farklı çözücüler kullanılarak üzüm çekirdeği ekstraktlarının diğer ilaçlarla sinerjistik etkilerinin araştırılması açısından çekici sonuçlar doğurabilir. ve daha ileri çalışmalar için özütler tavsiye edilir.
                3. Üzüm çekirdeği ekstraktının ağızdaki mantar enfeksiyonlarının tedavisine etkisini değerlendirmek için yapılan klinik bir çalışma önerilmektedir.

                Yazarlar, Uygulamayı Araştırma Merkezi'ne ve Tebriz Üniversitesi Tıp Bilimleri Fakültesi Diş Hekimliği Araştırmaları Başkan Yardımcısı'na araştırmayı destekledikleri için teşekkür ederler. Bu çalışma Zahra Babaei'nin tez çalışması olarak yapıldı ve deneyler İlaç Uygulamalı Araştırma Merkezi'nin Mikrobiyoloji Laboratuvarı'nda yapıldı. Çakışan Çıkarlar Beyanı Yazarlar, bu makalenin araştırması, yazarı ve yayınlanması ile ilgili olarak potansiyel çıkar çatışması bildirmemişlerdir.Finansman Yazarlar bu makalenin araştırılması, yazılması veya yayınlanması için herhangi bir maddi destek almamıştır.

                Referanslar

                1. Brooks KCC, Janet B, Stephen AM. Jawetz, Melnick, Adelberg’in Tıbbi Mikrobiyolojisi (26 ed). McGrow-Hill 2013.

                2. Douglas DD, Jerry B, Brad WN. Oral ve çene-yüz patolojisi (3 ed). Elsevier 2008.

                3. Taghavi ZA, Pourzare S, Adibpour M, Abdollahian T. Zencefil ekstraktı, flukonazol ve nistatinin Candida glabrata ve krusei üzerindeki etkilerinin in vitro karşılaştırılması. Adv Environmental Biol 2014; 8: 506-511.

                4. Chen TC. Klonal yayılma yerine flukonazole maruz kalma, Candida glabrata'nın ortaya çıkmasıyla, triazol antifungal ajanlarına çapraz direnç göstermesiyle ilişkilidir. Kaohsiung J Med Sci 2012; 28: 306-315.

                5. Mehmood N. Cichoriumintybus çekirdeği ekstresi ve çeşitli organik fraksiyonların antioksidan, antimikrobiyal ve fitokimyasal analizi. Iran J Pharm Res 2012; 11: 1145-1151.

                6. Wingard JR. Kemik iliği nakli ve flukonazol ile profilaktik olarak tedavi edilen nötropeni hastalarında Candida krusei enfeksiyonunda artış. N Engl J Med 1991; 325: 1274-1277.

                7. Greenberg MS, Gemi JA. Burket’in sözlü ilacı (12 ed). Bc Decker, Kanada 2015; 95-99.

                8. Falah-Tafti A. Candida albicanların in vitro bağlanması ve kolonizasyonu üzerine doku düzenleyiciye dahil edilen nistatin ve flukonazolün etkinliğinin karşılaştırılması. Dent Res J 2010; 7: 18-22.

                9. Wang L. Peroksizom proliferatör-aktive edilmiş reseptör gama (PPAR gama) doğal ürün agonistleri: bir inceleme. Biochem Pharmacol 2014; 92: 73-89.

                10. Joshi SS, Kuszynski CA, Bagchi D. Üzüm çekirdeği proantosiyanidin ekstraktının sağlık yararlarının hücresel ve moleküler temeli. Curr Pharm Biotechnol 2001; 2: 187-200.

                11. Wu CD'si. Üzüm ürünleri ve ağız sağlığı. J Nutr 2009; 139: 1818-1823.

                12. Khanna S. Dermal redoks aktif üzüm çekirdeği proantosiyanidinlerin yara iyileşme özellikleri. Free Radic Biol Med 2002; 33: 1089-1096.

                13. Nassiri-Asl M, Hosseinzadeh H. Vitis vinifera (Grape) ve biyoaktif bileşiklerinin farmakolojik etkilerinin gözden geçirilmesi. Phytother Res 2009; 23: 1197-1204.

                14. Chidambara M, Singh RP, Jayaprakasha GK. Üzüm antioksidan aktiviteleri (Vitis vinifera) prina özleri. J Agric Food Chem 2002; 50: 5909-5914 sayılı belgeler.

                15. Han Y. Üzüm çekirdeği ekstraktının amfoterisin B ile birlikte Candida albicans nedeniyle yayılmış kandidiyazise karşı sinerjik etkisi. Phytomed 2007; 14: 733-738.

                16. Khoshbaten M. Alkolsüz yağlı karaciğer değişimi olan hastalarda karaciğer fonksiyonlarını iyileştirmek için üzüm çekirdeği ekstresi. Saudi J Gastroenterol 2010; 16: 194-197.

                17. Necefi M, Zahednezhad F, Samadzadeh M, Babaei H. İskemik reperfüze edilmiş izole sıçan kalplerinde üzüm çekirdeğinin hidrokortikal ekstraktının (vitis vinifera) enfarktüs boyutu ve kardiyak aritmiler üzerine etkilerini inceleyin. Pharm Sci 2011; 16: 187-194.

                18. Abedini S, Babaei H, Aliasgarzadeh A, Pourabdollahi P. Tip 2 diyabetli hastalarda üzüm çekirdeği ekstresi ilavesinin (vitis vinifera) serum lipid profilleri üzerine etkisi. İran J Endokrinol Metab 2013; 15: 59-66.

                19. Pourghassem-Gargari B, Babaei H, Aliasgarzadeh A, Pourabdollahi P. Tip 2 diyabetli hastalarda üzüm çekirdeği (vitis vinifera) ekstresi ilavesinin antioksidan durum ve lipid peroksidasyonu üzerine etkisi. Med Plant Res 2011; 5: 2029-2034.

                20. Katsuda Y. Düzeltme: Üzüm çekirdeği ekstraktının antioksidan potansiyeli ile ilişkili olarak insan dişeti fibroblastları üzerindeki sitoprotektif etkileri. PLoS Bir 2015; 10: e0138394.

                21. Furiga A, Roques C, Badet C. Orijinal bir üzüm çekirdeği polifenol kombinasyonunun amin florür ile diş biyofilm oluşumu ve oral bakterilerin oksidatif hasarı üzerine önleyici etkileri. J Appl Microbiol 2014; 116: 761-771.

                22. Hemmati AA. Üzüm çekirdeği ekstresinin cerrahi yara iyileşmesinde% 2 oranında krema topikal etkisi. Glob J Health Sci 2015; 7: 52-58.

                23. Joshi SS, Su X, D'Souza DH. Üzüm çekirdeği ekstresinin kedi kalicivirüsüne, murin norovirüs ve hepatit A virüsüne karşı model gıda sistemlerinde ve mide koşullarında antiviral etkileri. Food Microbiol 2015; 52: 1-10.

                24. Potansiyel bir yeniden mineralize edici madde olarak Benjamin S. Üzüm çekirdeği ekstresi: karşılaştırmalı bir in vitro çalışma. J Contemp Dent Uygulaması 2012; 13: 425-430.

                25. Nasser RHB, Alireza MN, Gholamreza A, Javad A, Helan YA. Wistar Rat'larda üzüm çekirdeği ekstraktının kronik doksorubisin kaynaklı kardiyak toksisite üzerindeki kardiyo koruyucu etkisi. Adv Pharm Bul 2016; 6: 423-433.

                26. Schwalbe R, Goodwin AC. Antimikrobiyal duyarlılık testi protokolleri (1 ed). CRC Press, Boca Raton, Amerika Birleşik Devletleri 2007.

                27. Mohammadi Q, Somi M, Mosaddegh M, Kamalinejad M. Kavisli hıçkırıkların tedavisinde hindiba (Cichorium intybus L.) kökü kullanımı. Trad Integ Med 2016; 1: 66-68.

                28. Salam R, Haq MR, Khokon JU. Tıbbi bitkilerin ağız sağlığı ve hijyeni için antimikrobiyal aktivitesi. Natural Soc Sci 2015'in Int J; 1: 1-12.

                29. Magaldi S. Antifungal duyarlılık testi için iyi difüzyon. Int J Infect Dis 2004; 8: 39-45.

                30. Pfaller MA. CLSI 48 saatlik broth mikro seyreltme referans yöntemine karşı 24 saatlik flukonazol MİK okumalarının validasyonu: Global Candida antifungal sürveyans programından elde edilen sonuçlar. J Clin Microbiol 2008; 46: 3585-3590 sayılı belgeler.

                31. Shrestha B. Üzüm çekirdeği ekstraktının kraniyofasiyal implantlarda peri-implantitis mikroflorası üzerinde in vitro antimikrobiyal etkileri. Asya Pac J Trop Biomed 2012; 2: 822-825.

                32. Ci XK, Chen LP, Ou XY. Üzüm çekirdeği proantosiyanidin özleri, Porphyromonas gingivalis'in lipopolisakkaritini inhibe eder. Şangay Kou Qiang Yi Xue 2015; 24: 433-436.

                33. Gadang VP. Hindi frankfurter sisteminde nisin, üzüm çekirdeği ekstresi, malik asit ve EDTA içeren peynir altı suyu proteini izolat kaplamanın antibakteriyel etkinliğinin değerlendirilmesi. J Food Sci 2008; 73: 389-394 sayılı belge.

                34. Kao TT. Üzüm çekirdeği ekstresi, dihidrofolat redüktaz aktivitesi ve folat kaynaklı bir karbon metabolizması ile etkileşime girerek Staphylococcus aureus'un büyümesini ve patojenitesini inhibe eder. Int J Food Microbiol 2010; 141: 17-27.

                35. Mayer R. Proantosiyanidinler: antibakteriyel maddeler olarak hedef bileşikleri. J Agric Food Chem 2008; 56: 6959-6966.

                36. Sivarooban T, Hettiarachchy NS, Johnson MG. 4 ve 10 derece C de muhafaza edilen hindi frankfurları üzerinde üzüm çekirdeği ekstresi içeren nisin kullanan Listeria monocytogenes'in engellenmesi J Food Prot 2007; 70: 1017-1020.

                37. Zhao W. Üzüm çekirdeği ekstraktının, mikrobiyal biyofilm kaynaklı çürük modelinde yapay emaye çürüğü ilerlemesi üzerindeki önleyici etkisi. J Dent 2014; 42: 1010-1018.

                38. Ghonmode WN. Neem yaprağı ekstraktlarının, üzüm tohumu ekstraktlarının ve% 3 sodyum hipokloritin E. feacalis-An in vitro çalışmasına karşı antibakteriyel etkinliğinin karşılaştırılması. J Int Ağız Sağlığı 2013; 5: 61-66.

                39. Li D. Üzüm çekirdeği ekstraktlarının insan norovirüs GII'ye etkisi. Şekil 4 ve murin norovirüs 1 viral süspansiyonlarda, paslanmaz çelik disklerde ve marul suyunda. Uygulama Ortamı Microbiol 2012; 78: 7572-7578 sayılı belgeler.

                40. Su X, D'Souza DH. İnsan enterik virüslerinin kontrolü için üzüm çekirdeği ekstresi. Uygulama Ortamı Microbiol 2011; 77: 3982-3987 sayılı belgeler.

                41. Escribano B. Polifenollerin yiyeceklerden ekstraksiyonu. In: polifenol analizinde yöntemler. İngiltere Kraliyet Kimya Derneği, Cambridge, İngiltere 2003.

                42. Ana Bucic K, Srecko T, Lidija J, Marijan S. Solvent ve sıcaklığın üzüm çekirdeğinden fenolik bileşiklerin ekstraksiyonu, antioksidan aktivite ve ekstrakt rengi üzerine etkisi. Int J Food Sci Technol 2008; 44.

                43. Freitas D. Üzüm tohumlarında ve beyaz Vitis vinı derisinde prosiyanidinlerin konsantrasyon ve kompozisyon değişiklikleri

                Varifera çeşitleri. J Sci Food Agriculture 1999; 79: 1601-1606.

                44. Karimi MH. Cichorium intybus ekstraktının dendritik hücrelerin olgunlaşması ve aktivitesi üzerine etkileri. Daru 2014; 22: 28.

                45. Hasanpour ZZ, Bayat M, Roudbar MS. Flukonazol dirençli Candida albicans türlerinin vajina ve bağırsak hücre hatlarındaki Candida glabrata türlerine göre yapışmasının değerlendirilmesi. NCMBJ 2015; 5: 74-80.

                46. ​​Maeta K. Yeşil çay polifenolleri, mayalarda oksidatif-strese duyarlı transkripsiyon faktörlerini aktive etmek için pro-oksidanlar olarak işlev görür. Uygulama Ortamı Microbiol 2007; 73: 572-580.



                47. Okubo S. Trichophyton'a karşı çay özü ve kateşinin antifungal ve fungisit aktiviteleri. Nihon Saikingaku Zasshi 1991; 46: 509-514.



                * Yazışma adresi

                Sahar Khadem Nezhad

                Oral ve Maksillofasiyal Tıp Anabilim Dalı Diş ve Periodontal Araştırma Merkezi

                Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi Tebriz

                İran
                Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

                Yorum yap

                Hazırlanıyor...
                X