Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Hepatit, karaciğer iltihabı, hepatitis, Hepatit B, Hepatit C, Hepatit D

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • #31
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #32
      zalogglu Nickli öğeden Alıntı
      sorun ve çözüm

      sayın gökcek,
      sitenizi inceledim spesifik durumumu aktarıyorum önerilerinizi ve tedavi imkanı var mı? varsa nasıl, süresi nedir?
      işte hikaye;

      ben çocukluğumdan (35) beri sağlıklı hepatit B taşıyıcısıyım karaciğer testlerim genelde normal çıkar zaman zaman bir kaç puan üst sınırda olur anti hbe değerim pozitiftir. antihbs negatiftir. yine küçüklüğümde 5 yaşında sıtma nedeniyle dalağım büyümüştür 16 cm (dalak büyümesi küçülebilir mi)ancak yaşantımda hiç şikayetim yok. ne yorgunluk, ne halsizlik, ailem zamanında aşılanmıştır. alkol kullanmam iştahım çok iyidir. yalnız size aktarabileceği en önemli nokta (konunuzla ilgili); o da şu; ben az yemek yersem, kuruyemiş yemezsem, yağsız beslenirsem, yani midemi küçültürsem sağ kaburga altındaki hafif şişkinlik hissi kayboluyor, karaciğer testlerim neredeyse minimuma iniyor, kendimi çok hafiflemiş hissediyorum.
      sayın gökcek ne dersiniz önerilerinizi bekliyorum
      ali zal
      Mrb

      Devedikeni FORTE, SİNİRLİ OT FORTE, Gökçek Aloe Vera JEL ve Gökçek İKSİR, Karaciğer çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Bağırsaklarınıza mantar yerleşmiş, mantarlar tedavi edilmeden tedavi olmazsınız, çünkü mantarların üretmiş olduğu toksik maddeleri karaciğer arıtamazsa diğer organlara depolar.Hangi organa veya dokuya toksik madde depolanırsa orda problem çıkar.Günümüzde bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Antibiyotikler ve yanlış beslenme (tatlı, peynir türleri, siyah çay, kola vs) mantarları çoğaltır ve daha da kötüleşirsiniz.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme nedeniyle bozulan asit-baz dengesini kurmak gerekir, çünkü mikroplar asidik ortamda daha hızlı çoğalırlar.Her Lokma en az 30 defa çiğnenmeli, doğru ÇİĞNEME den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondrinleri soba veya mini atom sentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (cüruf) yoğunlaşmasına sebep olur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.

      Prof. Dr. Yurtaydın'ın Dünyadaki en önemli “Delta Hepatit” çalışmasına Bilimsel Ödül

      Prof. Dr. Yurtaydın'ın Dünyadaki en önemli “Delta Hepatit” çalışmasına
      13. Bayındır Hastaneleri Tıp Ödülülleri'nde Bilim Ödülü
      Bayındır Sağlık Grubu tarafından, tıp alanındaki seçkin araştırma, çalışma ve hizmetleri kamuoyuna duyurmak ve bilimsel çalışmaları teşvik etmek etmek amacıyla düzenlenen “13. Bayındır Hastaneleri Tıp Ödülleri” sahiplerine takdim edildi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cihan Yurtaydın'a “viral hepatit, hepatik ensefolopati ve karaciğer hastalıklarının ekstrahepatik manifestasyonları” konusunda yaptığı çalışmalar nedeniyle Bilim Ödülü verildi.
      Prof. Dr. Cihan Yurtaydın, aldığı ödülü, ödüle layık görülen bilimsel çalışmasını, özellikle de kamuoyunda pek bilinmeyen Delta Hepatit hastalığı (Hepatit D)hakkında bilinmesi gerekenleri Anadolu Ajansına (AA)ve Fakültemiz web sitesi www.medicine.ankara.edu.tr adresine açıkladı.
      Bilim Ödüllerinin belli alandaki çalışmaların toplamına verilen ödüller olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yurtaydın, ödül almasına neden olan çalışmaların 2 gruba ayrıldığını belirtti: “ 1 - Karaciğer hastalıklarının ekstra hepatik belirtileri ilgili çalışmalar (karaciğer koması, santral sinir sistemi ile ilgili hastalıklar gibi). Yaptığım bu çalışmalar, uluslararası bilim camiasına katkısı olan önemli dergilere konu olan çalışmalardır. 2 – Diğer çalışma grubu ise son 10 yıldır uğraştığım viral hepatit alan ve kamuoyunda pek te bilinmeyen Delta Hepatit (Hepatit D)hastalığıdır. Bu grupta yaptığım çalışmalar, karaciğer alanında çok popüler bir alanı oluşturuyor.”
      Delta Hepatit konusunda dünyadaki en önemli çalışma

      Delta Hepatit konusunda Dünyadaki en önemli çalışmayı yaptıklarını söyleyen Prof. Dr. Yurtaydın şu bilgileri aktardı: “Çalışmamız saygın tıp dergileri arasında yer alan “New England Journal Medicine” dergisinde yer aldı. Yurt dışında çalıştığımız doktor, merkez ve üniversitelerle çok önemli bir ekip başarısına imza attık.”
      Delta Hepatit Doğu ve Güneydoğu'da daha yaygın

      Türkiye'ye özgü Kronik Hepatit D diğer adıyla Kronik Delta Hepatit'in, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görülen bir hepatik hastalık çeşidi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yurtaydın şu bilgileri aktardı: “Bu hastalık türü ile ilgili ilk yayınlar 1970'te hazırlanıyor. 1990'lı yıllarda ise Delta Hepatit'in Ülkemizde kaybolmaya başladığı dillendirildi. Ben ise Delta Hepatit'in önemli bir sağlık sorunu olduğunu bildiğim için Almanya ve ABD'deki Hannover ve Stanford Üniversiteleri ile ortak çalışma içine girdim.
      “Delta Hepatit'in kaybolmakta olmayan bir hastalık olduğunu tespit ettik”

      Yaptığım bu çalışmaların, özellikle de Hannover Üniversitesi ile yaptığım çalışmanın meyvelerini gördüm. Buna göre: Delta Hepatit'in kaybolmakta olan bir hastalık olmadığını, kaybolur gibi olup yeniden ortaya çıkmaya başladığını gördük. Bu hastalığın Doğu Avrupa'da Romanya, Arnavutluk gibi ülkelerden İtalya'ya yayıldığını tespit ettik. İngiltere'de ise Pakistan gibi ülkelerden gelen yoğun göçle Delta Hepatit sayısının arttığını gördük. İlginç bir durum da Almanya'da Delta Hepatit hakkında kimsenin haberinin olmamasıydı.
      Sağlık alt yapısının yetersizliği Delta Hepatit'e neden oluyor

      Ülkemizde az önce de bahsettiğim gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olarak Delta Hepatit vakalarına rastlanıyor. Bu bölgelerimize yakın olan komşu ülkeler Suriye, Irak ve İran'da, yine eski Sovyet Ülkeleri Kazakistan, Tacikistan'ta, Moğolistan'da Delta Hepatit vakalarına önemli oranda rastlanıyor. Güney Amerika'da Amazon bölgesi ülkelerinde de Hepatit D'ye rastlanıyor. Genel anlamda bu bölgelerde ve ülkelerde Delta Hepatit'in fazla görülmesinin nedenleri, sağlık altyapısının yetersiz oluşu, tedaviye ayrılan paranın yetersiz olması, sosyo ekonomik seviyenin düşük olması, bu bölgelerimizde Hepatit B vakalarının çok olması, yanlış yapılan enjeksiyonlar (iğneler, eski tür kaynatılan enjektörler), geniş 8 – 10 kişilik ailelerde aile içi bulaşma riskinin fazlalığı.”
      Delta Hepatit'in vücuttaki varlığı Hepatit B'nin varlığını bağlı

      Delta Hepatit'in, vücutta ancak Hepatit B hastalığı varsa hastalık oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Yurtaydın, “Ya da bu iki virüs (Delta Hepatit – Hepatit B) birden vücuda giriyor. Yani Delta Hepatit virüsünü olumsuz ve yıkıcı kılan vücuttaki Hepatit B varlığıdır” dedi.

      Delta Hepatit'e karşı koruyucu aşı yok

      Prof. Dr. Yurtaydın şöyle devam etti: “Hepatit B hastalığını yenmemiş kişilerde Delta Hepatit gelişiyor ve vücutta yıkıma neden oluyor. Hepatit D'ye karşı koruyucu aşı yok. Delta Hepatit süratle yayılıyor, viral virüsler içinde en hızlı yayılan virüstür. Şu ana kadar Delta Hepatit tedavisinde kullanılan tek ilaç İnterferon ilacıdır.Bu ilacın yeni nesil hali Perinteferon'dur.”
      Kan ve kan ürünleriyle, cinsel temas ve yakın temasla bulaşabilir

      Delta Hepatit'in, tek başına hastalık yapan bir virüs olmadığını dile getiren Prof. Dr. Yurtaydın şunları kaydetti: “vücudun bağışıklık sistemine entegre olarak, bağışıklık sisteminde immün hastalıklarla etkileşime girerek hastalık yapan bir virüstür. Bazı insanlarda Üçlü Hastalık halinde de (Hepatit B, C, D) görülebiliyor. Delta Hepatit, insana Hepatit B gibi bulaşan bir hastalıktır. Kan ve kan ürünleriyle, cinsel temas ve yakın temasla bulaşabilir.”
      Delta Hepatit hızlı yayılan bir virüstür; Siroz evresine 3 - 4 yılda geçilebiliyor!

      Prof. Dr. Yurtaydın, bütün viral hepatit hastalıkların sinsi ilerleyen hastalıklar olduğunu söylerken, Delta Hepatit'te Siroz evresine kadar geçen sürenin diğer hepatit hastalıklarına göre çok daha hızlı olduğunu belirtti (diğer hepatitlerde 30 - 40 yılda, Delta Hepatit'te ise 3 - 4 yılda.)
      Hepatit B'lilerin %20'sinin, Hepatit C'lilerin % 45'inin nedeni Delta Hepatit'tir.

      Delta Hepatit, Hepatit B'ye eklendiği zaman hastalığın ilerlemesine yol açıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde, Kronik Hepatit B'lilerde hastalığın % 20'sinin nedeni Delta Hepatit'tir. Hepatit C'lilerde de hastalığın %45'inin nedeni yine bu hepatit türüdür. Türkiye'de Hepatit B tanısı alan hastalara büyük ölçüde Delta Hepatit tanısı da konulmaktadır.


      Yorum yap


      • #33
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #34
          a.meryem Nickli öğeden Alıntı
          merhaba.1,5 yaşında herediter sferostoz tanısı konulan bebeğim var.doğduğunda kan değeri 13 tü.o gece sarılık oldu ve kanı 5,4 e düştü.sonra 1 gün saonra ışın tedavisiyle sarılık oranını düşürdüler.20 gün sonra gelin dedi doktor.gittik kan değeri yine 5,4 çıktı. doktor anne sütüyle zamanla sarılığın geçebileceğini söyledi.biz de anne ve baba olarak bebeklerde kan değerinin ne kadar olması gerektiğini bilmediğimiz için çocuğumuz öyle 10 ay yaşadı.10 ay boyunca da 2 kez hastalandı.ilk sefer doktor antibiyotik verdi.çocuk iyileşti.ikinci sefer de hastalık uzadı ve ishal oldu.o sebepten kan tahlili istediler ve kanımız 4,7 çıktı.acil hastaneye yatırıldık.tahliller yapıldı.sonra tanıkoyuldu.ayda bir kan alıyordu.folik asit kullanmaya başladk.kanı 1,5 ayda bir 7 ye düşüyor ve kan alıyor.ne yapmalıyım hangi bitkiler çocuğuma iii gelir.teşekkürler...
          Enginar Forte, Söğüt Forte, Spirulina Forte, Karbonat Forte, Gökçek Aloe Vera Jel ve Gökçek İksir, Kemik çayı ve Enfeksiyon Çayı kullanmanız gerekir.Barsak Mantar ve Bakterileri toksik maddeler üretir ve Karaciğer bu toksik maddeleri arıtmaz ise diğer organlara depolanır ve organlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmeye başlar. Günümüzde Bakterilerin teşhisi kan, idrar ve gaita tahlilleri hemen yapılabilir, fakat mantarların teşhisi hemen hemen imkansız ve ancak belirtileri ve dilden anlaşılabilir.Kimyasal ilaçlar ve yanlış beslenme mantarları çoğaltır ve vücudun asit-baz dengesini bozulur ve oluşan asitik ortamda mikroplar hızlı çoğalırlar.Aksi halde çok yoğun cüruf oluşur.Cüruflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #36

            Yorum yap


            • #37

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X