Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Meyve Zehirdir, Meyve şekeri zararsız efsanesi

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Meyve Zehirdir, Meyve şekeri zararsız efsanesi

    DİKKAT!!! FAZLA VE ZAMANSIZ YENİLEN MEYVE ZEHİRLEYEBİLİR
    Meyve Diyabet, Yüksek Tansiyon, Kronik Yorgunluk, Halsizlik, Dermansızlık, Obezite, Karaciğer Yağlanması, İktidarsızlık, Cinsel İsteksizlik, Kısırlık v hatta dokularda özelikle de bağı dokusunda yağlanmaya sebep olur böylece kişinin hareketlerini sınırlar değil koşmak yürümekte bile zorlanabilir ve Beynin Fonksiyonlarını bozar ve Bağırsaklardaki zararlı mikropları özelikle de CANDİDAYI BESLER. Bu nedenle Meyve en fazla günde bir adet ve Akşam yemeğinden en az 4 Saat önce tüketilmelidir. Fruktoz Alkol gibi Karaciğeri, Beyni bozar ve kanda ürik asit seviyesinde artış, böbrek taşı, gut ve kanser gibi hastalıkların tetiklediği bilimsel araştırma yayınlanmıştır. ​​Sağlıklı beslenmek için meyveleri rahat rahat tüketirken vücudumuza bolca meyve şekeri yani fruktoz alıyoruz. Her yönüyle faydalı diye düşündüğümüz meyvelerdeki fruktozun fazlası bakın vücudumuzda nelere yol açıyor!

    FRUKTOZ NEDİR?
    Fruktoz, vücudun enerji ihtiyacını karşılamak için kullandığı basit bir şeker. Meyve, sebze ve balda doğal olarak bulunuyor ve basit şekerler içinde en tatlı olanı. Glikoz vücudun tüm hücrelerinde kullanılırken, fruktoz sadece karaciğer için gerekli ve bunun miktarı da günlük 15 gram.

    FAZLASI DOĞRUDAN YAĞA DÖNÜŞÜYOR
    Meyve ve sebzelerin yanı sıra yemeklerde tüketilen beyaz şeker, yani sakkaroz, enzimler tarafından parçalanarak glikoz ve fruktoza ayrışır. Glikoz hemen kana karışıp kan şekerini yükseltir, yükselen kan şekerini dengelemek için pankreas insülin salgılar, insülin glikozun bir miktarını alıp vücudun enerji ihtiyacı olan hücrelerine, bir kısmını da sonradan enerji ihtiyacı olduğunda kullanılmak üzere depolanması için karaciğere aktarır.

    Fruktoz ise rafine şeker kaynaklı da olsa, mısır şurubu kaynaklı veya meyve kaynaklı da olsa incebağırsaktan emilerek karaciğere taşınır. Meyve suyunda lif sayısı az olduğu için hızlı emilip kana geçer ve tokluk hissini meyveden daha erken yaratır ve çabuk da acıktırır. Ayrıca bir defada yenilebilecekten daha fazla sayıda meyveyle elde edildiği için kalori değeri ve fruktoz oranı meyveye göre yüksektir. Meyve suyu içmek yerine doğrudan meyve yemeyi tercih etmek daha doğrudur. 1 porsiyon meyvede ortalama 10-15 gram şeker bulunur ve bunun %50-60’ı fruktozdan gelir. 1 adet elmadaki şeker miktarı 10 gram ve bunun 6 gramı fruktoz. Yani günde 2-3 adetten çok meyve yememelisiniz. Bundan fazlasının karaciğer tarafından doğrudan yağa dönüştürüleceğini unutmayın.

    Fruktozun insülin salgılatıcı özelliği olmadığından vücutta kullanımı için insüline ihtiyaç duyulmaz. İnsüline ihtiyaç olmadığı için pankreas insülin hormonu üretmez. Bu pankreasın fazla yorulmayacağını düşündüren iyi bir durum gibi görünse de insülin üretilmedikçe tokluk hormonu olarak bilinen leptin üretiminin gecikeceği ve dolayısıyla fruktozun doyma hissini geciktireceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. Birçok kişinin meyvenin kendilerini doyurmadığı, aksine acıktırdığı söyleminin altında bu gerçek yatmaktadır.

    2012 yılında Kaliforniya Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada, iki grup fare üzerinde fruktoz bazlı bir deney gerçekleştirildi. Her iki grup da 6 hafta boyunca içme suyu olarak fruktoz solüsyonu tüketti. Bazı farelere ayrıca omega-3 yağı, DHA ile birlikte keten tohumu yağı verildi. Araştırmacılar yüksek takviyeli fruktozun beyin fonksiyonu üzerindeki etkisini ve DHA’nın olumsuz herhangi bir etkiye karşı çıkıp çıkamadığını ölçmek istemişti.

    BEYİN FAALİYETLERİ YAVAŞLADI
    Sadece fruktoz verilen farelerin metabolizmasında yavaşlama ve beyinlerindeki sinaptik aktivitelerde (beyin hücreleri arasındaki aktivasyon seviyesi) düşüş gözlendi. Beyin hücreleri sinyal göndermekte sıkıntı yaşadı ve bu da farelerin sağlıklı düşünme becerisini bozdu. 6 hafta önce labirentte kolayca gittikleri yolu hatırlamakta bu kez zorluk çektikleri gözlemlendi. Sadece Fruktoz verilen fareler, "insülin direnci", bir başka deyişle ‘Tip 2 diyabet’ özelliği geliştirme emareleri sergiledi. Kaliforniya Üniversitesi'ndeki bilim adamları, yaptıkları deneyin sonucunda yüksek dozdaki fruktozun, hücrelerin enerjiyi nasıl kullanıp depolayacağını ayarlayan insülin becerisini bloke edebildiğini düşünüyorlar.

    FRUKTOZ TÜKETİMİNİ SINIRLAMAK İÇİN 6 NEDEN

    1. TOKSİNE DÖNÜŞÜYOR:
    Fruktoz sadece karaciğerde metabolize edilebilir ve vücut hücreleri tarafından enerji için kullanılamaz. Bu nedenle fruktozun fazlası vücut için toksin niteliğindedir, çünkü karaciğer fazla miktarda alınan fruktozdan kurtulmak için onu yağ hücrelerine dönüştürerek yağ dokusuna gönderir.

    2. ALKOLLE ETKİSİ AYNI:
    Vücuda alınan aşırı fruktoz, karaciğerde insülin direnci oluşturmanın yanı sıra yağlı karaciğer hastalığı gibi karaciğer için zararlı olabilecek durumlara neden olur. Gerçekte fruktoz, karaciğer için önemli bir zehir etkisi olduğu bilinen alkolle tamamen aynı etkilere sahip.

    3. HASTALIKLARA SEBEP:
    Fruktoz ürik asit üretimini artırır ve bu durum gut hastalığı, böbrek taşı hastalıkları ve hipertansiyonun kötüleşmesi gibi durumlara sebep olur. Alınan fazla fruktoz miktarı; karaciğere zarar vermesinin yanısıra dislipidemi diye adlandırılan kandaki lipit partiküllerinin artması ile sonuçlanan kronik bir hastalığa sebep olur. Bu hastalık kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür. Tek başına aşırı fruktoz, metabolik sendrom (diyabet, obezite, kalp hastalığı) ile ilgili tüm sorunlara neden olabilir.

    4. ZARARLI BAKTERİLERİ ÇOĞALTIYOR:
    Vücut hücrelerinin çoğu fruktozu enerji kaynağı olarak kullanamazken, bağırsak florasındaki bakteriler früktozdan enerji üretebiliyor. Bu durum ise, fazla fruktoz yüzünden bakterilerin aşırı çoğalmasına ve patojen bakterilerin büyümesine zemin hazırlıyor.

    5. İŞTAH KESİLMİYOR:
    Yüksek fruktoz tüketimi hızla leptin direncine neden olur. Leptin normal kiloyu korumak için iştah ve metabolizmayı kontrol eden bir hormondur. Buna bağlı olarak, yüksek miktarda fruktoz alımı; leptin direncini arttırarak iştahın açılmasına sebebiyet verir.

    6. BEYNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR:
    Aşırı fruktoz ayrıca beyin işleyişini de önemli ölçüde etkiler. Yapılan deneyler sonucunda fruktozun özellikle beynin iştahla ilgili merkezini direkt etkilediği ve farelerde hafızayı bozduğu gösterilmiştir.


  • #2
    Fruktoz

    Vikipedi, özgür ansiklopedi
    D-L-Fructose V1.png
    IUPAC adı[gizle][gizle]
    1,3,4,5,6-Pentahydroxy-2-hexanone
    D-Fruktoz (sol), L-Fruktoz (sağ)
    CAS numarası 57-48-7
    PubChem 5984
    EC-numarası 200-333-3
    RTECS numarası LZ6600000
    SMILES [göster][göster]
    InChI [göster][göster]
    ChemSpider 388775
    Molekül formülü C6H12O6
    Molekül kütlesi 180,16 g/mol
    Görünüm Beyaz, katı
    Yoğunluk 1,59 g·cm−3
    Erime noktası 103 … 105 °C
    Çözünürlük (su içinde) Suda iyi çözülür (790 g·l−1 20 °C Sıcaklıkta)
    AB İndeksi Belirtilmemiş
    Belirtilmiş yerler dışında verilmiş olan veriler, Standart sıcaklık ve basınçtadır. (25 °C, 100 kPa)
    Bilgi kutusu kaynakları
    Fruktoz (en sık izomeri levüloz[1][2]), birçok besin maddesinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz katı bir görünüme sahip olan fruktoz, suda çok kolay çözünür. Bal, ağaç meyveleri, kavun ve karpuzun da dahil olduğu familyadaki meyveler, dutsu meyveler (berry) ve bazı kök sebzeleri, kayda değer miktarlarda fruktoz içeren sükroz (çay şekeri) içerir. Sükroz, glukoz ve fruktozun bir araya gelmesiyle meydana gelen bir disakkarittir. Dünya çapında her yıl doğal olarak 240.000 ton fruktozun ototrof canlılar aracılığıyla üretildiği tahmin edilmektedir.[3]

    Kristalin fruktoz ve yüksek fruktozlu mısır şurubunun çoğu zaman aynı ürün oldukları yanılgısına düşülür. Kristalin fruktoz, genellikle fruktozca zengin bir tür mısır şurubundan üretilen ve sadece fruktoz içeren bir ürün, yani monosakkarit iken; yüksek fruktozlu mısır şurubu, glukoz ve fruktoz karıştırılarak elde edilir.

    Fruktoz sık sık sağlık sorunlarına yol açabildiği iddia edilen bir şekerdir. Öyle ki fruktozun alkol ürünlerinin gösterdiği hasarın bir benzerini insan vücudunda gösterdiği belirtilmektedir. Bunun yanında insan karaciğeri de devamlı olarak fruktozu yağa çevirdiğinden dolayı metabolik sendrom riskini arttırmaktadır.
    İçindekiler

    Kimyasal özellikler[değiştir | kaynağı değiştir]

    D-Fructose Keilstrich.svg Alpha-D-Fructofuranose.svg
    α-D-Fruktofuranoze
    Beta-D-Fructofuranose.svg
    β-D-Fruktofuranoze
    Alpha-D-Fructopyranose.svg
    α-D-Fruktopyranoze
    Beta-D-Fructopyranose.svg
    β-D-Fruktopyranoze
    Fruktoz bir altı karbonlu polihidroksiketondur. Glukozun izomeri olan molekülün kimyasal formülü C6H12O6 şeklindedir. Kristalize fruktoz, yarı asetal ve iç hidrojen bağlarından dolayı, halkalı altı üyeli bir yapıya sahiptir. Bu form D-fruktopiranoz olarak adlandırılır. Çözelti halinde fruktoz denge halinde olup, karışımın %70'i fruktopiranoz ve %22'si fruktofuranoz halindedir. Aynı şekilde çözeltilerde halkalı olmayan yapı ile beraber diğer üç form da düşük miktarlarda bulunur.[4]Tepkimeler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fruktoz, çeşitli mayalar ve bakteriler aracılığıyla aneorebik fermantasyona uğrayabilir.[5] Maya enzimleri, şekerleri (glukoz veya fruktoz) etil alkole ve karbon dioksite çevirerek enerji üretir. Bu salınan karbon dioksit, fermantasyon çemberi havaya açık bırakılmadıkça suyla çözünerek karbonik asitle dengede kalır. Çözünmüş karbon dioksit ve karbonik asit, şişelerde mayalanmış içkilerde karbonatlama etkisi gösterir.[6]

    Fruktoz, amino asitlerle bir araya geldiğinde Maillard tepkimesi ile karşılaşır. Bu tepkime aslında enzimatik bir kimyasal tepkime olmayıp bir esmerleşmeden ibarettir. Bu tepkimenin gerçekleşmesinin nedeni, fruktozun glukoza göre açık zincir durumunda daha uzun bir hal almasıdır. Maillard tepkimesinin fruktozla gerçekleşen ilk aşamaları, glukoz ile olan ilk aşamalardan daha hızlı gerçekleşir. Bu bağlamda fruktozun besin lezzetine ve aynı şekilde kek yaparken aşırı esmerleşme, hacim ve yumuşaklığı azaltma gibi diğer nutrisyonel etkilere, ve mutajenik bileşiklerin formasyonuna potansiyel olarak katkıda bulunabileceği söylenebilir.[7]

    Fruktoz kolaylıkla molekül yapısından su çıkararak (dehidrasyon) hidroksimetilfurfural ("HMF") oluşturmaya meyillidir. HMF, karbon nötral sistemiyle petrol ve dizel gibi yakıtların yerini alacak düşük maliyetli potansiyel yeşil sıvı yakıtların habercisidir. Glukoz da önce fruktoza dönüştürülerek bu dehidrasyonu yapmakta kullanılabilir.[8]Fiziksel ve işlevsel özellikler[değiştir | kaynağı değiştir]


    ABD'de rafine şekerin kişi başına kullanımının değişimini gösteren grafik

    Fruktozun ticari amaçlı olarak yiyecek ve içeceklerde kullanılmasının en önemli sebebi, ucuz olmasının yanında rölatif tatlılık oranının yüksek olmasıdır. Öyle ki, tüm doğal karbonhidratlar içinde en tatlısı fruktozdur. Karşılaştırma yapılacak olursa, fruktoz, sükrozdan (çay şekeri) 1,73 katı kadar tatlıdır.[9][10] Ancak bu durum fruktozun beş halkalı formu için geçerlidir. Altı halkalı formun sükrozdan fazla farkı yoktur. Bu altı halkalı formun elde edilebilmesi için beş halkalı formun ısıtılması yeterlidir.[11] Fruktozun bir özelliği de, tadının dil tarafından sükroz veya dekstroza göre daha erken fark edilebilmesidir. Ancak fruktozun, sükrozdan daha yüksek olan tat zirvesi sükrozdan daha erken söner. Fruktoz ayrıca sistemdeki diğer tatların etkisini arttırabilir.[9]

    Şekerlerin ve tatlandırıcıların tatlılık oranları karşılaştırması

    Fruktoz, farklı tatlandırıcılarla beraber kullanıldığında, sinerjistik tatlılık etkileri sergiler. Fruktoz ile sükroz, aspartam (düşük kalorili tatlandırıcı) veya sakkarin gibi tatlandırıcıların farklı kombinasyonlarda eşit kütledeki karışımı, bu şekerlerin aynı kütlede teker teker gösterdiği etkiden çok daha fazladır.[12].

    Fruktoz, diğer bütün doğal şekerlerden ve şeker alkollerinden daha yüksek bir çözünürlüğe sahiptir. Bu nedenle fruktozun sudaki bir çözeltisinden kristallize formunu elde etmek çok zordur.[9] Yine fruktoz içerikli şeker karışımları, -şekerlemeler gibi- fruktozun yüksek çözünürlük özelliğinden dolayı diğer karışımlara göre çok daha yumuşaktır.[13].

    Fruktoz, nemi emmede diğer şekerlerden daha hızlıyken; bu nemi doğaya bırakmada diğer şekerlere göre daha yavaştır.[12] Bu şeker türü, ortamdaki nem oranı ne kadar düşük olursa olsun, her halükarda yüksek bir nem tutuculuk özelliği sergilemektedir. Bu nedenle fruktoz, içinde kullanıldığı besin maddelerine kalite, yumuşaklık ve doğal yoldan biraz daha uzun raf ömrü sağlamaktadır.[9]

    Diğer birçok disakkarit ve oligosakkaritlere göre donma noktasına daha çok etki eden fruktoz, içinde bulunduğu meyvelerin hücre duvarlarının bütünlüğünü koruyarak onları donmaya karşı daha dayanıklı hale getirmektedir. Ancak bu durum yumuşak veya donmuş olarak servis edilen tatlılarda istenmeyen bir etki uyandırabilir.[9]

    Bunların dışında fruktoz, nişastanın viskozitesini yükselterek sükrozdan daha yüksek viskozite değerine ulaştırır. Bunun nedeni, fruktozun nişastayı jelatin kıvamına getirmesi için gereken sıcaklığı daha fazla düşürmesidir.[14]Besin kaynakları[değiştir | kaynağı değiştir]


    Yapısında fruktoz barındaıran meyve çeşitleri

    Fruktozun eser miktarda bulunduğu başlıca besinler meyveler, sebzeler ve baldır.[15] Bu besinlerde başlı başına monosakkarit halde de bulunabilen fruktoz, glukoz ile birleşerek oluşturuğu sükroz adlı disakkaritin içinde de bulunabilir. Fruktoz, glukoz ve sükroz besinlerde karşılaşılması çok olası olan moleküller olup, her besinde farklı oranlarda bulunurlar.

    Genel olarak, fruktozu saf olarak içeren besinlerde fruktozun, glukoza oranı yaklaşık 1'dir. Bu bağlamda fruktoz ile glukoz eşit miktarlarda bir besinde yer alır. Ancak yine de bu oranın daha yüksek olduğu elma, armut gibi meyvelerin yanında kayısı gibi bu oranın daha düşük olduğu meyveler de bulunmaktadır.

    Elma ve armut gibi meyvelerin suları, içerdiği yüksek fruktoz oranı nedeniyle çocuklarda ishal riskini arttırdığından çocuk doktorlarının ilgi alanındadır. Bunun nedeni, çocukların ince bağırsağında yer alan hücrelerin (enterositler) fruktozun emilimine diğer şekerlerin emilimine oranla göre daha az yatkın olmasıdır.[16] Emilmeyen fruktoz, ince bağırsakta yüksek ozmolariteye neden olarak bağırsak hücrelerindeki suyun bağırsağa dolmasına ve sonuç olarak ishale neden olur.

    Besinlere bakıldığında şeker kamışı ve şeker pancarı, içerdiği yüksek sükroz oranı sayesinde ticari saf sükroz üretiminde sıklıkla kullanılır. Kamış veya pancarın suyu çıkarıldıktan sonra pisliklerinden arındırılır. Ardından fazla su atılarak derişim arttırılır. Son ürün olarak ise %99,9 oranında saf sükroz açığa çıkar. Bu son üründen de küp şeker, toz şeker veya esmer şeker üretilir.[17]. Çeşitli besinlerdeki şeker oranı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Aşağıda çeşitli besinlerin 100 gramında kaç gram şeker içerdikleri verilmiştir:[18]
    Toplam
    Karbonhidrat
    Saf
    Glukoz
    Sükroz Fruktoz/

    Glukoz
    Oranı
    Sükroz -

    Yüzde olarak
    Toplam şeker
    Meyveler
    Elma 13,8 10,4 5,9 2,4 2,1 2,0 19,9
    Kayısı 11,1 9,2 0,9 2,4 5,9 0,7 63,5
    Muz 22,8 12,2 4,9 5,0 2,4 1,0 20,0
    Üzüm 18,1 15,5 8,1 7,2 0,2 1,1 1,0
    Şeftali 9,5 8,4 1,5 2,0 4,8 0,9 56,7
    Ananas 13,1 9,9 2,1 1,7 6,0 1,1 60,8
    Armut 15,5 9,8 6,2 2,8 0,8 2,1 8,0
    Sebzeler
    Kırmızı pancar 9,6 6,8 0,1 0,1 6,5 1,0 96,2
    Havuç 9,6 4,7 0,6 0,6 3,6 1,0 70,0
    Tatlı mısır 19,0 3,2 0,5 0,5 2,1 1,0 64,0
    Tatlı kırmızı biber 6,0 4,2 2,3 1,9 0,0 1,2 0,0
    Tatlı soğan 7,6 5,0 2,0 2,3 0,7 0,9 14,3
    Sweet Potato 20,1 4,2 0,7 1,0 2,5 0,9 60,3
    Hint der elması 27,9 0,5 tr tr tr na tr
    Şeker kamışı 13 - 18 0,2 - 1,0 0,2 - 1,0 11 - 16 1,0 100
    Şeker pancarı 17 - 18 0,1 - 0,5 0,1 - 0,5 16 - 17 1,0 100
    Fruktoz doğal olarak bulunmasının yanı sıra, yapay olarak üretilmiş tatlandırıcılarda ve yüksek fruktozlu mısır şurubunda (HFCS) kullanılır. Hidrolize uğramış mısır nişastası da HFCS üretiminde kullanılır. Enzimatik işlemlerle, glukoz molekülleri fruktoza dönüştürülebilir.[17] HFCS'in üç türü olup, her birinde farklı oranlarda fruktoz kullanılır. Bunlar, yanlarındaki sayılar fruktozun yüzdesel oranını belirtmek üzere HFCS-42, HFCS-55 ve HFCS-90 şeklindedir. HFCS-90, en yüksek fruktoz derişimine sahip olduğundan ötürü, diğer HFCS ürünlerinin üretiminde kullanılır. HFCS-55, hafif içeceklerde tatlandırıcı olarak kullanılırken, HFCS-42 de işlenmiş besinlerde ve hamur işlerinde kullanılır. Tatlandırıcılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Toz şeker (50) (50) 100 0
    Esmer şeker 1 1 97 1
    HFCS-42 42 53 0 5
    HFCS-55 55 41 0 4
    HFCS-90 90 5 0 5
    Bal 50 44 1 5
    Akçaağaç şurubu 1 4 95 0
    Pekmez 23 21 53 3
    Mısır şurubu 0 35 0 0
    Şağdaki Tabelada bazı ticari tatlandırıcıların yüzdesel karbonhidrat oranları yer almaktadır:[17] Yüzyıllar boyunca pancar ve kamış şekerleri, başlıca tatlandırıcı olarak kullanılmış olsa da, HFCS'in geliştirilmesiyle beraber tatlandırıcı tüketiminde değişmeler yaşandı. Ancak yaygın olan kanıya zıt olarak HFCS tüketiminin artması, toplam fruktoz tüketimini fazlaca etkilemedi. Toz şeker, %99,9 saf sükrozdur. Bu da içinde eşit olarak glukoz ve fruktozun bulunduğu anlamına gelir. Yine en sık kullanılan HFCS ürünleri olan 42 ve 55, yine eşite yakın oranlarda bu iki şekeri içerirler.[19]İnsanlarda fruktoz sindirimi ve emilimi[değiştir | kaynağı değiştir]


    Sükraz enzimi yardımıyla sükrozun fruktoz ve glukoza parçalanımı

    Fruktoz besinlerde ya monosakkarit olarak (saf fruktoz) veya disakkarit (sükroz) olarak bulunur. Saf fruktoz sindirime uğramaz. Ancak sükroz olarak alındığında üst ince bağırsakta sindirim gerçekleşir. Sükroz ince bağırsağa geldiğinde, sükraz enzimi bu disakkariti katalizleyerek fruktoz ve glukoz olmak üzere temel birimlerine ayrıştırır. Fruktoz, ince bağırsağı görünürde hiçbir değişime uğramadan geçer. Daha sonra kapısal damara gelir ve buradan karaciğere doğru yönlendirilir.

    İnce bağırsaktaki fruktoz emilim düzeneğinin nasıl olduğu tam olarak anlaşılamamış durumdadır. Bazı deliller aktif taşımayı işaret eder. Çünkü fruktoz alımının derişim eğimine karşı gerçekleştiği görülmektedir.[20] Ancak birçok bilim çevresi, mukozal dokuda gerçekleşen fruktoz emiliminin GLUT5 taşıma proteinlerinin yardımıyla kolaylaştırılmış difüzyon ile gerçekleştiğini iddia etmektedir. Fruktoz derişiminin lümende daha yüksek olmasından dolayı, fruktoz molekülleri taşıma proteinlerinin de aracılığıyla düşük derişime sahip olan enterositlere akma özelliği gösterir. Fruktoz enterositlerden dışarıya GLUT2 veya GLUT5 proteinleri aracılığıyla bazolateral çeperlerden geçer. GLUT2 proteini bu işlem için daha sıklıkla kullanılır. Emilim kapasitesi ve oranı[değiştir | kaynağı değiştir]


    Bağırsakta şekerin geçişini sağlayan proteinler

    Fruktozun monosakkarit haldeki emilim kapasitesi beslenmeye bağlı olarak 5g ilâ 50g arasında değişir. Çalışmalar, glukoz oranının fruktoz oranına eşit veya eşite yakın olduğu durumlarda emilimin ivmeyle arttığını göstermektedir.[21] Fruktoz, sükrozun bir parçası olarak alındığında emilim oranı en yüksek değerini alır. Çünkü bu durumda her iki monosakkaritin oranı birbirine tam eşittir.[22] Bu düzenek ile ilgili önerilen bir olgu, fruktoz emilimi için gereken glukoza bağımlı kotransportun bulunuşudur. Buna ek olarak fruktoz taşıma etkinliği fruktozun vücuda alınma oranıyla da bağlantılıdır. Lümende fruktoz varlığı, GLUT5 için mRNA transkripsiyonunda artışa neden olur. Bu da taşıma proteinlerinin artmasıyla sonuçlanır. Yüksek fruktozlu diyetlerin üç günlük bir süreçten sonra taşıma proteini miktarını arttırdığı ortaya konulmuş durumdadır.[23]Kötü emilim[değiştir | kaynağı değiştir]

    Hidrojen soluk testi adı verilen bir test aracılığıyla yapılan bazı çalışmalar, fruktoz emilimini ölçmek üzere kullanılmaktadır.[24][25][26][27] Bu araştırmalara bakıldığında fruktozun ince bağırsakta tamamen emilmediği görülmektedir. Fruktoz, ince bağırsakta emilmediğinde kalın bağırsağa gelerek buradaki flora aracılığıyla fermantasyona uğramaktadır. Bu sırada açığa çıkan hidrojen, kapısal damardaki kanda çözünerek akciğerlere taşınmaktadır. Akciğere biriken bu hidrojenlerin ölçümüyle beraber fruktozun emilmeme miktarı hakkında da sonuçlara ulaşılabilmektedir. Bu kalın bağırsaktaki flora, emilmemiş fruktozdan ayrıca karbon dioksit, kısa zincirli yağ asitleri, organik asitler ve çeşitli diğer gazlar açığa çıkartmaktadır.[28] Bu gazlar kalın bağırsakta şişkinlik, ishal, gaz ve sancılara neden olabilmektedir.[29] Egzersiz yapmak da fruktozun emilim süresini azaltarak, emilmemiş fruktoz oranındaki artış nedeniyle bu belirtilerin etkisi arttırmaktadır.[30]Fruktoz metabolizması[değiştir | kaynağı değiştir]


    Fruktozun karaciğerde glikojene dönüşümü

    Fruktozun karaciğerde trigliserite dönüşümü

    Her üç besinsel monosakkarit de karaciğere GLUT 2 taşıyıcısı aracılığıyla taşınır.[31] Fruktoz ve galaktoz karaciğerde, fruktokinaz (Km= 0,5 mM) ve galaktokinaz (Km = 0,8 mM) aracılığıyla fosforilasyona uğrar. Karşılaştırma yapılacak olursa glukoz, karaciğeri geçmeye meyilli olup (karaciğer glukokinaz Km'si = 10 mM) vücudun herhangi bir yerinde metabolize edilebilir. Fruktozun karaciğer tarafından alımı, insülin tarafından düzenlenmez. Fruktoliz[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fruktoliz iki adımda meydana gelir. İlk adımda dihidroksi aseton (DHAP) ve gliseraldehit olmak üzere iki trioz sentezlenir. İkinci adımda bu triozlar glikojen yenilemesi gerçekleştirmek adına glikoneojenez yoluyla veya fruktolitik yolla pirüvata dönüştürülür. Ardından asetil-CoA molekülüne dönüştürülen bu molekül, bu haliyle Krebs döngüsüne girer. Burada sitrata dönüştürüldükten sonra serbest yağ asidi palmitat üretmek üzere ’’de novo’’ sentezi için yönlendirilir.[32]. Fruktozun DHAP ve gliseraldehite dönüşümü[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fruktoz metabolizmasındaki ilk aşama, saklamak amacıyla karaciğere yollanması için fruktozun fruktokinaz aracılığıyla fosforilasyona uğrayıp fruktoz 1-fosfata dönüştürülmesidir. Fruktoz 1-fosfat, bu aşamadan sonra aldolaz B yardımıyla hidrolize uğrayarak DHAP ve gliseraldehite dönüştürülür. DHAP, bazen izomerize edilerek triozfosfat aracılığıyla gliseraldehit 3-fosfata dönüştürülebilmekte, veya gliserol 3-fosfat dehidrojenaz aracılığıyla gliserol 3-fosfata indirgenebilmektedir. Üretilen gliseraldehit ayrıca gliseraldehit kinaz yardımıyla gliseraldehit 3-fosfata dönüşebilmekte, veya gliseraldehit 3-fosfat dehidrojenaz yardımıyla gliserol 3-fosfata dönüştürülebilmektedir. Bu noktadan sonra fruktoz metabolizması, glikoneojenik ve fruktolitik yollardaki ara bileşikler üretilmiş olur. Bu ara bileşikler de glikojen, yağ asidi ve trigliserit sentezlerinde kullanılır. DHAP ve gliseraldehit 3 fosfattan glikojen sentezi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Önceki aşamada son ürün olan gliseraldehit fosforilasyona uğrayarak gliseraldehit 3 fosfata dönüşür. DHAP ve gliseraldehit 3 fosfatın karaciğerde yükselen derişimi glukoneojenik yolu harekete geçirir. Glikojen sentezinde fruktozun glukozdan daha iyi bir substrat olduğu ve glikojen yenilenmesinde trigliserit oluşumu üzerinde önceliğe sahip olduğu bilinmektedir.[33] Karaciğerdeki glikojen yenilendiği zaman, fruktoz metabolizmasındaki ara ürünler doğrudan trigliserit sentezine yönlendirilir. DHAP ve gliseraldehit 3 fosfattan trigliserit sentezi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Besinsel fruktozdaki karbonlar serbest yağ asidi ve plazma trigliseritlerdeki gliserol kısımlarında bulunabilir. Yüksek fruktoz tüketimi aşırı pirüvat üretimine yol açarak Krebs döngüsü ara ürünlerinin yığılmasına yol açar.[32] Birikmiş sitratlar mitokondriden hepatositlerin sitozollerine taşınıp sitrat liyaz enzimi sayesinde asetil CoA üretimine katılırlar. Daha sonra da yağ asidi sentezine yönlendirilirler.[32][34] Buna ek olarak, DHAP molekülü de yukarıda açıklandığı üzere gliserol 3-fosfata dönüştürülerek, trigliseritin gliserol omurgasının oluşumuna yol açar.[34] Trigliseritler birleşerek kas ve yağ hücrelerinde depolama amacıyla karaciğerden salınıp çevre dokulara yönlenen çok düşük yoğunluklu lipoproteinlere (VLDL) dönüşürler. Sağlıkta etkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sindirim sorunları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fruktoz emilimi GLUT-5 ve GLUT2 adlı taşıyıcılar aracılığıyla gerçekleşir.[35] GLUT-5 eksikliği sonucunda kalın bağırsaklara aşırı fruktoz taşınımı gözlenebilir. Bu fruktoz, bağırsak florası için uygun bir besin kaynağı olduğundan dolayı, burada kullanılarak gaz oluşumuna neden olabilir. Bu durun bağırsaktaki suyun tutulumuna neden olur ve dolayısıyla şişkinlik, aşırı gaz ve tüketilen miktara bağlı olarak ishal belirir. Birçok insan için fruktoz kötü emilimi büyük bir sağlık sorunudur. Metabolik sendromlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Aşırı fruktoz tüketiminin insülin direncine, obeziteye,[36]LDL kolesterolünün ve trigliseritlerin artmasına; dolayısıyla da metabolik sendromlara yol açtığına dair birçok hipotez bulunmaktadır.[37] Kısa dönem testlerde, besinsel kontrolün ve fruktoz tüketmeyen kontrol grubunun olmayışı, deneylerin sonuca varmasının önüne geçen unsurlardır. Ancak yine de, fruktoz tüketimiyle obezite arasında bir bağıntı bulunduğuna dair raporlar bulunmaktadır.[38][39]

    Tip 1 diyabet hastalarıyla, fruktoz oranındaki belirgin derecede düşük GI (glisemik indeks) arasında bir bağlantı olduğu konusunda endişeler bulunmaktadır. Fruktoz, glukoz ile beraber alındığında kan şekerinin artışına yol açmaktadır. Temel GI ölçüm tekniği yanıltıcı olabilir. Kan şekeri seviyesi zamanla ölçülüp grafiğe aktarılarak, belli bir süre sonra elde edilen çan eğrisinin alanı ölçüldüğünde GI numarası elde edilmektedir. Kısacası yavaşça yayılan bir besinle, hızla kandaki miktarı artıp azalan bir besin aynı GI oranını vermektedir.[40]

    Her ne kadar tüm basit şekerlerin birbirine benzer kimyasal formülleri olsa da, her birinin farklı kimyasal özellikleri bulunabilir. Bir bilimsel dergiye göre, yalnız fruktoz verilen insanlarla, yalnız glukoz verilen insanlar arasındaki kan şekeri artışı birbirlerine çok yakındır.[41][42][43][43][44] Bunun dışında farelerde yapılan bir araştırmada, fruktozun obezite riskini arttırdığı görülmüştür.[45]

    Bir çalışma sonucunda, fruktozun erkeklerde glukoza oranla aç karnına daha yüksek bir plazma triaçilgliserol değerinin üretilmesine yol açtığı ve plazma triaçilgliserolün kardiyovasküler hastalıklar için bir risk etmeni olması durumunda fruktoz oranının fazla oluşunun istenmeyen durumlara yol açtığı belirtilmektedir.[46] Bantle ve ekibi ise on dört kişilik bir deney grubuna yüksek fruktozlu besinler vererek olanları gözledi. Ancak grupta gözle görülür bir sorun yaşanmadığı gibi, gruptaki bir kişi hemen hemen şeker yoksunluğu belirtileri göstermişti.[47]

    Fruktoz, hemen hemen tüm monosakkaritlerde olduğu gibi bir indirgen şekerdir. Basit şeker moleküllerinden proteinlere kadar kendiliğinen gerçekleşen birtakım kimyasal tepkimeler "enzimatik olmayan glikolizlenme" adını alır. Bu tepkimeler şeker hastalarındaki belirgin hasarın nedenlerinden biri olarak görmektedir. Fruktoz bu bakımdan glukozla eşitlik görünümü içindedir ve şeker hastalığı için yalnız başına daha iyi bir yanıt değildir. Fruktozun glukozla eşdeğer bir tatlılık etkisi yaratması için sadece çok küçük oranlarda kısıntı yapılması gereklidir.[48] Bu durum yaşlılık ve yaşa bağlı kronik hastalıklar için önemli bir katkı sağlayabilir.[49]Sükroz ile karşılaştırmalar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yüksek fruktozlu mısır şurubunu (HFCS) ve sükrozu karşılaştıran çeşitli çalışmalara göre her ikisinin kullanımında oluşan psikolojik etkiler hemen hemen aynıdır. Örneğin Melanson ve ekibinin 2006'da yaptığı HFCS ve sükroz içerikli içecekleri karşılaştıran bir araştırmada her iki şekerin insan vücudundaki kan glukozu, insülin, leptin ve girelin değişimine hemen hemen aynı oranda katkıda bulunduğu sonucuna varıldı.[50] Sükrozun %50 fruktoz ve %50 glukoz içerdiği; HFCS'nin ise %55 fruktoz ve %45 glukoz içerdiği göz önüne alınırsa bu durum şaşırtıcı değildir. Bu iki tatlandırıcı arasındaki en önemli fark HFCS'nin bir miktar sükrozun yanında, fruktoz ve glukozu bağımsız olarak içermesidir.

    Fruktoz, düşük GLUT5 oranına sahip pankreatik ß hücrelerinin insülin üretmesini tetiklemediğinden dolayı, diyabet hastalarına önerilmektedir.[51][52][53] Fruktoz, 19 ± 2 ile düşük bir glisemik indekse sahiptir. Glukozunkinin 100, sükrozunkinin 68 ± 5 olduğu göz önüne aldındığında fruktozun bu durumu rahatlıkla anlaşılabilmektedir.[54] Bunun yanında oda sıcaklığında fruktozun sükrozdan %73 daha tatlı olduğu bilinmektedir. Çalışmalara bakıldığında, yemeklerden önce tüketilen fruktozun, yemeğin glisemik yanıtını azaltabileceği ortaya konulmuş durumdadır.[55] Daha yüksek sıcaklıklarda tatlılığı değişebilen fruktoz bu bağlamda çeşitli yemeklerde sükroz ile eşit tatlılığa sahip değildir. Karaciğer hastalığı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Meira Field'a göre fruktoz şeker hastaları için diğer şekerlerden daha iyi bir besin; ancak glukozun tüm vücut hücreleri tarafından kullanılabildiği, fakat fruktozun kullanılabilmesi için karaciğerde birtakım tepkimeler geçirmesi gerekliliği bu durumu değiştirmektedir. Yüksek fruktoz diyetiyle beslenen farelerin karaciğerlerinin alkoliklerin karaciğerinden pek farklı olmadığını, yağ ve sirotikle tıkalı olduğu gözlemlenmiş durumdadır.[56] Her ne kadar sperm ve bazı bağırsak hücrelerinin fruktozu doğrudan tüketebildiği bilinse de, alınan fruktozun büyük bir kısmı karaciğerde tepkimeler geçirerek kullanılmaktadır.

    William J. Whelan ise fruktozun karaciğere geldiğinde karaciğer aniden durarak fruktozu metabolize edene kadar tüm diğer etkinliklerini durdurduğunu belirtmektedir. Glukoz yerine fruktoz tüketmek, kanda daha az insülin ve leptin; daha çok girelin dolaşımına neden olmaktadır.[57] Leptin ve insülinin iştah kapatıcı, girelinin iştah açıcı özelliğine bakıldığında fazla fruktozun insanı kilo almaya eğilimli hale getirdiği görülmektedir.[58]

    Aşırı fruktoz tüketiminin alkolsüz yağlı karaciğer hastalığının gelişimine katkıda bulunduğundan şüphe duyulmaktadır.[59]Gut[değiştir | kaynağı değiştir]

    British Medical Journal tarafından yürütülen son çalışmalara göre, yüksek fruktoz tüketiminin gut hastalığı ile de yakından ilişkili olduğu konusunda çeşitli ipuçları elde edilmiş durumdadır. Gut hastalığı her ne kadar bir Viktorya dönemi hastalığı olarak düşünülegelmiş olsa da, bu hastalığa yakalananların sayısı son yıllarda bir artış eğilimi içindedir. Bu durumun şüphelilerinden biri de, çeşitli hafif içeceklerde bulunan fruktozun olabileceği belirtilmetedir.[60][61]

    Yorum yap


    • #3


      Fruktoz nedir? Hangi besinlerde bulunur? Zararları ve intoleransı


      Kategori: Beslenme ve Diyet, Sağlık Sözlüğü Print
      Paylaş
      Tweetle
      Paylaş
      WhatsApp
      315PAYLAŞIM
      Fruktoz, meyveler, tahıllar ve kök sebzelerde doğal bulunan basit bir şekerdir ve vücut için gerekli enerji kaynaklarından biridir. Meyve şekeri olarak da bilinen fruktoz, tüm doğal şekerler arasında en tatlısıdır ve doğal besinlerden alındığında genellikle zararsızdır. Ancak endüstriyel fruktoz şurubu vücut için tamamen yararsız, hatta toksin bir maddedir. Karaciğer yağlanması başta olmak üzere, obezite, diyabet, hipertansiyon, kanda ürik asit seviyesinde artış, böbrek taşı, gut ve kanser gibi hastalıkların gelişmesine zemin hazırladığına dair pek çok bilimsel araştırma yayınlanmıştır.

      İçindekilerFruktoz nedir?
      Fruktoz (meyve şekeri) birçok besin maddesinde bulunan 6 karbonlu bir monosakkarit (basit şeker) türüdür. Saf, kuru, tatlı, beyaz, kokusuz, kristal yapıdadır ve suda ve alkolde kolayca çözünür. Doğal yoldan alınan bu şeker, meyve-sebzelerin lifli ve sulu yapısından dolayı kana daha yavaş karışarak vücudun enerjiyi işlemesine yardımcı olur.

      Fruktoz türleri nelerdir?
      • Kristalin fruktoz: Mısır şurubundan elde edilen ve sadece fruktoz içeren basit bir şekerdir. Yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar ve diğer şekerlerle birlikte kullanılabilmekte ve gıda ile içeceklerin istenen tada ulaşmasını sağlamaktadır.
      Yüksek fruktozlu mısır şurubu zararlıdır
      • Sükroz: Fruktoz ve diğer bir basit şeker olan glukozun birleşiminden oluşur. En çok şeker kamışı ve şeker pancarında bulunur ve sanayide işlenmesiyle sofra şekeri elde edilir. %50 früktoz ve %50 glukoz içerir.
      • Yüksek fruktozlu mısır şurubu: Enzimler kullanılarak glukoz moleküllerinin fruktoza dönüştürülmesi ile üretilir. Yiyecek ve içecek imalatında kullanılır. Fruktozlu mısır şurubu %55 fruktoz ve %45 glikoz içerir.
      Fruktozun özellikleri
      Fruktozun vücutta emilimi diğer şekerlerden farklıdır. Sadece karaciğer tarafından metabolize edilebilir ve hücreler tarafından enerji olarak kullanılamaz. Bu nedenle, sadece vücut için tamamen yararsız olmakla kalmaz, aynı zamanda yüksek bir toksindir. Karaciğer onu yağa dönüştürerek ve bu yağı, yağ hücrelerine göndererek ondan kurtulmaya çalışır. Diğer şekerlerin aksine özellikle karaciğerde sayısız anomaliye yol açabilir. Daha durağan bir enerji kaynağı olduğundan uzun vadede, yüksek miktarlarda tetiklenen insülin üretimi, diyabet gibi hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Fruktoz, vücudumuzdaki proteinler ve çoklu doymamış yağlar ile glukozdan yedi kat daha fazla reaksiyona girer. Bu reaksiyon, hücrelerimizde oksidatif hasar oluşturan ve nihayetinde iltihaplanma ve kronik hastalıkların çoğuna yol açan veya katkıda bulunan bileşikler olan AGE’leri (ileri glikasyon son ürünleri) oluşturur. Endüstriyel fruktoz şurubu vücut için zararlı bir maddedir. Vücudunuzun hücrelerinin çoğu fruktozu bir enerji kaynağı olarak kullanamazken, fazla früktoz ve bağırsaklarınızdaki bakteriler bağırsak florasının dengesini bozabilir. Patojenik bakterilerin çoğalmasına neden olabilir.

      Fruktozun zararları
      Fruktoz ve obezite
      Fruktoz çok hızlı bir şekilde leptin direncine neden olur. Leptin normal kilonuzu korumak için iştah ve metabolizmayı kontrol eden bir doygunluk hormonudur. Leptin dirençli insanlarda iştah artışı,özellikle karın bölgesindeki organlarda yağlanma ve obezite yaygın olarak görülebilir.

      Fruktoz ve tip2 diyabet
      Aşırı fruktoz tüketimi, tip 2 diyabete neden olabilecek bir durum olan insülin direncine de yol açabilir. Sağlıklı bireylerde, insülin, karbonhidrat tüketimi sonucu yükselir, bunları kan dolaşımının dışına ve hücrelere taşır. Ancak, düzenli olarak fazla fruktoz tüketimi vücudunuzu insülinin etkilerine karşı dirençli hale getirebilir. Bunun sonucunda da karbonhidratları metabolize etmek ve sindirmek için hücrelerin ihtiyal duyduğu esnekliği azaltır. Uzun vadede hem insülin düzeyi hem de kan şekeri yükselir.

      Fruktoz ve kanser
      Fruktozun fazla tüketilmesi DNA hasarına ve hücresel fonksiyonlarda bozulmaya yol açar ve kontrolsüz hücresel büyümeyi tetikler. Kanser hücreleri, fruktoz gibi bir enerji kaynağı ile çok hızlı bir şekilde çoğalabilirler. Özellikle karaciğer kanseri gelişiminden sorumlu olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca fazla tüketiminin özefagus, rahim, meme ve böbrek kanseri ile ilişkili olduğu ve pankreas kanseri riskini artırdığı saptanmıştır.

      Fruktoz ve hipertansiyon
      Tatlandırıcılardaki fruktoz kan basıncında artışa sebep olabilir. Fruktozun fazla tüketilmesine bağlı yüksek enerji alımı, kilo artışı ve insülin direnci, hipertansiyon gelişimine yol açabilir. Yüksek miktarda fruktozla tuz bir arada alındığında hipertansiyon riskini artırabileceği tespit edilmiştir.

      Fruktoz ve karaciğer yağlanması
      Aşırı tüketimi karaciğere zarar verir ve karaciğerde yağ depolanmasını arttırır. Fruktozun karaciğere verdiği hasar, karaciğer toksini olarak bilinen alkolle aynı etkiye sahiptir. Bir çalışmada karaciğer yağlanması olan hastaların aldıkları fruktozun, bu hastalığı olmayanlara göre yaklaşık iki katı (90 gr/gün) olduğu ve tatlandırılmış içecek tüketimlerinin daha fazla olduğu bulunmuştur. Yüksek fruktoz alımı sonucu karaciğer aşırı çalıştığında şekerin kalanı yağa dönüşür. Şeker çarpması olarak adlandırılan ve aşırı şeker tükettikten sonra ortaya çıkan yorgunluk hissi bu sebeple oluşur.

      Böbrek taşı ve Gut
      Fruktoz böbrek taşı için önemli risk faktörü olan kalsiyum ve oksalat atımını artırabilmektedir. İçeceklerde bulunan mısır şurubu kanda ürik asit seviyesinin yükselmesine sebep olabilmektedir. Dolayısıyla, böbrek taşı ve gut hastalığındaki artışta mısır şurubu içeren ürünlerin tüketilmesinin payı olduğu düşünülmektedir.

      Fruktoz ve ürik asit
      Yüksek kan basıncına sahip hastalarda fruktozun tüketiminden sonra ürik asit seviyesinde ve serbest radikallerde artış olduğu bildirilmiştir. Ürik asit, arter duvarlarını hasardan korumaya yardımcı olan bir madde olan nitrik oksit üretimini durdurma potansiyeli taşır. Artan ürik asit seviyesi koroner hastalıklarda risk faktörüdür.

      Fruktoz neden zararlıdır?
      Mısır şurubu üretiminde kullanılan civa, kuvvetli bir nörolojik toksindir. Bir insan günlük 50 gr mısır şurubu tükettiğinde vücuduna önemli miktarda civa alır. Bu özellikle çocuklarda daha tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Fruktoz glukozdan 7 kat daha hızlı kahverengileşir. Bu da protein kalitesinin düşmesine ve vücutta protein toksititesine neden olmaktadır. Aşırı kahverengileşme, aminoasit kaybına neden olmakta ve protein sindirilebilirliğini düşürmektedir. Maillard reaksiyonu ürünleri, (örneğin fırında sütlaç, ekmek, kek gibi gıdalarda ısı kaynağı ile temas eden kısımlarda gözlenen kahverengileşme) aminoasit ve çinko gibi besin elementlerinin alımını engellemektedir. İleri maillard reaksiyonuna sahip besinler vücutta kanseri de tetikleyebilecek istenmeyen mutasyonlara neden olabilirler. Mısır şurubu ile beslenen arılardan elde dilden balların lezzet ve içerik açısından sakaroz şurubu verilenler ve hiç şurup verilmeyenlerden oldukça farklı olduğu tespit edilmiştir.

      Fruktoz içeren besinler
      Sağlıklı (iyi) fruktoz içeren besinler (100 gr’da)Sakıncalı (kötü) fruktoz içeren besinler
      • Meyveli, şekerli soda
      • Dondurulmuş atıştırmalıklar
      • Meyveli yoğurtlar, Salata sosları
      • Konserve meyve, Meyve suları
      • Hızlı pişirilen tek öğünlük kutu yiyecekler
      • Diyet bisküviler, Kahvaltı gevreği
      • Fırından alınan unlu mamuller
      • Soslar ve çeşniler
      • Atıştırmalıklar
      • Gazlı ve gazsız içecekler
      • Turşular, Ekmekler
      • Tahıl barları, Kahve kreması.
      • Sporcu ve enerji içecekleri, Jöle
      Günlük ne kadar fruktoz tüketilebilir?
      Fruktoz meyve formunda ortalama miktarlarda tüketildiğinde zararlı değildir. Fruktozun günlük tüketimini, Avrupa diyabet birliği 30 gr, Kanada Diyabet Birliği ise 60 gr ile sınırlandırmaktadır. Bir günde tüketmemiz gereken enerji miktarı kadınlar için 1800-2000, erkekler için 2000-2300 kalori civarındadır. Uzmanlar günlük kalori ihtiyacımızın en fazla %7’sini şekerden karşılayabileceğimizi söylemektedir. Bu, toz şeker esas alındığında kadınlar için 6 çay kaşığı (100 kalori), erkekler için 9 çay kaşığı (150 kalori) şeker tüketebileceğiniz anlamına gelir. Dünya Sağlık Örgütü, ilave şekerleri günlük kalori tüketiminin %5 ila10’u arasında sınırlanmasını tavsiye eder. Bir şişe meyveli soda (355 ml) yaklaşık 30 gr ilave şeker içerir; bu günlük limitin üzerine çıkarmak için yeterlidir.

      Fruktoz intoleransı nedir?
      Fruktoz intoleransı, bağırsak yüzeyindeki hücreler fruktozu gerektiği gibi parçalayamadığında ortaya çıkar. Fruktoz düzgün bir şekilde sindirilemez ve rahatsızlığa neden olur. Yaygındır, 3 kişiden 1 kişiyi etkilemektedir. Bir de her 20-30 bin kişide 1 rastlanan kalıtsal fruktoz intoleransı vardır. Vücut fruktozu parçalamak için gereken enzimi üretemez. Daha nadir görülür ama fruktoz içermeyen bir diyet uygulanmadığı takdirde karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları yaratabilir.

      Fruktoz intoleransı neden olur?
      Bağırsaklardaki hücrelerde bulunan fruktoz taşıyıcılarının görevi, fruktozu gitmesi gereken yere yönlendirmektir. Taşıyıcı eksikliğiniz varsa fruktoz kalın bağırsaklarınızda birikir ve bağırsak sorunlarına neden olur. Ayrıca fruktozun emilim bozukluğunun birçok farklı nedeni olabilir:
      • Bağırsaktaki iyi ve kötü bakterilerin dengesizliği
      • Çok fazla rafine ve işlenmiş gıda tüketmek
      • İrritabl barsak sendromu (IBS), Crohn hastalığı, kolit veya çölyak hastalığı gibi önceden varolan bağırsak sorunları
      • İltihap ve Stres
      Fruktoz intoleransı belirtileri
      • Mide bulantısı
      • Şişkinlik, Gaz
      • Karın ağrısı
      • İshal
      • Kusma
      • Kronik yorgunluk
      • Demir gibi bazı besin maddelerinin kötü emilimi
      Ek olarak, emilim bozukluğunu, duygudurum bozuklukları ve depresyon ile ilişkilendiren bazı kanıtlar vardır. Bir çalışma emilim bozukluğunun depresif bozuklukların gelişiminde büyük rol oynayan triptofan düşüklüğüne neden olduğunu göstermiştir.

      Fruktoz intoleransı teşhisi ve tedavisi
      Hidrojen nefes testi, fruktozun sindirimiyle ilgili sorunları teşhis etmek için kullanılır. Karbonhidratları bir gece önce sınırlamanız ve test sabahı bir şey yememeniz gerekir. İçilmesi için yüksek fruktoz çözeltisi verilir ve birkaç saat boyunca her 20 ila 30 dakikada nefesiniz analiz edilir. Bütün test yaklaşık üç saat sürebilir. Bu test hidrojenin nefesinizdeki miktarını ölçer. Böyle bir sorununuz varsa bir diyetisyen veya beslenme uzmanından yardım alabilirsiniz. Yüksek fruktoz içeren besinleri kesinlikle hayatınızdan çıkarmanız gerekir.

      Ayrıca aldığınız ürünlerin içeriklerinde aşağıdakilerin olmamasına özellikle dikkat edin:
      • Yüksek fruktoz mısır şurubu
      • Sabır otu nektarı (agave nectar)
      • Kristalin fruktoz, Fruktoz
      • Bal, Sorbitol
      • Fruktooligosakaritler (FOS)
      • Mısır şurubu türdeşleri
      • Şeker alkolleri

      Yorum yap


      • #4
        Fruktoz ve sağlık

        Sabriye Arslan1, Nevin Şanlıer2


        1Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü
        2Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü

        Özet

        Fruktoz meyve ve balda bulunan doğal bir şeker olup en büyük kaynakları besinlere eklenen sükroz ve yüksek fruktozlu mısır şurubudur (HFCS). Geçmişte fruktoz alımı daha çok meyve ve bal gibi doğal kaynaklardan sağlanmakta iken son 30 yılda birçok besine eklenen şekerlerle birlikte günlük fruktoz alımı önemli miktarda artmıştır. Son çalışmalar fruktoz alımındaki artışın obezite ve tip 2 diyabetteki artışa paralel olduğunu göstermektedir. Bunun dışında aşırı fruktoz alımının hipertansiyon, hiperlipidemi, nonalkolik karaciğer yağlanması, gut vb. hastalıklarla
        ilişkili olabileceği bildirilmektedir. Ancak fruktozun bazı hastalıklarla ilişkisi üzerinde son dönemde çok fazla durulsa da tüm fruktoz kaynaklarının aynı etkiye sahip olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Fruktoz ve sağlık ilişkisini inceleyen insan çalışmalarının sınırlı oluşu ve çalışmalarda kullanılan fruktoz miktarlarının çoğunlukla çok yüksek miktarlarda olması,fruktozun insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında yorum yapmayı güçleştirmektedir. Bu derlemede fruktozun sağlık üzerine etkileri ele alınmıştır.

        Anahtar kelimeler: Fruktoz, sağlık, yüksek fruktozlu mısır şurubu


        Fructose and health

        Abstract


        Fructose is natural sugar, found in fruits and honey. It’s important sources are sucrose and high fructose corn syrup (HFCS) that added to foods and beverages. In the past fructose intake was substantially obtained from the natural sources like fruits and honey, however in the last 30 years due to sugar supplements in several food daily fructose intake has significantly increased. Recent studies indicate that increasing in the intake of fructose parallels to the increasing in type 2 diabetes and obesity. Furthermore, excessive fructose intake is relevant to hypertension, hyperlipidemia, nonalcoholic fatty liver disease, gout etc. Despite recent reports point out the association of high fructose intake with several diseases, it should be noted that not all the fructose source has the same effect. Since there are limited number of human studies examining the relationship between health and fructose, plus the study concentrations are quite high, it is difficult to directly relate these studies with human health. Therefore, the health effects of fructose are discussed in this review.

        Keywords: Fructose, health, high fructose corn syrup


        Giriş

        Fruktoz meyve ve balda bulunan bir monosakkarit olup en önemli kaynakları besinlere eklenen sükroz ve yüksek fruktozlu mısır şurubudur (HFCS). Geçmişte fruktoz alımı daha çok meyve ve bal gibi doğal kaynaklardan sağlanmakta ve günlük 16-20 gr idi. Ancak son yıllarda eklenmiş şekerlerle (sükroz, HFCS, bal, melas ve diğer şuruplar) birlikte günlük fruktoz alımı 60-150 gr’a ulaşmıştır.
        Diyetle yüksek fruktoz alımının asıl kaynağı fruktoz eklenmiş olan besinlerdir. 2 Doğal olarak meyve, meyve suları ve bazı sebzelerde bulunan fruktoz düşük miktarlarda olup diyetle yüksek fruktoz alımına neden olma olasılığı düşüktür. Bu besinlerde fruktoz monosakkarit olarak ya da sükrozun bileşiminde bulunur. Tablo 1 ‘de bazı besinlerin içerdiği fruktoz miktarları verilmiştir.

        Sükroza alternatif bir tatlandırıcı olan ve mısırdan elde edilen HFCS’nin ilk üretim prosesleri 1920’lerde geliştirilmiş, 1970’lerin sonuna gelindiğinde HFCS Amerikalıların diyetinde büyük bir yer edinmiştir. Yüksek fruktozlu mısır şurupları nişastanın α-amilaz ve glikoamilaz ile
        hidrolize olmasıyla elde edilir. İçerdiği fruktoz miktarına göre HFCS-90 (%90 fruktoz, %10 glikoz), en temel HFCS olup glikoz şurubu ile harmanlanarak %55 ve %42’lik HFCS üretilmesinde kullanılmaktadır. Yüksek fruktoz içeriği sebebiyle daha tatlı olmasından dolayı %55’lik türü (%55 fruktoz, %42-44 glikoz, %1-3 polisakkarid) meyve suyu ve gazlı içeceklerde yaygın olarak tercih edilmektedir. Daha az tatlı olan HFCS-42 ise daha çok sos, çorba, baharat, unlu mamüller gibi diğer besinlerde kullanılmaktadır. Ticari olarak HFCS, sükrozdan daha güçlü bir tatlandırıcı olup daha ucuz, osmotik kararlılığa sahip, çabuk kristalleşmediği, uzun raf ömrü sağladığı ve lezzette artırıcı etkilere sahip olduğu için üreticiler tarafından tercih edilmektedir.

        Tablo 1. Bazı besinlerin 100 g’larında bulunan fruktoz miktarı
        Besin Fruktoz (g/100 g) Besin Fruktoz (g/100 g)
        Bal 40.94 Mısır 1.94
        Üzüm 8.13 Şeftali 1.53
        Armut 6.42 Kabak 1.45
        Elma 5.90 Domates 1.37
        Elma suyu (şekersiz). 5.73 Soğan 1.29
        Kiraz 5.37 Karnabahar 0.97
        Muz 4.85 Salatalık 0.87
        Yaban mersini 4.97 Brokoli 0.68
        Karpuz 3.36 Havuç 0.55
        Erik 3.07 Bezelye 0.39
        Çilek 2.44 Patates 0.26
        Portakal 2.25 Ispanak 0.15
        Fruktoz metabolizması

        Fruktozun metabolizması glikozdan farklı olarak işlemektedir. Fruktoz, spesifik bir fruktoz taşıyıcısı olan glukoz transporter (GLUT)-5 ile bağırsak hücresine alınmaktadır. Bu işlem kolaylaştırılmış difüzyon ile gerçekleşmekte ve dolayısıyla sodyuma bağımlı olmayıp, enerji gerektirmemektedir. Bağırsak hücresine alınan fruktoz daha sonra enterositin basolateralindeki GLUT-2 taşıyıcıları üzerinden kana verilmektedir. Enterosit içinde fruktozun bir kısmı laktata dönüşmektedir. Bir kısmı ise trioz fosfatlar üzerinden glikoza çevrilmektedir. Kana geçen fruktozun temel hedef organı karaciğer olup insülinden bağımsız olarak GLUT-2 yoluyla hepatositlere alınır. Fruktoz glikolize girmeden fruktokinaz ile fosforillenmekte ve glikokinazın aksine fruktokinaz insülin tarafından düzenlenememektedir. Glikoz metabolize olurken hız kısıtlayıcı bir enzim olan fosfofruktokinaz görev alır. Fruktoz ise bu düzenleyici basamağı geçerek doğrudan glikolitik yola geçmektedir. Fruktoz metabolizması bu aşamada düzenlenemediği için glikoliz ürünlerinin fazla miktarda üretilmesine, dolayısıyla yağ asitleri sentezinin artmasına neden olmaktadır. Artmış yağ asitleri sentezi dolaşımdaki yağ asitlerini ve depo yağı artırabilir. Bu da adipoz doku dışındaki dokularda yağ asitlerinin yapımına bağlı olarak hücrelerin insülin duyarlılığını azaltan lipotoksisiteye yol açabilir.


        Fruktozla ilişkili hastalıklar

        Fruktozun insülin direncine, trigliserid (TG) düzeyinde artışa, abdominal obeziteye, artmış kan basıncına, inflamasyona, oksidatif strese, endotelyal disfonksiyona, mikrovasküler hastalıklara, hiperürisemiye, glomerüler hipertansiyon ve böbrek hasarına, yağlı karaciğere neden olduğu ifade edilmektedir. Hayvan çalışmalarında fruktoz ile hastalıklar arasındaki ilişkiler rapor edilmesinden dolayı insanlarda hangi dozda fruktozun güvenilir olduğu önemli bir konu olup eklenmiş şeker miktarının azaltılması önerilmektedir. Amerikan Kalp Derneği eklenmiş şekerlerden gelen enerjinin en fazla kadınlarda 100 kkal/gün, erkeklerde ise 150 kkal/gün olması gerektiğini rapor etmiştir. Dünya Sağlık Örgütü eklenmiş şekerlerden gelen enerjinin günlük alınan toplam enerjinin %10’unu aşmaması gerektiğini belirtmektedir. Ancak son önerisinde asıl hedeflenmesi gerekenin eklenmiş şekerden gelen enerji oranının %5’in altına düşürmek olduğu vurgulanmıştır.

        Obezite

        Şekerle tatlandırılmış içeceklerle vücut ağırlığı arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmaların meta-analizinde çalışmaların çoğunda şeker içeren içeceklerin tüketimi ile vücut ağırlığı arasında pozitif bir ilişki bulunduğu saptanırken, bazılarında bu ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Enerjinin %13’ünün fruktozla tatlandırılmış içeceklerden veya %50 glikoz+%50 fruktoz ile tatlandırılmış içeceklerden karşılandığı bir beslenme programının üç hafta boyunca uygulandığı sağlıklı genç erkeklerde, bel/kalça oranının arttığı; ancak glikozla tatlandırılmış içecekler tüketildiğinde bu etkinin gözlenmediği saptanmıştır. Fruktoz alımının visseral adipoz dokusunun, glikoz alımının ise subkutan adipoz dokusunun artışına yol açtığı bildirilmiştir. Fruktoz glikozun aksine akut olarak leptin ya da insülin salınımını uyarmadığından normal doygunluk cevabını tetiklememektedir. Yapılan bir çalışmada katılımcıların fruktozla beslendikleri günü takip eden gün içerisinde daha fazla iştahlı oldukları belirlenmiştir. 12 Uzun süre fruktoz alımı leptin direncini uyarabilmektedir. Bu durum da besin alımında artışa ve visseral obezitenin gelişimine neden olabilmektedir. Son yapılan bir meta analiz çalışmada yetişkinlerde ≤100 g/gün dozunda alınan fruktozun vücut ağırlığı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Bunun yanında 1990’larda fruktozun doygunluk üzerine pozitif etkileri olduğu, fruktozun glikozdan daha fazla termojenik etki oluşturduğu bildirilmiştir.

        Tip 2 diyabet

        Fruktozun sükroza benzer bir tadının oluşu ve diğer karbonhidratlara göre postprandiyal plazma glikozunda daha az artışa sebep olması nedeniyle diyabetik diyetler için iyi bir tatlandırıcı olacağı düşünülmekte idi. Ancak son dönemde fruktozun diyabetli bireylerde olumsuz etkilerinin olabileceği vurgulanmaktadır. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği kılavuzunda fruktoz ile ilgili olarak ‘fruktoz içeren tatlandırıcılar fazla miktarda kullanıldığında hipertrigliseridemiye neden olabilir’ ibaresi yer almaktadır.

        Nişasta yerine fruktozun kullanıldığı günlük alınan enerjinin %15’inin fruktozdan geldiği bir beslenme şeklinin 5 hafta boyunca uygulandığı bir çalışmada insülin direnci üzerinde zararlı etkisinin olduğu saptanmıştır. Nurses Healthy Study I and II çalışmalarında yüksek miktarda fruktoz alımı ile yüksek C-peptid düzeyleri arasında ilişki tespit edilmiş olup bu ilişki sebebiyle fruktoz alımının insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişiminde bir risk faktörü olabileceği bildirilmiştir. Öte yandan 4 hafta boyunca orta düzeyde fruktoz alımının (45-65 g/gün, karbonhidrattan gelen enerjinin %20’si) tip 2 diyabetli hastalarda insülin duyarlılığını geliştirdiği tespit edilmiştir

        Fruktoz ile indüklenen insülin direncinin lipid metabolizmasındaki bozulma ile ilişkili olabileceği belirtilmektedir. Ektopik lipid birikimi yağ asil CoA ve seramidler gibi toksik lipid türevlerinin oluşmasına ve TG’in intraselüler birikimi insülin sinyalizasyonunda görevli insülin reseptör substratı-1 (IRS-1) normalden fazla fosfarilasyonuna dolaysıyla insülin sinyalinde azalmaya neden olabileceği belirtilmektedir.

        Eklenmiş fruktozun (sükroz ya da HFCS) hem insanlarda hem de hayvanlarda bir takım istenmeyen biyolojik etkilerinin olduğu gösterilse de bu çalışmaların bir takım sınırlılıkları vardır. Araştırma sürelerinin kısa olması HbA1c üzerindeki etkinin tam olarak gözlemlenmemesine neden olabilmekte, hastaların oral antidiyabetik ya da insülin kullanması bu hastaların glisemilerini etkileyebileceği belirtilmektedir. Ayrıca verilen fruktoz miktarlarının normal diyet şekillerinden farklı oluşu da çalışma sonuçlarını yorumlamayı güçleştirmektedir. Orta düzeyde eklenmiş fruktoz alımının insülin direnci ve glikoz kontrolü üzerine zararlı etkilerinin olmadığı şeklinde yorumlanmaktadır.

        Hipertansiyon

        Eklenmiş şekerden gelen fruktozun insanlarda kan basıncında artış ile ilişkili olduğu ve daha az eklenmiş şeker içeren diyetin kan basıncında düşüş sağladığı rapor edilmiştir. Hafif şişman erkeklere iki hafta boyunca günde 200 g fruktozun verildiği bir çalışmada kan basıncında anlamlı bir artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Yüksek miktarda fruktoz alımı, sempatik sinir sisteminin stimülasyonu ve sistemik endotelyal fonksiyonun inhibisyonuyla intestinde sodyum absorbsiyonunun artması ile ilişkili olabilmektedir. Bunun yanında yüksek fruktoz alımına bağlı yüksek enerji alımı, ağırlık kazanımı ve insülin direnci de hipertansiyon gelişimine yol açabilir. Fruktoz ve tuz alımının hipertansiyon ile ilişkisini araştıran bir çalışmada fruktoz alımı ve hipertansiyon arasında yüksek tuz alımı ile artan bir ilişki tespit edilmiştir. Ancak diyetteki fruktozun meyvelerden geldiği popülasyonda artmış kan basıncıyla fruktoz alımının ilişkili olmadığı tespit edilmiş ve meyvelerin içermiş olduğu antioksidan bileşikler ile C vitamininin fruktozun metabolik aktivitesini değiştirebileceği belirtilmiştir. Bu konuda daha doğru sonuçlar elde edebilmek için fruktozun kaynağı, miktarı, tüketim süresi gibi değişkenler de değerlendirilmelidir.

        Dislipidemi ve karaciğer yağlanması

        Fruktoz oldukça lipojenik olup, TG sentezini uyarmakta, diasilgliserol ve yağ asil koenzim A artışı aracılığıyla karaciğerde yağ depolanmasını artırmaktadır. Yapılan bir çalışmada günlük 50 g fruktoz ve 50 g glikozun TG üzerine negatif etkilere neden olduğu tespit edilmiştir (57). İzokalorik glikoz ile karşılaştırıldığında fruktozun postprandiyal hipertrigliseridemiye ve apolipoprotein B seviyelerinde artışa neden olduğu saptanmıştır.

        Yapılan son çalışmalarda özellikle fruktozun NAFLD gelişimindeki rolü araştırılmaktadır. Bir çalışmada NAFLD olan hastaların fruktoz alımının, hepatik steatozisi olmayan hastaların fruktoz alımının yaklaşık iki katı (90 g/gün) olduğu bulunmuştur. Başka bir çalışmada sağlıklı kontrol grubu ile kıyaslandığında NAFLD olan bireylerin tatlandırılmış içecek tüketimlerinin daha fazla olduğu bulunmuştur. Yapılan bir derlemede diğer karbonhidratlar yerine fruktozun verildiği izokalorik değişikliğin sağlıklı bireylerde NAFLD’yi tetiklemediği bildirilmiş, fruktozun yüksek dozlarının intrahepatoselüler lipidlerde ve alanin aminotransferazda artışın fruktozdan ziyade enerji alımındaki artışa bağlı (+% 21- 35) olduğu düşünülmektedir. Daha geniş çaplı, uzun süreli ve yüksek kaliteli çalışmalar fruktozun NAFLD üzerine etkilerini açıklamak için gereklidir.

        Gut

        Kadınlarda fruktozdan zengin içecekler ve fruktoz ile gut insidansı riskinin araştırıldığı bir çalışmada fruktozdan zengin içeceklerin gut riskini artırdığı sonucuna varılmıştır. Fruktoz fruktoz-1-fosfata dönüşürken ATP kullanılır, fruktoz metabolizmasında ise ATP ile kontrol mekanizması olmadığı için aşırı fruktoz alımı fruktoz-1-fosfat üretiminin artmasına ve dolayısıyla ATP’nin azalmasına yol açar. Fosfat ve ATP aynı zamanda AMP’nin ürik aside yıkımında rol oynayan enzimleri inhibi etmektedir. Dolayısıyla ATP ve fosfatın tükenmesi halinde bu enzimler inhibe edilemez ve AMP’nin ürik asite dönüşümü artar. Fruktoz kalsiyum nefrolitiazisi için önemli risk faktörü olan kalsiyum ve oksalatın atımını artırabilmektedir. Fruktoz ve böbrek taşı oluşumu arasındaki ilişki riskinin araştırıldığı bir çalışmada fruktozun böbrek taşı oluşum riskini artırdığı, fruktoz dışı karbonhidratların ise hiçbir kohortta risk artışı ile ilişkili olmadığı bildirilmiştir. Fruktoz alımı aynı zamanda ürik asit taşları için majör bir risk faktörü olan düşük idrar pH’sı ile ilişkilendirilmektedir. Fruktoz alımı aynı zamanda kalsiyum absorbsiyonunu bozabilmekte ve 25-OH vitamin D ve 1,25-dihidroksi vitamin D seviyelerini azaltabilmektedir. Ayrıca şekerli alkolsüz içeceklerin alımınının albüminüri prevalansında artışla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Stabil kronik böbrek yetmezliği olan hastalara 6 hafta boyunca düşük fruktoz içeren bir diyetin verildiği çalışmada renal fonksiyon üzerinde herhangi bir etki görülmemiş ancak inflamatuar markerlarda ve kan basıncında azalma saptanmıştır. Böbrek hastalarında fruktozun sınırlandırılmasının yararlı olup olmadığının belirlenmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

        Kanser

        Yüksek fruktoz alımının gut permeabilitesini, endotoksin ve proinflamatuar sitokin salınımını artırabileceği, DNA hasarına ve mitokondriyal fonksiyonlarda bozulmaya yol açabileceği belirtilmektedir. Bunun yanında yüksek fruktoz alımının kanser, özellikle hepatosellüler karsinoma, gelişiminden kısmen sorumlu olabileceği düşünülmektedir. Özefagus, pankreas, kolorektal, endometriyal, meme ve böbrek kanseri ile vücut ağırlığındaki artış ile ilişkili olduğunu belirten çalışmalar mevcut olup bunun yanında geniş epidemiyolojik çalışmalarda obezitenin bir takım kanser türleri için riski artırdığı gösterilmiştir. Yüksek fruktoz alımı hücresel stresi ve kontrolsüz hücresel büyümeyi uyarabilir. Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü’nde yapılan bir çalışmada yüksek fruktoz ve glikoz alımı ile pankreas kanseri riskinde artış saptanmıştır. Evre 3 kolon kanserli hastalarda yapılan bir çalışmada toplam fruktoz alımının rekurrens olmaksızın sağ kalım ile ilişki olduğu belirlenmiştir. Başka bir çalışmada ise yüksek glisemik yük, fruktoz ve sükroz alımının kolerektal kanser riskinde artışa neden olduğu saptanmıştır. İnsan pankreas hücreleri kullanılarak yapılan bir çalışmada yüksek fruktozun transketolaz aktivitesinde artış ile nükleotid sentezinde artışa yol açtığı belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda fruktozun pankreatik kanser hücre proliferasyonunu uyarabileceği düşünülmüştür. Dietilnitrözamin verilen ratlarda fruktoz ile beslenenlerin kontrol diyeti alanlara göre prekanseröz hepatositlerde 2 kat artış saptanmıştır. Fruktozun selüler strese, ATP’nin azalmasına ve oksidatif strese yol açabilir. Mutajen bileşenlerin oluşumuna ve buna bağlı olarak gerçekleşen hücresel dönüşümler arasındaki bağlantı ise net olarak henüz açıklanmamıştır.

        İlişkili diğer hastalıklar

        Hayvan modellerinde fruktozun aşırı tüketiminin santral nöronal insülin direncine ve beta amiloidlerin tortulaşmasını uyararak demansa yol açabileceği bildirilmektedir. Sağlıklı ve normal vücut ağırlığındaki bireylerle yapılan bir çalışmada fruktozun glikoza göre akut faz proinflamatuar bir marker olan hsCRP düzeyini anlamlı olarak artırdığı tespit edilmiştir. Fruktozun hücre ve hayvan çalışmalarında oksidatif stresi uyardığı bunun da proinflamatuar mediatörlerde artışa neden olduğu tespit edilmiştir. Yüksek fruktoz tüketiminin DNA metilasyon seviyelerini değiştirerek metabolik değişikliklere yol açtığı da öne sürülmektedir.

        Sonuç ve Öneriler

        Fruktozun bazı hastalıklarla ilişkisi üzerinde son dönemde oldukça fazla durulsa da tüm fruktoz kaynaklarının aynı etkiye sahip olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Doğal meyveler fruktozun etkilerinin aksine antioksidan, askorbik asit, polifenoller, potasyum ve posadan zengin olup bazı hastalıklardan koruyucu etki gösterebilmektedirler. Fruktoz ve sağlık ilişkisini inceleyen insan çalışmalarının sınırlı oluşu ve çalışmalarda araştırılan fruktoz miktarlarının çoğunlukla çok yüksek miktarlarda olması, fruktozun insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında yorum yapmayı güçleştirmektedir. Fruktoz düşük miktarlarda ve doğal kaynaklardan alındığında olumsuz sağlık etkileri oluşturmayabilir ancak eklenmiş fruktozun oluşturabileceği olası olumsuz etkiler dolayısıyla yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren besinlerin mümkün olduğunca az tüketilmesinde fayda vardır. Son öneriler göz önünde bulundurularak eklenmiş şekerden gelen enerjinin günlük diyetle alınan enerjinin en fazla %10’unu karşılamasına dikkat edilmeli hatta bu oranının %5’in altına çekilmesinde yarar vardır. Fruktozun literatürde bahsedilen olumsuz etkilerinin daha çok eklenmiş fruktozdan kaynaklandığı göz önünde bulundurularak bireylerin de etiket okuma alışkanlığı kazanması teşvik edilmelidir. Ancak bazı besinlerin etiketlerinde fruktoz miktarının net olarak verilmemesi bireylerin aldığı net fruktoz miktarını belirlemeyi güçleştirmektedir. Fruktoz alımı ve insan sağlığı üzerine etkileri ile ilgili daha spesifik önerilerin verilebilmesi için daha geniş kapsamlı, kontrol grubunun olduğu, daha ileri çalışmaların yapılmasında fayda vardır.

        Kaynaklar 1. Park YK, Yetley EA. Intakes and food sources of fructose in the United States. Am J Clin Nutr 1993;58(5 Suppl):737S-47S. 2. Schulze MB, Manson JE, Ludwig DS, Colditz GA, Stampfer MJ, Willett WC, Hu FB. Sugar-sweetened beverages, weight gain, and incidence of type 2 diabetes in young and middle-aged women. JAMA 2004;292(8):27-34. 3. United States Department of Agriculture National Nutrient Database for Standard Reference. Erişim yeri: http://ndb.nal.usda.gov. Erişim tarihi: 15.03.2016 4. Goran MI, Ulijaszek SJ, Ventura EE. High fructose corn syrup and diabetes prevalence: a global perspective. Glob Public Health 2013;8(1):55-64. 5. Forshee RA, Storey ML, Allison DB, Glinsmann WH, Hein GL, Lineback DR, Miller SA, Nicklas TA, Weaver GA, White JS. A critical examination of the evidence relating high fructose corn syrup and weight gain. Crit Rev Food Sci Nutr 2007;47(6):561-82. 6. Neilson EG. The fructose nation. J Am Soc Nephrol 2007;18(10):2619-21. 7. Gaby AR. Adverse effects of dietary fructose. Altern Med Rev 2005;10(4):294- 306. 8. Feinman RD, Fine EJ. Fructose in perspective. Nutr & Metab 2013;10(1):10- 45. 9. Sanchez-Lozada LG, Le M, Segal M, Johnson RJ. How safe is fructose for persons with or without diabetes? Am J Clin Nutr 2008;88:1189-90. 10. Institue of Medicine. Dietary Reference Intakes for Energy, Carbohydrate, Fiber, Fat, Fatty Acids, Cholesterol, Protein and Amino Acids. Washington: National Academies Press; 2005. Erişim: http://nap.edu/10490 Erişim tarihi:12.04.2016. 11. World Health Organization. Guideline: Sugars intake for adults and children. Geneva: World Health Organization; 2015. Erişim: http://apps.who.int/iris/bitstream/10665/ 149782/1/9789241549028_eng.pdf. Erişim tarihi: 12.03.2016. 12. Assy N, Nasser G, Kamayse I, Nseir W, Beniashvili Z, Djibre A, Grosovski M. Soft drink consumption linked with fatty liver in the absence of traditional risk factors. Can J Gastroenterol 2008;22(10):811-6. 13. Aeberli I, Gerber PA, Hochuli M, Kohler S, Haile SR, Gouni-Berthold I, Berthold HK, Spinas GA, Berneis K. Low to moderate sugar-sweetened beverage consumption impairs glucose and lipid metabolism and promotes inflammation in healthy young men: a randomized controlled trial. Am J Clin Nutr 2011;94(2):479-85. 14. Stanhope KL, Havel PJ. Fructose consumption: potential mechanisms for its effects to increase visceral adiposity and induce dyslipidemia and insulin resistance. Curr Opin Lipidol 2008;19(1):16-24. 15. Vasselli JR, Scarpace PJ, Harris RB, Banks WA. Dietary components in the development of leptin resistance. Adv Nutr 2013;4(2):164-75. 16. Shapiro A, Mu W, Roncal C, Cheng KY, Johnson RJ, Scarpace PJ. Fructose-induced leptin resistance exacerbates weight gain in response to subsequent high-fat feeding. Am J Physiol Regul Integr Comp Physiol 2008;295(5):R1370-5. 17. Livesey G, Taylor R. Fructose consumption and consequences for glycation, plasma triacylglycerol, and body weight: meta-analyses and meta-regression models of intervention studies. Am J Clin Nutr 2008;88(5):1419-37. 18. Rodin J. Comparative effects of fructose, aspartame, glucose, and water preloads on calorie and macronutrient intake. Am J Clin Nutr 1990;51(3):428-35. 19. Schwarz JM, Acheson KJ, Tappy L, Piolino V, Müller MJ, Felber JP, Jéquier E. Thermogenesis and fructose metabolism in humans. Am J Physiol 1992;262(5 Pt 1):E591-8. 20. Rizkalla SW. Health implications of fructose consumption: A review of recent data. Nutr Metab 2010;7:82. 21. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği. Diabetes mellitus ve komplikasyonlarının tanı, tedavi ve izlem kılavuzu-2015. Ankara: Diabetes Mellitus Çalışma ve Eğitim Grubu; 2015. Erişim: http://www.turkendokrin.org/files/15055_ DIYABET_web(1).pdf. Erişim tarihi: 03.03.2016. 22. Hallfrisch J, Ellwood KC, Michaelis OE, Reiser S, O'Dorisio TM, Prather ES. Effects of dietary fructose on plasma glucose and hormone responses in normal and hyperinsulinemic men. J Nutr 1983;113(9):1819-26. 23. Wu T, Giovannucci E, Pischon T, Hankinson SE, Ma J, Rifai N, Rimm EB. Fructose, glycemic load, and quantity and quality of carbohydrate in relation to plasma C-peptide concentrations in US women. Am J Clin Nutr 2004;80(4):1043-9. 24. Koivisto VA, Yki‐Järvinen H. Fructose and insulin sensitivity in patients with type 2 diabetes. J Intern Med 1993;233(2):145- 53. 25. Shulman GI. Cellular mechanisms of insulin resistance. J Clin Invest 2000;106:171–6. 26. Chen L, Caballero B, Mitchell DC, Loria C, Lin PH, Champagne CM, Elmer PJ, Ard JD, Batch BC, Anderson CA, Appel LJ. Reducing consumption of sugar-sweetened beverages is associated with reduced blood pressure a prospective study among United States adults. Circulation 2010;121(22):2398- 2406. 27. Perez-Pozo SE, Schold J, Nakagawa T, Sanchez-Lozada LG, Johnson RJ, Lillo JL. Excessive fructose intake induces the features of metabolic syndrome in healthy adult men: role of uric acid in the hypertensive response. Intern J Obes 2010;34(3):454-61. 28. Madero M, Perez-Pozo SE, Jalal D, Johnson RJ, Sánchez-Lozada LG. Dietary fructose and hypertension. Curr Hypertens Rep 2011;13(1):29-35. 29. Brown IJ, Stamler J, Van HL, Robertson CE, Chan Q, Dyer AR, Huang CC, Rodriguez BL, Zhao L, Daviglus ML, Ueshima H, Elliott P. Sugar-sweetened beverage, sugar intake of individuals, and their blood pressure: international study of macro/micronutrients and blood pressure. Hypertension 2011;57:695–701. 30. Forman JP, Choi H, Curhan GC. Fructose and vitamin C intake do not influence risk for developing hypertension. J Am Soc Nephrol 2009;20(4):863-71. 31. Ouyang X, Cirillo P, Sautin Y, McCall S, Bruchette JL, Diehl AM, Johnson RJ, Abdelmalek MF. Fructose consumption as a risk factor for non-alcoholic fatty liver disease. J Hepatol 2008;48(6):993-9. 32. Chiu S, Sievenpiper JL, De Souza RJ, Cozma AI, Mirrahimi A, Carleton AJ, Ha V, Di Buono M, Jenkins AL, Leiter LA, Wolever TM, Don-Wauchope AC, Beyene J, Kendall CW, Jenkins DJ. Effect of fructose on markers of non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD): a systematic review and meta-analysis of controlled feeding trials. Eur J Clin Nutr 2014;68(4):416-23. 33. Choi HK, Willett W, Curhan G. Fructoserich beverages and risk of gout in women. JAMA 2010;304(20):2270-8. 34. Taylor EN, Curhan GC. Fructose consumption and the risk of kidney stones. Kidney Int 2008;73(2):207-12. 35. Abate N, Chandalia M, Cabo-Chan AV, Moe OW, Sakhaee K. The metabolic syndrome and uric acid nephrolithiasis: novel features of renal manifestation of insulin resistance. Kidney Int 2004;65(2):386-92. 36. Douard V, Asgerally A, Sabbagh Y, Sugiura S, Shapses SA, Casirola D, Ferraris RP. Dietary fructose inhibits intestinal calcium absorption and induces vitamin D insufficiency in CKD. J Am Soc Nephrol 2010;21(2):261-71. 37. Shoham DA, Durazo-Arvizu R, Kramer H, Luke A, Vupputuri S, Kshirsagar A, Cooper RS. Sugary soda consumption and albuminuria: results from the National Health and Nutrition Examination Survey, 1999–2004. PloS One 2008;3(10):e3431. 38. Charrez B, Qiao L, Hebbard L. The role of fructose in metabolism and cancer. Horm Mol Biol Clin Investig 2015;22(2):79-89. 39. Calle EE, Rodriguez C, WalkerThurmond K, Thun MJ. Overweight, obesity, and mortality from cancer in a prospectively studied cohort of US. adults. N Engl J Med 2003;348:1625–38. 40. Parekh N, Chandran U, Bandera EV. Obesity in cancer survival. Annu Rev Nutr 2012;32:311–42. 41. Jiao L, Flood A, Subar AF, Hollenbeck AR, Schatzkin A, Stolzenberg- Solomon R. Glycemic index, carbohydrates, glycemic load, and the risk of pancreatic cancer in a prospective cohort study. Cancer Epidemiol Biomarkers Prev 2009;18:1144–51. 42. Meyerhardt JA, Sato K, Niedzwiecki D, Ye C, Saltz LB, Mayer RJ, Mowat RB, Whittom R, Hantel A, Benson A, Wigler DS, Venook A, Fuchs CS. Dietary glycemic load and cancer recurrence and survival in patients with stage III colon cancer: findings from CALGB 89803. J Natl Cancer Inst 2012;104:1702– 11. 43. Michaud DS, Fuchs CS, Liu S, Willett WC, Colditz GA, Giovannucci E. Dietary glycemic load, carbohydrate, sugar, and colorectal cancer risk in men and women. Cancer Epidemiol Biomarkers Prev 2005;14:138–47. 44. Liu H, Huang D, McArthur DL, Boros LG, Nissen N, Heaney AP. Fructose induces transketolase flux to promote pancreatic cancer growth. Cancer Res 2010;70:6368– 76. 45. Kumamoto R, Uto H, Oda K, Ibusuki R, Tanoue S, Arima S, Mawatari S, Kumagai K, Numata M, Tamai T, Moriuchi A, Fujita H, Oketani M, Ido A, Tsubouchi H. Dietary fructose enhances the incidence of precancerous hepatocytes induced by administration of diethylnitrosamine in rat. Eur J Med Res 2013;18:54. 36. Cao D, Lu H, Lewis TL, Li L. Intake of sucrose-sweetened water induces insulin resistance and exacerbates memory deficits and amyloidosis in a transgenic mouse model of Alzheimer disease. J Biol Chem 2007;282(50):36275-82. 47. Mielke JG, Taghibiglou C, Liu L, Zhang, Y, Jia Z, Adeli K, Wang YT. A biochemical and functional characterization of diet‐induced brain insulin resistance. J Neurochem 2005;93(6):1568-78. 48. Jameel F, Phang M, Wood LG, Garg ML. Acute effects of feeding fructose, glucose and sucrose on blood lipid levels and systemic inflammation. Lipid Health Dis 2014;13(1):195. 49. Cirillo P, Gersch MS, Mu W, Scherer PM, Kim KM, Gesualdo L, Henderson GN, Johnson RJ, Sautin YY. Ketohexokinasedependent metabolism of fructose induces proinflammatory mediators in proximal tubular cells. J Am Soc Nephrol 2009;20(3):545-53. 50. Yamazaki M, Munetsuna E, Yamada H, Ando Y, Mizuno G, Murase Y, Kondo K, Ishikawa H, Teradaira R, Suzuki K, Ohashi K. Fructose consumption induces hypomethylation of hepatic mitochondrial DNA in rats. Life Sci 2016;149:146-52.
        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X