Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Yılan kökü, Rauwolfia, Rauwolfia serpentina

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Yılan kökü, Rauwolfia, Rauwolfia serpentina

    YILAN KÖKÜ



    Çok Yıllık | 0,3-1m | 5-8 Aylar | Kökü | Zehirli

    Yılan kökü, Rauwolfia, Rauwolfia serpentina L.
    Rauvolfiya
    Yılan çalısı
    Hint Yılan kökü

    Familyası: Akdikengillerden, Kreuzdornyewächçe, Rhamnaceae.

    Drugları: Yılankökü; Rauwolfia radix Yılan kökünün sadece kökleri çay, tentür ve Natürel ilaç yapımında kullanılır.

    Giriş: Akdikengillerin bir alt grubu olan Yılankökügillerden (Rauvolfiyagil-ler) olan Hint Yılan kökünün takriben 100 türü mevuttur. Bulardan en çok bilinen ve kullanılanı Hint Yılan kökü; Rauwolfia serpantine olup bunun haricinde Afrika; Amerika; Çin ve Kanada Yılan kökü diye bilen bitkiler de mevcuttur. Alman Botanikçi Dr. Leonhard Rauwolfia (1540- 1596) Hindistana bir seyahat yapar ve buradaki Şifalı bitkileri inceleyen bir kitap (1582) yazar. Onun bu hizmetlerini anmak için bu bitkiye onun adı verilir. Serpentina Yılan kökü demektir. Bitkinin yaprakları eskiden Hitliler tarafından Yılan ve böcek sokmasına karşı kullanılmıştır. Tarihte MÖ. 1000 yıllarında eski Hintliler tarafından Böcek ısırması, yılan sokması, üzüntü, sıkıntı gibi rahatsızlıklara karşı kullanılmıştır. Günümüzdeki modern araştırmalarla Yüksek tansiyonu düşürücü özelliğinin keşfedilmesi ile birlikte bitkinin önemi artmıştır.

    Botanik: Yılan kökü 30–100 cm boyunda 1 m yi bulan bir Funda veya çalı şeklinde küçük bir Ağaççık olup sürekli yeşil dikine yükselir, tüysüz ve tropik veya subtropik iklimde yetişir. Yaprakları genellikle üçlü şekilde sapın etrafına dizilmiş olup, kenarları bütün, mızrak şeklinde uca doğru sivrice, derimsi, koyu yeşil renkli, kısa saplı, 8–20 cm uzunluğunda ve 3–7 cm enindedir. Çiçekleri şemsiye şeklinde topluca bir arada olup takriben beş şemsiyecikten meydana gelir ve her şemsiyecikte 8 -12 adet çiçekçikten meydana gelir. Çiçeklerin ucu beş loplu geri kısmı ise boru şeklinde olup beyaz renktedir.
    Kökleri 10–15 cm uzunluğunda 1,5- 3 cm kalınlığında kabuğu sarımsı kahve renkli içi beyazımsı sarı renkli cam gibi kırılır ve acımsı bir tadı vardır.

    Yetiştirilmesi: Yılan kökü, tropik ve subtropik ülkelerde yetişir, Türkiye’ nin Akdeniz bölgesinde yetiştirmek mümkündür. Eskiden Hindistan ve Bangladeşin Himalaya dağlarının eteklerinde yabani olarak yetişen bitki günümüzde Bangladeş, Pakistan, Tayland, Malezya, Endonezya ve az miktarda Türkiye de yetiştirilmektedir.

    Hasat zamanı: Kasım ve Aralık aylarında kökleri çıkarıldıktan sonra te-mizlenir, güneşli, havadar ve gölgelik yerlerde kurutulur.

    Birleşimi: Yılan kökünün birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz.
    a) İridolalkaloitler % 1–2 olup en önemlilerini dört grupta toplayabiliriz.
    1) Yohimbantipler ; Reserpin % 0,14, Rescinnamin (Reserpinin), İzorauhimbin, Deserpidin, Yohimbin, α- Yohimbin ve Reserpin
    2) Heteroyohimbantipler; Serpentinin (Serpentidin) % 0,13 , Serpentin, Raubasin (Ajmdicin) ve Reserpilin,
    3) Sarpagantipler ; Sarpagin (Raupin)
    4) Ajmalintipler ; Ajmalin (Rauwolfin)
    b) Ayrıca; Reçine, Sabit yağlar, Nişasta, Alkoller, Fitosteroller (Phytosteroller)

    Araştırmalar: Bangaldeşli Rumphius Yılan kökü yapraklarının yılan sok-ması ve Böcek ısırmasına karşı etkili olduğunu tespit etmiş ve bu konuda yazılar yazmıştır.(1741)
    Hindistanlı Cofra 1933 de Yılan kökünün tansiyon düşürücü özelliğini keşfetmiş ve VAKİLİ 1940 da klinik araştırmalara başlamıştır.
    1) İlk önemli ve modern araştırma O. Leeser tarafından 1954 de 24 Doktor üzerinde 4 hafta süren bir Tedavi denemesi yapmıştır. Bu araştırma sonucunda Yılan kökünün hem tansiyon düşürücü hem de merkez sinir sistemi ve beyine etki ettiği tespit edilmiştir. (LBH. II- 501) Bu araştırmaya benzer bir araştırmada W.L Tempetton 6 hasta üzerinde yapmış ve aynı sonuca varmıştır.
    2) F. Klausgraber ve ekibi Yüksek tansiyon problemi olan 83 hasta üzerinde 3–4 ay süren Tedavi süresinde Hastaların çoğunun iyileştiğini gözlemlemiştir. ( H.H.B VI. 371)
    3) R. Heintz, H.Losse ve ekiplerinin 1954 de 57 yüksek tansiyon problemi olan hasta üzerinde Tedavi denemesi yapmışlar ve hastaların iyileştiği görülmüştür. (Age)
    4) G. Honheiser ve ekibi 1955 de 53 Yüksek tansiyon problemi olan hasta üzerinde 3–4 ay süren Tedavi denemesi yapmışlar ve Hastaların iyileştiği görülmüştür.(Age)

    Tesir Şekli: Tansiyon düşürücü, teskin edici, antidepresif ( Depresyon önleyici)

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre; başta yüksek tansiyona karşı kullanılır.
    b) Komisyon E’ye göre; Komisyon E 18.09.1986 tarih ve 173 nolu Monografi bildirisine göre; Yılan kökü başta beslenme nedeni ile orta-ya çıkan Yüksek tansiyon ve bununla birlikte ortaya çıkan korku, gerginlik, huzursuzluk ve kalp çarpıntısına karşı kullanılır.
    c) Homöopatide; Yüksek tansiyon, yorgunluk, depresyon, Konsantrasyon zafiyeti, baş dönmesi, baksan hücumu, kalp çarpıntısı, hiperaktif (Aşırı hareketlilik) ve Agresivitate (saldırganlık) gibi rahatsızlıklara karşı kullanılır.
    d) Halk arasında; Yüksek tansiyon, Sinirlilik, stres, Sara, depresyon, Kan dolaşımı anormallikleri, şizofreni gibi rahatsızlıklara karşı kullanılmıştır.
    II) Eskiden yaprakları yılan sokması ve böcek ısırmasına karşı kul-lanılmıştır.

    Açıklama: Yılan kökü bir taraftan tansiyon düşürücü diğer taraftan Mer-kez sinir sistemine etki ederek teskin eder. Bu nedenle de hem Antihipertoni (Yüksek tansiyona karşı) hem de sedetif (teskin edici) olarak kullanılır. Yılan kökü korku, stres, depresyon, sara ve hatta şizofreniye karşı dahi kullanılmış ve yine Yüksek tansiyona karşı etkili olduğu yapılan ilmi araştırmalarda da tespit edilmiştir. Yılan kökünün birleşiminde 50 den fazla İridoidalkaloit tespit edilmiştir. Bazı uzmanlar sadece Reserpin kullanıldığında da aynı etkiyi göstereceğini iddia etmişler fakat çok kompleks yapıya sahip olan alkaloitlerin farklı etkileri ve özellikleri nedeni ile bütün olarak kullanılmasının daha uygun olacağı görülmüştür. Yılan kökünün birleşimindeki Reserpin Santral sinir sistemine, Ajmalisin çevre sinir sistemine, Serpentin krampları önleyici ve damarları genişletici ve Ajmalin Kalp ritmine etki ederler.

    Çay: Yarım kahve kaşığı ince kıyılmış ve kurutulmuş Yılan kökü demliğe konur ve üzerine
    300- 400 ml kaynar su ilave ettikten sonra 5–10 dakika demlemeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir.

    Çay Harmanları:

    Gökçek Yüksek Tansiyona Çayı:
    5g Yılan kökü
    35g Ökseotu
    20g Zeytin yaprağı
    20g Alıç Çiçeği
    20g Kedi ot kökü

    Gökçek Teskin Edici Çay
    5g Yılan kökü
    40g Kılıç otu
    15g Lavanta Çiçeği
    20g Oğul otu
    20g Çarkı felek otu

    Gökçek Teskin Edici Çay
    5g Yılan kökü
    30g Alıç Çiçeği
    25g Kokulu Yapışkan ot
    10g Pelin otu
    30g Çarkı felek otu

    Gökçek Sara çayı
    5g Yılan kökü
    30g Kedi ot kökü
    30g Papatya Çiçeği
    35g Kava–kava kökü

    Gökçek Yüksek Tansiyon Çayı:
    2g Yılan kökü
    30g Ökseotu
    48g Alıç çiçeği ve yaprağı
    20g Zeytin yaprağı

    Gökçek Teskin Edici Çay
    5g Yılan kökü
    30g Oğul otu
    20g Lavanta Çiçeği
    45g Kılıç otu

    Gökçek Kronik Böbrek İltihapları çayı
    30g Meyan kökü
    30g Huş yaprağı
    20g Ökse otu
    15g Altın başağı otu
    5g Yılan kökü

    Gökçek Yüksek Tansiyona Çayı:
    5g Yılan kökü
    35g Alıç çiçeği + meyvesi
    20g Kedi ot kökü
    20g Civanperçemi otu
    20g Eğri kökü

    Gökçek Yüksek Tansiyon Çay:
    5g Yılan kökü
    25g Ökseotu
    20g Zeytin yaprağı
    40g Alıç çiçeği + yaprağı
    10g Kedi ot kökü
    ü

    Ho: Yılan kökünden 20 gram ince kıyıldıktan sonra bir şişeye konur ve üzerine 80 ml % 70’lik Alkol ilave edilerek 4–5 hafta güneş ışınlarından uzakta muhafaza edilir. Şişedeki sıvı bu süre sonunda süzülerek Homöo-patide “Rauwolfia” ismi ile anılan Tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3–5 defa 10–15 damla 4–6 hafta süreyle alınır.
    Yukarıdaki çay harmanlarından da aynı şekilde Posyonlar yapılır.

    Hastalığın Belirtisi (semptom) :
    1) El ve ayaklar ağır ve dövülmüş gibi hissedilirse
    2) Donuk, soluk, sersem gibi ve baş dönmesi varsa
    3) Gece huzursuzlukları ve ateşi nedeni ile uyuyamama
    4) Uyuyamama
    5) Periyodik olarak vücuda ateş dalgalarının yayılması, hücum etmesi

    Yan tesirleri: Tarife uyulmaz ise çok uyuşturur ve yorgunluk verir. Ha-mile ve emzikli kadınların kullanması mahurludur. Çok uzun süre kullanıl-dığında Parkinson (felç) hastalığı ve depresyona neden olabilir.

    B) Amerika Yılan Kökü, Amerikanische Rauwolfia, Rauwolfia Tetraphyll
    Genellikle Amerikanın tropik ülkelerinde yetişen 50–200 cm boyunda çok sık çatallaşan, yapraklarını dökmeyen bir ağaççıktır. Yaprakları dallara genellikle dörtlü şekilde bir arada ve çapraz şekilde bulunurlar. Yaprakları değişik büyüklükte olup kenarları bütün ve hafif dalgalı, koyu yeşil renkli ve oval şekildedir. Çiçekleri beyaz oldukça küçüktür ve meyveleri önce yeşil sonra kırmızı ve nihayet siyah bir renk alır. Birleşimindeki alkaloitlerin ana maddesini alfa - Yohimbin (Rauwolscin) oluşturur.

    C) Afrika Yılan Kökü, Afrikanische Rauwolfia, RauwolfiaVomitoria
    Buna Büyük Yılan kökü de denir. Çünkü 4–7 m boyunda bir ağaçtır. Genellikle Kongo’da Yetiştiğinden Kongo Yılan kökü diye de anılır. Yaprakları 7- 20 cm uzunluğunda 3–10 cm eninde oval veya mızrak şeklindedir. Birleşimindeki alkaloit türevlerinden Reserpin ama alkaloiti oluşturur. Kökü Afrikalılar tarafından Krampları, ishal ve sarılığa karşı kullanılır.

    D) Çin Yılan Kökü, Chinesische Rauwolfia, Rauwolfia chinesensis
    Çin Yılan kökünün Yaprak ve çiçekleri Hint Yılan köküne çok benzer fakat üzerinde yeterince araştırma yapılmamıştır.

    E) Kanada Yılan Kökü, Kanadische Rauwolfia, Rauwolfia Canadensis

    Kanada Yılan kökünün birçok özelliği Amerika Yılan köküne benzer, fakat üzerinde yeterince araştırma yapılmamıştır.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Hipertansiyon Tedavisinde Rauwolfia

    Douglas Lobay , BSc, ND, Naturopatik doktor
    Yazar bilgileri Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
    Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
    Git: Soyut

    Rauwolfia serpentina , hipertansiyon için güvenli ve etkili bir tedavidir. Bitki 1940'larda Hindistan'da birçok doktor tarafından kullanılmış ve daha sonra 1950'lerde Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada da dahil olmak üzere tüm dünyada kullanılmıştır. Depresyon ve kanser de dahil olmak üzere olumsuz yan etkiler onunla ilişkilendirildiğinde popülerliğini yitirdi. Bu yazar, Rauwolfia'nın kullanımına ilişkin bilimsel literatürü gözden geçirmektedir.ve hipertansiyon tedavisi. Yazar bitkinin botanik, kimya ve farmakolojisini gözden geçirir ve aktif maddeler için araştırılmış ve belgelenmiş bir etki yöntemi sağlar. Bitkinin yüksek tansiyon tedavisindeki rolüne özel bir vurgu yapan yazar, bitkinin tıbbi kullanımlarını inceleyerek olumsuz yan etkilerini, toksikolojisini ve kanserojenliğini eleştirel bir şekilde inceliyor. Yazar, bitki ve kanserojenlik arasındaki ilişkiyi reddediyor ve depresyon oluşumunu en aza indirmek için doğru dozlamanın ve hastaları taramanın önemini tartışıyor. Hipertansiyonu olan uygun hastalarda düşük doz Rauwolfia ( LDR) kullanımı önerisi ile sonlandırıyor . Bitki, klinisyenlere yüksek tansiyon tedavisinde farmasötiklere güvenli ve etkili bir ek sağlar. Rauwolfia ( Rauwolfia serpentina ), dogbane veya Apocynaceae familyasının bir üyesi olan yaprak dökmeyen bir çalıdır. 1 Rauwolfia cinsine 100'den fazla tür dahildir ve bunlar Avrupa, Afrika, Asya, Avustralya ve Orta ve Güney Amerika dahil dünyanın tropikal ve subtropikal bölgelerine özgüdür. 2 Rauwolfia serpentina, Hindistan, Burma, Bangladeş, Sri Lanka ve Malezya dahil olmak üzere güneydoğu Asya'nın nemli, yaprak döken ormanlarına özgüdür. 3Bitki genellikle 60 ila 90 cm yüksekliğe kadar büyür ve 7 ila 10 cm uzunluğunda ve 3.5 ila 5.0 cm genişliğinde soluk yeşil yapraklara sahiptir. Yapraklar elips veya mızrak şeklindedir ve 3 ila 5 yapraklı sarmallar halinde bulunur. Bitkinin çapı yaklaşık 0,5 cm olan birçok parlak, siyah veya mor, yuvarlak meyve vardır. Ayrıca küçük pembe veya beyaz çiçekleri vardır. Bitki, 30 ila 50 cm uzunluğa ve 1,2 ila 2,5 cm çapa ulaşan belirgin yumrulu, yumuşak bir ana köke sahiptir. 4

    Git: Tarih ve Halk Kullanımı

    R serpentina , yüzyıllardır Hindistan'da halk tıbbında yılan ve böcek ısırıkları, ateşli durumlar, sıtma, karın ağrısı ve dizanteri gibi çok çeşitli hastalıkları tedavi etmek için kullanılmıştır. Aynı zamanda rahim uyarıcı, ateş düşürücü ve delilik tedavisi olarak kullanılmıştır. Bitki uzun zaman önce 1000 gibi Hint el yazmaları sözü edilen bc ve olarak da bilinir sarpagandha ve Chandrika . 5

    Rauwolfia cinsi , Hindistan'da seyahat ederken bitkileri inceleyen 16. yüzyıldan kalma Alman doktor Dr Leonhard Rauwolf'un onuruna seçildi. Serpentina, uzun, sivrilen, yılan benzeri kökleri nedeniyle çalışma için seçildi. 6 Hintli siyasi lider Mahatma Gandhi'nin Rauwolfia'yı kullandığı biliniyordu , bildirildiğine göre, yoğun ve aşırı uyarılmış bir günün ardından dinlenmeye yardımcı olmak için akşamları tükettiği çayı yapmak için kökü kullanıyordu. 7

    Hintli doktor Rustom Jal Vakil, Rauwolfia'yı Batı tıbbına tanıtmaktan sorumlu kabul edilir . O ile tedavi edilen hastalarda verileri toplanan Rauwolfia 1949 yılında 1949 kadar 1939 den, 10 yıldır, o antihipertansif özelliklerine bir dönüm kağıt yayınlanan R serpentina içinde British Medical Journal . 8 Yüksek tansiyonu olan 50 hastayı Rauwolfia kökü ile tedavi ederek elde ettiği ayrıntılı sonuçları sundu . Sonuçlar dikkat çekici ve anlamlıydı. 1949'da Hintli doktorların %90'ından fazlası Rauwolfia kullanıyordu .yüksek tansiyon tedavisinde. Vakil'in orijinal makalesinden sonra dünya çapında 100'den fazla bilimsel makale yayınlandı. 8

    Git: Kimyasal bileşim

    Rauwolfia , alkoller, şekerler ve glikozitler, yağ asitleri, flavonoidler, fitosteroller, oleoresinler, steroidler, tanenler ve alkaloidler dahil olmak üzere birçok farklı fitokimyasal içerir. Bitkide bulunan en önemli alkaloidler, indol alkaloidleridir ve bu alkaloidlerin 50'den fazlası bitkide izole edilmiştir. 9 İndol alkaloidleri, amino asit triptofandan türetilen bir grup azotlu bileşiktir. 1 nitrojen molekülü ile ortak bir 5 ve 6 karbonlu heterosiklik halka yapısını paylaşırlar. 10

    Bitkinin gövde ve yapraklar dahil tüm kısımları indol alkaloidleri içerir, ancak bunlar en yüksek konsantrasyonda kök kabuğunda bulunur. 11 Tanımlanan indol ve indol alkaloidleri şunları içerir: ajmalidin, ajmalin, ajmalinin, ajmalisin, arisin, kanesin, koryantin, deserpidin, izoajmalin, izoserin, izoserpiline, lankanesin, neoajmaline, papaverin, rahimubasine, raucaline, raucaline, raucaline, raucaline, raucaline, raucaline, raucaline, raucaline, raucaline, reserpin, reserpinin, sarpagin, serpantin, serpantinin, thebaine, yohimbin ve yohimbin. 12 , 13

    Alkaloitlerin kesin konsantrasyonu değişir. Bir çalışma, toplam alkaloit veriminin bitkinin kuru ağırlığının %0.8 ila %1.3'ü arasında değiştiğini buldu. 12 Başka bir çalışma, toplam alkaloit verimini kök içeriğinin %0,7 ila %3,0'ı arasına koydu. 4 Rejenere köklerde tespit edilen maksimum alkaloid içeriği %3.3 idi. 13 Rauwolfia cinsindeki diğer türler , Afrika'dan Rauwolfia vomitoria ve Rauwolfia caffra ve Orta ve Güney Amerika'dan Rauwolfia heterophylla ve Rauwolfia tetraphylla dahil olmak üzere R serpentina yerine kullanılmıştır . Woodson ve diğerleri 12aynı cinsin türlerinin değişken miktarlarda indol ve indol alkaloidleri içerdiğini ve R serpentina'ya uygun alternatifler olarak kullanılabileceğini buldu . reserpin

    Reserpin, bitkinin ana alkaloidlerinden biridir. Rezerpin içeriğinin kökte en yüksek, gövde ve yapraklarda ise daha düşük olduğu bulunmuştur. 11 Bilim adamları, bitkideki en yaygın indol alkaloid olduğuna inandılar; ancak, farklı testler bu iddiaya meydan okudu. Bitkideki reserpin konsantrasyonunun, bitkinin kuru ağırlığının %0.03 ila %0.14'ü arasında değiştiği bulunmuştur. 14 Aynı çalışma, farklı bitkilerde kökün reserpin içeriğinin %0.038 ile %0.14 arasında değiştiğini bulmuştur. Bir çalışmada, reserpin içeriği, kök gramı başına 33 mg 496 mg toplam alkaloid idi. 10 Rauwolfia köküyle ilgili başka bir çalışmada , reserpin içeriği 0.955 mg/g idi. 15 Bitkideki diğer alkaloitlerin de canescine, deserpidine, recanescine ve rescinnamine dahil olmak üzere biyokimyasal tıbbi etkileri olduğu tespit edilmiştir.

    Git: Farmakoloji

    Reserpin, R serpentina'da bulunan en çok çalışılan alkaloiddir . Reserpin ile ilgili ilk modern makale 1931'de Sen ve Bose tarafından Indian Medical Journal'da yayınlandı . 7 İlk olarak 1950'de Robert Wallace Wiggins tarafından izole edildi ve kullanıldı.

    1952'de İsviçre'deki CIBA Labs (şimdi Novartis), reserpin kimyası ve farmakolojisi hakkında ilk tam raporu yayınladı. 7 Ayrıca 1952'de izole reserpin hipertansiyon, taşikardi ve tirotoksikoz tedavisi için Serpasil ilacı olarak tanıtıldı. 7

    Reserpin bir indol alkaloidi olarak sınıflandırılmıştır. Işığa maruz kaldığında daha koyu hale gelen beyazdan sarıya bir tozdur. Kokusuzdur, suda çözünmez, alkolde az çözünür ve asetik asitte serbestçe çözünür. C33H40N209 kimyasal formülüne, 609 g moleküler kütleye ve acı bir tada sahiptir. 16

    Oral alımdan sonra reserpinin biyoyararlanımı %50 ile %70 arasında saptanmıştır, ancak çoğu çalışma bunun yaklaşık %50 olduğunu göstermiştir. Emilim oldukça hızlıdır, oral alımdan 1 ila 2 saat sonra meydana gelir, ancak 2 ila 4 saat arasında daha yavaş bir absorpsiyon rapor edilmiştir.

    Reserpin vücutta yaygın olarak beyin karaciğeri, dalak, böbrek ve yağ dokusuna dağılır. 17 , 18Diğer çalışmalar, reserpinin kırmızı kan hücrelerine ve periferik nöronlara da yaygın olarak dağıldığını göstermiştir. Anne sütünde bulunduğu ve plasentayı ve kan-beyin bariyerini geçtiği bulunmuştur. Kandaki ilk yarı ömrünün 4 ila 5 saat olduğu gözlemlenmiştir. Eliminasyon yarı ömrünün plazmada 45 ile 168 saat arasında olduğu belirlenmiştir. Nispeten uzun eliminasyon yarı ömrünün, proteinlere ve kırmızı kan hücrelerine bağlanmasından kaynaklandığına inanılmaktadır. Reserpin yıkımının yaklaşık %62'si hepatik metabolizmadan, böbrek eliminasyonu ise %8'den azından sorumludur. Bunun eliminasyonunun çoğu fekal atılım yoluyla gerçekleşir. Elimine edilen metabolitlerin %30 ila %60'ı reserpinin kendisinde bulunmuştur.

    Git: Hareket mekanizması

    Reserpinin etki mekanizması iyi araştırılmış ve iyi belgelenmiştir. Reserpin, presinaptik nöronların özel salgı veziküllerinin organel zarlarındaki veziküler monamin taşıyıcıları ( VMAT'ler) olarak adlandırılan protein reseptörlerine bağlanır . 19 , 20 Reserpin , hücre içi nörotransmiterlerin VMAT proteinlerine bağlanmasını önler ve salgı keseciklerinin nörotransmiterleri almasını durdurur. 21

    Sonuç olarak, reserpin kullanımı presinaptik nörondan hiç veya az sayıda nörotransmitterin salınmasını sağlar. Sonuç olarak, postsinaptik nöronda sinir impulsunun hiç veya çok hafif bir şekilde yayılması meydana gelir.

    Veziküler taşıma proteinlerinin iki izoformu VMAT1 ve VMAT2 olarak adlandırılır . VMAT1 esas olarak periferik sinir sisteminin nöroendokrin hücrelerinde, özellikle adrenal medulladaki kromaffin granüllerinde, sempatik nöronlarda ve trombositlerde bulunur. VMAT2 esas olarak beyinde, sempatik sinir sisteminde, mast hücrelerinde ve bağırsak ve pankreasta histamin içeren hücrelerde bulunur. Reserpine, VMAT1'e olan afinitesinden 3 kat daha fazla olan VMAT2 için bir afiniteye sahiptir. 22 , 23 Güçlü bir afiniteye sahiptir ve VMAT üzerindeki spesifik reseptörlere, özellikle VMAT2'ye neredeyse geri dönüşümsüz olarak bağlanır. 21

    Git: Rauwolfia ve Hipertansiyon

    1949 yılında, Vakil ile tedavi edildi esansiyel hipertansiyon ile 50 hastada yapılan bir çalışmada rapor Rauwolfia . 26 Bu çalışmada, hastaların %85'i sistolik kan basıncında düşüş yaşadı ve hastaların %81'i diyastolik kan basıncında düşüş yaşadı.

    1952'de Almanya ve Avusturya'daki Vida, hipertansiyonlu 25 hastada kan basıncı düşüşü bildirdi. 26 Arnold ve Bach, sistolik basıncın ortalama 30 mm Hg ve diyastolik basıncın 15 mm Hg düştüğü 50 hastanın 37'sinde iyi bir yanıt gösterdi. 26 1953'te Meissner, Rauwolfia'nın bir çalışmaya katılanların %90'ında etkili olduğunu ve sistolik kan basıncını 15 ila 40 mm Hg arasında düşürdüğünü bildirdi . 26 1953'te İsviçre'deki Loffler, hipertansiyonlu 51 İsviçreli işçide kan basıncının düştüğünü bildirdi. 26 1954'te Japonya'daki Goto, hipertansiyonu olan 15 hastanın 12'sinde daha düşük kan basıncı bildirdi. 261954'te Zelanda'da Doyle ve Smirk, reserpinin uygulamadan sonraki 4 ila 6 saat içinde kan basıncında çarpıcı bir düşüşe neden olduğunu bildirdi. 26 Rauwolfia'nın 1950'ler boyunca Hindistan'da kullanılan en iyi hipertansif ilaç olduğu da bildirilmiştir . 26 Ülke genelinde tüm doktorların %90'ı veya 60.000'den fazla doktor tarafından kullanıldığı bildirilmiştir. 26 Bir üretici 1954'te 94 milyon tablet kurutulmuş kök sattığını iddia etti ve dünya çapında 17'den fazla ülkeye ihraç edildi. 2

    1952'de, Amerika Birleşik Devletleri'nde alseroxylon adı verilen saflaştırılmış, standartlaştırılmış, izole edilmiş bir alkaloid özütü tanıtıldı. 24 Saflaştırılmış ekstrenin aktif bileşenleri bir reserpin ve rescinnamin karışımıydı. Bu çalışmada, kamu ve özel hastanelerde 346 hipertansiyonlu hasta ayaktan tedavi edildi. Katılımcıların orijinal kan basınçları, başvuru sırasında 150/100 mm Hg'nin üzerindeydi. Kontrol periyodu sırasında hastalara plasebo verildi. Alseroxylon özü ile tedavi edilen hastalarda kan basıncı okumalarında 20 mm Hg'den fazla tutarlı bir düşüş gözlendi. 24

    Bir Rauwolfia Serpina denilen ürün 1 yıl 1 ay sürelerle 100'den fazla hastaya verildi. 25Çalışmada, günlük 1 ila 3 Serpina tablet dozu iyi tolere edildi. Etkisi 3 ila 6 gün arasında yavaş yavaş ortaya çıktı ve ilacı bıraktıktan 7 ila 21 gün sonra ortadan kayboldu. Ciddi bir yan etki yaratmadı. Ürün sedasyona neden oldu ve genellikle uykuyu iyileştirdi, ancak bazı kişilerde bazen kabuslara neden olabilir ve bazı hastalarda bradikardi ve burun tıkanıklığına neden olabilir. Görünüşe göre alışkanlık oluşturmuyor ve karmaşık olmayan yan etkileri gidermek için uygulaması birkaç gün boyunca kolayca durdurulabiliyordu. Özellikle hipertansiyon ve taşikardisi olan kararsız hastalarda orta derecede bir hipotansiyonu teşvik etti ve sempatolitik bir etkiye sahip gibi göründü, ancak postural hipotansiyon üretmedi. Gençlerde daha etkili olduğu ortaya çıktı, organik, vasküler hastalığı olan köklü, sabit hipertansiyonu olanlarda taşikardisi olan nevrotik hipertansif hastalar. Ortalama kan basıncı okuması 192/122 mm Hg ve nabzı 82 olan otuz dokuz hasta tek başına Serpina ile tedavi edildi. Ortalama kan basıncı 165/95 mm Hg'ye düştü ve ortalama nabız 70'di. 39 hastanın 13'ünde kan basıncı kontrol edildi ve 150/90 mm Hg'den daha düşük bir normal okuma değerine geri döndü.

    Esansiyel hipertansiyonda R serpentina'nın klinik bir denemesinde Vakil, başlangıç ​​kan basınçları 160/95 mm Hg'den yüksek olan 50 hastayı tedavi etti. 26Çalışmaya yaşları 39 ile 76 arasında değişen 30 erkek ve 20 kadın dahil edildi. Çalışmayı tamamlayan 48 hastanın 39'unda ilaca başladıktan 1 hafta sonra hem sistolik hem de diyastolik kan basıncında düşüş görüldü. İlacın alınmasından 4 hafta sonra, bu hastalarda sistolik kan basıncı 2 ila 54 mm Hg arasında düştü. 47 hastanın 22'si (1 çalışmadan çıkarıldı), sistolik kan basıncında 10 ila 24 mm Hg arasında orta derecede bir düşüş gösterdi. 47 hastanın 13'ü sistolik kan basıncında 25 mm Hg'den fazla belirgin bir düşüş gösterdi ve 47 hastanın 38'i diyastolik kan basıncında 4 ila 34 mm Hg arasında bir düşüş gösterdi, ortalama 11 mm Hg'lik bir düşüş. Yirmi yedi hasta, 5 ila 14 mm Hg arasında orta derecede bir diyastolik kan basıncı düşüşü gösterdi ve 7 hasta, 15 mm Hg'den daha büyük bir düşüş gösterdi. İlacın hipotansif etkisi, hastaların %91'inde ilacı kestikten 2 hafta sonra ve hastaların %75'inde ilacı bıraktıktan sonraki 4 haftada algılanabilirdi. Hiçbir ciddi olumsuz yan etki kaydedilmedi.

    Bir poliklinikte bir grup hipertansif birey üzerinde oral reserpinin çeşitli etkilerini değerlendirmek için başka bir çalışma tasarlanmıştır. 27 CIBA Pharmaceuticals'dan reserpin, ilk kan basınçları 160/98 ile 240/150 mm Hg arasında olan 15 kişiye günde iki kez 20 mg'lık bir dozda verildi. Bu hastalar için sistolik kan basıncı ortalama 30.7 mm Hg ve diyastolik kan basıncı ortalama 19 mm Hg düştü. Bazı hastalar geçici bulantı, bayılma ve nefes darlığı bildirdi. Araştırmacılar, ilacın hafif ve şiddetli hipertansiyonu olan bazı hastalarda yararlı ve güçlü bir ajan olduğu sonucuna vardılar.

    Reserpinin kan basıncı, kalp hızı ve yan etkiler nedeniyle yoksunluk üzerindeki doza bağlı etkilerini araştırmak için bir Cochrane Veritabanı İncelemesi yapılmıştır. 28İnceleme, Central, EMBASE ve MEDLINE'ı içeren tıbbi veri tabanlarını inceledi. Çalışma, primer hipertansiyonu olan hastalarda reserpin monoterapisini plaseboyla veya hiç tedavi verilmemesiyle karşılaştıran inceleme için yalnızca gerçekten randomize, kontrollü çalışmaları (RKÇ) seçti. Dahil etme kriterlerini karşılayan dört RKÇ bulundu. Denemelerin hiçbiri olumsuz etkiler nedeniyle herhangi bir geri çekilme bildirmedi. Yazarlar, reserpinin sistolik kan basıncını diğer birinci basamak antihipertansif ilaçlarla aynı derecede düşürmede etkili olduğu sonucuna vardılar; ancak, dahil edilen çalışmaların az olması nedeniyle doz yanıt paterni ile ilgili kesin sonuçlara varamadılar. Reserpinin kan basıncı üzerindeki etkilerini değerlendirmek ve ilaç birincil bir antihipertansif ilaç olarak geniş çapta önerilmeden önce doza bağlı güvenlik profilini belirlemek için daha fazla RCT'ye ihtiyaç olduğunu öne sürdüler. Reserpin aynı zamanda RKÇ'lerde mortaliteyi azalttığı gösterilen birkaç antihipertansif ilaçtan biridir.29

    Git: Diğer Tıbbi Kullanımlar

    Rauwolfia , şizofreni ve bipolar bozukluk, epilepsi ve nöbetler dahil olmak üzere zihinsel hastalıkların ve uykusuzluk ve uyku sorunlarının tedavisi için çalışılmıştır. 30

    Bir çalışma, Rauwolfia'nın kaygı tedavisinde etkili olduğunu buldu . 31 Bu çalışmada reserpin, alseroxylon ve tüm kök dahil olmak üzere tüm Rauwolfia formları kullanıldı ve hepsi ayaktan hastalarda açık anksiyetenin kontrolünde aynı sonuçları verdi.

    Rauwolfia , 3.5 ila 9 yaş arasındaki otistik çocuklar için bir tedavi olarak incelenmiştir. 32 Başka bir çalışma, alkol ve uyuşturucu bağımlılarında deliryum tremenlerinin tedavisinde etkili olduğunu bulmuştur. 33 Bu çalışmadaki araştırmacılar, ajitasyon, heyecan ve akut halüsinasyon ataklarında belirgin bir azalma gözlemlediler.

    Bir çalışma, Rauwolfia'nın migren baş ağrılarını etkili bir şekilde tedavi ettiğini , yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme ve ağrıda bir azalma olduğunu buldu. 34 Başka bir çalışmada , koroner arter hastalığı olan hastalarda anjina pektorisi tedavi etmek için Rauwolfia kullanılmış ve anjina semptomlarında bir azalma ve uzun süreli bir terapötik etki bulunmuştur. 35 Bu çalışmadaki hastaların yarısı normal elektrokardiyogramlar geliştirmeye devam etti.

    Başka bir çalışmada, Rauwolfia , kaşıntılı ve psikojenik dermatozu iyileştirmedeki faydalarını incelemek için incelenmiştir. 36 Ayrıca psoriatik salgınları iyileştirdiği bildirilmiştir.

    Git: Yan Etkiler ve Toksikoloji

    Reserpinin olumsuz yan etkileri arasında uyuşukluk, sedasyon, psikiyatrik depresyon, hipotansiyon, bulantı, kusma, karın krampları, mide ülseri, kabuslar, bradikardi, anjina benzeri semptomlar, bronkospazm, deri döküntüsü, kaşıntı, galaktore, meme büyümesi, cinsel işlev bozukluğu ve 1 vakada geri çekilme psikozu. Tüm hastalarda kaydedilen en yaygın yan etki, tüm hastaların %5 ila %15'inde meydana gelen burun tıkanıklığıydı. 17 Birkaç aylık kullanımdan sonra zihinsel depresyon ortaya çıkabilir ve devam edebilir. Aşırı yüksek dozlarda Parkinson benzeri semptomlar, ekstrapiramidal reaksiyonlar ve kasılmalar meydana gelebilir. Rauwolfia'ya astım dahil alerjik reaksiyonlar nadirdir.

    Kan basıncını düşüren yeterli reserpin dozları, reserpine bağlı gastrik ülserasyonlara neden olmaz. 37 Reserpinin bazı hastalarda hafif ödem yaptığı gözlemlenmiştir. 38 Diğer ilaçlarla olası etkileşimler arasında kardiyak glikozitler, efedra, alkol, antipsikotik ilaçlar, barbitüratlar, digoksin, diüretikler, efedrin, levodopa, monamin oksidaz inhibitörleri, propranolol, uyarıcı ilaçlar ve trisiklik antidepresanlar bulunur. Rauwolfia , kortikosteroidler, bilirubin, katekolaminler, mide asiditesi, norepinefrin, prolaktin, tiroksin ve vanillilmandelik asit testleri dahil olmak üzere aşağıdaki laboratuvar testleriyle etkileşime girebilir. 5 , 37

    1959'dan 1960'a kadar Amerika Birleşik Devletleri'nde Rauwolfia tüketmekten kaynaklanan 151 toksisite vakası rapor edildi ve bu vakaların sadece %4'ü yetişkinlerdeydi. 39 Bulantı, kusma, hipotansiyon, sedasyon ve koma hastalar tarafından tanımlanmıştır. Ayrıca bradikardi ve yüzde kızarma semptomları da bildirilmiştir. Psikiyatrik depresyon, günde 0.5 mg'ın üzerindeki reserpin dozlarında en yaygındı ve günlük 0.25 mg'dan daha az reserpin dozunda önemli ölçüde azaldı. 1962 ve 1965 arasında, Amerika Birleşik Devletleri'nde 225 kazara yutma raporu bildirildi. 17 Yaşları 30 ay ile 4 arasında olan ve 25 mg kadar yüksek dozlarda reserpin alan üç vaka rapor edilmiştir. Tüm davalar çözüldü.

    Reserpin ve kanser arasında bir ilişki yok gibi görünüyor. 17 Hamilelikleri sırasında herhangi bir zamanda reserpin tüketen kadın insanlarda doğum kusurları riskinde artış gösterilmemiştir. Reserpinin mutajenik, genotoksik veya rekombinojenik etkileri gösterilmemiştir.

    Git: Rauwolfia ve Meme Kanseri

    Rauwolfia ve reserpin ürünlerinin kullanımı , tıbbi literatürde 3 vaka kontrollü çalışmada meme kanseri ile iddia edilen bir ilişki ortaya çıktığında, 1960'ların sonlarında ve 1970'lerin başlarında keskin bir şekilde azaldı. 40 Orijinal çalışmaların yeniden değerlendirilmesi, bu sonuçların hatalı olduğunu gösterdi. Kardiyovasküler hastalığı olan hastalar karşılaştırmada olası kontroller olarak reddedildiği için dışlama yanlılığı meydana geldi.

    Dışlama yanlılığını ortadan kaldıran müteakip araştırma ve analizler, Rauwolfia veya reserpin ürünleri kullanan hastalarda meme kanseri oranında bir artış olmadığını gösterdi . 41 Çalışma meme kanserli 257 kadın ile yaş, tarih, kabul teşhisi ve ırk açısından eşleştirilmiş meme kanseri olmayan 257 kadını karşılaştırdı. Rauwolfia ürünlerini kullananlar ile kullanmayanlar karşılaştırıldığında meme kanserine yakalanma olasılığı 1:1 idi. Başka bir çalışmada kardiyovasküler hastalığı olan 101 kadın kontrol grubundan çıkarıldığında, olasılık oranı 1:2.5'e yükseldi. Araştırmacılar, sonuçların, dışlama yanlılığının, reserpin ve meme kanseri arasındaki yanlış ilişkiyi yaratmada önemli bir rol oynadığını öne sürdüğü sonucuna vardılar.

    1973'ten önce hipertansiyonu olan 109 vaka kontrollü çiftte meme kanseri insidansı üzerine başka bir çalışma yapıldı. 42 Bu çalışmada, 109 hasta Rauwolfia ürünleri ile tedavi edildi ve 109 hasta diğer farmakolojik ilaçlar ile tedavi edildi. Rauwolfia'yı diğer ajanlarla karşılaştırırken göreceli meme kanseri gelişme riski 0.9 ila 1.11 idi . Araştırmacılar, Rauwolfia kullanımının meme kanseri riskini artırmasının olası olmadığı sonucuna vardılar .

    Reserpinin prolaktin düzeylerini arttırdığı gözlenmiştir. En az 5 yıl reserpin kullanan 15 kadında, reserpin olmayan bir antihipertansif kullanan 15 kadında prolaktin düzeyleri karşılaştırıldı. 43 Reserpin tüketen kadınlarda, almayanlara göre ortalama prolaktin düzeyleri %50 daha yüksekti. Araştırmacılar, epidemiyolojik çalışmalarda gösterildiği gibi, postmenopozal kadınlarda böyle bir artışın meme kanserinde sadece küçük bir artışa neden olacağı sonucuna vardılar. Ayrıca prolaktinin insanlarda meme karsinogenezinde bir rolü olmadığına dikkat çektiler.

    Git: Rauwolfia ve Depresyon

    Alan hastalarda depresyon sıklığı Rauwolfia ve reserpineye Haziran 1954 ile Aralık 1956 arasında Montreal'de ayaktan hipertansif kliniğinde çalışılmıştır 44 o çalışmada 296 hastalar araştırma dönemi için karşılaştırıldı; 195 hasta aldı Rauwolfia yalnız ürün veya diğer ilaçlar ve 101 hasta ile birlikte hiçbir aldı Rauwolfia ürünlerini. Rauwolfia ürünlerini alan grupta , 195 kişiden 134'ü tek başına reserpin aldı ve 195 kişiden 61'i tam kök preparasyonu veya saflaştırılmış alseroksilon fraksiyonu aldı.

    Bu çalışmadaki Rauwolfia veya reserpin almayan 101 hastadan hiçbiri depresyon geliştirdiğini bildirmedi. Rauwolfia ürünlerini alan gruptan 195 hastadan 30'u depresyon geliştirdiğini bildirdi. Bu 30 hastanın 24'ü kadın, 6'sı erkek olup, yaşları 33 ile 70 arasında değişmekte olup, ortalama yaş 52.7'dir. Bu çalışmada toplam depresyon insidansı %10 olarak hesaplandı, ancak Rauwolfia veya reserpin hastalarının % 15'iydi . Depresyon geliştiğini bildiren hastalardan 25'i reserpin ürünleri ve 5'i Rauwolfia aldı .veya alseroxylon fraksiyonu. Bu 5 hastadan 2'si alseroxylon ekstresini ve 3'ü tam kök preparasyonunu aldı. Depresyon gelişen hastaların %83'ü reserpin ve %17'si tam kök veya saflaştırılmış alkaloid fraksiyonu aldı.

    Çalışma için, ilacın uygulanması ile zihinsel semptomların ortaya çıkması arasındaki süre (1) reserpin için 2 hafta ile 14 ay arasında, ortalama 4,5 ay olmuştur; (2) tam kök hazırlığı ile 2,5 ila 3 ay arasında; ve (3) alseroxylon fraksiyonu ile 5 ay. Bu hastalarda kullanılan günlük doz (1) ortalama 1.36 mg ile 0.75 ila 4 mg reserpin; (2) ortalama 10 mg ile 8 ila 12 mg alseroksilon; ve (3) 150 ila 200 mg tam kök preparasyonu, ortalama 183 mg.

    Çalışmada depresyonun şiddeti 1'den 4'e kadar derecelendirildi. Depresyon yaşayan hastalardan 30 hastanın 19'u ilaç kesildiğinde tamamen iyileşti. Bu hastalardan 11'i tam iyileşme gösterdi, 11'den 7'si belirgin iyileşme gösterdi ve 19'dan 1'i iyileşme göstermedi. Bu gruptan 30 hastanın 10'unun hastaneye yatırılması gerekti. 6 vakada dozun azaltılması, bu hastaların 4'ünde tam iyileşme, 1 hastada belirgin iyileşme ve 1 hastada iyileşme sağladı. Yazarlar, dozajın önemli bir faktör olduğu, ancak depresyon gelişiminde tek faktör olmadığı sonucuna varmışlardır. Rauwolfia tedavisine başlanmadan önce tam bir akıl hastalığı ve depresyon öyküsünün önerilmesini tavsiye ettiler . Ayrıca 0.75 mg reserpin'den daha düşük bir günlük doz önerdiler.

    Git: Yazarın Rauwolfia ile Deneyimi

    Yazar 21 yıldır natüropatik tıp uygulamakta ve Rauwolfia ve reserpin ürünlerini tek başına veya şifalı bitkiler ve minerallerle birlikte kullanarak hipertansiyonu tedavi etmek için birçok bitkisel ve mineral takviye kombinasyonunu denemiştir . Şu anda Rauwolfia'yı alıç ve bir tür magnezyum ile birleştirerek kapsüller, tabletler ve tentürler sağlamayı tercih ediyor . Kapsüllü Rauwolfia kök tozunu tercih ediyor .

    Hipertansiyonu olan 300'den fazla hastaya 80.000'den fazla Rauwolfia kapsülü reçete etmiş olan yazar, şu anda günde 500 mg'dan fazla Rauwolfia reçete etmemektedir ve genellikle günde iki kez sadece 100 mg Rauwolfia eşdeğeri reçete etmektedir . Bazı hastalar gerekirse günde 300 ila 400 mg alır.

    Yazar, düşük doz Rauwolfia veya LDR kavramını desteklemektedir, çünkü uygulamasındaki sonuçlar şaşırtıcı olmuştur ve hipertansiyonlu hastaların çoğunda sürekli olarak kan basıncında sürekli düşüşler göstermiştir. 20 ila 30 mm Hg sistolik düşüş ve 10 ila 15 mm Hg diyastolik düşüş normaldir. O gözlemlemiş Rauwolfia sürekli olarak diğer birinci basamak antihipertansif ilaçlar kadar iyi çalışır ve o birleştirmiştir Rauwolfia diğer antihipertansif ilaçlarla birlikte. Diüretikler, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri ve anjiyotensin 2 reseptör blokerleri (ARB'ler) ile iyi bir şekilde birleşir. Hasta bir β-bloker veya kalsiyum kanal blokörü kullanırken dikkatli olunmalıdır.

    Çoğu hasta kendilerini daha iyi, daha az endişeli ve gergin hissettiklerini bildirmektedir. Uyku kalitesi sıklıkla iyileşir ve yazar pek çok olumsuz yan etki görmemiştir. Ara sıra burun tıkanıklığı ve gevşek dışkı kendisine bildirildi, ancak hiçbir depresyon vakası olmadı. Tüm hastaları depresyon ve akıl hastalığı öyküsü açısından tarar , Rauwolfia tedavisinden fayda sağlayıp sağlayamayacaklarını değerlendirir ve depresyonda olduğunu söyleyen hastalara Rauwolfia reçete etmez . Ayrıca seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar), serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri (SNRI'ler) ve norepinefrin-dopamin geri alım inhibitörleri (NDRI'ler) gibi reçeteli antidepresan ilaçları alan hastaları da dikkatle tarar.

    Yazar, Rauwolfia'yı konjestif kalp yetmezliği veya kardiyak dekompansasyonu olan hastalara, özellikle zayıf, kırılgan, yaşlı hastalara vermez ve bunları bradikardisi olan veya kalp atışı dakikada 60'tan az olan hastalara reçete etmez. Rauwolfia'nın bazı hastalarda nabız hızlarını dakikada yaklaşık 10 vuruş azaltabildiğini gözlemlemiştir . Bu hastaların adrenerjik blokajdan fayda görmeyebileceğini düşünüyor. Olumsuz olayların riskleri potansiyel olarak faydalardan daha ağır basabilir.

    Yazar , daha yüksek kan basıncı, daha hızlı nabzı ve sinirsel anksiyete belirtileri olmadıkça hipoadrenalizm semptomları gösteren hastalara Rauwolfia reçete etmez . Rauwolfia'yı hipertansiyon tedavisinde kullandığından mutlu ve kendinden emin . Deneyimlerinden, Rauwolfia'nın yüksek tansiyon için tek, en iyi doğal çare olabileceğini gözlemledi .

    Git: Sonuçlar

    Literatürün gözden geçirilmesine dayanarak, Rauwolfia uygun düşük dozlarda kullanıldığında hipertansiyon için güvenli ve etkili bir tedavi gibi görünmektedir. Alseroxylon özü veya saf reserpin olarak da bilinen eşdeğer bir saf Rauwolfia alkaloid dozu da hipertansiyonu tedavi etmek için kullanılabilir. Yazar, LDR'nin tedaviden fayda görmek üzere taranan hastalara güvenle önerilebileceğini bulmuştur. Rauwolfia'nın toplam günlük dozu500 mg kökten daha düşük olmalıdır ve çoğu durumda günde 250 mg'dan az olabilir. Saflaştırılmış alkaloid-alseroksilon ekstraktının dozu günde 5 mg'dan düşük olmalıdır ve çoğu durumda günde 2.5 mg'dan azdır. Reserpin dozu günde 500 μg'dan ve çoğu durumda günde 250 μg'dan düşük olmalıdır. Eşdeğer bir tentür dozu, tentürün gücüne dayanmalıdır. Örneğin, 1:5'lik bir tentürün dozu 0,5 mL olup, 100 mg ham köke eşittir, oysa standart bir damlalıkta 15 damla 1,0 mL'ye eşittir.

    Git: Referanslar

    1. Endress ME, Bruyns PV. Apocynaceae sl Bot Rev. 2000'in revize edilmiş bir sınıflandırması ; 66 (1):1–56. [ Google Akademik ]
    2. Vakil RJ. Yüksek tansiyon tedavisinde Rauwolfia serpentina: literatürün gözden geçirilmesi. Dolaşım. 1955; 12 (2):220–229. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    3. ABD Tarım Bakanlığı. Rauvolfia L. Germplasm Kaynaklar Bilgi Ağı Web sitesi. [Erişim tarihi: Ağustos 2014]. http://www.ars-grin.gov/cgi-bin/npgs...genus.pl?10272 . 14 Mart 2003 tarihinde yayınlandı.
    4. Brijesh KS. Rauwolfia: yetiştirme ve toplama. Biyoteknoloji Makaleleri Web sitesi. [25 Eylül 2014'te erişildi]. http://www.biotecharticles.com/Agric...ction-892.html . 23 Mayıs 2011'de yayınlandı.
    5. Yarnell E, Abascal K. Hipertansiyonu botanik olarak tedavi etmek. Alternatif Tamamlayıcı Ther. 2001; 7 (5):284–290. [ Google Akademik ]
    6. Tyler VE, Brady LR, Soyguncular JE. Farmakognozi. 9. baskı. Philadelphia, PA: Lea & Febiger; 1988. s. 222-225. [ Google Akademik ]
    7. Jerie P. Kardiyovasküler tedavinin kilometre taşları, IV: reserpin [Çekçe] Cas Lek Cesk. 2007; 146 (7):573–577. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    8. Isharwal S, Gupta S. Rustom Jal Vakil: kardiyolojiye katkıları. Tex Heart Inst J. 2006; 33 (2):161–170. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    9. Verma KC, Verma SK. Sarpaghanda (Rauwolfia serpentina) kök ve yaprak fraksiyonlarında alkaloit analizi Agric Sci Dig. 2010; 30 (2):133–135. [ Google Akademik ]
    10. Leete E. Rauwolfia alkaloidlerinin biyogenezi, I: triptofanın ajmaline dahil edilmesi. J Am Chem Soc. 1960; 82 (24):6338-6342. [ Google Akademik ]
    11. Ruyter CM, Akram M, Illahi I, Stöckigt J. Rejenere bitkilerden Rauwolfia serpentina köklerinin alkaloid içeriğinin araştırılması. Bitki Med. 1991; 57 (4):328–330. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    12. Woodson RE, Youngken HW, Schlittler E, Schneider JE. Rauwolfia: Botanik, Farmakognozi, Kimya ve Farmakoloji. Boston, MA: Little, Brown and Company; 1957. s. 32–33. [ Google Akademik ]
    13. Panwar GS, Guru SK. Rauwolfia serpentina bitkisinde TLC, HP-TLC ve HPLC ile reserpinin alkaloid profili ve tahmini. Asya J Bitki Bilimi. 2011; 10 (8):393–400. [ Google Akademik ]
    14. Hareesh Kumar V, Nirmala, Shashidhara S, Rajendra CE. Coğrafi varyasyona yanıt olarak Rauwolfia serpentina'nın reserpin içeriği. Int J Eczacılık Biosci. 2010; 1 (4):429–434. [ Google Akademik ]
    15. Deshmukh SR, Ashrit DS, Patil BA. Rauwolfia serpentina'dan indol alkaloitlerinin antimikrobiyal ve antiproliferatif aktiviteleri için ekstraksiyonu ve değerlendirilmesi. Int J Ecz Ecz Sci. 2012; 4 (ek 5):329–334. [ Google Akademik ]
    16. Friedli GL. İndol alkaloidleri. Friedli İşletmeleri Web sitesi. [25 Eylül 2014'te erişildi]. http://www.friedli.com/herbs/phytoch...alkaloid5.html .
    17. Reserpin. Uluslararası Kimyasal Güvenlik Programı Web sitesi. [25 Eylül 2014'te erişildi]. www.inchem.org/documents/pims/pharm/reserpn.htm .
    18. Armstrong WP. Bitki ve hayvanlardaki başlıca kimyasal bileşik türleri, II: fenolik bileşikler, glikozitler ve alkaloidler: indol alkaloitleri. İçinde: Armstrong WP, editör. Wayne'in Sözü: Çevrimiçi Doğa Tarihi Ders Kitabı. San Marcos, CA: Palomar Koleji; 2005. [Erişim tarihi 22 Ocak 2015]. http://waynesword.palomar.edu/chemid2.htm#alkaloids . [ Google Akademik ]
    19. Schuldiner S, Liu Y, Edwards RH. Çin hamsteri yumurtalık fibroblastlarında ifade edilen veziküler bir amin taşıyıcıya reserpin bağlanması. J Biol Chem. 1993; 268 (1):29–34. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    20. Qu L, Akbergenova Y, Hu Y, Schikorski T. Ortalama sinaptik kesecik boyutunda sinaps-sinaps varyasyonu ve sinaptik morfoloji ve fonksiyon ile ilişkisi. J Comp Neurol. 2009; 514 (4):343–352. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    21. Gopalakrishnan A, Sievert M, Ruoho AE. Yeni bir fotoprob olarak iyodoaminoflisopolol kullanılarak veziküler monoamin taşıyıcı-2'nin (VMAT-2) substrat bağlama bölgesinin tanımlanması. Mol İlaç. 2007; 72 (6):1567–1575. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    22. Wimalasena K. Veziküler monoamin taşıyıcıları: yapı-fonksiyon, farmakoloji ve tıbbi kimya. Med Res Rev. 2011; 31 (4):483–519. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    23. Eiden LE, Schäfer MK, Weihe E, Schütz B. Veziküler amin taşıyıcı ailesi (SLC18): veziküler birikim ve monoaminlerin ve asetilkolinin düzenlenmiş ekzositotik salgılanması için gerekli amin/proton antiporterleri. Pflugers Arch. 2004; 447 (5):636–640. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    24. Moyer JH, Dennis E, Ford R. Hipertansiyonun ilaç tedavisi (Rauwolfia), II: Hipertansiyonlu ayaktan hastaların tedavisi için her biri tek başına (ağızdan) kullanıldığında farklı Rauwolfia ekstraktlarının karşılaştırmalı bir çalışması. AMA Arch Stajyer Med. 1955; 96 (4):530–543. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    25. Wilkins RW, Judson B. Rauwolfia serpentina'nın hipertansif hastalarda kullanımı. Yeni İngilizce J Med. 1953; 248 (2):48–53. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    26. Vakil RJ. Esansiyel hipertansiyonda Rauwolfia serpentina'nın klinik bir denemesi. Br Kalp J. 1949; 11 (4):350–355. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    27. Bello CT, Turner LW. Poliklinikte antihipertansif olarak reserpin: çift kör bir klinik çalışma. J Med Sci'yim. 1956; 232 (2):194–197. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    28. Shamon SD, Perez MI. Primer hipertansiyon için reserpinin kan basıncını düşürme etkinliği. Cochrane Veritabanı Syst Rev. 2009;(4):CD007655. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    29. Hipertansiyon Tespit ve Takip Programı Kooperatif Grubu. Hipertansiyon tespit ve takip programının beş yıllık bulguları, I: hafif hipertansiyon dahil olmak üzere yüksek tansiyonu olan kişilerde mortalitede azalma. JAMA. 1979; 242 (23):2562–2571. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    30. Healy D, Savage M. Reserpine çıkarıldı. Br J Psikiyatri. 1998 Mayıs; 172 :376–378. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    31. Kaygı kontrolünde Lowinger P. Rauwolfia serpentina. Psikiyatr S. 1957; 31 (3):445-453. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    32. Lehman E, Haber J, Küçük SR. Otistik çocuklarda reserpin kullanımı. J Sinir Ment Dis. 1957; 125 (3):351–356. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    33. Avol M, Vogel PJ. Deliryum tremensinin reserpin (serpasil) ile tedavisi: bir ön rapor. JAMA. 1955; 159 (16):1516-1520. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    34. Friedman AP. Reserpin ile baş ağrısı tedavisi. Ann NY Acad Sci. 1955; 61 (1):276–280. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    35. Lewis BI, Lubin RI, Ocak LE, Wild JB. Angina pektoris tedavisinde Rauwolfia serpentina. Dolaşım. 1956; 14 (2):227–232. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    36. Kaşıntılı ve psikojenik dermatozların tedavisinde Ferrara RJ, Pinkus H. Alseroxylon. AMA Arch Derm. 1955; 72 (1):23–28. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    37. Terapötik Araştırma Tesisi. Doğal İlaçlar Kapsamlı Veritabanı Web sitesi. [25 Eylül 2014'te erişildi]. www.naturaldatabase.com . 25 Eylül 2014'te güncellendi.
    38. Krogsgaard AR. Reserpinin insanda elektrolit ve sıvı dengesine etkisi. Acta Med Scand. 1957; 159 (2):127–132. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    39. Baumeister AA, Hawkins MF, Uzelac SM. Reserpin kaynaklı depresyon efsanesi: monoamin hipotezinin tarihsel gelişimindeki rol. J Hist Neurosci. 2003; 12 (2):207–220. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    40. Weiss RF. Weiss'in Bitkisel Tıbbı. New York, NY: Tema; 2001. s. 153–158. [ Google Akademik ]
    41. Horwitz RI, Feinstein AR. Dışlama yanlılığı ve yanlış ilişki ve meme kanseri. Arch Stajyer Med. 1985; 145 (10):1873–1875. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    42. Aromaa A, Hakama M, Hakulinen T, Saxén E, Teppo L, Idä-Heikkilä J. Hipertansif hastalarda meme kanseri ve Rauwolfia ve diğer antihipertansif ajanların kullanımı: Finlandiya'da ülke çapında bir vaka kontrol çalışması. Int J Kanser. 1976; 18 (6):727–738. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    43. Ross RK, Paganini-Hill A, Krailo MD, Gerkins VR, Henderson BE, Pike MC. Postmenopozal kadınlarda reserpinin prolaktin düzeyleri ve meme kanseri insidansı üzerine etkileri. Kanser Araş. 1984; 44 (7):3106–3108. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    44. Lemieux G, Davignon A, Genest J. Arteriyel hipertansiyon için Rauwolfia tedavisi sırasında depresif durumlar: 30 vaka raporu. Can Med Doç. J. 1956; 74 (7):522–526. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]

    Yorum yap


    • #3
      ARTER TEDAVİSİ HİPERTANSİYON RESSINNAMIN*, YENİ ALKALOİD İZOLE EDİLMİŞTİR RAUWOLFIA SERPENTINAt GUY LEMIEUX, M.D., ANDRE DAVIGNON, M.D.,: ve JACQUES GENEST, F.A.C.P., F.R.C.P.[C.],

      Rauwolfia'nın çeşitli müstahzarlarının KULLANIMI olarak serpentina arteriyel hipertansiyon tedavisinde birçok ilginç sonuç vermiştir, birkaç işçi konuyla ilgilendi bitkinin aktif prensiplerinin incelenmesi. NS en az sekiz alkaloid bulundu, ancak son zamanlarda reserpin tek olduğu düşünülüyordu güçlü olan. 1954 yılında Klohs, Draper ve Keller1 bir alkaloid özünden yeni aktif alkaloid Alseroxylon olarak da adlandırılan Rauwolfia serpentina kesir. Bu yeni madde, metil reserpatın 3:4:5-trimetoksisinnamik asit esteridir. ve rescinnamin olarak adlandırılır. Bu alkaloid ile farmakolojik çalışmalar Cronheim ve diğerleri tarafından yapılmıştır.2' 3 Rescinnamine reserpin ve alseroksilonun tüm tipik farmakolojik özelliklerine sahip olduğu gösterilmiştir. Rauwolfia serpentina'nın bir kısmı. ile karşılaştırıldığında ikinci kesir, daha fazla olduğu gösterildi ağırlık bazında güçlü ve reserpine benzer. Köpeklerde yapılan gözlemler, rescinnaminin oral veya intravenöz olarak verilen Rauwolfia ile aynı farmakolojik yanıt yılan Ena ve saf alkaloid reserpin; yani arteriyel kanın düşmesi Bu yeni ilacı klinik olarak değerlendirmek için Arteriyel hipertansiyonu olan hastalarda, bir grup hipertansif deneklerin sözlü olarak sunuldu rescinnamin tedavisi. Arteriyel hipertansiyondan muzdarip on dokuz hasta, verilen rescinnamin ile tedavi edildi. ağızdan. On ikisinde iyi huylu esansiyel hipertansiyon vardı; altısı arteriosklerotik tipten muzdaripti iyi huylu hipertansiyon ve birinin hipertansiyonu vardı Kronik piyelonefrite sekonder böbrek kökenli. Kardiyak, renal, serebral tam klinik, radyolojik ve laboratuvar incelemesi ve oftalmoskopik durum her birinde yapıldı hasta. On beş hasta kadın ve dört hastaydı. erkeklerdi. 35-65 yaş aralığı yıllar. Hastalar haftalık olarak kliniğimizde görüldü. poliklinik ve tansiyon ölçümü yapıldı. zaten kriterlerle yatar pozisyonda tanımlandı.4 Hepsi ayaktaydı ve altında görüldü. normal aktivite. Hastalar rescinnamin'den önce çalışıldı. olan bir kontrol periyodu sırasında terapi, sadece iki hastada sekiz haftanın altında ve yani ortalama 14 hafta. Kontrol sırasında dönemde 12 hastaya plasebo verildi ve dörde fenobarbital ve bir hasta aldı hiç ilaç yok. Hastalar H.R. ve A.M. 1 ila 1 arasında değişen bir dozda reserpin aldı 1.75 mg. bir gün. Rescinnamin tedavisi uygulandı 5 ila 31 hafta arasında değişen periyotlarla ortalama 18 hafta; sadece dört hasta alındı 10 haftadan daha kısa süreyle rescinnamine ve hiçbiri beş haftadan az süreyle. İlaç ağızdan 0.25 şeklinde verildi. mg. puanlı beyaz tabletler. Dozaj 1'den değişti 2 mg'a kadar. bir gün. sırasında başka bir ilaç verilmedi. rescinnamin tedavisi.



      SONUÇLAR
      Tablo I'de görüldüğü gibi, çok küçük değişiklikler rescinnamin ile tedavi sırasında ortalama kan basıncı elde edildi. 11 hasta gösterdi hem sistolik hem de diyastolik kanda hafif bir düşüş ortalama 16 mm'lik bir düşüşle basınç. Hg için sistolik ve 6 mm. Diyastolik kan için Hg baskı yapmak. İki denekte ortalama sistolik ve diyastolik kan basıncında artış vardı. ikisinden kontrol döneminde reserpin alan hastalarda, hasta H.R. hafif bir düşüş gösterdi hem sistolik hem de diyastolik kan basıncı, hasta A.M ne rescinnamin tedavisi sırasında ortalama kan basıncı, ne de kalan dört hasta. Sırasında kontrol periyodu, ortalama kan basıncı 19 hasta için 192.5/99,5 mm idi. Hg. Rescinnamin tedavisi sırasında 186/97.5 idi.

      YAN ETKİLER
      Reserpine kıyasla rescinnaminin diğer farmakolojik etkileri oldukça hafif ve kendiliğinden kayboldu dozajı azaltma ihtiyacı (Tablo II). Bradikardi
      Kabuslar 2
      Bradikardi 0
      Gevşek tabureler 2
      Sedasyon 3
      Uyku hali 2
      Burun tıkanıklığı 5
      İştah artışı ve kilo alımı 2
      Sinir depresyonu (? olası tesadüf) . 1
      Hiçbir hastada gözlenmedi. Sedasyon sadece üç hastada elde edilen ve somnolans ikiye. İki hastada kabus görüldü. Beş hastada burun tıkanıklığı gözlendi. İki hasta geçici olarak gevşeklik yaşadı dışkı; ikisinin iştahı arttı ve ağırlık. Bir hasta hafif ve muhtemelen olan geçici sinir depresyonu kendiliğinden kaybolduğu için tesadüfi rescinnamin tedavisi kesintiye uğramadan.

      Tartışma
      Reserpin tedavisi ile karşılaştırıldığında, arteriyel hipertansiyonun oral rescinnamin ile tedavisi elimizde, önemli bir etki göstermemiştir. uygulanan dozajla sonuçlanır (1-2 mg. gün). Verilen dozaj, bir genellikle reserpin ile verilen ağırlık bazında. Hayvan deneylerinde elde edilen bulguların ve klinik sonuçların aksine Hershbnrger, Hughes ve Dennis grubu,5 rescinnamin klinik olarak daha az etkili gibi görünüyor reserpine göre alkaloid. Artan dozaj olabilir olağan reserpin yanıtını verin; bu şimdi kliniğimizde incelenmektedir. Smirk ve McQueen6 yakın zamanda bildirdi rezerpine benzer hipotansif etkiler öncekinin yerine rescinnamin kullanılmıştır. Bununla birlikte, rescinnamin ile tedavi edilen 32 hastadan sadece 8'i ilacı tek başına alırken, kalan 24'ü aynı anda pentolinyum aldı. Kanaatimizce değerlendirmek zor. pentolinium ile birlikte verildiğinde rescinnaminin hipotansif etkisi ve bulgularımız bunlarla aynı fikirde olmamızı imkansız kılıyor yazarların vardığı sonuç "önemli bir şey yok hipotansif etkileri arasındaki fark rescinnamine ve reserpine ait olanlar."6 Bununla birlikte, rescinnaminin intramüsküler uygulanması daha önemli bir etki yaratıyor gibi görünmektedir. kan basıncının düşürülmesi. Bu olacak başka bir yayının konusu.

      ÖZET VE SONUÇLAR
      On dokuz hipertansif hasta, yeni bir ilaç olan rescinnamine ile oral tedaviye tabi tutuldu. Rauwolfia serpentina'dan izole edilen alkaloid. Ağırlık bazında, oral yoldan verilen rescinnamin, klinik olarak daha az güçlü bir alkaloiddir. reserpin: kan basıncını düşürmek değildi önemli ve yan etkiler oldukça hafifti ve geçici. Bayanlara en içten teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz. Fernande ve Lucette Salvail, R.N., bu çalışma sırasındaki işbirlikleri için.

      Yorum yap


      • #4
        RESERPİN VE RAUWOLFIA KULLANIMI PSİKONÖROZLARDA TARAFINDAN ALECK FOLKSON, M.D., D.P.M. VE ANTHONY R. MAY, M.B., B.S., D.P.M
        . (Westminster Hastanesi Psikiyatri Bölümünden) Aşağıdaki araştırmada reserpin etkisi ve rauwolfia, 75 psikonörotik hastada incelenmiştir.


        30'unun anksiyete durumu, 25'i reaktif depresyon, 3'ü histeri, 6 obsesif kompulsif nevroz ve 11 kişilik bozukluğu. Psikiyatrik bozukluklarda reserpin ve rauwolfia preparatlarının kullanımına ilgi daha sonra ortaya çıktı. Hakim'in bir makalesini okuyor (1953). Daha önce, 1950'de, Vakil'in (1949) bir makalesinin yayınlanmasından sonra, Wilkins ve Judson (1953), rauwolfia'yı Birleşik Devletler'e tanıttı. Hipertansiyon tedavisi için Devletler. Daha sonra on dört ilaçtan biri olan reserpinin ham alkaloidal ekstraktlarından izole edilen maddeler Rauwolfia serpentina, sakinleştirici etkisi ile benzersizdi. merkezi sinir sistemi ve şef gibi görünüyordu rauwolfia'nın aktif prensibi. Schlittler ve ark. (1954) rauwolfia kimyası üzerindeki çalışmalarında gösterdi ampirik formül C33H4009N2'ye sahip olacak şekilde reserpin, ve altı metoksil gruplu bir formül önerdiler ve reserpik asit adını verdikleri bir amino asit. Wilkins ve diğerleri, rauwolfia'nın bir kesin bir etkiye sahip, orta derecede etkili hipotansif ajan sedatif etki, en çok taşikardisi olan hipertansif hastaların "nevrotik" semptomlarını gidermede faydalıdır. Burun tıkanıklığı, kilo alımı ve artan bağırsak hareketliliği gözlendi ve daha büyük dozlarda ishal, kabuslar veya ajite olma durumu azaltarak rahatlatan depresyon üretilebilir. dozaj. üzerinde ciddi yan etkiler gözle görülür şekilde yoktu. uzun süreli uygulama süreleri.

        Kline (1954) değerlendirmek için bir deney tasarladı. sonra psikiyatrik bozukluklarda rauwolfia'nın yatıştırıcı etkisi Hakim, şizofreninin tedavisine ilişkin makalesini sundu. Tedavi edilen 411 hastanın çoğunluğu (%5.6 hariç) şizofren teşhisi kondu. Sakinleştirici bir eylem, değil her durumda eşit derecede etkili olduğu açıklanmıştır. Temelinde az sayıda ek vakanın önerildi rauwolfia'nın kaygıyı azaltacağına dair "kanıtlar vardı" ve obsesif-kompulsif dürtüler ve üstesinden gelecek aşırı engelleme ve suskunluk." aşağıda bildirildi, bunlara özel not alındı koşullar. Noce et al. (1954), bir ön raporda, açıklanan rahatsız koğuşlarda 74 akıl hastası hastada reserpin kullanımı, en kötü prognozlu hastalarda ve 15 zihinsel engelli hastalar. Rapor son derece hevesli, hastaların %80'inde iyileşmeye bağlı ilacın kullanımına. Freis (1954), uzun süre reserpin ile tedavi edilen hipertansif hastalarda beş depresyon vakası bildirmiştir, 1 ila 2 mg arasında değişmektedir. dört vakada günlük ve 0.25 mg. bir durumda bir gün. Winsor (1954), reserpin insan farmakolojisi, siteyi düşündü eylem, en azından kısmen, subkortikal bölgelerdi. beyin, muhtemelen hipotalamus, gösterildiği gibi büyük sonrasında inspiratuar ve ağrı reflekslerinin bloke edilmesi dozlar. Noce et al. "duygusal davranışın merkezi" olan hipotalamus üzerindeki eylemi rasyonel bir akıl hastalarında yargılanmanın temeli. etkisinin araştırılmasına karar verildi. alkaloid reserpin ("serpasil") ve bir alkaloid özü (" rauwiloid ") psikonevroz vakalarında.

        Deneme Hastalar
        İki ayrı grupta değerlendirildi ve her grup, sonuçları kontrol etmek için bir girişimde bulundu. A grubunda hastalara aktif ilaç veya plasebo verildi, her biri alternatif kurslarda aynı tablet formunda yapılmış her biri bir ay sürer. Terapistin kendisi kaldı Hastanın hangi hazırlığı aldığından habersiz, tabletler eczacı tarafından verildiğinden ve tahsisin anahtarı sonrasına kadar açıklanmadı tüm sonuçlar değerlendirildi. Bir hasta hiçbir etki bildirmediyse ne olursa olsun iki ayın sonunda tedavi durduruldu. Diğer tüm durumlarda tedaviye dört ay devam edildi ve birkaç şüpheli durumda altı ay süreyle. Bir ay asgari yönetim süresi olarak kabul edildi. ilaç veya plasebo, gecikme raporları nedeniyle. Bu ilaçların eylemi. B grubunda hastalar kendi kontrolleri gibi davrandılar - yani, Uzun bir süre boyunca önceki farmakolojik ve psikoterapötik tedavinin olumsuz sonuçlarının, herhangi bir faydanın değerlendirilmesi için yeterli bir temel sağlamak aktif ilacın uygulanmasıyla elde edilen sonuçlar kendisi. İlacın etkisi hakkında herhangi bir öneri yapılmadı. Tedavi süresi iki ile altı arasında değişiyordu. aylar. Bu gruptaki herhangi bir hastanın gelişme gösteren daha sonra verilmelidir plasebo, ancak bu çoğu durumda uygulanamaz oldu. Bu "klinik kontrol" yönteminin eleştirisi tartışılıyor aşağıda. Bu çalışmadaki 75 hastanın çoğunluğu ayaktan hasta olduğundan, hepsi oral yoldan tedavi edildi. sonuçların uygunluğu. Altmış yedi hasta, 0.25 mg'lık bir dozda reserpin aldı. başlangıçta günde üç kez, yükselen 0,5 mg. olmadan tolere edilebileceği günde üç kez yan etkiler. Bu dozaj şeması önerileni takip etti nevroz tedavisi için Kline tarafından. On yedi hasta 2 mg'lık bir dozda rauwolfia aldı. günde iki kez ve bu dokuz hasta daha sonra reserpin aldı, böylece Sonuçlardaki toplam vaka sayısı 84'e yükseldi.



        İlaca verdikleri yanıt aşağıdaki esaslara göre yapılır: "Çok gelişmiş", hastanın bakım sırasında taburcu edilmesine izin vermek için yeterince telaffuz edilen rahatlama ile sınırlıdır. ilacın dozu. "Biraz gelişmiş" bariz olduğunu gösterir diğerlerinin devamı ile bazı semptomların yararı. " Numara rahatlama" geçici veya hafif rahatlamayı içeriyordu. 67 hastadan sadece 6'sının herhangi bir hastalık gösterdiği görülecektir. reserpin üzerinde iyileşme, 17 hastanın hiçbiri göstermedi rauwolfia'da iyileştirme. A grubunda, üç hasta aktif olarak eşit derecede iyileşmiş hissetti. ilaç ve plasebo ve açıkçası indirimliydi. dört hastalar plasebo alırken kendilerini iyileşmiş hissettiler. bir hasta plaseboda bir ay boyunca daha kötü hissettim; diğeri daha kötü hissetti aktif ilaç ve plasebo. Bu gruptaki hastaların hiçbiri sadece aktif ilaç alırken iyileştiğini hissetti. B grubunda bir hasta "çok iyileşmiş" ve beş hasta "biraz iyileştirildi". Bu hastalardan dördü ikisi gerilim, biri somatik işlev bozukluğu (cilt bozukluğu) ve biri fobilerden mustarip olan anksiyete durumları teşhisi kondu; bir hasta acı çekti obsesif kompulsif nevroz; ve altıncı acı çekti reaktif depresyon. Bu hastalardan üçü, hipertansiyon. Reserpin ile tedavi edilen on üç hasta sadece geçici iyileşme gösterdi ("rahatlama yok"). Komplikasyonlar.-Foote (1955) üç vaka gözlemledi: yüzde ödem olan biri de dahil olmak üzere bacaklarda ödem, 4 mg alan 32 psikotikte. günlük reserpin. Zengin adam ve Tyhurst (1955) ekstrapiramidal 3-13 alan 19 hastadan 12'sinde belirti ve semptomlar mg. intravenöz reserpin ve 0.5-5 mg. ağızdan. NS Freis tarafından bildirilen depresyon vakası zaten adı geçen. Serimizde yedi hasta nazal havasızlık, dördü nahoş veya aşırı rüya görme, iki konjonktival tahriş, bağırsaklarda üç gevşeklik tedavinin başlangıcı ve dört hafif uyuşukluk. Dört hasta kilo artışı gözlemledi. Komplikasyonlar serimizde daha yüksek dozlarda kaydedilenlere rastlanmamıştır.

        Tartışma
        Alıntılanan coşkulu raporlara bakıldığında, dozajı yaptığımız gibi kullanarak bu çalışma hayal kırıklığı yarattı Kline tarafından nevrozlar için önerilmiştir. Çok daha büyük dozlar var psikotik hastalarda kullanılmıştır. Bir dizi faydalı ancak olası değere bir kılavuz olarak noktalar ortaya çıkar. Seçilmiş vakalarda bu ilaçların Sekiz hipertansif hasta tedavi edilen 75'te altı iyileştirilmişten üçü sağlandı vakalar; azalma gösterdiler. gerginlik ve sinirlilik, ve kan basıncının ikiye düşmesi. dışında diğer üç iyileşmiş vakada kaygının azalması hayır diğer ortak faktör belirlendi. gözlemlendi ki yan etkiler, iyileştirilmemiş vakalardan daha sık olarak, ilaca karşı olası bir duyarlılığı gösterir. Grup A'da reserpin ile tedavi edilen 21 hastanın hiçbiri gelişmiş; ancak grup B'de, altı reserpin ile tedavi edilen 40 kişiden gelişmiş. Bu sonuçlar, olası bir tutarsızlığı ortaya koymaktadır. değerlendirme yöntemleri. Hem aktif hem de eşit derecede iyileştiğini hisseden hastalar ilaç ve plasebo ya da tek başına plasebo üzerinde, ya koşullarda bir değişiklik yaşamış ya da gereksiz yere bir veya iki hasta çok açık olduğu gibi, önerilebilir plasebo alırken yan etkilerden şikayet etti. Bu kontrollü deneylerin olduğu iddiasını desteklemektedir. yeni ilaçların kullanımını içeren herhangi bir soruşturmada arzu edilir eğer değerleri doğru bir şekilde değerlendirilecekse. Bir dizi yetersiz kişilik tedavi edildi, esas olarak' kronik olarak endişeli, depresif, hipokondriyal ve kendini bilen gruplar. Bu hastalardan hiçbiri herhangi bir şey göstermedi. gerçek fayda. Tonge (1955) aynı derecede ödüllendirici bulmadı. "Nörastenik psikopatlar" olarak adlandırılan bir grubun tedavisi. Bu hastaların bu çalışmaya dahil edilmesi, hayal kırıklığı yaratan sonuçlarımız için bir dereceye kadar. İyi bir temel düzende bir nevroz oluştuğunda kişilik, bireysel psikoterapi tedavi olarak kalmalıdır seçim ment. Birkaç hasta, amilobarbitonun geçmişte onlara daha etkili bir şekilde yardımcı olduğu fikrini kendiliğinden dile getirdi. Gerilim varlığında klorpromazin yararlı bulunabilir (Garmany ve diğerleri, 1954). Kline'ın rauwolfia'nın obsesif-kompulsif dürtüleri azalttığı ve aşırı ketlenme ve suskunluğun üstesinden geldiği yönündeki önerisi doğrulanmadı. Bununla birlikte, hipertansiyon ile ilişkili kaygı, reserpin ile görünüşte azalır.

        Özet
        Rauwolfia ve reserpinin 75 psikonevrotik üzerindeki etkilerine ilişkin bir araştırma, bir dizi psikiyatrik bozuklukta iddia edilen sonuçları doğrulamadı. Bu tür araştırmalarda yeterli kontrole duyulan ihtiyaç vurgulanmaktadır. Üçü hipertansif olan altı hasta fayda gördü. Yan etkiler seyrekti ve doğası gereği hafifti. Bu makalenin hazırlanmasındaki yardımları için Dr. Gerald Garmany'ye teşekkür etmek istiyoruz; "serpasil" temini ve kontrolü için Ciba beyler; ve " rauwiloid " ve kontrol temini için Bay Riker.

        SARILIK İLE İLGİLİ OLARAK KLORPROMAZİN TEDAVİSİ TARAFINDAN BERNARD ISAACS, M.B., F.RF.P.S. J.G. MACARTHUR, M.C., M.B., M.R.C.P. VE RHODA M. TAYLOR, M.B.

        Klorpromazin tedavisine bağlı olarak sarılık oluşumu iyi bilinmektedir. İlaçla ilgili nispeten küçük bir deneyim sırasında karşılaşılan bu komplikasyonun dört başka vakasını rapor ediyoruz. Ayrıca diğer hekimlerin deneyimlerinde bu komplikasyonun ortaya çıkıp çıkmadığını sorgulayarak bilgi edindik ve bazı gerçekleri ve çıkarımları sunuyoruz. Bulantı ve kusmanın önlenmesi ve tedavisi için 26 hastaya (8 erkek, 18 kadın) chlorp5romazine verdik. Yaşları 8 ile 65 (ortalama 45) arasında değişmekteydi. Tedavi edilen koşullar arasında radyasyon hastalığı, hamilelik hastalığı, üremi, beyin tümörü, "döngüsel" kusma ve morfin, diamorfin, petidin, mustin hidroklorür, östrojenler ve dijital ile tedavi yer aldı. Olağan klorpromazin dozu 25 mg idi. günde üç kez ve tedavi süresi bir hafta. En büyük günlük doz 100 mg idi. ve en uzun tedavi süresi 14 gündür. Bu hastaların üçünde sarılık gelişti.
        Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 15 Eylül 2021, 17:21 ) değiştirilmiştir.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X