Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Ashwagandha, Hint Ginsengi, Withania somnifera

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ashwagandha, Hint Ginsengi, Withania somnifera

    Ashwagandha nedir?

    Hint Ginsengi olarak da bilinen Ashwagandha, en iyi adaptojenlerden biri olarak birçok hastalığa iyi geliyor.

    Ashwagandha, kadim Ayurveda tıbbında en önemli malzemelerden biri olarak kabul edilen şifalı bir bitkidir. Hint Ginsengi olarak da tanımlanan bitkinin Latince adı Withania somnifera. Domatesin de dahil olduğu Solanaceae ailesine ait. Ashwagandha ismi Hint dilinde ‘at kokulu’ anlamına gelmektedir.

    Ashwagandha bitkisi, çalı formunda büyür, 35-75 cm boylanabilen tüylü bir gövdeye sahiptir. Olgunlaşan minik yuvarlak meyveleri kırmızı ve turuncu renklerdedir. Bitkinin tıbbi olarak kullanılan kısmı ise, uzun yumrulu kökleridir. Sıcak, güneşli ve kuru topraklarda büyüyen Ashwagandha, ülkemizde yetişmemektedir. Daha çok Hindistan, Nepal, Mısır, Kongo, Ürdün ve Afganistan’da yetişen bitki buralardan tüm dünyaya ithal edilmektedir.

    Kadim Hint tıbbı Ayurveda’da yaklaşık 2500 yıldır kullanılan bir bitki olan Ashwagandha, günümüzde Hindistan’da hala doktorlar tarafından önerilmektedir. Ashwagandha bitkisinin faydaları nelerdir?
    • Ashwagandha yüzyıllardır en çok afrodizyak etkisi nedeniyle kullanılmaktadır. Düzenli kullanıldığında kadınlar ve erkekler için cinsel isteği artırıcı özelliği vardır.
    • Sperm sayısını ve sperm kalitesini ve bu sayede doğurganlığı artırır.
    • İyi bir sakinleştiricidir. Depresyon, kaygı ve panik bozukluk gibi durumlarda etkilidir. Sinirleri yatıştırarak kronik uykusuzluk gibi sorunlarla baş edebilmeyi kolaylaştırır.
    • Stres hormonu olan kortizolun salınımını azaltması, aynı zamanda göbek bölgesinde biriken yağ seviyesini de azaltır ve zayıflamaya yardımcı olur.
      Konsantrasyonu artırır.
    • Ashwaganda, iyi bir antienflamatuardır. Vücuttaki iltihap oranının azaltılmasına yardımcı olarak buna bağlı gelişen rahatsızlıkları giderir. Özellikle romatoid artrit tedavisinde etkilidir.
    • İyi bir enerji kaynağıdır. Vücudun esnekliğini ve dayanıklılığını arttırır. Özellikle vücut geliştirenler ve sporcular için iyi bir takviyedir. Kaslardaki oksijen akışını iyileştirerek vücut geliştirmeye yardımcı olur.
    • Anti aging özelliği ile yaşlanma belirtilerinin azaltılmasına yardımcı olur. Saçlara ve cilde parlaklık kazandırır.
    • Beyin için oldukça faydalıdır. Hafıza ve konsantrasyona olumlu etkileri nedeniyle özellikle Hindistan’da yaşlı hastalar üzerinde kullanılmaktadır.
    • Ashwagandha aynı zamanda iyi bir antioksidandır. Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur ve beyaz kan hücrelerinin sayısını artırır. Vücudu çeşitli enfeksiyonlara ve alerjilere karşı korur.
    • Kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur.
    • Solunum sistemini rahatlatır. Özellikle üst solunum yolları enfeksiyonu ve astım gibi durumlarda oldukça etkilidir.
    • Kemoterapi sırasında karşılaşılan yan etkilerin azaltılmasında yardımcıdır.
    • Osteoartrit ile gelişen kıkırdak hasarına karşı koruma sağlar.
    • Yüksek kan şekerini dengelemeye yardımcı olur ve insülin duyarlılığını artırır.
    • Karaciğer ve pankreas fonksiyonlarını destekler.
    Ashwagandha bitkisinin yan etkileri nelerdir?
    • Ashwagandha’nın bilinen önemli bir yan etkisi yoktur. Ancak yapılan araştırmalar, tiroit hormonlarını uyarabileceği için tiroit rahatsızlığı bulunan kişilerde dikkatli kullanılması gerektiğini ortaya çıkarmıştır.
    • Düzenli olarak kullanılmaya başlandığında hafif uyuşukluğa neden olabilir ancak bu durum genellikle geçicidir.
    • Fazla miktarlarda alındığında karın ağrısı, mide bulantısı ve ishal gibi yan etkilere neden olabilir.
    Ashwagandha bitkisini kimler kullanmamalı?
    • Hamilelikte kullanımı ile ilgili yeterli araştırma bulunmadığından dolayı, bu süreçte kullanmadan önce muhakkak bir uzmana danışılmalıdır.
    • Anti anksiyete ve antidepresan benzeri ilaçlar kullanan kişilerin ashwagandha kullanması önerilmez.



  • #2
    Hint ginsengi faydaları – Ashwagandha tozu nasıl kullanılır?

    Ashwagandha bir diğer adıyla Hint ginsengi bitkisi şifalı bitkilerden biri. Modern bitki uzmanları ashwa¬gandha ekstresini stresle baş etmek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için öneriyor. Peki Hint ginsengi faydaları neler? Ashwagandha tozu nasıl kullanılır?
    İtüzümü ailesine dahil küçük ve odunsu bir bitki olan ashwagandha’nın anavatanı Hindistan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun kuru bölgeleridir. Ashwagandha kelimesi Sanskritçe’de "at kokusu" anlamına gelir, bu adın konmasının nedeni bitkinin köklerinin keskin kokusu olabilir. Belki de bitkinin köklerinin bir atın gücünü ve dinçliğini verdiği düşünüldüğünden bu isim konmuştur.

    Ashwagandha geleneksel Hint bitkisel tıbbında 4000 yıldan fazla bir süredir önemli bir rol oynamaktadır. Ayurveda tıbbı uygulayıcıları ve siddha şifacıları ashwagandayı herhangi bir hastalık sırasında ve sonrasında vücudu güçlendirici bir tonik olarak kullanırlardı. Bitkinin bir diğer adı da hint ginsengidir, bu adın koyulmasının nedeni tıpkı Çin’de kullanılan ginseng (Panax ginseng) gibi bir adaptojen olması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve vücudu strese adapte etmesidir. Canlandırıcı olarak bilinen ginsengin tersine ashwagandha yatıştırıcı etkileriyle bilinir, Latince tür ismindeki somnifera “uyku getiren” anlamına gelir.İtüzümü ailesine dahil küçük ve odunsu bir bitki olan ashwagandha’nın anavatanı Hindistan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun kuru bölgeleridir.

    Ashwagandha kelimesi Sanskritçe’de “at kokusu” anlamına gelir, bu adın konmasının nedeni bitkinin köklerinin keskin kokusu olabilir. Belki de bitkinin köklerinin bir atın gücünü ve dinçliğini verdiği düşünüldüğünden bu isim konmuştur. Ashwagandha geleneksel Hint bitkisel tıbbında 4000 yıldan fazla bir süredir önemli bir rol oynamaktadır. Ayurveda tıbbı uygulayıcıları ve siddha şifacıları ashwagandayı herhangi bir hastalık sırasında ve sonrasında vücudu güçlendirici bir tonik olarak kullanırlardı. Bitkinin bir diğer adı da hint ginsengidir, bu adın koyulmasının nedeni tıpkı Çin’de kullanılan ginseng (Panax ginseng) gibi bir adaptojen olması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve vücudu strese adapte etmesidir. Canlandırıcı olarak bilinen ginsengin tersine ashwagandha yatıştırıcı etkileriyle bilinir, Latince tür ismindeki somnifera “uyku getiren” anlamına gelir.

    Ashwagandha (Hint ginsengi) Faydaları

    Ashwagandha Hint geleneksel tıbbında en çok kullanılan bitkilerden biridir. Bitkisel tıp uygulayıcıları ashwagandhayı genellikle diğer bitkilerle karıştırır, çünkü diğer bitkilerle birlikte kullanıldığında sinerjik bir etki yarattığına inanılır. Yüzyıllardır insanlar ashwagandhayı sinirleri yatıştıran, uykusuzluğa karşı mücadele eden, idrar söktürücü ve iltihap giderici etkileri olan, aynı zamanda enerji, dayanıklılık veren ve ömrü uzatan bir bitki olarak kullanmaktadır. Yaşlılara verilen bir tonik olarak Hindistan’da yaygın bir ev ilacıdır. Kök ve meyvelerden yapılan ilaçlar bunama için kullanılır. Ashwagandha solunum rahatsızlıkları, tümör ve yüksek tansiyon tedavisi için kullanılır. Ayrıca afrodizyak etkisi olduğu düşüncesiyle uzun zamandır kullanılmaktadır.

    Modern bitki uzmanları ashwagandha ekstresini stresle baş etmek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için önermektedir. Bu bitkiden yapılan bazı ilaçlar anksiyete, uykusuzluk ve hatta depresyon tedavisinde reçeteli ilaçlara denk bir etki göstermektedir. Anti-iltihap etkisi kanıtlanmış olan ashwagandha ağrı kesici olarak, özellikle artrit ve romatizma ağrılarında, kullanılmakta ve osteoartiritle ilgili kıkırdak sorunlarına karşı koruma sağlayabilmektedir. Ayrıca kognitif bozukluklar ve Parkinson hastalığı için de alınır.

    Tedavi Amaçlı Kullanımı
    Yenileyici tonik
    İltihap giderici
    Anti-anksiyete

    Bitkinlik tedavisinden anksiyete ve deri rahatsızlıklarına kadar birçok sorun için kullanılan bir bitki şüphe çeker. Ancak modern bilim ashwagandha kökündeki belirli bileşenlerin antioksidan, iltihap giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici, sinirleri koruyucu ve anti-stres özellikler gösterdiğini onaylamıştır. Batı’da ashwagandha gibi adaptojenler üzerine sınırlı sayıda araştırma vardır. Ashwagandha, Ayurveda tıbbında her zaman diğer bitkilerle harmanlanarak kullanılmıştır ve çalışmaların çoğu da geleneksel olarak kullanılan formüller üzerine yoğunlaşmıştır.

    Ashwagandha tarih boyunca artrit tedavisinde kullanılmıştır ve anti-artrit özelliklere sahip olduğu da gözlemlenmiştir. Randomize edilmiş 90 diz osteoartriti hastası üzerinde yapılan bir araştırmada ashwagandha, boswellia, zencefil ve zerdeçal içeren bir ekstrenin hastaların acısını dindirme ve işlevleri düzeltmede plaseboya göre daha üstün olduğu görülmüştür. Aynı karışımın romatizmal eklem iltihabı olan hastalarda eklem şişliğini azalttığı görülmüştür. Modern araştırmalar bu bitkinin demir bakımından zengin olduğunu ve kansızlığa iyi geldiğini göstermiştir. 58 çocukla yapılan randomize edilmiş bir çalışmada 60 gün boyunca çocuklara günde 2 gram ashwagandha ya da plasebo verilmiştir. Ashwagandha verilen çocukların kanındaki hemoglobin ve serum albumin miktarının arttığı ve hiç yan etki olmadığı gözlemlenmiştir.

    101 çocukla yapılan benzer bir deneyde 12 ay boyunca çocuk-lara günde 3 gram ashwagandha ya da plasebo verilmiştir. Bitkiyi tüketenlerin hemoglobin ve alyuvar sayılarında artış olmuş, libido ve cinsel performansta da artış gözlemlenmiştir. Tercümesi zor olsa da bu çalışmalar ashwagandhanın kansızlık için kullanışlı bir tonik olduğunu göstermektedir. Kanser tedavisi için ashwagandhaya olan ilgi artmaktadır. Daha önce yapılan çalışmalar bu bitkinin radyasyon tedavisi ve kemoterapinin etkisini arttırdığını ve yan etkileri azalttığını göstermişti. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar ashwagandhanın tümörlerin büyümesini engellediğini ve yaşam süresini uzattığını göstermiştir. Fareler üzerinde yapılan çalışmalar ashwagandhanın kemoterapi ilacı paclitaxel’in bağışıklığı güçlendirici etkisini yükselttiğini göstermiştir. İnsanlar üzerinde daha fazla klinik deney yapılması gerekmektedir.

    Kullanım Şekli

    ÇAY: 1 çay kaşığı toz haline getirilmiş kökü 1 bardak suda 10 dakika kaynatıp süzün. Günde 3 defa 1/3 bardak için.

    KAPSÜLLER: Günde 1 ya da 6 gram kurutulmuş kök alın, dozu 1 ya da 3 parçaya bölün. EKSTRE: % 2,5 anolid içeren standardize edilmiş ekstre alın, günde 2-3 defa 500 mg olmak üzere tüketin.

    TENTÜR: Günde 3 defa 2-4 ml alın.

    Uyarılar: Ashwagandha güvenlidir ve bazen yatıştırma, mide bulantısı ve ishale sebep olsa da vücut tarafından genellikle iyi tolere edilir. Tiroid hormonu aktivitesini arttırdığına yönelik kanıtlar vardır ve tiroid tedavisi görenlerin dikkatli kullanması gerekir. Rahmi uyardığından ashwagandha hamilelikte kullanılmamalıdır. Olası etkileşimlere karşı yatıştırıcı ilaçlarla birlikte kullanmayın.

    ASHWAGANDA TOZU NASIL KULLANILIR?

    1-2 çay kaşığı ashwagandha tozunu 2 bardak süte koyup 15 dakika kaynatın. 1 yemek kaşığı şeker ve 1/8 çay kaşığı kakule ekleyip iyice karıştırın. Ateşten alın. Günde 1 ya da 2 defa canlandırıcı bir içecek olarak için. HİNT GİNSENGİ (ASHWAGANDA)Withania somnifera

    Yorum yap


    • #3
      Diğer İsimleri :
      kış kirazı
      Ashwagandha

      Latince Adı : Withania Somnifera
      Familya : Solanaceae

      Genel Bilgiler

      Ashwagandha, latince Withania SOMNIFERA, Fitoterapistler Hint ginsengi olarak adlandırdığı, Ayurveda yani eski Hint Tıbbının kabul ettiği şifalı bitkidir. Biyoloji sınıflandırılmasında Domates gibi Solanaceae ailesinin üyesidir. Ashwagandha, Sanskritçede ?at kokusu? (ashwa-at, Gandha-koku), muhtemelen atın terli kokusuna benzer bir kokusu olduğundan bu adı almıştır. Latince adı SOMNIFERA türündeki ?uyku indükleyici? anlamına gelir.

      Ashwagandha Bitkisi, yıldız deseni gibi büyüyen, çalı gibi kısa boylu kök gövde ve oval yapraklardan oluşan bir bitkidir. Ortalama 35-75 cm büyüyen tüylü bir gövdesi vardır. Olgun meyveleri turuncu-kırmızı, çiçekli hali yeşildir. Bitkinin tıbbi amaçlar için kullanılan uzun kahverengi yumrulu kökler vardır.

      Ashwagandha sıcak, güneşli, kuru kumlu topraklarda büyür ve çok fazla sulu ortamları sevmez.

      Ashwagandha, özellikle stres ve sakinleştirici bir tonik olarak kullanılan bir adaptogen olarak kabul edilir. Bir adaptogen olduğu için, aynı zamanda tüm vücut üzerinde genel bir yenileme yada tazeleme etkiye sahiptir.

      Ashwagandha Şifa Bitkisi yetişdiği yerler,Hindistanın alt topikal bölgeleri Pencap, Madya Pradeş, Gujarat ve Rajasthan Ayrıca Nepal , Güney Afrika, Kongo, Mısır, Fas, Ürdün ve Afganistan?da yoğun bir şekilde bulunur.

      Ashwagandha Şifa Bitkisi, 2500 yıldır canlandırıcı olarak kullanılmaktadır. Yenileyici güçlendirici dengeleyici ve sinir sistemi rahatlayıcısıdır. Sinir Sistemi aşırı yorgunluğunda ve unutkanlıkta yararlıdır. Cinsel açıdan bir uyarıcıdır.

      Ashwagandha, egzotik Hint bitkisi, depresyon ve anksiyete tedavisinde kullanılan güçlü ilaçlarla kıyaslanabilir olağanüstü stres giderici özellikleri vardır. Sinir sistemi üzerindeki mükemmel bir koruyucu etkilerine ek olarak, ashwagandha, Alzheimer ve Parkinson hastalığı gibi dejeneratif çeşitli için gelecek vaat eden bir tedavi seçeneği olabilir. Ashwagandha yaşlanma ve çeşitli hastalık durumlarında suçlanmıştır. Fakat serbest radikalleri yok eden güçlü antioksidan özelliklere sahiptir. Araştırmalara göre yüzyılların bitkisi hakkında ortaya çıkan kanıtlar yanı sıra,ashwagandha anti-kanserojen faydaları da düşündürmektedir.

      ?Stres, çevresel toksinler ve kötü beslenme ile oluşur, tüm sinir sistemi üzerinde zararlı bir etkisi vardır.?

      Ashwagandha Bilimsel çalışmalarda Kullanıcılarının stres atmasında yeterli etkiye sahip olup, aynı zamanda modern yaşam zararlı etkilerine karşı beyin hücreleri korumak için destekliyoruz.

      Örneğin, anksiyete ve depresyon durumlarında ana sinirsel modellerinde, Ashwagandha?nın bazı sakinleştirici ve antidepresan ilaçlar kadar etkili olduğu kanıtlanmıştır. Özellikle beş gün boyunca ashwagandha oral reçeteli antidepresan ilaç imipramin (Tofranil ®) benzer anti-anksiyete ilaç lorazepam (Ativan ®) ve antidepresan etkisi ile elde edilenlere benzer anksiyete giderici etkileri gösterdi. ( Aynı anda kullanılmadığını özellikle belirtelim!)

      Geçtiğimiz beş yıl içinde Ashwagandha ile ilgili önemli bir çalışma, Toyama Medikal ve Japonyada İlaç Üniversitesi Doğal Tıp Enstitüsü tarafından gerçekleşti. Amaç Ashwagandha?nın beyin üzerindeki faydalarıydı. Enstitünün bilim adamları, insan beyninin ana modellerinde akson ve dendrit olarak adlandırılan sinir hücre bileşenlerinin rejenerasyon oluşumu yollarını arıyorlardı. Bu önemli araştırma bir gün fiziksel travmaya bağlı beyin hasarı oluşan olanların yanı sıra, demans yani bunama ve Alzheimer gibi hastalıklarda sinir hücresi ağlarının yıkımına bağlı bilişsel gerilemede olumlu iyileşmeler gözlemlendi.

      Ashwagandha Bitkisi en güzel özelliği ise stresin yarattığı şişkinlik yani yağlanmanın sebebi olan kortizol hormonun düzenlenmesini sağlamak. Araştırmacılar stres hormonu kortizolün yüksek seviyeleri de dahil olmak üzere stresin olumsuz etkileri üzerinde Ashwagandha bitkisinin standardize ekstresi etkilerini inceledi. Stresin olumsuz etkileri çoğu kortizol seviyeleri yükseltir ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sonuçlar etkileyici idi. Katılımcılardaki subjektif enerji artışı, yorgunluk azalımı, daha iyi uyku alımları en belirgin özellikti. Katılımcıların % 26 kadar kortizol düzeyinde azalma, açlık kan şekeri düzeyleri bir düşüş ve gelişmiş lipid profili dahil olmak üzere birçok ölçülebilir gelişmeler gösterdi. Bu çalışma ile Ashwagandha bitkisi, psikolojik problemlerin aslında ciddi bir sağlık problemi olduğunu hatırlattı.

      Tıbbi Kullanımı
      Ashwagandha Faydaları Nelerdir?


      - Ashwagandha içindeki kimyasal bileşenler Ginsenge oldukça benzer.Fakat kıyaslandığında stres giderici yeteneklerini üstünlüğünü göstermiştir.
      - Ashwagandha Antienflamatuar maddeler gibi şişlik ve kan temini düzeltilmesine yardımcı olur. Ashwagandha anti-enflamatuar etkiye sahiptir ve genellikle romatoid artrit tedavisi için alınır. Hidrokortizon benzer olan bu bitki, doğal bir steroid. Kullanıcı ağrı gidericide aspirin kadar etkilidir.
      - Bir aylık çalışmada Ashwagandha, Boswellia serrata, Tumeric ve çinko kombinasyonu osteoartrit olan 42 hastaya verildi. Çalışmanın sonunda, sakatlık ve ağrı şiddetinde önemli bir azalma vardı. (Kaynak: Kulkarni RR, et al, J Ethnopharmacol (1991) 33 (1-2) :91-5.)
      - Ashwagandha sakinleştirici özelliği Sinirsel bozuklar tedavisinde yardımcı olabilir. Adoptojendir. Ashwagandha almak, daha iyi daha dinlendirici bir uyku teşvik, zihin sakin olabilir. Sinirleri yatıştırıcı ve fiziksel ve duygusal stresle baş ederek kişinin yeteneğini geliştirir.
      - Ashwagandha Vücut geliştirenler ve sporcular için iyi bir enerji kaynağıdır. Egzersiz sırasında güç ve dayanıklılık artırmaya yardımcı, kaslarda hücrelere daha iyi oksijen akışını teşvik edebilirsiniz. Bu sporcunun normalde mümkün olandan daha fazla yağsız kas kazanmasını sağlayabilir. Aynı zamanda stres hormonlarının etkisini azaltmak ve laktik asit birikmesi azaltabilir.
      - Ashwagandha bitkisi gençleştirici özelliği ile Anti Aging özelliği vardır.
      - Ashwagandha iyileşmeyen yaralar ve yaralanmalarda büyük etkileri vardır. İyileştirici olabilir.
      - Ashwagandha örneğin IT elemanları gibi beyin gücü çalışmalarında, daha iyi fonksiyon ve çalışmak için daha fazla yetenek için beyne besin sağlayarak yardımcı olur.
      - Ashwagandha Zihinsel yeteneğini geliştirir, istinat gücü kazanmada yardımcı olur ve zihinsel konsantrasyonu artırır. Hindistanda, Ashwaganda genellikle bu tür hafıza kaybı gibi serebral hastalıkların tedavisi için yaşlı hastalar için tavsiye edilmektedir. Bazı araştırmalar bu bitkinin kısmen beyne yararı açıklayan, asetilkolin reseptör aktivitesini artırabilirliği düşünülmüştür.
      - Ashwagandha Antioksidandır.Vücutta herhangi bir yabancı işgalinde beyaz kan hücrelerinin sayısını artırır ve çeşitli enfeksiyonlara ve alerjiye karşı antijenleri üretmek için vücut hazırlar. Ashwaganda gibi katalaz, glutatyon ve süperoksit dismutaz gibi antioksidan bakımından zengindir.Bunların hepsi güçlü serbest radikal savaşçılarını ve hücreleri oksidasyona karşı korunmasına yardımcı olur. Bu antioksidanlar anti-aging için bu bitkinin geniş kullanımını açıklayabilir.
      - Ashwagandha Düzenli kullanımında kan basıncını kontrol eder ve düzenler, kalp atışı gibi aynı zamanda kalp ve akciğerler için bir tonik olarak kabul edilmiştir.
      - Ashwagandha çok güçlü bir afrodizyaktır. Cinsel güç ve uzun süreli dayanıklılık artırmada yardımcı olur. Ayrıca sperm sayısı ve sperm kalitesi artırmaya yardımcı olur. Yaşlanma sürecindeki 100'ün üzerinde erkeklerde yapılan aashwagandhalı bir klinik çalışması, erkeklerin% 71.4 cinsel performansı kendi kapasitesinde iyileşme bildirilmiştir. Bu tepkiler bir afrodizyak olarak bitkinin geleneksel kullanımını destekler görünmektedir.
      - Ashwagandha üst solunum yolu enfeksiyonu ve astım koşullarında etkilidir.
      - Ashwagandha kemoterapiye bağlı nötropeni önlemeye yardımcı olabilir ama kanserli hastalarda incelenmemiştir.

      Ashwagandha ve Osteoartrit

      2008'de yapılan çalışmada, bilim adamları, insan kıkırdak üzerine ashwagandha etkilerini test etmiş ve bitki enflamasyon ve osteoartrit ile ilişkili kıkırdak hasarına karşı korunmasına yardımcı olabileceği belirlendi.

      Ashwagandha ve Anksiyete

      2000 yılında yayınlanan bir hayvan tabanlı araştırma, ashwagandha lorazepam (anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılan bir ilaç) benzer bir anti-anksiyete etkisi olduğu bulundu. Bu bitki aynı zamanda depresyon etkilerini azaltır.

      Anksiyete için Kanada da bir grup bilim adamının yaptığı bir araştırmada, 6 haftadan uzun süre şiddetli anksiyete yaşayan kişiler üzerinde yapılan araştırmada denekler iki gruba bölünerek bir gruba gizlice plasebo ile beraber standart psikoterapik müdahale diğerine ise ashwaganda ve naturapatik tedavi uygulanıyor. Katılımcıların % 93 sekiz hafta ve üzeri deneyde devamlılık gösteriyor. Nihai BAI (Beck Anxiety Inventory) neticelerine göre doğal tedavi uygulan grupda azalma % 56.5, diğer grupta ise %30.5. Ayrıca rapor sonucuna göre gruplar arasında belirgin farklar var ve belirgin olarak zihin sağlığı, konsentrasyon, sosyal fonksiyonlar, dayanma gücü, sosyal fonksiyonlar ve genel olarak hayat kalitesinin artmasında doğal tedavi gören grup daha büyük klinik fayda gördü.

      Teksas Üniversitesi'ndeki araştırmacılar Ashwaganda özleri besin GABA gibi beyin üzerine benzer etkiye sahip olduğunu buldu. Bu kaygıyı azalttığı için iyi bir neden bu olabilir.

      Ashwagandha ve Tip 2 Diyabet

      Ashwagandha 2008 yılında yayımlanan ön, hayvan tabanlı araştırmaya göre, yüksek kan şekeri normale ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir.

      Ashwagandha ve Kanser

      2003 yılında yapılan çalışmada, insan tümör hücre hatları üzerinde testler ashwagandha akciğer, meme büyümesini yavaşlatır ve kolon kanseri hücrelerinin ortaya koymaktadır.
      2007 yılında yayınlanan başka bir araştırma, insan hücreleri üzerine yapılan çalışmada ashwagandha bitkisi normal hücrelere zarar vermeden tümör büyümesini inhibe edebileceğini göstermektedir.

      Ashwagandhanın Kadınlar üzerindeki Faydaları

      Ashwagandha Kadınlar üzerinde sadece dört hafta içinde % 90 oranında anksiyete, sinirlilik ve Sinirlilik problemlerini azaltmıştır. Maine İsveç Bitkisel Enstitüsü, Ashwagandha aynı zamanda enerji seviyesini iki katına çıkaracak testler gerçekleştirdi.

      Ashwagandha bileşiklerin sinir sistemini yatıştırır ve böbreküstü bezleri üretim yaparken enerji verir. Benzer çalışmalar Sewell, New Jersey Sağlık Enstitüsü'nde yapılmıştır. Ashwagandha ayrıca kadınlarda göbek yağına sebep olan, stres hormonu kortizol seviyelerini kontrol etmek için yardımcı olmasıdır. Bu tam olarak ne anlama geliyor? Basitçe, daha az kortizol az karın yağ anlamına gelebilir. Düzenli alınan Ashwagandha her gün alınması gerekir ve faydalarını görmeye başlamadan önce genellikle iki ay kadar beklenmelidir.

      Ashwagandha ve Alzheimer Hastalığı

      Hindistan'da Paul Flechsig Beyin Araştırmaları Enstitüsü ve Leipzig Üniversitesi, Ashwagandha'nın beyinde asetilkolin reseptör aktivitesini artırır ve kısmen insanlarda etkilerini artırarak kendi algı ve bellek yollarını açtığını keşfetti. Ashwagandha içindeki flavonoidler ve withanolide sınıfın etken maddelerine değinildi.

      Ayrıca Ashwagandha diğer beyin sinir ve sinapsların kaybının önlenmesi yaşlanmanın beyin hasarlı nöronal devrelerin (beyin yolları) tamirinde önemli bir rol oynayabilir. Diğer araştırmacılar da Ashwagandha insan sinir hücrelerin içinde akson ve dendritler büyümesini uyardığını keşfetmişlerdir.

      Ashwagandha sadece beyin hasarı önlemede değil aynı zamanda hasarın tamir edilemez durumlarında etken maddesi sayesinde Withanolide-A ile olan yeniden nöronal ağları inşa etmek mümkün olmadığı hallerde, nörodejeneratif hastalıkların terapötik tedavisinde önemli bir adaydır.

      Ashwagandha ayrıca sakinleştirici ve bir ruh hali arttırıcı ve aynı zamanda Alzheimer hastalığı veya demans gibi benzer sorunlarda, uyku ve davranış iyileştirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.

      Ashwagandha ve Salgıların Üretimi

      Ashwagandha tiroid, karaciğer ve pankreas işlevi de destekler. 20 gün için bir günlük bazda yürütülen sonra, fareler BOH T3 ve T4 tiroid hormonlarının bir artış yaşanmıştır. Aynı çalışmada, Ashwagandha da karaciğerde serbest radikal aktivitesi azalmıştır.Bir başka çalışmada, Ashwagandha ve diğer otlar (Tinospora cordifolia, Eclipta alba, Ocimum kutsal, Picrorrhiza kurroa ve shilajit) bir arada 28 gün boyunca günde bir kez uygulanan Diyabetik sıçanlarda kan şekeri düzeyleri azalmış ve onların pankreas taki serbest radikal aktivitesi azalmıştır. Kan şekerinin azalması insülin üreten hücreleri korur, pankreas serbest radikal süpürücü aktivitesi çok önemli bir gelişmedir. Bu etkinlik vücut için çok önemlidir. (Kaynak:Panda S, Kar A, J Pharm Pharmacol (1998))

      Ashwagandha ve Bağışıklık fonksiyonu

      Kanser tedavisinde potansiyelinin yanı sıra, araştırma Ashwagandha bağışıklık fonksiyonunu artırma yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir. Ashwagandha bir günlük doz verildiğinde farelerin bir patojene karşı bir artış fagositoz ve hücre içi makrofaj aktivitesi deneyimli bir çalışmada gösterilmiştir. Fareler üzerinde başka bir çalışmada, Ashwagandha'nın bilinen bir kanserojen ile ilgili olarak makrofajların tümör önleyici yeteneği iyileştirmesini göstermiştir.

      Ashwagandha, immünsupresif ilaçlar ile tedavi edilen farelerde kullanılarak miyelosupresyonu engelledi, ve bağışıklık sistemini uyarıcı etkinlik sağlamanın yanı sıra, hemoglobin miktarı, kırmızı kan hücre sayısı, beyaz kan hücresi sayımı, trombosit sayımı ve vücut ağırlığında önemli bir artış sağlamıştır. (Kaynak: Dhuley JN, Immunopharmacol Immunotoxicol (1998), Dhuley JN, J Ethnopharmacol (1997), Ziauddin M, J Ethnopharmacol (1996) )

      Ashwagandha ve Meme & Kolon Kanseri

      Ashwagandha en belgelenmiş nöroprotektif etkileri yanı sıra, heyecan verici bir son kanıt da kanser hücreleri durdurmak için potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Örneğin, son zamanlarda ashwagandha özü insan göğüs, akciğer ve laboratuar kolon kanseri hücre hattı büyümesini inhibe ettiğini göstermiştir. Bu inhibisyon yaygın kanser kemoterapi ilaç doksorubisin (CAELYX ®, Myocet ®) ile elde karşılaştırılabilir düzeyde olduğunu göstermiştir.

      Aslında, araştırmacılar Etken maddesi withaferin A, inhibe meme ve kolon kanseri hücre büyümesi doksorubisin daha etkili olduğu bildirilmiştir. (Kaynak :Jayaprakasam B, Zhang Y, Seeram NP, Nair MG. Withania SOMNIFERA gelen withanolides insan tümör hücre çizgilerinin büyüme inhibisyonu bırakır. Life Sci. Kasım 2003 )

      Ashwagandha Nasıl Kullanılır?

      Ashwagandha kullanımı, Vücut ağırlığının her bir kg'ı başına 100 mg'a kadar tamamen güvenli bir tek dozda alınabilir. Yani günde 21 gr tüketimi olabilir. Terapötik yani terapi amaçlı doz günde 10 gram altında olduğunu unutmayalım.

      Fazla doz kullanımında Birinci etki, mide-bağırsak yolu üzerindedir.Ham tozu sindirimi biraz zor olduğundan, ishal ve bulantı olabiliyor. Bir deneyde yüzde 25 fazla verilen farelerde Karaciğer, akciğer, damar tıkanıklığı ve inflamasyon ve böbreklerde tübüler tıkanıklığı gibi organları üzerindeki mikroskobik lezyonlar olmuştur. Hala bile oldukça büyük dozaj üzerine insan ve hayvanlarda tamamen güvenlidir.

      Ashwagandha kurutularak saklanabilir. Toz gibi ısıtılan süt veya çay gibi sıcak bir içecek içine karışabilir. Ayrıca kapsüller içine konabilir.

      Ashwagandha çay olarak içilebilir. 300-700 gram bitki kökü, yaprak ve meyvesi 250 ml soğuk suya konup kaynatılır, soğutulup süzülür ve günde üç fincan içilebilir.

      Ashwagandha Bitkisinin Yan Etkileri ve Zararları

      Ashwagandha ile ilgili yapılan 2 klinik deneyde, bitkiyi kullanan ve Plasebo alan kişilerde pek farklılık gözükmemiş. Ancak tiroid uyarımı yapıp ve bazı kişilerde tirotoksikoz yol açabileceğini bir rapor oluşmuştur. Ashwagandha bilinen herhangi bir yan etkiler olmadan bu avantajları başarır. Unutmayın: Bu bitki testlere 2500 yılı aşkın uğramıştır.

      Ashwagandha ilk kullanıma başlayan kişilerde hafif uyuşukluk şikayetleri vardır. Ama geçicidir.

      Ashwagandha bitkisi, büyük dozaj alımında karın, mide bulantısı, kusma ve ishale neden olabilir. Ham toz sindirimi özellikle zayıf sindirime sahip olan kişilerde karın ve gaz bazı ağırlık neden olabilir.

      Ashwagandha Bitkisini Kimler Kullanamaz

      Ashwagandha genellikle güvenli kabul edilir. Çok büyük dozlarda alındığında, düşük olmasına neden olabilir. Bu nedenle, hamile kadınların Ashwagandha kullanımı problem değildir, ama doz unutulduğunda sıkıntı olmaması için kullanmaması en iyi çözümdür.

      Ashwagandha Anti-anksiyete, Anti Depresan ilaçları kullanan kişilerde kullanılmaması gerekir.

      Ashwagandha barbitüratlar (merkezi sinir sistemi baskılayan bir ilaç grubu) ile kullanılmamalıdır.


      Yorum yap


      • #4
        Ashwagandha'nın 12 Kanıtlanmış Sağlık Faydaları

        Bu sayfadaki bir bağlantıdan bir şey satın alırsanız, küçük bir komisyon kazanabiliriz. Bu nasıl çalışır? Ashwagandha, inanılmaz derecede sağlıklı bir şifalı bitkidir. Vücudunuzun stresi yönetmesine yardımcı olabileceği anlamına gelen bir "adaptogen" olarak sınıflandırılır. Ashwagandha ayrıca vücudunuz ve beyniniz için her türlü başka yararları sağlar. Örneğin, kan şekeri seviyelerini düşürebilir, kortizolü azaltabilir, beyin fonksiyonunu artırabilir ve anksiyete ve depresyon semptomlarıyla mücadeleye yardımcı olabilir. İşte ashwagandha'nın bilim tarafından desteklenen 12 faydası.

        1. Bu Eski Bir Şifalı Bitki Ashwagandha, Hindistan'ın doğal şifa prensiplerine dayanan alternatif bir ilaç şekli olan Ayurveda'daki en önemli bitkilerden biridir. Stresi azaltmak, enerji seviyelerini yükseltmek ve konsantrasyonu arttırmak için 3.000 yıldan fazla bir süredir kullanılmaktadır (1 Güvenilir Kaynak). "Ashwagandha", benzersiz kokusunu ve gücünü arttırma yeteneğini ifade eden "atın kokusu" için Sanskritçe'dir. Botanik adı Withania somnifera'dır ve Hint ginsengi ve kışlık vişne gibi başka isimlerle de bilinir. Ashwagandha bitkisi, Hindistan ve Kuzey Afrika’ya özgü sarı çiçekleri olan küçük bir çalıdır. Bitkinin kökünden veya yapraklarından elde edilen özütler veya toz, çeşitli koşulları tedavi etmek için kullanılır. Sağlık yararlarının birçoğu, iltihaplanma ve tümör büyümesiyle mücadele ettiği gösterilen yüksek konsantrasyondaki wittanolitlere bağlanır (1 Güvenilir Kaynak).
        ÖZETAshwagandha, Hint Ayurveda tıbbında öne çıkan bir bitkidir ve sağlık yararları nedeniyle popüler bir ek haline gelmiştir.

        2. Kan Şekeri Düzeylerini Düşürebilir
        Bazı çalışmalarda, ashwagandha'nın kan şekeri seviyesini düşürdüğü gösterilmiştir . Bir test tüpü çalışması, kas hücrelerinde insülin sekresyonunu arttırdığını ve insülin duyarlılığını arttırdığını buldu (2 Güvenilir Kaynak). Ayrıca, birçok insan çalışması hem sağlıklı hem de diyabetli kişilerde kan şekeri seviyesini azaltma yeteneğini doğrulamıştır ( 3 ,4 Güvenilir Kaynak, 5 Güvenilir Kaynak, 6 Güvenilir Kaynak). Ek olarak, şizofreni hastalarında yapılan dört haftalık bir çalışmada, ashwagandha ile tedavi edilenler, açlık kan şekeri seviyelerinde, 13.5 mg / dL'lik aç kan şekeri seviyelerinde, plasebo alanlarda 4.5 mg / dL'lik ortalama bir azalmaya sahipti.5 Güvenilir Kaynak). Dahası, tip 2 diyabetli altı kişiden oluşan küçük bir çalışmada, 30 gün boyunca ashwagandha ile takviye etmek, açlık kan şekeri seviyesini oral diyabet ilacı kadar etkili bir şekilde azaltmıştır (6 Güvenilir Kaynak). ÖZETAshwagandha, insülin sekresyonu ve duyarlılığı üzerindeki etkileri ile kan şekeri seviyesini azaltabilir.

        3. Anti-Kanser Özelliklerine Sahiptir
        Hayvan ve test tüpü çalışmaları, ashwagandha'nın kanser hücrelerinin programlanan ölümü olan apoptozu indüklemeye yardımcı olduğunu bulmuştur (7 Güvenilir Kaynak). Aynı zamanda yeni kanser hücrelerinin büyümesini çeşitli şekillerde engeller (7 Güvenilir Kaynak). İlk olarak, ashwagandha'nın kanser hücrelerinde reaktif oksijen türlerinin (ROS) oluşumunu desteklediğine ve işlevlerini bozduğuna inanılır. İkincisi, kanser hücrelerinin apoptoza daha az dirençli olmasına neden olabilir (8 Güvenilir Kaynak). Hayvan çalışmaları, meme, akciğer, kolon, beyin ve yumurtalık kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerinin tedavisine yardımcı olabileceğini göstermektedir (9 Güvenilir Kaynak, 10 Güvenilir Kaynak, 11 Güvenilir Kaynak, 12 Güvenilir Kaynak, 13 Güvenilir Kaynak). Bir çalışmada, yalnız başına ashwagandha ile tedavi edilen yumurtalık tümörlerine sahip fareler veya bir anti-kanser ilacı ile kombinasyon halinde tümör büyümesinde% 70-80 azalma olmuştur. Tedavi aynı zamanda kanserin diğer organlara yayılmasını da engelledi (13 Güvenilir Kaynak). Bu sonuçları henüz insanlarda doğrulayacak çalışmalar bulunmamasına rağmen, bugüne kadar yapılan araştırmalar cesaret vericidir.
        ÖZETHayvan ve test tüpü çalışmaları, ashwagandha'nın tümör hücrelerinin ölümünü desteklediğini ve çeşitli kanser türlerine karşı etkili olabileceğini göstermiştir.

        4. Kortizol Düzeylerini Düşürebilir
        Kortizol, "stres hormonu" olarak bilinir, çünkü adrenal bezleriniz, strese yanıt olarak ve kan şekeri seviyelerinizin çok düştüğü zaman serbest bırakır. Ne yazık ki, bazı durumlarda kortizol seviyeleri kronik olarak yükselebilir ve bu da yüksek kan şekeri seviyelerine ve karın bölgesinde yağ depolanmasına yol açabilir. Çalışmalar, ashwagandha'nın kortizol seviyelerini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermiştir ( 3 ,14 Güvenilir Kaynak, 15 Güvenilir Kaynak). Kronik stresli erişkinlerde yapılan bir çalışmada, ashwagandha ile takviye edilenler kortizolde kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha fazla azalmıştır. En yüksek dozu alanların ortalama% 30 oranında azalması vardı ( 3 ).
        ÖZETAshwagandha takviyeleri, kronik stresli bireylerde kortizol seviyelerinin düşürülmesine yardımcı olabilir.

        5. Stres ve Kaygıyı Azaltmaya Yardımcı Olabilir
        Ashwagandha, stresi azaltma kabiliyetiyle belki de en iyisidir . Araştırmacılar, sinir sistemindeki kimyasal sinyalleşmeyi düzenleyerek sıçanların beyinlerindeki stres yolunu tıkadıklarını bildirdiler (16 Güvenilir Kaynak). Kontrollü bazı insan çalışmaları, stres ve anksiyete bozukluğu olan kişilerde de belirtileri etkili bir şekilde azaltabileceğini göstermiştir.14 Güvenilir Kaynak, 17 Güvenilir Kaynak, 18 Güvenilir Kaynak). Kronik stresli 64 kişiden oluşan 60 günlük bir çalışmada, tamamlayıcı gruptakiler, plasebo grubundaki% 11 ile karşılaştırıldığında, anksiyete ve uykusuzlukta ortalama% 69 oranında bir azalma olduğunu bildirmiştir (14 Güvenilir Kaynak). Başka bir altı haftalık çalışmada, ashwagandha alan kişilerin% 88'i, plasebo alanların% 50'sine kıyasla kaygılarında bir azalma olduğunu bildirmiştir (18 Güvenilir Kaynak).
        ÖZETAshwagandha'nın hem hayvan hem de insan çalışmalarında stresi ve endişeyi azalttığı gösterilmiştir.

        6. Bu depresyon belirtileri azaltabilir
        Her ne kadar tam olarak çalışılmamasına rağmen, birkaç çalışma ashwagandha'nın depresyonun hafifletilmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir (14 Güvenilir Kaynak, 18 Güvenilir Kaynak). 64 stresli erişkinte yapılan 60 günlük kontrollü bir çalışmada, günde 600 mg yüksek konsantrasyonlu ashwagandha özütü alan hastalar şiddetli depresyonda% 79 azalma gösterirken, plasebo grubu% 10 artış bildirdi (14 Güvenilir Kaynak). Ancak, bu çalışmadaki katılımcılardan sadece birinin depresyon öyküsü vardı. Bu nedenle, sonuçların uygunluğu belirsizdir.
        ÖZETMevcut sınırlı araştırma ashwagandha'nın depresyonu azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

        7. Erkeklerde Testosteron Boost ve Verimliliği Artırabilir
        Ashwagandha takviyeleri testosteron düzeyleri ve üreme sağlığı üzerinde güçlü etkileri olabilir (15 Güvenilir Kaynak, 19 Güvenilir Kaynak, 20 Güvenilir Kaynak, 21 Güvenilir Kaynak). 75 infertil erkekte yapılan bir çalışmada, ashwagandha ile tedavi edilen grupta sperm sayısı ve hareket kabiliyeti artmıştır. Dahası, tedavi testosteron seviyelerinde önemli bir artışa yol açtı (21 Güvenilir Kaynak). Araştırmacılar ayrıca, bitkiyi alan grubun kanlarındaki antioksidan seviyelerini arttırdığını da bildirdi. Başka bir çalışmada, stres nedeniyle ashwagandha alan erkekler daha yüksek antioksidan seviyeleri ve daha iyi sperm kalitesi yaşamıştır. Üç aylık tedaviden sonra, erkek eşlerin% 14'ü hamile kalmıştı (15 Güvenilir Kaynak).
        ÖZETAshwagandha, testosteron seviyelerini artırmaya yardımcı olur ve erkeklerde sperm kalitesini ve verimliliğini önemli ölçüde arttırır.

        8. kas kütlesi ve gücünü artırabilir
        Araştırmalar ashwagandha'nın vücut yapısını iyileştirebileceğini ve güçlenebileceğini göstermiştir (4 Güvenilir Kaynak, 20 Güvenilir Kaynak, 22 Güvenilir Kaynak). Ashwagandha için güvenli ve etkili bir dozaj belirleme çalışmasında, günde 750-150 mg pulverize ashwagandha kökü alan sağlıklı erkekler 30 gün sonra kas kuvveti kazanmışlardır (4 Güvenilir Kaynak). Başka bir çalışmada, ashwagandha alanların kas kuvveti ve büyüklüğü bakımından önemli ölçüde daha fazla kazancı oldu. Ayrıca, plasebo grubuna kıyasla, vücut yağ yüzdesindeki düşüşü iki katından fazla arttırmıştır (20 Güvenilir Kaynak).
        ÖZETAshwagandha'nın kas kütlesini arttırdığı, vücut yağını azalttığı ve erkeklerde gücü arttırdığı gösterilmiştir.

        9. Enflamasyonu Azaltabilir
        Bazı hayvan çalışmaları, ashwagandha'nın iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olduğunu göstermiştir (23 Güvenilir Kaynak, 24 Güvenilir Kaynak, 25 Güvenilir Kaynak). İnsanlarda yapılan araştırmalar, enfeksiyonla savaşan ve sağlıklı kalmanıza yardımcı olan immün hücreler olan doğal öldürücü hücrelerin aktivitesini arttırdığını bulmuşlardır (26 Güvenilir Kaynak, 27 Güvenilir Kaynak). Ayrıca C-reaktif protein (CRP) gibi iltihap izlerini azalttığı gösterilmiştir. Bu belirteç artmış kalp hastalığı riski ile bağlantılıdır. Kontrollü bir çalışmada, günlük 250 mg standardize ashwagandha özü alan grup, CRP'de ortalama% 36 ve plasebo grubundaki% 6'lık bir azalmaya sahipti ( 3 ).
        ÖZETAshwagandha'nın doğal öldürücü hücre aktivitesini arttırdığı ve inflamasyon belirteçlerini azalttığı gösterilmiştir.

        10. Kolesterol ve Trigliseridleri Düşürebilir
        Anti-enflamatuar etkilerine ek olarak, ashwagandha, kolesterol ve trigliserit seviyelerini azaltarak kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olabilir . Hayvan çalışmaları, bu kan yağlarını önemli ölçüde azalttığını buldu. Sıçanlarda yapılan bir çalışmada, toplam kolesterolü% 53'e, trigliseritleri% 45'e kadar düşürdüğü tespit edildi (28 Güvenilir Kaynak). Kontrollü insan çalışmaları daha az çarpıcı sonuçlar bildirmiş olsa da, bu belirteçlerde etkileyici gelişmeler olduğunu gözlemlemişlerdir ( 3 ,4 Güvenilir Kaynak, 5 Güvenilir Kaynak, 6 Güvenilir Kaynak). Kronik stresli erişkinlerde yapılan 60 günlük bir çalışmada, standardize edilmiş ashwagandha ekstraktının en yüksek dozunu alan grup, “kötü” LDL kolesterolünde% 17 ve trigliseritlerde% 11 oranında düşüş yaşamıştır ( 3 ).
        ÖZETAshwagandha, kolesterol ve trigliserit seviyelerini azaltarak kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

        11. Hafıza Dahil, Beyin Fonksiyonunu Geliştirebilir
        Tüp ve hayvan çalışmaları, ashwagandha'nın yaralanma veya hastalığın neden olduğu hafıza ve beyin fonksiyon sorunlarını azaltabileceğini göstermektedir (29 Güvenilir Kaynak, 30 Güvenilir Kaynak, 31 Güvenilir Kaynak, 32 Güvenilir Kaynak). Araştırma, sinir hücrelerini zararlı serbest radikallerden koruyan antioksidan aktiviteyi desteklediğini göstermiştir. Bir çalışmada, ashwagandha ile tedavi edilen epileptik sıçanların neredeyse tamamen uzamsal hafıza bozulmasının tersine döndüğü görülmüştür. Bu büyük olasılıkla oksidatif stresin azalmasından kaynaklanmıştır (32 Güvenilir Kaynak). Ashwagandha, geleneksel olarak Ayurvedik pratikte belleği arttırmak için kullanılmasına rağmen , bu alanda sadece az miktarda insan araştırması var. Kontrollü bir çalışmada, günlük 500 mg standartlaştırılmış ekstrakte alan sağlıklı erkekler, plasebo alan erkeklerle karşılaştırıldığında, reaksiyon sürelerinde ve görev performanslarında önemli gelişmeler olduğunu bildirmiştir (33 Güvenilir Kaynak). 50 yetişkinin sekiz haftalık başka bir çalışması, günde iki kez 300 mg ashwagandha kökü ekstresi almanın genel hafızayı, görev performansını ve dikkatini önemli ölçüde iyileştirdiğini gösterdi (34 Güvenilir Kaynak).
        ÖZETAshwagandha takviyeleri, beyin fonksiyonunu, hafızayı, reaksiyon sürelerini ve görevleri gerçekleştirme yeteneğini geliştirebilir.

        12. Ashwagandha çoğu insan için güvenli ve yaygın olarak kullanılabilir
        Ashwagandha çoğu insan için güvenli bir ektir. Bununla birlikte, hamile ve emziren kadınlar da dahil olmak üzere bazı bireyler almamalıdır. Otoimmün hastalıkları bulunan kişiler, bir doktor tarafından izin verilmedikçe ashwagandha'dan da kaçınmalıdır. Buna romatoid artrit, lupus, Hashimoto tiroiditi ve tip 1 diyabet gibi hastalıkları da dahildir. Ek olarak, bazı insanlarda tiroid hormon düzeylerini potansiyel olarak artırabileceğinden, ashwagandha alırken tiroid hastalığı için ilaç kullananlar dikkatli olmalıdır. Ayrıca kan şekeri ve kan basıncı seviyelerini azaltabilir, bu nedenle eğer alırsanız ilaç dozlarının ayarlanması gerekebilir. Önerilen ashwagandha dozajı, takviye türüne bağlıdır. Ekstraktlar ham ashwagandha kökü veya yaprak tozundan daha etkilidir. Etiket talimatlarını takip etmeyi unutmayın. Standart kök ekstresi genellikle günde bir veya iki kez 450-500 mg kapsül içine alınır. Birkaç ek üretici tarafından sunulmaktadır ve sağlık gıda mağazaları ve vitamin dükkanları dahil çeşitli perakendecilerden temin edilebilir.

        Yorum yap


        • #5
          Yetişkinlerde Stres ve Kaygıyı Azaltmada Yüksek Yoğunluklu Tam Spektrumlu Bir Ashwagandha Kökü Ekstresinin Güvenlik ve Etkinliğinin Prospektif, Randomize, Çift Kör, Plasebo Kontrollü Bir Çalışması

          K. Chandrasekhar , Jyoti Kapoor ,ve Sridhar Anishetty 1
          Yazar bilgileri Telif Hakkı ve Lisans bilgileri Yasal Uyarı
          Bu makale PMC'deki diğer makalelerden alıntılanmıştır .
          Git: soyut

          Bağlam:

          Stres, düşük performans ve olumsuz klinik koşullara yol açabilecek bir zihinsel veya duygusal baskı veya gerginlik halidir. Adaptojenler stresle mücadelede yardımcı olan bitkilerdir. Ayurveda klasik metinleri, hayvan çalışmaları ve klinik çalışmalar Ashwagandha'yı güvenli ve etkili bir adaptojen olarak tanımlamaktadır . Amaçları:

          Bu çalışmanın amacı, yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu bir Ashwagandha kök ekstresi ekstresinin stres ve kaygıyı azaltmada ve stres altındaki yetişkinlerin genel refahını iyileştirmedeki güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmekti . Ayarlar ve Tasarım:

          Tek merkez, prospektif, çift kör, randomize, plasebo kontrollü deneme. Malzemeler ve yöntemler:

          İlgili klinik muayeneler ve laboratuvar testleri yapıldıktan sonra, kronik stres öyküsü olan toplam 64 kişi çalışmaya dahil edildi. Bunlar arasında serum kortizol ölçümü ve standart stres değerlendirme anketlerinde puanlarının değerlendirilmesi yer aldı. Plasebo kontrol grubuna veya çalışma ilacı tedavi grubuna randomize edildi ve 60 günlük bir süre boyunca günde iki kez bir kapsül almaları istendi. Çalışma ilacı tedavi grubunda, her bir kapsül Ashwagandha'nın kökünden 300 mg yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu özüt içerdi.bitki. Tedavi süresi boyunca (15. günde, 30. günde ve 45. günde), tedaviye uyumu kontrol etmek ve olumsuz reaksiyonları not etmek için tüm deneklere bir telefon görüşmesi yapıldı. Nihai güvenlik ve etkinlik değerlendirmeleri 60. günde yapıldı. İstatistiksel analiz:

          t testi, Mann Whitney testi. Sonuçlar:

          Yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstresi verilen tedavi grubuna , plasebo grubuna göre 60. Gündeki tüm stres değerlendirme ölçeklerinde puanlarda önemli bir azalma ( P <0.0001) gösterildi. Serum kortizol seviyeleri , Ashwagandha grubunda, plasebo grubuna göre önemli ölçüde azaldı ( P = 0.0006) . Yan etkiler doğada hafif ve her iki grupta da karşılaştırılabilirdi. Ciddi advers olay bildirilmedi. Sonuç:

          Bu çalışmanın bulguları, yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu bir Ashwagandha kökü ekstraktının bir bireyin strese karşı direncini güvenli ve etkili bir şekilde geliştirdiğini ve böylece kendi kendini değerlendiren yaşam kalitesini geliştirdiğini ortaya koymaktadır .

          Anahtar Sözcükler: Adaptojen , yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstresi , stres , Withania somnifera
          Git: GİRİŞ

          Stres, harici fiziksel veya zihinsel aşırı yüklenmeden kaynaklanan bir durumdur. Bir insanın, çevresel taleplere tam ve normal cevap verebilme yeteneğine sahip, sıkıntılı, gergin, endişeli veya daha az yetenekli hissetmesini sağlayabilir. Strese uzun süre maruz kalmak, bir kişinin zihinsel ve fizyolojik durumunu dengesiz hale getirebilir, böylece depresyon, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve metabolik bozukluklar gibi diğer hastalıklara neden olabilir. Zihinsel ya da duygusal faktörlere dayanan bu koşullar, yaygınlıkta hızla artmakta ve büyük küresel hastalıklar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, popülasyonun artan bir kesiminin günümüzde stresin üstesinden gelmek için tıbbi yardım istemesi şaşırtıcı değildir.

          Adaptojenler, bireyin stresle başa çıkma yeteneğini geliştiren bitkilerdir. Stres zamanlarındaki bu otlar, vücudun fizyolojik sürecini normalleştirir ve vücudun değişikliklere uyum sağlamasına yardımcı olur. [ 1 ] Yeni bir adaptojen tanımı, bir organizmanın adapte olma yeteneğini artıran bir metabolik düzenleyici sınıfıdır. çevresel faktörlere ve bu gibi faktörlerden zarar görmemesine dikkat edin. ”İdeal olarak, bir adaptojen: a) stres kaynaklı hasarı azaltmak, b) güvenli olmalı ve uygulama sayısı gerekenden fazla olsa bile faydalı bir etki üretmeli, c) yoksun olmalıdır yoksunluk sendromları ve d) gibi olumsuz etkiler normal vücut fonksiyonlarını gereğinden fazla etkilemez. [ 2 ] Ashwagandha yukarıda listelenen özelliklerin tümüne sahip olan bir adaptojendir.

          Botanik olarak Withania somnifera Dunal olarak bilinen Ashwagandha , Solanaceae ailesinin bir üyesidir. Genellikle Hint Ginseng veya Kış Kiraz olarak bilinir. Ashwagandha kelimesinin kelimenin tam anlamıyla anlamı “at kokusu”. Ot iki nedenden ötürü çok adlandırılmıştır. Bunun bir nedeni, bitkinin taze köklerinin at kokusu yaymasıdır. İkinci sebep, bitki özleri tüketen bir insanın, bir atınkine benzer bir güç ve canlılık geliştirebileceğine dair yaygın bir inanç olduğudur. [ 3 ] Ashwagandhainsan vücudu üzerindeki çok zararlı gençleştirici etkileri nedeniyle “kraliyet bitkisi” olarak anılır. İnsan vücudunun çeşitli sistemlerine etki eden çok amaçlı bir bitkidir: nörolojik sistem, bağışıklık sistemi, enerji üretim sistemi, endokrinal sistem ve üreme sistemi.

          Arkaplan literatürü: En yaygın kullanılan ve en çok çalışılan adaptojen olan Withania somnifera için çok geniş bir literatür mevcuttur . [ 1 ] antibakteriyel, antifungal, antienflamatuar, nöroprotektif, bilişsel güçlendirici ve hematopoetik ajan. Ashwagandha , farmakolojik ve tıbbi açıdan önemli olan wittanolitler, sitoindositler ve diğer alkaloidler gibi çeşitli bileşenleri içerir. Bu kimyasallar hücreleri oksidatif hasar ve hastalıklardan korur. [ 4 - 7] Sitoindoside VII ve sitoindoside VIII, anti-stres aktivitesini belirlemek için yapılan testler, bir pil, elde edilen sonuçlar, her iki sitoindosides stres önleyici aktivitesi üreten olduğunu ima etti. [ 8 ] Sitoindoside IX ve X, immünomodülatör ve merkezi sinir sistemi etkileri için farelerde test edildi stres, hafıza ve öğrenme ile ilgili. Stres kaynaklı gastrik ülserlerin insidansında anlamlı bir azalma gözlendi. [ 9 ]

          Geçmişte Ashwagandha'da yapılan çeşitli çalışmalar , adaptojenik ve stres azaltıcı aktivitesi için olumlu sonuçlar göstermiştir. Bununla birlikte, denemelerin çoğu in-vivo veya in-vitro idi . Ashwagandha kökü ekstraktlarının insanlar üzerindeki stres azaltıcı etkileri üzerine sadece sınırlı bir literatür mevcuttur . Öncelikli hedefimiz yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının stresi ve kaygıyı azaltmadaki etkisini ve stres altındaki yetişkinlerde genel refahı iyileştirmedeki rolünü değerlendirmekti.

          Bu çalışmada kullanılan yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü özü, Ixoreal Biomed, Hyderabad, Hindistan tarafından sağlanan KSM-66 Ashwagandha özütüdür. Ekstre, yapraklar gibi başka parçalar kullanılmadan sadece Ashwagandha bitkisinin köklerinden çekilir . HPLC ile ölçüldüğü üzere, en az% 5'lik bir etanolit içeriğine standart hale getirilmiştir. Alkol veya herhangi bir sentetik çözücü kullanmadan, 'yeşil kimya' ilkelerine dayanan benzersiz bir özütleme işlemi ile üretilir.

          Git: MALZEMELER VE YÖNTEMLER

          Bu, öncelikle yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının stres ve kaygıyı azaltmada ve yetişkinlerin genel refahını arttırmada etkinliğini değerlendirmek için tek merkezli, ileriye dönük, çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir deneydi. stres. Çalışmaya 60 gün boyunca zihinsel stres şikayeti olan toplam 64 kişi alındı.

          Çalışma, insanlarla ilgili araştırma için Hindistan Tıbbi Araştırma Kılavuzları Konseyine (ICMR-GCP) ve Helsinki Bildirgesine (2008) uygun olarak gerçekleştirildi ve Hindistan'ın Haydarabad kentindeki Asha Hastanesi'nde kurumsal inceleme komitesi tarafından onaylandı. Katılımcılar

          Çalışmaya, aşağıdaki dahil etme ölçütlerini sağlamaları halinde kaydolmuşlardı: (1) 18 ve 54 yaşları arasında, (2) stres dışındaki psikiyatrik koşullardan arınmış (3), Dünya Sağlık Örgütü’nde 15’ten az Beş (WHO-5) [ 10 ] Refah Endeksi ve Algılanan Stres Ölçeği (PSS) [ 11 ] ve (4) puanlarından en az 14 puan İngilizce okuyabilir ve yazabilir. DSÖ-5 refah endeksinde düşük puanlar yüksek stres seviyelerine karşılık gelmektedir.

          Aşağıdaki dışlama kriterlerinden herhangi birini karşıladıklarında denekler dışlandı: (1) herhangi bir kronik fiziksel, hormonal veya psikiyatrik hastalıktan muzdarip olmuşlardı, (2) bazı hormonal doğum kontrol önlemleri kullanıyorlardı, (3) Düzenli olarak herhangi bir ilacı, (4) Ashwagandha , ginseng, ginkgo biloba, Brahmi veya ilgili otlar içeren herhangi bir bitkisel preparat veya formülasyon kullanıyorlardı , (4) hamile veya emzikli, (5) madde bağımlılığı vardı (6) ) anormal laboratuvar veya EKG bulguları vardı. Müdahaleler

          İşe alım süreci, stres hakkında tanıtım dersi veren ve bir dizi stres yönetimi görüşmesinin bir parçası olan ön tarama toplantısı ile başladı. Toplantıya doktorlar, öğrenciler, serbest meslek sahibi kişiler, yöneticiler ve Bilgi Teknolojisi firmalarının çalışanları dahil, nüfusun geniş bir kesiminin katılımıyla katılımcılar katıldı. Bu alt popülasyonlar stres altında çalışır ve kendilerini stres altında algılarlar. Çalışmanın amacı, ön tarama toplantılarına katılanlara daha sonra çalışmanın bir parçası olarak davet edilen katılımcılara açıklanmıştır. Çalışmanın bir parçası olmak için gönüllü olanlara, WHO-5 sağlık anketi verildi, böylece stres düzeyleri değerlendirilebildi. WHO-5 refah endeksinde 15 veya daha düşük puan alan katılımcılar, PSS tarafından ölçülen yüksek stres seviyelerini bildirdiler.

          Araştırma alanındaki 0. Günde deneklerden yazılı izin alındıktan sonra tıbbi geçmişleri kaydedilmiştir. Klinik muayene ve laboratuvar değerlendirmeleri yapıldı. Her konu daha sonra PSS üzerinde değerlendirildi. Nitelikli bir psikiyatrist, primer psikiyatrik bozuklukların kontrolü için denekler üzerinde klinik psikiyatrik muayene yaptı, çünkü klinik deney protokolü psikiyatrik bozukluğu olan hastaları dışlamak istedi. PSS puanı en az 14 olan denekler çalışmaya dahil edildi.

          0. günde sabah serum kortizol düzeyleri ölçüldü. Deneklere ayrıca üç anket uygulandı: PSS anketi, Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS) [ 12 ] anketi ve Genel Sağlık Anketinin 28 maddelik versiyonu [ 13]] (bu yazıda bundan böyle GHQ-28 olarak anılacaktır). Tarama parametrelerinin değerlendirilmesinden sonra, her hastaya bilgisayarlı bir randomizasyon şeması kullanarak 1: 1'lik bir randomizasyon oranıyla çalışma ilacı tedavi grubuna veya plasebo kontrol grubuna rastgele atandı. Deneklere, çalışmanın tamamı boyunca yeterli miktarda kapsül içeren kör bir kit sağlanmıştır. Deneklere, 60 gün boyunca, bir bardak sade su ile yemekten sonra günde iki kez bir kapsül tüketmeleri söylendi. Çalışma ilacı tedavi grubuna, her biri 300 mg yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstresi içeren kapsüller verildi . Bundan böyle, bu araştırma makalesinde, bu gruba Ashwagandha adı verilecektir.grubudur. Plasebo-kontrol grubuna nötr bir madde içeren kapsüller verildi. İki gruptaki kapsüller aynı boyutta ve formda idi. Tedavi uygunluğunu doğrulamak ve herhangi bir olumsuz olayı kaydetmek için, 15, 30. Gün ve 45. Günde bir takip telefon görüşmesi yapılmıştır. 60. günde, serum kortizolün nihai ölçümleri ve stres skalası yanıtları yapıldı. Çalışma ilacının güvenlik ve yan etkilerine ilişkin veriler 60. Günde de toplanmıştır. verilerin toplanması ve analizi

          0. Gün ve 60. Günde, veriler laboratuvarda fizyolojik önlemlerle ve standart anketlere anket cevaplarıyla toplandı. Uyumluluk ve olumsuz reaksiyonlar hakkında ek veriler bir telefon görüşmesiyle 15, 30. günde ve 45. günde toplandı. Tahlil metodolojisi

          Yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının stresi azaltmadaki etkinliği, serum kortizolün O ve 60. Gün seviyelerine ve PSS, GHQ-28 ve DASS anketlerindeki puanlara dayanarak değerlendirildi. Özellikle, 0. günde iki grup arasındaki önlemleri ve 60. günde iki grup arasındaki ölçümleri karşılaştırdık. İki gruptaki 60 gündeki önlemlerdeki değişiklikleri de karşılaştırdık. Bu, ilacın stresin çeşitli boyutları üzerindeki etkisini değerlendirmemizi sağladı.

          Ashwagandha ekstraktının güvenliği laboratuvar bulguları ve advers olayların insidansı temelinde değerlendirildi. Denekler tarafından bildirilen tüm advers olaylar kaydedildi. Çalışma ilacı ile potansiyel ilişkileri değerlendirildi. İstatistiksel yöntemler ve analiz

          Çalışmaya 64 denekten oluşan bir örnek alındı. Üç denek çalışma protokolüyle uyumlu değildi. Etkinlik analizi için sadece protokole uygun 61 kişi dahil edildi. Güvenlik analizi için, tedavi amaçlı popülasyondaki 64 deneğin tümünü de düşündük. Bu, tedavi ilacı veya plasebodan en az bir doz alan tüm deneklerden oluşuyordu.

          Etkinlik hem fizyolojik hem de anket önlemlerine göre değerlendirildi. Her bir ölçü için, 0. Gündeki iki grup arasındaki farkı ve 60. Gündeki iki grup arasındaki farkı hesapladık . Bu farkın istatistiksel önemini değerlendirmek için bir t- testi yaptık . Ayrıca, her bir grup içinde, ölçekteki 60 günlük süredeki değişimi hesapladık ve bu değişiklikler arasındaki farkı iki grup arasında ölçtük. Bu farkın istatistiksel önemini değerlendirmek için t testi kullanıldı. Sağlamlık için, parametrik olmayan bir test olan Mann-Whitney testini de kullandık. Tüm bu değerlendirmeler toplu olarak ilacın stresin çeşitli boyutları üzerindeki etkisini değerlendirmemize izin verdi.

          Git: SONUÇLAR

          Konularla ilgili temel bilgiler

          Çalışmaya 41'i (% 64) erkek, 23'ü (% 36) kadın olan toplam 64 denek (her çalışma grubunda 32) dahil edildi [ Tablo 1 ]. Randomizasyon sonrası her grupta 32 denek vardı. Kayıtlı deneklerin hiçbirinde kardiyovasküler, solunum, gastrointestinal, sinir, endokrin, ürogenital sistemler veya alerji / cilt ile ilgili bozukluklar ile ilgili herhangi bir hastalık yoktu. Bir denek depresyon öyküsü bildirdi; Ancak, kayıt sırasında psikiyatrik semptomlardan özgürdü. Deneklerin geri kalanı psikiyatrik hastalıklardan uzaktı. Ashwagandha grubundan iki , plasebo grubundan bir kişi takipten kaybedildi. 60. günde 61 denek çalışmayı tamamladı. tablo 1

          Kayıtlı olan konuların demografik ve temel parametreleri

          Etkinlik analizi

          Algılanan stres ölçeği

          PSS belki de kişinin yaşamındaki stres düzeyine ilişkin kendini algılayışını değerlendirmek için en yaygın kullanılan psikolojik skaladır. Ölçek, on maddeden oluşmakta ve her madde, belirli bir stres sinyali olayının meydana gelme sıklığını veya derecesini ölçmektedir. Her madde için, skor 0 ila 4 arasında değişmektedir ve sıfır ile skoru, karşılık gelen stres sinyal olayının bulunup bulunmadığını göstermektedir. PSS puanı, on maddenin tamamında puan toplanarak elde edilir. Skor, 0 ile 40 arasında değişmekte olup, sıfır skoru, birinin hayatındaki stresin sanal olmadığını göstermektedir. Tablo 2 , verileri ve kilit istatistiksel anlamlılık testlerinin sonuçlarını özetlemektedir. 60 günlük tedavinin tamamlanmasının ardından, plasebo grubunda bazal PSS skorlarında sadece% 5.5'lik bir düşüş vardı, bu oran% 44.0 idi.Ashwagandha grubu. 60 günlük çalışma periyodu boyunca iki grup arasında PSS puanlarındaki azalma farkı istatistiksel olarak anlamlıydı ( P <0.0001). Tablo 2

          Algılanan stres skoru verileri için veri analizi


          Pek çok psikometrik ölçek, oran ölçeği yorumlamaları ve artışların veya azalışların tercümesini değişimlerin yüzdesi olarak ödünç vermez. Buna karşın, bu çalışmada kullanılan tüm psikometrik ölçekler araştırma literatüründe oran ölçeklendirilmiş olarak yorumlanmaktadır. Artışları veya azalışları yüzde değişikliklere çevirmemizi sağlayan bu yazıda kullanılan ölçeklerin en önemli özelliği, en düşük puan değerinin sıfıra sabitlenmesi ve neredeyse sıfır stres sinyal olaylarının olduğu bir duruma karşılık gelmesidir. Bu nedenle, her bir ölçek değeri, öz-değerlendirme stresinin mutlak derecesi olarak yorumlanabilir. Bu, stres literatüründe bu tür ölçekleri kullanan birçok araştırma yayınıyla tutarlıdır. Genel sağlık anketi-28

          GHQ-28 anketinde (Goldberg ve Hillier 1979) 'somatik', 'kaygı ve uykusuzluk', 'sosyal işlev bozukluğu' ve 'şiddetli depresyon' olarak sınıflandırılan strese karşılık gelen dört ayrı madde alt kümesi bulunmaktadır. Her ölçek maddesindeki puan, belirli bir stres sinyali olayının meydana gelme sıklığını veya derecesini ölçer. Her madde alt kümesi için, puan 0 ila 21 arasındadır. Sıfır puan, belirli bir stres sinyali olayları kategorisinin yokluğuna veya bulunmamasına karşılık gelir. 21 puan, bu olayların sıklığına karşılık gelir. Ayrıca, dört madde alt-kümesinin hepsinde toplanan toplam stres ölçüsünü temsil eden bir toplam puan rapor etmek de yaygındır. Tablo 3 , verileri ve kilit istatistiksel anlamlılık testlerinin sonuçlarını özetlemektedir. Ashwagandhadeney grubu ve plasebo kontrol grubu, bu madde alt kümelerinin tümü için başlangıç ​​puanları ve toplam puan açısından benzerdi ( P > 0.05). Bununla birlikte, 60. Güne kadar, iki gruptaki puanlar büyük ölçüde farklılaştı ve ortalama puanlar anlamlı şekilde farklıydı ( her madde alt kümesi ve toplam için P <0.0001). Ayrıca, 60 günlük çalışma süresi boyunca stres ölçüsündeki azalma, Ashwagandha grubunda, plasebo grubuna göre anlamlı şekilde daha yüksekti ( her madde alt kümesi ve toplam için P <0.0001). In Ashwagandhagrubun 60. gününe göre, tüm madde alt gruplarına karşılık gelen puanlarda önemli bir azalma vardı: “Somatik” madde alt kümesi için% 76,1, “Anksiyete ve Uykusuzluk” madde alt kümesi için% 69,7, “% endişe” Sosyal İşlev Bozukluğu ”madde altkümesi,“ Ağır Depresyon ”madde altkümesi için% 79.2. Buna karşılık, plasebo kontrol grubunda, skorlarda karşılık gelen düşüşler çok daha küçüktü: sırasıyla% 4.9,% 11.6,% -3.7 ve% –10.6. Kolayca görülebileceği gibi, fark en az 58 yüzde puan ve 89 yüzde puan kadar yüksek. Tablo 3

          GHQ-28 anket verileri için veri analizi


          Ayrı bir pencerede aç Depresyon anksiyete stres ölçeği

          DASS anketi (Lovibond ve Lovibond 1995) 'depresyon', 'kaygı' ve 'stres' olarak sınıflandırılan strese karşılık gelen üç farklı madde alt grubuna sahiptir. GHQ-28 ölçeğinde olduğu gibi, her ölçek maddesindeki puan, belirli bir stres sinyali olayının meydana gelme sıklığını veya boyutunu ölçer. Her madde alt kümesi için, puan 0 ila 42 arasında değişmekte olup, sıfır stres skoru, karşılık gelen stres sinyali olayları kategorisinin yokluğunu veya bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca, her üç madde alt kümesinde toplanan toplam stresin bir ölçütü olan toplam puanı rapor ediyoruz. Tablo 4 , verileri ve kilit istatistiksel anlamlılık testlerinin sonuçlarını özetlemektedir. İki tedavi grubu, bu üç DASS altkümesinin tümü için temel puanlara göre benzerdi ( P> 0.05). 60. Güne kadar, iki gruptaki puanlar önemli ölçüde farklıydı ve ortalama puanlar önemli ölçüde farklıydı ( her madde alt kümesi ve toplam için P <0.0001). Ayrıca, plasebo grubuna göre, 60 günlük tedaviden sonra Ashwagandha grubundaki her üç alt grubun puanlarında daha büyük düşüşler görülmüştür ( her madde alt kümesi ve toplam için P <0.0001). In Ashwagandhagrubun 60. gününe göre tüm kalem alt gruplarına karşılık gelen puanlarda önemli bir azalma oldu: “Depresyon” madde alt kümesi için% 77, “Anksiyete” madde alt kümesi için% 75,6, “Stres” için% 64,2 madde-alt kümesi. Buna karşılık, plasebo-kontrol grubunda, skorlarda karşılık gelen düşüşler çok daha küçüktü: sırasıyla% 5.2, -% 4.3 ve% 10.4. Plasebo grubunda, 'kaygı' alt-alt kümesinde puanda hafif bir artış ve 'depresyon' ve 'stres' madde-alt gruplarında puanlarda küçük bir azalma olmuştur. Tablo 4

          Depresyon-anksiyete stres ölçeği verileri için veri analizi

          Serum kortizol düzeyleri

          Serum kortizol, stresin sıkça kullanılan biyolojik bir belirtecidir. Bu nedenle, tedavinin kortizol seviyesi üzerindeki etkisini değerlendirmek faydalı olabilir. Tablo 5 , verileri ve kilit istatistiksel anlamlılık testlerinin sonuçlarını özetlemektedir. Serum kortizol seviyeleri μg / dL cinsinden ölçülür. Her iki grupta başlangıçta benzer serum kortizol seviyeleri vardı ( P > 0.05). Çalışma süresinin sonunda, iki grubun ortalama serum kortizol seviyeleri oldukça farklıydı ( P = 0,006). 60 günlük tedaviden sonra Ashwagandha'da bazal çizgiden% 27.9 azalma gözlendi.grubudur. Buna karşılık, plasebo kontrol grubunda% 7.9'luk bir azalma gözlendi. 60. günde iki grupta serum kortizol seviyelerinin azalmasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı ( P = 0.002) [ Tablo 5 ve Şekil 1 ]. Tablo 5

          Serum kortizol * verileri için veri analizi


          Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı: IJPsyM-34-255-g006.jpg
          Şekil 1
          PSS, GHQ-28, DASS, Serum kortizoldeki taban çizgisinden yüzde değişim Güvenlik analizi

          Laboratuvar değerlendirmeleri

          60 günlük tedaviden sonra, yukarıda belirtilen etkinlik ölçümlerindeki değişikliklerin yanı sıra, laboratuvar parametrelerinde bazal ziyaretten son ziyarete kadar serum globulin ve serum trigliseritlerinin değerleri dışında her iki grupta da önemli bir değişiklik olmamıştır. Bununla birlikte, bu farklılıklar klinik olarak önemsizdi.

          Olumsuz olaylar

          Olumsuz olayların verileri sadece 61 denek için mevcuttu çünkü üç denek izlemekten kaybedildi. Ashwagandha grubunda altı , plasebo grubunda ise beş yan etki bildirilmiştir [ Tablo 6 ]. Ashwagandha grubunda burun tıkanıklığı (rinit), kabızlık, öksürük ve soğuk algınlığı, uyku hali ve iştah azalması görüldü . Plasebo kontrol grubunda ağız kuruluğu, yorgunluk, ateş, baş ağrısı, karın ağrısı ve ishal, muayene sırasında bacaklarda titreme görüldü. Yan etkilerin insidansı her iki grupta da karşılaştırılabilir ve fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Ayrıca, tüm ters olaylar doğada ılımandı ve bilinen hiçbir mekanizma, bu ters olayları çalışma ilacı ile ilişkilendirmedi. Tablo 6

          Olumsuz olaylar


          Git: TARTIŞMA

          Bu çalışma, çok sayıda stres ölçüsü kullandığımız için olağandışıdır. Buna karşılık, diğer birçok çalışma sadece küçük bir ölçü seti kullanmaktadır. Bu çalışma, üç farklı, yaygın olarak kullanılan stres ölçekleri setini ve stresin biyokimyasal bir belirteci olan serum kortizol seviyesini kullanan bireyin stres, depresyon, anksiyete ve genel refah düzeyini değerlendirmiştir. Tüm bu önlemlerin karşısındaki sonuçları özetleyen bir grafik, Şekil 1'de gösterilmektedir . Toplu olarak, bu önlemler sadece stresin odak yönleri ile değil, aynı zamanda stresin bazı öncülleri ve sonuçları ile de ilgilidir. Aşağıda tartıştığımız gibi, sonuçlar yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının stresle ilgili her iki yönde de önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir . Ashwagandha'nın stresin odak noktalarına etkisi

          Bu çalışmada, stresin bazı fokal yönleri (a) GHQ-28'in “Kaygı ve Uykusuzluk” madde alt kümesi, (b) DASS'ın “Stres” madde alt kümesi, (c) “Anksiyete” ile ölçülmüştür. DASS’ın item-subset’i ve (d) PSS’nin tam set seti. Yukarıda sunulan sonuçların gösterdiği gibi, Ashwagandha grup denekleri, bu stres ölçümlerinin dördünde de önemli bir azalma göstermiştir. Ashwagandha grubun denekler bu dört önlemler konusunda sırasıyla% 69.7,% 64.2,% 75.6 ve% 44,0, azalmaları vardı. Buna karşılık, plasebo grubunun deneklerinde sırasıyla% 11,6,% 10,4,% 4,4 ve% 5,5 oranında azalma görülmüştür. Farklılıklar oldukça istatistiksel olarak önemlidir ve Ashwagandha'nın önemli bir etkisi olduğunu gösterir.stresin bu fokal yönlerine göre deneklerin refahını arttırmada. Bu bulgu, Ashwagandha'nın güçlü anti-stres adaptojenik aktivitesinin kanıtını sunmaktadır . Bu sonuçlar önceki in-vivo çalışmaların bulgularıyla tutarlıdır . [ 4 , 9 ] Andrade ve ark . anksiyete hastalarında. [ 14 ] Etkisi Ashwagandha öncülleri ve stresin sonuçları üzerinde

          Bu çalışma aynı zamanda stresin fokal fenomeninin öncüleri veya sonuçları olarak görülebilen stres yönlerini ölçmüştür. Bunlar strese yol açan olaylara ve koşullara veya stresten kaynaklanan olaylara ve koşullara karşılık gelir. Bu çalışmada, bunlar (a) GHQ-28'in “Somatik” madde alt kümesi, (b) GHQ-28'in “Sosyal İşlev Bozukluğu” madde alt kümesi, (c) “Ağır Depresyon” madde altkümesi ile gösterilmiştir. GHQ-28, (d) DASS'ın “Depresyon” maddesi alt kümesi, (e) serum kortizol seviyesi. Ashwagandhagrubun deneklerinde bu beş ölçümde sırasıyla% 76,1,% 68,1,% 79,2,% 77,0,% 27,9 azalma olmuştur. Buna karşılık, plasebo grubunun deneklerinde yalnızca% 4,9,% –3,7,% - 10,6 -% 5,2,% 7,9 azalma görüldü. Bir kez daha, bu farklılıklar son derece istatistiksel olarak anlamlıdır ve Ashwagandha'nın deneklerin durumunu iyileştirmede önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir .

          Serum kortizol strese sıkça atıfta bulunulan bir korelasyondur ve bu nedenle bu tartışmada detaylandırmaya değer. Akut stres kalp atım hızını ve arteriyel kan basıncını arttırır, glukoneogenez, glikojenoliz, lipoliz ve hepatik glukoz salgılanmasını uyarır. Bunlar sırayla vücuttaki katekolamin ve kortizol seviyelerini yükseltirler. [ 15 ] Stres, fiziksel ya da zihinsel olarak, kortizol seviyelerini yükselten ACTH salgısının artmasına yol açar; Bazen seviye 20 kat bile artabilir. [ 16 ] Çalışmamızın sonuçları, yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının stresli koşullarda yükselen serum kortizol seviyelerini azalttığını göstermektedir. Önceki çalışmalarda Auddy ve ark.. stresli hastalarda. [ 17 ]

          Bu iki etki kümesi toplu olarak yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının sadece stresin odak noktalarını değil aynı zamanda bazı öncülleri, sonuçları ve ilişkili stres semptomlarını da hafiflettiğini göstermektedir. Bunu Ashwagandha'nın hem doğrudan hem de dolaylı olarak yardım etmesi olarak düşünebilirsiniz . Bu nedenle, yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının, bir kişinin genel refahını iyileştirme yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir. Emniyet

          Bu çalışmada kaydedilen advers olayların analizi, yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandhakökü ekstraktının, ciddi advers olay olmadığı için güvenli ve iyi tolere edildiğini gösterir. Gözlenen yan etkiler çoğunlukla doğada hafiftir ve bilinen hiçbir nedensel mekanizma bunları çalışma ilacı ile ilişkilendirmez. Her iki gruptaki yan etkiler benzerdi. Her iki grupta da laboratuvar değerlerinde önemsiz değişiklikler gözlendi. Bu çalışmada güvenliğine ilişkin sonuçları önceki çalışmalarla tutarlıdır Ashwagandha genellikle çıkışları veya yoksunluk semptomlarını damla yol açan herhangi bir advers olay vardı. [ 17 köklerinin] Uzun süreli uygulanması Ashwagandha hayvanda da güvenli olduğu saptanmıştır çalışmaları. [18 ] Ancak, Solanaceae familyasına ait bitkilere alerjisi olanların, bu bitki ile tedavi için kontrendike olduğu konusunda bir uyarı vardır. Sınırlamalar

          Çalışmanın örneklem büyüklüğü, istatistiksel anlamlılık sağlayacak kadar büyük olsa da, çok büyük değildi. Nüfusun daha geniş bir kesiti kullanılarak yürütülen daha büyük bir çalışma yapılmalıdır. Ayrıca, kayıtlı denekler stres altında olmasına rağmen, hiçbirinde psikolojik bir hastalık veya başka bir sistemik hastalık yoktu. Daha geniş bir klinik geçmiş kümesi kullanan çalışmalar aydınlatıcı olacaktır. Ayrıca, Ashwagandha'nın stres direnci üzerindeki uzun vadeli etkilerini daha iyi anlayabilmemiz için daha uzun süreli çalışmalara ihtiyaç vardır .

          Git: SONUÇ

          Bulgular, yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü ekstraktının, bireyin strese karşı direncini arttırdığını ve böylece kendi kendini değerlendiren yaşam kalitesini geliştirdiğini ortaya koymaktadır . Yüksek konsantrasyonlu tam spektrumlu Ashwagandha kökü özü, stres altındaki yetişkinlerde bir adaptojen olarak güvenle kullanılabilir.

          Git: Dipnotlar


          Destek Kaynağı: Nil





          Çıkar Çatışması: Yok.



          Git: REFERANSLAR

          1. Provino R. Adaptojenlerin stres yönetimindeki rolü. Aust J Med Herbal. 2010; 22 : 41-9. [ Google Akademik ]
          2. Panossian A, Wikman G. Yorgunlukta adaptojenlerin kanıta dayalı etkinliği ve stres koruyucu etkinlikleriyle ilgili moleküler mekanizmalar. Curr Clin Pharmacol. 2009; 4 : 198-219. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          3. Shastry JLN., Dr. Ayurvedokta oushadha niruktamala, Chaukhambha Orientalia. Ist ed. Varanasi, Hindistan: 2001. s. 10. [ Google Akademik ]
          4. Bhattacharya SK, Muruganandam AV. Withania somnifera'nın adaptojenik aktivitesi: Bir sıçan kronik stres modeli kullanılarak yapılan deneysel bir çalışma. Pharmacol Biochem Behav. 2003; 75 : 547-55. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          5. Singh G, Sharma PK, Dudhe R, Singh S. Withania somnifera'nın biyolojik aktiviteleri. Ann Biol Res. 2010; 1 : 56-63. [ Google Akademik ]
          6. Sharma V, Sharma S, Pracheta, Paliwal R. Withania somnifera: Çeşitli insan hastalıklarının tedavisi için gençleştirici bir ayurveda şifalı bitki. Int J PharmTech Res. 2011; 3 : 187-92. [ Google Akademik ]
          7. Kulkarni SK, Dhir A. Withania somnifera: Hintli bir ginseng. Prog Nöro-Psikofarmakol Biyol Psikiyatri. 2008; 32 : 1093-05. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          8. Bhattacharya SK, Goel RK, Kaur R, Ghosal S. Siitoindosidlerin VII ve VIII'in anti-stres aktivitesi, Withania somnifera'dan yeni açillgllglukositler. Fitother Res. 1987; 1 : 32–7. [ Google Akademik ]
          9. Ghosal S, Lal J, Srivastava R, Bhattacharya SK, Upadhyay SN, Jaiswal AK, vd. Withania somnifera'dan iki yeni glikokittanolid olan sitoindosidlerin IX ve X'in immünomodülatör ve CNS etkileri. Fitother Res. 1989; 3 : 201–6. [ Google Akademik ]
          10. Bech P. DSÖ-5 tarafından Psikolojik Genel İyi Oluşların boyutlarının ölçülmesi. QoL Bülten. 2004; 32: 15–6. [ Google Akademik ]
          11. Cohen S, Kamarck T, Mermelstein R. Algılanan stresin global bir ölçüsü. J Sağlık Soc Davranışı. 1983; 24 : 386–96. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          12. Lovibond SH, Lovibond PF. Depresyon anksiyete stres ölçekleri için el kitabı. 2. baskı Sidney: Psikoloji Vakfı; 1995. ISBN 7334-1423-0. [ Google Akademik ]
          13. Goldberg DP, Hillier VF. Genel Sağlık Anketinin ölçekli bir versiyonu. Psychol Med. 1979; 9 : 139-45. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          14. Andrade C, Aswath A, Chaturvedi SK, Srinivas M, Raguram R. Withania somnifera'nın bir etanolik ekstraktının anksiyolitik etkinliğinin çift kör, plasebo kontrollü bir değerlendirmesi. Hint J Psikiyatrisi. 2000; 42 : 295-301. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          15. Chrousos GP. Stres ve stres sisteminin bozuklukları. Doğa incelemeleri. Endokrinoloji. 2009; 5 : 374–81. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
          16. Guyton AC, Salon JE. Adrenokortikal Hormonlar Tıbbi Fizyoloji Ders Kitabı. 11th ed. Philadelphia: Saunders; 2006. sf. 944-60. [ Google Akademik ]
          17. Auddy B, Hazra J, Mitra A, Abedon B, Ghosal S. A standart hale getirilmiş bir Withania somnifera özü, kronik stresli insanlarda strese bağlı parametreleri önemli ölçüde azaltır: Çift kör, randomize, plasebo kontrollü bir çalışma. J Nutraceutical Doç. 2008; 11 : 50–6. [ Google Akademik ]
          18. Sharma S, Dahanukar SA, Karandikar SM. Ashwagandha ve shatavari köklerinin uzun süreli uygulamasının sıçanlarda etkileri. Hint İlaçlar. 1985; 29 : 133–9. [ Google Akademik ]

          Yorum yap


          • #6
            Withania somnifera: korunmadan kanser tedavisine

            Dushani L. Palliyaguru , 1 Shivendra V. Singh , 2 ve Thomas W. Kensler 1, 2
            Yazar bilgileri Telif Hakkı ve Lisans bilgileri Yasal Uyarı
            Yayıncının bu makalenin son düzenlenmiş hali Mol Nutr Food Res adresinde bulunmaktadır.
            PMC'de yayınlanan makaleye değinen diğer makalelere bakın.
            Git: soyut

            Kanserojenliği engelleme potansiyeline sahip biyoaktif moleküllerin tanımlanması, araştırma ilgisini çekmeye devam ediyor. Özellikle, diyet kökenli olan moleküller, ağızdan tatbikatın güvenliği, maliyet etkinliği ve uygulanabilirliği nedeniyle en çekicidir. Nutrasötikler, sağlık iddialarını destekleyen katı kanıtlar olsun ya da olmasın, uzun yıllar boyunca insanların genel refahında önemli bir rol oynamıştır. Dünyadaki geleneksel tıp sistemleri, binlerce yıldır tıbbi özelliklere sahip bitkileri kullanmış ve günümüz araştırmacılarına kanser gibi hastalıklara karşı etkilerini değerlendirme fırsatı sağlamıştır. Withania somnifera(WS) Ayurveda'da (Asya'da eski bir ilaç türü) kullanılmış ve son zamanlarda, deneysel modellerde anti-tümörijenik özelliklere sahip olduğu kanıtlanmıştır. WS üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar son on yılda patlamış olsa da, etki şekli ve ilgili moleküler hedeflerle ilgili birçok şey bilinmemektedir. Bu derlemede, bitkinin geleneksel kullanımlarını, kemopreventif potansiyelini destekleyen deneysel kanıtları ve WS'nin insanlarda kemopreventif bir ajan olarak değerlendirilebilmesi için aşılması gereken barikatları tartışıyoruz.

            Anahtar Sözcükler: Kanser, Kemoprevensiyon, Nutrasötikler, Withania somnifera , Withaferin A, Ayurveda
            Git: 1. Kemoprevensiyon

            Uyuşturucu keşfi alanında yapılan büyük atılımlara rağmen, araştırmacılar mevcut karmaşık terapötiklerle kanserin karmaşık biyolojisini manipüle etmekte zorlanıyor. Yeni tedavileri keşfetmek ve kanserli hastalara yeterli bakım sağlamak, yükü tamamen ortadan kaldırmak için önemli bir unsur olsa da, önleme, büyük ölçüde göz ardı edilen eşit derecede önemli bir husustur [ 1 ]. Kanserojen sürecin bu kadar uzun olduğu ve bu nedenle çeşitli müdahaleler için hedef alınabileceği fikrinin takdir edilmesiyle, kemoprevans kavramı Michael Sporn tarafından 1976'da öne sürülmüştür [ 2]. Bu amaçla kemoprevans, karsinojenez sürecini tersine çevirmek, bastırmak veya önlemek için doğal, sentetik, biyolojik veya kimyasal ajanların kullanımı olarak tanımlandı. Kanser önlenmesinin hem nüfus düzeyinde hem de yakın zamanda kişiselleştirilmiş veya hassas önleme ile tedaviden daha faydalı olabileceği fikri ile birlikte kemoprevans, aktif araştırma için bir alan haline gelmiştir. Cesaret verici bir şekilde, insan denemelerinde, tamoksifen ve aromataz inhibitörlerinin meme kanserini önlemede etkili olduğu gösterilmiştir [ 3 ] ve retinolün cilt kanserlerinin belirli bir alt kümesini önlemek için etkili bir şekilde kullanıldığı [ 4]]. Kemoprevensiyonu maksimize etmek için fırsatlar mevcut olsa da, umut verici doğal ajanlardan oluşan sağlam bir boru hattının şu anda kanser kemoprevansı için klinik araştırmalar altında olduğunu kabul etmek heyecan vericidir. Prostat kanserinin önlenmesi için brokoli ve kolorektal kanserin önlenmesi için zerdeçal kurucu maddesi gibi lahanalı sebzelerden türetilen sülfotan, halen devam etmekte olan çalışmalara bir kaç örnektir. Gıda temelli kemoprevensiyon, dünya çapında uzun ömürlülük ve yaşam kalitesinin iyileştirilebildiği nispeten ucuz bir strateji olabileceği için özellikle yararlıdır. Bu nedenle, gıda temelli kemoprevensiyon için yeni fırsatların belirlenmesi, kanser yüküyle mücadelede son derece verimli olabilir. Dünyadaki geleneksel tıp sistemleri, yüzyıllarca çeşitli hastalıklara karşı yerli bitkileri kullandı. Araştırmacılar, tıbbi yararları ve bu tür bitkilerin biyoaktif bileşenlerinin etki mekanizmalarını çözmeye yeni başlıyor. Aslında, bu ajanların bazıları, diyet takviyeleri veya nutrasötikler olarak Batı pazarlarına girmiş ve kanser de dahil olmak üzere çeşitli koşullara karşı faydalı kullanımları olduğu belirtilmiştir.

            Git: 2. Withania somnifera (WS): Giriş

            2.1. Güney Asya'da Ayurveda / geleneksel tıpta WS kullanımları

            WS (Ashwagandha; Hint kışı vişne, Hint ginsengi), geleneksel tıpta Güney Asya'nın birçok yerinde binlerce yıldır kullanılan tıbbi bir bitkidir. Çeşitli çiçekli bitkilerin Solanaceae familyasına aittir. Withaniatürleri, dünyadaki daha kuru iklimlerde özellikle geniş bir dağılım göstermektedir. Bilinen 23 Withania türü olmasına rağmen , sadece W. somnifera ve W. coagulans (Rishyagandha) 'nın tıbbi yararları olduğuna inanılmaktadır [ 5 ]. Birkaç benzerlikleri olsa da, WS tesisi çok daha dallıdır ve W. koagulanlara kıyasla daha büyük yapraklara sahiptir . WS, geleneksel tıpta daha yaygın kullanılır, ancak bazı özel preparatlar da kullanılır.W. koagulanlar . Birkaç çalışma W. koagulanların , tip II diyabet için bir tedavi edici olarak önemli etkilerinin olabileceğini ortaya koymuştur [ 6 , 7 ].

            WS kökleri ( Şekil 1 ) Ayurveda, Siddha ve Unani tıbbında 200'den fazla formülasyonda kullanılır. Ashwagandha churna, WS bitkisinin toz kökü, çeşitli hastalıkların tedavisinde sıklıkla kullanılır [ 8 ]. Ayrıca, diğer bileşenlerle de kullanılır. WS, nörolojik durumların tedavisinde kullanılan bir bitkisel toz karışımı olan Saraswati churna'da ana bileşen olarak kullanılır. Ashwagandhadhi lehyam, esas olarak gençleştirme takviyesi, erkek iktidarsızlığı tedavisi ve enerji arttırıcı olarak kullanılan WS içeren bir başka terkiptir [ 9]. Bu kullanımlar oldukça farklı görünseler de, preparatlarda kullanılan diğer bileşenlerle belirli oranların ve etkileşimlerin çok farklı sonuçlar doğurabileceği muhtemeldir. İlginçtir ki, geleneksel ilaç preparatları için sadece bitkinin kökü kullanılır. WS'nin Ayurveda anlaşmalarında kullanımı yakın zamanda, standartlaştırma, fitokimyasal taramaların ve patojen / ağır metal kontaminasyon testlerinin kullanılmasının Ashwagandadhi lehyam'ın etkilerini önemli ölçüde artırabileceği gösterilmiş alternatif tıp araştırmacıları tarafından değerlendirilmiştir [ 9 ].
            Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı nihms757562f1a.jpg
            Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı nihms757562f1b.jpg
            Şekil 1
            A) WS'nin kökleri. B) WA'nın Yapısı 2.2. Günümüzde nutraceutical bir WS

            WS şu anda ABD pazarında kurutulmuş toz kapsüller formunda bitkisel bir ek olarak ve alkollü ekstreler olarak satılmaktadır. 1994 tarihli Diyet Sağlık Eğitimi Yasasına (DSHEA) göre, diyet takviyeleri (bir vitamin, bir mineral, bir bitki, bir amino asit, bir konsantre vb.) Diyeti tamamlamayı amaçlayan bir gıda türü olarak tanımlanmıştır, ancak geleneksel yiyecekler olarak temsil edilir [ 10 ]. Ashwagandha takviyeleri çoğunlukla enerji geliştirme ve insan egzersiz performansını arttırmak için önerilmektedir [ 11]. Ayrıca diğer çeşitli koşullara karşı da kullanılır - artrit, kaygı, uykusuzluk ve bronşit. Görünüşe göre ilişkisiz bir hastalık listesine aracılık etmek için tam bir etki mekanizması, belki de Ashwagandha'nın genel anlamda en uygun fizyolojik refahı sağlayan homeostatik koşulları desteklediğinden dolayı bugüne kadar önerilmemiştir. Bu fikir, Ashwagandha'nın bir adaptojen olarak kabul edildiği Ayurvedik uygulayıcıları tarafından da desteklenmekte olup, bunun ayrıca hastalığa karşı doğrudan etkilerinin olabileceğini veya olamayacağını, bunun yerine homeostaziyi ve fizyolojik stabiliteyi yeniden tesis etmede etkileri olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, bu fenomenleri değerlendiren kesin bilimsel çalışmalar mevcut değildir. Piyasadan önce piyasaya sürülmeden önce yapılan klinik denemelerde testten elde edilen muafiyet takviyesi sonucunda, potansiyel hakkında sınırlı raporlar vardır, ABD piyasasında bulunan özel Ashwagandha preparatlarının etkinliği ve yan etkileri. Ashwagandha'nın modern kullanımlarının çoğu geleneksel tıptaki konumundan kaynaklanmakla birlikte, beraberinde getirilen araştırma kanıtlarının bulunmaması, tüm potansiyelinin bir nutrasötik olarak belirlenmesini zorlaştırmaktadır. Atletik performansı arttırmak için kullanılan çeşitli bitkilerin değerlendirilmesinde Ashwagandha kökünün karbonhidrat takviyesi ile egzersiz performansı üzerindeki olumlu etkisini muhtemelen etkileyen yüksek bir nişasta konsantrasyonu içerdiği tespit edildi [ Eşlik eden araştırma delillerinin bulunmaması, tüm potansiyelinin bir nutrasötik olarak belirlenmesini zorlaştırmaktadır. Atletik performansı arttırmak için kullanılan çeşitli bitkilerin değerlendirilmesinde Ashwagandha kökünün karbonhidrat takviyesi ile egzersiz performansı üzerindeki olumlu etkisini muhtemelen etkileyen yüksek bir nişasta konsantrasyonu içerdiği tespit edildi [ Eşlik eden araştırma delillerinin bulunmaması, tüm potansiyelinin bir nutrasötik olarak belirlenmesini zorlaştırmaktadır. Atletik performansı arttırmak için kullanılan çeşitli bitkilerin değerlendirilmesinde Ashwagandha kökünün karbonhidrat takviyesi ile egzersiz performansı üzerindeki olumlu etkisini muhtemelen etkileyen yüksek bir nişasta konsantrasyonu içerdiği tespit edildi [11 ]. Bu nedenle, dikkatli kalite kontrolünün olmaması durumunda, bu tür nutrasötiklerin ilgili biyolojik etkilerini belirlemek zorlaşır. 2.3. Kanseri hedefleme potansiyeli

            Hücre kültürü ve hayvan çalışmalarından elde edilen kanıtların toplanması WS'nin anti-tümörijenik özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. 1967'de ilk olarak deneysel olarak kök ekstraktının in vivo olarak kanser insidansını düşürdüğü gösterilmiştir [ 12 ]. O zamandan beri, anti-tümörijenik bir ajan olarak WS'ye olan ilgi arttı. (WA WS bitkisinden withanolide) Bu Withaferin A gerekçe yayın sayısındaki artış görülür, 2002 den daha az 5 ila son on yıl içinde [ 13] 2015'te 50'den fazla kişiye. Araştırmacılar, kanserojen prosesine karşı koymak için WS ve wittanolidleri tarafından modüle edilen moleküler yolakların yüzeyini çizmeye başlıyor. Sadece WS'nin ve wittanolidlerinin kansere karşı terapötik potansiyeli olduğu gösterilmemiştir, bazılarının da kanser önleyici özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir [ 14 , 15 ] [ 16 ]. Bu çalışmalar ileriki bölümlerde detaylı olarak ele alınmıştır. Kanserle savaşma özellikleri yalnızca kök özütleriyle değil, Ashwagandha bitkisinin nispeten az kullanılan bir kısmı olan yaprak özleriyle de görülmüştür [ 17 ]. Kanserojenliğe karşı doğrudan korunmaya ek olarak, WS ve özellikle WA'nın hepatoprotektif olduğu gösterilmiştir [ 18 ,19 ]. Ayurveda tıbbı açısından bakıldığında, Ashwagandha'nın kanser tedavisi ve önlenmesinde bazı önemli etkileri vardır. Daha önce de belirtildiği gibi, Ashwagandha'nın rejenerasyon ve gençleşmedeki rolü, insan ömrünü ve kalitesini artırmak için potansiyel olarak çok önemli olabilir. Bu nedenle, genel sağlığın teşviki ve geliştirilmesi fikri kanser gibi kronik hastalıkların önlenmesine yol açabilir. Bununla birlikte, kanser tedavisi olarak tatbik edilen Ashwagandha dozu, muhtemelen sağlığı iyileştiren genel bir tamamlayıcı olarak verilenlerden oldukça farklıdır. Ashwagandha'nın kemopreventif bir ajan olarak kullanımına ilişkin faktörlerin doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için bu parametrelerin belirlenmesi için dikkatli bir araştırma yapılması gerekmektedir.

            Git: 3. Withania somnifera'nın Biyoaktivitesi : Withaferin A ve diğer withanolides

            3.1. Ekstraksiyon ve izolasyon

            Ashwagandha'yı bitkinin bütün köklerinden veya yapraklarından çıkarmak için birçok yöntem kullanılır. Geleneksel yöntemler genellikle yoğun kurutmayı ve ardından ince bir toz halinde öğütmeyi içerir. Daha sonra, araştırmanın özütleme verimlerinin geliştirilebileceği çeşitli yollar önerdiği sulu veya organik çözücü bazlı özütleme prosedürleri gerçekleştirilir [ 20 ]. Örneğin, mikrodalga destekli ekstraksiyon, ekstraksiyon süresi, sıcaklık ve solvent oranı değiştirilerek optimize edilebilir. WS'nin alkolle ekstraksiyonu yoluyla izole edilen ana bileşiklerin alkaloitler ve wittanolitler olduğu tespit edilmiştir [ 21]. Sonuçta, ekstraksiyon veya izolasyon metodolojisinin başarısının en iyi belirleyicisi ekstrenin kendisinin belirli bir hastalık sürecine karşı ne kadar iyi performans gösterdiğidir. Bir çalışma, su ekstraksiyonunun, Ashwagandha'nın organik hücre ekstraksiyonu kadar, kanser hücresi ilerlemesini etkilemede de uygulanabilir olduğunu göstermiştir [ 22 ]. Kütle spektrometrik ölçümü ile birleştirilmiş yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) gibi daha sofistike yöntemler, Ashwagandha'dan daha geniş ve tutarlı biyoaktif madde izolasyonu sağlamıştır [ 23]. Öte yandan, ekstraksiyona dayalı olmayan izolasyon yöntemleri de, nadiren de olsa, özellikle bütün bitki parçalarının kurutulduğu ve doğrudan toz olarak kullanıldığı Ayurveda bölgesinde kullanılmaktadır. Bu yöntem, bitki parçalarının bütünlüğünü koruyabilse de, bütün bitkisel ürünlerin kullanılması, patojenler ve ağır metallerle kirlenme olasılığını arttırmakta ve ayrıca bitkide biyoaktif bileşenlerden başka kimyasalların bulunması nedeniyle potansiyelini azaltabilmektedir. Tersine, bitki matrisinin elemanları WA'nın biyolojik etkinliğini artırabilir. Bununla birlikte, farklı bitki kısımlarındaki wittanolid konsantrasyonlarının yüksek değişkenliği ve WS'nin kemotiplerinin varlığı göz önüne alındığında [ 24], standardizasyon tekniklerinin bu izolasyon uygulamalarına dahil edilmesi gerekir. Ayrıca, patojenleri, aflatoksinleri, böcek ilacı kalıntılarını ve ağır metalleri en aza indirmek için Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan kılavuzlara uygun olarak hazırlık yapılması çok önemlidir [ 23 ]. 3.2. Farmakoloji

            WS'nin karakterizasyon çalışmaları, kök, yaprak ve kök ekstraktında bulunan biyoaktif bileşiklerin alkaloitler ve steroidal laktonları içerdiğini belirlemiştir. WS'nin biyoaktif bileşikleri ayrıca bir tür steroidal lakton olan wittanolidler olarak tanımlanmıştır. Şimdiye kadar, 12 alkaloit, 35 wittanolid ve birkaç başka sitoindosid (karbon 27'de bir glikoz molekülü içeren bir wittanolid) tanımlandı [ 25 , 26 ] bitkinin farklı kimyasal yapısını öne sürdü. Çalışmalar, bitki bitkisinde daha fazla miktarda bulunan 12-deoksilfitastramonolid ve Withanolid A'nın aksine WA'nın yapraklarda en fazla bulunduğu WS bitkisinin farklı bölgelerinde farklı olarak bulunan etanolitlerin dağılımının olduğunu göstermiştir [ 27 ]. Gelen bir in vitroMadin-Darby köpek böbrek hücreleri kullanılarak hücresel absorpsiyonu yakından taklit eden model sistemi, WA, diğer wittanolidlerle karşılaştırıldığında çok daha düşük absorpsiyona sahipti [ 28 ]. WA’nın WS kök ekstresi İsviçre Albino dişi farelerine oral yoldan tatbik edildiğinde, Withanolide A'ya kıyasla daha yüksek biyoyararlanıma sahip olduğu da gösterilmiştir [ 23 ]. Withanolides yarı ömrü t Aynı çalışmada değerlendirilmiştir 1/2 Withanolide bir kısa t oysa WA yaklaşık 60 dakika olduğu gösterilmiştir 1/2 45 dakikalık [ 23]. Bu hızlı yarı ömür göz önüne alındığında, doz rejimlerinde günde iki kez (BID) veya günde üç kez WS (TID) göz önüne alınmaya değer olabilir. Bir bütün olarak wittanolitler, çeşitli hastalıklara karşı potansiyel olarak kullanılabilecek çeşitli özelliklere sahip olsa da, wittanolidler üzerinde yürütülen araştırma çalışmalarının çoğu WA içerir. Bu, kısmen, WA'nın Ashwagandha bitkisinden bugüne kadar tespit edilen en güçlü wittanolid olduğu ve şimdiye kadar izole edilmiş ilk withanolidlerden biri olduğu fikrinden kaynaklanmaktadır [ 29 , 30 , 31 ]. WA'nın yapısı Şekil 1'de gösterilmektedir .

            WS'nin metanolitlerinin metabolizması ve biyotransformasyonu için yollar iyi anlaşılmamıştır. WA'nın 14'e 14 alfa-hidroksihitaderin A'nın in vitro mikrobiyal dönüşümü gösterilmiştir [ 32 ]. WA'nın yapısı göz önüne alındığında, hidrolize (epoksit hidrolaz ile) ve diğer indirgeme / oksidasyon reaksiyonlarına girmesi muhtemeldir, bunu takiben glutation, glukuronitler veya sülfatlara konjüge edilir. Bununla birlikte, bu iddiayı destekleyecek deneysel kanıtlar sınırlıdır ve bu nedenle, özellikle de metanolitlerin farmakokinetiği incelendiğinde dikkat edilmesi gereken bir alandır.

            Ashwagandha'nın başlıca yan etkilerinin raporları nispeten azdır ve onu insanlarda kanser kemoprevensiyonu için çekici bir ajan yapar. Akut toksisiteyi değerlendirmek için Wistar sıçanlarına, 14 gün boyunca ölüm veya toksisite belirtileri gözlenmeyen çok büyük bir 2000 mg / kg WS kök ekstresi uygulandı [ 33 ]. Bununla birlikte, Sprague-Dawley sıçanlarının 14 gün boyunca karaciğerde ve böbrek histopatolojisinde 14 gün boyunca WS (doz notu) ile beslendiği başka bir çalışmada [ 34]]. Anlaşılır şekilde, saflaştırılmış wittanolidler, muhtemelen biyolojik etkilerin bir ham bitki özü ile karşılaştırıldığında saflaştırılmış bir bileşik ile güçlendirilmiş olması nedeniyle bazı küçük yan etkiler ile ilişkilendirilmiştir. 16 mg / kg WA'nın 30 gün boyunca periton içine C57BL / 6J farelere verilmesi, vücut ağırlığının kaybı ve serum enzimlerinde değişikliklerle sonuçlanmıştır [ 35 ]. Sprague-Dawley sıçanlarında 15-20 dakika vücut ağırlığına sahip büyük bir dozda WS içeren bir bitkisel uyuşturucu uygulamasının uygulanmasından 15-20 dakika sonra bazı sedasyon, ptozis ve ataksi gözlenmiştir [ 36 ]. Yapısal açıdan bakıldığında, WA'nın kanser hücrelerine karşı sitotoksisitesinin, epoksit grubuna atfedilebileceği varsayılmaktadır [ 30]. Yukarıda belirtilen toksik yan etkilerin, epoksit grubuna veya değiştirilmiş potansiyel olarak önemli başka herhangi bir kimyasal gruba sahip olan yapısal analoglar kullanılarak hafifletilip hafifletilemeyeceğini belirlemek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Bu çalışmalar, WS için in vivo güvenli bir dozaj aralığının mevcut olduğunu ancak uygun modeller kullanılarak klinik öncesi çalışmalarda yapılması gerektiğini göstermektedir. 3.3. Yapılar ve etki mekanizmaları

            Yeni wittanolitler hala araştırmacılar tarafından tanımlanmaktadır [ 37 , 38 ]. Daha önce de belirtildiği gibi, WA ile yapısal özelliklerinin birçoğunun tanımlandığı kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. WA'nın a, un-doymamış karbonil grubunun sistein-reaktif doğası iyi bilinmektedir [ 39 ]. WA'nın ayrıca Vimentin [ 40 ], GFAP [ 41 ], IKKβ [ 42 ] ve β-Tubulin [ 43 ] gibi proteinlerin temel sistein kalıntılarına doğrudan bağlandığı gösterilmiştir . WA'nın ayrıca otofaji [ 44 ], proteasomal bozunma [ 45 , 46 ] gibi önemli hücresel sinyalleşme süreçlerini düzenlediği gösterilmiştir.] ve ısı şoku yanıtı [ 47 ]. Bu işlemlerin modülasyonunun doğrudan bağlanmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı açıklanmamıştır. WA'nın ısı şoku indükleyici aktivitesini ve birkaç yapısal analoğu değerlendiren bir çalışma, WA'nın yapısal olarak modifiye edilmesiyle sitoprotektif aktiviteyi arttırırken WA'dan istenmeyen sitotoksisitenin en aza indirilebileceğini göstermiştir [ 48 ]. Bu çalışma aynı zamanda WA molekülünün spesifik biyolojik aktivitelerden sorumlu olabilecek anahtar kimyasal kısımları olduğunu ortaya koydu.

            Git: 4. Withania somnifera ve withanolides tarafından modüle edilmiş kanser yolları

            4.1. Hücre sağkalımı / apoptoz

            WS'nin anti-tümörijenik özellikleri üzerine yapılan çoğu tartışma, kanser hücrelerinde apoptotik yolları aktive etme kabiliyeti ile ilgilidir. Kanser kemoprevensiyonu alanında bile, hücrenin hayatta kalması ve proapoptotik yolakların aktivasyonu, karsinojenez işleminin başarılı bir şekilde tersine çevrilmesinin, esas olarak, bozulmuş hücrelerin erken temizlenmesini veya imha edilmesini gerektirdiği önemli etkileri içerir. Halen, izotiyosiyanat, sulforaphane [ 49 ] ve triterpenoid, CDDO-Im [ 50 ] gibi bilinen birçok kemopreventif ajan bu özelliği sergiler. Apoptozun WS [ 51 ], WA [ 52 , 53 ] ve diğer wittanolidlerle indüksiyonu hakkında in vitro kanıtların bir bolluğu vardır [ 54]. WS tarafından tümör baskılanmasının ilk ipuçlarından bazıları, fibrosarkom HT1080 hücreleri ile deri altından enjekte edilen çıplak farelerde yaprak ekstraktının tümör oluşumunu önleme potansiyelini değerlendiren bir çalışmadan geldi [ 55 ]. Farelerin yaprak özü ile muamele edilmesinin (hücre büyümesi ortamında 0.3 mL 24 ug / mL özüt, sc), tümör boyutunun azalmasına neden olduğu ve kısmen p53'ün yukarı regülasyonu yoluyla aracılık ettiği gözlendi. İlginç bir şekilde, makalenin yazarları bu eylemden sorumlu olan bileşeni tanımlamak için NMR'yi kullandılar. Apoptozun WA tarafından indüklenmesi bazı in vivo olarak kaydedilmiştir.4 mg / kg WA ile muamele, 2 hafta boyunca 5 kez ip, kontrol farelerindeki tümörlere kıyasla artmış apoptozun yanı sıra çıplak farelerde MDA-MB-231 tümör ağırlığını belirgin şekilde düşürdüğü modeller [ 56 ].

            Apoptozun WS ve bunun wittanolitleri tarafından uyarılması için kesin mekanizmalar henüz kurulmamış olsa da, çeşitli yayınlardan elde edilen veriler proliferatif yolların baskılanmasının yanı sıra proopoptotik genlerin ekspresyonunun arttırılmasının olası hedefler olduğunu göstermektedir. Rahim ağzı kanserinin bir ksenograft fare modeli üzerinde yapılan bir çalışmada, 8 mg / kg WA, 6 hafta boyunca ip tedavisinin, kontrollerin yanı sıra p53'ün yüksek ekspresyonunun ve ekspresyonunun azalmış ekspresyonunun yanı sıra, tümör hacminde% 70 azalma sağladığı gösterilmiştir. pro-kaspaz 3 / Bcl2 [ 57 ]. WA'nın Bcl2 gibi anti-apoptotik işlevi olan onkojenik proteinleri küçültme yeteneği başkaları tarafından da bildirilmiştir [ 58 , 59]. Bu olayın in vivo olarak meydana gelip gelmediğitümörün mikro-ortamında, yukarıda belirtilen mekanizmalar vasıtasıyla tümör hücrelerinin büyümesini seçici bir şekilde yavaşlatabildiği ölçüde normal hücrelerin apoptotik fonksiyonunu stabilize edemediği ölçüde açıkça belirlenememiştir. Nihayetinde, WS'yi kemopreventif bir ajan olarak kullanmak için, normal hücrelerin hayatta kalabildiği farmakolojik koşullar, ön-kanserli / kanserli hücrelerin ölüme maruz kalmaları değerlendirilecektir. WA tarafından kanser hücrelerinin seçici olarak öldürülmesi, birçok kişi tarafından öne sürülen bir fikirdir. Kanserli ve kanserli olmayan hücre hatlarını karşılaştırarak, WA'nın sadece kanserli hücre hatlarına sitotoksik olduğu gösterilmiştir [ 60]. Unutulmaması gereken nokta, bu hücre çizgilerinin, farklı ilaç alımına, tutulmaya ve toksisiteye neden olabilecek doğal farklılıklara sahip olmasıdır. Bu nedenle, tümör hücrelerine karşı tümör hücrelerine karşı tümör hücrelerinin WS'ye yanıt vermesi ve bunun wittanolidlerinin mekanik incelemeleri daha fazla araştırma gerektirmektedir. 4.2. Anjiyogenez

            Anjiyogenezin, tümörlerin kendi büyümelerini kolaylaştırmak için sömürdüğü hayati bir süreç olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Tümör kitlelerine ek olarak, erken evre kanserojen olaylar ayrıca bir kanser önleyici bağlamda zayıflatılabileceğini öne süren anjiyojenezi de kullanabilir. Anjiyogenez, karsinogenezin erken ve geç evrelerinde yeni kan damarı oluşumunda meydana gelen farklılıklar göz önüne alındığında kanser ilerlemesinin bir belirteci olarak sınıflandırılmıştır [ 61 ]. WS ve wittanolidlerinin anjiyogenez üzerindeki rolü araştırılmıştır. Anti-anjiyojenik etkisi ile ilgili ilk rapor, WA, hem güçlü bir angiogenesis önleyicisi olduğu gösterilmiştir, 2004, yayınlanmıştır , in vitro ve in vivo olarak [ 62]. Başka bir çalışmada, WS'nin in vivo VEGF'nin neden olduğu bir neovaskülarizasyon modelinde anjiyogenezi inhibe ettiği gösterilmiştir [ 63 ]. Moleküler yanaşma analizleri ile birlikte yapılan bir inilico çalışmasında , WA'nın doğrudan VEGF'ye bağlanabileceğini ve böylece anjiyogenezi engellediğini göstererek bu bulgunun mekanizmasını destekledi [ 64 ]. Bundan başka , in vitro ve in vivo deney, bu bulgunun fizyolojik önemi doğrulamak için gereklidir. 4.3. Stres yanıt

            Son yıllarda, strese cevap yollarının kanser kemoprevensiyonundaki rolü yakından değerlendirilmiştir [ 65]. WS ve bazı etanolitlerinin, sıcak çarpması yanıtının aracıları olduğu gösterilmiştir. Isı şoku tepkisi, yanlış katlanmış proteinlerin parçalanmasını kolaylaştırmada işlevi verilen hücresel homeostaz için esastır. Isı şoku transkripsiyon faktörü 1 (HSF1) ile birden fazla gen sınıfının transkripsiyonel düzenlenmesi, bu mekanizmanın önemli bir düzenleyici basamağı olarak kabul edilir. WA'nın pankreas kanseri hücrelerinde ATP'ye bağlı bir mekanizma vasıtasıyla chaperone aktivitesini inhibe etmek için HSP90'ı bağladığı gösterilmiştir [ 47WA'nın anti-tümörijenik aktivitesini uyguladığı mekanizmalardan biri olduğu ileri sürüldü. 1-4 µM WA’nın tiol-reaktif olduğu ve ayrıca HSP72’nin protein ekspresyonunu indüklediği gösterilmiştir. 27 [ 39 ]. Bir sonraki analizde, Wijeratne ve ark. [ 48 ], WA’nın ısı şoku indükleyici aktivitesinin modülasyonunun yapısal modifikasyonlarla mümkün olduğunu göstermiştir. WS'nin yaprak veya kök ekstraktlarının ısı şoku tepkisi üzerindeki etkisinin tespit edilmediğine dikkat etmek önemlidir.

            Isı şoku cevabına ek olarak, diğer birkaç stres yanıt yolunun da WS ve onun bazı etanolitlerinden etkilendiği gösterilmiştir. Birkaç rapor, WA'nın, öncelikle reaktif oksijen türlerinin üretilmesi yoluyla aracılık eden güçlü bir oksidatif stres indükleyicisi olduğuna dikkat çekmektedir [ 66 , 67 ]. İlginç bir şekilde, Kaur ve ark. [ 68], WS ekstraktının insan kanser hücrelerinde yüksek glikoz ve hidrojen peroksitin neden olduğu oksidatif hasara karşı herhangi bir koruma sağlamadığını, muhtemelen WA'nın pro-oksidan özelliklerinin oksidatif hasara karşı korunmada yararlı olmayacağını öne sürdü. Bu yaprak ekstraktındaki tam metanolit yüzdeleri açıklanmadı ve gözlemin altında yatan mekanizmanın anlaşılmasını zorlaştırdı. Ayrıca, WA tarafından oksidatif stres indüksiyonunun, hücrelerin ve organizmaların nihayetinde korunmasını sağlamak için akış aşağı sitoprotektif yolakları kolaylaştıran çok erken bir moleküler olay olup olmadığı da bilinmemektedir. WS ve wittanolidlerinin de, çeşitli faz II enzimlerinin ekspresyonunu düzenlediği gösterilmiştir [ 69 , 70] doğrudan veya dolaylı olarak Nrf2 gibi diğer sitoprotektif yolakların, etanolitlerin etkisine aracılık edebileceğini ileri sürmektedir. 4.4. Enflamasyon ve bağışıklık düzenleme

            Araştırmacılar, kanserde iltihaplanma ve bağışıklık fonksiyonunun oynadığı önemli rolleri belirleme eşiğinde. Bazı kanser türlerini (örneğin, hepatit virüsü kaynaklı iltihap ve karaciğer kanseri) önlemek için kronik iltihabın azaltılması ve immünoterapinin kanser için başarılı bir tedavi stratejisi olarak kullanılması, mevcut kanser araştırması alanlarından sonra yaygın olarak aranan iki anahtardır. Bazı gelecekteki kemopreventif ilaçların anti-enflamatuar özelliklere sahip olması ve ayrıca erken evre malignitelere karşı sağlam bir bağışıklık tepkisi sağlama kabiliyeti sergilemeleri arzu edilmektedir. Bağışıklık sistemini harekete geçiren bazı bileşiklerin kanseri önlemek için potansiyel olarak kullanılıp kullanılamayacağı, belki de bağışıklık sisteminin hiperaktivasyonunun istenmeyen bazı zorluklara yol açabileceği nedeniyle detaylı olarak incelenmemiştir. Bununla birlikte, Bağışıklık sisteminin WS tarafından kontrollü aktivasyonu iyi belgelenmiştir. Aslında, WS ile yapılan iki insan çalışmasının immünolojik son noktalarına baktık [71 , 72 ]. Bu çalışmalar, etki mekanizmasının lenfosit ve NK hücre aktivasyonu tarafından yönlendirildiğini göstermektedir. WA'nın anti-enflamatuar özellikleri, NK-kB aktivitesinin inhibisyonuna yol açan, doğrudan IKK-of sisteini 179'u hedef alan niteliktedir [ 42 ]. WA ayrıca bazı deneysel modellerde COX-2 inhibe edici aktivite göstermiştir [ 73 ]. WS ve wittanolidlerin anti-enflamatuar ve immün etkileri, özellikle Ashwagandha'nın geleneksel tıpta bir adaptojen rolü olduğu göz önüne alındığında, daha fazla araştırma yapılmasını garanti eder.

            Git: 5. Withania somnifera / withanolides ile kanser kemoprevensiyonu : Klinik öncesi çalışmalar

            Birkaç in vivo çalışma, WS ve wittanolidlerin kemopreventif potansiyelini kuvvetle ortaya koymaktadır. Bu çalışmaların birçoğu WA ile gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, uygun ekstrapolasyon deneyleri ile, bulgular WS'nin bitki özütlerine genişletilebilir ve aynı zamanda insan kemoprevention çalışmalarında WS'nin kullanılması için bir gerekçe de sağlayabilir. Bu çalışmaların bir özeti Tablo 1'de sunulmaktadır . tablo 1

            WA'nın hayvan modellerinde kemopreventif etkinliği
            Baş ve
            boyun
            Hamster

            Altın
            Suriye
            DMBA 20 mg / kg,
            14 hafta için po 3X / wk
            sadece
            DMBA'da tümör insidansı =% 100
            (10/10); DMBA + WA =
            % 0 (0/10)
            [ 15 ]
            Baş ve
            boyun
            Hamster

            Altın
            Suriye
            DMBA 20 mg / kg,
            14 hafta için po 3X / wk
            sadece
            DMBA'da tümör insidansı =% 100
            (6/6); DMBA + WA =% 0
            (0/6)
            [ 75 ]
            Baş ve
            boyun
            Hamster

            Altın
            Suriye
            DMBA 20 mg / kg,
            14 hafta için po3X / ağırlık ;
            WA , 8: 00-12 : 00 veya 24 : 00’de DMBA’nın
            alternatif
            günlerinde uygulanmaktadır .
            8:00 ya da 12:00 'de WA,tümörleri
            tamamen önledi
            ;
            WA
            ile 24: 00'da görülme sıklığında% 50 azalma
            [ 74 ]
            Meme
            bezi
            Fareler ♀ MMTV neu 100 ug WA, ip,
            28 hafta için 3X / wk
            Makroskopik tümör
            boyutunda ve pulmoner
            metastazda azalma
            [ 14 ]
            cilt Fareler ♀ DBA / 2;
            (DMBA +
            TPA)
            20 µg WA, topikal
            uygulama
            1X / gün, 14xk için 5X /
            wk
            Tümör
            oluşumuna karşı % 100 koruma
            [ 16 ]
            WA'nın kemopreventif potansiyelini ortaya çıkaran en eski çalışmalardan bazıları, Altın Suriye Hamster'lerinde DMBA kaynaklı oral kanser modelinde yapıldı. 14 hafta boyunca 20 mg / kg WA'lık oral uygulama bu hayvanlarda oral tümör oluşumunu tamamen önledi [ 15 ]. Bir takip çalışmasında, Manoharan ve ark. [ 74 ], bu kemopreventif kapasitenin, sabah saat 8 ve 12'de WA ile dozlanan hamsterlerin, oral tümör oluşumundan% 100 koruma gösterdiği, 12'de tedavi edilenlerin, oral tümörlerde% 50 insidans gösterdiği bir sirkadiyen paternine bağlı olduğunu gösterdi [ 74 ]. Ayrıca, bu gözlem lipit peroksidasyonundaki ve antioksidan enzim aktivitesindeki günlük değişikliklerle senkronize edildi. Panjamurthy ve diğ. [ 75] ayrıca, sadece DMBA ile tedavi edilen hayvanlara kıyasla WA ve DMBA ile tedavi edilen hayvanlarda belirgin p53 ve Bcl2 protein ekspresyonunun azaldığını göstermiştir.

            Meme karsinogenezinin gelişmesine yatkın olan MMTV-neu fareleri ile yapılan bir çalışmada, 10 ay boyunca 750 mg WS kök ekstresi / kg diyet içeren bir diyette olan farelerde tümör oluşumunda% 33 bir azalma olduğu gösterilmiştir. [ 76 ]. Bu çalışma aslında, daha önce WA kullanılarak yapılan ve daha sonra 100 µg / fare WA'nın (ip, 28 hafta boyunca 3 kez / haftada 3 kez) azalmış makroskopik tümör ağırlıkları ile sonuçlandığını gösteren aynı fare modelinde gerçekleştirilen daha detaylı bir çalışmaya ücretsizdir. ve kontrol farelerine kıyasla azalmış akciğer metastazı [ 14 ]. WA ile muamele edilmiş fareler, glikoliz ekspresyonunda ve TCA döngüsüyle ilgili proteinlerde, ara metabolizmada değişiklikler olduğunu düşündürmüştür. Bu modelden tümör örneklerini kullanan bir takip çalışması [ 14] WA'nın meme kanseri kök hücrelerinin kendini yenilemesini inhibe ettiğini göstermiştir [ 77 ]. Bu gözlem, daha düşük ALDH1 aktivitesiyle birleştirildi; WA'nın, apoptozu arttırmak suretiyle sadece kanser sürecini doğrudan inhibe edemediği, aynı zamanda karsinojenez sırasında kök hücre makinelerini de engelleyebileceği fikrini destekledi. Bu gözlemlerin geniş mekanik detayları Nagalingam ve ark. [ 78 ] tarafından sağlanmıştır, burada bir meme kanseri ksenograft modelinde, WA tedavisinin gecikmiş tümör büyümesi ile sonuçlandığı; hücre çoğalması markörü Ki-67, survivin ve XIAP'ın yanı sıra daha fazla sayıda TUNEL-pozitif apoptotik hücre azalması [ 78]. WA ile tedavi edilen grupta pERK, pRSK, CHOP ve DR-5'in daha yüksek protein ekspresyonu da kontrol grubuna kıyasla gözlendi. İlginç bir şekilde, WA tarafından kanser insidansının azalması, shRNA'nın DR-5'i deviren bir takip grubunda, DR-5 yolunun WA tarafından meme kanserojenezinin önlenmesinde vazgeçilmez rolünü ima ettiği gözlenmedi.

            WA'nın cilt karsinogenezinin önlenmedeki etkinliğini değerlendiren son bir çalışmada tümör oluşumuna karşı% 100 koruma gözlenmiştir [ 16 ]. Kanserojen eğilimli DBA / 2 dişi fareler, 2 hafta boyunca DMBA uygulamasıyla tümörün başlatılmasına tabi tutuldu. Daha sonra, tümör promotörü 12- O 20 ug WA ile birlikte -tetradecanoylphorbol-13-asetat (TPA), 14 hafta boyunca, haftada bir, günde bir kez, fare deri aynı alan üzerinde topikal beş kez uygulanmıştır. TPA + WA grubunda WA, TPA işleminden 30 dakika önce uygulandı. Tümör oluşumine karşı belirgin korumanın yanı sıra WA, kanserojen kaynaklı asetil-CoA karboksilaz (ACC1) düzenlemesini de bloke etti.

            Doğrudan kanser önleme modellerine ek olarak, WA'nın fare ksenogreftleri üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Bu çalışmaların bazıları Tablo 2'de özetlenmiştir . 4 veya 8 mg / kg WA'nın (ip, 28 gün boyunca günlük) tedavisi, PC-3 tümör büyümesinin inhibe edilmesine ve erkek çıplak farelerde proteasomal kimotripsin benzeri aktivitenin inhibe edilmesine neden olmuştur [ 45 ]. Toplam 4 mg / kg WA doz veren bir yama yerleştirilmesi, sahte kontrol ile karşılaştırıldığında% 60 A549 akciğer kanseri ksenograft büyümesinin inhibisyonuna yol açtı [ 79].]. Klinik öncesi kemoprevention çalışmalarının birçoğunun WA ile yapıldığı, ancak WS ile gerçekleştirilmediği, WS'nin bir kemopreventif ajan olarak nasıl bir performans gösterdiğini bilmeme zorluğunu ortaya koymaktadır. İnsanlarla en alakalı karsinojenez modellerinin kullanılması ve WS ekstraktlarının ve saflaştırılmış wittanolitlerin paralel testlerinin kullanılması, WS'nin koruyucu müstahzarının argümanını daha da güçlendirebilir. Tablo 2

            Kanser ksenograft modellerinde WA'nın anti-tümör aktivitesi
            Prostat Fare ♂ PC-3 tümör
            hücresi
            ksenograft
            4 veya 8 mg / kg,
            28 gün boyunca günlük ip
            WA ile muamele edilmiş
            hayvanlarda % 70'lik tümör hacmiinhibisyonu
            [ 45 ]
            Meme Fareler ♀ MDA-MB-
            231 tümör
            hücresi
            ksenograft
            4 mg / kg,
            2 hafta için ip 5X / hafta
            WA ile azaltılmış tümör ağırlığı [ 56 ]
            Medüller
            tiroid
            Fareler ♂ DRO81–1
            tümör hücresi
            ksenograft
            8 mg / kg,
            6 hafta boyunca günlük ip; WA
            tedavisi tümör enjeksiyonundan
            2 hafta sonra başladı
            WA ile tümör hacminde % 50 azalma [ 88 ]
            boyun Fareler ♀ CaSki tümör
            hücresi
            xenograft
            8 mg / kg WA, ip,
            6 hafta qod
            Tümör hacminde % 70 azalma [ 57 ]
            Akciğer Fareler ♀ A549 tümör
            hücresi
            ksenograft
            Toplam doz = 4
            mg / kg WA, ip veya
            implant
            WA ile % 60 daha düşük tümörhacmi [ 79 ]
            Kolon Fareler ♀ HCT116 hücreli
            tümör
            ksenograft
            2 mg / kg WA, ip
            3X / hafta, 32 gün
            WA ile tümör hacminde % 30 azalma [ 89 ]
            Git: 6. WS kullanarak insan kemoprevansı çalışmalarına klinik öncesi çalışmaların genişletilmesi

            6.1. WS kullanarak geçmiş insan klinik denemeleri

            Şimdiye kadar, insan popülasyonlarında herhangi bir klinik çalışma WS veya WA ile son nokta olarak kanser veya kanser biyobelirteçleri ile yapılmamıştır. Bununla birlikte, WS diğer hastalıklara ve koşullara karşı birkaç klinik denemede test edilmiştir. Bu çalışmaların çoğu, küçük örneklem büyüklükleri dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere büyük dezavantajlardan muzdarip olsa da, bileşiklerin karışımlarının kullanılması ve sadece çalışma bireyleri olarak yaşlı bireylerin kullanılması, WS ve WA içeren gelecekteki klinik ve çeviri çalışmaları için öğrenilen bazı önemli dersler vardır.

            Birkaç çalışma, WS'nin lenfosit aktivasyonu ve NK hücre aktivitesi gibi immünolojik son noktalar üzerindeki etkilerini değerlendirmiştir. Mikolai ve arkadaşları tarafından yapılan daha küçük bir çalışmada, [ 71 ] 5 sağlıklı çalışma katılımcısına, 5 gün boyunca günde iki kez, günde iki kez inek sütü ile 6 ml WRE uygulanmıştır [ 71 ]. 96 saat sonra CD4 + ve CD3 + T hücrelerinin ve CD56 + NK hücrelerinin ekspresyonunda önemli artışlar gözlendi. Bhat ve diğ. [ 72] daha fazla sayıda katılımcıyla bir çalışma yaptı, ancak aynı zamanda birkaç farklı şifalı ottan oluşan bir karışım kullandı. Gönüllüler, WS dahil 4 bitki içeren üç fincan normal çay veya doğal bakım çayı içtiler. Sonuçlar, doğal bakım çay tüketiminin NK hücre aktivitesini arttırdığını gösterdi. İkinci kuşak antipsikotik ilaçlar, metabolik sendrom insidansı ile ilişkilidir. Altı ay veya daha uzun süre antipsikotik ilaçlar alan klinik olarak tanı konulan şizofreni hastalarına, 1 ay boyunca günde üç kez 400 mg WS özü (n = 15) olan bir kapsül verildi [ 80 ]. Bir ay sonra elde edilen sonuçlar, plaseboya kıyasla, WS ile muamele edilen grupta serum trigliseritlerinde ve açlık kan glikoz seviyelerinde önemli bir azalma göstermiştir.

            Biswal ve diğ. [ 81] ileriye dönük, açık etiketli, randomize olmayan karşılaştırmalı bir klinik deneyde WS'nin kemoterapiye bağlı yorgunluğu ve yaşam kalitesini azaltma potansiyelini tahmin etti. Kontrol kolundaki hastalar, kemoterapi süresince her 8 saatte bir 2 g WS kökü ekstresi alan tedavi kolu ile karşılaştırıldığında, tahminen daha yüksek tahmini marjinal yorgunluk skoru araçlarına sahipti. Ek olarak, bir sağkalım analizi, WS tedavi grubundaki hastaların% 56 olan kontrol grubuna kıyasla 24 aylık daha iyi bir hayatta kalma oranına sahip olduğunu göstermiştir. Bu bulgu istatistiksel olarak anlamlı olmamasına rağmen, meme kanseri tiplerinde yüksek heterojenliğe bağlı olabilir. Ayrıca, kemoterapi ajanları ve WS arasındaki olası ilaç-ilaç etkileşimi değerlendirilmedi, Gözlenen etkilerin doğrudan olup olmadığını belirlemeyi özellikle zorlaştırır. İlginç bir çeviri çalışmasında, WA'nın kanser epigenetiği içindeki rolü değerlendirildi. İlk önce, DNA metiltransferazlarının (DNMT) kanser hastalarından izole edilen insan istilacı duktal dokusunda aşırı eksprese edildiği gösterilmiştir.82 ]. Araştırmacılar daha sonra MCF7 ve MDA-MB-231 meme kanseri hücrelerinde WA tedavisinin DNMT'nin transkripsiyonunu baskıladığını gösterdi. Bu sonuçlar WA'nın, epigenetik cevabın bir değiştiricisi olduğunu, daha fazla araştırmayı garanti eden bir bulgu olduğunu gösterdi. 6.2. Kanserden korunmak için WS'yi nutrasötik olarak kullanma: Gelecek için zorluklar ve dersler

            WS'yi insanlarda kemoprevensiyona doğru teşvik etmek, çeşitli engellerin aşılmasını gerektirir. Bunlar Tablo 3'te özetlenmiştir . Tarımsal bir bakış açısına göre, WS'nin toplu üretimi çeşitli kaygılarla ilişkilidir. İlk olarak, bitki belirli çevresel koşullar altında büyür ve geleneksel olarak büyümek için zaman ve çaba gerektirir. Bununla birlikte, bu konuda yardımcı olabilecek Ashwagandha'nın in vitro kıllı kök kültürleri gibi yeni teknolojiler ortaya çıkmıştır [ 83 ]. İkincisi, araştırmalar ayrıca her bitki tarafından üretilen alkaloitler ve wittanolitlerin miktarında ve bitkinin farklı kısımlarında tek tip biyoaktivite ile preparat üretimine doğrudan müdahale edebilecek çeşitlilik olduğunu da belirlemiştir [ 24 , 84]. Bu nedenle, her bir preparatta alkaloit ve wittanolid konsantrasyonlarını önceden belirlemek için katı miktar ve standardizasyon yöntemleri kullanılmalıdır. Üçüncüsü, WS tesisi haşere saldırılarına karşı dayanıklı olmasına rağmen, bazı akar ve böcek istilası görülmüştür. Gübrelerin ve böcek ilaçlarının aşırı kullanılmamasını, özellikle de bitki köklerinin kullanıldığı gerçeğini göz önüne alarak, hayati öneme sahip olmalarını sağlamak. Ek olarak, WS ve wittanolidlerini üretmek için yeni yöntemler kullanmak, artan küresel talebin sürdürülebilir bir şekilde karşılanmasına yardımcı olabilir ve kemopreventif potansiyelinin belirlenmesini kolaylaştırabilir. Tablo 3

            İnsan popülasyonlarında kemopreventif bir ajan olarak WS geliştirilmesi için önerilen eylemler
            tarım
            • -
              Toplu üretim
            • -
              Haşere kontrolü
            • -
              Bulaşma
            • -
              WS'nin optimal kemotip varyantlarını belirleme
            • -
              Minimum gübre ve böcek ilacı kullanımını teşvik etme
            • -
              Ağır metal kirliliğinde düşük tarlaları kullanarak WS yetiştirmek
            • -
              Yeni in vitro kök / yaprak kültürü teknolojilerinin geliştirilmesi
            Kalite kontrol
            • -
              çıkarma
            • -
              Niceleme
            • -
              Verimli ekstraksiyon yöntemlerinin dahil edilmesi
            • -
              Tamamen yüzde withitides ve diğer bileşenlerin miktarının belirlenmesi
            Ön klinik
            • -
              Etkili / etkinlik
            • -
              Yan etkiler
            • -
              Kemoprevensiyonda doğrulanmış biyolojik yolakların aktivasyonunu kullanarak hücre ve hayvan modellerinde potansiyelin taranması
            • -
              Güvenli bir dozaj protokolü oluşturmak
            Klinik
            • -
              Nüfus tanımlamak
            • -
              yönetmek
            • -
              monitor
            • -
              Kanser için uygun risk popülasyonlarının, dünyanın dünyanın belli bölgelerinde, WS'nin geleneksel tıpta kullanıldığı tespit edildi.
            • -
              Klinik öncesi çalışmalardan elde edilen bulgulara göre WS ile tedavi
            • -
              1) WA-aracılı yol aktivasyonu biyobelirteçlerinin 2) kanda veya idrarda wittanolidleri gözlemlemek
            • -
              Biyobelirteçlerin modülasyonu veya düşük malignite insidansı için uzun süreli izleme
            Kemoprevensiyon denemelerinin tasarımı, aynı zamanda geleneksel WS kullanımlarından da elde edilen bilgileri içermelidir. Homeostazı destekleyen ve bir enerji arttırıcı olarak bir adaptojen olarak yaygın kullanımı, ilacın potansiyel olarak yararlı etki şekillerini önerebilir. Burada belirtilen araştırma çalışmaları, WS ve wittanolidleri tarafından modüle edilen bu biyolojik yolları anlamaya adamıştır. Bu amaçla, hücre kültüründe ya da uygun şekilde ilgili popülasyon koşullarını taklit eden hayvan modellerinde yapılan klinik öncesi çalışmaların kullanılması gerekir. Yalnızca WA'nın değil, aynı zamanda geniş bir yelpazedeki hayvan karsinojenez modellerinde WS özütlerinin kemopreventif etkinliğinin değerlendirilmesi, WS'nin kanseri önlemek için potansiyel rolünü destekleyecektir.

            Halen, kanseri önleme veya tedavi etme potansiyelleri bakımından halen araştırılmakta olan birçok doğal oluşumlu diyet ajanı olduğu için, bu bileşiklerin etkinlik ve güvenlik temelinde önceliklendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu ajanların birçoğu farklı biyolojik yolları hedef alsa ve doğal olarak farklı farmakolojik profillere sahip olabilse de, genel olarak özellikle in vivo olarak ortak modellerde karşılaştırılmaları gerekir.olanlar. Bu bugüne kadar yapılmamıştır. Bununla birlikte, WS'nin önceki bölümde vurgulanan çok çeşitli hastalıklara karşı faydalı olabileceğinin kanıtı, insanlarda kansere karşı kemopreventif bir ajan olarak WS geliştirmeye olan ihtiyacın bir kanıtı olarak hizmet etmektedir. Değişmez bir şekilde, dozaj, zaman seyri ve ayrıca ajanın diğer farmakolojik parametrelerinin dikkate alınması gerekir. Özellikle kemopreventif çalışmalar için, kanserojen sürecin yönlerini engelleyip engelleyemeyeceğini veya engelleyebileceğini belirlemek için uzun süre boyunca toksik olmayan bir WS dozunun uygulanması gerekecektir. Bu nedenle, güvenli bir dozaj penceresinin belirlenmesi, kesin bir uygulama rejiminin geliştirilmesi ve preklinik çalışmalarda biyoyararlanımın anlaşılması, WS'nin kemopreventif bir madde olarak klinik çalışma için teşvik edilmesinin ön şartıdır. Kemopreventif bir ajana verilen yanıtı çalışma katılımcılarına invazif olmayan bir şekilde takip edebilmek, özellikle uzun vadeli çalışmalarda çok önemlidir. WS metabolitlerinin insan kanında, idrarda veya tükürükte tespit edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi;85 ]. Sülforaphane bakımından zengin brokoli gibi gıdalar içeren klinik gelişim yolları, WS gibi yeni bitki kaynaklı ajanlar için makul başlangıç ​​noktaları sağlar [ 86 ]. Bitki özleri ile, müdahale rejimine başlamadan önce özü içindeki bileşenlerin dikkatli bir şekilde karakterizasyonu yapılması zorunludur. WA'nın DMBA'nın neden olduğu oral karsinojenezi önlemede iyi performans gösterdiğine dair üretken kanıtlar göz önüne alındığında, baş ve boyun kanseri önleme insan denemelerinde ilk WS'nin test edilmesi faydalı olabilir. Baş boyun kanserlerinin, geleneksel tıpta tesadüfen WS'nin bolca kullanıldığı Hindistan [ 87 ] dahil olmak üzere Güney Asya ülkelerinde oldukça yaygın olması, halk sağlığı ihtiyacını karşılamak için önemli ve uygun bir hedef kitle sunmaktadır.

            Hızla genişleyen yaşlı bir nüfus ve nispeten az gelişmiş kanser araştırmaları, tedavi ve bakım programları ile daha az gelişmiş ülkelerin önümüzdeki birkaç on yıl içinde kanser tsunamisinin en çok etkilenen ülkesi olması muhtemeldir. Bu nedenle, özellikle gıda veya diğer diyet ajanları yoluyla kanserin önlenmesi, bu salgınla başa çıkmanın en uygun maliyetli ve sürdürülebilir yöntemi olabilir. Kemopreventif potansiyele sahip diyet ajanlarının tanımlanması ve karakterizasyonu bu süreçte çok önemli adımlardır. Ayurveda gibi geleneksel tıp sistemleri bu azgelişmiş toplulukların çoğunda derin köklere sahiptir ve küresel kanser yükünü birincil önleme açısından ele almak için harika bir fırsat sunmaktadır. Geleneksel tıpta uzun süredir devam eden bir geçmişi olan bitki bazlı ajanları araştırmak ve araştırmak, maliyet, uygulama kolaylığı ve kültürel kabul edilebilirlik açısından sıfırdan kanser tedavisi ilaçları geliştirmekten daha etkili olabilir. WS'nin Ayurveda'daki merkezi rolü ve modern kanser araştırması alanındaki ümit verici eylemleri göz önüne alındığında, kanser kemopreventif nutrasötik olarak bir kanser olarak ilerlemeye potansiyeli vardır.

            Git: Teşekkür

            Bu çalışma NIH tarafından finanse edildi, bağış numarası CA197222

            Git: Kısaltmalar

            ALDH1 Aldehit dehidrojenaz
            BCL2 B hücreli lenfoma 2
            CDDO-Im 1- (2-Siyano-3,12,28-trioksooleana-1,9 (11) -dien-28-il) -1 H- imidazol
            PİRZOLA C / EBP homolog protein
            COX siklooksijenaz
            DMBA dimetilbenz [a] antrasenden
            DR-5 Ölüm reseptörü 5
            ERK Hücre dışı sinyal düzenlenmiş kinaz
            GFAP Glial fibril asidik protein
            HSF1 Isı şoku transkripsiyon faktörü 1
            HSP Isı şoku proteini
            IKK Ben kappa b kinaz
            MMTV Murin meme tümörü virüsü
            NFKB Aktif B hücrelerinin nükleer faktör kappa-hafif zincir geliştiricisi
            NK Doğal katil
            NMR Nükleer manyetik rezonans
            Nrf2 Nükleer faktör (eritroid türevi 2) benzeri 2
            RSK ribozomal s6 kinaz
            TPA 12 - O -tetradekanoilphorbol-13-asetat
            VEGF vasküler endotel büyüme faktörü
            WA Withaferin A
            WRE Withania somnifera kökü özü
            WS Withania somnifera
            XIAP X'e bağlı apoptosis proteini inhibitörü
            Git: Dipnotlar


            Yazarlar çıkar çatışması bildirmemişlerdir



            Git: Referans listesi

            1. Geneau R, Stuckler D, Stachenko S, McKee M, Ebrahim S, Basu S, Chockalingham A, Mwatsama M, Jamal R, Alwan A, Beaglehole R. Lancet. 2010; 376 : 1689-1698. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            2. Sporn MB, Dunlop NM, Newton DL, Smith JM. A vitamini ve sentetik analogları (retinoidler) ile kimyasal karsinojenezin önlenmesi Fed Proc. 1976; 35 : 1332-1338. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            3. Fisher B, Costantino JP, Wickerham DL, Cecchini RS, Cronin WM, Robidoux A, Bevers TB, Kavanah MT, Atkins JN, Margolese RG, Runowicz CD'si, James JM, Ford LG, Wolmark N. Meme önlenmesi için Tamoksifen Ulusal Cerrahi Adjuvan Göğüs ve Bağırsak Projesi P-1 çalışmasının kanser mevcut durumu. J Natl Cancer Inst. 2005; 97 : 1652-1662. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            4. Ay TE, Levine N, Cartmel B, Bangert JL, Rodney S, Dong Q, Peng YM, Alberts DS. Retinol'ün orta riskli hastalarda skuamöz hücreli cilt kanserini önlemedeki etkisi randomize, çift kör, kontrollü bir çalışmadır. Güneybatı Deri Kanseri Önleme Çalışma Grubu. Kanser Epidemiol Biyobelirteçleri Önceki. 1997; 6 : 949-956. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            5. Mirjalili MH, Moyano E, Bonfill M, Cusido RM, Palazon J. Withania somnifera'dan Steroidal laktonlar, yeni tıp için eski bir bitki. Moleküller. 2009; 14 : 2373-22393. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            6. Ojha S, Alkaabi J, Amir N, Şeyh A, Agil A, Fahim MA, Adem A. Withania koagulans meyve özü, streptozotosin kaynaklı diyabetik sıçanların böbreklerinde oksidatif stres ve iltihaplanmayı azaltır. Oxid Med Celi Longev. 2014; 2014 : 201436. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            7. Upadhyay BN, Gupta V. Rishyagandha'nın (Withania coagulans) Prameha (Tip II Diabetes Mellitus) Ayu yönetimindeki etkisi üzerine bir klinik çalışma . 2011; 32 : 507-511. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            8. Baliga MS, Meera S, Vaishnav LK, Rao S, Palatty PL. Ayurveda tıp sistemindeki Rasayana ilaçları, kanser tedavisinde radyolojik koruyucu maddeler olarak mümkün. İntegr Kanser Ther. 2013; 12 : 455-463. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            9. Rasheed A, Satyanarayana KV, Gulabi PS, Rao MS. Ashwagandhadi lehyam a ayurveda formülasyonunun kimyasal ve farmakolojik standardizasyonu. J Tamamlayıcı Integr Med. 2013; 10 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            10. Abdel-Rahman A, Anyangwe N, Carlacci L, Casper S, Danam RP, Enongen E, Erives G, Kumaş D, Gudi R, Hilmas CJ, Hines F, Howard P, D Levyesi, Lin Y, Moore RJ, Pfeiler E, Thurmond TS, Turujman S, Walker NJ. Gıda ve gıda katkı maddesi olarak kullanılan doğal ürünlerin güvenliği ve düzenlenmesi. Toxicol Sci. 2011; 123 : 333-348. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            11. Bucci LR. Seçilmiş bitkiler ve insan egzersiz performansı. Am J Clin Nutr. 2000; 72 : 624S - 636S. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            12. Shohat B, Gitter S, Abraham A, Lavie D. Aferin A'nın (NSC-101088) Kanser Chemother Rep. 1967; 51 : 271-266. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            13. Vanden Berghe K, Sabbe L, Kaileh M, Haegeman G, Heyninck K. Withaferin A. Biochem Pharmacol. 2012; 84 : 1282-1291. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            14. Hahm ER, Lee J, Kim SH, Sehrawat A, Arlotti JA, Shiva SS, Bhargava R, Singh SV. Meme kanseri önlenmesinde klinik olarak alakalı bir fare modelinde A ile yapılan metabolik değişiklikler. J Natl Cancer Inst. 2013; 105 : 1111-1122. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            15. Manoharan S, Panjamurthy K, Menon VP, Balakrishnan S, Takma LM. Withaferin-A'nın hamsterlerde 7,12-dimetilbenz [a] antrasen kaynaklı oral kanserojenezde tümör oluşumu üzerindeki koruyucu etkisi. Indian J Exp Biol. 2009; 47 : 16-23. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            16. Li W, Zhang C, Du H, Huang V, Güneş B, Harris JP, Richardson Q, Shen X, Jin R, Li G, Kevil CG, Gu X, Shi R, Zhao Y. Withaferin A, bir cilt karsinogenez fare modelinde asetil-coA karboksilaz 1 ve cilt tümör oluşumunun düzenlenmesi. Mol Carcinog. 2015 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            17. Yadav B, Bajaj A, Saxena M, Saxena AK. Çeşitli İnsan Kanseri Hücre Hatlarına Karşı Withania Somnifera'nın Kök, Kök ve Yapraklarının İn Vitro Antikanser Aktivitesi. Indian J Pharm Sci. 2010; 72 : 659-663. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            18. Jadeja RN, Urrunaga NH, Dash S, Khurana S, Saxena NK. Withaferin-A, Farelerde Asetaminofona Bağlı Karaciğer Hasarını Azaltır. Biochem Pharmacol. 2015; 97 : 122-132. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            19. Sudhir S, Budhiraja RD. Withaferin-'A 've hidrokortizonun CCL4 ile indüklenen hepatotoksisiteye karşı koruyucu etkisinin karşılaştırılması. Indian J Physiol Pharmacol. 1992; 36 : 127-129. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            20. Mirzajani F, Ghassempour A, Jalali-Heravi M, Mirjalili MH. Withania somnifera Dunal'dan feryat A'yı çıkarmak için bir mikrodalga destekli yöntemin optimizasyonu. merkezi kompozit tasarım kullanarak. Fitokimya Anal. 2010; 21 : 544-549. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            21. Kulkarni SK, Singh K, Bishnoi M. Farklı labirentlerdeki yeni antianksiyete ilaçlarının karşılaştırmalı davranış profili. Indian J Exp Biol. 2008; 46 : 633-638. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            22. Wadhwa R, Singh R, Gao R, Şah N, Widodo N, Nakamoto T, İzhida Y, Terao K, Kaul SC. Ashwagandha yapraklarının su özü, aktif bir bileşenin antikanser aktivite tanımlamasına ve etki mekanizmasına sahiptir. Biri. 2013; 8 : e77189. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            23. Patil D, Gautam M, Mishra S, Karupothula S, Gairola S, Jadhav S, Pawar S, Patwardhan B. Fareler plazmasındaki yüksek performanslı sıvı kromatografisi-tandem kütle spektrometresi uygulamasının, oral sonra farmakokinetiklere uygulanmasıyla, farelerin plazmasındaki bir witaferin A wittanolid A'nın belirlenmesi Withania somnifera sulu ekstraktının verilmesi. J. Pharm Biomed Anal. 2013; 80 : 203-212. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            24. Kushwaha S, Roy S, Maity R, Mallick A, Soni VK, Singh PK, Chaurasiya ND, Sangwan RS, Misra-Bhattacharya S, Mandal C. . Aşı. 2012; 30 : 1083-1093. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            25. Mishra LC, Singh BB, Dagenais S. Withania somnifera'nın (ashwagandha) terapötik kullanımı için bilimsel temel: Bir gözden geçirme. Alternatif Med Rev. 2000; 5 : 334-346. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            26. Vaishnavi K, Saxena N, Shah N, Singh R, Manjunath K, Uthayakumar M, Kanaujia SP, Kaul SC, Sekar K, Wadhwa R. İki yakından ilişkili withanolides, Withaferin A ve Withanone biyoinformatiği ve deneysel kanıtların farklı faaliyetleri. Biri. 2012; 7 : e44419. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            27. Gajbhiye NA, Makasana J, Kumar S. Withania somnifera'nın Farklı Bitki Bölümlerinde Üç Önemli Biyoaktif Bileşiğin Birikimi ve LC-ESI-MS-MS (MRM) Yöntemi ile Belirlenmesi. J Chromatogr Sci. 2015 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            28. Devkar ST, Kandhare AD, Sloley BD, Jagtap SD, Lin J, Tam YK, Katyare SS, Bodhankar SL, Hegde MV. Bir absorpsiyon modeli sistemi kullanmanın ana wittanolidlerinin biyoyararlanımının değerlendirilmesi. J Adv Pharm Technol Arş. 2015; 6 : 159-164. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            29. Yang Z, Garcia A, Xu S, Powell DR, Vertino PM, Singh S, Marcus AI. Withania somnifera kök ekstresi, meme kanseri metastazı ve mezenkimal geçişi için epitelyal inhibe eder. Biri. 2013; 8 : e75069. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            30. Joshi P, Misra L, Siddique AA, Srivastava M, Kumar S, Darokar MP. Withania somnifera kaynaklı wittanolid türevlerinde epoksit grubu ile sitotoksisite ilişkisi. Steroidler. 2014; 79 : 19-27. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            31. Antony ML, Lee J, Hahm ER, Kim SH, Marcus AI, Kumari V, Ji X, Yang Z, Vowell CL, Wipf P, Uechi GT, Yates NA, Romero G, Sarkar SN, Singh SV. İnsan meme kanseri hücrelerinde antitümör steroidal lakton ile A büyümesinin durması, sisteinin 303 beta-tübülinin aşağı-düzenlenmesi ve kovalent bağlanması ile ilişkilidir. J Biol Chem. 2014; 289 : 1852-1865 sayılı belgeler. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            32. Rosazza JP, Nicholas AW, Gustafson ME. Doğal antitümör ajanların mikrobiyal dönüşümleri. 7. Cunninghamella elegans (NRRL 1393) Steroidleri ile 14-alfa-A-hidroksilasyonu-A . 1978; 31 : 671-679. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            33. Prabu PC, Panchapakesan S, Raj CD. Wistar sıçanlarında Withania somnifera köklerinin hidroalkolik ekstraktının akut ve sub-akut oral toksisite değerlendirmesi. Fitother Res. 2013; 27 : 1169-1178. [ PubMed] [ Google Akademik ]
            34. Arseculeratne SN, Gunatilaka AA, Panabokke RG. Sri Lanka'nın şifalı bitkileri ile ilgili çalışmalar. Bölüm 14 Bazı geleneksel şifalı bitkilerin toksisitesi. J. Ethnopharmacol. 1985; 13 : 323-335. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            35. Uma DP, Kamath R. Hipertermi ile birleştirilmiş withaferin A'nın fare fibrosarkomu ve melanomu üzerindeki radyo-duyarlılaştırıcı etkisi. J Radiat Res. 2003; 44 : 1-6. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            36. Dey D, Chaskar S, Athavale N, Chitre D. Akut ve kronik toksisite, sitokrom p450 enzim inhibisyonu ve HERG kanal blokajı inflamasyon için bir polerbal, ayurveda formülasyonu ile çalışır. Biomed Res Int. 2015; 2015 : 971982. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            37. Pramanick S, Roy A, Ghosh S, Majumder HK, Mukhopadhyay S. Withanolide Z, Withania somnifera'dan yeni bir klorlanmış wittanolid Z. Planta Med. 2008; 74 : 1745-1748. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            38. Siddique AA, Joshi P, Misra L, Sangwan NS, Darokar MP. Withania somnifera L. Dunal'dan yeni bir sitotoksik steroid olan 5,6-de-epoksi-5-en-7-on-17-hidroksi A. Nat Prod Res. 2014; 28 : 392–398. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            39. Santagata S, Xu YM, Wijeratne EM, Kontnik R, Rooney C, Perley CC, Kwon H, Clardy J, Kesari S, Whitesell L, Lindquist S, Gunatilaka AA. Protein homeostazını hedef alan antikanser bileşikleri keşfetmek için ısı şoku tepkisini kullanmak. ACS Chem Biol. 2012; 7 : 340-349. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            40. Bargagna-Mohan P, Hamza A, Kim YE, Khuan Abby HY, Mor-Vaknin N, Wendschlag N, Liu J, Evans RM, Markovitz DM, Zhan CG, Kim KB, Mohan R. Tümör inhibitörü ve antianjiyogenik ajan A, ara filament protein vimentini hedefler. Chem Biol. 2007; 14 : 623-634. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            41. Bargagna-Mohan P, Paranthan RR, Hamza A, Dimova N, Trucchi B, Srinivasan C, Elliott GI, Zhan CG, Lau DL, Zhu H, Kasahara K, Inagaki M, Cambi F, Mohan R. Withaferin A; filamentler glial fibril asidik protein ve vimentini retinal glioz modelinde gösterir. J Biol Chem. 2010; 285 : 7657-7669. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            42. Heyninck K, Lahtela-Kakkonen M, Van dV, Haegeman G, Vanden Berghe W. Withaferin A, IKKbeta'da sistein 179'u hedef alarak NF-kappaB aktivasyonunu inhibe eder. Biochem Pharmacol. 2014; 91 : 501–509. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            43. Antony ML, Lee J, Hahm ER, Kim SH, Marcus AI, Kumari V, Ji X, Yang Z, Vowell CL, Wipf P, Uechi GT, Yates NA, Romero G, Sarkar SN, Singh SV. İnsan meme kanseri hücrelerinde antitümör steroidal lakton ile A büyümesinin durması, sisteinin 303 beta-tübülinin aşağı-düzenlenmesi ve kovalent bağlanması ile ilişkilidir. J Biol Chem. 2014; 289 : 1852-1865 sayılı belgeler. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            44. Hahm ER, Singh SV. Otofaji, insan meme kanseri hücrelerinde A aracılı ölümcül olanı değiştiremez. Curr Kanser İlaç Hedefleri. 2013; 13 : 640-650. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            45. Yang H, Shi G, Dou QP. Tümör proteazomu, “Hint kışı vişne” Mol Pharmacol'dan izole edilen doğal antikanser bileşik Withaferin A'nın birincil hedefidir . 2007; 71 : 426–437. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            46. Yang H, Wang Y, Cheryan VT, Wu W, Cui CQ, Polin LA, Geçiş HI, Dou QP, Rishi AK, Wali A. Withaferin A, mezotelyomada in vitro ve in vivo proteazom aktivitesini inhibe eder. Biri. 2012; 7 : e41214. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            47. Yu Y, Hamza A, Zhang T, Gu M, Zou P, Newman B, Li Y, Gunatilaka AA, Zhan CG, Sun D. Withaferin A, pankreas kanseri hücrelerinde ısı şok proteinini 90 hedefler. Biochem Pharmacol. 2010; 79 : 542-551. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            48. Wijeratne EM, Xu YM, Scherz-Shouval R, Marron MT, Rocha GD, Liu MX, Costa-Lotufo LV, Santagata S, Lindquist S, Beyaz L, Gunatilaka AA. Hücresel ısı-şok tepkisi indükleyicileri olarak wittanolidlerin yapı-aktivite ilişkileri. J. Med Chem. 2014; 57 : 2851 - 2863. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            49. Sharma C, Sadrieh L, Priyani A, Ahmed M, Hassan AH, Hussain A. İnsan rahim ağzı kanseri hücrelerinde apoptosis-indükleyici ve anti-enflamatuar özellikleri ile bağlantılı olarak sülforaphanın anti-kanserojen etkileri. Kanser Epidemiol. 2011; 35 : 272-278. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            50. Kim EH, Deng CX, Sporn MB, Liby KT. CDDO-imidazolid, BRCA1 ile mutasyona uğramış meme kanseri hücrelerinde DNA hasarı, G2 / M tutuklaması ve apoptozu indükler. Kanser Önleme Res (Phila)2011; 4 : 425-434. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            51. Malik F, Kumar A, Bhushan S, Mondhe DM, Pal HC, Sharma R, Khajuria A, Singh S, Singh G, Saxena AK, Suri KA, Qazi GN, Singh J. İmmün modülasyon apoptoz indüksiyonu Antitümoural aktivitenin iki tarafı Withania somnifera standart bir bitkisel formülasyonu. Eur J Kanser. 2009; 45 : 1494-1509. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            52. Srinivasan S, Ranga RS, Burikhanov R, Han SS, Chendil D. Prostat kanseri hücrelerinde A vitamini içeren diyet bileşiği ile Par-4'e bağlı apoptoz. Kanser Arş. 2007; 67 : 246-253. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            53. Das T, Roy KS, Chakrabarti T, Mukhopadhyay S, Roychoudhury S. Withaferin A, Mad2-Cdc20 kompleksinin kolorektal kanser hücre hatlarında parçalanmasıyla Mil montaj kontrol noktasını modüle eder. Biochem Pharmacol. 2014; 91 : 31-39. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            54. Mondal S, Mandal C, Sangwan R, Chandra S, Mandal C protein kinazı Mol Kanseri. 2010; 9 : 239. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            55. Widodo N, Kaur K, Shrestha BG, Takagi Y, Ishii T, Wadhwa R, Kaul SC. Tümör inhibe edici bir faktörün tanımlanması için Ashwagandha'nın yaprak ekstresi ve bunun etkisine ilişkin ilk moleküler içgörü ile kanser hücrelerinin seçici olarak öldürülmesi. Clin Cancer Res. 2007; 13 : 2298-2306. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            56. Stan SD, Hahm ER, Warin R, Singh SV. Withaferin A, FOXO3a ve Bim'e bağımlı apoptoza neden olur ve insan göğüs kanseri hücrelerinin in vivo büyümesini inhibe eder. Kanser Arş. 2008; 68 : 7661–7669. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            57. Munagala R, Kausar H, Munjal C, Gupta RC. Withaferin A, HPV onkogenlerinin baskılanması ve insan rahim ağzı kanseri hücrelerinde tümör baskılayıcı proteinlerin düzenlenmesi ile p53'e bağlı apoptozu indükler. Karsinojenez. 2011; 32 : 1697-1705. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            58. Rah B, Ur RR, Nayak D, Yusuf SK, Mukherjee D, Kumar LD, Goswami A. BCW2'nin PAWR-aracılı baskılanması, 3-azido ile A-3'e (3-AWA) bağlı otofajinin prostat kanserinde apoptozise geçişini teşvik eder hücreler. Otofaji. 2015; 11 : 314-331. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            59. Mayola E, Galler C, Esposti DD, Martel C, Pervaiz S, Larue L, Debuire B, Lemoin A, Brenner C, Lemaire C Withaferin A, reaktif oksijen türlerinin oluşması ve aşağı regülasyon yoluyla insan melanom hücrelerinde apoptozu tetikler Bcl-2. Apoptoz. 2011; 16 : 1014-1027. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            60. Nishikawa Y, Okuzaki D, Fukushima K, Mukai S, Ohno S, Ozaki Y, Yabuta N, Nojima H. ​​Withaferin A, Androjenden Bağımsız Prostat Kanser Hücrelerinde Seçici Hücre Ölümüne Neden Oldu, Normal Fibroblast Hücrelerinde Değil. Biri. 2015; 10 : e0134137. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            61. Sharma RA, Harris AL, Dalgleish AG, Steward WP, ​​O'Byrne KJ. Kanser kemoprevensiyonunda biyobelirteç ve hedef olarak anjiyogenez. Lancet Oncol. 2001; 2 : 726-732. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            62. Mohan R, Çekiçler HJ, Bargagna-Mohan P, Zhan XH, Herbstritt CJ, Ruiz A, Zhang L, Hanson AD, Conner BP, Rougas J, Pribluda VS. Withaferin A, güçlü bir anjiyogenez inhibitörüdür. Anjiyogenez. 2004; 7 : 115-122. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            63. Mathur R, Gupta SK, Singh N, Mathur S, Kochupillai V, Velpandian T. Withania somnifera kökü ekstraktlarının hücre döngüsü ve anjiyojenez üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi. J. Ethnopharmacol. 2006; 105 : 336–341. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            64. Saha S, İslam MK, Shilpi JA, Hasan S. VEGF'nin, Withania somnifera'nın anahtar metaboliti olan Withaferin A. tarafından yapılan anjiyogenezi kontrol etmek için Silico Pharmacol. 2013; 1 : 11. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            65. Calabrese V, Cornelius C, Mancuso C, Pennisi G, Calafato S, Bellia F, Bates TE, Giuffrida Stella AM, Schapira T, Dinkova Kostova AT, Rizzarelli E. Kemoprevans ve beslenme nöroproteksiyonu için yaşlanmada hücresel stres tepkisi , nörodejeneratif hastalıklar ve uzun ömürlülük. Neurochem Res. 2008; 33 : 2444–2471. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            66. Grogan PT, Kızak KD, Samadi AK, Zhang H, Timmermann BN, Cohen MS. Glioblastomalardaki A vitamini sitotoksisitesi, Akt / mTOR ve MAPK sinyal yollarını değiştirirken oksidatif stres kaynaklı bir ısı şoku tepkisinin uyarılmasını içerir. Yeni İlaçlar Yatırım. 2013; 31 : 545-557. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            67. Hahm ER, Moura MB, Kelley EE, Van HB, Shiva S, Singh SV. İnsan meme kanseri hücrelerinde Withaferin A kaynaklı apoptoza reaktif oksijen türleri aracılık eder. Biri. 2011; 6 : e23354. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            68. Kaur K, Rani G, Widodo N, Nagpal A, Taira K, Kaul SC, Wadhwa R. İn vivo ve in vitro olarak yetiştirilen Ashwagandha kaynaklı yaprak ekstraktının anti-proliferatif ve oksidatif aktivitelerinin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası Toksikol. 2004; 42 : 2015-2020. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            69. Kostecka A, Sznarkowska A, Eritici K, Acedo P, Shi Y, Mohammad Sakil HA, Kawiak A, Aslan M, Krolicka A, Wilhelm M, İnga A, Zawacka-Pankau J. JNK-NQO1 ekseni, TAp73'e bağlı tümör oksidatif ve proteasomal stres üzerine baskılama. Hücre Ölüm Dis. 2014; 5 : e1484. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed] [ Google Akademik ]
            70. Reuland DJ, Khademi S, Kale CJ, Irwin DC, McCord JM, Miller BF, Hamilton KL. Faz II enzimlerinin Nrf2'nin fitokimyasal aktivasyonu ile düzenlenmesi, kardiyomiyositleri oksidan strese karşı korur. Ücretsiz Radic Biol Med. 2013; 56 : 102-111. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            71. Mikolai J, Erlandsen A, Murison A, Kahverengi KA, Gregory WL, Raman-Caplan P, Zwickey HL. Ashwagandha'nın (Withania somnifera) ekstraktının lenfositlerin aktivasyonu üzerindeki in vivo etkileri. J Alternatif Tamamlayıcı Med. 2009; 15 : 423-430. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            72. Bhat J, Damle A, Vaishnav PP, Albers R, Joshi M, Banerjee G. Ayurveda bitkileriyle takviye edilmiş çay yoluyla doğal öldürücü hücre aktivitesinin in vivo arttırılması. Fitother Res. 2010; 24 : 129–135. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            73. Min KJ, Choi K, Kwon TK. Withaferin A, mikroglial hücrelerde STAT1 / 3 aktivasyonunun inhibisyonu yoluyla lipopolisakkarit kaynaklı siklooksijenaz-2 ekspresyonunu ve PGE2 üretimini aşağı düzenler. Int Immunopharmacol. 2011; 11 : 1137-1142. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            74. Manoharan S, Panjamurthy K, Balakrishnan S, Vasudevan K, Vellaichamy L. 7,12-dimetilbenz [a] antrasen ile indüklenen oral karsinogenezde sirkadiyen zamana bağlı wopenferin-A-withaferin-potansiyel potansiyeli. Pharmacol Rep. 2009; 61 : 719-726. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            75. Panjamurthy K, Manoharan S, Nirmal MR, Vellaichamy L. Withaferin-A'nın 7,12-dimetilbenz (a) antrasen ile indüklenen deneysel oral karsinogenezde p53 ve bcl-2 immüno-ekspresyonu üzerindeki koruyucu rolü. Yeni İlaçlar Yatırım. 2009; 27 : 447-452. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            76. Khazal KF, Tepe DL, Grubbs CJ. Withania somnifera kökü ekstraktının MMTV / Neu farelerde spontan östrojen reseptörü negatif meme kanseri üzerindeki etkisi. Antikanser Arş. 2014; 34 : 6327-6332. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            77. Kim SH, Singh SV. Aferin meme kanseri kemoprevansına, kanser kök hücrelerinin kendini yenilemesinin in vivo baskılanması eşlik eder. Kanser Önleme Res (Phila) 2014; 7 : 738-747. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            78. Nagalingam A, Kuppusamy P, Singh SV, Sharma D, Saxena NK. Meme kanserinde, a witaferin a'nın antitümör özelliklerinin mekanik olarak açıklanması. Kanser Arş. 2014; 74 : 2617-22629. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            79. Gupta RC, Bansal SS, Aqil F, Jeyabalan J, Cao P, Kausar H, Russell GK, Munagala R, Ravoori S, Vadhanam MV. Kontrollü salımlı sistemik dağıtım - kanser kemoprevensiyonunda yeni bir kavram. Karsinojenez. 2012; 33 : 1608-1615. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            80. Agnihotri AP, Sontakke SD, Thawani VR, Saoji A, Goswami VS. Withania somnifera'nın şizofreni hastalarında tesadüfî, çift kör, plasebo kontrollü pilot deneme çalışması. Hint J Pharmacol. 2013; 45 : 417-418. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            81. Biswal BM, Süleyman SA, İsmail HC, Zakaria H, Musa KI. Withania somnifera'nın (Ashwagandha) meme kanseri hastalarında kemoterapinin neden olduğu yorgunluk ve yaşam kalitesi üzerine etkisi. İntegr Kanser Ther. 2013; 12 : 312-322. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            82. Mirza S, Sharma G, Parshad R, Gupta SD, Pandya P, Ralhan R. Meme kanseri hastalarında DNA metiltransferazlarının ifadesi ve doğal bileşiklerin DNA metiltransferazları ve ilişkili proteinler üzerindeki etkisini analiz etmek. J Meme Kanseri. 2013; 16 : 23–31. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            83. Sivanandhan G, Arunachalam C, Selvaraj N, Süleyman AA, Lim YP, Ganapathi A. Gracilaria edulis ve Sargassum wightii ile tedavi edildikten sonra Withania somnifera'nın tüylü kök kültüründe wittanolid biyosentezinde yer alan önemli yol genlerinin ifadesi. Plant Physiol Biochem. 2015; 91 : 61-64 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            84. Kaul MK, Kumar A, Ahuja A, Mir BA, Suri KA, Qazi GN. Withania somnifera (L.) Dunal kompleksinde Withaferin A'nın üretim dinamikleri. Nat Prod Res. 2009; 23 : 1304-1311. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            85. Patial P, Gota V. İnsan plazmasındaki withaferin-A'nın HPLC ile belirlenmesi için hızlı ve hassas yöntem. Bioanalysis. 2011; 3 : 285-289. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            86. Kensler TW, Egner PA, Agyeman AS, Visvanathan K, Groopman JD, Chen JG, Chen TY, Fahey JW, Talalay P. Keap1-nrf2 sülforaphanın kanserden korunma için bir hedefi işaret etmektedir. En İyi Curr Chem. 2013; 329 : 163-177. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            87. Rajaraman P, Anderson BO, Basu P, Belinson JL, Cruz AD, Dhillon PK, Gupta P, Jawahar TS, Joshi N, Kailash U, Kapambwe S, Katoch VM, Krishnan S, Panda D, Sankaranarayan R, Selvam JM, Şah KV, Shastri S, Shridhar K, Siddiqi M, Sivaram S, Seth T, Srivastava A, Trimble E, Mehrotra R. Hindistan'da yaygın kanserlerin taranması ve erken teşhisi için öneriler. Lancet Oncol. 2015; 16 : e352-e361. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            88. Samadi AK, Mukerji R, Şah A, Timmermann BN, Cohen MS. İn vivo medüller tiroid kanserine karşı etkili etkinliği olan yeni bir RET inhibitörü. Ameliyat. 2010; 148 : 1228-1236. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
            89. Choi BY, Kim BW. Withaferin-A, STAT3 Transkripsiyonel Aktivitesini Engelleyerek Kolon Kanseri Hücre Büyümesini Engeller. J Kanser Önleme. 2015; 20 : 185-192. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]

            Yorum yap


            • #7

              Hint Ginsengi Nedir Neye İyi Gelir Halsizliğe Ne İyi Gelir Beyin İçin Ne Faydalıdır


              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X