Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Betaine HCL, Betain Adlı Besin Maddesinin Özellikleri ve Faydaları

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Betaine HCL, Betain Adlı Besin Maddesinin Özellikleri ve Faydaları

    Betaine HCL, Betain Adlı Besin Maddesinin Özellikleri ve Faydaları



    Kandida, İçimizdeki Sinsi Düşman
    Mide Asidi , Kandidanın çoğalmasını önler & Betaine Hidroklorid ( HCL ) ve Pepsin Desteği

    Son Yıllarda yapılan araştırmalar , sanılanın aksine Mide Asidinin yüksek olmasının, Sağlığımız üzerinde ne kadar önemli bir etkisi olduğunu gösterdi ve


    * Sağlıklı İnsanların Mide asidleri yüksek olduğu görüldü .** Mide asidinin çok ihmal edilen görevlerinden biri de mideye yiyeceklerimizle gelen hastalık mikroplarını ortadan kaldırmak, yani patojenik mikropları elimine etmek. Yani Mide Asidi ,Bağışıklık Sistemimizin en önemli elemanlarından biri.

    *** Siz sadece ne yerseniz o değilsiniz, ne sindirirseniz osunuz.
    Düşük Mide Asidinizi düzeltmezseniz ,Sindiriminizi düzeltemezsiniz.

    Aşırı Şeker, Paketli Gıdalar ve Asitli İçecekler ( Kola , Enerji İçecekleri .. ) tüketen Kişilerde Mide asidinin düşük olduğu gözlendi , Bu da Kandida Mantarının çoğalması için mükemmel ortamı oluşturur, Kandida istilası sonucunda da Ülser , Mide Ağrısı ,Mide Ekşimesi , Reflü oluşur :
    Doktorların yıllarca Mide Hastalarına verdiği Anti - Asit İlaçları ( Antepsin, Rennie , Lansor vb Proton pompa inhibitörleri ) Bu İlaçlar anlık çözümler sağladı , Mideyi tembelleştirdi, yani bataklığı kurutmak yerine sivrisinekleri öldürdü, bunun sonucunda Mide asidimiz azaldı ve Kandida istilasına açık hale geldi . Çünkü Kandida Mantarı yüksek asitli ortamda çoğalamaz .

    Mide Asidini azaltan İlaçlar Vücudumuzu mikroplara ve hastalıklara açık hale getiriyor
    (Mide ilaçlarının bir zararı da protein sindirimini bozması. Yeteri kadar sindirilmemiş protein parçacıkları kana geçer. Sonuçta bir yığın alerjik, psikiyatrik (otizm, depresyon, hiperaktivite) enflamatuvar ya da otoimmün hastalık (Haşimoto tiroidit, mültipl skleroz, romatoid artrit, lupus, ülseröz kolit, astım, vb.) gelişebiliyor.)

    Kandida Hastaları Sindirim için Şunlara dikkat etmeli :

    * Uyanır uyanmaz Dilimizi Karbonatlı suyla fırçalamalıyız
    ( Gece Boyunca, Karaciğer ve Midemizde biriken toksinler dilimize ulaşır , Kandida Hastalarının dili bembeyazdır , kandida mantarı sürekli toksin madde ve gazlar salgılar ) ( Sağlıklı Dil, Hafif Pembe , hafif ıslak , parlak , üzerinde yarıklar ve beyazlıklar yoktur )

    * Güne 1 su bardağı ılık suya

    * 2 Su Bardağı Ilık Su içmeliyiz

    * Su içerken ve Yemek yerken oturmalıyız
    ( Çünkü ancak otururken Midenin İnce Bağırsağa açılan kapısındaki kaslar kapanır ve mideye giren içecek ve yemek mide asidine maruz kalarak mikroplarından arındırlıp , sindirilir )

    * Lokmalarımızı küçük tutup , 40 kere çiğneyip öyle yutmalıyız ( Sindirim ağzımızda başlar , böylece Kandida istilası sonucu harap düşen , Midenin ve Bağırsakların yükünü azaltmış oluruz , Ayrıca Ağzımızda uzun çiğneme sonucu oluşan tükürük, mideye yemeğin geldiğini ve asid salgılaması gerektiğinin sinyalini verir )

    * Yemek arasında su içmeyin
    ( Mide asidini azaltabileceği için yemekten yarım saat önceden başlayarak 2 saat süre ile su içmeyin. Çünkü mide asidini azaltıyor. )
    * Asla Soğuk Şeyler yiyip içmemeliyiz
    ( Kandida Mantarı soğuk ortamlarda hızla çoğalır, ayrıca diğer neden ;Vücudumuz ısısı genellikle 36 derecedir , eğer soğuk bir madde vücuda girerse midemiz bunu ısıtmak için ekstra çaba sarfeder , bu da sindirimi zorlaşır , bu yüzden Ilık veya Sıcağa yakın şeyle yiyip içmeliyiz )

    * Betaine Hidroklorid ( HCL ) ve Pepsin içeren bir takviye kullanmalı
    ( Kandida Mantarı istilası altında kalan ve işlevsiz hale gelen mide yeterince Pepsin enzimi ve Asid salgılayamaz , Bunun sonucundada yediklerimiz sindirilmeden bağırsaklarımıza ulaşır ve kronik kabızlığın temelleri atılmış olur.
    Bu yüzden Kandida Hastalarının , Betaine HCL + Pepsin içeren bir destek kullanmalıdır , böylece Mide Asidi yükleselecek , kandida mantarı çoğalamayacak ve besinler yeterince sindirilip , İnce bağırsağa gönderilecektir )Bu 2 maddenin birlikte alınması önemlidir , aşağıda gördüğünüz ilk 2 tüpe bu maddeler ayrı ayrı konuyor ve son tüpte birarada kullanılınca besinin mükemmel sindirildiği görülüyor

    Daha geniş bilgiyi bu linkten okuyabilirsiniz
    http://beslenmebulteni.com/beslenme/?p=1758

  • #2


    Betain Adlı Besin Maddesinin Özellikleri ve Faydaları

    Bazen doktorlardan vücudumuzun düzgün çalışması için belirli besin maddelerine ihtiyaç duyduğumuz uyarısını alırız. Ayrıca doktorlar sağlık problemlerinden kaçınmamız için bazı alışkanlıklar edinmemizi ve belirli bir beslenme düzenini takip etmemizi de tavsiye ederler. Bu tarz konuşmalarda “betain adlı besin maddesinin” lafı geçtiği olmuştur. Fakat genelde doktorların bize dediklerinin yarısını anlarız. Betain adlı besin maddesinin faydalarını öğrenmek için bu yazımızı okuyun. Bu yazımızda, betainin vücudunuza yaptıklarını açıklamak için elimizden geleni yapacağız. Betain Nedir?

    Betain adlı besin maddesi doğal olarak oluşan bir bileşiktir. Betain vücudumuza hidrolik asit sağlar ve B12 vitamini, kalsiyum ve demir emilimi için gereklidir.
    Betain temel olarak, denge bozucu riskler meydana geldiğinde; metillerin her organda kullanılabilmesi için vücutta dağıtılmasını sağlar. Betain Açısından Zengin Gıdalar
    • Pancar: Pancar en iyi betain kaynaklarından biridir. Hatta bu sebze ismini betainden almıştır.
    • Balık
    • Ispanak
    • Brokoli
    • Sebzeler
    Betain Ne İşe Yarar?

    Homosistein Seviyelerini Düzenler

    Betain homosistein seviyelerinin düzenlenmesi ve düşürülmesine yardımcı olur. Vücudunuzda çok fazla homosistein bulunmasından kaynaklanan hastalıkların önlenmesinden sorumludur. Homosistein gerekli olsa da, herhangi bir probleme yol açmaması için düzenlenmesi gerekmektedir. Eğer vücudunuzda çok fazla homosistein varsa, kalp krizine, Alzheimer’a, kan pıhtılarına ya da felce yol açabilir. Betain Ciğerinizin Sağlıklı Kalmasını Sağlar

    Bu aminoasit, yağı ayrıştırmak ve karaciğeri mevcut hale getirmek için metillere bağlandığında lipofil olarak görev alır. Bu, karaciğer yağlanmasını önler. Bazı durumlarda betain hasta organların tedavisinde kullanılır. Bahsi geçen işlevlerin yanı sıra betain adlı besin maddesi:
    • Midede proteinlerin parçalanması için gerekli olan hidrolik asidi üretmesi sebebiyle sindirime katkıda bulunur.
    • Hücre içindeki su dengesini sağlayarak hücre dehidrasyonunu önler. Vücutta ihtiyaç duyulan sıvının aktarılmasına yardımcı olur.
    • Kreatin sentezine katılır ve kas gelişimini güçlendirir.
    Betainin Faydaları

    Yukarıda açıkladığımız her bir işlev sağlık açısından pek çok fayda sağlamaktadır. Vücudunda yeteri kadar bu besin maddesinden bulunan kişilerin:
    • Sindirim sistemi problemi yaşama riskleri daha azdır. İyi bir sindirim için gerekli olan asit seviyesini düzenleyebilirler.
    • Daha az yağa sahiptirler ve bu sayede karaciğerleri daha sağlıklıdır. Karaciğer etrafındaki yağ fazlalıkları ile savaşabilirler.
    • Metiller sayesinde daha sağlıklı damarlara ve daha sağlıklı bir kardiyovasküler sisteme sahiptirler. Kanları daha serbest şekilde akar.
    • Kas dayanıklılıkları ve kuvvetleri daha fazladır. Daha fazla nitrik oksite sahip oldukları için, fiziksel faaliyetler esnasında daha dayanıklıdırlar.
    Çoğu sporcu bu besin takviyesini alır. Bu besin maddesinden çok fazla insan bahsetmese de, betain vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesine yardımcı olur. Gördüğünüz üzere, günlük rutinde bu maddeye ihtiyaç duyarsınız ve bu madde bazı rahatsızlıkların oluşmasına engel olur. Doğal olarak üretilen ve gıdalarla alınan betainin yanı sıra betain takviyesi de alabilirsiniz. Alınması gereken miktar insandan insana değişir ve yan etkilerin görülmemesi için her hastanın doktorunun tavsiyelerine uyması gerekir. Betain Takviyesinin Yan Etkileri

    Bazı uzmanlar farklı sağlık problemlerine müdahale etmek için betain içeren ilaçlar verirler. Tüm kimyasallarda olduğu gibi, betainin de aklınızda bulundurmanız gereken bazı yan etkileri vardır. Aşağıdaki yan etkilerden birini yaşarsanız doktorunuza başvurun:
    • Bulantı
    • Vücut kokusunda değişiklik
    • Bayılacak gibi hissetme
    • Kas zayıflığı
    • Görmede bozukluk
    • Hafıza sorunları
    • Motor zorlukları
    Bu yan etkilerden bazıları betain tedavisi gören kişilerde beyin ödemi olduğunu ortaya çıkarır. Bu yüzden, betain kullanılmasının bırakılması ve uygun testlerin yapılması önerilir.

    50 yaşından sonra betain üretimi azalır. Farkındalığın artırılması ve beslenmenize betain açısından zengin gıdalar eklemeniz organik bir denge yaratmanızı sağlayacaktır. Ayrıca kimyasal betain inkorporasyonunu analiz etmek için hastaneye de gidebilirsiniz.

    Yorum yap


    • #3
      KANDİDA Mantarı: 250 Milyon Amerikalıya Bulaşmış Olan Parazit



      Bir parazitin vücudunuzu kendi beslenme alanı olarak kullanacağını tüm sindirim sistemini kontrol altına alacağını vücudunuzu içten dışa yavaşça tahrip ederken, sizi aniden şeker krizine zorlayacağını kimse düşünemezdi. Bültenimizin bu sayısında Whole Body Research International’da gıda bilimi direktörü Craig Competer tarafından video gösterisi olarak hazırlanan ve Gültekin Metin tarafından Türkçeye çevrilen yazıyı okuyacaksınız.

      KANDİDA Mantarı: 250 Milyon Amerikalıya Bulaşmış Olan Parazit

      Kuzey Amerika’da bir parazitin vücudunuzu kendi beslenme alanı olarak kullanacağını önce midenizi sonra da tüm sindirim sistemini kontrol altına alacağını vücudunuzu içten dışa yavaşça parçalarken, sizi aniden yiyecek aşermeye zorlayacağını kimse düşünemezdi.

      Hükümetler sonunda New York ve Meksika’da bununla uğraşmak ve durdurmak için ciddi tedbirler almayı kabul ettiler. Ama siz bunu izlerken çok geç kalınmış olabilir. Adım Craig Competer, Whole Body Research International’da gıda bilimi direktörüyüm. Son 24 ayımı, bilim insanları ve doktorlardan oluşan ekibimle Amerika’da 250 milyon kişiye bulaşmış bu paraziti durduracak bir yol arayarak geçirdim.

      Belki de en korkunç şey, belirtilerin yavaşça ortaya çıkması, sizi tamamen ele geçirinceye kadar ve tıbbı destek almaya zorlayana kadar, yorgunluğu, kilo almayı ve uykusuzluk gibi belirtileri anlayamıyoruz. Önümüzdeki bir kaç dakika size bulaşıp bulaşmadığını anlamak için yapabileceğiniz basit bir test göstereceğim.

      Geri dönüşü olmayan bir hasar vermeden nasıl kurtulabiliriz?

      Aynı zamanda hükümetin buna izin vererek nasıl çuvalladığını ifşa edeceğim ve bunu düzeltmek için nasıl çabaladıklarını…

      Uyarı!

      Sizinle paylaşmak üzere olduğum bilgi tartışmaya yol açıcıdır. Çünkü bu parazit beklenmedik bir yerden “gıda kaynaklarınızdan” gelmekte. Önümüzdeki birkaç dakikada bir kaç büyük kurumun çıkar için yaptığı uygulamaları ifşa edeceğim. General Mills, Nestle ve CocaCola gibi markalar halkın bunu keşfetmemesi için dua ediyorlar. Bu, sıradan bir politikacının aziz gibi göründüğü karmaşık bir rüşvet ağı. Ve yaptıklarını örtmek için, onlarca milyon doları yanıltıcı reklama harcıyorlar. Bu sıralar birileri perdeyi aralamaya başladı. İşte bu yüzden, son bir kaç aydır zamanımın ciddi bir kısmını ve kendi paramı görmenizi istemedikleri bu videoyu hazırlamaya harcıyorum. Eğer ailenizin sağlığı hakkında ciddiyseniz cep telefonunuzu kapatın oturun ve bu sunumun her bir kelimesini izlediğinizden emin olun. Görmek ve duymak üzere olduğunuz şeyler sizi şaşırtabilir ama aynı zamanda hayatınızı da kurtarabilir.

      Hadi başlayalım!

      1950′de Amerika’da kalp krizinden ölüm oranı 1900′lere göre dudak uçuklatır şekilde %30 arttı. 1950ler öncesinde sadece %10′du. Sadece 50 yıl içerisinde ölümcül kalp krizi 3 kat arttı. İnsanlar endişe verici oranda ölüyorlardı ve kimse neden kaynaklandığını anlayamıyordu Sonra 24 eylül 1955′de Amerika başkanı Dwight D. Eisenhower tüm ülkeyi paniğe sokan bir kalp krizi geçirdi. Kriz şimdi ciddiydi.

      26 Eylül Pazartesi günü Dow Jones o zamana kadar ki en büyük düşüşüyle %6.5 oranında 14 milyar dolar değer kaybetti. Büyük bir buhran yaşanıyordu. Başkan Eisenhower 25 Kasım’a kadar tekrar yürüyemedi. Ve yaklaşık 6 hafta, 11 Kasım’a kadar beyaz saraya dönemedi. Bu dönemde kalp krizi korkusu herkesin aklındaydı. Hükümet araştırmacısı Ancel Keys Harvard mezunu bir bilim adamıydı İkinci Dünya Savaşında Amerika ordusuna kumanya tasarımında yardım etti.

      Keys daha sonra, birinci dünya ülkeleri içerisinde Amerikalıların neden en yüksek kalp krizi oranına sahip olduğunu bulmak için yola çıktı. Daha sonra Yedi Ülke İncelemesi olarak bilinecek olan çalışmada Keys dünyada en düşük kalp krizi oranına Akdeniz uluslarının sahip olduğunu keşfetti. Aynı zamanda beslenmeleri en düşük yağ miktarını içeriyordu. Sonuçta kalp krizi problemi için Amerika’nın yüksek yağlı beslenme düzenini suçladı.

      Doğru ya da yanlış halk sonunda bir cevap aldı.1956′da Amerika Kalp Birliği temsilcileri ölümcül koroner kalp hastalığına sebep olan margarin, domuz yağı, yumurta ve sığır eti gibi yağlı yiyecekler içeren beslenme düzeni hakkında halkı bilgilendirmek için televizyonda göründü. Hükümet sağlık birimleri kendilerini ve ailelerini korumak için halka az yağlı diyetleri tavsiye etmeye başladılar. Nasıl az yağlı yeneceğine ilişkin okullarda broşürler dağıtılmaya başlandı. Kimse başkanla aynı kaderi paylaşmak istemiyordu ve daha da kötüsü ölmek istemiyorlardı. Çoğu Mr. Keys’in düşüncelerinden memnundu. Adı duyulmuş bir kahraman haline geldi.



      Hatta Time dergisine kapak oldu. Gerçi kendisi konu hakkındaki düşüncesini yıllar sonra değiştirdi. Kısa bir süreliğine az yağlı beslenmenin kalp krizine tek kesin çözüm olarak uluslararası kabul gördü. Lakin bundan memnun olmayan bir sektör vardı, bunlar büyük gıda işletmeleriydi. Önceki iki temel bulguyu görüyorsunuz. Daha fazla ürün satmak için en favori yöntemleri daha fazla yağ eklemekti.

      Gıda bilim adamları yağın lezzet taşıyıcısı olduğunu keşfettiler. Tat ve koku bileşenlerini besinin farklı kısımlarına verebiliyorlardı Doku ve ağız hissiyatı sağlayarak daha lezzetli hissedilmesini sağlayabiliyorlardı. Yağsız yiyeceklerin tatları karton gibiydi. Ama şu an halk yiyeceklerinin az yağlı olmasını talep ediyor. İnsanlar daha doğal, az yağlı alternatiflere yöneldikçe işlenmiş konserve ürünler yenmemeye başlandı. Etiket üzerinde az yağlı yazmıyorsa insanlar almayı bıraktılar. Büyük işletmeler, ürünlerine az yağlı ama lezzetli denmesi için yeni bir çözüm için çabaladılar.

      Bilim adamları onlarca kişi tarafından arandı ve sonunda daha iyi bir şey buldular. Bu yeni tatlandırıcılarda, yağda olmayan şekilde bağımlılık yapan bir şeyler var. Birçok isimle bilinir, ama siz onu en iyi “rafine şeker” olarak bilirsiniz. Gıda endüstrisi bunun tehlikeli olduğunu biliyordu Hatta 1950′lerdeki doktorlar onun yaptıklarını tartışıyorlardı 1808 gibi yakın bir geçmişte şekerin sağlıksız olmakla kalmadığı aynı zamanda zehirli olduğuna dair çalışmalar yapıldı.

      İnanın ya da inanmayın şeker üreticileri, bugün olduğu gibi reklam kampanyalarını geri çekiyorlardı. 1808′de Batı Hindistan komitesi aynı zamanda büyük bir şeker işletmesi İngiliz avam kamarasından önce şekerin beslenme ve inek, koyun, domuz besisi için iyi olduğunu ispatlayabilen herkese bugünün parasıyla 1000 dolar değerinde 25 Gine teklif etmek amacıyla ortaya çıktı.

      Hayvanlar için besin her zaman pahalı olmuştur. Şeker ucuzdu ve birçok çiftçi güzel sonuçlar umarak girişimde bulundu. 25 gine yeni ve ucuz bir besin kaynağı için sadece bir bonustu. Ama tahmin edebileceğiniz gibi girişimler tam bir felaketti. Birçoğu çiftlik hayvanlarının ölümüyle sonuçlandı. Meclis üyesi John Curwen kendisi de bu girişimde bulundu buzağılarını şeker ile beslemeye çalıştı. Deneylerden sonra, iyi tanınan bu politikacı başarısız oldu.

      Batı Hindistan Komitesi vazgeçti. Sonra 1816′da ünlü Fransız filozof F. Magendie kendine ait köpekler üzerinde bir deney yaptı. Şeker ve zeytinyağı içeren su ile beslenen köpeklerin çabuk tükendiğini sadece su ile beslenen köpeklerden daha çabuk öldüklerini belirledi. Bu şekerin besin olarak değersiz olmakla kalmadığını, aynı zamanda negatif etkilere de sahip olduğunu gösterdi. Bu şeker tüccarlarını o anki şartlara göre susturdu. 1957′ye geri gidelim…

      Yağ kullanım dışı!

      Gıda endüstrisi, şekerli gıda paketlerinin tüm lezzet testlerini geçtiğini belirledi ama halk onları satın alacak mıydı?

      Henüz 1930′lu yıllarda, Dr. Weston A. Price Ohio’dan araştırmacı bir diş hekimi farklı kültürleri ve beslenmelerini gözlemlemek için tüm dünyayı dolaştı. 1939′da korkutucu gerçeği açığa çıkaran bir kitap (Nutrition and Physical Degeneration) yayınladı. Kitapta, besin kaynaklarının içerisinde rafine şeker bulunan kültürlerdeki dişler ve sağlığa ilişkin sonuçlar vardı. Şeker hala kötü bir nama sahipti.

      Büyük işletmeler yeniden harekete geçme ihtiyacı duydular. Sonra 1957′lerde meşhur Prof. E. V. McCollum o günlerde Amerika’nın en çok tavsiye edilen beslenme uzmanı ”Beslenme Tarihi” adlı bir kitap yayınladı Kitapta, 1800′lerden beri şeker tüketiminin insan sağlığına zararlı olduğuna dair onlarca deney olmasına rağmen tüm o deneylerin insan hatalarından dolayı kusurlu olduğunu tartıştı.

      Bu kitap yayınlandı ve bugünkü en çok satanlar gibi reklamı yapıldı. Ama bu para nereden geldi? Hiçbir dişçi bu denli geniş ölçekte yayın yapacak paraya sahip olamazdı. Hadi yüzleşelim! “Beslenme Tarihi” bir kitabı raflardan uçuracak derecede çok sattıracak bir başlık değil. Kitabın içince bir bakış herşeyi aydınlattı Nutrition Foundation anonim şirketi tarafından yayınlanıp pazara sürülmüştü ki o da Nutrition Foundation’du.

      Tüm zamanların önde gelen şeker işletmelerinden olan bu öncü kuruluş American Sugar Refining Company, Coca Cola, Pepsi Cola, Curtis Candy Company, General Foods, General Mills, Nestle, Pet Milk Company and Sunshine Biscuits firmalarını içine alan yaklaşık 45 firma.

      Ve Amerikalılar bunları satın aldı mı?

      Hem de hiç görülmemiş boyutlarda. İşlenmiş besin satışları fırladı. Yaptıkları tek şey etiket üzerine az yağlı yazmak ve içine bir miktar rafine şeker eklemek ve sonra çılgınlar gibi satsın. San Fransisco, Kaliforniya Üniversitesinden Dr. Robert Lustig tarafından yapılan 2012 yılındaki çalışması, şekerin insan beyninde kokain kadar bağımlılık yaptığını ortaya çıkardı. Aynı miktarda dopamin açığa çıkarıyor bizi daha ve daha da fazlasını istemeye zorluyordu. İnsanlar yeni şekerli ürünleri daha fazla tüketmeye başladılar. Gıda işletmeleri, satışları arttıkça daha fazla şeker kullanmaya başladılar.

      Şeker sosis, yoğurt, spagetti ve ekmek gibi hiç tahmin etmediğiniz gıdalar içine de girmeye başladı. On yıllar geçtikçe sorunlar baş göstermeye başladı. Ama her seferinde işletmelerin bir cevabı vardı. 1965′de ürünleri, dürüstçe ve öğretici olarak paketleme şeklinde, adil paketleme ve etiketleme hareketi başladı.

      O yıllara kadar halk, şekere sıcak bakmıyordu ama bu fark etmedi, işletmeler, yeni formlara sokup yeni isimler yaratarak. Şekere yeni bir ün kazandırdılar. Halk yiyecek etiketi üzerinde “şeker” ismini hiç görmedi ama hala içeride saklanıyordu. Bazı isimle şu şekilde geçiyor: agave (sabır otu) nektarı esmer pirinç şurubu, yüksek früktozlu mısır şurubu, dekstoz, buharlaştırılmış kamış şurubu, glükoz, laktoz, malt şurubu, şeker kamışı, sakkaroz.

      Diğer klasik örnek, şeker fırsatçılarının reklamlarda doğal kelimesini kullanması oldu. Sloganları “doğal ürünlerden oluşur” oldu ama tüm doğal şekerler doğal içeriklerden yapılırdı; eroin ve kokainde olduğu gibi. 1970′lerde, rafine şekerin zararlarını içeren çalışmalar ortaya çıktı ve tüm diğer formları ifşa edildi. Amerikan halkı uyanmaya başladı 1950′lerden bu yana ilk defa yüksek şekerli gıda satışları yavaşladı ama işletmeler bunun için de hazırlıklıydı. Kendilerine yeni bir silah geliştirmek için sıkı çalıştılar.

      Yapay Tatlandırıcılar” en çok bilineni düşük kalorili tatlandırıcılar oldukları, çoğunlukla eşdeğer ya da nötr tatlandırıcı olarak bilinir FDA (yiyecek ve içecek idaresi) tarafından onaylanma hikayesi de burada başlıyor. Bu sırada diyet çılgınlığı da tam faaliyet halindeydi ve diyet gıda piyasası milyar dolarlık bir endüstri haline geldi. 1973′de yasaklandılar. Diğer bir yapay tatlandırıcı, siklamat, hayvanlarda yapılan testlerde tümöre neden olduğu anlaşıldığında hemen yasaklandı.

      Aspartam (yapay tatlandırıcı) başlangıçta FDA tarafından reddedilmişti ama geliştiricisi G.D. Searle buna katılmıyordu ve FDA’e 100 farklı araştırma sunumu ile zararsız olduğunu gösteren G.D. Searle’in çalışmaları finanse edildi. Neden yapılmasın ki? Eğer bir kez onaylanırlarsa milyarlar kazanabileceklerini biliyorlardı. Ama G.D. Searle’in çalışmalarının tersine yapılan bağımsız çalışmalar ürünün insan tüketimi için tehlikeli olduğunu ortaya çıkardı.

      Ürünlerin güvenlik testlerini yanlış bildirdikleri için, tarihte ilk kez FDA, bir gıda üreticisine adli soruşturma başlattı. Soruşturma sonuçları şok ediciydi. Ölü laboratuar hayvanları, ölümlerinden sonra aylarca hatta yıllarca otopsi yapılamamıştı. Böylelikle kokuşma, tümör verilerini hatalı gösteriyordu. Tümörlü bulunan hayvanların tümörü kesilip atılıyordu Tümörü alınan bu hayvanlar normal olarak etiketleniyordu.

      Açıkça görülen tümörler normal olarak etiketlenmişti. FDA son olarak, aspartam kullanılmaması kararını kolaylıkla verdi. Ama bunu kirli politik hileler takip etti. Abraham Lincoln’un kemikleri sızlamış olmalı G.D. Searle ilk olarak araştırmayı yürütmesi için Amerika avukatlarını tuttu. Samuel Skinner, öncelikle Amerika Avukatlar Bürosundan istifa ederek soruşturmayı yavaşlatmış oldu. Sonra Searle ile anlaştı!

      Bundan sonraki yıl Donald Rumsfeld Searl’e CEO olarak işe alındı. Evet bildiğiniz Donald Rumsfeld, Bush yönetiminde savunma sekreteri olan. Bazı politik yüzleri üst yönetim pozisyonlarına atadı Ve bir yıl içerisinde aspartamı onaylatacağını ilan etti. O sırada Reagan henüz seçilmişti ve Rumsfeld Ronald Reagan’ın yeni FDA temsilcisi seçmekle yetkili geçiş takımının bir parçasıydı Arthur Hull Hayes, Jr. adlı kişiyi atadılar. Arthur Hayes’in FDA delegesi olarak ilk işlerinden biri son kararı gözden geçirecek ve aspartamı kabul edecek 5 kişilik bir kurul atamaktı. Kurulun 3 üyesi, hayvan tümörlerine atıfta bulunarak kabul etmemek üzerine oy kullandı.

      Bunun üzerine Hayes’in yaptığı basitti; kurula altıncı bir üye atamak ve oylamayı 3′e 3 bağlamak. Gıda katkıları hakkında hiç birşey bilmeyen Hayes kendisinin de bir delege olduğunu ve oy kullanması gerektiğine karar verdirerek oyunu olumlu yönde kullandı. Bu entrikadan kısa süre sonra Hayes FDA delegesi görevinden istifa etti ve sonra Searl tarafından yılda yüzbinlerce dolar kazandığı bir pozisyonda işe alındı. Biliyorum bu, politik bir korku filminden bir masalmış gibi geliyor ama ne yazık ki yüzde yüz doğru. Bütün bunlardan sonra aspartam onaylandı. CocaCola diyet kola yapmak için kullanmaya başladı. Öyle ki sonrasında hızlı kilo verdirici olarak pazarladılar O ilk yılda, FDA 600 üzerinde tüketici şikayeti aldı.

      Bu yeni yabancı madde hakkında şikayetler: baş ağrısı baş dönmesi ve diğer garip reaksiyonlardı. Vücutlarımız bunların üstesinden gelecek şekilde tasarlanmamıştı. Ama gıda işletmeleri yapacağını yaptı. Son 30 yılda, artan bir şekilde, bu rafineri şekeri, yapay tatlandırıcıları, koruyucular ve diğer doğal olmayan maddeleri bize hiçbir tercih hakkı vermeden, gizlice besin maddelerimize eklediler. Şu an yıl 2013 ve hükümetler sonunda öğrendiler ve şimdi geriye doğru bu pisliği temizlemeye çalışıyorlar.

      Mart 2013′de, New York belediye başkanı Michael Bloomberg, kendi şehrinde 500 gr üzerindeki diyet ve normal gazlı içecekleri yasaklayarak şeker ve tatlandırıcı tüketimini azaltmak için mücadeleye başladı. 2013 eylülünde, Amsterdam Sağlık Hizmetleri müdürü Paul Bender şekerin bağımlılık yaptığını ve dikkatlice düzenlenmesi gerektiğini dile getirdi. Ve geçtiğimiz ay, Meksika gazlı içecek üzerine büyük vergiler koyarak harekete geçti tıpkı Amerikan hükümetinin sigaralarda yaptığı gibi Ama sigara gibi, bu tehlikeli katkı maddeleri de toplumun kalıcı bir parçası kabul edilmeye başlandı.

      Tüm bunların sonucu nedir?

      Tüm bu doğal olmayan şeyleri, vücudumuza aldığımızda gerçekte neler oluyor? F. Magendie’nin çalışmasındaki köpekler beslenmelerine şeker eklendiğinde neden daha hızlı öldüler? Neden geçmişe göre daha fazla insan hasta oluyor? Neden şişmanlık daha önce görülmediği kadar çok insanı etkiliyor? Neden 2020 yılı için tahmin edilen kanser oranı yüzde 50′ye fırladı? Cevap, beni korkuttuğu gibi sizi de korkutuyordur. Doktorlar bunun, kuzey Amerika’yı vuran sigara, çocuk felci, HIV ya da hepatit gibi en geniş alana yayılmış sağlık afeti olduğunu söylüyorlar. Yaşamımız boyunca tek bir şey Amerikalıları bu dört şeye göre daha fazla etkileyecek 2005′de Rice Üniversitesi moleküler biyologları Amerikan halkının zaten %70′inin etkilenmiş olduğunu tahmin ettiler.

      Peki, bu nedir?

      Bu, doğal olmayan elementlere maruz kalmamızın sonuçları ve biz konuşurken gıda işletmecilerinin milyon dolarlar harcayarak örtbas etmeye çalıştıkları şeydir. Katilin kendisinden de biraz yardım alıyorlar. Çünkü bu hastalık sizi içten ele geçiriyor. Çoğu insan çok geç olmadan önce onun orda olduğunu bilmez. Adı “KANDİDA” , diğer adıyla “Amerikan Paraziti” ‘pamukçuk mantarı’. Kandida bir mantar çeşidi ve mantar ailesinin tek hücreli bir üyesi. Peki, bu nereden geldi? Afrika’dan bir botla mı taşındı? Ya da çiftlik hayvanlarından mı geldi?
      KANDİDA Mantarı: 250 Milyon Amerikalıya Bulaşmış Olan Parazit

      April 4, 2014
      0
      661

      Share

      Aslında hayır.

      Sindirim sistemimizde bazısı iyi, bazısı kötü 100 trilyon bakteri ve mantar yaşıyor. Kandida da bunlardan birisi ve buranın yerlisi. Sistem dengede olduğu sürece %80 iyi mikropa karşı %20 kötü mikrop vardır. Böylece sindirim ve bağışıklık sisteminiz normal olarak çalışmaya devam eder. Ama işte burası problemin başladığı yer. Kandida mantar ailesinin bir üyesi ve mantarların neyi yemeyi seviyor biliyor musunuz?

      Bildiniz!

      Rafine şeker, yapay tatlandırıcılar ve koruyucular… Tüm bunlar, besin kaynaklarımıza 50 yıldan fazladır eklenen şeyler. Belki geçmişte, bilim dersinde petri kabına mantar koyarak deney yaptınız ve büyümesi için şekerle beslediniz. İşte şu an midenizde olan şey de bu. Hadi o resmi tekrar gözden geçirelim. Bunlar petri kabında büyüyen gerçek Candida Albicans, bir mantar çeşidi.

      Kandida’yı beslediğinizde daha hızlı, daha hızlı ve daha hızlı yavrulamaya başlar ve kalın bağırsaklardaki iyi bakterilere karşı kısa sürede sayıca üstünlük sağlar. Sonuçta ince bağırsaklara mideye, yemek borusuna ve ağıza geçer. Çok geçmeden vücudunuzun diğer kısımlarına yayılmaya başlar.

      Mutlu bir yaşam sürme gücünüzü zayıflatıp, sonuçta ciddi tıbbi sorunlarla karşılaşırsınız. Yorgunluk, kilo alma, uykusuzluk, şişkinlik ve gaz, hassas mide sendromu, kabızlık, deri problemleri, mantar enfeksiyonları…

      Bunlar Kandida’nın vücudunuzda oluşturduğu hasarların sadece birkaçıdır. Bu belirtilerin herhangi birinden şikayetçiyseniz bu parazitten kaynaklanması çok muhtemeldir. Antibiyotik aldığınızda Kandida büyümesi daha fazla artmakta ve diğer iyi bakteriler de ölmekte ve bunu kontrol altında tutmak da zorlaşmaktadır.

      Tüm bunlardan dolayı şu an bu video hazırlanırken 2013′ün dördüncü çeyreğinde doktorlar, Amerikalıların yüzde sekseninin Kandida’nın aşırı büyümesinden etkilendiğini tahmin ediyorlar. Dr. David Perlmutter, şovundan tanıyabileceğiniz Dr. Mehmet Öz’ün kişisel danışmanı ve onun Grain Brain’i son zamanlarda New York Times en çok satanlarda beyan edildi. ”Klinik ortamda bu sağlık durumlarıyla uğraşan bizler, şu an neredeyse bir salgına tanık oluyoruz

      Dr. David Perlmutter Kandida’nın çok tehlikeli olma sebebi direkt sindirim sistemini etkiliyor olmasıdır. Çünkü sindirim sistemi, en geniş iç organımız aynı zamanda bağışıklık sisteminin evidir. Bu yüzden sindirim sisteminiz zayıf düştüğünde, hastalıkla mücadele kabiliyetimiz de zayıflar ve hastalık tedavi edilmediğinde hayatınızın tüm alanları etkilenmeye başlar.

      Kandida uzmanı ve çok satan kan şekeri çözümü kitabının yazarı Dr. Mark Hymen tarafından derlenen yaygın Kandida belirtileri listesi şu şekilde.

      Genel belirtiler: kronik yorgunluk, enerji kaybı, genel halsizlik, düşük cinsel arzu, yiyeceklere, kimyasallara ve diğer alerjenlere karşı hassaslık egzama, sedef hastalığı, hassas mide sendromu, ayak mantarı…

      Mide-bağırsak semptomları: pamukçuk, ağız içi beyazımsı plaklar, şişlik ve gaz mide krampları, makat kaşıntısı, ishal ve kabızlık gibi değişen mide fonksiyonları, mantar enfeksiyonları, sık idrar yolu enfeksiyonları, idrar yolu hassasiyeti.

      Hormonal şikayetler: acılı ve kanamalı adet düzensizliği, adet öncesi sendromu, fibroit yetmezlik.

      Sinir sistemi belirtileri: depresyon asabiyet, konsantrasyon bozukluğu.

      Bağışıklık sistemi belirtileri: alerjiler, kimyasal hassasiyetler, düşük bağışıklık fonksiyonları.

      Geçmişinizde; kronik mantar enfeksiyonları, enfeksiyonlara karşı kronik antibiyotik kullanımı, sivilce ya da doğum kontrol hapı kullanımı, ya da oral steroid hormon kullanımı varsa; Kandidaların aşırı çoğalma olasılığı artmıştır. Kandida hakkında en ürkütücü şeylerden biri istediği yiyeceklerden daha fazla alması için canınızı çektirerek sizi programlamaya başlamasıdır. Kandidalar tat alıcılarını, beyin kimyasallarını ve hormonları gasp ediyor ve bu da daha hızlı büyümesini ve sizi daha fazla harap etmesini sağlıyor.

      Ekmekler, şekerler, rafine karbonhidratlar, gazlı içecekler, kızartmalar, makarna, pizza ve pasta gibi karbonhidrat ağırlıklı gıdalar ve tabii ki tatlılar ve şekerlemeler. Sık sık bunları canınız çekiyor mu? Öyle ise bu, büyük ihtimalle sizin sağlıksız bir yiyici olduğunuzdan değil kötü bakterilerin üstünlüğü ele almasından olabilir. Onlar aşağıda sindirim borunuzda ve beni besle diye çırpınıyorlar. Sizi yemek istemeye zorluyorlar. Bu da durumunuzu zora sokuyor, kilo aldırıyor ve onları içermeyen tam olarak zahmetli bir diyete girmenize sebep oluyor.

      Kandidalar aynı zamanda şişmanlığın bir numaralı sebebi olarak birçok çalışmaya konu oldu. Dr Carolyn Dean ve Dr William Crook’un 2005 yılında yazdıkları kitapta (Mantar Bağlantısı ve Kadın Sağlığı) şöyle söylüyorlar; ”birçok kadın, vücutlarındaki belirtilerin çoğunun mantardan kaynaklanabileceğinden kuşkulanmaz. Neyin gerçekte yanlış gittiğini bilmeden ve kusur için kendini suçlayan kadınların sayısı genel anlamda milyonlarla ölçülüyor. Kilo veremeyen ve nedeni hakkında hiç bir fikri olmayan milyonlarca kadın!”

      Aynı şey erkekler için de geçerli. Bir kez mantarlar etkisizleştirildiğinde birçok diyet planıyla verilemeyen kiloların inatçı göbek yapılarının bile hızlıca ve kolayca verilebildiği fark edildi.

      Hadi şimdi bunu nasıl düzelteceğimizi konuşalım. İşte güzel haber: iyi hissetmeye başlamak için tüm Kandida’lardan kurtulmanıza gerek yok. Onları dengelemelisiniz. Daha önce de belirttiğim gibi bağırsağınız aynı zamanda birçok iyi bakterinin de evi.

      En iyi hissetmek için seksene yirmi oranını tutturmanız yeterli. %80 iyi bakteri %20 kötü bakteri ve mantar. Bunu yapmanın 2 yolu var!

      Birincisi, tamamen doğal beslenmek. Bu, işlenmiş gıdalardan, rafine şeker ve karbonhidratlar, yapay tatlandırıcılar ve beyaz ekmekten uzak durmak anlamına geliyor.

      Ardından vücudunuzu, “PROBİYOTİK” isimli iyi bakterileri içeren gıdalarla desteklemelisiniz.

      Probiyotikler, midenize girerek Kandida’ya sayıca üstün gelecek şekilde koloni kuran, güçlü bir orduya benzeyen iyi bakteri kümeleridir. İlk defa Nobel ödüllü fizyolog Ilya Metchnikoff tarafından dikkat çekildiler (1912). O zamanlar Bulgarların, dünyadaki herkesten fazla yaşadığını işaret ederek nasıl olduğunu araştırdı ve yoğurt ağırlıklı beslenmeden kaynaklandığı sonucuna vardı. Hatta bulduğu ilk probiyotik soyunu, onlara hürmeten Lactobacillus Bulgaricus olarak adlandırdı.

      Yüksek probiyotikli besin içeren, lahana turşusu, kefir, zeytin ve fermente sebzeler tüketir, buna karşılık doğal olmayan şeyleri beslenmenizden çıkarırsanız sonucunda bağırsağınız kendini dengeler. Ama hadi gerçekçi olalım. Bugünün dünyasında bu neredeyse imkansız. Kim bir restoranda yemeğe gitmez ki veya arkadaşına öğle yemeğine gitmez ki? Neyse ki şimdi daha iyi bir yol var.

      Bilim adamları, beslenmenizi değiştirmek zorunda kalmadan midelerinizi probiyotikle yüklemenin iyi bir yolunu buldular. Bu yaşayan bakterileri hap formuna sokmayı başardılar. Böylece bunları her türlü yemekle birlikte alabilirsiniz. Yediğiniz kötü yemeğe rağmen bağırsaklarınızda iyi bakteri üretir ve sizi kendiliğinden doğru oranda dengeler. Bu gerçekleşirken vücudunuzda birçok heyecan verici değişiklikler olabilir. Daha fazla enerjiniz olabilir, daha zinde ve daha aktif hissedip işlere daha konsantre olabilirsiniz. Daha zeki, daha üretken ve daha yaratıcı hissedersiniz. Gıdalardan daha fazla enerji alabildiğiniz ve gıdalardan kolaylıkla faydalandığınız için daha fazla kahve ve kafeine ihtiyaç duymazsınız.

      Harward Tıp Fakültesinde Beslenme ve Çocuk Sağlığı Profesörü, Dr. Alan Walker, yeni bir kanıt bildirdi. ”Klinik araştırmalarda, beslenmeye iyi bakteri eklemenin sağlıklı sindirim ve bağışıklık sistemine destek olduğunu gösterdi. Bu sizin hastalıklarla mücadele kabiliyetinizi daha da güçlendirir. Böylece daha az hasta olursunuz.”

      Finlandiya Helsinki’de 2001′deki bir çalışmada, günlük bakım merkezlerindeki çocuklara probiyotikli ve probiyotiksiz süt verildi. Probiyotik takviyeli sütü içenlerde, diğerlerinden %17 daha az solunum yolu hastalığı görüldü ve %16 oranında daha az kişi hasta olduğunu bildirdi.

      Yakınlarda, Harvard Tıp Fakültesi, resmi olarak vajinal mantar enfeksiyonlarını önlemede probiyotik etkisini duyurdu. Aynı şekilde antibiyotikle uyarılmış ishali de. New York Times en iyi satan yazarlardan ve Cleveland Kliniğinde sağlık memuru şef Dr. Michael F. Roizen: ”Sindirim sistemine olan yararlarının genel sağlımızı da etkilemesi nedeniyle, probiyotik alımının, gerçekten faydalı bir alışkanlık olduğunu” söyledi. Bağırsaklardaki işlemler daha etkin oldukça, birçok kişi kiloların azaldığını fark etti. Geçmişte kilo verme sorunu yaşadıysanız bu Kandida’dan kaynaklanmış olabilir. Sindirim yollarını tıkayıp, metabolizmanızı fazlasıyla yavaşlatmış olabilir. Ayrıca karbonhidrat ve şeker aşermelerinizin yok olduğunu fark edeceksiniz.

      Görünüş ve hissediş olarak sizi harika yapacak, tam olarak kendiniz sağlıklı gıdalar aşerirken bulacaksınız Neticede sindirim yollarınız tüm vücudunuzdaki hücrelerin %90′ını oluşturuyor. Yani bu temizliğin, sizi tamamen yeni bir kişi gibi hissettirmesi sürpriz değil. Bitirmeden önce önemli bir konudan daha bahsetmek istiyorum. ”Bağırsaklarına dikkat etmemenin maliyeti” hakkında konuşmamız önemli. Çünkü bu kendi kendini düzeltebilen bir problem değil.

      Şişmanlık, hassas mide sendromu, cilt döküntüleri, azalmış cinsel dürtüler, düşük enerji, obezite ya da uykusuzluktan şikayetçiyseniz Amerikalıların %80′inde bulunan kandida aşırı çoğalmasına sahip kişilerden olabilirsiniz. Esaslı bir beslenme değişikliğine gitmediğiniz sürece bakteri büyümeye devam ederken, belirtiler sizin için daha da kötüye gidecek.

      Şu şekilde düşünün: diyelim ki aniden artık dişlerinizi fırçalamamaya karar verdiniz, plaklardan oluşan yapı, savunmasız kalan bağırsaklarınızda olacaklarla aynı. Tabii ki bir süre iyi hissetmeye devam edersiniz, ama sonucunda diş çürükleri oluşmaya başlar, ardından dişinizi kaybedersiniz ve hiç şansınız kalmaz. Ve tıpatıp aynısı şu an bağırsaklarınızda da gerçekleşiyor. Dişlerinizde bakteri üremesini sağlayan besinler, ardından midenize giden aynı besinler, yani taşınan bakterilerin etkilerinin de aynı olacağını düşünmek mantıklı, ama bağırsaklardaki sonuçları daha ağır olur.

      Ağız ve dişleriniz elbette önemli, ancak vücudunuzun sadece ufak bir parçası, oysa sindirim sisteminiz sizin özünüz. Fiilen vücudunuzun diğer kısımlarından 10 kat daha fazla hücre içeriyor. Tedavi edilmezse, sağlığınızı kimsenin yaşamasını istemediğim şekilde etkilemeye başlar ağız kokusu, kabızlık, reflü, hazımsızlık, yorgunluk, uykusuzluk, deri problemleri bunlar sadece ilk belirtiler. En korkunç kısmı ise bağışıklık sisteminizin %70′i sindirim sisteminde bulunuyor.

      Bağışıklık sistemi düzgün çalışmazsa sadece hastalığa yatkın olmakla kalmaz, aynı zamanda ciddi hastalıklara yakalanabilirsiniz, ülseratif kolit, lupus (deri veremi), MS (multipi skleroz), eklem iltihabı gibi… Ve artık bunlar, bağırsaklarınızı dengelemekle tedavi edilemez. İşte bu yüzden, çok geç olmadan, bunu hemen halletmeniz gerekiyor. Çok şükür ki kötü bakteriye karşı savaşmanın kolay bir yolu var. Basitçe yemekle birlikte günlük bir kapsül probiyotik alın. Birkaç gün içerisinde vücudunuzda heyecan verici değişiklikler hissedeceksiniz. Kendinizi daha iyi uyuyup, daha dinlenmiş uyanarak bulacaksınız.

      Bu yeni heyecan verici enerjiyle, dünyayla daha rahat başa çıkarsınız. Artık yemeklerden sonra yorgun değilsiniz ve kendinizi kötü besinleri aşerirken bulmazsınız. Ama bir kez pizza ya da dondurma ile kaçamak yaptığınızda direk kalçalarınıza gitmeyeceğini bilerek iyi hissetmeye devam edersiniz.

      Tuvalet alışkanlıklarınız düzene girerse şaşırmayın. Çünkü artık bağırsakların esiri değilsiniz. Çok sayıda tuvalete gidiş artık tarihe karıştı. Vücudunuz artık bir besin yakma makinesi olduğundan kilonuz azalmaya başlar. Artık yağ ve şeker depolama yok. Muhtemelen kendinizi kafein, karbonhidrat ve şekere ihtiyaç hisseder bulmayacaksınız. Vücudu daha genç, daha seksi ve daha enerjik oldukça, birçoğu seks isteğinin arttığını söylüyor.

      Vücudunuz, besleyici öğeleri besinlerden daha iyi aldıkça teniniz daha genç ve sıkı görünebilir teninizi yenileyerek size sağlıklı ve dinç bir görünüm vererek. Ve sonrasında tam olarak ne olacağını söyleyeyim birkaç gün ya da birkaç hafta sürebilir, ama kesinlikle gerçekleşecek olan şey, ben ona “büyülü an” diyorum.

      Büyülü an, bir gün uyandığınızda bir şeylerin farklı olduğunu, duyularınızın daha güçlü hissettiğini daha atik, dengeli ve her şeye hazır olduğunuzu fark ettiğiniz andır. Hava berrak ve vücudunuz canlı hissediyor. Serotonin seviyeniz artmış ve ruhunuz her şeyi tam olarak doğru hissediyor. Sonra başından beri biz insanların, yaşaması gerekenin bu olduğunu anlıyorsunuz. Ve artık vücudunuz iyi ayarlanmış bir makine gibi çalışıyor. Bunun her zaman inanılmaz hissettireceğini biliyorsunuz. Bu gerçekte adını koyamayacağınız bir duygu.

      Sağlığımız en kıymetli varlığımız. Onsuz hiçbir şeyden tam olarak keyif alamayız.

      Çeviren: Gültekin Metin
      Hazırlayan: Hakan Çakmak

      Kaynak: http://keybiotics.com/video_toon15c.php

      http://okyanusum.com/belgesel/amerikan-paraziti/

      Prof. Dr. Ahmet Aydın’nın notu:

      Bağırsaklarımızda mantar olduğunu nasıl tahmin edebiliriz?

      Sabah aç karnına, bir bardak içme suyuna tükürülür. Normalde su yüzeyinde hava kabarcıkları dışında bir görüntünün oluşmaması gerekir. Suda bulanıklık, bulutsu görünüm, su dibinde çöküntü görülmesi testin pozitif olduğunun işaretleridir. Kesin teşhis için dışkıda mantar kültürü yapılır.
      http://www.beslenmebulteni.com/index...lan-parazit/2/



      KAYNAKLAR
      1. Kromhout D: Serum cholesterol in cross-cultural perspective. The Seven-Countries Study. Acta Cardiol 1999;54:155–158 [link]
      2. Dufty, William. Sugar Blues. 1st ed. Vol. 1. Padnor, PA: Chilton Book, 1975. N. pag. Print. [link]
      3. Enersen, Ole D. “François Magendie.” Whonamedit – Francois Magendie. N.p., n.d. Web. 20 Dec. 2013. [link]
      4. McCollum, Elmer Verner. A History of Nutrition; the Sequence of Ideas in Nutrition Investigations. Boston: Houghton Mifflin, 1957. Print. [link]
      5. Lustig, Robert H., MD. “Sugar: The Bitter Truth.” UCSF Mini Medical School for the Public. University of California- San Francisco, San Francisco, CA. 30 July 2009. Speech. [link]
      6. “G. D. Searle & Company.” Wikipedia. Wikimedia Foundation, 14 Dec. 2013. Web. 20 Dec. 2013. [link]
      7. Kleihues, Paul, MD. “Global Cancer Rates Could Increase by 50% to 15 Million by 2020.”WHO. World Health Organization, 3 Apr. 2003. Web. 20 Dec. 2013. [link]
      8. Biologists ID Defense Mechanism Of Leading Fungal Pathogen. Rice University. June 2004
        [link]
      9. Perlmutter, David, and Kristin Loberg. Grain Brain: The Surprising Truth about Wheat, Carbs, and Sugar–your Brain’s Silent Killers. New York, NY: Little, Brown, &, 2013. Print. [link]
      10. Hyman, Mark, MD. The Blood Sugar Solution: The UltraHealthy Program for Losing Weight, Preventing Disease, and Feeling Great Now! New York, NY: Little, Brown, &, 2012. Print. [link]
      11. Crook, William G., MD, and Carolyn Dean, MD. The Yeast Connection and Women’s Health. Jackson, TN: Professional, 2003. Print. [link]
      12. Walker, Allan, MD. “”Practical Applications of Probiotics in Health and Disease.”” The American College of Nutrition Annual Meeting. San Diego, CA. 7 Oct. 2008. Lecture. [link]
      13. Hatakka, K., E. Savilahti, A. Ponka, J. H. Meurman, T. Poussa, L. Nase, M. Saxelin, and R. Korpela. Effect of Long Term Consumption of Probiotic Milk on Infections in Children Attending Day Care Centres: Double Blind, Randomised Trial. [link] PubMed.gov. N.p., 2 June 2001. Web.
      14. Moloughney, Sean. “Consumer Awareness of Probiotics Still Low.” Nutraceuticals World. N.p., 19 Sept. 2008. Web. 20 Dec. 2013. [link]
      15. “Early Gut Bacteria Regulate Happiness.” ScienceDaily. ScienceDaily, 12 June 2012. Web. 20 Dec. 2013. [link]
      16. Szajewska H, Gyrczuk E, et al. Lactobacillus reuteri DSM 17938 for the management of infantile colic in breastfed infants: a randomized, double-blind, placebo-controlled trial. J Pediatr. 2013;162(2):257-262. [link]

      Yorum yap


      • #4


        Mantarlar, mycosis, mikozis, mikoz
        Mantar ormanda yetişen zehirli veya zehirsiz, yenen veya yenmeyen mantarlar alka gelmemelidir. Bizim burada anlatmaya çalıştığımız mantar virüsler, bakteriler ve parazitler kadar tehlikeli ve hatta bazen dahada tehlikeli olan deri, nefesyolları, ve bağırsak mantarlarından bahsedeceğiz. Mantarlar önce eksojenik (harici) ve endojenik (dahili) mantarlar olmak üzere iki gruba ayırılır. Eksojenik mantarlar deri, tırnak ve ayak mantarları diye üç grupta incelenir. Endojenik mantarlar iki grupta incelenir ve bunlar küf mantarları (aspergillus, ?) vede maya mantarı candida albicans, ?) Küf mantarı olmadan maya mantarı yaşıyamaz. Küf mantarı ve maya mantarlarının vücuda yerlaşmesi bağırsak florasının tahribatına nedeniyledir.
        Son yıllarda Almanyada sürekli candida albicansın ne kadar tehlikeli olduğundan bahsediliyor, fakat bu mantarın neden bu kadar çok yayılabildiği ve nasıl olupta bir çok hastalığa sebep olduğu konusunda pek birşey yazılmıyor. İşte burada bu konu matarların yayılmasına antibiyotitik ilaçlar (bakterileri öldürürcü) ve antimikozit (mantarları yokedici) ilaçlar ve kortizonlu ilaçlar en önemli etkenler olduğunu göreceğiz.

        Küf mantarı hem faydalı hende zararlıdır.
        a-) Faydaları:
        1-) Tabiattaki artık maddeleri çürütür ve toprağa dönüştürür.
        2-) Hayvan ve bitli artıkları ve ölüsünü vede insanın artılkarını toprağa dönüştürtür.
        3-) İmalat sanayinde üretim aracı olarak kulanılır.
        4-) Vitamiler, enzimler ve antibiyotikler üretümünde kulanılır.
        b-) Zararları:
        1-) Odun, tekstil, kağıt ve besinleri tahripederek milyarlarca zarara sebep olur.
        2-) Bitki hastalıklarının baş sorumlusu olup, meyve ve sebzeleri tahripeder ve milyarlarca zarara sebep olur.
        3-) İnsan ve hayvanlarda enfeksiyon ve allerji başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olur.
        4-) Küf mantarlarının üretikleri zehirler (mikotoksinler) kanser başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olurlar.

        Mantar türleri:
        antarlar likenlerle birlikte yaşarlar. Likenler fotosentezle karbonhidratları üretirler ve mantarlarda su ve mineralleri likenlere sunarlar. Böylece problemsiz birlikte yaşarlar. Antibiyotik ilaçların %25?inin küf mantarından eldeedilir. Bunedenle antibiyotik ilaçlar küf mantarlarının gelişmesi ve yayılması için ideal ortam oluştururlar.
        a-) Maya mantarları: Candida albicans ve kryptokokken en önemlileridir.
        b-) Küf mantarları: Aspergillus türleri, penicillum, mucor, botrytis, fusarium, alternaria ve cladosporium türleri en önemlileridir.
        Mantarların yayılışı:
        1-) Besinlerle küf mantarları yayılır.
        2-) Kimyasal ilaçlar küf mantarlarının yayılmasına sebep olurlar, örneğin penisillin küf mantarından eldeedilmiştir.
        3-) Ağır metaller: Bakır ve civa gibi küf mantarlarının yayılmasına sebep olur örneğin eskiden bakır kaplarla yenen yemeklerden dolatı sıksık zehirlenmeler olmuştur.
        4-) Küf mantarını tenefüs ederek zehirlenme
        Küf mantarı nerede bulunur?
        Ahırları, hayvan bulunan evler, hyvan yemleri, tahıl ambarları, nemli veya yaş odalar, ev tozu, eski koltuklar, eski döşeme, tam olarak kurumamış yeni binalar, ağaç mobilya ve lamimnat gibi tahta döşemelerde kulanılan kimyasal ilaçlar, mutfak, besin depolanan kelerler, klimalar, nemli havanınaolduğu mekenlar, süsbitkileri, bitki artıkları, sabunlar ve kozmetik maddeler, diş macunları, kimyasal ilaçlardan: antibiyotikler, antialarjikler, antihistaminikler, kortizon ve mide-bağırsak ilaçları küf mantarları içerirler. Ayrıca kimyasal meteotlarla hazırlanan ilaçlar örneğin B12-Vitamini, penisilin vb. Küf mantarlarından eldeedilir. Buda fayda yerine zarar verir.

        Mantar hastalıkları:
        Deri, tırnak ve ayakta görülen mantar türleri genelikle mukozada mantar olduğuna işarettir. Küf mantarları nefesyolları ve sindirim sistemine, özeliklede mide-bağısak mukozasına yerleşirler. Nefesyollarına yerleşmişse allerji, astım, allerjik bronşit ve mide-bağırsak mukozasına yerleşmişse besinallerjisi, migren, depresyon, hormon anormalikleri vede mide-bağırsak rahatsızlıklarına sebep olurlar.

        Mikotoksinler (mantar zehirleri):
        Kronik bronşit, astım, psödo-krup, bronş karzinomu, ishal, kabızlık, bulantı, besinallerjisi, kronik bağırsak ilt. (enterit), kalın bağırsakilt. (kolit), kalın bağırsak ülseri, psodö-allerji, allerji, allerjik astım, kronik bronşit, enfeksiyon ve çoçuklarda hiperaktifitete neden olur. Buna karşı kulanılan kortizonlu ilaçlar küf mantarının yayılmasına neden olduğundan hastalık dahada karmaşı bir hal alır ve daha başka hastalıklarda ortaya çıkar. Mikotoksinler organizmayı taripeder, mutajenik (genetik değişim yaratan), kanserojen (kanser yapıcı ), ve teratojenik (organ ve dokuların özürlü olmasına sebep olan) etkilere sahiptir.

        Mikotoksinler, mantar zehirleri:
        Küf mantarının zehirlerini yani mikotoksinleri üretmesi besin maddeleri ve hayvan yemleri ile mümkündür. Nemli ekmek hemen küflenirken , kuru ekmek asla küflenmez. Küf mantarı 0-40 derece arasında her zaman mikotoksin salgılıyabilir. Küf mantarının mikotoksin üretimi durdurulamaz, fakat besinler hazırlanırken dikat edilirse küf mantarının yayılması önlenir. En tehlikeli çavdar mahmuzu mantarıdır. Bu mantar ishal, kusma, bulantı, başağrısı, organların ölmesi, sinirlerin tahrip olması, kaslaerda karıncalanma, kramplar, sara vb. Rahatsızlıklara sebep olur.

        Küf mantarının en önemlileri:
        1-) Aspergillus flavus
        2-) Aspergillus fumigatus
        3-) Aspergitus niger
        Bunlar çok tehlikeli mikotoksik maddeler olan: Aflotoksin B1, G1, M1, Patulin, Ocratoksin A, Kojiasidi (Cojiasidi) ve Penisilinasidi üretürler. Bu mikotoksinler: Tansiyon düşürücü, mutajen, teratojen, kanserojenje, nefrotoksik etkiye sahiptirler. Küf mantarlarının üretiği bazı zehirler ise östrojen (dişilik hormonu) gibi etkiye sahiptirler.
        Mikotoksikozlar (Mikotoksinlerin sebep olabileceği hastalıklar):
        İshal, kusma, mide ağrısı, ağız ve yutakta yanma, kas krampları, nefes alış-verişlerini felçe uğratma, nabız zafiyeti, titreme, üşüme, eklem ağrıları, bazı uzuvlarda uyuşukluk, nefes darlığı, sara, hafıza kayıbı, koma, romatizma, MS (multiple skleroz), Parkinson hastalığı, Lupuserythematodes (kılcal damarlardaki patalojik değişiklikler, kronik yorğunluk, hormon anormalikleri vb hastalıklar

        Mikotoksikoz türleri:
        a-) Eksojenik (harici) nedenlerle ortaya çıkan mikotoksikozlar:
        1-) Küf mantarının yayılması, örneğin: Orman, tahıltarlaları ve binalar
        2-) Kimyasal ilaçlar ve ağır metaller, örneğin haşerelere karşı kulanılan ilaçlar.
        b-) Endojenik (dahili) mikotoksikozlar:
        1-) Mikotoksin içeren ilaçlar
        2-) Antimikozitikalar (mantarlara karşı kulanılan ilçlar)
        3-) Küf mantarlarının üretiği besinler
        Bunlardan eksojenik mikotoksikozları tedavi etmek kolaydır. , fakat endojenik mikotoksikozlar çok problem yaratabilir. Endojenik mikotoksikozlar primeri (birinci) ve sekodori (ikinci) olmak üzere iki gruba ayrılır. Primer mikotoksikozlar direkt olarak küf mantarları tarafından sebep olunan rahatsızlıklar olurken sekondori mikotoksikozlar ayrıca bağırsakların, özeliklede ince bağırsağın tashrip olması nedeniyle daha kompleks bir durum ortaya çıkar.

        ASLINDA MANTAR OLMAYAN İNSAN YOK, HER İNSANIN 1 G DEFİ HACETİNDE TAKRİBEN 300-1000 MANTAR BULUNUR. BU PROBLEM TEŞKİL ETMEZ.
        FAKAT İNSANLAR AŞIRI KİMYASAL İLÇALAR KULLANIRLAR İSELWER FAYDALI BAKTERİLER AZALIR YERİNDE MANTAR YERLEŞİR. SADECE ANTİBİYOTİK GİBİ KİMYASALALAR DEĞİL HAZIR GIDSALARDA Kİ KİMYASALLARDA KİMYASAL İLAÇLAR KADAR TEHLİKELİDİR VEYA HİJYENİK OLMAYA BİR TUVALET KULLANDINIZ SİZE MİKROP BULAŞIR VE BÖYLECE PROBLEMLER BAŞLAR.
        Mantarın yoğunluğuna ve türüne göre üretiği toksik maddeler farklı farklı olacağından farklı farklı hastalıkları tetikler. Bunlardan en önmeliside Bağırsak mantarlarının üretiği zehirli gazlar ve zehirli alkoller bağırsakalrı yakar. Bağırsaklar toksik maddeye karşı kendini korumak için yağlanır ve yağlandıkca diaminooksida isimli enzim azalır. DAO azalır ise hitamin yükselir. Histaminin seviyesini durdurmak için doktorların yazdığı antihistaminikler ve kortizonlu ilçalar sadece baskılar ve tedavi etmez. Uzun vadede kortizon kemikleri eriti, hafızaya zarar verir, deriyi inceltir, hormonları bozar, alerjik hastalıkalr ve cilt hastalıkalrını dahada ağırlaştırır. En önmeliside kişi yemek yemesede kilo almaya başlar ve bir daha kilo veremz. Yemek yememesine rağman sürekli davul gibi bir şiş kinlik hasıl olur ve nefes lamakta zorlanır. Hormonları azalacağından cinsel arzularıda azalır. Beyin yeterli ve kaliteli hormon salğılıyamacağından kişi gergin, gerlimli, stresli ve kavgacı olur.
        Örneğin;
        1 g defi hacette 10.000 var ise kişide halsizlik, yorgunluk, omus, sır ve bel ağrıları başlar
        1 g defi hacette 100.000-500.000 mantar var ise kişide alerjik hastalıklar ve cilt hastalıklarına sebep olur
        1 g defi hacette 500.000-1.000.000 mantar olur ise kişide panik atak, ölüm korkusu, depresyon vs görülür.
        Yani hastalığın ağırlığı mantarın yoğunluğu ve türüne göre değişir. Bazı mantar türleri zehirli gazlar üretir. Bunlar şişkinlik, nefes darlığı kalo sıkışması vs yi tetikler. Bazı mantar türleri zehirli alkoller üretir, metil alkol gibi bu alkoller karaciğer yağlanmasına sebep olur. Sonrada damar tıkanıklıkları kalp krizi ve beyin kanaması gibi rahatsızlıkları tetikler.
        Bağırsak mantarını modern tıbbın teşhis edememesi nedeniyle hastalıklar yıllarca anlaşılmaz. Genelikle hastalıkların kaynağının piskolojik, stres, ailevi sebeplerden meydana geldiği varsayımları ile hastalar yıllarca acı çeker. Bağırsak mantarı teşhis edilemez,
        Çünkü;
        1. mantarlar bağırsak mukozasına kene gibi yapışır,
        2. Mantarlar bağırsak mukozasının şeklini ve rengini alır.
        3. Kana karışmadığından kan tahlininde çıkmaz.
        Oysaki kişi Sabah kalkıldığında bir bardak suya tükürün eğer tükürük dibe çökerse mantar vardır.
        Son yıllarda sessiz ve yıkıcı hastalıklarda patlama yaşandı. Tetkiklere ve testlere bol bol para harcanırken, yanlış ilacların kullanılması çok daha kötü sonuçlara yol açtı. Kimse bağırsaklarından tüm vücuda geçen ve organlarına büyük zarar veren Candida Albicans maya mantarından şüphelenmedi. Kandida’nın neden olduğu obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları, hormonal bozukluklar, kanser ve sinir sistemi hastalıkları adeta insanların kaderi haline geldi. Kısaca yanlış ilaç kullanımı, stres, hazır gıdalar önce bağırsaklarımızın doğal florasını bozdu. Bağırsak geçirgenliğini arttırdı. Kanımıza karışan sindirilmemiş maddeler, ağır metaller, katkı maddeleri organlarımıza zarar vermeye başladı. Kandida’nın en önemli belirtisi alkoliklerde ya da sarılıkta olduğu gibi karaciğerde bozukluktur. Çünkü mantarlar şekeri alkole dönüştürür. Bağırsakta mantar enfeksiyonu olan kişilerde genellikle; kabızlık, gaz, kas ağrısı, burun tıkanıklığı, aşırı yemek yemek, yorgunluk, depresyon, sinirlilik, duygu durum bozukluğu, isteksizlik, öksürük, nefes darlığı ve baş ağrısı gibi belirtiler görülür.

        ŞEKERİ ÇOK SEVİYOR
        Beyaz şeker ve beyaz unla beslenen mantarlar, oldukça hızlı çoğalırlar. Zaten Kandida mantarının çoğaldığı ve bağırsak florasının bozulduğuna dair en net belirti tatlıya karşı bağımlılıktır. Gereğinden fazla çoğaldığında ince ve kalın bağırsakta doku hasarına neden olur. Kandidası olan kişilerde gıdalara ve kimyasallara karşı duyarlılık vardır. Bu hasar uzun vadede bağışıklık sisteminin kafasını karıştırır. Ve birçok hastalığın temelini oluşturur. Teşhis edilmesi zor olduğundan çoğu kişi için ciddi bir sorun haline gelmektedir. Kandida mantarından arınarak vücudunuzda varolduğunu düşündüğünüz pek çok hastalıktan ve fazla kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Ancak bu uzun bir tedavi gerektirebilir.
        Vücudu sinsice ele geçiren Kandida Mantar Enfeksiyonu’nun başlıca nedenleri şunlar:
        * Beslenme alışkanlıklarında yapılan hatalar.
        * Şekerli besinlerin fazla miktarda tüketilmesi.
        * Sezaryen ile yapılan doğumlar.
        * Günlük beslenme programında karbonhidratlara ağırlık verme.
        * Gereksiz yere kullanılan antibiyotikler.
        * Yanlış diyetler, faydalı yağların beslenmeden çıkartılması, laksatif ilaç ve çayların çok kullanılması sonucu bağırsak florasının bozulması.
        * Antibiyotik ve kimyasal ilaç kullanımının artması başta olmak üzere yanlış tedavi yöntemleri bu artışa neden oldu..
        Mantarların semptomu (belitileri)
        1-) Maya mantarları şeker ve karbonhidratlarla beslenir ve bunlarda ürettiği zehirli gazlar şişkinlik yapar.
        2-) Nefes darlığı ve kalprahatsızlıkları: Karındaki gaz diyaframı yukarı doğru kalrdırır. Sıkışan akciğer nedeniyle defes darlığı ve sıkışan kalp nedeniylede kalp rahatsızlıkları görülür.
        3-) Dişeti ve dilde beyaz tabakalar oluşur fırcalamave yıkama ile gecsede yenide oluşur.
        4-) Deride kaşıntıya sebep olur.
        5-) Bağırsak mantarlarının aşırı şeker tüketmesi nedeniyle kişinin kanında şeker yetersizliği görülür. Vücudun şeker ihtiyacı giderilemediğinden kişi sürekli şekerli maddeler yer.
        6-) Bağısaklardaki mantarlar faydalı bakterileri yavaş yavaş yokederek yerini alı. Bu nedenlede kişide kabızlık, ishal vb. Rahatsızlıklar ortaya çıkar.Bu mantarlar sonra idrar yollarına geçer.
        7-) Kişi alkol içmediği halde ağzı alkol kokuyorsa buna bağırsak mantarlarınaın sebep olduğu alkol üretimindendir.
        8-) Kronik mesane ve vajina iltihaplanması:Antibiyotik ilaçlar bakterileri öldürürken mantarların yayılmasına neden olur. Böylece daha tehlikeli ve sıksık iltiplanmalar görülür.
        9-) Eklem ve kas ağrıları: Mnatarların salğıladığı mikotoksinlereklem ve kaslarda yoğunkaşarak ağrılara sebep olur. Bu ağrıların romatizmadanmı mikotoksinlerdenmi olduğu analşılamaz.
        10-) Yorğun dermansız ve konsentre olamama: Vücut sürekli mantarlar ve zehirleri (mikotoksiler) ile uğraşmaktan kendini regenerasyon (yenilem) yapamaz ve kişi genelikle yorğu olur ve konsentre olamaz.
        11-) Cinsel isteksizlik: Kişide enerji yetersizliği olduğundan, buda cinsel isteksizliğe sebep olur. Ayrıca mantarların salgıladığı mikotoksinler hormon beneri etkiye sebep olduğundan kadınlarda kısırlığa dahi sebep olabilir.
        Mantarlar doğum konturol hapları ile dahada çok yayılırlar ,ç ünkü bu onların besinin oluşturur.
        Mantarlar her insanda başka rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu nedenle bu rantarın rahasızlığı şu değil denemez.

        Bağırsak Mantarını Teşhis Etme:
        Sabah kalkıldığında bir bardak suya tükürün eğer tükürük dibe çökerse mantar vardır.
        1-) Şişkinlik, kabızlık, ishal, karında şişkinlik
        2-) Makatta kaşıntı ve kızarıklık
        3-) Mide ağrısı ve ağız kokusu,
        4-) Dişte ve dile beyazımsı, sarımsı veya kahverengi pas gibi tabaka varsa mantar var demektir, hiç bir tabaka çokta aşırı kızarmışsa çok yoğun mantar var demektir.
        5-) Aşırı yorğunluk, dermansızlık konsantre olamama, unutkanlık, isteksizlik
        6-) Aşırı tatlı yeme isteği ve aşırı açlık duygusu
        7-) Kasların titremsi ve kas ağrısı
        8-) Nefes darlığı, burun tıkanması, kulak iltihaplanması, sinüzit, faranjit, bronşit
        9-) Ense, omuz, sırt ve bel ağrısı
        10-) Eklem ağrısı ve şişmesi, dokularda ağrı (fibromiyalji), sle
        11-) Deride sivilce, saçların yağlanması, deride kuruma, akne inverse, sedef, ekzem
        12-) Küf gibi pis bir koku ve bayanlarda beyazımsı veya sarı akıntılar
        13-) Adet halinde aşırı ağrılar mantar enfeksiyonu nedeniyle
        14-) Kolit, ülseratif kolit, morbus kron, ibs ve enterit gibi iltihaplı rahatsızlıklar
        15-) Kronik böbrek yetmezliği, mesane iltihaplanması, instersistiyel sistit, cinsel isteksizlik, prostatit, vajinit
        16-) Mikotoksinler migren, baş ağrısı, depresyon ve panik atakı tetikler
        17-) Diabet, kolesterol ve yüksek tansiyonu tetikler
        18-) Kurdeşen, kaşıntı, polen alerjisi, besin alerjisi, alerjik astım, atopik ekzem
        19-) Skleroderma, otiszm, alzeimer, Parkinson ms (multiple skleroz)

        Küf mantarı nasıl teşhis edilir?
        Defi-hacet testi: Defi-hacettenin (dışkı ) değişik noktalarından alına nümuneler laboratura gönderilir ve inceleme sonucunda mantar bulunursa tedaviye başlanır. Çoğu zaman defi-hacet testi yeterli olmamakta ve ve kişideki mantarlar teşhis edilememektedir. Bu nedenle şüpheli durumlarda kann testi yapılmalıdır. Hemagglutinasion test, yani kanda İmmünglobulin Tip M (İgM) kanda bir hafa gibi kısa süreli devriye görevi yapar, şayet İgM kanda varsa mantarda var demektir. İmmünfloreszenz testi: Buradakanda immünglobulin Tip G (İgG) olup olmadığına bakılır, şayet varsa vücutta bir aydır mantarlara karşı mücadele olduğunu gösterir.

        Küf mantarının tedavisi:
        1-) Besinlerin bozulmadan atrılması gerekir, bozulunca tehlikelidir.
        2-) Evin temiz tutulması ve küf mantarından korunması
        3-) Kimyasal ilaçlar, özeliklede küf mantarının yayılmasın sebep olabilecek penisili ve kortizonlu ilaçlardan uzak durlmalıdır.
        4-) Spor yapılmalı
        5-) Hijyene dikkatedilmeli
        Küf mantarı ve maya mantarı (cadida albicans), Unutulmamalı küf mantarı (aspergillus ve diğerleri) olmadan, maya mantarları (candida albicans ve diğerleri) yaşıyamazlar ve manatarların yayılmasında Epstein Bar Virüsü çok önemli rol oynar.
        6-) Mantarları azdıran Beyaz unmamüleri; ekmek, mantı, makarna, tatlı yiyecekler ve tatlı içeceklerden uzak durulmalıdır.Talı yiyecek ve içecekler vede hamurlu yiyecekler mantarların ana besinlerini oluşturur.Tatlı yiyeckler sadece baklava çikolata değil, kavun, karpuz ve üzüm gibi tatlı meyvelerde mantarları besler.
        Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.

        Allerji ve şişkinliğin sebei bağırsak mantarlarıdır: Sibel hanım tam 10 yıl yakalandığı amansız hastalıklar ki bunların başında özeliklede meyve, fındık, fıstık vb yiyeceklere karışı allerji, iltihaplı hastalıklar ağrılar vb,. Frankfurt ve çevresindeki kliniklerde gitmediği uzman doktor kalmaz. Fakat doktorlar hastalığına teşhis koyamazlar, kız kardeşi bana bunun ne olabileceğini sordu. Bende şayet yemekten sonra şişkinlik oluyorsa, allerjisi varsa ve kalbinde sıkışma gibi haller oluyorsa mutlaka bağırsak mantarı vardır vebunu teşhis etmek çok zordur dedim. Sibel hanım doktoruna bağırsak mantarı olup olmadığının teşhis edilmesini istemiş, doktorları buna biz karar veririz derelersede bayanın diretmesi karşısında bir düzine araştırmadan sonra bağırsakalarında 45 cm lik bir kısmın tamamen tahrip olduğunu ve hemen amaliyat olması gerektiğini söylemişler ve amaliyat etmişlerdir. Mantarların üretmiş olduğu toksik maddeler nedeniyle vücudun pH değeri bozulur ve kanın pH=7,40 yani hafif bazik, bu değerde % 0,2 bir asitlenem dahi hayati tehlikeye sebep olduğundan asit minerallerle asitik baz’a (curuf) dönüştürülerek vücudun zayıf noktalarına depolanır.Depolanan bu curufa önce ölü mikroplar ve hücreler yapışarak büyür ve sonra içerisine canlı mikroplar yerleşir ve toksik madde üreten merkezler oluşur. Sadece mantarlar değil, tatlı, hamurlu (beyaz un mamüleri), şarkuteri (sucuk, salam, sosis), çay, kahve, kola ve katkı maddesi içeren hazır yiyecek ve içecekler vede festfood asidoza sebep olur.Bozulan pH dengesini sağlamak için geçici olarak Sodyumbikarbonat almak iyi olur.Asitli ortam (asidoz) bağışıklık sisteminin zayıflaması ve mikropların çoğalması ve hastalıkların tedavi edilemez bir hal alması demektir. Bilindiği gibi kaşıntı, kurdeşen, polen-, ve besin alerjisi, akne, sedef, ekzem vb. deri hastalıkları, nefes darlığı, astım, faranjit, behçet, romatizma, ankilozan spondilit, saçkıran, kabızlık, ishal, kolit vb. mide bağırsak rahatszılıklarının ana sebebi mantarlardır. Hatta kanserin sebebinin de mantarlar olduğunu onkolog Dr. Simoncini ispatlamış ve yıllardır tedavi edilemeyen kanser hastalarını 3-4 günde tedavi etmiş ve 100 yıldır kanser üzerine yazılıp çizilenlerin mesnetsiz olduğunu belgelemiştir. Peki mantarlar bu kadar çok hastalığa sebep oluyorda neden teşhis ve tedavi edilemiyor, çünkü mantarlar bağırsak mukozasına sülük gibi yapışıyor ve buradan vücudun her noktasına ulaşıyor.Bu nedenlede yapılan tahlillerde mantar görünmüyor. Doktorlar da herhangi bir bakteri, virüs veya mantar yok o halde sizin rahatsızlığınız tamamen piskolojik nedenler den kaynaklanıyor, bunun sebebi ailevi, stres, depresyon vs diyerek. Hastalara antidepresanlar yazmaktlar. Hastalar perişan olmaktadır. Almanyada dünyanın en modern mikrobiyoloji labaratuarını kurmuşlar benim o zamanki doktorum buraya bir kaç defa benim def-i hacetimi gönderdi ve incelediler.Doktor ibrahim bey sizde asla mantar yok dedi.Ben ona bakın bütün belirtileri var, sadece mantar bakteriden farklı olarak bağırsak mukozasına yapışır ve çıkmaz, bu nedenlede teşhis edilemez ve nadiren mantarlar mukozayı tamamen tahrip edince teşhis edilebilir. Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler. Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel iktidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır. Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir. Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır. Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.

        Yorum yap


        • #5
          Enflamasyonda Betain: Mekanistik Yönler ve Uygulamalar

          Guangfu Zhao 1 , Fang He 1 , Chenlu Wu 1 , Pan Li 1 , Nengzhang Li 1 , Jinping Deng 2 , Guoqiang Zhu 3 , Wenkai Ren 2,3 * ve Yuanyi Peng 1 *
          • 1 Hayvan Bilimi ve Teknolojisi Koleji, Southwest Üniversitesi, Chongqing, Çin
          • 2 Guangdong Eyaleti Hayvan Besleme Kontrolü Ana Laboratuvarı, Hayvan Bilimi Koleji, Subtropikal Hayvan Besleme ve Yem Enstitüsü, Güney Çin Tarım Üniversitesi, Guangzhou, Guangdong, Çin
          • 3 Önemli Hayvan Bulaşıcı Hastalıkları ve Zoonozlar için Jiangsu Ortak Yenilik Merkezi, Çin Eğitim Bakanlığı'nın Ortak Uluslararası Tarım Araştırma Laboratuvarı ve Tarımsal Ürün Güvenliği, Veterinerlik Fakültesi, Yangzhou Üniversitesi, Yangzhou, Çin

          Betain, trimetilglisin olarak bilinir ve hayvanlarda, bitkilerde ve mikroorganizmalarda yaygın olarak bulunur. Betain'in önemli bir ozmoprotektan ve metil grubu donörü olarak fizyolojik olarak işlev gördüğü bilinmektedir. Biriken kanıtlar betainin birçok hastalıkta anti-inflamatuar fonksiyonlara sahip olduğunu göstermiştir. Mekanik olarak betain, oksidatif strese karşı sülfür amino asit metabolizmasını iyileştirir, nükleer faktör-κB aktivitesini ve NLRP3 inflammasom aktivasyonunu inhibe eder, enerji metabolizmasını düzenler ve endoplazmik retikulum stresi ve apoptozu azaltır. Sonuç olarak betain, obezite, diyabet, kanser ve Alzheimer hastalığı gibi birçok insan hastalığında faydalı etkilere sahiptir.

          Giriş

          Betain, stabil ve toksik olmayan doğal bir maddedir. Üç ekstra metil grubuna sahip bir glisin gibi göründüğü için betain aynı zamanda trimetilglisin olarak da adlandırılır ( 1 ). Ayrıca betain, zvitteriyonik bir kuaterner amonyum formuna [(CH3) 3N + CH2COO−] sahiptir (Şekil 1 ). On dokuzuncu yüzyılda, betain ilk olarak Beta vulgaris bitkisinde tanımlandı . Daha sonra buğday kepeği, buğday tohumu, ıspanak, pancar, mikroorganizmalar ve suda yaşayan omurgasızlar dahil olmak üzere diğer birçok organizmada yüksek konsantrasyonlarda bulundu ( 2 ). Diyetle alınan betain alımı, vücudun betain içeriğinde belirleyici bir rol oynar. Betain, insanlar için günlük 9-15 g alımında güvenlidir ve öncelikle böbreklere, karaciğere ve beyne dağılır ( 2). Doğru miktarda betain alımı genellikle çeşitli kaynaklarına ve pişirme yöntemlerine bağlıdır ( 3 ). Diyetle alımın yanı sıra, betain vücuttaki kolinden sentezlenebilir. Çalışmalar, insan ve hayvan yenidoğanlarındaki yüksek betain konsantrasyonlarının bu sentetik mekanizmanın etkinliğini gösterdiğini bildirmektedir ( 4 , 5 ).
          ŞEKİL 1



          Şekil 1 . ( A ) Betainin moleküler yapısı. ( B ) Betain ve ilgili sülfür amino asitlerin (SAA) metabolizması. Betaine bir kolin substratıdır ve şu yolla DMG'ye dönüştürülebilirnihayetinde glisin haline gelmek için demetilasyon. Bu reaksiyonların çoğu mitokondride meydana gelir. Demetilasyon reaksiyonu, homosisteini metiyonine dönüştürür ve THF oluşturmak için metilasyonu katalize edebilen 5-metil-THF ile değiştirilebilir. Daha sonra, metiyonin art arda SAM'a ve son olarak da metiyonin döngüsünü oluşturmak için homosisteine ​​dönüştürülür. Homosistein ayrıca sistatiyonin, sistein, taurin veya glutatyon oluşturmak için transsülfürasyon yolundan geçebilir. Bu incelemede bahsedilen enzimler döngüde ayrı ayrı numaralarla gösterilmiş ve işaretlenmiştir. 1. Betain-homosistein metiltransferaz (BHMT); 2. Metiyonin sentaz (MS); 3. Metiyonin adenosiltransferaz (MAT); 4. SAM'a bağımlı metiltransferazlar; 5. S-adenosilhomosistein hidrolaz; 6. Sistatiyonin y-sentaz (CBS); 7. Sistein dioksijenaz (CDO); 8. γ-glutamilsistein sentetaz (GCS). THF, tetrahidrofolat; SAM, S-adenosil-L-metiyonin; SAH S-adenosil-L-homosistein; DMG, N, N-dimetilglisin.

          Biyolojik önemi ile ilgili olarak, bir yandan betain, betain-homosistein metiltransferaz (BHMT) ile katalize edilen bir süreç olan transmetilasyonda hayati bir metil grubu donörüdür. Bu reaksiyon, homosisteini katalize ederek metiyonin oluşturur ve esas olarak karaciğer ve böbreklerde meydana gelir ( 6 ). Öte yandan betain, esas olarak böbreklerde, karaciğerde ve beyinde önemli bir ozmoprotektandır ve hücre fonksiyonunu bozmadan hücrelerde büyük miktarlarda betain birikebilir; önemli olarak betainin bu rolü, ozmotik stres altında hücreleri, proteinleri ve enzimleri korur ( 7 ).

          Son zamanlarda birçok çalışma, birçok hastalığa karşı etkili olduğu kanıtlanmış çeşitli doğal bileşiklere odaklanmıştır. Örneğin, Geng ve meslektaşları, mulberrofuran G'nin anti-hepatit B virüsü aktivitesine sahip olduğunu bulmuşlardır ( 8 ). İlginç bir şekilde, Güneydoğu Asya'da, yüksek konsantrasyonda betain içeren Lycium chinensis'in su özleri, karaciğer bozukluklarını tedavi etmek için geleneksel bir doğu tıbbı olarak kullanıldı ( 9 ). Bu bulgular, betain, doğal bileşiğin fonksiyonu, çünkü bu tür alkolsüz ve alkollü olmayan yağlı karaciğer hastalığı gibi hastalıklar, (NAYKH ve AFLD) ve şeker hastalığı (üzerindeki anti-enflamatuar etkileri bir konu haline gelmiştir belirtmek 10 - 12). Bu makale, betainin fizyolojik işlevler, antiinflamatuar mekanizmalar ve insan hastalıklarındaki rolünü özetlemektedir.

          Betainin Fizyolojik İşlevleri
          Pek çok çalışmanın gösterdiği gibi, bakterilerden omurgalılara kadar hücreler, bir ozmoprotektan olarak betain emer; hayvanlar, betainini ince bağırsağın oniki parmak bağırsağı yoluyla hızla emebilir ( 13 , 14 ). Spesifik olarak, betain böbrekte serbestçe filtrelenebilir ve dolaşıma yeniden emilebilir, bu nedenle esas olarak idrar yerine terle atılır ( 15 , 16 ). Betain birikimi taşıyıcılara bağlıdır ve öncelikle böbreklere, karaciğere ve beyne dağılır ( 2 ). Betain çoğu dokuda (böbrekler ve beyin gibi) bir ozmoprotektan olarak kullanılsa da, birincil rolü karaciğer metabolizmasında bir metil grubu donörü olarak hareket etmektir ( 17 , 18 ).

          Bir Osmoprotektan olarak Betaine
          İnorganik tuzların tersine, ozmoprotektanlar, hücre fonksiyonunu bozmadan hücrelerde büyük miktarlarda biriken oldukça çözünür küçük organik bileşiklerdir; bu bileşikler ozmotik strese karşı koruma sağlar ( 19 ). Hiperozmoz, su akışına ve buna bağlı olarak hücre hacminde azalmaya neden olabilir; bu etkiler hücre hayatta kalması için zararlıdır ( 20 ). Bu durumda, denge hiperozmos ve çekme ve ölümden korumak hücrelere, örneğin betain, sorbitol ve taurin olarak osmotik koruyuculara, farklı türde birikimi, (gerekli olan 21 - 25 ). Üre ve Na + gibi diğer ozmolitler ve inorganik tuzların aksinebetain, su moleküllerinin proteinleri çözme yeteneğini azaltır, böylece doğal protein yapılarını stabilize eder ( 26 ). Ayrıca betain, hiperozmotik koşullarda küçülmeyi önlemek ve çeşitli hiperozmotik kaynaklı apoptozla ilişkili proteinleri inhibe etmek için hücrelerin sitoplazmik hacmini ve serbest su içeriğini artırabilir ( 27 , 28). Bu avantajlar nedeniyle, dokular hipertonik olduğunda basınca karşı koymak için ek betain kullanılabilir. Örneğin böbreklerde hipertonisite, daha fazla betain elde etmek için bazolateral plazma membranındaki betain-γ-aminobütirik asit (GABA) taşıma sisteminin (GAT4 / BGT1) seviyelerini artırır; ancak normal fizyolojik koşullar altında BGT1 seviyeleri düşüktür ve bu taşıyıcı esas olarak Madin-Darby köpek böbrek (MDCK) hücrelerinde sitoplazmada bulunur ( 21 ).

          Metil Grubu Donörü Olarak Betain
          Betain sadece bir kolin metaboliti değil, aynı zamanda metilasyona katılan bir metil grubu donörüdür. DNA ve protein gibi metilasyon, hayvanlarda önemli bir biyokimyasal süreçtir. Önceki bir çalışma, metil grubu donörlerinin mevcudiyetinin metilasyon seviyelerini etkilediğini göstermiştir ( 29 ). Betain, metiyonin ve kolinin diyetlerde bulunan en önemli metil grubu donörleri olduğu kabul edilmiştir. Bununla birlikte, metiyoninin ana rolü, protein sentezi için bir substrattır ve kolin, esas olarak hücre zarı ve nörotransmiterlerin oluşturulmasına katkıda bulunur. Bir tek karbon metabolizmasında bir parçası olan betain transmetilleme Reaksiyon, ilemetiyonin döngüsü, esas olarak karaciğer ve böbrek hücrelerinin mitokondrilerinde meydana gelir. Bu reaksiyonda BHMT, daha sonra dimetilglisine (DMG) dönüştürülen metiyonini oluşturmak için betain'den homosisteine ​​bir metil grubunun eklenmesini katalize eder ( 30 ). DMG'nin mevcut iki metil grubu vardır ve muhtemelen sarkozine ve nihayetinde glisine indirgenir. Benzer şekilde, B12 vitaminine bağımlı bir enzim olan metiyonin sentaz (MS), N5-metiltetrahidrofolattan bir verici metil grubu ile homosisteinden metiyonin oluşumunu da katalize edebilir. Bu reaksiyonlar hayvanlarda önemlidir çünkü metiyonini muhafaza ederler, kardiyovasküler hastalıkların bir nedeni olan homosisteini detoksifiye ederler ( 31 ) ve S-adenosilmetiyonin (SAM) üretirler ( 32). SAM, metiyonin adenosiltransferaz (MAT) yoluyla metiyoninden üretilir ve SAM, temel bir metilleme maddesidir. Demetilasyondan sonra SAM, S-adenosilhomosisteine ​​(SAH) dönüştürülür. SAM: SAH oranı, protein-L-izoaspartat metiltransferaz (PIMT), fosfatidiletanolamin metiltransferaz (PEMT), protein arginin metiltransferaz (PRMT) ve izoprenilsistein karboksil metiltransferaz (ICMT) dahil olmak üzere çeşitli SAM bağımlı metiltransferazları etkiler. Bu enzimler, protein onarım ilerlemesi, lipid metabolizması, protein-protein etkileşimleri ve GTPaz aktivitesi ile ilişkilidir ( 33 - 38). Bir SAH molekülü daha sonra bir homosistein molekülü ve bir adenosin molekülü oluşturmak için SAH hidrolaz tarafından hidrolize edilir. Özellikle, bu reaksiyon tersine çevrilebilir ve reaksiyonun yönü, bu ürünlerin çıkarılıp çıkarılmadığına bağlıdır. Tüm bu reaksiyonlar metiyonin döngüsünü oluşturur. Ayrıca, B-6 vitaminine bağımlı bir enzim olan sistatiyonin β-sentaz yardımıyla, homosistein , transsülfürasyon yoluyla sistatiyonine dönüştürülebilir . Bu yolda, glutatyon üretimi (GSH), taurin, ve diğer metabolitlerin (artışa homosistein katabolizma uçları 39 - 41 ). Diyetle alınan betain takviyesinin çeşitli kükürt amino asitleri (SAA'lar) üzerinde etkisi olduğu gösterilmiştir ( 2). Örneğin, bu tür bir takviye, mevcut metiyonin ve SAM'ı etkili bir şekilde artırır ( 42 , 43 ). Bu nedenle betain, bir metil donörü olarak hareket eder ve SAA metabolizmasında etkili bir rol oynar; bu metabolik yolun detayları Şekil 1 B'de gösterilmektedir .


          Betain'in Hastalıklar Üzerindeki Anti-Enflamatuar Etkileri
          Bir bağışıklık reaksiyonu olan iltihaplanma, konakçı savunması ve yara iyileşmesi için gerekli ve birincil bir süreçtir. Ancak aşırı veya uzun süreli iltihap, çeşitli hastalıkların patogenezi haline gelebilir. Bu nedenle, hastalıkları tedavi etmek için doğal bileşikler kullanmak, enflamatuar reaksiyonun yoğunluğunu kontrol ederek iyi bir strateji olabilir. Örneğin, birçok çalışma GABA'nın antiinflamatuar olduğunu göstermektedir ( 44 ). Sonuç olarak, iltihaplanmaya yanıt olarak betain kullanmak son yıllarda hararetli tartışmalara yol açtı. Daha sonra, bu derleme betainin hastalıklar üzerindeki anti-enflamatuar etkilerini uyguladığı birincil mekanizmaları tartışacaktır.

          Betaine, Oksidatif Strese Karşı SAA Metabolizmasını İyileştiriyor
          Reaktif oksijen türleri (ROS) biyolojik enerji üreten reaksiyonların yan ürünleridir; özellikle, oksidatif metabolizmanın esas olarak meydana geldiği mitokondride üretilirler. Normal koşullar altında vücut, ROS ve serbest radikalleri temizleyebilen iki detoksifikasyon sistemine sahiptir: antioksidan enzimler ve antioksidan ajanlar ( 45 , 46 ). Katalaz, süperoksit dismutaz (SOD), melatonin ve GSH, bu detoksifikasyon ajanlarının örnekleridir ( 47 - 49 ). Bununla birlikte, aşırı ROS seviyeleri hücreler için bir tehdittir çünkü nükleik asitlerin, proteinlerin ve lipid membranın stabilitesini değiştirirler; ayrıca, yüksek ROS seviyeleri muhtemelen iltihaplanma dahil patolojik süreçlere neden olur ( 50 ).

          Homosistein, metiyonin, SAM, SAH ve sistein gibi kükürt amino asitleri, GSH sentezi ve protein sentezi ve transmetilasyon reaksiyonları dahil olmak üzere çeşitli temel metabolik yollarda rol oynar. Homosistein GSH sentezine katkıda bulunsa da ( 51 ), çeşitli çalışmalar hiperhomosisteineminin nihayetinde oksidatif stres ve apoptozu indüklediğini göstermiştir ( 52 , 53 ). Betain tedavi doğrudan homosistein konsantrasyonlarını etkileyebilir ile SAA konsantrasyonları düzenleyen metionin oluşturmak üzere stimüle homosistein. Örneğin, etanolün neden olduğu ROS ve serbest radikaller, remetilasyonu inhibe etmek ve hiperhomosisteinemiyi indüklemek için metiyonin sentaz (MS) aktivitesini baskılayabilir ( 54). MS aktivitesindeki bu azalmayı telafi etmek için betain, metiyonin ve SAM oluşturmak ve etanol ile beslenen Wistar sıçanlarının karaciğerlerinde homosisteini çıkarmak için BHMT aktivitesini iyileştiren alternatif bir metil donör olarak kullanıldı ( 54 , 55 ). Bununla birlikte, C57B6 farelerinin telafi edici bir artıştan ziyade BHMT ifadesinde bir azalma veya değişiklik göstermediğini belirtmek gerekir ( 56 ). Betain, homosisteini metiyonine dönüştürdüğünden, metiyonin konsantrasyonları betain ile yakından ilişkilidir. Metiyonin, antioksidasyonda önemli bir rol oynar. Örneğin, metiyonin şelasyon yoluyla oksidatif stresi azaltabilir ve GSH sentezi için hepatositler tarafından kullanılabilir ( 57 , 58). Ek olarak, bu reaksiyon, SAM oluşturmak ve homosisteini uzaklaştırmak için gereklidir. Çalışmalar, SAM'in vücutta doğrudan bir antioksidan olduğunu ve GSH metabolizmasını modüle edebileceğini göstermiştir ( 59 , 60 ). Ayrıca, SAH'yi homosistein ve adenozine dönüştüren reaksiyonun tersine çevrilebilirliğine bağlı olarak, homosistein konsantrasyonları daha da azalacaktır ( 61 ). SAH, SAM-bağımlı metiltransferazların güçlü bir inhibitörüdür; nükleik asitler ve proteinler gibi çeşitli bileşikleri metile eden ( 62 ). Kwon ve meslektaşları betainin SAM: SAH oranını ve MAT aktivitesini önemli ölçüde artırabileceğini buldu ( 63). Kharbanda ve meslektaşları, betainin nitrik oksit sentaz 2 (NOS2) ekspresyonunu önleyebileceğini buldu; bu süreç iltihaplanma ile başlatılır ve SAM: SAH oranı, NOS2 promoter metilasyonunu sürdürmek için arttırılır ( 64 ). Buna ek olarak, homosistein da sistein dönüştürülebilir ile geri dönüşümsüz transsülfürasyon yolu ve sistein sonra da taurin oluşturan yoluyla sistein dioksijenazın (CDO) GSH ile γ-glutamilsistein sentetaz ( 65 ). Araştırmacılar, betain tedavisinin CDO aktivitesini inhibe ettiğini ve taurin seviyelerini düşürdüğünü, AFLD ve NAFLD farelerinde oksidatif stresi nötralize etmek için GSH üretimini artırdığını buldular ( 11 , 63 , 66).

          Birkaç çalışma, SOD 2 ve glutatyon S-transferazlar (GST) gibi antioksidan enzimlerin betain tedavisinden sonra değiştiğini gösterdi, ancak çoğu sonuç önemli bir değişiklik göstermedi. Bu nedenle, gelecekte bu antioksidan enzimlerin sürece gerçekten katılıp katılmadığını doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır ( 55 , 67 , 68 ). Yukarıdaki çalışmalar dikkate alındığında, betainin birincil antioksidan mekanizması SAA metabolizmasının iyileştirilmesi yoluyla ortaya çıkabilir. Betain tedavisinden sonraki bu değişiklikler ve birincil SAA'ların oksidasyonla ilgili fonksiyonları Tablo 1'de gösterilmektedir .
          TABLO 1
          www.frontiersin.org
          Tablo 1 . Betain muamelesinden sonra birincil kükürt amino asitlerin oksidasyonla ilgili işlevlerindeki değişiklikler.

          Betaine, NF-κB Sinyal Yolunu Engelliyor
          Transkripsiyon faktörü nükleer faktör-B'nin (NF-κB) yolu, inflamasyona dahil olan birçok geni kontrol eder; bu genler, pro-enflamatuar sitokinler, tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-a), interlökin 1 beta (IL-1p) ve interlökin 23'ü (IL-23) içerir. Nedenle, bir çok iltihaplı hastalıklar kronik NF-KB aktivasyonunu (dahil olması şaşırtıcı değildir 72 - 74 ). Sonuç olarak, NF-κB yolu, iltihap tedavisi için önemli bir aday haline gelmiştir. Araştırmacılar betain NF-KB aktivitesi ve çeşitli alt genleri (bastırmak bulmuştur 75 - 77). Örneğin, yaşlı böbreklerle ilgili erken bir çalışmada, betain tedavisi, NF-κB aktivitesini ve TNF-α, vasküler hücre adezyon molekülü-1 (VCAM-1), hücre içi hücre adezyon molekülü dahil olmak üzere çeşitli ilgili genlerin ekspresyonunu bastırdı. 1 (ICAM-1), indüklenebilir nitrik oksit sentaz (iNOS) ve siklooksijenaz-2 (COX-2) ( 75 ). Özellikle, bu ve aterojenez ile ilgili bir çalışmada, araştırmacılar betain iki önemli aktivatörleri baskılayarak NF-KB inhibe ettiği bulunmuştur, mitojen ile aktive edilen protein kinazları (MAPK 'ler) ve nükleer faktör-uyarıcı kinaz / IkB kinaz (NIK / IKK) ( 75 , 76 ). NIK / IKK, IκB inhibisyonunu hafifletebilir ve NF-κB'nin transkripsiyonel aktivasyonunu başlatabilir ( 78). MAPK'lar, c-Jun NH2-terminal kinaz (JNK), protein 38 (p38) ve hücre dışı sinyalle düzenlenen kinazdan (ERK1 / 2) oluşur ve inflamasyon ve proinflamatuar sitokin ekspresyonuna yanıtta rol oynar ( 79 ). Mekanik olarak betain, ROS üretimini ve NF-κB aktivitesini inhibe etmek için tiyol seviyelerini, özellikle GSH'yi koruyarak etkilerini gösterir ( 80 ). Ayrıca betain, NF-KB'nin aktivasyonunu indükleyen bazı yukarı akış sinyal moleküllerini de inhibe eder. Klasik olarak, Toll benzeri reseptörler (TLR'ler), sonunda NF-activB'nin aktive edilmesiyle sonuçlanan önemli bir yukarı akış sinyal olayına katılır. Gelen bir in vitroçalışma, betain tedavisi RAW 264.7 murin makrofaj hücrelerinde lipopolisakkarit (LPS, TLR-4'ün spesifik aktivatörü) ile indüklenen NF-κB aktivasyonunu önledi ( 81 ). Bir başka çalışma, betain tedavi hipotalamik sinir yaralanması geliştirilmiş gösterdi ile inhibe TLR-4 / NF-KB sinyal yolu fruktoz kaynaklı astrogliyozun ve enflamasyon geri. Bu çalışma, betain, NF-KB'yi aktive eder, histon 3 ekspresyonunu inhibe Deasetilazların düşündürmektedir ile IκBα (bağlanma 82 ). Başka bir çalışma, betain tedavisinin, enflamasyonu sınırlandırmak için TLR-4 aktivasyonunun pozitif bir düzenleyicisi olan yüksek mobilite grup 1'in mRNA ve protein ekspresyon seviyelerini azaltabileceğini göstermiştir ( 83). Ayrıca betain, NF-κB yolunu inhibe etmek için endojen hasara bağlı moleküler model (DAMP) oluşumunu da azaltabilir. Sonuç olarak betain, NF-κB sinyal yolunu inhibe ederek antiinflamatuar etkilere sahiptir.

          Betaine, NLRP3 Inflammasome Aktivasyonunu Engelliyor
          Lösin açısından zengin aile, pirin içeren 3 (NLRP3) inflammasom, nükleotid bağlanma alanı, lösin açısından zengin tekrar içeren (NLR) aile üyesi NLRP3, önemli adaptör molekülü ASC ve olgun kaspaz içeren büyük bir sitozolik protein kompleksidir. -1. TLR'ler DAMP'leri veya patojenle ilişkili moleküler modelleri tanıdığında, NF-κB, pro-IL-18 ve pro-IL-1β ve NLRP3 dahil olmak üzere interlökin öncüllerinin mRNA ekspresyonunu teşvik etmek için aktive edilebilir ( 84 ). Tamamen birleştirilmiş NLRP3 inflammasomu, inflamasyonu başlatmada rol alan olgun IL-1β ve IL-18 üretimine aracılık etmek için kaspaz-1'i aktive eder ( 85 ). Enflamatuar reaksiyonları iyileştirmek için önemlidir ile NLRP3 inflammasome aktivitesinin inhibe.

          Daha önceki çalışmalar betainin, hepatositlerde hem oksijenaz-1 ekspresyon seviyelerini doğrudan artırabildiğini göstermiştir ( 86 ); bu etki , karaciğerde LPS'nin neden olduğu ve d -galaktozamin kaynaklı iltihaplanmaya karşı korumak için NLRP3 iltihaplanmasını baskılayabilir ( 87 , 88 ). Son çalışmalar, betain tedavisinin, fruktozla indüklenen NAFLD'de dozdan bağımsız bir şekilde, NLRP3 ve olgun kaspaz-1 gibi NLRP3 enflamazomla ilişkili proteinleri ve IL-1 including dahil olmak üzere proinflamatuar sitokinlerin seviyelerini önemli ölçüde inhibe edebileceğini göstermiştir. modeller ( 82 , 89 , 90). Aynı fenomen betain ile tedavi edilmiş db / db farelerinde de bulundu; bu bulgu, mekanizmanın, NLRP3 inflammasom birleşimini tetiklemek için ROS üretimini teşvik edebilen, tioredoksin ile etkileşen proteinin (TXNIP) çatal başlı kutu O1 (FOXO-1) inhibisyonu ile ilişkili olduğunu göstermektedir ( 12 ). FOXO ailesi, memelilerde bulunan FOXO-1 ve FOXO-6 dahil altı üyeden oluşur. FOXO faktörlerinin ana rolü, hücre büyümesinin, hücre ölümünün, proliferasyonun, farklılaşmanın ve oksidatif stres tepkisinin düzenlenmesidir ( 91 , 92 ). Aktive FOXO-1, ROS-süpürücü protein tioredoksinin endojen inhibitörü olan TXNIP aktivitesini teşvik ederek daha fazla ROS üretilmesine neden olur ( 93). Ek olarak, aktive edilmiş PKB / Akt, çekirdekten sitoplazmaya çıkışını tetiklemek için aktif FOXO-1 formunu fosforile edebilir; bu değişiklik FOXO-1'i etkisiz hale getirir ( 94 ). Bu çalışmada betain tedavisi, PKB / Akt aracılı FOXO-1 fosforilasyon düzeylerini artırdı. Bununla birlikte, Kathirvel ve meslektaşları, betainin doğrudan PKB / Akt'yi aktive etmediğini ve mekanizmasının gelişmiş insülin reseptörü substrat 1 (IRS-1) fosforilasyonunun sonucu olabileceğini belirtti ( 10). Bu nedenle, betainin, PKB / Akt'yi aktive etmek için IRS-1 aktivitesini artırabileceğini öneriyoruz; daha sonra, aktive edilmiş PKB / Akt, FOXO-1 aktivasyonunu inhibe eder, bu da TXNIP'nin, anti-inflamasyon etkilerini tüketmek için NLRP3 inflammasom bileşenlerini bastırmasını kısıtlar. Dahası, bir çalışma, betain aracılı NLRP3 inflammasom aktivasyonunun inhibisyonunun, renal inflamasyona yanıt olarak NF-κB'den daha önemli bir rol oynadığını bulmuştur ( 90 ). Genel olarak, betainin anti-enflamatuar etkileri, NLRP3 enflamasyon aktivasyonunun inhibisyonu ile yakından ilişkilidir.

          Betaine, Kronik Enflamasyonu Gidermek için Enerji Metabolizmasını Düzenliyor
          Enerji metabolizması bozuklukları, genellikle sistemik düşük dereceli inflamasyona sahip olan obezite ve diyabet gibi çeşitli kronik hastalıklara yol açabilir ( 95 ). Bu nedenle, normal metabolizmayı geri yüklemek, iltihaplanmanın hafifletilmesine katkıda bulunan önemli bir adımdır. Çeşitli raporların bildirdiği gibi, betain hem lipid hem de glikoz metabolizması üzerinde etkilere sahiptir ( 10 , 96 ). Lipid metabolizması ile ilgili olarak, lipit taşınması, sentezi ve oksidasyonundaki dengesizlikten kaynaklanan aşırı yağ birikimi birçok hastalığın suçlusu olarak kabul edilir. Birçok çalışma, yüksek yağlı diyetler, antibiyotiklere maruz kalma ve etanol tüketimi gibi çeşitli faktörlerin bu tür durumlara yol açabileceğini göstermiştir ( 11 , 97 ).

          Betain işleme yardımcı Seyreltme yağ birikimi (sentez ve oksidasyon ile dengesizliği onarmak için , 97 - 99 ). Song ve meslektaşları, artmış hepatik AMP ile aktive edilmiş protein kinaz (AMPK) aktivitesinin mekanik olarak dahil edilebileceğini bulmuşlardır ( 98 ). AMPK hem temel bir hücresel enerji sensörü hem de hayati bir metabolik homeostaz düzenleyici görevi görür; aslında AMPK, sterol düzenleyici element bağlayıcı protein-1c (SREBP-1c), asetil CoA karboksilaz (ACC) ve yağ asidi sentazı (FAS) gibi birçok geni kontrol eder. AMPK yağlı asit sentezini inhibe eden ve asit oksidasyonunu yağ teşvik Aktif ile (bu genlerin ekspresyonunu düzenleyen 100). Betain, AMPK fosforilasyonunu artırabilir ve daha sonra ACC aktivitesini ve ayrıca SREBP-1c ve FAS ekspresyonunu inhibe edebilir ( 98 ). Bu sonuç, AMPK'nin diyetle indüklenen insüline dirençli farelerde lipojenez ve lipid birikimini azaltma aktivitelerini inhibe etmek için Ser372'de doğrudan SREBP-1c ve SREBP-2'yi fosforile edebildiği başka bir çalışmanın bulgusunu desteklemektedir ( 101 ). Ayrıca, aktive edilmiş AMPK glukoz alımını teşvik ile glukoz taşıyıcı tip 4 (GLUT-4) translokasyonu iyileştirilmesi; bu bulgular, insülin direnci üzerinde yararlı bir etkiye işaret etmektedir ( 102 ). AMPK aktivasyon mekanizması ile ilgili olarak, normal koşullar altında hücrelerde AMP: ATP oranının değiştirilmesi AMPK'yi ( 103). Bununla birlikte, hepatik AMPK aktivasyonu, adiponektin yoluyla AMP: ATP oranından bağımsız olarak gerçekleşebilir ( 104 , 105 ). İlginç bir şekilde, Song'tan başka bir çalışmada, betain, NAFLD'deki anormal adipokin seviyelerini geri getirebilir ve düzensiz lipid metabolizmasını hafifletmek için adiponektin ve yağ hücrelerinde leptin ve resistini düşürdü. Betainin benzer etkileri, insan adipositlerinde yapılan başka bir in vitro çalışma tarafından desteklenmektedir ( 106 ). Bu sonuçlar, adiponektinin yukarı regülasyonunun AMPK fosforilasyonuna katkıda bulunabileceğini ima eder ( 107 ). Ek olarak, bu adipokinler iltihaplanmada rol oynadıkları için, bu normalleşme süreci anti-enflamatuardır ( 106). AMPK'yi aktive etmeye ek olarak, betain tedavisi potansiyel olarak diğer lipid metabolizmasıyla ilgili faktörleri etkileyebilir. Daha önceki çalışmalar, betainin, apolipoprotein B (apoB) yetersiz farelerde , peroksizomal proliferatör ile aktive edilen reseptör alfa (PPARα) metilasyonunu azaltarak trigliserit birikimini azaltabildiğini göstermiştir ( 108 ). Başka bir çalışmada, betain PPARy transkripsiyonel aktivitesini sınırlı ile yağ birikimi (azaltmak için PPARy promotere bağlanmasını Foxo-1 inhibe edici 109 ). Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, betain yağ asidi oksidasyon inhibisyonunu geri kazandığında, sadece PPARα değil, aynı zamanda hepatik karaciğer X reseptörü α (LXRα) yukarı regüle edilmiştir ( 89). Betainin LXRα'yı nasıl aktive ettiğinin mekanizması belirsiz kalsa da, LXRα aktivitesini doğrudan artırabilen SAM ile ilişkili bir enzim PRMT-3 ile ilişkili olabilir ( 38 ). Buna ek olarak, cisplatinin neden olduğu nefrotoksisite bir çalışmada, betain lipid peroksidasyonunu inhibe ile çok oksidatif strese (başlatılır böbrek tiobarbitürik asit reaktif madde aktivasyonunun bastırılması 110 ). Yağ sentezini ve oksidasyonunu değiştirmenin yanı sıra betain tedavisi, lipid taşınmasını iyileştirebilir. Bir çalışma, betain karaciğer SAM muhafaza Bulunan: fosfatidilkolin sentezi ve normalize çok düşük yoğunluklu lipoprotein (VLDL) üretimi artırmak için SAH oranları ile PEMT teşvik aktivitesi ( 111) ve başka bir çalışma, betainin daha fazla VLDL oluşturmak için apoB gen ekspresyonunu uyardığını bulmuştur ( 112 ).

          Glikoz metabolizmasıyla ilgili olarak, çalışmalar insülin direncinin iltihaplanma ile ilişkili olduğunu göstermiştir ( 113 , 114 ). Morgan ve meslektaşları, betain takviyesinin NAYKH'yi iyileştirmek için doğrudan insülin yolu üzerinde etkili olabileceğini keşfettiler ( 10 ). Başka bir tip 2 diyabet çalışmasında da benzer bir fenomen bulunmuştur ( 12 ). Bu çalışmalarda betain, ser473-fosforile PKB / Akt seviyelerini önemli ölçüde düşürdü, ancak IRS-1 fosforilasyonunu ve thr308-fosforile PKB / Akt seviyelerini artırdı. PKB / Akt, esas olarak hücre proliferasyonuna, farklılaşmasına ve hayatta kalmasına aracılık ederek sistemik ve hücresel metabolizmayı düzenler ve insülin sinyali için gereklidir ( 115 , 116). Daha sonra, thr308-fosforile PKB / Akt, FOXO-1 ve glikojen sentaz kinaz-3α aktivitelerini kısıtlayabilir ( 115 ). İlki, hepatik glukoneogenezi azaltmak için fosfoenolpiruvat karboksi kinazın ekspresyon seviyelerini düşürebilirken, ikincisi glikojen sentezini artırabilir ( 117 , 118 ). Betainin doğrudan PKB / Akt'yi başlatıp başlatamayacağını doğrulamak için, yazarlar bir PI3K inhibitörü olan wortmannin kullandılar ve aktive edilmiş PKB / Akt'yi tespit etmekte zorlandılar; bu sonuçlar betainin doğrudan PKB / Akt'yi aktive etmek yerine IRS-1 fosforilasyonunu doğrudan artırabileceğini göstermektedir ( 10). Betainin, insülin direncini iyileştirmek için IRS-1 fosforilasyonunu nasıl arttırdığının mekanizması belirsizliğini koruyor. Bununla birlikte, Iwasaki ve arkadaşları son PRMT-1 heterojen nükleer ribonükleoprotein (hnRNPQ) metillenmesi ve insülin sinyal (dahil edilebileceği bildirilmiştir 119 - 121 ). Mekanik olarak, PRMT-1, SAM'den hnRNPQ'ya bir metil grubunun eklenmesini katalize edebilir; bu süreç içselleştirme ve kalıcı insülin reseptörü aktivasyonu ile sonuçlanır. Özellikle, SAM konsantrasyonları betain ile ilişkilidir. Bu nedenle, bu bulgular iddia daha metilasyon hnRNPQ oluşturmak için kullanılabilir SAM getirebileceği betain ilePRMT-1 ve dolayısıyla PKB / Akt aktivasyonu. IRS-PKB / Akt sinyal yolunun yanı sıra Chen ve meslektaşları, betain tedavisinin, stresle ilişkili bir endoplazmik retikulum (ER) olan X-box bağlayıcı protein-1'in protein seviyelerini azaltabileceğini buldular; bu azalmanın p38-MAPK ve memelilerde rapamisin aktivitelerini artırması ve nihayetinde hepatik glukoneogenezi ve insülin direncini azaltması muhtemeldir ( 89 ). Bu nedenle, betain anti-enflamatuar etkileri göstermektedir sonucuna ile enerji metabolizmasını geri. Kronik inflamasyonda betain tedavisinin aracılık ettiği bu ana metabolik yollar ve anahtar faktörler Tablo 2'de gösterilmektedir .
          TABLO 2
          www.frontiersin.org
          Tablo 2 . Enflamasyon hastalıklarında betain tedavisinden etkilenen ana metabolik yollar ve genler / proteinler.

          Betaine, ER Stresini ve Apoptozu Azaltır
          Endoplazmik retikulum (ER) stresi, ER lümeninde yanlış katlanmış veya katlanmamış proteinler olarak anormal protein birleşiminden kaynaklanır ( 126 ). C / EBP homolog proteini (CHOP) ve glukozla düzenlenen protein 78 (GRP78) gibi çeşitli proteinler ER stresinde rol oynar ve bu proteinlerin her ikisi de ER stres belirteçleridir ( 127 ). Masif ER stresi istenmeyen bir durumdur ve hücre apoptozuna yol açar. Apoptoz, bir tür hücre ölümüdür ve inflamatuar hastalıkların patogenezinde rol alır ( 128 ). Apoptozun dış ve içsel yolları olmasına rağmen, son süreç kaspaz ailesi proteinleri, özellikle kaspaz-3 tarafından tamamlanır ( 129 ).

          Bahsedildiği gibi, betain, homosistein havuzunu doğrudan etkileyebilir ve hiperhomosisteinin yanlış katlanmış proteinleri indükleyerek sonuçta ER stresine yol açtığı bildirilmiştir ( 70 ). Cheng'in araştırmasına göre betain, homosistein seviyelerini stabilize edebilir ve GRP78 ve CHOP seviyelerinin yanı sıra hücre ölümünü de inhibe edebilir ( 130 ). Benzer şekilde, başka bir çalışmada betain hem GRP78'i hem de CHOP'u inhibe etti ve JNK aktivasyonunu azalttı ( 107 ). İlginç bir şekilde, JNK yolu, serin-307 dahil birden çok IRS-1 bölgesini doğrudan fosforile edebilir. Bu modifikasyonlar, insülin direncine yol açan insülin uyarıcı IRS-1 tirozin fosforilasyonunu önler ( 10). ER stresine ek olarak betain ayrıca apoptozu da inhibe eder. Yakın zamanda romatoid artrit sinovyal fibroblastlar üzerinde yapılan bir çalışmada, Gaur ve meslektaşları apoptozla ilişkili bir molekül olan transkripsiyon faktörü-3'ün (ATF-3) betain tarafından aşağı doğru düzenlendiğini bulmuşlardır ( 131 ). Ayrıca betain, kaspaz ailesi proteinlerini inhibe edebilir. Bir in vitro çalışmada, hepatositlere adenozin eklenmesi, hepatik SAH seviyelerini ve kaspaz-3 aktivitesini arttırdı, bunların her ikisi de betain tedavisi ile inhibe olacaktı ( 132 ). Kaspaz-3'ün betain tarafından inhibisyonu, sisplatin kaynaklı nefrotoksisitede de bulunur ( 110 ). Ayrıca, betain, hiperozmotik stres altında insan korneal epitel hücrelerinde ve MDCK hücrelerinde kaspaz-8, kaspaz-9 ve kaspaz-3/7 aktivitesini önemli ölçüde azaltmıştır (28 , 133 ). Bu nedenle, ER stresinin ve apoptozun betain tarafından azaltılmasının, anti-inflamatuar etkileri için gerekli olduğuna inanmak istiyoruz.

          İnsan Hastalıklarında Betain Uygulamaları
          Son zamanlarda, doğal ve toksik olmayan maddelerin insan hastalıkları üzerindeki etkileri büyük ilgi gördü. Araştırmalar betainin obezite, diyabet, kanser ve Alzheimer hastalığı gibi çeşitli insan hastalıklarında faydalı etkileri olduğunu göstermiştir ( 134 - 141 ). Obezite aşırı yağ birikiminden kaynaklanır ve potansiyel olarak sağlık üzerinde olumsuz etkileri vardır. Obezite, NAYKH gibi çeşitli ikincil hastalıklara yol açabilir. Hayvan çalışmalarında, diyetteki betainin vücut yağını olumlu yönde etkilediği gösterilmiştir ( 142 , 143). Bununla birlikte, betainin insan obezitesi üzerindeki etkisine odaklanan çok az çalışma vardır ve sonuçların bazıları çelişkilidir. Mevcut çalışmalar, plazma betain konsantrasyonlarının yetişkinlerdeki vücut yağ yüzdeleri ile ters orantılı olduğunu göstermektedir; plazma betain konsantrasyonları daha yüksek olan denekler daha iyi yağ profillerine ve dağılımlarına sahip olma eğilimindeydi ( 134 , 135 ). Yakın zamanda yapılan bir çalışmada Gao ve meslektaşları, plazma betain konsantrasyonları ile daha iyi bir vücut kompozisyonu arasındaki bu pozitif korelasyonun sadece erkeklerde var olduğunu buldular ( 144 ). Bu alan ilgiyi hak etse de betain takviyesinin obezite üzerindeki etkisini araştıran az sayıda çalışma vardır. Schwab ve Favero'nun çalışmalarında, betain takviyesi vücut kompozisyonunu etkilememiştir ( 145, 146 ). Bununla birlikte, Gao ve meslektaşlarının yaptığı başka bir çalışmada, büyük bir genel popülasyon analiz edildi ve daha yüksek bir betain alımı daha iyi bir vücut kompozisyonu ile ilişkilendirildi ( 147 ). Benzer şekilde, diğer çalışmalar, plazma betain konsantrasyonlarının insan NAYKH ile ters orantılı olduğunu göstermektedir, ancak betain takviyesinin sonuçları tartışmaya açıktır ( 148 - 152 ). Dolayısıyla güvenilir sonuca ulaşmak için bundan sonra daha fazla çalışmanın bu alana odaklanması gerekiyor. Ek olarak, birçok hayvan çalışması, betainin diyabet ile yakından bağlantılı olduğunu göstermiştir ( 12 , 153 , 154 ). Diyabet, bozulmuş glukoz metabolizması nedeniyle hiperglisemiye yol açar ( 155). Obezitedeki rolünden farklı olarak, plazma betain konsantrasyonu, insanlarda diyabet teşhisi için zayıf bir prediktördür ( 137 , 156 , 157 ). Bununla birlikte, plazma betain konsantrasyonu muhtemelen mikroanjiyopati gibi ikincil diyabet hastalıkları ile bağlantılıdır ( 158 ). Çalışmalar, anormal idrar betain atılımının diyabet ile yakından ilişkili olduğunu ( 136 - 138 ), ancak tanısal değerinin kolin ve DMG gibi diğer maddelerden daha düşük olduğunu göstermiştir ( 159 ). Şu anda, betain takviyesinin diyabet üzerindeki etkisini araştıran sadece bir çalışma vardır ( 160). Bu nedenle, betain desteğinin etkili olup olmadığını belirlemek için gelecekte daha sistematik çalışmalara ihtiyaç duyulacaktır. Çeşitli insan çalışmaları, metabolik hastalıklarla olan ilişkisine ek olarak, betain alımının meme kanseri, akciğer kanseri, karaciğer kanseri, kolorektal kanser ve nazofaringeal karsinom gibi kanserlerle ilişkili olduğunu bulmuştur ( 139 , 140 , 161 - 163 ). Bu çalışmalarda, daha yüksek betain alımı, daha düşük kanser riskiyle sonuçlandı. Ayrıca araştırmalar, kolin artı betain (100 mg / gün) tüketerek kanser insidansının% 11 oranında azaltılabileceğini öne sürüyor ( 164 ). Ancak bazı çalışmalarda çelişkili sonuçlar bulunmuştur ( 165 , 166). Örneğin, Lee ve meslektaşları kolorektal kanser ile betain alımı arasında hiçbir ilişki bulamadı ( 165 ). Şimdiye kadar bunların çoğu vaka kontrol çalışmaları olmuştur; güvenilir sonuçlar elde etmek için, plasebo kontrollü müdahale denemeleri ve ileriye dönük çalışmalara ihtiyaç duyulacaktır. Son zamanlarda yapılan bir çalışma, betain müdahalesinin Alzheimer hastalığının ayırt edici özelliği olan hiperhomosisteini geri yükleyebileceğini ( 141 ) ve Alzheimer hastalarında enflamatuar reaksiyonu hafifletebileceğini göstermiştir ( 167 ). Bu bulgu, insan hastalıklarında betain uygulama aralığını daha da genişletmiştir.

          Özetle, bazı çelişkili sonuçlara rağmen, betainin önemli anti-inflamatuar etkileri nedeniyle betainin çeşitli huaman enflamatuar hastalıkların tedavisinde veya semptomlarını iyileştirmede bir uygulamaya sahip olabileceğini öneriyoruz ( 168 ). Özellikle, insan hastalıkları kuşkusuz hayvan hastalığı modellerinden daha karmaşıktır; bu nedenle, betainin yararlı etkilerinden yararlanmak için araştırmacılar, insanlarda mekanizmasını ve etkilerini keşfetmeye devam etmelidir.

          Sonuç
          Sonuç olarak, bu derleme betainin bir ozmoprotektan ve bir metil grubu donörü olarak temel fizyolojik rolünü ve ayrıca betainin çeşitli hastalıklarda anti-inflamatuar etkilerini tartışmaktadır. Bu etkiler temel olarak SAA metabolizmasını oksidatif stresten korumak, NF-κB ve NLRP3 inflammasom aktivitesini inhibe etmek, enerji metabolizmasını düzenlemek ve ER stres ve apoptozu azaltmak ile ilişkilidir (Şekil 2). Hayvan deneylerinden elde edilen veriler zorlayıcı olsa da, klinik durum ilk başta düşünüldüğünden çok daha karmaşık görünüyor. Örneğin, betain takviyesinin etkilerini ve bazı mekanizmaları bildiren çeşitli hayvan çalışmalarına rağmen, insan çalışmaları çelişkili sonuçlar göstermiştir. Gelecekteki çalışmalar, farklı deney türlerinden hataları azaltmak ve betainin tıbbi değerini sağlamak için hem hayvan deneylerine hem de klinik deneylere odaklanmalıdır. Daha da önemlisi, betainin önemli anti-enflamatuar etkileri enflamatuar hastalıkların tedavisinde faydalı olabileceğinden daha fazla araştırmaya değer.
          ŞEKİL 2



          Şekil 2 . Betainin birincil anti-enflamatuar mekanizmaları. İlk olarak, betain asit (SAA) konsantrasyonları amino çeşitli kükürt değiştirebilir ile oksidatif stresten SAA metabolizmasını korumaya. İkincisi, betain, nükleer faktör-κB (NF-κB) yolunu ve proinflamatuar genlerin transkripsiyonunu aşağı regüle etmek için IKK, MAPKs, HDAC3 ve Toll benzeri reseptör-4 (TLR-4) aktivitelerini inhibe edebilir. Üçüncü olarak, betain NLRP3 iltihabı bileşenleri (ön-kaspaz-1, ASC, ve NLRP3) ekspresyon seviyelerini azaltmak ve Foxo-1 ile indüklenmiş NLRP3 inflammasome önleyebilen ileIRS / Akt yolunu geliştirmek. Dördüncü olarak, betain, aktif AMPK'yi önemli ölçüde artırır, AMPK'yi aktive edebilen adipokinleri geri yükler ve lipid metabolizmasını düzenlemek için diğer lipid metabolizması ile ilgili faktörleri aktive eder. Beşinci olarak, betain, glikoz metabolizmasını iyileştirmek için treonin 308'de Akt'yi fosforile eden fosforile IRS'yi artırır. Öte yandan, betain, glikoz metabolizmasını iyileştirmek için diğer glikoz metabolizmasıyla ilgili faktörleri etkileyebilir. Altıncı olarak, betain, apoptozu azaltmak ve endoplazmik retikulum (ER) stresini onarmak için kaspaz-3'ü inhibe edebilir. Akt, protein kinaz B; AMPK, AMP ile aktifleştirilen protein kinaz; FOXO-1, çatal kafa kutusu O1; TXNIP, tioredoksin ile etkileşen protein; ROS, reaktif oksijen türleri; IKK, nükleer faktör indükleyen kinaz / IκB kinaz; MAPK'lar, mitojenle aktive olan protein kinazlar; HDAC3, histon deasetilazlar 3. SAM, S-adenosil-L-metiyonin; SAH S-adenosil-L-homosistein; GSH, glutatyon; Met, metiyonin; Cys, sistein.

          Yazar Katkıları
          YP, WR ve GZ inceleme makalesini tasarladı ve GZ inceleme makalesini yazdı. YP ve WR, gözden geçirme makalesini revize etti. CW, FH, NL, JD, GZ ve PL, şekillerin tasarlanmasına ve ilgili literatürün bulunmasına yardımcı oldu. YP ve WR son makaleyi onayladı.


          Çıkar Çatışması Beyanı
          Yazarlar, araştırmanın potansiyel çıkar çatışmaları olarak yorumlanabilecek herhangi bir ticari veya finansal ilişkinin yokluğunda yapıldığını beyan ederler.


          Finansman
          Bu çalışma, Çin Tarım Araştırma Sistemi (Beef / Yak Cattle, CARS-37) ve Chongqing Bilim ve Teknoloji Komisyonu'nun (cstc2016shmszx80085, cstc2017jcyjAX0288) tahsis edilmiş fonu tarafından desteklenmektedir.

          Referanslar

          1. Yu D, Xu Z. Betainin büyüyen domuzlarda büyüme performansı ve karkas özellikleri üzerindeki etkileri. Asya-australas J Anim Sci (2004) 17 (12): 490–3. doi: 10.5713 / ajas.2004.1700

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          2. Craig SA. İnsan beslenmesinde betain. Am J Clin Nutr (2004) 80 (3): 539. doi: 10.1093 / ajcn / 80.3.539

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          3. Zeisel SH, Mar MH, Howe JC, Holden JM. Yaygın gıdalardaki kolin içeren bileşikler ve betain konsantrasyonları. J Nutr (2003) 133 (5): 1302–7. doi: 10.1093 / jn / 133.5.1302

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          4. Zeisel SH. Kolin / 1-karbon metabolizması ve enerji homeostazı arasındaki metabolik karışma. Clin Chem Lab Med (2013) 51 (3): 467–75. doi: 10.1515 / cclm-2012-0518

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          5. Davies SE, Chalmers RA, Randall EW, Iles RA. İnsan yenidoğanlarında ve gelişen sıçanlarda betain metabolizması. Clin Chim Açta (1988) 178 (3): 241–9. doi: 10.1016 / 0009-8981 (88) 90232-X

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          6. Hoffmann L, Brauers G, Gehrmann T, Haussinger D, Mayatepek E, Schliess F, et al. Hepatik betain metabolizmasının ozmotik düzenlenmesi. Am J Physiol Gastrointest Liver Physiol (2013) 304 (9): G835-46. doi: 10.1152 / ajpgi.00332.2012

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          7. Kempson SA, Vovor-Dassu K, Gün C. Böbrek ve karaciğerde betain taşınması: karaciğer hasarında betain kullanımı. Cell Physiol Biochem (2013) 32 (7): 32–40. doi: 10.1159 / 000356622

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          8. Geng CA, Ma YB, Zhang XM, Yao SY, Xue DQ, Zhang RP, vd. Morus alba L' den Mulberrofuran G ve izomulberrofuran G : anti-hepatit B virüsü aktivitesi ve kütle spektrometrik parçalanma. J Agric Food Chem (2012) 60 (33): 8197. doi: 10.1021 / jf302639b

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          9. Zhang M, Wu X, Lai F, Zhang X, Wu H, Min T. Betaine, lamivudin ve interferon a'ya karşı direnci azaltma avantajı ile hepatit B virüsünü inhibe eder. J Agric Food Chem (2016) 64 (20): 4068. doi: 10.1021 / acs.jafc.6b01180

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          10. Kathirvel E, Morgan K, Nandgiri G, Sandoval BC, Caudill MA, Bottiglieri T, et al. Betain, alkolsüz yağlı karaciğeri ve ilişkili hepatik insülin direncini iyileştirir: betain ile hepatoproteksiyon için potansiyel bir mekanizma. Am J Physiol Gastrointest Karaciğer Physiol (2010) 299 (5): G1068. doi: 10.1152 / ajpgi.00249.2010

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          11. Jung YS, Sun JK, Kwon DY, Ahn CW, Kim YS, Choi DW, vd. Alkolik karaciğer hasarının betain ile hafifletilmesi, sülfür amino asit metabolizmasının düzenlenmesi yoluyla antioksidan savunmanın geliştirilmesini içerir . Food Chem Toxicol (2013) 62 (12): 292–8. doi: 10.1016 / j.fct.2013.08.049

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          12. Kim DH, Kim SM, Lee B, Lee EK, Chung KW, Moon KM, vd. Betainin FOXO1 ile indüklenen NLRP3 inflammasomu yoluyla hepatik insülin direnci üzerindeki etkisi. J Nutr Biyokimya (2017) 45: 104. doi: 10.1016 / j.jnutbio.2017.04.014

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          13. Kettunen H, Peuranen S, Tiihonen K, Saarinen M. Betainin in vitro bağırsaktan alımı ve etlik civcivlerin vücudunda betain, kolin ve metiyoninden metil gruplarının dağılımı. Zorunlu Biyokimya Physiol A Mol Integr Physiol (2001) 128 (2): 269. doi: 10.1016 / S1095-6433 (00) 00301-9

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          14. Kettunen H, Tiihonen K, Peuranen S, Saarinen MT, Remus JC. Diyet betain, karaciğer ve bağırsak dokusunda birikir ve sağlıklı ve koksidiya ile enfekte etlik civcivlerde bağırsak epitel yapısını stabilize eder. Zorunlu Biyokimya Physiol A Mol Integr Physiol (2001) 130 (4): 759–69. doi: 10.1016 / S1095-6433 (01) 00410-X

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          15. Lever M, Sizeland PC, Frampton CM, Chambers ST. İnsanlarda plazma glisin betain konsantrasyonlarının kısa ve uzun vadeli varyasyonu. Clin Biochem (2004) 37 (3): 184–90. doi: 10.1016 / j.clinbiochem.2003.11.004

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          16. Craig SS, Craig SA, Ganio MS, Maresh CM, Horrace G, Costa KAD, vd. Ergen kadınlardan elde edilen terin betain içeriği. J Int Soc Sports Nutr (2010) 7 (1): 3. doi: 10.1186 / 1550-2783-7-3

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          17. Knight LS, Piibe Q, Lambie I, Perkins C, Yancey PH. Beyindeki betain: betain alımının karakterizasyonu, diğer ozmolitler üzerindeki etkisi ve ozmotik stresten nöroproteksiyondaki potansiyel rolü. Neurochem Res (2017) 42 (12): 3490–503. doi: 10.1007 / s11064-017-2397-3

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          18. Day CR, Kempson SA. Karaciğer hastalığında betain kimyası, rolleri ve potansiyel kullanımı. Biochim Biophys Açta (2016) 1860 (6): 1098. doi: 10.1016 / j.bbagen.2016.02.001

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          19. Yancey PH. Yüksek ozmolarite ve diğer streslerde uyumlu, metabolik ve karşı koyan sitoprotektanlar olarak organik osmolitler. J Exp Biol (2005) 208 (15): 2819–30. doi: 10.1242 / jeb.01730

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          20. Neuhofer W, Beck FX. Böbrek medullasının düşman ortamında hücre sağkalımı. Annu Rev Physiol (2005) 67 (67): 531–55. doi: 10.1146 / annurev.physiol.67.031103.154456

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          21. Kempson SA, Zhou Y, Danbolt NC. Betain / GABA taşıyıcı ve betain: beyin, böbrek ve karaciğerdeki roller. Ön Physiol (2014) 5 (5): 159. doi: 10.3389 / fphys.2014.00159

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          22. Dasgupta M, Kishore N. Osmoliitler tarafından sığır serum albümininin topaklaşmasının / fibrilasyonunun seçici inhibisyonu: Mekanistik ve enerji bilgisi. Plos One (2017) 12 (2): e0172208. doi: 10.1371 / journal.pone.0172208

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          23. Mcneil SD, Nuccio ML, Hanson AD. Betainler ve ilgili ozmoprotektanlar. Stres direncinin metabolik mühendisliği için hedefler. Plant Physiol (1999) 120 (4): 945–9. doi: 10.1104 / s.120.4.945

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          24. Veis JH, Molitoris BA, Teitelbaum I, Mansour JA, Berl T. Sıçan kültürü yapılmış iç medüller toplama tübül hücreleri tarafından miyo-inositol alımı: ozmolalitenin etkisi. Am J Physiol (1991) 260 (5 Pt 2): F619.

          PubMed Özeti | Google Scholar

          25. Bucolo C, Fidilio A, Cbm P, Geraci F, Lazzara F, Drago F. Kuru göz modellerinde taurinin antioksidan ve ozmoprotektif aktivitesi. Oküler Farmakoloji ve Terapötikler Dergisi, Oküler Farmakoloji ve Terapötikler Derneği Resmi Gazetesi (2017) 34 (1-2). doi: 10.1089 / jop.2017.0008

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          26. Adamczak B, Wieczór M, Kogut M, Stangret J, Czub J. Protein stabilitesi üzerindeki ozmolite etkisinin moleküler temeli: lizozimin mekanik açılımından ders. Biochem J (2016) 473 (20): 3705–24. doi: 10.1042 / BCJ20160604

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          27. Ratriyanto A, Mosenthin R, Bauer E, Eklund M. Monogastrik hayvanlarda betainin metabolik, osmoregülasyon ve beslenme fonksiyonları. Asya-australas J Anim Sci (2009) 22 (10): 1461–76. doi: 10.5713 / ajas.2009.80659

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          28. Horio M, Ito A, Matsuoka Y, Moriyama T, Orita Y, Takenaka M, vd. Madin Darley köpek böbrek hücrelerinde hipertonisitenin neden olduğu apoptoz: betainin koruyucu etkisi. Nephrol Dial Transplant (2001) 16 (3): 483–90. doi: 10.1093 / ndt / 16.3.483

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          29. Zeisel S. Choline, diğer metil donörler ve epigenetik. Besinler (2017) 9 (5): 445. doi: 10.3390 / nu9050445

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          30. Williams KT, Schalinske KL. Metil grubu ve homosistein metabolizmasının düzenlenmesiyle ilgili yeni bilgiler. J Nutr (2007) 137 (2): 311–4. doi: 10.1093 / jn / 137.2.311

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          31. Ueland PM, Refsum H. Vasküler hastalık için bir risk faktörü olan plazma homosistein: sağlık, hastalık ve ilaç tedavisindeki plazma seviyeleri. J Lab Clin Med (1989) 114 (5): 473-501.

          Google Scholar

          32. Barak AJ, Beckenhauer HC, Tuma DJ. Betain, etanol ve karaciğer: bir inceleme. Alkol (1996) 13 (4): 395–8. doi: 10.1016 / 0741-8329 (96) 00030-4

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          33. Yamamoto A, Takagi H, Kitamura D, Tatsuoka H, ​​Nakano H, Kawano H, et al. Protein 1- izoaspartil metiltransferazdaki eksiklik, ölümcül bir progresif epilepsiye neden olur. J Neurosci (1998) 18 (6): 2063–74. doi: 10.1523 / JNEUROSCI.18-06-02063.1998

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          34. Nishimakimogami T, Yao Z, Fujimori K. Fosfatidiletanolamin metilasyon yolu yoluyla fosfatidilkolin sentezinin inhibisyonu, kültürlenmiş sıçan hepatositlerinde yığın lipidlerin VLDL'ye dahil edilmesini bozar. J Lipid Res (2002) 43 (7): 1035–45. doi: 10.1194 / jlr.M100354-JLR200

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          35. Boisvert FM, Côté J, Boulanger MC, Richard S. Arginin-metillenmiş protein komplekslerinin proteomik analizi. Mol Hücre Proteomikleri (2003) 2 (12): 1319. doi: 10.1074 / mcp.M300088-MCP200

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          36. Rando RR. İzoprenilasyon / metilasyonun kimyasal biyolojisi. Biochem Soc Trans (1996) 24 (3): 682. doi: 10.1042 / bst0240682

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          37. Kramer K, Harrington EO, Lu Q, Bellas R, Newton J, Sheahan KL, vd. İzoprenilsistein karboksil metiltransferaz aktivitesi, endotel hücre apoptozunu modüle eder. Mol Biol Cell (2003) 14 (3): 848. doi: 10.1091 / mbc.E02-07-0390

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          38. Kim DI, Park MJ, Lim SK, Park JI, Yoon KC, Han HJ, vd. PRMT3, LXRα ile doğrudan etkileşim yoluyla hepatik lipogenezi düzenler. Diyabet (2015) 64 (1): 60. doi: 10.2337 / db13-1394

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          39. Mosharov E, Cranford MR, Banerjee R. Transsülfürasyon yolu ile homosistein metabolizması ve glutatyon sentezi ve redoks değişiklikleri ile regülasyonu arasındaki niceliksel olarak önemli ilişki. Biyokimya (2000) 39 (42): 13005–11. doi: 10.1021 / bi001088w

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          40. Jung YS, Kwak HE, Choi KH, Kim YC. Akut etanol uygulamasının S-amino asit metabolizması üzerindeki etkisi: glutatyon yerine taurin sentezi için sistein kullanımının artması. Adv Exp Med Biol (2003) 526: 245. doi: 10.1007 / 978-1-4615-0077-3_31

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          41. Meng B, Gao W, Wei J, Yang J, Wu J, Pu L, vd. Quercetin, metiyoninle zenginleştirilmiş bir diyetle beslenen sıçanlarda serum homosistein seviyesini düşürür. Beslenme (2013) 29 (4): 661–6. doi: 10.1016 / j.nut.2012.10.012

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          42. Cholewa JM, Guimarães-Ferreira L, Zanchi NE. Betainin performans ve vücut kompozisyonu üzerindeki etkileri: son bulguların ve potansiyel mekanizmaların gözden geçirilmesi. Amino Asitler (2014) 46 (8): 1785. doi: 10.1007 / s00726-014-1748-5

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          43. Lawsonyuen A, Levy HL. Yüksek homosistein tedavisinde betain kullanımı. Mol Genet Metab (2006) 88 (3): 201–7. doi: 10.1016 / j.ymgme.2006.02.004

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          44. Jin Z, Mendu SK, Birnir B. GABA, etkili bir immünomodülatör moleküldür. Amino Asitler (2013) 45 (1): 87–94. doi: 10.1007 / s00726-011-1193-7

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          45. Sies H. Oksidatif stres: oksidanlar ve antioksidanlar. Exp Physiol (1997) 82 (2): 291–5. doi: 10.1113 / expphysiol.1997.sp004024

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          46. ​​Davies KJ. Oksidatif stres: aerobik yaşamın paradoksu. Biochem Soc Symp (1995) 61: 1–31. doi: 10.1042 / bss0610001

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          47. Tsai MC, Huang TL. Hem süperoksit dismutazın hem de katalazın artan aktiviteleri, majör depresif bozukluğu olan hastalarda akut depresif atakların göstergeleriydi. Psikiyatri Araştırması (2015) 235: 38-42. doi: 10.1016 / j.psychres.2015.12.005

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          48. Tan DX, Manchester LC, Terron MP, Flores LJ, Reiter RJ. Bir molekül, birçok türev: melatoninin reaktif oksijen ve nitrojen türleri ile hiç bitmeyen etkileşimi? J Pineal Res (2007) 42 (1): 28–42. doi: 10.1111 / j.1600-079X.2006.00407.x

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          49. Dumaswala UJ, Zhuo L, Mahajan S, Nair PN, Shertzer HG, Dibello P, vd. Glutatyon, insan kırmızı kan hücrelerinde kemokin temizleyici ve antioksidan savunma işlevlerini korur. Am J Physiol Cell Physiol (2001) 280 (4): C867. doi: 10.1152 / ajpcell.2001.280.4.C867

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          50. Freitas I, Boncompagni E, Tarantola E, Gruppi C, Bertone V, Ferrigno A, vd. Metiyonin ve kolin eksikliği olan bir diyetin neden olduğu sıçan yağlı karaciğerinde oksidatif stresin yerinde değerlendirilmesi. Oxid Med Cell Longev (2016) 2016 (3): 9307064. doi: 10.1155 / 2016/9307064

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          51. Zhang B, Dong JL, Chen YL, Liu Y, Huang SS, Zhong XL, vd. Nrf2, HepG2 hücrelerindeki GSH içeriği seviyelerini artırarak homosisteinin koruyucu etkilerine aracılık eder. Mol Med Rep (2017) 16 (1): 597. doi: 10.3892 / mmr.2017.6633

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          52. Almashhadany A, Shackebaei D, Van der Touw T, Jones GL, Suleiman MS, King N. Homosisteine ​​maruz kalma, iskemi reperfüzyonuna ve oksidatif strese karşı miyokardiyal direnci bozar. Cell Physiol Biochem (2015) 37 (6): 2265–74. doi: 10.1159 / 000438582

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          53. Baggott JE, Tamura T. Homosistein, demir ve kardiyovasküler hastalık: bir hipotez. Besinler (2015) 7 (2): 1108–18. doi: 10.3390 / nu7021108

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          54. Barak AJ, Beckenhauer HC, Badakhsh S, Tuma DJ. Alkolik steatozu tersine çevirmede betainin etkisi. Alcohol Clin Exp Res (1997) 21 (6): 1100–2. doi: 10.1111 / j.1530-0277.1997.tb04259.x

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          55. Ji C, Kaplowitz N. Betaine, alkolle beslenen farelerde hiperhomosisteinemi, endoplazmik retikulum stresi ve karaciğer hasarını azaltır. Gastroenteroloji (2003) 124 (5): 1488. doi: 10.1016 / S0016-5085 (03) 00276-2

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          56. Shinohara M, Ji CN. Betain-homosistein metiltransferaz ekspresyonundaki farklılıklar, endoplazmik retikulum stres tepkisi ve alkolle beslenen fareler ve sıçanlar arasındaki karaciğer hasarı. Hepatoloji (2010) 51 (3): 796. doi: 10.1002 / hep.23391

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          57. RC P, Swarup D, Dwivedi SK. Alfa tokoferol, askorbik asit ve l- metiyoninin sıçanlarda karaciğer, böbrek ve beyinde kurşun kaynaklı oksidatif stres üzerine antioksidan etkileri . Toksikoloji (2001) 162 (2): 81. doi: 10.1016 / S0300-483X (01) 00345-6

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          58. Martínez Y, Li X, Liu G, Bin P, Yan W, Más D, vd. Metiyoninin metabolizma, oksidatif stres ve hastalıklar üzerindeki rolü. Amino Asitler (2017) 49 (12): 2091–8. doi: 10.1007 / s00726-017-2494-2

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          59. Pastor A, Collado PS, Almar M, Gonzálezgallego J. Biliyer tıkalı sıçanlarda mikrozomal fonksiyon: S-adenosilmetiyoninin etkileri. J Hepatol (1996) 24 (3): 353–9. doi: 10.1016 / S0168-8278 (96) 80016-X

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          60. Cavallaro RA, Fuso A, Nicolia V, Scarpa S. S-adenosilmetiyonin, B vitamini eksikliği olan bir diyetle beslenen TgCRND8 farelerinde oksidatif stresi önler ve glutatyon metabolizmasını modüle eder. J Alzheimers Dis (2010) 20 (4): 997. doi: 10.3233 / JAD-2010-091666

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          61. Barak AJ, Beckenhauer HC, Mailliard ME, Kharbanda KK, Tuma DJ. Betain, etanolle beslenen sıçanlardan alınan hepatositlerde yüksek s-adenosilhomosistein seviyelerini düşürür. J Nutr (2003) 133 (9): 2845–8. doi: 10.1093 / jn / 133.9.2845

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          62. Tehlivets O. Ateroskleroz için bir risk faktörü olarak homosistein: s-adenosil-L-homosisteine ​​dönüşümü, düzensiz lipid metabolizmasının anahtarı mıdır? J Lipids (2011) 2011 (2011): 702853. doi: 10.1155 / 2011/702853

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          63. Kwon DY, Jung YS, Kim SJ, Park HK, Park JH, Kim YC. Alkolsüz yağlı karaciğerdeki bozulmuş sülfür-amino asit metabolizması ve oksidatif stres, sıçanlarda betain takviyesi ile hafifletilir. J Nutr (2009) 139 (1): 63. doi: 10.3945 / jn.108.094771

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          64. Kharbanda KK, Todero SL, King AL, Osna NA, Mcvicker BL, Tuma DJ, vd. Betain tedavisi, kronik etanol kaynaklı hepatik steatozu ve mitokondriyal solunum zinciri proteomundaki değişiklikleri zayıflatır. Int J Hepatol (2011) 2012 (16): 962183. doi: 10.1155 / 2012/962183

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          65. Fernández-Checa JC, Colell A, García-Ruiz C. S-adenosyl-L-metionin ve alkolik karaciğer hastalığında mitokondriyal azalmış glutatyon tükenmesi. Alkol (2002) 27 (3): 179–83. doi: 10.1016 / S0741-8329 (02) 00229-X

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          66. Kim SJ, Jung YS, Kwon DY, Kim YC. Betain takviyesi ile akut etanolün neden olduğu karaciğer hasarının ve S içeren maddelerin bozulmuş metabolomiklerinin hafifletilmesi. Biochem Biophys Res Commun (2008) 368 (4): 893. doi: 10.1016 / j.bbrc.2008.02.003

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          67. Bingül İ, Aydın AF, Başaran-Küçükgergin C, Doğan-Ekici I, Çoban J, Doğru-Abbasoğlu S, vd. Yüksek yağlı diyet artı karbon tetraklorür kaynaklı karaciğer fibrozu, sıçanlarda betain tedavisi ile hafifletilir. Int Immunopharmacol (2016) 39: 199. doi: 10.1016 / j.intimp.2016.07.028

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          68. Bingül İ, Başaranküçükgergin C, Aydın AF, Çoban J, Doğanekici I, Doğruabbasoğlu S, et al. Betain tedavisi, alkolik karaciğer fibrozu olan sıçanlarda oksidatif stresi, inflamasyonu ve yıldız hücre aktivasyonunu azaltmıştır. Environ Toxicol Pharmacol (2016) 45: 170. doi: 10.1016 / j.etap.2016.05.033

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          69. He F, Wu C, Li P, Li N, Zhang D, Zhu Q, vd. Bağırsak iltihabında amino asitlerin işlevleri ve sinyal yolları. Biomed Res Int (2018). 2018 (3): 1–13. doi: 10.1155 / 2018/9171905

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          70. Ron D. Hiperhomosisteinemi ve endoplazmik retikulumun işlevi. J Clin Invest (2001) 107 (10): 1221–2. doi: 10.1172 / JCI13092

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          71. Pompella A, Corti A. Editoryal: Hücresel bir kahraman olan glutatyonun değişen yüzleri. Biochem Pharmacol (2003) 66 (8): 1499. doi: 10.1016 / S0006-2952 (03) 00504-5

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          72. Monaco C, Andreakos E, Kiriakidis S, Mauri C, Bicknell C, Foxwell B, vd. Nükleer faktör kappa B aktivasyonunun kanonik yolu, insan aterosklerozunda proinflamatuar ve protrombotik tepkileri seçici olarak düzenler. Proc Natl Acad Sci USA (2004) 101 (15): 5634–9. doi: 10.1073 / pnas.0401060101

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          73. Aravilli RK, Vikram SL, Kohila V. Romatoid artritte NF-KB'yi hedefleyen potansiyel antidotlar olarak fitokimyasallar. 3 Biyoteknoloji (2017) 7 (4): 253. doi: 10.1007 / s13205-017-0888-1

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          74. Kronik iltihaplı hava yolu hastalığında Schuliga M. NF-kappaB sinyali. Biyomoleküller (2015) 5 (3): 1266–83. doi: 10.3390 / biom5031266

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          75. EK, Jung KJ, Kim JY, Yu BP, Chung HY gidin. Betain Yaşlanma sırasında proinflamatuar sinyal bastırır: nükleer faktör-kappaB katılımı ile nükleer faktör-uyarıcı kinaz / IkappaB kinaz ve mitojen ile aktive edilmiş protein kinazın. J Gerontol (2005) 60 (10): 1252. doi: 10.1093 / gerona / 60.10.1252

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          76. Lee EK, Jang EJ, Jung KJ, Kim DH, Yu BP, Chung HY. Betaine, yaşlı sıçan aortunda lizofosfatidilkolin aracılı adezyon moleküllerini zayıflatır: nükleer faktör-κB yolağının modülasyonu. Exp Gerontol (2013) 48 (5): 517. doi: 10.1016 / j.exger.2013.02.024

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          77. Yi EY, Kim YJ. Betain , NF-kappaB ve Akt sinyal yollarının baskılanması yoluyla in vitro ve in vivo anjiyogenezi inhibe eder . Int J Oncol (2012) 41 (5): 1879–85. doi: 10.3892 / ijo.2012.1616

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          78. Je JH, Lee JY, Jung KJ, Sung B, Go EK, Yu BP, vd. NIK / IKK ve p38 MAPK yolu aracılığıyla 4-hidroksiheksenalin NF-kappaB aktivasyon mekanizması . FEBS Lett (2004) 566 (1–3): 183–9. doi: 10.1016 / j.febslet.2004.04.037

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          79. Kyriakis JM, Avruch J. Stres ve iltihapla aktive olan Memeli MAPK sinyal iletim yolları: 10 yıllık bir güncelleme. Physiol Rev (2012) 92 (2): 689. doi: 10.1152 / physrev.00028.2011

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          80. Go EK, Jung KJ, Kim JM, Lim H, Lim HK, Yu BP, vd. Betaine, tiyol arttırıcı etki ile yaşa bağlı NF-κB'yi modüle eder. Biol Pharm Bull (2007) 30 (12): 2244–9. doi: 10.1248 / bpb.30.2244

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          81. Kim DH, Sung B, Kang YJ, Jang JY, Hwang SY, Lee Y, vd. ICR erkek farelerde betainin AOM / DSS ile indüklenen kolon tümör oluşumu üzerindeki anti-enflamatuar etkileri. Int J Oncol (2014) 45 (3): 1250. doi: 10.3892 / ijo.2014.2515

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          82. Li JM, Ge CX, Xu MX, Wang W, Yu R, Fan CY, vd. Betaine, fruktozla beslenen sıçanlarda astrogliozu ve iltihabı önleyerek hipotalamik sinir hasarını iyileştirir. Mol Nutr Food Res (2015) 59 (2): 189–202. doi: 10.1002 / mnfr.201400307

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          83. Zhang W, Wang LW, Wang LK, Li X, Zhang H, Luo LP, vd. Betaine, sıçanlarda yüksek mobilite grup kutusu 1 ve Toll benzeri reseptör 4 ekspresyonunu inhibe ederek yüksek yağlı diyetin neden olduğu karaciğer hasarına karşı korur. Dig Dis Sci (2013) 58 (11): 3198. doi: 10.1007 / s10620-013-2775-x

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          84. Sims JE, Smith DE. IL-1 ailesi: bağışıklık düzenleyicileri. Nat Rev Immunol (2010) 10 (2): 89. doi: 10.1038 / nri2691

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          85. Martinon F, Belediye Başkanı A, Tschopp J. Enflamasomlar: vücudun koruyucuları. Annu Rev Immunol (2009) 27 (27): 229. doi: 10.1146 / annurev.immunol.021908.132715

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          86. Lordnejad MR, Schliess F, Wettstein M, Haussinger D. Birincil sıçan hepatositlerinde hiperosmolarite ve betain ile hem oksijenaz HO-1 ekspresyonunun modülasyonu. Arch Biochem Biophys (2001) 388 (2): 285–92. doi: 10.1006 / abbi.2001.2297

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          87. Graf D, Kurz AK, Reinehr R, Fischer R, Kircheis G, Häussinger D. Sıçan karaciğerinde betain ile safra asidi kaynaklı apoptozun önlenmesi. Hepatology (2002) 36 (4): 829-39. doi: 10.1053 / jhep.2002.35536

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          88. Kim SJ, Lee SM. NLRP3 inflammasome aktivasyonunun d -galactosamine ve lipopolisakkaritin indüklediği akut karaciğer yetmezliği: heme rolü oksigenaz-1. Ücretsiz Radic Biol Med (2013) 65 (4): 997. doi: 10.1016 / j.freeradbiomed.2013.08.178

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          89. Ge CX, Yu R, Xu MX, Li PQ, Fan CY, Li JM, vd. Betain, LXRa / PPARα yolunu düzenleyerek ve sıçanlarda ER stresini hafifleterek fruktoz kaynaklı NAFLD'yi önledi. Eur J Pharmacol (2016) 770: 154–64. doi: 10.1016 / j.ejphar.2015.11.043

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          90. Fan CY, Wang MX, Ge CX, Wang X, Li JM, Kong LD. Betain takviyesi, sıçanlarda yüksek fruktoz kaynaklı böbrek hasarına karşı koruma sağlar. J Nutr Biyokimya (2014) 25 (3): 353. doi: 10.1016 / j.jnutbio.2013.11.010

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          91. Van Der Heide LP, Hoekman MF, Smidt MP. FoxO aktarımının giriş ve çıkışları: FoxO translokasyon mekanizmaları ve transkripsiyonel düzenleme. Biochem J (2004) 380 (2): 297–309. doi: 10.1042 / bj20040167

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          92. Accili D, Arden KC. FoxO'lar hücresel metabolizmanın, farklılaşmanın ve dönüşümün kavşağındaki. Cell (2004) 117 (4): 421–6. doi: 10.1016 / S0092-8674 (04) 00452-0

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          93. Li X, Rong Y, Zhang M, Wang XL, Lemaire SA, Coselli JS, vd. P38 MAPK ve FOXO1 tarafından tioredoksin etkileşen proteinin (Txnip) yukarı regülasyonu, glikozla tedavi edilen endotel hücrelerinde bozulmuş tioredoksin aktivitesine ve ROS artışına katkıda bulunur. Biochem Biophys Res Commun (2009) 381 (4): 660–5. doi: 10.1016 / j.bbrc.2009.02.132

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          94. Wang Y, Zhou Y, Graves DT. FOXO transkripsiyon faktörleri: klinik önemi ve regülasyonu. Biomed Res Int (2014) 2014 (3): 925350. doi: 10.1155 / 2014/925350

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          95. Sik CS, Young HJ, Jae HI, In KJ, Bum KJ. Yağ dokusu yeniden şekillenmesi: enerji metabolizması ve metabolik bozukluklardaki rolü. Ön Endocrinol (2016) 7:30. doi: 10.3389 / fendo.2016.00030

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          96. Li, S, Wang, H, Wang X, Wang Y, Feng, J. Betain kas lipit metabolizmasını etkiler ile domuz bitirme ve yağ asidi ve oksidasyon düzenleyen. J Anim Sci Biotechnol (2017) 8 (1): 72. doi: 10.1186 / s40104-017-0200-6

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          97. Xu, L Huang D Hu Q Wu J Wang Y, Feng, J. Betain hafifletir hepatik lipid birikimi yoluyla bir yüksek yağ içerikli diyet ile beslenen sıçanlarda hepatik lipid ihracat ve yağ asidi oksidasyonunu artırmak. Br J Nutr (2015) 113 (12): 1835–43. doi: 10.1017 / S0007114515001130

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          98. Song Z, Deaciuc I, Zhou Z, Song M, Chen T, Hill D, vd. AMP ile aktive olan protein kinazın betainin yüksek sükroz diyetinin neden olduğu hepatik steatoz üzerindeki yararlı etkilerine katılımı. Am J Physiol Gastrointest Karaciğer Physiol (2007) 293 (4): G894. doi: 10.1152 / ajpgi.00133.2007

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          99. Du J, Shen L, Tan Z, Zhang P, Zhao X, Xu Y, vd. Betain takviyesi, yüksek yağlı bir diyetle beslenen farelerde lipit metabolizmasını artırır ve insülin direncini artırır. Besinler (2018) 10 (2). doi: 10.3390 / nu10020131

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          100. Yang Z, Hu X, Liu Y, Dong S, Wen Z, He W, vd. Metabolik stres altında ROS sinyalizasyonu: AMPK ve AKT yolu arasında çapraz konuşma. Mol Cancer (2017) 16 (1): 79. doi: 10.1186 / s12943-017-0648-1

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          101. Li Y, Xu S, Mihaylova M, Zheng B, Hou X, Jiang B, vd. AMPK diyetle indüklenen insüline dirençli farelerde hepatik steatoz ve aterosklerozu hafifletmek için SREBP aktivitesini fosforile eder ve inhibe eder. Cell Metab (2011) 13 (4): 376–88. doi: 10.1016 / j.cmet.2011.03.009

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          102. Russell RR III, Bergeron R, Shulman GI, Young LH. Miyokardiyal GLUT-4'ün translokasyonu ve AMPK'nin AICAR tarafından aktivasyonu yoluyla artan glikoz alımı Am J Physiol (1999) 277 (2): 643–9.

          PubMed Özeti | Google Scholar

          103. Sang-Min J. Fizyoloji ve hastalıklarda AMPK'nin düzenlenmesi ve işlevi. Exp Mol Med (2016) 48 (7): e245. doi: 10.1038 / emm.2016.81

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          104. Huypens P, Moens K, Heimberg H, Ling Z, Pipeleers D, Van de Casteele M. Pankreas beta hücrelerinde AMP ile aktifleştirilmiş protein kinazın (AMPK) adiponektin aracılı uyarımı. Life Sci (2005) 77 (11): 1273–82. doi: 10.1016 / j.lfs.2005.03.008

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          105. Bonnard C, Durand A, Vidal H, Rieusset J. Diyetle indüklenen diyabetik farelerin dokularında adiponektin, reseptörleri ve AMPK aktivitesindeki değişiklikler. Diabetes Metab (2008) 34 (1): 52-61. doi: 10.1016 / j.diabet.2007.09.006

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          106. Olli K, Lahtinen S, Rautonen N, Tiihonen K. Betaine, insan adipositlerinde hipoksinin neden olduğu enflamatuar adipokinlerin ekspresyonunu azaltır. Br J Nutr (2013) 109 (1): 43–9. doi: 10.1017 / S0007114512000888

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          107. Wang Z, Yao T, Pini M, Zhou Z, Fantuzzi G, Song Z. Betaine, yüksek yağlı bir diyetle beslenen farelerde yağ dokusu fonksiyonunu geliştirdi: alkolsüz yağlı karaciğer hastalığında betainin hepatoprotektif etkisi için bir mekanizma. Am J Physiol Gastrointest Karaciğer Physiol (2010) 298 (5): G634. doi: 10.1152 / ajpgi.00249.2009

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          108. Wang L, Chen L, Tan Y, Wei J, Chang Y, Jin T, vd. Betain ek Apolipoprotein E eksikliği olan farelerde hepatik trigliserid birikimini azaltır ile bir peroksisomal proliferatör aktif reseptörü alfa promoteri metilasyonunu azaltmak. Lipid Sağlık Bozukluğu (2013) 12 (1): 34. doi: 10.1186 / 1476-511X-12-34

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          109. Kim DH, Lee B, Min HP, Min JK, An HJ, Lee EK, vd. Betainin hepatik lipit metabolizması üzerindeki moleküler mekanizması: FoxO1'in PPARg'ye bağlanmasının inhibisyonu. J Agric Food Chem (2016) 64 (36): 6819. doi: 10.1021 / acs.jafc.6b02644

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          110. Hagar H, Medany AE, Salam R, Medany GE, Nayal OA. Betain takviyesi, sıçanlarda oksidatif / nitrozatif stresi ortadan kaldırarak ve inflamasyon ve apoptozu baskılayarak sisplatin kaynaklı nefrotoksisiteyi azaltır. Exp Toxicol Pathol (2015) 67 (2): 133–41. doi: 10.1016 / j.etp.2014.11.001

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          111. Kharbanda KK, Todero SL, Ward BW, Tuma DJ. Betain uygulaması, etanol kaynaklı kusurlu VLDL sekresyonunu düzeltir. Mol Cell Biochem (2009) 327 (1–2): 75–8. doi: 10.1007 / s11010-009-0044-2

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          112. Huang LS, Voyiaziakis E, Markenson DF, Sokol KA, Hayek T, Breslow JL. Farelerde apo B geni nakavt, homozigotlarda ve nöral tüp kusurlarında embriyonik letaliteye, erkek kısırlığına ve heterozigotlarda azalmış HDL kolesterol ester ve apo AI nakil oranlarına neden olur. J Clin Invest (1995) 96 (5): 2152–61. doi: 10.1172 / JCI118269

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          113. Wellen KE, Hotamisligil GS. Enflamasyon, stres ve diyabet. J Clin Invest (2005) 115 (5): 1111–9. doi: 10.1172 / JCI200525102

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          114. Barazzoni R, Gortan Cappellari G, Ragni M, Nisoli E. Obezitede insülin direnci: temel değişikliklere genel bir bakış. Kilo Bozukluğu Yiyin (2018) 23 (2): 149–57. doi: 10.1007 / s40519-018-0481-6

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          115. Schultze SM, Hemmings BA, Markus N, Oliver T. PI3K / AKT, MAPK ve AMPK sinyallemesi: glikoz homeostazında protein kinazlar. Exp Rev Mol Med (2012) 14: e1. doi: 10.1017 / S1462399411002109

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          116. Song G, Ouyang G, Bao S. Akt / PKB sinyal yolunun aktivasyonu ve hücre hayatta kalması. J Cell Mol Med (2005) 9 (1): 59-71. doi: 10.1111 / j.1582-4934.2005.tb00337.x

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          117. Burgess SC, He TT, Yan Z, Lindner J, Sherry AD, Malloy CR, vd. Sitosolik fosfoenolpiruvat karboksıkinaz, bozulmamış fare karaciğerindeki hepatik glukoneojenez oranını yalnızca kontrol etmez. Hücre Metab (2007) 5 (4): 313. doi: 10.1016 / j.cmet.2007.03.004

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          118. Plyte SE, Hughes K, Nikolakaki E, Pulverer BJ, Woodgett JR. Glikojen sentaz kinaz-3: onkogenez ve gelişimde işlev görür. Biochim Biophys Açta (1992) 1114 (2–3): 147–62. doi: 10.1016 / 0304-419X (92) 90012-N

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          119. Iwasaki H. Tip 2 diyabetik Goto-Kakizaki sıçanlarının karaciğer ve pankreasında bozulmuş PRMT1 aktivitesi. Life Sci (2009) 85 (3–4): 161. doi: 10.1016 / j.lfs.2009.05.007

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          120. Iwasaki H. PRMT1'in hnRNPQ aktivasyonunda ve insülin reseptörünün içselleştirilmesinde rolü. Biochem Biophys Res Commun (2008) 372 (2): 314–9. doi: 10.1016 / j.bbrc.2008.05.051

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          121. Iwasaki H, Yada T. Protein arginin metilasyonu, L6 iskelet kası hücrelerinde insülin sinyalini düzenler. Biochem Biophys Res Commun (2007) 364 (4): 1015. doi: 10.1016 / j.bbrc.2007.10.113

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          122. Kıvılcımlar JD, Collins HL, Chirieac DV, Cianci J, Jokinen J, Sowden MP, vd. Hepatik VLDL ve apolipoprotein B üretimi, betain-homosistein S-metiltransferazın in vivo indüksiyonunu takiben artar . Biochem J (2006) 395 (2): 363–71. doi: 10.1042 / BJ20051966

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          123. Çapraz DAE, Alessi DR, Cohen P, Andjelkovich M, Hemmings BA. Glikojen sentaz kinaz-3'ün protein kinaz B'nin aracılık ettiği insülin tarafından inhibisyonu. Nature (1995) 378 (6559): 785-9. doi: 10.1038 / 378785a0

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          124. Matsumoto M, Pocai A, Rossetti L, Depinho RA, Accili D. Karaciğerde forkhead transkripsiyon faktörü Foxo1 bulunmayan farelerde hepatik glikoz üretiminin bozulmuş regülasyonu. Cell Metab (2007) 6 (3): 208–16. doi: 10.1016 / j.cmet.2007.08.006

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          125. Zhou Y, Lee J, Reno CM, Sun C, Sang WP, Chung J, vd. XBP-1-FoxO1 etkileşimi yoluyla glikoz homeostazının düzenlenmesi. Nat Med (2011) 17 (3): 356–65. doi: 10.1038 / nm.2293

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          126. Schröder M, Kaufman RJ. ER stresi ve katlanmamış protein tepkisi. Mutat Res (2005) 569 (1): 29–63. doi: 10.1016 / j.mrfmmm.2004.06.056

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          127. Zheng YZ, Cao ZG, Hu X, Shao ZM. Endoplazmik retikulum stres belirteçleri GRP78 ve CHOP, meme kanserinde hastalıksız sağkalımı ve kemoterapiye yanıt verebilirliği öngörür. Breast Cancer Res Treat (2014) 145 (2): 349-58. doi: 10.1007 / s10549-014-2967-x

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          128. Kondylis V, Kumari S, Vlantis K, Pasparakis M. Hücre ölümü, doku homeostazı ve inflamasyonun düzenlenmesinde IKK, NF-κB ve RIPK1 sinyallerinin etkileşimi. Immunol Rev (2017) 277 (1): 113. doi: 10.1111 / imr.12550

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          129. Larsen BD, Rampalli S, Burns LE, Esmer S, Dilworth FJ, Megeney LA. Kaspaz 3 / kaspaz ile aktive edilmiş DNaz, DNA ipliği kırılmalarını indükleyerek hücre farklılaşmasını destekler. Proc Natl Acad Sci USA (2010) 107 (9): 4230–5. doi: 10.1073 / pnas.0913089107

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          130. Ji C, Shinohara M, Kuhlenkamp J, Chan C, Kaplowitz N. HepG2 hücrelerinde ve birincil fare hepatositlerinde betain-homosistein metiltransferaz / betain sistemi tarafından koruma mekanizmaları. Hepatology (2010) 46 (5): 1586–96. doi: 10.1002 / hep.21854

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          131. Gaur N, Karouzakis E, Glück S, Bagdonas E, Jüngel A, Michel BA, vd. MikroRNA'lar, romatoid artrit sinoviyal fibroblastlarda DNA metilasyonuna müdahale eder. RMD Açık (2016) 2 (2): e000299. doi: 10.1136 / rmdopen-2016-000299

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          132. Kharbanda KK, Rogers DD II, Mailliard ME, Siford GL, Barak AJ, Beckenhauer HC, vd. Sıçan hepatosit apoptozunda yüksek S-adenosilhomosisteinin rolü: betain ile koruma. Biochem Pharmacol (2005) 70 (12): 1883–90. doi: 10.1016 / j.bcp.2005.09.021

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          133. Garrett Q, Khandekar N, Shih S, Flanagan JL, Simmons P, Vehige J, vd. Betaine, hücre hacmini stabilize eder ve hiperozmotik stres altında insan kornea epitel hücrelerinde apoptoza karşı korur. Exp Eye Res (2013) 108 (3): 33–41. doi: 10.1016 / j.exer.2012.12.001

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          134. Konstantinova SV, Tell GS, Vollset SE, Nygård O, Bleie Ø, Ueland PM. Orta yaş ve yaşlı erkeklerde ve kadınlarda plazma kolin ve betainin metabolik sendrom bileşenleri ile farklı ilişkileri. J Nutr (2008) 138 (5): 914. doi: 10.1093 / jn / 138.5.914

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          135. Chen YM, Liu Y, Liu YH, Wang X, Guan K, Zhu HL. Kolinden ziyade daha yüksek serum betain konsantrasyonları, Çinli yetişkinlerde DXA kaynaklı vücut yağı ve yağ dağılımının daha iyi profilleri ile ilişkilidir. Int J Obes (2014) 39 (3): 465. doi: 10.1038 / ijo.2014.158

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          136. Schartumhansen H, Ueland PM, Pedersen ER, Meyer K, Ebbing M, Bleie Ø, vd. Kardiyovasküler hastalarda diabetes mellitus belirteci olarak idrar betaininin değerlendirilmesi. PLoS One (2013) 8 (8): e69454. doi: 10.1371 / journal.pone.0069454

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          137. Kol M, Yavaş S, Mcgregor DO, Dellow WJ, George PM, Chambers ST. Diabetes mellitusta plazma ve idrar betain değişkenliği ve metiyonin yük testi yanıtları ile ilişkisi: gözlemsel bir çalışma. Cardiovasc Diabetol (2012) 11 (1): 34. doi: 10.1186 / 1475-2840-11-34

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          138. Dellow WJ, Chambers ST, Lever M, Lunt H, Robson RA. Diabetes mellitus hastalarında yüksek glisin betain atılımı, proksimal tübüler disfonksiyon ve hiperglisemi ile ilişkilidir. Diabetes Res Clin Pract (1999) 43 (2): 91–9. doi: 10.1016 / S0168-8227 (98) 00115-6

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          139. Ying J, Rahbar MH, Hallman DM, Hernandez LM, Spitz MR, Forman MR, vd. Kolin ve betainin diyetle alınması ve akciğer kanseri riski arasındaki ilişkiler. PLoS One (2013) 8 (2): e54561. doi: 10.1371 / journal.pone.0054561

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          140. Zeng F, Xu C, Liu Y, Fan Y, Lin X, Lu Y, vd. Kolin ve betain alımı, yetişkinlerde nazofaringeal karsinom riskinde azalma ile ilişkilidir: bir vaka-kontrol çalışması. Br J Kanser (2014) 110 (3): 808. doi: 10.1038 / bjc.2013.686

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          141. Madsen SK, Rajagopalan P, Joshi SH, Toga AW, Thompson PM. Alzheimer hastalığı nörogörüntüleme girişiminden 803 katılımcıda daha ince kortikal gri madde ile ilişkili daha yüksek homosistein. Neurobiol Yaşlanma (2015) 36: S203–10. doi: 10.1016 / j.neurobiolaging.2014.01.154

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          142. Huang QC, Xu ZR, Han XY, Li WF. Hayvancılık bilimi olan betain ile beslenen domuzların bitiminde hormon, büyüme faktörü ve lipid metabolizmasındaki değişiklikler. Livest Sci (2006) 105 (1): 78–85. doi: 10.1016 / j.livsci.2006.04.031

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          143. He S, Zhao S, Dai S, Liu D, Bokhari SG. Kronik ısı stresine maruz kalan piliçlerde diyet betaininin büyüme performansı, yağ birikimi ve serum lipidleri üzerindeki etkileri. Animasyon Bilimi J (2015) 86 (10): 897. doi: 10.1111 / asj.12372

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          144. Gao X, Randell E, Zhou H, Sun G. Daha yüksek serum kolin ve betain seviyeleri erkeklerde daha iyi vücut kompozisyonu ile ilişkilidir, ancak kadın popülasyonunda değil. PLoS One (2018) 13 (2): e0193114. doi: 10.1371 / journal.pone.0193114

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          145. Schwab U, Törrönen A, Toppinen L, Alfthan G, Saarinen M, Aro A, vd. Betain takviyesi, plazma homosistein konsantrasyonlarını azaltır ancak insan deneklerde vücut ağırlığını, vücut kompozisyonunu veya dinlenme enerji tüketimini etkilemez. Am J Clin Nutr (2002) 76 (5): 961. doi: 10.1093 / ajcn / 76.5.961

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          146. Favero SD, Roschel H, Artioli G, Ugrinowitsch C, Tricoli V, Costa A, vd. Kreatin, ancak betain takviyesi kas fosforilkreatin içeriğini ve güç performansını artırır. Amino Asitler (2012) 42 (6): 2299–305. doi: 10.1007 / s00726-011-0972-5

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          147. Gao X, Wang Y, Edward R, Pardis P, Yi Y, Wayne G, vd. Kanada, Newfoundland'ın yetişkin popülasyonunda daha yüksek diyet kolin ve betain alımı daha iyi vücut kompozisyonu ile ilişkilidir. PLoS One (2016) 11 (5): e0155403. doi: 10.1371 / journal.pone.0155403

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          148. Sookoian S, Puri P, Castaño GO, Scian R, Mirshahi F, Sanyal AJ, vd. Alkolsüz steatohepatit, betain yetersizliği durumuyla ilişkilidir. Liver Int (2016) 150 (4): S1140–1. doi: 10.1111 / liv.13249

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          149. Chen YM, Liu Y, Zhou RF, Chen XL, Wang C, Tan XY, vd. Yetişkinlerde bağırsak florasına bağımlı metabolit trimetilamin-N-oksit, betain ve kolinin alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ile ilişkileri. Sci Rep (2016) 6: 19076. doi: 10.1038 / srep19076

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          150. Miglio F, Rovati LC, Santoro A, Setnikar I. Alkolsüz steatohepatitte oral betain glukuronatın etkinliği ve güvenliği. Çift kör, randomize, paralel grup, plasebo kontrollü prospektif bir klinik çalışma. Arzneimittelforschung (2000) 50 (8): 722–7. doi: 10.1055 / s-0031-1300279

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          151. Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı için Abdelmalek MF, Soangulo S. Betaine: randomize, plasebo kontrollü bir çalışmanın sonuçları. Hepatoloji (2009) 50 (6): 1818–26. doi: 10.1002 / hep.23239

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          152. Tiihonen K, Saarinen MT, Alhoniemi E, Mitsuya N, Yamaki G. Hafif yağlı karaciğeri olan Asyalı erkeklerde diyet betaininin metabolik sendrom risk faktörleri üzerindeki etkisi. Diyabet ve Metabolizma Dergisi (2016) 7: 692. doi: 10.4172 / 2155-6156.1000692

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          153. Jung GY, Won SB, Kim J, Jeon S, Han A, Kwon YH. Betaine, db / db Farelerde Hipertriglisemi ve Tau Hiperfosforilasyonunu Azaltır. Toksikolojik Araştırma (2013) 29 (1): 7. doi: 10.5487 / TR.2013.29.1.007

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          154. Kim YG, Lim HH, Lee SH, Shin MS, Kim CJ, Yang HJ. Betain , streptozotosin ile indüklenen hiperglisemik sıçanların retinalarında Akt'nin baskılanması yoluyla vaskülarizasyonu inhibe eder . Mol Med Rep (2015) 12 (2): 1639. doi: 10.3892 / mmr.2015.3613

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          155. Kitabchi AE, Umpierrez GE, Miles JM, Fisher JN. Diyabetli yetişkin hastalarda hiperglisemik krizler. Diyabet Bakımı (2009) 32 (12): e157; yazar yanıtı e8. doi: 10.2337 / dc09-9032

          CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          156. Lever M, Sizeland PCB, Bason LM, Hayman CM, Robson RA, Chambers ST. Diyabetik ve böbrek hastalarının kan ve idrarındaki anormal glisin betain içeriği. Clin Chim Açta (1994) 230 (1): 69. doi: 10.1016 / 0009-8981 (94) 90090-6

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          157. Dullaart RPF, Erwin G, Elias J, Gruppen EG, Connelly MA. Plazma fosfolipid transfer protein aktivitesi, diyabetik ve diyabetik olmayan kişilerde betain ile ters orantılıdır. Lipid Sağlık Bozukluğu (2016) 15 (1): 143. doi: 10.1186 / s12944-016-0313-5

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          158. Chen L, Chen YM, Wang LJ, Wei J, Tan YZ, Zhou JY, vd. Daha yüksek homosistein ve düşük betain, PEMT G774C'nin GG genotipini taşıyan diabetes mellituslu hastalarda mikroanjiyopati riskini artırır. Diabetes Metab Res Rev (2013) 29 (8): 607–17. doi: 10.1002 / dmrr.2432

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          159. Mcentyre CJ, Lever M, Chambers ST, George PM, Slow S, Elmslie JL, vd. Tip 2 diyabetli aşırı kilolu kişilerin plazmasında ve idrarında iki yıllık bir süre içinde betain, N, N-dimetilglisin, kolin, gliserofosforilkolin, taurin ve trimetilamin-N-oksit varyasyonu. Ann Clin Biochem (2015) 52 (Pt 3): 352. doi: 10.1177 / 0004563214545346

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          160. Rabinowitch IM. Betainin diabetes mellitusta kan plazmasının kolesterol ve bilirubin içerikleri üzerindeki etkileri. Can Med Doç J (1936) 34 (6): 637.

          Google Scholar

          161. Xu X, Gammon MD, Zeisel SH, Bradshaw PT, Wetmur JG, Teitelbaum SL, vd. Nüfus temelli bir çalışmada yüksek kolin ve betain alımı meme kanseri ölüm oranını azaltır. FASEB J (2009) 23 (11): 4022–8. doi: 10.1096 / fj.09-136507

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          162. Lu MS, Fang YJ, Pan ZZ, Zhong X, Zheng MC, Chen YM, vd. Çin popülasyonunda kolin ve betain alımı ve kolorektal kanser riski: bir vaka-kontrol çalışması. PLoS One (2015) 10 (3): e0118661. doi: 10.1371 / journal.pone.0118661

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          163. Zhou RF, Chen XL, Zhou ZG, Zhang YJ, Lan QY, Liao GC, vd. Daha yüksek diyetle alınan kolin ve betain alımları, daha düşük birincil karaciğer kanseri riski ile ilişkilidir: bir vaka kontrol çalışması. Sci Rep (2017) 7 (1): 679. doi: 10.1038 / s41598-017-00773-w

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          164. Sun S, Li X, Ren A, Du M, Du H, Shu Y, vd. Kolin ve betain tüketimi kanser riskini azaltır: epidemiyolojik çalışmaların bir meta-analizi. Sci Rep (2016) 6: 35547. doi: 10.1038 / srep35547

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          165. Lee JE, Giovannucci E, Fuchs CS, Willett WC, Zeisel SH, Cho E. Kolin ve betain alımı ve erkeklerde kolorektal kanser riski. Kanser Epidemiol Biyobelirteçleri Prev (2010) 19 (3): 884–7. doi: 10.1158 / 1055-9965.EPI-09-1295

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          166. Cho E, Holmes M, Hankinson SE, Willett WC. Premenopozal kadınlar arasında tek karbonlu metabolizmada yer alan besinler ve meme kanseri riski. Kanser Epidemiol Biyobelirteçleri Önceki (2007) 16 (12): 2787. doi: 10.1158 / 1055-9965.EPI-07-0683

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          167. Sun J, Wen S, Zhou J, Ding S. Alzheimer hastalarında malnütrisyon ve hiperhomosistein arasındaki ilişki ve betainin diyet müdahalesi. J Clin Lab Anal (2017) 31 (5): 1-7. doi: 10.1002 / jcla.22090

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          168. Detopoulou P, Panagiotakos DB, Antonopoulou S, Pitsavos C, Stefanadis C. Sağlıklı yetişkinlerde inflamatuar belirteçlerin konsantrasyonlarıyla ilişkili olarak diyet kolin ve betain alımları: ATTICA çalışması. Am J Clin Nutr (2008) 87 (2): 424–30. doi: 10.1093 / ajcn / 87.2.424

          PubMed Özeti | CrossRef Tam Metin | Google Scholar

          Anahtar kelimeler: betain, oksidatif stres, endoplazmik retikulum, inflamasyon, obezite

          Alıntı: Zhao G, He F, Wu C, Li P, Li N, Deng J, Zhu G, Ren W and Peng Y (2018) Betaine in Inflammation: Mechanistic Aspects and Applications. Ön. Immunol. 9: 1070. doi: 10.3389 / fimmu.2018.01070

          Alındı: 03 Mart 2018; Kabul tarihi: 30 Nisan 2018;
          Yayın: 2018 24 May

          Tarafından düzenlendi:
          Pinyi Lu , Biotherapeutics, Inc., Amerika Birleşik Devletleri
          Tarafından gözden geçirildi:
          Jianlin Geng , Alabama Üniversitesi, Birmingham, Amerika Birleşik Devletleri
          Zhenhuan Zhao , Virginia Üniversitesi, Amerika Birleşik Devletleri
          Ana María Sanchez-Perez , Jaume I Üniversitesi, İspanya
          Telif hakkı: © 2018 Zhao, He, Wu, Li, Li, Deng, Zhu, Ren ve Peng. Bu, Creative Commons Attribution License (CC BY) koşulları altında dağıtılan açık erişimli bir makaledir . Diğer forumlarda kullanılmasına, dağıtılmasına veya çoğaltılmasına, orijinal yazar (lar) ve telif hakkı sahibine atıfta bulunulması ve bu dergideki orijinal yayına kabul edilen akademik uygulamalara uygun olarak atıfta bulunulması koşuluyla izin verilir. Bu şartlara uymayan hiçbir kullanım, dağıtım veya çoğaltmaya izin verilmez.

          * Yazışma: Wenkai Ren, renwenkai19@126.com ;
          Yuanyi Peng, pyy2002@sina.com

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X