Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Chlorella, Chlorella plus, . Chlorella vulgaris ve Chlorella pyrenoidosa

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Chlorella, Chlorella plus, . Chlorella vulgaris ve Chlorella pyrenoidosa

    Mikro-Dev Chlorella
    Süper besinler listesinin üst sıralarında yer alan chlorella etkili bir detoks takviyesi.
    Doğal sularda yetişen bir mikroalg olan chlorella, mikroskobik formda dev bir besin kaynağı. Daha önce D-Life'ın sayfalarında yer verdiğimiz spirulina gibi chlorella da süper besinler kategorisinde yer alıyor. Tıpkı spirulina gibi o da milyarlarca yıldır yeryüzünde bulunuyor. Fosil kalıntılarından elde edilen verilere göre, 2,5 milyar yıldır genetik yapısı hiç değişmeyen ender bir canlı türü olarak literatüre geçti. Adını Yunancada yeşil anlamına gelen chloros ve Latincede küçük anlamına gelen ella kelimelerinden alan chlorella'nın süper besin olarak keşfi ve önem kazanması 20'nci yüzyıla dayanıyor. Özellikle 1950'li yılların başında dünya savaşlarının ardından hızla artan nüfusun yaratacağı muhtemel gıda ve açlık sıkıntısı için hem pratik hem de etkili çözüm olarak görülmüş. Kolaylıkla ve yaygın olarak bulunabilen, bu yüzden daha zor bulunan ve pahalı olan kırmızı ete alternatif olabilecek en iyi protein kaynağı olarak gösterilmiş. Fakat öngörülen besin sıkıntısına daha verimli tarım yöntemleriyle çözüm bulununca chlorella ve hakkında yapılan bilimsel çalışmalara da ilgi azalmış. Eskisi kadar yaygın olmasa da bu süper algin üretimi ve etkileri üzerindeki çalışmalar sürüyor. Bu alanda başı Japon bilim insanları çekiyor. Chlorella'nın dünyada en çok tüketildiği yer, Japonya. Ülkede ortalama 10 milyon kişinin düzenli olarak chlorella tükettiği tahmin ediliyor. Bu, Amerika'da en çok kullanılan C vitamini desteği tüketiminden bile yüksek bir oran. Peki, Japonlar bizim bilmediğimiz bir şey mi biliyor? Elbette hayır. Chlorella'nın etkileri uzun zamandır biliniyor ama dünyanın her yerinde aynı oranda tanınmıyor, kullanılmıyor.

    GÜÇLÜ BİR ARINDIRICI
    Suda yetişen ve yenebilen az sayıdaki alg türünden biri olan chlorella, tamamen klorofilden oluşuyor. İçeriğinde B, C ve E vitaminleriyle beta-karoten, amino asitler, magnezyum, demir, iz mineraller, karbonhidratlar ve kırmızı etten daha yüksek miktarda protein (1 gramında yüzde 61'den fazla) bulunuyor. Böylesi yüksek oranda protein barındıran yegane bitki olması onu eşsiz kılan özelliklerinden. Bu yüzden et yemeyenler için benzersiz bir gıda takviyesi. Yoğun besin değerleriyle bulunmaz bir kaynak olmasının yanı sıra vücuttan toksinlerin etkin bir şekilde atılmasını sağlıyor. Bu kadar rağbet görmesinin nedenlerinden biri de güçlü antioksidan özelliği. Moleküler yapısı sayesinde metallerin, kimyasalların ve bazı zararlı toksinlerin atılımına yardımcı oluyor. Kan yoluyla vücuttaki zararlı maddeleri tutarak sindirim yoluyla dışarı atıyor. Bunu yaparken neredeyse zeki bir organizma gibi çalışarak kalsiyum, magnezyum ve çinko gibi faydalı mineralleri ayırt ediyor, onlara dokunmuyor. Rusya'da yürütülen bir araştırma chlorella'nın bu etkisini kanıtlamış. Fareler üzerinde yapılan deneyde dokulara büyük hasar veren ağır metal zehirlenmesinde panzehir olarak chlorella kullanılmış. Chlorella ile tedavi edilen farelerde kontrol grubuna oranla daha az doku hasarı gözlenmiş. Ağır metal zehirlenmeleri civa diş dolguları kullananlar, radyasyona maruz kalan meslek gruplarında çalışanlar ve bazı balık türlerini tüketenleri tehdit eden ciddi bir sorun. Civa, kanserle de bağı bulunan bir tehlike. Kanser hücrelerinde civa tespit eden Japon bilim insanları ağır metal toksikasyonunun bunama ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklarla da ilişkisi olduğunu kanıtladı. Bu açıdan özellikle ağır metallerin vücuttan atılmasını sağlayan chlorella'nın vücut temizliğinden çok daha fazla etkiye sahip olduğu savunuluyor. 1960'ların sonunda bazı araştırmacılar süper algin kemoterapinin yan etkilerini azalttığı ve kanser hücrelerinin gelişimini önlediği yönünde bulundu. Bu yüzden NASA'nın da astronotlar için uzayda yetiştirdiği ilk besinlerden biri olan chlorella'nın iyi bir kanser savaşçısı olup olmadığı gerçeğini bulma çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar sırasında mikroalgin farklı alanlardaki etkileri de ortaya çıkıyor. Japonya'da yapılan bazı araştırmalar chlorella'nın vücut yağ oranını düşürdüğünü, obezite ve diyabetle savaşta etkili bir silah olabileceğini ortaya koydu.

    1989'da Çekoslovak Bilimler Akademisi'nin yürüttüğü bir araştırma chlorella'nın kemik iliği üretimini artırdığını da ortaya koydu. Yapılan testlerde öldürücü dozda radyoaktif gama ışınına maruz bırakılan farelerde kullanılan chlorella, hayvanların hayatta kalmasına yardımcı oldu. 1993'te Hindistan'daki Jawaharlal Nehru Üniversitesi araştırmacıları chlorella'nın akut ve kronik radyoaktif hasarın etkilerini azalttığını ortaya koydu. Yine Hindistan'da 1995'te Indian Journal of Experimental Biology'de yayımlanan bir makalede subletal (öldürücü olmayan dozda) radyoaktif gama ışınlarına maruz kalınması durumunda chlorella'nın dalaktaki hücre kolonilerinin sayısının artmasına yardımcı olduğunu kanıtladı. Bu tür hücreler kemik iliğinde de mevcut ve bağışıklık faktörleriyle hayati kan elementlerinin üretimi için yaşamsal önem taşıyor.

    Fibromiyalji hastaları üzerinde yapılan başka bir çalışma ise chlorella'nın hastalardaki ağrı ve gerginliği azaltmada yardımcı olduğunu göstermiş. Hipertansiyon hastaları üzerinde yürütülen benzer bir çalışmada chlorella kullanan hastaların birçoğu reçeteli tansiyon ilaçlarını kullanmayı bırakmış.

    KULLANIRKEN DİKKAT
    Piyasada hap ya da toz formunda bulunabilen chlorella ürünlerinin dünyadaki en iyi üreticileri Japonya ve Tayvan. Chlorella'nın güçlü hücre duvarlarından geçip vücutta etkili olması için işlemden geçirilen ürünleri seçerken nasıl yapıldığına dikkat etmek gerekiyor. Kullanılan ürünün ısıl ya da kimyasal işlemlerden geçmediğinden emin olunmalı. En sağlıklı olanı, toz ve tabletler değişken basınç farklarıyla öğütülenler. Chlorella kullananlarda gaz, baş dönmesi, mide krampı ve diare gibi yan etkiler gözlemlenebiliyor. Bu nedenle ilk kullanıma hafta sonu ya da evde vakit geçirilen bir dönemde başlanması öneriliyor. Eğer yan etkiler beklenenden rahatsız edici düzeydeyse, düşük dozlarda tüketilmesinde fayda var. Yüksek miktarda K vitamini içerdiğinden kan inceltici ilaçlarla etkileşime girebilir. Ayrıca içeriğindeki iyot alerjileri tetikleyebilir. Bu yüzden iyot alerjisi olanların kullanması önerilmiyor.

    13 Faydası
    Hormonların düzenlenmesini sağlıyor.
    Ülser tedavisine yardımcı oluyor.
    Sindirim sistemini düzenliyor.
    Beyaz kan hücrelerinin sayısını artırarak enfeksiyonlara karşı etki sağlıyor.
    Vücut kokularının azaltılması ve yok edilmesinde etkin rol oynuyor.
    Kan basıncını, kolesterolü ve kan şekerini düzenliyor.
    Kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve obezite ile savaşıyor.
    Alerji ve astım ataklarını azaltıyor.
    Yorgunluğu azaltıyor.
    Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
    Beyin ve sinir sistemini koruyor.
    Ağır metallar ve küfün vücutta yarattığı kirliliği yok ediyor.
    Doku gelişimi, onarımı ve tedavisinde etki sağlıyor.
    Radyasyonun zararlarından arındırıyor ve organları koruyor.


    Besin değerleri
    Her gün düzenli olarak chlorella kullanan araştırmacı-yazar Mike Adams, Superfoods for Optimum Health Chlorella and Spirulina kitabında chlorella'nın besin değerlerini şöyle sıralıyor:
    · Herhangi bir hayvansal proteinden daha kolay sindirilebilen ve daha yoğun kaliteli protein (% 58 oranında)
    · Bitkilerde hiç bulunmayan B12 dahil, bilinen bütün B vitaminleri
    · C vitamini
    · E vitamini
    · Kalsiyum, magnezyum, çinko ve potasyum gibi sayısız makromineraller
    · İz mineraller
    · GLA dahil omega-3 yağ asitleri
    · Mukopolisakkaridler
    · Beta-karoten

    Chlorella Nedir? Chlorella pyrenoidosa tatlı suda yetişen tek hücreli yeşil yosundur. Chlorella %61 protein içerir, ayrıca tüm elzem amino asitler, A vitamini ve klorofil de yüksek oranda bulunur. Uzakdoğu’da tatlı sularda yetişen bir mikroalg türü olan chlorella bilinen bitkiler arasında en yüksek klorofil içeriğine sahiptir.

    Chlorella Faydaları Nelerdir?
    Chlorella ile ilgili yürütülen araştırmalar bu yosunun akyuvar aktivitesini artırdığını ve bazı enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin olabileceğini göstermektedir.
    Chlorella, enfeksiyonlara neden olan birçok mikroorganizmanın gelişimini probiotik madde olarak engelleyen ve chlorellin olarak adlandırılan doğal bileşen içerir.
    Chlorellada bulunan bileşikler hücrelerin çeşitli toksik maddelerin etkilerinden arınmasına yardımcı olur.
    Toksik bileşiklerin karaciğere zarar vermesini engeller, karaciğerdeki birçok fonksiyon bozukluğunu düzeltici etki gösterir.
    • 2001 yılında Alternative Therapies in Health and Medicine‘de yayınlanan bir makalede Chlorella kullanımının yüksek tansiyon ve kolesterolü düşürebileceği, bağışıklık sistemini güçlendireceği ifade edilmiştir. Ayrıca chlorella’nın fibromiyalji ve ülseratif kolit rahatsızlığı olan insanların yaşam kalitesini artırabileceği belirtilmiştir.
    Yıpranmış ve zarar görmüş dokuların hızlı bir şekilde iyileşmesine yardım eder.
    • B12 vitamini içerdiğinden vejeteryan beslenen kişiler için önemli bir besin takviyesidir.
    • Araştırmacılar, chlorella’nın birçok faydalı etkisinin yüksek klorofil içeriğinden kaynaklandığını belirtiyorlar. Ancak Japonya’da yapılan yeni bir araştırma, chlorella’nın etkisinin içindeki albüminden dolayı olabileceğini göstermektedir.
    • Devamlı olarak karaciğer tarafından salgılanan albümin, kanda en çok bulunan proteindir. Albümin kanda, temel ve doğal antioksidan olarak işlev görür. Serbest radikalleri etkisiz duruma getirme görevinin %80′ini albümin gerçekleştirir.
    • Araştırmalar, kandaki albümin seviyesiyle, genel sağlık durumu arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Kanser ve kalp hastalıkları da dahil olmak üzere, genetik olmayan her dejeneratif hastalığın başlangıcında ve ileri dönemlerinde yapılan testlerde, kandaki albümin seviyesinin düşük olduğu görülmüştür.
    • Chlorella, toz, tablet, granül olarak kullanılabilir.

    Chlorella Zararları Var mı?
    Bulantı ve mide krampı oluşabilir. Alg alerjiniz varsa, ürtiker ya da cilt döküntüleri görülebilir.
    Chlorella kullanan bazı kişilerde güneş ışığına karşı hassasiyet oluşmuştur.
    K vitamini yönünden zengin olduğu için kan sulandırıcı veya pıhtılaşmayı engelleyen ilaç kullanan kişilerde pıhtılaşma zamanını uzatabilir.
    Multipl skleroz (MS), lupus, romatoid artrit hastalığı olanlar ve immün sistemini baskılayan ilaç kullananlar doktora danışmadan kullanmamalıdır.
    Hamile veya emziren kadınlar doktora danışmadan kullanmamalıdır.

    Chlorella Nedir?

    Chlorella tek hücreli, yeşil tatlı su yosunudur. Chlorella vulgaris ve Chlorella pyrenoidosa araştırmalarda en yaygın kullanılan türlerden olsa da bilinen 30'dan fazla değişik tür bulunmaktadır. Chlorella, etkileyici besin değerleri sayesinde “süper yiyecek” olarak da adlandırılmaktadır.
    • Protein: Chlorella'nın %50-60’ı proteindir. Dahası 9 esansiyel amino asitleri de içermesi nedeniyle tam bir protein kaynağıdır.
    • B12 Vitamini: Bazı Chlorella türleri B12 vitamini içermesine rağmen daha fazla çalışmalarla desteklenmelidir.
    • Demir ve C Vitamini: Chlorella iyi bir demir kaynağı olabilir. Takviyeye bağlı olarak %6-40’a kadar günlük demir ihtiyacınızı karşılayabilir. Aynı zamanda demir emilimini de arttıran C vitamini için iyi bir kaynaktır.
    • Diğer Antioksidanlar: Bu küçük yeşil hücreler çok çeşitli antioksidan sağlarlar.
    • Diğer Vitamini ve Mineraller: Chlorella küçük miktarlarda magnezyum, çinko, bakır, potasyum, kalsiyum, folik asit ve diğer B vitaminlerini sağlar
    • Omega-3: Diğer yosunlarla birlikte, Chlorella bazı omega-3’leri içerir. 3 gram Chlorella 100 gram omega-3 sağlamaktadır.
    • Lif: Fazla miktarlarda, Chlorella iyi bir lif kaynağı olabilir. Yine de çoğu takviye bir dozla 1 gram bile lif sağlayamaz.

    Ağır Metallere Bağlanarak Detoks Sağlar

    Chlorella hakkında vücudun detox yapmasına yardımcı olduğuna dair bazı söylemler mevcuttur. Gerçekten hayvan çalışmaları, ağır metallerin ve diğer zararlı bileşiklerin vücuttan çıkarılmasında yardımcı olduğunu göstermektedir. Ağır metaller demir, bakır gibi küçük miktarlarda gerekli olan elementleri içermektedir ama kadmiyum gibi diğer elementlerin fazla miktarları toksik olabilmektedir. Vücut sistemlerinde tehlikeli düzeyde ağır metal bulunma ihtimali az da olsa kirlilik ya da madencilik gibi işlerde ağır metallere maruz kalınabilir. Hayvanlarda, Chlorella dahil yosunların karaciğer, beyin ve böbreklerin ağır metal toksitesini zayıflattığı bulunmuştur. Ayrıca, Chlorella'nın bazen yiyeceklerde bulunan diğer zararlı kimyasalların miktarının düşürülmesine yardımcı olduğu gösterilmiştir. Bunlardan bir tanesi besin kaynağından hayvanlara bulaşabilen bir hormon bozucu olan dioksindir. Bu kanıta dayalı olarak Chlorella vücudun doğal antioksidan yeteneğini arttırıcı etki göstermektedir.


    Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
    Bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla mücadele ederek sağlıklı olmanıza yardımcı olur. Bir işgalci vücuda girdiğinde çoklu mekanizmalar ve hücrelerden oluşan karmaşık bir sistemdir. Şimdiye kadar sınırlı olsa da, hayvan ve insan çalışmalarında Chlorella'nın bağışıklık tepkisini arttırıcı olduğu bulunmuştur. Bir küçük çalışmada, erkek bireyler Chlorella kullanırken plasebo aldığından daha fazla antikor üretmiştir. Antikorlar vücudunuzdaki yabancı istilacılarla savaşmaya yardımcı olur, yani bu bulgu oldukça umut vericidir. Sekiz haftalık daha küçük bir başka çalışma, Chlorella kullanan sağlıklı erişkinlerde bağışıklık belirtilerinin arttığı gösterilmiştir. Yine de, az ya da etkisiz olduğunu gösteren bazı çalışmalar nedeniyle bulgular karışıktır. Örneğin, bir çalışma, Chlorella takviyelerinin, 50-55 yaşları arasındaki katılımcılarda bağışıklık fonksiyonunu geliştirdiğini, ancak 55 yaşın üzerindeki katılımcıları etkilemediğini ortaya koydu. Dolayısıyla Chlorella’nın bazı popülasyonlarda ve yaş gruplarında bağışıklık kazandıran etkileri olabilir, ancak hepsinde değil. Kesin sonuçlar elde edebilmek için daha büyük ölçekli çalışmalara ihtiyaç vardır.



    Kolesterol Seviyelerini İyileştirmeye Yardımcı Olabilir
    Bazı çalışmalar Chlorella takviyelerinin kolesterol seviyesini düşürebileceğini ortaya koymuştur. Özellikle çeşitli çalışmalar günlük 5-10 gram Chlorella almanın, yüksek tansiyonlu veya kolesterolü yükselmiş kişilerde trigliseridi ve toplam ve LDL kolesterolü düşürdüğünü göstermiştir. Chlorella'nın bazı içerikleri kandaki lipid seviyelerini iyileştirmeye yardımcı olur. Bunlar;
    • Niasin: B vitamininin kolesterolü düşürdüğü bilinmektedir.
    • Lif: Kolesterolü düşürmeye yardımcı ajandır.
    • Karotenoidler: Kolesterolü doğal olarak düşürdüğü gösterilmiştir.
    • Antioksidanlar: Kalp hastalıklarına neden olduğu bilinen LDL kolesterolün okside olmasını engellemeye yardımcı olur.
    Antioksidan Olarak Görev Yapar
    Chlorella klorofil, C vitamini, beta-karoten, likopen ve lutein gibi antioksidan sayılan çeşitli bileşikler içerir. Bu antioksidanlar birçok kronik hastalıkla savaşmaya yardımcı olabilir. Bu antioksidanların bazıları, şeker hastalığının pek çok komplikasyonunu yönlendiren ileri glikasyon son ürünleri( AGE )nin üretimini azaltmış gibi gözükmektedir. Hayvan ve laboratuvar çalışmalarında, Chlorella genlerin yaşlanma biçimine müdahale etmiştir. İnsan çalışmasında Chlorella takviyelerinin oksidatif hasar görme riskinin yüksek olduğu sigara içen bireylerde antioksidan seviyesini yükselttiği bulunmuştur. Bu araştırmanın büyük kısmı umut verici olmasına rağmen, hala ön hazırlık aşamasındadır.

    Kan Basıncını Kontrol Altında Tutmayı Sağlar
    Chlorella takviyeleri, normal tansiyon için gerekli olan kalp ve böbrek sağlığını geliştirmeye yardımcı olabilir. Bir çalışmada, yüksek tansiyonu olan insanlar 12 hafta süreyle günde 4 gram Chlorella aldı. Sonuçta, bu insanlar plaseboya katılanlardan daha düşük kan basıncı sonuçlarına sahiptiler. Sağlıklı erkek bireylerle yapılan bir diğer küçük çalışma, Chlorella takviyelerinin kan basıncını etkileyen bir faktör olan damar sertliğine daha az neden olduğunu gösterdi. Bunu açıklamak için kullanılan bir teori, arginin, potasyum, kalsiyum ve omega-3’leri içeren Chlorella’nın bazı besinlerinin arterlerin sertleşmesini önlemesine yardımcı olmasıdır.



    Kan Şekeri Seviyesini İyileştirir
    Bazı araştırmalar, Chlorella'nın kan şekeri seviyesini düşürmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir çalışma, 12 haftalığına Chlorella kullanmanın hem sağlıklı bireylerde hem de yaşam tarzıyla ilişkili hastalık riski yüksek olan kişilerde açlık kan şekeri düzeylerini düşürdüğünü bulmuştur. Diğer çalışmalar, Chlorella takviyesi ile kan şekeri kontrolünün arttığını ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda insülin duyarlılığını artırdığını göstermiştir. Kan şekeri kontrolü için Chlorella kullanmanız gerektiğini söyleyen yeterli araştırma henüz yok, ancak diğer tedavilerle kombine edildiğinde yardımcı olabilir.


    Solunum Yolu Hastalıklarını Önlemede Yardımcı Olur
    Astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi solunum yolu hastalıklarının idaresi sıklıkla inflamasyonu kontrol altına almayı gerektirir.
    Chlorella, birçok antioksidan da dahil olmak üzere iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olabilecek bazı bileşenlere sahiptir. Bir çalışma, Chlorella’nın KOAH’lı hastalarda antioksidan durumunu iyileştirdiğini ancak nefes alma kabiliyetinde herhangi bir iyileşmeye yol açmadığını ortaya koymuştur.
    Solunum koşulları üzerindeki gerçek etkisini belirlemek için daha fazla çalışma gereklidir, ancak Chlorella inflamasyon için yardımcı olabilir.


    Aerobik Dayanıklılığı Sağlar
    Yalnızca bir çalışma, Chlorella’nın aerobik dayanıklılık üzerindeki etkisini inceledi ve olumlu bir etki buldu. Araştırmacılar bir grup genç yetişkine 6 gram Chlorella ya da dört haftalık bir plasebo verdi. Çalışmanın sonunda, Chlorella grubu dayanıklılık ölçüsü de olan oksijen ile akciğerlerini doyurma kabiliyetleri önemli ölçüde arttı. Plasebo grubu ise herhangi bir değişiklik yaşamadı. Bu etki Chlorella’nın dallanmış zincirli amino asit içeriğine bağlı olabilir. Dallanmış zincirli amino asitler, çeşitli çalışmalarda aerobik performansı artırdığı üç amino asidin toplanmasıdır.

    Diğer Olası Faydaları

    Chlorella'nın birçok olası yararı öne sürülmesine rağmen bu iddiaları destekleyecek çok az araştırma bulunmaktadır. Bazı sağlık faydaları:
    • Göz Sağlığını Geliştirir: Chlorella gözü koruyan ve maküler dejenerasyon riskini düşüren iki karotenoid olan lutein ve zeaxanthin içerir.
    • Karaciğer Sağlığını Destekler: Chlorella takviyelerinin, karaciğer hastalığı olan insanlarda karaciğer sağlığının belirtilerini iyileştirdiği gösterilmiştir. Bununla birlikte, sağlıklı insanlar için bir yararı olup olmadığı ise belli değildir.
    • Geliştirilmiş Sindirim: Birçok kaynak Chlorella'nın sindirimi kolaylaştırdığını ve şişkinliği azalttığını iddia etmektedir. Bununla birlikte, bu önerilen faydaları herhangi bir çalışma desteklememiştir.
    • PMSyi Hafifletir: Anektodsal kanıt, Chlorella’nın adet öncesi sendromu (PMS) semptomlarını hafifletebileceğini göstermektedir. Chlorella PMSyi azalttıcı etki gösteren kalsiyum ve B vitaminlerini içerir.


    Nuran Serinkaya
    Hocam ben bu ay CHLORELLA PLUS KAPSÜL sipariş verdim. İnanır mısınız BAĞIRSAKLARIN adeta ÇAKRASINI AÇIYOR, bağırsakları ARINDIRIYOR, vücudu silip süpürüyor İnstagram'da gördüm. AĞIR METALLERİ ATIYOR ben buna şahit oldum hayırlı akşamlar hocam.
    KAYNAK

    Deniz TUNCA
    Bir hatadır ESO NO MAKA ve CHLORELLA kullanıyorum, ALERJİDEN DOLAYI BOĞAZIMDA HER SABAH YARA KABUĞU GİBİ BİR ŞEY GELİYORDU ATANA KADAR ZORLANIYORDUM. Kusacak gibi oluyorum BU SABAH HEMEN BOĞAZIMDAN FIRLADI BU HARİKA BİR OLAY teşekkür ediyorum. İbrahim beye derin saygılar.
    KAYNAK

    Taner Özdemir
    CHLORELLA KAPSÜL EFSANE BİR ÜRÜN gerçekten. Vücuduma DOĞAL DETOKS YAPIYOR PİSLİKLERDEN VÜCUDUMU TEMİZLİYOR. VÜCUDUMU TEMİZLEDİĞİNİ SABAH ERKEN KALKMALARIMDAN FARK ETTİM. Hocam sizi erken yaşta tanıdığımıza sevindik. Ürünleriniz birer harika. Yakında başka ürünlerde alıp deneyeceğiz inşallah.
    KAYNAK

    Yasin Dursin
    CHLORELLA PLUS KAPSÜL, ORMUS GMS, ORMUS GLD, KÜKÜRT, SARI KANTARON, RHODİOLA KAPSÜL ALDIM TÜM SENTETİK İLAÇLARI VÜCUDUMDAN ATTI. Allah razı olsun hocamızdan başarıların devamını dilerim.
    KAYNAK

    Soner çıkla
    UZUN ZAMANDIR SPİRULİNA, MORİNGA, CHLORELLA PLUS KAPSÜL KULLANIYORUM. Kullanmadığım bir şey kalmadı, SAĞ OLSUN KENDİMİ BAŞTAN AŞAĞIYA YENİLENDİM
    KAYNAK

    Tuncay Tncy
    Ben hocamın bir cok ürününü kullandım iksir aloevera tonik bovis jel harpago söğüt konja spirulina eskiden chlorella vardi koloidal gumus ve altın ormus gümüş ve altın cds2 aqua enginar forte ısırgan çayı sarı kantoron cayi karnonat ingiliz tuzu hidrojenli su vs bir çok ürün kullandim hepside üst kalite ürünler gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz .
    KAYNAK

    Taner Özdemir
    CHLORELLA KAPSÜL EFSANE BİR ÜRÜN gerçekten. Vücuduma DOĞAL DETOKS YAPIYOR PİSLİKLERDEN VÜCUDUMU TEMİZLİYOR. VÜCUDUMU TEMİZLEDİĞİNİ SABAH ERKEN KALKMALARIMDAN FARK ETTİM. Hocam sizi erken yaşta tanıdığımıza sevindik. Ürünleriniz birer harika. Yakında başka ürünlerde alıp deneyeceğiz inşallah.
    KAYNAK

    bilgekolca
    CHLORELLA KAPSÜL muhteşem bir takviye çok güzel ENERJİ VERİYOR ve SAÇ DÖKÜLMEM AZALDI. Sindirim sistemime öyle iyi geldi ki anlatamam. Muhteşem. GEVEN KAPSÜLÜ anlatmaya kelimeler yetmez. Enerji veriyor GENÇLEŞTİRİYOR sanki zaman geriye akıyor. Allah razı olsun her ürün ayrı bir mucize.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    CHLORELLA vücudun kimyasallarını arındırıyor vücut TOKSİNLERİ ARINDIRIYOR en AĞIR METALLERİ vücuttan atılmasını salıyor.
    KAYNAK

    Tarık Saba
    CHLORELLA KAPSÜL kullanmaya başlamadan evvel bu kadar etkili olabileceğini düşünmemiştim. SPİRULİNA sonrası AĞRI METAL ATILIMI kullanamaya başladım. Vücudumu inanılmaz hafifletti. Detoks yapanlara şiddetle tavsiye ederim.
    KAYNAK

    isikay783
    CHLORELLA KAPSÜLÜ, gıdalar, kimyasal ilaçlar, hava ve çevre kirliliği ile vücuda giren olası AĞIR METALLERİ ATMAK, arındırmak amaçlı alıp günde 3 tane kullandım 20 gün kadar. Daha ilk günden itibaren SABAHLARI DAHA DİNÇ, ENERJİK, HAFİFLEMİŞ, adeta arınmış gibi hissederek uyanmaya başladım, çok şaşırdım. 2. Günden itibaren emin olmak için ara verdim Chlorella kullanımına ara verdiğim gün, bu etkiler azaldı. O yüzden kutu bitene kadar devam ettim o günden sonra. Bu tecrübe sonrasında hayat boyu belirli aralıklarla ağır metal ve TOKSİN DETOKSU YAPMAK için CHLORELLA KAPSÜLÜ kullanmaya karar verdim. Çünkü ne kadar doğal ve sağlıklı beslenip yaşamaya çalışsak da, bunu tam anlamıyla başarmamız çok zor günümüz koşullarında maalesef ki. Nasıl otomobillerimizin periyodik bakımlarını yaptırmak zorundaysak trafiğe çıkabilmek için, bu vücut makinemizi de düzenli olarak arınmaya ve bakıma almak zorundayız artık, eğer hastalıklardan uzak, sağlıklı bir ömür yaşamak istiyorsak. Son 5 yıldır evimize kimyasal hiçbir ilaç girmiyor Gökçek Şifa ve İbrahim Gökçek hocamız vesilesiyle bu fırsat ile bir kez daha teşekkür etmek istiyorum tüm kalbimle. Allah siz ve sizin gibi değil bu milletin, insanlığın yüz akı olan gerçek bilim insanlarının sayısını arttırsın. İki cihanda aziz eylesin inşallah. Sonsuz Sevgilerimle.
    KAYNAK

    Kadir Özer
    CHLORELLA SETİ benim gözümde bir numara 3 aydır kullanıyorum kendimi sanki DAHA GENÇ HİSSEDİYORUM, ENERJİ VERİYOR çok teşekkür ederim hocam.
    KAYNAK

    sule._ozgu
    AĞIR METAL TESTİMDE CİVA ÇOK YÜKSEK ÇIKTI. İbrahim hocamızın videolarında önerdiği gibi CHLORELLA SETİ kullandım. Sonrasında tekrar test yaptırdığımda CİVA ÇOK DÜŞÜK ÇIKTI sağolun.
    KAYNAK

    bilgekolca
    CHLORELLA KAPSÜL ürününü VÜCUDU TEMİZLEMEK ve sindirim sistemindeki bakterileri temizlemek için kullandım. COQ 10 KAPSÜL ürününü MİGREN ağrılarım için kullandım inanılmaz etkili. BİBERİYE ürününü de TANSİYON DÜŞÜKLÜĞÜM için içtim ve TANSİYONUM NORMALE DÖNDÜ.
    KAYNAK

    batuhanelginn
    CHLORELLA SETİ kıllandım VÜCUDUMU AĞIR METALLERDEN TEMİZLEDİ kimyasallardan temizledi detoks.
    KAYNAK
    Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 03 Aralık 2020, 09:52 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    GLA (Gama Linolenik Asit )

    GLA, bir omega-6 doymamış yağ asidi olup, Omega-6 grubu temel yağ asitleri vücutta; enerji üretimi, kan akışındaki oksijenin yayınımı, hemoglobin üretimi, trigliserid ve kolesterol seviyelerinin düşürülmesi, beyin ve sinir dokularının gelişimi, hücre zarında sıvı geçişlerinin kontrolü, insülin ve kan şekeri seviyelerinin dengelenmesi, artrit (mafsal-eklem iltihabı) için tedavi, iltihap giderici etki, iltihaplı ve yangılı hastalıklarda yardımcı, astımda rahatlatıcı, PMS (Adet öncesi ağrılar) sendromlarında rahatlatıcı, allerjik reaksiyonların azaltılması, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, deri dokusuna yardımcı, su tutmanın azaltılması, sedefi azaltıcı veya hafifletici, sakinleştirici etki ve ruhsal durumu düzenleyici olarak da çok önemli görevler yapmaktadır.
    • Romatoid artit, Ülseratif Kolit ve Sjögren Sendromu gibi diğer enflamatuvar hastalıklar,
    • Diabetik Nöropati,
    • Akut Respiratuvar Distress Sendromu
    • Hipertansiyon
    • Osteoporoz
    • Serum Lipitlerini düşürmede,
    • Premenstrual Sendrom,
    • Menopozal Flaşing
    • Deri Hastalıkları (Egzema, Atopik Dermatit, Ithicing, Hemodiyalizli hastalarda görülen Üremik deri bulguları)
    • Saç dökülmesi

    GLA’nın herhangi bir ilaçla etkileşimi rapor edilmemiştir.

    GLA içeren besinler;
    • Sedir Yağı %20-27
    • Yosun (Sprilune) %21
    • Çuha Çiçeği Yağı %7-14
    • Kuş üzümü -20
    • Borage bitkisi %24
    GLA En Yüksek Oranda Sibirya Sedir Yağında Bulunur.

    Gama Linolenik Asit olarak ta bilinen pinolenic asit (GLA-PLA) (2) %20-27 oranında Sedir yağında ve %21 SPİRULİNA'DA bulunurken, Linoleic Acid (OMEGA 6) %40-47 aralığında bulunmaktadır. GLA kaynakları, çuha çiçeği yağı, siyah Frenk üzümü çekirdeği yağı, hodan yağıdır. . Sibirya Sedir Yağında; Alpha-tocopherol (E Vitamini), Caroten, (vitamin A), Çinko, Manganez, Bakır, Demirin yanı sıra çok zengin K vitamini, P vitamini, B vitamini, selenium, fosfor bulunmaktadır. GLA’nın Etkileri

    1993 yılında ‘Diabetes Care’ de yer alan çalışmaya göre bir yıl boyunca günlük 480 mg GLA kullanımı diyabetik nöropati hastalarında olumlu etki sağlamıştır.
    • İngiltere’de yapılan bir çalışmada GLA, Tamoxifen adlı meme kanserinde kullanılan ilaçla birlikte kullanılmış ve hastaların ilaca yanıt verme oranında artış tespit edilmiştir. Başka bir çalışmada ise GLA’nın tümör hücresi üzerinde lipit peroksidasyonu denilen bir mekanizmayla seçici toksisite etkisi gösterdiği ve tümörün beslenmesini sağlayan damarlanmayı baskıladığı saptanmıştır.
    • GLA anti-enflamatuar etkisi sebebiyle artrit sorunu olan kişilerin eklem ağrılarının azaltılmasına yardımcı olabilir. Bazı çalışmalar GLA ‘nın eklem ağrısı, sertlik, hassasiyet gibi belirtilerde rahatlama sağlayabileceğini ve NSAID ihtiyacını azaltabileceğini göstermiştir.
    • Yapılan çalışmalara göre günlük 1,4 gr GLA alımı eklem sertliğinde % 36, eklem şişliğinde ise % 28 azalma sağlamıştır.
    • Çeşitli çalışmalar GLA’nın egzema sonucu meydana gelen kaşıntı, kızarıklık ve pullanma gibi şikayetlerin azaltılmasında faydalı olabileceğini göstermiştir.
    • •Bir çalışmada ülserativ kolitli hastalara bir yıl boyunca GLA verilmiş semptomlarda % 55 düzelme saptanmıştır.
    • PMS belirtilerine yönelik yapılan bir çalışmada % 9 GLA içeren (Efamol), takviye kullanan kadınların % 61 tam rahatlama, % 23 ise kısmi rahatlama hissetiklerini belirtmişlerdir.
    • Brezilya’da yapılan ve sonuçları Reproductive Health adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre gamma linolenik asit, adet öncesi sendrom (PMS) belirtilerinde azalma sağlayabilir. Çalışmada 120 kadın E vitamini, gamma linolenik asit, oleik asit ve lioleik asit gibi yağ asitleri içeren tableti her gün yatmadan önce 2 adet kullanmışlar ve 3 ayın sonunda bir çoğu sıkıntılarında azalma olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmacılar verilen maddelerin prolaktin hormonuna etki etmek suretiyle yarar sağladığını ifade ediyorlar.
    • Gamma Linolenik Asit’in cilt yaşlanmasını geciktirme, cildi nemlendirme, sıkılaştırma ve hormonal dengeyi destekleme gibi etkileri vardır.
    • GLA içeren kremler de kullanılabilir. GLA içeren kremler özellikle stres ve diğer faktörlere bağlı cilt sorunlarının tedavisini kolaylaştırır.
    Kanserde GLA Kullanımı

    GLA’nın selektif olarak 40 farklı kanser türü üzerinde öldürücü etkisi olduğu saptanmıştır. GLA bu etkisini normal sağlıklı hücreler üzerinde yapmamaktadır. GLA, doku kültüründe tümör hücrelerinde ölüme yol açtığı ve onkogen salınımını azalttığı ortaya çıkmıştır. Gliomalardaki (beyin tümörleri) uygulama da 1-2 yıl içinde tümörde küçülme yaptığı saptanmıştır. Diğer çalışmalarda Pankreas kanserlerinde kullanımının faydalı olduğu rapor edilmiştir. Antitrombotik (pıhtı oluşmasını engelleyici) etkisi ile kan akımını yavaşlamasını engellediği ve bu sayede metastaz (uzak yayılım) oluşumunun azaldığı kabul edilir.

    GLA (Gamma Linolenik Asit) VE MEME KANSERİ; GLA (Gamma Linoleik Asit) içeren bileşiklerin deneysel koşullarda kanser hücrelerini öldürdüğü tespit edilmiştir. Beyin, prostat ve son olarak meme kanseri hücrelerinde denenmiş olan GLA, İngiltere’deki “göğüs kanseri” olan kadınlarda, Tamoxifen adlı (meme kanserinde kullanılan) hormonal bir ilaç birlikte kullanılmış ve hastaların tamoxifene cevap verme oranlarında artış tespit edilmiştir. GLA’nın, tümörün beslenmesini ve gelişmesini sağlayan damarlanmadaki artışı (anjiogenezis) inhibe ettiği (baskıladığı) sanılmaktadır.

    İnt.J.Cancer adlı derginin 85.sayısında yayınlanmış bir çalışmada GLA tedavisi alan 38 Meme kanserli hasta (Tamoxifen ile birlikte) ile sadece tamoxifen alan hastaların karşılaştırılması yapılmıştır. Sonuç olarak; Endokrin duyarlı (yani östrojen reseptörü pozitif)meme kanserli hastalarda GLA bir dönüm noktası olarak kabul edilmiştir. Meme kanserli hastalarda klasik Tamoxifen tedavisine yanıt birkaç ayı bulacağından, Tamoxifene eklenen GLA ile tedaviye cevabı hızlandırması heyecan vericidir. Toksik etkisi bulunmayan GLA, östrojen reseptörü pozitif hastalarda Tamoxifen tedavisine mutlaka eklenmelidir. GLA, tamoxifene ilave olarak önerilmektedir. Bu çalışmada GLA’nın tespit edilebilen herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır.

    Breast Cancer Res Treatment dergisinde yayınlanan bir çalışmada GLA’nın kanser ilaçlarının tümör üzerindeki etkilerini arttırdığı tespit edilmiştir. Meme kanserinde kullanılan Vinorelbin adlı ilaçla birlikte GLA kullanıldığında tümör hücresinin üremesini hızlı ve etkili bir biçimde durdurduğu saptanmıştır. Bu çalışmada vitamin-E kullanılarak, GLA’nın sinerjik etkisinin arttığı da gözlemlenmiştir.

    J Natl Cancer Inst3 dergisinde yayınlanan bir Amerika çalışmasında, GLA’nın Her-2/neu (erbB-2 adlı onkogenler üzerinden antitümör etkisi gösterdiği,İngilterede yayınlanan Prostaglandins Leukot Essent Fatty Acids4 adlı derginin 2005 Nisan sayısında GLA’nın tümör hücrelerindeki yapışma (adhezyon) özelliğini, dolayısıyla da tümör hücresinin hareket etme kabiliyetini azalttığını bildirmiştir. Yine aynı araştırmacılar; GLA’nın tümör hücresi üzerinde lipit peroksidasyonu adı verilen bir mekanizma ile seçici toksisite (zehirleme) özelliği gösterdiğini ve tümörün beslenmesini sağlayan damarlanmayı baskıladığı saptanmıştır.

    Kemoterapi ve GLA;GLA’nın doxorubicin, cisplatin, carboplatin, idarubicin, mitoxantrone, tamoxifen, vincristine ve vinblastine gibi antikanser ilaçların etkinliğini arttırdığı saptanmıştır. Ayrıca GLA, immun sistemi düzenleyici etkisine de sahiptir. Eur J Cancer6 adlı Avrupanın saygın bilimsel dergisinde yayınlanan araştırmada GLA’nın kemoterapi ilaçlarına tümörün duyarlılığını arttırdığı saptanmıştır.
    Amerika Kanser Birliği’ nin GLA (Gamma Linolenic Acid) hakkındaki görüşleri;
    • GLA’nın kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlattığı da tespit edilmiştir. GLA’nın bu özelliğinden dolayı rutin diyetlere eklenmesi tavsiye edilmektedir.
    • Pankreas kanserli 48 hastada enjektabl formları kullanılan GLA, yüksek doz verilenlerde daha uzun yaşam sağlandığı tespit edilmiştir.
    • Son çalışmalar GLA’nın mutlaka diğer Kemoterapi ilaçlarıyla birlikte verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.
    • GLA’nın aşikar toksik etkilerine rastlanmamıştır.
    Konu murattt tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/13772-murattt Saat 25 Eylül 2018, 13:27 ) değiştirilmiştir.

    Yorum yap


    • #3
      CHLORELLA PLUS'ın Faydaları İle Ağır Metaller





      as
      Anti-kolorektal kanser aktivitesi olan Chlorella zofingiensis ve Chlorella vulgaris'ten ekzopolisakkaritlerin üretimi ve karakterizasyonu

      Yazar bağlantıları bindirme panelini açarJianzhi Zhang a bLu Liu a bFeng Chen a b c
      Daha fazla göster
      Mendeley'e ekle
      Paylaş
      Anmak
      https://doi.org/10.1016/j.ijbiomac.2019.05.117Hakları ve içeriği alın Öne Çıkanlar


      C. zofingiensis ve C. vulgaris tarafından iki yeni ekzopolisakkarit üretildi . • Bu ekzopolisakkaritlerin fizikokimyasal özellikleri araştırıldı. • Bu ekzopolisakkaritler, iyi radikal temizleme yetenekleri sergilediler. • Bu ekzopolisakkaritler, kolon kanseri hücresine karşı antikanser aktivite gösterdi. Soyut


      Chlorella zofingiensis Chlorella vulgaris Da, sırasıyla. Monosakarit analizi, bu ekzopolisakkaritlerin sırasıyla 10 veya 11 farklı türde şeker ve türevden oluştuğunu gösterir. Ek olarak, sırasıyla %59.6-71.5 ve %44.5-70.4'e ulaşan DPPH ve hidroksil radikalleri üzerinde belirgin radikal süpürücü aktiviteler sergilediler. Ayrıca, antitümör etkileri, insan kolon kanseri hücre hatları HCT8 kullanılarak incelenmiştir. Sonuçlar, hücre canlılıkları üzerindeki inhibitör etkileri göz önüne alındığında önemli antitümör etkileri olduğunu gösterdi (sırasıyla HCT8 üzerinde %28,3–18,0). Bu nedenle, mikroalg türlerinden elde edilen bu ekzopolisakkaritler, alternatif potansiyel antitümör ajanlar olarak daha fazla araştırmaya değer. Grafik soyut

      1. İndir : Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (187KB)
      2. İndir : Tam boyutlu resmi indir
      anahtar kelimeler

      ekzopolisakkarit
      Chlorella zofingiensis
      klorella vulgaris
      fizikokimyasal özellik
      antitümör
      Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
      Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

      Yorum yap


      • #4
        Vitamin, Mineral Eksikliğine Ne İyi Gelir Vücuttaki Ağır Metaller Nasıl Atılır.



        Vücudu Kimyasallardan Arındırmak İçin Ne Yapmak Gerek Ağır Metalleri Vücudumundan Nasıl Atarız.



        Alüminyum Zehirlenmesi Nedir Çocuklar Başarıyı Arttırmanın Yolları Nelerdir Chlorella Nedir.



        Alüminyum Zehirlenmesi Nedir Çocuklar Başarıyı Arttırmanın Yolları Nelerdir Chlorella Nedir.

        Yorum yap


        • #5
          Vücudu Kimyasallardan Arındırmak İçin Ne Yapmak Gerek Ağır Metalleri Vücudumundan Nasıl Atarız.

          Yorum yap


          • #6
            Vitamin, Mineral Eksikliğine Ne İyi Gelir Vücuttaki Ağır Metaller Nasıl Atılır.

            Yorum yap


            • #7
              Enfeksiyondan Korunma Yolları Ayak Ağrılarına Ne İyi Gelir Yüksek Tansiyondan Nasıl Kurtulurum.

              Yorum yap


              • #8
                Otizm Nedir- Otizm Sebepleri Nelerdir- Doğal Aşı Nedir- Hangi Ülkeler Doğal Aşı Kullanıyor

                Yorum yap


                • #9
                  Aktif Kömür Nedir ? Zehirlenmelere Karşı Ne Kullanılır ? Chlorella Faydaları Nelerdir ?

                  Yorum yap


                  • #10
                    Atipik Otizm Rahatsızlığına Ne İyi Gelir ? Faydaları Nelerdir ?

                    Yorum yap


                    • #11
                      Atipik Otizm Çocukların Rahatsızlığı İçin Ne Kullanılmalı ?

                      Yorum yap


                      • #12
                        Vücuttaki Ağır Metallerin Atılmasının En Etkili Yolu
                        Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 18 Haziran 2021, 15:27 ) değiştirilmiştir.

                        Yorum yap


                        • #13
                          Vücuttaki Kötü Kalıntıların Atılması
                          Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 18 Haziran 2021, 16:37 ) değiştirilmiştir.

                          Yorum yap


                          • #14
                            Chlorella vulgaris'in sıcak su özütü, DNA hasarına ve apoptoza neden oldu

                            Yasmin Anum Mohd Yusof , I Suhana Md. Saad , II Suzana Makpol , I Nor Aripin Shamaan , III ve Wan Zurinah Wan Ngah I
                            Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk Reddi
                            Bu makale, PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır .
                            Git: Soyut

                            AMAÇLAR:

                            Bu çalışmanın amacı, Chlorella vulgaris'in sıcak su ekstraktlarının hepatoma hücre dizisi HepG2 üzerindeki antiproliferatif ve apoptotik etkilerini belirlemektir . GİRİŞ:

                            Kanser hücrelerinde apoptozu indükleyebilecek yiyecek ve baharatların araştırılması, son on yılda büyük bir araştırma konusu olmuştur. Tek hücreli yeşil bir alg olan Chlorella vulgaris'in antioksidan ve kanser önleyici özelliklere sahip olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte, kanser hücrelerinin büyümesini inhibe etmedeki kemopreventif etkileri ayrıntılı olarak çalışılmamıştır. YÖNTEMLER:

                            HepG2 karaciğer kanseri hücreleri ve WRL68 normal karaciğer hücreleri, 24 saatlik inkübasyondan sonra çeşitli konsantrasyonlarda (0-4 mg/ml) C. vulgaris sıcak su ekstresi ile tedavi edildi . Apoptoz oranı TUNEL testi ile değerlendirilirken DNA hasarı Comet testi ile değerlendirildi. Apoptoz proteinleri Western blot analizi ile değerlendirildi. SONUÇLAR:

                            Chlorella vulgaris bir IC, doza bağlı bir şekilde (p <0.05) 'de uygulanabilir, HepG2 hücre sayısı azalmıştır 50 mg / ml, 1.6. Comet tahlili ile ölçülen DNA hasarı, test edilen tüm Chlorella vulgaris konsantrasyonlarında HepG2 hücrelerinde artmıştır . TUNEL testi ile apoptoz değerlendirmesi, Chlorella vulgaris'in HepG2 hücrelerinde normal karaciğer hücreleri olan WRL68'e (%15) kıyasla daha yüksek bir apoptotik oranı (%70) indüklediğini gösterdi . Western blot analizi, normal karaciğer hücreleri WRL68 ile karşılaştırıldığında HepG2 hücrelerinde proapoptotik proteinler P53, Bax ve kaspaz-3 ekspresyonunun arttığını ve anti-apoptotik protein Bcl-2'nin ekspresyonunun azaldığını gösterdi. SONUÇ:

                            Chlorella vulgaris , artan P53, Bax ve kaspaz-3 proteinleri ekspresyonu yoluyla ve daha sonra artan DNA hasarına ve apoptoza yol açan Bcl-2 proteininin azalması yoluyla apoptoz sinyal kaskadlarını indükleyerek anti-kanser etkilerine sahip olabilir.

                            Anahtar Kelimeler: HepG2, Chlorella vulgaris, DNA hasarı, kemopreventif, apoptoz
                            Git: GİRİŞ

                            Hepatoselüler karsinom (HCC), dünya çapında en yaygın beşinci malignitedir. 1 Malezya'da HCC, nüfusu etkileyen en yaygın on üçüncü kanserdir. 2

                            Karaciğer kanserinin etiyolojisi çok faktörlüdür; iyi bilinen risk faktörlerinden bazıları, hepatit B ve C viral enfeksiyonu, aromatik hidrokarbonlar gibi kimyasallara maruz kalma ve aflatoksin B1'in yutulmasını içerir. 3 - 5

                            Karsinojenez süreci, genetik hasarı indükleyen bir başlatıcı olayı, ardından tümör oluşturmak üzere dönüştürülmüş hücrelerin seçilmiş klonlarının hayatta kalmasını ve ilerlemesini içerir. Programlanmış hücre ölümünün bir şekli olan apoptoz, kanser büyümesini geciktirmek veya inhibe etmekle ilişkilendirilmiştir. 6 , 7 Son yirmi yılda yapılan kanser araştırmalarının çoğu, mutasyona uğradıklarında, kanseri başlatmaktan ve ilerlemesinden sorumlu olan apoptozun düzensizliği ile çoğalmayı artırmak için baskın veya çekinik bir şekilde hareket eden genlere odaklanmıştır. 8 , 9Son yıllarda ortaya çıkan birçok veri, diyetteki kimyasal önleyici ajanların, kaspazlar gibi sinyal moleküllerini hedefleyerek, daha sonra apoptozun indüklenmesine yol açan kanser hücrelerinin büyümesini tercihen inhibe ettiğini göstermiştir. 7 Bu diyet ajanlarından bazıları yeşil çayda bulunan epigallocatechin-3-gallate (EGCG), zerdeçalda 10 kurkumin, soya fasulyesinde 11 genistein, domateste 12 likopen, narda 13 antosiyanin 14 ve brokolide izotiyosiyanattır. 15

                            DNA hasarı ve apoptozu birbirine bağlayan çok sayıda kanıt var. 16 , 17 Tümör baskılayıcı protein p53, Bax, kaspaz-3 ve -8, Noxa, PUMA ve p53AIP gibi apoptotik proteinlerin yukarı regülasyonuna aracılık ettiği gösterildiğinden, DNA hasarı ile apoptoz arasında önemli bir bağlantı sağlar. 18

                            Tek hücreli bir yeşil alg olan Chlorella vulgaris , gıda takviyesi olarak yaygın olarak kullanılmaktadır ve yüksek antioksidan ve terapötik yeteneklere sahip olduğu kabul edilmektedir. 19 , 20 Ek, bir gıda katkı maddesi olarak tabletler, kapsüller şeklinde alınabilir veya bir sıvı olarak ekstrakte edilebilir. Bazı sağlık iddiaları ve faydaları, hipertansiyon, fibromiyalji ve ülseratif kolit kontrolünde iyileşmeyi içerir. 21İn vivo çalışmalar, C. vulgaris'in önemli antitümör ve antijenotoksik etkinliğini ortaya çıkarmıştır . 20 Hasegawa et. al , C. vulgaris'te ARS-2 olarak adlandırılan bir glikoproteinin bulunduğunu gösterdi.Ekstrakt, fare kaynaklı fibrosarkom üzerinde anti-kanser etkisine sahiptir. 22

                            Bildiğimiz kadarıyla , C. vulgaris'in hepatom hücreleri üzerindeki etkisi ayrıntılı olarak çalışılmamıştır. Bu çalışmada, proliferasyon, DNA hasarı ve apoptozdaki değişiklikleri değerlendirerek C. vulgaris ekstraktının hepatoma hücre dizisi HepG2 üzerindeki antikanser etkisini araştırdık .

                            Git: MALZEMELER VE YÖNTEMLER

                            Chlorella vulgaris'in Kültürlenmesi ve Ekstraksiyonu

                            Stok C vulgaris Beijerinck (suş 072), bir 12 saat karanlıkta 12 saat ışık döngüsü ile Malaya Yosun Kültür Koleksiyonu (UMACC, Malezya) Üniversitesinde elde edilen ve en Kalın bazal ortamı (BBM) yetiştirildi. Hücreler, 1000 rpm'de santrifüjleme ile toplandı. Algler, bir dondurarak kurutucu kullanılarak kurutuldu ve daha sonra %10 (a/h) konsantrasyonunda damıtılmış su içinde karıştırıldı. Algal süspansiyon daha sonra geri akış yöntemi kullanılarak 100°C'de 20 dakika kaynatıldı, ardından 10 000 rpm'de 20 dakika santrifüjlendi. Süpernatant, C. vulgaris'in toz halindeki formunu elde etmek için bir dondurarak kurutucu kullanılarak liyofilize edildi . Hücre Kültürü ve Tedavisi

                            Karaciğer kanseri hücre çizgisi HepG2 ve normal karaciğer hücre çizgisi WRL68, 1 mM sodyum piruvat (SIGMA, St Louis, MO, ABD), 2 mM glutamin, %10 cenin yavrusu ile desteklenmiş Eagle's minimal esansiyel ortamında (EMEM; Flow Labaratories, Sydney Australia) muhafaza edildi. nemlendirilmiş bir% 5 CO serum ve 100 U / ml penisilin ve streptomisin ile 37 ° C 2 inkübatör. Hücre proliferasyonu, apoptoz ve protein toplanması, hücreler %70 konfluans yoğunluğuna ulaştığında gerçekleştirildi. İnkübasyondan 24 saat sonra hücre hatlarına çeşitli konsantrasyonlarda (0-4 mg/ml) C. vulgaris ekstresi eklendi. Hücre Proliferasyon Testi

                            Bir 96-kuyu plaka 2 x 10 düzgün bir yoğunlukta HepG2 ve WRL68 hücreleri ile tohumlanmış 4 de başına hücre. İnkübasyondan yirmi dört saat sonra hücreler, C. vulgaris'in sıcak su ekstresi ile muamele edildi ve 24 saat daha inkübe edildi. Hücreler, C. vulgaris özü tedavisinin son 3 saati sırasında bromodeoksiüridin (BrdU) ile etiketlendi . Hücreler, denatüre edici çözelti ile sabitlendi ve BrdU'nun dahil edilmesi, immünoreaksiyon ile tespit edildi. Her kuyuya substrat solüsyonu eklendikten sonra, dahil edilen BrdU miktarı, taramalı çok kuyulu bir spektrofotometre [enzim bağlantılı immünosorbent tahlili (ELISA) okuyucusu] kullanılarak çift dalga boylarında (450/690 nm) absorbans ölçülerek belirlendi. TUNEL Testi ile Apoptoz

                            Apoptotik hücre ölümü Dead End™ Kolorimetrik TUNEL Sistemi (Promega, Madison, WI, ABD) ile belirlendi. C. vulgaris ekstresi ile 24 saat muameleden sonra , yüzen hücreler ve kültür içindeki yapışık hücreler bir tüp içinde toplandı, tripsinize edildi, santrifüjlendi ve fosfat tamponlu salin (PBS) içinde yıkandı. Hücreler yeniden süspanse edildi ve poli-L-lizin kaplı slaytlara uygulandı ve havada kurutuldu. Hücreler, lamlar oda sıcaklığında 25 dakika boyunca PBS içinde %4 formalin içine daldırılarak sabitlendi. PBS ile yıkandıktan sonra, slaytlar oda sıcaklığında 5 dakika boyunca PBS içindeki %0.2 Triton x 100 çözeltisine daldırılarak hücreler geçirgenleştirildi. Hücreler daha sonra, dengeleme tamponu (2.5 mM Tris-HCI, pH 6.6, 0.2 M potasyum kakodilat, 2.5 mM COCl 100 ul dengelendi 2, 0.25 mg/mL BSA.) 7 dakika süreyle. Dengelenmiş alanlar, slaytlara biyotinlenmiş nükleotid ve TdT reaksiyon karışımı (100 ul) eklenmeden önce kağıt mendil ile lekelendi. Slaytlar daha sonra, 37°C'de 60 dakika nemlendirilmiş bir bölmede inkübe edilmeden önce reaktifin eşit dağılımını sağlamak için lamellerle kapatıldı. Lameller çıkarıldı ve slaytlar, oda sıcaklığında 15 dakika boyunca 2x salin-sodyum sitrat (SSC; sodyum klorür 0.15M, trisodyum sitrat 0.015M) tamponuna daldırıldı ve iki kez PBS ile yıkandı. Endojen peroksidazlar, slaytlar 4 dakika boyunca oda sıcaklığında %0.3 hidrojen peroksite daldırılarak bloke edildi ve tekrar PBS içinde yıkandı. Her slayta Streptavidin yaban turpu peroksidaz (HRP) solüsyonu (1-500 PBS) ilave edildi ve oda sıcaklığında 30 dakika inkübe edildi. PBS ile son yıkamadan sonra, açık kahverengi lekelenme gözlenene kadar 20 dakika boyunca lamlara diaminobenzedin (DAB) solüsyonu ilave edildi. Son olarak, her bir slayt, ışık mikroskobu altında incelenmek üzere DPX (BDH, İngiltere) ile monte edildi. Comet Assay ile DNA Hasar Ölçümü

                            Test, Singh ve diğerleri tarafından tarif edildiği gibi yapıldı. 23Otuz mikrolitre HepG2 hücre süspansiyonu (<400.000 hücre/ml), 80 ul %1 düşük erime noktalı (LMP) agaroz ile karıştırıldı ve %1 LMP agaroz tabakası ile kaplanmış tamamen buzlu slaytlara ilave edildi. Daha sonra, slaytlar lizis solüsyonuna [2.5M NaOH, pH10; 0.1M etilendiamintetraasetik asit (EDTA); 0,01M Tris; ve %1 Triton x 100] 4°C'de 1 saat, ardından DNA'nın çözülmesine izin vermek için 20 dakika boyunca elektroforez çözeltisi (300mM NaOH; ve 1mM EDTA, pH13) ve 25 V ve 300 mA'da 20 dakika elektroforez uygulandı. Son olarak, slaytlar 0.4M Tris tamponu (pH 7.5) ile nötralize edildi, etidyum bromür (5 mg/ml) ile boyandı ve bir floresan mikroskobu (Carl Zeiss, Göttingen, Almanya) kullanılarak analiz edildi. Deney noktası başına rastgele seçilen 50 hücrenin görüntüleri, mikroskop altında görsel olarak analiz edildi. Western blot ile p53, Bax, Bcl-2, Caspase-3 ve -8 ölçümü

                            HepG2 hücreleri (1 x 10 7 / çanak) 9 cm tabak içine ekildi ve sıcak su özütü çeşitli konsantrasyonları ile muamele edildi vulgaris C 2, 6, 12, 18 ve 24 saat karıştırıldı. Daha sonra hücreler, RIPA liziz tamponu [50 mM Tris-HCI, 150 mM NaCI içinde inkübe edildi, 1 mM etilen glikol tetraasetik asit (EGTA), 1 mM EDTA, 20 mM NaF, 100 mM Na- 3 VO 4, %1 NP-40, %1 Triton X-100, 1 mM fenilmetilsülfonil florür (PMSF), 10 µg/ml Aprotinin ve 10 µg/ml Leupeptin] (SIGMA, St Louis, MO, ABD) 30 dakika süreyle buz üzerinde hücreleri lize edin. Santrifüjlemeden sonra, bir Bio-Rad protein tahlil kiti (Bio-Rad, Hercules, CA, ABD) kullanılarak toplam protein belirlendi. Protein %10-15 SDS-PAGE ile çözüldü (50µg) ve polivinil diflorür (PVDF) membranlarına aktarıldı. Membran, oda sıcaklığında 1 saat inkübe edildikten sonra uygun primer antikor (p53, Bax, Bcl-2, kaspaz-3 ve -8; Chemicon, Billerica, MA, ABD) oda sıcaklığında 2 saat blokaj tamponunda 1~1000 dilüsyonlarda. İstatistiksel analiz

                            Sonuçlar, deney en az 3 kez tekrarlanarak ortalama ± SD olarak ifade edilir. İstatistiksel değerlendirme Student's t-testi kullanılarak yapıldı. Bir p <0.05 değeri anlamlı kabul edildi.

                            Git: SONUÇLAR

                            Chlorella vulgaris 0-4 arasında, konsantrasyona bağlı bir şekilde, insan karaciğer kanseri hücrelerinin proliferasyonu (HepG2) inhibe mg / ml 1.6% 50'lik bir azalma ile BrdU proliferasyon deneyi ile gösterildiği gibi, mg / ml (IC 50 ) (1). Yüksek IC 50 olarak tahmin edilmektedir C vulgaris bir gıda olup bir ilaç olarak sınıflandırılır. Normal karaciğer hücrelerinin çoğalması (WRL68), C. vulgaris özütü ile tedavi edildiğinde azaldı ve 1.7 mg/ml'de %50'lik bir azalma ile sonuçlandı. HepG2 hücrelerinin ve WRL68 hücrelerinin proliferasyonunun yüzde yüz inhibisyonu sırasıyla yaklaşık 3 mg/ml ve 4 mg/ml'de sağlandı.
                            Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı cln-65-12-1371-g001.jpg
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Şekil 1
                            Chlorella vulgaris ekstresinin, farklı konsantrasyonlarda C. vulgaris ekstresi ile muamele edilmiş HepG2 ve WRL68 hücre hatlarının proliferasyonu üzerindeki etkisi . Veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. Farklı konsantrasyonları ile tedavi 24 saat sonra, n = 3, üçlü için * gösterdi önemli bir değişiklik (p <0,05) C. vulgaris % 50 azalma ile bromodeoxyurdine kullanılarak özü (BrdU) deneyi (IC 50 1.6 görülen) mg / ml HepG2 hücreleri, ve WRL68 hücreleri için 1.7 mg/ml.

                            C. vulgaris'in , apoptotik cisimlerin tipik bir özelliği olan plazma membranında belirgin nükleer yoğunlaşma ve taşma ile HepG2 hücrelerinde apoptozu indüklediği açıkça görüldü (İncir. 2). 24
                            Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı cln-65-12-1371-g002.jpg
                            Ayrı bir pencerede aç
                            şekil 2
                            2 mg/ml Chlorella vulgaris özü ile tedaviden önce ve sonra WRL68 ve HepG2 hücrelerinin morfolojisinin karşılaştırılması . Apoptotik hücreler, tedavi edilmemiş WRL68 hücrelerinde (a) ve tedavi edilmiş (2 mg/ml C. vulgaris ) WRL68 hücrelerinde (b) yoktur. Apoptotik hücreler, tedavi edilmemiş HepG2 hücrelerinde (c) yoktur, ancak tedavi edilmiş (2 mg/ml C. vulgaris ) HepG2 hücrelerinde (d) mevcuttur. Ok, HepG2 hücrelerinde kromatin yoğunlaşmasını ve hücre kabarmasını gösterir.

                            HepG2 ve WRL68 hücrelerinin 2mg/ml'de C. vulgaris özütü tarafından indüklenen apoptoz yüzdesi şu şekilde gösterilmiştir:Figür 3; apoptoz oranı, normal WRL68 hücrelerine (%15) kıyasla HepG2 hücrelerinde önemli ölçüde daha yüksekti (%70). WRL68 hücreleri de apoptoz geçirdi, ancak daha yüksek konsantrasyonlarda C. vulgaris (3-4 mg/ml), belki de daha yüksek konsantrasyonlarda görülen sitotoksisite etkilerinin bir sonucu olarak (1)
                            Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı: cln-65-12-1371-g003.jpg
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Figür 3
                            Chlorella vulgaris ekstresinin HepG2 ve WRL68 hücre hatlarının apoptozisi üzerindeki etkisi . Veriler ortalama ± SD olarak temsil edilir. * TUNEL tahlili kullanılarak farklı konsantrasyonlarda C. vulgaris özütü ile 24 saatlik tedaviden sonra n = 3 üçlü için önemli değişiklikler gösterdi (p<0.05) . Yüzde apoptotik hücre, 10 rastgele alanda ortalama 1000 hücre alınarak puanlanır. Apoptotik hücreler, tedavi edilmemiş ve 1 mg/ml C. vulgaris'te hemen hemen yoktur, ancak daha yüksek C. vulgaris konsantrasyonlarında HepG2 hücrelerinde kantitatif olarak mevcuttur .

                            Pro- ve antiapoptotik proteinlerin katılımı şu şekilde gösterilmiştir: Şekil 4. Şekil 4ap53 seviyesinin doza bağlı bir şekilde arttığını ve 2 mg/ml C. vulgaris tedavisi ile 2 saatte maksimum indüksiyona ulaştığını göstermektedir . İlginç bir şekilde, C. vulgaris ile tedavi , Bax ekspresyonunun artmasına neden oldu (Şekil 4c) ve azalmış bir Bcl-2 ifadesi (4b) zamana bağlı olarak. Bununla birlikte, aşağı akış kaspaz-8'deki mitokondriyal apoptotik yolun aktivasyonu anlamlı değildi (4e), ancak C.vulgaris ile 24 saatlik tedaviden sonra zamana bağlı bir şekilde kaspaz-3'ün aktif formunda önemli bir artış gözlendi (Şekil 4d). Bu sonuçlar, mitokondriyal sinyal yolunun HepG2 hücrelerinin C. vulgaris ile indüklenen apoptozunda rol oynadığını göstermektedir.
                            Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı cln-65-12-1371-g004.jpg
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Şekil 4
                            Chlorella vulgaris'in P53, Bax, kaspaz-3 ve Bcl-2'nin protein ekspresyonu üzerindeki etkisi . 2 mg/ml'de (optimal doz) Chlorella vulgaris , 24 saatlik tedaviden sonra kontrol hücrelerine kıyasla HepG2 hücrelerinde P53 (a), Bax (c) (proapoptotik) ve kaspaz-3 (d) proteinlerinin daha yüksek ekspresyonlarına neden oldu. Bu arada, kontrol hücrelerine kıyasla Bcl-2 (b) (antiapoptotik) protein ekspresyonu azaldı. 24 saatlik tedaviden sonra C. vulgaris (2 mg/ml) ile tedavi edilen hepatom hücrelerinde kaspaz-8 (e) proteinlerinin ifadelerinde önemli bir değişiklik gözlenmedi. CVL =  Chlorella vulgaris .

                            HepG2 hücrelerinde DNA hasarı , tüm konsantrasyonlarda C. vulgaris tedavileri ile arttırıldı (Şekil 5). C. vulgaris ekstresinin düşük dozlarında , HepG2 ve WRL68 hücreleri, önemli olmayan daha küçük kuyruklu yıldızlar oluştururken, 2 mg/ml'de C. vulgaris , HepG2 hücrelerinde WRL68'e (%50) kıyasla daha fazla hasara neden oldu (%80).
                            Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı cln-65-12-1371-g005.jpg
                            Ayrı bir pencerede aç
                            Şekil 5
                            Chlorella vulgaris ile 24 saatlik tedaviden sonra Comet tahlili ile ölçüldüğü üzere HepG2 ve WRL68 hücrelerinde DNA hasarının tespiti . Veriler, C. vulgaris özütü ile 24 saatlik tedaviden sonra n = 3 üç kopya için ortalama ± SD olarak temsil edilir . (a) Yerel C. vulgaris'in sıcak su özütü ile muamele edilmiş HepG2 hücreleri . (b) Lokal C. vulgaris'in sıcak su ekstraktı ile muamele edilmiş WRL68 hücreleri . Diyagramın üstündeki ek, tek hücreli elektroforez deneyinde (Comet tahlili) üretilen bir Comet'in temsili görüntüsünü gösterir. 0 – DNA hasarı olmayan hücre. 1 ve 2 – hafif hasar. 3 ve 4 – ciddi hasar.

                            Git: TARTIŞMA

                            Birçok kemopreventif ajan, yüksek antioksidan aktiviteleri, sinyal moleküllerini hedeflemeleri ve hücrelerin daha fazla hasar görmesini veya kanser hücrelerine dönüşmesini önlemeleri veya korumaları nedeniyle kanser hücreleri üzerinde antiproliferatif ve apoptotik etkilerle ilişkilendirilmiştir. 7Chlorella vulgaris'in diğer mikroalglere kıyasla yüksek antioksidan aktivite sergilediği gösterilmiştir. 25 C. vulgaris'in antiproliferatif etkisi (1), tümör taşıyan farelerde antitümör ve antioksidan özelliklere sahip olduğu bulunan asidik bir glikoproteinden kaynaklanabilir. 22

                            DNA hasarı, genom bütünlüğünü korumak için onarım mekanizmaları ve apoptozun aktive olacağı yaşamda yaygın bir olaydır. Tümör baskılayıcı protein p53, DNA hasarı ve apoptoz arasında önemli bir bağlantı sağlar. DNA hasarı, hücre döngüsü ilerlemesini engellemek ve apoptozu indüklemek için kontrol noktalarında veya G1 veya G2 aşamasında hücre döngüsünün durmasıyla sonuçlanır, böylece hücreleri daha fazla hasara karşı korur. 24 Antioksidanlar, oksidatif hasara karşı bir savunma mekanizması olarak lipid peroksidasyonunun önemli inhibitörleridir. 26 Bitkiler ve mikroalgler, ultraviyole (UV) radyasyonu veya güneş ışığından gelen ısı tarafından üretilen reaktif oksijen türlerinin (ROS) birikimini ortadan kaldırmak için esas olarak fenolik kısımlara sahip antioksidan bileşiklere sahip olarak koruyucu bir mekanizma geliştirmiştir. 26Çalışmamız , yüksek antioksidan aktivitesi ile C. vulgaris'in normal WRL68 hücrelerini ciddi DNA hasarına karşı koruduğunu, ancak HepG2 hücrelerinde ciddi DNA hasarına neden olduğunu gösterdi.

                            Apoptozun uyarılmasının kanser tedavisi için etkili bir strateji olduğu bilinmektedir. Ganoderma lucidum , Rubus coreanum , Paeoniae Radix ve Phyllanthus urinaria gibi birçok Çin bitkisel ilaçlarının MCF-7 insan meme kanseri hücrelerinde, HT-29 insan kolon kanseri hücrelerinde, HepG2 insan hepatoma hücrelerinde ve Lewis akciğer karsinomunda apoptotik yolu tetiklediği gösterilmiştir. sırasıyla hücreler. 27 - 30 Apoptoz, çok sayıda protein içeren antiapoptotik ve proapoptotik efektörler tarafından modüle edilir. Bcl-2 ailesinin propapoptotik ve antiapoptotik üyeleri, programlanmış hücre ölümünü düzenlemede bir reostat görevi görür ve antikanser tedavisinin bir hedefi olarak görev yapar. 31Ölüm antagonistlerinin (Bcl2, Bcl-xL) agonistlere (Bax, Bcl-xs, Bad, Bid) oranı, bir hücrenin bir apoptotik uyarana yanıt verip vermeyeceğini belirler. Ölüm baskılayıcı Bcl-2 proteininin aşağı regülasyonu, programlanmış hücre ölümünü teşvik ederek tümör büyümesini baskılayabilir. 32 - 34 .

                            C. vulgaris ile indüklenen apoptozun mekanizmalarını araştırmak için , tümör baskılayıcı protein P53 ile bir dizi pro- ve antiapoptotik proteinin ekspresyonunu ve aktivitesini değerlendirdik: Bcl-2, Bax ve kaspaz-3 ve -8. Sonuçlarımız, C. vulgaris'in zamana bağlı bir şekilde Bax ekspresyonunun artması ve Bcl-2 proteinlerinin ekspresyonunun azalması ile P53'e bağlı bir şekilde apoptoza aracılık ettiğini gösterdi . p53'ün ve ilgili aile üyelerinin aktivasyonu ya hücre döngüsü durmasını zorlayabilir ya da apoptozu indükleyebilir. p53'e bağlı tepkiler, organizmayı korumak için hasarlı hücreye yöneliktir. Büyüme, durma ve apoptoz arasındaki seçimi yöneten kuralların, apoptozu düzenlemek için p53 ile antagonize edebilen veya sinerji oluşturabilen diğer proteinler tarafından uygulanması muhtemeldir. 35C. vulgaris ile 18 saatlik inkübasyondan sonra HepG2 hücrelerinde Bax ekspresyonundaki maksimum artış, 2 saat sonra zirveye ulaşan P53 birikimi artışının sonucu olabilir.

                            Bitkisel bir ekstrakt olarak, C. vulgaris , Bax ve Bcl-2'nin antagonistik etkisini tetikleyerek, tümör hücresi büyümesi ve hayatta kalmasının farklı yolları üzerinde hareket edebilen antioksidanlar ve bir glikoprotein dahil olmak üzere çeşitli bileşikler içerir.

                            Apoptotik sinyallerin genellikle, mitokondriyal kaspaz-8 veya -9 ile ilişkili iki farklı yoldan biri tarafından kontrol edilen bir kaspaz aktivasyon hiyerarşisi aracılığıyla aracılık edildiğine inanılmaktadır. Başlatıcı kaspazlar daha sonra merkezi efektör kaspazlar, kaspazlar-3 ve -7 üzerinde birleşir. Aşağı akış kaspaz-8'in önemli aktivasyonunu bulamamış olsak da, C. vulgaris ile 24 saatlik tedaviden sonra , zamana bağlı bir şekilde aktif kaspaz-3 formunda önemli bir artış oldu . Bu sonuçlar, mitokondriyal sinyal yolunun HepG2 hücrelerinin C. vulgaris ile indüklenen apoptozunda rol oynadığını göstermiştir. C. vulgaris olduğu varsayılabilir.başlatıcı kaspaz-8'i indüklemedi, ancak diğer başlatıcı kaspaz-9'u etkinleştirmiş olabilir. Memeli hücrelerinde tanımlanan on farklı kaspaz üyesi arasında kaspaz-3, apoptozun genel bir aracısı olarak hizmet edebilir. Hücreler apoptoz geçirirken, cellat veya efektör kaspaz-3, poli (ADP-riboz) polimeraz ve DNA parçalanma faktörü gibi hücresel proteinleri tetikler ve apoptozun karakteristik değişikliklerine neden olur. 36 Kaspaz-3, proteolitik aktivasyon gerektiren 33 kDa aktif olmayan bir proenzim olarak sentezlenir. Sonuçlarımız, tedavi edilmeyen tümör hücrelerinde yüksek düzeyde kaspaz-3 proenziminin bulunduğunu ve aktif kaspaz-3'ün C. vulgaris tedavisinden sonra kademeli olarak arttığını gösterdi , bu da C. vulgaris'in Kaspaz-3'e bağlı bir mekanizma yoluyla indüklenen apoptoz.

                            Git: ÇÖZÜM

                            Bu çalışmanın sonuçları, hepatom hücrelerinde (HepG2) C. vulgaris'in antikanser mekanizmasının DNA sentezini inhibe ederek, DNA hasarını tetikleyerek ve apoptozu indükleyerek olduğunu düşündürmektedir . Bu, BrdU'nun HepG2 hücrelerinin kopyalanan DNA'sına dahil edilmesinin azalması ve C. vulgaris ile tedavi edilen HepG2 hücrelerinde DNA hasarı indükleyen ve apoptotik proteinlerin, Bax ve kaspaz-3'ün sayısında bir artış ile gösterilir . Olası mekanizmanın, daha sonra apoptoza yol açacak olan P53, Bax ve kaspaz-3 ekspresyonundaki bir artış olduğu tahmin edilmektedir.

                            Git: TEŞEKKÜRLER

                            Bu araştırma, Bilim, Teknoloji ve Yenilik Bakanlığı'ndan (MOSTI) bir hibe ile desteklenmiştir.

                            Git: REFERANSLAR

                            1. Bosch FX, Ribes J, Diaz M, Cleries R. Birincil karaciğer kanseri: Dünya çapında görülme sıklığı ve trendler. Gastroenteroloji. 2004; 127 :5–16. 10.1053/j.gastro.2004.09.011 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            2. Gerard LCC, Halimah Y. 2003 Malezya'daki Ulusal Kanser İnsidansının İkinci Raporu, Ulusal Kanser Kayıt Defteri, Malezya Sağlık Bakanlığı. [ Google Akademik ]
                            3. Sheu JC. Hepatokarsinogenezin moleküler mekanizması. J Gastroenterol Hepatol. 1997; 12 :S309–13. 10.1111/j.1440-1746.1997.tb00514.x [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            4. Tsai JF, Chang WY, Jeng JE, Ho MS, Lin ZY, Tsai JH. Karaciğer sirozu ve sirotik hepatoselüler karsinom için risk faktörleri olarak hepatit B ve C virüsü enfeksiyonu: Bir vaka kontrol çalışması. Karaciğer. 1994; 14 :98–102. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            5. Jackson PE, Groopman JD. Aflatoksin ve karaciğer kanseri. Baillieres Clin Gastroenterol. 1999; 13 :545–55. 10.1053/bega.1999.0047 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            6. Barr PJ, Tomei LD. Apoptoz ve insan hastalığındaki rolü. Biyoteknoloji. 1994; 12 :487-93. 10.1038/nbt0594-487 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            7. Khan N, Afaq F, Muhtar H. Diyet faktörlerine göre apoptoz: kanser büyümesini geciktirmek için intihar çözümü. Karsinojenez. 2007; 28 :233–9. 10.1093/carcin/bgl243 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            8. Lowe Yazılımı, Lin AW. Kanserde apoptoz. Karsinojenez. 2000; 21 :489-95. 10.1093/carcin/21.3.485 [ Google Akademik ]
                            9. Zeiss CJ. Apoptoz-nekroz sürekliliği: genetiği değiştirilmiş farelerden elde edilen bilgiler. Veteriner Patol. 2003; 40 :481–95. 10.1354/vp.40-5-481 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            10. Brusselmans K, De Schrijver E, Heyns W, Verhoeven G, Swinnen JV. Epigallocatechin-3-gallate, sağlam hücrelerde yağ asidi sentazının güçlü bir doğal inhibitörüdür ve prostat kanseri hücrelerinde seçici olarak apoptozu indükler. Int J Kanser . 2003; 106 :856-62. 10.1002/ijc.11317 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            11. Gao X, Deeb D, Jiang H, Liu YB, Dulchavsky SA, Gautam SC. Curcumin, prokaspazların aktivasyonu ve sitokrom C mitokondri salınımı yoluyla malign glioma hücrelerini TRAIL / Apo2L aracılı apoptoza karşı farklı şekilde hassaslaştırır. J Exp Ther Oncol. 2005; 5 :39-48. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            12. Su SJ, Chow NH, Kung ML, Hung TC, Chang KL. Soya izoflavonlarının insan hepatom hücrelerinde kaspaz-3 aktivasyonu, Bcl-2 ve Bcl-XL aşağı regülasyonu ve Cdc2 kinaz aktivitesi katılımında apoptoz indüksiyonu ve G2-M tutuklanması üzerindeki etkileri. Nutr Kanser. 2006; 45 :113–23. 10.1207/S15327914NC4501_13 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            13. Liu C, Russel RM, Wang X-D. Likopen takviyesi, gelinciklerin mide mukozasında p53, p53 fosforilasyonu, hücre proliferasyonu ve apoptozda duman kaynaklı değişiklikleri önler. J Nutr. 2006; 136 :106–11. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            14. Larrosa M, Tomas-Barberan FA, Espin JC. Diyette hidrolize olabilen tanen punikalagin, mitokondriyal yolu kullanarak insan kolon adenokarsinomu Caco-2 hücrelerinde apoptozu indükleyen ellagik asidi serbest bırakır. J Nutr Biochem. 2006; 17 :611–25. 10.1016/j.jnutbio.2005.09.004 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            15. Zhang Y. Kanser önleyici izotiyosiyanatlar: insan maruziyetinin ölçümü ve etki mekanizması. Mutat Arş. 2004:173-90. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            16. Wang JYJ. DNA hasarı ve apoptoz. Hücre Ölümü Farklıdır. 2001; 8 :1047–8. 10.1038/sj.cdd.4400938 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            17. Norbury CJ, Zhivotovsky B. DNA hasarı ve apoptoz. Onkogen. 2004; 23 :2797-808. 10.1038/sj.onc.1207532 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            18. Benchimol S. P53'e bağlı apoptoz yolu. Hücre Ölümü Farklıdır. 2001; 8 :1049–51. 10.1038/sj.cdd.4400918 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            19. Herrero M, Alvarez PJM, Senorans FJ, Cifuentes A, Ibanez E. Spirulina platenses mikroalglerinden antioksidanların hızlandırılmış solvent ekstraksiyonunun optimizasyonu . Gıda Kimyası 2005; 93 :417–23. 10.1016/j.foodchem.2004.09.037 [ Google Akademik ]
                            20. Yasukawa K, Akihisa T, Kanno H, Kaminaga T, Izumida M, Sakoh T, et al. Chlorella vulgaris'ten izole edilen sterollerin , fare derisinde 12-o-tetradekanoil forbol-13-asetatın neden olduğu iltihaplanma ve tümör teşviki üzerindeki inhibe edici etkileri . Biol Ecz Boğa. 1996; 19 :573–6. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            21. Satıcı RE, Andre CA. Fibromiyalji, hipertansiyon ve ülseratif kolit tedavisinde besin takviyesi Chlorella pyrenoidosa'nın son klinik denemelerinin gözden geçirilmesi . Alternatif Ther Sağlık Med. 2001; 7 :79-91. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            22. Hasegawa T, Matsuguchi T, Noda K, Tanaka K, Kumamoto S, Shoyama Y, et al. Ücret benzeri reseptör 2, Chlorella vulgaris kaynaklı glikoproteinin antitümör aktivitesinde en azından kısmen yer alır . Int J Immunopharmacol. 2002; 2 :579–89. 10.1016/S1567‐5769(02)00002‐4 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            23. Singh NP, McCoy MT, Tice RR, Schneider EL. Tek tek hücrelerde düşük DNA hasarı seviyelerinin nicelleştirilmesi için basit bir teknik. Exp Cell Res. 1988; 175 :184-91. 10.1016/0014-4827(88)90265-0 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            24. Bortner CD, Oldenburg NBE, Cidlowski JA. Apoptozda DNA parçalanmasının rolü. Trendler Hücre Biol. 1995; 5 :21–6. 10.1016/S0962‐8924(00)88932-1 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            25. Rodriguez-Garcia I, Guil-Guerrero JL. Diyet takviyeleri olarak ve gıdaların korunmasında kullanılmak üzere üç mikroalgal türünün antioksidan aktivitesinin değerlendirilmesi. Gıda Kimyası 2008; 108 :1023–6. 10.1016/j.foodchem.2007.11.059 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            26. Frei B. Oksidatif hasarı önlemek ve kronik hastalığı önlemek için diyet antioksidanlarının etkinliği. J. Nutr. 2004; 134 :3196S–3198S. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            27. Hu H, Ahn NS, Yang X, Lee YS, Kang KS. Ganoderma lucidum özü, MCF-7 insan meme kanseri hücresinde hücre döngüsü durmasını ve apoptozu indükler. Int J Kanser. 2001; 102 :250–3. 10.1002/ijc.10707 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            28. Kim EJ, Lee YJ, Shin HK, Park JHY. HT-29 insan kolon kanseri hücrelerinde Rubus coreanum'un sulu ekstresi ile apoptoz indüksiyonu . Beslenme. 2005; 21 :1141–8. 10.1016/j.nut.2005.02.012 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            29. Lee MY, Li MLY, Tse YC, Leung SCL, Lee MMS, Tsui KW, et al. Çin bitki özütü olan Paeoniae Radix , p53'ten bağımsız bir yolda apoptozu indükleyerek hepatoma hücrelerinin büyümesini engeller. Hayat Bilimi. 2002; 71 :2267-77. 10.1016/S0024-3205(02)01962-8 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            30. Huang ST, Yang RC, Yang LJ, Lee PN, Pang JHS. Phyllanthus ürinaria , Lewis akciğer karsinomu hücrelerinde apoptozu ve bcl-2 aşağı regülasyonunu tetikler. Hayat Bilimi. 2003; 72 :1705–16. 10.1016/S0024‐3205(03)00016‐X [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            31. Goodsell DS. Moleküler perspektif: Bcl-2 ve apoptoz. Kök hücreler. 2002; 20 :355–6. 10.1634/stemcells.20-4-355 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            32. Kluck RM, Bossy-Wetzel E, Green DR, Newmeyer DD. Mitokondriden sitokrom c salınımı: apoptozun Bcl-2 regülasyonu için birincil bölge. Bilim. 1997; 275 :1132–6. 10.1126/science.275.5303.1132 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            33. Zhivotovsky B, Orrenius S, Brustugun OT, Doskeland SO. Enjekte edilen sitokrom c apoptozu indükler. Doğa. 1998; 391 :449–50. 10.1038/35060 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            34. Antonsson B, Martinou JC. Bcl-2 protein ailesi. Exp Cell Res. 2000; 256 :50–7. 10.1006/excr.2000.4839 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            35. Benchimol S. P53'e bağlı apoptoz yolu. Hücre Ölümü Farklıdır. 2001; 8 :1049–51. 10.1038/sj.cdd.4400918 [ PubMed ] [ Google Akademik ]
                            36. Liu X, Zou H, Slaughter, Wang FF. Apoptoz sırasında DNA parçalanmasını tetiklemek için kaspaz-3'ün akış aşağısında işlev gören heterodimerik protein. Hücre. 1997; 89 :175–84. 10.1016/S0092‐8674(00)80197‐X [ PubMed ] [ Google Akademik ]

                            Yorum yap


                            • #15
                              DOKUZUNCU BÖLÜM FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ Öğr.Gör. Anıl YILDIZ Bitlis Eren Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Bitlis / Türkiye Öz: Son birkaç yüzyıl içinde insan beslenmesindeki değişiklikler ve dünya nüfusundaki hızlı artış, insan beslenmesinde besleyici özelliklere sahip potansiyel bileşik kaynaklarının araştırılmasına olan ilgiyi arttırmıştır. Mikroalgler, çoğunlukla fotosentetik organizmaların karmaşık, polifletik bir topluluğu olarak tanımlanır. Algler içersindeki farklı alt türleri bulunan Klorellanın antioksidan, anti-inflamatuar, anti-tümöral, anti-mikrobiyal ve kolesterol düşürücü etkileriyle fonksiyonel bir besin olması bir yana, alg türevli ürünlerin sağlık açısından muhtemel faydalarını ölçmenin zorluğu ve olası yan etkilerinin göz önünde bulundurulması gerektiği de bazı yayınlarda vurgulanmıştır. Klorelllanın zengin içeriğinden ve hastalıklara karşı geniş ölçekli yararlı etkilerinden dolayı dikkatleri üzerine çekmesi son birkaç on yılda artmıştır. Klorellanın sağlık üzerine bu yararlı etkilerinin içerdiği antioksidan bileşikler ve çok sayıda besin öğesinin sinerjisinden kaynaklı olabileceği düşünülmektedir. Artan nüfusa için yüksek oranda, değerli besin bileşiklerinin içeren verimli ve sürdürülebilir alternatif kaynakları bulma ihtiyacı doğmuştur. Bu açıdan Klorella, potansiyeli güçlü olan bir besin maddesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mikroalg, Klorella, Fonksiyonel Besin GİRİŞ VE KURAMSAL ÇERÇEVE Klorella içerdiği bileşikler ile geniş bir kullanım alanına sahip olmasının yanında, fonksiyonel bir besin olarak son zamanlarda üzerinde Anıl YILDIZ 249 durulmaktadır. Doğal bileşiklerinin içeriği, üretim koşulları ve ait olduğu türe göre değişiklik gösterse de içerdiği fitokimyasallar nedeniyle hastalıkları tedavi edici fonksiyonel bir besin olarak kabul edilmektedir. Bu bölümde klorellanın sağlık üzerindeki etkileri literatür ışığında irdelenmiştir. MİKROALGLER VE KLORELLA Yapı ve Özellikler Alg terimi, fotosentetik yapısıyla karakterize edilen ve basit üreme yapılarına sahip karmaşık ve heterojen bir organizma grubunu kapsar. Algler, makroalg veya deniz yosunu olarak bilinen çok hücreli organizmalara ve mikroalg olarak bilinen (boyutları 1μm’den birkaç cm’ye kadar değişebilen) tek hücreli organizmalara ayrılmaktadır (Anbuchezhian, 2015:195–217 ve diğ). Sürekli artan dünya nüfusunun 2050 yılında 9.6 milyara ulaşacağı beklenmektedir (Gerland, 2014:234-237 ve diğ). Artan nüfus ile birlikte ortaya çıkan gıda ihtiyacı artışı ve besin yetersizliği tehlikesi insanları alternatif gıda kaynakları aramaya yöneltmiş, tarım arazilerinin azalması ve azalan tatlı su kaynakları ile birlikte okyanuslar insan yararına ekim uygulamalarını temel almak için çekici bir alternatif alan (Deniz Kültürü veya Deniz Tarımı olarak bilinen) oluşturmuştur. Deniz tarımı çok çeşitli yeni kaynaklar sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Verimli bir şekilde kullanılıp ihtiyatlı şekilde hasat gerçekleştirilse sürdürülebilir hale gelir ve olumsuz çevresel etkileri minimuma indirebilir (Kazir, 2019:194-203 ve diğ). Gelecekteki nüfusun besin alımının kalitesi, miktarı ve sürdürülebilirliği ile ilgili ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan derin suda yaşayan organizmalar araştırılmaktadır. Bu suda yaşayan organizmalar arasında yer alan algler; gıda, ilaç ve enerji üretimi gibi alanlarda kullanılmaktadır. Makro ve mikro alg endüstrisinin son on yılda ana ilgisi biyoaktif maddelerinin “fonksiyonel değerine” odaklanmıştır (Galasso, 2017:949-982 ve diğ). Bilimsel çevrelerce mikroalglerin en yaygın sınıflandırması, hücre yapılarına göre ikiye ayrılmaktadır. Algler genellikle boyutlarına ve FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 250 içerdikleri pigment maddelerine göre sınıflandırılmaktadır. Boyutlarına göre mikro ve makro algler, içerdikleri pigmente göre ise kırmızı, yeşil, mavi ve siyanoalgler olarak ayrılırlar (Sasa, 2020: 97-110 ve diğer). Mikroalgler olumsuz sıcaklık değişimleri, ışık, pH, tuzluluk ve nem ile ayrıca azalmış besin ortamına ve çöller gibi zorlu ortamlarda büyüyebilme gibi olumsuz çevre koşullarına uyum sağlama yetenekleri açısından büyük ekolojik öneme sahiptirler (Katiyar ,2017:1083-19093 ve diğer). İçerdikleri makro ve mikro besin öğeleri ile karotenoid gibi bileşenleri yüksek oranda içermeleri sebebiyle ve ürettikleri biyoaktif bileşenler sayesinde gıda olarak ve gıdalarda kullanıma uygun kaynaklar olarak ön plana çıkmaktadır (Ranga Rao, 2018:52-55 ve diğ). Mikroalglerin yağ asidi içeriği de çevresel ve büyümesi için seçilen kültür ortamından etkilenmektir. Yağ asit kompozisyonu, doymamışlık derecesi ve kültürdeki karbondioksit miktarına bağlıdır (Petkov, 2007: 281-285 ve diğ.). Farklı mikroalg türlerinin 100 gr kuru ağırlık başına ortalama makro ve mikro besin öğesi içeriği özeti Tablo 1’de gösterilmiştir (Bishop, 2012:1-6 ve diğ). Fizyolojik ve biyokimyasal açıdan ayrıntılı olarak son zamanlarda üzerinde durulan alg türlerinden biri de Klorelladır. Klorella, hem bilimsel hem de ticari olarak en umut verici mikroalg cinslerinden biri olup (Safafar ,2016:1-15 ve diğ) Chlorella vulgaris türü ilk olarak 1890’da Beijerinck tarafından tanımlanmıştır (Chung, 1963:40- 41 ve diğ). Chlorellla vulgaris, Tayvan ve Japonyada 1960’larda üretilmiştir (Hur, 2015:181-182 ve diğ). O zamandan beri, 20’den fazla Klorella türü karakterize edilmiştir ve 100’den fazla suş tanımlanmıştır (Wu, 2001:115–121 ve diğ). Klorella türleri temel olarak ise; C. vulgaris, C. lobophora ve C. Sorokiniana (C. pyrenidosa) olarak üçe ayrılmıştır (Krienitz,2007:207-210 ve diğ). Mikroalglerin kullanım alanları çok çeşitli olup Şekil.1’de özetlenmiştir (Ferrazzano, 2020: 1-17 ve diğ). Anıl YILDIZ 251 Şekil 1. Mikroalglerin farklı alanlarda kullanımı FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 252 Tablo 1. Farklı mikroalg türlerinin 100 gr kuru ağırlık başına ortalama besin bileşimlerinin özeti Bileşen Spirulina Dunaliella Haematococcus Klorella Aphanizomenon Protein 63 7.4 23.6 64.5 1.0 Yağ 4.3 7.0 13.8 10.0 3.0 Karbonhidrat 17.8 29.7 38.0 15.0 23.0 Klorofil 1.15 2.2 0.4 (kırmızı) 1.1 (yeşil) 5.0 1.8 Magnezyum 0.319 4.59 1.14 0.264 0.2 Beta-Karoten 0.12 1.6 0.054 0.086 0.42 Tiamin 0.001 0.0009 0.00047 0.0023 0.004 Riboflavin 0.0045 0.0009 0.0017 0.005 0.0006 Niasin 0.0149 0.001 0.0066 0.025 0.013 Pantotenik Asit 0.0013 0.0005 0.0014 0.0019 0.0008 Piridoksin 0.00096 0.0004 0.00036 0.0025 0.0013 Folik asit 0.000027 0.00004 0.00029 0.0006 0.0001 Kobalamin 0.00016 0.000004 0.00012 0.000008 0.0006 Klorella, birkaç saat içinde çoğalabilen ve sadece güneş ışığı, karbondioksit, su gerektiren, yüksek fotosentez kapasitesine sahip bir ökaryotik yeşil mikroalg grubudur. Bu mikroalglerin büyümesi kolaydır. Basit yaşam döngüleri ve daha yüksek bitkilere benzer metabolik yolakları mevcuttur. Ek olarak yüksek miktarda protein ile karotenoidler, vitaminler ve mineraller açısından zengindir (Liu, 2014:1-35 ve diğ). Klorellanın proteini, heterotrofik organizmaların beslenmesi için gerekli tüm temel amino asitleri içermektedir. Klorella cinsi yeşil alglerin, Anıl YILDIZ 253 nükleik asitler, amino asitler, vitaminler, mineraller, polisakkaritler, glikoproteinler ve β-glukanlar gibi çeşitli maddeleri içeren suda çözünür çeşitli maddelerden oluşan bir “büyüme faktörü” olduğu bildirilmiştir (Liu ,2013: 327–338 ve diğ). Birçok su sisteminde bulunan tek hücreli bir yeşil algdir ve yaygın olarak sağlıklı gıda, gıda takviyesi ve nutrasötik olarak satılmaktadır (Morita,1999:1731-1736 ve diğ.) Ayrıca, Klorella (Chlorella sp.) gıda takviyesi olarak biyolojik aktif B12 vitamini içermektedir (Watanabe, F,2014: 1861–1873 ve diğ). Klorella türlerinin biyokimyasal kompozisyonlarına baktığımızda, Chlorella pyrenoidosa türünün sınıfı Trebouxiophyceae olmak ile birlikte, % 57 oranında protein, % 26 oranında karbonhidrat ve %2 gibi düşük bir düzeyde yağ içermekte iken (Chisti, 2007: 294–306), Chlorella vulgaris türüde aynı sınıfta olup, % 51-58 oranında değişen miktarda protein, % 12-17 karbonhidrat ve %14-22 oranında yağ içerebilmektedir (Becker ,2007:207-210 ve diğ). Yapılan bir derlemede, Chlorella zofingiensis’ten izole edilen bir karotenoid olan astaksantinin, organizmaları geniş bir alana karşı koruma potansiyeline sahip olduğunu ve insan sağlığı için hastalıklarda ümit verici uygulamalara sahip olduğu göstermişlerdir. Astaksantinin tek başına antitümör, antioksidan ve antiinflamatuar etkileri olduğu gösterilmiştir (Liu, 2014:1-35 ve diğ). Chlorella sorokiniana türünden luteinin izole edilmiş ve antitümör, antioksidan ve antiinflamatuar etki potansiyeli olduğu gösterilmiştir (Cordero, 2011:1607–1624 ve diğ). Son birkaç yüzyıl içinde insan beslenmesindeki değişiklikler ve düşük yağ asitleri tüketimi ile ilgili bir dizi hastalığın artması nedeniyle, besleyici özelliklere sahip potansiyel bileşik kaynaklarının araştırılmasına büyük bir odaklanma olmuştur. Bu açıdan bakıldığında Klorella, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeriği yönünden zengin bir kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır (Yusof, 2011:13536–13542 ve diğ.). Karotenoidler, tüm fotosentetik bitkiler, protistler, bakteriler ve diğerleri tarafından biyosentezlenen doğal pigmentlerdir. İnsanlar karotenoidleri sentezleyemezler ve günlük sağlık gereksinimlerini karşılamak için diyet alımına ihtiyaç duyarlar. Mikroalgler (% 0.2’ye kadar içeren FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 254 karotenoid içeren Klorella da olduğu gibi) zengin bir karotoneid kaynağıdır (Guedes, 2011: 625-644 ve diğ) (Varela, 2015:423-436 ve diğ). Bu nedenle, karatenoidler içerdikleri doğal bileşikler nedeniyle sadece değerli bir kaynak değil aynı zamanda inflamasyon ve kansere karşı kimyasal önleyici ajanlar olarak incelenen potansiyel fonksiyonel gıdalardır (Guedes, 2011: 625-644 ve diğ). Bu mikroalglerde (özelinde Klorellada) tanımlanan astaksantin, zeaksantin, violaksantin ve lutein gibi karotenoidler zaten çeşitli gıda ürünlerinde ve kozmetik ürünlerinde kullanılmak üzere sentetik olarak üretilmektedir. Bir çalışmada, Klorella elipsoidea türünden izole edilmiş violaksanthin karotenoidinin lipopolisakkarit (LPS) ile uyarılmış RAW 264.7 hücreler üzerinde antiinflamatuar etkileri değerlendirilmiş,violaxanthin önemli ölçüde nitrik oksit (NO) ve prostaglandin E2 (PGE2) ekspresyon inhibe ettiği gözlenmiştir.Dahası bu karotenoid, lipopolisakkarit aracılı nükleer faktör-kappa B (NF-kB) p65 alt ünite translokasyonunu etkili bir şekilde inhibe etmiş ve violaksantinin antiinflamatuar aktivitesinin NF-kB yolaklarının inhibisyonuna dayanabileceğini düşündürdürmüştür (Soontornchaiboon, 2012: 1137–1144 ve diğ). Sülfatlanmış ekzopolisakaritler (EPS’ler), çok çeşitli özelliklere sahip yüksek katma değerli biyopolimerler sınıfının bir parçasıdır. Mikrobiyal hücreler, zengin bir karbonhidrat molekülü kaynağı olabilir. Bunlardan bazıları hücre duvarlarının bileşenleri, diğerleri hücreden tamamen ayrılmış olarak bulunabilir ve eksopolisakkaritler olarak bilinir (Liu, 2016:191-194 ve diğ). Klorella bu bileşiklerin yaklaşık % 8’ini içeren zengin bir ekzopolisakkarit kaynağıdır (Guzmán, 2003: 665–670 ve diğ). Tablo 2’de Klorellanın içerdiği bileşikler, biyolojik aktiviteleri ve kaynak çalışmalarla sunulmuştur (In Nabavi, 2018:187-204 ve diğ). Anıl YILDIZ 255 Tablo 2. Klorelladan Elde Edilen Bileşikler ve Biyolojik Aktiviteleri Bileşen Kaynaklar Biyolojik Aktivite Referanslar Karotenoid β-karoten Chlorella sorokiniana Anti inflamatuar Anti kanser Cordero ve ark. (2011) Astaksantin Chlorella zofigiensis Anti oksidan Anti inflamatuar Anti kanser Liu ve ark. (2014 Lutein Chlorella prothecoides Anti oksidan Anti inflamatuar Anti kanser Cordero ve ark. (2011); Shi ve Chen (2002) Violaksantin Chlorella tertiolecta Anti inflamatuar Soontornchaiboon ve ark. (2012) Zeaksantin Chlorella saccharophila Anti oksidan Anti inflamatuar Singh ve ark. (2013) Polisakkarit Sülfatlanmış polisakkarit β(1,3) - glukan Chlorella stigmatophora Chlorella vulgaris İmmuno modülatör Anti kanser Guzmán ve ark. (2003); Nomoto ve ark. (1983) Ekzopolisakkarit Chlorella stigmatophora Metal bağlayıcı Kaplan ve ark. (1987) Protein Peptitler Chlorella pyrenoidosa Anti oksidan Anti inflamatuar Anti kanser Wang ve Zhang (2013 Diğer Fenolik bileşikler Chlorella ellipsoidea Anti oksidan Abd El-Baky ve ark. (2010); Cha ve ark. (2011) FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 256 Klorelladan elde edilen özler, kolesterolü düşürmenin yanı sıra antioksidan, antibakteriyel ve antitümör aktiviteler gibi birçok yararlı özellik göstermiştir (Reyna-Martinez, 2018:1-15 ve diğ) (Ryu ,2014:1-8 ve diğ). Besin olarak klorella tüketiminin olası yan etkilerine yönelik araştırmalarda yapılmıştır.Bazı tüketicilerde bazı marka Klorella tabletleri kullanımı ile mide bulantısı,kusma ve diğer gastrointestinal sorunlar arasında potansiyel bir korelasyon olduğunu uzun süre önce rapor edilmiştir (Tiberg ,1995:257-259 ve diğ). Klorellanın aşırı alımının ise alerji, mide bulantısı, kusma ve diğer gastrointestinal sistem problemleri gibi durumlara neden olduğu belgelenmiştir (Tiberg ,1995:257-259 ve diğ). Bu etkilerden bazıları, 2016 yılında, ürünlerinde bir bileşen olarak Klorella alg unu içeren Soylent ürünlerinin geri çağrılmasıyla bildirilmiştir (Barkia ,2019:1-29 ve diğ). Öte yandan, Klorella’nın böbrek yetmezliğine neden olabilen akut tubulointerstisyel nefriti indüklediği bulunmuştur (Yim, 2007: 887–888 ve diğ). Bununla birlikte, henüz keşfedilmemiş çok daha fazla biyoaktif bileşik bulunmaktadır ve potansiyel olarak zararlı metabolitleri tespit etmeye ve ayrıca yöntemler geliştirmeye acil bir ihtiyaç vardır (Barkia ,2019:1-29 ve diğ). FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA Fonksiyonel besinler, hastalıkları önlemede kullanılan diyetsel kaynaklar olarak ortaya çıkmaktadır ve insan sağlığı üzerinde belirli etkileri açıklayan bileşenler olarak tanımlanmaktadır. Fonksiyonel gıda bileşenlerine ve diğer doğal gıdalara artan ilginin sağlığı geliştirmeyi ve bulaşıcı olmayan hastalık riskini azaltmayı desteklediği kabul edilmiştir (Shahidi,2008:376- 387). Tüketicilerin sağlıklı, “faydalı” ürünlere olan talebinin artması, biyolojik aktiviteleri nedeniyle fonksiyonel gıda ve bileşenlerin tüketiminde artışa neden olmuştur. Üstelik sağlık hizmetleri maliyetlerinde ile ortalama yaşam beklentisindeki artış ve genel nüfusun daha iyi bir yaşam kalitesi talebi, çalışmaların biyoaktif bileşikler üzerine artışına da neden olmuştur. Fenolik bileşikler ve diğer antioksidanlar açısından zengin Anıl YILDIZ 257 gıdalara atfedilen sağlık yararları kimyasal bileşimleri açısından, yeni botanik türlere olan talebi artırmıştır (Céspedes,2008: 820–829 ve diğ). Mikroalglerin yüksek üretkenliğe sahip olması, farklı biyoteknolojik uygulamalar için kullanılan alg biyokütlesinin üretiminde en yaygın olarak kullanılan mikroorganizmalardan biri olmasına neden olmuştur ve nutrasötik ve farmasötik endüstrilerde umut verici sonuçlar ortaya koymuştur.Mikroalglerin insan gıdasına bir protein kaynağı olarak girmesine rağmen, besinsel gıda kaynağı olarak ticarileştirilmesi ancak 20. yüzyılda gerçekleşmiş, sadece birkaç yıl önce işlevsel bir gıda olarak kabul edilmesiyle başlamıştır ( Da Silva Vaz, 2016: 73–77 ve diğ). (Kent,2015:1-14 ve diğ). Klorella ‘da doğal besin veya besin takviyeleri gibi insan beslenmesinde yerini almıştır ve tozlar, tabletler, kapsüller veya özler gibi çeşitli formülasyonlarda bulunabilmektedir (Gouveia, 2008:75-112 ve diğ). Tablo 3’te farklı ülke menşeili firmaların Klorella üretimleriyle ilgili istatistikleri bulunmaktadır (Barkia ,2019:1-29 ve diğ). Tablo 3. İnsan Beslenmesinde Klorella ile ilgili bazı bilgiler Besin Başlıca üreticiler Menşei Yıllık üretim (ton/yıl) Dünyadaki üretim (ton/yıl) Klorella (bütün, kurutulmuş mikroalg) Taipei Tayvan 400 2000 Roquette Klötze Almanya 130-150 Blue Biotech Almanya Veri yok Earthrise Nutritionals ABD Veri yok Bu mikroalglerden elde edilen özütler ayrıca makarnalar, atıştırmalıklar, tatlılar ve bakalgillere dahil edilmiş ve bu şekilde pazarlanmıştır (Fradique, 2010: 1656-1664 ve diğ). Muazzam biyoçeşitliliği nedeniyle, stresli ortamlarla başa çıkmak için biyokimyasal ve moleküler stratejilerinin yanı sıra, çeşitli biyoaktif madde sentezleyebilirler (Mimouni, 2012: 2733–2750 ve diğ). FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 258 Mikroalgler; vitaminler, esansiyel amino asitler, çoklu doymamış yağ asitleri, mineraller, karotenoidler, enzimler ve lifler gibi besin öğeleri ve biyoaktif bileşiklerin doğal kaynaklarıdır. Bu nedenle gıdaların besin değerini iyileştirmek ve insan sağlığını olumlu yönde etkiler, yaşam kalitesini ve refahı arttırmak ve hastalıkları önlemek için fonksiyonel bir bileşen olarak kullanılabilirler (Buono, 2014:1669-1685 ve diğ). Klorella, genellikle bir gıda takviyesi olarak kullanıldığı kadar bileşiminde proteinler, karotenoidler, bazı immünostimülatörler, polisakkaritler, vitaminler ve mineraller içerdiğinden dolayı ayrıca kozmetik ve ilaç endüstrisinde de kullanılmaktadır. Özellikle, Chlorella vulgaris türünün, bu türün askorbik asit, tokoferol, vitaminler, mineraller, protein, polisakkarit açısından zengin olduğu gösterilmiştir (Da Silva Vaz, 2016: 73–77 ve diğ). Doğal bileşiklerinin içeriği, üretim koşulları ve sınıflandırıldığı türe göre değişiklik göstermektedir (Ward,2019:1-10 ve diğ). Sıcaklık, pH, besin öğesi bileşimi ve ışık kullanılabilirliği gibi farklı büyüme koşulları, Klorella hücrelerinde antioksidanlar da dahil olmak üzere biyokütle, makro ve mikro besinler ve diğer değerli biyoaktif seviyeleri kolayca değiştirebilmektedir (Panahi, 2019: 182–194 ve diğ). Klorella’dan ilk olarak “klorellin” adlı antibakteriyel madde izole edilmiş ve hem gram negatif hem de gram pozitif bakterilere karşı inhibitör aktivite gösterdiği bulunmuştur (Pratt, 1994:351-352 ve diğ). Yapılan çalışmalarda klorellanın antioksidan özelliğe sahip çok sayıda biyoaktif peptit ürettiği gösterilmiştir (Ejike, 2017:30–36 ve diğ) (Alzahrani, 2018: 676–682 ve diğ). Chlorella pyrenoidosa (Shih, 2012: 9116–9128 ve diğ) ve Chlorella ellipsiodea’nın (Lee, 2009: 21–28 ve diğ) deri fibroblastlarında güçlü antioksidan aktivite gösterdiği saptanmıştır. Protein hidrolizatlarının antioksidan etkisinin kesin mekanizmaları henüz açıkça aydınlanmamasıyla birlikte, peptitlerin antioksidan aktivitesinin, peptitlerin kimyasal yapılarının çeşitli özelliklerinden, yani küçük moleküler ağırlığı, amino asitlerin bileşimi ve sırası, hidrofobiklik derecesi, bir indole/imidazol/pirrolidin halkasının varlığının yanı sıra C ve N terminal bölgesindeki sterik yapıdan olumlu etkilenmektedir (Zou, 2016:1-14 ve diğ) (Tian, 2015: 451–463 ve diğ). Anıl YILDIZ 259 Chlorella spp. türünün gıda sektöründeki uygulamalarındaki artış gelecek için umut vericidir. Şubat 2013 ile Nisan 2016 arasında, Chlorella spp. içeren 353 yeni ürün dünya çapında piyasaya sürülmüştür ve esas olarak, bu ürünler evcil hayvan maması, fırın ve tatlılar / dondurma alt kategorilerindedir. Avrupa’daki yenilikçi gıda şirketleri planktonları, veganlar gibi belirli grupların özel ihtiyaçlarını karşılamak için yeni gıda formülasyonundaki bileşenler olarak ele almaktadır (Henchion, 2017:1- 21 ve diğ). KLORELLANIN HASTALIKLAR İLE İLİŞKİSİ Klorellanın çeşitli besin öğesi ve biyolojik olarak aktif bileşikler içeriğinden dolayı takviyesinin çeşitli hastalıkların gelişimini önlemeye yönelik etkileri, hayvan modelllerinde çalışılmıştır. Bu hayvan çalışmaları, Klorella takviyesinin belirli sağlık etkilerini aydınlatmak için faydalıdır. Klorella’nın takviyesinin insanlarda çeşitli hastalıkları hafifletmeye yönelik etkileri araştırılmıştır. Ticari olarak C. vulgaris veya C. pyrenoidosa türleri piyasada bulunduğundan bu çalışmalarda kullanmıştır (Bito,2020:1-22 ve diğ). Literatürde Klorella ile hastalıkların ilişkisi üzerine araştırmalar aşağıda derlenmiştir. Diyabet Küresel ekonomik büyüme ve artan insan ömrü ile diyabet dünya çapında bir salgın haline gelmiştir. Uluslararası Diyabet Federasyonu, 2040 yılına kadar 642 milyondan fazla yetişkinin diyabet hastası olacağını öngörmüştür (Chan ,2017:63-83 ve diğ). Chlorella pyrenoidosa, Chlorophyceae sınıfı mikroalglerden olup üçlü biyolojik aktiviteleri ile bilinmektedir. Beta karoten, klorofiller, polisakkaritler ve çoklu doymamış yağ asitlerinden (PUFAs), özellikle eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) içermektedir (Wan ,2018:1-14 ve diğ). Bu türün hipoglisemik etkileri kapsamlı bir şekilde bildirilmiştir (Zhao,2015:1705-1717 ve diğ). Klorella takviyesinin obezite ve diyabette glisemik kontrolü iyileştirtirmektedir, bunu iskelet kasında protein kinaz B fosforilasyonunun aktivasyonu yoluyla artan glukoz taşıyıcı 4 (GLUT 4) ekspresyonunun FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 260 neden olduğu insülin direncini azaltarak yapmaktadır (Lee,2009:1029– 37 ve diğ). Tip 2 diyabetik sıçanlarda aerobik egzersiz ile birlikte klorella takviyesinin, kas fosfotidil inositol-3 kinaz (PI3K), protein kinaz B ve GLUT4 sinyalizasyonunun aktivasyonunun yoluyla glisemik kontrolün iyileştirilmesi üzerinde belirgin etkileri gösterilmiştir (Horii, 2019: 45–50 ve diğ). Klorella takviyesinin potansiyel hipoglisemik etkileri, streptozotosin ile indüklenen diyabetik farelerde bildirmiştir. Diyabet modeli oluşturulan farelerde, glikoz verilmeden 60 dakika önce yapılan Klorella oral uygulamasının (0.5 g / kg vücut ağırlığı), glikoz verildikten 90 dakika sonra insülin sekresyonunda bir artış olmadan geçici bir hipoglisemik etki ile sonuçlandığı görülmüştür (Kerng, 206: 1181–1186 ve diğ). Pufa ile zenginleştirlmiş Chlorella pyrenoidosa ve Spirulina platensis türlerinin takviyesinin anti diyabetik etkilerinin araştırıldığı bir sıçan çalışmasında, C.pyrenoidosa ve Spirulina platensis türlerinin her ikisinin de glikoz toleransını iyileştirdiği, açlık kan glikozu üzerinde Chlorella platensis türünün hipoglisemik etkisinin daha iyi olduğu bulunmuştur ( Wan,2019:1-7 ve diğ). Çok yeni bir çalışmanın bulgularına göre, 84 Tip 2 diyabetli hasta ile 8 hafta boyunca 1500 mg/gün dozajlı C. vulgaris takviye ile yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, antropometrik ölçümleri, glisemik durumu ve lipid profilini de iyileştirmediği, bu nedenle, bu dozajda ve sürede yaygın ilaçlara tamamlayıcı bir terapötik yaklaşım olarak düşünüleceği sonucuna varılmıştır (Hosseini, 2021 ve diğ). Hipertansiyon ve Kardiyovasküler Hastalıklar Klorella tüketimi ile, aortik ateromatöz varlığı lezyonlar önemli ölçüde inhibe edildiği ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL-K) seviyelerinin, büyük ölçüde baskılandığı çok uzun zamandır gösterilmiştir (Sano,1987:76-84 ve diğ). Klorella, bitkilerde bulunmayan önemli miktarda D2 ve B12 vitamini içerir. Ticari olarak temin edilebilen Klorella (C. vulgaris) ürünleri ıspanağa göre daha yüksek miktarlarda folat (yaklaşık 2.5 mg / 100 g kuru ağırlık) içermektedir (Woortman, 2020:1-11 ve diğ). B12 vitamini Anıl YILDIZ 261 ve folat eksiklikleri, kardiyovasküler hastalıklarda rol oynayan serum homosistein birikimine neden olur (Bito,2020:1-22 ve diğ). Klorella’nın kardiyovasküler risk faktörleri üzerine etkisinin incelendiği bir meta analizde, klorellanın sağlıksız bireylerde sağlıklı bireylere göre daha etkili sonuçlarının olduğu bildirilmiştir. Meta analizde incelenen çalışmalardaki sağlıksız bireyler; hipertansiyon, hiperkolesterolemi, dislipidemi, non alkolik yağlı karaciğer gibi hastalıklara sahip olup bu kardiyovasküler hastalık için yüksek risk anlamına gelmektedir. Bu nedenle, Klorella takviyesi kardiyovasküler hastalıkları önleyebileceği ve Klorella takviyesinin her yaştaki bireylerde (hem 50 yaş altı hem de üstü) kardiyovasküler risk faktörleri belirteçleri üzerinde benzer etkili olduğu ve bu yüzden her yaş için alımının faydalı olabileceği yorumu yapılmıştır (Fallah ,2018:1892-1901ve diğ). Chlorella vulgaris ve C. ellipsiodea, ACE-inhibitör peptitler üretmek için kullanılmış ve kan basıncını düşürmedeki etkinlikleri, hem in vitro hem de hayvan çalışmalarında gösterilmiştir (Ejike, 2017:30–36 ve diğ) (Sheih, 2009: 279–284 ve diğ). Chlorella ellipsiodea hidrolizatından türetilen başka bir peptitin (Val-Glu-Gly-Tyr) in vitro olarak ACE inhibitör aktivitesine sahip olduğu ve in vivo kan basıncını düşürücü etkisi bildirilmiştir.Chlorella ellipsoidea türünün antihipertansif etkilerinin incelendiği bir sıçan çalışmasında,bu alg türünün potansiyel ACE inhibe edici peptitlerinin sadece dört aminoasitten ibaret olduğu , (bunlar valin,glutamin,glisin ve tirozin) ve oral olarak alındığında hipertansif sıçanlarda,antihipertansif etki gösterdiği raporlanmıştır ( Ko, 2012: 2005–2011 ve diğ). Chlorella ellipsiodea’dan türetilen Val-Glu-Gly-Tyr’ın AA dizisi hidrolizatın, kan basıncını düşürücü bir etki ve ACE inhibe edici aktivite gösterdiği bildirilmiştir (Kose,2015: 137–143 ve diğ). Klorella takviyesinin arteriyel sertlik üzerindeki etkilerini değerlendirmek için yapılan, tek kör, plasebo kontrollü çapraz çalışmada (12 hafta arınma süresi) 14 genç katılımcıya dört hafta süreyle C. pyrenoidosa (6 g / gün) veya plasebo uygulanmıştır. Hem plasebo hem de Klorella gruplarında takviyeden önce ve sonra kan basıncında ve kalp atış hızında herhangi bir farklılık gözlenmemiş, arteriyal sertliğin tespitinin FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 262 bir ölçüsü olan Brakiyal-ayak bileği nabzı dalga hızı Klorella takviyesi alan grupta azalmış ancak plasebo grubunda düşmemiştir (Osuki,2013:, 166–169 ve diğ). Hiperlipidemi Yapılan çalışmalarda Klorellla’nın hiperlipidemik etkisinin, hepatik 7-alfa hidroksilaz ekspresyonunun upregulasyonu ile olduğu ifade edilmiştir (Bito,2020:1-22 ve diğ). Chlorella spp. türünün lipit bileşiminden dolayı en çok bulunan oleik, palmitik ve linoleik asitler (toplam lipitin sırasıyla % 41, 22 ve 9’u oranında) bulunmaktadır ( Martins,2013: 2259–2281 ve diğ )( Matos,2017:2672–2685 ve diğ). Fonksiyonel özellikleri ile özellikle ateroskleroz ve hiperkolesteroleminin önlenmesinde iyi bir takviye olarak kategorize edilmiştir (Kagan, 2015:186–192 ve diğ). Klorella’nın aşırı diyet kolesterol alımına karşı serum kolesterol düzeylerini korumadaki rolünün değerlendirildiği bir çalışmada, 63 hafif hiperkolesterolemik hastada çift kör, randomize, plasebo kontrollü çalışma yapılmıştır.Katılımcılara C.vulgaris (5 g / gün) veya plasebo ile dört hafta boyunca verilmiştir.Hafif hiperkolesterolemik deneklerde, Klorella takviyesinin toplam kolesterol, trigliseridler, lutein / zeaksantin ve α-karoten düzeylerindeki belirgin değişikliklerin yanı sıra VLDL-K, apolipoprotein B, non HDL-K ve HDL-K / Trigliserit seviyelerinde anlamlı azalma ile sonuçlandığı saptanmıştır (Ryu ,2014:1-8 ve diğ). Hafif veya orta derecede hipertansiyon teşhisi konan insanların Klorella takviyesi ile ,toplam serum kolesterolünde ve hem düşük yoğunluklu(LDL-K) hem de yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL-K) düzeylerinde önemli azalma meydana gelmiştir.Araştrımacılar tarafından elde edilen sonuçlar, tek başına Klorellanın günlük diyet takviyesinin, hafif veya orta derecede hipertansiyonun azaltmaya veya klinik durumunu stabilize etmeye katkıda bulunabileceğini göstermektedir (MerKant, 2002: 370–376 ve diğ ) (Ryu ,2014:1-8 ve diğ).Bu sonuçlar, günlük Klorella tüketiminin, hafif hiperkolesterolemik deneklerde trigliseritler ve toplam kolesterol gibi serum lipid risk seviyelerini azaltarak potansiyel sağlık yararları sağlayabileceğini göstermektedir (Bito,2020:1-22 ve diğ). Anıl YILDIZ 263 Kanser Çok sayıda çalışma, hem tatlı hem de deniz sularında yaşayan mikroalglerin çeşitli kanser türlerine karşı etkili olduğunu göstermiştir (Abd El-Hack,2019 :42-50 ve diğ).Besin bileşimi,hızlı büyümesi gibi özellikleri nedeniyle Klorella, diğer ökaryotik mikroalglere göre kanseri tedavi etme potansiyeli üzerine daha çok sayıda araştırmanın konusu olmuştur (Raus,2021: 1-11 ve diğ). Mikroalglerden elde edilen peptidler, özellikle anti-inflamatuar ve antikanser gibi etkilere sahiptir (Kim, 2013:177–182 ve diğ). Yapılan bir çalışmada, Chlorella vulgaris’in sıçanlarda endojen antioksidan enzimlerin aktivitelerini değiştirerek veya kompanse ederek ve lipid peroksidasyonunu azaltarak karaciğer kanserinde koruyucu bir role sahip olabileceği gösterilmiştir (Sulaiman,2006:234-241 ve diğ). Daha yeni bir çalışmada, Chlorella vulgaris’in karaciğer dokularında, M2-piruvat kinaz (M2-PK), alfa-fetoprotein (AFP) ve transforme edici büyüme faktörü-β (TGF- β) gibi serum karaciğer tümörü belirteçlerinin ekspresyonunu down regüle ederek etki gösterdiği bulunmuştur (Ariffin,2017:1-9 ve diğ). C. sorokiniana ve Chlorella prothecoides türleri luteinden zengindir. Luteinin yararlı etkilerinin çoğu tekli oksijeni yakalama kabiliyetiyle bağlantılıdır ve aynı zamanda çok iyi bir serbest radikal temizleyicidir (Jahns, P,2012: 182–193 ve diğ). Chlorella vulgaris’ten elde edilen ve ana bileşen lutein olan ekstrakt, insan kolon kanseri hücre hattında (HCT116) anti-proliferatif etkiler göstermiştir (Reynoso-Camacho,2011:39–45 ve diğ). Ana bileşeni violaksantin olan Chlorella ellipsoidea,apoptozisi indükleyerek bir insan kolon kanseri hücre hattı (HCT-116) üzerinde anti-proliferatif etkiler sergilemiştir (Cha, 2008:10521–10526 ve diğ).Ayrıca ,Chlorella ellipsoidea’dan izole edilen violaksantin, LPS ile uyarılan RAW 264.7 fare makrofajları üzerinde test edildiğinde NF-κB aktivasyonunu ve NO ile prostaglandin E2 (PGE2) üretimini inhibe ederek antiinflmatuar etki gösterdiği saptanmıştır (Soontornchaiboon, 2012: 1137–1144 ve diğ). FONKSİYONEL BİR BESİN OLARAK KLORELLA VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ 264 Antiinflamatuar ve antioksidan etkili olan zeaksantinin, serum karotenoid konsantrasyonları ile kolorektal polipler ve kanserler varlığı arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışmada, erkeklerde polip ve kanser oranlarında, kadınlarda ise kanser gelişiminde azalma ile ilişkili olduğu gösterilmiştir (Okuyama, 2014:87–97 ve diğ). Birçok çalışmada mikroalgal ekzopolisakkaritin (EPS), antikanser özellikleri üzerine odaklanılmıştır. C. zofingiensis ve C. vulgaris türlerinden elde edilen 0.6 mg/mL konsantrasyonlarındaki ekzopolisakkarit ekstratlarının, HCT8 insan kolon kanseri hücre hatlarına karşı sırasıyla % 28.3 ve % 18.0 oranlarında anlamlı olarak inhibitör etkili olduğu göstermiştir (Zhang, 2019:976-983 ve diğ). Meme kanseri tanısı almış 45 kadın ile yapılan bir çalışmada, Klorella içeren sıcak su içersindeki ekstraktın bir ay süre ile takviyesinin hastalarda yorgunluğu azaltma ve kuru deride iyileşme gibi olumlu etkileri olduğu rapor edilmiştir (Noguchi,2014:1-7 ve diğ). NonAlkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAFLD), hepatositlerde % 5-10’dan fazla anormal yağ birikim içeren bir grup metabolik bozukluk olarak tanımlanmaktadır (Paradis,2008:638–642 ve diğ). Nonalkolik yağlı karaciğer hastalığının (NAFLD) terapötik rejiminde desteleyici olarak C. vulgaris’in kullanımı, birçok yararlı etkiyi teşvik etmiş, insüline duyarlılığını arttırıp serumda trigliserid ve transaminaz düzeylerinde azalmasına yardımcı olmuştur (Panahi, 2012:2099–2103 ve diğ). Bir çalışmada, C. vulgaris’in NAFLD hastalarının diyetine dahil edilmesinin kilo vermelerine ve C-reaktif proteine karşı yüksek hassasiyetlerini azaltmalarına izin vererek glisemik durumlarını iyileştirdiği ve karaciğer fonksiyonlarının iyileştirilmesine katkıda bulunduğu gözlemlenmiştir (Ebrahimi-Mameghani, 2016: 331–342 ve diğ). Yetmiş nonalkolik yağlı karaciğer hastası rastgele C. vulgaris (1.2 g / gün) veya plasebo grubu olarak ayrılmış ve çalışma sekiz hafta boyunca yürütülmüştür. Ortalama vücut ağırlığı ve karaciğer enzimlerinin serum konsantrasyonları Klorella grubunda plasebo grubuna göre Anıl YILDIZ 265 anlamlı olarak daha düşük, serum insülin konsantrasyonları ise Klorella grubunda plasebo grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar, NAFLD hastalarında Klorella takviyesinin ağırlık ve serum glikoz seviyelerini azaltmada ve karaciğer fonksiyonlarının yanı sıra inflamasyon biyobelirteçleri iyileştirmede faydalı etkileri bulunmaktadır (Ebrahimi-Mameghani, 2017:1001–1006 ve diğ). SONUÇ Dünya nüfusu hızla artmakta, besleyici gıdalara ihtiyaçta aynı oranda artmaktadır. Milyarlarca yıldır algler, gezegenimizin yüzeyinde hayatta kalmayı başarmış, alglerin bir alt türü olan Klorellada zengin besin öğesi profili ve sağlığa yararlı diğer etkileri ile son zamanlarda bilim insanlarının dikkatini çekmeyi başarmıştır. Algler içerisinde ikinci en büyük pazar hacmine sahip olmasının yanında, Klorella üretim maliyetlerinin yüksek oluşu ve toplumda bilinirliğinin az olması nedeniyle bu olumsuzlukları azaltacak çalışmalara ihtiyaç olduğu görülmektedir. Ticari olarak temin edilebilen Klorella ürünleri, insanlar için gerekli olan yüksek miktarda kaliteli protein, diyet lifleri ve çoklu doymamış yağ asitlerinin yanı sıra, a-linolenik ve linoleik asitler dahil esansiyel besin öğelerini içermektedir. Özellikle Klorellada bitkisel kaynaklı gıdalarda bulunmayan D2 ve B12 vitaminleri ile diğer bitkisel kaynaklı gıdalardan daha fazla miktarda folat ve demir içermektedir. Klorellanın sağlık üzerine yararlı etkileri insan ve hayvan çalışmaları ile gösterilmiş ve bu yararlı etkilerini içerdiği antioksidan bileşikler ve çok sayıda besin öğesinin sinerjisinden kaynaklı olabileceği düşünülmektedir. Genel olarak ise Klorella içersindeki biyoaktif bileşikler hakkındaki bilgiler sınırlı olup bu bileşiklerin farmakolojik aktiviteleri ile ilgili daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

                              a21eafonksiyonel-besinlerin.pdf (guvenplus.com.tr)

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X