Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Sakız Damlası, Damla Sakızı, Sakız ağacı asırlardır şifa kaynağı!, Kansere Doğal Çözüm

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Sakız Damlası, Damla Sakızı, Sakız ağacı asırlardır şifa kaynağı!, Kansere Doğal Çözüm

    Sakız Damlası, Damla Sakızı, Sakız ağacı asırlardır şifa kaynağı!, Kansere Doğal Çözüm

    22 Ekim 2009, 18:12
    Damla Sakızı, Çitlembik, Çitenbik, Menegiş, Sakız Ağacı, Pistacia lentiscus L,

    08 Mart 2016, 11:25
    KULLANILMASI; KLİNİK ARAŞTIRMALARA GÖRE; GATRİT, ÜLSER, KOLİT, ENTERİT, DUODENİT ve KOLON KANSERİNE karşı etkili olduğu belgelenmiştir.

    Araştırmalar:
    Klinik Araştırmalar;
    1984 yılında Musul Üniversitesin’de AL-HABBAL ve ekibi yaptıkları araştırmalarda DUODENİT (Onikiparmak bağırsağı ülseri) oluşum sürecini takip etmişlerdir. Bu çalışma için seçilen 38 gonullu hastayi 2 gruba ayırmış, 1. Gruba damla sakızı (mastic gum) 2. Gruba ise laktoz 2 hafta boyunca günlük 1 gr olalarak verilmiştir. 2 hafta sonunda gonulluler endoskopi ile ülser olusumu izlenmiştir. Sonuçlara gore damla sakızı (mastic gum) kullanan gruptaki %80 gonullunun rahatsızlıkları azaldığı oniki parmak bağırsağındaki ülserli bölgenin %70 nin düzeldiği gözlenmiş olup Damla sakızı’nın (mastic gum) her hangi bir yan etkisi olmadiginin kanisinada varmışlardır. Klinik çalışmaların MİDE ve Oniki Parmak Ülserine karşı güçlündirici, iyileştirci ve dindirici olduğu için damla sakızı (mastic gum) kullanılmasını tavsiye etmiştir. Diğer önemli sonuç , damla sakızının üretmiş olduğu herhangi bir yan etkisinin olmadığını araştırmalar göstermiştir. [1]

    Aynı araştırma grubunun yayınladığı Notingen ing. F.HUWEZ ve ekibi. 1986 iyi huylu GASTRİK ÜLSERLİ hastaların üzerinde yeni bulgular elde etmişlerdir. Bu amaç için, 4 hafta boyunca günlük 2 gr (1 gr kahvaltıdan önce, 1 gr yatmadan önce) damla sakızı (mastic gum) alan gastroskopi ile ülser teşhisi konan 6 hasta üzerinde uygulanmıştır. Klinik çalışmalar baslamadan en az iki ay önceden Hasta olmayan birine farmasotik işlemin diğer turu uygulanmıştır. Damla sakızı (mastic gum) gastroskopi etki değerleri yani sıra rutin laboratuvar kan kontrolu, idrar kontrolu ve biyo kimyasal veriler muamele işlemi başlamadan önce, iki hafta sonra, 4 hafta sonra ve damla sakızı (mastic gum) verilmeye başlandıktan 2 ay sonra kayıt altına alınmıştır. Sonuçlar gösteriyor ki damla sakızı (mastic gum) alan 6 hasta katılımcıdan 5’nin ağrısının azaldığı ayrıca endoskopi cihazıyla bulgular doğrulanmıştır. Çalışma boyunca ayrıca istenmeyen yan etkisi iki ay sonunda bulunmamıştır. [2]

    2002 ROE ve ekibi, KİM ve LEE Yayınlanmış bir klinik çalışmada Damla sakızı (mastic gum) MİDE KANSERİNE sebep olan H. pylori bakterilerine karşı etkisi ile ilgili araştırma South Korea Society of Gastroenterology dergisinde yer verilmiştir. Guney Kore DAN-KOOK Universitesi Tip fakultesinde yapilan çalışmaya katılan 48 gönüllüye H.pilori bakterisinin bulaştigi UBT (idrar-nefes testi tekniği) testiyle bulunmuştur. Katılımcılar iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup damla sakızı (mastic gum) ikinci gruba ise laktoz gum verilmiştir.sonuçlara göre damla sakızı (mastic gum) kullanan hastaların midesinde ki h.pilori bakterilerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. [3]

    2007 yılında araştırmacı dr. Asterios, Theodoros Sergentianis, TRİANTAFYLLU ve ekibi 133 kişiyi (50 yaş ve üzeri) rastgele 2 gruba ayırarak test uyguladı. 1.gruba (yuksek doz), günlük 5 gr damla sakızı (mastic gum) tozu verildi. 2. Gruba (yüksek doz), günlük damla sakızı (mastic gum) solusyonu verilmiştir. Sonuçlara gore; 1. Grupta kandaki toplam KOLESTEROL’UN azaldigi belirledi. 2. Grupta ise, erkeklerde,KANDAKİ GLUKOZ seviyesinin azaldi gözlemlenmiştir. [4]

    2010 yılında araştırmaci Dr. K.J. DABOS ve ekibi Atina Üni. damla sakızı (mastic gum) MİDE AĞRISI ve MİDE YANMASINA iyi geldigini mide ust duvarindaki yanmaların 3 hafta boyunca gunde 1 gr damla sakızı (mastic gum) kullanan 54 hastanin %75 nin şikayetlerinin azaldığını gözlemlemişlerdir. Ayrıca Damla sakızı’nın (mastic gum) mide kanserine neden olan Helikobakteri pilori bakterilerinide araştırmalarında takip etmiştir. Klinik çalışmalarına katılan 52 hastadan rastgele secilmişlere 14 gün boyunca günde 3 defa 350 mg saf damla sakızı (mastic gum) verilmiştir. Uygulanan bu yontemin sonuçunda bakterilerin giderek azaldığı gözlemlenmiştir. [5]

    Atina üni 2007 yılında, araştırmacı dr. A. C. KALİORA ve ekibi, CHRON hastası (kolon kanseri olma ihtimali yüksek iltihaplı bağırsak hastalığı) olan hastalar uzerinde damla sakızının (mastic gum) etkisi uzerine bir çalışma gercekleştirdiler. Bu çalışma, chron hastaları uzerinde sağlık kontrolleri şeklinde, belli bir dereceye kadar tekrar edilmiştir. 10 hastaya 4 hafta boyunca damla sakızı (mastic gum) kapsulu (günlük 6 kapsul, 1 kapsul 0,37 gram) verilmiştir. 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) kapsül kullanmadan önceki ve kullandıktan sonraki TNF-alfa (kanda) ölçümleri yapılmıştır. Ve chron hastasi olan bu 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) uygulanmasiyla TNF-alfa salgisinin azalmasina cozum bulundugu gözlemlenmiştir. Bu bulgular gösteriyor ki, damla sakızı (mastic gum)kullanımı, CHRON hastalığına karşı bir bağışıklık kazandırabilir. [6]

    Miami Üniversitesin’den Balan, J. Prince, Z. Han, Atina Üniversitesin’den Dr. K. Dimas, Dr. Sitaras ve P. Pantazis, SelanikÜniversitelerinden Dr. M. Cladaras, Sakız ağacının sakız reçinesi in vitro ortamdaki HCT116 insan kolon kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellediği ve bu hücrelerin ölümünü başlatan bileşimleri içerdiği bilinmektedir [7]


    NOT: TNF-alfa= hücre tarafından salğılanan , kanserli hücrelerin yıkımını sağlayan bir sitokindir (hücre etkileşimini sağlayan bir tür protein)
    [1] Al Habbal M, et al. A double-blind controlled clinical trial of mastic and placebo in the treatment of duodenal ulcer. Clin Exp Pharmacol Physiol . 1984;11(5):541-544.
    [2] Huwez et al. (1998) Mastic gum kills helicobacter pylori. N Engl J Med. 399:194-196
    [3] Roe IH, Kim JT, Lee HS, Lee JH. Detection of Helicobacter DNA in bile from bile duct diseases. J Korean Med Sci. 1999;14:182–186.
    [4] Triantafyllou A, Chaviaras N, Sergentanis TN, Protopapa E, Tsaknis J: Chios mastic gum modulates serum biochemical parameters in a human population. J Ethnopharmacol 2007, 111:43–49
    [5] K J Dabos et. Al Phytomedicine, 17(3-4), 296-299 (2010)
    [6] Kaliora AC, Mylona A, Chiou A, Petsios DG, Andrikopoulos NK. Detection and identification of simple phenolics in Pistacia lentiscus resin. J Liq Chrom Rel Technol. 2004;27:289–300.
    [7] K.V. Balana, J. Princea, Z. Hana, K. Dimasb, M. Cladarasc, J.H. Wychea, N.M. Sitarasd, P. Pantazisa,b, aDepartment of Biology, University of Miami, Coral Gables, Miami, FL, USA
    bLaboratory of Pharmacology–Pharmacotechnology, Foundation for Biomedical Research, Academy of Athens, Greece cSchool of Biology, Aristotle University of Thessaloniki, Greece
    dDepartment of Pharmacology, Medical School, University of Athens, Greece

    Bileşimi:
    Sakız reçinesinin kimyasal analizi sonucu, mastikte % 1-3 arasında mastik yağı, %4 oranında a ve b mastisinik asit, % 0.5 mastikhonik asit, % 20 a-mastikonik asit, % 18 b-mastikonik asit, % 30 a-mastik rezinesi ve % 20 b-mastik rezinesi bulunmuştur [51]. Sakız reçinesi, % 1-3 oranında uçucu yağ içerir. Sakız bitkisinin yapraklarından da % 0,8 oranında uçucu yağ elde edilebilir. Bu uçucu yağın en önemli bileşenleri alfa pinen, mirsen, beta karyofillen, limonen, anetol ve alfa humulen‘dir [19]. Mastikten elde edilen uçucu yağ bileşenleri çoğunlukla monoterpenik ve seskiterpenik yapıdadır. Monoterpenler sekrolitik, ekspektoran, sedatif ve tonik etkileriyle bilinirler. Seskiterpenler, yapıdaki fonksiyonel gruba bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte, anti enflamasyon etkidir.

  • #2
    Geçmişten Günümüze Sakız Ağacı Pistacia lentiscus L.
    Ömer Faruk AKDEMİR1, Engin TİLKAT2, Ahmet ONAY1*, Fatih Mehmet KILINÇ1, Veysel SÜZERER3, Yelda Özden ÇİFTÇİ 4
    1Dicle Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, 21280, Diyarbakır, Türkiye
    2Batman Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, 72100, Batman, Türkiye
    3Bingöl Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar Teknikleri Programı, 12000, Bingöl, Türkiye
    4Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, 41400, Kocaeli, Türkiye
    Özet:

    Bu çalışmada ülkemizde Ege bölgesinde yetişen ve antik dönemlerden
    günümüze kadar alternatif tıpta bitkisel ilaç olarak kullanılan sakız ağaçlarının (Pistacia lentiscus L.) biyolojik özellikleri, geleneksel ve biyoteknolojik üretim yöntemleri derlenmiştir. Çalışmada, yazılı kaynak olarak sakız ağaçları üzerine yazılmış makaleler, gazete haberleri ve kamu kuruluşlarınca basılmış bilgilendirme kitapçıkları kullanılmıştır. Sakız ağaçlarını yerinde incelemek amacıyla yetişme alanlarına bilimsel amaçlı geziler düzenlenmiş, sakız ağacının vejetatif ve generatif kısımları (kök, yaprak, gövde, çiçek, tohum, meyve) biyolojik özellikleri bakımından incelenmiştir. Sakız ağaçları (P. lentiscus L.), yeşil ve aromatik yaprak özelliğine sahip, Akdeniz ülkelerinin sahile yakın bölgelerinde yetişen, çalı formunda bir bitki olup, bu ağaçtan ekstrakte edilen özütler, başta kanser olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Çalışma sonuçlarımıza göre, sakız ağacı ürünlerinin ilaç, kimya ve gıda sanayisi gibi çok sayıda kullanım alanları yanında ekonomik yönden de değerli bir bitki olduğu tespit edildi. Çalışmanın son bölümünde ise, sakız ağaçlarının geleneksel ve biyoteknolojik çoğaltım yöntemleri derlenmiştir.

    Anahtar Kelimeler: Sakız ağacı, P. lentiscus L., Sakız reçinesi, Sakız adası
    Abstract:
    In this study biological characteristic, traditional and biotechnological production techniques of mastic trees, naturally grown at the Aegean region of Turkey and used as herbal drog in folk medicine since the ancient times, were reviewed. We have reviewed original articles, news paper, brochures published by the public institutions regarding with mastic tree cultivation as written sources. Scientific surveys were organized to the mastic tree plantations to examine them in natural habitats. Biological characteristic of vegetative and generative branches of mastic tree (root, leaf, body, flower, seed) were described. Lentisk is a plant species which has aromatic leaves with dark green coloured grown in the regions near to coastal areas of Mediterranean countries. Mastic trees have a long past which based on ancient times. Nowadays mastic trees are used in treatment of many ilnesses such as cancer. In addition, it is proved that mastic trees are valuable plants as economical in chemistry and food industry. In the last part of the study, conventional and biotechnology proliferation techniques of mastic trees were reported.

    Key Words: Mastic tree, P. lentiscus L., Mastic gum, Chios island

    1. GİRİŞ
    Anacardiaceae familyasının önemli bir üyesi olan P.lentiscus L., yeşil ve aromatik yaprak özelliğine sahip Akdeniz ülkelerinin sahile yakın bölgelerinde yetişen çalı formunda bir bitkidir. Geleneksel metotlarla üretimi tohumla ya da çeliklerin köklendirilmesiyle yapılabilmektedir. Sakız ağacı genellikle tohum ile çoğaltılır çünkü çeliklerden kök oluşumu ya çok düşük olmakta ya da hiç olmamaktadır. Ancak, tohum ile çoğaltımda değişik genotiplerin gelişmesi ve sakız üretiminde farklılıklar oluşması söz konusudur. Tespit edilecek verimli P. lentiscus L. genotiplerinden fidan üretimi yapılabilmesi amacıyla etkili bir çoğaltım metodunun olmaması daha önce yapılan çalışmalarda başarılı sonuçlar alınamaması ve bitkinin sahip olduğu endüstriyel değer türün biyoteknolojik metotlar kullanılarak çoğaltılmasını zorunlu kılmaktadır. Sakız ağacı, yaprağı ile meyvelerinde bulunan uçucu yağları ve reçinesinin,endüstriyel ve sağlık alanlarındaki kullanımlarından dolayı ekonomik olarak önemli bir bitkidir. Tunus ve Cezayir gibi bazı ülkelerde bu ağaçtan elde edilen yağ günlük besinlerde, salatalarda ve hamur işlerinde kullanılmaktadır [1]. Uçucu yağları, kuduz hastalığı, uyuz ve yılan ısırmaları, mide yanması, bağırsak, akciğer hastalıkları ve değişik diş hastalıklarında uzun yıllar tedavi edici olarak kullanılmıştır [2]. Reçinesinin ise gıda sektöründen, ilaç, boya ve gemi inşaat sanayisine kadar geniş bir kullanımı söz konusudur. Çalışmamızın amacı, ülkemizde özellikle İzmir‘in Çeşme ilçesinde bulunan ve ülkemiz sakız reçinesi üretimi için önemli bir gen kaynağı olan Sakız ağaçlarının, turizm ve beraberinde gelen yapılaşma baskısı nedeniyle yok olma tehlikesi altında olduğu hakkında farkındalık oluşturmaktır.

    2. MATERYAL VE METOD
    Bitkisel materyal olarak İzmir, Çeşme yarım adası ve civarında, yoğun bir şekilde yetişen P. lentiscus L. kullanılmıştır. Bu türün sistematik teşhisi ve birtakım morfolojik özelliklerinin belirlenmesi Dicle Üniversitesi, Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. A. Selçuk ERTEKİN tarafından yapılmıştır. Sakız ağacının tarihi, yetişme alanları, çoğaltımı ile ekonomik ve tıbbi özelliklerinin belirlenmesinde konuyla ilgili yazılmış makalelerden, gazete haberlerinden ve kamu kuruluşlarınca basılmış kitapçıklardan faydalanılmıştır. Ayrıca Çeşme Çiftlikköy‘deki sakız ağacı fidanı yetiştiren çiftçi Metin GEMİCİ‘ den alınan bilgilerin yanı sıra sakız ağacı bahçelerine inceleme amaçlı bilimsel geziler düzenlenmiştir.

    3. BULGULAR VE TARTIŞMA
    Sakızın tarihçesi
    Antik çağlara dayanan tarihi ile Homeros'un doğum yerlerinden biri olduğu rivayet edilen ve Ege Denizi‘ nin kuzeyini süsleyen küçük bir cevher olan Sakız Adası, ziyaretçilerini büyüleyen sakız ağaçlarına sahiptir. Doğal sakız reçinesi taşıyan bu ağaç (Yunanca ―schinos”) tutunduğu ve beslendiği toprak kadar eskidir. Bu ağaç Sakız Adası'nın topraklarına yüzyıllardır gölgesini düşürmektedir. Dünyaca ünlü gum mastic (Doğal sakız reçinesi) ve Chios (Sakız Adası) isimleri bir rastlantı sonucunda oluşmamıştır. Chios, Fenike kökenli bir sözcüktür. 'Mastic' (doğal sakız reçinesi)

    anlamına gelmektedir. Mastic-masticha sözcüğünün Yunanca'da "masticate (çiğnemek)-maso" fiilinden ya da "mastix" sözcüğünden geldiği bilinmektedir [3]. Doğal sakız reçinesinin getirdiği kazanç, adanın ticari önemini artırmış ve adanın Cenevizliler ve Venedikliler tarafından ele geçirilmesine yol açmıştır. Cenevizliler zamanında (1346-1566) 7 kilo kadar sakız reçinesi çalan kişilerin burun ve kulak gibi organları kesilmekte, 25- 50 kilo arasında çalan kişiler ise bir el veya bacak ile bir gözünü kaybederdi. 50 kilodan fazla çalınması durumunda ise idam cezası verilirdi. Aynı cezaya çalanlar kadar, alıcılarda maruz kalırdı ayrıca bu konuda bilgi verenlere de ödül verilirdi. Daha sonra, 1566‘ da Türkler sakız adasını ele geçirdiler. Bu dönemde özellikle doğal sakız reçinesi üreten köyler, Sakız Adası'nın diğer köylerine göre daha da zenginleşmişlerdi. Bu bağlamda mastik köyleri koruma altına alındı ve sahiplerine vergiden muafiyet gibi özel ayrıcalıklar verildi [4].

    3.2 Sakız ağacı’nın Dünya’da ve ülkemizde yayılışı
    Sakız ağaçları Dünya‘da Akdeniz ikliminin hâkim olduğu tüm kıyı kesimlerinde hatta belli bir yüksekliğe kadar iç kesimlerde doğal olarak yetişmektedir [5]. Dünya üzerinde, Güneybatı ve Güneydoğu Avrupa, Batı Asya, Kuzey Afrika, Avrupa ve Kuzey Afrika‘ya yakın birçok ada ve adacıklara (Makronezya) yayıldığı bildirilmiştir [6]. Akdeniz Bölgesi‘nde, Portekiz, İspanya (Baleardahil), Fransa (Korsika dâhil), İtalya (Sardinya ve Sicilya dâhil), Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan, Arnavutluk, Yunanistan (Girit dâhil), Kıbrıs, Türkiye, Suriye, Lübnan, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas‘ta bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 200 m yükseltilere kadar çıkabilen bu bitkiye İstanbul Burgaz Ada, İzmir, Ankara İncesu, Kayseri, Muğla, Marmaris, Kuşadası, Datça, Antalya Kemer, İçel, Tarsus, Ulaş, Seyhan ve Hatay yörelerinde rastlanmıştır [7].

    3.3 Sakız ağacının kökeni ve sistematiği
    Ege ve Akdeniz Bölgesi‘nin doğal bir bitki örtüsü olan P. lentiscus L., Sapindales takımının Anacardiaceae (Sumakgiller) familyasından Pistacia cinsine dahildir. Aynı familyanın diğer önemli üyelerini ise; P. atlantica Desf. (çitlenbik), P. terebinthus L. (melengiç) ve P. vera L. (antepfıstığı) oluşturmaktadır. Ancak, P. lentiscus L. özellikle Akdeniz ve Ortadoğu bölgesinde Pistacia cinsinde bulunan diğer türlerden (P. atlantica Desf., P. palaestina Boiss., P. terebinthus L. ve P. khinjuk Stocks) her dem yeşil olması ile kolaylıkla ayırt edilebilir. Pistacia cinsinin kökeninin

    Orta Asya olduğuna inanılır [8, 9]. Pistacia‘nın iki gen merkezi tanımlanmıştır. Birincisi Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Avrupa‘nın Akdeniz bölgelerini, ikincisi ise Batı ve Orta Asya‘yı içerir [10,11]. Cinsin türleri Kuzey Afrika‘dan Filipinler ile Teksas‘tan Nikaragura‘ya kadar doğal olarak meydana gelir [12]. Bu önemli tür için sınırlı sayıda sistematik çalışma yapılmıştır.
    P. terebinthus L. ve P. vera L., Terebinthus seksiyonunun altında sınıflandırılmasına rağmen, önceleri P. lentiscus, Lentiscus adıyla farklı bir cins olarak düşünülmüş, ancak cins, ilk olarak Linnaeus tarafından tanımlamıştır. Species Plantarum’da [13] Pistacia cinsine ait altı türü sınıflandırmıştır, bunlar sırasıyla: P. lentiscus, P. narbonensis, P. si-maruba, P. terebinthus, P. trifolia ve P. vera’dır. Pistacia narbonensis ve P. trifolia, P. vera‘nın sinonimleridir. Bu çalışmaların ilki Zohary [14] tarafından yapılmıştır. Zohary, Pistacia cinsini morfolojik karakterlerine (yaprak özellikleri ve fıstık morfolojisi) göre 4 bölüm ve toplam 11 türe ayırmıştır [14, 16].
    1. Lentiscella Zoh.: P. mexicana HBK ve P. texana Swingle.
    2. Eu- Lentiscus Zoh.: P. lentiscus L., P. weinmannifolia Poisson ve P. saportae, Burnat.Butmela Zoh.: P. atlantica Desf.
    3. Eu-Terebinthus: P. vera L., P. Khinjuk Stocks, P. terebinthus L., P.palaestine Boiss ve P. chinensis Bge. Pistacia cinsinin sistematiği ile ilgili en güncel çalışma ise, Al-Saghir [12] tarafından yapılmıştır. Cinsin13 taksondan meydana geldiği, 10 tür ve 5 alt tür içerdiği ve iki seksiyondan oluştuğunu bildirmiştir:
    4. Pistacia: Pistacia atlantica Desf., Pistacia chinensis Bunge, Pistacia eurycarpa Yalt., Pistacia khinjuk Stocks, Pistacia terebinthus L., Pistacia vera L., Lentiscella: Pistacia lentiscus L., Pistacia mexicana Humb., Pistacia weinmannifolia J. Poiss. ExFranch.
    3.4. Sakız ağacının morfolojik özellikleri
    Kök: P. lentiscus L., genç dönemde kazık kök ve birçok yan kök ile karakteristiktir. Olgun dönemde, yan kökler oldukça genişler ve saçaklar oluşturur [15].
    Gövde: Sakız ağacı, genellikle çalı veya ağaççık formunda gelişen, 1-3 m‘ye kadar boylanabilen hatta bazen 6 m yüksekliğinde olabilen bir bitkidir (Şekil 1.1). Doğal sakız ağacının gövdesi düz değildir. Gençken açık gri renkte, ileri yaşlarında kül karası rengindedir. Çam ağaçlarında olduğu gibi gövdeden ayrılması zor olan "riknides" adıyla anılan çizgilerle kaplıdır ve pürüzlüdür [17].

    Şekil 1.1: Sakız ağacının gövde görünüşü.
    Çiçek: Dioik bir tür olan sakız ağacında, periant içermeyen çiçekler 1 yıllık sürgünlerin yaprak koltuklarında gelişir. Sakız ağacında çiçeklenme mart-nisan aylarında gerçekleşmekte ve çok sayıda çiçek üretimi söz konusu olmaktadır. Çiçekleri küçük, kırmızımsıdır ve çiçek salkımı halinde kümelenmiştir. Erkek çiçekler 1-2.5 cm uzunlukta bileşik salkımlar, dişi çiçekler ise 1-3 cm uzunlukta seyrek dallanmış salkımlar halindedir. Diğer Pistacia türlerinin aksine, sakız ağacında bulunan çiçek salkımı ana eksen üzerinde kısalma eğiliminde olduğu için sekonder salkım dalları yaprak ekseni üzerinde hemen hemen bir noktadan çıkarak, çiçekler küçük bir demet şeklini altı hafta sonra çiçeklenme gözlenir [18].

    Meyveler: 4-7 mm çapında, yuvarlak-basık ve sivri uçlu, başlangıçta kırmızı, olgunlaştığında ise siyah renktedir (Şekil 1.2). Drupa tipi olan meyveler, etli-sulu bir mezokarp ile kemiksi bir endokarpa sahiptir. Meyveler ekim sonu ile aralık ayı ortasına kadar olgunlaşmaktadır [19,20]. Sakız Adası‘ndaki kültür formlarının varyeteden ziyade, uzun yıllar verime göre selekte edilmiş bir çeşit olduğunu belirtmektedir. Bazı araştırmacılar fazla ve iyi kalitede reçine elde edilebilen bitki olarak sadece Sakız Adası‘ndaki ―Chia‖ varyetesinden bahsetmektedir. Oysa Bailey [21], varyete veya form farklılığının ötesinde Anacardiaceae familyasına dâhil türlerin benzer nitelikte reçine verdiğini belirtmektedir. P. lentiscus L. bitkileri ağaç formuna dönüştükten sonra salgıladığı reçineden yararlanılabilir. Meyveler sonbaharda olgunlaşır [18].

    Şekil 1.2: Olgunlaşmamış (A) ve olgun meyve görünüşü(B)
    Yaprak: Yapraklar genellikle 2-4, nadiren de 5-7 çift yaprakçıktan oluşur ve hiçbir zaman terminal yaprakçık taşımaz. Sakız ağacında, bileşik yaprak ekseninde bulunan kanatçıklar çok karakteristiktir (Çizelge1.1). Yaprakları gövdeye bağlı dal üzerinde 2-12 adet dikdörtgen, mızraksı veya oval biçimindedir. Yaprakçıklar yumurtamsı, mızrak, eliptik, küt veya dikenimsi uçlu gibi formlar gösterir ve tüysüzdür. Yaprakçık uçları genelde keskin bir noktayla sonlanır [7]. Aynı bitki, vejetasyonun farklı dönemlerinde farklı yaprak şekli gösterebilmektedir. Hatta bir bitkinin alt yaprakları ile üstteki yaprakları dahi farklı olabilmektedir. Budama yapılarak terbiye edilen bitkinin de yaprak şekli değişmektedir [19]. Sakız ağacı, cins içinde en kalın yaprakçıklara sahip olan türdür. Yaprak boyutu ve şekilleri ile yaprakçık sayısı açısından geniş bir varyasyona sahip olan türün erkek ve dişi bireyleri de yaprak formu açısından değişiklik gösterir [22].

    Çizelge 1.1: Pistacia lentiscus L.‘nin erkek ve dişi yaprak morfolojileri
    ERKEK DİŞİ
    Yaprakçık sayısı 4-4-2-2-4-6-4-6
    5-3-4-3-4-4-4-6
    6-6-4-4-4
    6-4-6-4-6-6
    Yaprak yapısı Genellikle paripinnat 1-3 Yaprakçıklı Nadiren imparipinnat (3 veya 5 yaprakçıklı)
    Yaprakçıklar eşit büyüklükte
    Genellikle paripinnat 2-3 Yaprakçıklı
    (Nadiren 1 çift 3 yaprakçıklı) Yaprakçıklar eşit büyüklükte
    Yaprak ekseni Eksen Yaprak ekseni belirgin alt kısımda dar kanatlı, üst kısımda belirgin kanatlı
    1-3 cm uzunlukta Eksen çıkıntısız
    Petiol kanatlı 2.5-4.5 cm
    Eksen çıkıntısız veya mukrolu
    Yaprakçıklar Sapsız ovat, nadiren eliptik Damarlar pinnat Sapsız dar eliptik Damarlanma pinnat
    Yaprakçık uçları Kör uçlu Hafifçe girintili Kamamsı kısa Mukronat
    *Yaprak morfolojisi Prof. Dr. A.Selçuk ERTEKİN tarafından yapılmıştır.

    Erkek ağacın yaprak yapısı: Genellikle paripinnat, 1-3 çift yaprakçıklı, nadiren imparipinnat (3 veya 5 yaprakçıklı), yaprakçıklar eş büyüklükte, yaprak ekseni belirgin alt kısımda dar kanatlı, üst kısımda belirgin kanatlı, 1-3 cm uzunlukta, eksen çıkıntısız, yaprakçıklarda damarlar pinnat, sapsız oval, nadiren eliptik, yaprak uçları kör uçlu, hafifçe girintilidir. Erkek ağaçlar stres yokluğunda dişi ağaçlara göre daha yüksek fotosentetik kapasite sergilerken, kuraklık stresinde eşdeğer oranda fotosentetik kapasite ve düşük su kullanım etkinliği gösterirler [23].

    Dişi ağacın yaprak yapısı: Genellikle paripinnat 2-3 yaprakçıklı (nadiren 1 çift 3 yaprakçıklı), yaprakçıklar eşit büyüklüktedir. Eksen kanatlı, 2.5-4.5 cm, çıkıntısız veya mukroludur. Yaprakçıklar sapsız, dar eliptik ve damarlanma pinnattır. Yaprakçık uçları kamamsı, kısa ve mukronattır.

    Tohum: Kromozom sayısı 2n=24‘tür [14]. Tohumlar olgunlaşma döneminde yuvarlak ve düz yüzeylidirler (Şekil 1.3). Tohumlar ekim-kasım ayları arasında toplanabilir [6]. Sakız ağacının, çok sayıda çiçek ve meyve üretmesine karşın yaşayan tohum içeren meyve sayısı çok az olmaktadır. Çiçeklerin büyük kısmı meyve oluşturamamakta ve oluşan meyvelerin önemli bir kısmında ise tohum bulunmamaktadır [18]. Kırmızımsı veya beyaz meyvelerin toplanmasından kaçınılmalıdır çünkü bu meyvelerde embriyo gelişmemiş veya partenokarpiktir [24]. Bu nedenle, siyah meyvelerin içerdiği tohumların çimlenme oranı daha yüksek olduğu için hasat sırasında bunların tercih edilmesi gerekmektedir [26]. Tohumların çimlenmesi epigeiktir. Buna karşın, tüm diğer Pistacia türlerinde çimlenme hipogeiktir. Ayrıca tohum içeren meyvelerin üretimi tek bir populasyondaki bitkilerde bile değişiklik göstermektedir [18, 26].


    Şekil 1.3: Ekzokarpından izole edilmiş tohumlar.
    Sakız reçinesi: Sakız reçinesi, sakız ağacının gövdesinde yapılan çiziklerden damlacıklar halinde sızan aromatik bir bileşiktir (Şekil 1.4). Genellikle bitki kendini korumak amacıyla bu reçineyi salgılar. Erkek bitkilerin sakız üretim potansiyelinin dişilerden fazla olduğu rapor edilmiştir [2].‗Trapezi‘ veya ‗masa‘ denilen beyaz kil, hasat zamanı yere düşen sakızı temiz ve şeffaf tutmak için ağacın altına serpilir. Ağaç altındaki alan düzgün bir süpürge ile süpürülerek sakız toplanır ve çuvallanır. Ağustos ve eylül ayları olmak üzere yılda iki defa hasat alınır. Hasat süresince yağmurun yağması sakızı bozulabilir ya da aşındırabilir veya sakızın taze olması durumunda yağmur suyuyla karışıp farklı renklere dönüşmesine neden olur. Sakız reçinesinin kalitesi rengine göre değişir. Daha temiz ve şeffaf sakız daha kalitelidir ve okside olduğunda sararır. Şeffaf, cam boncuk gibi olan sakız, en kaliteli olandır. Sakızın depolama süresi uzadıkça önce beyaza sonra sarıya döner. Sakıza A, B ve C dereceleri verilir. Sakız reçinesinin üretimi ağaç 5 veya 6 yıllık olduğu zaman başlanır ancak maksimum sakız verimi için ağaçların 12 yılın üzerinde olması gerekir [4]. Gün ışığının doğrudan gövdeye yansıması ve ısıtması mastik oluşumunun artmasında önemli bir rol oynamaktadır [27].

    3.5 Sakız ağacının tıbbi özellikleri
    Sakız ağacının toprak üstü kısımları, idrar söktürücü özelliklerinden dolayı uyarıcı olarak kullanılmasının yanı sıra hipertansiyon, öksürük, boğaz ağrıları, ekzama, karın ağrısı, böbrek taşları ve sarılık tedavisinde kullanılmıştır [28,29]. Yapraklardan ve ince dallardan elde edilen yağ bakterilere karşı vasat bir etkinlik gösterip ve mantara karşı tamamen etkisiz kalmasına rağmen, sakız reçinesinin uçucu yağı mikroorganizmalara ve mantara karşı çok etkili olduğunu kanıtlamıştır [30]. Gallik asit ve onun türevlerinin varlığı, meyvelerdeki 1,2, 3, 4, 6-pentagalloylglukoz, K562 hücre sırasındaki H2O2‘nun sebep olduğu ağız peroksidasyonuna karşı koruyucu bir rol oynadığı belirlenmiştir [31].P.lentiscus L.‘nin fenolik bileşiklerinin önemli derecede antimikrobiyal aktivite, özelliklede antifungal etki gösterdiği rapor edilmiştir [32]. Dahası, incelenen özler, in vitro ortamda süperoksit anyonlar için yüksek derecede azaltıcı ve işe yarar olanları toplayıcı bir etkinlik göstermektedir. Güçlü bir antifungal aktivite ve zayıf bir antibakteriyal etkinlik gözlenmiştir. Ayrıca süperoksit anyonlarında yüksek derecede azaltıcı bir güç kapasitesi ve zayıf bir toplayıcı aktivite göstermişlerdir.

    Sakız yağı, kaspaz-3 aktivitesinin yükselmesi ve damar endotelyal büyüme etkisinin yayılması eşliğinde, insanlardaki lösemi K562 hücrelerinin çoğalmasını önemli ölçüde engellemiştir [33]. P.lentiscus L. yağı alkalen fosfataz, aspartat transaminaz ve üre örneklerinde olduğu gibi civa zehirlenmesine karşı korumada kısmen yardımcı olabilir ve ayrıca güvenilir doğal bir besin kaynağı olarak kabul edilebilir, en azından toplam kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterolü normal değerlerinde tutarak bunu sağlayabilir [34]. Sakız reçinesinin yararlı iyileştirici özellikleri eski zamanlardan beri bilinmektedir [35]. Dioscorides Pedanius, ‗De materia medica‘ adlı makalesinde sakız reçinesinin sindirme sürecini olumlu bir şekilde etkilediğini ve ek olarak kozmetik özelliklere ve diş için yararlı etkilere sahip olduğunu ifade etmiştir [36]. Klinik araştırmalar ilk olarak sakız reçinesinin gastrik ve duedonal ülsere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur [37, 38]. Sakız reçinesininin vitro ortamda Helicobacter pylori‘ye karşı öldürücü olduğu kanıtlanmıştır [39,40]. Ancak, son araştırmalar sakız reçinesinin insanlardaki H.pylori‘yi in vivo ortamda yok edemediğini göstermiştir [41,42]. Sakız ağacının sakız reçinesi in vitro ortamdaki HCT116 insan kolon kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellediği ve bu hücrelerin ölümünü başlatan bileşimleri içerdiği bilinmektedir [43]. Pistacia lentiscus L.‘da geleneksel olarak özellikle göğüs, karaciğer, mide, dalak, rahim tümörleri üzerinde bir anti kanser öğesi olarak kabul edilmiştir [44]. Sakız, androjen-duyarlı hücrelerindeki androjen alıcının boşaltılmasını önemli ölçüde engellemiştir [45]. Sakız reçinesi beyaz kan hücreleri lenfositlerince ifade edilen gizli sinyalleme molekülleri olan sitokininlerin bir grubu olan interlökin-6 (IL-6) etkinlik endeksi ile plazma seviyelerini ve aktif Crohn hastalığı taşıyan hastalardaki C-reaktif proteini önemli ölçüde azalttığı ortaya çıkmıştır [46]. P. lentiscus L. kalp damar hastalıkları ile karaciğer hasarlarına karşı önleyicidir. İn vitro ortamda insan LDL oksitlenmesini engeller [47] ve triterpenler sayesinde, antioksidan/antiatrojenik etki sağlamak için periferal mononükleer kan hücrelerinde hareket eder [48].

    3.6.Sakız ağacının ekonomik önemi
    Sakız ağacı M.Ö birçok medeniyet tarafından başta reçinesi olmak üzere meyvesi, yaprakları ve kimyasal bileşenlerinden dolayı değişik amaçlar için kullanılmıştır. Önemli bir ekonomik değere sahip olan sakız ağacından ticari sakız reçinesi üretimi ne yazık ki bugün sadece Yunanistan‘ın Sakız Adası‘nda gerçekleştirilmekte ve üretilen sakız ihraç edilerek milyonlarca dolar ülke ekonomisine gelir sağlanmaktadır. Sakız Adası‘ndan her türlü bitkisel materyalin ada dışına çıkarılması kesinlikle yasaklanmıştır. Yetiştiricilik, üretim ve pazarlama etkinlikleri Sakız Adası'ndaki üreticiler birliğinin kontrolü altındadır. Buna ek olarak, Avrupa Birliği‘nin ilgili kurumları tarafından Sakız Adasının sakız ağacı yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlar tamamen koruma altına alınmış ve sakız üretiminin devamlı arttırılması için de gerekli maddi destekler sağlanmaktadır. Sakız Adasında üretilen sakız reçinesi 50 ülkeye ihraç edilmektedir. En büyük alıcı ülke ise Suudi Arabistan‘dır [49]. Ülkemizde ise sayıca Çeşme ve çevresinde 200 civarında yaşlı ağaçtan amatör şekilde yapılan 3-5 kg‘lık üretim mevcuttur [16]. 2009 verilerine göre Türkiye‘nin yıllık sakız reçinesi gereksinimi yaklaşık olarak 18 ton civarındadır. Bu ihtiyaç, 2008 yılında 8 tonu ithal edilerek, TEMA‘ya göre 10 tonu da kaçak olarak ülkemize sokularak temin edilmektedir [50]. Sakız ağacı kullanım alanları çok geniş olduğundan oldukça ekonomik bir bitkidir. Bu kullanım alanlarını genel olarak dört gruba ayırabiliriz; (1) ilaç sanayisinde, (2) gıda sanayisinde, (3) kimya endüstrisinde ve (4) diğer kullanım alanları.

    İlaç sanayisinde: İlaç firmaları, mastiksi tablet ve kapsüllerin, kendiliğinden absorbe olan ameliyat iplerinin üretiminde ve yara bandajlarında kullanmaktadır [2]. Merhem ve diş macunu yapımında mastik sakızı kullanılmaktadır. Ağız hijyenitesi için antiseptik olarak diş macunlarında mastik sakızı kullanılmaktadır [51]. Atina Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde yapılan bir çalışmada da mastik ve sakız ağacı yağının, önemli bir antibakteriyel ve fungusidal etkiye sahip olduğu saptanmıştır [52].

    Gıda sanayisinde: Mastik sakızı gıda sanayinde de yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Hazır çorbada koruyucu olarak kullanılır [2]. Tatlandırıcı olarak keklerde, dondurmalarda, sütlü tatlılarda, alkollü içkilerin üretiminde özellikle likör ve uzo üretiminde mastik geniş ölçüde kullanılmaktadır. Mastik sakızı aynı zamanda baharat ve değişik soslara kıvam vermek için de kullanılır. Kıbrıs ve Suudi Arabistan‘da baharat olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Lübnan ve Suriye‘de ev kadınlarının yapmış olduğu geleneksel peynirde mastik kokusu ve tadı bulunur. Yunanlıların festival ekmeklerinin temel içeriği mastiktir. Mastik reçinesi sütlü tatlıların ana bileşeni olup, bunların açık beyaz renkte olmasını sağlamaktadır [51]. Meyvelerinden yenilebilen yağ üretilmekte ve bu yağ doymamış yağ asitleri olan oleik ve linoleik asit bakımından zengin olması bakımından son zamanlarda dikkat çekmektedir [53].

    Kimya endüstrisinde: Kozmetik ürünlerde, verniklemede, resim boyalarında mastik sakızı kullanılmaktadır [54]. Sakız reçinesinin kimyasal analizi sonucu, mastikte % 1-3 arasında mastik yağı, %4 oranında a ve b mastisinik asit, % 0.5 mastikhonik asit, % 20 a-mastikonik asit, % 18 b-mastikonik asit, % 30 a-mastik rezinesi ve % 20 b-mastik rezinesi bulunmuştur [51]. Sakız reçinesi, % 1-3 oranında uçucu yağ içerir. Sakız bitkisinin yapraklarından da % 0,8 oranında uçucu yağ elde edilebilir. Bu uçucu yağın en önemli bileşenleri alfa pinen, mirsen, beta karyofillen, limonen, anetol ve alfa humulen‘dir [19]. Mastikten elde edilen uçucu yağ bileşenleri çoğunlukla monoterpenik ve seskiterpenik yapıdadır. Monoterpenler sekrolitik, ekspektoran, sedatif ve tonik etkileriyle bilinirler. Seskiterpenler, yapıdaki fonksiyonel gruba bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte, anti enflamasyon etki gösterirler [2]. Saç kepeklenmesine karşı buttum sabununun yapımında kullanılmaktadır [55].

    Diğer kullanım alanları: Sakız ağacı Meksika‘da süs bitkisi olarak kullanılmaktadır ve çok değerlidir. Özellikle şehir yerleşim alanlarında bulunmaktadır ve uygun iklim özelliklerinin olmadığı yaz aylarında bile yaşamını sürdürebilmektedir. Dekoratif görünümü ve hoş kokusu nedeni ile bahçe düzenlemesinde de kullanılabilir. Toprağı örtmesi nedeni ile toprak erozyonunu da önlemektedir. Kökler 20–25 metre derinliğe kadar uzanabilir. Bu nedenle, kuraklığa dayanıklılık bakımından incir ve zeytine göre daha güçlüdür. Arazi yangını gibi kötü koşullarda bile kısa sürede yeniden rejenere olabilir. 3.7 Sakız ağacının çoğaltımı

    3.7.1 Geleneksel metotlar
    Sakız ağacının geleneksel çoğaltımı: tohumların çimlendirilmesi, çeliklerin köklendirilmesi ve aşılama yöntemleri ile gerçekleştirilmektedir.

    3.7.1.1 Tohumdan fidan üretimi
    Sakız ağacında Pistacia cinsine dahil diğer türler gibi rüzgarla tozlaşma olmaktadır [56]. Bu nedenle dişi bitkiler kolaylıkla yabancı tozlaşma yapmaktadır. Tohumdan gelişen bitkiden uzun yıllar sonra sakız alınabilmekte ve bu ağaçlarda sakız verimi, türün dioik olması nedeniyle ağacın geliştiği tohumun genotipik özelliklerine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Ayrıca, partenokarpi ve ovaryumun gelişmemesi gibi döllenme problemlerinden dolayı genotipler arasında tohumların çimlenme oranları da farklı olur [57]. Sakız ağacı çok sayıda çiçek ve meyve oluşturmaktadır. Ancak canlı tohum içeren meyve sayısı çok azdır ve meyvelerin içi çoğunlukla boş olduğundan tohum bulunmamaktadır [18]. Farklı renklerdeki meyvelerde yapılan araştırmalar [24,25], kırmızı veya yeşilimsi beyaz meyvelerde embriyonun gelişmemiş veya partenokarpik olduğunu göstermiştir. Kırmızı ve beyaz meyvelerin aksine siyah meyvelerin içerdiği tohumların canlılık oranı göreceli olarak daha yüksektir ve bu nedenle tohumların siyahlaştıktan sonra hasat edilmesi çimlenme oranını artırmaktadır [26].

    3.7.1.2. Çelikle fidan üretimi
    Sakızın fidan ile üretimi geleneksel olarak 40-50 santimetrelik dal çeliklerinin şubat ve mart aylarında dikilmesi ya da daldırma suretiyle olmaktadır [58]. Özellikle kalın dallardan hazırlanan çelikler bu aylarda araziye dikilmektedir. Çelik ile üretimde köklenmede başarının düşük olduğu görülmüştür [20, 59]. Bu konuda İsfendiyaroğlu [60] tarafından yapılan çalışma, sakız ağacının bir yıllık sürgünlerden hazırlanan çeliklerinde, değişik hormon karışımları ile muamele edildiğinde köklenme görüldüğü ve köklenmenin şubat ayında alınan çeliklerde en yüksek, diğer aylarda ise daha düşük olduğunu rapor etmiştir. Ayrıca, araziye ekimde kullanılabilecek fazla sakız veren seçkin ağaç sayısı az olduğu için ana bitkiden alınabilecek çelik sayısı da sınırlı olmaktadır. Her ne kadar, son zamanlarda çelikle çoğaltılmasında bazı ümit verici bulgular elde edilmişse de [61], çeliklerden düşük oranda adventif kök gelişiminden dolayı, bitkinin vejetatif olarak çoğaltılmasında halen zorluklar bulunmaktadır [62]. Sakız ağacının geleneksel çoğaltım yöntemi, kalın dallardan hazırlanan odun çeliklerinin kış aylarında doğrudan bahçe tesis edilecek araziye dikilmesine dayanmaktadır [63]. Ancak bu yöntemle hem köklenme uzun sürmekte hem de başarı oranı düşük olmaktadır. Çeliklerle vejetatif çoğaltımı in vitro ortamda çalışan Mascarello ve ark. [62] köklenme oranının düşük olduğunu ve in vivo ortama adapte olan bitki sayısının da düşük olduğunu rapor etmiş ancak çalışmada köklenme yüzdesine ait kantitatif bulgular sunulmamıştır. Bununla birlikte İsfendiyaroğlu [61], kontrollü koşullar altında şubat ayında alınan yapraklı odun çeliklerinin 20 mg/l-1 indol butürik asit (IBA) uygulaması ile % 45 köklenme sağladığını rapor etmiştir. Bir yıl içerisinde 11 farklı tarihte alınan çeliklerde ikinci en yüksek köklenme oranı ise, % 29 ile mart ayında elde edildiği bildirilmiştir. Bu çalışma sonucu üretilen fidanların bahçe performansları ile ilgili herhangi bir sonuç verilmemiştir. Son zamanlarda çeliklerin köklenmesinde elde edilen sonuçlar umut verici olsa da, sakız ağacı in vivo vejetatif yöntemlerle çoğaltımı sonucunda oluşan bitkiler çalı formu kazanmasından dolayı bu çalı formundaki ağaçların da ağaç formuna dönüştürülmesi gerekmektedir. Sakız ağacı çoğaltımı için kullanılan bu geleneksel yöntemlerle kurulan az sayıdaki sakız bahçelerinden elde edilen ürünler talepleri karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle var olan çoğaltım teknikleri, biyoteknolojik çoğaltım yöntemleri ile desteklenmelidir.

    3.7.1.3. Aşılama ile fidan üretimi
    Sakız ağacının gerek çöğür, gerekse doğadaki yabani formlar üzerine aşılanmasına yönelik çalışmalarda da başarı sağlanamamıştır [56, 59]. Sakız ağacı aşıyla çoğaltılamayan bir tür olarak düşünülmektedir. Pistacia cinsinin ortak özelliğinin dokularında zamk (mastik) salgı maddesinin bulunması ve salgı kanallarının kabuğun odun dokusuna yakın floem kısmında yer alması [58, 59], aşılama çalışmalarını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla aşılama esnasında yapılan en küçük yaralama neticesinde sakız salgısı oluşmakta, anaçla aşı gözü arasını doldurarak aşının tutmasını engellemektedir. Özellikle fenolik maddelerin oksidasyonu sonucunda nekrotik tabakalar oluşmakta ve bunlar kambiyal geçişi engelleyerek aşı başarısını düşürmektedir [63]. Bu nedenle, derin yapılan yarıkların ve kalem aşılarının sakız ağacında aşı tutmasını engellediği ve aşılama esnasında buna dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sakız ağacı gibi yine bir Pistacia türü olan antepfıstığının (P. vera L.) çöğürü üzerine veya yabani Pistacia'ların üzerine aşılanması çalışmalarından çok başarılı sonuçlar rapor edilmiştir [64, 65]. Son zamanlarda rapor edilen bir çalışmada sakız ağacı çeliklerinin antepfıstığının dört türünün in vitro çimlendirilmiş tohumlarının anaç olarak kullanıldığı bir çalışmada hiçbir uyumsuzluk sorunu gözlenmemiştir [66]. Bu çalışmada özellikle P. vera L. ve P.khinjuk Stocks türlerinin 2 haftalık bir sürede aşı kalınlığına geldiği ve % 100 aşı tutma başarısı gösterdiği rapor edilmiştir [67]. Tohumdan yetişen fidanlarda genetik açılım söz konusu olduğundan verimli sakız üretimi için erkek veya dişi ağaçların mutlaka üstün nitelikli standart kültür çeşitleri ile aşılanması gerekmektedir. Ancak fenolik madde salgılayan ağaçlarda genel olarak aşılama başarısını aşılama zamanı ve yöntemi etkilemektedir. Yılın farklı mevsimlerine bağlı olarak değişim gösteren bu maddelerin azlığı ya da çokluğu başarıyı etkilemektedir. Bunların yanı sıra anaç ve kalemin fizyolojik koşulları, hatta bitki büyüme düzenleyiciler aşı başarısını etkileyebilmektedir. Başarıyı etkileyen bir diğer etken de aşılama yöntemidir. Aşılamada temel husus, anaç ve kalemin kambiyum tabakalarının birbiri üstüne gelecek şekilde yerleştirilmesi ve işlemin kambiyumun en aktif olduğu zaman yapılmasıdır. Özellikle sakız gibi salgı veren anaç ve kalemlerde aşının yöntemi önem kazanmakta, aşılama için yapılacak kesimler önem taşımaktadır. Türlere göre; denenen aşı yöntemlerinden bazıları daha iyi sonuç vermektedir. Bunda, açılan kesim yaralarının kaynaşmasının ve anaç ile kalemin kambiyumlarının çakışmasının rolü büyüktür. Örneğin, kabuk aşılarında bazen epidermis tabakaları arasında boşluk kalabilmekte ve aşı başarısı düşmektedir [16]. Sakız ağacı ile aynı cins olan antep fıstığı aşılama çalışmalarında mevsimler ve yapılan aşı yöntemleri arasında farklılıklar bulunmuştur [68˗71]. Ancak yine de Acar [59], sakızda yaşlı gövdeleri yenilemek ve yabani sakız çalılarını değerlendirmek için yapılan aşı denemelerinden herhangi bir sonuç alınamadığından söz etmektedir. Bugün sakız üreticiliği ekonomik önemini yitirmiş ve mevcut ağaç varlığı da yok olma tehlikesi altına girmiştir. Bununla birlikte, son zamanlarda ürüne olan talep artışına bağlı olarak, sakız ağacı kültürünün yeniden canlandırılmasına yönelik girişimlerin olduğu gözlenmektedir. Bu girişimler, yörede bulunan eski plantasyonların yenilenmesi veya yaygınlaştırılması için yeterli miktar ve kalitede fidan üretiminin gerekliliğini gündeme getirmiştir. Aslında İzmir‘in, Çeşme ve Alaçatı ilçelerinde bulunan sakız ağacı potansiyeli, Sakız Adası‘ndan bulunandan daha fazladır ancak bu adı geçen yerlerde bulunan sakız ağaçları, üretim yapılamayan ağaç ya da ağaçtan çok bozuk nitelikte çalı formundadır. Bu nedenle 2008 yılında, Falım sakızları (Cadbury) ve TEMA Vakfı tarafından ―Bozuk Sakız Ağacı Rehabilitasyonu Projesi‖ başlatılmıştır. Bu proje kapsamında İzmir Gülbahçe‘de, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü araştırma sahasında bulunan sakız ağaçlarının aşılanması yoluyla sakız reçinesi üretiminin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. İlgili proje kapsamında bu araştırma sahasında bulunan 17.867 adet bozuk sakız ağacının iyileştirilmesi ve aşılanması ayrıca, 5.956 adet aşılı sakız fidanı dikimi gerçekleştirilmesi planlanmıştır [72].

    3.7.2. Biyoteknolojik metotlar (Doku kültürü teknikleri)
    Biyoteknoloji; hücre ve doku kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanısıra makine mühendisliği, elektrik- elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeler elde etmek için kullanılan teknolojilerin bütünüdür. Biyoteknoloji uygulamaları; mikrobiyoloji, biyokimya, moleküler biyoloji, hücre biyolojisi, immünoloji, protein mühendisliği, enzimoloji ve biyoproses teknolojileri gibi farklı alanları bünyesinde toplar. Bu nedenle de biyoteknoloji birçok bilimsel disiplinle karşılıklı ilişki içinde gelişir. Biyoteknolojinin en önemli uygulama alanlarından birisi de bitki biyoteknolojisidir. Bugün bitki biyoteknolojisinin ticari olarak kullanımını iki ana başlık altında toplayabiliriz [73]:
    1. Bitkilerin özelliklerinin iyileştirilerek çoğaltılması veya klonlanması
    2. Farmasötik sanayi için hammadde üretimi.
      Bitki özelliklerinin iyileştirilerek çoğaltılmasında, çoğu 1960 ve 1970‘li yıllarda kurulmuş bitki doku kültürü laboratuvarının da uyguladıkları doku kültürü teknikleridir. Doku kültürü, bitkiden izole edilen doku (eksplant) parçasını yapay besi ortamında süresiz yaşatma tekniğidir. Hücre ve dokular bölünerek kök, yaprak, sürgün, embriyo ve tam bitki geliştirirler. Sakız ağacı üzerine yapılan in vitro çalışmalar günümüze kadar çok sınırlı sayıdadır.
    Pistacia cinsinde yapılan mikroçoğaltım çalışmalarının çoğu ekonomik değeri nedeniyle P. vera L.‘da yapılmış olsa da bazı Pistacia türleri üzerine de in vitro kültürlerin başlatılması ve optimizasyon çalışmaları mevcuttur (Çizelge 1.2).
    Çizelge 1.2: Pistacia cinsine ait türlerde yapılan önemli in vitro mikroçoğaltım çalışmaları
    Tür İn vitro
    Sistem
    Sonuç Kaynak
    P. vera L. Su ve Nt* Bitki üretimi Barghchi ve Alderson, 1983
    [74]
    P. vera L. Su Bitki üretimi Onay, 2000 [75]
    P. vera L. Nt Bitki üretimi Özden-Tokatlı ve ark., 2005
    [76]
    P. vera L. Yaprak Bitki üretimi Tilkat ve Onay., 2009 [77]
    P. vera L. Yaprak Çoklu sürgün oluşumu Tilkat ve ark., 2009 [78]
    P. vera L.
    P. khinjuk Stocks
    Su ve Nt Su Bitki Üretimi
    Çoklu sürgün oluşumu
    Tilkat, 2006 [79]
    Barghchi, 1982 [80]
    P. khinjuk Su Bitki üretimi Tilkat ve ark., 2005 [81]
    P. mutica Fischer Su ve Nt Sürgün büyümesi Barghchi, 1982 [80]
    P. atlantica Desf. Su ve Nt Sürgün büyümesi Barghchi, 1982 [80]
    P. palaestina Boiss. Su ve Nt Sürgün büyümesi Barghchi, 1982 [80]
    P. terebinthus L. Nt Çoklu sürgün oluşumu Pontikis, 1984 [82]
    P. terebinthus Nt Sürgün proliferasyonu Gannoun ve ark., 1995 [83]
    P. lentiscus L. Su Sürgün proliferasyonu
    (kararma)
    Fascella ve ark., 2004 [84]
    P. lentiscus L. Su Kararma nedeniyle sürgün proliferasyonu elde
    edilememiştir
    Taşkın ve İnal, 2005 [85]
    P. lentiscus Su Sürgün proliferasyonu (kararma) Mascarello ve ark., 2007 [62]
    P. lentiscus L.
    P.lentiscus
    Su, Nt, Kn
    Su
    Bitki üretimi Bitki üretimi Koç 2011 [86]
    Yıldırım 2012 [87]
    * Su: Sürgün ucu; Nt: Nodal tomurcuk, Kn: kotiledon nodu.

    Çizelge1.2‘de görüldüğü gibi P. lentiscus L.’nin in vitro çoğaltılmasıyla ilgili sadece birkaç ön çalışma rapor edilmiştir [84, 85, 62]. Bu ön çalışmalardan, Fascella ve arkadaşları [84] sakız ağacının çoğaltımında McCown‘nun makro ve mikroelementlerinin [88] kullanımının eksplantlarda oluşan kararmayı azalttığını ancak gövde proliferasyonunun MS [89] besi ortamında daha iyi olduğunu rapor etmişlerdir. Taşkın ve İnal [85], P. lentiscus var Chia‘nın olgun ve genç dokularından alınan apikal sürgün uçlarını farklı hormon derişimlerini içeren MS ve DKW [90] besi ortamlarında kültüre aldıkları çalışmada, alınan materyallerden besi ortamına salınan yoğun fenolik bileşiklerden dolayı eksplantlarda organogenezi gözlemişlerdir. Mascarello ve arkadaşları [62] tarafından yapılan bir başka in vitro çalışmada ise, Pistacia lentiscus L.‘a ait tohum ve genç bitki eksplantlarını kullanmışlar ve tohumların çimlenme oranını arttırmak için çimlenmeyi arttırıcı çeşitli uygulamalar denemişlerdir. Tohumların soğukta tutularak hidrojen klorür (HCI) ile aşındırılmasının ve gibberelik asit (GA3)
    uygulamalarının tohumlarda çimlenme oranını arttırdığını rapor etmişlerdir. Aksenik sürgünlerin in vitro çoğaltımında ise en iyi sürgün proliferasyonunu 0.5 mg/l-1 6-benzil adeninin (BA) sağladığı ve eksplant başına ortalama 3.5 sürgün oluştuğu bildirilmiştir. Gövdelerin köklendirilmesi için ise naftalen asetik asit (NAA) ve IBA‘nın etkileri denenmiş ve 0.5 mg/l-1 NAA içeren besi ortamında çok sayıda uzun köklerin oluştuğu rapor edilmiştir. Son zamanlarda Koç [86] ve Yıldırım [87] tarafından yapılan çalışmalarda juvenil sakız ağacının in vitro mikroçoğaltılması için protokoller tanımlanmıştır. Koç [86] tarafından yapılan çalışmada in vitro koşullarda çimlendirilen bitkiciklerden alınan gövde ucu, nodal tomurcuklar ve kotiledon nodu gibi farklı eksplantlar, farklı sitokinin tip (BA, kinetin, TDZ ve 2-izopentiladenin) ve miktarları (1, 2, 4 mg/l) ve karbon kaynakları (sukroz ve glikoz) içeren çeşitli besi ortamlarına (MS,

    WPM, QL ve DKW) aktarılarak, in vitro proliferasyon optimize edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre 1 mg/l BA ve 30 g/l sukroz içeren MS besi ortamında en yüksek proliferasyon (%71.4) ve eksplant başına en fazla gövde (1.87) nodal tomurcukların rejenerasyonu ile elde edilmiştir.
    İn vivo koşullara transferden dört hafta dört ay ve iki yıl sonra sırasıyla, % 83.3,
    % 96 ve % 100 gibi yüksek oranlarda yaşam canlılığı elde edilmiştir [91]. Bununla birlikte, olgun erkek ve dişi sakız ağaçlarının in vivo zorlanan sürgünlerinden in vitro çoğaltma metodunun geliştirilmesi çalışmalarının devam ettiği rapor edildi.

    4. SONUÇ
    Sakız ağaçları Dünya‘da Akdeniz ikliminin hâkim olduğu tüm kıyı kesimlerinde hatta belli bir yüksekliğe kadar iç kesimlerde doğal olarak yetişmektedir [5]. Sakız ağacı yurdumuzda Ege ve Akdeniz bölgelerindeki maki vejetasyonu içinde yer alan herdem yeşil, çalı formunda ve dioik bir bitkidir [61]. Sakız ağacını ekonomik anlamda önemli kılan, bu bitkiden sakız (mastik) elde edilmesidir. Sakız ağacının geniş yayılış alanına karşın, kültürü çok eski zamanlardan beri sadece Yunanistan'ın Sakız Adası'nın güneyinde yapılmaktadır. Sakız ağacının kültürünün bu kadar dar alanda kalmasında bazı ekolojik faktörlerin belirleyici olduğu bildirilmektedir [20,59,58]. Her sakız ağacının kaliteli ve fazla reçine vermediği bilinmekte ve özellikle erkek ağaçların dişi ağaçlara görece daha fazla reçine verdiği rapor edilmiştir [59]. Sakız üretimi için öncelikle sakız ağaççıklarının ağaç formuna getirilmesi veya sakız veren çeşitle aşılanması gereklidir. Çalı görünümündeki bu ağaççıkların ağaç formuna girmelerini için uzun yıllar gereklidir. Dünyada bugün sadece Yunanistan‘ın Sakız Adası‘nda ticari sakız reçinesi üretimi gerçekleştirilmekte, üretilen reçine ya ham olarak ya da işlenerek değişik ürünlerde katkı maddesi olarak kullanılmak üzere ihraç edilerek milyonlarca dolar gelir ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Ülkemizde ise Çeşme yarımadasının belli yörelerinde yeni sakız plantasyonları sakız üretimi yapıldığı bilinmektedir. Ancak son yıllarda artan turizm yatırımları nedeniyle tarım alanları daralmıştır. Sonuçta mevcut ağaç varlığı da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bununla birlikte, son zamanlarda bu; ürüne olan talep artışına bağlı olarak, sakız ağacı kültürünün yeniden canlandırılmasına yönelik girişimler olduğu gözlenmektedir. Bu açıdan, yörede bulunan eski plantasyonların yenilenmesi ve yaygınlaştırılması, yeterli miktar ve kalitede fidan üretimini gündeme getirmiştir. Biyoteknolojik yöntemlerle kaliteli fidan üretimi için Onay ve ark. [91] tarafından tamamlanan TUBİTAK-KBAG 110T941 nolu proje kapsamında organogenezis ve mikroaşılama yöntemleriyle sakız fidanı üretilebileceği rapor edilmiştir. Aslında İzmir‘in kıyı şeridi ilçelerindeki sakız ağacı potansiyeli, Sakız Adası‘ndan daha fazladır. Ancak bu bölgede bitkiler ya üretim yapılamayan ya da terbiye edilmemiş bozuk nitelikte çalı formunda ağaçlardır. Bu nedenle sakız ağaçlarına gereken önemin verilmesi sağlanabilirse ülkemiz sakız ağaçlarını kazanmış olacaktır. Böylece milyonlarca dolar ödenerek ithal edilen tonlarca sakız reçinesi ülkemizde üretilebilecektir. Kurulacak sakızlıklardan yapılacak sakız reçinesi üretimi ile ithalat için verdiğimiz milyonlarca dolar paranın başka yatırım alanlarında kullanılmasına ve kurulacak sakızlıklarda yeni istihdamların oluşmasıyla ülkemiz ekonomisine katkı sağlanmış olacaktır.

    KAYNAKÇA
    [1] Le Floc‘h E., Nabli M.A. 1983. Programme flore et végétation Tunisiennes. In:Contribution à une étude ethnobotanique de la flore Tunisienne. Tunis. Ministère de I‘enseignement supérieur et de la recherche scientifique, imprimerie officielle de la république Tunisienne, p. 144–145.
    [2] Boztok Ş. 1999. Sakız Yetiştiriciliği Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çeşme Doğa ve Hayvan Severler ve Koruyanlar Derneği Yerel Gündem -21 İzmir, 15 s.
    [3] URL-3: http://www.sakizticaret.com/index.htm. 20 Nisan 2007
    [4] Peterson D., BA., Dip. NT, RH (AHG), ARC President 2010. Aromatic journey in the eastern Mediterranean. Issue 11.
    [5] Ak B.E., Parlakcı H. 2009. Pistacia lentiscus in the mediterrranean region in Turkey. Acta Hort., no.818, p.77-82.
    [6] Prada M.A., Arizpe D. 2008. Pistacia lentiscus L. In:Riparian tree and shrub propagation handbook. Page 90-93.
    [7] Davis PH. 1967. Linum L. In: Davis PH. (ed.) Flora of Turkey and the East Aegean Islands. Edinburgh University Press, Edinburgh. 2: 425–450.
    [8] Parfitt D. E., Badenes M. L. 1997. Phylogeny of the genus Pistacia as determined from analysis of the chloroplast genome. Proc. Natl. Acad. Sci. USA, vol.94, no 15, p.7987-7992.
    [9] AL-Saghir, M. G. 2010. Phylogenetic analysis of the genus Pistacia L. (Anacardiaceae) based on morphological data. Asian J. Plant Sci., vol.9, no.1, p.28-35. [10] AL-Saghir M. G. 2009. Evolutionary history of the genus Pistacia (Anacardiaceae). Int. J. Bot., vol.5, no.3, p.255-257.
    [11] Kafkas S., Kafkas E., Perl-Treves R. 2002. Morphological diversity and a germplasm survey of wild Pistacia species in Turkey. Genet. Resour. Crop Ev., vol.49, no.3, p.261-270.
    [12] AL-Saghir M. G., Porter D. M. 2012. Taxonomic revision of the genus Pistacia L. (Anacardiaceae). AJPS, vol.3, no.1, p.12-32.
    [13] Linnaeus C. 1753. Species Plantarum. Laurentii Salvii, vol.2, no.1753, p.1025- 1026.
    [14] Zohary M. 1952. A monographical study of the genus Pistacia. Palestine Journal of Botany Jerusalem, vol.5, p.187-228.
    [15] Mattia C., Bischetti G. B., Gentile F. 2005. Biotechnical characteristics of root systems of typical Mediterranean species. Plant Soil., vol.278, no.1-2, p.23-32.
    [16] Parlak S., Akbin A. N. 2008. Sakız (Pistacia lentiscus var. Chia)‘nın aşılama yoluyla çoğaltılması. Çevre ve Orman Bakanlığı Araştırma Projesi, proje no: 15.2110/2008-2010.
    [17] URL-1: http://www.ibiblio.org/pfaf/cgibin/a...acia+lentiscus.
    [18] Palli M. E., Aronne G. 2000. Reproductive cycle in southern Italy of Pistacia lentiscus (Anacardiaceae). Plant Biosyst.,vol.134, no.3, p.365-371.
    [19] Boztok Ş., Zeybek U. 2004. Pistacia cinsine dahil bazı doğal bitkilerin sakız reçinesi kalitesi açısından irdelenmesi, gıda ve ilaç sanayinde değerlendirilmesi üzerine araştırma. Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi. İZMİR.
    [20] Browicz F.A. 1987. Pistacia lentiscus L. var. Chia (Anacardiacea) on Chios island. Pl. Sys. Evol., vol.155, no.1-4, p.189-195.
    [21] Bailey L.H. (1963). The Standard Cyclopedia Of Horticulture.
    [22] Özel N. 2006. Sakız‘ın taksonomisi ve biyolojik özellikleri, Pistacia lentiscus L. (Sakız Ağacı), Paneli, Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi.
    [23] Nicotra A.B., Chazdon R. L., Montgomery R. A. 2003. Sexes show contrasting patterns of leaf and crown carbon gain ın a dioecious rainforest shrub. Am. J. Bot.,vol.90, no.3, p.347-355.
    [24] Jordano P. 1988. Polinizacion y variabilidad de la produccion de semillas en Pistacia lentiscus (L) (Anacardiaceae). Anales Jará. Bot. Madrid, vol.45, no.1, p.213- 231.
    [25] Jordano P. 1989. Pre-dispersal biology of Pistacia lentiscus (Anacardiaceae): cumulative effects on seed removal by birds Oikos. 55: 375-386.
    [26] Verdu M., Garcia–Fayos P. 2002. Ecologia reproductiva de Pistacia lentiscus L. (Anacardiaceae): anacronismo evolutivo en el matorral mediterranes. Rev. Chil. Hist. Nat., vol.75, no.1, p.57-65.
    [27] Triantafyllou A., Chaviaras N., Sergentanis T. N., Protopapa E., Tsaknis J. 2006. Chios mastic gum modulates serum biochemical parameters in a human population. J. Ethnopharmacol, vol.111, no.1, p.43–49.
    [28] Bentley RY., Trimen H. 1980. Medicinal plants. In Gardeli et al. (eds)Essential oil composition of Pistacia lentiscus L. and Myrtuscommunis L.: Evaluation of antioxidant capacity of methanolic extracts. Food Chem, p.1-11.
    [29] Palevitch D., Yaniv Z. 2000. Medicinal plants of the Holy Land. Modan Publishing House, Tel Aviv, Israel. In Ljubuncic et al. (eds) The effects of aqueous extracts prepared from the leaves of Pistacia lentiscus in experimental liver disease. J.Ethnopharmacol, p.198–204.
    [30] Magiatis P., Melliou E., Skaltsounid AL., Chinou IB., Mitaku S. 1999. Chemical composition and antimicrobial activity of the essential oils of Pistacia lentiscus var. chia. Plant Med., vol.65, p.749-752.
    [31] Abdelwahed A., Bouhlel I., Skandrani I., Valenti K., Kadri M., Guiraud P., Steiman R., Mariotte AM., Ghedira K., Laporte F., Dijoux-Franca MG., Chekir-Ghedira
    L. 2007. Study of anti mutagenic and antioxidant activities of gallic acid and 1,2,3,4, 6- pentagalloylglucose from Pistacia lentiscus confirmation by microarray expression profiling. Chem. Biol. Interact., vol.165, no.1, p.1–13.
    [32] Benhammou N., Bekkara F. A., Panovska T. K. 2008. Antioxidant and antimicrobial activities of the Pistacia lentiscus and Pistacia atlantica extracts. Afr. J. Pharm. Pharmaco., vol.2, no.2, p.22-28l.
    [33] Loutrari H., Magkouta S., Pyriochou A., Koika V., Kolisis F.N., Papapetropoulos A., Roussos C. 2006. Mastic oil from Pistacia lentiscus var. chia inhibits growth and survival of human K562 leukemia cells and attenuates angiogenesis. Nutr. Cancer, vol.55, no.1, p.86–93.
    [34] Tounes M., Abdennour C., Houaine N. 2008. Influence of Pistacia lentiscus oil on serum biochemical parameters of domestic rabbit Oryctolagus Cuniculus in mercury induced toxicity. Eur. J. Scı. Res.,vol.24, no.4, p.591-600.
    [35] Moussaieff A., Fride E., Amar Z., Lev E., Steinberg D., Gallily R., Mechoulam R. 2005. The Jerusalem Balsam: from the Franciscan Monastery in the old city of Jerusalem to Martindale 33. J Ethnopharmacol, vol.101, no.1-3, p.16-26.
    [36] Wellmann M., (Ed.) 1907. Pedanii Dioscuridis Anazarbei de materia medica libri quinque, vol.1. Weidmann, Berlin.
    [37] Al-Habbal M.J., Al-Habbal Z., Huwez F.U. 1984. A double-blind controlled clinical trial of mastic and placebo in the treatment of duodenal ulcer. Clın. Exp. Pharmacol P., vol.11, no.5, p.541-544.
    [38] Al-Said M.S., Ageel A.M., Parmar N.S., Tariq M. 1986. Evaluation of mastic, a crude drug obtained from Pistacia lentiscus for gastric and duodenal antiulcer activity.
    J. Ethnopharmacol., vol.15, no.3, p.271-278.
    [39] Huwez F.U., Thirlwell D., Cockayne A., Ala‘Aldeen D.A. 1998. Mastic gum kills
    Helicobacter pylori. N. Engl. J. Med., vol.339, no.26, p.357-363.
    [40] Marone P., Bono L., Leone E., Bona S., Carretto E., Perversi L. 2001. Bactericidal activity of Pistacia lentiscus mastic gum against Helicobacter pylori. J. Chemother., vol.13, no.6, p.611–614.
    [41] Bebb J.R., Bailey-Flitter N., Ala‘Aldeen D., Atherton J.C. 2003. Mastic gum has no effect on Helicobacter pylori load in vivo. J. Antimicrob. Chemother.,vol.52, no.3, p.522–523.
    [42] Loughlin M.F., Ala‘Aldeen D.A., Jenks P.J. 2003. Monotherapy with mastic does not eradicate Helicobacter pylori infection from mice. J. Antimicrob. Chemother.,vol.51, no.2, p.367–371.
    [43] Balan KV., Prince J., Han Z., Dimas K., Cladaras M., Wyche GH., Sitaras NM., Pantazis P. 2007. Antiproliferative activity and induction of apoptosis in human colon cancer cells treated in vitro with constituents of a product derived from Pistacia lentiscus L. var. chia. Phyto Med., vol.14, no.4, p.263–272.
    [44] Assimopoulou A.N., Papageorgiou V.P. 2005. GC-MS analysis of penta- and tetra- cyclic triterpenes from resins of Pistacia species. Part I. Pistacia lentiscus var. chia. Biomed Chromatogr., vol.19, no.4, p.285–311.
    [45] He M.L., Yuan H.Q., Jiang A.L., Gong A.Y., Chen W.W., Zhang P.J., Young C.Y., Zhang J.Y. 2006. Gum mastic inhibits the expression and function of the androgen receptor in prostate cancer cells. Cancer vol.106, no.12, p.2547–2555.
    [46] Kaliora A.C., Stathopoulou M.G., Triantafillidis J.K., Dedoussis G.V., Andrikopoulos N. K. 2007. Chios mastic treatment of patients with active Crohn's disease. World J.Gastroenterol., vol.13, no.5, p.748–753.
    [47] Andrikopoulos N.K., Kaliora A.C., Assimopoulou A.N., Papapeorgiou V.P. 2003. Biological activity of some naturally occurring resins, gums and pigments against in vitro LDL oxidation. Phytother. Res., vol.17, no.5, p.501–507.
    [48] Dedoussis G.V., Kaliora A.C., Psarras S., Chiou A., Mylona A., Papadopoulos N.G., Andrikopoulos N.K. 2004. Antiatherogenic effect of Pistacia lentiscus via GSH restoration and down regulation of CD36 mRNA expression. Atherosclerosis vol.174, no.2, p.293–303.
    [49] Moussouris Y., Regato P. 1999. An overview of non timber forest products in the Mediterranean region. FAO on-line publications,http://www.fao.org/docrep/x5593e/x5593e03.htm (Erişim tarihi: 3.5.2011). [50] Bilgin D.C. 2009. Hürriyet Gazetesi, http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12192244&tarih=2009-08-01.
    [51] Sherman DR. 2005. "The Magic Tree-Marvelous Masticha", Epikouria Magazine, Fall/Winter, issue 1.
    [52] Anonim 2002. The Possible Benefits of Mastica, a Dietary Supplement. Allergy Research Group. 30806 Santana Street; CA 94544.
    [53] Ucciani E. 1995. Nouveau dictionnaire des Huiles Ve´ge´tales—composition en acides gras. Technique et Documentation–Lavoisier, Paris (in French).
    [54] Calabro G., Curro P. 1974. Costituenti degli olii essenziali. Nota IV — essenza di lentisco, Estratto da Essenze Derivati Agrumari 44:82–92 (in Italian).
    [55] Üçer M. 2004. Sakız ve mutfak kültürümüzde damla sakızı ile yapılan yiyecekler. Türk mutfak kültürü üzerine araştırmalar. Türk halk kültürü ve tanıtma vakfı yayınları. Ankara.
    [56] Whitehouse W.E. 1957. The pistachio nut-a new crop for the western United States. Econ. Bot., vol.11, no.4, p.281-321.
    [57] Mulas M., Albentino P., Brigaglia N. 1998. Evaluation of Pistacia lentiscus L. genetic resources to select ecotypes having high efficiency in thecolonisation of marginal lands. Acta Hort., 457: 279-286.
    [58] Perikos J. 1993. The Chios Gum Mastic. Print All Ltd. Athens, Greece p:95.
    [59] Acar İ. 1988. (Pistacia lentiscus L. var. Chia.) Sakızı üretiminin geliştirilmesine esas olmak üzere sakızın fiziko-kimyasal yönden incelenmesi. Ormancılık Araştırma Ens. Teknik Rap.Ser., no 35.
    [60] İsfendiyaroğlu M. 1994. Bazı dış mekan süs bitkileri yeşil çeliklerinin köklenmelerine çeşitli faktörlerin etkileri üzerine araştırmalar. E.Ü.Z.F. Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, s: 59.
    [61] İsfendiyaroğlu M. 2003. Effects of some physical and biochemical factors on the rooting of mastic tree (Pistacia lentiscus var. Chia Duham.) cuttings. Ege Üniv. Ziraat Fak. Derg., vol.40, No.1, p.25-32.
    [62] Mascarello C., Fascella G., Zizzo G.V., Mantovani E. and Ruffoni B. 2007. İn vivo
    and in vitro propagation of Pistacia lentiscus L. Acta Hortic., 764: 299-305.
    [63] Kalkışım Ö. 1997. Kızılcıkta (Cornus mas L.) aşı kaynaşması ile çelik köklenmesinin anatomik ve histolojik olarak incelenmesi üzerine bir araştırma. Doktora tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Van.
    [64] Kaşka N (1995) Pistachio Nut Growing in Turkey. Acta Hort., 419, 161-164.
    [65] Çağlar S., Kaşka N. 1992. Senir (İçel) yöresindeki melengiçlerin antepfıstıklarına çevrilmesi ve mevcut antepfıstığı ağaçlarında yapay tozlama ile verimliliğin arttırılması üzerine araştırmalar. Türkiye I. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi. 13-16 Ekim 1992, 59- 62.
    [66] Çalar N. 2013. ―Sakız ağacı (Pistacia lentiscus L.)'nın Pistacia anaçları (Pistacia vera L., Pistacia khinjuk Stocks, Pistacia atlantica Desf., Pistacia terebinthus L.) üzerine in vitro mikroaşılanması‖.Yüksek Lisans Tezi, D.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü. [67] Ahmet Onay, Hakan Yıldırım Vedat Pirinç Engin Tilkat, Yelda Özden Çiftçi, Hülya Akdemir,
    Veysel Süzerer, Nazan Çalar, Mahir Binici, Ömer Faruk Akdemir, Fatih M. Kılınç (2012) Bitkilerin
    Biyoteknolojik Yöntemlerle Ticari Çoğaltımı; Mevcut Durum ve Gelecekteki Durum. Batman
    Üniversitesi Journal of Life Sciences, Cilt 1, Sayı 2, (2012), ss:11-27
    [68] Tekin H., Arpacı S., Atlı H.S., Açar İ., Karadağ S., Yükçeken Y. ve Yaman A. 2001. Antepfıstığı Yetiştiriciliği, Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü, Yayın No: 13, Gaziantep.
    [69] Okay Y. 1994. Antepfıstığında (P. vera L.) sakız salgısı (mastika) ile aşı tutumu arasındaki İlişkiler, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı.

    [70] Ayfer M. 1988. Antepfıstığı ve cevizde aşı teknikleri ve sorunları. Doktora Tezi, A.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü.
    [71] Kaşka N., Ak B. E., Nikpeyma Y. 1990. Pistacia cinsinin değişik türlerinde yonga, yama durgun ve sürgün T göz aşılarının uygulanması, 1. Antepfıstığı Sempozyumu, 59- 67.
    [72] URL-2: www.tema.org.tr/çalışmalarımız/projeler; sakız projesi, 2008.
    [73] Davey M., Anthony P. 2010. Plant cell culture essential methods, Wiley-Blackwell. [74] Barghchi M and Alderson PG. 1983. In vitro propagation of Pistacia vera L. from seedling tissues. J Hort. Sci. 58:435–445.
    [75] Onay A. 2000 Micropropagation of pistachio from mature trees. Plant Cell, Tissue Organ Cult.,vol.60, issue 2, p.159-163
    [76] Özden-Tokatli Y, Özüdoğru EA, Akcin A. 2005. In vitro response of pistachio nodal explants to silver nitrate. Sci. Hortic.,vol.106, issue 3, p.415-426.
    [77] Tilkat E., Onay A. (2009). Direct shoot organogenesis from in vitro derived mature leaf explants of pistachio. In Vitro Cellular and Developmental Biology – Plant. Volume: 45, pp: 92- 98, DOI: 10.1007/s11627-008-9168-4.
    [78] Tilkat E., Onay A., Yıldırım H., Ayaz E. (2009). Direct plant regeneration from mature leaf explants of pistachio, Pistacia vera L. Scientia Horticulturae, Vol :121: 361- 365. DOI:10.1016/j.scienta.2009.02.007
    [79] Tilkat, E., (2006) Erkek Antepfıstıgı (Pistacia vera L. cv. "Atlı") Ağaçlarının Mikroçoğaltılması, Doktora Tezi, Dicle Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, s.142. [80] Barghchi M. 1982. In vitro propagation of Pistacia species. Ph.D. Thesis, Nottingham University, UK.
    [81] Tilkat E, Işikalan Ç, Onay A. 2005. In vitro propagation of khinjuk pistachio (Pistacia khinjuk stocks) through seedling apical shoot tip culture. Propag Ornam Plants, vol.5, issue 3, p.1-5.
    [82] Pontikis CA. 1984. In vitro propagation of Pistacia terebinthus L. Plant Propagator vol.30, issue 3, p.14-15.
    [83] Gannoun S, Lionakis SM, Gerasopoulos D. 1995. Aspects of in vitro culture of
    Pistacia terebinthus and Pistacia vera. Acta Hortic. 419:201–206.
    [84] Fascella G, Airo M, Zizzo GV, Ruffoni B.2004. Prime osservazioni sulla coltivazione in vitro di Lentisco (Pistacia lentiscus L.). Italus Hortus, vol.11(4), p.141- 143 (in Italian).
    [85] Taşkın T, İnal A. 2005. Sakız ağacı (Pistacia lentiscus var. chia Duhamel)‘nın in vitro mikroçoğaltımı üzerine araştırmalar. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Dergisi, cilt 15, sayı 1. s 1-14.
    [86] Koç İ. 2011. Sakız ağacının (Pistacia lentiscus L.) in vitro koşullarda mikroçoğaltımı ve saklanması. GYTE, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, Gebze, Kocaeli
    [87] Yıldırım H. 2012. Micropropagation of Pistacia lentiscus L. from axenic seedling- derived explants. Sci Hortic Amsterdam, vol.137, issue April 1, p. 29-35.
    [88] Lloyd G., McCown B. 1980. Commercially feasible micropropagation of mountain laurel, Kalmia latifolia, by use of shoot-tip culture. Comb. Proc. Int. Plant Prop. Soc., vol.30, p. 421-427.
    [89] Murashige T, Skoog F. 1962. A revised medium for rapid growth and bioassays with tobacco tissue cultures. Physiol. Plant, vol.15, issue 3, p.473-497.
    [90] Driver J., Rodriguez R., Kuniyuki A. H. 1984. In vitro propagation of paradox walnut (Juglans hindsii x Juglans regia) rootstock. Hort Science, 19: 507-509.
    [91] Onay A, Yelda Özden Çiftçi, Engin Tilkat, Hakan Yıldırım, 2014. Sakız ağacının (Pistacia lentiscus L.) juvenil ve olgun eksplantlarının mikroçoğaltımı, kriyoprezervasyonu ve genetik kararlılığının belirlenmesi, Proje Sonuç Raporu, TUBİTAK Proje no: 110T941.
    Biyoteknolojik Yöntemlerle Ticari Çoğaltımı; Mevcut Durum ve Gelecekteki Durum. Batman Üniversitesi Journal of Life Sciences, Cilt 1, Sayı 2, (2012), ss:11-27.

    Yorum yap


    • #3
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızı


      Türk Hâkimiyeti boyunca damla sakızı yetiştiricileri birçok ayrıcalığın tadını çıkartmıştı. Sakız adası iki yönetim birimine ayrılmıştı. Sakız adası : Mastichocgoria ( damla sakızının yetiştirildiği köyler ) ve damla sakızının yetiştirilmediği köyler olarak. 24 mastichochoria’ nın adanın merkezi yönetiminden ayrı bir yönetimi vardı.
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızının DurumuDamla sakızı vergilerini toplayan Sakız Emini tarafından yönetiliyordu. Ayrıca mastichochoria’ nın ileri gelenleri tarafından seçilen Sakız Vekilleri olarak
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızı
      adlandırılan Damla Sakızı Komisyoncuları vardı. İleri gelenler Mastichochoria ( damla sakızının yetiştirildiği köyler ) meydanında parlamento gibi toplanırlardı. Toplandıkların büyük bir kısmı kalıntıları günümüzde de görülebilen Panagia Sikelia kalesinden yapılırdı.Damla sakızı vergilerini toplayan Sakız Emini adayı sonbaharda ziyaret eder ve Sultan III. Osman’ ın 1750 tarihli fermanına göre diğer vergilerle karşılık devlet hazinesi adına 300 kutu damla sakızını ( 20 000 okka = 26 000 kilo ) alırdı. Üretimin geri kalanının ticareti yapılırdı; fakat nasıl Gerçekleştirildiğine ilişkin günümüzde kesin bir bilgi yoktur. Daha sonraları ticaretin Fragolevantines denilen belirli tüccarlar tarafından yürütüldüğü de bilinmektedir. Fakat zamanla damla sakızı ticaretini eline geçiren ve ‘Mastichades’ olarak da adlandırılan Yunanlı Damla Sakızı Tüccarları Sınıfı onların yerini almıştır. Bu komisyoncular damla sakızını üreticilerden toparlar, işlemden geçirirler ve çeşitli pazarlara gönderirlerdi.Osmanlıda Damla SakızıMastichochoria’ nın ayrıcalıkları arasında, kilise çanlarının çalınmasına izin verildiği de belirtilmekteydi. Genoan’ ın hakimiyetinden Türk hakimiyetine kadar hırsızlara karşı cezalar konuşmuştu. Satıcı, alıcı komisyoncu veya damla sakızıkaçakçılarına karşı
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızının Yeri
      cezalar vardı. Damla sakının toplandığı dönemlerde, damla sakızını hırsızlardan korumak için, köylerin girişleri geceleri kapatılırdı. Sakız Adası’ nın 1822’ deki yıkımında Türkler önceleri damla sakızı yetiştirilen köylere saygı gösterdiler. Kanaris Türk Donanması’ nı yaktığında Türkler de misilleme olarak her şeyi yok ettiler. Damla sakızı uğruna damla sakızı yetiştirilen köyler için canlarını bağışlamaları emredilmesine rağmen bu köylerden binlerce esir İstanbul’ a ve Mısır’ a sürüldü ve oralarda köle pazarlarında satıldılar veya Müslümanlaştırıldılar. Bununla birlikte Aleksandria Antlaşmasından sonra ve İngiliz pazarlarında satılan kadınların memleketlerine geri dönmeleri için serbest bırakıldılar.Osmanlı Dönemi Damla Sakızının Tarihçesi1853 yılında II. Mahmut döneminde adaya ayrıcalıkları geri verildi ve Türk Fermanında eyalet vergilerinden savaşta ve barışta muaftırlar.Damla sakızı adayla Türk Sultanları arasındaki iletişimin bir parçasıydı. Valide Sultan’ ın infaz zamanlarında damla sakızı çiğnediği ve paşaların yüreğini Sakız Adası’ nın kölelerinin yararına yumuşattığı rivayet edilirdi.Şu da belirtilmektedir ki bu zaman içerisinde, adayla nadide ürünü arasındaki bağ Chios ( Sakız Adası ) ve Mastic – Tree ( Damla Sakızı Ağacı ) sözcüklerinin özdeş kabul edilmesine neden olmuştur. Türkler tarafından her ikisi de ‘ Sakız ‘ ( Türkçe’ de damla sakızı anlamına gelmektedir ) olarak adlandırılmıştır.

      Yorum yap


      • #4
        Mastic Gum Nedir ? Faydaları Nelerdir ?

        Yorum yap


        • #5
          MASTİC GUM'ın Faydaları

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X