Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Sakız Damlası, Damla Sakızı, Sakız ağacı asırlardır şifa kaynağı!, Kansere Doğal Çözüm

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Sakız Damlası, Damla Sakızı, Sakız ağacı asırlardır şifa kaynağı!, Kansere Doğal Çözüm

    Sakız Damlası, Damla Sakızı, Sakız ağacı asırlardır şifa kaynağı!, Kansere Doğal Çözüm

    22 Ekim 2009, 18:12
    Damla Sakızı, Çitlembik, Çitenbik, Menegiş, Sakız Ağacı, Pistacia lentiscus L,

    08 Mart 2016, 11:25
    KULLANILMASI; KLİNİK ARAŞTIRMALARA GÖRE; GASTRİT, ÜLSER, KOLİT, ENTERİT, DUODENİT ve KOLON KANSERİNE karşı etkili olduğu belgelenmiştir.

    Araştırmalar:
    Klinik Araştırmalar;
    1984 yılında Musul Üniversitesin’de AL-HABBAL ve ekibi yaptıkları araştırmalarda DUODENİT (Onikiparmak bağırsağı ülseri) oluşum sürecini takip etmişlerdir. Bu çalışma için seçilen 38 gonullu hastayi 2 gruba ayırmış, 1. Gruba damla sakızı (mastic gum) 2. Gruba ise laktoz 2 hafta boyunca günlük 1 gr olalarak verilmiştir. 2 hafta sonunda gonulluler endoskopi ile ülser olusumu izlenmiştir. Sonuçlara gore damla sakızı (mastic gum) kullanan gruptaki %80 gonullunun rahatsızlıkları azaldığı oniki parmak bağırsağındaki ülserli bölgenin %70 nin düzeldiği gözlenmiş olup Damla sakızı’nın (mastic gum) her hangi bir yan etkisi olmadiginin kanisinada varmışlardır. Klinik çalışmaların MİDE ve Oniki Parmak Ülserine karşı güçlündirici, iyileştirci ve dindirici olduğu için damla sakızı (mastic gum) kullanılmasını tavsiye etmiştir. Diğer önemli sonuç , damla sakızının üretmiş olduğu herhangi bir yan etkisinin olmadığını araştırmalar göstermiştir. [1]

    Aynı araştırma grubunun yayınladığı Notingen ing. F.HUWEZ ve ekibi. 1986 iyi huylu GASTRİK ÜLSERLİ hastaların üzerinde yeni bulgular elde etmişlerdir. Bu amaç için, 4 hafta boyunca günlük 2 gr (1 gr kahvaltıdan önce, 1 gr yatmadan önce) damla sakızı (mastic gum) alan gastroskopi ile ülser teşhisi konan 6 hasta üzerinde uygulanmıştır. Klinik çalışmalar baslamadan en az iki ay önceden Hasta olmayan birine farmasotik işlemin diğer turu uygulanmıştır. Damla sakızı (mastic gum) gastroskopi etki değerleri yani sıra rutin laboratuvar kan kontrolu, idrar kontrolu ve biyo kimyasal veriler muamele işlemi başlamadan önce, iki hafta sonra, 4 hafta sonra ve damla sakızı (mastic gum) verilmeye başlandıktan 2 ay sonra kayıt altına alınmıştır. Sonuçlar gösteriyor ki damla sakızı (mastic gum) alan 6 hasta katılımcıdan 5’nin ağrısının azaldığı ayrıca endoskopi cihazıyla bulgular doğrulanmıştır. Çalışma boyunca ayrıca istenmeyen yan etkisi iki ay sonunda bulunmamıştır. [2]

    2002 ROE ve ekibi, KİM ve LEE Yayınlanmış bir klinik çalışmada Damla sakızı (mastic gum) MİDE KANSERİNE sebep olan H. pylori bakterilerine karşı etkisi ile ilgili araştırma South Korea Society of Gastroenterology dergisinde yer verilmiştir. Guney Kore DAN-KOOK Universitesi Tip fakultesinde yapilan çalışmaya katılan 48 gönüllüye H.pilori bakterisinin bulaştigi UBT (idrar-nefes testi tekniği) testiyle bulunmuştur. Katılımcılar iki gruba ayrılmıştır. Birinci grup damla sakızı (mastic gum) ikinci gruba ise laktoz gum verilmiştir.sonuçlara göre damla sakızı (mastic gum) kullanan hastaların midesinde ki h.pilori bakterilerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. [3]

    2007 yılında araştırmacı dr. Asterios, Theodoros Sergentianis, TRİANTAFYLLU ve ekibi 133 kişiyi (50 yaş ve üzeri) rastgele 2 gruba ayırarak test uyguladı. 1.gruba (yuksek doz), günlük 5 gr damla sakızı (mastic gum) tozu verildi. 2. Gruba (yüksek doz), günlük damla sakızı (mastic gum) solusyonu verilmiştir. Sonuçlara gore; 1. Grupta kandaki toplam KOLESTEROL’UN azaldigi belirledi. 2. Grupta ise, erkeklerde,KANDAKİ GLUKOZ seviyesinin azaldi gözlemlenmiştir. [4]

    2010 yılında araştırmaci Dr. K.J. DABOS ve ekibi Atina Üni. damla sakızı (mastic gum) MİDE AĞRISI ve MİDE YANMASINA iyi geldigini mide ust duvarindaki yanmaların 3 hafta boyunca gunde 1 gr damla sakızı (mastic gum) kullanan 54 hastanin %75 nin şikayetlerinin azaldığını gözlemlemişlerdir. Ayrıca Damla sakızı’nın (mastic gum) mide kanserine neden olan Helikobakteri pilori bakterilerinide araştırmalarında takip etmiştir. Klinik çalışmalarına katılan 52 hastadan rastgele secilmişlere 14 gün boyunca günde 3 defa 350 mg saf damla sakızı (mastic gum) verilmiştir. Uygulanan bu yontemin sonuçunda bakterilerin giderek azaldığı gözlemlenmiştir. [5]

    Atina üni 2007 yılında, araştırmacı dr. A. C. KALİORA ve ekibi, CHRON hastası (kolon kanseri olma ihtimali yüksek iltihaplı bağırsak hastalığı) olan hastalar uzerinde damla sakızının (mastic gum) etkisi uzerine bir çalışma gercekleştirdiler. Bu çalışma, chron hastaları uzerinde sağlık kontrolleri şeklinde, belli bir dereceye kadar tekrar edilmiştir. 10 hastaya 4 hafta boyunca damla sakızı (mastic gum) kapsulu (günlük 6 kapsul, 1 kapsul 0,37 gram) verilmiştir. 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) kapsül kullanmadan önceki ve kullandıktan sonraki TNF-alfa (kanda) ölçümleri yapılmıştır. Ve chron hastasi olan bu 10 hastanın damla sakızı (mastic gum) uygulanmasiyla TNF-alfa salgisinin azalmasina cozum bulundugu gözlemlenmiştir. Bu bulgular gösteriyor ki, damla sakızı (mastic gum)kullanımı, CHRON hastalığına karşı bir bağışıklık kazandırabilir. [6]

    Miami Üniversitesin’den Balan, J. Prince, Z. Han, Atina Üniversitesin’den Dr. K. Dimas, Dr. Sitaras ve P. Pantazis, SelanikÜniversitelerinden Dr. M. Cladaras, Sakız ağacının sakız reçinesi in vitro ortamdaki HCT116 insan kolon kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellediği ve bu hücrelerin ölümünü başlatan bileşimleri içerdiği bilinmektedir [7]


    NOT: TNF-alfa= hücre tarafından salğılanan , kanserli hücrelerin yıkımını sağlayan bir sitokindir (hücre etkileşimini sağlayan bir tür protein)
    [1] Al Habbal M, et al. A double-blind controlled clinical trial of mastic and placebo in the treatment of duodenal ulcer. Clin Exp Pharmacol Physiol . 1984;11(5):541-544.
    [2] Huwez et al. (1998) Mastic gum kills helicobacter pylori. N Engl J Med. 399:194-196
    [3] Roe IH, Kim JT, Lee HS, Lee JH. Detection of Helicobacter DNA in bile from bile duct diseases. J Korean Med Sci. 1999;14:182–186.
    [4] Triantafyllou A, Chaviaras N, Sergentanis TN, Protopapa E, Tsaknis J: Chios mastic gum modulates serum biochemical parameters in a human population. J Ethnopharmacol 2007, 111:43–49
    [5] K J Dabos et. Al Phytomedicine, 17(3-4), 296-299 (2010)
    [6] Kaliora AC, Mylona A, Chiou A, Petsios DG, Andrikopoulos NK. Detection and identification of simple phenolics in Pistacia lentiscus resin. J Liq Chrom Rel Technol. 2004;27:289–300.
    [7] K.V. Balana, J. Princea, Z. Hana, K. Dimasb, M. Cladarasc, J.H. Wychea, N.M. Sitarasd, P. Pantazisa,b, aDepartment of Biology, University of Miami, Coral Gables, Miami, FL, USA
    bLaboratory of Pharmacology–Pharmacotechnology, Foundation for Biomedical Research, Academy of Athens, Greece cSchool of Biology, Aristotle University of Thessaloniki, Greece
    dDepartment of Pharmacology, Medical School, University of Athens, Greece

    Bileşimi:
    Sakız reçinesinin kimyasal analizi sonucu, mastikte % 1-3 arasında mastik yağı, %4 oranında a ve b mastisinik asit, % 0.5 mastikhonik asit, % 20 a-mastikonik asit, % 18 b-mastikonik asit, % 30 a-mastik rezinesi ve % 20 b-mastik rezinesi bulunmuştur [51]. Sakız reçinesi, % 1-3 oranında uçucu yağ içerir. Sakız bitkisinin yapraklarından da % 0,8 oranında uçucu yağ elde edilebilir. Bu uçucu yağın en önemli bileşenleri alfa pinen, mirsen, beta karyofillen, limonen, anetol ve alfa humulen‘dir [19]. Mastikten elde edilen uçucu yağ bileşenleri çoğunlukla monoterpenik ve seskiterpenik yapıdadır. Monoterpenler sekrolitik, ekspektoran, sedatif ve tonik etkileriyle bilinirler. Seskiterpenler, yapıdaki fonksiyonel gruba bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte, anti enflamasyon etkidir.

    Adem GÜLER
    Hocam selamın aleyküm 4 senedir MİDE SORUNU YAŞIYORDUM. DAMLA SAKIZI MACUNUNUZU 4-5 GÜNDÜR KULLANIYORUM. ŞİKAYETLER AZALIYOR.
    KAYNAK

    TC Mustafa Işık
    Hocam DAMLA SAKIZI MACUN SETİ İLE MİDE SAYENİZDE ŞİFA BULDU
    KAYNAK

    Şemsinaz Gül
    Bende de var harika bir şey MASTİC GUM SETİ sayesinde REFLÜDEN KURTULDUM çok teşekkür ederim hocama.
    KAYNAK

    Yasin Gülçiçek
    MİDEM için MASTİC GUM SETİ ürünlerini kullandım İYİLEŞTİM şimdi bağırsak için ürünlerini kullanıyorum.
    KAYNAK

    Sebahat Geçit
    Hocam Allah sizden razı olsun. Bir aydır MASTİC GUM SETİ kullanıyorum beş aylık hamileyim hiç MİDE YANMAM KALMADI.
    KAYNAK

    Şemsinaz Gül
    Hocam kolay gelsin iyi akşamlar MASTİC GUM SETİ sayesinde MİDEM DE ÇOK İYİ her yerim iyi oldu Allah razı olsun.
    KAYNAK

    Ahmet Ali Karatepe
    Hocam sizin tarifiniz MASTİC GUM SETİ ile REFLÜ, GASTRİT, MİDE YANMASI İYİLEŞTİ şükürler olsun
    KAYNAK

    Kemal Idem
    Hocam 16 sene MİDE RAHATSIZLIĞIM yüzünden doktor doktor gezdim fayda görmedim. Ama sizin gönderdiğiniz MASTİC GUM SETİ sayesinde 10 senedir her şey yiyorum MİDEMDE BİR AĞRI OLMUYOR sizden çok memnunum Allah sizden razı olsun.
    KAYNAK

    Yasemin Öneme
    MASTİC GUM SETİNİZ sayesinde annem ÜLSER, GASTİRT, REFLÜDEN KURTULDU doktorların verdiği mide koruyucu artık kullanmıyor. Allah sizden razı olsun. İyi ki varsınız sizi çok seviyoruz çok dürüst bir insansınız 5 yıldır ürünlerinizi kullanıyor ve sizi takip ediyorum yeni ürünlerinizi dört gözle bekliyoruz.
    KAYNAK

    Serpil Karadogan
    Hocam HELİKOBAKTERİ için MASTİC GUM SETİ çok iyi geldi MİDEM İYİLEŞTİ.
    KAYNAK

    Kadir Öğüt
    Kargom elime geçti MİDEMDEKİ SORUN İÇİN MASTİC GUM SETİ KULLANIYORUM ÇOK MEMNUNUM Allah sizlerden razı olsun.
    KAYNAK

    Şemsinaz Gül
    Bende de var harika bir şey MASTİC GUM SETİ sayesinde REFLÜDEN KURTULDUM çok teşekkür ederim hocama.
    KAYNAK

    Yasin Gülçiçek
    MASTİC GUM SETİ kullanıyorum hocam efsane set. Sırada CAT'S CLAW SETİ var kullanıyorum ve O DA ÇOK İYİ gidiyor Allah ilminizi ömrünüzü arttırsın inşallah saygılar.
    KAYNAK

    Sebahat Geçit
    Hocam Allah sizden razı olsun. Bir aydır MASTİC GUM SETİ kullanıyorum beş aylık hamileyim hiç MİDE YANMAM KALMADI.
    KAYNAK

    Şemsinaz Gül
    Hocam kolay gelsin iyi akşamlar MASTİC GUM SETİ sayesinde MİDEM DE ÇOK İYİ her yerim iyi oldu Allah razı olsun.
    KAYNAK

    Deniz Tunca
    METAPLAZİ bende de vardı. İbrahim beyin MASTİC GUM SETİNİ kullandım şimdi de ORMUS GMS kullandım lavman yaptım ESO NO MAKA ile sonunda CANDİDA DÖKMEYE BAŞLADIM çok şükür.
    KAYNAK

    Deniz Tunca
    LAHANA MİX ve MASTİC GUM KAPSÜL kullandım bu ürünlerden çok FAYDASINI GÖRDÜM İYİLEŞTİM çok şükür bende de METAPLAZI VARDI.
    KAYNAK

    Yasin Gülçiçek
    Selamün aleyküm hocam 8 yıldır MİDE de GASTRİT in her çeşidi REFLÜ de vardı KABIZLIK ŞİŞKİNLİK HALSİZLİK için gitmediğim hastane fakülte kalmadı bu 8 yıl içinde Mide koruyucu gaz ilaçları antiasit ilaçları sindirim hızlandırması için ilaçlar hepsini kullandım fakat bir türlü çare olmadı İnternet ten alternatifler araştırırken bir ağabeyim vasıtasıyla sizin videolarınızı izlemeye başladım. Sonrasında size başvurdum siz de ilk olarak MASTİC GUM BT SETİNİ önerdiniz onu kullandım sadece Lahana mixi içemedim kilom zaten çok düşüktü şimdi ise MASTİC GUM B SETİNE BAŞLADIM sayenizde her şey güzel ilerliyor diyetime bağlıyım şeker un mamülleri gluten den uzak besleniyorum 2. Ayda MİDEM ARTIK YANMIYOR, HAZIMSIZLIK, ŞİŞKİNLİK YOK, KABIZLIK GEÇTİ sadece candida bazen baş ağrısı ve halsizlik yapıyor onun harici süper gidiyor Allah size hayırlı imanlı uzun ömür versin inşallah başarılarınızın devamını diliyorum bir ara kullandığım ürünlerin de videosunu çekeceğim Allah'a emanet olun inşallah hocam saygılar sevgiler.
    KAYNAK

    Ahmet Ali Karatepe
    Hocam sizin tarifiniz MASTİC GUM SETİ ile REFLÜ, GASTRİT, MİDE YANMASI İYİLEŞTİ şükürler olsun
    KAYNAK

    Kübra Maria Kayra
    Annemin MİDE PROBLEMİ vardı MİDE KANAMASI geçirmişti hastane hastane dolaşmıştı bir türlü iyileşmedi İbrahim Gökçek beyin MASTİC GUM SETİ sayesinde iyileşti Allah razı olsun hocadan.
    KAYNAK

    Suleyman Soydan
    On yıldır REFLÜ, GASTRİT hastalığından tedavi olamamıştım ta ki İbrahim Gökçek hocam la tanışana kadar MASTİC GUM SETİ kullandım 3 ayda HASTALIKTAN ESER KALMADI sonsuz teşekkürler Allah herkese şifa versin çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
    KAYNAK

    serinkayanuran
    Çok güzel hemen MİDE ve BAĞIRSAKLARI DÜZENLİYOR, MASTİC GUM SETİ faydalı bir üründür.
    KAYNAK

    serinkayanuran
    MASTİC GUM SETİ faydaları midenin dostudur hemen AĞRILARI KESİYOR. BAĞIRSAKLARI ÇALIŞTIRIYOR çok güzel bir ürün.
    KAYNAK

    Zehra Yonca
    Evet gerçekten verilen paralar helal olsun. Yıllarda MİDE AĞRISI çektim İbrahim Gökçekten MASTİC GUM SETİ aldım şifayı da buldum inşallah herkes İbrahim Gökçekten haberdar olsun.
    KAYNAK

    Feyza Küpeli
    5 AY MASTİC GUM SETİ KULLANDIM şimdi ÇOK RAHATIM HARİKA ÜRÜNLER.
    KAYNAK

    Shift Lock
    İbrahim Gökçek hocamızla tanışmadan önce MİDE REFLÜSÜ hastalığı olan kendini HALSİZ hisseden UYKU DÜZENİ BOZUK olan birisiydim. İbrahim Gökçek hocamızın MASTİC GUM SETİ ilaçlarını kullanmaya başladıktan sonra SANKİ VÜCUDUMA RESET ATILIYOR. Hayatımı İbrahim Gökçek öncesi ve İbrahim Gökçek sonrası diye ikiye ayırdım, çünkü İbrahim Gökçek hocamızın ürünlerini kullandıktan sonra VÜCDUMUN DİRENCİ ARTTI, MİDEMDE REFLÜ HASTALIĞI AZALDI, HALSİZLİK, YORGUNLUK HİSSİ GİTMEYE BAŞLADI Allah razı olsun hocam.
    KAYNAK

    Gulsen Celik
    ALLAH C.C senden razı olsun hocam. 25 YIL MİDEM AĞRIDI gitmediğim hiçbir doktor kalmadı, kullanmadığım ilaç kalmadı senin verdiğin MASTİC GUM SETİ ile geçti MİDEMİN AĞRISI çok sağolun.
    KAYNAK

    Kamuran Demir
    Allah razı olsun hocam bende LAHANA MİX ve MASTİC GUM kullandım midem için çok faydasını gördüm Allah sizden razı olsun hocam.
    KAYNAK

    Kerim Burak
    MASTİC GUM - B SETİ ve BOSWELLİA KAPSÜLÜ kullanıyorum. BAĞIRSAKLARIMIN ÇALIŞTIĞINI hissetmeye başladım. MİDEMDE YANMA HİSSİ çok şükür kalmadı. BURNUM AÇILDIĞI için BAŞ AĞRISI da kalmadı. ORMUS GMS'nin de bu konuda çok faydası olduğunu düşünüyorum. Teşekkürler hocam.
    KAYNAK

    Emrah Karasu
    Selamünaleyküm Endoskopi girdim HELİKOBAKTER PİLORİ ve aşırı GASTRİT çıktı. Bunun üzerine doktor herkese uyguladığı gibi bana da çeşitli antibiyotik tedavisi uyguladı maalesef başka tedavisi yok. Şikayetim mide de şişkinlik gaz yanma ve ekşime hissi ne yersem yiyim çok şişkinlik ve yanma oluyor ve bunun yanında çok sık ishal oluyordum o kadar ki evden dışarı çıkamıyordum. Antibiyotik tedavisi sonrası ise pek bir değişim olmadı bunun üzerine hastalığımı araştırırken facebook ve youtubeta İbrahim gökçek hocamızın videolarına denk geldim. Özellikle kandida videolarında sanki benden bahsediyordu. Bunun üzerine İbrahim hocamızla telefonda görüştüm sıkıntımı anlattım ve bana MASTİC GUM SETİ önerdi iki set kullandım daha ilk 3 günde faydasını görmeye başladım. Allah razı olsun güzel insan rabbim ilmini şerefini izzetini arttırsın.
    KAYNAK

    Hande Yıldız
    Benim MİDEMDE ÜLSER vardı. Çok kötü durumdaydım. İbrahim hocamı aradım kendisi ile detaylı görüştüm. MASTİC GUM SETİ kullanmaya başladım. Aradan 3,5 ay geçti ÜLSERDEN ESER KALMADI. Şu an hiç şikayetim yok Allah'a şükürler olsun.
    KAYNAK

    Rıdvan Rıdvan
    İbrahim hocam eline MASTİC GUM SETİ sayesinde MİDE ve BAĞIRSAK rahatsızlığımdan kurtuldum. Şimdi de Enginar Kapsül siparişi verdim.
    KAYNAK

    Veli Eroğlu
    Hocam annemin 20 yıldır geçmeyen MİDE AĞRISINI geçirdiniz mide ağrısından bir şey yiyemez olmuştu uykusundan bile mide ağrısı ile uyanıyordu. Amam sizin tavsiyeniz ile MASTİC GUM SETİ kullanmaya başladı ilk kullanımda etkisini gösterdi artık her istediğini yiyebiliyor. MİDESİNDE AĞRI SIZI KALMADI çok şükür 20 YILLIK MİDE AĞRISI MASTİC GUM SETİ ile SON BULDU. Allah sizden razı olsun hocam.
    KAYNAK

    Kemal Kaynar
    GASTRİT, ÜLSER, REFLÜ şikayeti olanlar MASTİC GUM SETİ kullanabilir. Ben 40 gündür düzenli bir şekilde kullanıyorum çok faydasını gördüm su bile içsem MİDEM YANIYORDU çok şükür şu an iyiyim ürünler çok kaliteli önemli olan ürünleri düzenli ve sabırla kullanmak.
    KAYNAK

    Shift Lock
    Şifa Allah'tan İbrahim Gökçek hocamızın da ilmiyle MASTİC GUM SETİ kullandım MİDE REFLÜSÜNDEN KURTULDUM. Gökçek Şifa ürünleri benim için bir hazine değerindedir. Kullanmak isteyen arkadaşlar hiç tereddüt etmeden ilaçları kullanın. Allah ilminizi arttırsın hocam.
    KAYNAK

    Bilge Aztaş Kolca
    MASTİC GUM SETİ kullanın asıl o zaman nasıl rahatlayacaksınız görün. Ben kullanıyorum 25 yıldır GASTRİT ve REFLÜ hastasıyım bu kadar iyi gelen hiçbir şey görmedim İbrahim hocamdan Allah razı olsun.
    KAYNAK

    tsgnahmet
    İbrahim beyin marketi olan Gökçek markette her türlü rahatsızlığa karşı çeşit çeşit besin takviyeleri bulunmaktadır bende bunlardan MİDE RAHATSIZLIĞIM nedeniyle MASTİC GUM SETİ kullanıyorum en az 3 ay kullanmak gerekiyor etki görmek için ama şimdiden kendini göstermeye başladı. Allah İbrahim hocamızdan razı olsun.
    KAYNAK

    Shift Lock
    GASTRİT, REFLÜ hastalığı olanlar MASTİC GUM SETİ kullanın. Allah'ın izniyle şifa bulursunuz. MASTİC GUM SETİNİ düzenli kullandım çok faydasını gördüm tavsiye ederim.
    KAYNAK

    Kenan Ersoy
    Yıllardır GASTRİT, ÜLSER, REFLÜ rahatsızlıklarım için ilaçlar kullandım. Mide asidim yukarı çıkıyor, yemek borumu tahriş ediyordu. Hiçbir çare bulamadım sonra sizden MASTİC GUM SETİ aldım kullandım şu anda çok şükür iyiyim.
    KAYNAK

    Kadir Öğüt
    2 seneye yakındır MASTİC GUM SETİ kullanıyorum MİDEM ÇOK RAHATLADI faydasını gördüm. Diğer ürünleri de kullanıyorum teşekkürler Gökçek Şifa iyi ki varsın.
    KAYNAK

    Shift Lock
    Yaklaşık 2 yıldır REFLÜ, GASTRİT tedavisi görüyordum. İbrahim Gökçek beyin MASTİC GUM SETİNİ kullandım. İnanın ARTIK HER ŞEYİ YİYEBİLİYORUM. İbrahim hocanın bütün ürünlerini tereddüt etmeden kullanabilirsiniz.
    KAYNAK

    Yasin Gülçiçek
    MASTİC GUM SETİNİ kullandım 8 sene süren GASTRİT, ÜLSER, REFLÜ sona erdi hamdolsun. MULTİVİTAMİN KAPSÜL içerisinde bütün vitaminler neredeyse mevcut, GÜZEL ENERJİ VERİYOR. MORİNGA, SPİRULİNA KAPSÜL gibi vitamin, mineral enzim deposu sürekli kullandığım ürün. VÜCUDA ENERJİ ve DİNÇLİK VERİR saygılar.
    KAYNAK

    İhsan Melih Şişman
    MASTİC GUM SETİNİ son 2 aydır kullanıyorum. Bu ürünleri kullanmam ile beraber MİDEM RAHATSIZLIK ÇEKMİYOR, AĞZIMA ASİT GELMİYOR bu sayede geceleri ANİ REFLÜ BOĞULMALARINA MARUZ KALMIYORUM.
    KAYNAK

    Şemsinaz Gül
    MASİTC GUM SETİ kullandım ÜLSER, REFLÜ, GASTRİT için harika bir ürün onun sayesinde mide koruyucuyu bıraktım istediğimi yiyorum. OREGANO KAPSÜL de çok iyi CANDİDA da çok etkili bir ürün MİKROPLARI ÖLDÜRÜYOR.
    KAYNAK

    serinkayanuran
    MASTİC GUM SETİ midenin en çare olan ürünüdür. Beni midemden gece yarısı uyku uyuyamazdım, MİDE AĞRISINDAN DURAMAZDIM 2 gün içinde o hazımsızlıklarım çok azaldı. AĞRILARIM ŞUAN YOK çok iyi bir ürün. Dünya varmış ne yesem midem ağrıyordu perişandım. Mide ekşimesinden kötü durumdaydım. Mastic Gum Seti ile rahatsızlığımdan kurtuldum hocama çok teşekkür ederim.
    KAYNAK

    burocky92
    Ben MİDE RAHATSIZLIĞIM için MASTİC GUM SETİNİ kullanıp ayrıca MULTİVİTAMİN KAPSÜL kullanmaya da devam etmekteyim. MASTİC GUM SETİ ise MİDE ve 12 PARMAK BAĞIRSAK SİSTEMİ olmak üzere çok etkili ve tedavi edici bir ürün. Yediklerinize dikkat etmek şartı ile kullanımında daha hızlı etki göstermekte. MULTİVİTAMİN KAPSÜL ise gün içinde ve yatmadan öne kullandığımda sabah full şarj olmuş bir şekilde GÜNÜN TEMPOSUNA AYAK UYDURABİLİYORUM. Teşekkürler Gökçek Şifa ve ailesi.
    KAYNAK

    tsgnahmet
    Ben MİDE RAHATSIZLIKLARIM için MASTİC GUM SETİ kullandım. İlk aydan itibaren sonuç vermeye başladı. Çok etkili bir ürün İbrahim beye çok teşekkür ederim.
    KAYNAK

    perihan__hamza
    MASTİC GUM SETİ aldım MİDEM ÇOK RAHATLADI çok güzel. YANMA, EKŞİME, AĞRI yok oldu çok faydası var başarılar Gökçek Şifa.
    KAYNAK

    n.volkaner
    MASTİC GUM SETİNİ 7 aydır kullanıyorum. MİDEMDE EKŞİME, YANMA ve ACI EKŞİ SU GELİYORDU Allah'ıma hamdolsun geçti. Gökçek Şifaya teşekkür ederim emeğinize sağlık.
    KAYNAK

    muge_elif_naz
    GASTRİT ve REFLÜM vardı MASTİC GUM SETİ kullandım çok şükür mide şikayetlerim kayboldu. EKŞİME, YANMA YOK ARTIK çok güzel bir ürün tavsiye ederim.
    KAYNAK

    tongucesra
    KRONİK GASTRİT için MASTİC GUM SETİ aldım. 3-4 günde rahatlama oldu. Muhteşem bir ürün.
    KAYNAK

    frenzekara
    Hocam KRONİK GASTRİT var. MASTİC GUM SETİ kullandım 2 ay sonunda mide koruyucu hapı bıraktım. MİDEM RAHATLADI.
    KAYNAK

    Shift Lock
    Beyin ilaçlarını düzenli olarak kullandım. Midemde REFLÜ ve GASTRİT vardı MASTİC GUM SETİNİ 6 ay kullandım.Allaha binlerce kez şükürler olsun ki ARTIK HERŞEYİ DAHA RAHAT YİYEBİLİYORUM. Günümüzün en değerli bilim adamlarından olduğunu düşünüyorum.Tavsiyem devlet anlaşmali programlar yapılıp daha bir çok kişiye en kısa zamanda ulaşılması.Allah ilminizi arttırsın hocam.
    KAYNAK


    Mide Ağrısı Nedir Mide Ağrısı Neden Olur Mide Ağrısı Nasıl Geçer Mide Ağrısı Tedavisi Nedir







    Gastrit Nasıl Geçer Reflü Tedavisi İçin Ne Kullanmalı Ülser Nasıl Tedavi Edilir







    Gastrit Nasıl Geçer Reflüye Ne İyi Gelir Ülser Hastaları Ne Kullanmalı






    Gastrit Nasıl Geçer Mide Hastalıklarına Ne İyi Gelir Reflü Nasıl Tedavi Edilir.






    Besin Alerjisi Nasıl Geçer Bağırsaklara Ne İyi Gelir Alerjisi Olanlar Ne Kullanmalı





    Emine Toktaş
    DAMLA SAKIZI MACUNU benim MİDEME çok iyi geldi.
    KAYNAK

    Emre Turan
    MİDE YANMA problemim vardı özellikle GECELERİ UYUYAMIYORDUM . MASTİC GUM MİNİ SETİ kullanmaya başladım MİDE YANMLARIM kalmadı GECE RAHAT UYUYABİLİYORUM
    KAYNAK

    Osman Şahin
    2 senedir MİDEDE YANMA problemini MASTİC GUM SETİ ile atlattım çok şükür artık yediklerim dokunmuyor allah razı olsun hocam
    KAYNAK

    Murat Tekin
    gitmediğim doktor gitmediğim aktar kalmadı mide ilaçları hiçbir fayda etmiyordu aktarlardan aldığım bitkisel ürünler hiç bir işe yaramıyordu ibrahim bey ile tanıştım problemlerimi anlattım MASTİC GUM SETİ önerdi 2 ay düzenli kullandım REFLÜ rahatsızlığımdan eser kalmadı şuan MİDEMDEN HİÇBİR SIKINTI çekmiyorum çok şükür
    KAYNAK
    Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 27 Eylül 2021, 14:51 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    Geçmişten Günümüze Sakız Ağacı Pistacia lentiscus L.
    Ömer Faruk AKDEMİR1, Engin TİLKAT2, Ahmet ONAY1*, Fatih Mehmet KILINÇ1, Veysel SÜZERER3, Yelda Özden ÇİFTÇİ 4
    1Dicle Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, 21280, Diyarbakır, Türkiye
    2Batman Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, 72100, Batman, Türkiye
    3Bingöl Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar Teknikleri Programı, 12000, Bingöl, Türkiye
    4Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, 41400, Kocaeli, Türkiye
    Özet:

    Bu çalışmada ülkemizde Ege bölgesinde yetişen ve antik dönemlerden
    günümüze kadar alternatif tıpta bitkisel ilaç olarak kullanılan sakız ağaçlarının (Pistacia lentiscus L.) biyolojik özellikleri, geleneksel ve biyoteknolojik üretim yöntemleri derlenmiştir. Çalışmada, yazılı kaynak olarak sakız ağaçları üzerine yazılmış makaleler, gazete haberleri ve kamu kuruluşlarınca basılmış bilgilendirme kitapçıkları kullanılmıştır. Sakız ağaçlarını yerinde incelemek amacıyla yetişme alanlarına bilimsel amaçlı geziler düzenlenmiş, sakız ağacının vejetatif ve generatif kısımları (kök, yaprak, gövde, çiçek, tohum, meyve) biyolojik özellikleri bakımından incelenmiştir. Sakız ağaçları (P. lentiscus L.), yeşil ve aromatik yaprak özelliğine sahip, Akdeniz ülkelerinin sahile yakın bölgelerinde yetişen, çalı formunda bir bitki olup, bu ağaçtan ekstrakte edilen özütler, başta kanser olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Çalışma sonuçlarımıza göre, sakız ağacı ürünlerinin ilaç, kimya ve gıda sanayisi gibi çok sayıda kullanım alanları yanında ekonomik yönden de değerli bir bitki olduğu tespit edildi. Çalışmanın son bölümünde ise, sakız ağaçlarının geleneksel ve biyoteknolojik çoğaltım yöntemleri derlenmiştir.

    Anahtar Kelimeler: Sakız ağacı, P. lentiscus L., Sakız reçinesi, Sakız adası
    Abstract:
    In this study biological characteristic, traditional and biotechnological production techniques of mastic trees, naturally grown at the Aegean region of Turkey and used as herbal drog in folk medicine since the ancient times, were reviewed. We have reviewed original articles, news paper, brochures published by the public institutions regarding with mastic tree cultivation as written sources. Scientific surveys were organized to the mastic tree plantations to examine them in natural habitats. Biological characteristic of vegetative and generative branches of mastic tree (root, leaf, body, flower, seed) were described. Lentisk is a plant species which has aromatic leaves with dark green coloured grown in the regions near to coastal areas of Mediterranean countries. Mastic trees have a long past which based on ancient times. Nowadays mastic trees are used in treatment of many ilnesses such as cancer. In addition, it is proved that mastic trees are valuable plants as economical in chemistry and food industry. In the last part of the study, conventional and biotechnology proliferation techniques of mastic trees were reported.

    Key Words: Mastic tree, P. lentiscus L., Mastic gum, Chios island

    1. GİRİŞ
    Anacardiaceae familyasının önemli bir üyesi olan P.lentiscus L., yeşil ve aromatik yaprak özelliğine sahip Akdeniz ülkelerinin sahile yakın bölgelerinde yetişen çalı formunda bir bitkidir. Geleneksel metotlarla üretimi tohumla ya da çeliklerin köklendirilmesiyle yapılabilmektedir. Sakız ağacı genellikle tohum ile çoğaltılır çünkü çeliklerden kök oluşumu ya çok düşük olmakta ya da hiç olmamaktadır. Ancak, tohum ile çoğaltımda değişik genotiplerin gelişmesi ve sakız üretiminde farklılıklar oluşması söz konusudur. Tespit edilecek verimli P. lentiscus L. genotiplerinden fidan üretimi yapılabilmesi amacıyla etkili bir çoğaltım metodunun olmaması daha önce yapılan çalışmalarda başarılı sonuçlar alınamaması ve bitkinin sahip olduğu endüstriyel değer türün biyoteknolojik metotlar kullanılarak çoğaltılmasını zorunlu kılmaktadır. Sakız ağacı, yaprağı ile meyvelerinde bulunan uçucu yağları ve reçinesinin,endüstriyel ve sağlık alanlarındaki kullanımlarından dolayı ekonomik olarak önemli bir bitkidir. Tunus ve Cezayir gibi bazı ülkelerde bu ağaçtan elde edilen yağ günlük besinlerde, salatalarda ve hamur işlerinde kullanılmaktadır [1]. Uçucu yağları, kuduz hastalığı, uyuz ve yılan ısırmaları, mide yanması, bağırsak, akciğer hastalıkları ve değişik diş hastalıklarında uzun yıllar tedavi edici olarak kullanılmıştır [2]. Reçinesinin ise gıda sektöründen, ilaç, boya ve gemi inşaat sanayisine kadar geniş bir kullanımı söz konusudur. Çalışmamızın amacı, ülkemizde özellikle İzmir‘in Çeşme ilçesinde bulunan ve ülkemiz sakız reçinesi üretimi için önemli bir gen kaynağı olan Sakız ağaçlarının, turizm ve beraberinde gelen yapılaşma baskısı nedeniyle yok olma tehlikesi altında olduğu hakkında farkındalık oluşturmaktır.

    2. MATERYAL VE METOD
    Bitkisel materyal olarak İzmir, Çeşme yarım adası ve civarında, yoğun bir şekilde yetişen P. lentiscus L. kullanılmıştır. Bu türün sistematik teşhisi ve birtakım morfolojik özelliklerinin belirlenmesi Dicle Üniversitesi, Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. A. Selçuk ERTEKİN tarafından yapılmıştır. Sakız ağacının tarihi, yetişme alanları, çoğaltımı ile ekonomik ve tıbbi özelliklerinin belirlenmesinde konuyla ilgili yazılmış makalelerden, gazete haberlerinden ve kamu kuruluşlarınca basılmış kitapçıklardan faydalanılmıştır. Ayrıca Çeşme Çiftlikköy‘deki sakız ağacı fidanı yetiştiren çiftçi Metin GEMİCİ‘ den alınan bilgilerin yanı sıra sakız ağacı bahçelerine inceleme amaçlı bilimsel geziler düzenlenmiştir.

    3. BULGULAR VE TARTIŞMA
    Sakızın tarihçesi
    Antik çağlara dayanan tarihi ile Homeros'un doğum yerlerinden biri olduğu rivayet edilen ve Ege Denizi‘ nin kuzeyini süsleyen küçük bir cevher olan Sakız Adası, ziyaretçilerini büyüleyen sakız ağaçlarına sahiptir. Doğal sakız reçinesi taşıyan bu ağaç (Yunanca ―schinos”) tutunduğu ve beslendiği toprak kadar eskidir. Bu ağaç Sakız Adası'nın topraklarına yüzyıllardır gölgesini düşürmektedir. Dünyaca ünlü gum mastic (Doğal sakız reçinesi) ve Chios (Sakız Adası) isimleri bir rastlantı sonucunda oluşmamıştır. Chios, Fenike kökenli bir sözcüktür. 'Mastic' (doğal sakız reçinesi)

    anlamına gelmektedir. Mastic-masticha sözcüğünün Yunanca'da "masticate (çiğnemek)-maso" fiilinden ya da "mastix" sözcüğünden geldiği bilinmektedir [3]. Doğal sakız reçinesinin getirdiği kazanç, adanın ticari önemini artırmış ve adanın Cenevizliler ve Venedikliler tarafından ele geçirilmesine yol açmıştır. Cenevizliler zamanında (1346-1566) 7 kilo kadar sakız reçinesi çalan kişilerin burun ve kulak gibi organları kesilmekte, 25- 50 kilo arasında çalan kişiler ise bir el veya bacak ile bir gözünü kaybederdi. 50 kilodan fazla çalınması durumunda ise idam cezası verilirdi. Aynı cezaya çalanlar kadar, alıcılarda maruz kalırdı ayrıca bu konuda bilgi verenlere de ödül verilirdi. Daha sonra, 1566‘ da Türkler sakız adasını ele geçirdiler. Bu dönemde özellikle doğal sakız reçinesi üreten köyler, Sakız Adası'nın diğer köylerine göre daha da zenginleşmişlerdi. Bu bağlamda mastik köyleri koruma altına alındı ve sahiplerine vergiden muafiyet gibi özel ayrıcalıklar verildi [4].

    3.2 Sakız ağacı’nın Dünya’da ve ülkemizde yayılışı
    Sakız ağaçları Dünya‘da Akdeniz ikliminin hâkim olduğu tüm kıyı kesimlerinde hatta belli bir yüksekliğe kadar iç kesimlerde doğal olarak yetişmektedir [5]. Dünya üzerinde, Güneybatı ve Güneydoğu Avrupa, Batı Asya, Kuzey Afrika, Avrupa ve Kuzey Afrika‘ya yakın birçok ada ve adacıklara (Makronezya) yayıldığı bildirilmiştir [6]. Akdeniz Bölgesi‘nde, Portekiz, İspanya (Baleardahil), Fransa (Korsika dâhil), İtalya (Sardinya ve Sicilya dâhil), Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan, Arnavutluk, Yunanistan (Girit dâhil), Kıbrıs, Türkiye, Suriye, Lübnan, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas‘ta bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 200 m yükseltilere kadar çıkabilen bu bitkiye İstanbul Burgaz Ada, İzmir, Ankara İncesu, Kayseri, Muğla, Marmaris, Kuşadası, Datça, Antalya Kemer, İçel, Tarsus, Ulaş, Seyhan ve Hatay yörelerinde rastlanmıştır [7].

    3.3 Sakız ağacının kökeni ve sistematiği
    Ege ve Akdeniz Bölgesi‘nin doğal bir bitki örtüsü olan P. lentiscus L., Sapindales takımının Anacardiaceae (Sumakgiller) familyasından Pistacia cinsine dahildir. Aynı familyanın diğer önemli üyelerini ise; P. atlantica Desf. (çitlenbik), P. terebinthus L. (melengiç) ve P. vera L. (antepfıstığı) oluşturmaktadır. Ancak, P. lentiscus L. özellikle Akdeniz ve Ortadoğu bölgesinde Pistacia cinsinde bulunan diğer türlerden (P. atlantica Desf., P. palaestina Boiss., P. terebinthus L. ve P. khinjuk Stocks) her dem yeşil olması ile kolaylıkla ayırt edilebilir. Pistacia cinsinin kökeninin

    Orta Asya olduğuna inanılır [8, 9]. Pistacia‘nın iki gen merkezi tanımlanmıştır. Birincisi Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Güney Avrupa‘nın Akdeniz bölgelerini, ikincisi ise Batı ve Orta Asya‘yı içerir [10,11]. Cinsin türleri Kuzey Afrika‘dan Filipinler ile Teksas‘tan Nikaragura‘ya kadar doğal olarak meydana gelir [12]. Bu önemli tür için sınırlı sayıda sistematik çalışma yapılmıştır.
    P. terebinthus L. ve P. vera L., Terebinthus seksiyonunun altında sınıflandırılmasına rağmen, önceleri P. lentiscus, Lentiscus adıyla farklı bir cins olarak düşünülmüş, ancak cins, ilk olarak Linnaeus tarafından tanımlamıştır. Species Plantarum’da [13] Pistacia cinsine ait altı türü sınıflandırmıştır, bunlar sırasıyla: P. lentiscus, P. narbonensis, P. si-maruba, P. terebinthus, P. trifolia ve P. vera’dır. Pistacia narbonensis ve P. trifolia, P. vera‘nın sinonimleridir. Bu çalışmaların ilki Zohary [14] tarafından yapılmıştır. Zohary, Pistacia cinsini morfolojik karakterlerine (yaprak özellikleri ve fıstık morfolojisi) göre 4 bölüm ve toplam 11 türe ayırmıştır [14, 16].
    1. Lentiscella Zoh.: P. mexicana HBK ve P. texana Swingle.
    2. Eu- Lentiscus Zoh.: P. lentiscus L., P. weinmannifolia Poisson ve P. saportae, Burnat.Butmela Zoh.: P. atlantica Desf.
    3. Eu-Terebinthus: P. vera L., P. Khinjuk Stocks, P. terebinthus L., P.palaestine Boiss ve P. chinensis Bge. Pistacia cinsinin sistematiği ile ilgili en güncel çalışma ise, Al-Saghir [12] tarafından yapılmıştır. Cinsin13 taksondan meydana geldiği, 10 tür ve 5 alt tür içerdiği ve iki seksiyondan oluştuğunu bildirmiştir:
    4. Pistacia: Pistacia atlantica Desf., Pistacia chinensis Bunge, Pistacia eurycarpa Yalt., Pistacia khinjuk Stocks, Pistacia terebinthus L., Pistacia vera L., Lentiscella: Pistacia lentiscus L., Pistacia mexicana Humb., Pistacia weinmannifolia J. Poiss. ExFranch.
    3.4. Sakız ağacının morfolojik özellikleri
    Kök: P. lentiscus L., genç dönemde kazık kök ve birçok yan kök ile karakteristiktir. Olgun dönemde, yan kökler oldukça genişler ve saçaklar oluşturur [15].
    Gövde: Sakız ağacı, genellikle çalı veya ağaççık formunda gelişen, 1-3 m‘ye kadar boylanabilen hatta bazen 6 m yüksekliğinde olabilen bir bitkidir (Şekil 1.1). Doğal sakız ağacının gövdesi düz değildir. Gençken açık gri renkte, ileri yaşlarında kül karası rengindedir. Çam ağaçlarında olduğu gibi gövdeden ayrılması zor olan "riknides" adıyla anılan çizgilerle kaplıdır ve pürüzlüdür [17].

    Şekil 1.1: Sakız ağacının gövde görünüşü.
    Çiçek: Dioik bir tür olan sakız ağacında, periant içermeyen çiçekler 1 yıllık sürgünlerin yaprak koltuklarında gelişir. Sakız ağacında çiçeklenme mart-nisan aylarında gerçekleşmekte ve çok sayıda çiçek üretimi söz konusu olmaktadır. Çiçekleri küçük, kırmızımsıdır ve çiçek salkımı halinde kümelenmiştir. Erkek çiçekler 1-2.5 cm uzunlukta bileşik salkımlar, dişi çiçekler ise 1-3 cm uzunlukta seyrek dallanmış salkımlar halindedir. Diğer Pistacia türlerinin aksine, sakız ağacında bulunan çiçek salkımı ana eksen üzerinde kısalma eğiliminde olduğu için sekonder salkım dalları yaprak ekseni üzerinde hemen hemen bir noktadan çıkarak, çiçekler küçük bir demet şeklini altı hafta sonra çiçeklenme gözlenir [18].

    Meyveler: 4-7 mm çapında, yuvarlak-basık ve sivri uçlu, başlangıçta kırmızı, olgunlaştığında ise siyah renktedir (Şekil 1.2). Drupa tipi olan meyveler, etli-sulu bir mezokarp ile kemiksi bir endokarpa sahiptir. Meyveler ekim sonu ile aralık ayı ortasına kadar olgunlaşmaktadır [19,20]. Sakız Adası‘ndaki kültür formlarının varyeteden ziyade, uzun yıllar verime göre selekte edilmiş bir çeşit olduğunu belirtmektedir. Bazı araştırmacılar fazla ve iyi kalitede reçine elde edilebilen bitki olarak sadece Sakız Adası‘ndaki ―Chia‖ varyetesinden bahsetmektedir. Oysa Bailey [21], varyete veya form farklılığının ötesinde Anacardiaceae familyasına dâhil türlerin benzer nitelikte reçine verdiğini belirtmektedir. P. lentiscus L. bitkileri ağaç formuna dönüştükten sonra salgıladığı reçineden yararlanılabilir. Meyveler sonbaharda olgunlaşır [18].

    Şekil 1.2: Olgunlaşmamış (A) ve olgun meyve görünüşü(B)
    Yaprak: Yapraklar genellikle 2-4, nadiren de 5-7 çift yaprakçıktan oluşur ve hiçbir zaman terminal yaprakçık taşımaz. Sakız ağacında, bileşik yaprak ekseninde bulunan kanatçıklar çok karakteristiktir (Çizelge1.1). Yaprakları gövdeye bağlı dal üzerinde 2-12 adet dikdörtgen, mızraksı veya oval biçimindedir. Yaprakçıklar yumurtamsı, mızrak, eliptik, küt veya dikenimsi uçlu gibi formlar gösterir ve tüysüzdür. Yaprakçık uçları genelde keskin bir noktayla sonlanır [7]. Aynı bitki, vejetasyonun farklı dönemlerinde farklı yaprak şekli gösterebilmektedir. Hatta bir bitkinin alt yaprakları ile üstteki yaprakları dahi farklı olabilmektedir. Budama yapılarak terbiye edilen bitkinin de yaprak şekli değişmektedir [19]. Sakız ağacı, cins içinde en kalın yaprakçıklara sahip olan türdür. Yaprak boyutu ve şekilleri ile yaprakçık sayısı açısından geniş bir varyasyona sahip olan türün erkek ve dişi bireyleri de yaprak formu açısından değişiklik gösterir [22].

    Çizelge 1.1: Pistacia lentiscus L.‘nin erkek ve dişi yaprak morfolojileri
    ERKEK DİŞİ
    Yaprakçık sayısı 4-4-2-2-4-6-4-6
    5-3-4-3-4-4-4-6
    6-6-4-4-4
    6-4-6-4-6-6
    Yaprak yapısı Genellikle paripinnat 1-3 Yaprakçıklı Nadiren imparipinnat (3 veya 5 yaprakçıklı)
    Yaprakçıklar eşit büyüklükte
    Genellikle paripinnat 2-3 Yaprakçıklı
    (Nadiren 1 çift 3 yaprakçıklı) Yaprakçıklar eşit büyüklükte
    Yaprak ekseni Eksen Yaprak ekseni belirgin alt kısımda dar kanatlı, üst kısımda belirgin kanatlı
    1-3 cm uzunlukta Eksen çıkıntısız
    Petiol kanatlı 2.5-4.5 cm
    Eksen çıkıntısız veya mukrolu
    Yaprakçıklar Sapsız ovat, nadiren eliptik Damarlar pinnat Sapsız dar eliptik Damarlanma pinnat
    Yaprakçık uçları Kör uçlu Hafifçe girintili Kamamsı kısa Mukronat
    *Yaprak morfolojisi Prof. Dr. A.Selçuk ERTEKİN tarafından yapılmıştır.

    Erkek ağacın yaprak yapısı: Genellikle paripinnat, 1-3 çift yaprakçıklı, nadiren imparipinnat (3 veya 5 yaprakçıklı), yaprakçıklar eş büyüklükte, yaprak ekseni belirgin alt kısımda dar kanatlı, üst kısımda belirgin kanatlı, 1-3 cm uzunlukta, eksen çıkıntısız, yaprakçıklarda damarlar pinnat, sapsız oval, nadiren eliptik, yaprak uçları kör uçlu, hafifçe girintilidir. Erkek ağaçlar stres yokluğunda dişi ağaçlara göre daha yüksek fotosentetik kapasite sergilerken, kuraklık stresinde eşdeğer oranda fotosentetik kapasite ve düşük su kullanım etkinliği gösterirler [23].

    Dişi ağacın yaprak yapısı: Genellikle paripinnat 2-3 yaprakçıklı (nadiren 1 çift 3 yaprakçıklı), yaprakçıklar eşit büyüklüktedir. Eksen kanatlı, 2.5-4.5 cm, çıkıntısız veya mukroludur. Yaprakçıklar sapsız, dar eliptik ve damarlanma pinnattır. Yaprakçık uçları kamamsı, kısa ve mukronattır.

    Tohum: Kromozom sayısı 2n=24‘tür [14]. Tohumlar olgunlaşma döneminde yuvarlak ve düz yüzeylidirler (Şekil 1.3). Tohumlar ekim-kasım ayları arasında toplanabilir [6]. Sakız ağacının, çok sayıda çiçek ve meyve üretmesine karşın yaşayan tohum içeren meyve sayısı çok az olmaktadır. Çiçeklerin büyük kısmı meyve oluşturamamakta ve oluşan meyvelerin önemli bir kısmında ise tohum bulunmamaktadır [18]. Kırmızımsı veya beyaz meyvelerin toplanmasından kaçınılmalıdır çünkü bu meyvelerde embriyo gelişmemiş veya partenokarpiktir [24]. Bu nedenle, siyah meyvelerin içerdiği tohumların çimlenme oranı daha yüksek olduğu için hasat sırasında bunların tercih edilmesi gerekmektedir [26]. Tohumların çimlenmesi epigeiktir. Buna karşın, tüm diğer Pistacia türlerinde çimlenme hipogeiktir. Ayrıca tohum içeren meyvelerin üretimi tek bir populasyondaki bitkilerde bile değişiklik göstermektedir [18, 26].


    Şekil 1.3: Ekzokarpından izole edilmiş tohumlar.
    Sakız reçinesi: Sakız reçinesi, sakız ağacının gövdesinde yapılan çiziklerden damlacıklar halinde sızan aromatik bir bileşiktir (Şekil 1.4). Genellikle bitki kendini korumak amacıyla bu reçineyi salgılar. Erkek bitkilerin sakız üretim potansiyelinin dişilerden fazla olduğu rapor edilmiştir [2].‗Trapezi‘ veya ‗masa‘ denilen beyaz kil, hasat zamanı yere düşen sakızı temiz ve şeffaf tutmak için ağacın altına serpilir. Ağaç altındaki alan düzgün bir süpürge ile süpürülerek sakız toplanır ve çuvallanır. Ağustos ve eylül ayları olmak üzere yılda iki defa hasat alınır. Hasat süresince yağmurun yağması sakızı bozulabilir ya da aşındırabilir veya sakızın taze olması durumunda yağmur suyuyla karışıp farklı renklere dönüşmesine neden olur. Sakız reçinesinin kalitesi rengine göre değişir. Daha temiz ve şeffaf sakız daha kalitelidir ve okside olduğunda sararır. Şeffaf, cam boncuk gibi olan sakız, en kaliteli olandır. Sakızın depolama süresi uzadıkça önce beyaza sonra sarıya döner. Sakıza A, B ve C dereceleri verilir. Sakız reçinesinin üretimi ağaç 5 veya 6 yıllık olduğu zaman başlanır ancak maksimum sakız verimi için ağaçların 12 yılın üzerinde olması gerekir [4]. Gün ışığının doğrudan gövdeye yansıması ve ısıtması mastik oluşumunun artmasında önemli bir rol oynamaktadır [27].

    3.5 Sakız ağacının tıbbi özellikleri
    Sakız ağacının toprak üstü kısımları, idrar söktürücü özelliklerinden dolayı uyarıcı olarak kullanılmasının yanı sıra hipertansiyon, öksürük, boğaz ağrıları, ekzama, karın ağrısı, böbrek taşları ve sarılık tedavisinde kullanılmıştır [28,29]. Yapraklardan ve ince dallardan elde edilen yağ bakterilere karşı vasat bir etkinlik gösterip ve mantara karşı tamamen etkisiz kalmasına rağmen, sakız reçinesinin uçucu yağı mikroorganizmalara ve mantara karşı çok etkili olduğunu kanıtlamıştır [30]. Gallik asit ve onun türevlerinin varlığı, meyvelerdeki 1,2, 3, 4, 6-pentagalloylglukoz, K562 hücre sırasındaki H2O2‘nun sebep olduğu ağız peroksidasyonuna karşı koruyucu bir rol oynadığı belirlenmiştir [31].P.lentiscus L.‘nin fenolik bileşiklerinin önemli derecede antimikrobiyal aktivite, özelliklede antifungal etki gösterdiği rapor edilmiştir [32]. Dahası, incelenen özler, in vitro ortamda süperoksit anyonlar için yüksek derecede azaltıcı ve işe yarar olanları toplayıcı bir etkinlik göstermektedir. Güçlü bir antifungal aktivite ve zayıf bir antibakteriyal etkinlik gözlenmiştir. Ayrıca süperoksit anyonlarında yüksek derecede azaltıcı bir güç kapasitesi ve zayıf bir toplayıcı aktivite göstermişlerdir.

    Sakız yağı, kaspaz-3 aktivitesinin yükselmesi ve damar endotelyal büyüme etkisinin yayılması eşliğinde, insanlardaki lösemi K562 hücrelerinin çoğalmasını önemli ölçüde engellemiştir [33]. P.lentiscus L. yağı alkalen fosfataz, aspartat transaminaz ve üre örneklerinde olduğu gibi civa zehirlenmesine karşı korumada kısmen yardımcı olabilir ve ayrıca güvenilir doğal bir besin kaynağı olarak kabul edilebilir, en azından toplam kolesterol ve düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterolü normal değerlerinde tutarak bunu sağlayabilir [34]. Sakız reçinesinin yararlı iyileştirici özellikleri eski zamanlardan beri bilinmektedir [35]. Dioscorides Pedanius, ‗De materia medica‘ adlı makalesinde sakız reçinesinin sindirme sürecini olumlu bir şekilde etkilediğini ve ek olarak kozmetik özelliklere ve diş için yararlı etkilere sahip olduğunu ifade etmiştir [36]. Klinik araştırmalar ilk olarak sakız reçinesinin gastrik ve duedonal ülsere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur [37, 38]. Sakız reçinesininin vitro ortamda Helicobacter pylori‘ye karşı öldürücü olduğu kanıtlanmıştır [39,40]. Ancak, son araştırmalar sakız reçinesinin insanlardaki H.pylori‘yi in vivo ortamda yok edemediğini göstermiştir [41,42]. Sakız ağacının sakız reçinesi in vitro ortamdaki HCT116 insan kolon kanseri hücrelerinin çoğalmasını engellediği ve bu hücrelerin ölümünü başlatan bileşimleri içerdiği bilinmektedir [43]. Pistacia lentiscus L.‘da geleneksel olarak özellikle göğüs, karaciğer, mide, dalak, rahim tümörleri üzerinde bir anti kanser öğesi olarak kabul edilmiştir [44]. Sakız, androjen-duyarlı hücrelerindeki androjen alıcının boşaltılmasını önemli ölçüde engellemiştir [45]. Sakız reçinesi beyaz kan hücreleri lenfositlerince ifade edilen gizli sinyalleme molekülleri olan sitokininlerin bir grubu olan interlökin-6 (IL-6) etkinlik endeksi ile plazma seviyelerini ve aktif Crohn hastalığı taşıyan hastalardaki C-reaktif proteini önemli ölçüde azalttığı ortaya çıkmıştır [46]. P. lentiscus L. kalp damar hastalıkları ile karaciğer hasarlarına karşı önleyicidir. İn vitro ortamda insan LDL oksitlenmesini engeller [47] ve triterpenler sayesinde, antioksidan/antiatrojenik etki sağlamak için periferal mononükleer kan hücrelerinde hareket eder [48].

    3.6.Sakız ağacının ekonomik önemi
    Sakız ağacı M.Ö birçok medeniyet tarafından başta reçinesi olmak üzere meyvesi, yaprakları ve kimyasal bileşenlerinden dolayı değişik amaçlar için kullanılmıştır. Önemli bir ekonomik değere sahip olan sakız ağacından ticari sakız reçinesi üretimi ne yazık ki bugün sadece Yunanistan‘ın Sakız Adası‘nda gerçekleştirilmekte ve üretilen sakız ihraç edilerek milyonlarca dolar ülke ekonomisine gelir sağlanmaktadır. Sakız Adası‘ndan her türlü bitkisel materyalin ada dışına çıkarılması kesinlikle yasaklanmıştır. Yetiştiricilik, üretim ve pazarlama etkinlikleri Sakız Adası'ndaki üreticiler birliğinin kontrolü altındadır. Buna ek olarak, Avrupa Birliği‘nin ilgili kurumları tarafından Sakız Adasının sakız ağacı yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlar tamamen koruma altına alınmış ve sakız üretiminin devamlı arttırılması için de gerekli maddi destekler sağlanmaktadır. Sakız Adasında üretilen sakız reçinesi 50 ülkeye ihraç edilmektedir. En büyük alıcı ülke ise Suudi Arabistan‘dır [49]. Ülkemizde ise sayıca Çeşme ve çevresinde 200 civarında yaşlı ağaçtan amatör şekilde yapılan 3-5 kg‘lık üretim mevcuttur [16]. 2009 verilerine göre Türkiye‘nin yıllık sakız reçinesi gereksinimi yaklaşık olarak 18 ton civarındadır. Bu ihtiyaç, 2008 yılında 8 tonu ithal edilerek, TEMA‘ya göre 10 tonu da kaçak olarak ülkemize sokularak temin edilmektedir [50]. Sakız ağacı kullanım alanları çok geniş olduğundan oldukça ekonomik bir bitkidir. Bu kullanım alanlarını genel olarak dört gruba ayırabiliriz; (1) ilaç sanayisinde, (2) gıda sanayisinde, (3) kimya endüstrisinde ve (4) diğer kullanım alanları.

    İlaç sanayisinde: İlaç firmaları, mastiksi tablet ve kapsüllerin, kendiliğinden absorbe olan ameliyat iplerinin üretiminde ve yara bandajlarında kullanmaktadır [2]. Merhem ve diş macunu yapımında mastik sakızı kullanılmaktadır. Ağız hijyenitesi için antiseptik olarak diş macunlarında mastik sakızı kullanılmaktadır [51]. Atina Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde yapılan bir çalışmada da mastik ve sakız ağacı yağının, önemli bir antibakteriyel ve fungusidal etkiye sahip olduğu saptanmıştır [52].

    Gıda sanayisinde: Mastik sakızı gıda sanayinde de yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Hazır çorbada koruyucu olarak kullanılır [2]. Tatlandırıcı olarak keklerde, dondurmalarda, sütlü tatlılarda, alkollü içkilerin üretiminde özellikle likör ve uzo üretiminde mastik geniş ölçüde kullanılmaktadır. Mastik sakızı aynı zamanda baharat ve değişik soslara kıvam vermek için de kullanılır. Kıbrıs ve Suudi Arabistan‘da baharat olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Lübnan ve Suriye‘de ev kadınlarının yapmış olduğu geleneksel peynirde mastik kokusu ve tadı bulunur. Yunanlıların festival ekmeklerinin temel içeriği mastiktir. Mastik reçinesi sütlü tatlıların ana bileşeni olup, bunların açık beyaz renkte olmasını sağlamaktadır [51]. Meyvelerinden yenilebilen yağ üretilmekte ve bu yağ doymamış yağ asitleri olan oleik ve linoleik asit bakımından zengin olması bakımından son zamanlarda dikkat çekmektedir [53].

    Kimya endüstrisinde: Kozmetik ürünlerde, verniklemede, resim boyalarında mastik sakızı kullanılmaktadır [54]. Sakız reçinesinin kimyasal analizi sonucu, mastikte % 1-3 arasında mastik yağı, %4 oranında a ve b mastisinik asit, % 0.5 mastikhonik asit, % 20 a-mastikonik asit, % 18 b-mastikonik asit, % 30 a-mastik rezinesi ve % 20 b-mastik rezinesi bulunmuştur [51]. Sakız reçinesi, % 1-3 oranında uçucu yağ içerir. Sakız bitkisinin yapraklarından da % 0,8 oranında uçucu yağ elde edilebilir. Bu uçucu yağın en önemli bileşenleri alfa pinen, mirsen, beta karyofillen, limonen, anetol ve alfa humulen‘dir [19]. Mastikten elde edilen uçucu yağ bileşenleri çoğunlukla monoterpenik ve seskiterpenik yapıdadır. Monoterpenler sekrolitik, ekspektoran, sedatif ve tonik etkileriyle bilinirler. Seskiterpenler, yapıdaki fonksiyonel gruba bağlı olarak değişkenlik göstermekle birlikte, anti enflamasyon etki gösterirler [2]. Saç kepeklenmesine karşı buttum sabununun yapımında kullanılmaktadır [55].

    Diğer kullanım alanları: Sakız ağacı Meksika‘da süs bitkisi olarak kullanılmaktadır ve çok değerlidir. Özellikle şehir yerleşim alanlarında bulunmaktadır ve uygun iklim özelliklerinin olmadığı yaz aylarında bile yaşamını sürdürebilmektedir. Dekoratif görünümü ve hoş kokusu nedeni ile bahçe düzenlemesinde de kullanılabilir. Toprağı örtmesi nedeni ile toprak erozyonunu da önlemektedir. Kökler 20–25 metre derinliğe kadar uzanabilir. Bu nedenle, kuraklığa dayanıklılık bakımından incir ve zeytine göre daha güçlüdür. Arazi yangını gibi kötü koşullarda bile kısa sürede yeniden rejenere olabilir. 3.7 Sakız ağacının çoğaltımı

    3.7.1 Geleneksel metotlar
    Sakız ağacının geleneksel çoğaltımı: tohumların çimlendirilmesi, çeliklerin köklendirilmesi ve aşılama yöntemleri ile gerçekleştirilmektedir.

    3.7.1.1 Tohumdan fidan üretimi
    Sakız ağacında Pistacia cinsine dahil diğer türler gibi rüzgarla tozlaşma olmaktadır [56]. Bu nedenle dişi bitkiler kolaylıkla yabancı tozlaşma yapmaktadır. Tohumdan gelişen bitkiden uzun yıllar sonra sakız alınabilmekte ve bu ağaçlarda sakız verimi, türün dioik olması nedeniyle ağacın geliştiği tohumun genotipik özelliklerine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Ayrıca, partenokarpi ve ovaryumun gelişmemesi gibi döllenme problemlerinden dolayı genotipler arasında tohumların çimlenme oranları da farklı olur [57]. Sakız ağacı çok sayıda çiçek ve meyve oluşturmaktadır. Ancak canlı tohum içeren meyve sayısı çok azdır ve meyvelerin içi çoğunlukla boş olduğundan tohum bulunmamaktadır [18]. Farklı renklerdeki meyvelerde yapılan araştırmalar [24,25], kırmızı veya yeşilimsi beyaz meyvelerde embriyonun gelişmemiş veya partenokarpik olduğunu göstermiştir. Kırmızı ve beyaz meyvelerin aksine siyah meyvelerin içerdiği tohumların canlılık oranı göreceli olarak daha yüksektir ve bu nedenle tohumların siyahlaştıktan sonra hasat edilmesi çimlenme oranını artırmaktadır [26].

    3.7.1.2. Çelikle fidan üretimi
    Sakızın fidan ile üretimi geleneksel olarak 40-50 santimetrelik dal çeliklerinin şubat ve mart aylarında dikilmesi ya da daldırma suretiyle olmaktadır [58]. Özellikle kalın dallardan hazırlanan çelikler bu aylarda araziye dikilmektedir. Çelik ile üretimde köklenmede başarının düşük olduğu görülmüştür [20, 59]. Bu konuda İsfendiyaroğlu [60] tarafından yapılan çalışma, sakız ağacının bir yıllık sürgünlerden hazırlanan çeliklerinde, değişik hormon karışımları ile muamele edildiğinde köklenme görüldüğü ve köklenmenin şubat ayında alınan çeliklerde en yüksek, diğer aylarda ise daha düşük olduğunu rapor etmiştir. Ayrıca, araziye ekimde kullanılabilecek fazla sakız veren seçkin ağaç sayısı az olduğu için ana bitkiden alınabilecek çelik sayısı da sınırlı olmaktadır. Her ne kadar, son zamanlarda çelikle çoğaltılmasında bazı ümit verici bulgular elde edilmişse de [61], çeliklerden düşük oranda adventif kök gelişiminden dolayı, bitkinin vejetatif olarak çoğaltılmasında halen zorluklar bulunmaktadır [62]. Sakız ağacının geleneksel çoğaltım yöntemi, kalın dallardan hazırlanan odun çeliklerinin kış aylarında doğrudan bahçe tesis edilecek araziye dikilmesine dayanmaktadır [63]. Ancak bu yöntemle hem köklenme uzun sürmekte hem de başarı oranı düşük olmaktadır. Çeliklerle vejetatif çoğaltımı in vitro ortamda çalışan Mascarello ve ark. [62] köklenme oranının düşük olduğunu ve in vivo ortama adapte olan bitki sayısının da düşük olduğunu rapor etmiş ancak çalışmada köklenme yüzdesine ait kantitatif bulgular sunulmamıştır. Bununla birlikte İsfendiyaroğlu [61], kontrollü koşullar altında şubat ayında alınan yapraklı odun çeliklerinin 20 mg/l-1 indol butürik asit (IBA) uygulaması ile % 45 köklenme sağladığını rapor etmiştir. Bir yıl içerisinde 11 farklı tarihte alınan çeliklerde ikinci en yüksek köklenme oranı ise, % 29 ile mart ayında elde edildiği bildirilmiştir. Bu çalışma sonucu üretilen fidanların bahçe performansları ile ilgili herhangi bir sonuç verilmemiştir. Son zamanlarda çeliklerin köklenmesinde elde edilen sonuçlar umut verici olsa da, sakız ağacı in vivo vejetatif yöntemlerle çoğaltımı sonucunda oluşan bitkiler çalı formu kazanmasından dolayı bu çalı formundaki ağaçların da ağaç formuna dönüştürülmesi gerekmektedir. Sakız ağacı çoğaltımı için kullanılan bu geleneksel yöntemlerle kurulan az sayıdaki sakız bahçelerinden elde edilen ürünler talepleri karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle var olan çoğaltım teknikleri, biyoteknolojik çoğaltım yöntemleri ile desteklenmelidir.

    3.7.1.3. Aşılama ile fidan üretimi
    Sakız ağacının gerek çöğür, gerekse doğadaki yabani formlar üzerine aşılanmasına yönelik çalışmalarda da başarı sağlanamamıştır [56, 59]. Sakız ağacı aşıyla çoğaltılamayan bir tür olarak düşünülmektedir. Pistacia cinsinin ortak özelliğinin dokularında zamk (mastik) salgı maddesinin bulunması ve salgı kanallarının kabuğun odun dokusuna yakın floem kısmında yer alması [58, 59], aşılama çalışmalarını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla aşılama esnasında yapılan en küçük yaralama neticesinde sakız salgısı oluşmakta, anaçla aşı gözü arasını doldurarak aşının tutmasını engellemektedir. Özellikle fenolik maddelerin oksidasyonu sonucunda nekrotik tabakalar oluşmakta ve bunlar kambiyal geçişi engelleyerek aşı başarısını düşürmektedir [63]. Bu nedenle, derin yapılan yarıkların ve kalem aşılarının sakız ağacında aşı tutmasını engellediği ve aşılama esnasında buna dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sakız ağacı gibi yine bir Pistacia türü olan antepfıstığının (P. vera L.) çöğürü üzerine veya yabani Pistacia'ların üzerine aşılanması çalışmalarından çok başarılı sonuçlar rapor edilmiştir [64, 65]. Son zamanlarda rapor edilen bir çalışmada sakız ağacı çeliklerinin antepfıstığının dört türünün in vitro çimlendirilmiş tohumlarının anaç olarak kullanıldığı bir çalışmada hiçbir uyumsuzluk sorunu gözlenmemiştir [66]. Bu çalışmada özellikle P. vera L. ve P.khinjuk Stocks türlerinin 2 haftalık bir sürede aşı kalınlığına geldiği ve % 100 aşı tutma başarısı gösterdiği rapor edilmiştir [67]. Tohumdan yetişen fidanlarda genetik açılım söz konusu olduğundan verimli sakız üretimi için erkek veya dişi ağaçların mutlaka üstün nitelikli standart kültür çeşitleri ile aşılanması gerekmektedir. Ancak fenolik madde salgılayan ağaçlarda genel olarak aşılama başarısını aşılama zamanı ve yöntemi etkilemektedir. Yılın farklı mevsimlerine bağlı olarak değişim gösteren bu maddelerin azlığı ya da çokluğu başarıyı etkilemektedir. Bunların yanı sıra anaç ve kalemin fizyolojik koşulları, hatta bitki büyüme düzenleyiciler aşı başarısını etkileyebilmektedir. Başarıyı etkileyen bir diğer etken de aşılama yöntemidir. Aşılamada temel husus, anaç ve kalemin kambiyum tabakalarının birbiri üstüne gelecek şekilde yerleştirilmesi ve işlemin kambiyumun en aktif olduğu zaman yapılmasıdır. Özellikle sakız gibi salgı veren anaç ve kalemlerde aşının yöntemi önem kazanmakta, aşılama için yapılacak kesimler önem taşımaktadır. Türlere göre; denenen aşı yöntemlerinden bazıları daha iyi sonuç vermektedir. Bunda, açılan kesim yaralarının kaynaşmasının ve anaç ile kalemin kambiyumlarının çakışmasının rolü büyüktür. Örneğin, kabuk aşılarında bazen epidermis tabakaları arasında boşluk kalabilmekte ve aşı başarısı düşmektedir [16]. Sakız ağacı ile aynı cins olan antep fıstığı aşılama çalışmalarında mevsimler ve yapılan aşı yöntemleri arasında farklılıklar bulunmuştur [68˗71]. Ancak yine de Acar [59], sakızda yaşlı gövdeleri yenilemek ve yabani sakız çalılarını değerlendirmek için yapılan aşı denemelerinden herhangi bir sonuç alınamadığından söz etmektedir. Bugün sakız üreticiliği ekonomik önemini yitirmiş ve mevcut ağaç varlığı da yok olma tehlikesi altına girmiştir. Bununla birlikte, son zamanlarda ürüne olan talep artışına bağlı olarak, sakız ağacı kültürünün yeniden canlandırılmasına yönelik girişimlerin olduğu gözlenmektedir. Bu girişimler, yörede bulunan eski plantasyonların yenilenmesi veya yaygınlaştırılması için yeterli miktar ve kalitede fidan üretiminin gerekliliğini gündeme getirmiştir. Aslında İzmir‘in, Çeşme ve Alaçatı ilçelerinde bulunan sakız ağacı potansiyeli, Sakız Adası‘ndan bulunandan daha fazladır ancak bu adı geçen yerlerde bulunan sakız ağaçları, üretim yapılamayan ağaç ya da ağaçtan çok bozuk nitelikte çalı formundadır. Bu nedenle 2008 yılında, Falım sakızları (Cadbury) ve TEMA Vakfı tarafından ―Bozuk Sakız Ağacı Rehabilitasyonu Projesi‖ başlatılmıştır. Bu proje kapsamında İzmir Gülbahçe‘de, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü araştırma sahasında bulunan sakız ağaçlarının aşılanması yoluyla sakız reçinesi üretiminin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. İlgili proje kapsamında bu araştırma sahasında bulunan 17.867 adet bozuk sakız ağacının iyileştirilmesi ve aşılanması ayrıca, 5.956 adet aşılı sakız fidanı dikimi gerçekleştirilmesi planlanmıştır [72].

    3.7.2. Biyoteknolojik metotlar (Doku kültürü teknikleri)
    Biyoteknoloji; hücre ve doku kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanısıra makine mühendisliği, elektrik- elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeler elde etmek için kullanılan teknolojilerin bütünüdür. Biyoteknoloji uygulamaları; mikrobiyoloji, biyokimya, moleküler biyoloji, hücre biyolojisi, immünoloji, protein mühendisliği, enzimoloji ve biyoproses teknolojileri gibi farklı alanları bünyesinde toplar. Bu nedenle de biyoteknoloji birçok bilimsel disiplinle karşılıklı ilişki içinde gelişir. Biyoteknolojinin en önemli uygulama alanlarından birisi de bitki biyoteknolojisidir. Bugün bitki biyoteknolojisinin ticari olarak kullanımını iki ana başlık altında toplayabiliriz [73]:
    1. Bitkilerin özelliklerinin iyileştirilerek çoğaltılması veya klonlanması
    2. Farmasötik sanayi için hammadde üretimi.
      Bitki özelliklerinin iyileştirilerek çoğaltılmasında, çoğu 1960 ve 1970‘li yıllarda kurulmuş bitki doku kültürü laboratuvarının da uyguladıkları doku kültürü teknikleridir. Doku kültürü, bitkiden izole edilen doku (eksplant) parçasını yapay besi ortamında süresiz yaşatma tekniğidir. Hücre ve dokular bölünerek kök, yaprak, sürgün, embriyo ve tam bitki geliştirirler. Sakız ağacı üzerine yapılan in vitro çalışmalar günümüze kadar çok sınırlı sayıdadır.
    Pistacia cinsinde yapılan mikroçoğaltım çalışmalarının çoğu ekonomik değeri nedeniyle P. vera L.‘da yapılmış olsa da bazı Pistacia türleri üzerine de in vitro kültürlerin başlatılması ve optimizasyon çalışmaları mevcuttur (Çizelge 1.2).
    Çizelge 1.2: Pistacia cinsine ait türlerde yapılan önemli in vitro mikroçoğaltım çalışmaları
    Tür İn vitro
    Sistem
    Sonuç Kaynak
    P. vera L. Su ve Nt* Bitki üretimi Barghchi ve Alderson, 1983
    [74]
    P. vera L. Su Bitki üretimi Onay, 2000 [75]
    P. vera L. Nt Bitki üretimi Özden-Tokatlı ve ark., 2005
    [76]
    P. vera L. Yaprak Bitki üretimi Tilkat ve Onay., 2009 [77]
    P. vera L. Yaprak Çoklu sürgün oluşumu Tilkat ve ark., 2009 [78]
    P. vera L.
    P. khinjuk Stocks
    Su ve Nt Su Bitki Üretimi
    Çoklu sürgün oluşumu
    Tilkat, 2006 [79]
    Barghchi, 1982 [80]
    P. khinjuk Su Bitki üretimi Tilkat ve ark., 2005 [81]
    P. mutica Fischer Su ve Nt Sürgün büyümesi Barghchi, 1982 [80]
    P. atlantica Desf. Su ve Nt Sürgün büyümesi Barghchi, 1982 [80]
    P. palaestina Boiss. Su ve Nt Sürgün büyümesi Barghchi, 1982 [80]
    P. terebinthus L. Nt Çoklu sürgün oluşumu Pontikis, 1984 [82]
    P. terebinthus Nt Sürgün proliferasyonu Gannoun ve ark., 1995 [83]
    P. lentiscus L. Su Sürgün proliferasyonu
    (kararma)
    Fascella ve ark., 2004 [84]
    P. lentiscus L. Su Kararma nedeniyle sürgün proliferasyonu elde
    edilememiştir
    Taşkın ve İnal, 2005 [85]
    P. lentiscus Su Sürgün proliferasyonu (kararma) Mascarello ve ark., 2007 [62]
    P. lentiscus L.
    P.lentiscus
    Su, Nt, Kn
    Su
    Bitki üretimi Bitki üretimi Koç 2011 [86]
    Yıldırım 2012 [87]
    * Su: Sürgün ucu; Nt: Nodal tomurcuk, Kn: kotiledon nodu.

    Çizelge1.2‘de görüldüğü gibi P. lentiscus L.’nin in vitro çoğaltılmasıyla ilgili sadece birkaç ön çalışma rapor edilmiştir [84, 85, 62]. Bu ön çalışmalardan, Fascella ve arkadaşları [84] sakız ağacının çoğaltımında McCown‘nun makro ve mikroelementlerinin [88] kullanımının eksplantlarda oluşan kararmayı azalttığını ancak gövde proliferasyonunun MS [89] besi ortamında daha iyi olduğunu rapor etmişlerdir. Taşkın ve İnal [85], P. lentiscus var Chia‘nın olgun ve genç dokularından alınan apikal sürgün uçlarını farklı hormon derişimlerini içeren MS ve DKW [90] besi ortamlarında kültüre aldıkları çalışmada, alınan materyallerden besi ortamına salınan yoğun fenolik bileşiklerden dolayı eksplantlarda organogenezi gözlemişlerdir. Mascarello ve arkadaşları [62] tarafından yapılan bir başka in vitro çalışmada ise, Pistacia lentiscus L.‘a ait tohum ve genç bitki eksplantlarını kullanmışlar ve tohumların çimlenme oranını arttırmak için çimlenmeyi arttırıcı çeşitli uygulamalar denemişlerdir. Tohumların soğukta tutularak hidrojen klorür (HCI) ile aşındırılmasının ve gibberelik asit (GA3)
    uygulamalarının tohumlarda çimlenme oranını arttırdığını rapor etmişlerdir. Aksenik sürgünlerin in vitro çoğaltımında ise en iyi sürgün proliferasyonunu 0.5 mg/l-1 6-benzil adeninin (BA) sağladığı ve eksplant başına ortalama 3.5 sürgün oluştuğu bildirilmiştir. Gövdelerin köklendirilmesi için ise naftalen asetik asit (NAA) ve IBA‘nın etkileri denenmiş ve 0.5 mg/l-1 NAA içeren besi ortamında çok sayıda uzun köklerin oluştuğu rapor edilmiştir. Son zamanlarda Koç [86] ve Yıldırım [87] tarafından yapılan çalışmalarda juvenil sakız ağacının in vitro mikroçoğaltılması için protokoller tanımlanmıştır. Koç [86] tarafından yapılan çalışmada in vitro koşullarda çimlendirilen bitkiciklerden alınan gövde ucu, nodal tomurcuklar ve kotiledon nodu gibi farklı eksplantlar, farklı sitokinin tip (BA, kinetin, TDZ ve 2-izopentiladenin) ve miktarları (1, 2, 4 mg/l) ve karbon kaynakları (sukroz ve glikoz) içeren çeşitli besi ortamlarına (MS,

    WPM, QL ve DKW) aktarılarak, in vitro proliferasyon optimize edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre 1 mg/l BA ve 30 g/l sukroz içeren MS besi ortamında en yüksek proliferasyon (%71.4) ve eksplant başına en fazla gövde (1.87) nodal tomurcukların rejenerasyonu ile elde edilmiştir.
    İn vivo koşullara transferden dört hafta dört ay ve iki yıl sonra sırasıyla, % 83.3,
    % 96 ve % 100 gibi yüksek oranlarda yaşam canlılığı elde edilmiştir [91]. Bununla birlikte, olgun erkek ve dişi sakız ağaçlarının in vivo zorlanan sürgünlerinden in vitro çoğaltma metodunun geliştirilmesi çalışmalarının devam ettiği rapor edildi.

    4. SONUÇ
    Sakız ağaçları Dünya‘da Akdeniz ikliminin hâkim olduğu tüm kıyı kesimlerinde hatta belli bir yüksekliğe kadar iç kesimlerde doğal olarak yetişmektedir [5]. Sakız ağacı yurdumuzda Ege ve Akdeniz bölgelerindeki maki vejetasyonu içinde yer alan herdem yeşil, çalı formunda ve dioik bir bitkidir [61]. Sakız ağacını ekonomik anlamda önemli kılan, bu bitkiden sakız (mastik) elde edilmesidir. Sakız ağacının geniş yayılış alanına karşın, kültürü çok eski zamanlardan beri sadece Yunanistan'ın Sakız Adası'nın güneyinde yapılmaktadır. Sakız ağacının kültürünün bu kadar dar alanda kalmasında bazı ekolojik faktörlerin belirleyici olduğu bildirilmektedir [20,59,58]. Her sakız ağacının kaliteli ve fazla reçine vermediği bilinmekte ve özellikle erkek ağaçların dişi ağaçlara görece daha fazla reçine verdiği rapor edilmiştir [59]. Sakız üretimi için öncelikle sakız ağaççıklarının ağaç formuna getirilmesi veya sakız veren çeşitle aşılanması gereklidir. Çalı görünümündeki bu ağaççıkların ağaç formuna girmelerini için uzun yıllar gereklidir. Dünyada bugün sadece Yunanistan‘ın Sakız Adası‘nda ticari sakız reçinesi üretimi gerçekleştirilmekte, üretilen reçine ya ham olarak ya da işlenerek değişik ürünlerde katkı maddesi olarak kullanılmak üzere ihraç edilerek milyonlarca dolar gelir ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Ülkemizde ise Çeşme yarımadasının belli yörelerinde yeni sakız plantasyonları sakız üretimi yapıldığı bilinmektedir. Ancak son yıllarda artan turizm yatırımları nedeniyle tarım alanları daralmıştır. Sonuçta mevcut ağaç varlığı da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bununla birlikte, son zamanlarda bu; ürüne olan talep artışına bağlı olarak, sakız ağacı kültürünün yeniden canlandırılmasına yönelik girişimler olduğu gözlenmektedir. Bu açıdan, yörede bulunan eski plantasyonların yenilenmesi ve yaygınlaştırılması, yeterli miktar ve kalitede fidan üretimini gündeme getirmiştir. Biyoteknolojik yöntemlerle kaliteli fidan üretimi için Onay ve ark. [91] tarafından tamamlanan TUBİTAK-KBAG 110T941 nolu proje kapsamında organogenezis ve mikroaşılama yöntemleriyle sakız fidanı üretilebileceği rapor edilmiştir. Aslında İzmir‘in kıyı şeridi ilçelerindeki sakız ağacı potansiyeli, Sakız Adası‘ndan daha fazladır. Ancak bu bölgede bitkiler ya üretim yapılamayan ya da terbiye edilmemiş bozuk nitelikte çalı formunda ağaçlardır. Bu nedenle sakız ağaçlarına gereken önemin verilmesi sağlanabilirse ülkemiz sakız ağaçlarını kazanmış olacaktır. Böylece milyonlarca dolar ödenerek ithal edilen tonlarca sakız reçinesi ülkemizde üretilebilecektir. Kurulacak sakızlıklardan yapılacak sakız reçinesi üretimi ile ithalat için verdiğimiz milyonlarca dolar paranın başka yatırım alanlarında kullanılmasına ve kurulacak sakızlıklarda yeni istihdamların oluşmasıyla ülkemiz ekonomisine katkı sağlanmış olacaktır.

    KAYNAKÇA
    [1] Le Floc‘h E., Nabli M.A. 1983. Programme flore et végétation Tunisiennes. In:Contribution à une étude ethnobotanique de la flore Tunisienne. Tunis. Ministère de I‘enseignement supérieur et de la recherche scientifique, imprimerie officielle de la république Tunisienne, p. 144–145.
    [2] Boztok Ş. 1999. Sakız Yetiştiriciliği Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi, Çeşme Doğa ve Hayvan Severler ve Koruyanlar Derneği Yerel Gündem -21 İzmir, 15 s.
    [3] URL-3: http://www.sakizticaret.com/index.htm. 20 Nisan 2007
    [4] Peterson D., BA., Dip. NT, RH (AHG), ARC President 2010. Aromatic journey in the eastern Mediterranean. Issue 11.
    [5] Ak B.E., Parlakcı H. 2009. Pistacia lentiscus in the mediterrranean region in Turkey. Acta Hort., no.818, p.77-82.
    [6] Prada M.A., Arizpe D. 2008. Pistacia lentiscus L. In:Riparian tree and shrub propagation handbook. Page 90-93.
    [7] Davis PH. 1967. Linum L. In: Davis PH. (ed.) Flora of Turkey and the East Aegean Islands. Edinburgh University Press, Edinburgh. 2: 425–450.
    [8] Parfitt D. E., Badenes M. L. 1997. Phylogeny of the genus Pistacia as determined from analysis of the chloroplast genome. Proc. Natl. Acad. Sci. USA, vol.94, no 15, p.7987-7992.
    [9] AL-Saghir, M. G. 2010. Phylogenetic analysis of the genus Pistacia L. (Anacardiaceae) based on morphological data. Asian J. Plant Sci., vol.9, no.1, p.28-35. [10] AL-Saghir M. G. 2009. Evolutionary history of the genus Pistacia (Anacardiaceae). Int. J. Bot., vol.5, no.3, p.255-257.
    [11] Kafkas S., Kafkas E., Perl-Treves R. 2002. Morphological diversity and a germplasm survey of wild Pistacia species in Turkey. Genet. Resour. Crop Ev., vol.49, no.3, p.261-270.
    [12] AL-Saghir M. G., Porter D. M. 2012. Taxonomic revision of the genus Pistacia L. (Anacardiaceae). AJPS, vol.3, no.1, p.12-32.
    [13] Linnaeus C. 1753. Species Plantarum. Laurentii Salvii, vol.2, no.1753, p.1025- 1026.
    [14] Zohary M. 1952. A monographical study of the genus Pistacia. Palestine Journal of Botany Jerusalem, vol.5, p.187-228.
    [15] Mattia C., Bischetti G. B., Gentile F. 2005. Biotechnical characteristics of root systems of typical Mediterranean species. Plant Soil., vol.278, no.1-2, p.23-32.
    [16] Parlak S., Akbin A. N. 2008. Sakız (Pistacia lentiscus var. Chia)‘nın aşılama yoluyla çoğaltılması. Çevre ve Orman Bakanlığı Araştırma Projesi, proje no: 15.2110/2008-2010.
    [17] URL-1: http://www.ibiblio.org/pfaf/cgibin/a...acia+lentiscus.
    [18] Palli M. E., Aronne G. 2000. Reproductive cycle in southern Italy of Pistacia lentiscus (Anacardiaceae). Plant Biosyst.,vol.134, no.3, p.365-371.
    [19] Boztok Ş., Zeybek U. 2004. Pistacia cinsine dahil bazı doğal bitkilerin sakız reçinesi kalitesi açısından irdelenmesi, gıda ve ilaç sanayinde değerlendirilmesi üzerine araştırma. Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi. İZMİR.
    [20] Browicz F.A. 1987. Pistacia lentiscus L. var. Chia (Anacardiacea) on Chios island. Pl. Sys. Evol., vol.155, no.1-4, p.189-195.
    [21] Bailey L.H. (1963). The Standard Cyclopedia Of Horticulture.
    [22] Özel N. 2006. Sakız‘ın taksonomisi ve biyolojik özellikleri, Pistacia lentiscus L. (Sakız Ağacı), Paneli, Ege Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi.
    [23] Nicotra A.B., Chazdon R. L., Montgomery R. A. 2003. Sexes show contrasting patterns of leaf and crown carbon gain ın a dioecious rainforest shrub. Am. J. Bot.,vol.90, no.3, p.347-355.
    [24] Jordano P. 1988. Polinizacion y variabilidad de la produccion de semillas en Pistacia lentiscus (L) (Anacardiaceae). Anales Jará. Bot. Madrid, vol.45, no.1, p.213- 231.
    [25] Jordano P. 1989. Pre-dispersal biology of Pistacia lentiscus (Anacardiaceae): cumulative effects on seed removal by birds Oikos. 55: 375-386.
    [26] Verdu M., Garcia–Fayos P. 2002. Ecologia reproductiva de Pistacia lentiscus L. (Anacardiaceae): anacronismo evolutivo en el matorral mediterranes. Rev. Chil. Hist. Nat., vol.75, no.1, p.57-65.
    [27] Triantafyllou A., Chaviaras N., Sergentanis T. N., Protopapa E., Tsaknis J. 2006. Chios mastic gum modulates serum biochemical parameters in a human population. J. Ethnopharmacol, vol.111, no.1, p.43–49.
    [28] Bentley RY., Trimen H. 1980. Medicinal plants. In Gardeli et al. (eds)Essential oil composition of Pistacia lentiscus L. and Myrtuscommunis L.: Evaluation of antioxidant capacity of methanolic extracts. Food Chem, p.1-11.
    [29] Palevitch D., Yaniv Z. 2000. Medicinal plants of the Holy Land. Modan Publishing House, Tel Aviv, Israel. In Ljubuncic et al. (eds) The effects of aqueous extracts prepared from the leaves of Pistacia lentiscus in experimental liver disease. J.Ethnopharmacol, p.198–204.
    [30] Magiatis P., Melliou E., Skaltsounid AL., Chinou IB., Mitaku S. 1999. Chemical composition and antimicrobial activity of the essential oils of Pistacia lentiscus var. chia. Plant Med., vol.65, p.749-752.
    [31] Abdelwahed A., Bouhlel I., Skandrani I., Valenti K., Kadri M., Guiraud P., Steiman R., Mariotte AM., Ghedira K., Laporte F., Dijoux-Franca MG., Chekir-Ghedira
    L. 2007. Study of anti mutagenic and antioxidant activities of gallic acid and 1,2,3,4, 6- pentagalloylglucose from Pistacia lentiscus confirmation by microarray expression profiling. Chem. Biol. Interact., vol.165, no.1, p.1–13.
    [32] Benhammou N., Bekkara F. A., Panovska T. K. 2008. Antioxidant and antimicrobial activities of the Pistacia lentiscus and Pistacia atlantica extracts. Afr. J. Pharm. Pharmaco., vol.2, no.2, p.22-28l.
    [33] Loutrari H., Magkouta S., Pyriochou A., Koika V., Kolisis F.N., Papapetropoulos A., Roussos C. 2006. Mastic oil from Pistacia lentiscus var. chia inhibits growth and survival of human K562 leukemia cells and attenuates angiogenesis. Nutr. Cancer, vol.55, no.1, p.86–93.
    [34] Tounes M., Abdennour C., Houaine N. 2008. Influence of Pistacia lentiscus oil on serum biochemical parameters of domestic rabbit Oryctolagus Cuniculus in mercury induced toxicity. Eur. J. Scı. Res.,vol.24, no.4, p.591-600.
    [35] Moussaieff A., Fride E., Amar Z., Lev E., Steinberg D., Gallily R., Mechoulam R. 2005. The Jerusalem Balsam: from the Franciscan Monastery in the old city of Jerusalem to Martindale 33. J Ethnopharmacol, vol.101, no.1-3, p.16-26.
    [36] Wellmann M., (Ed.) 1907. Pedanii Dioscuridis Anazarbei de materia medica libri quinque, vol.1. Weidmann, Berlin.
    [37] Al-Habbal M.J., Al-Habbal Z., Huwez F.U. 1984. A double-blind controlled clinical trial of mastic and placebo in the treatment of duodenal ulcer. Clın. Exp. Pharmacol P., vol.11, no.5, p.541-544.
    [38] Al-Said M.S., Ageel A.M., Parmar N.S., Tariq M. 1986. Evaluation of mastic, a crude drug obtained from Pistacia lentiscus for gastric and duodenal antiulcer activity.
    J. Ethnopharmacol., vol.15, no.3, p.271-278.
    [39] Huwez F.U., Thirlwell D., Cockayne A., Ala‘Aldeen D.A. 1998. Mastic gum kills
    Helicobacter pylori. N. Engl. J. Med., vol.339, no.26, p.357-363.
    [40] Marone P., Bono L., Leone E., Bona S., Carretto E., Perversi L. 2001. Bactericidal activity of Pistacia lentiscus mastic gum against Helicobacter pylori. J. Chemother., vol.13, no.6, p.611–614.
    [41] Bebb J.R., Bailey-Flitter N., Ala‘Aldeen D., Atherton J.C. 2003. Mastic gum has no effect on Helicobacter pylori load in vivo. J. Antimicrob. Chemother.,vol.52, no.3, p.522–523.
    [42] Loughlin M.F., Ala‘Aldeen D.A., Jenks P.J. 2003. Monotherapy with mastic does not eradicate Helicobacter pylori infection from mice. J. Antimicrob. Chemother.,vol.51, no.2, p.367–371.
    [43] Balan KV., Prince J., Han Z., Dimas K., Cladaras M., Wyche GH., Sitaras NM., Pantazis P. 2007. Antiproliferative activity and induction of apoptosis in human colon cancer cells treated in vitro with constituents of a product derived from Pistacia lentiscus L. var. chia. Phyto Med., vol.14, no.4, p.263–272.
    [44] Assimopoulou A.N., Papageorgiou V.P. 2005. GC-MS analysis of penta- and tetra- cyclic triterpenes from resins of Pistacia species. Part I. Pistacia lentiscus var. chia. Biomed Chromatogr., vol.19, no.4, p.285–311.
    [45] He M.L., Yuan H.Q., Jiang A.L., Gong A.Y., Chen W.W., Zhang P.J., Young C.Y., Zhang J.Y. 2006. Gum mastic inhibits the expression and function of the androgen receptor in prostate cancer cells. Cancer vol.106, no.12, p.2547–2555.
    [46] Kaliora A.C., Stathopoulou M.G., Triantafillidis J.K., Dedoussis G.V., Andrikopoulos N. K. 2007. Chios mastic treatment of patients with active Crohn's disease. World J.Gastroenterol., vol.13, no.5, p.748–753.
    [47] Andrikopoulos N.K., Kaliora A.C., Assimopoulou A.N., Papapeorgiou V.P. 2003. Biological activity of some naturally occurring resins, gums and pigments against in vitro LDL oxidation. Phytother. Res., vol.17, no.5, p.501–507.
    [48] Dedoussis G.V., Kaliora A.C., Psarras S., Chiou A., Mylona A., Papadopoulos N.G., Andrikopoulos N.K. 2004. Antiatherogenic effect of Pistacia lentiscus via GSH restoration and down regulation of CD36 mRNA expression. Atherosclerosis vol.174, no.2, p.293–303.
    [49] Moussouris Y., Regato P. 1999. An overview of non timber forest products in the Mediterranean region. FAO on-line publications,http://www.fao.org/docrep/x5593e/x5593e03.htm (Erişim tarihi: 3.5.2011). [50] Bilgin D.C. 2009. Hürriyet Gazetesi, http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12192244&tarih=2009-08-01.
    [51] Sherman DR. 2005. "The Magic Tree-Marvelous Masticha", Epikouria Magazine, Fall/Winter, issue 1.
    [52] Anonim 2002. The Possible Benefits of Mastica, a Dietary Supplement. Allergy Research Group. 30806 Santana Street; CA 94544.
    [53] Ucciani E. 1995. Nouveau dictionnaire des Huiles Ve´ge´tales—composition en acides gras. Technique et Documentation–Lavoisier, Paris (in French).
    [54] Calabro G., Curro P. 1974. Costituenti degli olii essenziali. Nota IV — essenza di lentisco, Estratto da Essenze Derivati Agrumari 44:82–92 (in Italian).
    [55] Üçer M. 2004. Sakız ve mutfak kültürümüzde damla sakızı ile yapılan yiyecekler. Türk mutfak kültürü üzerine araştırmalar. Türk halk kültürü ve tanıtma vakfı yayınları. Ankara.
    [56] Whitehouse W.E. 1957. The pistachio nut-a new crop for the western United States. Econ. Bot., vol.11, no.4, p.281-321.
    [57] Mulas M., Albentino P., Brigaglia N. 1998. Evaluation of Pistacia lentiscus L. genetic resources to select ecotypes having high efficiency in thecolonisation of marginal lands. Acta Hort., 457: 279-286.
    [58] Perikos J. 1993. The Chios Gum Mastic. Print All Ltd. Athens, Greece p:95.
    [59] Acar İ. 1988. (Pistacia lentiscus L. var. Chia.) Sakızı üretiminin geliştirilmesine esas olmak üzere sakızın fiziko-kimyasal yönden incelenmesi. Ormancılık Araştırma Ens. Teknik Rap.Ser., no 35.
    [60] İsfendiyaroğlu M. 1994. Bazı dış mekan süs bitkileri yeşil çeliklerinin köklenmelerine çeşitli faktörlerin etkileri üzerine araştırmalar. E.Ü.Z.F. Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, s: 59.
    [61] İsfendiyaroğlu M. 2003. Effects of some physical and biochemical factors on the rooting of mastic tree (Pistacia lentiscus var. Chia Duham.) cuttings. Ege Üniv. Ziraat Fak. Derg., vol.40, No.1, p.25-32.
    [62] Mascarello C., Fascella G., Zizzo G.V., Mantovani E. and Ruffoni B. 2007. İn vivo
    and in vitro propagation of Pistacia lentiscus L. Acta Hortic., 764: 299-305.
    [63] Kalkışım Ö. 1997. Kızılcıkta (Cornus mas L.) aşı kaynaşması ile çelik köklenmesinin anatomik ve histolojik olarak incelenmesi üzerine bir araştırma. Doktora tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Van.
    [64] Kaşka N (1995) Pistachio Nut Growing in Turkey. Acta Hort., 419, 161-164.
    [65] Çağlar S., Kaşka N. 1992. Senir (İçel) yöresindeki melengiçlerin antepfıstıklarına çevrilmesi ve mevcut antepfıstığı ağaçlarında yapay tozlama ile verimliliğin arttırılması üzerine araştırmalar. Türkiye I. Ulusal Bahçe Bitkileri Kongresi. 13-16 Ekim 1992, 59- 62.
    [66] Çalar N. 2013. ―Sakız ağacı (Pistacia lentiscus L.)'nın Pistacia anaçları (Pistacia vera L., Pistacia khinjuk Stocks, Pistacia atlantica Desf., Pistacia terebinthus L.) üzerine in vitro mikroaşılanması‖.Yüksek Lisans Tezi, D.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü. [67] Ahmet Onay, Hakan Yıldırım Vedat Pirinç Engin Tilkat, Yelda Özden Çiftçi, Hülya Akdemir,
    Veysel Süzerer, Nazan Çalar, Mahir Binici, Ömer Faruk Akdemir, Fatih M. Kılınç (2012) Bitkilerin
    Biyoteknolojik Yöntemlerle Ticari Çoğaltımı; Mevcut Durum ve Gelecekteki Durum. Batman
    Üniversitesi Journal of Life Sciences, Cilt 1, Sayı 2, (2012), ss:11-27
    [68] Tekin H., Arpacı S., Atlı H.S., Açar İ., Karadağ S., Yükçeken Y. ve Yaman A. 2001. Antepfıstığı Yetiştiriciliği, Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü, Yayın No: 13, Gaziantep.
    [69] Okay Y. 1994. Antepfıstığında (P. vera L.) sakız salgısı (mastika) ile aşı tutumu arasındaki İlişkiler, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Bahçe Bitkileri Anabilim Dalı.

    [70] Ayfer M. 1988. Antepfıstığı ve cevizde aşı teknikleri ve sorunları. Doktora Tezi, A.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü.
    [71] Kaşka N., Ak B. E., Nikpeyma Y. 1990. Pistacia cinsinin değişik türlerinde yonga, yama durgun ve sürgün T göz aşılarının uygulanması, 1. Antepfıstığı Sempozyumu, 59- 67.
    [72] URL-2: www.tema.org.tr/çalışmalarımız/projeler; sakız projesi, 2008.
    [73] Davey M., Anthony P. 2010. Plant cell culture essential methods, Wiley-Blackwell. [74] Barghchi M and Alderson PG. 1983. In vitro propagation of Pistacia vera L. from seedling tissues. J Hort. Sci. 58:435–445.
    [75] Onay A. 2000 Micropropagation of pistachio from mature trees. Plant Cell, Tissue Organ Cult.,vol.60, issue 2, p.159-163
    [76] Özden-Tokatli Y, Özüdoğru EA, Akcin A. 2005. In vitro response of pistachio nodal explants to silver nitrate. Sci. Hortic.,vol.106, issue 3, p.415-426.
    [77] Tilkat E., Onay A. (2009). Direct shoot organogenesis from in vitro derived mature leaf explants of pistachio. In Vitro Cellular and Developmental Biology – Plant. Volume: 45, pp: 92- 98, DOI: 10.1007/s11627-008-9168-4.
    [78] Tilkat E., Onay A., Yıldırım H., Ayaz E. (2009). Direct plant regeneration from mature leaf explants of pistachio, Pistacia vera L. Scientia Horticulturae, Vol :121: 361- 365. DOI:10.1016/j.scienta.2009.02.007
    [79] Tilkat, E., (2006) Erkek Antepfıstıgı (Pistacia vera L. cv. "Atlı") Ağaçlarının Mikroçoğaltılması, Doktora Tezi, Dicle Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, s.142. [80] Barghchi M. 1982. In vitro propagation of Pistacia species. Ph.D. Thesis, Nottingham University, UK.
    [81] Tilkat E, Işikalan Ç, Onay A. 2005. In vitro propagation of khinjuk pistachio (Pistacia khinjuk stocks) through seedling apical shoot tip culture. Propag Ornam Plants, vol.5, issue 3, p.1-5.
    [82] Pontikis CA. 1984. In vitro propagation of Pistacia terebinthus L. Plant Propagator vol.30, issue 3, p.14-15.
    [83] Gannoun S, Lionakis SM, Gerasopoulos D. 1995. Aspects of in vitro culture of
    Pistacia terebinthus and Pistacia vera. Acta Hortic. 419:201–206.
    [84] Fascella G, Airo M, Zizzo GV, Ruffoni B.2004. Prime osservazioni sulla coltivazione in vitro di Lentisco (Pistacia lentiscus L.). Italus Hortus, vol.11(4), p.141- 143 (in Italian).
    [85] Taşkın T, İnal A. 2005. Sakız ağacı (Pistacia lentiscus var. chia Duhamel)‘nın in vitro mikroçoğaltımı üzerine araştırmalar. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Dergisi, cilt 15, sayı 1. s 1-14.
    [86] Koç İ. 2011. Sakız ağacının (Pistacia lentiscus L.) in vitro koşullarda mikroçoğaltımı ve saklanması. GYTE, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, Gebze, Kocaeli
    [87] Yıldırım H. 2012. Micropropagation of Pistacia lentiscus L. from axenic seedling- derived explants. Sci Hortic Amsterdam, vol.137, issue April 1, p. 29-35.
    [88] Lloyd G., McCown B. 1980. Commercially feasible micropropagation of mountain laurel, Kalmia latifolia, by use of shoot-tip culture. Comb. Proc. Int. Plant Prop. Soc., vol.30, p. 421-427.
    [89] Murashige T, Skoog F. 1962. A revised medium for rapid growth and bioassays with tobacco tissue cultures. Physiol. Plant, vol.15, issue 3, p.473-497.
    [90] Driver J., Rodriguez R., Kuniyuki A. H. 1984. In vitro propagation of paradox walnut (Juglans hindsii x Juglans regia) rootstock. Hort Science, 19: 507-509.
    [91] Onay A, Yelda Özden Çiftçi, Engin Tilkat, Hakan Yıldırım, 2014. Sakız ağacının (Pistacia lentiscus L.) juvenil ve olgun eksplantlarının mikroçoğaltımı, kriyoprezervasyonu ve genetik kararlılığının belirlenmesi, Proje Sonuç Raporu, TUBİTAK Proje no: 110T941.
    Biyoteknolojik Yöntemlerle Ticari Çoğaltımı; Mevcut Durum ve Gelecekteki Durum. Batman Üniversitesi Journal of Life Sciences, Cilt 1, Sayı 2, (2012), ss:11-27.

    Yorum yap


    • #3
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızı


      Türk Hâkimiyeti boyunca damla sakızı yetiştiricileri birçok ayrıcalığın tadını çıkartmıştı. Sakız adası iki yönetim birimine ayrılmıştı. Sakız adası : Mastichocgoria ( damla sakızının yetiştirildiği köyler ) ve damla sakızının yetiştirilmediği köyler olarak. 24 mastichochoria’ nın adanın merkezi yönetiminden ayrı bir yönetimi vardı.
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızının DurumuDamla sakızı vergilerini toplayan Sakız Emini tarafından yönetiliyordu. Ayrıca mastichochoria’ nın ileri gelenleri tarafından seçilen Sakız Vekilleri olarak
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızı
      adlandırılan Damla Sakızı Komisyoncuları vardı. İleri gelenler Mastichochoria ( damla sakızının yetiştirildiği köyler ) meydanında parlamento gibi toplanırlardı. Toplandıkların büyük bir kısmı kalıntıları günümüzde de görülebilen Panagia Sikelia kalesinden yapılırdı.Damla sakızı vergilerini toplayan Sakız Emini adayı sonbaharda ziyaret eder ve Sultan III. Osman’ ın 1750 tarihli fermanına göre diğer vergilerle karşılık devlet hazinesi adına 300 kutu damla sakızını ( 20 000 okka = 26 000 kilo ) alırdı. Üretimin geri kalanının ticareti yapılırdı; fakat nasıl Gerçekleştirildiğine ilişkin günümüzde kesin bir bilgi yoktur. Daha sonraları ticaretin Fragolevantines denilen belirli tüccarlar tarafından yürütüldüğü de bilinmektedir. Fakat zamanla damla sakızı ticaretini eline geçiren ve ‘Mastichades’ olarak da adlandırılan Yunanlı Damla Sakızı Tüccarları Sınıfı onların yerini almıştır. Bu komisyoncular damla sakızını üreticilerden toparlar, işlemden geçirirler ve çeşitli pazarlara gönderirlerdi.Osmanlıda Damla SakızıMastichochoria’ nın ayrıcalıkları arasında, kilise çanlarının çalınmasına izin verildiği de belirtilmekteydi. Genoan’ ın hakimiyetinden Türk hakimiyetine kadar hırsızlara karşı cezalar konuşmuştu. Satıcı, alıcı komisyoncu veya damla sakızıkaçakçılarına karşı
      Osmanlı Döneminde Damla Sakızının Yeri
      cezalar vardı. Damla sakının toplandığı dönemlerde, damla sakızını hırsızlardan korumak için, köylerin girişleri geceleri kapatılırdı. Sakız Adası’ nın 1822’ deki yıkımında Türkler önceleri damla sakızı yetiştirilen köylere saygı gösterdiler. Kanaris Türk Donanması’ nı yaktığında Türkler de misilleme olarak her şeyi yok ettiler. Damla sakızı uğruna damla sakızı yetiştirilen köyler için canlarını bağışlamaları emredilmesine rağmen bu köylerden binlerce esir İstanbul’ a ve Mısır’ a sürüldü ve oralarda köle pazarlarında satıldılar veya Müslümanlaştırıldılar. Bununla birlikte Aleksandria Antlaşmasından sonra ve İngiliz pazarlarında satılan kadınların memleketlerine geri dönmeleri için serbest bırakıldılar.Osmanlı Dönemi Damla Sakızının Tarihçesi1853 yılında II. Mahmut döneminde adaya ayrıcalıkları geri verildi ve Türk Fermanında eyalet vergilerinden savaşta ve barışta muaftırlar.Damla sakızı adayla Türk Sultanları arasındaki iletişimin bir parçasıydı. Valide Sultan’ ın infaz zamanlarında damla sakızı çiğnediği ve paşaların yüreğini Sakız Adası’ nın kölelerinin yararına yumuşattığı rivayet edilirdi.Şu da belirtilmektedir ki bu zaman içerisinde, adayla nadide ürünü arasındaki bağ Chios ( Sakız Adası ) ve Mastic – Tree ( Damla Sakızı Ağacı ) sözcüklerinin özdeş kabul edilmesine neden olmuştur. Türkler tarafından her ikisi de ‘ Sakız ‘ ( Türkçe’ de damla sakızı anlamına gelmektedir ) olarak adlandırılmıştır.

      Yorum yap


      • #4
        Mastic Gum Nedir ? Faydaları Nelerdir ?



        Damla Sakızı Nedir ve Nasıl Kullanılır?

        Mastik sakız nedir?
        Damla sakızı ( Pistacia lentiscus ), Akdeniz'de yetişen bir ağaçtan elde edilen eşsiz bir reçinedir. Yüzyıllar boyunca reçine sindirimi, ağız sağlığını ve karaciğer sağlığını iyileştirmek için kullanılmıştır. Terapötik özelliklerini desteklediği söylenen antioksidanlar içerir. Kişisel ihtiyacınıza bağlı olarak, mastik sakız sakız olarak çiğnenebilir veya tozlarda, tentürlerde ve kapsüllerde kullanılabilir. Ayrıca belirli cilt hastalıklarının tedavisine yardımcı olmak için mastik esansiyel yağı topikal olarak uygulayabilirsiniz.

        Bu tamamlayıcı tedaviyi rutininize nasıl ekleyebileceğinizi öğrenmek için okumaya devam edin. 1. Sindirim sorunlarını gidermeye yardımcı olabilir
        2005 tarihli bir makale, sakızın karın rahatsızlığını, ağrıyı ve iltihabı hafifletmek için kullanılabileceğini bildirmektedir. Mastik sakızın sindirime olumlu etkisi, içerdiği antioksidanlar ve iltihap önleyici bileşiklerden kaynaklanıyor olabilir. Mastik sakızın çalıştığı kesin mekanizmalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

        Nasıl kullanılır:
        Günde 4 kez 250 miligram (mg) mastik sakız kapsülü alın. Gargara yapmak için 50 mililitre (mL) suya 2 damla sakız yağı da ekleyebilirsiniz. Sıvıyı yutmayın. 2. H. pylori bakterilerinin temizlenmesine yardımcı olabilir. 2010 yılında yapılan küçük bir araştırma , sakız sakızının Helicobacter pylori bakterilerini öldürebileceğini buldu . Araştırmacılar, 52 katılımcıdan 19'unun iki hafta sakız çiğnedikten sonra enfeksiyonu başarıyla temizlediğini buldu. En yüksek başarı oranını sakız çiğnemeye ek olarak antibiyotik alan katılımcılar gördü. H. pylori ülserlerle ilgili bir bağırsak bakterisidir. Antibiyotiğe dirençli hale geldi, ancak mastik sakız hala etkilidir .

        Nasıl kullanılır:
        Enfeksiyon temizlenene kadar günde 3 kez 350 mg saf sakız çiğneyin. 3. Ülser tedavisine yardımcı olabilir. H. pylori enfeksiyonları peptik ülsere neden olabilir. Daha eski araştırmalar , sakız sakızının antibakteriyel özelliklerinin H. pylori bakterileri ve ülsere neden olan diğer altı bakteri ilesavaşabileceğini göstermektedir. Bu, antibakteriyel, sitoprotektif ve hafif antisekretuar özelliklerinden kaynaklanıyor olabilir. Araştırmacılar, günde 1 mg kadar düşük mastik sakız dozlarının bakteri büyümesini engellediğini bulmuşlardır. Yine de, bu özellikleri daha fazla keşfetmek ve etkinliğini değerlendirmek için daha yeni araştırmalara ihtiyaç vardır.

        Nasıl kullanılır:
        Günlük sakız takviyesi alın. Üretici tarafından sağlanan dozaj bilgilerini takip edin. 4. İnflamatuar bağırsak hastalığının (IBD) semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir. Araştırma bir 2015 incelemesiGüvenilir Kaynaksakız sakızının, IBD'nin yaygın bir formu olan Crohn hastalığının semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir . Küçük bir çalışmada, dört hafta boyunca mastik sakız alan kişiler, enflamatuar semptomlarının ciddiyetinde önemli bir azalma yaşadılar. Araştırmacılar ayrıca inflamasyon belirteçleri olan IL-6 ve C-reaktif protein seviyelerinin azaldığını da buldular. Mastik sakızın çalıştığı kesin mekanizmaları anlamak için daha büyük çalışmalara ihtiyaç vardır. Crohn hastalığı ve diğer IBD formlarını tedavi etmek için mastik sakız kullanmaya odaklanan daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır .

        Nasıl kullanılır:
        Gün boyunca 6 doza bölünmüş 2,2 gram (g) sakız tozu alın. Dört hafta boyunca kullanmaya devam edin. 5. Kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilir
        Bir 2016 çalışma mastik sakız kolesterol seviyeleri üzerinde olumlu etkiye sahip olabileceğini gördük. Sekiz hafta sakız alan katılımcılar, plasebo alanlara göre daha düşük toplam kolesterol seviyeleri yaşadılar. Damla sakızı alan kişilerde kan şekeri seviyeleri de düşüktü. Glikoz seviyeleri bazen yüksek kolesterol seviyeleri ile ilişkilendirilir. Araştırmacılar ayrıca, sakızın aşırı kilolu veya obez insanlar üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olduğunu buldular. Yine de, potansiyel etkinliği gerçekten belirlemek için daha büyük bir örneklem büyüklüğüne sahip daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

        Nasıl kullanılır:
        Günde 3 kez 330 mg sakız alın. Sekiz hafta boyunca kullanmaya devam edin. SAĞLIK HATTI BÜLTENİ Günlük beslenme ipuçları ve püf noktaları için kaydolun. Daha sağlıklı beslenme bir güçlük olmamalı. Size yemek planlama ve beslenme konusunda kanıta dayalı ipuçlarımızı göndereceğiz.

        BAŞLAMAK
        Kişisel gizlilik bizim için önemlidir 6. Genel karaciğer sağlığının geliştirilmesine yardımcı olur
        2007 yılında yapılan bir araştırmaya göre , sakız, karaciğer hasarını önlemeye yardımcı olabilir. 18 ay boyunca 5 g sakız tozu alan katılımcılar, almayan katılımcılara göre karaciğer hasarına bağlı daha düşük karaciğer enzimleri seviyeleri yaşadılar.

        Sakız sakızının hepatoprotektif etkisi hakkında daha fazla bilgi edinmek için araştırmalar devam etmektedir. Daha yeni bir çalışma , farelerde anti-enflamatuar olarak kullanılırken karaciğeri korumak için etkili buldu.

        Nasıl kullanılır:
        Günde 5 gr sakız tozu alın. Bu miktarı gün boyunca alınacak üç doza bölebilirsiniz. 7. Çürükleri önlemeye yardımcı olabilir. Küçük araştırmacılar 2014 çalışmasıGüvenilir Kaynaktükürükte bulunan hem pH hem de bakteri seviyesi üzerindeki üç tip sakızın etkisine baktı. Katılımcılar, gruplarına bağlı olarak üç hafta boyunca günde üç kez saf sakız, ksilitol sakız veya probiyotik sakız çiğnedi. Asidik tükürük, Mutans streptococci bakterisi ve Lactobacilli bakterisi çürüklere neden olabilir. Araştırmacılar, her üç sakız türünün de Mutans streptokok seviyesini düşürdüğünü buldular . Saf ve ksilitol sakızları kullanan gruplarda laktobasil seviyeleri hafif yükseldi. Bununla birlikte, probiyotik sakız kullanan grupta Lactobacilli seviyeleri önemli ölçüde azaldı. Probiyotik mastik sakızın tükürüğün pH'ını önemli ölçüde düşürerek daha asidik hale getirdiğini belirtmek gerekir. Asidik tükürük diş sağlığı sorunlarına yol açabilir, bu nedenle çürükleri önlemede probiyotik sakız kullanılması önerilmez. Daha büyük numune boyutlarını içeren daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

        Nasıl kullanılır:
        Günde üç kez bir damla sakız çiğneyin. Sakızı yemeklerden sonra en az beş dakika çiğneyin. 8. Alerjik astım semptomlarının tedavisine yardımcı olabilir. Mastik sakız, alerjik astım tedavisinde yararlı olabilecek anti-enflamatuar özelliklere sahiptir . Bu tip astım sıklıkla hava yolu iltihabı, eozinofili ve hava yolu aşırı duyarlılığını içerir. Fareler üzerinde 2011 yılında yapılan bir çalışmada , sakız sakızı eozinofiliyi önemli ölçüde inhibe etti, hava yolu aşırı duyarlılığını azalttı ve enflamatuar maddelerin üretimini inhibe etti. Akciğer sıvısı ve akciğer iltihabı üzerinde olumlu etkisi oldu. In vitro testler, mastik sakızın alerjenlere olumsuz tepki veren ve hava yolu iltihabına neden olan hücreleri inhibe ettiğini buldu. Bu sonuçlar ümit verici olsa da, insan vakalarında etkinliği belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

        Nasıl kullanılır:
        Günde 4 kez 250 mg sakız kapsülü alın. 9. Prostat kanserini önlemeye yardımcı olabilir. Araştırmacılar, mastik sakızın prostat kanseri gelişimini engellemedeki rolünü araştırıyorlar. Bir göre 2006 laboratuvar çalışmasında , mastik sakız prostat kanseri gelişimi üzerinde etkisi olabilecek bir androjen reseptörü inhibe edebilir. Mastik sakızın, prostat kanseri hücrelerinde androjen reseptörünün ekspresyonunu ve işlevini zayıflattığı gösterilmiştir. Daha güncellaboratuvar çalışmalarıGüvenilir Kaynakbu etkileşimin nasıl çalıştığını açıklayın. Bu bulguları doğrulamak ve genişletmek için insan çalışmalarına ihtiyaç vardır.

        Nasıl kullanılır:
        Günde 4 kez 250 mg sakız kapsülü alın. 10. Kolon kanserini önlemeye yardımcı olabilir. 2017'den araştırmaGüvenilir Kaynakmastik uçucu yağın kolon kanserine yol açabilecek tümörleri bastırmaya da yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, sakız yağının in vitro kolon hücrelerinin artışını engellediğini buldular. Farelere ağızdan verildiğinde kolon karsinom tümörlerinin büyümesini inhibe etti. Bu bulguları genişletmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

        Nasıl kullanılır:
        Günlük sakız takviyesi alın. Üretici tarafından sağlanan dozaj bilgilerini takip edin. Olası yan etkiler ve riskler. Mastik sakız genellikle iyi tolere edilir. Bazı durumlarda baş ağrısına, mide rahatsızlığına ve baş dönmesine neden olabilir. Yan etkileri en aza indirmek için mümkün olan en düşük dozla başlayın ve kademeli olarak tam doza kadar çalışın. Sakız gibi takviyeler ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından düzenlenmemektedir. Yalnızca güvendiğiniz bir üreticiden mastik sakız satın almalısınız. Her zaman etikette belirtilen dozaj talimatlarını izleyin ve herhangi bir sorunuz varsa doktorunuzla konuşun. Özellikle çiçekli bitki Schinus terebinthifolius veya diğer Pistacia türlerine alerjisi olan kişilerde alerjik reaksiyonlar da mümkündür .

        Hamileyseniz veya emziriyorsanız sakız almamalısınız. Alt çizgi
        Mastik genellikle kullanım için güvenli kabul edilse de, kullanmadan önce yine de doktorunuza danışmalısınız. Bu alternatif çare, doktor onaylı tedavi planınızın yerini almaz ve halihazırda aldığınız ilaçlara müdahale edebilir.

        Doktorunuzun onayı ile eki günlük rutininize dahil edebilirsiniz. Küçük bir miktarla başlayarak ve zamanla dozu artırarak yan etki riskinizi azaltabilirsiniz.

        Olağandışı veya kalıcı yan etkiler yaşamaya başlarsanız, kullanmayı bırakın ve doktorunuza görünün.

        Yorum yap


        • #5


          MASTİC GUM'ın Faydaları


          Mastik sakızın kullanımı ve faydaları
          Sakız çiğnemek mide rahatsızlıklarına yardımcı olabilir. İnsanlar çeşitli sağlık nedenleriyle sakız kullanırlar. Üzerinde yapılan çalışmalar genel olarak küçük olsa da, sindirim ve ağız sağlığı sorunları için bir tedavi olarak vaat ediyor. Antioksidan etkileri, kalp hastalığı ve kanser gibi durumlar için de faydalı olabilir.
          Bununla birlikte, uzmanların ciddi sağlık sorunları için bir tedavi olarak önerebilmeleri için sakız üzerinde daha büyük ölçekli insan çalışmalarına ihtiyaçları vardır. Aşağıdakiler, sakızın bazı olası kullanımları ve sağlık yararlarıdır:

          Diş sağlığını korumak
          2007 yılında yapılan bir araştırma , sakız çiğnemenin çürükleri önlemeye yardımcı olabileceğini buldu . 15 dakika sonra, sakız çiğneyen kişilerin ağızlarında bazı bakteri seviyeleri daha düşüktü. Bakteri seviyeleri 135 dakika sonra daha da düşüktü. Bir plasebo aynı sonuçları vermedi. 20 dişhekimliği öğrencisi üzerinde yapılan bir başka çalışmada , sakız çiğneyenlerin ağızlarında bazı bakterilerin daha düşük seviyelerde olduğu bulundu. Bu bakteriler plak ve diş eti hastalığına yol açabilir. Diş sağlığı nedeniyle sakız kullanmak isteyenler günde birkaç kez en az 15 dakika çiğneyebilirler.

          Mide ağrısını ve mide ekşimesini azaltmak
          Damla sakızı bazı sindirim sorunlarına yardımcı olabilir. Örneğin, bir çalışma , sakız kullanan kişilerin belirli hazımsızlık ve mide ağrısı türlerinde iyileşme gösterdiğini buldu . Genel olarak daha az mide ağrısı ve anksiyeteden daha az mide ağrısı yaşadılar. Ayrıca daha az mide ekşimesi bildirdiler. Çalışmadaki insanlar günde üç kez 350 miligram (mg) sakız aldı.

          Yatıştırıcı mide ülserleri
          Mastik sakız ayrıca mide ülseri veya peptik ülser semptomlarının tedavisine yardımcı olabilir . 38 kişiden oluşan daha eski bir araştırma , sakızın mide ülseri semptomlarını iyileştirebileceğini buldu. Günde 1 gram (g) sakız alanlar, 2 hafta sonra ülser semptomlarında azalma olduğunu bildirdiler. Plasebo alan kişiler bu faydayı bildirmedi. Araştırmalar, üç doza bölünmüş günde 1 g sakız almanın mide ülserleriyle ilgili semptomları hafifletebileceğini göstermektedir.

          Midede Helicobacter pylori bakterilerinin azaltılması
          H. pylori bakterisi ile enfeksiyon,mide ülseri için önemli risk faktörüGüvenilir Kaynak. Bu bakteriler aynı zamanda birmide kanseri için risk faktörüGüvenilir Kaynak. Daha eski çalışmalar, mastik sakızın H. pylori'ye karşı antibakteriyel yeteneklere sahip olduğunu bulmuştur . Örneğin, 2010 yılında yapılan bir araştırma, sakız sakızının H. pylori enfeksiyonlarını 14 gün sonra plasebodan daha iyi temizlediğini buldu . Başka bir makale , mastik sakızın H. pylori'yi öldürme yeteneğine sahip olduğunu, ancak çalışmaların bir H. pylori enfeksiyonunu tamamen temizleyebileceğini göstermediğini belirtiyor . Başka bir çalışmadaGüvenilir Kaynakaraştırmacılar, mastik sakızı H. pylori'ye karşı uçucu bir yağ şeklinde test ettiler . Yağ, antibiyotiklere dirençli bazı H. pylori türlerine karşı antibakteriyel etkilere sahipti . Araştırmacılar bu etkileri bir laboratuvarda buldular - insanlarda değil. Ülser semptomlarına yardımcı olmak için sakız kullanmak isteyen kişiler günde üç kez 350 mg almayı deneyebilirler. Araştırmalar , bu miktarları alan kişilerin ciddi yan etkilerinin olmadığını gösteriyor.

          Yatıştırıcı iltihaplı bağırsak hastalığı
          Bazı kanıtlar, sakız sakızının Crohn hastalığı gibi iltihaplı bağırsak hastalıklarına (IBD) da yardımcı olabileceğini düşündürmektedir . Bir gözden geçirmek Güvenilir Kaynak sakız sakızının, aktif hastalığı olan kişilerde Crohn hastalığının bazı belirteçlerini iyileştirdiğini not eder. IBD'li 60 kişiden oluşan bir başka çalışma , mastik sakız alanların 3 ay sonra IBD belirteçlerinde önemli gelişmeler olduğunu buldu. Çalışmadaki insanlar günde 2.8 gr sakız aldı.

          Kolesterol ve kan şekeri seviyelerini kontrol etmek
          Araştırmaya göre, yüksek kolesterol ve yüksek kan şekeri seviyelerine sahip olmak kalp hastalığı ve tip 2 diyabet riskini artırabilir .Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC)Güvenilir Kaynak. Bazı küçük araştırmalar, mastik sakızın insanlara her ikisinin de seviyelerini iyileştirmeye yardımcı olabileceğini göstermektedir. Örneğin 156 sağlıklı gönüllü üzerinde yapılan bir araştırma , sakız kullananların 8 hafta sonra toplam kolesterol ve kan şekerinin daha düşük olduğunu buldu. Kolesterol ve kan şekerinde iyileşme gören gönüllüler günde üç kez 330 mg ham sakız aldı. Plasebo veya polimer içermeyen bir mastik ve sakız tozu alanların herhangi bir iyileşmesi olmadı. Sağlıklı Japon erkeklerle ilgili bir başka küçük çalışma , günde 5 g sakız tozu alanların 6 ay sonra daha düşük trigliserit ve insülin seviyelerine sahip olduğunu buldu. En büyük gelişme, sakız tozunu alan ve haftada üç kez egzersiz yapanlarda görüldü. Bir kişi, kolesterol ve kan şekerini sağlıklı seviyelerde tutmak için doktoruyla birlikte çalışmalıdır. Takviye olarak sakız denemek isteyenler için, bazı araştırmalar günde üç kez 330 mg'lık bir dozajın etkili olabileceğini öne sürüyor.

          Potansiyel olarak kanserle mücadele
          Bazı erken araştırmalar, mastik yağının belirli kanser türleriyle savaşmaya yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Farelerde bir çalışmaGüvenilir Kaynaksakız yağının kolon kanseri üzerinde antitümör etkisi olduğunu buldu .Başka bir fare çalışmasıGüvenilir Kaynaksakız yağının bir tür akciğer kanserine yardımcı olabileceğini buldu . Damla sakızı yağı ayrıca belirli tipte lösemi hücrelerini öldürmeye yardımcı olabilir. bir çalışmaya göreGüvenilir Kaynak. Çalışma, laboratuvar testlerinden elde edilen sonuçlara atıfta bulundu, ancak araştırmacılar bu faydaları insanlarda henüz test etmediler. Mastik sakız onaylanmış bir kanser tedavisi değildir, ancak araştırmalar kanserle mücadele takviyesi olarak potansiyele sahip olabileceğini göstermektedir. Bunun için normal dozaj, her biri 330 mg'lık üç eşit doza bölünmüş, günde 1 g'dır. Mastik sakız asla reçete edilen kanser tedavilerinin yerini almamalıdır. Bir kişi, diğer tedavilerinin yanı sıra sakız denemek istiyorsa, doktoruyla konuşmalıdır.

          TIBBİ HABERLER BUGÜN HABER BÜLTENİ
          Bilgi Güçtür. Ücretsiz günlük bültenimizi alın. En çok ilgilendiğiniz sağlık konularını daha derinlemesine inceleyin. İlk gerçekler bültenimize bugün abone olun.
          Kişisel gizlilik bizim için önemlidir. Riskler ve yan etkiler, Mastik sakız çalışmaları, herhangi bir önemli veya tehlikeli yan etkiye dikkat çekmemiştir. Bununla birlikte, sınırlı araştırma nedeniyle çocuklar, hamile kadınlar ve emzirenler bundan kaçınmak isteyebilir. Ayrıca Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)Güvenilir Kaynakmastik sakız takviyelerini güvenlik veya etkinlik açısından düzenlemeyin. Bu nedenle insanlar sakız takviyeleri satın alırken dikkatli olmalı ve bunları yalnızca saygın bir kaynaktan kullanmalıdır.

          Özet
          Mastik sakız, bazı tıbbi özelliklere sahip olabilecek eski bir çare. Çalışmalar, herhangi bir sağlık koşulunu tedavi edebileceğini veya iyileştirebileceğini kanıtlamamasına rağmen, düşük toksisite ve yan etki riskine sahip gibi görünmektedir. Bu, mastik sakızı, sindirim veya diş sağlığı sorunları için doğal ilaçlar arayan insanlar için bir seçenek haline getirebilir. İnternetten satın alınabilecek bir dizi mastik sakız ürünü mevcuttur.
          Bir kişi, mastik sakız veya uçucu yağ kullanmadan önce bir doktorla konuşmalıdır. Bazı doğal takviyeler, belirli ilaçlara müdahale edebilir veya belirli sağlık koşullarına sahip kişiler için güvenli olmayabilir.

          Yorum yap


          • #6
            Pistacia lentiscus L., reçine (mastix) üzerine değerlendirme raporu
            Değiştirildiği şekliyle 2001/83 / EC Direktifinin 16d (1) Maddesi, 16f Maddesi ve 16h Maddesi temel alınmıştır (geleneksel kullanım)
            Bitkisel madde (ler) (iki terimli bilimsel adı
            bitki kısmı dahil bitki)
            Pistacia lentiscus L., reçine (mastix)
            Bitkisel preparatlar Toz bitkisel madde
            Farmasötik formlar Katı dozaj formunda toz bitkisel madde
            ağız yoluyla kullanım için
            Yarı katı dozajda toz bitkisel madde
            kutanöz kullanım formu
            Raportörr Ioanna Chinou
            Hakem Marisa Delbò
            Not: Bu taslak değerlendirme raporu, kamuoyuna danışma sürecini desteklemek için yayınlanmıştır.Pistacia lentiscus L. reçinesi (mastix) üzerine Avrupa Birliği bitkisel monografi taslağı. Bu bir çalışma henüz düzenlenmemiş olan ve danışma için yayınlanmasından sonra daha da geliştirilecektir. monografi. İlgili taraflar, HMPC sekreterliğine yorumlarını gönderebilirler. dikkate alınacak, ancak "halkla istişare sırasında alınan yorumların özeti" olmayacaktır. bu değerlendirme raporuna alınacak yorumlar üzerine hazırlanmış. Bu taslağın yayınlanması değerlendirme raporu, ilgili tarafların anlayışını kolaylaştırmak için kabul edilmiştir. Şimdiye kadar yapılan ve taslak monografın hazırlanmasına yol açan değerlendirme.

            Giriş
            1.1. Bitkisel madde (ler) in tanımı, bitkisel müstahzarlar veya bunların kombinasyonları
             Bitkisel madde (ler)
            Belirli Eur'ye göre. Ph. Monograf (01/2008: 1876), mastik kurutulmuş reçineli eksüdadır Pistacia lentiscus (var latifolius Coss. revizyon altında) saplarından ve dallarından elde edilmiştir. minimum 10 ml / kg uçucu yağ (susuz ilaç) içeriği. . Mastik, daha doğrusu, ekili çeşitli kültür klonundan elde edilen bir oleoresindir. sakız ağacı (Pistacia lentiscus L.). Sakız sakızının ayrıca Hindistan'ın Ayurvedik Farmakopesinde (1999) bir monografı vardır. ve "Rumimastangi" olarak adlandırılan Pistacia lentiscus L. reçinesi Beng .: Rumi-Mastungi Guj. : Rumi Mastagee Hintçe: Rumi Mastagee; Rumi Mastiki; Mastagee Mart: Rumaa Mastakee Urduca .: Rumee Mastagee Anacardiaceae familyasından sakız ağacı (Pistacia lentiscus L.) doğal olarak çeşitli alanlarda dağılmıştır. Akdeniz, Portekiz ve tropikal Afrika'nın kıyı bölgelerini kuşatan (PDR 2007). Çiçek ve meyve sıkı ve başak gibidir. Çiçekler sarımsı veya morumsu. Drupe yaklaşık 4 mm, küresel, apikülat ve kırmızıdır, ancak daha sonra siyaha döner. Bitki, 1-8 m yüksekliğinde, yaprak dökmeyen, dio-oecious bir ağaç veya çalıdır. Yapraklar çift kanatlıdır. 8'den 12'ye broşürler 1 ila 5 cm'ye 0,5 ila 1,5 cm boyutlarındadır. Onlar oval-mızrak şeklinde, mukronat ve kişniş. Rachel geniş kanatlıdır. Yaprak sapları tüysüzdür (Evans 1989) Eur. Ph Monograph Mastic (01/2008: 1876) Botanist K.H.'nin Botanik Kitabında anılmıştır. Rechinger (1943) bir Yunan Girit adalarının (Hanya, Yerapetra, Sitia, Toplou, Mirambelou) ve Karpathos adası. Yunan botanikçilerin bilgisine göre, bu çeşitlilik hiçbir zaman adı geçen adalar ve bu rapordan bu yana fitokimyasal olarak hiç çalışılmadı. Aynısı Flora Aegea'nın (1943) kitabı, KH Rechinger, Sakız Adası'nda fıstık - Pistacia chia Desf. özel bir reçineli sakız sağlayan, farmasötik olarak ve ticari olarak kullanılan reçine, sözde mastik veya mastix, tüm Avrupa'da iyi bilindiği için ve dünya (Gennadios 1914). Mastix veya mastik, Yunanistan'ın Sakız Adası'ndan eşsiz bir doğal üründür. (Korumalı Menşe Tanımlaması 317707 / 14-01-1994 (gaz. 17 / 14-01-94) ile hem adanın hem de Yunanistan'ın ekonomisinde önemli rol. Botanik adı Pistacia lentiscus var. Chia (Desf. Ex Poiret) DC de büyük Bu tesis için mevcut yayınların çoğu. Daha yeni ve iyi belgelenmiş bir botanikte
            Prof Kazimierz Browicz'in (Plant Systematics and evolution, 1987) çalışmasında, Pistacia lentiscus'un yaygın olarak kullanılan botanik adı var. Chia, adı Pistacia lentiscus cv. Chia cv, kültive edilmiş klon anlamına geldiğinden kullanılmalıdır. Yunanistan'dan revizyon teklifinde, en iyi bilimsel yolun Eur Pharmacopoeia’nın kabulü olabileceğini belgeledi. Pistacia lentiscus L. türlerinin daha fazla belirtilmiş bir çeşit veya kültivar olmadan monografisi. Yunan adasından 3 çeşidi Pistacia lentiscus L. cv Chia (eşanlamlı Pistacia lentiscus var. Chia) Sakız Adası, ticari olarak tüm dünyada Sakız Mastihasının (Sakız Sakızı; CGM) ana kaynağıdır. P. lentiscus cv. Chia, sadece Mastihohoria'nın Sakız Adası'nın güneyinde yetiştirilir ve yetiştirilir. (Savvides, 2000). O bitkinin reçinesi, gövdeye "zarar verdikten" sonra eksüda olarak elde edilir ve dallar (Paraschos ve diğerleri, 2007). Tamamen büyümüş bir Pistacia lentiscus ağacı (Pistacia lentiscus L. cv Chia) türleri yılda 1 kg reçine üretir. Damladıkça bu öz, yapışkan ve yarı saydam olarak görünür. 15-20 gün sonra bölgenin hava koşullarından etkilenerek katılaşarak düzensiz şekillere dönüşen sıvı
            yaz aylarında yoğun kuraklık ve güneş ışığı olan koşullar. Katılaştıktan sonra bir kristali var formu, oldukça acı iken tadı hızla azalır ve kendine özgü bir aroma bırakır. Reçine hasat edildikten sonra kirliliklerin giderilmesi için su ile yıkanır ve ardından mastik sakız granülün rengine ve boyutuna göre sınıflandırılmış, sınıflandırılmış ve derecelendirilmiştir (Dabos vd., 2010). Sakız adası yılda yaklaşık 250.000 kg ihracat yapmaktadır (Perrikos 1986; Belles 2005) ağırlıklı olarak Fransa, ABD, Emirlikler Suudi Arabistan, İngiltere, Avustralya vb. 1997'den beri Sakız adasından sakız
            a s Yönetmeliğe göre Korumalı Menşe Tanımlama Ürünü (PDO) ile karakterize edilmiştir. 123/1997 (L0224 / 24-1-97) Avrupa Birliği ve ilgili Avrupa PDO Ürünlerinin Birlik Listesi. AR raportörünün ticari reçine üretimi konusunda başka bilgisi yoktur. Pistacuia lentiscus'un tıbbi amaçlar için varolabilen ve kullanılabilen diğer ülkelerden. Mastik, çapı yaklaşık 3 mm olan sarı veya yeşilimsi sarı yuvarlak veya armut biçimli yırtıklar halinde oluşur. Gözyaşlarının şekli onları sandaracınkilerden (Tetraclinia reçinesi) ayırmak için yeterlidir. tağşiş için kullanılan articulata). Mastik gözyaşları kırılgandır, ancak çiğnenmiş. Koku hafif balzamik; tat, hafif terebinthinate (Evans 1989) sandarac olanlar çiğnendiğinde sert kalır, plastik bir kitle oluşturma eğilimi göstermez, hafif bir terebinat ile
            koku ve biraz acı tat (sakızdan farklı) cv, kültive edilmiş klon anlamına geldiğinden kullanılmalıdır. Yunanistan'dan revizyon teklifinde, en iyi bilimsel yolun Eur Pharmacopoeia’nın kabulü olabileceğini belgeledi. Pistacia lentiscus L. türlerinin daha fazla belirtilmiş bir çeşit veya kültivar olmadan monografisi. Yunan adasından 3 çeşidi Pistacia lentiscus L. cv Chia (eşanlamlı Pistacia lentiscus var. Chia) Sakız Adası, ticari olarak tüm dünyada Sakız Mastihasının (Sakız Sakızı; CGM) ana kaynağıdır. P. lentiscus cv. Chia, sadece Mastihohoria'nın Sakız Adası'nın güneyinde yetiştirilir ve yetiştirilir. (Savvides, 2000). O bitkinin reçinesi, gövdeye "zarar verdikten" sonra eksüda olarak elde edilir ve dallar (Paraschos ve diğerleri, 2007). Tamamen büyümüş bir Pistacia lentiscus ağacı (Pistacia lentiscus L. cv Chia) türleri yılda 1 kg reçine üretir. Damladıkça bu öz, yapışkan ve yarı saydam olarak görünür. 15-20 gün sonra bölgenin hava koşullarından etkilenerek katılaşarak düzensiz şekillere dönüşen sıvı yaz aylarında yoğun kuraklık ve güneş ışığı olan koşullar. Katılaştıktan sonra bir kristali var formu, oldukça acı iken tadı hızla azalır ve kendine özgü bir aroma bırakır. Reçine hasat edildikten sonra kirliliklerin giderilmesi için su ile yıkanır ve ardından mastik sakız granülün rengine ve boyutuna göre sınıflandırılmış, sınıflandırılmış ve derecelendirilmiştir (Dabos vd., 2010). Sakız adası yılda yaklaşık 250.000 kg ihracat yapmaktadır (Perrikos 1986; Belles 2005) ağırlıklı olarak Fransa, ABD, Emirlikler Suudi Arabistan, İngiltere, Avustralya vb. 1997'den beri Sakız adasından sakız a s Yönetmeliğe göre Korumalı Menşe Tanımlama Ürünü (PDO) ile karakterize edilmiştir. 123/1997 (L0224 / 24-1-97) Avrupa Birliği ve ilgili Avrupa PDO Ürünlerinin Birlik Listesi. AR raportörünün ticari reçine üretimi konusunda başka bilgisi yoktur. Pistacuia lentiscus'un tıbbi amaçlar için varolabilen ve kullanılabilen diğer ülkelerden.
            Mastik, çapı yaklaşık 3 mm olan sarı veya yeşilimsi sarı yuvarlak veya armut biçimli yırtıklar halinde oluşur. Gözyaşlarının şekli onları sandaracınkilerden (Tetraclinia reçinesi) ayırmak için yeterlidir. tağşiş için kullanılan articulata). Mastik gözyaşları kırılgandır, ancak çiğnenmiş. Koku hafif balzamik; tat, hafif terebinthinate (Evans 1989) sandarac olanlar çiğnendiğinde sert kalır, plastik bir kitle oluşturma eğilimi göstermez, hafif bir terebinat ile koku ve biraz acı tat (sakızdan farklı)



            Kimyasal bileşenler
            Doğal polimer (van den Berg ve diğerleri 1998) Triterpenler (tetrasiklik öfan ve dammaran iskelet tipi ve pentasiklik mastik asit, izomastik asit, oleanolik asit, tirukallol gibi olean ve lupan iskelet tipi vb (PDR 2007) Monoterpen hidrokarbonlar,% 20 oksijenli monoterpenler ve seskiterpenler Polifenoller, fitosteroller Sakızın kimyasal bileşimi ile ilgili ilk araştırma 1930'a kadar geri bildirildi, ancak ve Bileşiklerinin tanımlanmasının genişletilmiş aralığına rağmen, bugüne kadar henüz tam olarak belirlenmemiştir. Reçine, doğal bir polimer, uçucu ve uçucu yağı (Mastik yağı) oluşturan aromatik bileşenler, terpenik asitler, fitosteroller, polifenolik moleküller ve çok sayıda diğer potansiyel olarak aktif ikincil metabolitler, bazıları doğada ilk kez izole edilmiş ve belirlenmiş. 80'den fazla bu kombinasyon içerik maddeleri, sakızın yalnızca gıdada değil, aynı zamanda sağlık ve kişisel alanda da çoklu kullanımını haklı çıkarır. bakım alanı.
            resim [email protected]@@@@@@@@@@@@@@@@@
            Sakız polimeri cis-1,4-poli-β-mirsen (van den Berg ve diğerleri 1998) olarak tanımlanmıştır. mastik ayrıca küçük bir uçucu yağ fraksiyonu (yaklaşık% 2) içerir; başta Papageorgiou ve ark. (1981, 1997, Magiatis ve diğerleri 1999. Mastik reçinede bulunan triterpenoidler tetrasiklik euphane ve dammaran iskelet tipindedir. ve pentasiklik oleanan ve lupan iskelet tipi. Genel olarak, literatürde bildirilen uçucu olmayan doğal ürünlerden izole edilmiştir. sakız: a) mastikadienonik asit, b) tirukallol, c) oleanolik asit, d) izomastikadienonik asit, e) 3-o28-norolean-12-en, f) 20 (S) -3β-asetoksi-20-hidroksidammar- 24-en, g) 3-okso-dammara-20 (21), 24- dien, h) 3β-hydroxymalabarica-14 (26), 17E, 21-triene, i) 3-oxo-malabarica-14 (26), 17E, 21-triene, j) 3- β-hidroksi-28-norolean-12 en, k) 3-okso-28-norlup-20 (29) -en, l) (8R) -3-Okso-8 hidroksi-polipoda13E, 17E, 21-trien , m) 1,4-poly-β-myrcene (The Review of Natural Products 2005; Assimopoulou & Papageorgiou 2005i ve 2005ii; Paraschos vd. 2007).



            Polifenoller
            Ayrıca tirozol, p-hidroksi-benzoik asit, p-hidroksi-fenil bileşiklerinin izleri de bildirilmiştir. asetik asit, vanillik asit ve gallik asit (PDR 2007) Pistacia lentiscus L'den uçucu ikincil metabolitler. 90'lı ve 2000'li yıllar boyunca, macunun uçucu bileşenleri, uçucu yağın bileşimi ve aktivitesinin analizi bağlamında birkaç çalışma sakız (Papageorgiou ve diğerleri 1981; 1997). 1991'de Boelens ve Jimenez karşılaştırmalı olarak reçine uçucu yağlarının kimyasal bileşimi, sakız yaprakları ve olgunlaşmamış ve olgun meyveler toplam 90 bileşen (% 50 monoterpen hidrokarbon,% 20 oksijenli monoterpenler ve seskiterpenler% 25), reçine uçucu yağının ana bileşenleri, α-pinen (% 79) ve mirsen (% 3). Üç uçucu mastik sakız yağı, sakız yaprakları ve dalları hakkında çok önemli bir çalışma yapıldı. 1999'da Magiatis ve ark. Bu çalışmada tanımlanan ana bileşenler α-pinen (% 66.48), mirsen (% 8.34) ve β-pinen (% 3.29), mersin yapraklarının uçucu yağı (% 20,58), germacrene D (% 13.30), L-karyofilen (% 8.33), α-cadinol (% 7.33) ve δ-cadinen (% 7.00) dalların uçucu yağları mirsen (% 47.92), germacren D (% 15.46) ve Ekaryofilen (% 4.75) idi. 2005 yılında (Koutsoudaki ve diğerleri), α-pinen, β-mirsen, β-pinen, ana bileşenler olarak limonen ve trans-karyofilen. Yukarıdaki sonuçlar bir tarafından doğrulandı yazarların α-pinen, mirsen ve pineni tanımladığı son çalışma (Kokolakis ve diğerleri, 2010) ana bileşenler olarak mastik bir veya başka bir koleksiyonun menşeinin bir göstergesi olarak, aynı zamanda bir saklama süresi göstergesi.Bitkisel preparatlar Öğütülmüş bitkisel madde Bitkisel madde (ler) ve / veya bitkisel preparatların kombinasyonları geleneksel kombinasyon bitkisel tıbbi ürünlerin bileşenleri olarak vitamin (ler) ve / veya mineral (ler)uygun olduğu durumlarda değerlendirilir. Pistacia lentiscus L. reçinesi, sakız tozun tüm dünyada gıda sektöründe ve öz bakımda da yaygın olarak dağıtıldığını ortaya çıkardı. Balkan bölgesinde ve kozmetik alanında ürünler (diş macunu vb.). Ayrıca ürünler de var kombinasyon halinde bulunabilir. Ancak, bu tür kombinasyonlar bu değerlendirme raporunun konusu değildir.
            1.2. Arama ve değerlendirme metodolojisi
            Değerlendirme, referanslar listesinde belirtilen kaynaklara dayanmaktadır. Diğer yayınlar İngilizce dışındaki diller (en azından İngilizce veya başka bir dilde özet) hariç tutulmuştur. değerlendirme. Kullanılan arama motorları: Google; anahtar kelimeler: mastix, mastik, Pistacia lentiscus cv Chia, Pistacia lentiscus,damla sakizi. Bilimsel veritabanları: Scifinder, Scopus; arama tarihi 29.10.2014; anahtar kelimeler: "mastix", "mastik", "Pistacia lentiscus cv Chia", "Pistacia lentiscus", "sakız", sakız yağı " Tıbbi veritabanları: Pubmed, Cochrane kütüphanesi; anahtar kelimeler: "mastix", "mastik", "pistacia lentiscus cv Chia "," Pistacia lentiscus "," sakız sakızı ", sakız yağı" Toksikolojik veritabanları: Toxnet; anahtar kelimeler: "mastix", "mastik", "Pistacia lentiscus cv Chia", "Pistacia lentiscus "," sakız ", sakız yağı" Farmakovijilans kaynakları: Uygulanamaz. AB ve AB dışı düzenleyici makamlardan alınan veriler: Diğer kaynaklar: Atina Üniversitesi Kütüphanesi (Eczacılık ve Farmakognozi kütüphanesi)
            2. Tıbbi kullanıma ilişkin veriler
            2.1. Piyasadaki ürünler hakkında bilgi
            2.1.1. AB / AEA Üyesinde piyasada bulunan ürünler hakkında bilgiler

            Yunanistan ve diğer Balkan ülkelerinde eşanlamlı olarak bitkisel ilaç "sakız reçinesi" veya "sakız" halk tıbbına göre kullanım için yaygın olarak dağıtılır ve özellikle 80'lerden sonra eczanelerde satılır ve sakızın gastrointestinal bozukluklar üzerindeki iyileştirici aktivitelerine ilişkin uluslararası yayınlar (fonksiyonel Helicobacter pylori tedavisinde adjuvan olarak dispepsi), cilt iyileştirme aktiviteleri, ağız ürünleri hijyen. Pistacia lentiscus L. reçinesi, mastikten müstahzarlara ilişkin bilgi alışverişi talebi, AB / AEA'da ruhsatlı veya kayıtlı tıbbi ürün bulunmadığını ortaya çıkardı. Pistacia lentiscus L. reçinesi, tek bir aktif madde olarak mastikten müstahzarlar.
            AB / AEA'da pazarlanan ilgili kombinasyon tıbbi ürünler hakkında bilgiler
            Yunanistan'da Alkanna tinctoria içeren bir kombinasyon tıbbi (?) Ürün (iyileştirici krem) bulunmaktadır. ve ilk kez 1976'da tescil edilen Pistacia lentiscus L. reçinesi toz yıllar sonra ve 90'lı yıllarda farklı bir marka adı altında yeniden tescil ettirildi ve içerik. Ayrıca, sakız tozu içeren eczanelerde kullanılan bazı galenik ürünler ve 50'lerden beri pazarlanan kutanöz ve oromukozal kullanımlar (gargara) için yaygın olarak kullanılan mastik uçucu yağ ve Sırasıyla 90'lar. AB / AEA'da pazarlanan diğer ürünler hakkında bilgiler (uygun olduğu durumlarda) Pistacia lentiscus L. reçinesi, mastikten müstahzarlarla ilgili bilgi alışverişi talebi tozun gıda sektöründe olduğu kadar kozmetik sektöründe de yaygın olarak dağıtıldığını ortaya çıkardı. Avrupa ve Arap ülkelerinde, ayrıca kombine ürünlerde.
            2.1.2. AB / AEA dışında piyasada bulunan ürünler hakkında bilgiler
            Veri yok
            2.2. Belgelenmiş tıbbi kullanıma ilişkin bilgiler ve geçmiş veriler
            Edebiyat

            Ağızdan kullanım için toz bitkisel madde
            Antik Yunan hekimleri (Hipokrat, Dioscorides, Galenos) ilk kez Chios Mastiha, kendine özgü tadı ve tedavi edici özellikleri nedeniyle kullanılmasını tavsiye etti. Belgeler, dişleri temizlemek için kullanılan antik dünyanın ilk doğal sakızı olduğunu gösteriyor. ve nefesi tazelemek için. Yüzü ve vücudu temizlemek için kozmetikte bile kullanıldı. Sonra reçine, bir dizi farmasötik formülde ve nostrumda aktif bir bileşen olarak kullanılmıştır. zaman zaman uluslararası farmakopelerde kaydedilenler (Gennadios 1914; Perikos 1986; Savvidis 2000). Materia Medica'daki Dioscorides (MS 1. yüzyıl), sakızın terapötik özelliklerine Sakız adası (Chios Mastiha) hazımsızlık durumlarında, kan problemlerinde yardımcı olduğunu belirterek, kronik öksürükte, aynı zamanda sakinleştirici olarak görev yaptı. İyileştirici özellikleri önerdi Ağız hijyenini desteklemek, temiz ve ferah nefes almak için sakız reçinesi. O bahsetti mastik esansiyel yağı olan Mastiha yağının rahim hastalıklarında çeşitli şekillerde uygulanacak şekilde kullanılması, ve aynı zamanda styptic aktiviteleri için (Genandios 1914). MS 1. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar esas olarak tıp pratisyenleri ve botanikçiler tarafından sakız kullanılmıştır. 2500'den fazla gastralji, dispepsi ve peptik ülser gibi mide rahatsızlıklarının tedavisi için yıl. Hipokrat, Dioscorides, Theophrastos ve Galenos gibi eski Yunan hekimleri özelliklerinden bahsetmiş ve kullanımını önermiştir (Paraschos ve diğerleri, 2007). İnsanların gözünden o sırada mastik kullanımı mide ve bağırsağın düzgün çalışmasına katkıda bulundu. sistemi. Daha spesifik olarak ve çeşitli kaynaklardan, Mastiha'nın yatıştırmak için kullanıldığı sonucuna varılmıştır. mide ağrısı, hazımsızlık ve mide rahatsızlıkları (Oribasius, Aetius, Galen, Pilen). Sakızın atonik ve mide, bağırsak ve karaciğer iltihabında ve yumuşatıcıdaki etkisi özellikleri, Galen tarafından «Simpliciun medicamentorum temperamentis ac faculatibus libri
            XI ». (Perikos 1986; Belles 2006).

            Kudüs Balsamı - Kudüs'teki Aziz Kurtarıcı Fransisken Manastırı'nın eczanesinde, keşiş Antonio Menzani di Cuna'nın çalıştığı yerde, yirmi dört yıllık deneyimin ardından “Kudüs Balsamı” adında etkili bir balzam yaratmayı başardı. Milano'da sunuldu, 1712'de yaraları iyileştirmek için bir çözücü olarak karın ağrısı, dermatit, bağırsak kurtları, diş ağrısı, hemoroid vb. Menzani'nin formülü dört bileşen içeriyordu: aloe, buhur, mür ve sakız etanol içinde çözüldü. Gilbertus Anglicus (İngiltere'de 13. yüzyıl) tarafından Dalak için vişne suyu içeren "diacerasus" adı verilen Compendium Medicinae nostrum, tarçın ve sakız reçinesi. Daha sonra Giovanni de Vigo Fransisken keşiş-hekimi Papa II. Julius'a, Kaşıntı için yumurta akı, keten tohumu, kavak tomurcukları ve sakız tozu içeren bir Balsam reçete etti. zeytinyağı (Perikos 1986). Der grossen Wundartzney'deki (Büyük Cerrahi Kitabı) Paracelsus, iyileşmek için sakız reçinesi önermektedir. yaralar. " 18. ve 19. yüzyıllarda mastik reçinesi diş boşluklarının doldurulmasında kullanıldı, 4 bir şişe içinde sakız ve 1 ölçü eter: sarımsı bir renk ve yağlı kıvam oluşturan çözelti pamuklu bir çubuğu nemlendirmek için kullanılır ve doldurmak ve kapatmak için boşluğa uygulanır. Bu kullanımları sakız, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'nun geleneksel şifalı insanlarında kurtarıldı. sakız kullanımı son derece yaygındır Dahası, Al-Razi, Abu Yusuf Ya'qub ibn Ishaq al-Kindi ve Abu Mervan’Abd el-Malik çürük dişleri doldurmak ve güçlendirmek için tıbbi formüllerde karışımlar yazmıştır. mide, karaciğere yardım eder (Perikos 1986, Belles 2006) Birçok tıp doktoru, eczacı ve botanikçi, sakızın tedavi edici özelliklerine atıfta bulundu. terapötik formüllerin ve yaygın olarak kullanılan preparatların hazırlanmasında kullandıkları reçine. Kullanımı Bizans döneminde de sakız başarıyla yayılmaya devam etti. Birçok Avrupa Farmakopesinde 16. - 18. yüzyıl P.C.

            Geçen yüzyıldan beri, sakız şu anda üretimde Akdeniz mutfağında baharat olarak kullanılmaktadır. sakız, parfümeride, diş hekimliğinde ve Sakız adasının yerel halkı tarafından epigastrik ağrı ve peptik ülser hastalığına karşı koruma Günümüzde, mastik sakızın potansiyel terapötik aktiviteleri bilimsel olarak incelenmiştir ve özellikle Sakız adasından sakız olduğunu göstermiştir (çalışmaların çoğunda buna değinilmiştir) bir) sindirim bozukluklarına karşı olumlu etki gösterir, ağız hijyenine katkıda bulunur, gösterir antimikrobiyal ve anti-enflamatuar etki, doğal bir antioksidandır ve ayrıca potansiyel olarak travmaya yardımcı olur iyileştirme. Bugün, uluslararası tıp dergilerindeki bir dizi rapor, tarihsel olarak kaydedilen laboratuvar çalışmalarının sonuçlarının yanı sıra küçük kliniklere dayanan mastik özellikleri Yunanistan'da ve yurtdışında bağımsız araştırmacılar tarafından yapılan denemeler ve sakız reçine ilginç biyoaktif özelliklere sahiptir. Özellikle, sakız sakızı (mevcut çalışmalara uygun olarak, özellikle Sakız adası CGM'den) ve Uçucu yağ, mevcut araştırmalara göre esas olarak antimikrobiyal ve antioksidan özellikler. Antibakteriyel aktivite (Magiatis ve diğerleri, 1999; Lauk ve diğerleri, 1996; Koutsoudaki et al., 2005) ve bunun yanı sıra ağız boşluğundaki in vivo anti plak etkisi, genel bakteri büyümesine karşı inhibe edici etki (Takahashi ve diğerleri, 2003), özellikle de Streptococcus mutans ve Helicobacter pylori (Aksoy ve diğerleri, 2006). Bu bulgular nedeniyle, Pistacia lentiscus L. reçinesinin toz halindeki bitkisel maddesinin sakız ve en az 1980'den beri dispeptik ve gastrointestinal sistemde önemli miktarlarda kutanöz kullanım bozukluklar ve iyileştirici özellikleri için kutanöz kullanım için, Avrupa Birliği içinde. Böylece değiştirildiği şekliyle 2001/83 / EC Direktifi uyarınca tıbbi kullanım süresi gereksinimleri “geleneksel kullanıma” saygı yerine getirilmiş sayılır. Sakız sakızının ayrıca Hindistan'ın Ayurvedik Farmakopesinde (1999) bir monografı vardır. Pistacia lentiscus L.'nin "Rumimastangi" olarak adlandırılan reçinesine ve tıbbi kullanımları günlük 1-2 g dozlar için uygun Ağızdan kullanım Önerilen pozoloji, Perikos (1986) ve Al-Habbal ve ark. (1984), 0,35-05 g toz sakız günde 6 defaya kadar 0,5 g'lık dozlara bölünmüştür. 2 g'a kadar olan günlük doz
            son klinik çalışmalara uygun.

            Sakız sakızının ayrıca Hindistan'ın Ayurvedik Pharmakopesinde (1999) monografidir. Pistacia lentiscus L. "Rumimastangi" tariflerine ve püf noktalarına eklendi. günde 1-2 g doz ekleyin
            onu kullanıyorum Yazılı pozoloji, Perikos (1986) ve Al-Habbal and ark. (1984), 0.35-05 g toz sakız günde 6 defaya kadar 0,5 g'lık dozlara bölünmüştür. 2 kabak günlük bir dozdur bir sağlık kliniğidir.
            Tablo 1: Genel sonuçlar elde edildi



            2.3. Tıbbi kullanıma ilişkin genel sonuçlar
            2.2'de tartışıldığı gibi 1970'lerin sonu / 1980'lerin başından bu yana

            Pistacia lentiscus L. mastic reçinesi tozu, Yunanistan'da halk hekimliğinde çok popüler hale geldi ve diğer Balkan ve Asya ülkelerinin yanı sıra iyileştirici özellikleri nedeniyle ABD'de. Böylece
            değiştirildiği şekliyle 2001/83 / EC Direktifine göre tıbbi kullanım süresi için gereklilikler endikasyonlar için yerine getirilen "geleneksel kullanıma" saygı Hafif dispeptik rahatsızlıklarda kullanılan geleneksel bitkisel tıbbi ürün Küçük çocukların semptomatik tedavisi için kullanılan geleneksel bitkisel tıbbi ürün. cilt iltihabı ve küçük yaraların iyileşmesine yardımcı olarak

            Tablo 2: Tıbbi kullanım süresine ilişkin kanıtlara genel bakış



            Mevcut literatür referanslarına ve son klinik araştırmalara göre aşağıdaki pozolojiler önerilen: Ağızdan kullanım Pudra Tek doz: 0.35 - 0.5 g günde 3-4 defa Günlük doz: 1.05 -2 g Kullanım süresi 2 hafta Deri kullanımı % 9-11 mastik tozu içeren yarı katı krem Günde üç defaya kadar Kullanım süresi: Etkilenen cilt bölgesine ince bir tabaka halinde uygulanacak 1 hafta

            3. Klinik Olmayan Veriler
            3.1. Bitkisel ilaçla ilgili mevcut farmakolojik verilere genel bakış madde (ler), bitkisel müstahzarlar ve bunların ilgili bileşenleri

            3.1.1. Birincil farmakodinamik
            Antimikrobiyal etkinlik

            Sakızın antimikrobiyal özelliklerini araştırmak için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Mastik sakız vardır Gram pozitif (+) ve Gramnegatif (-) bakterilere ve diğer patojenik mikroorganizmalara karşı geniş bir antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu kanıtlanmıştır. Daifas vd. (2004), mastik sakızın ve uçucu yağının tek başına ve birlikte etkisini araştırdı. Clostridium botulinum'un proteolitik suşlarının büyümesi üzerine etanol ile. Sakızını kanıtladılar ve sakız yağı, botulinum nörotoksininin ortaya çıkmasına karşı faktörler olarak etkili bir şekilde kullanılabilir. beslenme ürünleri. Daha spesifik olarak, laboratuar testlerinin sonuçları gösterdi ki, sadece Clostridium botulinum'un proteolitik suşlarının inhibisyonu için% 0.3 sakız yağı gerekliydi. çalışma, mastik sakız ve mastik yağının potansiyel olarak doğal koruyucu olarak kullanılabileceği sonucuna varmıştır. unlu Mamüller. Mastik yağının antibakteriyel aktivitesi, birkaç bileşenin kombinasyonuna bağlanabilir. belirli bir bileşik yerine. İlginçtir ki, farklı bakteriler uçucu yağın farklı bileşiklerine duyarlı veya değil. (Tassou & Nychas 1995; Magiatis ve diğerleri. 1999; Koutsoudaki ve diğerleri, 2005).Sakızın Helicobacter pylori'ye karşı bakterisidal etkisi 1983'te Marshall ve Warren, başlangıçta adı verilen bir bakteriyi başarıyla izole edip kültürlediler. Campylobacter pylori ve daha sonra Helicobacter pylori, mide ve dolayısıyla mide iltihabına neden olur. H. pylori, Gram negatif bir bakteridir ve sindirim ülseri vakalarının% 75'inden sorumlu iken, duodenum ülseri durumunda ilgili miktar
            % 90'dır. Bir dizi çalışma, mastik sakız ve mastik yağının gastrointestinal sistem üzerinde etki gösterdiğini göstermiştir. lezyonlar. Helicobacter pylori'nin keşfinden ve gastrointestinal hastalıkla korelasyonundan sonra ilgi Bu bozukluklar için mastik ve mastik yağının etki mekanizmasının belirlenmesi için Anti-H'nin keşfi ve nihai olarak bulunması. pylori özellikleri. Sakızın anti-H. pylori aktivitesini kanıtlayan ilk çalışma New England Journal of 1998'de Tıp (Huwez ve diğerleri, 1998). Mastic'in H. pylori NCTC 11637 suşunu ve altı klinik izolat. İngiltere Nottingham Üniversite Hastanesinde yapılan bu çalışmada, sakızın (Sakız adasından) Helicobacter pylori'ye karşı kanıtlanmış bir etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma iki haftalık bir süre boyunca günde 1 g sakızın bile yapabileceğini gösteren bulguları gösterdi. sindirim ülserini iyileştirir. Bu faydalı eylem, sakızın Helicobacter'i yok etmesinden kaynaklanıyordu. pylori sindirim ülseri vakalarının çoğundan sorumludur. Spesifik çalışmada taze numuneler hastalardan izole edilen Helicobacter pylori varlığında kullanılmış ve sakızın minimum bakterisidal konsantrasyonu (MBC) araştırıldı, bu da minimum 24 saat içinde bakterinin% 99.9'unu yok etmek için gerekli konsantrasyon. Damla Sakızı popülasyonun büyüklüğünden bağımsız olarak incelenen tüm örneklerde bakteriyi yok etti. The sakızın minimum bakteri konsantrasyonu (MBC) 60 μg / ml idi, ancak daha küçük konsantrasyonlarda bile, antibakteriyel etki özellikle önemliydi. Bu çalışmada gösterilen anti-H. pylori aktivitesi, Peptik ülseri olan hastalarda düşük dozlarda bile çok hızlı bir pozitif terapötik etkiyi açıklayın sakız sakızı (iki hafta boyunca günde 1 g).Marone vd. (2001) ve Bona ve ark. (2001) sakızın izole edilenler üzerindeki antibakteriyel etkisini değerlendirdi. 2000 ila 1.9 µg / ml konsantrasyonlarda klinik Helicobacter pylori izolatları. Minimum bakteri yok edici
            Mikrodilüsyon yöntemi ile hesaplanan konsantrasyonlar, sakızın kayda değer H. pylori hastalarından izole edilen 12 suş üzerinde bakterisidal etki, 500 μg / ml konsantrasyonda 125 μg / ml ve% 90 konsantrasyon. Ayrıca, mikroskobik bakterilerin morfolojisinin elektron emisyonu ile gözlemlenmesi, reçinenin hava kabarcıklarının salınmasına, morfolojik anormalliklere ve hücre segmentasyonuna neden olur. H. pylori. Ayrıca sakızın bakterisidal özelliği, reçineden izole edilen H. pylori in-arabinogalactan proteinleri (AGP'ler) üzerine yerleştirilmeye çalışılmıştır (Kottakis ve diğerleri, 2009). Özellikle, inhibisyonu AGP'ler içeren sulu mastik ekstraktlarının varlığında H. pylori'nin büyümesi incelenmiştir. The sonuçlar, en az 1,4 g sakız özlerinin bakterinin canlılığını etkileyerek hücreyi önlediğini gösterdi. büyüme. AGP'lerin H. pylori'de anormal morfolojiye neden olup olmadığına dair herhangi bir gösterge yoktu. toplam sakız (Bona ve diğerleri, 2001) Paraschos vd. (2007), potansiyelini değerlendirmek için yerleşik bir H. pylori enfeksiyon modelini kullandı. Polimer (TMEWP) uygulaması olmadan sürekli toplam mastik ekstraktının H. pilori kolonizasyonu ve ilişkili gastrit gelişimi. Başlangıçta, TMEWP ham petrolden elde edildi % 70 oranında mastik sakız ve ayrıca asidik ve nötr olmak üzere iki fraksiyona bölünmüştür. bir. Kromatografik ayırmalardan sonra TMEWP'nin asidik fraksiyonu, ana triterpenik asitler oleanonik asit (515 mg), moronik asit (338 mg), 24Z-masticadienonic asit (1.1 g), 24Zizomasticadienolic asit (1.0 g), 24Z-masticadienolic asit (95 mg) ve 24Z-isomasticadienolic asit (102 mg). Nötr fraksiyon, benzer muameleden sonra, beş nötr triterpenik bileşik verdi: tirucallol (110 mg), dammaradienon (128 mg), 28-norolean- 12-en-3-one (206 mg), oleanon aldehit (152 mg) ve oleanolik aldehit (98 mg). Sonra tüm bunların antimikrobiyal aktiviteleri H. pylori'nin 10 klinik izolatından oluşan bir panele karşı mastik toplam ekstraktının yanı sıra fraksiyonlar ve CCUG 38771 referans suşu, üç aylık bir süre boyunca test edildi. Mastik özleri sergilendi konsantrasyona ve suşa bağlı bakterisidal aktiviteler. Daha spesifik olarak, test edilen tüm suşlarda, asidik fraksiyon, ortalama 0.136 mg / ml MBC ile en yüksek aktiviteyi sergiledi, ardından TMEWP (MBC, 0.256 mg / ml). TMEWP'nin nötr fraksiyonu için azalmış aktivite gözlemlendi (0.638 mg / ml). MBC'de test edilen ayrı suşlar arasında iki kata kadar farklılıklar gözlendi ve
            sadece LAVHP-7 suşu durumunda TMEWP ve asidik fraksiyonuna karşı daha yüksek bir duyarlılık vardı gözlemlendi. TMEWP'nin asidik fraksiyonu ile en yüksek aktiviteyi elde ederek ilerlediler. izole edilmiş saf asidik bileşikleri anti-Helicobacter aktivitesi için test etmek. En yüksek genel etkinlik tutarlı bir şekilde ve izomastisadienolik asit ile test edilen H. pylori suşlarının 11'inin tümü için
            0,202 mg / ml (0,443 mM) ortalama MBC, ardından mastikadienolik (0,220 mg / ml [0,482 mM]), oleanon (0.292 mg / ml [0.643 mM]) ve moronik asit (0.310 mg / ml [0.683 mM]). İlginç bir şekilde, 3-okso türevleri, izomastikadienonik ve mastikadienonik asitler, karşılık gelen 3-hidroksil türevleri. TMEWP'nin kimyasal kıvamının polimerin bulunmaması dışında ham mastik sakızınki ile hemen hemen aynıdır ve ayrıca daha iyi çözünürlük özellikleri ve artan aktif bileşen konsantrasyonu sundu. The deneyler, toplam mastik ekstraktının, H. pylori kolonizasyonunu orta derecede azaltabileceğini göstermiştir. mide antrumu ve korpusu. Hesaplanan kolonizasyon seviyelerindeki azalma yaklaşık olarak 30 misli. Bu sonuçlar, H. pylori kolonizasyonunda gözlenen gözle görülür azalma ile uyumluydu. histopatoloji değerlendirmelerinde. Son olarak, sonuçlar aynı zamanda alışılmış uzun vadeli sakız H. pylori kolonizasyonunu hafifletmede etkili olabilir Yukarıdaki çalışmanın ardından (Kottakis ve diğerleri, 2009), nötrofil aktive edici varlığında hem in vitro hem de in vivo CGM'den türetilen mastik AGP'lerin (arabinogalaktan proteinleri) etkisini araştırdı.
            hücre bağışıklığının içsel aktivatörleri (aktivatörler nötrofiller) üzerinde protein H. pylori (HP-NAP), H. pylori taşıyıcılarını sağlıklı gönüllülerle karşılaştırmak, iki ay boyunca günde 1 g sakız almak.
            H. pylori virülans faktörleri üç korunmuş antijendir, yani kararsız sitotoksin A (VacA), sitotoksin ile ilişkili antijen (GagA) ve HPNAP. VacA, aşağıdakilerin zarı ile etkileşime girer: epitel hücreleri ve oraya girer, burada düşük iletkenlikli bir iyon kanalı oluşturur. HPNAP tarafından bilinir nötrofilleri, monositleri ve mast hücrelerini çeker ve aktive eder, bu da proinflamatuar aracıların salınmasına neden olur. Bu çalışmadaki aşağı çekme deneyleri, ilk kez, belirli bir AGP'lerin nötrofillerin iki zar proteinine bağlanması, muhtemelen nötrofil inhibisyonu ile sonuçlanır aktivasyon. Bu iki nötrofil proteini bu çalışmada karakterize edilmemiş olsa da, yazarlar özelliklerini ve nötrofile katılımlarını açıklığa kavuşturmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtmektedir. faaliyetler. HP-NAP (P = 0.0027) ve AGP ile in vitro inkübe edildiğinde nötrofil aktivasyonu azaldı artı iki ay AGP tüketen H. pylori pozitif hastalarda HP-NAP (P = 0.0004). Benzer sonuçlar nötrofiller AGP artı HP-NAP (P = 0.0038) ile inkübe edildiğinde de elde edildi, ancak kontrollerde HP-NAP (P> 0.05) ile. Sharifi vd. (2009) anti-H'yi araştırdı. gösterilen başka bir çalışmada mastik pilori aktivitesi sakızın aktif fraksiyonlarının çoğunun bir polimer olduğunu, ardından asit ve aynı reçineyi takip ettiğini, nötr parça etkisizdi. Özellikle, reaktivitede artış, hem polimerin oksidasyonu (ikiye katlama) ve reçinenin 4 saat çiğnenmesi (% 50 artış). Choli-Papadopoulou ve diğerleri. (2011), HPNAP'ın geniş C-terminal bölgesinin uyardığını kanıtladı nötrofil yapışması ve CGM'den AGP'lerin nötrofil-endotel hücre sürecini bozması HPNAP'ın neden olduğu ek, daha fazla araştırılması gereken ve bir H. pylori hastaları için gelecekteki anti-enflamatuar tedavi. HPNAP, bir dizi virülanstan biridir H. pylori bakterisinin ürettiği faktörler. Nötrofiller tarafından üretilen serbest radikaller bir anahtardır doğuştan gelen bağışıklık sisteminin bileşeni ve aynı zamanda H. pylori'ye karşı etkili bir antimikrobiyal ajan mukozal hasarı ve gastriti devam ettiren bir faktör olarak. Reaktif türlerin olası bir engellenmesi üretim, H. pylori'nin neden olduğu kronik gastritin iyileşmesine ve
            iltihap. Çok yeni bir çalışma (Miyamoto ve diğerleri, 2014), sakızın hangi bileşeninin sorumlu olduğunu inceledi. anti-H için. pylori aktivitesi. Mastik sakız uçucu yağının GC-MS analizi, Α-pinen (% 82.26) en fazla bulunan 20 bileşen. Ardından yazarlar incelendi hangi bileşen H. pylori'nin büyümesini engeller. Piyasada bulunan on bileşik test edildi gastritli hastalardan oluşturulan H. pylori suşlarına karşı antibakteriyel aktiviteler için, mide ülseri ve mide kanseri. Bazıları klaritromisine karşı antibakteriyel aktivite gösterdi. (CAM) - ve / veya metronidazole (MNZ) dirençli suşlar. α-terpineol ve (E) -metil izoeugenol gösterdi anti H-pylori aktivitesi sadece ilaca duyarlı suşlara (# 09-292 mide kanserinden) karşı değil, aynı zamanda ilaca dirençli suşlara karşı (# 09-87 atrofik gastritten türetilmiştir, # 09-224 mide ülseri, # 09-243 atrofik gastritten). Bu 10 bileşik ayrıca üçe karşı antibakteriyel aktivite gösterdi. farklı suşlar (E. coli, S. aureus, B. subtilis) Yazarlar bu bileşenlerin olabileceği sonucuna varmışlardır. midede ilaca dirençli H. pylori büyümesinin üstesinden gelmek için faydalıdır
            Ağız bakımı
            Mastik sakız, ağız kokusu ve ağız hijyeni için antik çağlardan beri geleneksel bir çare idi. bilgi daha yeni çalışmalarda değerlendirilmiştir. Mastik sakız seçici antibakteriyel etki gösterdi oral bakterilere karşı Porphyromonas gingivalis (Sakagami ve diğerleri, 2009, Sterer 2006) ve Prevotella melaninogenica (Sakagami ve diğerleri, 2009).

            Antiinflamatuar ve Antioksidan özellikler
            Heo ve diğerleri, 2006, diklofenakın neden olduğu hasarı azaltmada sakızın etkisini in vivo çalışmıştır. Sıçanlarda bağırsak ve bakteriyel translokasyon, steroidal olmayan antiinflamatuvarın neden olduğu bir fenomen genel olarak ilaçlar (NSAID'ler). Bu amaçla sıçanlar dört gruba ayrıldı; bir kontrol grubu, diklofenak grubu, diklofenak ile 0,3 ml / kg mastik grubu ve 1,0 ml / kg mastik grubu ile diklofenak. Mastik yağları (daha fazla bilgi değil verilmiş) diklofenak uygulamasından 3 saat önce uygulanmıştır (100 mg / kg oral yoldan 2 gün). Ölçtükleri parametreler bağırsak geçirgenliği, enterik aerobik bakteri idi. distal ileum ve çekumda sayımlar, bağırsak adezyonu, distal ileumun lipit peroksidasyonu ve sırasıyla mezenterik lenf düğümlerine, karaciğer, dalak, böbrek ve kalbe bakteriyel translokasyon. Herşey diklofenak uygulaması ile artan parametrelerin azaldığı görülmüştür. 1 ml / kg ağırlık dozunda mastik uygulamasından sonra. İltihaplanma sırasında bağırsak iltihabını azaltmaya yardımcı olmak için sakızın anti-enflamatuar özellikleri bağırsak hastalığı hastaları 2009 yılında Kim ve Neophytou tarafından araştırılmıştır. Dekstran sülfat sodyum (DSS) kolit modeli, in vivo olarak sakızın anti-enflamatuar özelliklerini test etmek için kullanıldı. İki deneyler yapıldı. İlk denemede, hayvanlar bir kombinasyon içeren diyetlerle beslendi 14 gün boyunca mastik reçinesi (% 0,2) ve mastik yağı (% 0,02); 5 gün boyunca% 3 DSS ile tedavi edildikten sonra normal içme suyu. Özel diyette 14 gün sonra farelerde deneysel kolit indüklendi sakız veya başka bir şey alırken 7-10 gün içme suyunda% 3 DSS ile muamele edilerek tedavi. İkinci denemede hayvanlar aşağıdaki gibi farklı diyetlerle beslendi: Grup 1 (kontrol) fareleri normal bir diyet aldı, Grup 2 fareleri% 0,02 sakız yağı içeren bir diyet aldı, Grup 3 fareleri % 0.30 γ-tokoferol içeren bir diyet aldı, Grup 4 farelerine% 0.02 sakız içeren bir diyet verildi yağ ve% 0.30-tokoferol. Hayvan verileri, mastik yağı ile takviyenin, hastalığın başlangıcını ve ilerlemesini geciktirdiğini gösterdi. hastalık ve hastalığın neden olduğu kilo kaybını önlemeye yardımcı oldu. Sakız yağı olduğu sonucuna varıldı.akut kolite karşı bir miktar koruma sağlar. Γ-tokoferol ile birlikte mastik yağının kullanılması,
            tek başına mastik veya γ-tokoferol kullanımına benzer sonuçlar.
            Anti ülser aktivitesi
            1986'da Al-Said ve ark. etkinliği değerlendirmek için kobaylarda in vivo bir çalışma yaptı mide ülseri ve duodenal ülsere karşı mastik. Bu amaçla, uygun kullanımla Midede kimyasal ülser (aspirin, sisteamin hidroklorür vb.) oluşmuştur. Sonradan, yiyecekleri aracılığıyla onlara kg başına 500 mg oranında sakız veriliyordu. Sonuçları
            çalışma, Sakız adası sakızının uygulanmasının önemli bir azalma sağladığını göstermiştir.
            kobayların mide zarında oluşan ülserin genişlemesi ve yoğunluğu,
            lokal olarak oluşan ülserin tedavisi olarak kullanılabileceğini düşündüren



            3.1.2. İkincil farmakodinamik
            Sitotoksik aktivite

            Sakız sakızının ve ana bileşiklerinin sitotoksik aktiviteleri Giaginis & Theoharis (2011) in vitro çalışmalarda CMG'nin (Chios mastic gum) hücreyi inhibe ettiğini kanıtlamıştır. Başta prostat olmak üzere çeşitli insan neoplazisinden türetilen kanser hücrelerinin çoğalması, kolon, akciğer, pankreas karsinomu ve hematolojik maligniteler.

            Plazma Lipid ve kan şekeri azaltma
            Georgiadis ve arkadaşları, 2014 ham CMG'nin metabolik parametreler üzerindeki etkisini in vivo araştırmıştır. diyabetik fareler. Streptozotosin ile indüklenen diyabetik 12 haftalık erkek C57bl / 6 fareleri üç kişiye atandı gruplar: NC (n = 9) kontrol; 8 hafta boyunca düşük dozda mastik alan LdM (n = 9) hayvanlar (20 mg / kg vücut ağırlık [bw]); ve aynı süre boyunca yüksek dozda mastik (500 mg / kg canlı ağırlık) alan HdM (n = 9) hayvanlar. Serum lipit ve glikoz seviyeleri, başlangıçta, 4 ve 8. haftalarda belirlendi. Serum toplam protein, Deney sonunda adiponektin ve resistin seviyeleri de ölçüldü. Histopatolojik karaciğer, böbrek, aort ve kalp lezyonları muayenesi yapıldı. 4 hafta sonra CMG uygulama, hem LdM hem de HdM'de azalmış serum glukoz ve trigliserit düzeylerine neden oldu, LdM grubunda kontrollere kıyasla bw seviyeleri azaldı. Deneyin sonunda, LdM, önemli ölçüde daha düşük serum glikozu, kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolü ve trigliserit seviyeleri ve kontrol ile karşılaştırıldığında geliştirilmiş yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol seviyeleri grubu. HdM grubu, serum trigliserid seviyelerini iyileştirdi. Kontrolde görülen hepatik steatoz grup LdM ve HdM gruplarında kısmen tersine çevrildi. Düşük dozlarda uygulanan CMG iyileşir Karaciğer hasarını hafifletirken diyabetik farelerde glikoz ve lipid bozuklukları. CGM uçucu yağının in vivo hipolipidemik özellikleri de değerlendirildi (Vallianou ve ark. 2011). CGM'nin hipolipidemik etkisi, naif ve aynı zamanda duyarlı sıçanlarda araştırılmıştır. deterjan kaynaklı hiperlipidemi. Saf sıçanlara CGM uygulaması, doza bağımlı bir sonuç verdi. serum kolesterol ve trigliseritlerin yapıcı sentezinde azalma. Hiperlipidemik sıçanlarda, CGM tedavisi ayrıca güçlü bir hipolipidemik etkiye sahipti. Çeşitli mastik bileşenlerini test ederek uçucu yağ, hipolipidemik etkinin kamfen ile ilişkili olduğu ilk kez gösterildi. Hiperlipidemik sıçanlarda 30 ug / g vücut ağırlığı dozunda kamfen uygulaması, Toplam kolesterolde% 54,5 azalma (p <0,001), Düşük Yoğunluklu Lipoprotein (LDL) kolesterolde% 54 azalma (p <0,001) ve trigliseridlerin% 34,5'i (p <0,001). HepG2 hücrelerinin kamfen ile muamelesi, Hücresel kolesterol içeriğinde, bilinen bir HMG-CoA redüktaz olan mevinolin ile aynı ölçüde azalma inhibitör. Kamfenin hipolipidemik etkisi, HMG-CoA redüktaz aktivitesinden bağımsızdır, hipokolesterolemik ve hipotrigliseridemik etkilerinin bir statinlerden farklı etki mekanizması. Kontrolün kritik rolü göz önüne alındığında hiperlipidemi, kardiyovasküler hastalıkta oynar, bu çalışmanın sonuçları, kullanımın içyüzünü sağladı. alternatif bir lipit düşürücü ajan olarak mastik esansiyeldir ve daha ileri değerlendirmeyi hak eder.

            Ateroskleroza karşı koruma
            Mastik sakızın antiaterojenik etkisinin potansiyeli de araştırılmıştır. Biyolojik eylem doğal CMG'nin çiğnenmesinden gelen tükürüğün yanı sıra ticari sakızların çiğnenmesi ( sentetik parfümler ve yapay antioksidan ΒΗΤ) oksidasyon süspansiyonunda incelendi düşük yoğunluklu lipoprotein (oxLDL) prosedürü. Tükürüğün biyolojik aktivitesi beş farklı Bakır tarafından in vitro olarak üretilen düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) oksidasyonunun inhibisyonu üzerine sakızlar iyonlar gösterildi ve kantitatif olarak% koruma (% Pr) olarak ifade edildi (Andrikopoulos et al.,
            2002). Ham CMG en etkili (% 74.6 Pr) olarak bulundu ve ardından ticari CMG (% 64.3 Pr). CMG (3 g) özütlerinde ve ilgili tükürükte (1 saat) bulunan biyolojik olarak aktif maddeler
            çiğneme) sırasıyla 0.3 ve 0.2 mg miktarlarında (poli) fenolik bileşikler olarak karakterize edildi. Koruyucu etkisi, vitamini olarak kullanılan ilgili etkisinden biraz daha yüksekti.
            karşılaştırmalı nedenlerin temeli. Andrikopoulos ve diğerleri, (2003) ayrıca sakız sakızında bulunan triterpenlerin dikkat çekici düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) üzerinde antioksidan etki. Testlerin sonuçları sonuca götürdü CMG'nin (Pistacia lentiscus türü Chia) sahip olanların en etkili doğal ürünü olduğunu incelenen (P. terebinthus reçinesi, dammar reçinesi, akasya zamkı, kitre zamkı, storax sakızı) insan LDL'sinin oksidasyonuna karşı koruma. Doygunluk için minimum ve maksimum dozlar LDL oksidasyonunun inhibisyon fenomeni 2.5 mg ve 50 mg CMG idi (% 75.3 ve% 99.9, sırasıyla). Dedoussis vd. 2004, periferik kanın hayatta kalmasında toplam polar ekstraktın etkisini inceledi oksitlenmiş düşük yoğunluklu lipoprotein (oxLDL) tarafından oluşturulan oksidan stres koşulları altında mononükleer hücreler (PBMC). Deneysel çalışma sırasında, hücrelerin oksitlenmiş formda sergilenmesi LDL, yukarıda bahsedilen hücrelerin hızlı apoptozuna ve nekrozuna yol açmıştır. Ayrıca araştırıldı reçinenin toplam polar özütünün oxLDL sitotoksik etkisini inhibe ettiği moleküler mekanizmalar PBMC'de. Hücrelerin oksitlenmiş LDL formunda maruz kalması, hızlı apoptoz ve nekroza yol açmıştır. yukarıda belirtilen hücrelerin. OxLDL ve polar ekstrakt ile hücreleri eşzamanlı olarak kültürlerken, her iki fenomenin inhibisyonu gözlendi.

            Antioksidan aktivite
            Mastik, çeşitli kişiler tarafından katı ve sıvı yağlar için koruyucu olarak kullanılmıştır. Mısırlı tarafından böyle bir kullanım köylüler, 70'lerde Abdel Rahman ve Yusuf'un sakızının antioksidan aktivitesi üzerine ilk çalışmayı başlattı. Soad 1975; Abdel-Rahman ve arkadaşları, sakızın buna benzer antioksidan aktiviteye sahip olduğunu gösterdi.
            bütillenmiş hidroksianisol. Ayrıca, anti-enflamatuar aktivitenin moleküler mekanizmaları ve
            CMG'nin antioksidan aktivitesinin potansiyel rolü değerlendirilmiştir (Triantafyllou ve diğerleri, 2011) burada
            GMG'nin saflaştırılmış PKC (protein kinaz C'nin inhibisyonu) aktivitesini inhibe ettiği, azaldığı bulundu.
            Hücre homojenatındaki PKC aktivitesi ve PKC ile uyarılan hücrelerde zayıflatılmış süperoksit üretimi
            endotel hücrelerinde aktivatör PMA (forbol 12-miristat 13-asetat) ve PKC'ye bağımlı anjiyotensin II.
            3.1.3. Güvenlik farmakolojisi
            3.1.4. Farmakodinamik etkileşimler

            CYP enzimlerinin indüksiyonu
            Katsanou vd. (2014) mastik sakızın Cyp1a1 ve Cyp1a2 ekspresyonunu modüle edip etmediğini araştırdı. mRNA (ters transkripsiyon gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ile ölçülür) ve Cyp1a bağlantılı CMG ekstresinin oral uygulamasını takiben sıçan karaciğerinde etoksresorufin O-deetilaz (EROD) aktivitesi 1428 ve 2000 mg / kg bw. Sıçan karaciğeri üzerinde CYP1A1 / 2'nin potansiyel modülasyonunun değerlendirilmesi için İnsan risk değerlendirmesi, iyi bilinen bir biyoaktif doğal bileşik olan kafein, tespit için çalışıldı Karaciğer enzimleri üzerindeki potansiyel karşılaştırmalı etkiler. CMG ekstresinin kullanılan dozlarda uygulanması Cyp1a1 / 2 ve ardından CYP1A enziminin önemli transkripsiyonel modülasyonuna neden olmaz 100 mg / kg vücut ağırlığı yüksek doz olarak kafein uygulaması, her iki mRNA'yı indükledi. ekspresyon ve enzim aktivitesi. Yazarlar, CMG özütünün dozlarda uygulanmasını bekliyorlar. önerilen farmasötik dozların aşılması, CYP1A ile katalize edilen metabolik Birkaç pro-kanserojenin aktivasyonu, bu nedenle biyolojik veya toksikolojik önemi olmadığı kabul edilir. kafeinle tedaviden sonra gözlenen ilgili etkilere kıyasla.

            3.1.5. Sonuçlar
            3.2. Bitkisel ilaçlarla ilgili mevcut farmakokinetik verilere genel bakış madde (ler), bitkisel müstahzarlar ve bunların ilgili bileşenleri

            Pistacia lentiscus L. (Sakız adasından) sakızı, bitkisel ilaçlar veya gıda alanında, temel bileşenlerinin oral emilimi hala belirsizliğini koruyordu. İçinde CMG'nin terapötik etkiler veya terapötik etkiler için atfedilebilecek özelliklerini tanımlama bağlamı yüksek performanslı sıvı kromatografisine (HPLC) dayalı bir metodoloji olan besin değerinin etkileri tandem kütle spektrometrisine (MS / MS) bağlı olarak geliştirilmiş ve kantifikasyonu için uygulanmıştır. mastik sakız triterpenik asitler, 24Z-izomastikadienonik asit (IMNA) ve 24Z-izomastikadienolik asit (IMLA) fare plazmasında (Lemonakis ve diğerleri 2011). Spesifik bileşikler, bunlara göre seçildi. H. pylori'ye karşı biyolojik aktivite ve potansiyel. Konsantrasyonlar aynı anda belirlendi mastik sakızın veya polimersiz toplam sakız ekstresinin oral uygulamasından sonra fare plazması (TMEWP) emilimde doğal polimer olan poli-my-mirsenin rolünü değerlendirmek için süreç. Farelerde TMEWP uygulamasını takiben, dolaşımdaki IMNA ve IMLA plazma seviyeleri aşağıdaki IMNA ve IMLA plazma seviyelerine kıyasla önemli ölçüde daha yüksek (yaklaşık 10 kat) toplam CMG uygulaması, polimerin absorpsiyon sürecinde kritik bir rol oynadığını gösterir. Daha spesifik olarak TMEWP uygulamasını takiben, Cmax plazma değerleri 3300 ± 859 ng / ml idi. IMNA ve IMLA için 163 ± 58 ng / ml. Karşılaştırıldığında, CMG uygulamasını takiben, Cmax plazma değerleri IMNA için 329 ± 57 ng / ml ve IMLA için 28 ± 8 ng / ml idi


            3.3. Bitkisel ile ilgili mevcut toksikolojik verilere genel bakış maddeler / bitkisel müstahzarlar ve bunların bileşenleri
            3.3.1. Tek doz toksisite
            3.3.2. Doz toksisitesini tekrarlayın

            Mastik sakızın diyet toksisitesi,% 0 beslenen erkek ve dişi F344 sıçanlarında (Kang ve ark. 2007) çalışılmıştır, % 0.22,% 0.67 ve% 2 seviyeleri 13 hafta boyunca toz bazal diyete karıştırıldı. Ölüm yok ya da bariz deney dönemi boyunca hayvanların herhangi birinde klinik işaretler gözlendi. Vücut ağırlıkları yüksek dozla tedavi edilen grupta erkeklerde 2. haftadan sonuna kadar ve 8. ve 13. haftalarda azalmıştır. kadınlarda. Doza bağlı olarak artmış mutlak ve nispi karaciğer ağırlıkları vardı veya hematolojik parametrelerdeki değişikliklerle birlikte yüksek doz grubu erkekler veya kadınlar ile sınırlı, yüksek doz erkeklerde artmış WBC ve trombosit dahil. Değişen serum biyokimya parametreleri her iki cinsiyette toplam protein, albümin ve toplam kolesterol artışlarını ve kadınlarda γ-GTP'yi içerir sadece. Bununla birlikte, otopside makroskopik incelemede büyük lezyon görülmedi ve mikroskobik muayene ayrıca incelenen organların hiçbirinde tedaviye bağlı bir bulguya rastlamadı. Diyet tedavisi olarak Bu çalışmada 13 hafta süreyle sakız sakızının kullanılması, özellikle yüksek dozda vücut ağırlıklarının azalmasına neden oldu. erkekler ve her iki cinsiyette de doza bağlı olarak artan karaciğer ağırlıkları morfolojik bulgular, uygulanmasının gözlenen bir yan etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. diyette% 0,67 düzey (NOAEL)

            3.3.3. Genotoksisite
            Mastik reçine için veri bulunmamaktadır. Ağız hijyeni pazarında satılan ürünlerde yaygın olarak kullanılan Chios mastik suyu (CMW) adı verilen sulu bir ekstrakt, potansiyel genotoksik aktivitesi ve ayrıca antijenotoksik özellikleri için çalışılmıştır. mutajenik ajan mitomisin-C (MMC). Genotoksisite, in vitro kullanılarak değerlendirildi. Sitokinez Blok MicroNucleus (CBMN) deneyi ve in vivo Somatik Mutasyon ve Rekombinasyon Test (SMART). Önceki testte, lenfositler% 1, 2 ve 5 (v / v) CMW ile veya MMC olmadan 0.05 ve 0.50 μg / ml konsantrasyonlarında. CMW tarafından önemli bir mikronükleus indüksiyonu gözlenmezken, MMC ile birlikte tedavi, % 22.8 ile% 44.7 arasında değişen MMC ile indüklenen mikronükleuslarda azalma. (Vlastos vd. 2013)
            3.3.4. Kanserojenlik
            3.3.5. Üreme ve gelişimsel toksisite
            3.3.6. Yerel tolerans
            3.3.7. Diğer özel çalışmalar

            3.3.8. Sonuçlar
            Sıçanlarda yapılan 3 aylık tekrarlanan doz çalışmasında tek önemli bulgu, yüksek doz grubu. Sonuç olarak diyette NOAEL değeri% 0,67 mastik sakızdır. Aksi takdirde veriler toksisite üzerine mevcut değildir. Sadece in vitro mikronükleus ve MGW ile SMART testleri yapıldı genotoksisiteyi değerlendirmek için bir Liste Girişi önerilmemektedir. 3.4. Klinik olmayan verilerle ilgili genel sonuçlar In vitro çalışmalar, sakızın bir Gram-pozitif panele karşı antimikrobiyal aktivitesini göstermektedir. Gram-negatif bakteriler ve H, pylori'ye karşı özel güçlü aktivitesi, minimum bakteri konsantrasyonu (MBC), yani. için gereken minimum mastik konsantrasyonu H. pylori'nin% 99.9'unu 24 saat içinde 60 μg / ml'de yok edin. Bu bulgular, in vitro antioksidatif ve anti inflamatuar aktivitelerin sonuçları, hafif dispeptik bozukluklara karşı mastik için önerilen terapötik endikasyon. Dahası, sonuçları in vivo deneysel modeller, uzun süredir devam eden geleneksel tıbbi kullanımı için yeterli olasılık sağlar. önerilen terapötik endikasyonda sakız. En çok bulunan iki bileşenin farmakokinetiğini araştıran tek bir çalışma mastik sakız, triterpenik asitler, 24Z izomastikadienonik asit (IMNA) ve 24Z-izomastikadienolik asit (IMLA), farmakokinetik ve etkileşimlerle ilgili diğer veriler mevcut değildir. Mastik sakız değil sıçan karaciğerinde bir CYP1A1 / 2 indükleyicisi. Mastik sakızın güvenliği ile ilgili klinik olmayan bilgiler mevcut değildir. Sıçanlarda 13 haftalık tekrarlanan doz toksisite çalışması, Diyette% 0.67. Uzun süreli mastik kullanımı sırasında, tıbbi ürünlere karşı hiçbir klinik güvenlilik endişesi işareti ortaya çıkmaz. mastik yağının önerilen kullanım koşullarında kullanılması. Üreme ve gelişimsel toksisite ile ilgili bilgi bulunmadığından hamilelik ve gebelikte kullanım emzirme tavsiye edilemez. Genotoksisiteyi değerlendirmek için yeterli çalışmalar mevcut değildir. Üreme toksisitesi testleri ve kanserojenlik gerçekleştirilmemiştir.
            4. Klinik Veriler
            4.1. Klinik farmakoloji
            4.1.1. Bitkisel ile ilgili farmakodinamik verilere genel bakış
            ilgili bileşenlere ilişkin veriler dahil olmak üzere madde (ler) / müstahzar (lar)

            4.1.2. Bitkisel ile ilgili farmakokinetik verilere genel bakış ilgili bileşenlere ilişkin veriler dahil olmak üzere madde (ler) /.
            4.2. Klinik etkililik
            4.2.1. Doz yanıt çalışmaları
            4.2.2. Klinik çalışmalar (vaka çalışmaları ve klinik araştırmalar)

            Helicobacter pylori'ye karşı eylem nedeniyle ülserlerin önlenmesi Duodenum ülseri semptomları ve endoskopik doğrulaması olan otuz sekiz gönüllü katıldı Irak'taki Musul Üniversitesi Üniversite kliniğinde yapılan ilk klinik çalışma (Al- Habbal ve ark. 1984]). Sakız sakızının etkinliğinin karşılaştırılması, gönüllüler iki gruba ayrıldı: grup 1 adet Sakız adası sakızını iki hafta (günde 1 g) tüketmiş ve 2. grup aynı dozda aynı süre için plasebo tozu (laktoz). İki hafta aradan sonra tüm gönüllüler ülserin ilerlemesini görmek için endoskopik olarak incelendi. Sonuçlar gösterdi ki sakız tüketen grupta vakaların% 80'inde semptomlarda azalma olurken, endoskopik inceleme, duodenal ülserin vakaların% 70'inde iyileştiğini doğrulamıştır. The klinik çalışmanın sonuçları, mastiki hafifletme için sert bir unsur olarak önermektedir ve ülser semptomlarının tedavisi. Araştırmanın bir diğer önemli sonucu da Sakız Adası'nın sakız istenmeyen bir yan etki yaratmadı. Aynı araştırma ekibi, yeni bir klinik çalışmanın bulgularını yayınladı (Huwez ve ark. 1986) iyi huylu mide ülserlerinden muzdarip hastalar. Bu amaçla Chios Mastic dört hafta boyunca günde 2 g dozda uygulanır (kahvaltıdan önce 1 g ve uyumadan önce 1 g gece) gastroskopi ile mide ülseri teşhisi konulan 6 hastaya. Hiçbir hasta En az iki aylık bir süre boyunca başka bir tür farmasötik tedavi uyguladı klinik çalışmanın başlamasından önce. Mastik gastroskopilerin etkisinin değerlendirilmesi için kan, idrar ve diğer biyokimyasal parametrelerde rutin laboratuvar kontrollerinin yanı sıra tedavinin başlamasından önce, iki hafta sonra, dört hafta sonra ve iki ay sonra mastik uygulamasının başlatılması. Çalışmanın sonuçları göstermiştir ki; sakız, aramaya katılan altı hastayı semptomlardan kurtarırken, hatta beşinde tedavi endoskopik olarak doğrulandı. Çalışma sırasında ve ayrıca iki ay tamamlandıktan sonra laboratuvarda istenmeyen herhangi bir etki bulunmadı veya olağandışı bir sonuç bulunamadı analizi. 2002'de Roe ve ark. sakızın neden olduğu gastrite karşı etkisiyle ilgili bir klinik çalışma yayınladı Güney Kore Gastroenteroloji Dergisi'nde H. pylori. Kırk sekiz gönüllü bulundu UBT testi (H. pylori'yi saptamak için ÜRE NEFES TES B tekniği) kullanılarak H. pylori ile enfekte olabilir, Güney'deki Dan-kook Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen çalışmaya katıldı. Kore. Katılımcılar iki gruba ayrıldı: ilk grup 90 dakika boyunca Chian sakızı kullandı. günler, ikincisi ise plasebo sakızı kullandı. UBT testi hastalara daha önce uygulandı. çalışmanın başlaması ve tamamlandıktan sonra 30 ve 90 günlük aralıklarla. Sonuçları testler, mastik kullanımının özellikle H. pylori konsantrasyonunu sınırlamada etkili olduğunu gösterdi. H. pylori'ye bağlı gastritin yanı sıra, bir bakteri ve etkilerini içermek için ek araçlar. 2009'da Kottakis ve ark. (Sakız adasından) sakızın doğuştan gelenler üzerindeki etkilerini araştırdı.
            hücresel bağışıklık efektörleri. AGP'lerin / CMG'nin nötrofilde HP-NAP varlığında in-vivo etkisi aktivasyon beş (5) H. pylori ile enfekte hasta ve (3) üç sağlıklı gönüllüde araştırılmıştır. 2 ay boyunca günlük 1 gr CMG tüketimi aldı. Tüm katılımcılar hiç almadı deneme öncesinde veya sırasında bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar; bulaşıcı hastalıkları olan hastalar immünolojik statülerini değiştirme hariç tutulmuştur. Aşağı açılır deneyler ile in vitro çalışmalar değerlendirmek için AGP'lerin / CMG'nin HP-NAP varlığında nötrofil aktivasyonu üzerindeki etkisi de taşındı. dışarı. Nötrofil aktivasyonu nikotinamid adenin dinükleotid fosfat oksidaz ile tahmin edilmiştir. sitokrom C indirgemesinin ölçülmesiyle deneyler ve optik mikroskopi yöntemleri. Çalışmalar AGP'lerin / CMG'nin, HP-NAP varlığında nötrofil aktivasyonunu inhibe ettiğini ve önemli bir rol oynadığını öne sürdü. mide mukozasında H. pylori ile ilişkili patolojilerde rol. Son araştırmalar (Dabos ve diğerleri 2010i CMG'nin mide ekşimesinden insanlara rahatlama sağladığını göstermiştir. gastroözofageal reflü hastalığından (GERD) muzdarip, ağrının semptomatik olarak rahatlamasını sağlayan mide bölgesinde değil, aynı zamanda epigastrik ağrısı olan hastalarda. Aynı çalışmada 54 hasta 1 g Üç haftayı aşkın süredir CMG. Sonuçlar şunu gösterdi: Hastaların% 75'i semptomlarda gerileme gösterdi. Mide ağrısı, mide ekşimesi ve geğirme gibi semptomlar önemli ölçüde iyileşti. Dabos ve ark. (2010ii), sakızın etkisini değerlendirmek için tasarlanmış H. pylori üzerindeki sakız in vivo. (52) Klinik araştırmaya elli iki hasta katıldı. Rastgele seçildiler 14 gün boyunca günde üç kez 350 mg (tid) saf sakız (Grup A) veya 1,05 g almak için 14 gün boyunca saf sakız (Grup B) veya günde iki kez pantoprazol 20 mg (bd) artı saf sakız 14 gün boyunca 350 mg tid sakız (Grup C) veya pantoprazol 20 mg klaritromisin 500 mg bid, 10 gün (Grup D). Ayrıca bir olumsuzluk kaydı tutmaları istendi. Etkinlikler. H. pylori eradikasyonu, eradikasyon rejiminin tamamlanmasından 5 hafta sonra test edildi. The sonuçlar, mastik sakızın in vivo olarak H. pylori üzerinde bir miktar etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Monoterapide dokuz hasta gruplar eradikasyon sağladı, on hastada daha üre nefes testi (UBT) değeri azaldı tedavi öncesi okumaya kıyasla. H. pylori'nin yok edilmesi 4/13 hastada doğrulandı. Grup A ve Grup B'de 5/13'te Grup C'de hiçbir hasta eradikasyona ulaşmazken, Grupta 10/13 hasta D Grubu olumsuz sonuç verdi. Gruplar A, B arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. C Grup A'da (p = 0,08) ve Grup B'de (p = 0,064) bir eğilim olmasına rağmen. Aradaki fark şuydu: Grup D'de anlamlı (p = 0.01). Mastik sakız ve pantoprazol kombinasyonu, H. pylori'yi yok ediyor mu yoksa bakteri yükünü de etkiliyor mu? Şaşırtıcı kombinasyon başarısızlığı sakız ve pantoprazol muhtemelen pompa inhibitörlerinin protonlarının Midenin pH'ı, böylece sakızın asidik bileşenlerinin olası aktivitesini azaltır. muhtemelen anti-H nedeniyle. pylori eylemi. Yüksek doz olmasına rağmen
            monoterapi kabul edilebilir yok etme oranlarına ulaşamadı, alternatif bir rejim olarak kullanılabilirdi. üçlü terapi rejimi ile yok edilmeye isteksiz hastalar. Tüm hastalar sakızı tolere etti sakız iyi ve hiçbir ciddi yan etki bildirilmedi. Son zamanlarda Kaliora ve ark. 2007 ve 2007ii Atina Harokopio Üniversitesi tarafından yapılan klinik deneyler Nicea Genel Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü ile yapılan işbirliği, Sakız adasından (CMG) 40mg / Kg vücut ağırlığına eşit 2.2 g / gün mastik sakız dozu, iyileşir. Crohn hastalığı olan hastaların hafif ila orta şiddette ve daha iyi klinik durumu laboratuvar indeksleri. Aynı araştırma grubu tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmanın sonuçları, İdiyopatik İnflamatuar Bağırsak Hastalığı IBD'de sakızın antiinflamatuar ve antioksidan özelliklerini kanıtlamaktadır. (Gioxari ve diğerleri 2011; Papalois ve diğerleri 2012). Aynı çalışmada CMG bir bütün olarak aktif olduğunu gösterdiNF-κΒ regülasyonu yoluyla enflamasyonu azaltmak için tek tek fraksiyonlarından ziyade molekülü.

            Gastro özofageal reflü hastalığının rahatlaması ve fonksiyonel dispepsi
            Dabos ve arkadaşlarının 2010i klinik çalışmasında, gastro-özofageal reflü hastalığının semptomları mastik sakız ile muameleden sonra değerlendirildi. Hastalar günde üç kez 350 mg mastik sakız veya plasebo. 3 haftalık tedaviden sonra semptomların şiddeti Hong Kong kullanılarak değerlendirildi. dispepsi indeksi. Hastanın global etkinlik değerlendirmesi de değerlendirildi. Plasebo grubunda 32 hastaların ya asit reflüsü ya da mide ekşimesi ya da her ikisi de vardı ve tedavi kolundaki 32 hasta ya asit reflü veya mide ekşimesi veya her ikisi. Plasebo grubundaki sadece 6 hasta, çalışma süresinin sonunda semptomları, tedavi grubundaki 25 hasta ise tedaviden yararlanma (p <0.01). 2010ii Dabos ve ark., İlk çift kör, plasebo kontrollü çalışmayı gerçekleştirdi.
            Fonksiyonel dispepside CMG. Çalışma Chios District General Hospital Skylitsion'da yapıldı. Chios, Yunanistan. İşlevsellik için Rome II kriterlerini karşılayan yüz kırk sekiz hasta (148)
            dispepsi, günde üç kez 350 mg CMG veya plasebo alacak şekilde rastgele atandı. 3'ten sonra haftalık tedavi, fonksiyonel dispepsi semptomlarının ciddiyetinde başlangıca göre değişiklik
            Hong Kong dispepsi indeksi (HKID) kullanılarak değerlendirildi. Aşağıdaki on iki dispepsi semptomu her biri beş puanlık bir ölçekte (yok için 0, hafif için 1, orta için 2, şiddetli için 3 ve çok için 4
            şiddetli): genel olarak mide ağrısı, üst karında şişkinlik, üst karın bölgesinde hafif ağrı, Yemeklerden önce mide ağrısı, endişeli olduğunda mide ağrısı, kusma, bulantı, geğirme, asit yetersizlik, mide ekşimesi, midede asitlik, iştahsızlık. Hastaların küresel değerlendirmesi etkinlik de 3 haftalık deneme süresinin sonunda değerlendirildi. Tedavi sonrası belirti puanı CMG'de plasebo grubuna göre önemli ölçüde daha düşüktü ((14.78 +/- 1.78) - (19.96 +/- 1.83)) (p <0.05). Aktif olarak tedavi edilen grupta ((23.68 ± 1.64)

            Crohn hastalığı
            Mastiğin etkilerini değerlendirmek için bir çalışma (Kaliora ve diğerleri, 2007i ve 2007ii) yapılmıştır. Crohn hastalığı olan hastalar. Çalışma, hafif bir şekilde yerleşmiş hastalarda yapıldı.
            orta derecede aktif Crohn hastalığı ve sağlıklı kontrollerde. 4'e dahil edilen on hasta ve 8 kontrol mastik kapaklarla haftalık tedavi (6 kapsül / gün, 0,37 g / kapak). İnterlökin-6 (IL-6), tümör nekroz faktöralfa (TNF-alfa), monosit kemotaktik protein-1 (MCP-1), makrofaj göçü inhibe edici faktör (MIF) ve hücre içi antioksidan glutatyon (GSH) periferik kan mononükleerinde değerlendirildi tedavi öncesi ve sonrası hücreler (PBMC). CD hastalarının mastik ile tedavi edilmesi, TNF-alfa salgısı (2.1 +/- 0.9 ng / ml'ye karşı 0.5 +/- 0.4 ng / ml, P = 0.028). MIF sürümü önemli ölçüde artmış (1,2 +/- 0,4 ng / ml'ye karşı 2,5 +/- 0,7 ng / ml, P = 0,026) rastgele göç ve monositlerin / makrofajların kemotaksisi inhibe edildi. IL-6'da önemli bir değişiklik gözlenmedi, MCP-1 ve GSH konsantrasyonları. Çalışma, sakızın PBMC üzerinde bir immünomodülatör görevi gördüğünü gösterdi. bir TNF-alfa inhibitörü ve bir MIF uyarıcısı olarak hareket eder. Bu bulgu mastik olduğuna dair güçlü kanıtlar sağlar. Crohn hastalığında önemli bir bağışıklık düzenleyicisi olabilir. Ayrıca, sakız uygulamasının dolaşımdaki sitokin üretimi üzerindeki etkilerini de değerlendirdiler. aktif Crohn hastalığı olan hastaların mononükleer hücreleri (Kaliora ve diğerleri, 2007B). İnterlökin-6 (IL-6), tümör nekroz faktörü-alfa (TNF-alfa), monosit kemotaktik protein-1 (MCP-1), makrofaj göç engelleyici faktör (MIF) ve hücre içi antioksidan glutatyon (GSH), tedaviden önce ve sonra periferik kan mononükleer hücreleri (PBMC). CD hastalarının tedavisi mastik, TNF-alfa sekresyonunda azalmaya neden oldu (2.1 +/- 0.9 ng / ml'ye karşı 0.5 +/- 0.4 ng / ml, P = 0.028). MIF salınımı önemli ölçüde artmıştır (1,2 +/- 0,4 ng / ml'ye karşı 2,5 +/- 0,7 ng / ml, P = 0,026) bu, monositlerin / makrofajların rastgele göçünün ve kemotaksisinin inhibe edildiği anlamına gelir. Hayır IL-6, MCP-1 ve GSH konsantrasyonlarında önemli değişiklikler gözlendi. Mastiğin, PBMC üzerinde bir immünomodülatör olarak hareket ettiği, bir TNF-alfa inhibitörü olarak hareket ettiği ve MIF uyarıcısı. Çok sayıda hastada daha ileri düzeyde çift kör, plasebo kontrollü çalışmalar olmasına rağmen bu doğal ürünün rolünü netleştirmek için gereklidir, bu bulgu mastik olduğuna dair güçlü kanıtlar sağlar. Crohn hastalığında önemli bir bağışıklık düzenleyicisi olabilir.

            Yara iyileştirme aktivitesi
            Sakızın yapışkan özellikleri, iyileşen yaralar ve ameliyat sonrası kesilerdeki yararlı varlığı, en az yirmi yıldır araştırmacılar tarafından tanımlanmış ve üzerinde çalışılmıştır. The
            doğal sakız reçinesi, bandajlar, sıvalar, kompresler ve diğerlerinde bileşen olarak çok sık kullanılır. yaraların veya ameliyat sonrası kesilerin korunması ve iyileştirilmesinde uygulanan iyileştirme araçları. Sonuçlar ilgili yayınların% 50'si CMG'nin (Sakız adası sakızının olağanüstü yapışkan özellikleri, örtme araçlarında ve yara ve kesiklerin iyileştirilmesinde kullanıldığında, aynı zamanda zamanla cildin etkin bir şekilde yenilenmesine ve yara iyileşmesine katkı sağlarken ciltte istenmeyen yan etkilere (tahriş, kaşıntı, dermatit, cilt depigmentasyonu, vb.) iyileştirme araçlarında kullanılan geleneksel bileşenler. 1986 ve 1989'dan beri ilgili çalışmalarda (Mikhail ve diğerleri 1986; 1989) şunlardan yapılmış bir karşılaştırma yayınlamıştır. üç bandaj kategorisinin yapışkan özellikleri. Birinci kategoride yapışkanlı bandajlar herhangi bir ek bileşen içermiyordu, ikinci kategoride ek olarak bandajlar içeriyordu Bu tür uygulamalar için yaygın olarak kullanılan içerik: benzoin, USP ve üçüncü kategoride Sakız adası mastik çözelti (daha fazla spesifikasyon yok mu?) takviye aracı olarak kullanıldı. Spesifik çalışma göstermiştir ki benzoin kullanımına rağmen, bandajlardaki USP, yapışkan özelliklerinin iyileştirilmesine yol açmıştır; Sakız mastik kullanımı daha da etkileyici bir gelişme getirerek Sakız Mastik'in özel uygulamada büyük başarı ile kullanılmalıdır. İlgili bir çalışmada (Lesesne 1992), yapışkan özellikleri arasında da bir karşılaştırma yapılmıştır. yapışkan bandajların bir bileşeni olarak sakızın istenmeyen etkileri ve benzoin, USP. Çalışma, başvuran 300 gönüllüye (100 erkek ve 200 kadın) uygulanmıştır. estetik ameliyatlar. Gönüllüler iki gruba ayrıldı: birinci grupta yapışkanlı bandajlar ile benzoin, USP uygulanırken, ikinci grupta Chios Mastic içerikli bandajlar uygulandı. Kullanılmış. Gönüllüler ameliyat sonrası 6 gün, 1, 3, 6 ve 12 ay sonra muayene edildi. Değerlendirme şu unsurlara dayanıyordu: yaranın durumunun dikkatli bir şekilde incelenmesi, enfeksiyonların görünümü, yaranın akması, cildin depigmentasyonu ve tahrişi gibi ve bandajın yapışkan özelliklerinin erken kaybı. Spesifik çalışmanın bulguları CMG'nin (Sakız adası sakızının sadece olağanüstü yapışkan değil benzoin, USP ile karşılaştırıldığında iyileştirme araçlarının özellikleri, ancak buna göre bir avantajı da vardır. ikincisi, dermatit nedeniyle ortaya çıkma olasılığının son derece düşük olması ve ciltte tahriş veya depigmentasyon. Spesifik çalışmanın sonuçları ilgili bir başka bir araştırma ekibi tarafından yapılan duyuru (Yavuzer ve ark. 2005) mastik, kullanıldıklarında kendinden yapışkanlı bandajların yapışkan etkisini önemli ölçüde artırır yaraları ve kesikleri örtmenin tek yolu olarak.

            Ağız sağlıgı
            Başka bir çalışmada, sakız çiğnemenin (MG) plak indeksini önemli ölçüde düşürdüğü kanıtlanmıştır ve dişeti indeksi. Bu sonuçlar, CMG'nin yararlı bir plak önleyici ajan olduğunu ve çiğneme CMG'nin hem tükürükte bakteri üremesini hem de dişlerde plak oluşumunu azaltır (Takahashi ve ark., 2006). Diğer çalışmalarda mastik sakız, Streptococcus mutans'a karşı antibakteriyel aktivite göstermiştir (Aksoy et al. al., 2006 ve mutans streptococci hem in vitro hem de in vivo, laktobasiller ve toplam kültive edilmiş bakteriler (Aksoy ve diğerleri, 2006). Sonuçlar, sakız çiğnemenin toplam sakız sayısını azalttığını gösterdi. tükürükte canlı bakteriler, S. mutans ve lactobacilli. Bu nedenle, CMG çiğnemek yararlı olabilir çürüğü önlemek. İlgili bir klinik çalışma (Topitsoglou-Themeli ve diğerleri 1984; 1985) 1985 yılında Yunanistan, Selanik Üniversitesi fakültesi, Sakız adası sakızının kullanılması durumunda sistematik olarak, biçimlendirme miktarında önemli bir düşüşe veya önceden biçimlendirilmiş olmasına neden olabilir diş plağı. Bu araştırmaya, düşük çürük oranıyla on (10) gönüllü öğrenci katılmış ve iki gruba ayrılır: ilki on gün boyunca CMG çiğneyen, ikincisi ise plasebo çiğneyen sakız. Çalışmanın sonuçları, CMG kullanan grupta mikrobiyal plak büyük ölçüde azaldı ve bu nedenle önlenmesinde etkili bir şekilde kullanılabilir.
            genel olarak çürükler, kalıcı bozukluklar ve yanak boşluğu hastalıkları. 2003 yılında yayınlanan benzer bir klinik çalışma (Fukazawa ve diğerleri 2001; Takahashi ve diğerleri 2003) Japonya'daki Meikai Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi tarafından yürütülen Journal of Periodontology dergisi, doğal CMG'li sakızın tükürük bakterilerine ve bukkal bakterilere karşı etkisini inceledi.
            genel olarak boşluk. Bu amaçla, ikiye bölünmüş 20 ağızdan sağlıklı gönüllü katıldı. gruplar. İlk grup CMG kullandı, ikincisi ise plasebo sakızı kullandı. Tükürükte konsantre, çiğnemeden önce ve sonra, toplam bakteri kolonisi sayısı belirlendi ve karşılaştırıldığında. Aynı zamanda sistematik çiğnemeden önce ve sonra 7 gün iki grupta diş eti iltihabı seviyesi - diş plağı ve diş eti tahriş derecesi - çalışıldı. Sonuçlar yol açtı CMG'nin bukkal boşlukta bakteri gelişiminin askıya alınmasına yol açtığı sonucu, sorumlu diş plağı oluşumunun yanı sıra kalıcı hastalıklara neden olmak için. CMG aynı zamanda plasebo sakızına kıyasla önemli ölçüde daha düşük diş eti tahrişi Ağız hijyenini iyileştirmek için sert ve güvenli bir yol oluşturur Son zamanlarda Aksoy ve ark. 2006, Türkiye'nin üç üniversitesinden Oral Biyoloji Arşivi'nde yayınlandı. sakızın patojeniklere karşı in vitro ve in vivo etkisini araştıran bir çalışma en temel nedenlerden birini oluşturan streptococcus mutans ailesinin bakterileri genel olarak bukkal boşluğun çürük ve hastalıklarının görünümü. Laboratuvar çalışması için mastik (in vitro) modelinin antimikrobiyal etkisi streptococcus mutans örnekleri kullanılmıştır. Sırasıyla, klinik çalışma, iki gruba ayrılmış 25 kalıcı olarak sağlıklı gönüllüye uygulandı: birinci grup mastik kullananlar, ikincisi ise plasebo sakızı kullananlardı. karşılaştırmalı nedenler. Sakızın streptococcus mutans'ı sınırlamadaki etkinliğinin değerlendirilmesi
            geliştirme, ikisinden alınan tükürük örnekleri karşılaştırılarak yapılmıştır. Gönüllü grupları başladıkları andan itibaren 15, 45, 75, 105 ve 135 dakika öncesi ve sonrası sakız çiğnemek ve plasebo sakızı. Yukarıda belirtilen beş aralığın her birinde keşfedildi sakız grubundaki gönüllülerin tükürük örneklerinde önemli, kademeli bir azalma olduğu (15 dakika:% 37, 45 dakika:% 48.5, 75 dakika:% 56.7, 105 dakika:% 62.7) 135 dakikalık çiğnemeden sonra% 62.1'e ulaşan bakteri popülasyonu. Aksine, durumda Plasebo sakız grubunun, bakteri popülasyonunun herhangi birsınırlaması yoktu. Sonuçlarda Çalışmanın sonucunda, sakızın son derece ilginç bir antibakteriyel etki sunduğu tespit edildi, Streptococcus mutans durumunda antibiyotiklerin (vankomisin) etkisiyle karşılaştırılabilir. Sakızın bu hareketi özellikle önemli görünmektedir, çünkü sık ve sakızların sınırlandırılmasıyla ilgilidir. dekalsifikasyondan sorumlu olan ağızdaki tehlikeli bakteriler, streptococcus mutans diş minesi, aynı zamanda protezin bir takım yüzey hastalıklarından da sorumludur. Sonuçlar Araştırmada, sık sakız kullanımının önemli bir faktör olduğu sonucuna varılmıştır. (doğal sakız) ağız hijyeninin iyileştirilmesinde, her zaman sık dişlerle kombinasyon halinde fırçalama. Yakın zamanda yapılan başka bir çalışmada (Watanabe ve ark. 2010), sakızın yararlı etkisi de kanıtlanmıştır. kronik periodontitis için uçucu yağ.

            Plazma Lipid ve kan şekeri azaltma
            Triantafyllou vd. (2011) mastik tozunun plazma lipitlerini azaltmadaki etkisini araştırdı ve glikoz seviyeleri. Denekler (n = 133, 50 yaş üstü) rastgele iki gruba ayrıldı; birincisi (yüksek doz grubu) günlük 5 g sakız tozu yuttu ve ikincisi günlük bir Sakız adası sakız solüsyonu aldı. (düşük doz grubu). Serum biyokimyasal parametreleri 18- ay (yüksek doz grubu) ve 12 aylık (düşük doz grubu) takip süresi. En az genelleştirilmiş kareler rasgele etkili doğrusal regresyon gerçekleştirildi. Sakız adası sakız tozu yutan grup (yüksek doz grubu) serum toplam kolesterol, LDL, toplam kolesterol / HDL oranında azalma gösterdi, lipoprotein (a), apolipoprotein A-1, apolipoprotein B (apoB / apoA-1 oranı değişmedi), SGOT, SGPT ve gama-GT seviyeleri. İkinci (düşük doz) gruptaki erkeklerde glikoz seviyelerinde azalma gözlemlendi.



            4.3. Özel popülasyonlarda klinik çalışmalar (örn. Yaşlılar ve çocuklar)
            4.4. Klinik farmakoloji ve etkililik üzerine genel sonuçlar
            Sonuçlar, sakız kullanımının H. pylori konsantrasyonunu sınırlamada etkili olduğunu göstermiştir. ve ayrıca Helicobacter'e bağlı gastritin yanı sıra mide gibi semptomların giderilmesi için ağrı, mide ekşimesi ve geğirme. Tek çift kör plasebo kontrol klinik çalışmasında (Dabos ve ark. (2010ii), yüz kırk sekiz hastaya (148) 350 mg günde üç kez (tid) saf 14 gün boyunca mastik sakız (Grup A), aktif olarak tedavi edilen grupta önemli iyileşme oldu ((23.68 ± 1.64) - (14.78 ± 1.78)) (p <0.03). Plaseboda önemli bir gelişme olmadı grup ((23.27 ± 1.73) - 19.96 ± 1.69)) (p = 0.23). Hastaların kendi küresel değerlendirmesi ile ilgili olarak etkililik, hastaların% 40'ı (30/74) plasebo kolunda iyileşme gösterirken, hastaların% 77'si (57/74) aktif tedavi grubundaki hastalar semptomlarda iyileşme gösterdi (p <0.02). Bireysel Sakız adasından sakızla önemli iyileşme gösteren semptomlar şunlardı: mide genel olarak ağrı, endişeli olduğunda mide ağrısı, üst karın bölgesinde hafif ağrı ve mide ekşimesi (<0.05 için dört semptomun tümü). Mastik olan hastalarda semptomların algılanmasını iyileştirdiği kanıtlanmıştır. plaseboya kıyasla 3 haftalık tedavide fonksiyonel dispepsi. Mastik ayrıca klinik olarak deri yoluyla (300 hastada) bir yıla kadar bir süre boyunca denendi. iyileşen cilt aktiviteleri için genel olarak olumlu sonuçlar ve herhangi bir advers reaksiyon bildirilmemiştir. Analitik olarak Estetik ameliyatlara gönderilen gönüllüler 100 erkek ve 200 kadın ikiye bölündü gruplar: birinci grupta benzoinli yapışkan bandajlar, ikinci grupta USP uygulandı Sakız adası mastik içerikli grup bandajları kullanıldı, ameliyat sonrası gönüllüler incelendi 6 gün, 1, 3, 6 ve 12 aylık bir dönemden sonra. Değerlendirme şu unsurlara dayanıyordu: yaranın durumu, enfeksiyonların görünümü, yaranın akması, depigmentasyon ve cildin tahriş olması ve ayrıca bandajın yapışkan özelliklerinin erken kaybı. Mastik, cildin etkili bir şekilde yenilenmesine ve yara iyileşmesine katkıda bulunur. ciltte istenmeyen yan etkiler (tahriş, kaşıntı, dermatit, cilt depigmentasyonu, vb.) temel olarak iyileştirici araçlarda kullanılan geleneksel bileşenler. Sonuç olarak, klinik araştırmaların mevcut sonuçları, önerilen her iki tedavi yöntemini de yeterince desteklemektedir. hafif dispeptik bozuklukların yanı sıra minörün semptomatik tedavisi için endikasyonlar cilt iltihabı ve küçük yaraların iyileşmesine yardımcı olarak Mastik ayrıca klinik olarak deri yoluyla (300 hastada) bir yıla kadar bir süre boyunca denendi.
            iyileşen cilt aktiviteleri için genel olarak olumlu sonuçlar ve herhangi bir advers reaksiyon bildirilmemiştir. Analitik olarak Estetik ameliyatlara gönderilen gönüllüler 100 erkek ve 200 kadın ikiye bölündü gruplar: birinci grupta benzoinli yapışkan bandajlar, ikinci grupta USP uygulandı Sakız adası mastik içerikli grup bandajları kullanıldı, ameliyat sonrası gönüllüler incelendi
            6 gün, 1, 3, 6 ve 12 aylık bir dönemden sonra. Değerlendirme şu unsurlara dayanıyordu: yaranın durumu, enfeksiyonların görünümü, yaranın akması, depigmentasyon ve cildin tahriş olması ve ayrıca bandajın yapışkan özelliklerinin erken kaybı. Mastik, cildin etkili bir şekilde yenilenmesine ve yara iyileşmesine katkıda bulunur. ciltte istenmeyen yan etkiler (tahriş, kaşıntı, dermatit, cilt depigmentasyonu, vb.) temel olarak iyileştirici araçlarda kullanılan geleneksel bileşenler. Sonuç olarak, klinik araştırmaların mevcut sonuçları, önerilen her iki tedavi yöntemini de yeterince desteklemektedir. hafif dispeptik bozuklukların yanı sıra minörün semptomatik tedavisi için endikasyonlar cilt iltihabı ve küçük yaraların iyileşmesine yardımcı olarak

            5. Klinik Güvenlik / Farmakovijilans
            5.1. İnsanlarda yapılan klinik çalışmalardan elde edilen toksikolojik / güvenlilik verilerine genel bakış
            5.2. Hasta maruziyeti

            Halk hekimliğinde bilinen kullanım ve çalışmalardan elde edilen veriler dışında somut veri yoktur. hasta maruziyetiyle ilgili. Yukarıda atıfta bulunulan klinik araştırmalara göre, hastalar (> 350) bir süre ağızdan maruz kalmıştır. günlük 6 x 370 mg doz alarak iki haftadan iki aya (8 hafta) kadar süre ile 2,2 g yan etkilerin belirtileri. Mastik ayrıca klinik olarak deri yoluyla (300 hastada) bir yıla kadar bir süre boyunca denendi. iyileşen cilt aktiviteleri için genel olarak olumlu sonuçlar ve herhangi bir advers reaksiyon bildirilmedi 5.3. Olumsuz olaylar, ciddi olumsuz olaylar ve ölümler Şimdiye kadar advers olaylar, ciddi advers olaylar ve ölümler bildirilmemiştir. Tıbbi yapışkan bandajlardan alerjik kontakt dermatiti (ACD) tanımlayan iki vaka raporu mastik sakız (Mastisol) (Worsnop et al. al. 2007; Meikle vd. 2012)
            5.4. Laboratuvar bulguları
            Veri yok.
            5.5. Özel popülasyonlarda ve durumlarda güvenlik
            Veri yok.
            5.5.1. Çocuklarda ve ergenlerde kullanım
            Veri yok.
            5.5.2. Kontrendikasyonlar
            Aktif maddeye aşırı duyarlılık.
            5.5.3. Özel Kullanım Uyarıları ve Önlemleri
            Güvenli bir kullanım sağlamak için aşağıdaki ifade etiketlenmelidir: Advers reaksiyonlar meydana gelirse, bir doktora veya kalifiye bir sağlık bakımı pratisyenine danışılmalıdır.
            5.5.4. İlaç etkileşimleri ve diğer etkileşim biçimleri
            Şu ana kadar klinik çalışmalardan veya vaka çalışmalarından elde edilen ilaç etkileşimleri bildirilmemiştir.
            5.5.5. Doğurganlık, hamilelik ve emzirme
            Doğurganlık verisi yok.
            Hamilelik ve emzirme döneminde güvenlik oluşturulmamıştır. Yeterli veri bulunmadığında, hamilelik ve emzirme döneminde kullanılması tavsiye edilmez
            5.5.6. Aşırı doz
            Veri yok.
            5.5.7. Araç veya makine kullanma becerisi üzerindeki etkiler veya mental yetenek
            Veri yok.
            5.5.8. Diğer özel durumlarda güvenlik
            Uygulanamaz.
            5.6. Klinik güvenlikle ilgili genel sonuçlar
            Hiçbir advers olay, ciddi advers olay veya ölümün yanı sıra klinik çalışmalardan ilaç etkileşimi yok veya şimdiye kadar vaka çalışmaları rapor edildi. Tıbbi yapışkan bandajlardan alerjik kontakt dermatiti (ACD) tanımlayan iki vaka raporu mastik sakız içeren ticari bir sıvı yapışkan kombinasyon ürünü içeren

            6. Genel sonuçlar (fayda-risk değerlendirmesi)
            Pistacia lentiscus L. reçinesinin "yerleşik tıbbi kullanımını" destekleyecek yeterli veri yoktur.Avrupa'da hiçbir zaman tıbbi ürün olarak ruhsatlandırılmamış ”ve bu nedenle 10 yıllık pazarlama yetkisi yerine getirilmedi. Bununla birlikte, Pistacia lentiscus L. reçinesi tozu, özellikle Sakız adası sakızı halk hekimliğinde kullanılmıştır. dünyanın birçok ülkesinde (Irak, Türkiye, Japonya, Güney Kore, ABD, vb.) 30 yılı aşkın süredir Avrupa Birliği (Yunanistan), Çeşitli literatürdeki mevcut verilere göre sakızın geleneksel tıbbi kullanımı için geleneksel kullanım için yasal gerekliliklerin karşılandığı kaynaklar toz reçine. Sakızın antimikrobiyal aktivitesini gösteren klinik olmayan in vitro ve in vivo çalışmaların sonuçları Gram pozitif ve Gram negatif bakteri paneline karşı, H'ye karşı özel güçlü aktivitesi, pylori (MBC 60 μg / ml) ve in vitro antioksidatif ve anti inflamatuar aktiviteler, Klinik çalışmaların sonuçları, uzun süredir devam eden geleneksel tıbbi kullanım için yeterli inandırıcılık sağlar mastik reçinesi, aşağıdaki endikasyonlarda toz haline getirilmiş, ancak iyi kurulmuş kullanım mümkün olmamasına rağmen düşünülen: Gösterge 1) Hafif dispeptik rahatsızlıklarda kullanılan geleneksel bitkisel tıbbi ürün. 18 yaşın altındaki çocuk ve ergenlerde veri bulunmadığından sakız olmamalıdır. bu hedef popülasyonda kullanılır ve yetişkinler ve yaşlılarla sınırlı olmalıdır Gösterge 2) Küçük iltihapların semptomatik tedavisinde kullanılan geleneksel bitkisel tıbbi ürün. cilt ve küçük yaraların iyileşmesine yardımcı olarak. Yeterli veri eksikliği nedeniyle 12 yaşın altındaki çocuklarda kullanım belirlenmemiştir. Doğurganlık verisi mevcut değildir. Hamilelik ve emzirme döneminde güvenlik oluşturulmamıştır. Yeterli veri bulunmadığında, hamilelik ve emzirme döneminde kullanılması tavsiye edilmez Farklı klinik çalışmaların sonuçlarına göre, herhangi bir advers reaksiyon bildirilmemiştir ve bitkisel preparat iyi tolere edildi. Şimdiye kadar advers olaylar, ciddi advers olaylar ve ölümlerin yanı sıra klinik kaynaklı ilaç etkileşimleri denemeler veya vaka çalışmaları rapor edilmemiştir. Toksisite çalışmaları azdır, ancak tekrarlanan dozlardan önerilen kullanım koşuluyla ilgili herhangi bir endişe ortaya çıkmaz. sıçanlarda yapılan çalışma (NOAEL değeri diyette sakızın% 0.67'siydi) ve yaygın olarak uzun süredir devam eden halk hekimliğinde 30 yıldan fazla tıbbi kullanım. Bilinen terapötik aktiviteye veya aktif marköre sahip hiçbir bileşen HMPC tarafından tanınamaz. Genotoksisite hakkında yeterli veri olmaması nedeniyle bir Avrupa Birliği listesi girişi desteklenmemektedir.

            Yorum yap


            • #7
              Gastrit ,Yorgunluk, Hemoroid , Gizli Şeker, Sinir,Asabiyet,Reflü,Dünyaya Bakışım Değişti.



              Fibromiyalji Nedir Ağır Fibromiyalji Rahatsızlığından Nasıl Kurtuluruz Harpago Nedir.



              Su Tedavisi Nedir Mideye Ne İyi Gelir Gastrit, Reflü, Ülser, Mide Rahatsızlıkları Tedavisi.



              Reflüye Ne İyi Gelir Gastrite Ne İyi Gelir Mastic Gum'ın Faydaları Nedir.



              Mide Kanserine Ne İyi Gelir Bağırsaklara Ne İyi Gelir Gastrit, Ülser, Reflü, Kansere Ne İyi Gelir.



              Mastic Gum(Damla Sakızı) Nedir Klinik Araştırmaları Nelerdir Hangi Hastalıkları Tedavi Etmiştir.



              Mastic Gum(Damla Sakızı) Nedir Klinik Araştırmaları Nelerdir Hangi Hastalıkları Tedavi Etmiştir - 2



              Mastic Gum Nedir Neye İyi Gelir Gastrit, Ülser, Reflü, Mide Hastalıkları Tedavisi.




              Besin Alerjisi Nasıl Geçer Bağırsaklara Ne İyi Gelir Alerjisi Olanlar Ne Kullanmalı





              Gastrit Nasıl Geçer Mide Hastalıklarına Ne İyi Gelir Reflü Nasıl Tedavi Edilir.




              Gastrit Nedir Mide Sorunları Nasıl Çözülür Fazla Kilo Nasıl Verilir



              Mide Kanseri Belirtileri Nedir Damla Sakızı Nedir Mide Nasıl İyileşir



              Mide Yanması Nedir Damla Sakızı Gastrit İçin Ne Kadar Önemli



              Ağız Kokusu Nasıl Giderilir Ağız Kokusuna Ne İyi Gelir



              Mide Yanmasına Ne İyi Gelir Helikobakter Pilori Nasıl Geçer



              Astım ve Mide Rahatsızlığına Ne kullanılır- Astıma Ne İyi Gelir- Mide Rahatsızlığına Ne İyi Gelir



              Helikobakter Pylori Nedir- Helikobakter Pyloriye Ne İyi Gelir- Helikobakter Pylori Tedavisi Nedir



              Mastic Gum ile Reflü, Gastrit, Mide Kanseri Tedavisi



              Gaz, Mide Ağrısı Olanlar Ne Kullanılmalı- Mide Kanserini Tedavi Etmek Mümkün Mü



              Gastrit ve Reflü İçin Ne Yapılmalı- Tedavisi Nasıl- Mastic Gum ve Lahana Mix!



              Mide Reflüsü ve Mide Kanserine Ne İyi Gelir



              Gastrit, Ülser Gibi Rahatsızlıklara Ne İyi Gelir-Diğer Ürünler ile Bizim Ürünlerimiz Arasındaki Fark



              Mide Reflüsü ve Mide Kanserine Ne İyi Gelir



              Mide Yanması Rahatsızlığına Ne İyi Gelir ?



              Besin Alerjisi Nedir ? Besin Alerjisine Ne İyi Gelir?


              Reflü Rahatsızlığına Ne İyi Gelir? Mastic Gum Klinik Araştırmalar


              Mide Rahatsızlıkları Belirtileri Nelerdir ? Nasıl Tedavi Edilir ?


              Alerjik Rinit Nedir?Nasıl Tedavi Edilir?


              Gastrit Nasıl Geçer Reflüye Ne İyi Gelir Ülser Hastaları Ne Kullanmalı





              Gastrit Nasıl Geçer Reflü Tedavisi İçin Ne Kullanmalı Ülser Nasıl Tedavi Edilir






              Mide Ağrısı Nedir Mide Ağrısı Neden Olur Mide Ağrısı Nasıl Geçer Mide Ağrısı Tedavisi Nedir





              Sivilceye Lekelere Ne İyi Gelir Mide Hastalıklarına ve Yorgunluğa Halsizliğe Ne İyi Gelir.


              Mide Yanması Nedir Mide Ağrısı Nedir Mide Yanması Nasıl Geçer Mide Ağrısı Nasıl Geçer.


              Gastrit Nedir Mastic Gum Yararları



              Ülser Belirtileri Nelerdir Ülser Neden Olur



              Mide Ülserine Ne İyi Gelir Mide Ülseri Nasıl İyileşir



              Metaplaziye Ne İyi Gelir Metaplazi Neden Olur Metaplazi Nedir



              Mide Yanmasına Ne İyi Gelir Gastritten Nasıl Kurtulabilirim




              Yorum yap


              • #8
                Antral Gastrit Belirtileri Nelerdir Nasıl Tedavi Edilir

                Yorum yap


                • #9
                  Mide Rahatsızlıkları Nasıl Tedavi Edilir
                  Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 18 Haziran 2021, 16:27 ) değiştirilmiştir.

                  Yorum yap

                  Hazırlanıyor...
                  X