Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Metilsülfonilmetan, MSM, Methylsulfonylmethane

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Metilsülfonilmetan, MSM, Methylsulfonylmethane

    Metilsülfonilmetan (MSM)
    Bilimsel İsim (ler): Metilsülfonilmetan, DMSO2
    Ortak Ad (lar): MSM
    Kullanımları;
    MSM, osteoartrit için yaygın olarak kullanılır, ancak GI üzgün, kas-iskelet ağrısı ve alerjilerin hafifletilmesinde de yararlı olabilir; bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antimikrobiyal enfeksiyonla savaşmak. Bu potansiyel kullanımları doğrulamak için klinik denemeler gereklidir. MSM ile olumsuz reaksiyonlar hakkında kesin bir veri rapor edilmemiştir.
    Toksikoloji;
    Hayvan çalışmalarında toksisite görülmedi.
    MSM, Equisetum arvense, belli algler, meyveler, sebzeler ve tahıllar gibi yeşil bitkilerde bulunur. Hayvanlarda, sığır, insan ve sığır sütü ve idrarın adrenal korteksinde bulunur. MSM ayrıca insan serebral omurilik sıvısında ve plazma 0 ila 25 mcmol / L konsantrasyonlarında bulunur. 1 MSM doğal olarak taze gıdalarda ortaya çıkar; Bununla birlikte, ısıtma veya dehidrasyon gibi ılımlı gıda işleme ile imha edilir. 2
    Tarihçe;
    MSM ile ilgili çoğu araştırma hayvan çalışmaları içerir. MSM'nin gıda takviyesi olarak kullanılması önerilmiştir ve ABD'de Diyet Ek Sağlık ve Eğitim Yasası kapsamında bir besin takviyesi olarak mevcuttur.
    Kimya;
    MSM, dimetil sülfoksit (DMSO) normal bir oksidasyon ürünüdür. DMSO'nun aksine, MSM kokusuzdur ve bir diyet faktörüdür. MSM, “kristalli DMSO” olarak adlandırılmıştır. 3 MSM, metiyonin için bir diyet kaynağıdır. 2 MSM'nin tıbbi özellikleri, koku ve cilt tahrişi komplikasyonları olmaksızın DMSO'ya benzer bir teoridir. 4
    Kullanımları ve Farmakolojisi;
    MSM'nin kükürt içeriği, vücut tarafından normal bağ dokularını korumak için kullanılabilir. MSM ayrıca, anti-enflamatuar, antiaterosklerotik ve kemopregretatif aktivitelerin yanı sıra serbest radikal süpürücü olarak da sergilemiştir. 5 , 6 , 7 MSM'nin alerji, artrit, GI üzgün, kas-iskelet sistemi ağrılarını hafifletmesi ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği bildirilmiştir. Ayrıca Giardia lamblia, Trichomonas vaginalis ve bazı mantarlar gibi organizmalara karşı antimikrobiyal etkilere sahiptir. Önerilen mekanizma, MSM'nin, parazit ve konakçının etkileşimini bloke ederek yüzey reseptör bölgelerine bağlanabilmesidir.
    Osteoartrit;
    Osteoartritte MSM kullanımını yönlendirmek, etkinliğini desteklemek ve yan etkileri tanımlamak için sınırlı sayıda klinik çalışma bulunmaktadır. Randomize, çift-kör, paralel, plasebo kontrollü bir çalışma, oral MSM'yi glukozamin ile ve hafif ve orta şiddette osteoartritli 118 hastada en az 6 ay boyunca 2'nin kombinasyonunu karşılaştırdı. 412 hafta boyunca hastalar plasebo (n = 28), günde 3 kez MSM 500 mg (n = 30), glukosamin 500 mg günde 3 kez (n = 30), ya da günde iki kez 500 mg MSM ve glukozamin aldı (n) = 30). Primer sonuç, görsel analog skala (VAS) ile değerlendirilen ağrı yoğunluğunun azaltılmasıydı. Ağrı, şişlik ve eklem hareketliliği de 0 ile 3 arasında, en şiddetli 3 ile skorlandı. Birincil sonuç bildirilmedi; ancak plasebo dışındaki tüm gruplar ağrı ve şişlik açısından istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler yaşamıştır. Glukozamin ve metilsülfonilmetan bileşimi, tek bir tedavi ile karşılaştırıldığında, ağrı ve şişme açısından istatistiksel olarak anlamlı düşüşler gösterdi.
    40 hasta ile 12 haftalık pilot, randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir klinik çalışma yapıldı. 8 Hastaya, diz osteoartrit tanısı konmuş, Amerikan Romatoloji Koleji kriterlerine göre fonksiyonel sınıf I, II veya III olarak en az 3 ay olarak sınıflandırılmıştır. Katılımcılar günde iki kez 3 g oral MSM mikropillisi (OptiMSM) aldı (bu doza 1 haftadan fazla artış) veya plasebo. Birincil son noktalar, Batı Ontario ve McMaster Üniversitesi Osteoartrit İndeksi VAS'da ağrı, sertlik, fiziksel işlev ve toplanmış toplam semptomlar (0 = ağrı yok, 100 = en kötü ağrı) ile ilgili bileşik alt ölçeklerdi. 12 hafta sonra, ağrıda istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bir azalma oldu (MSM grubu için .614,6 ve plasebo grubu için. 37.3, P= 0.041) ve fiziksel fonksiyon bozukluğu için (MSM grubu için −15,7 ve plasebo grubu için .88.8, P = 0.045).
    Sternum kollajen II, metilsülfonilmetan, setil miristoleat, lipaz, C vitamini ve bromelain içeren oral kombinasyon ürünü AR7'nin etkileri üzerine bir çalışma yayınlandı. 9 Osteoartritli 89 hastada 3 ay sonra tedavi grubunda ağrı, sertlik ve hassasiyet olduğu bildirilen hastaların yüzdesinde azalma saptandı.
    Kanser;
    Kolon kanserine bağlı sıçanlarda tümör başlangıcı, MSM ilavesine karşı kontroller alan hayvanlarda belirgin bir şekilde gecikti ve kemopreviye edici bir etki olduğunu düşündürdü. MSM alan 10 yüzde dört, sıçan meme meme kanseri üzerinde benzer bir geciktirici etkiye sahipti. 11
    Şeker hastalığı,
    MSM, diyabetik farelerde DMSO veya dimetilsülfid ile karşılaştırıldığında, kendiliğinden diyabetli farelerde test edildiğinde diyabetin önlenmesinde hiçbir etki göstermedi. 12
    Rosacea;
    Topikal MSM, 46 hastada rosacea tedavisi için silymarin ile birlikte fayda göstermiştir. 13 Eritem, papül ve kaşıntı yoğunluğunda istatistiksel olarak anlamlı azalma meydana geldi. MSM, antioksidan etkileri ve cildin potansiyel alerjenlere karşı duyarsızlaşması ile birlikte güçlü fotoprotektif etki nedeniyle rosaceada yararlı olduğu konusunda teorik olarak uyarlanmıştır.
    Ichthyosis;
    Başarısız iktiyozisli bir hastanın çeşitli topikal ajanlarla başarısız bir şekilde tedavi edildiği 1 vaka çalışması vardır. 14 Amoksisit içermeyen fosfolipid temizleyicilerle aminoasitleri, vitaminleri, antioksidanları, MSM ve suya dayanıklı silikonları bir araya getiren bir ürün olan bir cilt bakım ürünü olan olivamin ile tedaviden sonra , hasta tamamen kalınlaşmış ölçekler ve kaşıntıdan tamamen arınmıştı. 4 hafta.
    Veteriner Kullanımları;
    10 günlük MSM de kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan 13 atta değerlendirildi ve akciğer sesleri, solunum hızı, kalp hızı, sıcaklık, burun akıntısı veya arteryel kan gazı gibi parametrelerde hiçbir değişiklik meydana gelmedi. 15 Ancak, MSM, müsabaka öncesi ve müsabaka esnasındaki 6 hafta boyunca her gün 24 atlama atında oksidatif ve iltihaplı egzersize bağlı yaralanmaya karşı bazı koruyucu etkiler uygulamıştır. 16
    Dozaj;
    MSM yaygın olarak 2 ila 6 g / gün olarak artrit ve diğer eklem rahatsızlıkları için 2 ila 3 bölünmüş doz halinde verilir.
    Hamilelik / Emzirme;
    Hamilelikte güvenlik ve etkinlik ile ilgili klinik bilgiler eksiktir. Bir memeli modelinde MSM'nin gelişimsel toksisitesini değerlendiren ilk rapor 2007'de yayınlandı. 17 Gebe Sprague-Dawley sıçanlarına, gebelik süresince 14 gün boyunca oral yoldan 1,000 mg / kg / gün'e kadar MSM verildi. Maternal toksisiteye dair bir kanıt ya da fetüslerde anomali insidansında anlamlı artış gözlenmemiştir. Emzirme döneminde güvenlik ve etkinlik ile ilgili bilgi eksiktir.
    Etkileşimler;
    Hiçbiri iyi belgelenmemiş.
    Ters tepkiler;
    Oral olarak uygulanan MSM, insanlarda önerilen maksimum dozun 5 ila 7 katı arasında farelere verildiğinde, 90 gün sonra hiçbir yan etki veya ölüm görülmedi. 18. Bir çalışmada, istenmeyen etkilerin benzer oranlar MSM ve plasebo grubunda gözlendi. 8 Muhtemel olumsuz olaylar arasında şişkinlik, kabızlık, konsantrasyonda düşüş, yorgunluk, baş ağrısı, hazımsızlık ve uykusuzluk vardı.
    Toksikoloji;
    Hayvan çalışmalarında önemli bir toksisite not edilmemiştir. 10 , 11 , 18
    Kaynakça;
    1. Engelke UF, Tangerman A, Willemsen MA ve diğ. İnsan serebrospinal sıvısındaki dimetil sülfon ve tek boyutlu (1) H ve iki boyutlu (1) H- (13) C NMR ile teyit edilen kan plazması. NMR Biyomed. 2005; 18 (5): 331-336.
    2. Richmond VL. Metilsülfonilmetan sülfürün kobay serum proteinlerine dahil edilmesi. Hayat Sci. 1986; 39 (3): 263-268.
    3. Bertken R. “Kristal DMSO”: DMSO2. Artrit Rheum. 1983; 26 (5): 693-694.
    4. Usha PR, Naidu MU. Randomize, çift kör, paralel, plasebo kontrollü oral glukozamin, metilsülfonilmetan ve bunların osteoartritte kombinasyonu. Clin İlaç Araştırması 2004; 24 (6): 353-363.
    5. Ebisuzaki K. Aspirin ve metilsülfonilmetan (MSM): kanser önleme ile ilgili ortak mekanizmalar için bir araştırma. Antikanser Arş.2003, 23 (1A): 453-458.
    6. Alam SS, Layman DL. Kültürlenmiş aort endotel hücrelerinde prostasiklin üretiminin dimetil sülfoksit inhibisyonu. Ann NY Acad Sci.1983; 411: 318-320.
    7. Beilke MA, Collins-Lech C, Sohnle PG. Dimetil sülfoksitin insan nötrofillerinin oksidatif fonksiyonu üzerindeki etkileri. J Lab Clin Med. 1987; 110 (1): 91-96.
    8. Kim LS, Axelrod LJ, Howard P, Buratovich N, Waters RF. Diz osteoartrit ağrısında metisülfonilmetan (MSM) 'nin etkinliği: bir pilot klinik çalışma. Osteoartrit Kıkırdak. 2006; 14 (3): 286-294.
    9. Xie Q, Shi R, Xu G, Cheng L, Shao L, Rao J. Osteoartritli hastalarda AR7 eklem kompleksinin artralji üzerine etkileri: Çin'in Şangay kentinde üç aylık bir çalışmanın sonuçları. Nutr J. 2008; 7: 31.
    10. O'Dwyer P, McCabe DP, Sickle-Santanello BJ, Woltering EA, Clausen K, Martin EW Jr. 1,2-dimetilhidrazin ile indüklenen kolon kanserinin kemopreventrasyonunda polar çözücülerin kullanımı. Kanser. 1988; 62 (5): 944-948.
    11. McCabe D, O'Dwyer P, Sickle-Santanello B, Woltering E, Abou-Issa H, James A. Polar çözücüler, dimetilbenzantrasen kaynaklı sıçan meme kanserinin kemopreventrasyonunda. Arch Surg. 1986; 121 (12): 1455-1459.
    12. Klandorf H, Chirra AR, DeGruccio A, Girman DJ. NOD farelerinde diyabetin dimetil sülfoksit modülasyonu. Şeker hastalığı. 1989; 38 (2): 194-197.
    13. Berardesca E, Cameli N, Cavallotti C, Levy JL, Piérard GE, de Paoli Ambrosi G. Rosacea yönetiminde silimarin ve metilsülfonilmetanın kombine etkileri: klinik ve enstrümantal değerlendirmeler. J Cosmet Dermatol. 2008, 7 (1): 8-14.
    14. Fleck CA. İktiyozisin yönetimi: Bir vaka çalışması. Ostomi yarası yönetin. 2006; 52 (4): 82-86, 88, 90.
    15. Traub-Dargatz JL, McKinnon AO, Thrall MA ve diğ. Prednizon, metil sülfonmetan ve clenbuterol hidroklorür ile tedavi edilen kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan 13 atta klinik hastalık bulguları, bronkoalveoler ve trakeal yıkama analizleri ve arteriyel kan gazı gerilimlerinin değerlendirilmesi. Am J Vet Res. 1992; 53 (10): 1908-1916.
    16. Marañón G, Muñoz-Escassi B, Manley W ve diğ. Atlama egzersizi sonrası spor atlarda metil sülfonil metan takviyesinin oksidatif stresin biyobelirteçleri üzerine etkisi. Acta Vet Scand. 2008, 50: 45.
    17. Magnuson BA, Appleton J, Ryan B, Matulka RA. Sıçanlarda metilsülfonilmetanın oral gelişimsel toksisite çalışması. Gıda Kimyası Toksikol. 2007, 45 (6): 977-984.
    18. Horváth K, Noker PE, Somfai-Relle S, Glávits R, Financsek I, Schauss AG. Sıçanlarda metilfulfonilmetan toksisitesi. Gıda Kimyası Toksikol. 2002; 40 (10): 1459-1462.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    MSM nedir?
    MSM, metil sulfonil metan kelimelerinin kısaltmasıdır. DMSO adlı aslında bir tür sülfür olan maddeden üretilir. Tüm canlı türlerinin dokularında doğal olarak görülen bir organik sülfür kaynağı olup, organların normal çalışabilmesi için mutlaka bulunması gerekli bir kimyasal yapıdır. Sodyum veya sülfür gibi vücut için önemli minerallerden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu maddenin metabolik faaliyetler sırasında kolaylıkla kaybedilmesi söz konusu olduğu zaman dışarıdan desteklenmesi gerekmektedir. İçerdiği organik sülfür vücutta en az 150 değişik malzemenin yapımından sorumlu olup, antienflamatör etkiye de sahiptir. MSM le ilgili ilk çalışmayı bir Robert J.Herscheler 1955 yılında yapmıştır. Günümüze kadar MSM in çok değişik metabolik aktiviteler içinde yer aldığı gösterilmiştir.

    MSM (Methyl sulfonyl methane) faydaları nelerdir?
    Özellikle de osteoartrit gibi artrit ile ilgili sıkıntılarda baş yardımcı bir üründür. Sülfür bağ dokusu yağımında çok önemli bir yardımcıdır. Bu bilginin ışığında artrit tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Ağız yoluyla MSM alarak, mütevazı artrit, ağrı ve eklem hareket gibi bazı semptomları azaltmak için kullanılabilir. Fakat sertlik gibi uç nnoktalardaki diğer semptomları azaltmayabilir. 55-78 yaşlarındaki eklem rahatsızlığı olan 16 kişide yapılan tedavide MSM (Methylsulfonylmethane) kullanılarak dört haftayı takiben yüzde altmış düzelme tespit edilmiştir. Altı hafta sonunda ise bu rakkam yüzde seksene çıkmıştır.

    MSM kullanım alanları ve muhtemel diğer yararları nelerdir? Yapılan araştırmalar sonucunda Chondroitin'in, osteoartritin semptonlarını azalttığı ve ilerleyişini yavaşlattığı veya tersine çevirdiği belirlenmiştir. Özellikle ergenlerde 30 yaş sonrasında oluşabilecek ya da oluşmaya başlamış kemik erimelerini önlemede, yavaşlatmada ve kıkırdakları güçlendirmede kullanılır. Yine damar sertliği olan kişilerde kalp krizini önlemeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Böbrek taşlarını düşürmede yardımcı ek besindir.

    MSM ağırlığının %34 'ü kükürttür. Bitki ve hayvanların dokusunda bulunur. Deri, saç, tırnaklar, adeleler ve eklem bağ dokuları için gerekli bir besindir. Hücre sertleşmesini önlemeye yardımcı olur bu sebeple güzellik minerali olarak da anılır. Alerjiler, artrit, romotoitartrit, akne, kanser(meme, kolon), eklem ağrısı, mide yanması, tırnak kırılması, göz sağlığı, böcek sokması, parazitler, akciğer sorunları, sedef, deri, saç, tırnak sorunları, horlama gibi sağlık sorunlarında ek besin olarak kullanılabilinir.

    MSM'nin ağrı kesiciden farkı nedir?
    Eklem ve kıkırdak sorunlarında standart ağrı kesici, ilaçtedavisi, acı ve iltahaplanmayı yok eder; ancak gag sentezini ve kıkırdak onarımını önleyerek hastalığın ilerlemesine yol açabilir. Bunun tersine glukosamine ve chondroitin ikilisi, gag oluşumunun temel taşıdır.

    MSM'nin yan etkileri nelerdir?
    Yapılan araştırmalar bu bitkisel tabletlerin herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını göstermektedir. Günümüzde birçok hekim de, klasik tedavi yöntemleri yerine veya onlara ek olarak glucosamine, chondroitin içeren bitkisel tabletleri hastalarına önermektedirler. Ancak sağlığınızı ilgilendiren bir konu olması bakımından sağlık danışmanınıza, doktorunuza bu konuda danışmanızı öneririz.

    Yorum yap


    • #3
      MSM (Methylsulfonylmethane)
      MSM bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda bulunan bir kimyasal maddedir. MSM laboratuvarda da yapılabilir. Bu madde bir ilaç olarak kullanılmaktadır.
      MSM (Methylsulfonylmethane), tabii bir sülfür kaynağıdır. Diğer mineraller gibi önemli olan Sülfür, organ işleyişinin bütünlüğünün korunması için önemlidir. Sülfür bedenimizde en az 150 kadar bileşiğin oluşumunda yer alır.
      Sponsorlu Bağlantılar
      MSM (Methylsulfonylmethane) DİĞER İSİMLERİ NELERDİR?
      Kristal DMSO, Dimethylsulfone, Diméthylsulfone, Dimetil Sülfon MSM, DMSO2, Metil Sülfon, Metil Sülfonil Metan, Metil Sülfonil Metan, methyle Sulfonyle Metan, methyle Sulphonyle Metan, Methylsulfonylmethane, Metilsulfonilmentano, MSM, Sülfon de Diméthyle MSM, Sülfon de methyle, Sülfonil Kükürt.
      MSM (Methylsulfonylmethane) FAYDALARI NELERDİR?
      Özellikle de Osteoartrit gibi Artrit ile ilgili sıkıntılarda baş yardımcı bir üründür. Sülfür bağ dokusu yağımında çok önemli bir yardımcıdır. Bu bilginin ışığında artrit tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır.
      Ağız yoluyla MSM alarak, mütevazı artrit, ağrı ve eklem hareket gibi bazı semptomları azaltmak için kullanılabilir. Fakat sertlik gibi uç nnoktalardaki diğer semptomları azaltmayabilir.
      55-78 yaşlarındaki eklem rahatsızlığı olan 16 kişide yapılan tedavide MSM (Methylsulfonylmethane) kullanılarak dört haftayı takiben yüzde altmış düzelme tespit edilmiştir. Altı hafta sonunda ise bu rakkam yüzde seksene çıkmıştır.
      MUHTEMEL DİĞER FAYDALARI NELERDİR?
      Herkeste aynı yanıtı vermeyen MSM (Methylsulfonylmethane) çoğu kimsede iyileşme gösterdiği sağlık sorunları da bulunmaktadır. Bunlar arasında kronik ağrı, kas ve kemik problemleri, horlama, alerji, skar dokusu, çatlaklar, kırışıklıklar, güneş / rüzgar yanık karşı koruma, gözde şişme, diş hastalıkları, yaralar, kesikler, saman nezlesi, astım, mide bulantısı, kabızlık, adet öncesi sendromu (PMS), duygudurum yükselmesi, obezite, zayıf kan dolaşımı, hipertansiyon, yüksek kolesterol, tip 2 diabetes mellitus (NIDDM) ve diğer koşulları içerebilir.
      NASIL ETKİ EDER?
      MSM, vücudun diğer kimyasallarını üretebilmesi için kükürt kaynağı olabilir.
      GÜVENLİ Mİ?
      MSM, çoğu kişi için ağız yoluyla alındığında bir ay veya daha az süre güvenli olduğu görünür. Bazı kişilerde MSM, bulantı, ishal,şişkinlik, yorgunluk, baş ağrısı, uykusuzluk, kaşıntı, alerji belirtilerinin kötüleşmesine neden olabilir.
      Kremler, losyonlar ya da burun damlaları gibi cilde uygulanan MSM’nin güvenli olup olmadığını bilmek için yeterli bilgi yoktur. Eğer Gebe yada emziriyorsanız bu ürünü kullanmanız önerilmez.
      MSM (Methylsulfonylmethane) DOZAJ
      Aşağıdaki dozlarda bilimsel araştırmalar incelenmiştir:
      Ağızdan:
      Osteoartrit için: 500 mg için günde üç kez, günde iki kez için 3 grama kadar.

      Yorum yap


      • #4
        MSM – Organischer Schwefel – Methylsulfonylmeth
        Schwefelmangel ist weit verbreitet – und das, obwohl die Fachwelt (irrtümlicherweise) von einer ausreichenden Versorgung mit Schwefel ausgeht. Wer jedoch aufgrund einer ungeeigneten Ernährungsweise zu wenig Schwefel zu sich nimmt, kann unter folgenden Symptomen leiden: Gelenkbeschwerden, Probleme mit der Leber, Durchblutungsstörungen, Niedergeschlagenheit, Ängste, stumpfes Haar, fahle Haut, grauer Star, brüchige Fingernägel, schlaffes Bindegewebe und vieles mehr. MSM kann eine solche Mangelsituation beheben und den Körper mit dem dringend benötigten Schwefel versorgen.
        Unser Körper braucht MSM (Organischen Schwefel)
        MSM ist die Abkürzung für Methylsulfonylmethan – auch bekannt als Dimethylsulfon. Dabei handelt es sich um eine organische Schwefelverbindung, die den menschlichen Körper mit wertvollem natürlichem Schwefel versorgen kann. Schwefel ist ein lebenswichtiges Element, und der menschliche Körper besteht zu 0,2 Prozent aus Schwefel.
        Auf den ersten Blick scheint dieser Bruchteil eines Prozents nicht der Rede wert zu sein. Betrachtet man die mengenmässige Verteilung der Elemente im menschlichen Körper aber näher, wird die Wichtigkeit des Schwefels mehr als deutlich.
        So enthält unser Körper beispielsweise fünfmal mehr Schwefel als Magnesium und vierzigmal mehr Schwefel als Eisen.
        Wie wichtig es ist, täglich ausreichend Magnesium und Eisen zu sich zu nehmen, wissen die meisten. Um eine ausreichende Versorgung mit Schwefel dagegen kümmert sich kaum jemand.
        Schlimmer noch: Viele sind der Meinung (und so wird es auch meist in den Medien verbreitet), dass in der täglichen Nahrung genügend Schwefel vorhanden sei, weshalb die Notwendigkeit einer zusätzlichen Versorgung mit Schwefel gar nicht realisiert wird.
        Das ist auch kein Wunder, denn Schwefel gilt als derjenige Nährstoff, der ernährungswissenschaftlich bislang am wenigsten erforscht wurde.
        MSM für perfektes Körpereiweiss
        Schwefel ist ein unverzichtbarer Bestandteil vieler körpereigener Stoffe, wie beispielsweise von Enzymen, von Hormonen (z. B. Insulin), von Glutathion (einem körpereigenen Antioxidans) und vielen lebenswichtigen Aminosäuren (z. B. Cystein, Methionin, Taurin).
        Fehlt Schwefel, kann Glutathion – unser grossartiger Kämpfer gegen freie Radikale – nicht seine Arbeit tun. Glutathion gilt als eines der stärksten Antioxidantien überhaupt. Kann der Körper nun infolge eines Schwefelmangels nicht ausreichend Glutathion herstellen, leidet der Mensch unter verstärktem oxidativen Stress, und auch das Immunsystem erleidet einen harten Schlag, weil es jetzt viel mehr arbeiten muss.
        Aus schwefelhaltigen Aminosäuren wird (gemeinsam mit anderen Aminosäuren) unser körpereigenes Eiweiss aufgebaut. Sogenannte Schwefelbrücken (Bindungen zwischen zwei Schwefelteilchen) legen die räumliche Struktur sämtlicher Enzyme und Eiweissefest.
        Ohne diese Schwefelbrücken entstehen zwar immer noch Enzyme und Eiweisse, doch haben diese jetzt eine ganz andere räumliche Struktur und sind daher biologisch inaktiv. Das heisst, sie können ihre ursprünglichen Funktionen nicht mehr erfüllen. Wird der Organismus mit MSM versorgt, können dagegen wieder aktive Enzyme und perfekte Eiweisse gebildet werden.
        MSM stärkt das Immunsystem
        Die schwefelhaltige Aminosäure Methionin beispielsweise hat viele wichtige Aufgaben im Körper. Eine davon ist der Transport des Spurenelementes Selen zu dessen Einsatzorten. Selen hilft bei der Abwehr von Krankheitserregern, schützt vor freien Radikalen und ist sehr wichtig für die Augen, für die Gefässwände und das Bindegewebe.
        Fehlt Schwefel, dann fehlt auch Methionin. Fehlt Methionin, dann transportiert niemand mehr Selen dorthin, wo es gebraucht wird. Mangelt es an Selen, dann funktioniert die körpereigene Abwehr nicht mehr richtig und der Mensch wird anfällig für Infektionen, Entzündungen und sog. Abnutzungserscheinungen, die allesamt bei einem gesunden Immunsystem gar nicht auftreten würden.
        Der Mangel nur eines einzigen Stoffes hat also niemals nur eine einzige Fehlfunktion zur Folge, sondern viele verschiedene, die sich – lawinengleich – gegenseitig verursachen und verstärken.
        Lange wurde angenommen, dass selbst Allergien durch ein zu schwaches Immunsystem ausgelöst werden. Heute weiss man jedoch, dass eine Fehlsteuerung der körpereigenen Abwehr dafür verantwortlich ist. Auch in diesem Fall kann MSM hilfreich sein.
        MSM Organischer Schwefel bei Allergien
        Menschen mit Pollenallergien (Heuschnupfen), Nahrungsmittelallergien und Allergien gegen Hausstaub oder Tierhaare berichten oft schon nach wenigen Tagen der MSM-Einnahme von einer gravierenden Besserung ihrer allergischen Symptome.
        Diese Wirkungen konnten inzwischen auch von medizinischer Seite vielfach bestätigt werden, z. B. von einem amerikanischen Forscherteam vom GENESIS Center for Integrative Medicine. An der Studie nahmen 50 Probanden teil, die 30 Tage lang täglich 2.600 mg MSM verabreicht bekamen.
        Schon am siebten Tag hatten sich die typischen Allergiesymptome der oberen Atemwege ganz signifikant verbessert. In der dritten Woche waren auch die Symptome der unteren Atemwege viel besser geworden. Die Patienten spürten überdies ab der zweiten Woche eine Zunahme ihres Energielevels.
        Die Forscher kamen zum Schluss, dass MSM in besagter Dosierung viel dazu beitragen kann, die Symptome von saisonal auftretenden Allergien (z. B. Atemwegsbeschwerden) signifikant abzuschwächen.
        Obwohl sich in obiger Studie keine Änderungen im Bereich der Entzündungsmarker ergeben hatten, zeigt MSM bei anderen entzündlichen Erkrankungen durchaus entzündungshemmende Effekte, z. B. wenn Arthrose in ein entzündliches Stadium übergeht.
        MSM lindert Schmerzen bei Arthrose
        Wissenschaftler vom Southwest College Research Institute haben im Jahr 2006 eine randomisierte, doppelblinde und Placebo-kontrollierte Studie durchgeführt, woran 50 Männer und Frauen teilnahmen. Sie waren zwischen 40 und 76 Jahre alt und litten alle an schmerzhafter Kniearthrose.
        Die Probanden wurden in zwei Gruppen eingeteilt: Eine Gruppe erhielt zweimal täglich 3 Gramm MSM (insgesamt also 6 Gramm MSM pro Tag), die andere ein Placebo. Im Vergleich zum Placebo führte die Verabreichung von MSM zu einer deutlichen Abnahme der Schmerzen.
        Auch konnten sich die Teilnehmer dank MSM wieder besser bewegen, sodass erhebliche Verbesserungen in Bezug auf die täglichen Aktivitäten erzielt werden konnten.
        Besonders angenehm war, dass MSM – im Vergleich zu herkömmlichen Rheumamitteln – keine Nebenwirkungen mit sich brachte.
        Während die üblichen Arthrosemedikamente überdies einfach nur die Entzündung hemmen und Schmerzen stillen, scheint MSM direkt in den Knorpelstoffwechsel einzugreifen:
        MSM – Organischer Schwefel für Knorpel und Gelenke;
        Schwefel ist ein wichtiger Bestandteil der Gelenkschmiere und auch der Innenschicht der Gelenkkapseln. Beides wird aufgrund permanenter Belastung der Gelenke vom Körper selbständig immer wieder erneuert. Fehlt Schwefel jedoch, dann kann der Körper die nötigen Gelenkreparaturen nicht mehr durchführen. Ein chronischer Schwefelmangel trägt daher zur Entstehung von Gelenkbeschwerden bei: Schmerzhafte Degenerationserscheinungen und steife Gelenke sind die Folge. Kein Wunder zeigte eine schon im Jahr 1995 veröffentlichte Studie, dass die Schwefelkonzentration in einem durch Arthrose geschädigten Knorpel nur ein Drittel derjenigen Schwefelkonzentration eines gesunden Knorpels beträgt. Forscher von der Universität in Kalifornien veröffentlichten im Jahre 2007 neue wissenschaftliche Ergebnisse zum Thema „Wie MSM vor Knorpelabbau schützt und Entzündungen bei arthritischen Beschwerden reduziert“. Bei dieser Studie war MSM verabreicht worden. Das Ergebnis war, dass MSM die Bildung von entzündungsfördernden Botenstoffen und knorpelabbauenden Enzymen auf beeindruckende Weise hemmen konnte. Die Forscher rund um den Knorpelexperten David Amiel, Ph. D. gehen davon aus, dass MSM folglich als Schutz vor Gelenkentzündungen und vor weiterem Knorpelabbau eingesetzt werden könne, also in der Lage sei, Arthritis – insbesondere im frühen Stadium – zu stoppen. Menschen, die an arthritischen Beschwerden litten und MSM einnahmen, berichteten daher oft von baldiger Schmerzreduktion oder gar Schmerzfreiheit und plötzlich verstärkter Beweglichkeit der einst arthritischen Gelenke. Ausführliche Informationen zu MSM und wie der organische Schwefel bei Arthrose helfen kann, finden Sie hier: MSM – Der Stoff gegen Arthrose. Gelenkbeschwerden sind nicht selten auch ein Sportler-Problem. Für Sportler hält MSM aber auch noch weitere Vorteile bereit:
        MSM verringert Muskelschäden;
        Einerseits stabilisieren starke Muskeln die Gelenke, andererseits machen gerade Muskelverletzungen etwa 30 Prozent aller Sportverletzungen aus. Das Verletzungsrisiko steigt z. B. durch unzureichendes Aufwärmen, falsche Trainingsmethoden oder Überbelastung. Ein iranisches Forscherteam von der Islamic Azad University hat untersucht, wie sich eine zehntägige Supplementation mit MSM auf sportbedingte Muskelschäden auswirkt. An der Studie nahmen 18 gesunde junge Männer teil, die in zwei Gruppen unterteilt wurden. Während die einen pro Tag ein Placebo erhielten, nahmen die anderen 50 Milligramm MSM pro Kilogramm Körpergewicht. Nach 10 Tagen nahmen die Männer an einem 14-Kilometer-Lauf teil. Es zeigte sich, dass die Creatinkinase- und Bilirubinwerte in der Placebogruppe höher waren als in der MSM-Gruppe. Beide Werte weisen auf sportbedingte Muskelschäden hin. Der TAC-Wert hingegen, der die antioxidative Kraft des jeweiligen Menschen zeigt, war in der MSM-Gruppe höher als in der Placebogruppe. Die Wissenschaftler stellten fest, dass MSM – vermutlich aufgrund seiner antioxidativen Wirkung – sportbedingte Muskelschäden verringern konnte. Ausserdem hat eine Pilotstudie an der University of Memphis ergeben, dass eine tägliche Einnahme von 3 Gramm MSM das Auftreten von Muskelschmerzen reduziert und den Regenerationsprozess nach dem Sport fördert. Was MSM für Sie als Sportler sonst noch auf Lager hat, haben wir hier zusammengefasst: MSM macht Sportler fit. Aber nicht nur Sportler, sondern auch Untrainierte können vom organischen Schwefel profitieren:
        MSM für mehr Energie, Fitness und Schönheit;
        Schwefel sorgt für den reibungslosen Ablauf bei der Energieproduktion auf zellulärer Ebene, treibt gemeinsam mit den B-Vitaminen den Stoffwechsel an und erhöht auf diese Weise Fitness und Energielevel der betreffenden Person. Gleichzeitig sorgt Schwefel für zarte Haut, gesundes Haar und feste Fingernägel. Denn alle diese Körperteile bestehen u. a. aus Proteinen, zu deren Herstellung Schwefel nötig ist. Sie heissen Kollagen, Elastin und Keratin. Die Hautstrukturen des Menschen werden durch das zähe, faserartige Kollagen zusammengehalten. Das Protein Elastin gibt der Haut ihre Elastizität. Und Keratin ist jenes widerstandsfähige Protein, aus dem Haare und Nägel bestehen. Steht nicht ausreichend Schwefel zur Verfügung, verliert die Haut an Elastizität. Sie wird rau, faltig und altert rasch. Die Nägel werden brüchig und die Haare spröde. Wird Schwefel innerlich (und auch äusserlich in Form von MSM-Gel) eingesetzt, kann sich die Haut wieder regenerieren und wird in ihren nahezu faltenfreien Urzustand zurückversetzt. Fingernägel wachsen stark und glatt nach und das Haar wird voll und glänzend.
        Ichthyose: MSM bewirkt ein kleines Wunder;
        Auch bei Hautkrankheiten kann MSM gute Dienste leisten, z. B. bei der unheilbaren Ichthyose (Fischschuppenkrankheit). Die Ichthyose zählt zu den häufigsten Erbkrankheiten. Zu den Symptomen zählen Schuppen, eine trockene, raue Haut, Schmerzen und Juckreiz – ganz zu schweigen von der immensen psychischen Belastung. Eine Fallstudie hat gezeigt, dass eine Feuchtigkeitscreme mit MSM, Aminosäuren, Vitaminen und Antioxidantien zu einer deutlichen Besserung der Symptome führen kann. An der Studie nahm ein 44 Jahre alter Mann teil, der unter einer schweren Form der Hauterkrankung litt. Er hatte schon alle möglichen Therapien über sich ergehen lassen, doch ohne Erfolg. Nach einer vierwöchigen Behandlung mit der besagten Feuchtigkeitscreme war die Haut rein und die Schuppenbildung war abgeklungen. Ausserdem zeigten sich durch die Anwendung der Creme keine Nebenwirkungen und das Hautbild verbesserte sich zunehmend.

        Rosacea: MSM bessert die Symptome;
        Die Rosacea ist eine weitere Hauterkrankung, bei der MSM hilfreich sein kann. Es handelt sich hierbei um eine entzündliche und als unheilbar geltende Hautkrankheit, die – zum Leidwesen der Betroffenen – insbesondere das Gesicht betrifft. Während zu Beginn eine anhaltende Gesichtsrötung auftritt, kann es im weiteren Verlauf zu Pusteln, Knötchen sowie Gewebeneubildungen der Haut kommen. Die Patienten werden von Juckreiz und Schmerzen geplagt und leiden zudem an einem unschönen Hautbild. An der doppelblinden und placebokontrollierten Studie eines Forscherteams vom San Gallicano Dermatological Institute in Rom nahmen 46 Patienten teil. Sie wurden für einen Monat mit einem Präparat behandelt, das MSM und Silymarin enthielt. Silymarin ist der als Leberheilmittel bekannte Wirkstoff der Mariendistel. Die Haut der Probanden wurde nach 10 und 20 Tagen sowie nach Beendigung der Behandlung genau untersucht. Die Wissenschaftler stellten dabei fest, dass die Rötung der Haut, die Knötchen und der Juckreiz reduziert werden konnten. Des Weiteren konnte der Feuchtigkeitsgehalt der Haut gesteigert werden.
        MSM Organischer Schwefel für den Magen-Darm-Trakt;
        MSM verbessert überdies allgemein die Darmfunktionen und sorgt für ein gesundes Darmmilieu, so dass sich Pilze wie Candida albicans oder auch Parasiten nicht so leicht ansiedeln können. Die Säureproduktion im Magen wird ebenso reguliert, was zu einer besseren Nährstoffausnutzung führen und viele Verdauungsprobleme wie Sodbrennen, Völlegefühl oder Blähungen beheben kann.
        MSM verstärkt die Wirkung von Vitaminen;
        MSM verbessert die Durchlässigkeit der Zellmembranen und somit auch den Stoffwechsel: Nährstoffe können jetzt von den Zellen besser aufgenommen und überschüssige Stoffwechselprodukte und Abfallstoffe besser aus den Zellen herausgeschleust werden. MSM verstärkt daher auch die Wirkung vieler Vitamine und anderer Nährstoffe. Ein gründlich entschlackter und gut mit Vitalstoffen versorgter Körper aber ist auch besser gegen Krankheiten aller Art gefeit, z. B. gegen Krebs.
        Organischer Schwefel bei Krebs;
        Patrick McGean, Leiter der Cellular Matrix Study, war einer der ersten Forscher, die sich sehr intensiv und umfangreich mit den medizinischen Wirkungen von MSM auseinandergesetzt haben. Sein Sohn war an Hodenkrebs erkrankt, nahm daraufhin organischen Schwefel ein und konnte auf diese Weise das Heilgeschehen in seinem Organismus aktivieren. Inzwischen geht man davon aus, dass MSM u. a. durch die Sauerstoffanreicherung von Blut und Gewebe zur Hemmung des Krebswachstums beitragen kann, da sich Krebszellen in sauerstoffreicher Umgebung deutlich unwohl fühlen. Heute weist eine ganze Reihe von Studien darauf hin, dass MSM gegen Krebs wirkt und folglich zukünftig bei der Krebstherapie eine bedeutende Rolle spielen könnte.
        MSM gegen Brustkrebs und Metastasen;
        Diverse Studien haben gezeigt, dass vor allem Brustkrebszellen auf MSM gewissermassen allergisch reagieren. So haben z. B. Forscher von der University Glocal Campus in Seoul herausgefunden, dass MSM Brustkrebszellen am Wachstum hindert. Die Studienergebnisse waren derart überzeugend, dass die beteiligten Wissenschaftler den Einsatz von MSM bei allen Brustkrebsarten nachdrücklich empfohlen haben. 90 Prozent aller durch Krebs verursachten Todesfälle sind auf die Bildung von Metastasen zurückzuführen. Da Metastasen nicht allein mit Hilfe einer Operation beseitigt werden können, werden die Betroffenen in der Regel mit einer Chemotherapie behandelt.
        Problematisch ist hierbei aber, dass Metastasen immer wieder nicht gut auf die Chemotherapie ansprechen. Amerikanische Forscher stellten fest, dass MSM Metastasen für die Chemotherapie anfälliger machen kann, so dass die herkömmliche Therapie besser wirkt. Sicher trägt auch die entgiftende Wirkung des organischen Schwefels zur Krebsprävention und erfolgreichen Krebstherapie bei:
        MSM Organischer Schwefel entgiftet den Körper;
        Schwefel ist wichtiger Bestandteil des körpereigenen Entgiftungssystems. So enthalten viele Entgiftungsenzyme Schwefel z. B. die Glutathionperoxidase oder die Glutathiontransferasen. Wie diese wirken, haben wir ausführlich hier erklärt: Die Detox-Kur. In dieser Funktion ist Schwefel eine unentbehrliche Unterstützung für unser Entgiftungsorgan, die Leber. Er hilft dabei, Tabakrauch, Alkohol und Umweltgifte auszuleiten, so dass MSM folglich ein erstklassiges Hilfsmittel zur körpereigenen inneren Reinigung darstellt. Fehlt Schwefel bzw. MSM, werden Gifte nicht mehr ausgeschieden, sondern im Körper gelagert, was den Alterungsprozess beschleunigen und zu vielen verschiedenen chronischen und/oder degenerativen Erkrankungen führen kann.
        Schwefelmangel ist weit verbreitet;
        Natürlich sind in unserer Nahrung gewisse Mengen an Schwefel enthalten. Dennoch leiden viele Menschen heutzutage an einem Schwefelmangel. Warum? Die industrielle Landwirtschaft sorgt gemeinsam mit der modernen Ernährungsweise dafür, dass letztendlich nur noch geringe Mengen Schwefel beim Konsumenten ankommen.
        Schwefelmangel durch industrielle Landwirtschaft und Verarbeitung der Lebensmittel
        Früher düngten die Landwirte mit Mist und reicherten den Boden auf diese Weise mit grossen Mengen natürlichen Schwefels an. Die Anwendung von Kunstdünger aber führte über viele Jahrzehnte dazu, dass der Schwefelgehalt der Erde und damit auch der Nahrung immer geringer wurde. Schwefel reagiert – wie auch viele Vitamine und Enzyme – äusserst empfindlich auf Hitze und Kälte. Sobald Lebensmittel also gekocht, gebraten, gebacken, gegrillt, geschmort oder anderweitig erhitzt werden, sobald sie im Kühlschrank oder gar in der Tiefkühltruhe gelagert werden, sinkt der Schwefelgehalt der Lebensmittel. Der Schwefelgehalt reduziert sich aber auch bei der Trocknung, Lagerung und jedweder industriellen Verarbeitung von Lebensmitteln. Das bedeutet, wenn Lebensmittel nicht mehr frisch und roh verzehrt werden, eignen sie sich zur Versorgung mit Schwefel nicht mehr so gut. Chronischer, über viele Jahre anhaltender Schwefelmangel kann – wie oben angedeutet – zu vielen Symptomen führen, und zwar ohne dass die Betroffenen auch nur ahnen, wo das Problem liegen könnte.
        Sagenhafte Regenerationsprozesse durch MSM;
        Wird der Körper dann wieder mit Schwefel in Form von MSM versorgt, kann dies sagenhafte Regenerationsprozesse ins Rollen bringen. Menschen, die MSM einnahmen, berichten von Gelenken, die sich regenerierten und schmerzfrei wurden, von Entzündungen, Allergien und Hautausschlägen, die verschwanden, von geheilten Magen-Darm-Erkrankungen, entschwundenen Problemen mit dem Bewegungsapparat, von Krebs, der sich auflöste oder einfach von einer allgemeinen Steigerung der körpereigenen Abwehrkraft, der Leistungsfähigkeit und des Wohlbefindens.
        Ist Schwefel nicht giftig?,
        Möglicherweise wundern Sie sich, warum hier die gesundheitliche Bedeutung von Schwefel so überschwänglich hervorgehoben wird, wenn andererseits vor Schwefel gewarnt wird. Schwefeldioxid-Emissionen aus Verkehr und Industrie beispielsweise können die Ökosysteme in Wäldern und Seen gefährden sowie Gebäude angreifen und zerstören. Trockenfrüchte, Wein und Essig aus konventioneller Herstellung werden oft zum Zwecke der Haltbarkeit mit Sulfiten bzw. schwefliger Säure geschwefelt. MSM jedoch hat mit diesen gesundheitsbedenklichen Schwefelverbindungen nichts gemein.
        Entgiftungssymptome sind möglich;
        Wird eine Nahrungsergänzung mit MSM begonnen, dann können oft schon nach drei Wochen die ersten positiven Auswirkungen beobachtet werden. Wer zusätzlich auf eine üppige Versorgung mit Vitamin C achtet, kann die Wirkung von MSM noch verstärken. Erfahrungsgemäss kann es in den ersten zehn Tagen bei etwa 20 Prozent der MSM-Anwender zu Entgiftungssymptomen wie z. B. Hautausschlägen, Kopfschmerzen, Durchfall oder Energieabfall kommen. Das ist dann der Fall, wenn durch MSM Toxine im Körper frei werden und diese nicht sofort ausgeschieden werden können, was durch die zeitversetzte Einnahme einer Toxin-bindenden Mineralerde schnell behoben werden kann. Je stärker die Symptome sind, umso mehr Giftstoffe sind im Körper vorhanden. Mit der Dosierung von MSM können Sie die Ausprägung der Entgiftungserscheinungen und den Ablauf der Entgiftung steuern. Je weniger MSM Sie nehmen, umso schwächer werden die Symptome, aber umso langsamer verläuft die Ausscheidung der Gifte. Umgekehrt beschleunigt eine höhere Dosis MSM die Entgiftung, verstärkt aber auch die Entgiftungssymptome, so dass die ideale MSM-Dosis am besten individuell angepasst wird.
        MSM richtig einnehmen;
        Die Dosierung von MSM bei chronischen Schmerzen im Gelenkbereich (Arthrose)liegt bei z. B. 1.500 mg morgens nüchtern vor dem Frühstück und 750 mg mittags nüchtern vor dem Mittagessen.
        Doch kann MSM auch in Dosen bis zu 6.000 mg, ja sogar bis zu 10.000 mg genommen werden – bei diesen hohen Dosen immer aufgeteilt auf drei Dosen pro Tag. Auch sollte man mit niedrigen Dosierungen beginnen, z. B. in der ersten Woche 1.500 mg, in der zweiten verdoppeln usw. und jeweils beobachten, wie die Verträglichkeit ist. Bei ausreichender Wirkung bleibt man bei der jeweils erfolgreichen Dosis. MSM kann auch gemeinsam mit anderen Schmerzmitteln eingenommen werden und dann den Bedarf dieser Schmerzmittel oft reduzieren. Dies gilt jedoch nur im Zusammenhang mit chronischen Schmerzen, nicht mit akuten. Um den Geschmack zu verbessern, kann man MSM in Wasser auflösen und etwas O-Saft dazugeben oder Zitronensaft. Ideal kombinierbar ist es mit Vitamin C, da dieses die MSM-Wirkung verstärkt.
        MSM in der Schwangerschaft;
        MSM wird aufgrundvon Ergebnissen aus Tierversuchen als in der Schwangerschaft und Stillzeit sicheres Mittel bezeichnet. Erkenntnisse aus klinischen Studien mit schwangeren Frauen gibt es jedoch nicht, weshalb geraten wird, die Einnahme mit dem Arzt zu besprechen. MSM kann Entgiftungsprozesse einleiten, was in der Schwangerschaft und Stillzeit nicht wünschenswert ist, weshalb wir von Hochdosen (über 3.000 mg) in jedem Fall abraten würden.
        Organischer Schwefel – Die Qualität;
        Beim Kauf von MSM sollten Sie darauf achten, dass keine synthetischen Anti-Klumpmittel zugesetzt wurden. Sie verringern die Wirksamkeit des MSM beträchtlich. Des Weiteren sollten Sie sich für ein Präparat entscheiden, das keine Geschmacks-, Farb- und Konservierungsstoffe enthält. Spezielle Reinigungsprozesse während des Herstellungsverfahrens sollten überdies dafür sorgen, dass auch keine Schadstoffe wie Schwermetalle mehr vorhanden sind. Was die Dosierung betrifft, so richten Sie sich nach den Anwendungsempfehlungen des Herstellers, können diese aber auch entsprechend der im vorliegenden Artikel vorgestellten Studien kurweise erhöhen.
        Anzeige:
        Ihre Ausbildung zum ganzheitlichen Ernährungsberater;
        Gesunde Ernährung ist Ihre Leidenschaft? Sie lieben die basenüberschüssige, naturbelassene Ernährung? Sie möchten gerne die Zusammenhänge zwischen unserer Nahrung und unserer Gesundheit aus ganzheitlicher Sicht verstehen? Sie wünschen sich nichts mehr als all Ihr Wissen rund um Gesundheit und Ernährung zu Ihrem Beruf zu machen?
        Die Akademie der Naturheilkunde bildet Menschen wie Sie in 12 bis 18 Monaten zum Fachberater für holistische Gesundheit aus. Wenn Sie mehr über das Fernstudium an der Akademie der Naturheilkunde wissen möchten, dann erfahren Sie hier alle Details sowie Feedbacks von aktuellen und ehemaligen TeilnehmerInnen.
        Leserkommentare
        Liebe Leserinnen und liebe Leser
        Wir haben uns immer sehr über Ihre Kommentare gefreut. Da uns die Ressourcen fehlen, um auf alle Ihre Fragen und Anmerkungen gebührend einzugehen, haben wir uns entschieden, die Kommentarfunktion zu deaktivieren.
        Lieben Dank für Ihr Verständnis,
        Ihr Team vom Zentrum der Gesundheit
        Zuletzt kommentiert
        attofi schrieb am 03.09.2018
        Was halten Sie von der Einnahme von anorganischem Schwefel zur Darmsanierung, wie ihn z. B. Dr. Probst empfiehlt?
        Antwort vom Zentrum der Gesundheit
        Hallo attofi
        Anorganischer Schwefel kann begleitend zur Verbesserung des Darmmilieus eingesetzt werden. Wir raten jedoch immer zu einer Darmsanierung aus mehreren Komponenten, denn allein Schwefel kann weder Ballaststoffe, noch Schleimstoffe noch probiotische Bakterien liefern und hat auch nicht die starke Adsorptionskraft von Zeolith oder Bentonit.
        Viele Grüsse
        Ihr Team vom
        Zentrum der Gesundheit
        Alle 55 Kommentare anzeigen
        Quellen
        • Barrager E et al, "A multicentered, open-label trial on the safety and efficacy of methylsulfonylmethane in the treatment of seasonal allergic rhinitis", J. Altern Complement Med, April 2002, (Eine offene, multizentrische Studie über die Sicherheit und Wirksamkeit von Methylsulfonylmethan in der Behandlung von saisonaler allergischer Rhinitis), (Studie als PDF)
        • "Allergische Rhinitis plagt Betroffene oft das ganze Jahr", Ärzte Zeitung, Juni 2005,(Studie als PDF)
        • Patrick McGean, "The Live Blood and Cellular Matrix Study", (Die Lebendblut- und Zellmatrix-Studie), (Studie als PDF)
        • Ethan A. Huff, "Organic sulfur crystals are a miracle food that provides amazing health benefits", Natural News, Juli 2010, (Organische Schwefelkristalle sind ein Wundermittel, das für erstaunliche gesundheitliche Vorteile sorgt), (Studie als PDF)
        • Lim EJ et al, "Methylsulfonylmethane suppresses breast cancer growth by down-regulating STAT3 and STAT5b pathways", PLoS One, Juli 2012, (Methylsulfonylmethan unterdrückt das Wachstum von Brustkrebs durch herunterregulierte STAT3 und STAT5b Pfade), (Studie als PDF)
        • Kim YH, "The anti-inflammatory effects of methylsulfonylmethane on lipopolysaccharide-induced inflammatory responses in murine macrophages", Biol Pharm Bull, April 2009, (Die entzündungshemmende Wirkung von Methylsulfonylmethan auf lipopolysaccharidinduzierte entzündliche Reaktionen bei mäusespezifischen Makrophagen), (Studie als PDF)
        • Xie Q et al, "Effects of AR7 Joint Complex on arthralgia for patients with osteoarthritis: results of a three-month study in Shanghai, China", Nutr J, Oktober 2008, (Die Wirkungen von AR7 Joint Complex auf Arthralgie bei Patienten mit Osteoarthritis: Die Resultate einer dreimonatigen Studie in Shanghai, China), (Studie als PDF)
        • Usha PR et al, "Randomised, Double-Blind, Parallel, Placebo-Controlled Study of Oral Glucosamine, Methylsulfonylmethane and their Combination in Osteoarthritis", Clin Drug Invest, Juni 2004, (Randomisierte, plazebokontrollierte, Doppelblind-Parallel-Studie zu oral verabreichtem Glucosamin, Methylsulfonylmethan und dessen Kombination bei Osteoarthritis), (Studie als PDF)
        • Kim LS, "Efficacy of methylsulfonylmethane (MSM) in osteoarthritis pain of the knee: a pilot clinical trial", Osteoarthritis Cartilage, März 2006, (Die Wirksamkeit von MSM bei osteoarthritischen Knieschmerzen: Eine klinische Pilotstudie), (Studie als PDF)
        • Parcell S, "Sulfur in human nutrition and applications in medicine", Altern Med Rev, Februar 2002, (Schwefel in der menschlichen Ernährung und Anwendungen in der Medizin), (Studie als PDF)
        • Joung, Youn Hee et al, "MSM Enhances GH Signaling via the Jak2/STAT5b Pathway in Osteoblast-like Cells and Osteoblast Differentiation through the Activation of STAT5b in MSCs", PLoS ONE, Oktober 2012, (MSM verbessert via dem Jak2/STAT5b-Stoffwechselweg das GH-Signaling in osteoblastenartigen Zellen und die Osteoblasten-Differenzierung durch die Aktivierung von STAT5b in MSCs), (Studie als PDF)
        • Caron JM et al, "Methyl Sulfone Blocked Multiple Hypoxia- and Non-Hypoxia-Induced Metastatic Targets in Breast Cancer Cells and Melanoma Cells", PLoS One. November 2015, (Methylsulfon blockiert multiple durch Hypoxie und nicht durch Hypoxie verursachte metastatische Targets in Brustkrebszellen und Melanomzellen), (Studie als PDF)
        • Barmaki S et al, "Effect of methylsulfonylmethane supplementation on exercise - Induced muscle damage and total antioxidant capacity", J Sports Med Phys Fitness, April 2012, (Wirkung der Nahrungsergänzung mit Methylsulfonylmethan auf sportinduzierte Muskelschäden und die totale antioxidative Kapazität), (Studie als PDF)
        • Nakhostin-Roohi B et al, "Effect of chronic supplementation with methylsulfonylmethane on oxidative stress following acute exercise in untrained healthy men", J Pharm Pharmacol, Oktober 2011, (Auswirkung der chronischen Nahrungsergänzung mit MSM auf oxidativen Stress nach körperlicher Betätigung bei untrainierten, gesunden Männern), (Studie als PDF)
        • Kalman DS, "Influence of methylsulfonylmethane on markers of exercise recovery and performance in healthy men: a pilot study", J Int Soc Sports Nutr, September 2012, (Der Einfluss von MSM auf Biomarker zur Regeneration sowie auf die Leistungsfähigkeit gesunder Männer: Eine Pilotstudie), (Studie als PDF)
        • Fleck CA, "Managing ichthyosis: a case study", Ostomy Wound Manage, April 2006, (Ichthyose managen: eine Fallstudie), (Studie als PDF)
        • Berardesca E et al, "Combined effects of silymarin and methylsulfonylmethane in the management of rosacea: clinical and instrumental evaluation", J Cosmet Dermatol, März 2008, (Kombinierte Wirkungen von Silymarin und Methylsulfonylmethan beim Management von Rosacea: Eine klinische und apparative Bewertung), (Studie als PDF)

        Yorum yap


        • #5
          MSM nedir?
          MSM, metil sulfonil metan kelimelerinin kısaltmasıdır. DMSO adlı aslında bir tür sülfür olan maddeden üretilir. Tüm canlı türlerinin dokularında doğal olarak görülen bir organik sülfür kaynağı olup, organların normal çalışabilmesi için mutlaka bulunması gerekli bir kimyasal yapıdır.
          Sodyum veya sülfür gibi vücut için önemli minerallerden birisi olarak kabul edilmektedir. Bu maddenin metabolik faaliyetler sırasında kolaylıkla kaybedilmesi söz konusu olduğu zaman dışarıdan desteklenmesi gerekmektedir.
          İçerdiği organik sülfür vücutta en az 150 değişik malzemenin yapımından sorumlu olup, antienflamatör etkiye de sahiptir. MSM le ilgili ilk çalışmayı bir Robert J.Herscheler 1955 yılında yapmıştır. Günümüze kadar MSM in çok değişik metabolik aktiviteler içinde yer aldığı gösterilmiştir.
          MSM (Methyl sulfonyl methane) faydaları nelerdir?
          Özellikle de osteoartrit gibi artrit ile ilgili sıkıntılarda baş yardımcı bir üründür. Sülfür bağ dokusu yağımında çok önemli bir yardımcıdır. Bu bilginin ışığında artrit tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır.
          Ağız yoluyla MSM alarak, mütevazı artrit, ağrı ve eklem hareket gibi bazı semptomları azaltmak için kullanılabilir. Fakat sertlik gibi uç nnoktalardaki diğer semptomları azaltmayabilir.
          55-78 yaşlarındaki eklem rahatsızlığı olan 16 kişide yapılan tedavide MSM (Methylsulfonylmethane) kullanılarak dört haftayı takiben yüzde altmış düzelme tespit edilmiştir. Altı hafta sonunda ise bu rakkam yüzde seksene çıkmıştır.

          MSM kullanım alanları ve muhtemel diğer yararları nelerdir?
          Yapılan araştırmalar sonucunda Chondroitin'in, osteoartritin semptonlarını azalttığı ve ilerleyişini yavaşlattığı veya tersine çevirdiği belirlenmiştir. Özellikle ergenlerde 30 yaş sonrasında oluşabilecek ya da oluşmaya başlamış kemik erimelerini önlemede, yavaşlatmada ve kıkırdakları güçlendirmede kullanılır.
          Yine damar sertliği olan kişilerde kalp krizini önlemeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Böbrek taşlarını düşürmede yardımcı ek besindir. MSM ağırlığının %34 'ü kükürttür. Bitki ve hayvanların dokusunda bulunur. Deri, saç, tırnaklar, adeleler ve eklem bağ dokuları için gerekli bir besindir.
          Hücre sertleşmesini önlemeye yardımcı olur bu sebeple güzellik minerali olarak da anılır. Alerjiler, artrit, romotoitartrit, akne, kanser(meme, kolon), eklem ağrısı, mide yanması, tırnak kırılması, göz sağlığı, böcek sokması, parazitler, akciğer sorunları, sedef, deri, saç, tırnak sorunları, horlama gibi sağlık sorunlarında ek besin olarak kullanılabilinir.

          MSM'nin ağrı kesiciden farkı nedir?
          Eklem ve kıkırdak sorunlarında standart ağrı kesici, ilaçtedavisi, acı ve iltahaplanmayı yok eder; ancak gag sentezini ve kıkırdak onarımını önleyerek hastalığın ilerlemesine yol açabilir. Bunun tersine glukosamine ve chondroitin ikilisi, gag oluşumunun temel taşıdır.

          MSM'nin yan etkileri nelerdir?
          Yapılan araştırmalar bu bitkisel tabletlerin herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını göstermektedir. Günümüzde birçok hekim de, klasik tedavi yöntemleri yerine veya onlara ek olarak glucosamine, chondroitin içeren bitkisel tabletleri hastalarına önermektedirler.
          Ancak sağlığınızı ilgilendiren bir konu olması bakımından sağlık danışmanınıza, doktorunuza bu konuda danışmanızı öneririz.
          Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

          Yorum yap


          • #6
            GLUCOSAMİN CHONDROİTİN MSM NEDİR NE İŞE YARAR











            Glukosamin ve Kondroitin (Glucosamine & Chondroitin); yeni bir kıkırdak koruyucu doğal formülasyondur. Glukosamin ve kondroitin vücudumuzdaki bağ dokularının iki temel yapı taşı olup, eklemlerimizin vazgeçilmez elemanlarıdır. İçindeki bileşiklerin osteoartrit (Artroz; Dejeneratif eklem hastalığı-kireçlenme) etkilerini azalttığı ve kıkırdak yapısını güçlendirdiğiçeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.

            Glukosamin (Glucosamine Sulfate); çeşitli formlarda kullanıma hazır bir ek gıdadır. Molekül yapısı basittir. En yaygın formları; glukosamin sülfat (glucosamine sulfate), glukosamin hidroklorid (glucosamine hydrochloride) ve N-Asetil-Glukosamin (N-acetyl-glucosamine: NAG) dir. Glukosamin sülfat (GS) formuosteoartrit (kireçlenme) (OA) için üzerinde en çok klinik araştırma yapılan ve OA için faydalı etkisi kanıtlanan tek formdur. Bu nedenle OA tedevisi için tercih edilen form da bu formdur. Glukosamin, kıkırdaklarda bulunan ve glikosaminoglikon' lar (glycosaminoglycans-GAG) olarak bilinen özel moleküllerin üretiminde vücudumuzun gereksinim duyduğu bir maddedir. Günlük yiyeceklerimizde önemli miktarda bulunmaz. Bu yüzden ek gıda olarak karides ve istiridye gibi kabuklu deniz ürünlerinin kabuklarından üretilir. Glukosamin Sülfat (GS), sodyum klorür (NaCl) ve potasyum klorür (KCl) olrak bilinen iki mineral tuzundan birisi ile stabilize edilir (Referans1-2). Her ikisi de GS' yi stabilize etmek (kararlı hale getirmek) için etkili olmasına rağmen, KCl' nin stabilizitör olarak kullanımı daha yaygındır (Glukosamin potasyum sülfat). Bunun nedeni günlük yiyecek kültürümüzde NaCl' nin (Sofra tuzu) yeterince zaten alınması, fakat KCl' nin yeterli miktarda alınmamasıdır. Glukosamin (GS) tırnak, tendon (kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar), deri, göz, kemik veligament (Bağ; kemikleri ve başka organları birbirine rapteden bağ) oluşumunda önemli rol oynar. Glukosamin' in eklemlerdeki en önemli fizyolojik fonksiyonu kıkırdak bileşiklerinin oluşumunu sağlamak, bunun yanında da kıkırdağa sülfür (kükürt) girişini sağlamaktır. Özet olarak kıkırdağın sadece oluşumunda değil beslenmesinde de önemli bir rol oynar. Son 10 yıldaki çalışmalar Glukosamin Sülfat' ın osteoartrit (Artroz-Kireçlenme) semptomlarını azaltmada çok etkili olduğunu göstermiştir. Çalışmalarda glukosamin sülfat, ağrı ve iltihap gidermede standart ağrıkesiciler ve plasebolardan daha iyi sonuç vermiştir (Referans3-4-5-6-7-8-9-10-11-12).


            Kondroitin Sülfat (Chondroitin Sodium Sulfate); glikosaminoglikon' lar (GAG) denen molekül zincirlerinden oluşur. En önemli gıdasal kaynağı hayvansal kıkırdaktır (Sığır, inek gibi).Kondroitin sülfat (CS) kıkırdak, kemik ve tendonlar için en önemli maddelerden biridir. Uzun süreli klinik araştırmalarda kondroitin sülfatın osteoartrit (artroz-kireçlenme) vakalarında hastalık seyrini ve eklem ağrısını azalttığı ve eklemleri güçlendirdiği bulunmuştur. Çalışmalar göstermiştir ki, kondroitin sülfat kemik sağlığına katkıda bulunmaktadır. Çünkü kemiklerde bulunan GAG' ların büyük çoğunluğu kondroitin sülfat' tan oluşmaktadırlar (Referans13). Pek çok double-blind araştırma (Ne deneğin nede araştırıcının neyin tedavi edilmeye çalışıldığını bilmediği bir klinik araştırma tipi) (Referans14-15-16-17-18-19-20-21) kondroitin' in osteoartrit' in semptomlarını azaltıcı, ilerleyişini yavaşlatıcı veya tersine çevirici etkisinin olduğunu göstermiştir (Referans22). Kondroitin ve benzeri bileşikler kan damarlarının ve idrar kesesinin yapısında da mevcup olup, anormal kan ve idrar akışının önenmesine yardımcı olmaktadırlar. Kondroitin' in kan damarlarındaki bir rolü de aşırı kan pıhtılaşmasının önlemesidir. Ek olarak kondroitin kan kolesterol seviyesini de düşürebilmektedir (Referans23). Yine araştırmalar bu maddenin damar sertliğinin ve kalp krizinin (Damar sertliği olan kişilerde)önlenmesine yardımcı olduğunu da göstermektedir (Referans24-25-26). Kondroitin sülfat, sülfür (kükürt) bakımından da zengindir ve bu da glukosamin ile ilgilidir. GAG' lar vücudun oksalat' ı (Oksalik asitin tuzu; böbrek taşları ile ilgili bir madde) nasıl işlemden geçireceği üzerine etkilidir. Geçmişinde böbrek taşları ile sorunu olan 40 kişi üzerine yapılan bir araştırmada günde 2 kere 30 mg GAG alımının üriner oksalat ifrazatını (salgısını) 15 gün içerisinde düşürdüğü görülmüştür (Referans27-28). Vücudun kendisi de kondroitin sülfat yaptığından dolayı, sağlıklı insanlarda eksikliği pek görülmez. Fakat osteoartrit' ten ve artrit' in diğer formlarından etkilenen kişilerde eklem kıkırdaklarında kondroitin sülfat miktarı düşebilmektedir. Kondroitin sülfat kıkırdakların su ve besinleri tutması ve diğer moleküllerin kıkırdağa doğru hareketinin (Kıkırdağa kan akışı olmadığı için önemli bir özellik) temel unsurudur.Dejeneratif eklem hastalığında (Osteoartrit-Artroz-Kireçlenme), kıkırdak aşındığı için kondroitin sülfat kaybı vardır.
            Yapılan araştırmalar, glukosamin ve kondroitin sülfatın ayrı ayrı artrit (kireçlenme) semptomlarını azalttığını ortaya koymuştur. Buna göre glukosamin sülfat ağrıyı azaltırken, kondroitin sülfat hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktadır. Glukosamine sülfat GAG sentezini artırırken, kondroitin sülfat kıkırdağı bozan enzimleri engellemektedir. Bu iki kıkırdak koruyucu ajan (etkili madde), farklı etki mekanizmaları olduğu için birbirlerini tamamlamaktadırlar.
            MSM: Eklemi çevreleyen bağların kuvvetlendirilmesi için kullanılan sülfür yapıda bir maddedir ağrı kesici özelliği bakımındanda fayda sağladığı bilinmektedir

            Yorum yap


            • #7
              Glucosamin Sulfat

              Glucosamin sulfat üzerine öğrenmek istediğiniz herşeye sitemizden ulaşabilirsiniz. Sitemizde detaylarını anlattığımız bu bilgiler sayesinde aradığınız konuda yeterince bilgi sahibi olacaksınız.
              Glucosamin sulfat sayfamızı okuyarak;
              1. Glucosamin sulfat hakkındaki tüm soruların cevabını burada bulacaksınız.
              2. Glucosamin sulfat için yazılan yorumları okuyabilirsiniz.
              3. Glucosamin sulfat deneyimlerinizi siz de diğer müşterilerle paylaşabilirsiniz.

              [ glucosamin sulfat, glucosamin sulfat siparişi, glucosamin sulfat yorumları ]

              Move Free ile Eklem Ağrısına Son! Movefree kullanmaya başladıktan 7 gün sonra etkisini gösterir. Vücudunuzdaki tüm eklemler için faydalıdır ve yaşadığınız ağrılara sadece 7 günde son verir!
              Reçetesiz Alınabilen En İyi Eklem Ağrısı İlacı

              Movefree sahibi olmak için doktora gitmenize ya da bir reçeteye sahip olmanıza gerek yok. Bu mucizevi ilacı yetkili eczanelerden ve sitemizden temin kolayca sipariş vererek elde edebilirsiniz.
              Her 10 Doktordan 9'u Tavsiye Ediyor
              Movefree uzun süren klinik çalışmalar sonucu ortaya çıktı. Oluşumunda Dünya'nın bir çok ülkesinden bilim adamları ve doktorlar biraraya geldi. Sonuç mükemmeldi! Tüm Dünya'da satış ve kullanım rekorları kıran bu devrim niteliğindeki ilaç şimdi Türkiye'de.

              Kemik Yapısını Güçlendiren Özel Formül

              Movefree, bileşimindeki bitkisel mucizeler sayesinde, eklem ve romatizma ağrılarına 7 günde iyi geliyor demiştik. Peki kemik yapınız?
              Sağlıklı bir kemik yapısına sahip olmak gün içerisindeki hareketleriniz açısından çok önemlidir. Movefree kas ve kemik yapınızı güçlendirerek, gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak daha rahat bir gün geçirmenizi sağlar. Ayrıca bileşimindeki vitaminler sayesinde kendinizi daha zinde ve enerjik hissedersiniz.
              Glukozamin ve Kondroitin İçeren Özel Formül


              1 - Uniflex; Uniflex, güçlü bir anti oksidandır. Çin Scullcap pekiştirisine dayalı bir madde sistemi vardır. İlginçtir ki, elma, yeşil çay, üzüm ve bir çok meyve sebze de Uniflex'e ulaşmak mümkündür.

              2 - Eklem Sıvısı; Eklem Sıvısı (Hyaluronik Asit) eklemlerin yağlanmasında ve gençleşmesinde yardımcı olur. Eklem sıvıları vücutta bir çok farklı bölgede işlevdedir. Temelde 2 ana işlevi vardır.
              • Eklemleri yağlayarak sürtünmeden oluşan hasarı en aza indirmek
              • Eklemlerdeki onarımların başlaması için gerekli sinyali vermek

              3 - Glokuzamin; Glokuzamin tavuk kemiği iliği, karides ve ıstakoz gibi hayvanların kabuklarında doğal olarak bulunan bir maddedir. Temelde, bedenimizin eklemleri sağlıklı tutmak ve herhangi bir tahribatı iyileştirmek için gereksinim duyduğu bir maddedir.
              4 - Kondroitin; Kondroitin sülfat (CS) kıkırdak, kemik ve tendonlar için en önemli maddelerden biridir. Kemiklerde bulunan GAG'ların büyük çoğunluğu kondroitin sülfat'tan oluşmaktadırlar.
              Bu Ağrıları Çektiğinize Değer Mi ?
              21. yüzyılda bilim adamları insanları daha hızlı sonuca ulaştıracak dahiyane projelere imza atmıştır. Çeşitli bitkiler, devrim niteliğindeki formüller ve bu mucizeyi kapınıza kadar getiren sistemler. Artık bel, boyun, eklem ve romatizmal ağrılarınızın karşısında sabır göstermek zorunda değilsiniz.

              Glucosamin Sulfat

              Yorum yap


              • #8
                Glucosamine Eklemlere Faydası

                Glucosamine chondroitin vücudumuzdaki bağ dokularının temel yapı taşıdır ve eklemlerin vazgeçilmez elemanlarıdır. İçeriğindeki bileşikler Osteoatrit (Dejeneratif eklem rahatsızlığı-Kireçlenme) etkilerini azalttığı ve kıkırdak yapısını güçlendirdiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.
                Glucosamine’in en yaygın formu gulucosamine sülfattır ve Osteoartrit(kireçlenme) üzerinde yapılan çalışmalarda etkisi kanıtlanan bir formdur.Günlük yiyeceklerimizde önemli miktarda bulunmaz ve ek gıda olarak karides istiridye gibi kabuklu hayvanlarının kabuklarından elde edilir. Glucosamine Tırnak,tendon(kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapı), kemik,deri,göz ve Eklem bağlarının oluşumunda önemli rol oynar. Glucosamine sülfatın ağrı ve iltihap gidermede standart ağrı kesiciler ve plasebolardan daha iyi sonuç verdiği görülmüştür. Chondroitin vücutta kartilaj, tendonlar, bağ doku,cilt mukoza dokusu ve gözlerin yapısında çok miktarda bulunur.

                KULLANIM ALANLARI VE YARARLARI
                Yapılan araştırmalar sonucunda Chondroitin’in, osteoartritin semptonlarını azalttığı ve ilerleyişini yavaşlattığı veya tersine çevirdiği belirlenmiştir.
                Özellikle ergenlerde 30 yaş sonrasında oluşabilecek ya da oluşmaya başlamış kemik erimelerini önlemede / yavaşlatmada ve kıkırdakları güçlendirmede kullanılır.
                Yine Damar sertliği olan kişilerde kalp krizini önlemeye yardımcı olduğunu göstermektedir. Böbrek taşlarını düşürmede yardımcı ek besindir. MSM ağırlığının %34 ‘ü kükürttür. Bitki ve hayvanların dokusunda bulunur. Deri, saç, tırnaklar, adeleler ve eklem bağ dokuları için gerekli bir besindir. Hücre sertleşmesini önlemeye yardımcı olur bu sebeple güzellik minerali olarak da anılır.
                Alerjiler, artrit, romotoitartrit, akne, kanser(meme, kolon), eklem ağrısı, mide yanması, tırnak kırılması, göz sağlığı, böcek sokması, parazitler, akciğer sorunları, sedef, deri, saç, tırnak sorunları, horlama gibi sağlık sorunlarında ek besin olarak kullanılabilinir.
                STANDART AĞRI KESİCİDEN FARKI NEDİR?
                Eklem ve kıkırdak sorunlarında standart ağrı kesici, ilaç tedavisi,acı ve iltahaplanmayı yok eder; ancak gag sentezini ve kıkırdak onarımını önleyerek hastalığın ilerlemesine yol açabilir. Bunun tersine Glukosamine ve Chondroitin ikilisi, Gag oluşumunun temel taşıdır.
                GLUCOSAMİNE CHONDROİTİN TAMAM! PEKİ MSM’NİN ETKİSİ NEDİR?
                MSM (metil sülfonil metan), hayvan kıkırdaklarında, pek çok bitkide en çok da inek sütünde bulunan bir sülfür kaynağıdır. En yüksek biyoyararlanıma sahip organik sülfür kaynağı MSM’dir. MSM eklemlere, kıkırdaklara ve saç gibi katılgan dokulara sülfür girişini destekleyerek bağ doku elastikiyetinin devamlılığına yardımcı olur ve dolayısıyla eklemlerdeki mevcut ağrıların giderilmesine, eklemlerdeki elastikiyetin sağlanmasına doğrudan yardımcı olur.
                HANGİ DOZAJDA ALMALIYIM?
                Sağlık danışmanınızın önerdiği herhangi bir fizik tedavi programına ek olarak günde 1500 mg. Glucosamine, 1200 mg. Chondroitin ve 250 mg. MSM almanız temel anlamda eklem ağrıları ve romatizmal sorunlara karşı uzun vadede korunmanızı sağlayacaktır. Bunun dışında eklem sıvısındaki azalmanın yol açtığı çöküşü de büyük oranda azaltacağınız söylenebilir. MSM’si daha yüksek bir ürün tercih etmeniz veya MSM’yi dışarıdan farklı tabletlerle temin etmeniz de mevcut ağrılarınıza karşı korumanızı artıracaktır.
                HERHANGİ BİR YAN ETKİSİ VAR MIDIR? SAĞLIK DANIŞMANIMA, DOKTORUMA SORMALI MIYIM?
                Elbette sağlığınızı ilgilendiren bir konu olması bakımından sağlık danışmanınıza, doktorunuza bu konuda danışmanızı öneririz. Ancak yapılan araştırmalar bu bitkisel tabletlerin herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını göstermektedir. Günümüzde birçok hekim de, klasik tedavi yöntemleri yerine veya onlara ek olarak Glucosamine, Chondroitin içeren bitkisel tabletleri hastalarına önermektedirler.


                Glucosamine Yararları
                Eklemler sayesinde vücudun her parçası rahatlıkla hareket eder. Dizler, parmaklar, eller, kollar,bacaklar, omuzlar ve boyun eklemler sayesinde hareket edebilir. İnsan vücudunda 200′den fazla eklem
                vardır ve birçoğu istenilen şekilde hareket olanağı sağlar. İlerleyen yaş işe birlikte er veya geç fizikselhareketlerde zayıflama ve yaşam kalitesinde azalma problemi ile karşı karşıya kalınacaktır.
                Eklemler etrafında bulunan dokuların hasar görmesi sonucu kireçlenme görülürArtrit, birbirinden farklı 200’den farklı fazla hastalığı içine alan genel bir terimdir. En sık görülenarterit türleri, osteoartrit (kireçlenme) ve Romatoid arterittir (eklem iltihabıyla ortaya çıkar).
                Bu ikihastalık birbirinden farklı olmasına karşın, ikisi de bağ dokunun, özellikle de kıkırdak dokunun (kıkırdak doku, eklemlerin yüzeyini kaplayan bir dokudur) yıkımı ile karakterizedir. Kıkırdak aşınınca, kemiklerin uç kısımları korumasız kalır sonuç olarak eklemlerde ağrı, şişlik ve sertlik ortaya çıkar. Son zamanlarda
                arterite çare olarak ünlenen Glukosamin, kıkırdağı oluşturan bileşenlerden biridir ve vücuttaki bağ dokusunun üretimini uyarır.
                İnsanlar yaşlandıkça, yeterli miktarda Glukosamin üretemezler.

                Sonuç olarak, kıkırdak suyu tutamaz ve amortisör olarak iş göremez. Çeşitli çalışmalar, Glukosamintamamlayıcılarının sadece artrit ağrılarını gidermekle kalmayıp, hastalığın ilerlemesini durdurabildiğini de göstermiştir. Glukosamin, zamanla
                kıkırdak kaybını restore ederek arteritin altında yatan nedenin üstesinden gelecektir.Anti-iltihapsal ilaçlar, glukosaminden daha hızlı bir şekilde etki etseler dahi, uzun sürede, glukosamin onlardan daha etkilidir; çünkü anti-iltihapsal ilaçların etkisi yine hızla ortadan kalkarken glukosaminin etkisi devam eder.
                Glukosamin, yine kıkırdakta bulunan chondroitin ve doğal bir hormon olan pregnenolone adlı iki tamamlayıcıyla birlikte daha iyi çalışır. Bu üç tamamlayıcının birlikte alınması,sadece artrit ağrısı gidermekle kalmaz, yeni kıkırdak üretimini uyarır.Glukosamin sülfat (GS) formu osteoartrit (kireçlenme) (OA) için üzerinde en çok klinik araştırma yapılan ve OA için faydalı etkisi kanıtlanan tek formdur. Glukosamin, kıkırdaklarda bulunan ve glikosaminoglikon’ lar (glycosaminoglycans-GAG) olarak bilinen özel moleküllerin üretiminde vücudumuzun gereksinim duyduğu bir maddedir ve kollajen üretimini stimüle eder. Bu nedenle eklem kıkırdağının miktarını ve hareket kabiliyetini arttırabilir, ağrıyı azaltabilir.
                Günlük yiyeceklerimizde önemli miktarda bulunmaz. Bu yüzden ek gıda olarak karides ve istiridye gibi kabuklu deniz ürünlerinin kabuklarından üretilir. Glukosamin (Glucosamine Sulfate); çeşitli formlarda kullanıma hazır bir ek gıdadır.
                Molekül yapısı basittir. En yaygın formları; glukosamin sülfat, glukosamin hidroklorid ve N-Asetil-Glukosamin:NAG Glukosamin Sülfat (GS), sodyum klorür (NaCl) ve potasyum klorür (KCl) olarak bilinen iki mineral tuzundan birisi ile stabilize edilir. Her ikisi de GS’ yi stabilize etmek (kararlı hale getirmek) için etkili olmasına rağmen, KCl’ nin stabilizatör olarak kullanımı daha yaygındır (Glukosamin potasyum sülfat).Bunun nedeni günlük yiyecek kültürümüzde NaCl’ nin (Sofra tuzu) yeterince zaten alınması, fakat KCl’ nin yeterli miktarda alınmamasıdır. Glukosamin (GS) tırnak, tendon (kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar), deri, göz, kemik ve ligament (Bağ; kemikleri ve başka organları birbirine rapteden bağ) oluşumunda önemli rol oynar.
                Glukosamin’ in eklemlerdeki en önemli fizyolojik fonksiyonu kıkırdak
                bileşiklerinin oluşumunu sağlamak, bunun yanında da kıkırdağa sülfür (kükürt) girişini sağlamaktır.
                Özet olarak kıkırdağın sadece oluşumunda değil beslenmesinde de önemli bir rol oynar.İçindeki bileşiklerin osteoartirit etkilerini ve kıkırdak yapısını güçlendirdiğini çeşitli çalışmalar göstermiştir. Tendonlar, bağlar, omurlar arası diskler, eklemler arası yastıklar, hücre zarları ve kartilaj gibi vücutta çeşitli tiplerde bulunan; bağ dokusunun doğal bileşeni olan glucosamine, incinme ve dejeneratif osteartiritin sebep olduğu hasarı tamir edici özelliği ile eklemleri destekler. İzole edilerek saflaştırılmış olduğundan romatizma tedavisinde güvenli ve etkilidir.
                Araştırmalar glucosamine’in vücut tarafından emiliminin diğer ‘’eklem iyileştiriciler’’ den daha etkili olduğunu göstermektedir. Moleküllerinin küçüklüğü nedeniyle sadece kondroitin sülfatın %13 lük absorbsiyon oranına kıyasla glucosamine sülfat %98 oranında bir absorbsiyona uğramaktadır. İşte bu nedenle glucosamine sulfat’ın neden daha iyi çalıştığını anlamak mümkündür. İlave sinovyal sıvının
                üretimini stimüle ederek yapılan çalışmalar glucosamine sulfat’ın eklemlerde daha rahat bir vücut devinimine yardımcı olduğunu göstermektedir. Son çalışmalar kıkırdak için hazır absorbe inşa bloku
                olarak glucosamine sulfat’ın insanlarda kıkırdağın yeniden inşa edici olarak çalıştığını göstermiştir.
                Romatoid artirt’te, osteoartirit veya incinmelerin sebep olduğu eklem hasarlarında, eklem fonksiyonlarının geliştirilmesinde, kartilaj onarımının stimule edilmesinde beslenme desteği olarak yardımcıdır.
                Glukosamin içeriğinde ki E vitaminin yararı antioksidan ve membran dengeleyici aktivitesidir. E vitamininin kıkırdak yıkımını baskılama ve yeni kıkırdak bileşenlerinin oluşumunu uyarma yeteneği vardır.
                Yetersiz C vitamini alınması yaşlılar arasında yaygındır; bu da kıkırdak sentezinde değişikliklere ve kıkırdak onarımında zayıflamaya neden olur. Birkaç araştırmada, E vitamini gibi C vitamininin de kıkırdak oluşumunu koruduğu güçlendirdiği saptanmıştır. Araştırma kıkırdak hücresinde C vitaminin fazla
                olmasının önemini, daha doğrusu gerekliliğini, ortaya koymuştur. Kobaylar üzerinde yapılan bir deneysel osteoartrit araştırmasında, yüksek dozda C vitamini uygulaması sürdürülen hayvanlarda, kıkırdak aşınmasının çok daha az olduğu saptanmıştır. C ve E vitaminlerinin sinerjik etkileri anlaşılmaktadır.
                Böylece, C ve E vitaminlerinin her ikisinin de eklem kıkırdaklarını kapsayan karmaşık yapı içindeki sülfatlı proteoglikanların dengesini güçlendirdiği anlaşılmaktadır. Osteoartrit tedavisinde bu vitaminlerin
                gerek yalnız gerek diğer tedavi yolları ile birlikte dikkatli kullanılması, kıkırdak aşınmasını geciktirerek hastalara büyük yarar sağlayabilir.
                Uyarı:
                Glukosamin, nadiren bulantı ya da mide yanması yapabilir. Ancak yemeklerle birlikte alınırsa böyle bir ihtimalle karşılaşma ihtimali azalır
                Not: Dr.Joanne Jordan’a göre, insanlar yeterli miktarda selenyum alırlarsa diz ya da diğer eklemlerde görülen osteoartritin önlenmesi ya da geciktirilmesi mümkün olabilir. Osteoartrit gelişmiş ülkelerde
                özellikle erişkin dönem içinde önemli bir sorun, çünkü yürüme sırasında ağrılara ve sonucunda hareket kısıtlanmasına yol açabiliyor.

                Glucosamine Faydası
                Glukosamin ve Kondroitin (Glucosamine & Chondroitin); yeni bir kıkırdak koruyucu doğal formülasyondur. Glukosamin ve kondroitin vücudumuzdaki bağ dokularının iki temel yapı taşı olup, eklemlerimizin vazgeçilmez elemanlarıdır. İçindeki bileşiklerin osteoartrit (Artroz; Dejeneratif eklem hastalığı-kireçlenme) etkilerini azalttığı ve kıkırdak yapısını güçlendirdiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.

                Glukosamin (Glucosamine Sulfate); çeşitli formlarda kullanıma hazır bir ek gıdadır. Molekül yapısı basittir. En yaygın formları; glukosamin sülfat (glucosamine sulfate), glukosamin hidroklorid (glucosamine hydrochloride) ve N-Asetil-Glukosamin (N-acetyl-glucosamine: NAG) dir. Glukosamin sülfat (GS) formu osteoartrit (kireçlenme) (OA) için üzerinde en çok klinik araştırma yapılan ve OA için faydalı etkisi kanıtlanan tek formdur. Bu nedenle OA tedevisi için tercih edilen form da bu formdur. Glukosamin, kıkırdaklarda bulunan ve glikosaminoglikon’ lar (glycosaminoglycans-GAG) olarak bilinen özel moleküllerin üretiminde vücudumuzun gereksinim duyduğu bir maddedir. Günlük yiyeceklerimizde önemli miktarda bulunmaz. Bu yüzden ek gıda olarak karides ve istiridye gibi kabuklu deniz ürünlerinin kabuklarından üretilir.
                Glukosamin Sülfat (GS), sodyum klorür (NaCl) ve potasyum klorür (KCl) olrak bilinen iki mineral tuzundan birisi ile stabilize edilir (Referans1-2). Her ikisi de GS’ yi stabilize etmek (kararlı hale getirmek) için etkili olmasına rağmen, KCl’ nin stabilizitör olarak kullanımı daha yaygındır (Glukosamin potasyum sülfat). Bunun nedeni günlük yiyecek kültürümüzde NaCl’ nin (Sofra tuzu) yeterince zaten alınması, fakat KCl’ nin yeterli miktarda alınmamasıdır. Glukosamin (GS) tırnak, tendon (kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar), deri, göz, kemik ve ligament (Bağ; kemikleri ve başka organları birbirine rapteden bağ) oluşumunda önemli rol oynar. Glukosamin’ in eklemlerdeki en önemli fizyolojik fonksiyonu kıkırdak bileşiklerinin oluşumunu sağlamak, bunun yanında da kıkırdağa sülfür (kükürt) girişini sağlamaktır. Özet olarak kıkırdağın sadece oluşumunda değil beslenmesinde de önemli bir rol oynar. Son 10 yıldaki çalışmalar Glukosamin Sülfat’ ın osteoartrit (Artroz-Kireçlenme) semptomlarını azaltmada çok etkili olduğunu göstermiştir. Çalışmalarda glukosamin sülfat, ağrı ve iltihap gidermede standart ağrıkesiciler ve plasebolardan daha iyi sonuç vermiştir (Referans3-4-5-6-7-8-9-10-11-12).
                Kondroitin Sülfat (Chondroitin Sodium Sulfate); glikosaminoglikon’ lar (GAG) denen molekül zincirlerinden oluşur. En önemli gıdasal kaynağı hayvansal kıkırdaktır (Sığır, inek gibi).Kondroitin sülfat (CS) kıkırdak, kemik ve tendonlar için en önemli maddelerden biridir. Uzun süreli klinik araştırmalarda kondroitin sülfatın osteoartrit (artroz-kireçlenme) vakalarında hastalık seyrini ve eklem ağrısını azalttığı ve eklemleri güçlendirdiği bulunmuştur. Çalışmalar göstermiştir ki, kondroitin sülfat kemik sağlığına katkıda bulunmaktadır.
                Çünkü kemiklerde bulunan GAG’ ların büyük çoğunluğu kondroitin sülfat’ tan oluşmaktadırlar (Referans13). Pek çok double-blind araştırma (Ne deneğin nede araştırıcının neyin tedavi edilmeye çalışıldığını bilmediği bir klinik araştırma tipi)
                (Referans14-15-16-17-18-19-20-21) kondroitin’ in osteoartrit’ in semptomlarını azaltıcı, ilerleyişini yavaşlatıcı veya tersine çevirici etkisinin olduğunu göstermiştir (Referans22). Kondroitin ve benzeri bileşikler kan damarlarının ve idrar kesesinin yapısında da mevcup olup, anormal kan ve idrar akışının önenmesine yardımcı olmaktadırlar. Kondroitin’ in kan damarlarındaki bir rolü de aşırı kan pıhtılaşmasının önlemesidir. Ek olarak kondroitin kan kolesterol seviyesini de düşürebilmektedir (Referans23). Yine araştırmalar bu maddenin damar sertliğinin ve kalp krizinin (Damar sertliği olan kişilerde) önlenmesine yardımcı olduğunu da göstermektedir (Referans24-25-26). Kondroitin sülfat, sülfür (kükürt) bakımından da zengindir ve bu da glukosamin ile ilgilidir. GAG’ lar vücudun oksalat’ ı (Oksalik asitin tuzu; böbrek taşları ile ilgili bir madde) nasıl işlemden geçireceği üzerine etkilidir. Geçmişinde böbrek taşları ile sorunu olan 40 kişi üzerine yapılan bir araştırmada günde 2 kere 30 mg GAG alımının üriner oksalat ifrazatını (salgısını) 15 gün içerisinde düşürdüğü görülmüştür (Referans27-28). Vücudun kendisi de kondroitin sülfat yaptığından dolayı, sağlıklı insanlarda eksikliği pek görülmez. Fakat osteoartrit’ ten ve artrit’ in diğer formlarından etkilenen kişilerde eklem kıkırdaklarında kondroitin sülfat miktarı düşebilmektedir. Kondroitin sülfat kıkırdakların su ve besinleri tutması ve diğer moleküllerin kıkırdağa doğru hareketinin (Kıkırdağa kan akışı olmadığı için önemli bir özellik) temel unsurudur. Dejeneratif eklem hastalığında (Osteoartrit-Artroz-Kireçlenme), kıkırdak aşındığı için kondroitin sülfat kaybı vardır.
                Yapılan araştırmalar, glukosamin ve kondroitin sülfatın ayrı ayrı artrit (kireçlenme) semptomlarını azalttığını ortaya koymuştur. Buna göre glukosamin sülfat ağrıyı azaltırken, kondroitin sülfat hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktadır. Glukosamine sülfat GAG sentezini artırırken, kondroitin sülfat kıkırdağı bozan enzimleri engellemektedir. Bu iki kıkırdak koruyucu ajan (etkili madde), farklı etki mekanizmaları olduğu için birbirlerini tamamlamaktadırlar.
                UYARILAR: Kabuklu deniz ürünlerine karşı (istiridye ve istakoz gibi) allerjisi olanlar, bu ürünü kullanmamalıdırlar.
                yemeklerle beraber veya aç karına günde 2 tablet, bir bardak su veya diğer içeceklerle beraber faydalı etkileri genellikle 3-8 haftalık bir kullanımdan sonra kendini göstermektedir. Bununla beraber osteoartrit tedavisinde 3 yıllık veya sürekli kullanım önerilmektedir. Normal dozajda bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.
                Diğer Doğal Ürünlerl bozukluğu mevcuttur. Özellilkle diz eklemlerinde hareketler ağırlaşır ve her harekette kıtırtı şeklinde sesler duyulur. Hareketli yaşantısı olanlarda kireçlenme ihtimali olması daha azdır. Osteoartrit, eklem kıkırdağının ve bunun altındaki kemiğin bozulmasıyla gelişen müzmin bir hastalıktır.
                Hastalığın oluşum biçimi bilinmemektedir. Osteoartrit 70 yaşın üstündeki insanların % 85’ inde bulunur. 45 yaşın altında erkeklerde, 45 yaşın üstünde ise kadınlarda daha sık görülmektedir. Henüz kesin olarak bilinmeyen bir mekanizma ile eklemlerdeki kıkırdak dokusu bozulmakta, parçalanmakta ve eklem kıkırdağı altındaki kemik adeta eklem boşluğuna bakar bir hal almaktadır. Kemiğin bu bölgesinde de, anormal olarak çıkıntılar biçiminde yeni kemik dokusu yapılmaktadır. Hastalığın başlıca 2 tipi vardır.
                “Primer osteoartrit” denilen tipte, olayı yaratan etken bilinmemektedir. Hastalığın bu tipinde daha çok parmaklardaki eklemlerin, diz, kalça, omur eklemlerinin bozulduğu görülür. “Sekonder osteoartrit” denilen tipte ise hastalığı yaratan bir yada birkaç neden vardır. Örneğin eklemlerde gelişen mikrobik bir iltihap, eklemleri de içeren kemik kırıkları, eklemlere aşırı ve sürekli yük binmesi, şişmanlar, pnömatik makinesi işçileri, hamallarda olduğu gibi hiperparatiroidizm (Parat hormon fazlalığı) sekonder osteoporoz yaratan etkenlerdendir. Sekonder osteoartrit herhangi bir eklemi tutabilir. Hastalığın en önemli belirtisi, etkilenmiş olan eklem yada eklemlerin özellikle hareket sırasında ağrımasıdır. Bu eklemlerde sabahları sertlik vardır. Fakat biraz hareketle bu sertlik kaybolur. Oysa romatoid artit’ te eklemlerde görülen sabah sertliğinin kaybolması için bir yada birkaç saat gereklidir. Osteoartrit’ te eklem ağrısı o eklemin yada eklemlerin hareket ettirilmeleriyle artar. Bu ağrı dinlenmeyle kaybolur. Hastalığın bir başka özelliği de parmaklarda “Heberden nodülleri” ve “Bouchard nodülleri” denilen kemik çıkıntılarının gelişmesidir. Heberden nodülleri daha çok kadınlarda görülür ve bunların ortaya çıkışının kalıtımla ilgili olduğu görüşü destek görmektedir. Osteoartrit’ te eklemlerdeki bozukluklar, o eklemlerde önemli hareket kayıplarına neden olabilmektedir. Fakat bu hastalıkta, bozulmuş olan eklemi oluşturan kemiklerin birbirine yapışması (Ankiloz) gibi bir durum ortaya çıkmamaktadır. Ancak etkilenmiş olan eklemlerde eklem aralığı daralmaktadır. Diz ve özellikle kalça ekleminin hastalanması halinde yürümede güçlüklerle karşılaşılmaktadır.
                Referanslar:
                1. Drovanti A, Bignamini AA, Rovati AL. Therapeutic activity of oral glucosamine sulfate in osteoarthritis: a placebo*controlled double*blind investigation. Clin Ther 1980;3:260–72.
                2. Vaz AL. Doubleblind clinical evaluation of the relative efficacy of ibuprofen and glucosamine sulphate in the management of osteoarthritis of the knee in outpatients. Curr Med Res Opin 1982;8:145–9.
                3. Russell AI, McCarty MF. Glucosamine in osteoarthritis. Lancet 1999;354:1641; discussion 1641–2 [letters].
                4. Rovati LC, Annefeld M, Giacovelli G, et al. Glucosamine in osteoarthritis. Lancet 1999;354:1640; d10. Reginster JY, Deroisy R, Rovati L, et al. Long-term effects of glucosamine sulphate on osteoarthritis progression: a randomised, placebo-controlled clinical trial. Lancet 2001;357:251–6. discussion 1641–2.
                5. Tapadinhas MJ, Rivera IC, Bignamini AA. Oral glucoseamine sulfate in the management of arthrosis: report on a multi-centre open investigation in Portugal. Pharmatherapeutica 1982;3:157–68.
                6. D’Ambrosio E, Casa B, Bompani G, et al. Glucosamine sulphate: a controlled clinical investigation in arthrosis. Pharmatherapeutica 1981;2(8):5048.
                7. Crolle G, DiEste E. Glucosamine sulfate for the management of arthrosis. Curr Ther Res 1980;7:104–9.
                8. Qiu GX, Gao SN, Giacovelli G, et al. Efficacy and safety of glucosamine sulfate versus ibuprofen in patients with knee osteoarthritis. Arzneimittelforschung 1998;48:469–74.
                9. Reichelt A, Förster KK, Fischer M, et al. Efficacy and safety of intramuscular glucosamine sulfate in osteoarthritis of the knee. Arzneimittelforschung 1994;44:75–80.
                10. Drovanti A, Bignamini AA, Rovati AL. Therapeutic activity of oral glucosamine sulfate in osteoarthritis: a placebocontrolled doubleblind investigation. Clin Ther 1980;3(4):260–72.
                11. Vaz AL. Double-blind clinical evaluation of the relative efficacy of ibuprofen and glucosamine sulphate in the management of osteoarthritis of the knee in outpatients. Curr Med Res Opin 1982;8(3):145–9.
                12. Pujalte JM, Llavore EP, Ylescupidez FR. Double-blind clinical evaluation of oral glucosamine sulphate in the basic treatment of osteoarthrosis. Curr Med Res Opin 1980;7(2):110–4.
                13. Moss M, Kruger GO, Reynolds DC. The effect of chondroitin sulfate on bone healing. Oral Surg Oral Med Oral Pathol 1965;20:795–801.
                14. Rovetta G. Galactosaminoglycuronoglycan sulfate (Matrix) in therapy of tibiofibular osteoarthritis of the knee. Drugs Exptl Clin Res 1991;17:53–7.
                15. Mazieres B, Loyau G, Menkes CJ, et al. Le chondroitine sulfate dans le traitement de la gonarthrose et de la coxarthrose. Rev Rhum Mal Steoartic 1992;59:466–72 [in French].
                16. Uebelhart D, Chantraine A. Efficacité clinique du sulfate de chondroitine dans la gonarthrose: étude randomisée en doublée-insu versus placébo. Rev Rhum 1994;10:692 [in French]
                17. Morreale P, Manopulo P, Galati M, et al. Comparison of the anti-inflammatory efficacy of chondroitin sulfate and diclofenac sodium in patients with knee osteoarthritis. J Rheumatol 1996;23:1385–91.
                18. Bourgeois P, Chales G, Dehais J, et al. Efficacy and tolerability of chondroitin sulfate 1200 mg/day vs chondroitin sulfate 3 x 400 mg/day vs placebo. Osteoarthritis Cartilage 1998;6(Supplement A):25–30.
                19. Verbruggen G, Goemaere S, Veys EM. Chondroitin sulfate: S/DMOAD (structure/disease modifying anti-osteoarthritis drug) in the treatment of finder joint OA. Osteoarthritis Cartilage 1998;6(Supplement A):37–8.
                20. Bucsi L, Poór G. Efficacy and tolerability of oral chondroitin sulfate as a symptomatic slow-acting drug for osteoarthritis (SYSADOA) in the treatment of knee osteoarthritis. Osteoarthritis Cartilage 1998;6(Supplement A):31–6.
                21. Uebelhart D, Thonar EJ-MA, Delmas PD, et al. Effects of oral chondroitin sulfate on the progression of knee osteoarthritis: a pilot study. Osteoarthritis Cartilage 1998;6(Supplement A):39–46.
                22. Kerzberg EM, Roldan EJA, Castelli G, Huberman ED. Combination of glycosaminoglycans and acetylsalicylic acid in knee osteoarthritis. Scand J Rheumatol 1987;16:377–380.
                23. Izuka K, Murata K, Nakazawa K, et al. Effects of chondroitin sulfates on serum lipids and hexosamines in atherosclerotic patients: with special reference to thrombus formation time. Jpn Heart J 1968;9:453–60.
                24. Morrison LM, Bajwa GS, Alfin-Slater RB, Ershoff BH. Prevention of vascular lesions by chondroitin sulfate A in the coronary artery and aorta of rats induced by a hypervitaminosis D, cholesterol-containing diet. Atherosclerosis 1972;16:105–18.
                25. Morrison LM, Branwood AW, Ershoff BH, et al. The prevention of coronary arteriosclerotic heart disease with chondroitin sulfate A: preliminary report. Exp Med Surg 1969;27:278–89.
                26. Morrison LM, Enrick NL. Coronary heart disease: Reduction of death rate by chondroitin sulfate A. Angiology 1973;24:269–82.
                27. Baggio B, Gambaro G, Marchini F, et al. Correction of erythrocyte abnormalities in idiopathic calcium-oxalate nephrolithiasis and reduction of urinary oxalate by oral glycosaminoglycans. Lancet 1991;338:403–5.
                28. Cao LC, Boevé ER, de Bruihn WC, et al. Glycosaminoglycans and semisynthetic sulfated polysaccharides: an overview of their potential application in treatment of patients with urolithiasis. Urology 1997;50:173–83 [review].
                29. Ronca F, Palmieri L, Panicucci P, Ronca G. Anti-inflammatory activity of chondroitin sulfate. Osteoarthritis Cartilage 1998;6(Supplement A):14–21.

                Yorum yap


                • #9


                  Glucomannan ile Zayıflama, Lahana ile Kolay Zayıflama, Garsinya ile Zayıflama

                  Glucomannan ile Zayıflama, Lahana ile Kolay Zayıflama, Garsinya ile Zayıflama, Konjac İle Zayıflama, Maydanoz ile Zayıflama, Kolay Zayıflama Yöntemleri, Lahana ile Zayıflama, Obezite Problemine Çözüm, Şişmanlık Problemi, Aşırı Kilo Sorunları, Kurdeşene Bitkisel Çözüm

                  Yorum yap

                  Hazırlanıyor...
                  X