Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Odun Sirkesi

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Odun Sirkesi

    ODUN SİRKESİ ODUNDAN ELDE EDİLEN DOĞAL BİR ÖZDÜR, ZEHİR VE GÜBRE DEĞİLDİR..

    Odun sirkesi, bitkiler tarafından doğrudan alınan az miktarda besin içerir. Ayrıca, antibakteri ve antelmintik etkiye sahip çok az element içerir. Ne bir gübre ne de kimyasaldır. Ancak doğru uygulandığında, gübrelerin bitkiye alımını arttırır ve çeşitli hastalıkların zararlarını azaltır. Odun sirkesi köklenmeyi arttırır, toprağın besin koşullarının düzenlenmesine ve mikrobiyolojik popülasyonun dengesine yardımcı olur. Mikrobiyolojik popülasyondaki değişiklikler, toprağa bağlı hastalıkların eğilimini büyük ölçüde azaltmakla kalmaz, aynı zamanda köklerin canlılığını da arttırır ve böylece besin maddelerinin daha iyi alınmasını sağlar.

    Zararlılara Karşı Yapraktan Uygulama

    Pirinç, mısır, ayçiçeği, buğday, mercimek, nohut, diğer tahıllar 1:100 suyla seyreltilir

    Yapraklı bitkiler, sebzeler, meyveler 1:200 suyla seyreltilir

    Çiçekler, saksı ve süs bitkileri 1:300 suyla seyreltilir

    Diğer uygulamalar :

    Toprağa 1:20 oranında uygulanması zararlı patojenleri etkisiz hale getirir.

    Toprağa 1: 50 oranında uygulanması yabani otları etkisiz hale getirir.

    Kökten 1: 100 oranında uygulanması kök çürüklüğünü önler.

    Toprağa 1: 200 oranında uygulanması bitki büyümesini hızlandırırken zararlıları ve küfü önler

    Meyve oluşumunda 1: 500 oranında uygulanması meyve büyümesini arttırır

    Yapraklardan sprey şeklinde vererek emilimini arttırın. Ürün suda tamamen çözünür.

    Organik ve konvensiyonel tarım için kalıntı içermeyen doğal üründür. Ozon tabakasına zararı yoktur. Küresel ısınmayı tetiklemez.

    Bitki üzerine püskürtülen odun sirkesi, bitkilerin yanı sıra zararlıların yüzeyine sıkıca yapışır, yaprak gözeneklerinden emilen odun sirkesi aynı zamanda bitkilerin gelişimini verimi arttırdığı gibi ürüne lezzet verir.

    Tripsler, kırmızı örümcekler, bitki bitleri, beyaz karıncalar, termitler, güveler, çekirgeler, ağustos böcekleri, diğer zararlılar için etkilidir.

    7-15 günde bir odun sirkesini önerilen oranda su ile karıştırarak yaprakların üzerine ve etrafına püskürterek zararlıları önleyin.

    Maksimum verim elde etmek için, güçlü güneş ışığında veya rüzgar güçlü olduğunda püskürmekten kaçının.

    Önerilen seyreltme oranında odun sirkesi kullanılmalıdır.

    UYARILAR

    Eldiven, gözlük ve maske kullanın hassas ciltlerde tahriş edicidir. Gözlerden uzak tutunuz, aksi durumda bol sabunlu suyla yıkayınız. Doktorunuza başvurunuz.

    Serin yerde, ağzı kapalı olarak, direk güneş ışığından uzak tutarak, çocukların ulaşamadığı yerlerde saklayınız.

    Odun sirkesi (odun ruhu, biyoyağ, pyroligneous asit), odunun kömüre dönüştürülmesi için uygulanan piroliz işlemi sırasında ortaya çıkan bir üründür. Piroliz fırınlarının belirli bir sıcaklığa çıkması ardından ortaya çıkan buharın yoğuşması, odun sirkesinin sıvı (akışkan) hale gelmesini sağlamaktadır.​

    200'den fazla organik madde içerdiği belirtilse de odun sirkesi özellikle asetik asit, metanol, fenol, ester, asetal, keton ve formik asit içeriği ile dikkat çeker.

    Odun sirkesinin kullanımına yönelik araştırmalar 1950'li yıllarda Japonya'da başlamıştır. 2000'li yılların başında daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmış ve günümüzde özellikle uzak doğu ülkelerinde mokasaku adıyla organik tarımda vazgeçilmez bir ürün haline gelmiştir.

    Ülkemizde fazla tanınmamakla birlikte yurt dışında birçok çalışmaya konu olan odun sirkesinin faydaları (hepsi bilimsel veriler olmamakla birlikte) şu şekilde sıralanmaktadır.​

    Bitkilerde​

    - Gübre ve kimyasal ilaç kullanımını %50 oranında azaltır.

    - Kökleri güçlendirir ve büyütür

    - Ekim öncesi tohumları odun sirkesinde (1:200 sirke-su karışımı) bekletmek çimlenmeyi arttırır

    - Topraktaki besin ve mikrobiyoloji nüfusunu düzenler; toprak düzenleyicidir.

    - Köklerin toprağa daha sıkı geçmesini sağlar

    - Meyvelerde lezzet ve şeker içeriğini arttırır

    - Hastalıklara karşı direnci arttırır

    - Böcek ve mantara karşı kullanılır

    - Kompost yapımını hızlandırır​

    Hayvanlarda​

    - Kümes hayvanları için odun kömürü ve odun sirkesinin besin takviyesi olarak birlikte kullanıldığı çalışmalarda, salmonella bakterisinin yok olduğu tespit edilmiştir.

    - Tavuk yumurtası üretiminde, odun sirkesi kullanan üreticiler tavuklarının yumurtlama ve büyümelerinde ilerleme olduğunu belirtmektedir.

    - İneklerde ise et kalitesini arttırdığı, süt verme ve beslenme konusunda iyileşmeler olduğu belirtilmektedir.​

    Odun sirkesinin tarımsal kullanım alanları ile ilgili olarak ülkemizde fazla çalışma olmamakla birlikte Ankara Üniversitesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2013 senesinde buğday ve şeker pancarı üzerinde gerçekleştirdiği çalışma konuya öncülük etmektedir:

    http://dergipark.gov.tr/download/article-file/199932

    Yapılan çalışma sonucu odun sirkesinin toprak düzenleyici ve hastalık önleyici özelliğine vurgu yapılarak potansiyeli şu sözlerle ifade edilmiştir:

    " Odun sirkesi bitkisel üretimde özellikle biyopestisit kullanımında etkin olabilecek niteliktedir...Biyosit olarak kullanılan sentetik ilaçların insan sağlığına zararlı etkileri olduğu için odun sirkesinin bir çok özelliğinden faydalanarak bu zararın azaltılması yoluna gidilmelidir. Üreticilerin kullanımına sunulmuş piyasadaki kimyasal gübre ve ilaçlara farklı bir bakış açısı olarak sunulan odun sirkesinin etkileri üreticilere anlaşılır bir şekilde ifade edilmeli ve odun sirkesinin toprakların sürdürülebilir kullanımına katkı sağlamak amacıyla kullanımına yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir." WOOD VINEGAR

    MOKASAKU

    PYROLIGNEOUS ACID

    WOOD ACID

    ODUN RUHU

    LIQUID SMOKE

    BIO-OIL


    AKADEMİK

    Ağaç sirkesi, odun ruhu, odun asidi gibi farklı isimlerle bilinen odun sirkesi ile ilgili bir çok araştırma mevcuttur. Çoğu yabancı kaynaklı olan çalışmaların linkleri, ürünün tanıtılmasına yardımcı olmak amacı ile aşağıda paylaşılmıştır:



    - Odun Sirkesinin Tarımsal Kullanım Potansiyelinin Araştırılması

    http://dergipark.gov.tr/download/article-file/199932



    - Chemical and Biological Properties of Paddy Soil Treated with Herbicides and Pyroligneous Acid

    http://www.pyroligneousacid.com.au/c...ligneous-acid/



    - Charcoal and smoke extract stimulate the soil microbial community in a highly weathered xanthic Ferralsol

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...-Ferralsol.pdf



    - Effects of wood vinegar on the soil microbial characteristics

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...cteristics.pdf



    - Mixing Pyroligneous Acids with Herbicides to control Barnyardgrass (Echinochloa crus-galli)

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...yardgrass-.pdf



    - Effects of Biochar, Mokusakueki and Bokashi application on soil nutrients, yields and qualities of sweet potato

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...eet-potato.pdf



    - Characterization of chikusaku-eki and mokusaku-eki and its inhibitory effect on sapstaining fungal growth in laboratory scale

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...tory-scale.pdf



    - CHEMICAL CHANGES IN AN OXISOL TREATED WITH PYROLIGNEOUS ACID

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...NEOUS-ACID.pdf



    - Use of Botanical Pesticides in Modern Plant Protection

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...Protection.pdf



    - History and Use of Wood Pyrolysis Liquids as Biocide and Plant Protection Product

    http://www.pyroligneousacid.com.au/w...on-Product.pdf



    Daha fazla kaynak için:

    http://www.pyroligneousacid.com.au

  • #2
    ODUN SİRKESİ KULLANIM ŞEKLİ, FAYDALARI VE KARIŞIM ORANLARI
    1) 1:20 Böcek Zehiri
    2) 1:50 Sarmaşık Öldürücü, Hayvan Dışkılarında Kokuya Neden Olan Amonyak Üretimini Azaltır.
    3) 1:100 Mantar İlacı
    4) 1:200 Haşere Kovucu
    5) 1:400 Bitkilere Karşı Bit İlacı
    6) 1:500 ila 1:1000 Meyve-Sebze Büyüme Arttırıcı
    7) 1:200 Tohumlar 24 saat Bekletilirse Germinasyon (Çimleme) İyileşir
    8) 1:100 Kompostlama Süresini Azaltır ve Çeşitli Yararlı Mikropların Biyolojik Aktivitesini Arttırmaya Yardımcı Olur.
    9) 1/30 Solüsyon Toprağın Zenginleştirilmesi için 1m2 Toprağa 6 Litre Uygulanmalı. Bu Sayede Ekim Öncesi Toprak
    Zenginleştirmiş Olacaksınız.
    10) 1/5 İla 1/10 Toprak Tabanındaki Bitki Patojenlerini Kontrol Etmek için Uygulanır.
    11) Nematodları Uzaklaştırmak İçin;
    Domates, 1/500 (bitki tabanına uygulanır)
    Çilek, 1/200 (bitki tabanına uygulanır)
    Lahana, 1/1500 (su yerine kullanın)
    Mısır, 1/300 (yapraklara sprey)
    Domates, Salatalık, 1/200 Mantar Hastalıklarının Kontrolü İçin (yapraklara uygulanır)
    Domates, Salatalık, 1/200 Kök Çürüklüğünün Kontrolü İçin (bitki tabanına uygulanır)
    Biber Çiçekleri, 1/300 Biber Çiçeklerindeki İnsidansı (hastalık olguları) Azaltır (yapraklara sprey)
    12) 1:500 İla 1/1000 Meyvelerde Lezzet Arttırma ve Gelişimini Hızlandırır (tabana uygulanır)
    13) 1/500 İla 1/1000 Aşırı Azot Seviyesini Önlemek, Bitki Metabolizmasını Geliştirmek,
    14) 1/20 Zararlıları Öldürür
    15) 1/50 Yabani Otları Öldürür
    16) 1/100 Köklerin Çürümesini Önler
    17) 1/200 Bitkinin Büyümesini Hızlandırır, Zararlıları ve Küfü Önler
    Esterleri Fotosentezini Arttırmak İçin Yaprakları Koyulaştırır.
    Topraktaki Besinleri ve Mikrobiyolojik Popülasyonu Düzenler.
    Köklerin Su Ve Mineralleri Daha İyi Almasını Sağlar.
    Meyvelerin Tadını ve Şeker oranını Arttırır.
    Kompostlamayı (Topraktaki atıkların mikroorganizmalar tarafından oksijen kullanılarak biyokimyasal tepkimeler
    ile organik maddelere ayrıştırılması) Hızlandırır.

    Önemli Not:
    500 kez seyreltmede, odun sirkesi suyun kümelenme değerini 1/3 oranında azaltır. Bu, suyun aktive olduğu ve bitkiler tarafından kolayca emilebilmesini sağlar. Düşük bir küme değerine sahip su çok küçük bir kütleye sahiptir. Bu kütlelerin her biri bir veya birkaç mineral elemente sahip olacaktır. Bu şekilde elementler bitkilere kolaylıkla alınabilir. Yapraklarda klorofil oranını arttıran Odun Sirkesi, kökten emdiği fazla besinleri, klorofil artışından dolayı artan güneş ışınları takviyesi ile birleştirmesi verim atışını sağlamaktadır. Kimyasalların veya sıvı gübrelerin konsantrasyonu, 500 kez seyreltilmiş odun sirkesi çözeltisinde seyreltilirse % 50 oranında azaltılabilir. Bu, kimyasalların kullanımını büyük ölçüde azaltacaktır. Ancak, alkali kimyasallarla kullanılmamalıdır. UygulamaTopraktan Uygulama: 6-10 Litre / zaman, Fide Aşaması ve Büyüme Aşamasında 2-3 Kez Uygulanır Yapraktan Uygulama: 3-5 Litre / Zaman, Fide Aşaması ve Büyüme Aşamasında 2-3 Kez Uygulanır.

    Bitkilerde Odun Sirkesi Kullanımı, Uygulamalar ve Kullanım Oranları
    Odun Sirkesinin Tarım Ürünleri Üzerindeki Faydaları
    *Sebze büyümesini teşvik eder
    *Kök ve yaprakları güçlendirir
    *Toprak verimliliğini zenginleştirir
    *Kokuyu azaltır (gübre için)
    *Tarımsal ürünler için lezzet arttırıcı olarak çalışır
    *Yüksek konsantrasyonda karıştırıldığında virüs ve toprak hastalığını inhibe eder (engeller)
    *Yararlı mikropların miktarını arttırır
    *Bitkilerde böcek öldürür
    *Bakterilerin neden olduğu hastalıkları ve insidansı önler
    *Meyvelerin kalitesini arttırır ve meyvede şeker içeriğini arttırır
    *Çimlenme için tohumu besler (Germinasyon oranını arttırır)
    *Kompostlamayı hızlandırır

    Odun Sirkesi Kullanım Listesi
    1. 1: 500 Odun sirkesi su karışımı ile % 50 oranında gübre ve pestisit azaltımı
    2. Kökleri geliştirir
    3. 1:200 tohumlar 24 saat bekletin tohumlar genrminasyonunu iyileştirir
    4. Esterleri fotosentezi arttırmak için yaprakları koyulaştırır
    5. Topraktaki besinleri ve mikrobiyolojik populasyonu düzenler
    6. Ayrıca köklerin daha iyi alınmasını sağlar
    7. Meyvelerdeki daha iyi tat ve daha yüksek şeker içerikleri
    8.Hastalığa karşı direnci artırır
    9 Pestisit ve anti mantar
    10. Kompostlamayı hızlandırır

    Önemli Not:
    500 kez seyreltmede, odun sirkesi suyun kümelenme değerini 1/3 oranında azaltır. Bu, suyun aktive olduğu ve bitkiler tarafından kolayca emilebilmesini sağlar. Düşük bir küme değerine sahip su çok küçük bir kütleye sahiptir. Bu kütlelerin her biri bir veya birkaç mineral elemente sahip olacaktır. Bu şekilde elementler bitkilere kolaylıkla alınabilir. Yapraklarda klorofil oranını arttıran Odun Sirkesi, kökten emdiği fazla besinleri, klorofil artışından dolayı artan güneş ışınları takviyesi ile birleştirmesi verim atışını sağlamaktadır. Kimyasalların veya sıvı gübrelerin konsantrasyonu, 500 kez seyreltilmiş odun sirkesi çözeltisinde seyreltilirse % 50 oranında azaltılabilir. Bu, kimyasalların kullanımını büyük ölçüde azaltacaktır. Ancak, alkali kimyasallarla kullanılmamalıdır.

    Odun Sirkesinin Kullanımı ve Uygulaması
    1) Toprağın Zenginleştirilmesi. Odun sirkesini suyla seyreltin (1: 200 1 birim odun sirke ve 200 birim su) ve ekimden önce toprağa serpin. Uygulama, dikim alanının her metrekaresi için bir litrelik çözümdür.
    2) Kompostun uygulanması. 50 birim su ile 1 birim odun sirke sulandırarak kompost malzemelere serpin. Uygulama oranı bir kompost için 50 litre çözümdür.
    3) Gübreleme. 200 birim su ile 1 birim odun sirkesini sulandırın ve ayda bir kez yapraklara serpin. Seyreltme oranı, sonraki uygulamalar için 300 birim suya değişebilir.
    4) Tohum çimlenmesi. 200 birim su ile 1 birim odun sirkesini sulandırın ve daha sonra tohumları 24 saat boyunca ıslatın.
    5) Haşere kovucu veya koku giderici. 1 birim sirkeyi 20 birim su ile seyreltin ve kokuyu gidermek için bitki veya alt kısmını spreyleyin.

    Tayland Teknoloji Derneği, çeşitli çiftlik kullanımları için aşağıdaki odun sirkesi / su çözeltisi oranlarını önermektedir.
    * Nematodları uzaklaştırmak için - Domates, 1: 500 (bitki tabanına uygulanır); çilek, 1: 200 (bitki tabanına uygulanır);
    ve karabiber asmaları, 1: 1500 (su yerine uygulanır).
    * Böcek zararlılarını püskürtün - Lahana ve Çin lahanası, 1: 1500 (su yerine uygulanır); mısır 1: 300 (yapraklara sprey).
    * Mantar hastalıklarının kontrolü - Domates ve salatalık, 1: 200 (yapraklara sprey).
    * Kök çürüklüğünün kontrolü - Domates ve salatalık, 1: 200 (bitki tabanına uygulanır).
    * Redüksiyon biber çiçeklerinin insidansını azaltır - 1: 300 (yapraklara sprey).
    * Tatlı meyvelerin lezzetini geliştirin ve mahsullerin gelişimini teşvik edin. 1: 500 ila 1: 1000 arasındaki karışım oranlarını karıştırın. Odun sirkesi aşırı azot seviyelerini önler, bitki metabolizmasını geliştirir ve daha yüksek meyve şekeri seviyelerine katkıda bulunur.
    * Kompost üretimini teşvik edin. 1: 100'lük bir çözelti oranı, çeşitli yararlı mikropların biyolojik aktivitesini artırmaya yardımcı olacak ve kompostlama sürelerini azaltacaktır.
    * Kötü koku. 1: 50'lik bir odun sirkesi çözeltisi, hayvan dışkılarında kokuya neden olan amonyak üretimini azaltacaktır.
    * Hayvan besleme için ekleyin. 1: 200 ile 1: 300 arası oranlarda hayvan yemi ile karıştırılmış olan odun sirkesi, hayvan
    sindirim kanalında besin maddelerinin emilimini arttıran bakteri seviyelerini ayarlayabilir.
    * Bahçe toprağını zenginleştirin. Bahçe toprak yüzeyine 1m başına 6 litre solüsyon uygulanacak güçlü bir 1:30
    solüsyonu kullanın. Bitkileri ekmeden önce toprağı zenginleştirmiş olacaksınız. Toprak tabanındaki bitki patojenlerini
    kontrol etmek için, 1: 5 ila 1:10 arasında daha güçlü bir oran kullanın.
    * Ev sinekleri için, Odun sirkesini 1: 100 oranında seyreltin ve etkilenen bölgelere püskürterek uygulayın.

    Aşağıdaki uygulamalar için, belirtilen oranda suyla ham odun sirkesi seyreltilir;
    * Toprağa 1:20 oranında uygulayarak zararlıları öldür
    * Topraklara 1: 50 oranında bir oran uygulayarak yabani otları öldürmek
    * 1: 100 oranı uygulayarak köklerin ve köklerin çürümesini önler
    * Toprağa 1: 200 oranı uygulayarak bitki büyümesini hızlandırırken zararlıları ve küfü önler
    * Bitkiye 1: 400 oran uygulayarak bitki bitini önler
    * Meyve oluşturmaya 1: 500 oran uygulayarak meyve büyümesini arttırır

    Avantajları:
    * Olumsuz duruma karşı bitki direncini artırır
    * Zararlıları uzaklaştırır
    * Bitki enfeksiyonunu mantar, bakteri ve virüs benzeri hastalıklardan korur
    * Meyvenin lezzetini, rengini, sıkılığını ve korunmasını sağlar
    * Fotosentezi güçlendirir
    * Bitkilerin klorofil içeriğini arttırır* Kökler boyunca emilimi artırır

    Uygulama:
    Toprak Uygulama: 6-10 L / zaman, fide aşaması ve büyüme aşamasında 2-3 kez.
    Yapraktan Uygulama: 3-5L / zaman, fide aşaması ve büyüme aşamasında 2-3 kez.
    En asitli gübreler ve pestisitler ile karıştırılabilir. Yine de ilk uygulamadan önce karışabilirlik testi yapılmalıdır.
    Hayvancılıkta Odun Sirkesi’nin Faydaları
    Odun Sirkesi bitki özlerinden elde edilen tamamen doğal bir hayvan deodorantıdır. Cilde dost bitki kimyasalları,
    hayvanın vücudu ve atıkları üzerinde koku veren etken maddelere bağlanır ve onları doğal bir asidik duruma
    indirgeyerek, onları emerek ve dönüştürerek bakterileri, virüsleri ve diğer koku veren patojenleri yok eder ve
    bastırır. Sonuç olarak, toksik olmayan ve hiçbir kalıntı bırakmayan koku giderici, sağlık için bir tehlike oluşturmayan
    ve taze olan iyi bakteri oluşturan bir ortam yaratır.
    Yapılan araştırmalar, kümes hayvanlarında yem takviyesi olarak odun kömürü ve odun sirkesi kullanıldığında,
    tavukların gastrointestinal hastalıklarından sorumlu salmonella bakterilerinin ortadan kaldırıldığını göstermiştir.
    Tavuk yumurtası üretiminde, çiftçiler tavuklarının yumurta serme performanslarını artırdıklarını, daha iyi yetiştirme
    özelliklerine sahip olduklarını ve kuluçka randımanını geliştirdiklerini iddia ettiler. Aynı zamanda daha iyi tadı,
    azaltılmış kolesterol içeriği ve daha sert yumurta kabukları gibi yumurta kalitesini de iyileştirdiği gözlenir. Sığırlarda,
    ahşap sirkenin et kalitesini, doğurganlık oranını, süt üretimini ve yem verimliliğini artırdığı söylenir.

    Uygulama
    Odun sirkesi, kümes hayvanları, büyük baş ve küçük baş gibi diğer canlılar için uygundur. Hayvan ve çiftlikteki kokuya
    neden olan bakterilerin üremesini etkin bir şekilde kotrol ederek, daha sağlıklı hayvancılık ve artan verim sağlar.

    Odun Sirkesi Nasıl Kullanılır
    1. Sprey olarak kullanılmak üzere konsantreyi 1:30 oranında suyla seyreltin.
    2. Hayvancılık gübre işleme alanı ve diğer koku kaynaklarına dahil olmak üzere, çiftlik hayvanlarına, yemliklere ve
    çiftlik arazisine Odun Sirkesini püskürtün.
    3. Spreyi eşit bir şekilde atomize edin, böylece maksimum kapsama alanı sağlayın.
    4. Odun Sirkesi ayrıca ağız, kulaklar ve hayvanın kokuya neden olan diğer kısımlarına güvenle uygulanabilir.
    5. Bu ürün, haftalık kullanım için ve uzun vadeli olarak uygundur.
    Not;
    1. Odun Sirkesi doğal bir biyolojik üründür ve tadı biraz ekşidir.
    2. Konsantre hafif çökelti sergileyebilir. Bu normaldir ve sonuçları etkilemez.
    3. Bu ürün, toksik olmayan, cildi tahriş etmeyen ve hiçbir kalıntı bırakmayan doğal bir üründür.
    Saklama Koşulları;
    Serin ve karanlık bir yerde depolama yapılmalıdır.

    İnsanlarda Odun Sirkesi Kullanımı, Tedavi Ettiği Rahatsızlıklar ve Karışım Oranları Odun Sirkesi’nin 10 İç Faydaları
    * Asit Reflü, Mide Yanması ve Hazımsızlığın Azaltılması
    * Barsak Hastalıklarını Durdurmak
    * Sönen kolik
    Kolik, çoğunlukla bebekleri etkileyen genel bir bozukluktur. Çocuğunuza Odun sirkesi vermeden önce doktorunuza
    danışın lütfen, yardım etmek için düşünülmektedir.
    * Şaşırtıcı bir şekilde, Ahşap Sirkesi, Hepatit ve Yenidoğan Sarılığı ve Karaciğer Kanseri gibi Karaciğer Hastalıklarına
    yardımcı olduğu düşünülmektedir.
    * İshali Engelleme
    * Kusmayı Önleme
    * Peptik Ülserlerin Azaltılması
    * Diş Enfeksiyonlarının Ortadan Kaldırılması
    * Kolesterol düşürücü

    Odun Sirkesinin Dış Faydaları Odun Sirkesi aşağıdakilere yardımcı olabilir:
    * Böcek ısırığı

    Odun sirkesinin büyük zehirlenme gücü olduğu düşünülmektedir. Odun sirkesinin böcek bitlerine uygulanması, bu toksinleri vücudunuzdan çıkarmanıza yardımcı olabilir.
    * Pembe göz
    Pembe Göz, çoğumuzun çocuk sahibi olduğu korkunç bir göz enfeksiyonu. Ahşap Sirke'nin göz çevresindeki çevre dokusunun enfekte olmuş kısımlarına uygulanması şişliği azaltmaya yardımcı olabilir.
    * Zehirli Sarmaşık
    Genel olarak, Odun Sirkesi, zehirli sarmaşık gibi çok sayıda bitki zehirlenmesinin yatıştırılmasına yardımcı olabilir.
    * Enfekte Yaralar
    Yine, Odun Sirkesi çeşitli enfeksiyonların tedavisinde yardımcı olabilir, bu nedenle enfekte yaralar azaltılabilir.
    * Selülit
    Staphylococcus veya diğer bakteriler ile enfeksiyondan kaynaklanan cildin bağ dokusunun akut enflamasyonu. Cellulite de bakteriyel bir enfeksiyon olduğundan, Wood Vinegar semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir.
    * Diyabetik ülserler
    Özellikle yaşlılar olmak üzere, diyabet hastaları bazen kollarında ve bacaklarında dolaşım problemleri gelişir. Bu nedenle, genellikle bacaklarına ve ayaklarına ülser alırlar. Zaman zaman bu ülserler enfekte oluyor. Odun sirkesi de burada yardımcı olabilir.
    * Kulak enfeksiyonları
    Kulak enfeksiyonları, başka bir yaygın bakteri kaynaklı rahatsızlıktır. Odun Sirkesi iyileşme sürecine yardımcı olabilir.
    * Gout
    Bilmeyenler için, Gout artrit tipidir. Ani ağrılara neden olabilir ve eklem hassasiyetini, kızarıklığını ve şişmesine neden olabilir. Genellikle her bölüm başına bir eklem atar ve bu genellikle ayak parmağınızdır. Yine, Gout hızla gelişebilir ve genellikle geceleri başlar. Odun Sirkesi tarafından emilen bir Uric Acid koleksiyonundan kaynaklandığı düşünülmektedir.* Prostatit Bu yaygın olarak anlaşılmayan bir durumdur. Prostatit, sadece erkek mesane altında bulunabilen prostat şişmesi ve enfeksiyonu ifade eder. Enfekte prostatlar idrara çıkma ve ağrılı idrara çıkma ihtiyacı gibi birçok semptoma neden olabilir. Ayrıca kasık ya da bel ağrısına neden olabilir.
    * Ağrı kesici
    Yukarıda sıralanan hastalıkların ve enfeksiyonların birçoğu büyük acıya neden olabileceğinden, Odun Sirkesi de ağrıyı hafifletmek için kullanılmıştır. Pestisit (böcek ilacı) Olarak Odun Sirkesi Kullanımı Odun sirkesinin asetik asit, metanol, fenol, ester, asetaller, keton, formik asit ve diğerleri gibi 200'den fazla bileşen içerdiği tahmin edilmektedir. Belirli bir elementin belirli etkinliği yerine, odun sirkesi durumunda, çeşitli elementler sinerjik olarak çalışır. Çeşitli faktörler, odun sirkenin seyreltme oranı ile kontrol edilir. Mikropları yayma yeteneğinin yanı sıra bakterisit bir etkiye de sahiptir. Büyümeye yol açan bir etki sağlayan radikal nitelikleri vardır. Ancak karışımın konsantrasyonuna bağlı olarak, bitkinin büyümesini geciktirmek için de kullanılabilir. Odun sirkesindeki çeşitli elementler ko-enzimler veya katalizörler olarak çalışır. Hücre çoğalması gibi reaksiyonlarda çeşitli enzimler rol oynamaktadır. Enzimlerin fonksiyonları, reaksiyonları ve hücre çoğalmasını koordine eden odun sirkesi içindeki elementler tarafından desteklenir. Ko-enzimler ve katalizörler olarak etkili olan elemanlar sadece bir dakikalık bir miktar gerektirir. Vücudumuzdaki vitaminler gibidir. Bu elemanların bazılarının dozu PPM biriminde etkilidir. (Milyon başına parça). Odu sirkesi, bitkiler tarafından doğrudan alınan az miktarda besin içerir. Ayrıca, bakterisit ve antelmintik etkiye sahip çok az element içerir. Ne bir gübre ne de kimyasaldır. Ancak doğru uygulandığında, gübrelerin bitkiye alımını arttırır ve çeşitli hastalıkların zararlarını azaltır. Odun sirkesi köklenmeyi arttırır, toprağın besin koşullarının düzenlenmesine ve mikrobiyolojik popülasyonun dengesine yardımcı olur. Mikrobiyolojik popülasyondaki değişiklikler, toprağa bağlı hastalıkların eğilimini büyük ölçüde azaltmakla kalmaz, aynı zamanda köklerin canlılığını da arttırır ve böylece besin maddelerinin daha iyi alınmasını sağlar. Odun sirkenin uzun zamandır nematodlara karşı çok etkili olduğu bilinmektedir. Nematodları doğrudan öldürür, aynı zamanda onları besleyen mikropları uzaklaştırır. Yüksek asitlik, metanol ve fenol içeriği, 50 ila 100 kat seyreltme gibi yüksek konsantrasyonda güçlü bakterisidal etkiye sahiptir. Bununla birlikte, mikroplar 200 kez seyreltiye seyreltildiğinde iyi yayılır. Bu temel olarak, asetik asit olan ana elementi ile metabolizmaya olan etkisinden kaynaklanır. Asetil ko-enzim, asetik asitin bitkiler ve mikroplar tarafından üretilir. Asetil ko-enzim, TCA döngüsü yoluyla, bitki ve mikroplar için gerekli olan sitrik asit, malik asit, fumarik asit, sukkirik asit ve diğer elementlere dönüşür. Mikropların yayılmasının arkasındaki ana sebep budur. Yapraktan uygulama yoluyla, bazı bakterileri doğrudan temas ile öldürülür ve mikrobiyolojik popülasyonun değişiklikleri patojenik bakterilerin yayılmasını engeller. Yaprak yüzeyindeki asitlik de yayılmayı engeller. Ancak, yaprak uygulamasının en dikkate değer etkileri, yaprakların zararlılara ve hastalıklara karşı dayanıklılığının artması ve tarımsal kimyasalların etkinliğinin artmasıdır. Odun sirkesinin yapraktan uygulanmasıyla yapraklar parlak ve koyu rengine dönüşür. Bu, fotosentezi destekleyen odun sirkesi içindeki esterin etkisiyle klorofildeki artıştan kaynaklanır. Bu ester ayrıca şeker ve amino asitlerin oluşumunda yardımcı olur. Bu ayrıca ürünün daha iyi bir tat almasıyla sonuçlanır. Daha sağlıklı yapraklar doğal olarak zararlılara ve hastalıklara karşı daha güçlü bir dirence sahiptir.Beş bitki hormonu, bir bitkinin büyüme ve sağlığı ile yakından ilişkilidir. Bunlar: gibberellin, sitokinin, oksin, eterilen ve absisik asittir. Eterilen ve absisik asit, bitkinin hastalıklara ve bakterilerden gelen saldırılara karşı direncine katkıda bulunur. Metiyonin adı verilen bir amino asit, etilenin oluşumunu etkiler. Etilenin oluşumu aşırı miktarda nitrojen alımı ile azalır. Öte yandan gibberellin, sitokinin ve oksin gibi büyüme hormonları üretilecektir. Sonuç olarak, bitkinin büyüklüğü artar, ancak hastalıklara karşı direnç azalır. Eterenden okside edilmiş eterenin oluşumu ve metionin oluşumu asitlerle hızlandırılır. Odun sirkesi asitliği nedeniyle oluşumunda yardımcı olur. Ayrıca, odun sirkesi azottan amino asitlere dönüşüm sürecini hızlandırır. Başka bir deyişle, azot etkili bir şekilde amino asitlere dönüşür. Bu da metiyonin oluşumunu stabilize edecektir. Sonuç olarak, okside eterilen de üretilir. Bu süreçler çeşitli hastalıklara karşı daha yüksek bitki direncine katkıda bulunur.

    Yorum yap


    • #3
      Fındık Kabuklarından Elde Edilmiş Odun Sirkesi’ nin In-Vitro Şartlarında Antifungal Etkisinin Belirlenmesi
      İbrahim KOÇ1* , Erdal Necip YARDIM2 , Ali ÇELİK3 , Mehmet MENDEŞ4 Hamit MİRTAGİOĞLU5 , Ayten NAMLI

      1Bitlis Eren Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, 13000, Bitlis
      2Bitlis Eren Üniversitesi Rektörlüğü, 13000, Bitlis
      3Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü, 14000, Bolu
      4Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, 17000, Çanakkale
      5Bitlis Eren Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, İstatistik Bölümü, 13000, Bitlis
      6Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, 06030, Ankara

      Öz
      Bu çalışma fındık kabuklarından elde edilen odun sirkesi’nin, in-vitro şartlarında Aspergillus niger ve Penicillium digitatum’a karşı antifungal etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Odun sirkesi’nin %1, %3, %5, %7 ve %10 mL’lik konsantrasyonlarının dâhil edildiği Patates Dekstroz Agar (PDA)’a, mikrofungusların 5 mm çapındaki miselyum diskleri inoküle edildikten sonra 24±1 oC’de 7 gün boyunca inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyonun sonunda mikrofungusların koloni çapları ölçülmüş ve kontrollere göre odun sirkesinin % engelleme oranları hesaplanmıştır. Yapılan varyans analizi sonucunda dikkate alınan uygulamalar arasında istatistiksel olarak önemli farkların bulunduğu görülmüştür (P=0.000). Varyans analizi sonucunda uygulanan Dunnett testi sonucunda ise kontrol grubu ile %1 mL odun sirkesi hariç, odun sirkesinin diğer dozları arasında istatistiksel olarak önemli farkların bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak; odun sirkesinin küf mantarlarını engellemede kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
      Anahtar kelimeler: Antifungal, Mikrofungus, Odun sirkesi, İn-vitro.

      1. Giriş
      Buğday, tarım ürünleri içerisinde özel bir öneme sahip olup, yüzyıllardır her toplumda beslenmenin temeli olmuştur [1]. Hasat öncesi ile sonrasında, tarımsal ürünlerde toprak ve yaprak patojenleri, viral mikroorganizmalar, böcekler ve küflerin etkisinden ötürü ürün kaybı ve bozulmalar oluşmaktadır [2]. Tarla küfleri ürüne bulaşarak üründe çürüme ve toksin oluşumuna sebep olmaktadır [3]. Tarımsal faaliyetlerde, bitkileri toprak kökenli patojenlerden korumak için kullanılan fungisitlerin, toprak ekolojisi üzerindeki yan etkileri hakkında bilgi eksikliği vardır [4]. Sentetik pestisitlerin yoğun kullanımından dolayı ortaya çıkan problemler, alternatif yöntemlerin ve doğal pestisitlerin aranmasını zorunlu hale getirmiştir [5]. Yin [6] çalışmasında Tsuzuki ve ark. (1989)’a atfen odun sirkesi (OS)’ nin, uzun zamandan beri doğal organik pestisit olarak kullanıldığını ifade etmiştir. OS, karbonizasyon işlemlerinin bir yan ürünü olarak üretilmekte olup Neanderthal zamanında kullanıldığı bulunmuştur [7]. Kim vd. [8] çalışmalarında Jang’a hitaben, OS’un %80- 90’ı su, %10- 20’sinin 200’den fazla organik birleşik ile ana kısmının asetik asit’in oluşturduğunu, son zamanlardaki yıllık üretiminin 14.000 ton civarında olduğunu ifade etmiştir. OS, organik fungisit olarak kullanılmaktadır [9]. OS, su ve topraktaki hedef olmayan organizmalara karşı toksik ya da hafif toksiktir [10]. OS, organik tarım için iyi bir kaynak olup Japonyada tarım ve günlük hayatta geniş bir şekilde kullanılmaktadır [11]. Baimark vd. [12] OS’un güçlü fenolik bileşikler içermesinden dolayı, PDA besiyerindeki fungusun büyümesini engellediğini (Penicillium griseofulvum) bulmuşlardır. Namlı vd. [13] in-vitro şartlarda yaptıkları çalışmada, Cercospora beticola gelişiminin %0.5 mL OS uygulaması haricinde tamamen engellendiğini tespit etmişlerdir. Omulo vd. [14] OS’un karekterizasyonu göz önüne alındığında fungisit potansiyeli gösterdiğini bildirmişlerdir. Koç vd.[15] OS’un, A. niger ve P. digitatum’un misel gelişimlerini engellediği ve hastalık etmenlerine karşı denenmesinin faydalı olabileceğini bildirmişlerdir. Bu çalışmadaki amaç, buğday agro-ekosisteminden izole edilen Aspergillus niger ve Penicillium digitatum küf etmenlerine karşı fındık kabuklarından elde edilen odun sirkesinin in-vitro şartlarında antifungal etkisini tespit etmektir.

      2. Materyal ve Metot
      2.1. Materyal

      Denemede Aspergillus niger ve Penicillium digitatum küf etmenleri kullanılmış olup Muş ili BERCE Alparslan Tarım İşletmesinin buğday agro-ekosistemindeki topraktan izole edilmiştir. Odun sirkesi (OS); TÜBİTAK TEYDEB desteği kapsamında fındık kabuklarından gazlaştırma makinesi ile biyokömür ve OS ürünlerini geliştiren bir firmadan elde edilmiştir [13]. Mikroorganizmaların çoğaltılmasında ve antifungal etkinin belirlenmesinde, Patates Dekstroz Agar (MERCK) besi ortamı kullanılmıştır.
      2.2. Metot
      2.1.1. Antifungal aktivite tespiti

      OS’un saf su ile seyreltilmiş %1, %3, %5, %7 ve %10 mL'lik konsantrasyonları, otoklavda 121 °C’de 15 dakika sterilize edilen ve 45-50 oC’ye kadar soğutulan PDA besi ortamlarına dahil edilmiştir. 39 gr/L oranında hazırlanan PDA besi ortamında 25 °C’de 7-10 gün geliştirilen stok patojen kültürlerinin büyümenin devam ettiği uç kısımlarından 5 mm çaplı mantar delici ile diskler alınarak, oda şartlarında OS ilaveli 90 mm büyüklüğündeki petrilerde yer alan PDA besi ortamına ekimi yapılmıştır. Mikrofungus kültürleri inokulasyondan sonra 24±1 oC’de 7 gün karanlık koşullarda inkübasyona bırakılmıştır. Kontrol olarak ise funguslar sadece PDA içeren petri kaplarına ekimi yapılmıştır. İnokulasyondan sonra petrilerin etrafı parafilm ile kapatılmış ve 7 gün sonra mikrofungusların miselyum çapı ölçülerek kaydedilmiştir [16]. Çalışma, Tesadüf Parselleri Deneme Deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Miselyum gelişmesi engelleme yüzdesi aşağıdakiformül yardımıyla hesaplanmıştır [17]. GI (%)= dc-dt/dc x 100 GI= Miselyum gelişimi engelleme oranı (%); dc= Kontroldeki miselyum gelişimi (mm); dt=Uygulamadaki miselyum gelişimi (mm)

      2.2.2. İstatistiksel Analiz
      Çalışma sonucunda elde edilen veri setinin istatistik analizinde Tek Yönlü Varyans Analizi (One-way ANOVA) tekniğinden, farklı doz odun sirkesi uygulamalarının kontrol grubu ile olan farklarının
      istatistiksel olarak önemli olma durumlarının belirlenmesi amacı için Dunnet Farklı Grupları Belirleme Testinden yararlanılmıştır. İstatistik analizlerin yapılmasında Minitab (Ver. 17) istatistik paket programı kullanılmıştır [18].
      3. Bulgular ve Tartışma
      Aspergillus niger’e yapılan antimikrobiyal madde testinde, misel gelişiminin ortalama olarak en az % 10 mL OS’de (9.33 mm) ve en çok kontrolde (27.92 mm), P. digitatum’a ise misel gelişiminin ortalama olarak en az % 10 mL OS’de (7.17 mm) ve en çok kontrolde (34.17 mm) olduğu görülmüştür (Tablo 1). Gerek A. niger ve gerekse P. digitatum’un büyüme parametreleri bakımından yapılan Varyans analizleri sonucunda dikkate alınan söz konusu parametreler bakımından dikkate alınan dozlar arasında istatistiksel olarak önemli farkların bulunduğu (P=0.000) görülmüştür. Hangi dozların kontrol grubu ile olan farklarının istatistiksel olarak önemli olduklarının belirlenmesi amacıyla yapılan Dunnett testi sonucunda her iki türde de %1 mL OS dozu hariç, kontrol grubu ile dozlar arasında istatistiksel olarak önemli farkların bulunduğu sonucuna varılmıştır (Tablo 1).

      Tablo 1. Koloni çapı bakımından tanıtıcı istatistikler ve Dunnet Farklı Grupları Belirleme



      Bu çalışmada kullanılan OS’un, antifungal etkisinin olduğu ve artan dozlarda bu etkininde paralel olarak arttığı bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlarla örtüşen çalışmalardan; Chalermsan ve Peerapan [19] elde ettikleri OS’un organik tarımda fungisit ve bakterisit olarak kullanabileceğini dile getirmişlerdir. Ayrıca Baimark vd. [12], Baimark ve Niamsa [20] Penicillium griseofulvum’a karşı gerek kullandıkları ham OS’un ve gerekse fındık kabuklarından elde ettikleri OS’un en etkili antifungal maddeler olduğunu bulmuşlardır. Bir başka çalışmada; Oramahi vd. [21] Aspergillus niger’in büyümesinin artan dozlardaki sirkeye karşı azaldığını ve bu durumun fenol ve asetik asit bileşiklerden kaynaklanabileceğini ifade etmektedirler. Velmurugan [22] Ophiostoma polonicum, O. ips, O. flexuosum, O. narcissi ve O. tetropii mantarlarına karşı kullandıkları nötralize edilmiş OS’un %2.5 mL’den fazlasının güçlü antifungal etki gösterdiğini bulmuşlardır. Ayrıca yapılan başka çalışmalarda da OS’un antifungal etki gösterdikleri yönünde bulgular vardır [13, 15, 23, 24, 25]. Bu çalışmaların yanı sıra, Rabbi vd. [26] deneylerinde kullandıkları OS’un iki çeşidinin A. niger, A. flavus ve Fusarium spp.’e karşı etkili olduğu belirtmişler ve elde edilen bulgularla örtüştüğü ancak Trichoderma spp.’nin her iki OS’a karşı direnç gösterdiğini ifade etmişlerdir [26]. Bu çalışmada elde edilen sonucun, Baimark ve Niamsa [20] ile Oramahi vd. [21]’nin bildirdiği üzere OS’un içerdiği fenolik bileşiklerden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Ancak ulaşılan sonuçtan farklı olarak Lee vd. [27]Tyromyces palustris ve Coriolus versicolor’a karşı yaptıkları çalışmada; OS’un fungusların büyümesini inhibe etmediğini ifade etmişlerdir.

      4. Sonuç ve Öneriler
      Sonuç olarak; fındık kabuklarından elde edilen odun sirkesinin, A. niger ve P. digitatum’un misel gelişimlerini engellediği tespit edilmiş olup, bu sirkenin küf etmenlerine karşı denenmesinin faydalı olabileceği düşünülmektedir

      Yorum yap


      • #4
        Pyroligneous asit kullanılarak Microcystis aeruginosa'nın olası bir çevre dostu uzaklaştırılması

        Yazar bağlantıları yer paylaşımı panelini açarYunyun Zhu a 1Sheng Cheng a c 1Ping Wang bHanyang Chen aXueru Zhang cLanhua Liu cXueliang Li veYunsheng Ding ve d
        Daha fazla göster
        Mendeley'e ekle
        Paylaş
        Anmak
        https://doi.org/10.1016/j.ecoenv.2020.111159Hakları ve içeriği alın
        Creative Commons lisansı altında
        açık Erişim Öne Çıkanlar

        • Pyroligneous asit burada Microcystis aeruginosa giderimi için geliştirilmiştir . • Çıkarma mekanizması, piroligneöz asit konsantrasyonuna bağlıdır. • Microcystis aeruginosa tedavisinden sonra kalan fenoller 70 saatte 0'a yakındır. Öz

        Siyanobakteri çiçeklenmeleri, hem su ekosistemini hem de insan sağlığını tehdit ederek çok önemli çevre sorunlarıdır. Antimikrobiyal aktiviteye sahip bir biyokütle yan ürünü olan pyroligneous asit (PA), bu çalışmada siyanobakteriler Microcystis aeruginosa'nın (M. aeruginosa) çıkarılmasına uygunluğu açısından test edilmiştir . Sonuçlar,% 0.45 PA varlığında uzaklaştırma etkinliğinin% 90'a kadar ulaşabildiğini ve M. aeruginosa büyümesine yönelik inhibisyonun en az 40 güne kadar uzayabildiğini göstermektedir. Kaldırma mekanizması incelendi. Hem organik asitler hem de fenoller, M. aeruginosa gideriminde fonksiyonel içeriktir ve asetik asit en önemlisidir. Zeta potansiyel analizi ve morfoloji çalışması, hücrelerin hasarının topaklanma ve tortulaşmaya baskın olduğunu göstermektedir.Düşük PA konsantrasyonu altında (<% 0,7) ve artan PA (≥% 0,7) altında M. aeruginosa , zeta potansiyelinin sıfıra doğru bir eğilimle sonuçlandı, böylece herhangi bir "kalkan" kaldırıldı ve topaklanmayı tetikledi. Son olarak, M. aeruginosa tedavisinden sonra kalıntı fenolleri üzerine yapılan çalışma, bunun 70 saatte 0'a yakın olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, bu çalışma siyanobakteri çoğalmasının dünya çapında tedavisi için olası bir yöntem ve PA'nın daha fazla kullanılması için yeni bir yol önermektedir.Anahtar kelimeler

        Siyanobakterilerin giderilmesi
        Microcystis aeruginosa
        Pyroligneous asit
        Büyüme engellenmesi
        Çevre dostu 1 . Giriş

        Siyanobakteriler birincil fotosentetik mikroorganizmalar olmasına rağmen, doğadaki geniş varlığı, yüksek adaptasyon kabiliyeti ve ötrofikasyon suyundaki kontrolsüz yüksek büyüme oranı, ciddi bir çevresel sorun olan siyanobakterilerin çoğalmasına neden olmuştur ( Rasmussen ve diğerleri, 2008 ; Qian ve diğerleri, 2010 ; Xiong vd., 2017 ). Su kalitesinin bozulmasına neden olurlar ve içme suyu arıtımı için büyük bir tehdit oluştururlar ( Nagayama ve diğerleri, 2003 ). Özellikle filtreleri tıkayabilir, sudaki oksijeni tüketebilir, ikincil metabolitler üretebilir ve tat ve kokuya neden olabilirler ( Wang ve diğerleri, 2018a ; Laszakovits ve MacKay, 2019 ; Zhang ve diğerleri, 2019 ).Microcystis aeruginosa (M. aeruginosa) , tatlı su ekosistemlerinde çiçek açan yaygın bir siyanobakteridir. Yüzdürme kontrolünün özellikleri, özel bir depolama stratejisine sahip yıllık bir büyüme döngüsü, verimli nitrojen alımı ve zooplankton otlatmaya karşı direnç, kolayca çiçeklenmesini sağlar ( Chen ve diğerleri, 2019 ). Yukarıdaki zararlı etkilerin yanı sıra, insanların en çok endişelendiği bir konu, siyanobakteriler tarafından salgılanan veya bunlara nüfuz eden siyanotoksinlerdir ( Gu ve diğerleri, 2020 ). Microcystin (AN), Microcystis (esas olarak üretilen toksinlerin tipik bir sınıfıdır M. aeruginosa ), Anabaena , Oscillatoria'nın , Nostoc vb ( Sangolkar ve ark., 2006). Karaciğer hücrelerini etkileyebilir, nöral hücrelerdeki protein fosfatazların işlevini engelleyebilir ve hatta insanların ve hayvanların ölümüne neden olabilirler ( Kumar ve diğerleri, 2019 ). Bu nedenle, araştırmalar, siyanobakterilerin ve MC'lerin birkaç on yıldan beri düzenlenmesi ve kaldırılmasına odaklanmıştır ve son yıllarda hala artmıştır ( Sun ve diğerleri, 2013 ; Xiong ve diğerleri, 2017 ; Fan ve diğerleri, 2018b ; Song et diğerleri, 2018 ; Bai ve diğerleri, 2019 ; Laszakovits ve MacKay, 2019 ; Lucena-Silva ve diğerleri, 2019 ).

        Fiziksel filtreleme ve yosun öldürücülerin kullanımı gibi geleneksel siyanobakteri giderme yöntemleri, düşük verimlilik veya yüksek toksisite dezavantajlarına sahiptir ( Xiong ve diğerleri, 2017 ; Peng ve diğerleri, 2018 ). Ferrik veya alüminyum tuzlarına dayalı pıhtılaşma gibi kimyasal pıhtılaşma, siyanobakterilerin uzaklaştırılması için kapsamlı bir şekilde incelenmiştir ( Ho ve diğerleri, 2012 ; Han ve diğerleri, 2013 ; Xu ve diğerleri, 2018 ). Yüksek verimlilik avantajlarına sahiptirler, ancak Fe / Al kalıntısı yüksektir ve bu da insan sağlığına zararlıdır ( Xu ve diğerleri, 2018 ). Böylece, pıhtılaştırıcı olarak görece güvenli malzemeler geliştirildi. Tannin ( Wang ve diğerleri, 2018b ), kırmızı toprak / killer ( Pan ve diğerleri, 2012; Peng vd., 2018 ), kitosan ( Ahmad vd., 2011 ) metal pıhtılaştırıcı yerine siyanobakteri flokülasyonu için uygulanmıştır. Metal kalıntısı azalmış olsa da, alglerin uzaklaştırılmasının etkisini göstermeleri genellikle uzun zaman alır ve alg büyümesinin kalıcı olarak engellenmesi hala bir problemdir. Biyolojik yöntemler (mikrobiyal biyoflokülanlarla ilişkili biyoflokülasyon, mikroorganizma ile ilişkili biyoflokülasyon ve kendi kendine pıhtılaşma) çevresel etkilerde iyi performans gösterir, ancak genellikle suşa özgüdür ( Oliveira ve diğerleri, 2019 ). Bu nedenle, verimli ve çevre dostu siyanobakteri giderme yöntemlerinin geliştirilmesi hala gereklidir.

        Odun sirkesi olarak da adlandırılan pirolijen asit (PA), odun kömürü üretimi sürecinde odun veya bitkilerin pirolizinden üretilen kondensattır ( Lu ve diğerleri, 2015 ; Li ve diğerleri, 2019 ). Biyoyakıtlar-biyokömür poli-nesilleri için biyokütle pirolizinden türetilen bir yan üründür. Su ve organik bileşikler, PA'nın ana bileşenidir. Karmaşık olmalarına rağmen, organik bileşikler kapsamlı bir çalışma ile tanımlanmıştır ( Souza ve diğerleri, 2012 ). Organik asitler, aldehitler, ketonlar, alkoller, esterler, furan ve piran türevleri, fenolikler, hidrokarbonlar ve nitrojen bileşiklerini içerir ( Wei ve diğerleri, 2010 ; Souza ve diğerleri, 2012 ; Benzon ve Lee, 2017). Organik asitler ve fenolikler ana organik içeriklerdir ve ayrıca PA'yı sterilize edici ajan, koku giderici, gübre ve antimikrobiyal işlevi ile donatan başlıca maddelerdir ( Loo ve diğerleri, 2007 ; Novotny ve diğerleri, 2009 ). Ek olarak, PA gıda ve tıbbi malzemeler alanında antioksidan olarak da kullanılmış ( Loo ve diğerleri 2007 , 2008 ) ve çevre dostu perspektif bir malzeme olarak önerilmiştir ( Oramahi ve Yoshimura, 2013 ).

        PA'nın güçlü antimikrobiyal aktivitesinden esinlenerek ( Ma ve diğerleri, 2011 ; Wei ve diğerleri, 2010 ), siyanobakterilerin diğer mikroplarla benzer hücresel yapılara sahip olması nedeniyle PA'nın siyanobakteri çoğalmalarının tedavisinde kullanılabileceğini varsayıyoruz. Bu çalışmada, PA'nın M. aeruginosa tedavisi üzerindeki performansı ve mekanizması incelenmiş ve su kütlesi üzerindeki etkisi tahmin edilmiştir. Bu çalışmanın avantajı, olası bir çevre dostu yöntem olması ve M. aeruginosa hücre büyümesi üzerinde uzun süreli bir inhibisyona sahip olmasıdır . Dahası, odun kömürünün bir yan ürünü olarak PA son derece düşük maliyetlidir. 2 . Malzemeler ve yöntemler

        2.1 . Malzemeler

        2.1.1 . M. aeruginosa örnekleri

        Deneylerimizde M. aeruginosa , Çin'deki Chaohu Gölü'nden (31 ° 68′K, 117 ° 31′E) izole edilmiş ve plastik bir kapta saklanmıştır. Hücre yoğunluğu optik mikroskopla sayıldı. Bu çalışmada kullanılan hücre yoğunluğu 5.94 x 10 olduğu 10 hücre / L'dir. Hücrelerin morfolojisi Olympus optik mikroskobu ve JEM-1400Flash geçirimli elektron mikroskobu (TEM) ile gözlemlendi. 2.1.2 . Pyroligneous asit

        PA, buğday samanının pirolizi yoluyla sentezlendi. Kısaca, önceden 800 ° C'ye ısıtılmış dikey bir fırına 500 g buğday samanı ilave edildi. Piroligneöz asit, uçucu maddelerin 800 ° C'de bu sürekli piroliz işlemi sırasında su çevrimi ile yoğunlaştırılmasıyla elde edildi. Kondensat, bazı askıda katı partikülleri uzaklaştırmak için kalitatif filtre kağıdından süzüldü ve bu çalışmada kullanılan PA elde edildi.

        PA bileşenleri, bildirilen literatüre göre ( Xu ve diğerleri, 2006 ) SHIMADZU GCMS-QP2010 GC / MS sistemi (organik bileşenler için) ve Karl Fisher yöntemi (su içeriği için) ile analiz edilmiştir . 2.1.3 . Diğer kimyasallar

        Bu çalışmada kullanılan aseton, formik asit, asetik asit, propanoik asit, butirik asit, fenol, m-kresol, o-kresol, katekol, 2,4-dimetilfenol ve guaiacol dahil kimyasallar analitik sınıftı ve Sinopharm'dan satın alındı. Chemical Reagent Co., Ltd., Çin. Tüm çalışmalarda deiyonize su kullanılmıştır. 2.2 . Geçirgenlik analizi

        200 mL M. aeruginosa numunelerine çeşitli hacimlerde PA ilave edildi ve hafifçe karıştırıldı. 24 saatlik inkübasyondan sonra, PA ile muamele edilen M. aeruginosa numunesi herhangi bir homojenizasyon olmaksızın iki kısma ayrılmıştır. Süspansiyonun üst yarısı toplandı ve süspansiyonun alt yarısı çıkarıldı. Toplanan kısım homojenleştirildi ve elde edilen süspansiyonun 2 mL'si, bir Agilent Cary 5000 UV-Vis-NIR spektrofotometre üzerinde geçirgenlik spektrumlarının toplanması için bir kuvars küvete çekildi. Örneklerin bulanıklığını değerlendirmek için 400 ila 720 nm arasındaki geçirgenlik spektrumlarının entegrasyonu kullanıldı. 2.3 . Klorofil-a analizi

        Bu çalışmada klorofil-a (chl-a) tayini için bildirilen yöntem ( Sartory ve Grobbelaar, 1984 ) kullanılmıştır. Kısaca, PA ile muamele edilen M. aeruginosa numuneleri önce homojenize edildi ve ardından düşük basınç altında Whatman GF / F cam mikrofiber filtreden (0.47 μm) süzüldü. Daha sonra filtre edilen hücreler -20 ° C'de en az 12 saat dondurulmuş, ardından% 90 aseton solüsyonu kullanılarak ekstrakte edilmiştir. Ekstraktlarla birlikte 630, 645, 663 ve 750 nm aseton çözeltilerindeki absorbans, bir Agilent Cary 5000 UV-Vis-NIR spektrofotometre ile kaydedildi. Chl-a konsantrasyonu, aşağıdaki formül kullanılarak bu absorbans değerleri aracılığıyla hesaplanabilir:Chl-a (μg / L) = (11.64 (A 663 - A 750 -2.16 (A 645 - A 750 ) +0.10 (A 630 - A 750 ) × V E )) / (V S × δ)

        Burada, A 630 , A 645 , A 663 ve A 750 , sırasıyla 630, 645, 663 ve 750 nm'de ekstrakt solüsyonlarının absorbansıdır. V E , çıkarılan çözeltinin hacmidir. V S , filtre edilmiş M. aeruginosa örneklerinin hacmidir . δ küvetin optik yoludur (cm). Aynı PA konsantrasyonu veya inkübasyon süresi altındaki numune için, chl-a ölçümleri için üç paralel numune hazırlandı. 2.4 . Zeta potansiyel analizi

        100 mL M. aeruginosa numunelerine çeşitli hacimlerde PA ilave edildi ve hafifçe karıştırıldı. Önceden belirlenen zamanda, genel M. aeruginosa numunesi karıştırıldı ve 1 mL süspansiyon, bir Malvern Nano-ZS90 zeta potansiyeli analizöründe zeta potansiyeli ölçümü için özel bir plastik küvete çekildi. Proteinin kırılma katsayısı (1.45) burada bir parametre olarak seçildi ve ölçüm sırasındaki inkübasyon sıcaklığı ve süresi sırasıyla 25 ° C ve 3 dakika idi. Aynı PA konsantrasyonu altındaki numune için, zeta potansiyeli ölçümleri için üç paralel numune hazırlanmıştır. 2.5 . Fenollerin ve organik asitlerin M. aeruginosa üzerine etkisi

        Fenol (% 0.82), o-kresol (% 0.21), guaiacol (% 0.42), m-kresol (% 0.11), 2, 4-dimetilfenol (% 0.054), katekol (% 0.69), formik asit ( İlk olarak% 0.69), asetik asit (% 3.26), propanoik asit (% 0.53) ve bütirik asit (% 0.27) hazırlandı. Karışık fenol çözeltisi, yukarıdaki fenol çözeltilerinin aynı hacim oranında karıştırılmasıyla hazırlandı. Karışık asit çözeltisi, yukarıdaki asit çözeltilerinin aynı hacim oranında karıştırılmasıyla hazırlandı. Karışık asitler + bireysel fenol çözeltisi, karışık asit çözeltisi ve fenol çözeltisinin 4: 1 hacim oranında karıştırılmasıyla hazırlandı. Karışık asitler + karışık fenol çözeltisi, karışık asit çözeltisi ve karıştırılmış fenol çözeltisinin 4: 6 hacim oranında karıştırılmasıyla hazırlandı.

        0.9 H ml 2 karışık fenoller çözeltisi, O, PA 0.9 mL, her fenol çözeltisi 0.9 mL, her bir asit çözeltisi ve 0.9 mi, 5.4 mi, karışık asit solüsyonu 3.6 mL, karışık asit + bireysel fenol çözeltisi 4.5 mL, ve 9 mL karışık asitler + karışık fenol çözeltisi sırasıyla 200 mL M. aeruginosa numunelerine eklenmiş ve hafifçe karıştırılmıştır. İnkübasyondan sonra fotoğraflar ve M. aeruginosa'nın geçirgenlik spektrumları toplandı. 2.6 . Fenollerin miktar tayini

        Örneklerdeki fenol konsantrasyonlarının belirlenmesi, geleneksel sıvı kromatografi yöntemi ( Reis ve diğerleri, 2011 ; Estrada-Arriaga ve diğerleri, 2016 ) ile bir Waters Acquity Ultra Performance LC üzerinde gerçekleştirilmiştir . Her ölçüm için üç paralel numune hazırlandı ve analiz, UV / vis detektörü ile birleştirilmiş bir UPLC C18 kolon (1.7 um, 2.1x50 mm) kullanılarak gerçekleştirildi. Sütun 30 ° C'de tutuldu. Monitör dalga boyu 280 nm idi. Mobil faz olarak% 50 (h / h) asetonitril içeren sulu çözelti 0.3 mL / dak akış hızında kullanıldı. Numuneler, 0,45 μm'lik bir membrandan filtre edildi ve enjeksiyon hacmi 10 μL idi. 3 . Sonuçlar ve tartışma

        3.1 . PA Bileşenleri

        PA bileşenlerinin analizi, PA'da suyun% 89, organik bileşiklerin ise% 11 olduğunu göstermektedir. Organik bileşikler de tanımlandı ve bileşenler Tablo 1'de listelenmiştir . Ana içeriklerin organik asitler, fenoller, aldehitler ve ketonlar olduğu görülmektedir. Organik asitler (% 40.4) ve fenoller (% 36.6) organik bileşiklerdeki ana bileşenlerdir. Bunlar, PA'nın% 11'inin (organik fraksiyon) yüzdeleridir. Bu sonuçlar, rapor edilen KA bileşenleri ile tutarlıdır. Su ve organik bileşikler, PA'nın ana bileşenidir ve organik asitler ve fenolikler, organik bileşiklerin ana içerikleridir (bkz. Giriş bölümü).

        Tablo 1 . Piroligneöz asitte organik bileşikler.
        1 Asetik asit 29.67
        2 Furfural 7.63
        3 Fenol 7.43
        4 3-Metil-1,2-siklopentandion 7.15
        5 4-Etil-2-metoksifenol 6.40
        6 Formik asit 6.26
        7 Katekol 6.24
        8 Propanoik asit 4.80
        9 5-Metil furfural 4.06
        10 Guaiacol 3.79
        11 2 (5H) -Furanon 3.63
        12 2-Bütanon 3.15
        13 Bütirik asit 2.48
        14 2-Metil-2-siklopenten-1-on 2.08
        15 o-Cresol 1.92
        16 4,5-Dihidro-5-metilenefuran-2 (3H) -on 1.84
        17 m-Cresol 0.97
        18 2,4-Dimetilfenol 0.49
        3.2 . M. aeruginosa tedavisinde PA performansı

        M. aeruginosa tedavisindeki performansını değerlendirmek için M. aeruginosa örneklerine çeşitli miktarlarda PA eklenmiştir . Şekil 1 A, farklı inkübasyon sürelerinde çeşitli miktarlarda PA varlığında M. aeruginosa örneklerinin fotoğraflarını gösterir . Burada PA konsantrasyonu, M. aeruginosa süspansiyonundaki PA solüsyonunun hacim yüzdesi ve% 89 su içeren ekstrakte edilmiş PA solüsyonu anlamına gelir. PA eklenmeden önce, M. aeruginosasu üzerinde yüzüyordu. PA ile karıştırıldıktan sonra, yüksek PA konsantrasyonu (% 8 PA ile numune 10) altında hemen bir miktar topaklanma gözlemlenebilir. 30 dakika inkübasyondan sonra, flokülasyon, daha düşük PA konsantrasyonlarına sahip numunelerde bulunabilir (sırasıyla% 0,5,% 1 ve% 2 PA ile örnek 6, 7 ve 8) ve çoğu M. aeruginosa hücresi, yüksek PA konsantrasyonları (sırasıyla% 4 ve% 8 PA ile örnek 9 ve 10). Flokülasyon ve sedimantasyon zamanla birlikte yoğunlaştı. 2 saat 've 2 gün' inkübasyon fenomeni benzerdir ve% 0.5'den yüksek PA konsantrasyonunun iyi M. aeruginosa uzaklaştırma performansına sahip olduğunu ve% 0.25'ten düşük PA konsantrasyonunun bunu yapamadığını gösterir.
        1. İndir: Yüksek çözünürlüklü resmi indirin (877KB)
        2. İndir: Tam boyutlu resmi indirin

        Şekil 1 . (A) Farklı inkübasyon sürelerinde çeşitli PA konsantrasyonlarının varlığında M. aeruginosa örneklerinin fotoğrafları . Örnek 1-10, M. aeruginosa'daki PA yüzdesini temsil eder : örnek 1 (% 0), 2 (% 0,025), 3 (% 0,05), 4 (% 0,1), 5 (% 0,25), 6 (% 0,5), 7 (% 1), 8 (% 2), 9 (% 4) ve 10 (% 8). (B) 1 günlük inkübasyondan sonra çeşitli PA konsantrasyonlarının varlığında M. aeruginosa örneklerinin ( tortusuz ) geçirgenlik spektrumları . (C) 400 ila 720 nm arasında geçirgenlik spektrumlarının entegrasyonu.
        Tortu çıkarıldı ve süspansiyonun geçirgenlik spektrumları, uzaklaştırma performansını karakterize etmek için kaydedildi. Sonuçlar Şekil 1 B'de gösterilmektedir . PA konsantrasyonu% 5'ten yüksek olduğunda, geçirgenlik keskin bir şekilde artar ve su kütlesinde daha az M. aeruginosa hücresi kaldığını gösterir. 400 ile 720 nm arasında ışığı suda ömürleri büyüme, bu geçirgenlik, spektrumları entegrasyonu için hayati olduğu için Şek. 1 , bu dalga boyu aralığındaki B hesaplanır ve görüntülenen , Şekil. 1 C. Sonuçlar bu benzerdir Şekil. 1 A ve B.% 0.25'ten düşük konsantrasyonlara sahip PA, M. aeruginosa için herhangi bir uzaklaştırma yeteneği sunmazken ,% 0.5'den yüksek olanM. aeruginosa etkili. Başlangıç ​​çalışma konsantrasyonunun% 0,25 ile% 0,5 arasında olması gerektiği sonucuna varılabilir.

        Daha sonra, M. aeruginosa tedavisi için PA'nın daha ince konsantrasyon gradyanı kullanıldı . Sonuçlar Şekil S1'de gösterilmektedir . Fenomen sergilendi Şek. S1a . % 0,2,% 0,25 ve% 0,3 konsantrasyonlara sahip PA, M. aeruginosa için bariz uzaklaştırma kabiliyeti sağlamazken ,% 0,45,% 0,5 ve% 0,55 konsantrasyonlara sahip PA bunu yapabilir. Açıkça topaklanma gözlemlenebilir ve kısmi M. aeruginosa hücreleri% 0,35 PA varlığında çökelmiştir. Su kütlesinin geçirgenliği, PA'nın% 0.35'inin varlığında da artmaya başlar ( Şekil S1B ve C). Bu nedenle, PA'nın ilk çalışma konsantrasyonu deney koşullarımız altında% 0.35 olabilir. PA'nın% 0,45,% 0,5 ve% 0,55'i varlığında ( Şekil S1C ) numunelerin geçirgenliğinin bir düzlüğe ulaştığını dikkate alarak, M. aeruginosa giderimi için optimum PA konsantrasyonunun % 0,45 olduğunu öneriyoruz .

        Klorofil-a (chl-a), M. aeruginosa hücrelerinde hücrelerin büyümesini ve fotosentezini etkileyen benzersiz bir klorofil formudur . Bu nedenle, genellikle biyokütle, hücre bütünlüğü ve alg büyümesinin bir göstergesi olarak kullanılır ( Fan ve diğerleri, 2018a ; Gu ve diğerleri, 2018 ; Li ve diğerleri, 2018 ; Xu ve diğerleri, 2018 ). Bu çalışmada, hücre bütünlüğünü ve dolayısıyla PA'nın uzaklaştırma etkinliğini göstermek için chl-a konsantrasyonu ölçülmüştür. PA konsantrasyonundaki artışla birlikte chl-a konsantrasyonu azaldı ( Şekil 2 A), bu da M. aeruginosa'nın uzaklaştırıldığını ortaya koydu.PA tarafından hücreler. Geçirgenlik spektrumlarından elde edilen sonuçlardan farklı olarak, düşük PA konsantrasyonlarının (% 0,2,% 0,25 ve% 0,3), PA'nın M. aeruginosa hücrelerine karşı güçlü etkisini gösteren chl-a'nın azalmasına neden olabileceği unutulmamalıdır . PA konsantrasyonu% 0.35'ten yüksek olduğunda chl-a konsantrasyonundaki azalma bir platoya ulaşır. Numune bu PA konsantrasyonunda tam olarak çökelmemiş olsa da ( Şekil S1A ), M. aeruginosa hücrelerinin hasar gördüğüne inandık .
        1. İndir: Yüksek çözünürlüklü resmi indirin (570KB)
        2. İndir: Tam boyutlu resmi indirin

        Şekil 2 . (A) Farklı PA konsantrasyonlarının varlığında M. aeruginosa örneklerindeki Chl-a konsantrasyonları. Kuluçka süresi 1 gündür. (B) PA ile farklı inkübasyon sürelerinde M. aeruginosa örneklerinde Chl-a konsantrasyonları . Kullanılan PA konsantrasyonu% 0,45'tir. (C) Farklı inkübasyon sürelerinde% 0.45 PA varlığında M. aeruginosa hücrelerinin uzaklaştırma etkinliği . (D) M. aeruginosa örneklerinde chl-a konsantrasyonlarının uzun süreli izlenmesi . Kullanılan PA konsantrasyonu% 0,45'tir. Hata çubukları, ölçümlerin standart sapmalarını temsil eder (n = 3).
        PA- M. aeruginosa inkübasyon süresiyle chl-a konsantrasyonundaki değişiklikler , çıkarma işlemini göstermek için grafiğe döküldü ( Şekil 2 B). Chl-a konsantrasyonu, PA'nın% 0.45'inin altında ilk birkaç saatte hızla azaldı. Daha sonra yaklaşık 100 saatte (4 gün) bir platoya ulaştı. Farklı saklama sürelerinde PA eklenmeden M. aeruginosa örneklerinde chl-a konsantrasyonu izlenerek kontrol deneyleri yapılmıştır ( Şekil 2 B). PA'nın% 0.45'inin altındaki M. aeruginosa örneğiyle karşılaştırıldığında , kontrol örneğindeki chl-a konsantrasyonu azalma eğilimi göstermedi, bu da chl-a düşüşünün PA ilavesiyle indüklendiğini gösterdi.

        M. aeruginosa'nın uzaklaştırma etkinliği aşağıdaki formülle hesaplandı:Kaldırma verimliliği (%) = (1 - C t / C 0 ) × 100burada Cı- 0 ve C t temsil ilk anda chl-a konsantrasyonu (mg / L) ve sırasıyla, önceden belirlenmiş bir inkubasyon süresi.

        Bu görülebilir . Şekil 2 C yüksek uzaklaştırma etkinliği (>% 90) olduğu 4 gün inkübe edildikten sonra elde edilebilir. Bu sonuçlar, PA'nın M. aeruginosa hücrelerine karşı güçlü uzaklaştırılma yeteneğini göstermektedir. Bu yöntemin performansı, en çok bildirilen siyanobakteri temizleme yöntemleriyle karşılaştırılabilir. Siyanobakterilerin giderilmesi için pıhtılaştırıcıların kullanılması etkili bir yöntemdir çünkü bazı pıhtılaştırıcılar toksik ikincil metabolitlerin salınımını kontrol edebilir. Bununla birlikte, zararlı kalıntılar verebilirler veya siyanobakterilerin uzaklaştırılmasının etkisini göstermeleri daha uzun zaman alabilir ve siyanobakterilerin büyümesini uzun süre inhibe edebilirler. Bu çalışmada, PA'nın M. aeruginosa büyümesi üzerindeki etkisini anlamak için chl-a konsantrasyonunun izlenmesi 40 güne çıkarılmıştır.hücreler ve sonuçlar Şekil 2 D' de gösterilmektedir . 40 gün içinde M. aeruginosa hücrelerinin yeniden büyümesinin ölçülemediği görülebilir. Genellikle birkaç veya bir düzine günlük performans (1 günden az ( Ahmad ve diğerleri, 2011 ), 5 gün ( Fan ve diğerleri, 2018a ), 7 gün ( Ho ve diğerleri, 2012 ) sağlayan diğer siyanobakteri tedavi araştırmalarıyla karşılaştırıldığında ) ve 12 gün ( Xiong ve diğerleri, 2017 )), PA'nın hücre büyümesi üzerinde daha uzun inhibisyon süresi vardır. 3.3 . M. aeruginosa uzaklaştırma mekanizması

        Organik asitlerin ve fenollerin PA'da sterilize edici ajan işlevi gören ana içerikler olduğu bildirilmektedir ( Wei vd., 2010 ). Bu nedenle, fenol, o-kresol, guaiacol, m-kresol, 2, 4-dimetilfenol ve katekol gibi bazı ana fenoller ve formik asit, asetik asit, propanoik asit ve butirik asit gibi bazı ana organik asitler, M. aeruginosa . Bu kimyasallar için kullanılan konsantrasyonlar, PA'daki konsantrasyonları ile tutarlıdır. Örneğin, PA'daki asetik asit konsantrasyonu% 3.26'dır (% 29.67 ×% 11). Daha sonra, 3.26% asetik asit çözeltisi ilave edilir , M. aeruginosa için etkisini incelemek için örnek M. aeruginosa. Süspansiyonun 400'den 720 nm'ye kadar olan transmitansının fotoğrafları ve entegrasyonu Şekil 3 A'da gösterilmektedir . Çoğu kimyasalın M. aeruginosa üzerinde bariz bir etkiye sahip olmadığı görülebilmektedir . Yalnızca asetik asit ve karışık asitler, belirgin tortu ve numunelerin yüksek geçirgenliğine neden olabilir. Ana sebep konsantrasyonlarıdır. Asetik asit, PA'daki en yüksek içerik olduğundan, M. aeruginosa üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir . Burada, HCl'yi "pH kontrolü" olarak kullanan basit bir deney gerçekleştirildi. % 0.45 PA çözeltisinin pH'ı 4.69'dur. Daha sonra, 0.5 mL HCI 200 ml H pH değerini ayarlamak olabilir (0.01 M), 2 4.69 ilgili olması O tedavi 200 mL için kullanılmıştır M. aeruginosaörneklem. 1 gün boyunca inkübe sonra geçirgenliği entegrasyonu H daha yüksektir 5912 olduğu ölçüldü 2 O (2049), karışık fenoller (5736), asetik asit kullanılması dışında herhangi bir bireysel fenol ve bireysel asit. Asetik asit yüksek konsantrasyonlu olmasının yanı sıra, H + ' sı toplam iyonlaşma değildir, bu da onu daha fazla H + salmasına ve HCl'den daha uzun ömürlü olmasına neden olur. Bu nedenle, pH'ın M. aeruginosa topaklaşmasına ve tortusuna belirli bir katkısı vardır .
        1. İndir: Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (1MB)
        2. İndir: Tam boyutlu resmi indirin

        Şekil 3 . M. aeruginosa'nın farklı kimyasallarla işlenmiş geçirgenlik spektrumlarının fotoğrafları ve entegrasyonu . Kullanılan kimyasalların konsantrasyonları, PA'daki bileşenleri ile tutarlıdır. (A) Kuluçka süresi 1 gündür. (B) İnkübasyon süresi 2 saattir.
        Tek bir fenolik bileşiğin belirgin bir etkisi yoktur, ancak altı fenolik bileşiğin karışımı geçirgenlikte bir artışa neden olabilir. Fenollerin etkisini yukarıdaki sonuçlardan çıkarmak zordur. Bu nedenle, daha kısa bir inkübasyon süresi (2 saat) seçtik ve sonuçlar Şekil 3 B'de gösterilmektedir . Bu koşul altında (2 saatlik inkübasyon), karışık asitler, M. aeruginosa'nın belirgin flokülasyonunu ve tortusunu ve geçirgenliği indükleyemedi sadece biraz arttı. Karışık asitler ve ayrı bir fenolik bileşiğin karışımı ile karşılaştırıldığında, karışık asitler ve karışık fenollerin karışımı, M. aeruginosa'nın belirgin flokülasyonunu indükledi.ve geçirgenlik büyük ölçekte arttı. Tek bir fenolik bileşiğin konsantrasyonunun düşük olduğu sonucuna varıyoruz; M. aeruginosa hücrelerine verdiği hasar düzeltilebilir ve bariz flokülasyona neden olamaz. Bununla birlikte, karışık fenollerin eklenmesi, yüksek konsantrasyonda fenol ve depolanmamış hasar getirir. Bu nedenle, M. aeruginosa gideriminde hem organik asitlerin hem de fenollerin önemli içerik olduğu sonucuna varabiliriz .

        PA'nın M. aeruginosa hücrelerinin yüzey yüküne ve morfolojisine etkisi araştırıldı. Yük nötralizasyonu, siyanobakteriyel hücrelerin dengesini bozmaya eğilimlidir ( Gonzalez-Torres ve diğerleri, 2014 ). Bu nedenle, çeşitli PA konsantrasyonları ile muamele edilen M. aeruginosa örneklerinin zeta potansiyelleri ölçülmüş ve sonuçlar Şekil 4 A'da gösterilmiştir . M. aeruginosa'nın zeta potansiyeliPA eklenmemiş hücre −20 ± 1.1 mV'dir. Sudaki stabil süspansiyonunu sağlayan negatif yüklüdür. Düşük konsantrasyonlarda PA eklenmesiyle (% 0.1 -% 0.6), numunelerin zeta potansiyelleri dalgalanır ve artış eğilimi gözlenemez. Numunenin zeta potansiyeli, PA'nın% 0.7'sinden sonra hızla artar ve PA'nın yaklaşık% 6'sında 0 mV'ye ulaşır. PA konsantrasyonunun artmasıyla, M. aeruginosa hücrelerinin zeta potansiyelleri 0'a doğru değişir (PA'nın% 0,7 -% 8'i varlığında) ve PA konsantrasyonunun daha da artması onu pozitif yüklü hale getirebilir (% 10 varlığında) PA) hücre yüzeyinde izoelektrik protein noktasının varlığından dolayı. Yüzey yükünün azalması M. aeruginosa'ya neden olur .hücre elektrostatik kalkan durumundadır ve topaklanmasını ve tortusunu indükler. Bununla birlikte, zeta potansiyeli artışı (% 0.7) için başlangıç ​​konsantrasyonu, M. aeruginosa flokülasyonu için başlangıç ​​konsantrasyonunun % 0.35 olduğu şeklindeki yukarıdaki sonuca uymamaktadır. Farklı su arıtma kimyasalları / yöntemleri, pıhtılaşma / topaklanma sürecinde hücrelere farklı hasar derecelerine sahiptir ( Sun ve diğerleri, 2013 ). Böylece, hücrelerin morfolojisi optik mikroskop ve transmisyon elektron mikroskobu ile incelenmiştir ( Şekil 4).B). PA olmadan hücreler koyu yeşil küreler olarak görünür ve çap yaklaşık 4 μm'dir. PA'nın% 0.35'inin varlığında hücrelerin rengi açık yeşil hale geldi ve bazı hücreler düzensiz hale geldi. TEM görüntüsünden hücrenin hasar gördüğü de görülmektedir. Bu nedenle,% 0.35 PA varlığında topaklanmalarının hücre hasarından kaynaklandığını varsayıyoruz. PA'nın% 0.7'si kullanıldığında, bazı kümelenmiş hücreler gözlenebildi ve hücreler daha da hasar gördü. Bu sonuç, hücrelerin kümeleşmesini indükleyen PA'nın% 0.7'sinde yüzey yükünün azalmasıyla tutarlıdır. Yüksek konsantrasyonda PA (% 3) varlığında, kompakt agregalar oluştu ve hücrenin yapısı ciddi şekilde hasar gördü. Yukarıdaki sonuçlardan, hücrelerin hasarının pıhtılaşma ve tortuya baskın olduğu sonucuna varabiliriz.Düşük PA konsantrasyonu (<% 0,7) altında ve artan PA (≥% 0,7) altında M. aeruginosa , zeta potansiyelinin sıfıra doğru bir eğilimle sonuçlandı, böylece herhangi bir "kalkan" kaldırıldı ve topaklanmayı tetikledi.
        1. İndir: Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (1MB)
        2. İndir: Tam boyutlu resmi indirin

        Şekil 4 . (A) Çeşitli PA konsantrasyonlarının varlığında M. aeruginosa örneklerinin Zeta potansiyelleri . Hata çubukları, ölçümlerin standart sapmalarını temsil eder (n = 3). (B) % 0,% 0,35,% 0,7 ve% 3 PA varlığında M. aeruginosa hücresinin optik mikroskop görüntüleri ve TEM görüntüleri (ek) . Kuluçka süresi 1 gündür. 3.4 . Fenolik bileşiklerin kalıntıları

        Fenolik bileşikler, gübreler, antioksidanlar, yüzey aktif maddeler vb. Alanında kullanılan mükemmel endüstriyel ürünler olmasına ve bu çalışmada M. aeruginosa'nın giderilmesi için işlev bileşenleri olmasına rağmen , yine de halk sağlığını ve su ekosistemlerini tehdit etmektedir ( Raza ve diğerleri, 2019 ) . Bu nedenle, kalıntılarının M. aeruginosa hücreleri ile etkileşime girdikten sonra belirlenmesi gerekir . M. aeruginosa% 0.45 PA ile karıştırılan numune 1 gün inkübasyondan sonra sıvı kromatografi yöntemi ile analiz edilir. Fenol, m-kresol, o-kresol, katekol, 2,4-dimetilfenol ve guaiacol için artık konsantrasyon 19,3 ± 5,5 mg / L, 1,9 ± 1,3 mg / L, 5,1 ± 1,1 mg / L, 19,1 ± 0,6 mg / L'dir. L, sırasıyla 0,98 ± 0,38 mg / L ve 12,1 ± 2,4 mg / L. M. aeruginosa tarafından tüketildikten sonra fenol konsantrasyonları hala yüksektir . Bununla birlikte, sonuçlar laboratuar koşullarındaki numuneden alınmıştır. Doğal ortamda, güneş ışığı fenollerin bozulması için kritik öneme sahiptir ve mikroorganizmalar bu toksik bileşikleri karbon ve enerji kaynağı olarak kullanabilir ( Surkatti ve Al-Zuhair, 2018). Daha sonra örnekleri her gün 8 saat güneş ışığına maruz bırakarak ve Chaohu Gölü'nün dibinden elde edilen çamuru katarak doğal ortamı simüle etmek için deneyler yapıldı. Fenollerin kantifikasyonu, önceden belirlenen güneş ışığına maruz kalma süresinde gerçekleştirildi. Bu numunelerin sıcaklık gibi aynı diğer koşullara sahip olmasını sağlamak için kontrol numunesi ve çamur içeren numune de güneş ışığı altına yerleştirilmiş ancak alüminyum folyo ile kaplanmıştır. Burada kontrol, % 0.45 PA'nın altındaki, ancak güneş ışığı ve çamur içermeyen M. aeruginosa örneğidir . Bu örneklerden elde edilen sonuçlar Şekil 5'te gösterilmektedir .. Güneş ışığı veya çamurla verilen numunelerdeki çoğu fenol, kontrol numunesine göre daha fazla azalabilir ve çamurun etkisi, fenollerin azalması için güneş ışığından daha iyidir. Bu sonuçlara birkaç faktörün neden olduğu sonucuna vardık. İlk olarak, güneş ışığı fenollerin bozunmasını ve buharlaşmasını teşvik etti. İkinci olarak, çamurdaki toprak bazı fenollerle reaksiyona girmiş veya bazı fenolleri adsorbe etmiştir. Üçüncüsü, çamurdaki mikroorganizmalar bazı fenolleri tüketmiştir. Hem güneş ışığı hem de çamur içeren numunedeki sonuçları anlamak zor değildir. Bu örnekteki fenollerin çoğu daha da azaldı ve en düşük fenol konsantrasyonlarını sundu. Daha sonra, monitörün fenol konsantrasyonu, hem güneş ışığı hem de çamur içeren numunedeki 70 saatlik güneş ışığına maruz kalma süresine uzatıldı ve zaman eğrilerine göre konsantrasyon Şekil S2'de gösterilmektedir .. Doğal ortamı simüle eden numunedeki tüm fenollerin konsantrasyonlarının 30 saat güneş ışığına maruz kaldıktan sonra platoya ulaştığı ve konsantrasyonların 70 saat sonra 0'a yakın olduğu açıkça görülebilir. Bu nedenle, artık fenol konsantrasyonları başlangıçta yüksektir ve güneş ışığı ve çamurun bulunduğu ortamda hızla azalır. Siyanobakteri çiçeklenmesi için dünya çapında bir tedavi yöntemi olarak kullanılmadan önce, ekotoksikolojik değerlendirmesi ve siyanobakterilerin çiçeklenme tedavisinden sonra diğer siyanobakteriler, suda yaşayan organizmalar ve insan faaliyetleri üzerindeki etkisinin araştırılması gerekir.
        1. İndir: Yüksek çözünürlüklü görüntüyü indirin (1MB)
        2. İndir: Tam boyutlu resmi indirin

        Şekil 5 . M. aeruginosa numunelerindeki fenol konsantrasyonları, farklı koşullar altında farklı güneş ışığına maruz kalma sürelerinde% 0.45 PA ile muamele edilmiştir. (A) fenol, (B) m-kresol, (C) o-kresol, (D) katekol, (E) 2,4-dimetilfenol ve (F) guaiacol. Hata çubukları, ölçümlerin standart sapmalarını temsil eder (n = 3). 4 . Sonuç

        Piroligneöz asidin (PA) M. aeruginosa'ya uzaklaştırılma etkinliği, % 0.45 PA varlığında% 90'a kadar ulaşabilir ve M. aeruginosa büyümesinin inhibisyonu en az 40 güne kadar uzayabilir. Hem organik asitler hem de fenoller, M. aeruginosa gideriminde fonksiyonel içeriklerdir ve asetik asit en önemlisidir. Zeta potansiyel analizi ve morfoloji çalışması, hücrelerin hasarının M. aeruginosa'nın flokülasyonuna ve tortusuna hakim olduğunu göstermektedir.düşük PA konsantrasyonu altında (<% 0,7) ve artan PA (%% 0,7), zeta potansiyelinin sıfıra doğru bir eğilimi ile sonuçlandı, böylece herhangi bir "kalkan" ortadan kalktı ve topaklanmayı tetikledi. Doğal ortamı simüle etmek için gölün güneş ışığının ve çamurun eklenmesiyle, fenoller 70 saat güneş ışığına maruz kaldıktan sonra 0'a yaklaşabilir. Siyanobakteri çiçeklenmesi için dünya çapında bir tedavi yöntemi olarak kullanılmadan önce, ekotoksikolojik değerlendirmesi ve siyanobakterilerin çiçeklenme tedavisinden sonra diğer siyanobakteriler, suda yaşayan organizmalar ve insan faaliyetleri üzerindeki etkisinin araştırılması gerekir. Kredi yazar beyanı

        Yunyun Zhu ve Sheng Cheng: Kavramsallaştırma, Biçimsel analiz, Araştırma, Metodoloji, Yazma - orijinal taslak; Yazma - gözden geçirme ve düzenleme. Ping Wang: Biçimsel analiz, Metodoloji. Hanyang Chen: Metodoloji. Xueru Zhang: Metodoloji. Lanhua Liu: Metodoloji. Xueliang Li: Denetim, Yazma - inceleme ve düzenleme. Yunsheng Ding: Finansman edinimi, Metodoloji, Kaynaklar, Denetim, Yazma - inceleme ve düzenleme. Rekabet eden menfaat beyanı

        Yazarlar, bu yazıda bildirilen çalışmayı etkilemiş gibi görünen, bilinen rakip mali çıkarları veya kişisel ilişkileri olmadığını beyan ederler. Teşekkür

        Bu çalışma, Çin Ulusal Doğa Bilimleri Vakfı (No. 31501576 , 51673056 , 51903002 ), Anhui Eğitim Departmanı Doğal Bilimler Vakfı (No. KJ 2019A0774 ), Anhui Eyaleti'nin başlıca bilim ve teknoloji projeleri (No. 201903a05020027 , JZ2019AKKZ0468) tarafından desteklenmiştir. ) ve Anhui eyaletinin Üniversite İşbirliğine Dayalı İnovasyon Projesi (No. GXXT-2019-017 ). Ek A . Yardımcı veriler

        Aşağıda, bu makaleye ek veriler yer almaktadır:İndirin: Word belgesini indirin (225 KB)

        Multimedya bileşeni 1 . Referanslar

        Ahmad vd., 2011 AL Ahmad , NH Mat Yasin , CJC Derek , JK Lim
        Kitosan kullanılarak mikroalg pıhtılaşma sürecinin optimizasyonu
        Chem. Müh. J. , 173 ( 3 ) ( 2011 ) , s. 879 - 882
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Bai vd., 2019 Y. Bai , W. Hu , Z. Jian , W. Qi , Y. Chang , Y. Huo , K. Liao , J. Qu
        Siyanobakteriyel çiçek açan göl suyunu ve salınan Mn (II) 'yi aynı anda işlemek için KMnO 4 ön oksidasyonunu ve biyolojik olarak güçlendirilmiş kum filtrasyonunu birleştirmek
        Separ. Purif. Technol. , 228 ( 2019 ) , s. 115765
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Benzon ve Lee, 2017 HRL Benzon , SC Lee
        Piroligneöz asitler, hardal kullanarak ağır metalle kirlenmiş toprakların fitoremediasyonunu artırır.
        Commun. Soil Sci. Bitki Anal. , 48 ( 17 ) ( 2017 ) , s. 2061 - 2073
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Chen vd., 2019 M. Chen , LL Tian , CY Ren , CY Xu , YY Wang , L. Li
        Microcystis aeruginosa'nın çiçek açan bir suşunda hücre dışı polisakkarit sentezi : kolonizasyon ve kaldırma kuvveti için çıkarımlar
        Sci. Rep. , 9 ( 2019 )
        Google Scholar Estrada-Arriaga ve diğerleri, 2016 EB Estrada-Arriaga , JA Zepeda-Aviles , L. García-Sánchez
        Gerçek petrol rafinerisi atık sularının foto-ferrioksalat kullanılarak yüksek konsantrasyonlarda fenollerle son arıtımı ve Fenton'un membran proses adımı ile reaksiyonu
        Chem. Müh. J. , 285 ( 2016 ) , s.508 - 516
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Fan vd., 2018a G. Fan , J. Zhou , X. Zheng , W. Chen
        Bakır bazlı MOF'ler tarafından Microcystis aeruginosa'nın büyüme inhibisyonu : algal hücreler üzerinde performans ve fizyolojik etki
        Appl. Organomet. Chem. , 32 ( 12 ) ( 2018 ) , Makale e4600
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Fan ve diğerleri, 2018b J. Fan , Y.-b. Hu , X.-y. Li
        Siyanobakterilerin sudan etkili bir şekilde uzaklaştırılması için magnezyum hidroksit ile kaplanmış nano ölçekli sıfır değerlikli demir
        ACS Sustain. Chem. Müh. , 6 ( 11 ) ( 2018 ) , s. 15135 - 15142
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Gonzalez-Torres ve diğerleri, 2014 A. Gonzalez-Torres , J. Putnam , B. Jefferson , RM Stuetz , RK Henderson
        Metal tuzları ile koagülasyon üzerine üretilen Microcystis aeruginosa floklarının fiziksel özelliklerinin incelenmesi
        Su Res. , 60 ( 2014 ) , s. 197 - 209
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Gu vd., 2018 N. Gu , X. Meng , J. Gao , K. Wang , P. Zhao , H. Qin
        SnO 2 çıkarma ve inhibisyon için -montmorillonite bileşik , Microcystis aeruginosa , UV-ışığı ile desteklenmektedir
        Prog. Nat. Sci .: Materials International , 28 ( 3 ) ( 2018 ) , s.281 - 287
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Gu vd., 2020 P. Gu , Q. Li , W. Zhang , Z. Zheng , X. Luo
        Farklı metal iyonlarının (Ca, Cu, Pb, Cd) siyanobakteriyel çiçeklenmelerin oluşumu üzerindeki etkileri
        Ecotoxicol. Environ. Saf. , 189 ( 2020 ) , s. 109976
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Han vd., 2013 J. Han , B.-s. Jeon , N. Futatsugi , H.-D. Park
        Alum pıhtılaşmasının toksik Microcystis ve diğer siyanobakterilerle ilgili organizmaların mikrokozm deneylerinde göl içi arıtımı için etkisi
        Ecotoxicol. Environ. Saf. , 96 ( 2013 ) , s. 17 - 23
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Ho vd., 2012 L. Ho , J. Dreyfus , J. Boyer , T. Lowe , H. Bustamante , P. Duker , T. Meli , G. Newcombe
        Su arıtma çamur yönetimi süreçlerinde siyanobakterilerin ve metabolitlerinin akıbeti
        Sci. Total Environ. , 424 ( 2012 ) , s. 232 - 238
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Kumar vd., 2019 P. Kumar , K. Hegde , SK Brar , M. Cledon , A. Kermanshahi-pour
        İçme suyundan siyanotoksinin uzaklaştırılması için biyolojik yaklaşımların potansiyeli: bir inceleme
        Ecotoxicol. Environ. Saf. , 172 ( 2019 ) , s. 488 - 503
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Laszakovits ve MacKay, 2019 JR Laszakovits , AA MacKay
        Siyanotoksinlerin potasyum permanganat ile uzaklaştırılması: doğal su bileşenlerinden rekabeti dahil etme
        Su Res. , 155 ( 2019 ) , s. 86 - 95
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Li vd., 2018 P. Li , L. Wang , H. Liu , R. Li , M. Xue , G. Zhu
        Kolay sol-jel köpürtme , Microcystis aeruginosa tedavisi için yeni fotokatalizörler olarak nano köpük Bi 2 Mo 3 O 12 sentezledi
        Mater. Res. Boğa. , 107 ( 2018 ) , s. 8 - 13
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Li vd., 2019 Z. Li , L. Wu , S. Sun , J. Gao , H. Zhang , Z. Zhang , Z. Wang
        Escherichia coli, toksik ağır metaller ve odun sirkesi ile modifiye edilmiş zeolit ​​ile arsenik için dezenfeksiyon ve temizleme performansı
        Ecotoxicol. Environ. Saf. , 174 ( 2019 ) , s. 129 - 136
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Loo vd., 2008 A. Loo , K. Jain , I. Darah
        Piroligneöz asit, Rhizophora apiculata'dan izole edilen bileşiklerin antioksidan aktivitesi
        Food Chem. , 107 ( 3 ) ( 2008 ) , s. 1151 - 1160
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Loo vd., 2007 AY Loo , K. Jain , I. Darah
        Bir mangrov bitkisi olan Rhizophora apiculata'dan piroligneöz asidin antioksidan ve radikal temizleme aktiviteleri
        Food Chem. , 104 ( 1 ) ( 2007 ) , s. 300 - 307
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Lu vd., 2015 H. Lu , MS Lashari , X. Liu , H. Ji , L. Li , J. Zheng , GW Kibue , S. Joseph , G. Pan
        Orta Çin'den tuzlu bir toprakta biyokömür gübre kompostu ve piroligneöz çözelti değişikliği ile toprak mikrobiyal topluluk yapısı ve enzim aktivitesindeki değişiklikler
        Avro. J. Soil Biol. , 70 ( 2015 ) , s. 67 - 76
        makalePDF İndirCrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Lucena-Silva ve diğerleri, 2019 Dd Lucena-Silva , J. Molozzi , JdS Severiano , V. Becker , JEd Lucena Barbosa
        Yarı kurak ötrofik sularda fosfor, siyanobakteriler ve siyanotoksinlerin "flok & lavabo" azaltma tekniği ile uzaklaştırma verimliliği
        Su Res. , 159 ( 2019 ) , s. 262 - 273
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Ma vd., 2011 X. Ma , Q. Wei , S. Zhang , L. Shi , Z. Zhao
        Ceviz kabuğu piroligneöz asitten organik asitlerin ve fenollerin izolasyonu ve biyoaktiviteleri
        J. Anal. Appl. Pirol. , 91 ( 2 ) ( 2011 ) , s. 338 - 343
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Nagayama ve diğerleri, 2003 K. Nagayama , T. Shibata , K. Fujimoto , T. Honjo , T. Nakamura
        Kahverengi alg Ecklonia kurome'dan florotanninlerin kırmızı gelgit mikroalgleri üzerindeki algisidal etkisi
        Su Ürünleri , 218 ( 1 ) ( 2003 ) , s. 601 - 611
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Novotny ve diğerleri, 2009 EH Novotny , MHB Hayes , BE Madari , TJ Bonagamba , ERd Azevedo , AAd Souza , G. Song , CM Nogueira , AS Mangrich
        Toprak ıslahı için odun kömürünün kullanılması için Amazon bölgesindeki Terra Preta de Índios'tan dersler
        J. Braz. Chem. Soc. , 20 ( 2009 ) , s. 1003 - 1010
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Oliveira vd., 2019 HR Oliveira , ID Bassin , MC Cammarota
        Aspergillus Nijer peletleri ile siyanobakterilerin biyoflokülasyonu: karbon takviyesinin etkileri, pelet çapı ve biyokütle yoğunlaştırmasındaki diğer faktörler
        Bioresour. Technol. , 294 ( 2019 ) , s. 122167
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Oramahi ve Yoshimura, 2013 HA Oramahi , T. Yoshimura
        Vitex pubescens Vahl kaynaklı odun sirkesinin antifungal ve antitermitik aktiviteleri
        J. Wood Sci. , 59 ( 4 ) ( 2013 ) , s. 344 - 350
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Pan vd., 2012 G. Pan , L. Dai , L. Li , L. He , H. Li , L. Bi , RD Gulati
        Ötrofik göllerde modifiye edilmiş toprak / kum flokülasyonu kapatma kullanılarak üstteki suya çökelmiş alg ve besin salınımının toplanmasının azaltılması
        Environ. Sci. Technol. , 46 ( 9 ) ( 2012 ) , s.5077 - 5084
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Peng vd., 2018 L. Peng , L. Lei , L. Xiao , B. Han
        Kırmızı toprak bazlı bir flokülant ile siyanobakteriyel uzaklaştırma ve zooplankton üzerindeki etkisi: Çin'deki tropikal bir rezervuarda derin muhafazalarla yapılan bir deney
        Environ. Sci. Kirlilik. Kontrol Ser. , 26 ( 2018 ) , s. 30663 - 30674
        Google Scholar Qian vd., 2010 H. Qian , S. Yu , Z. Sun , X. Xie , W. Liu , Z. Fu
        Microcystis aeruginosa'da bakır sülfat, hidrojen peroksit ve N-fenil-2-naftilaminin oksidatif stres ve genlerin ekspresyonu üzerindeki etkileri fotosentez ve mikrokistin dispozisyonu
        Aquat. Toxicol. , 99 ( 3 ) ( 2010 ) , s. 405 - 412
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Rasmussen ve diğerleri, 2008 B. Rasmussen , İR Fletcher , JJ Brocks , MR Kilburn
        Ökaryotların ve siyanobakterilerin ilk görünümünü yeniden değerlendirme
        Nature , 455 ( 2008 ) , s. 1101
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Raza vd., 2019 W. Raza , J. Lee , N. Raza , Y. Luo , K.-H. Kim , J. Yang
        Fenolik bileşiklerin membran bazlı teknolojilere dayalı endüstriyel atık sudan uzaklaştırılması
        J. Ind. Eng. Chem. , 71 ( 2019 ) , s. 1 - 18
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Reis vd., 2011 MTA Reis , OMF Freitas , S. Agarwal , LM Ferreira , MRC Ismael , R. Machado , JMR Carvalho
        Sulu çözeltilerden fenollerin emülsiyon sıvı membranları ile uzaklaştırılması
        J. Tehard Mater. , 192 ( 3 ) ( 2011 ) , s. 986 - 994
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Sangolkar ve diğerleri, 2006 LN Sangolkar , SS Maske , T. Chakrabarti
        Mikrokistinleri (peptit hepatotoksinleri) ve mikrokistin üreten siyanobakterileri belirleme yöntemleri
        Su Res. , 40 ( 19 ) ( 2006 ) , s. 3485 - 3496
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Sartory ve Grobbelaar, 1984 DP Sartory , JU Grobbelaar
        Spektrofotometrik analiz için tatlı su fitoplanktonundan klorofil a ekstraksiyonu
        Hydrobiologia , 114 ( 3 ) ( 1984 ) , s. 177 - 187
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Song vd., 2018 J. Song , X. Wang , J. Ma , X. Wang , J. Wang , S. Xia , J. Zhao
        Microcystis aeruginosa ve Microcystin-LR'nin görünür ışık ışınlaması altında bir grafitik-C 3 N 4 / TiO 2 yüzen fotokatalizör kullanılarak uzaklaştırılması
        Chem. Müh. J. , 348 ( 2018 ) , s.380 - 388
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Souza ve diğerleri, 2012 JBG Souza , N. Re-Poppi , JL Raposo
        Tarımda kullanılan piroligneöz asidin gaz kromatografisi-kütle spektrometresi ile karakterizasyonu
        J. Braz. Chem. Soc. , 23 ( 4 ) ( 2012 ) , s. 610 - 617
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Sun vd., 2013 F. Sun , H.-Y. Pei , W.-R. Hu , X.-Q. Li , C.-X. Anne , R.-T. Pei
        Microcystis aeruginosa'nın PACl koagülasyon ve flok depolama süreçlerinde hücre hasarı
        Separ. Purif. Technol. , 115 ( 2013 ) , s. 123 - 128
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Surkatti ve Al-Zuhair, 2018 R. Surkatti , S. Al-Zuhair
        Fenolik bileşiklerin uzaklaştırılması için mikroalg yetiştiriciliği
        Environ. Sci. Kirlilik. Kontrol Ser. , 25 ( 34 ) ( 2018 ) , s. 33936 - 33956
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Wang vd., 2018a X. Wang , X. Wang , Z. Wei , S. Zhang
        Titanyum kserojel pıhtılaştırıcı ile toksik ikincil metabolitlerin kontrollü salımı ile siyanobakterilerin güçlü bir şekilde uzaklaştırılması
        Su Res. , 128 ( 2018 ) , s. 341 - 349
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Wang vd., 2018b X. Wang , Y. Zhao , X. Jiang , Y. Wang , H. Li , L. Wang , W. Liang
        Microcystis aeruginosa'nın modifiye tanen kullanılarak flokülasyondan sonra büyümesi ve fizyolojik aktivitesi
        Int. Biyolojik. Biodegrad. , 133 ( 2018 ) , s. 180 - 186
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Wei vd., 2010 Q. Wei , X. Ma , J. Dong
        Ceviz ağacı dallarından piroligne asitlerin hazırlanması, kimyasal bileşenleri ve antimikrobiyal aktivitesi
        J. Anal. Appl. Pirol. , 87 ( 1 ) ( 2010 ) , s. 24 - 28
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Xiong vd., 2017 W. Xiong , Y. Tang , C. Shao , Y. Zhao , B. Jin , T. Huang , Y. Miao , L. Shu , W. Ma , X. Xu , R. Tang
        Nanosilika kullanarak siyanobakteriyel çoğalmaların önlenmesi: biyomineralizasyondan ilham alan bir strateji
        Environ. Sci. Technol. , 51 ( 21 ) ( 2017 ) , s. 12717 - 12726
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Xu vd., 2018 J. Xu , Y. Zhao , B. Gao , Q. Zhao
        Ti bazlı pıhtılaştırıcı ile gelişmiş yosun giderme: geleneksel Al ve Fe bazlı pıhtılaştırıcılarla karşılaştırma
        Environ. Sci. Kirlilik. Kontrol Ser. , 25 ( 13 ) ( 2018 ) , s. 13147 - 13158
        CrossRefKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Xu vd., 2006 S. Xu , J. Chen , D. Cao
        Odun sirkesindeki bileşenlerin analizi
        Guangzhou Kimya , 31 ( 3 ) ( 2006 ) , s. 28 - 31
        Kaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar Zhang vd., 2019 R. Zhang , F. Qi , C. Liu , Y. Zhang , Y. Wang , Z. Song , J. Kumirska , D. Sun
        Çin'deki çeşitli göllerde siyanobakteriler türetilmiş tat ve koku özellikleri: songhua gölü, Chaohu Gölü ve taihu gölü
        Ecotoxicol. Environ. Saf. , 181 ( 2019 ) , s. 499 - 507
        makalePDF İndirKaydı Scopus'ta GörüntüleGoogle Scholar

        Yorum yap


        • #5
          Kümes hayvanlarının simüle edilmiş bir gastrointestinal kanalında Salmonella'ya karşı terapötik bir ajan olarak piroligneöz asidin değerlendirilmesi


          Brezilya Mikrobiyoloji Dergisi Ses 51 , sayfaları1309–1316 ( 2020 ) Bu makaleden alıntı yapınÖz

          Piroligneöz asit (PA), kümes hayvanlarında terapötik antibiyotiklere potansiyel bir alternatif olarak değerlendirildi. PA'nın antimikrobiyal aktivitesi sıvının asidik pH (2.0) ve nötr pH (7.0) değerlerinde Salmonella enterica ve Lactobacillus acidophilus'a karşı incelenmiştir . Asidik PA, S. enterica'ya karşı% 0.8 (h / h) ve% 1.6 (h / h) bir MIC değeri verdi ve nötrleştirilmiş PA,% 1.6 (v / v) ve% 3.2 (v / v) MİK değeri verdi. ve L. acidophilus sırasıyla. Asidik PA, çekal mikroflora ve fermantasyon profili üzerindeki etkisini incelemek için simüle edilmiş bir kümes hayvanı sindirim sisteminde ve çekal fermantasyonda farklı konsantrasyonlarda değerlendirildi. % 1,6 (h / h) konsantrasyondaki PA, S. enterica'yı tamamen inhibe etti .ve ayrıca kontrole kıyasla laktobasil sayısı üzerinde benzer bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur ( p  = 0.17). Ek olarak, bu konsantrasyondaki PA'nın 24 saatlik çekal fermentasyondan sonra asetik asit üretimi üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığı bulundu ( p  = 0.20).
          Grafiksel özet

          Bu, kurumunuz aracılığıyla erişim olan abonelik içeriğinin bir önizlemesidir . Kısaltmalar

          GIT: Gastrointestinal sistem PA: Pyroligneous asit SCFA: Kısa zincirli yağ asitleri GC-MS: Gaz kromatografisi-kütle spektrometresi MIC: Minimum engelleyici konsantrasyon BHI: Beyin kalp infüzyonu BAYAN: De Man, Rogosa ve Sharpe BPLS: Parlak yeşil fenol kırmızısı laktoz sakaroz ANOVA: Varyans analizi Referanslar

          1. 1.
            Yang Y, Tellez G, Latorre JD, Ray PM, Hernandez X, Hargis BM, Ricke SC, Kwon YM (2018) Salmonella, kümes hayvanlarında Salmonella'yı hariç tutuyor: geleneksel ve barkod etiketleme yaklaşımlarını kullanarak eski bir paradigmanın doğrulanması. Ön Vet Sci 5: 101. https://doi.org/10.3389/fvets.2018.00101

            makale PubMed PubMed Central Google Scholar
          2. 2.
            Grant AQ, Hashem F, Parveen S (2016) Salmonella ve campylobacter: kümes hayvanlarında antimikrobiyal direnç ve bakteriyofaj kontrolü. Food Microbiol 53 (Bölüm B): 104–109. https://doi.org/10.1016/j.fm.2015.09.008

            makale Google Scholar
          3. 3.
            Klasing K (1998) Bulaşıcı hastalıklara karşı direncin beslenme modülasyonu. Poult Sci 77 (8): 1119-1125

            CAS makale Google Scholar
          4. 4.
            Vandeplas S, Dauphin RD, Beckers Y, Thonart P, Thewis A (2010) Tavukta Salmonella: çiftlik düzeyinde kontaminasyonu azaltmak için mevcut ve gelişen stratejiler. J Food Prot 73 (4): 774–785. https://doi.org/10.4315/0362-028X-73.4.774

            CAS makale Google Scholar
          5. 5.
            Card RM, Cawthraw SA, Nunez-Garcia J, Ellis RJ, Kay G, Pallen MJ, Woodward MJ, Anjum MF (2017) Bir in-vitro tavuk bağırsağı modeli, Salmonella'dan kommensal Escherichia coli'ye çoklu ilaç direnci plazmidinin transferini gösterir . MBio 8 (4): e00777 – e00717. https://doi.org/10.1128/mBio.00777-17

            makale PubMed PubMed Central Google Scholar
          6. 6.
            Suresh G, Das RK, Kaur Brar S, Rouissi T, Avalos Ramirez A, Chorfi Y, Godbout S (2018) Kanatlı yeminde antibiyotiklere alternatifler: moleküler bakış açıları. Crit Rev Microbiol 44 (3): 318–335. https://doi.org/10.1080/1040841X.2017.1373062

            CAS makale Google Scholar
          7. 7.
            Eeckhaut V, Wang J, Van Parys A, Haesebrouck F, Joossens M, Falony G, Raes J, Ducatelle R, Van Immerseel F (2016) Probiyotik Butyricicoccus pullicaecorum, yem dönüşümünü azaltır ve piliçlerde potansiyel olarak zararlı bağırsak mikroorganizmaları ve nekrotik enteritten korur . Ön Microbiol 7: 1416. https://doi.org/10.3389/fmicb.2016.01416

            makale PubMed PubMed Central Google Scholar
          8. 8.
            Samanya M, Ke Y (2001) Tavuklarda bağırsak villuslarının morfolojik değişiklikleri, odun sirkesi bileşikleri de dahil olmak üzere diyet odun kömürü tozunu besledi. J Poult Sci 38 (4): 289–301. https://doi.org/10.2141/jpsa.38.289

            CAS makale Google Scholar
          9. 9.
            Youn B, Nam K, Chang K, Hwang S, Choe I (2005) Eski tabakanın et kalitesinin iyileştirilmesi için odun sirkesi ilavesinin etkileri. Korece J Poult Sci 32 (2): 101–106

            Google Scholar
          10. 10.
            Grewal A, Abbey L, Gunupuru LR (2018) Piroligne asidin tarımda üretimi, beklentileri ve potansiyel uygulaması. J Anal Appl Pyrolysis 135: 152–159. https://doi.org/10.1016/j.jaap.2018.09.008

            CAS makale Google Scholar
          11. 11.
            Mathew S, Zakaria ZA (2015) Pyroligneous acid - bitki biyokütlesinden dumanlı asidik sıvı. Appl Microbiol Biotechnol 99 (2): 611–622. https://doi.org/10.1007/s00253-014-6242-1

            CAS makale Google Scholar
          12. 12.
            Watarai S (2005) Salmonella enterica serovar Enteritidis'in, ağaç sirkesi sıvısı (Nekka-Rich) içeren kabuğundan aktif kömürü besleyerek evcil kümes hayvanlarında taşınmasını ortadan kaldırma. Poult Sci 84 (4): 515–521. https://doi.org/10.1093/ps/84.4.515

            CAS makale Google Scholar
          13. 13.
            Roy C, Blanchette D, de Caumia B (2000) Biyokütlenin biyoyakıtlara ve kimyasallara dönüştürülmesi için Pyrocycling (TM) işleminin endüstriyel ölçekte gösterimi. Birinci Dünya Enerji ve Sanayi için Biyokütle Konferansı ve Sergisi'nde sunulmuş bildiri, Sevilla, İspanya, 5-9 Haziran 2000
          14. 14.
            Suresh G, Pakdel H, Rouissi T, Brar SK, Fliss I, Roy C (2019) Yumuşak ağaç karışımından piroligneöz asidin antimikrobiyal etkinliğinin in vitro değerlendirmesi. Biotechnol Res Innov 3 (1): 47–53. https://doi.org/10.1016/j.biori.2019.02.004

            makale Google Scholar
          15. 15.
            Fernandez B, Le Lay C, Jean J, Fliss I (2013) Simüle kolonik koşullar altında probiyotik adaylar tarafından büyüme, asit üretimi ve bakteriyosin üretimi. J Appl Microbiol 114 (3): 877–885. https://doi.org/10.1111/jam.12081

            CAS makale Google Scholar
          16. 16.
            Meimandipour A, Shuhaimi M, Hair-Bejo M, Azhar K, Kabeir BM, Rasti B, Yazid AM (2009) Broyler çekal içeriğinin in vitro fermantasyonu: laktobasil ve pH değerinin mikrobiyota bileşimi ve son ürün fermantasyonu üzerindeki rolü. Lett Appl Microbiol 49 (4): 415–420. https://doi.org/10.1111/j.1472-765X.2009.02674.x

            CAS makale Google Scholar
          17. 17.
            Donalson LM, Kim WK, Chalova VI, Herrera P, McReynolds JL, Gotcheva VG, Vidanović D, Woodward CL, Kubena LF, Nisbet DJ, Ricke SC (2008) Tavuk cekal bakterilerinin fruktooligosakkarit prebiyotiklerinin kombinasyonlarına in vitro fermantasyon yanıtı yonca veya bir katman rasyonu. Poult Sci 87 (7): 1263–1275. https://doi.org/10.3382/ps.2007-00179

            CAS makale Google Scholar
          18. 18.
            Suresh G, Santos DU, Rouissi T, Brar SK, Mehdi Y, Godbout S, Chorfi Y, Ramirez AA (2019) Kanatlı hayvanlarda yem antibiyotiklerine potansiyel bir alternatif olarak bir enzim formülasyonunun üretimi ve in vitro değerlendirmesi. Process Biochem 80: 9–16. https://doi.org/10.1016/j.procbio.2019.01.023

            CAS makale Google Scholar
          19. 19.
            Giannenas I, Papaneophytou C, Tsalie E, Triantafillou E, Tontis D, Kontopidis G (2014) Benzoik asit ve uçucu yağ bileşiklerinin proteaz ile kombinasyon halinde tavukların performansı üzerindeki etkileri. J Anim Feed Sci 23 (1): 73–81

            makale Google Scholar
          20. 20.
            Lei F, Yin Y, Wang Y, Deng B, Yu HD, Li L, Xiang C, Wang S, Zhu B, Wang X (2012) Uçucu yağ asitlerinin in vitro olarak tavuk bağırsağı mikrobiyotaları tarafından insan bağırsağından daha yüksek düzeyde üretimi fonksiyonel analizlerle belirlenen mikrobiyotalar. Appl Environ Microbiol 78 (16): 5763–5772. https://doi.org/10.1128/AEM.00327-12

            CAS makale PubMed PubMed Central Google Scholar
          21. 21.
            Stefanidis SD, Kalogiannis KG, Iliopoulou EF, Michailof CM, Pilavachi PA, Lappas AA (2014) Selüloz, hemiselüloz ve ligninin pirolizi yoluyla lignoselülozik biyokütle pirolizi üzerine bir çalışma. J Anal Appl Pyrolysis 105: 143–150. https://doi.org/10.1016/j.jaap.2013.10.013

            CAS makale Google Scholar
          22. 22.
            Rattanawut J, Todsadee A, Ke Y (2017) Sirke takviyesi de dahil olmak üzere bambu kömür tozunun performans, yumurta kabuğu kalitesi, bağırsak villuslarındaki değişiklikler ve yaşlı yumurtlayan tavukların bağırsak patojenik bakteri popülasyonları üzerindeki etkileri. Ital J Anim Sci 16 (2): 259–265. https://doi.org/10.1080/1828051X.2017.1283544

            CAS makale Google Scholar
          23. 23.
            Hou X, Qiu L, Luo S, Kang K, Zhu M, Yao Y (2018) Eucommia ulmoides Olivers dallarından elde edilen farklı piroliz sıcaklık aralıklarında odun sirkelerinin kimyasal bileşenleri ve antimikrobiyal aktivitesi. RSC Adv 8 (71): 40941–40949. https://doi.org/10.1039/C8RA07491G

            CAS makale Google Scholar
          24. 24.
            Oramahi HA, Yoshimura T, Diba F, Setyawati D (2018) Palmiye ağacından ağaç sirkesinin antifungal ve antitermitik aktiviteleri. J Wood Sci 64 (3): 311–317. https://doi.org/10.1007/s10086-018-1703-2

            CAS makale Google Scholar
          25. 25.
            Xu H, Zhao J, Yang J, Xie J, Zhang N, Jiang J (2020) Elma ve armut odun sirkesi bileşenlerinin Pleurotus ostreatus miselyum büyümesi üzerindeki etkileri. BioResources 15 (2): 2961–2970. https://doi.org/10.15376/biores.15.2.2961-2970

            CAS makale Google Scholar
          26. 26.
            Fagernäs L, Kuoppala E, Tiilikkala K, Oasmaa A (2012) Huş ağacı yavaş piroliz ürünlerinin kimyasal bileşimi. Energy Fuel 26 (2): 1275–1283. https://doi.org/10.1021/ef2018836

            CAS makale Google Scholar
          27. 27.
            Li R, Narita R, Nishimura H, Marumoto S, Yamamoto SP, Ouda R, Yatagai M, Fujita T, Watanabe T (2017) Sert ağaç, yumuşak ağaç ve bambudan piroligne asitteki fenolik türevlerin antiviral aktivitesi. ACS Sustain Kimya Müh 6 (1): 119–126. https://doi.org/10.1021/acssuschemeng.7b01265

            CAS makale Google Scholar
          28. 28.
            Butt D (2006) Radiata çamının düşük sıcaklıkta hızlı pirolizinden fenollerin oluşumu (Pinus radiata): bölüm II. Moleküler oksijen ve substrat suyunun etkileşimi. J Anal Appl Pyrolysis 76 (1): 48–54. https://doi.org/10.1016/j.jaap.2005.01.009

            CAS makale Google Scholar
          29. 29.
            Wei Q, Ma X, Dong J (2010) Ceviz ağacı dallarından piroligneöz asitlerin hazırlanması, kimyasal bileşenleri ve antimikrobiyal aktivitesi. J Anal Appl Pyrolysis 87 (1): 24–28. https://doi.org/10.1016/j.jaap.2009.09.006

            CAS makale Google Scholar
          30. 30.
            Harada K, Iguchi A, Yamada M, Hasegawa K, Nakata T, Hikasa Y (2013) Evcil hayvanlardan patojenik bakterilere karşı bambu piroligneöz asidin maksimum inhibe edici seyreltmelerinin belirlenmesi: in vitro bir çalışma. J Vet Adv 3 (11): 300–305

            Google Scholar
          31. 31.
            Abas FZ, Zakaria ZA, Ani FN (2018) Palmiye yağı liflerinden optimize edilmiş mikrodalga destekli piroligne asidin antimikrobiyal özellikleri. J Appl Pharm Sci 8 (07): 65–71. https://doi.org/10.7324/JAPS.2018.8711

            CAS makale Google Scholar
          32. 32.
            Choi JY, Shinde PL, Kwon IK, Song YH, Chae BJ (2009) Odun sirkesinin sütten kesilmiş domuzlarda performans, besin sindirilebilirliği ve bağırsak mikroflorası üzerindeki etkisi. Asya Australas J Anim Sci 22 (2): 267–274. https://doi.org/10.5713/ajas.2009.80355

            CAS makale Google Scholar
          33. 33.
            Wang HF, Gao K, Wang C, Zhang WM, Liu JX (2013) Bambu sirkesi ve asitlendiricinin bir antibiyotik ikame maddesi olarak beslenmesinin sütten kesilmiş domuz yavrularının büyüme performansı ve bağırsak bakteri toplulukları üzerindeki etkileri. Acta Agric Scand A Anim Sci 63 (3): 143–150. https://doi.org/10.1080/09064702.2013.845244

            CAS makale Google Scholar
          34. 34.
            Kupittayanant P, Kupittayanant S (2017) Odun sirkesinin sütten kesilmiş domuzlarda ishalin korunmasına etkileri. Planta Med Int Açık 4 (S 01): Mo-PO-242. https://doi.org/10.1055/s-0037-1608288

            makale Google Scholar
          35. 35.
            Rattanawut J (2013) Bambu sirkesi sıvı takviyesi içeren diyet bambu kömürü tozunun Betong tavuklarında büyüme performansı, dışkı mikroflorası popülasyonu ve bağırsak morfolojisi üzerindeki etkileri. J Poult Sci: 0130109. https://doi.org/10.2141/jpsa.0130109

          Referansları indir Finansman

          Bu çalışma Kanada Doğa Bilimleri ve Mühendislik Araştırma Konseyi (Engage Grant 122842) ve Fonds de recherche du Québec - Nature et teknolojileri (FRQNT Equipe) tarafından desteklenmiştir. Yazar bilgileri

          Üyelikler

          1. Merkez - Eau Terre Environnement, 490, Rue de la Couronne, Québec, QC, G1K 9A9, Kanada

            Gayatri Suresh, Tarek Rouissi ve Satinder Kaur Brar
          2. Pyrovac Inc, 176-2 rue Damase-Breton, Saint-Lambert-de-Lauzon, QC, G0S 2W0, Kanada

            Hooshang Pakdel ve Christian Roy
          3. İnşaat Mühendisliği Bölümü, Lassonde Mühendislik Okulu, York Üniversitesi, North York, Toronto, Ontario, M3J 1P3, Kanada

            Satinder Kaur Brar
          4. Guelph Araştırma ve Geliştirme Merkezi, Bilim ve Teknoloji Şubesi, Tarım ve Tarım-Gıda Kanada, Guelph, Ontario, Kanada

            Moussa Diarra
          Katkılar

          Tüm yazarlar çalışma anlayışına ve tasarımına katkıda bulunmuştur. Materyal hazırlama, veri toplama ve analiz Gayatri Suresh ve Hooshang Pakdel tarafından gerçekleştirildi. Makalenin ilk taslağı Gayatri Suresh tarafından yazıldı ve tüm yazarlar el yazmasının önceki versiyonları hakkında yorum yaptılar. Tüm yazarlar makalenin son halini okudu ve onayladı.

          Yorum yap


          • #6
            Uygulanan Çeltik Toprağının Kimyasal ve Biyolojik Özellikleri Herbisitler ve Piroligneöz Asit
            H. R.L. Benzon1,2, M.R.U. Rubenecia1
            , Jr. V. U. Ultra3
            & Sang Chul Lee1
            1 Uygulamalı Biyolojik Bilimler Okulu, Kyungpook Ulusal Üniversitesi, Daegu, Kore
            2 Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü, UPLB, Kolej, Laguna, Filipinler
            3 Doğa Bilimleri Koleji, Daegu Katolik Üniversitesi, Gyeongsan, Kore
            Yazışma: Sang Chul Lee, Uygulamalı Biyolojik Bilimler Okulu, Kyungpook Ulusal Üniversitesi, Daegu
            702-701, Kore. Tel: 53-950-5713. E-posta: leesc@knu.ac.kr

            Öz
            Bu çalışmada, farklı herbisit x pirolijen asit karışımlarının toprak kimyasal ve biyolojik etkileri üzerine etkisi özellikleri besin bulunabilirliği ve toprak kalitesi üzerindeki potansiyel etkilerini açıklığa kavuşturmak için değerlendirilmiştir. The 100 kat seyreltilmiş odun sirkesinden (100 WV) oluşan sera koşullarında deney yapıldı, % 50 BCB (Bentazon sihalofop-butil),% 100 BCB,% 50 BCB + 100 WV,% 50 BCB + 250 WV ve% 50 BCB + 500 WV, Echinochloa crusgalli'ye karşı uygulanmıştır. Herbisit uygulamasından on gün sonra, kimyasal özellikler değiştirilmiş ve değişiklikler WV seyreltme miktarından etkilenmiştir. Toprak pH'ı yakındı nötr ila hafif alkali birleştiğinde elektrik iletkenliği (EC) azalır. Mevcut toplam karbon fosfor, değiştirilebilir magnezyum, değiştirilebilir sodyum, değiştirilebilir kalsiyum, değiştirilebilir potasyum ve katyon değişim kapasitesi (CEC) kontrole kıyasla nispeten daha düşüktü. BiologTM testi şunu gösterdi: farklı işlemler değişken mikrobiyal aktivite, Shannon-Weaver indeksi ve karbon zenginliği ile sonuçlandı kullanım potansiyeli. Ana bileşen analizi, çıkarılan prensibe göre numunelerin ayrıldığını gösterdi.
            farklı işlem kombinasyonlarından dolayı değişken karbon kullanım potansiyelini gösteren bileşenler. Korelasyon toprak ve mikrobiyal özellikler arasındaki analiz, Ana Bileşen 2'nin, pH ve mevcut P. Diğer yandan, Ana Bileşen 3, toplam C, değişim ile pozitif korelasyona sahipti. CA, Mg, Na ve CEC (sırasıyla 0.475, 0.490, 0.555, 0.489 ve 0.517). Piroligneöz asit uygulaması
            herbisitlerle kombine edildiğinde toprak kimyasal ve biyolojik özelliklerinde besin mevcudiyeti ve genel toprak kalitesi üzerinde benzersiz etkiler.

            Anahtar Kelimeler: bentazon cyhalofop-butyl, BiologTM, pyroligneous asit, toprak kimyasal ve biyolojik özellikleri
            1. Giriş

            Çevresel olarak kalıcı herbisitlerin ve diğer sentetik tarım kimyasallarının sürekli kullanımı toprak ve su kirliliği için büyük riskler. Eşit derecede etkili ve daha az geçerli bir alternatif pestisit çevreye zararlı talep edilmektedir. Piroligneöz asitlerin (PA) bitki ve toprak muamelesi olarak rolü araştırma meraklılarının ilgisini çekti. Piroligneöz asit, yan ürün olarak elde edilen koyu kahverengi bir çözeltidir. odun kömürleşmesi. Piroliz sıvılarında, farklı kaynaklardan çok sayıda madde bulunmuştur. kaynaklar. Asitlerden tespit edilen maddeler, farklı organik bileşik sınıflarına aittir, yani, aldehitler, ketonlar, alkoller, organik asitler, esterler, furan ve piran türevleri, fenolikler, hidrokarbonlar ve Başlıca olanlarının organik asitler ve fenolikler olduğu nitrojen bileşikleri (Souza ve diğerleri, 2012). Bunlar bileşiklerin herbisit etkinliğini arttırdığı bilinmektedir (Kim ve diğerleri, 2001). PA'nın asidik doğası, iyonların toprak değişim kompleksinden yer değiştirmesi üzerinde bir etkiye sahip olabilir. Bir avantaj bu, besin mevcudiyetinin iyileştirilmesi olacaktır. Bununla birlikte, artan yer değiştirme muhtemelen maddelerin toprak profilinden süzülmesi (Jones, 1998; Andrade, 2003). Bu nedenle, Bu tür bir ürünün kullanımının etkisi büyük tarımsal ve çevresel öneme sahiptir ve kesinlikle kimyasalların doğru ve güvenli bir şekilde uygulanmasını desteklemek için gerekli (sentetik veya alternatif tarımsal malzemeler) toprakta. Toprak mikroorganizmaları, toprak-bitki-herbisit-fauna-insan etkileşimlerinde önemli bir rol oynar. Katılıyorlar herbisit bozunması ve aktivitesi, toprak biyolojik aktivitesindeki değişikliklerin biyoindikatörleri olarak hizmet edebilir ve, bazı mikrobiyal türler biyoherbisitler olarak kullanılabilir. Mikrobiyal biyokütle aynı zamanda büyük bir özellikle daha az verimli bölgelerde besinler (Giardina ve diğerleri, 2000). Mikroorganizmalar evre görevi görebilir. Kararsız besinlerin mineralizasyonu sırasında hareketsizlik ve kaynaklar (Garcia-Oliva ve diğerleri, 1998; Stenstrom ve diğerleri, 1998). Topraktaki kimyasal değişikliklerin dolaylı bir sonucu olarak toprak biota aktivitesi uyarılabilir.
            Piroligneöz asitlerin etkisi ile ilgili hiçbir bilimsel bilgi yoktur veya sınırlı değildir. toprak kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerine sentetik herbisitler. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı,
            farklı herbisit ve pirolijen asit karışımlarının toprak kimyasal ve biyolojik üzerindeki birleşik etkisi besin bulunabilirliği ve toprak kalitesi üzerindeki potansiyel etkilerini açıklamak için özellikler.

            2. Yöntemler
            2.1 Deneysel Kurulum

            Deney, Tarımsal Deney İstasyonu ve Araştırma Merkezinde sera koşullarında gerçekleştirildi. Tesis, Ziraat ve Yaşam Bilimleri Fakültesi, Kyungpook Ulusal Üniversitesi, Daegu, Güney Kore. The
            deneysel kurulum, üç tekerrürlü Tamamen Randomize Tasarım (CRD) idi. İşlemler şunlardı: T1-Kontrol, T2-100 WV (100 kat seyreltilmiş odun sirkesi), T3-50% BCB (Bentazone
            cyhalofop-butyl), T4-100% BCB, T5-50% BCB + 100 WV, T6-50% BCB + 250 WV (250-kat seyreltilmiş ahşap sirke) ve T7-50% BCB + 500 WV (500 kat seyreltilmiş odun sirkesi). Herbisit BCB ve WV, püskürtülerek tek başına veya arka arkaya uygulanır. Odun sirkesi (Tablo 1) yerel bir distribütörden temin edildi. Dikim ortamı 1: 1 çeltik ve kumlu topraktan oluşmuştur (ph = 6.69, EC = 72.4 uS / cm). Su derinliği deney süresince toprak yüzeyinde saksılar 3cm'de muhafaza edilmiştir. Tedavi uygulaması şu saatlerde yapıldı: Ahır otunun dikiminden yaklaşık 6 ila 8 gün sonra 2 ila 3 yaprak büyüme aşaması. Deney oldu tedavi uygulamasından 10 gün sonra sonlandırıldı

            Tipik olarak, odun sirkesi düşük molekül ağırlıklı asitler (formik ve asetik), alkoller (metanol) ve toprakta oluşan prototrofik bakteriler için karbon ve enerji kaynağı görevi görebilen aldehitler (Focht, 1999 aktaran Hagner, 2013). Bununla birlikte, yüksek asitlik, metanol ve fenol içeriği, güçlü bakterisidal özelliklere sahiptir. yüksek konsantrasyonda etki. Bu nedenle doğru konsantrasyonda uygulanırsa odun sirkesi toprağı iyileştirebilir. biyolojik özellikler.
            2.2 Toprak Örneği Hazırlama ve Analizi
            Numune alımından hemen sonra, mikrobiyal karakterizasyon için toprak numuneleri 4 ° C'de saklanmıştır. kimyasal analizler için numuneler havada kurutuldu, öğütüldü ve 2 mm'lik elekten geçirildi. Toprak pH ve EC 1: 5 toprak-su oranında belirlenir (Thermo Scientific Orion Star A215 Benchtop pH / EC metre). Toplam organik C bir element analizörü (ThermoFisher Flash 2000) kullanılarak belirlenmiştir. Mevcut P aşağıdaki şekilde belirlendi Pierzynski (2000) tarafından açıklanan yöntem. Hava ile kurutulmuş toprak örnekleri (2.0 g) 20 mL Bray ve Kurtz'a eklenmiştir. P-1 özütleme çözeltisi (0.03 M NH4F içinde 0.025 M HCl) ve mekanik bir çalkalayıcıya (200 veya daha fazla epm) oda sıcaklığında 5 dakika boyunca. Ekstraktlar Whatman No. 42 filtre kağıdından süzüldü ve ICP-MS (PerkinElmer NexION 300X) ile fosfor açısından analiz edildi. Toprak değiştirilebilir bazlar çıkarıldı Brix'e (2008) göre amonyum asetat yöntemi ile. Hava ile kurutulmuş toprak örnekleri (2.0 g) 20 mL'ye eklenmiştir. 1 M NH4OAc ve 2 saat mekanik bir çalkalayıcıya yerleştirildi. Ekstreler Whatman aracılığıyla filtrelendi No. 42 filtre kağıdı ve ayrıca ICP-MS (PerkinElmer NexION 300X) ile analiz edildi. Toprak mikrobiyal aktivitesi BIOLOG EcoMicroPlateTM (Biolog, Hayward, CA, ABD). Toprak numunesi (5 g), 1: 9 (w / v) oranında 0.1 M NaH2P04 solüsyonunda (pH 6) süspanse edildi. Kir süspansiyonu, 0.15 M NaCl ile 1.000 kat seyreltildi ve 100 uL seyreltilmiş süspansiyon, her kuyuya aşılanmıştır. Mikroplakalar 28 ° C'de inkübe edildi ve absorbansları MultiskanTM Go Mikroplaka Spektrometresi (ThermoFisher, ABD) kullanılarak 590 nm optik yoğunluk 6 gün. Ortalama kuyu renk gelişimini (AWCD) hesaplamak için 31 substratın absorbansı kullanıldı ve değerler plakanın inkübasyon periyoduna göre işaretlenmiştir (Ultra ve diğerleri, 2012). Shannon-Weaver bakteri topluluklarının indeksi ve zenginliği, mikroplakanın absorbans okumalarına göre hesaplanmıştır. 96 saat inkübasyondan sonra kuyular.

            2.3 İstatistiksel Analiz
            Zemin özellikleri ile ilgili veriler, varyans analizi (ANOVA) ve ortalama tedaviler arasındaki farklılıklar Fisher's Least Significant Difference (LSD) ile istatistiksel bilgisayar paket programı, R-Yazılım. Öte yandan, AWCD, richness ve Shannon-Weaver endeksi, IBM SPSS Statistics ver kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Windows için 21. Tedavi başına ortalama değerler
            iki yönlü varyans analizi kullanılarak karşılaştırıldı. Tukey’in dürüst olmak gerekirse önemli farkı, önemli farklılıkları belirler (P <0.05). Biolog EcoMicroPlateTM'den gelen optik yoğunluk verileri,
            SPSS kullanılarak temel bileşen analizine tabi tutuldu.

            3. Sonuçlar
            3.1 Toprak Kimyasal Özellikleri

            Tüm muamelelerde gözlemlenen pH nötr ila hafif alkalikti ve kontrole kıyasla nispeten daha düşüktü. % 50 BCB ve% 50 BCB + 250 ile muamele edilmiş topraklarda, kontrole kıyasla pH değerinde gözle görülür düşüş WV. EC,% 100 BCB ile muamele edilmiş topraklarda en yüksekti (Tablo 2). Bununla birlikte, sonuç diğeriyle karşılaştırılabilirdi % 50 BCB hariç tedaviler.
            Toplam C, mevcut P, borsada genel bir eğilim görüldü. Mg, değişim. Na, değişim. Ca, değişim. K ve CEC (Tablo 2) ile kontrol tedavisinde elde edilen en yüksek değerler. Toplam C içeriği açısından önemli bir fark yoktu tedaviler arasında gözlendi. Mevcut P, exchange ile ilgili veriler. Mg, değişim. Na, değişim. Ca, değişim. K ve CEC ortaya çıktı benzer eğilimler. Kontrole kıyasla nispeten daha düşük değerler elde edildi (Tablo 2).,

            Tablo 2. Herbisit ve piroligneöz asit uygulamasının toprak altındaki toprakların kimyasal özelliklerine etkisi sera koşulları




            3.2 Toprak Biyolojik Özellikleri
            Biolog EcoMicroplateTM üzerindeki en yüksek AWCD, 4'ten sonra% 50 BCB + 500 WV işlemi altında gözlenmiştir. yüksek mikrobiyal aktiviteyi gösteren inkübasyon günleri (Şekil 1). Ek olarak, toprak aktivitesinin artması kontrolde mikroorganizmalar da gözlendi. Öte yandan,% 100'de daha düşük AWCD görülmüştür. BCB tedavisi. % 50 BCB + 250 WV'de mikrobiyal aktivitede gözle görülür bir azalma gözlendi. Bu öneriler bu işlem kombinasyonu toprak mikroorganizmalarını sinerjik olarak etkiledi. Shannon-Weaver endeksi açısından, tedaviler arasında gözle görülür farklılıklar yoktu (Şekil 2). Ancak, önemli bir fark şuydu: % 50 BCB işlemine atfedilen zenginlikte gözlemlenmiştir (Şekil 3).




            Şekil 1. Herbisit x piroligneöz asit uygulamasının Ortalama Kuyu Renk Gelişimi (AWCD) Üzerindeki Etkisi Sera koşullarında toprakların Biolog EcomicroplateTM absorbans verilerine dayanır




            Şekil 2. Herbisit x piroligneöz asit uygulamasının Shannon-Weaver indeksi üzerindeki etkisi 96 saatlik inkübasyonda Biolog EcoMicroplateTM absorbans verileri. Aynı harfler önemli olmayan farklılıkları gösterir Tukey’in testine göre (P ≤ 0.05)



            Şekil 3. Herbisit x pyroligneous asit uygulamasından etkilenen toprakların metabolize edilmiş karbon zenginliği 96 saatlik inkübasyonda Biolog EcoMicroplateTM absorbans verileri üzerinde. Aynı harfler anlamlı olmadığını gösterir Tukey testine göre farklılıklar (P ≤ 0.05) 96 saatte Biolog EcoMicroplateTM okumaları, ana bileşen analizine (PCA) tabi tutulmuştur. Karbon kaynağı kullanımına dayalı mikrobiyal fonksiyonel yapının farklılaşma kapsamını belirlemek farklı işlemlerden topraklar arasında. Bu, 3 ana bileşenin (PC) çıkarılmasıyla sonuçlandı sırasıyla PC1, PC2 ve PC3'e karşılık gelen veri varyansına yaklaşık% 25,% 17 ve% 10 katkıda bulunur (Şekil 4). PC1 ve PC2 skorları arasındaki parseller,% 50 BCB + 250 ile işlenmiş toprağı ayırt edebildi. Diğer tedavilerden WV (Şekil 4a). Öte yandan, PC1 ve PC3 skorlarının grafikleri, toprakları kontrolden ve% 50 BCB'yi diğer işlemlerden ayırın (Şekil 4b). Karbon substratları, temel bileşen analizine göre en ağır şekilde yüklendi (Tablo 3). On iki karbon substratlar, PC1 boyunca işlemlerin ayrılmasına katkıda bulundu. Bunların en yüksek kullanımı % 50 BCB + 500 WV işleminde substratlar gözlendi. Karbonhidrat D-mannitol, % 50 BCB + 250 WV muamelesi dışında tüm muamelelerde mikroorganizmalar. Farklı karbon substratı PC2,% 50 BCB + 250 WV tedavi kombinasyonu altında oldukça kullanılan D-sellobiyozdu. The PC3'e özgü substratlar 4-hidroksi benzoik asit, glisil-L-glutamik asit, a-siklodekstrin ve glikojendi, genel olarak, tüm tedavilerde görüldüğü gibi daha az kullanılmıştır.



            Şekil 4. Farklı topraklardaki karbon kaynağı kullanımına dayalı temel bileşen analizi tedaviler (T1 - 100 WV, T2 - Kontrol, T3 -% 50 BCB, T4 -% 100 BCB, T5 -% 50 BCB + 100 WV, T6 -% 50
            BCB + 250 WV ve T7 -% 50 BCB + 500 WV)



            4. Tartışma
            4.1 Toprak Kimyasal Özellikleri

            Deney düzeneği, toprağın suya doygun koşullar altında olduğu bir çeltik toprağı koşulunu taklit etti. Toprak sistemi, su basmasının pH'ı değiştirmede etkili olmadığı ölçüde, genellikle oldukça tamponlanmıştır. su ile tıkanmış toprakta anaerobik koşulların meydana geldiği ve bunun sonucunda fermantasyonun gerçekleştiği bilinmesine rağmen karbonhidratlar, pH'ı asidik tarafa kaydıran asitleri serbest bırakarak oluşur (Taha ve diğerleri, 1967). ek olarak pH'daki düşüş, odun sirkesi ve herbisitlerin asidik yapısına bağlanabilir. Toplam C, mevcut P, ​​exchange'de elde edilen daha düşük değerler. Mg, değişim. Na, değişim. Ca, değişim. K ve C atfedilebilir odun sirkesine. Odun sirkesi suyun salkım değerini düşürme özelliğine sahiptir. Bu, suyun olduğu anlamına gelir düşük salkım değerine sahip su çok küçük bir kütlede olduğu için aktive olur ve bitkiler tarafından kolayca alınabilir. Bu kütlelerin her biri, bitkiler tarafından kolayca alınabilen bir veya birkaç mineral elementi tutacaktır. (http://www.agrowingculture.org). İşlemlerde gözlenen düşük P içerikleri, toprakta alkali olduğu için topraktaki fiksasyona bağlı olabilir.
            reaksiyon (Taha ve diğerleri, 1967). Fosfor, kalsiyum, magnezyum, demir veya alüminyum şeklinde sabitlenebilir fosfatlar ve kille adsorbe edilmiş fosfor (Mahdi ve diğerleri, 2012). Alkali topraklar su ile tıkandığında, kalsiyum fosfatlar ve alüminyum fosfatlar artarken demir fosfatlar azaldı (IRRI, 1978). En iyisi fosfor mevcudiyeti pH 6.0 ila 7.0 arasındadır. Foth'a (1978) göre, kalsiyum fosfatlar yaklaşık pH 6.0'da çökelmek için. Aksine, pH 7.0'ın üzerinde, fosfor çözünürlüğünde bir azalma veya kullanılabilirlik. 7.0'ın üzerindeki pH artışları yeterli OH- oluşturur
            H2PO4 ile reaksiyona girmek için
            -
            HPO4 oluşturmak için
            2- ve su ikinci fosfor formunun en bol olmasına neden olur. HPO4'ten beri 2- Bitkiler tarafından daha az alınır H2PO4'e göre - , alkali topraklarda azalan fosfor mevcudiyetinin bir kısmının şu sonuca varabilir: hidroksil iyonlarının varlığı ve HPO4 oluşumu 2-. Odun sirkesinin kimyasal bileşenleri, OH- üretimine katkıda bulundu H2PO4 ile reaksiyona girme mevcut olmayan fosfor formlarına neden olur (Foth, 1978). Ek olarak, çözünür H2PO4 hızla azalan ürünler dizisi oluşturmak için kalsiyum ile reaksiyona girer çözünürlük (Mahdi ve diğerleri, 2012)

            4.2 Toprak Biyolojik Özellikleri
            % 50 BCB + 500 WV işlemi altında gözlemlenen yüksek mikrobiyal aktivite, düşük seviyelerde herbisit ve odun sirkesi. Odun sirkesinde düşük alkol, asit ve aldehit konsantrasyonları toprak mikroorganizmaları için karbon ve enerji substratları olarak görev yaptı (Steiner ve diğerleri, 2008). Artan mikrobiyal Kontrol tedavisi altındaki aktivite, muhtemelen çiftlik otunun saldığı kök sızıntılarından kaynaklanıyordu. toprak mikroflorasının beslenmesi. Buna karşılık,% 100 BCB uygulaması toprağın aktivitesini azalttı mikroorganizmalar. Soldurulan bitki biyokütlesiyle çakışan mikrobiyal aktivitede bu azalma, topraktaki mikroorganizmaların bir kaynağı olarak işlev gören kök sızıntılarının büyük ölçüde azalmasından kaynaklanmıştır. Bir Kök sızıntılarındaki eksiklik, rizosfer mikroplarının hareketsiz, inaktif bir aşamaya girmesine neden olabilir (Hagner, 2013). Bu nedenle, mikrobiyal aktivitede bir düşüş gözlemlenebilir. Bu aynı zamanda% 100 uygulandığını gösterir. herbisitler toprak mikroorganizmaları için zararlıdır. Shannon-Weaver indeksi ve zenginliği 96 saat kuluçka. Shannon-Weaver indeksi, topraktaki mikrobiyal fonksiyonel çeşitliliğin bir göstergesidir. Açık zenginlik ise mikroorganizmalar tarafından karbon kullanımını ifade eder. Sonuçlara göre, tüm tedaviler topraktaki mikrobiyal fonksiyonel çeşitliliği önemli ölçüde etkilememiştir. Ancak, önemli bir fark şuydu: % 50 BCB tedavisine atfedilen zenginlikte gözlemlendi. Bu, mevcudiyetinin bir yansıması olabilir mikroorganizmalar tarafından kullanılan topraktaki besinler. Genel olarak, herbisitler toprak mikroplarını dolaylı olarak etkiler. Mikroplar için besin kaynağı olabilirler veya yüksek dozda uygulandıklarında mikroorganizmaları öldürebilirler. The
            daha düşük BCB uygulama oranı ve ayrıca 500 WV ile kombinasyonu toprakta mikrobiyal aktiviteyi destekledi. İlgili çalışmalar, odun sirkesinin daha yüksek seyreltilmesi uygulandığında mikropların iyi yayıldığını göstermiştir. Bir Steiner ve ark. (2008) mikrobiyal biyokütle ve popülasyonda önemli artış olduğunu ortaya koydu PA çok yıpranmış topraklarda uygulandığında büyüme oranı. Bu, esas olarak metabolizma üzerindeki etkiden kaynaklanmaktadır. asetik asit ile. Asetil ko-enzim, bitkiler ve mikroplar tarafından asetik asitten üretilir. TCA döngüsü boyunca, asetil ko-enzim, sitridik asit, malik asit, fumarik asit, suksirik asit ve diğer elementlere dönüştürülür. bitkiler ve mikroplar için gereklidir (Nelson ve Cox, 2012). Yayılmanın arkasındaki ana sebep budur mikropların. Herbisit ve odun sirkesi, mikrobiyal büyüme için sinerjik olarak çalışmış olabilir ve çarpma (http://www.agrowingculture.org). PC1'deki değişkenlik, beş karbonhidrat ve üç amino asidin yüksek kullanımı ile açıklanabilir. The karbonhidratlar arasında p-metil-D-glukozit, i-eritritol, D-mannitol, N-asetil-D-glukozamin ve a-D-laktoz yer alır. Öte yandan, L-arginin, L-asparagin ve L-serin, varyasyondan sorumlu amino asitlerdir.

            PC1. İkinci PC'deki değişkenlik, karboksilik asitlere, karbonhidratlara ve amine verilen yanıtlarla ilişkilendirilebilir. (Tablo 3). Toprak ve mikrobiyal özellikler arasındaki korelasyon analizi de değerlendirildi (Tablo 4). Sonuçlar ortaya çıkardı PC2, pH ve mevcut P ile negatif korelasyona sahipti. Bu, belirli bir mikrobiyal kümenin PC 2'ye katkıda bulunan Biolog MicroecoplateTM'deki karbon substratları kullanan topluluklar, pH-bağımlıdır ve P'nin mevcudiyetinden etkilenebilir. Bunemann ve ark. (2011) mikroorganizmalar Mikrobiyal biyokütlede besin maddesini bağlayan inorganik P formlarını gerektirir veya tercihen kullanın, bu işlem hareketsizleştirme. Mikrobiyal P immobilizasyonu, topraktan inorganik P'yi uzaklaştırarak P kullanılabilirliğini etkileyebilir. çözelti, özellikle mikrobiyal büyüme için çözünür karbon mevcut olduğunda. Öte yandan, PC3 toplam karbon ile pozitif korelasyonlu, değişim. Ca, Mg, Na ve CEC. Kullanan mikrobiyal topluluklar
            PC 3'ten farklı olan substratlar, toplam karbon, değişim mevcudiyeti ile ilişkili olabilir. Ca, Mg, Na ve CEC. Bu, mineral beslenmenin mikrobiyal büyüme üzerindeki rolünü ifade eder. Nedeniyle alt tabaka kalitesinin değişmesi odun sirkesinin eklenmesi, toprağın mikrobiyal fonksiyonel yapısının değişmesini tetikledi.
            Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 08 Mayıs 2021, 09:13 ) değiştirilmiştir.

            Yorum yap


            • #7
              Kök Proteomikleri, Ağaç Sirkesinin Buğday Büyümesi Üzerindeki Etkilerini ve Kuraklık Stresine Karşı Toleransı Ortaya Çıkarıyor

              Yuying Wang , 1, 2 Ling Qiu , 2, 3, * Qilu Song , 1 Shuping Wang , 4 Yajun Wang , 2, 3 ve Yihong Ge 5
              Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk reddi
              Bu makale PMC'deki diğer makaleler tarafından alıntılanmıştır . İlişkili Veriler

              Tamamlayıcı Malzemeler
              Şuraya gidin: Öz

              Odun sirkesi (WV) veya piroligneöz asit (PA), piroliz adı verilen bir işlem olan biyokütlenin kuru damıtılması sırasında oluşan kırmızımsı kahverengi bir sıvıdır. WV, bitki büyümesini ve kuraklık stresine toleransı artırabilen önemli biyolojik olarak aktif bileşenler içerir. Bununla birlikte, etki mekanizması bilinmemektedir. Çeşitli WV konsantrasyonlarına sahip buğday tohumlarını önceden ıslattıktan sonraki sonuçlarımız, 1: 900 WV konsantrasyonunun büyümeyi önemli ölçüde artırabileceğini göstermektedir. Buğday köklerinin kuraklık stresine tepkisini araştırmak için, önceden ıslatılmış (işleme) veya önceden ıslatılmamış (kontrol) WV ile tohumlardan yetiştirilen buğday bitkilerinin köklerindeki kantitatif proteomik profilleri karşılaştırdık. Sonuçlarımız, WV işleminde buğday köklerinin absisik asit (ABA) içeriğinin önemli ölçüde arttığını gösterdi. Reaktif oksijen türleri (ROS) ve malonaldehit (MDA) seviyeleri, kuraklık stresi altında kontrol tedavisine göre önemli ölçüde daha düşükken, majör antioksidan enzimlerin aktivitesi önemli ölçüde artmıştır. İki boyutlu elektroforez (2D-PAGE), kontrol ve WV ile muamele edilmiş grupların buğday köklerindeki kuraklık stresine tepki veren 103 benzersiz protein türünü temsil eden 138 farklı birikmiş protein (DAP) noktası tanımladı. Bu DAP'ler çoğunlukla stres tepkisi, karbonhidrat metabolizması, protein metabolizması ve ikincil metabolizma ile ilgilidir. Proteom profilleri, karbonhidrat metabolizmasına, stres tepkisine ve ikincil metabolizmaya dahil olan DAP'lerin, WV ile tedavi edilen grupların köklerinde artmış birikime sahip olduğunu gösterdi. Bu bulgular, WV ile önceden ıslatılmış buğday tohumlarından elde edilen köklerin, kuraklık stresini azaltmak için erken bir savunma mekanizması başlatabileceğini göstermektedir. Bu sonuçlar, WV'nin buğday bitkilerinin kuraklık stresine karşı toleransını nasıl artırdığına dair bir açıklama sağlar.

              Anahtar Kelimeler: buğday, kök, odun sirkesi, kuraklık stresi, ROS, ABA, proteom
              Şuraya gidin: 1. Giriş

              Yarı saydam kırmızımsı kahverengi sulu bir sıvı olan odun sirkesi (WV) veya piroligneöz asit (PA), ağaç dalları, mahsul samanları, bambu, odun artıkları ve diğer biyomalzemelerin karbonizasyonunun bir yan ürünüdür [ 1 , 2 ]. WV, organik asitler, fenolik, alkan, furan türevleri, esterler, alkol, şeker türevleri ve nitrojen bileşikleri gibi çeşitli karmaşık kimyasal bileşenleri içeren karmaşık bir karışımdır [ 1 , 3 ]. WV'nin kimyasal bileşimi esas olarak ısıtma hızına, sıcaklığa, kalma süresine, partikül boyutuna ve hammaddeye bağlıdır [ 4]. Doğal bir tarım malzemesi olarak, organik asit ve fenolik bileşikler gibi önemli biyolojik olarak aktif bileşenler içerir ve tıp, gıda ve tarım alanlarında yaygın olarak uygulanmıştır [ 5 , 6 ]. En önemlisi tarımda WV, böcek kovucu, toprağı iyileştirici ve yaprak gübresi olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır [ 1 , 7 , 8 ]. Çalışmalar, WV'nin tohum çimlenme oranını iyileştirdiğini ve köklerin, gövdelerin, yaprakların, çiçeklerin ve meyvelerin büyümesini hızlandırdığını göstermektedir [ 2 , 9 ]. Daha ileri çalışmalar, asitlerin antioksidan aktivitelerini radikal temizleme aktiviteleri ve indirgeme güçleri açısından araştırmıştır [ 10 ,11 ]. WV'nin antioksidan aktivitelerine ve sentetik antioksidanların yerini almak için gıdalarda kullanımına da artan bir ilgi vardır; bununla birlikte, tipik kimyasal analizlere dayanan önceki çalışmalar, antioksidanı yalnızca tarımsal kullanım için değerlendirmiştir. Stres altındaki bitkilerde WV'nin moleküler mekanizmasının düzenlenmesine odaklanan bugüne kadar hiçbir rapor bulunmamaktadır.

              Buğday ( Triticum aestivum L.) en önemli besin kaynaklarından biridir. Nüfus artışı ve yarım yüzyıldır kişi başına düşen tüketimin artması sonucunda buğdaya talep sürekli artmaktadır [ 12 ]. Bununla birlikte, buğday büyümesi ve verimi, özellikle fide, gövde uzaması, önyükleme, anez ve tane oluşumu aşamalarında olmak üzere, kuraklık stresinden ciddi şekilde etkilenir [ 13 ]. Genç bitkiler, düşük biyokütleleri, gelişmemiş koruyucu yapıları ve büyüme için su gereksinimleri nedeniyle su açığına duyarlıdır [ 14]. Kökler, bir su açığını işaret eden ilk reseptörlerdir, ardından morfolojik, fizyolojik ve hücresel düzeylerde bir dizi yanıt gelir. İyi gelişmiş bir kök sistemi, kuraklık koşullarında su alımına yardımcı olabilir [ 15 ]. Bu nedenle kökler, özellikle bitkiler kuraklık stresi yaşarken mahsul verimini korumak için önemlidir.

              Proteomikler, kuraklık stresine yanıt olarak bitkilerin proteom profilini oluşturmak için güçlü bir araç haline gelmiştir [ 16 ]. Son yıllarda, kuraklık stresine verilen yanıtı değerlendirmek için buğday köklerinde birkaç karşılaştırmalı proteomik çalışma yapılmıştır [ 17 , 18 , 19 , 20 ]. Çalışmalar, savunma ve oksidatif stres yanıtları ile ilgili olan ve ısı şoku proteinleri (HSP'ler) gibi protein katlanmasında rol oynayan proteinlerin, kuraklık stresine yanıt olarak buğday, soya fasulyesi ve pirinç köklerinde daha fazla miktarda biriktiğini göstermektedir [ 18 , 21 , 22 ] . Bu tür artmış bolluk, birikmiş ROS'un temizlenmesinde hayati bir rol oynar [ 23] ve aktif olmayan proteinlerin toplanmasını ve yeniden katlanmasını önlemek. Asetil CoA sentezi veya trikarboksilik asit döngüsü (TCA) gibi biyoenerji metabolizmasında yer alan proteinlerin kuraklık sırasında artan enerji talebi için pirinç köklerinde biriktiğine dair kanıtlar vardır [ 21 ]. Bu arada, hücre duvarı biyogenezi, amino asit metabolizması, ikincil metabolizma ve sinyal iletimi ile ilgili proteinler, bitkilerde kuraklığa yanıt olarak bol miktarda değişiklik gösterir [ 18 , 21 , 22 , 24 , 25]. Eksojen WV ön işlemi, bazı bitkilerde sonraki kuraklık stresine karşı kök büyümesini ve toleransı artırır; ancak mekanizmalar belirsiz kalmıştır. Bu yazıda, WV kaynaklı kuraklık toleransının altında yatan moleküler mekanizmaları daha fazla keşfetmek için kuraklık stresi altında bir WV tohum ön ıslatma işlemini takiben buğday köklerinin proteom modelini araştırıyoruz.

              Şuraya gidin: 2. Sonuçlar

              2.1. WV Ön İşleminin Buğday Fidelerinin Fenotip ve Büyüme Parametrelerine Etkileri

              Buğday tohumları, 3 gün boyunca farklı WV konsantrasyonlarında (birincil WV: ddH 2 O 2 ( V: V ) = 1: 300–1: 1500) ıslatıldı. Fide büyümesi için en uygun oranın 1: 900 olduğunu ve yüksek konsantrasyonların ters etkileri olduğunu bulduk (1: 300;Şekil 1). Sürgünlerin taze ağırlığı (FW) ve kuru ağırlığından (DW) elde edilen sonuçlar ve kök sonuçları kantitatif analiz (tablo 1, Tablo 2ve Tablo S2A ). 3 gün boyunca 1: 900 WV ile ön işleme tabi tutulan buğday filizlerinin ve köklerinin FW'si, kontrolünkinden 2 günde% 10.0 ve% 15.7, 3. günde% 15.5 ve% 38.6,% 13.4 4. günde% 22.1, 5. günde% 14.9 ve% 20.8 ve 6. günde sırasıyla% 16.5 ve% 15.9 (tablo 1, Tablo 2ve Tablo S2A ). 3 gün boyunca 1: 900 WV ile ön işleme tabi tutulan buğday filizlerinin ve köklerinin DW değeri, 2. günde 1.68 ve 1.89 kat, 3. günde 1.66 ve 2.95 kat, 4. günde 1.34 ve 1.92 kat artmıştır. 5. günde 1.39 ve 1.94 kat ve 6. günde 1.47 ve 1.94 kat (tablo 1, Tablo 2ve Tablo S2A ). Bu arada, kök sistemi tarama analizinden elde edilen köklerin toplam uzunluğu, yüzey alanı, toplam hacmi ve ortalama çapı, kontrolden önemli ölçüde daha yüksekti ve 1: 900 WV konsantrasyonunda maksimum bir yükselme vardı ( Tablo S2B, Şekil S2C ). 3 gün boyunca 1: 900 WV ile ön işleme tabi tutulan sürgünlerin yüksekliği, kontrol ve diğer WV konsantrasyonlarından önemli ölçüde daha yüksekti (Şekil 1ve Şekil S2B, Tablo S2C ).
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g001.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Şekil 1
              Farklı konsantrasyonlarda odun sirkesi (WV) ile tohum ıslatma işlemlerinin ardından buğday bitkilerinde fenotipik değişiklikler. Çeşitli konsantrasyonlar arasında 0 ( A , CK grubu), 1: 300, 1: 600, 1: 900, 1: 1200, 1: 1500 (birincil WV: ddH 2 O 2 ( V: V ); B - F , WV tedavi edilen gruplar). tablo 1

              Farklı konsantrasyonlarda odun sirkesinin beş buğday fidesinin sürgünlerinin taze ağırlığı (FW) ve kuru ağırlığı (DW) üzerine etkisi.
              2 g FW (mg) 1 71.1 ± 1.75b 60.8 ± 1.87a 76.9 ± 1.5d 78.2 ± 1.6d 74.1 ± 1.43c 73.1 ± 1.25bc
              DW (mg) 1 7.7 ± 0.35b 6.9 ± 0.11a 10.9 ± 0.49d 12.9 ± 0.61e 9.9 ± 0.51c 9.6 ± 0.25c
              3 boyutlu FW (mg) 1 116.6 ± 6.26b 90 ± 2.2a 127.6 ± 4.05de 134.7 ± 5.29e 126.5 ± 3.65cd 119.7 ± 1.89bc
              DW (mg) 1 14.1 ± 0.53a 12.5 ± 0.6a 19.5 ± 1.35c 23.5 ± 1.12d 17.7 ± 0.76b 16.8 ± 0.64b
              4 g FW (mg) 1 179 ± 3.63b 152.9 ± 3.12a 189.4 ± 3.72c 203 ± 4.54d 192.3 ± 2c 188.7 ± 1.46c
              DW (mg) 1 21.8 ± 0.67b 17.9 ± 0.66a 26.4 ± 0.38d 29.2 ± 0.5e 26.4 ± 0.65d 23.7 ± 0.23c
              5 g FW (mg) 1 249.7 ± 1.45b 211.8 ± 1.71a 272.1 ± 1.96d 286.9 ± 2.11e 270.7 ± 1.45d 262.7 ± 1.59c
              DW (mg) 1 29.9 ± 0.64b 24.2 ± 0.32a 37.9 ± 0.75d 42.2 ± 0.2e 37.6 ± 0.35d 32 ± 0.21c
              6 g FW (mg) 1 312.3 ± 2.07b 302.9 ± 1.53a 340.3 ± 1.8d 363.7 ± 2.1e 335.3 ± 1.8c 332.8 ± 2.03c
              DW (g) 1 37.7 ± 0.47b 35.4 ± 0.67a 48.3 ± 0.72d 54 ± 0.31e 45.7 ± 0.47c 38 ± 0.71b
              1 Değerler, üç bağımlı deneyden (biyolojik kopyalar) ortalama ± SD'dir. Aynı satırda farklı harflerin bulunduğu veriler p <0,05 düzeyinde anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir . Tablo 2

              Farklı odun sirkesi konsantrasyonlarının beş buğday fidesinin köklerinin FW ve DW'sine etkisi.
              2 g FW (mg) 1 77.9 ± 1.4b 72 ± 1.96a 81.2 ± 1.31c 90.1 ± 1.42d 82.3 ± 1.25c 80.1 ± 1.18bc
              DW (mg) 1 5.6 ± 0.35a 5.2 ± 0.3a 7.9 ± 0.35c 10.5 ± 0.2d 6.7 ± 0.25b 6.2 ± 0.21b
              3 boyutlu FW (mg) 1 91.5 ± 3.27ab 89.8 ± 2.39a 101.1 ± 3.72c 126.8 ± 3e 119.8 ± 4.58d 93.1 ± 2.69b
              DW (mg) 1 6,3 ± 0,32a 6.8 ± 0.36a 10.1 ± 0.25c 18.7 ± 0.56d 10.4 ± 0.53c 7.7 ± 0.42b
              4 g FW (mg) 1 169.3 ± 1.65a 178 ± 1.61b 184.7 ± 1.55c 206.6 ± 1.67e 190.3 ± 1.05d 171 ± 1.15a
              DW (mg) 1 14.3 ± 0.2a 15.5 ± 0.46b 19.9 ± 0.45c 27.4 ± 0.72e 23.9 ± 0.32d 15.7 ± 0.2b
              5 g FW (mg) 1 213.2 ± 2.05a 218.2 ± 2.11b 232.5 ± 1.56c 257.4 ± 1.22d 217.8 ± 1.76b 210.9 ± 2.27a
              DW (mg) 1 17.8 ± 0.26a 21.7 ± 1.03b 26.5 ± 0.6c 33.7 ± 1.21d 26.7 ± 0.86c 18.1 ± 0.99a
              6 g FW (mg) 1 267.6 ± 2.12a 286.3 ± 2.03b 295.1 ± 4.41c 310.2 ± 1.65d 282.3 ± 2.04b 263.2 ± 1.78a
              DW (mg) 1 21.4 ± 0.7a 27.9 ± 0.38b 35.2 ± 0.36d 41.5 ± 0.84e 33.7 ± 0.85c 21.6 ± 0.45a
              1 Değerler, üç bağımlı deneyden (biyolojik kopyalar) ortalama ± SD'dir. Aynı satırda farklı harflerin bulunduğu veriler p <0,05 düzeyinde anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir . 2.2. WV Ön İşlemi Sonrası Kuraklık Koşullarında Buğday Fidelerindeki Fizyolojik Değişiklikler

              WV (1: 900) tohum ıslatma işleminin kuraklık toleransı üzerindeki etkisini göstermek için, hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş grupların buğday bitkileri polietilen glikol (PEG) ile indüklenen kuraklık stresine (PEG-6000, −1 MPa) maruz bırakıldı. 2 gündür. Sonuçlar, kontrol grubundaki fidelerin bodur ve solmuş olduğunu gösterdi; bunun tersine, WV ile muamele edilmiş fideler daha az solma sergilemiştir (şekil 2). Sürgünlerin FW ve DW değerleri, kontrolünkilerden önemli ölçüde daha yüksekti, 5 günde (kuraklık stresinden sonraki ilk gün)% 33.0 ve% 45.7 ve 6 günde (kuraklık stresinden sonraki ikinci gün)% 46.6 ve% 52.7; Tablo S2D ). Köklerin FW ve DW değerleri, kontrolünkinden önemli ölçüde daha yüksekti, 5 günde (kuraklık stresinden sonraki ilk gün)% 37.4 ve% 42.9 ve 6 günde (kuraklık stresinden sonraki ikinci gün)% 40.0 ve% 58.9; Tablo S2D ). Kök sistemi tarama analizinden elde edilen toplam uzunluk, ortalama çap, toplam alan ve toplam hacim, kontrolünkilerle karşılaştırıldığında WV ile muamele edilmiş grupların buğday köklerinde daha düşük bir kuraklık etkisi gösterdi ( Şekil S2D, Tablo S2E ).
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g002.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              şekil 2
              2 gün boyunca kuraklık stresi tedavisi altında hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş gruplarda buğday fidelerinin fenotipik değişiklikleri. WV konsantrasyonu, kontrol ve WV ile tedavi edilen gruplarda sırasıyla 0 ve 1: 900'dü. Kuraklık stresi PEG 6000 (−1 MPa) ile simüle edildi.

              Kuraklık toleransı üzerindeki ABA içeriğinin dinamik değişikliklerini keşfetmek için, hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş grupların (1: 900) buğday sürgünlerindeki ve köklerindeki ABA seviyeleri, kuraklık stresi tedavilerinden önce ve sonra ölçüldü. Köklerin ABA içeriği her iki grubun sürgünlerinden daha yüksekti (Figür 3A). Kontrol grubunda 3. ve 4. günlerde sürgünlerde ve köklerde ABA içeriğinde önemli bir değişiklik olmadı (Figür 3A); bununla birlikte, ABA içeriği sürgünlerde ve köklerde 5 ve 6 günlerde önemli ölçüde daha yüksekti (3. günde sürgünlerde 4.62 ve 6.70 kat ve köklerde 4.70 ve 5.40 kat artış;Figür 3A). Bu arada, WV ile muamele edilen grupta, ABA içeriği 3. günden 6. güne yükseldi (sürgünlerde 1.32, 3.02 ve 4.41 kat artış ve sırasıyla köklerde 1.49, 2.30 ve 2.61-kat artış;Figür 3A); ayrıca, kontrol grubuna göre önemli ölçüde daha yüksek seviyeler vardı (3. günde 1.79 ve 2.59 kat arttı; 4. günde 2.10 ve 3.35 kat; 5. günde 1.17 ve 1.26 kat; ve 1.15 ve 1.09 kat arttı. Sırasıyla sürgünlerde ve köklerde 6 gün;Figür 3A). 9-cis-epoksikarotenoid dioksijenaz geninin [ TaNECD ; Ulusal Koalisyon Oluşturma Enstitüsü (NCBI) katılımı: ABA biyosentezinin anahtar geni olan KX711890.1 ], her iki grupta da ABA içeriği ile aynı değişen eğilimi gösterdi (Figür 3B).
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g003.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Figür 3
              Kuraklık stres tedavilerinden önce ve sonra hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş gruplarda buğday sürgünlerinin ve köklerinin TaNECD'sinin absisik asit (ABA) içeriğindeki dinamik değişiklikler ve ekspresyon modeli analizi . WV konsantrasyonu, kontrol ve WV ile tedavi edilen gruplarda sırasıyla 0 ve 1: 900'dü. Kuraklık olmayan stres ve kuraklık stresi aşamaları, kontrol ve WV ile tedavi edilen gruplarda sırasıyla 3. günden 4. güne ve 5. günden 6. güne kadardı. ( A ) ABA içeriğindeki değişiklikler; ( B ) TaNECD'nin ifade modeli . Veriler, üç bağımsız deneyin (biyolojik kopyalar) ortalama ± SD'sidir. Farklılıkların önemi Student t- testi ile değerlendirildi (* p <0.05, ** p<0.01). RQ, göreceli niceleme anlamına gelir.

              Her iki grup buğday kökü grubunda kuraklık stresi tedavisi öncesi ve sonrasında ROS oluşumu ve birikiminin araştırılması için ROS içeriği ve antioksidan enzim aktivitesi ölçüldü. İçeriği O 2- ve H 2 O 2 , her iki kontrol sırasıyla 3 gün ve 6. günde, artan ve WV tedavi edilen gruplarda. Batı kökleri O yüksek düzeyleri 2- , H 2 O 2 , 3 ila 4 gün arasında, kontrol grubuna göre ve MDA ve içerik 1.06 arttı ve 3 gün sonra 1.19 misli ve 1.21 ve 4 gün 1.14 misli , sırasıyla (Şekil 4A). Bu sırada, O seviyeleri 2- ve H 2 O 2 WV tedavi edilen grupta 0.89 ve azalmıştır 0.89-kat 5 gün ve 0.85 ve 0.82 misli kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, sırasıyla, 6 gün, en (Şekil 4A). Aynı zamanda süperoksit dismutaz (SOD, EC.1.15.1.1), guaiacol peroksidaz (POD, EC1.11.1.7) ve katalaz (CAT, EC 1.11.1.6) aktiviteleri ölçüldü ve sonuçlar şunu gösterdi: WV kökleri, 3 antioksidan enzimin tamamında kontrol grubuna göre daha yüksek aktiviteye sahipti (Şekil 4B). Bu enzimler, WV ile tedavi edilen grupta 3. günden 6. güne kadar önemli ölçüde artmıştır; Kontrol grubunda 3. günden 4. güne kadar 3 antioksidan enzimin aktivitesinde önemli bir değişiklik olmamıştır ve aktiviteleri sonraki kuraklık stresi altında 5. günden 6. güne önemli ölçüde artmıştır (Şekil 4B). Peroksidaz 1 geni ( TaPOX1 , NCBI erişimi : X85227.1 ; spot49, EMS54484.1 ), Cu / Zn süperoksit dismutaz geni ( TaSOD , NCBI erişim: AK457377 ), L- dahil olmak üzere gerçek zamanlı PCR tarafından gerçekleştirilen ilgili antioksidan genlerin niceliği askorbat peroksidaz 1 geni ( TaAPX1 , NCBI erişimi : XM_020316778 ; spot 108, 110, 111, 112, EMS61931.1 ), glutatyon transferaz geni ( TaGST , NCBI erişim: AJ414697 ; spot 114, CAC94001.1 ), alkol dehidrojenaz geni ( TaADH1A , NCBI erişimi : AK457420 ; spot 56,ABL74258.1 ) ve monodehidroaskorbat redüktaz geni ( TaMDAR , NCBI erişimi : KC884831.1 ; spot 47, EMS50440.1 ), antioksidan enzimlerle aynı sonuçları gösterdi (Şekil 4CD). Aşırı ROS, membran lipidlerini oksitleyebilir ve membran yapısına verilen hasarı ağırlaştırabilen MDA oluşturabilir. MDA oluşumunun ve birikiminin membran lipid peroksidasyon hasarına neden olup olmadığını araştırmak için MDA içeriği ölçüldü. 3. gün ve 4. günde kontrol ve WV ile tedavi edilen gruplar arasında MDA konsantrasyonlarında önemli bir fark bulunmadı; bununla birlikte, kuraklık stresi altında WV ile tedavi edilen gruba göre kontrol grubunda MDA konsantrasyonları önemli ölçüde daha yüksektiŞekil 4A).
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g004.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Şekil 4
              Kuraklık stresinden önce ve sonra hem kontrol hem de WV ile tedavi edilen gruplarda buğday köklerinde ROS içeriğinin değerlendirilmesi, oksidatif stres analizi ve ilgili antioksidatif genlerin ekspresyon modeli analizi. WV konsantrasyonu, kontrol ve WV ile tedavi edilen gruplarda sırasıyla 0 ve 1: 900'dü. Kuraklık olmayan stres ve kuraklık stresi aşamaları, hem kontrol hem de WV ile tedavi edilen gruplarda sırasıyla 3. günden 4. güne ve 5. günden 6. güne kadardı. ( A ) Kontrol buğday köklerinde ve WV ile muamele edilmiş köklerde O 2− oluşum hızı ve H 2 O 2 içeriği ; kontrol buğday köklerinde ve WV ile muamele edilmiş sürgünlerde malonaldehit (MDA) içeriği. ( B) Kontrol buğday köklerinde ve WV ile muamele edilmiş köklerde süperoksit dismutaz (SOD), guaiacol peroksidaz (POD) ve katalaz (CAT) aktivitesi. ( C ) TaSOD , TaPOX1 ve TaAPX1'in ifade modeli analizi . ( D ) TaMDAR , TaGST ve TaADH1A'nın ifade modeli analizi . Veriler, üç bağımsız deneyin (biyolojik kopyalar) ortalama ± SD'sidir. Farklılıkların önemi Student's t-testi ile değerlendirildi (* p <0.05, ** p <0.01). RQ, bağıl niceleme. 2.3. Kuraklık Toleransı Altında Kontrol ve WV Ön İşlemi Yapılmış Köklerdeki Farklı Olarak Birikmiş Protein Noktalarının (DAP) Analizi

              WV ön işleminden sonra buğday köklerinin kısa süreli kuraklık stresine proteom tepkisini ve kontrolden buğday köklerinin proteomlarındaki değişiklikleri anlamak için, WV ile muamele edilmiş gruplar (1: 900; 2 günlük kuraklık stresi tedavi koşulu), Two tarafından analiz edildi. boyutlu jel elektroforezi (2-DE). Üç bağımsız biyolojik kopyadan üretilen protein haritaları, PDQuest yazılımı kullanılarak yapılan analize dayalı yüksek bir tekrarlanabilirlik gösterdi ( Şekil S3 ). PCA analizi, biyolojik kopyaların homojenliğini ve muamelelerin farklılığını gösterdi ( Şekil S4 ).

              Şekil 5kontrol ve WV ile muamele edilmiş gruplardan ekstrakte edilen proteinlerin temsili bir jel görüntüsünü gösterir. Protein noktaları [1799 (± 97) ve 1803 (± 26)], sırasıyla kontrol ve WV ile muamele edilmiş grupların köklerinden PDQuest yazılımı kullanılarak tekrarlanabilir şekilde tespit edildi (biyolojik kopyalar, n = 3). Bir nokta için yerinde karşılaştırmadan ve istatistiksel analizine dayalı olarak, en az 1.5 kat (Student sergiledi (1'den 138'e kadar numaralandırılmış) 138 noktalar toplam t -Test, p ve kontrol arasındaki bolca <0.05) farkı WV ile tedavi edilen gruplar (Şekil 5, Tablo S4 ). Toplamda 77 nokta bollukta> 1.5 kat değişiklik gösterdi ( p <0.05) ve 61 nokta, iki grubu karşılaştırarak> 2.0 kat değişiklik gösterdi; bu arada, WV ile muamele edilen grubun köklerinde, 106 nokta yukarı regüle edilmiş ekspresyon (53 nokta> 1.5 kat ve 53 nokta,> 2.0 kat değişiklik gösterdi) ve 32 nokta aşağı regüle ekspresyon (24 nokta> 1.5 kat) sergiledi. ve 8 nokta , kontrol grubuna kıyasla > 2.0 katlık bir değişiklik gösterdi ( Tablo S4 ). Toplamda 138 farklı protein türü, niceliksel değişiklikler gösterdi (Şekil 5, Tablo S4 ). Ana jel ve farklı profilleri gösteren birkaç tipik DAP örneği Ek Şekiller S5 ve S6'da sergilenmektedir .
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g005.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Şekil 5
              Kontrol ve WV ile muamele edilmiş buğday köklerindeki proteomların iki boyutlu jel elektroforez (2-DE) görüntü analizi. ( A ) kontrol grubu; ( B ) WV ile muamele edilmiş grup (1: 900). 2.4. DAP'lerin Tanımlanması ve Fonksiyonel Sınıflandırılması

              MALDI-TOF / TOF MS tarafından toplam 138 DAP analiz edildi ve hepsi MS / MS tarafından başarıyla tanımlandı ( Tablo S5 ). Tanımlanmış 138 protein türünün tümü, mevcut veri tabanında işlevsel olarak açıklanmıştır ( Tablo S5 ). Özetle 138 kimlik, 103 benzersiz protein türünü temsil ediyordu.

              Buğday köklerinin metabolik ve fonksiyonel özelliklerine dayanarak, tanımlanmış 138 protein türünün tamamı, karbonhidrat metabolizması, hücre kurtarma ve savunma, protein katlama ve birleştirme, amino asit metabolizması, protein metabolizması, ikincil metabolizma dahil olmak üzere 13 ana kategoriye ayrılmıştır. ATP sentezi ve iyon taşınması, sinyal iletimi, hücre hareketliliği ve yapısal bileşenler, fotosentez, hücre bölünme döngüsü süreci, transkripsiyon faktörü ve protein taşınması (Şekil 6). Tanımlanan bu protein türlerinin yüzde seksen dördü, ilk altı işlevsel grupta yer alırken, kuraklık stresinden büyük ölçüde etkilenen en büyük işlevsel gruplar, karbonhidrat metabolizmasına ve hücre kurtarma ve savunmaya dahil olan protein türleriydi (% 25.4 ve% 24.6) . Her gruptaki bolluk değişikliğinin daha ileri analizi, protein katlanması ve birleştirilmesinde (% 8,7), amino asit metabolizmasında (% 8,7), protein metabolizmasında (% 8,7) ve ikincil metabolizmada (% 8,0) yer alan proteinlerin aşırı temsil edildiğini ortaya çıkarmıştır. sayı veya ifade düzeyinde, bu süreçlerin kuraklık stresine duyarlı olduğunu düşündürmektedir. 13 kategorinin hepsinin protein ekspresyon modellerini görselleştirmek için, proteinlerin hiyerarşik kümelenmesi analiz edildi ( Şekil S7 ).
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g006.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Şekil 6
              138 tanımlanmış proteinin fonksiyonel sınıflandırması. Proteinlerin biyolojik işlevlerine göre dağılımı.

              Genel olarak, protein standart markörleri ile SDS-PAGE ile hesaplanan monoizotopik kütle ( M r) teorik M r değeri ile karşılaştırıldığında yaklaşık ±% 10 hataya sahiptir . Çalışmamızda 138 kimlikten 27 kimliğin gözlemlenen M r değeri teorik M r değerinden daha küçüktür ( Tablo S5 ). Bu sonuç, bu protein türlerinin kısmen parçalanabileceğini gösterdi. Ayrıca, 138 kimlik arasından 13 kimliğin deneysel pI değerleri teorik pI değerlerinden daha büyüktür ( Tablo S5 ), bu da bu kimliklerin değiştirilebileceğini düşündürmektedir. Bazıları aynı jelde farklı pozisyonlardan farklı gözlemlenen M ile protein lekelerini tanımladı.r ve pI'nin aynı ada ve NCBI erişim numarasına sahip olduğu bulundu, oysa bu protein noktaları farklı protein türleri olarak düşünülmelidir. Örneğin spot 101, 104 ve 105, triosefosfat-izomeraz (TPI; CAC14917.1 ) olarak tanımlandı ve spot 110, 111 ve 112, L-askorbat peroksidaz 1 ( EMS61931.1 ) olarak tanımlandı. Bu protein noktaları, gen polimorfizmleri, alternatif olarak eklenmiş transkriptler, proteolitik olarak işlenmiş protein türleri ve farklı biyolojik işlevi olabilecek PTM'ler nedeniyle farklı protein türleri olarak kabul edildi [ 26 ]. 2.5. Tanımlanmış Membran Proteinlerinin ÜFE Analizi

              138 DAP'nin tümünün ÜFE ağı, çevrimiçi STRING 10.5 Yazılımı kullanılarak oluşturulmuştur. 138 DAP'nin tümü, Arabidopsis thaliana proteinleri veri tabanına (TAIR 10; Tablo S7 ) karşı patlatıldı . DAP'ler, dahil oldukları biyolojik süreçlere göre işlevsel kümelerdi. STRING analizi, karbonhidrat ve enerji metabolizmasında yer alan protein türlerinin, strese yanıtın, protein metabolizmasının ve protein katlama süreçlerinin ana kümeler olduğu DAP'ler arasındaki fonksiyonel bağlantıları ortaya çıkardı (Şekil 7). Aslında, bu dört küme birbirinden ayrılmamış ve birlikte kuraklık stresine yanıt olarak ilgili bir ağ oluşturmuşlardır. Karbonhidrat ve enerji metabolizması, strese yanıt ve protein metabolizması süreç grupları daha fazla üye içeriyordu ve etkileşim sırasıyla LOS2, ATARCA ve RPSAb üzerinde yoğunlaştı. Karbonhidrat ve enerji metabolizması, strese yanıt ve protein katlama süreçleri ile ilgili olarak, CPN60A ve HSP 70 en önemli düğümlerdi. Ağdaki spesifik protein türü adlarının kısaltmaları Tablo S7'de gösterilmektedir .
              Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g007.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Şekil 7
              STRING 10.5 ile protein etkileşim ağının analizi. Tanımlanan protein türlerinden Arabidopsis Bilgi Kaynağı (TAIR) homolog proteinleri, 0.67'lik bir güven seviyesi ile STRING 10.5 yazılımı araştırılarak haritalandı. Proteinler arasındaki renkli çizgiler, çeşitli etkileşim kanıtlarını gösterir.

              Kuraklık tedavisi ile ilgili biyolojik yolların ve moleküler fonksiyonların istatistiksel olarak fazla veya az temsil edilen kategorilerini elde etmek için, BiNGO, tanımlanmış farklı protein türlerini (Figür 8, Tablo S8 ve S9 ). Sonuçlar, aşırı temsil edilen birkaç biyolojik yolun çoğunlukla önemli olduğunu ortaya çıkardı (Figür 8A, Tablo S8 ), metal iyonuna yanıt ( p = 1,06 × 10 −28 ), inorganik maddeye yanıt ( p = 9,37 × 10 −28 ), kadmiyum iyonuna yanıt ( p = 2,24 × 10 −26 ), yanıt dahil uyarana ( p = 1.70 × 10 −22 ), strese yanıt ( p = 3.35 × 10 −21 ) ve kimyasal uyarana yanıt ( p = 3.06 × 10 −20 ). Daha spesifik olarak, metabolik süreçler ( p = 2,99 × 10 11 ), küçük moleküllü metabolik süreç ( p = 7,46 × 10 −8), hücresel metabolik süreçler ( p = 7.60 × 10 −8 ) ve S-adenosilmetiyonin metabolik süreci ( p = 8.63 × 10 −6 ) önemli ölçüde fazla temsil edildi. Bu arada, proteinler için zenginleştirilmiş Gen Ontolojisi (GO) moleküler işlevlerinin tam bir listesi,Figür 8B ve Tablo S9 . Bunlardan en zenginleştirilmiş moleküler fonksiyonlardan bazıları bakır iyonu bağlanması ( p = 1.27 × 10 −16 ), katalitik aktivite ( p = 3.69 × 10 −11 ), oksidoredüktaz aktivitesi ( p = 1.14 × 10 −7 ), metiyonin adenosiltransferaz aktivitesi ( p = 1.20 × 10 −7 ), antioksidan aktivite ( p = 1.81 × 10 −7 ), geçiş metali iyon bağlanması ( p = 8.68 × 10 −7 ), iyon bağlama ( p = 1.91 × 10 −6 ), ve katyon bağlanması ( p = 1.91 × 10−6 ).
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g008.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Figür 8
              BiNGO tarafından oluşturulan biyolojik yol ( A ) ve moleküler işlev ( B ) ağları. Gen ontolojisi (GO) analizi için homolog proteinler kullanıldı. Düğümün boyutu, proteinlerin sayısı ile ilişkilidir ve renk , aşırı temsil edilen GO teriminin istatistiksel önemi için p değerini temsil eder (bkz. Sağ alttaki renk ölçeği).

              Şuraya gidin: 3. Tartışma

              3.1. Buğday Fidelerinin Eksojen WV Ön İşlemine Morfolojik ve Fizyolojik Tepkisi

              Eksojen WV tohum ıslatma işleminin bitkilerin büyümesi ve stres toleransı üzerindeki etkisi, optimum konsantrasyon kullanımına bağlıydı çünkü belirli bir aralığın ötesinde uygulanan WV zararlı olabilir. Elde ettiğimiz sonuçlar, 1: 900 WV ile ıslatılan tohumların buğday fidelerine en uygun promosyonu verdiğini gösterdi.

              ABA, abiyotik ve biyotik strese maruz kalan bitkilerde sıklıkla biriken bir stres fitohormonudur [ 27 , 28 , 29 , 30 , 31 ]. ABA, bitkilerde savunmanın hazırlanmasında rol oynar [ 28 ] ve stresin hafifletilmesine katkıda bulunan antioksidatif savunma sistemlerini aktive edebilir [ 29 , 32 ]. Dahası, bitkilerde yükselen ABA seviyeleri, oksidatif stresi de azaltabilen salisilik asit (SA) gibi fitohormonların aşağı akışındaki sinyal zincirlerini tetikleyebilir [ 30 , 31 , 33 , 34 , 35 , 36]. Araştırmamızda, hem kuraklık hem de kuraklık dışı stres altında WV uygulanan grupta, kontrol grubuna göre sürgün ve köklerin ABA içeriği önemli ölçüde artmıştır. Sonuçlarımız, WV'nin buğday fidelerinde ABA biyosentezini indükleyebileceğini gösterdi. Bir yandan, ABA birikimi, su kaybını önlemek için yaprakların stomatal açıklıklarını düzenleyebilir; Öte yandan, sonraki kuraklık stresine daha iyi direnmek için sürgünlerin ve köklerin aşağı akım antioksidan gen ekspresyonunu aktive edebilir.

              Ekzojen düşük WV konsantrasyonları buğday köklerinde hafif oksidatif strese neden olabilir, ancak oksidatif hasara neden olmaz. Sonuçlarımız, kuraklık stresi öncesi WV uygulanan grupta kontrol grubuna göre O 2− ve H 2 O 2 içeriklerinin daha yüksek olduğunu, buna karşın MDA içeriğinin kuraklık stresi öncesi iki grup arasında anlamlı bir farklılık göstermediğini gösterdi. Ayrıca O 2− , H 2 O 2 içeriğive MDA, kuraklık stresinden sonra WV ile tedavi edilen grupta kontrol grubuna göre önemli ölçüde daha düşüktü. Bu arada, antioksidan enzimlerin aktiviteleri daha yüksekti ve ilgili antioksidan genler, WV ile tedavi edilen grupta hem kuraklık hem de kuraklık dışı stres altında artarak onların sürekli ROS üretimi ile daha iyi başa çıkmalarını sağladı. Bu sonuç, düşük bir WV konsantrasyonunun, strese alışma süreçlerine benzer şekilde bitkinin oksidatif durumu üzerinde hafif bir etkiye sahip olan bir stres etkeni görevi gördüğünü gösterdi. 3.2. Karbonhidrat Metabolizması ve Enerji Üretiminde Yer Alan Protein Türleri

              Kuraklık stresi bitkilerde karbonhidrat metabolizmasını bozarken, karbonhidrat metabolizması şeker sentezini ve dönüşümünü ve karbon bölünmesini düzenler. Bu çalışmada, kuraklık stresi altında bolluğu önemli ölçüde değişen protein türlerinin büyük bir kısmı karbonhidrat metabolizması ve enerji üretim süreçleri ile ilişkilendirilmiştir. Triosefosfat izomeraz (TPI; spot 101, 104, 105), gliseraldehit-3-fosfat dehidrojenaz (GAPDH; spot 83, 84, 85), enolaz (spot 37) ve fruktoz bifosfat aldolaz (FBA; spot 72, 73, 74) , WV ile tedavi edilen grupta kontrol grubuna göre daha yüksek seviyelerde mevcuttu. Bitkilerde TPI, sitozol ve kloroplastta bulunur ve glikoliz, glukoneogenez ve Calvin döngüsü dahil olmak üzere çeşitli metabolik yolaklarda rol oynar [ 37]. Bir mehtap proteini olarak GAPDH, glikoliz ve Calvin döngüsünde yer alır, ancak bitkilerde redoks sinyal iletiminde hayati bir rol oynamıştır [ 38 , 39 ]. Daha yüksek bitkilerde FBA, sitozol ve plastidlerde bulunur ve Calvin döngüsü, glikoliz ve glukoneogenezde çalışır. Önceki çalışmalar, FBA'nın glutatyon (GSH) tarafından redoks ile modifiye edilebileceğini ve Arabidopsis thaliana'nın redoks düzenleyicisine katıldığını göstermiştir [ 40]. Çalışmamızda sırasıyla TPI, NAPDH ve FBA olarak 3, 2 ve 3 DAP belirlenmiştir. Farklı protein türleri olarak kabul edildiler ve farklı metabolik yollara dahil oldular. Bitkilerde kuraklık stresi sırasında, artan TPI, GAPDH, FBA ve enolaz bolluğu, stres ve onarım hasarıyla başa çıkmak için hücresel ekstra enerji gereksinimi ile ilişkili olabilir [ 41 ]. Çalışmamız, WV'nin kuraklık stresi altında daha fazla enerji üretmek için buğday glikoliz metabolik yolunu destekleyebileceğini gösterdi. Çalışma, TCA döngüsünün, stres altında enerji taleplerini karşılamak için yeterli ATP üretmek için protein ve diğer makromoleküllerin bozunmasından türetilen ürünlerle beslenebileceğini gösterdi [ 42]. Akonitat hidrataz (nokta 6, 7) ve malat dehidrojenaz (nokta 86), hücreler için önemli bir enerji kaynağı olan TCA döngüsünün bileşenleridir ve kuraklık stresi altında WV ile muamele edilmiş grupta daha yüksek seviyelerde mevcuttu. Akonitaz izoformları mitokondri ve sitozolde bulunur [ 43 ]. Akonitazın diğer bir rolü, mitokondriyal elektron taşıma zinciri boyunca elektron akışını azaltan ve ardından ROS'un azalmasını sağlayan bir "devre kesicidir" [ 44 ]. Çalışmamızda bu sonuç, WV'nin buğday köklerinde TCA döngü hızını artırarak sonraki kuraklık stresi ile baş edebilmelerini sağladığını göstermiştir. ATP sentaz, ADP'den ATP üreten ve çok sayıda temel biyolojik süreç için enerji sağlayan evrensel bir enzimdir [ 13]. Bu çalışmada, kuraklık stresi altında WV uygulanan grupta ATP üretimi ile ilgili proteinlerin (spot 35, 36, 38, 127) bol miktarda arttığı bulunmuştur. Bitkilerdeki biyotik ve abiyotik stres sırasında, strese alışma sırasında enerji maliyetleri yüksektir, örneğin, ATP-sentaz bileşenlerinin artan nispi bolluğu [ 45 ]. Burada, bir bütün olarak, ATP sentezinin farklı alt birimlerinin bolluğu, kontrol bitkileri ile karşılaştırıldığında WV ile muamele edilmiş grupta artmıştır; bu değişiklik kuraklık stresi altında ATP'ye bağlı çok sayıda normal metabolik süreci korumuştur. Çalışmamız, WV ön işleminin karbonhidrat metabolizmasını düzenlediğini ve kuraklık stresi altında, buğday köklerinde karbonhidrat sentezini ve ATP üretimini daha da artırdığını ileri sürdü. 3.3. Stres Tepkisine Dahil Olan Protein Türleri

              Bu çalışmada peroksit hasarı ve membran lipid peroksidasyonuna neden olma potansiyeline sahip O 2− , H 2 O 2 ve MDA. Genel olarak, belirli bir abiyotik stres eşiği dahilinde, bitkiler ROS ve MDA seviyelerini temizlemek veya düşürmek ve hücresel homeostazın stabilitesini sürdürmek için bir dizi koruyucu mekanizmaya sahiptir [ 46]. Bu koruyucu mekanizmalar, antioksidatif proteinlerin aktivitesini içerir. Çalışmamızda oksidatif stres yanıtında rol oynayan protein türleri de tespit edildi; peroksidaz 8 (spot 39, 40), peroksidaz 1 (spot 49), pox1 (spot 78, 94), peroksidaz 70 (spot 96), L-askorbat peroksidaz 1 (spot 99, 108) gibi bazı anti-stres protein türleri , 110, 111, 112), glutatyon transferaz (nokta 103, 113, 114), süperoksit dismutaz (nokta 130), monodehidroaskorbat redüktaz (nokta 47) ve dehidroaskorbat redüktaz (spot 109), WV grubunun köklerinde kontrol bitkilerinde. İlgili antioksidatif proteinlerin gerçek zamanlı PCR sonuçları (spot 47, 49, 56, 108, 114, 130), her iki grupta da bu protein türlerinin bolluğuyla aynı değişen eğilimi gösterdi (Şekil 4B). Bitkilerde peroksidaz bir protein üst ailesiydi ve sinyal iletimi, hücre duvarının güçlendirilmesi [ 47 ] ve oksidatif stresler altında biriken toksik peroksitlerin ve ROS'un temizlenmesi yoluyla stresin etkilerine karşı koymada rol oynadı [ 48 ]. Çalışmalar, kuraklık stresi altında soya fasulyesi köklerinde peroksidaz bolluğunun ve aktivitesinin önemli ölçüde arttığını göstermiştir [ 49 ]. Bitkilerde, SOD O ortadan kaldırılması oldukça etkilidir 2- Ç dönüştürebilir, 2- moleküler oksijen ve H 2 O 2 . Daha sonra H 2 O 2 , peroksidaz ile H 2 O 'ya indirgenir [ 50]. Askorbat peroksidaz, H 2 O 2'yi süpürmek için en önemli bileşenlerden biridir [ 51 ]. GSH, sitotoksik bileşikleri ortadan kaldırmak için glutatyon ve çok çeşitli hidrofobik ve elektrofilik bileşiklerle birleşebilir [ 52 ]. Çalışmalar, kuraklık stresi altındaki buğdayda GST'lerin önemli ölçüde arttığını göstermiştir [ 53]. Çalışmamızda kuraklık stresi altında kontrol ve WV uygulanan grupların köklerinde ROS ve MDA içerikleri önemli ölçüde artmıştır. Bununla birlikte, ROS ve MDA içerikleri, WV ile muamele edilmiş köklerde kontrol grubuna kıyasla daha düşük bir seviyede birikmiştir. Bu anti-stres proteinlerinin artan bolluğunun, WV ile muamele edilmiş grupta ROS birikimini sınırlandırdığı ve MDA'nın neden olduğu hasarı azalttığı şüphesizdir. Bu sonuçlar, WV ön işleminin kuraklık stresi altında oksidatif hasarı azaltmak için antioksidan savunma sistemini güçlendirdiğini ve büyüme ve gelişme için uygun bir ortam sağladığını göstermektedir.

              Stres yanıtına dahil olan yukarıda tarif edilen DAP'lara ek olarak, S- adenosilmetiyonin sentetaz, stresle indüklenen gen ailesinin bir üyesidir [ 54 ]. Önceki çalışmalar, S-adenosil- l -metiyonin sentazın aşırı ekspresyonunun, poliamin ve hidrojen peroksit çapraz bağlı ağlar yoluyla domates bitkisinin alkali strese toleransını artırdığını göstermektedir [ 55 ]. Çalışmamızda, dört DAP S-adenosil-metiyonin sentaz olarak tanımlandı (spot 52, spot 53, spot 54, spot 106); bu nedenle, WV ile muamele edilen grupta daha fazla bulunmasının bitkilerin kuraklığa direnme kapasitesini artırdığını öne sürüyoruz. 3.4. Protein Metabolizmasıyla İlgili Proteinler

              Protein sentezi, birleşmesi, katlanması ve bozulması, protein metabolizmasının ana biyolojik sürecidir [ 56]. Bu çalışmada, 24 DAP noktası protein metabolizmasına dahil olmuş ve üç fonksiyonel alt gruba ayrılmıştır: Protein sentezi, katlanma ve parçalanmasında rol oynayan proteinler. Birinci alt grupta, uzama faktörü 1-delta (EF1D) ve uzama faktörü 1-beta (EF1B; nokta 87, nokta 88), WV ile tedavi edilen gruba göre kontrol grubunda daha yüksek bir birikime sahipti. Uzama faktörleri, bitkilerde protein sentezinin uzama fazında merkezi bir rol oynayan proteinlerdir. 133 ve 138 noktaları, sırasıyla 40S ribozomal protein ve 60S asidik ribozomal protein olarak tanımlandı ve bunların bolluğu, WV ile tedavi edilen gruba göre kontrol grubunda daha fazlaydı. 40S ribozomal protein ve 60S asidik ribozomal protein, ribozom mekanizmasının bileşenleridir ve protein sentezi için gereklidir [ 57]. Bizim durumumuzda, kontrol grubu kökünde biriken ROS nedeniyle proteinler zarar görmüş, uzama faktörünün artması ve ilgili ribozomal protein, proteinlerin birikmiş sentezine neden olmuş ve kontrol grubunda kuraklık stresi altında peroksidasyonun neden olduğu hasarlı proteinlerin yerini almış olabilir. bitkiler. Bunun aksine, ROS, antioksidatif proteinler tarafından zamanla elimine edildi ve bu, WV ile muamele edilen grubun köklerindeki proteinlerin stabilitesini korudu.

              İkinci alt grupta, 3 DAP (spot 8, spot 14, spot 15), WV ile muamele edilmiş grubun köklerinde bolluğu artan 70 kDa'lık ısı şoku proteinleri (HSP'ler) olarak tanımlandı (Figür 3, Ek Tablolar S2 ve S3 ). HSP'ler bitkileri strese karşı korumada çok önemli rol oynarlar ve çok çeşitli önemli hücresel süreçlerde yer alırlar [ 58 ]. Önceki çalışmalar, HSP 70'in denatüre proteinlerin toplanmasını önleyebileceğini ve çevresel stresin neden olduğu doğal olmayan proteinlerin yeniden katlanmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir [ 59 ]. Sonuçlarımız, kuraklık tedavileri altında ROS birikiminin proteinlerde dengesizliğe neden olduğunu gösterdi. WV ile muamele edilmiş grubun köklerinde artan HSP bolluğu, oksidatif strese yanıt olarak daha etkili bir koruyucu mekanizma sağladı.

              Üçüncü alt grupta 3 DAP (spot 79, spot 80, spot 89) aspartik proteinaz proteinleri olarak tanımlandı ( Tablo S5 ). Aspartik proteinaz bir endopeptidazdır ve asidik pH koşulları altında aktiftir [ 60 ]. Önceki çalışmalar , tipik bir aspartik proteaz proteinini kodlayan SPAP1'in tatlı patateste yaprak yaşlanmasından sorumlu olduğunu göstermektedir [ 60 ]. Birçok çalışma, aspartik proteinazın birçok bitki organının PCD sürecine katıldığını göstermektedir [ 61 , 62 , 63 , 64]. Bizim vakamızda, aşırı ROS kontrol grubundaki köklerden etkin bir şekilde uzaklaştırılmamış, bu da işlevsiz miktarda protein birikimiyle sonuçlanmıştır. Kontrol grubunda artan aspartik proteinaz bolluğu, işlevsiz proteinleri etkili bir şekilde hidrolize edebilirdi; dahası, aspartik proteinaz, PCD sürecine katılarak hasarlı hücrelerin apoptozunu teşvik etmiş olacaktır. Spot 102, protein bozunma sürecini kontrol eden bir proteazom alt birimi olarak tanımlandı. Önceki bir çalışma, ubikitin-proteazom sisteminin (UPS) kuraklık, tuzluluk, soğuk ve besin yoksunluğu gibi çevresel strese yanıtta önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Dahası, UPS, ABA üretimi ile ilgili olduğunu ve sinyal iletim yoluna katıldığını göstermiştir [ 65]. Olgumuzda, kontrol grubunun köklerinde proteazom alt biriminin bolluğu artmıştır. Bu, aşırı ROS'un protein yapısına ve işlevine oksidatif hasarı uyardığını ve bu işlevsiz proteinlerin, hücresel homeostazın normal mekanik süreçlerinin stabilitesini korumak için kontrol grubunun köklerinde derhal bozunması gerektiğini gösterdi. 3.5. İkincil Metabolizmada Yer Alan Proteinler

              Jasmonik asit (JA) ve salisilik asit (SA), bitkilerde özellikle biyotik ve abiyotik strese yanıt olarak çeşitli metabolik süreçlerde yer alan önemli ikincil metabolitlerdir [ 66 , 67 ]. Önceki çalışmalar JA'nın, JA'nın linolenik asitten biyosentezini tetikleyen biyotik ve abiyotik stresörlerden sonra hızla biriktiğini [ 67 , 68 ] göstermektedir ve bu, JA'nın bitkilerde önemli bir stres sinyal molekülü olduğunu düşündürmektedir. SA ayrıca bitkilerde, özellikle patojenlere ve kuraklık stresine karşı bitki savunması sırasında endojen bir düzenleyici sinyal olarak tanımlanmıştır [ 13 , 66 , 69]. Ek olarak, düşük konsantrasyonlu SA ile ön işlem, buğday fidelerinin ve soya fasulyesinin sürgün ve köklerinin büyümesini önemli ölçüde artırır [ 13 , 70 ]. Olgumuzda, 4 DAP (spot 64, spot 67, spot 68, spot 69), JA biyosentezinde anahtar enzim olan 12-oksofitodienoat redüktaz (OPR) olarak tanımlandı ve WV'nin köklerinde bollukları daha yüksekti. kontrol grubu ile karşılaştırılan tedavi grubu. TaOPR'nin ekspresyon modeli analizi, protein miktar tayini ile aynı sonuçları gösterdi ( Şekil S8 ). Önceki çalışmalar, yaralı bitkilerin hızla JA biriktirdiğini ve bu sinyalin erken yanıt genlerinin ekspresyonunu aktive ettiğini göstermektedir [ 71]. WV ile tedavi edilen grupta, artan OPR birikimi JA'nın biyosentezini hızlandırmış olabilir; birikmiş JA, savunma genlerinin ekspresyonunu oktadekanoid yolla veya doğrudan genler üzerinde hareket ederek tetikler. Buğday bitkileri kuraklık stresine maruz kaldığında, WV ile muamele edilmiş köklerde biriken JA tarafından tetiklenen daha hızlı ve etkili bir tepki başlatıldı. Çalışmamızda spot 12 ve spot 13, SA biyosentezinde önemli bir rol oynayan fenilalanin amonyak-liyaz (PAL) olarak tanımlandı. Önceki bir çalışma, hem PAL aktivitesinin hem de farbitideki SA içeriğinin stres tedavisi altında yukarı regüle edildiğini göstermektedir [ 72 ]. Bizim durumumuzda, WV ile muamele edilmiş grupta bir PAL artışı SA'nın biyosentezini destekledi. Ayrıca, TaPAL'ın q-PCR sonucukuraklık stresi ve stressiz koşullar altında WV ile tedavi edilen grupta yukarı regüle edilmiş ekspresyon gösterdi ( Şekil S8 ). SA, kuraklık stresine direnmek için antioksidanları, şaperonları ve ısı şoku proteinlerini kodlayan çeşitli genleri aktive eder. 3.6. WV, Sonraki Kuraklık Stresini Azaltmak İçin Erken Bir Savunma Mekanizması Başlatabilir

              Sonuçlarımız, WV ile tedavi edilen grubun sürgünlerinde ve köklerinde ABA seviyelerinin önemli ölçüde arttığını gösterdi. ABA, buğday bitkileri kuraklık stresi geçirdiğinde stoma açıklığını ve savunmayla ilişkili genlerin ekspresyonunu hızlı bir şekilde düzenlemek için WV ile muamele edilmiş grubun sürgünlerinde ve köklerinde birikmiş, böylece kuraklık stresine karşı direnç kazandırmıştır. Bu arada, karşılaştırmalı proteomik analiz, WV'nin, sinyal iletimi yoluyla ABA ile aşağı akışla ilgili anti-stres gen ekspresyonunu düzenleyen JA ve SA'nın biyosentezini desteklediğini ortaya koydu. Mevcut çalışmamızda, WV ile ıslanmak, kuraklık stresi başlamadan önce erken bir savunma mekanizması başlattı. WV ile ıslatma, antioksidan enzimlerin artan aktiviteleri ve savunma sisteminin etkili bir şekilde açılması nedeniyle güvenli bir eşik içinde kalan ROS üretimini tetikledi. Kuraklık stresi sırasında, kontrol grubunun köklerinde ROS içeriği önemli ölçüde daha yüksekti ve oksidatif hasar gördüler. Karşılaştırmalı proteomik analiz, karbonhidrat metabolizmasının inhibe edildiğini ve bunun, kuraklık stresi durumunda kontrol köklerindeki hasarlı proteinlerin bozulmasını hızlandırdığını ortaya koydu. Bununla birlikte, proteomik analiz ve fizyolojik indekslerin belirlenmesinin sonuçları, kuraklık stresinden sonra WV ön işlem görmüş köklerde antioksidan ve ilgili stres proteinlerinin artan bolluğu ile ROS'un etkili bir şekilde ortadan kaldırıldığını göstermiştir. Kuraklık stresi altında WV tarafından düzenlenen ana metabolik yollara genel bir bakış aşağıda gösterilmiştir. ve bu, kuraklık stresi durumunda kontrol köklerindeki hasarlı proteinlerin parçalanmasını hızlandırdı. Bununla birlikte, proteomik analiz ve fizyolojik indekslerin belirlenmesinin sonuçları, kuraklık stresinden sonra WV ön işlem görmüş köklerde antioksidan ve ilgili stres proteinlerinin artan bolluğu ile ROS'un etkili bir şekilde ortadan kaldırıldığını göstermiştir. Kuraklık stresi altında WV tarafından düzenlenen ana metabolik yollara genel bir bakış aşağıda gösterilmiştir. ve bu, kuraklık stresi durumunda kontrol köklerindeki hasarlı proteinlerin parçalanmasını hızlandırdı. Bununla birlikte, proteomik analiz ve fizyolojik indekslerin belirlenmesinin sonuçları, kuraklık stresinden sonra WV ön işlem görmüş köklerde antioksidan ve ilgili stres proteinlerinin artan bolluğu ile ROS'un etkili bir şekilde ortadan kaldırıldığını göstermiştir. Kuraklık stresi altında WV tarafından düzenlenen ana metabolik yollara genel bir bakış aşağıda gösterilmiştir.Figür 9. Bu sonuçlar, WV'nin buğday filizlerinin ve köklerinin büyümesini teşvik edebileceğini ve ayrıca kuraklık stresine karşı toleranslarını geliştirebileceğini gösterdi.
              Resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ijms-20-00943-g009.jpg'dir.
              Ayrı bir pencerede aç
              Figür 9
              Kuraklık stresi altında WV tarafından düzenlenen ana metabolik yolların şeması. Her küçük renkli kare, farklı muameleler altındaki ayrı bir proteini temsil eder (sırasıyla soldan sağa, kontrol ve WV ile muamele edilmiş gruplar). Göreli ifade seviyeleri, düşükten (mavi) yükseğe (kırmızı) doğru bir renk gradyanı ile gösterilir. SOD: Süperoksit dismutaz; APX: L-askorbat peroksidaz; MADR: Monodehidroaskorbat redüktaz; DHAR: dehidroaskorbat redüktaz; GST: glutatyon transferaz; OPR: 12-oksofitodienoat redüktaz; PAL: Fenilalanin amonyak liyaz; RAD23: DNA onarım proteini RAD23; ATPB: ATP sentaz beta alt birimi; V-ATPB1: Vacuolar ATPase alt birimi B1; Okso: Oksalat oksidaz GF-2.8; PRP: Patogenez ile ilgili protein; NAC: NAC transkripsiyon faktörü; TPI: Triosefosfat izomeraz; FDA: Fruktoz-bifosfat aldolaz sitoplazmik izozim; ALDO: Aldolaz; GAPDH: Likeraldehit-3-fosfat dehidrojenaz; iPGAM: 2,3-bifosfogliserattan bağımsız fosfogliserat mutaz; ENO: Enolaz; PPDK: Fosfat dikinaz 1; DLD: Dihidrolipoil dehidrojenaz 1; SUCLA2: Süksinil-CoA ligaz [ADP oluşturan] alt birim beta; MDH: Malat dehidrojenaz 1; ACO2: Akonitat hidrataz; 6PGD: 6-fosfoglukonat dehidrojenaz; TKT: Transketolaz; PRK: Fosforibulokinaz; EF1β: Uzama faktörü 1-beta; EF1Δ: Uzama faktörü 1-delta; eIF6: Ökaryotik çeviri başlatma faktörü 6; RPS21: 40S ribozomal protein S21; RPL 60S: 60s asidik ribozomal protein benzeri protein; nep2: Aspartik proteinaz nepentezin-2; ASP: Aspartik proteinaz; PSMA2: Proteazom alt birimi alfa tip-2. Dihidrolipoil dehidrojenaz 1; SUCLA2: Süksinil-CoA ligaz [ADP oluşturan] alt birim beta; MDH: Malat dehidrojenaz 1; ACO2: Akonitat hidrataz; 6PGD: 6-fosfoglukonat dehidrojenaz; TKT: Transketolaz; PRK: Fosforibulokinaz; EF1β: Uzama faktörü 1-beta; EF1Δ: Uzama faktörü 1-delta; eIF6: Ökaryotik çeviri başlatma faktörü 6; RPS21: 40S ribozomal protein S21; RPL 60S: 60s asidik ribozomal protein benzeri protein; nep2: Aspartik proteinaz nepentezin-2; ASP: Aspartik proteinaz; PSMA2: Proteazom alt birimi alfa tip-2. Dihidrolipoil dehidrojenaz 1; SUCLA2: Süksinil-CoA ligaz [ADP oluşturan] alt birim beta; MDH: Malat dehidrojenaz 1; ACO2: Akonitat hidrataz; 6PGD: 6-fosfoglukonat dehidrojenaz; TKT: Transketolaz; PRK: Fosforibulokinaz; EF1β: Uzama faktörü 1-beta; EF1Δ: Uzama faktörü 1-delta; eIF6: Ökaryotik çeviri başlatma faktörü 6; RPS21: 40S ribozomal protein S21; RPL 60S: 60s asidik ribozomal protein benzeri protein; nep2: Aspartik proteinaz nepentezin-2; ASP: Aspartik proteinaz; PSMA2: Proteazom alt birimi alfa tip-2. Ökaryotik çeviri başlatma faktörü 6; RPS21: 40S ribozomal protein S21; RPL 60S: 60s asidik ribozomal protein benzeri protein; nep2: Aspartik proteinaz nepentezin-2; ASP: Aspartik proteinaz; PSMA2: Proteazom alt birimi alfa tip-2. Ökaryotik çeviri başlatma faktörü 6; RPS21: 40S ribozomal protein S21; RPL 60S: 60s asidik ribozomal protein benzeri protein; nep2: Aspartik proteinaz nepentezin-2; ASP: Aspartik proteinaz; PSMA2: Proteazom alt birimi alfa tip-2.

              Şuraya gidin: 4. Malzemeler ve Yöntemler

              4.1. Bitki malzemeleri

              Buğday ( Triticum aestivum L.) çeşidi “Zhoumai 18” tohumları% 70 etanol ve% 10 NaClO ile sterilize edildikten sonra steril su ile iyice yıkandı. Tohumlar daha sonra 3 gün boyunca çeşitli hacimlerde birincil WV (Yixin Bio-energy Technology Development Co. LTD, Yangling, Çin; birincil WV'nin bileşimi Tablo S1'de listelenmiştir ) ile desteklenen sterilize suya batırılmıştır . Tohumlar bir serada 25 ° C gündüz / gece sıcaklık rejimi altında, 12 hd- 1 aydınlatma altında , 300 μmol m −2 · s- 1 ışık yoğunluğu ve% 60-% 70 bağıl nem altında yetiştirildi . Deneysel tasarım Şekil S1'de sunulmuştur .

              Buğday fidesi büyümesindeki optimal çeşitli WV konsantrasyonlarını keşfetmek için, 25 sterilize tohum, kontrol 0 (kontrol grubu), 1: 300, 1: 600, 1: 900, 1: 1200 ve 1: 1500 ile desteklenen sterilize suya batırıldı. çeşitli WV hacimleri [birincil WV: ddH 2 O 2(V: V); WV ile tedavi edilen gruplar] sırasıyla 3 gün süreyle. Deneyler tamamen rastgele bir tasarıma (CRD) yerleştirildi. Her işlem için üç biyolojik replikasyon (5 buğday bitkisi) ayarlandı. Daha sonra ıslatılan tohumlar, 10 mL sterilize su ile doyurulmuş iki tabaka filtre kağıdı ile 115x115 mm'lik steril bir çimlendirme kutusuna dağıtıldı. Tohumlar bir hafta boyunca her gün 5 mL su ile nemlendirildi. Tohum çimlenmesinden 2. günden 6. güne kadar hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş grupların (1: 300, 1: 600, 1: 900, 1: 1200, 1: 1500) toprak üstü kısımları (sürgünleri) ve kökleri taze için toplandı. ağırlık (FW) ve kuru ağırlık (DW) analizi.

              WV işlemlerinin buğdayın kuraklık toleransı üzerindeki etkilerini araştırmak için, 50 sterilize tohum, kontrol 0 (kontrol grubu) ve 1: 900 birincil WV [birincil WV: ddH 2 O 2 ile desteklenen sterilize suya batırıldı.(V: V); WV ile tedavi edilen gruplar] sırasıyla 3 gün süreyle. Her işlem için üç biyolojik replikasyon (50 buğday bitkisi) ayarlandı. Daha sonra ıslatılmış tohumlar, 4 gün boyunca 10 mL sterilize su ile doyurulmuş iki filtre kağıdı tabakası ile 115x115 mm'lik steril bir çimlendirme kutusuna dağıtıldı. Çimlenmeden sonraki beşinci günde, hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş grupların (1: 900) fideleri, sırasıyla ~ 1 MPa PEG 6000 (simüle edilmiş kuraklık stresi) içeren bir Hoagland besin çözeltisine 2 gün aktarıldı. Daha sonra, absisik asit (ABA) içeriğini belirlemek için 3. günden 6. güne kadar kontrol ve WV ile muamele edilmiş gruplardan (1: 900) sürgünler ve kökler toplandı. Daha sonra , O 2− , H 2 O'nun belirlenmesi için 3. günden 6. güne kadar kontrol ve WV ile muamele edilmiş gruplardan (1: 900) kökler toplandı.2 ve malonaldehit (MDA) içeriği ve süperoksit dismutaz (SOD, EC.1.15.1.1), katalaz (CAT, EC 1.11.1.6) ve guaiacol peroksidaz (POD, EC1.11.1.7) üretim hızı ve aktiviteleri ). Proteomikler için, hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş gruplardan (1: 900) alınan kökler, altıncı günde (2 gün süreyle kuraklık stresi muamelesi koşulları altında) toplandı. Gerçek zamanlı PCR analizi için, sürgünler ve kökler, kontrol ve WV ile tedavi edilen gruplardan (1: 900) 3. günden 6. güne kadar toplandı. 4.2. O 2− Oluşum Hızının ve H 2 O 2 İçeriğinin Belirlenmesi

              O 2− ve H 2 O 2 içeriğinin belirlenmesi Song ve ark. [ 73 ], küçük değişikliklerle: Kökler sıvı nitrojen içinde toz haline getirildi; merkezkaç kuvveti 7000 x g idi . Kısaca, reaksiyon, deney çözeltisinde (65 pH 7,8 mM fosfat tamponu, 10 mM hidroksilamin klorhidrat, 17 mM sülfanilamid ve 7 mM a-naftilamin) başlatıldı. 530 nm'de absorbans ölçüldü ve O oluşumu oranı 2- NaNO bir standart eğriden hesaplanmıştır 2 . H 2 O 2 içeriğinin belirlenmesi Song ve ark. [ 73 ]. 4.3. Antioksidan Enzim Aktivitesinin Belirlenmesi

              SOD, CAT ve POD aktivitesi Song ve ark. [ 73 ]. Antioksidan enzimleri ekstrakte etmek için 0,5 g taze kök sıvı nitrojen içinde öğütüldü, ardından kök tozu 50 mM soğuk fosfat tamponuna [% 1 ( w / v ) polivinilpirolidon, pH 7.0 içerir] aktarıldı ve 4 ° C'de ve 15.000'de santrifüjlendi 20 dakika için × g . Süpernatan, enzim aktivite deneyleri için kullanıldı.

              SOD aktivitesinin tahmini için reaksiyon, bir aktivite analizi solüsyonunda başlatıldı (50 μM NBT, 1.3 μM riboflavin, 13 mM metionin, 75 nM EDTA, 50 mM pH 7.8 fosfat tamponu ve enzim özütü). 560 nm'de absorbans, bir spektrofotometre ile belirlendi. CAT aktivitesinin ölçümü için, reaksiyon aktivite deneyi çözeltisi (50 mM pH 7.8 fosfat tamponu, 15 mM H başlatılmıştır 2 O 2 ve enzim ekstresi). 240 nm'de aktivite tayini solüsyonunun absorbansındaki azalma, her 20 saniyede bir okundu. POD etkinliği belirlenmesi için, reaksiyon aktivite deneyi çözeltisi (50 mM, pH 5.0 sodyum asetat tampon maddesi, 20 mM guaiakol, 40 mM H başlatılmıştır 2 O 2ve enzim özü). 470 nm'de aktivite tayini solüsyonunun absorbansındaki artış, her 20 saniyede bir kaydedildi. 4.4. MDA İçeriğinin Belirlenmesi

              MDA içeriği Song ve ark. [ 73 ]. Kısaca, kökler (0.5 g),% 20 ( h / h ) TCA ve 0.5 ( h / h ) tiyobarbitürik asit (TBA) içinde homojenleştirildi . Santrifüjlemeden sonra süpernatanlar 95 ° C'de 10 dakika inkübe edildi ve hemen buz içinde soğutuldu. 532 nm'de absorbans okundu. 4.5. ABA İçeriğinin Kantitatif Tespiti

              Bitki hormonu ABA, Shi ve ark. [ 74 ], küçük değişikliklerle. Taze kök örnekleri (yaklaşık 1 g) sıvı nitrojen içinde öğütüldü, ardından toz 200 mg · L- 1 butile hidroksitoluen ve 500 mg · L- 1 sitrik içeren 10 mL% 80 ( v / v ) metanol içinde süspanse edildi . buz üzerinde asit monohidrat. Karışım daha sonra 8000 x g ve 4 ° C'de 30 dakika santrifüjlemeden önce 4 ° C'de gece boyunca çalkalandı . Süpernatan toplandı. Çökelti 2 saat boyunca iki kez ekstrakt edildi, üst fazlar bir araya getirilmiş ve daha sonra, N, altında kurutularak 2ve 500 uL% 80 metanol içinde yeniden süspanse edildi. Ekstraktlardaki fitohormon konsantrasyonları, bir LC-20AT yüksek performanslı sıvı kromatografi sistemi (Shimadzu, KinhDo, Japonya) ve bir API 2000 ™ elektrosprey tandem kütle spektrometresi (AB Sciex, Foster City, CA, ABD) kullanılarak analiz edildi. Bir Wondasil ™ C18 kolon (5 um, 4.6 x 150 mm; Shimadzu) içinde iki mikrolitre numune ayrıldı. Örneklerdeki hormon konsantrasyonlarının belirlenmesi için standart eğriler hazırlamak için ABA ((±) -ABA, A1049; Sigma, St. Louis, MO, ABD) kullanıldı. 4.6. Protein Ekstraksiyonu

              Protein ekstraksiyonu, Valledor ve ark. [ 75 ], küçük değişikliklerle. Buğday kökleri sıvı nitrojen ile ince bir toz haline getirildi. Öğütülmüş kök tozu, −20 ° C buz soğukluğunda ekstraksiyon tamponu [% 10 ( w / v ) TCA,% 0.07 β-merkaptoetanol (β-ME; v / v ) ve 1 mM PMSF] ile homojenize edildi , ardından proteinler çökeltildi bir gecede. Ertesi gün, karışım 20.000 x g'de 30 dakika santrifüjlendi ve pelet 2 mL -20 ° C buz gibi soğuk aseton [% 0.07 β-merkaptoetanol (β-ME; v / v) ve 1 mM PMSF]; bu 3 kez tekrarlandı. Son olarak, pelet toplandı, vakumlu dondurarak kurutma ekipmanıyla liyofilize edildi ve -80 ° C'de saklandı. 4.7. 2-DE ve Jel Görüntü Analizi

              2D-PAGE, Valledor ve ark. [ 75], küçük değişikliklerle. Kök proteinler, lizis çözeltisinde çözündürüldü ve protein konsantrasyonu, standart bir protein olarak Bovine serum albümini (BSA) ile Bio-Rad Protein Assay Kit II (Bio-Rad, Shanghai, Çin) kullanılarak belirlendi. Yaklaşık 900 μg protein, 17 cm pH 4–7 doğrusal IPG şeridi (Bio-Rad) üzerinde ayrıldı ve 20 ° C'de 14 saat 50 V'de aktif olarak rehidre edildi. Daha sonra, odaklanma aşağıdaki koşullar altında gerçekleştirildi: 1 saat için 250 V, 1 saat için 500 V, 1 saat için 1000 V, 4 saat için 8000 V ve 80.000 Vh'ye ulaşmak için 8000 V. Şeritler hemen iki kez dengelendi. İkinci boyut elektroforezi,% 12 poliakrilamid jeller üzerinde gerçekleştirildi. Jeller, Coomassie Brilliant Blue (CBB) G-250 ile boyandı. Her numune, 3 bağımsız biyolojik kopya halinde çalıştırıldı.

              Jeller, 600 dpi çözünürlükte bir GS-900 Kalibre Edilmiş Densitometre (Bio-Rad, Tayvan, Çin) kullanılarak görselleştirildi. Görüntüler, nokta tespiti, jel eşleştirme ve noktaların istatistiksel analizi için analitik yazılım PDQuest 2-DE 8.0.1 (Bio-Rad, Hercules, CA, ABD) kullanılarak analiz edildi. MS ile analiz için ilgilenilen protein noktalarının seçimi, -1.5 kat değişimine dayanıyordu ( p <0.05). 4.8. Jel İçi Sindirim ve MALDI-TOF / TOF MS Analizi

              DAP noktaları eksize edildi, yıkandı, boyaması alındı ​​ve dehidre edildi. Daha sonra, protein noktaları tripsin ile sindirildi. Süpernatan toplandı ve elde edilen peptidler% 0.1 trifloroasetik asit (TFA) ve% 60 ACN ile iki kez ekstrakte edildi. Daha sonra süpernatanlar birleştirildi. Kütle spektrumları, 5800 MALDI Uçuş Süresi (TOF) / TOF TM analizörü (AB Sciex, Foster City, CA, ABD) kullanılarak toplandı ve TOF / TOF TM Series Explorer TM Software V4.1.0 (AB Sciex, Redwood City, CA, ABD).

              MS / MS kütle spektrum verileri , Maskot arama motoru kullanılarak bir taksonomi parametresi Viridiplantae'ye ayarlanmış NCBInr veri tabanlarına karşı arandı . Araştırma parametreleri şu şekilde ayarlandı: Bir kaçırılan klevaj, 100 ppm'ye ayarlanan peptit toleransı, 0.5 Da'lık MS / MS toleransı, 1+ peptit yükü, karbamidometilasyon ve metiyoninlerin oksidasyonu, sabit modifikasyon değişken modifikasyonu olarak izin verdi. 4.9. Toplam RNA İzolasyonu ve Gerçek Zamanlı PCR

              Toplam RNA, bir OMEGA bitki RNA kiti (R6827, Omega Bio-tek, Norcross, GA, ABD) kullanılarak kontrol ve WV ile muamele edilmiş grupların buğday filizlerinden ve köklerinden ekstrakte edildi ve cDNA, 1 μg toplam RNA'dan ters transkripte edildi. GoScript ™ Ters Kopyalama Sistemi (A5001, Promega, Madison, WI, ABD). QPCR ile gen ekspresyonunun nispi kantifikasyonu, bir QuantStudio 3 Gerçek Zamanlı PCR Sisteminde (Thermo Fisher Scientific, Singapur, Singapur) gerçekleştirildi. QPCR için kullanılan primerler, qPrimerDB veritabanı [ 76 ], Oligo 7 ve Beacon Designer ™ 8.0 yazılımı kullanılarak tasarlanmıştır. Primerlerin dizisi Ek Tablo S3'te bulunabilir . Buğday aktin geni, kuraklık tedavisi boyunca stabil kalan endojen kontrol olarak kullanıldı [ 77 ,78 ]. qPCR, 10 μL 2 × GoTaq ® qPCR Ana Karışımı (A6002, Promega, Madison, WI, ABD), 2 μL 1: 5-seyreltilmiş şablon cDNA ve her bir genin 0,2 μM'sini içeren bir optik 96 oyuklu plakada gerçekleştirilmiştir. aşağıdaki termal döngüleri kullanarak 20 μL'lik son hacimde spesifik astar: 1 dakika için 95 ° C, 10 saniye için 95 ° C 40 döngü, 1 dakika için 60 ° C. Ayrılma eğrisi analizi şu şekilde gerçekleştirildi: 15 saniye için 95 ° C, 1 dakika için 60 ° C ve 15 dakika için 95 ° C. Bağıl ifade seviyeleri 2 −ΔΔ C t yöntemi [ 79 ] ile hesaplandı . 4.10. Biyoinformatik Analiz

              Tanımlanan DAP'lerin transmembran alanlarının (TMD'ler) tahmini, TMpred ( http://www.ch.embnet.org/software/TMPRED_form.html ) kullanılarak gerçekleştirildi . Her DAP için genel hidropatiklik (GRAVY) değeri, Protein GRAVY aracı ( http://www.bioinformatics.org/sms2/protein_gravy.html ) kullanılarak hesaplandı . DAP'lerin hücresel konumları, WoLF PSORT ( https://wolfpsort.hgc.jp/ ) ve ( http://www.csbio.sjtu.edu.cn/bioinf/plant-multi/ ) aracılığıyla gerçekleştirildi . Tanımlanan tüm DAP'ler Arabidopsis thaliana TAIR 10 (Arabidopsis Bilgi Kaynağı) protein veri tabanına ( http://www.arabidopsis.org/ ) karşı patlatıldı.) çevrimiçi analiz aracı STRING 10.5'i kullanarak bir ÜFE ağı yürütmek üzere açıklamalı protein bilgisini elde etmek için. Biyolojik süreçler ve hücresel bileşen, Cytoscape yazılımının BiNGO eklentisi (sürüm 3.6.0, San Diego, CA, ABD) tarafından tahmin edildi. 4.11. İstatistiksel analiz

              Ana bileşen analizi (PCA), homojen biyolojik kopyaları ve kontrol grubu ile WV ile tedavi edilen grup arasındaki farkı belirlemek için SPSS yazılımı (sürüm 22.0, IBM Corporation, Armonk, NY, ABD ) tarafından gerçekleştirildi [ 80 , 81 ]. Çalışmamızda boyut indirgeme analizi için katsayı ve KMO ve Bartlett küresellik testi kullanılmıştır. DAP'lerin hacmi, bir log dönüşümü ve bir t- testi uygulanarak PDQuest 8.01'in yerleşik istatistiksel modülleri kullanılarak tahmin edildi . Sonuçlar, üç bağımsız biyolojik kopyadan ortalama ± standart sapma (SD) olarak sunuldu. İstatistiksel önemi hesaplamak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) çoklu karşılaştırmaları yapıldı; p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Verilerin grafik sunumu, Originlab 2018b yazılımı (OriginLab Corporation, Northampton, MA, ABD) kullanılarak gerçekleştirildi.

              Şuraya gidin: 5. Sonuçlar

              Buğday fidelerinin büyümesi sırasında genç fideler su noksanlığına karşı hassastır. Bununla birlikte, iyi gelişmiş bir kök sistemi, buğday bitkilerinin kuraklık stresine karşı savunma kabiliyetini artırabilir. Uygun yoğunlukta odun sirkesi ile ıslatılan ön işlem, kök ve fide büyümesini önemli ölçüde destekledi. Dahası, WV, sonraki kuraklık stresini azaltmak için erken bir savunma mekanizması başlatabildi. Bu süreçte, antioksidatif ve diğer ilgili stres proteinlerinin artan bolluğu sayesinde ROS etkin bir şekilde ortadan kaldırıldı. WV ıslatılmış tohum muamelesindeki bir dizi koruyucu mekanizma, hücresel homeostazın ve metabolizmanın normal mekanik süreçlerinin stabilitesini korumaya yardımcı oldu.

              Şuraya gidin: Kısaltmalar

              2-DE İki boyutlu jel elektroforezi
              6PGD 6-fosfoglukonat dehidrojenaz
              ABA Absisik asit
              ACO2 Akonitat hidrataz
              ADH1A Alkol dehidrojenaz
              ALDO Aldolaz
              APX1 L-askorbat peroksidaz 1
              ASP Aspartik proteinaz
              ATPB ATP sentaz beta alt birimi
              KEDİ Katalaz
              DEP'ler Diferansiyel ekspresyon proteinleri
              DHAR Dehidroaskorbat redüktaz
              DLD Dihidrolipoil dehidrojenaz 1
              EF1β Uzama faktörü 1-beta
              EF1Δ Uzama faktörü 1-delta
              eIF6 Ökaryotik çeviri başlatma faktörü 6
              ENO Enolaz
              FDA Fruktoz-bifosfat aldolaz sitoplazmik izozim
              GAPDH Gliseraldehit-3-fosfat dehidrojenaz
              SOS Hidropatiklik değerinin genel ortalaması
              GST Glutatyon transferaz
              iPGAM 2,3-bifosfogliserattan bağımsız fosfogliserat mutaz
              JA Jasmonik asit
              MDA Malonaldehit
              MDAR Monodehidroaskorbat redüktaz
              MDH Malat dehidrojenaz 1
              Bay Monoizotopik kütle
              NAC NAC transkripsiyon faktörü
              NECD 9- cis- epoksikarotenoid dioksijenaz
              nep2 Aspartik proteinaz nepenthesin-2
              OPR 12-oksofitodienoat redüktaz
              Oxo Oksalat oksidaz
              PA Pyroligneous asit
              PAL Fenilalanin amonyak-liyaz
              pI İzoelektrik noktası
              POD Guaiacol peroksidaz
              POX1 Peroksidaz 1
              PPDK Fosfat dikinaz 1
              ÜFE Protein-protein etkileşimi
              PRK Fosforibulokinaz
              PRP Patogenez ile ilgili protein
              PSMA2 Proteazom alt birimi alfa tip-2
              q-PCR Gerçek zamanlı PCR
              RAD23 DNA onarım proteini RAD23
              ROS Reaktif oksijen türleri
              RPL 60S 60'ların asidik ribozomal protein benzeri protein
              RPS21 40S ribozomal protein S21
              RQ Bağıl niceleme
              SA Salisilik asit
              SOD Süperoksit dismutaz
              SUCLA2 Süksinil-CoA ligaz [ADP oluşturan] alt birim beta
              TKT Transketolaz
              TMD'ler Transmembran alanlar
              TPI Triosefosfat izomeraz
              V-ATPB1 Vacuolar ATPase alt birimi B1
              WV Odun sirkesi
              Şuraya gidin: Tamamlayıcı Malzemeler

              Tamamlayıcı malzemeler https://www.mdpi.com/1422-0067/20/4/943/s1 adresinde bulunabilir . Şekil S1. Araştırmada kullanılan deneysel tasarım; Şekil S2. Çalışmadaki ek resimler; Şekil S3. Kontrol ve WV ile muamele edilmiş gruplarda buğday kökü proteomlarının 2-DE görüntüsü; Şekil S4. Kontrol ve WV ile tedavi edilen grupların temel bileşen analizi; Şekil S5. Ana jel; Şekil S6. Farklı profilleri gösteren tipik DAP örnekleri; Şekil S7. Hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş gruplarda 13 kategorinin tamamında protein türlerinin hiyerarşik kümelenmesi; Şekil S8. TaOPR ve TaPAL'ın ifade modeli analizikuraklık stresi öncesi ve sonrası hem kontrol hem de WV ile muamele edilmiş gruplardaki buğday köklerindeki genler; Tablo S1. WV'de tanımlanan kimyasal bileşikler; Tablo S1. Çalışmadaki tamamlayıcı veriler; Tablo S3. Bu çalışmada kullanılan özel primerler; Tablo S4. Kuraklık stresi altında WV ile muamele edilmiş ve kontrol grupları arasında DAP'lerin kat değişimi (Oran); Tablo S5. Kuraklık stresi altında buğday köklerinde MS / MS verileri, GRAVY, TMD sayıları ve DAP'lerin hücre altı lokalizasyonu; Tablo S6 Hem kontrol hem de WV ile işleme tabi tutulmuş gruplarda her DAP'nin log-dönüştürülmüş değerleri; Tablo S7. TAIR veri tabanında DAP'ler patladı; Tablo S8. Buğday kökleri için oluşturulan biyolojik yollar; Tablo S9. Buğday kökleri için oluşturulan moleküler fonksiyonlar. Kütle spektrometrisi proteomik verileri ProteomeXchange'e (http://proteomecentral.proteomexchange.org ) Veri kümesi tanımlayıcısı PXD012150 ile PRIDE ortak deposu aracılığıyla konsorsiyum.
              Ek veri dosyası için burayı tıklayın. (22M, zip)
              Şuraya gidin: Yazar Katkıları

              YW (Yuying Wang) ve LQ çalışmayı tasarladı. YW (Yuying Wang) ve QS deneyleri gerçekleştirdi. SW, MS / MS analizini gerçekleştirdi. YW (Yuying Wang) verilerin analizini gerçekleştirdi, proteinlerin tanımlamasını yaptı ve taslağı hazırladı. YW (Yuying Wang) ve QS, makalenin son taslağının hazırlanmasına katkıda bulundu. YW (Yajun Wang), QS, SW, LQ ve YG, reaktifler, malzemeler ve analiz araçları sağladı. Tüm yazarlar makalenin son halini okudu ve onayladı.

              Şuraya gidin: Finansman

              Bu araştırma Shaanxi Eyaleti Tarım Özel Fonu (No. 2018-43) Tarım Bakanlığı Tarımsal Ekolojik Çevre Özel Fonu (No. 2110402-7) tarafından finanse edildi.

              Şuraya gidin: Çıkar çatışmaları

              Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

              Şuraya gidin: Referanslar

              1. Wei Q., ​​Ma X., Dong J. Ceviz ağacı dallarından piroligneöz asitlerin hazırlanması, kimyasal bileşenleri ve antimikrobiyal aktivitesi. J. Anal. Appl. Piroliz. 2010; 87 : 24–28. doi: 10.1016 / j.jaap.2009.09.006. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              2. Mungkunkamchao T., Kesmala T., Pimratch S., Toomsan B., Jothityangkoon D. Ağaç sirkesi ve fermente biyo-ekstraktlar: Domates ( Solanum lycopersicum L.) Sci. Hortic. 2013; 154 : 66–72. doi: 10.1016 / j.scienta.2013.02.020. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              3. Pimenta AS, Fasciotti M., Monteiro TVC, Lima KMG Okaliptüs gg100 klonundan elde edilen piroligneöz asidin kimyasal bileşimi. Moleküller. 2018; 23 : 426. doi: 10.3390 / molecules23020426. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              4. Grewal A., Abbey L., Gunupuru LR Üretim, beklentiler ve tarımda piroligneöz asitin potansiyel uygulaması. J. Anal. Appl. Piroliz. 2018; 135 : 152–159. doi: 10.1016 / j.jaap.2018.09.008. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              5. Cai K., Jiang S., Ren C., He Y. Oksidatif stres altında yaşayan Caenorhabditis elegans'ta odun sirkesi özütünün önemli hasar kurtarma etkileri . Sci Food. 2012; 92 : 29–36. doi: 10.1002 / jsfa.4624. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              6. Dissatian A., Sanitchon J., Pongdontri P., Jongrungklang N., Jothityangkoon D. Ağaç sirkesinin malondialdehit üretimini baskılayarak üç yayla pirinç çeşidinin tohum çimlenmesini arttırma potansiyeli. J. Agric. Sci. 2018; 40 : 371–380. doi: 10.17503 / agrivita.v40i2.1332. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              7. Mohan D., Pittman C., Steele P. Biyo-yağ için odun / biyokütlenin pirolizi: Eleştirel bir inceleme. Enerji Yakıtları. 2006; 20 : 848–889. doi: 10.1021 / ef0502397. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              8. Jung K. Pyroligneous asitin patojenik mantarlar üzerindeki büyümeyi inhibe etme etkisi, Alternaria mali , Alternaria blotch elmanın ajanı. Biotechnol. Biyoproses Müh. 2007; 12 : 318–322. doi: 10.1007 / BF02931111. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              9. Kulkarni MG, Sparg SG, Light ME, van Staden J. Pirinç ( Oryza sativa L.) fide kuvvetinin duman-su ve butenolid ile uyarılması. J. Agron. Crop Sci. 2006; 192 : 395–398. doi: 10.1111 / j.1439-037X.2006.00213.x. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              10. Siddhuraju P., Becker K. Baget ağacının ( Moringa oleifera Lam.) Üç farklı agroklimatik kökeninden toplam fenolik bileşenlerin çeşitli çözücü ekstraktlarının antioksidan özellikleri . J. Agric. Food Chem. 2003; 51 : 2144–2155. doi: 10.1021 / jf020444 +. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              11. Loo AY, Jain K., Darah I. Rhizophora apiculata adlı bir mangrov bitkisinden piroligneöz asidin antioksidan ve radikal temizleme aktiviteleri . Food Chem. 2007; 104 : 300–307. doi: 10.1016 / j.foodchem.2006.11.048. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              12. Curtis T., Halford NG Gıda güvenliği: buğday verimini artırmanın zorluğu ve gıda güvenliğinden ödün vermemenin önemi. Ann. Appl. Biol. 2014; 164 : 354–372. doi: 10.1111 / aab.12108. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              13. Kang G., Li G., Xu W., Peng X., Han Q., Zhu Y., Guo T. Proteomics, salisilik asidin büyüme ve buğdayda müteakip kuraklık stresine tolerans üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır. J. Proteome Res. 2012; 11 : 6066–6079. doi: 10.1021 / pr300728y. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              14. Loutfy N., El-Tayeb MA, Hassanen AM, Moustafa MFM, Sakuma Y., Inouhe M. Dört farklı buğday çeşidinde ( Triticum aestivum ) J. Plant Res. 2012; 125 : 173–184. doi: 10.1007 / s10265-011-0419-9. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              15. Bengough AG, McKenzie BM, Hallett PD, Valentine TA Kök uzaması, su stresi ve mekanik empedans: Sınırlayıcı stresler ve faydalı kök ucu özelliklerinin bir incelemesi. J. Exp. Bot. 2011; 62 : 59–68. doi: 10.1093 / jxb / erq350. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              16. Pandey A., Chakraborty S., Datta A., Chakraborty N. Nohuttan ( Cicer arietinum L.) Mol. Hücre. Proteomik. 2008; 7 : 88–107. doi: 10.1074 / mcp.M700314-MCP200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              17. Alvarez S., Choudhury SR, Pandey S. Kuraklığa duyarlı ve kuraklığa dayanıklı buğday çeşitlerinin köklerinin ABA yanıtının karşılaştırmalı kantitatif proteomik analizi, kuraklığa adaptasyonun proteomik imzalarını tanımlar. J. Proteome Res. 2014; 13 : 1688–1701. doi: 10.1021 / pr401165b. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              18. Faghani E., Gharechahi J., Komatsu S., Mirzaei M., Khavarinejad RA, Najafi F., Farsad LK, Salekdeh GH Karşılaştırmalı fizyoloji ve kuraklık toleransına zıt iki buğday genotipinin proteomik analizi. J. Proteom. 2015; 114 : 1–15. doi: 10.1016 / j.jprot.2014.10.018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              19. Liu H., Sultan MARF, Liu XL, Zhang J., Yu F., Zhao HX Fizyolojik ve karşılaştırmalı proteomik analiz, kuraklığa dayanıklı yabani buğdayın ( Triticum boeoticum ) PLoS ONE köklerinde ve yapraklarında farklı kuraklık tepkilerini ortaya çıkarır . 2015; 10 doi: 10.1371 / journal.pone.0121852. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              20. Peng ZY, Wang MC, Li F., Lv HJ, Li CL, Xia GM Ekmeklik buğdayın introgresyon suşunda tuzluluk ve kuraklık stresine tepkinin proteomik bir çalışması. Mol. Hücre. Proteomik. 2009; 8 : 2676–2686. doi: 10.1074 / mcp.M900052-MCP200. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              21. Agrawal L., Gupta S., Mishra SK, Pandey G., Kumar S., Chauhan PS, Chakrabarty D., Nautiyal CS Karşılaştırmalı proteomik yaklaşımı kullanılarak pirinç kökünde saplamanın neden olduğu kuraklık-stres tepkisinin karmaşık yapısının açıklanması. Ön. Plant Sci. 2016; 7 doi: 10.3389 / fpls.2016.01466. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              22. Yu XW, Yang AJ, James AT İki soya fasulyesi genotipinin köklerinde kuraklık tepkisinin karşılaştırmalı proteomik analizi. Crop Mera Sci. 2017; 68 : 609–619. doi: 10.1071 / CP17209. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              23. Abid M. Ali S., Qi LK, Zahoor R. Tian Z., Jiang D., Snider JL, Dai T. fizyolojik ve kardeşlenme ve buğday aşamaları birleştirme kuraklık ve toparlanma dönemleri sırasında, biyokimyasal değişiklikler ( Triticum aestivum L.) Sci. Rep. 2018; 8 : 4615. doi: 10.1038 / s41598-018-21441-7. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              24. Mohammadi PP, Moieni A., Komatsu S. Kuraklığa duyarlı ve kuraklığa dayanıklı kolza tohumu köklerinin karşılaştırmalı proteom analizi ve kuraklık stresi altındaki hibrit F1 soyları. Amino asitler. 2012; 43 : 2137–2152. doi: 10.1007 / s00726-012-1299-6. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              25. Prinsi B., Negri AS, Failla O., Scienza A., Espen L. Kök proteomik ve metabolik analizler, farklı toleranslı asma anaçlarında kuraklık stresine özgü tepkileri ortaya koymaktadır. BMC Plant Biol. 2018; 18 : 126. doi: 10.1186 / s12870-018-1343-0. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              26. Schlüter H., Apweiler R., Holzhütter HG, Jungblut PR Proteomikte kişinin yolunu bulmak: Bir protein türü terminolojisi. Chem. Cent. J. 2009; 3 : 11. doi: 10.1186 / 1752-153X-3-11. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              27. Cao X., Jia J., Zhang C., Li H., Liu T., Jiang X., Polle A., Peng C., Luo ZB İki zıt kavak genotipinin kuraklığa ve yeniden sulama. Physiol. Bitki. 2014; 151 : 480–494. doi: 10.1111 / ppl.12138. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              28. Luo ZB, Janz D., Jiang X., Gobel C., Wildhagen H., Tan Y., Rennenberg H., Feussner I., Polle A. stres beklentisi için yeniden programlamaya profil oluşturma. Plant Physiol. 2009; 151 : 1902–1917. doi: 10.1104 / s.109.143735. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              29. Wang J., Chen J., Pan K. Kurşun stresi altında Atractylodes macrocephala Koidz'deki antioksidanların seviyesi üzerinde eksojen absisik asidin etkisi . Environ. Sci. Kirlilik. Res. 2013; 20 : 1441–1449. doi: 10.1007 / s11356-012-1048-0. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              30. Ma Y., Cao J., He J., Chen Q., Li X., Yang Y. Bitki gelişimi ve stres tepkileri sırasında ABA homeostazının düzenlenmesi için moleküler mekanizma. Int. J. Mol. Sci. 2018; 19 : 3643. doi: 10.3390 / ijms19113643. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              31. Cruz TM, Carvalho RF, Richardson DN, Duque P. Arabidopsis SR protein gen ekspresyonunun Abscisic asit (ABA) regülasyonu. Int. J. Mol. Sci. 2014; 15 : 17541–17564. doi: 10.3390 / ijms151017541. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              32. Sharma SS, Kumar V. Arabidopsis thaliana'nın yabani tip ve absisik asit mutantlarının kadmiyuma tepkileri . J. Plant Physiol. 2002; 159 : 1323–1327. doi: 10.1078 / 0176-1617-00601. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              33. Disante KB, Cortina J., Vilagrosa A., Fuentes D., Hernandez EI, Ljung K. Düşük su mevcudiyeti ile Zn toksisitesinin hafifletilmesi. Physiol. Bitki. 2014; 150 : 412–424. doi: 10.1111 / ppl.12095. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              34. Noriega G., Caggiano E., Lecube ML, Cruz DS, Batlle A., Tomaro M., Balestrasse KB Soya fasulyesi bitkilerinde kadmiyumun neden olduğu oksidatif stresin önlenmesinde salisilik asidin rolü. Biyometreler. 2012; 25 : 1155–1165. doi: 10.1007 / s10534-012-9577-z. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              35. Stroiński A., Chadzinikolau T., Giżewska K., Zielezińska M. ABA veya patates yumrularında kadmiyum kaynaklı fitokelatin sentezi. Bio. Bitki. 2010; 54 : 117–120. doi: 10.1007 / s10535-010-0017-z. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              36. Trinh NN, Huang TL, Chi WC, Fu SF, Chen CC, Huang HJ Pirinçte sinyal iletimi ve sinyal genlerinin ifadesi üzerindeki krom stres tepkisi etkisi. Physiol. Bitki. 2014; 150 : 205–224. doi: 10.1111 / ppl.12088. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              37. López-Castillo LM, Jiménez-Sandoval P., Baruch-Torres N., Trasviňa-Arenas CH, Diaz-Quezada C., Lara-González S., Winkler R., Brieba LG Sitoplazmik ve redoks regülasyonu için yapısal temel Arabidopsis thaliana'dan kloroplastik triosefosfat izomerazlar . Ön. Plant Sci. 2016; 7 : 1817. doi: 10.3389 / fpls.2016.01817. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              38. Schneider M., Knuesting J., Birkholz O., Heinisch JJ, Scheibe R. Cytosolic GAPDH, enerji metabolizmasının redoksa bağımlı bir düzenleyicisi olarak. BMC Plant Biol. 2018; 18 doi: 10.1186 / s12870-018-1390-6. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              39. Vescovi M., Zaffagnini M., Festa M., Trost P., Lo Schiavo F., Costa A. Kadmiyum stresli Arabidopsis köklerinde sitosolik gliseraldehit-3-fosfat dehidrojenazın nükleer birikimi. Plant Physiol. 2013; 162 : 333–346. doi: 10.1104 / sayfa.113.215194. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              40. Dixon DP, Skipsey M., Grundy NM, Edwards R. Arabidopsis'te stres kaynaklı protein S- glutatyonilasyon. Plant Physiol. 2005; 138 : 2233–2244. doi: 10.1104 / s.104.058917. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              41. Žd'arska M., Zatloukalová P., Benítez M., Šedo O., Potěšil D., Novák O., Svačinova J., Pešek B., Malbeck J., Vašíčkova J., vd. Arabidopsis'teki protein analizi, sitokinin etkisinin sürgün ve köke özgü hedeflerini ve hormonal homeostazın farklı düzenlenmesini ortaya çıkarır. Plant Physiol. 2013; 161 : 918–930. doi: 10.1104 / pp.112.202853. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              42. kuraklık tedavi fidelerin Simova-Stoilova LP Romero-Rodriguez MC, Sanchez-Lucas R., Navarro-Cerrillo RM, Medina-Aunon JA, Jorrin-Novo JV 2-DE proteomik analizi Quercus ILEX dayanaklar bir kök etkin bir strateji su kıtlığına yanıt olarak metabolik adaptasyon. Ön. Bitki. Sci. 2015; 6 : 627. doi: 10.3389 / fpls.2015.00627. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              43. Igamberdiev AU, Ratcliffe RG, Gupta KJ Bitki mitokondri: Nitrik oksit için kaynak ve hedef. Mitokondri. 2014; 19 : 329–333. doi: 10.1016 / j.mito.2014.02.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              44. Delledonne M., Xia YJ, Dixon RA, Lamb C. Nitrik oksit, bitki hastalık direncinde bir sinyal olarak işlev görür. Doğa. 1998; 394 : 585–588. doi: 10.1038 / 29087. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              45. Kosova K., Vitamvas P., Prasil IT Buğday ve arpada stres tepkilerinin proteinomiği - stres toleransının potansiyel protein belirteçleri için araştırma. Ön. Bitki. Sci. 2014; 5 : 711. doi: 10.3389 / fpls.2014.00711. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              46. Gill SS, Tuteja N. Ekin bitkilerinde abiyotik stres toleransında reaktif oksijen türleri ve antioksidan mekanizmalar. Plant Physiol. Biochem. 2010; 48 : 909–930. doi: 10.1016 / j.plaphy.2010.08.016. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              47. Mittler R., Vanderauwera S., Suzuki N., Miller G., Tognetti VB, Vandepoele K., Gollery M., Shulaev V., Van Breusegem F. ROS sinyali: yeni dalga? Trends Plant Sci. 2011; 16 : 300–309. doi: 10.1016 / j.tplants.2011.03.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              48. Herrero J., Esteban-Carrasco A., Zapata JM Linyin biyosentezinde rol oynayan Arabidopsis thaliana peroksidazlarının aranması. Plant Physiol. Biochem. 2013; 67 : 77–86. doi: 10.1016 / j.plaphy.2013.02.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              49. Khan MN, Komatsu S. Kuraklık stresinden kurtulma sırasında hipokotil dahil soya fasulyesi kökünün proteomik analizi. J. Proteom. 2016; 144 : 39–50. doi: 10.1016 / j.jprot.2016.06.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              50. Navrot N., Finnie C., Svensson B., Hägglund P. Bitki redoks proteomikleri. J. Proteom. 2011; 74 : 1450–1462. doi: 10.1016 / j.jprot.2011.03.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              51. Bhatt I., Tripathi BN Bitki peroksiredoksinleri: katalitik mekanizmalar, fonksiyonel önemi ve gelecek perspektifleri. Biotechnol. Adv. 2011; 29 : 850–859. doi: 10.1016 / j.biotechadv.2011.07.002. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              52. Dixon DP, Skipsey M., Edwards R. Bitki ikincil metabolizmasında glutatyon transferazları için roller. Bitki kimyası. 2010; 71 : 338–350. doi: 10.1016 / j.phytochem.2009.12.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              53. Bazargani MM, Sarhadi E., Bushehri AA, Matros A., Mock HP, Naghavi MR, Hajihoseini V., Mardi M., Hajirezaei MR, Moradi F., et al. Buğdayda gelişmiş kök rezervlerinin yeniden hareketlendirilmesinde kuraklığa bağlı yaşlanma ve oksidatif stres savunmasının rolü üzerine bir proteomik görüş. J. Proteom. 2011; 74 : 1959–1973. doi: 10.1016 / j.jprot.2011.05.015. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              54. Gong B., Wang X., Wei M., Yang F., Li Y., Shi Q. S-adenosilmetiyonin sentetaz 1'in aşırı ekspresyonu, poliamin ve hidrojen peroksit çapraz bağlı ağlar yoluyla alkali stresine domates kallus toleransını arttırır. Plant Cell Tissue Organ. Kült. 2015; 124 : 377–391. doi: 10.1007 / s11240-015-0901-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              55. Gong B., Li X., VandenLangenberg KM, Wen D., Sun S., Wei M., Li Y., Yang F., Shi Q., ​​Wang X. S-adenosil-L-metiyonin sentetazın aşırı ifadesi poliamin metabolizması yoluyla alkali strese karşı artan domates toleransı. Plant Biotechnol. J. 2014; 12 : 694–708. doi: 10.1111 / pbi.12173. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              56. Saikawa N., Akiyama Y., Ito K. FtsH, Escherichia coli'nin plazma membranında HflKC içeren olağanüstü büyük bir kompleks olarak mevcuttur . J. Struct. Biol. 2004; 146 : 123–129. doi: 10.1016 / j.jsb.2003.09.020. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              57. Nagaraj S., Senthil-Kumar M., Ramu VS, Wang K., Mysore KS Bitki Ribozomal Proteinleri, RPL12 ve RPL19, Bakteriyel Patojenlere Karşı Ev Sahibi Olmayan Hastalık Direncinde Rol Oynamaktadır. Ön. Bitki. Sci. 2015; 6 : 1192. doi: 10.3389 / fpls.2015.01192. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              58. Wang W., Vinocur B., Shoseyov O., Altman A. Abiyotik stres tepkisinde bitki ısı-şok proteinlerinin ve moleküler şaperonların rolü. Trends Plant Sci. 2004; 9 : 244–252. doi: 10.1016 / j.tplants.2004.03.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              59. Al-Whaibi MH Bitki ısı-şok proteinleri: Mini bir inceleme. J. King Saud Üniv. Sci. 2011; 23 : 139–150. doi: 10.1016 / j.jksus.2010.06.022. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              60. Chen HJ, Huang YH, Huang GJ, Huang SS, Chow TJ, Lin YH Tatlı patates SPAP1 , tipik bir aspartik proteazdır ve ethephon aracılı yaprak yaşlanmasına katılır. J. Plant Physiol. 2015; 180 : 1–17. doi: 10.1016 / j.jplph.2015.03.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              61. Fendrych M., van Hautegem T., van Durme M., Olvera-Carrillo Y., Huysmans M., Karimi M., Lippens S., Guérin CJ, Krebs M., Schumacher K., vd. ANAC033 / SOMBRERO tarafından kontrol edilen programlanmış hücre ölümü, Arabidopsis'te kök kapağı organ boyutunu belirler. Curr. Biol. 2014; 24 : 931–940. doi: 10.1016 / j.cub.2014.03.025. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              62. Niu N., Liang W., Yang X., Jin W., Wilson ZA, Hu J., Zhang D. EAT1, pirinçte erkek üreme gelişimi sırasında aspartik proteazları düzenleyerek tapetal hücre ölümünü destekler. Nat. Commun. 2013; 4 : 1445. doi: 10.1038 / ncomms2396. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              63. Phan HA, Iacuone S., Li SF, Parish RW MYB80 transkripsiyon faktörü, Arabidopsis thaliana'da polen gelişimi ve tapetal programlanmış hücre ölümünün düzenlenmesi için gereklidir . Bitki hücresi. 2011; 23 : 2209–2224. doi: 10.1105 / tpc.110.082651. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              64. Van Durme M., Nowack MK Bitkilerde gelişimsel olarak kontrol edilen hücre ölümü mekanizmaları. Curr. Opin. Plant Biol. 2016; 29 : 29–37. doi: 10.1016 / j.pbi.2015.10.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              65. Stone SL Bitki abiyotik stres sinyalinde ubikitin ve 26S proteazomunun rolü. Ön. Bitki. Sci. 2014; 5 : 135. doi: 10.3389 / fpls.2014.00135. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              66. Clarke JD, Volko SM, Ledford H., Ausubel FM, Dong X. Arabidopsis'te cpr kaynaklı dirençte salisilik asit, jasmonik asit ve etilenin rolleri. Bitki hücresi. 2000; 12 : 2175–2190. doi: 10.1105 / tpc.12.11.2175. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              67. Kamal AHM, Komatsu S. Jasmonik asit, soya fasulyesinde biyofoton emisyonlarına ve taşkın stresine protein tepkisini indükledi. J. Proteom. 2016; 133 : 33–47. doi: 10.1016 / j.jprot.2015.12.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              68. Rao MV, Lee H., Creelman RA, Mullet JE, Davis KR Jasmonik asit sinyali, ozon kaynaklı aşırı duyarlı hücre ölümünü modüle eder. Bitki hücresi. 2000; 12 : 1633–1646. doi: 10.1105 / tpc.12.9.1633. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              69. Sharma M., Gupta SK, Majumder B., Maurya VK, Deeba F., Alam A., Pandey V. Kuraklık stresi altında iki buğday çeşidinde salisilik asit aracılı büyüme, fizyolojik ve proteomik tepkiler. J. Proteom. 2017; 163 : 28–51. doi: 10.1016 / j.jprot.2017.05.011. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              70. Gutiérrez-Coronado MA, Trejo-López C., Larqué-Saavedra A. Salisilik asidin soya fasulyesinde köklerin ve sürgünlerin büyümesi üzerindeki etkileri. Plant Physiol. Biochem. 1998; 36 : 563–565. doi: 10.1016 / S0981-9428 (98) 80003-X. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              71. Koo AJ, Gao X., Jones AD, Howe GA Hızlı bir yara sinyali, Arabidopsis'te biyoaktif jasmonatların sistemik sentezini aktive eder. Plant J. 2009; 59 : 974–986. doi: 10.1111 / j.1365-313X.2009.03924.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              72. Wada KC, Mizuuchi K., Koshio A., Kaneko K., Mitsui T., Takeno K. Stres, fenilalanin amonyak-liyazın gen ekspresyonunu ve enzim aktivitesini ve farbitte çiçeklenmeyi indüklemek için salisilik asidin endojen içeriğini geliştirir. J. Plant Physiol. 2014; 171 : 895–902. doi: 10.1016 / j.jplph.2014.03.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              73. Song Q., Wang S., Zhang G., Li Y., Li Z., Guo J., Niu N., Wang J., Ma S. buğdayda kimyasal hibridizasyon ajanı SQ-1'e tepkiler. Ön. Bitki. Sci. 2015; 6 : 669. doi: 10.3389 / fpls.2015.00669. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              74. Shi WG, Li H., Liu TX, Polle A., Peng CH, Luo ZB Eksojen absisik asit , fazla çinkoya maruz kalan Populus × canescens'te çinko alımını ve birikimini azaltır . Plant Cell Environ. 2015; 38 : 207–223. doi: 10.1111 / pce.12434. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              75. Valledor L., Castillejo MA, Lenz C., Rodriguez R., Cañal MJ, Jorrín J. Pinus radiata iğnelerinin proteomik analizi : 2-DE haritası ve LC / MS / MS ile protein tanımlama ve ikame toleranslı veritabanı araştırması. J. Proteome Res. 2008; 7 : 2616–2631. doi: 10.1021 / pr7006285. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              76. Lu K., Li T., He J., Chang W., Zhang R., Liu M., Yu M., Fan Y., Ma J., Sun W., vd. qPrimerDB: 147 organizma için termodinamik tabanlı gene özgü qPCR primer veritabanı. Nucleic Acids Res. 2018; 46 : D1229 – D1236. doi: 10.1093 / nar / gkx725. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              77. Paolacci AR, Tanzarella OA, Porceddu E., Ciaffi M. Buğdayda kantitatif RT-PCR normalizasyonu için referans genlerin tanımlanması ve doğrulanması. BMC Mol. Biol. 2009; 10 : 11. doi: 10.1186 / 1471-2199-10-11. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
              78. Scholtz JJ, Visser B. Pasla enfekte olmuş buğdayın qPCR gen ekspresyon analizi için referans gen seçimi. Physiol. Mol. Plant Pathol. 2013; 81 : 22–25. doi: 10.1016 / j.pmpp.2012.10.006. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              79. Livak KJ, Schmittgen TD Gerçek zamanlı kantitatif PCR ve 2 −ΔΔ C t Yöntemi kullanılarak göreceli gen ekspresyon verilerinin analizi . Yöntemler. 2001; 25 : 402–408. doi: 10.1006 / meth.2001.1262. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              80. Valledor L., Jorrín J. Temellere dönüş: Kantitatif iki boyutlu jel elektroforez analizlerinden elde edilen bilgilerin uygun bir deneysel tasarım ve istatistiksel analizlerle maksimize edilmesi. J. Proteom. 2011; 74 : 1–18. doi: 10.1016 / j.jprot.2010.07.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
              81. Valledor L., Jorrín JV, Rodriguez JL, Lenz C., Meijon M., Rodriguez R., Kanal MJ Kombine proteomik ve transkriptomik analiz, Pinus radiata iğne olgunlaşmasıyla ilişkili farklı şekilde ifade edilen yolları tanımlar . J. Proteome Res. 2010; 9 : 3954–3979. doi: 10.1021 / pr1001669. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

              Yorum yap


              • #8
                Kömür ve duman özü toprağı canlandırır çok yıpranmış bir mikrobiyal
                topluluk xanthic Ferralsol $ Christoph Steinera,!, 1, Keshav C. Dasb , Marcos Garciac Bernhard Fo¨rsterd , Wolfgang Zecha

                a
                Toprak Bilimi ve Toprak Coğrafyası Enstitüsü, Bayreuth Üniversitesi, Postfach 10 1251, 95440 Bayreuth, Almanya
                b
                Biorefining ve Karbon Döngüsü Programı, Mühendislik Fakültesi, Georgia Üniversitesi, Atina, GA 30606, ABD
                c
                Embrapa Amazonia Ocidental, CP 319-69011-970 Manaus, Brezilya
                d
                ECT Oekotoxikologie GmbH, 65439 Flo¨rsheim / Main, Almanya

                Özet
                Kömür ve duman kondensatlarının (piroligneöz asit, PA) etkisi Son derece yıpranmış bir Amazon yayla toprağındaki mikrobiyal aktivite, bazal solunum (BR), substrat kaynaklı solunum (SIR) ölçümleri ve substrat eklenmesinden sonra üstel nüfus artışı. PA özütleri genellikle Brezilya'da gübre veya haşere kontrolü için kullanılır, burada fosfor (P) bulunur ve nitrojen (N) süzme, tarım için en ciddi sınırlamalar arasındadır. Mikroplar, besin döngüsünde ve fosfatın çözünmesinde önemli bir rol oynarlar. BR, mikrobiyal biyokütle, popülasyon artışı ve mikrop verimliliği (
                metabolik bölüm) artan odun kömürü ile doğrusal ve önemli ölçüde arttı konsantrasyonları (50, 100 ve 150 g kg! 1 toprak). PA uygulaması keskin bir tüm parametrelerde artış. Dumandan gelen yoğuşmaların içerdiğini varsayıyoruz kolayca parçalanabilen maddeler ve sadece küçük miktarlarda inhibe edici maddeler, mikroplar tarafından metabolizmaları için kullanılabilir. & 2007 Elsevier GmbH. Tüm hakları Saklıdır.

                Giriş
                Brezilya'nın birçok yerinde odun kömürü veya kömürleşmiş biyokütle (pirinç kabuğu) tarımda kullanılır (Steiner ve diğerleri, 2004b) ve damıtma piroligneöz asit (PA) fraksiyonu genellikle kömür üretim süreçleri. Bu teknik PA'nın kullanıldığı Japonya'dan geliyor mahsul verimliliğini ve kalitesini artırmak için yüzyıllar ve tarımda hastalık ve zararlılarla mücadele etmek için (Zanetti ve diğerleri, 2003). Şimdiye kadar pek bir şey bilinmiyor ürünün kimyasal bileşimi hakkında, 200'den fazla kimyasal bileşikten oluşur (Encarnacao, 2001; Glass, 2001). Brezilya'da bir artan sayıda organik çiftçi, PA üretimi (Glass, 2001). PA üretmek için, kömür fırınından çıkan gazlar yoğunlaşmaya izin verecek şekilde kanalize edilmiş buharın. Yoğunlaştırılmış PA esas olarak şunlardan oluşur: asitler gibi suda çözünür kimyasal türler, alkoller, aldehitler, ketonlar ve şekerler. Yüksek asit konsantrasyonu (ağırlıkça% 25'e kadar) PA'ya düşük bir pH (pHo3) verir ve aşağıdakilerle kombinasyon halinde: mevcut formaldehit, PA antifungal verir ve diğer haşere kontrol özellikleri (Diebold, 1999). İçinde Önemli araştırma olmamasına rağmen, odun kömürü üretiminin bu yan ürünü iyileştirmek için kullanılır. toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri. Kompost üretimi, uygulandığında hızlanır azalan gaz N kayıplı organik malzemeler (Encarnacao, 2001). İyilik etmesi gerekiyordu aktinomisetler gibi faydalı mikroorganizmalar ve mycorriza (Miyasaka ve diğerleri, Zanetti'de alıntılanmıştır) ve diğerleri, 2003). Aksine, ekstrakt da kullanılır toprak dezenfektanı olarak (Doran, 1932), mantar ilacı olarak (Numata ve diğerleri, 1994) ve nematodları kontrol etmek için (Cuadra ve diğerleri, 2000). Özü uygulamak yaygın bir uygulamadır
                kömür artıkları ile birlikte. Kömürleşmiş malzemeler, toprak olarak kullanım için resmi olarak yetkilendirilmiştir Japonya'da değişiklik materyali (Okimori ve diğerleri, 2003). Son derece verimli insan yapımı Terra Brezilya Amazonlarındaki preta topraklarda büyük bir miktar odun kömürü ve böylece bir toprak değişikliği olarak odun kömürünü incelemek için teşvik sağladı. Biz
                eğik çizgi ve karakteri eğik çizgiye alternatif olarak tanımladı ve yanık (Lehmann ve diğerleri, 2002; Steiner ve diğerleri, 2004b), burada karbonun büyük bir kısmı odunsu biyokütle bunun yerine odun kömürüne dönüştürülür karbondioksit. Toprağa kömür tadilatları toprak verimliliğini artırdığı bildirildi, bitki besin alımı ve mahsul üretimi (Steiner ve diğerleri, 2007) ve uygulanan minerallerin sızmasını azaltın N gübre (Lehmann ve diğerleri, 2003). DeLuca vd. (2006) odun kömüründe artan net nitrifikasyon buldu daha fazla faaliyetin bir sonucu olarak değiştirilmiş toprak nitrifikasyon topluluğu. Toprak mikrobiyal topluluğu Terra Preta oluşumunda önemli bir rol oynuyor gibi görünüyor ve toprak verimliliğinin sürdürülmesinde. Woods ve McCann (1999) ana insan katkısının olduğuna inanıyor Terra Preta'nın kararmasına doğru değildi ilk ifade yoluyla, ancak daha ziyade uyaran kimyasal değişikliklerin dolaylı sonucu
                toprak biota aktivitesi. Eğik çizginin uygulanabilirliğini değerlendirmek için ve char ve hakkında daha fazla bilgi toplamak için Terra Preta oluşum mekanizmaları ve sürdürülebilirlik, odun kömürü ve PA'nın etkisini değerlendirdik. toprak mikrobiyal topluluğu. Substrat kaynaklı solunum (SIR) ve mikrobiyal biyokütle değerlendirmek için uygun ölçümler olduğu gösterilmiştir
                yönetim uygulamalarının etkileri (Stenstro¨m et diğerleri, 1998; Steiner ve diğerleri, 2004a) veya toksik ajanlar (Beck ve Bengel, 1992) toprakta mikrobiyal topluluk. Mikrobiyal büyüme genellikle sınırlı olduğundan besinlerin mevcudiyetine göre, varsayıyoruz Kömür tadilatlarının büyümeyi azaltabileceğini potansiyel nedeniyle mikrobiyal popülasyonun besin emici kapasite. PA kontrol etmek için kullanıldığından zehirli olduğunu varsaydığımız zararlılar ve hastalıklar etkiler mikrobiyal popülasyonu azaltabilir boyut, aktivite ve nüfus artışı. Nedeniyle kömürün intikamı (Skjemstad, 2001), biz bazalde önemli değişiklikler beklemeyin solunum (BR).

                Malzemeler ve yöntemler Çalışma yeri
                Bu çalışma, merkezi Amazonia'da yapıldı. (Brezilya) Embrapa-Amazoˆnia Ocidental'da (Empresa Brasileira de Pesquisa Agropecuaria) istasyon, Manaus'un 30 km kuzeyinde (3180
                S, 591520 W, 40–50 m a.s.l.). Ortalama yıllık sıcaklık 25,8 1C (1987–1997), ortalama bir akraba ile % 85 nem (Correia ve Lieberei, 1998). Deneysel tasarım (Çalışma A)
                Elli kilogram üst toprak (0-0,1 m) alındı deneysel bir çıplak toprak alanından ve elenmiş (o4 mm, kimyasal özellikler için Tablo 1). The toprak yüksek kil içerikli ince dokulu,
                güçlü bir şekilde toplanmış ve orta içerikli organik C, düşük pH değerleri, düşük CEC (1,6 cmolc kg! 1 ) ve düşük baz doygunluğu (% 11.2). Önceki saha çalışmalarında, tavuk gübresi ile muamele edilmiş toprak, dayanıklı yüksek mikrobiyal faaliyet ve nüfus artış kapasitesi 2 yıllık bir dönemde mikrobiyal topluluk (Steiner ve diğerleri, 2004a); tavuk gübresi ile karıştırıldı yüksek mikrobiyal aktivite sağlamak için toprak. Gübre 65 Mg ha! 1 (65 g kg! 1 ) içinde ilk 10 cm toprak. Organik madde ile değiştirilmiş toprak karanlıkta 10 hafta boyunca bir kutuda saklandı.
                % 28 nem.



                Kömürün etkilerini değerlendirmek için, topraktan 40 gr. (kuru ağırlık) 0 ile değiştirildi (tedavi C), 2 (tedavi CI), 4 (tedavi CII) veya 6 g (tedavi CIII) kömür tozu (0, 50, 100, 150 g kg! 1 , sırasıyla) ölçümden önce (Tablo 2). Odun kömürü ikincil orman odunundan elde edildi, satın alındı yerel bir distribütörden. Elle ezildi ve toz haline getirildi (besin içerikleri için Tablo 1'e bakın).
                Kömür tozunun nemi eşitlendi toprağınkine. Beşinci işlem 6 gr nem aldı kömür tozu ve çalışmak için ek 5 ml H2O nemin etkisi.

                Kaolin ikameli odun kömürü (Çalışma B)
                Farklı odun kömürü ilaveleri farklı numunelerin ağırlıkları (40–46 g DW). Bu nedenle, bir ikinci ölçüm, odun kömürünü kaolin ile ikame edilerek yapıldı. Kuru odun kömürü ve kaolin tozun nispeten arındırılmış olduğu kabul edildi. mikroplar. İkinci ölçümde tüm numuneler 3 ml H2O ve odun kömürü veya kaolin ile değiştirildi kuru uygulandı (Tablo 2). Her tedavi üç nüsha olarak ölçülür.

                PA Uygulaması (Çalışma C)
                PA'nın mikrobiyal solunum üzerindeki etkisi faktöryel tasarımda test edilmiştir (Tablo 2). Bir hacim 0,5 ml ticari ürün "biopirol" (Biocarbo, Itabirito, MG, Brezilya) 2 g ile karıştırılmış 40 g toprak başına odun kömürü veya kaolin ilave edildi. İki mililtreler H2O, "nem" faktöründen sorumluydu

                Mikrobiyal solunum ve biyokütle
                Toprak örneklerinin solunumu belirlendi saatlik karbondioksit (CO2) ölçümü ile 65 saatlik bir süre boyunca her numune için üretim sabit bir akış hızında sürekli akışlı bir siste Dakikada 300 ml ortam havası. ECT-Toprak Solunum Cihazı (ECT Oekotoxikologie GmbH, Almanya) kızılötesi gaz analizine (IRGA) dayalı tarafından açıklanan prosedüre göre kullanıldı Fo¨rster ve Farias (2000) ve Fo¨rster ve ark. (2006). SIR yöntemi, aşağıdakiler için fizyolojik bir yöntemdir: toprak mikrobiyal biyokütlesinin ölçümü. Ne zaman glikoz gibi kolayca parçalanabilen substratlar,
                bir toprağa eklendiğinde, ani bir artış boyutu olan solunum hızı gözlenir. boyutuyla orantılı olduğu varsayılmıştır. mikrobiyal biyokütle (Stenstro¨m ve diğerleri, 1998). BR
                substrat eklenmeden ölçülür, SIR kısa bir süre sonra ölçülürken substrat (240 mg glikoz) ilavesi. Glikoz (240 mg ¼ 6 g kg! 1 ) 10 saat BR sonra uygulandı ölçüm. Mikrobiyal solunum aşağıdakilere göre hesaplanmıştır. solunum ½nL CO2 min! 1 g! 1 toprak $ ¼ðCFÞ = S; (1) burada C, CO2 konsantrasyonu (ppm), F akış küvete oranlayın (mL min! 1), toprak net kuru ağırlık (g) odun kömürü ilaveleri dahil edilmeden. Kuru odun kömürü tozunun, mikrobiyal yaşam açısından nispeten zayıf. Mikrobiyal biyokütle, aşağıdakilere göre hesaplandı: (Anderson ve Domsch, 1978): mikrobiyal biyokütle ðCmicÞ½mg Cmic g! 1 toprak $ ¼ ðR '40: 04Þ þ 0:37, ð2Þ burada R solunumdur (mL CO2 g! 1 h! 1 ). 40 faktörü, ılıman bölgelerdeki topraklar için yapılmış, ancak Fo¨rster tarafından tropikal topraklar için kullanılmıştır. ve Farias (2000). Spesifik solunum artışı ölçüldü üstel solunumun eğimi arttıkça Solunum hızı ne zaman substrat ilavesinden sonra
                zamana karşı bir ölçekte çizilir. Bu eğim Tarafından tanımlanan N ¼ N0ekt , (3) burada N0, mikroorganizmaların başlangıç ​​konsantrasyonu, k, spesifik büyüme hızı ve t, zamandır.
                Aşağıdaki parametreler aşağıdakilerin göstergesi olarak kullanılmıştır: toprak kalitesi, organik madde devri (Şekil 1) ve besin bulunabilirliği: BR, OM dönüşü, SIR, hız Substrat eklemesinden sonra nüfus artışı (k) (besin bulunabilirliği ve toprak kalitesi), mikrobiyal verimlilik, metabolik bölüm olarak ifade edilir. Mikrobiyal biyokütle birimi başına CO2 üretimi (CO2- C h! 1 Cmic ! 1).

                İstatistiksel analizler
                Tedavi etkileri analiz kullanılarak analiz edildi varyans (ANOVA). Homojen alt kümeler en az önemli farkla (LSD) ayrılır Ölçek. Levine’in hata varyanslarının eşitliği testi şöyleydi: uygulamalı. PA, glikoz, odun kömürü ve nem, tam bir 24 faktöryel tasarım (iki düzey, dört faktör). The faktörlerin etkileri ve etkileşimleri Yates'in algoritmasını uygulayarak tahmin edilmektedir. Morgan'a (1991). Algoritmanın sonuçları

                Kömür tadil edilmiş toprakların solunumu (2, 4 veya 40 g toprak kuru ağırlığı başına 6 g) bir kontrole kıyasla (0 gr odun kömürü). Bazal solunum (BR), substrat kaynaklı
                solunum (SIR), 11 saat BR'den sonra glikoz eklendi ölçüm) ve üstel solunum artışı üstel bir nüfus artışından (N ¼ N0ekt) kaynaklanır. Eğrinin altındaki alan (h 11-45'ten itibaren), salınan CO2 miktarı (metabolize glikoz). Hata çubukları şeklin netliğini iyileştirdiği gösterilmemiştir. The ölçülen parametreler ve sonuçlar daha fazla gösterilirbir ANOVA için karelerin toplamını hesaplamak için kullanılır Ölçek. 3 ve 4 faktörlü etkileşimler varsayıldı ihmal edilebilir ve birleştirilerek bir artık hatanın ölçüsü. İstatistiksel analizler ve grafikler SPSS 12.0 ve SigmaPlot (SPSS Inc.) kullanılarak yapıldı.

                Sonuçlar
                Toprak kömürü değişikliklerinin etkileri Kömür, tüm mikrobiyalleri önemli ölçüde artırdı her iki denemede ölçülen parametreler (sabit kaolin ikamesi ile veya değil). The iki çalışmanın solunum eğrileri çok benzer; bu nedenle solunumu tarif ediyoruz kaolin ikameli eğriler daha ayrıntılı olarak, önemli olduğunda yalnızca odun kömürüne atıfta bulunarak farklılıklar meydana gelir. Kömür, ulaşma süresini kademeli olarak azalttı glikoz ilavesinden sonra maksimum solunum tedavi C'den CIII'ye 23 ila 21 saat (Sırasıyla 0–150 g odun kömürü kg! 1 toprak). İçinde substrat ilavesinden 35 saat sonra CO2 glikoz olarak uygulanan karbonun% 38,5'i serbest bırakıldı CIII'de ve sadece% 29,6'sı odun kömürü içermez (Şekil 1). BR doğrusal ve önemli ölçüde arttı (Po0.001) artan odun kömürü konsantrasyonu ile birlikte (50, 100 ve 150 g kg! 1 , Şekil 2a). The su ilavesi daha da önemli bir



                Şekil 2. (a) bazal solunum, (b) mikrobiyal biyokütle, (c) üreme potansiyeli (k, N ¼ N0ekt) ve (d) CO2 üretimi artan toprak odun kömürü konsantrasyonu ile mikrobiyal C başına (metabolik bölüm). B Çalışması, sabit kaolin ikamesi ile numune ağırlığı; ortalamalar ve standart hatalar (n ¼ 3). Bazı durumlarda hata çubukları şu değerden daha küçüktür: semboller.

                BR'de artış, muhtemelen optimum su ve oksijen kaynağı bağıl nemde varsayılır toprağın maksimum su tutma kapasitesinin% 40 ile% 60'ı arasındadır. Her iki çalışmada da mikrobiyal popülasyon (Şekil 2b) ve popülasyon büyüme (Şekil 2c) nedeniyle önemli ölçüde arttı kömür uygulaması. Artan odun kömürü konsantrasyonu, mikrobiyalde dik bir doğrusal artışa neden oldu
                metabolik olarak ifade edilen verimlilik (Po0.001) bölüm (Şekil 2d). Toprak nemi de arttı metabolik bölüm önemli ölçüde (Po0.05).



                Şekil 3. Piroligneöz asit (PA) ve toprak solunumunda glikoz (18 saat sonra eklenir). The 40 g toprak DW'ye değişiklikler eklendi. Sadece seçildi tedaviler çizilir. Glikozdan önce aynı tedaviler arasındaki küçük sapma dikkat çekicidir. ilave. Glikoz ilavesiz PA (.), üstel büyüme (k ¼ 0,07, R2 ¼ 0,97) ile bir önceki zirve. su uygulaması. Çalışmada Bir su uygulandı orantılı olarak odun kömürü ile, oysa su B Çalışmasında sabit bir oranda uygulanır. Daha yüksek toprak nemi içeriği, çözünmüş besinler. Ek su uygulaması nüfus artış potansiyelini önemli ölçüde artırdı (P 0,052) ve
                B çalışmasında daha hızlı nüfus artışı daha yüksek kömür uygulama oranları (100 ve 150 g, kg! 1 ) en büyük farkları gösterir. Biz kömürü toprağa karıştırdığına inanıyorum ve
                ıslanma, mikrobiyal popülasyon artışına neden oldu veya topraktaki hareketsiz mikropların aktivasyonu. The taze odun kömürünün nispeten serbest olduğu kabul edildi mikroplardan. Daha uzun BR ölçümü B çalışması (11 saat) ile karşılaştırmalı olarak çalışma A (17 saat) ve çalışmada kömürün daha erken ıslanması A, daha keskin bir artışa neden olmuş olabilir kömür uygulamasına bağlı mikrobiyal biyokütle çalışma A. Mikrobiyal biyokütle, özellikle daha az verimli olanlarda büyük besin havuzu siteler (Giardina ve diğerleri, 2000). Mikroorganizmalar
                hareketsizleştirme sırasında lavabo görevi görebilir ve kaynaklar, kararsız besinlerin mineralizasyonu sırasında (Garcia-Oliva ve diğerleri, 1998; Stenstro¨m ve diğerleri, 1998). Hareketsizleştirme, yüzey altı ufuklarda N kayıplarını veya atmosferdeki gaz kayıplarını önleyebilir (Bengtsson ve diğerleri, 2003) ve bu nedenle, bir besin tutma mekanizması olarak önemli olmak özütleme ve buharlaşmadan oldukça etkilenen topraklar. Kömür-C'nin ne kadar uzağa gidebileceği şüpheli. mikroplar tarafından kullanılabilir ve böylece N'yi destekler hareketsizleştirme. Ayrıca, P olan bitki üretimi için birincil sınırlayıcı besin nemli tropiklerin çok yıpranmış toprakları, ince kök endomikorizal dernekler aracılığıyla kullanılabilir hale gelir (Garcia-Montiel ve diğerleri, 2000) ve uyarılması gereken heterotrofik fosfat çözünürleştirici mikroorganizmalar aracılığıyla toprak kömürü ilaveleri ile (Kimura ve Nishio, 1989). Kömürün inatçı doğası ve düşük besin içeriği bu nedenle odun kömürü yapar kendi başına dengeli bir gübre olma ihtimali düşüktür, ancak sağlıklı bir biyolojik aktiviteyi desteklemek için önemlidir. Kömür değişiklikleri önemli ölçüde artırdı
                sonra mikrobiyal popülasyonun üreme oranı bir saha denemesinde substrat ilavesi, hatta sadece 12 g, kg! 1 toprak (0,5 / 40 g toprak), döllenmiş olsun ya da olmasın (Steiner et al., 2004a). Aynısı Terra Preta topraklarında da gözlendi, BR ve SIR, şu kadar düşük kalsa da kontrol. Artan BR'den sorumlu odun kömürü ile değiştirilmiş toprak, kömürün kolayca ayrışabilen fraksiyonu (biyo-yağlar veya PA) olabilir, eğer odun kömürü, yıpranmamış koşullarda uygulanır. Bir kömür için çok daha uzun tarlada inkübasyon süresi BR'nin açık olduğu kadar düşük gözlemlenmesi gerekebilir kontrol toprağı. Kömür metabolize edildikçe olması gereken inatçı fraksiyon mikroplar için tercih edilen habitat (Ogawa, 1994) ve daha aktif bir mikrobiyal topluluğu destekleyebilen (Pietikainen ve diğerleri, 2000). Bu neden olabilir etkiler (düşük BR ve yüksek nüfus artışı potansiyel) Terra Preta'da gözlemlendi.


                PA'nın Etkileri
                Dumanda bulunan maddelerin bir listesi, Fischer ve Bienkowski (1999). Tüm bu bileşikler prototrofik suşlar tarafından tüketilebilir. toprakta oluşan bakteriler (Focht, 1999). Tipik olarak, kondensat PA, düşük moleküler ağırlık asitleri (formik ve asetik), alkoller (metanol) ve aldehitler (formaldehit ve asetaldehit) (Diebold, 1999; Focht, 1999). Bazıları en büyük bileşenler asetik asittir (% 0,5-12,0 toplam kondensat ağırlığı), formik asit (% 0,3–9,1), metanol (% 0,4–2,4), formaldehit (% 0.1–3.3), asetaldehit (% 0.1–8.5) ve hidroksiasetaldehit (% 0.9–13.0) (Diebold, 1999). Eğer Uygulanan PA konsantrasyonu yüksektir, bu durumda formaldehit ve asitler biyosit görevi görebilir (Doran, 1932). Ancak düşük konsantrasyonlarda bu alkoller, asitler ve aldehitler karbon ve enerji görevi görür toprak mikroorganizmaları için substratlar. Mevcut karbon miktarına ilişkin tahminlerimiz PA ilavesinde tipik olarak mevcut (Diebold, 1999) tarafından açıklanan kompozisyon,

                Sonuç
                Kesme ve yanma, toprak bozulması da dahil olmak üzere önemli çevresel hasara neden oluyor (Tiessen ve diğerleri, 1994), sera gazı emisyonları (Fearnside, 2000) ve bölgesel ölçekte ciddi hava kirliliği. Toprak için biyokütlenin karbonizasyonu iyileştirme amaçları CO2 emisyonlarını azaltacaktır ve hatta yeniden büyürse bir karbon yutağı kurun kaynaklar kullanılır. Kömür şu şekilde üretilebilir: yağışlı mevsim, yanmanın mümkün olmadığı zamanlarda. Yıl boyunca kontrollü odun kömürü üretimi, emisyonları yıl boyunca dağıtın ve azaltın kuru mevsim boyunca yüksek aerosol emisyonları. PA'nın dumandan üretimi, daha fazla çevresel etki (Encarnacao, 2001). Fosfor mevcudiyeti ve nitrojen sızıntısı tarım için en ciddi sınırlamalar arasında Amazon Havzası ve toprak mikrobiyal topluluğu besin döngüsü ve bulunabilirliğinde önemli bir rol oynar. Kömür ve PA, toprak mikroiyalini açıkça değiştiriyor aktivite. Kömürün Terra Preta oluşumu ve sürdürülebilirliğindeki rolünü ayırt etmek hala bir zorluk olmaya devam ediyor
                Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 08 Mayıs 2021, 09:13 ) değiştirilmiştir.

                Yorum yap


                • #9
                  Odun sirkesinin toprak mikrobiyal özellikleri üzerindeki etkileri Zhang Rui 1, Dai Wei1 *, Yao Zhibin, Zhao Chao 3 ve An Xiaojuan 4

                  ÖZ
                  Bu proje, seyreltilmiş ahşabın etkilerini analiz etmek için topraktaki mikrobiyal miktarların dinamiklerini karşılaştırmaktadır. toprak mikrobiyal özellikleri üzerine sirke. Özellikle, proje püskürtme tedavilerini, sırasıyla enjekte etmeyi benimser 300 kat seyreltilmiş odun sirkesi (P300), 500 kat seyreltilmiş odun sirkesi (P500) ve aynı miktarda su (CK) üç farklı arsaya ayrılmıştır. Daha sonra, toplam mikrobiyal miktarı ölçmek için fosfolipid yağ asidi (PLFA) yöntemini benimsiyoruz. Miktarlar, toplam bakteri miktarları ve topraktaki mantar ve aktinomiset miktarları, 1, 3, 6. Enjeksiyondan sonraki 10. ve 15. günler. Sonuçlar, bakterilerin ana mikrobiyal bileşim olduğunu gösterdi. toprak ve baskın bakterilerin bacillus spp. ve Gram-pozitif bakteriler. Ahşapla tedaviler iki konsantrasyonda sirke, topraktaki bakteri miktarını önemli ölçüde artırdı ve önemli ölçüde toplam mikrop miktarında artış. P300 işlemi, toplam bakteri sayısını temelde şu şekilde değiştirdi: baskın bakteri sayısını değiştirirken, P500 tedavisinin yalnızca baskın bakteri sayısının yanı sıra Gram-negatif bakteri sayısının artmasında güçlü etkiler gösterdi, anaerobik bakteriler, aerobik bakteriler ve diğer baskın olmayan bakteriler. Daha az sayıda mantar vardı ve topraklarda aktinomisetler. İki konsantrasyondaki odun sirkesi toprak üzerinde bazı inhibitör etkiler sergilerken mantarlar, aktinomisetler üzerindeki etkilerinin daha fazla araştırılması gerekir.

                  GİRİŞ
                  Odun sirkesi, çalışma sırasında oluşan dumanın yoğunlaştırılmasıyla üretilen organik bir sıvı karışımdır. odun ve kalıntılarının işlenmesinden kaynaklanan karbonizasyon veya pirolizi. Odun sirkesinin ana bileşimi asetik asit ve ayrıca asitler, alkoller, fenoller, esterler, karbonil ve furanlar ve diğer organik bileşenler içerir. İçinde Geçen yüzyılda, Japonya gibi bir dizi ülke, çok çeşitli uygulamalarda odun sirkesi kullanmıştır. ekin haşere kontrolü, ekin büyümesini teşvik etme, kompostlama, koku giderme ve yem katkı maddeleri olarak [1] ilgili araştırmalar da bu ülkelerde yapılmıştır [2-11]. Yatagai M ve arkadaşları [2] odun sirkesinin bileşimini analiz ettiler. Yoshimura H et a1. [3], odun sirkesi karışımlarının meyve olgunlaşmasını teşvik etme üzerindeki etkilerini inceledi. Ohta ve arkadaşları [4] şunu gösterdi: belirli konsantrasyonlarda rafine edilmemiş odun sirkesi miselyum büyümesini destekleyebildi. Toprak mikropları bitki büyümesinde önemli rollere sahiptir; bu nedenle, gösterilen faydalı odun sirkesinin mahsulün büyümesi, verimi ve kalitesi üzerindeki etkileri ve kompost gübresi ile yakından ilişkili olmalıdır. toprak mikropları üzerindeki etkileri. Ancak bugüne kadar bu konuyla ilgili az sayıda çalışma yapılmıştır. Bugünlerde fosfolipid yağ asitleri (PLFA) yöntemi, toprak mikrobiyal çeşitliliği çalışmasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu method toprak mikrobiyal toplulukları hakkında daha kapsamlı bilgilerin elde edilmesini sağlar [12-15 . Bu nedenle, Bu çalışma, farklı konsantrasyonlarda odun sirkesi uygulamasının toprak mikropları, bakterileri, mantarları üzerindeki etkileri Pekin'in banliyölerindeki sebze ekim toprağındaki aktinomisetler fosfolipid kullanılarak değerlendirildi. yağ asidi (PLFA) yöntemi. Ek olarak, fesleğen türleri, Gram-negatif bakterilerdeki değişikliklerin özellikleri (G- ), Gram-pozitif bakteriler (G + ), anaerobik bakteriler (Ana), aerobik bakteriler (Aer) ve topraktaki kükürt bakterileri
                  odun sirkesinin mekanizmalarıyla ilgili araştırmalar için teorik bir temel daha fazla analiz edildi. toprak ve bitki büyümesi üzerine etkiler.

                  2.1 Çalışma alanı
                  Çalışma alanı, Pekin'in banliyölerindeki Jinliuhuan sebze ekim alanında yer almaktadır. Üst toprak dokusu tınlı toprak, ekim ürünü domatestir.
                  2.2 Deneysel odun sirkesi
                  Deney için kullanılan odun sirkesi, Yixin Bioenergy Technology Development Co.Ltd. Shanxi. Çok yıllık meşelerden yapılmıştır ve ana malzemeler Tablo 1 ve 2'de gösterilmiştir.

                  2.3 Deneysel tasarım
                  2009-2010'da altı tür ilaçlama işleminin - CK, P200, P300, P400, P500 ve P600 - kök üzerindeki etkileri domateslerin büyümesi, verimi ve kalitesi karşılaştırıldı (CK, odun sirkesinin bulunmadığı kontrol işlemidir. uygulamalı; P200, satın aldığımız 200 kat seyreltilmiş odun sirkesi ile püskürtmek içindir ve aynı formül için de geçerlidir. diğer muameleler) ve P300 ve P500'ün domates büyümesi üzerinde en önemli etkilere sahip olduğu bulundu. Bunun üzerine temelde, bu çalışma için CK, P300 ve P500'ün üç tedavisi seçildi ve üç tane tekrarlandı parseller (25m2 / arsa) her işlem için. Domateslerin ekilmesinden dört gün sonra her parsele 1200 ml farklı konsantrasyonlarda odun sirkesi. CK hücrelerine aynı miktarda su püskürtüldü. Püskürtmeden 1, 3, 6, 10 ve 15 gün sonra her parselden taze 0-20 cm toprak örnekleri toplanmış ve daha sonra karıştırılmıştır. Örnekler -20 ℃'de saklandı ve daha sonra toprak mikroplarının miktarını belirlemek için kullanıldı [16]
                  .
                  2.4 Ölçme yöntemi ve veri analizi
                  2.4.1 Fosfolipid yağ asidi (PLFA) tayini

                  Numune hazırlandıktan sonra, An Agilent 6890 gaz kromatografisi (GC) ve bir kütle spektrometresi (MSD) Agilent 5973, tespitler için kombinasyon halinde kullanıldı [17-18]. Kalibre edilmiş konsantrasyona sahip esterlenmiş 19: 0 yağ asidi İç standart olarak 3,3 ug / mL kullanılmıştır. Bir HP-5 kolonu (0.25 mm x 30 mm x 0.25 um) kullanıldı. The kolon 1.0 uL'lik bir enjeksiyon hacmine ve 10: 1'lik bir bölme oranına sahiptir. Taşıyıcı gaz (N2) akış hızı 0,25 mL / dk'dır, ve bekleme sıcaklığı 50,0 ℃. Dört aşamalı ısıtma programı 2 dakika için 50 ℃ - 180 ℃, 12 ℃ / dak; 180 ℃ - 220 2 2 dakika, 6 ℃ / dak; 1 dakika için 220 - 240, 15 ℃ / dak; ve 15 dakika için 240 - 260, 15 / dak. Alev iyonizasyon dedektörü (FID) tespiti için, tepe alan, otomatik olarak entegre edilerek hesaplandı. manuel düzeltme / ayarlama ile bilgisayar. Yağ asitlerinin kalitatif ve kantitatif analizleri BAME (Bakteriyel Asit Metil Esterleri) Karışımı ve Supelcoe 37 bileşenli FAME referans alınarak yapılmıştır Sırasıyla karıştırın [19-20]
                  .
                  2.4.2 Veri işleme
                  Gösterge verileri üzerinde Excel 2010 ve SPSS18.0 programları kullanılarak varyans analizi yapılmıştır. Fosfolipid İçeriği% 0.1'den az olan yağ asitleri (PLFA'lar) hariç tutuldu ve toprak mikrobiyal PLFA sonuçları belirleme daha sonra Agilent MSDChem yazılımı ve NIST2005 örnek yapısı kullanılarak analiz edildi veritabanı [21]. PLFA imzaları, belirli toprak mikrobiyal türlerini temsil etmeye hizmet eder (Tablo 3), böylece Aynı temsil altındaki PLFA imzalarının miktarları, topraktaki mikrobiyal miktarları elde edebiliriz [22-28]

                  3.1 Farklı tedavilerin toplam mikrobiyal miktar üzerindeki etkileri
                  Aralık dahilinde dalgalanan CK ile işlenmiş toprakların toplam mikrobiyal sayısında önemli bir değişiklik olmamıştır. 5500-8000ng.kg-1 arasında. Bununla birlikte, P300 ve P500 ile işlenmiş topraklar, mikrobiyal sayımlarda önemli değişiklikler gösterdi (Tablo 4). Uygulamadan üç gün sonra, toplam mikrobiyal sayım her iki tür toprakta da önemli ölçüde artarak, sırasıyla 11005.00ng.kg-1 ve 18803.45ng.kg-1'de maxima. P300'ün toplam mikrobiyal sayıları ve P500 ile işlenmiş topraklar bu noktadan itibaren kademeli olarak azaldı, toplam mikrobiyal sayılar nispeten yüksek seviyelerde kaldı ve uygulamadan 10 gün sonrasına kadar CK ile işlenmiş toprakların mikrobiyal sayısından önemli ölçüde farklıdır; toplam P300 ve P500 ile muamele edilmiş toprakların mikrobiyal sayıları 15 gün sonra CK ile muamele edilmiş toprakla aynı seviyeye düşmüştür. uygulama. P300 ve P500 tedavisinden sonra, ortalama toplam mikrobiyal sayımlar 9224.38 ng.kg-1 ve13105.71ng.kg-1 idi. sırasıyla. Bu sayılar CK tedavisinden sırasıyla% 19.37 ve% 69.59 daha yüksekti; 3 gün sonra uygulamada farklar sırasıyla% 49,21 ve% 154,95'e ulaştı. P300 ile karşılaştırıldığında, P500 işlem, toplam toprak mikrobiyal sayımı üzerinde daha güçlü bir etki sergilemiştir.

                  3.2 Farklı tedavilerin bakteri miktarları üzerindeki etkileri
                  3.2.1 Farklı işlemlerin toprağın toplam bakteri miktarı üzerindeki etkileri

                  Ortalama olarak, CK, P300 ve P500 ile muamele edilmiş topraklarda bakteri miktarları 7079.11 ng.kg-1.8592.20 idi. ng.kg-1 ve12174.66 ng.kg-1, toplam mikropların sırasıyla% 91.61,% 93.15 ve% 93.66'sını oluşturuyor. bakterilerin en önemli mikrobiyal toprak bileşenleri olduğu (Tablo 5). Bakteri miktarlarındaki değişikliklerin özellikleri, toplam mikrobiyal değişikliklerle tamamen tutarlıydı. Hem P300 hem de P500 uygulanmış topraklardaki miktarlar: CK uygulanmış topraklarla karşılaştırıldığında, toprak bakteri miktarları sırasıyla% 21.37 ve% 73.39 oranında önemli ölçüde artmıştır. Odun sirkesi uygulanmış topraklarda benzer fenomen: 1. günde bakteri miktarları açısından CK ile muamele edilmiş topraklardan önemli ölçüde farklılık göstermediler ve 3. günde miktarlar hızla maksimuma ulaştı. Daha sonra, kademeli olarak azalmasına rağmen, bakteri miktarları geri döndü. 15. güne kadar CK uygulanmış toprakların seviyesine artan toprak bakteri miktarı daha önemliydi: P500 ile işlenmiş topraklarda önemli ölçüde daha yüksek miktarlarda 3., 6. ve 10. günlerde P300 uygulanmış topraklara göre bakteri

                  P300 2552.41(10.36)b 3310.78(21.14)b 4041.34(26.36)b 3225.17(17.08)b 2260.26(4.38)a P500 3509.59(22.82)a 5756.27(42.64)a 5851.13(37.38)a 5523.25(21.21)a 2341.00(10.00)a CK 2556.44(33.47)b 2315.26(21.21)c 2148.34(18.34)c 1701.08(10.72)c 2368.13(13.18)a

                  3.2.2 Farklı işlemlerin başlıca toprak bakterileri üzerindeki etkileri
                  1) Bacillus spp. P300 ve P500 uygulaması, toprak basil türü miktarları üzerinde çok güçlü etkilere sahipti: 3, 6. ve 10, CK tedavisine kıyasla önemli ölçüde farklıydı ve miktarlar önemli ölçüde arttı. İçinde özellikle, P500 işleminin etkileri daha belirgindi: toprak bakteri miktarı önemli ölçüde arttı, 3509.59ng.kg-1'e ulaşan; sonraki üç ölçümde bakteri miktarları hala önemli ölçüde daha yüksekti 3441.01ng.kg-1, 3702.79 ng.kg-1 ve 3822.17 ng.kg ile CK tedavisine kıyasla- sırasıyla (Tablo 6). CK, P300 ve P500 uygulamaları altında, ortalama miktarlarda toprak bacillus spp. 2217,85 ng.kg idi -1, 3063,99 ng.kg-1 ve 4596.25 ng.kg-1, toplam bakteri miktarlarının% 31.33'ünü,% 35.66'sını ve% 37.45'ini oluşturur, sırasıyla
                  .

                  TARTIŞMA VE SONUÇ
                  4.1
                  Bakteriler, toprak mikroplarının baskın bileşenidir; miktarları toplam sayısının% 90'ını oluşturmaktadır. mikroplar. İki tür odun sirkesi işlemi, P300 ve P500, toplamda güçlü teşvik edici etkiler sergiledi. topraktaki mikrobiyal büyüklükler. Bu etkiler, esas olarak bakteri sayısının değiştirilmesiyle elde edildi. 4.2 Odun sirkesi, topraktaki bakteri miktarlarında önemli artışlara neden olabilir. P300 ve P500 altında uygulamalarında, toprak bakteri miktarlarının% 21,37 ve CK arıtma altındaki miktarlardan% 73,39 daha fazla olduğu, sırasıyla, toprak mantarları üzerinde belirli bir derecede inhibisyon gösterirken, miktarları yaklaşık olarak % 38. Araştırmalar, bakteri-mantar oranının belirli bir seviyeye kadar sürdürülebilirliği ve istikrarı yansıtabileceğini göstermiştir. Toprak ekosisteminin daha düşük olması, toprak sisteminin daha yüksek sürdürülebilirliğini ve stabilitesini gösterir [37] . CK'da, P300 ve P500 ile işlenmiş topraklarda bakteri-mantar oranları sırasıyla 23.55, 46.23 ve 66.07; CK'ye göre, P300 ve P500'ün muameleleri, bakteri-mantar oranlarını sırasıyla% 96.31 ve% 180.55 arttırır. Olarak Sonuç olarak, bakteri miktarlarını artırarak ve aktinomisetleri inhibe ederek, odun sirkesi toprak ekosisteminin sürdürülebilirliği ve istikrarı Uygulamaların kanıtları, odun sirkesinin iyi bir kontrole sahip olduğunu göstermektedir. Rhizoctonia solani, Botrytis cinerea, külleme ve çürümeye karşı etkiler ve bu, özellikle aktinomisetlerin inhibisyonu yoluyla toprak ekosistemine etkileri. 4.3 Odun sirkesi, toprak bakteri bileşiminin özelliklerini değiştirmedi. Her üç tür altında tedavi - CK, P300 ve P500 - bacillus spp. ve G + % 62,80'i oluşturan hala dominant bakteri idi Toplam bakteri miktarının% 71.84'ü ve% 75.36'sı, ancak iki tedavinin de topraktaki baskın bakteri oranı da bir dereceye kadar. sırasıyla, G- , Ana, Aer ve sülfür bakteriler, baskın olanın kantitatif özellikleri olmadan, toplam miktarın küçük oranlarından sorumluydu. bakteri.
                  4.4 Baskın toprak bakteri türlerinin popülasyonları, odun sirkesi uygulamasından büyük ölçüde etkilenmiştir. Odun Her iki konsantrasyonda sirke, basil türlerinin miktarını önemli ölçüde artırabilir. ve G + topraklarda, ama onların baskın olmayan türlerin miktarları üzerindeki etkiler, uygulanan odun sirkesinin konsantrasyonu ile ilişkiliydi. İle P500 muamelesi, topraktaki G-, Ana ve Aer miktarları önemli ölçüde artarken, P300 muamelesi altında, Baskın olmayan bakteri miktarları, CK muamelesi ile olan miktarlara kıyasla önemli ölçüde farklılık göstermedi. Nedeniyle toprakta az miktarda kükürt bakteri bulunması, odun sirkesinin popülasyonlarına etkisi belirlenememiştir. G + 'nın hassasiyetini yansıtabilir ve G- çevresel uyaranlara; bu nedenle, orandaki dramatik bir değişiklik olabilir toprak ekosistemindeki mikrobiyal topluluk yapısındaki değişiklikler anlamına gelir. CK, P300 ve P500 tedavileri altında, G + değerleri / G- sırasıyla 3.09, 4.48 ve 4.06 idi. Üç tedavi arasındaki fark ulaşmadı önemli düzey. Bu nedenle, odun sirkesi uygulaması, sayıları önemli ölçüde artırabilse de topraklardaki bakteriler, topluluk yapısı üzerinde çok az etkiye sahipti.
                  Aer / Ana, topraktaki Aer ve Ana'nın göreceli kompozisyonlarını ve çevresel hassasiyetlerini yansıtır. CK altında, P300 ve P500 tedavileri, Aer / Ana değerleri sırasıyla 0.83, 0.97 ve 0.98 idi ve anlamlı değildi birbirinden farklı. 4.5 İki tür odun sirkesi işlemi, topraktaki mikrop miktarlarının hızla artmasına neden olabilir. uygulamadan 1 veya 3 gün sonra. Ancak, artışlar yalnızca kısa süreler boyunca, genellikle 7-10 gün sürdürüldü. ve artan miktarlar, uygulanan odun sirkesi konsantrasyonları ve mikrop türleri ile ilişkiliydi.
                  Teşekkür
                  Pekin Belediye Tarım Bürosuna teşekkür ederiz. Bu makale proje bazında tamamlanmıştır, araştırma araştırma grubu tarafından yürütülen sebze yetiştiriciliğinde odun sirkesinin etkileri. Pekin Bürosu'na teşekkürler Çalışmada finansman ve saha desteği sağlayan Tarım Bakanlığı.
                  Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 08 Mayıs 2021, 09:08 ) değiştirilmiştir.

                  Yorum yap


                  • #10
                    Antep fıstığı kabuğundan mantar öldürücü yağ ve aktif karbon üretimi

                    Çağdaş Okutucua, Gözde Dumana, Suat Uçar b, Ihsan Yasac, Jale Yanika, ∗

                    a Fen Fakültesi, Kimya Bölümü, Ege Üniversitesi, 35100 Bornova, İzmir, Türkiye
                    b Kimya Programı, İzmir Meslek Yüksekokulu, Dokuz Eylül Üniversitesi, 35160 Buca, İzmir, Türkiye
                    c Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Ege Üniversitesi, 35100 Bornova, İzmir, Türkiye

                    Öz
                    Bu çalışmanın temel amacı, fıstık kabuğunun biyokütle hammaddesi olarak fizibilitesini değerlendirmektir. Fungisidal yağ üretimi için ve fiziksel olarak aktif karbon üretimi için bir öncü aktivasyon. Bu amaçla Antepfıstığı kabuğu, sabit yataklı bir reaktörde farklı sıcaklıklarda (300-600 ◦C) pirolize edildi. Piroliz ürünleri gaz, biyo-yağ, sulu çözelti ve kömür olarak tanımlandı. Piroliz işleminden ürün dağılımı, piroliz sıcaklığı olduğunda önemli ölçüde değişmedi. 300 ◦C'nin üzerindeydi. Piroliz gazı ürünü, yüksek oranda içerdiği için düşük kalorifik değere sahiptir.
                    karbon oksitler. Yüksek oksijen içeriği nedeniyle, biyo-yağların yakıt olarak kullanılmadığı tespit edildi. Böylece, biyo-yağ dört farklı mantar türü (patojenetik, odun çürümesi ve saprofitleme) tekrar test edildi. Yine 10–50 mg ml-1 konsantrasyonunda test edilen tüm mantarlarda fungisidal aktivite gösterildi. Piroliz kömürü, aktif karbon üretimi için bir öncü olarak değerlendirildi. Yüzey alanı
                    900 ◦C'de CO2 aktivasyonu ile kömürden üretilen aktif karbonun mikro gözenek hacmi sırasıyla 708 m2 g-1 ve 0.280 cm3 g-1 olarak bulunmuştur.

                    1. Giriş
                    Enerji bitkileri, odun veya tarım dahil olmak üzere biyokütle hammaddesi genellikle biyokütle yakıtları olarak uygulanan kalıntılar ve yan ürünler en büyük alternatiflerden birini oluşturdukları için önemli ilgi dünyadaki enerji kaynakları. Ek olarak, kimyasallar gibi çeşitli uygulamaların malzemeleri için öncü olabilirler ve adsorbanlar. Gibi birçok dönüştürme teknolojisi vardır. Biyokütle olarak kullanmak için termokimyasal ve biyokimyasal süreç enerji ve kimyasal hammadde. Bunlardan biri pirolizdir. Katı (kömür), sıvı (biyo-yağ veya pirolitik katran) ve oksijen yokluğunda gaz ürünleri. Verimler piroliz ürünleri, piroliz sıcaklığı, ısıtma hızı ve kalma süresi dahil işlem koşullarına bağlıdır. Birçok pamuk sapı [1], kaju fıstığı kabuğu gibi biyokütle türleri [2], pirinç kabuğu [3], keten tohumu [4], portakal kabuğu [5], odun [6], literatürde yakıt, kimyasal ve diğer ürünleri üretmek için farklı piroliz koşullarına tabi tutulmuştur.
                    Örneğin, biyokütleden elde edilen piroliz sıvıları sterilize edici ajan, duman aromaları, antimikrobiyal ve büyümeyi teşvik edici ajan vb. olarak kullanılmıştır [7,8]. Ayrıca, ahşap koruyucu kaynağı olarak kullanılmıştır. Bilindiği gibi orada ticari olarak iki tür ahşap koruyucusudur; yani yağ bazlı ve su bazlı. Geniş çeşitliliğe karşı etkilidirler mantar gibi ahşabı tahrip eden organizmaların bu koruyucularla ilgili bazı çevresel kaygılar çünkü yüksek su toksisitesi ve kalıntıları [9]. Böylece araştırmacılar çevre dostu koruyucular geliştirdik. Doğal çevreye zarar vermez. Kimyasal bileşimi nedeniyle ahşabın hızlı ve yavaş pirolizinden elde edilen pirolitik katran, potansiyel kimyasal koruyucu olarak ahşabın korunması için kullanılmıştır.
                    Kömür katranının aksine, odundan elde edilen pirolitik katranlar polinükleer aromatik hidrokarbonlar (PAH) içermez, birçok ahşap gibi antifungal özelliklere sahip fenolik bileşikler koruyucular [10-12]. Mohan vd. [9], çeşitli pirolitik yağların ve ligninden zengin fraksiyonların antifungal özelliklerini test etti. Çam ağacı, çam kabuğu, meşe ağacı ve meşe kabuğu. Dediler ki fenolik bileşikler büyük olasılıkla mantarlardan sorumludur. İnhibisyon ve biyo-yağ fungisidal aktiviteler bazılarıyla karşılaştırılabilir literatürde bildirilen diğer yağlar / koruyucular.
                    Ayrıca, lignoselülozik malzemelerin pirolizi, uygun sertlik ve hacimde grafitleştirilemez, yüksek saflıkta karolar üretir. Üretimi için öncül olarak çok yeterli olan yoğunluk yüksek kaliteli aktif karbonlar. Çeşitli aktif karbonlar gözenek boyutu dağılımları, ya fiziksel ya da fiziksel ya da hazırlık koşullarını değiştirerek lignoselülozik malzemelerden üretilebilir. Kimyasal aktivasyon prosedürleri Her iki yöntemde de öncül ile bir reaksiyon vardır. Gözenekliliği geliştirmek için aktive edici ajan, ancak her ikisinde de farklılık gösterir. Pratik prosedür ve mekanizma [13]. Fiziksel aktivasyon, karbonlu bir öncünün karbonizasyonunu içerir. Karbon dioksit, buhar veya her ikisi gibi bazı aktive edici ajanların varlığında ortaya çıkan kömürün aktivasyonu ile. Fiziksel aktivasyon yöntemi kimyasal aktivasyona göre avantajlıdır. Karbonizasyon aşamasından elde edilen biyo-yağ, kimyasal hammadde veya yakıt olarak kullanılır.
                    Düşük kül içeriği ve makul iyi sertliği nedeniyle, fıstık kabuğundan aktif karbon üretimi, Yang vd. Hazırlık değişkenlerinin etkilerini araştırdılar (piroliz sıcaklığı, CO2 akış hızı, karbonizasyon sıcaklığı ve zaman) fiziksel aktivasyon sürecinde aktif karbonun yüzey alanı ve gözenek yapısı [14,15]. Ayrıca araştırdılar emprenye oranı gibi farklı parametrelerin etkileri, kimyasalda gözenek gelişiminde aktivasyon sıcaklığı, tutma süresi ve aktivasyon koşulu (nitrojen gazı veya vakum) aktivasyon süreci [16–20]. BET yüzey alanına sahip aktif karbon elde ettiler. 2527 m2 g-1 ve 0,43 cm3 g-1 mikro gözenek hacmi ZnCl2 ile aktivasyonla [16] aktif karbon elde ederken en yüksek BET yüzey alanına ve mikro gözenek hacmine sahip Fiziksel aktivasyonla sırasıyla 1064 m2 g − 1 ve 0.210 cm3 g − 1 CO2 ile [14]. Öte yandan, ağırlıkça% 70 kömür kütlesi kaybı ile 1300 m2 g-1 BET yüzeyine sahip aktif karbon elde edildi. Fıstık kabuğundan buhar aktivasyonu [21].
                    Türkiye'deki başlıca biyokütle kaynakları gıda işleme atıklarıdır, endüstriyel atıklar ve ormancılık atıkları. Başlıca gıda işleme atıklarından biri fıstık kabuğudur çünkü Türkiye üçüncü büyük yıllık 120 adet üretim ile dünyada fıstık üreticisi binlerce ton [22]. Antep fıstığı taze kullanılır veya işlenmiş şekerler, unlu mamuller ve dondurma. İşleme faaliyetleri nedeniyle, büyük miktarda kalıntı (fıstık kabuğu) üretilir ve yakılarak imha edilirler. Antep fıstığı kabuğu bazlı aktif karbonun hazırlanmasına yönelik çok sayıda çalışma olmasına rağmen, piroliz yoluyla antepfıstığı kabuğundan mantar öldürücü yağ üretimi. Bu nedenle, Bu çalışmanın amacı, fıstığın fizibilitesini değerlendirmektir. Fungisidal yağ üretimi için biyokütle hammaddesi olarak kabuklar ve aktif karbon üretimi için öncü.

                    2. Malzemeler ve yöntemler
                    2.1. Malzemeler
                    Antep fıstığı (Pistacia vera L.) kabuğu örnekleri bir gıda şirketi Gaziantep, Türkiye'de ve alınmış olarak kullanılmıştır. Yakın fıstık kabuğunun nihai ve bileşen analizleri aşağıda gösterilmiştir.

                    Tablo 1. Bu çalışmada kullanılan tüm kimyasallar analitik derecelidir.

                    2.2. Deneysel kurulum
                    2.2.1. Piroliz

                    Antep fıstığı kabuğu örnekleri, sabit yatak tasarımında pirolize edildi paslanmaz çelik reaktör (L, 210 mm; Ø, 60 mm) kullanarak bir elektrikli ısıtma fırınına yerleştirilir. Tipik bir piroliz deneyinde, 100 g biyokütle miktarı dolduruldu ve ardından reaktör sıcaklığı, yavaş bir ısıtma hızı ile arttırıldı. 10 ◦C min − 1 piroliz sıcaklığına kadar ve 1 saat bekletme istenen sıcaklık. Reaktör sürekli olarak temizlendi 25 ml min-1 akış hızında nitrojen. Nitrojen gazı, reaktörden buzla soğutulmuş tuzaklara uçucu ürünler. Toplam sıvı ürünler bir dizi tuzakta yoğunlaştırıldı. İlk tuzak hava soğutmalıydı ve diğer iki tuzak buzla soğutuldu. Gazlar bir Tedler çantasında toplandı. Pirolizden sonra fırın, bir nitrojen gazı akımında oda sıcaklığı. Tüm tuzaklar ağırlıklıydı her koşudan önce ve sonra. Toplam likit miktarı şu şekilde belirlendi:

                    tablo 1
                    Antep fıstığı kabuğunun proximate, ultimate ve component analizleri.
                    Yaklaşık analiz (alındığı gibi, ağırlıkça%)
                    Nem 6.99
                    Uçucu madde 80.01
                    Sabit karbon 12.08
                    Kül 0.09
                    Nihai analiz (kuru, ağırlıkça%)
                    C 42.41
                    H 5.64
                    N 0.07
                    S 0.01
                    Oa 51.87
                    HHVb (MJ kg−1) 17.88
                    Bileşen analizi (kuru, ağırlıkça%)
                    Selüloz 53.98
                    Hemiselüloz 20.10
                    Lignin 25.25
                    Özütler c 0.67
                    • Farktan hesaplanır.
                    • Yüksek ısıtma değeri.
                    • Toluen / alkol (2/1) (h / h).
                    Sıvı ürün ve kömürün verimleri belirlendi ağırlıklandırarak. Gaz miktarı farkla belirlendi. Sıvı ürün iki aşamadan oluşuyordu; sulu faz ve biyo-yağ evre. Biyo-yağ ürünü ilk tuzakta toplanırken, buz soğutulmuş tuzaklar sulu ürün içeriyordu.

                    2.2.2. Aktif karbon üretimi
                    Aktivasyon sürecinde, pirolizden elde edilen kömür, Azot atmosferi altında 500 ◦C 900 C'ye ısıtıldı. Yakında reaktör sıcaklığı 900◦C'ye ulaştığında, inert atmosfer hızla akan karbon dioksit ile ikame edildi (350 ml dk-1). İstenilen aktivasyon süresinin sonunda reaktör, nitrojen atmosferi altında oda sıcaklığı. Aktivasyon sürecinden elde edilen aktif karbon, hesaplamak için ağırlıklandırıldı (m2).yanma değeri. Yakma değeri şu şekilde hesaplandı:

                    % burn-off = M − m2 M × 100
                    M

                    M, kömürün başlangıç kütlesidir.


                    2.2.3. Biyo-yağın parçalanması

                    Antepfıstığı kabuğunun pirolizinden elde edilen biyo-yağ fazı, suda çözünenler, özütler olmak üzere dört gruba ayrıldı; düşük moleküler ağırlıklı lignin bileşikleri (LMWL) ve yüksek moleküler ağırlık lignin (HMWL) bileşikleri. Fraksiyonasyon işlemi, literatüre [23] dayalı olarak modifiye edilmiş bir yöntemle gerçekleştirilmiştir.
                    Böylece, biyo-yağ 0 oilC'de (1:10,w / w) ve toz benzeri çökelti süzüldü, kurutuldu ve tartıldı suda çözünmezler olarak. Suda çözünen madde miktarı farkla belirlendi. Suda çözünmeyen fraksiyon, diklorometan. Diklorometanda çözünür fraksiyonlar şunlardan oluşur:
                    Ekstraktlar ve LMWL; Diklorometanda çözünmeyen fraksiyonlar HMWL'den oluşur. Bio-yağdaki ekstrakt miktarı belirlendi hekzan tarafından çözünür. Böylece biyo-yağ ve hekzan (1:10, w / w) karışımı 2 saat karıştırıldı ve süzülerek ayrıldı. Hekzan çözünürlükleri ekstraktif maddeler olarak tanımlanmıştır.

                    2.2.4. Analiz
                    Antep fıstığı kabuğunun termogravimetrik analizi yapıldı Perkin – Elmer Diamond TG / DTA termogravimetrik aracılığıyla nitrojen atmosferi altında analizör. Temizleme gazının akış hızı 200 ml dk-1'de tutulmuştur. Örnek ortamdan ısıtıldı 10 ◦C min − 1 ısıtma hızıyla 740 ◦C'ye kadar sıcaklık. Tedlar torbasında toplanan gaz ürünü HP tarafından analiz edildi.
                    model 5890 serisi II gaz kromatografisi, termal iletkenlik detektörü ile. Paslanmaz çelik paketlenmiş kolon (Porapack Q'da 6.0 m × 1/8, 2.0 m × 1/8 inç 5A moleküler elek, seri olarak bağlanmış) birbirlerine) kullanıldı. CO2, C1, C2, C3, C4 ve Poropack Q kolonu ile C5 hidrokarbonları yapılmış ve O2, N2 ve CO'nun ayrılması MS 5A kolonu ile gerçekleştirilmiştir. Biyo-yağ örnekleri etil asetat (1: 1, v / v) ile ekstre edildi fenolik bileşiklerin kalitatif analizine izin veren. Sonra, etil asetat ekstraktları, bir gaz kromatografi kitle seçici detektör sistemi (Agilent 6890N Network GC Sistemi) ile analiz edilmiştir. 5973 Ağ serisi). Kullanılan sütun bir HP-5MS kaynaşmış silikadır 30 m × 0.25 mm iç çapa sahip kılcal kolon. GC başlangıç ​​fırını sıcaklık 10 dakika 40 ◦C idi, ardından 175 ◦C'ye çıktı. 20 dakika için 2 ◦C min − 1 ve ardından 1 ◦C dak − 1'de 200 ◦C'ye ve sonra 20 dakika boyunca 4 ◦C dak − 1'de 250 ◦C'ye kadar. Veri toplama sistemi NIST kitaplık veri tabanı ile G1035A yazılımı ile yapılır. Sulu fazlardaki ve biyo-yağdaki toplam fenol miktarı, kolorimetri ile belirlenir (fenollerin 4-nitroanilin ile reaksiyonu Hach Lange-DR2800 fotometre ile sarı bir komplekse). Antep fıstığı kabuğunun bileşen analizi (ekstraktlar, lignin, hemiselüloz ve selüloz) literatüre göre yapılmıştır. [24].
                    Antep fıstığı kabuğu, biyo-yağlar ve karakterlerin temel analizi bir LECO CHNS 932 element analizörü tarafından gerçekleştirildi. ASTM D5291-96'ya göre. Biyo-yağların su içerikleri, Karl – Fischer Volumetrik Titratör (Mettler Toledo DL 31). Biyo yağların ve fıstığın brüt kalorifik değerleri kabuk bir IKA C-2000 temel modeli kullanılarak belirlendi ASTM D240-02'ye göre kalorimetre. Karakterlerin ve fıstık kabuğunun yaklaşık analizleri ASTM'ye göre yapıldı. Kül analizi için D3174-04 ve uçucu için ASTM D3175-89a Önemli olmak.
                    Aktif karbonların belirli yüzey alanlarının ölçümleri fıstık kabuğundan üretilen N2 adsorpsiyonu ile yapılmıştır. (77,3 K'da), Quantachrome Inst., Nova 2200e model yüzey kullanılarak ve gözenek boyutu analizörü. Mikro gözenek hacmi (Vmicro) t-plot yöntemi kullanılarak belirlendi. Yüzey alanı ve gözenek hacmi sonuçlar Quantachrome Novawin2 yazılımı kullanılarak elde edildi. Mezogözenek hacmi (Vmeso), Vmicro çıkarılarak hesaplandı Vtotal'dan. (Vmeso = Vtotal - Vmicro). Yüzey oksijen miktarı Aktif karbonlar üzerindeki gruplar Boehm tarafından belirlendi
                    titrasyon yöntemi [25]. Taramalı elektron mikroskobu (SEM) Kömür ve aktif karbon görüntüleri JEOL kullanılarak kaydedildi JSM-6060.

                    2.2.5. Mantar kültürleri ve inhibisyon testi
                    Bu çalışmada, biyo-yağın anti fungal aktivitesi,500 C'de piroliz, dört tip mantar kültürü için test edilmiştir. Aspergillus niger TEM'in (saprofitik bir mantar) mantar kültürleri, Trichoderma viridae TEM (fitopatojenik bir mantar), Coriolus versicolor ATCC 200801 (beyaz çürüklük mantarı) ve Trichophyton rubrum (bir dermatofitik mantar) Basic and Industrial'dan temin edildi.
                    Sırasıyla Biyoloji Anabilim Dalı Mikrobiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi, Ege Üniversitesi-Türkiye. Her birini test etmeden önce test mantarı, Sabouraud’s Dextrose Agar (SDA) üzerinde alt kültürlenmiştir. Saflıklarını sağlamak için 27 ◦C'de 10 gün inkübe edildi. SDA 90 mm çapında plakalar hazırlanmış ve ardından üç delik açılmıştır. Çevrede delikli ve merkezde bir ileri. İnhibisyon testi literatüre göre yapılmıştır [26]. 2 içeren emülsiyonlar, 10, 20, 30, 40 ve 50 mg biyo-yağ ml-1,% 1 dimetilsülfoksit içinde seri seyreltmelerle hazırlandı. Biyo yağlardan 50 litrelik bir miktar
                    çevresel deliklere eklendi ve aktif olarak büyüyen koloninin kenarından kesilmiş 6 mm çapında silindirik miselyum tıkacı merkezi deliğe de eklendi. % 1 dimetilsülfoksit, kontrol. Petri kapları 27 ° C'de 10 gün inkübe edildi. Periferik delikler ve mantar kolonisinin kenarı arasındaki mesafe 10 gün sonra ölçülmüştür. Tüm deneyler üç kez yapıldı.



                    Daha sonra inhibisyon aşağıdaki formüle göre hesaplandı:

                    İnhibisyon % = 1 − [dt − di] dt × 100
                    dt

                    dt, merkezi delik ile periferik delik arasındaki toplam mesafedir ve di, mantarın misel kenarı arasındaki mesafedir büyüme ve çevresel delik.

                    3. Sonuçlar ve tartışma
                    3.1. Termogravimetrik analiz sonuçları
                    Şekil 1, nitrojen altında 10 ◦C dk-1 ısıtma hızında kaydedilen Antepfıstığı kabuğu ayrışmasının TG ve DTG eğrilerini göstermektedir. Atmosfer. Termal bozunma yaklaşık olarak başlar.
                    235 ◦C ve ana gaz alma 270 ila İki aşamalı kilo kaybı ile 400 ◦C. TG eğrisi göstermektedir ki, ilk 255 ile 320 ◦C arasında bulunan sahne, yaklaşık olarak Ağırlıkça% 33 ağırlık kaybı. 325–500 ◦C'de bulunan ikinci aşama, ağırlıkça yaklaşık% 37 ağırlık kaybı. 500 ◦C'nin üzerinde, kayda değer değil kilo kaybı gözlendi. Bu, 500 ◦C'nin üzerinde hiçbir büyük reaksiyonun olmadığını gösterebilir. Bu sonuca göre söylenebilir piroliz sıcaklığının 500◦C olarak seçilmesinin uygun olduğu fiziksel aktivasyon işlemi için kömür elde edilmesi hedeflenmektedir.
                    TG eğrilerindeki iki aşamalı kilo kaybına tekabül eden, DTG eğrilerinde iki tepe gözlemlenir. İlk zirve 285,5 ◦C'de gözlenir ve ikinci zirve, 360.5◦C. Literatüre dayanarak [27-29], görünen o ki daha düşük sıcaklık DTG zirvesi, esas olarak hemiselüloz ve daha yüksek sıcaklık DTG tepe noktası ilişkilidir selüloz ve ligninin ayrışması ile.
                    Bizim sonucumuzun aksine Hayashi ve ark. [30] bir zirve gözlemledi Antep fıstığının termal bozunmasında 127 ile 627 ◦C arasında kabuk ve selülozun tepe noktasının örtüştüğünü öne sürdüler.
                    hemi-selülozunki ile ve bu nedenle sadece tek bir tepe kilo verme oranında ortaya çıktı. Bu zıtlık şunlardan kaynaklanıyor olabilir:

                    Fıstık kabuğu türünde farklılık.
                    3.2. Antep fıstığı kabuğunun pirolizi
                    3.2.1. Piroliz verimleri

                    Fıstık kabuklarının farklı sıcaklıklarda pirolizi için ürün verimleri Tablo 2'de verilmiştir. Piroliz sıcaklığı 300 C'nin üzerinde olduğunda ürün dağılımı önemli ölçüde değişmemiştir. Küçük bir artış oldu biyo-yağ ürünü ve kömür ürün veriminde sıcaklık olarak azalma 400'den 600 fromC'ye yükseltildi. Önceki çalışmamızda kiraz tohumunun pirolizini inceledik. Aynı reaktörün farklı sıcaklıklarda kullanılması ve benzer şekilde ürün verimleri 400 ile 600 ◦C arasında değişmemiştir. Benzer şekilde, mısır koçanı pirolizi [31] ürün veriminde daha hızlı değişim
                    Temperature (◦C) 300 400 500 600
                    Gasa 21.0 20.1 19.3 19.0
                    Aqueous phase 21.3 24.2 24.8 25.2
                    Bio-oil 27.9 30.6 31.3 32.6
                    Char 29.8 25.1 24.6 23.2
                    Kütle dengesinden hesaplanmıştır.

                    350 ile 400◦C sıcaklıklar arasında ve daha yavaş değişen 400 ile 600 ◦C arasındaki sıcaklıklar gözlendi. Bununla birlikte, biyo-yağ verimi birçok ülkede 500–550 ◦C'de maksimum değere ulaşmıştır. Lignoselülozik materyallerin pirolizini yavaşlatmaya yönelik çalışmalar [32,33] ve bu sıcaklıkların üzerinde biyo-yağ verimi azalırken gaz verimi arttı. Bu arada, kömür verimi sürekli olarak azaldı. Artan sıcaklık. Elde edilen sonuçlardaki farklılıklar Mevcut çalışmadan ve önceki çalışmalardan, temel olarak biyokütle türlerindeki fark. Dikkat çekmeye değer ki, bizim sonuçlar, Antep fıstığı kabuğu üzerine yapılan önceki çalışmalardan da farklıydı. 7 ◦C min 1 ısıtma hızıyla piroliz. Apaydin-Varol vd. [34] kömür verimi iken gaz veriminin sürekli arttığını gözlemledi
                    sıcaklığı 300 300C'den 700◦C'ye çıkararak düşürüldü. Onlar 500 ile 550 ◦C arasındaki sıcaklıkta maksimum biyo-yağ verimini (ağırlıkça ∼% 20,5) elde etti. Literatürdeki yavaş piroliz çalışmaları dikkate alınarak, bu çalışmada Antep fıstığı kabuğunun pirolizinden elde edilen bio-yağ verimi makul görünüyor. Maksimum biyo-yağ verimi olarak bulundu Küspe [35] için ağırlıkça% 66.0, soya fasulyesi için ağırlıkça% 25.8 [36], ağırlıkça% 23 fındık kabuğu, ayçiçeği için ağırlıkça% 44, Euphorbia rigida için ağırlıkça% 32 [37], pamuk tohumu keki için ağırlıkça% 24.5 [38]. 3.2.2. Biyo-yağın bileşimi Çok sayıda oksijen içeren bileşikler nedeniyle, biyo-yağın karakterizasyonu hidrokarbon bazlı olandan farklıdır yakıtlar. Bu nedenle, buradaki karakterizasyon prosedürü
                    çalışma literatüre göre fraksiyonlama ile gerçekleştirilmiştir [23]. Şekil 2'den görüldüğü gibi, fraksiyonlar suda çözünür bileşikler, özütleyiciler, düşük moleküler ve yüksek moleküler ağırlıktan oluşur. Lignin bileşikleri. Biyo-yağ bileşimine su içeriği de dahil edildi. Biyo-yağ bileşimi pirolizden bağımsızdı sıcaklık ve esas olarak suda çözünür bileşiklerden oluşuyordu (Ağırlıkça% 38-39) ve su (ağırlıkça% 41-43). Suda çözünür bileşikler genellikle asitler, şekerler, alkoller, katekoller ve fenollerdir [39]. Özütler (ağırlıkça -% 7), esas olarak hidrokarbonlardan oluşan, heksanda çözünür bileşikler içeriyordu. Benzer şekilde Mullen ve ark. Elde edilen sırasıyla ağırlıkça% 60.4 ve ağırlıkça% 64.0 suda çözünen içeren arpa samanı ve arpa kabuklarının hızlı pirolizinden elde edilen biyo-yağlar [40]. Asetik asit, asetol ve levoglukozan (karbonhidrat bozunması ürünler) suda çözünen maddelerde yüksek konsantrasyonlarda bulundu.



                    Tablo 3
                    Antep fıstığı kabuğunun pirolizinden elde edilen biyo-yağların özellikleri.
                    Temperature (◦C) 300 400 500 600
                    Ultimate analysis (wt%)
                    C 26.37 32.36 36.63 36.86
                    H 5.87 7.10 7.18 6.51
                    N 2.78 2.10 2.81 2.59
                    S 0.03 0.01 0.06 0.04
                    Oa 64.95 58.43 53.32 54.00
                    Water content (wt%) 43.78 42.44 38.42 38.19
                    HHVb (MJ kg−1) 12.53 12.75 13.59 14.01
                    a Farktan hesaplanır.
                    b Yüksek ısıtma değeri.


                    biyo-yağlar. Başka bir çalışmada, suda çözünenlerin oranı Samandan elde edilen biyo-yağın ağırlıkça% 80'i [39]. Antep fıstığının yavaş pirolizi ile ilgili önceki çalışmada [34] kabuk, biyo-yağdaki özütleyici miktarı yaklaşık olarak bulundu % 42 wt ve geri kalanı hidrokarbonda olduğu gibi asfalten olarak adlandırıldı yakıt. Ne yazık ki, farklılıkların nedenini açıklayamıyoruz.

                    Sonuçlar.
                    Antep fıstığı kabuğunun pirolizi makul verim sağlamasına rağmen biyo-yağ, düşük miktarda karbon içeriyorlardı (Tablo 3). Nedeniyle yüksek su içeriği, biyo-yağ düşük kalori değerine sahipti. olmasına rağmen pirolizden elde edilen sıvı ürünler homojen değildir, sulu ve yağ fazlarından oluşur, yağ fazı (biyo-yağ) içerir hala büyük miktarda su. Bu, biyo-yağın emülgatör görevi gören bazı kimyasallar. Genel olarak, biyo yağların yakıt olarak kullanılmaya uygun olmadığı açıktır.

                    3.2.3. Piroliz gazlarının bileşimi
                    Üretilen gazlı ürünlerin bileşimleri temsili sıcaklıkta (500◦C) fıstık kabuğunun pirolizi GC-TCD tarafından belirlenenler Tablo 4'te gösterilmiştir. Tablodan görüldüğü gibi, CO ve CO2 başlıca gaz halindeki ürünlerdir. Bu sonuç iyi biyokütle pirolizi üzerine önceki çalışmalarla uyum [41-44]. Örneğin, kolza tohumu küspesinin 500◦C'de pirolizinde, CO2 içeriği ağırlıkça% 68.79 ve CO içeriği ağırlıkça% 7.65 idi [41]. CO2 selüloz ve hemiselülozun [45] birincil pirolizinin bir ürünüdür, burada CO esas olarak ikincil çatlaklardan oluşur yüksek oranda CO2 (C + CO2 = 2CO) düşüşü izleyen uçucu sıcaklık (> 500◦C) [46]. İçerdiği karbon oksit oranının yüksek olması nedeniyle piroliz gazının bu çalışmada düşük kalori değeri olduğu görülmüştür. Sağlanabilir piroliz tesisinin enerji ihtiyacının kubbe kısmı. Gazın ısıtma değeri 14.73 MJ N · m − 3 olarak hesaplanmıştır. Bu ısıtma değeri, gaz karışımının ortalama ısıtma değeridir ve her bir gazın konsantrasyonundan hesaplanmıştır ve karşılık gelen ısıtma değeri.

                    Tablo 4
                    Antep fıstığı kabuğunun 500◦C'de pirolizinden elde edilen gazlı ürünlerin bileşimi
                    (% mol).
                    Gas products
                    H2 2.68
                    CH4 13.40
                    CO 38.59
                    CO2 40.88
                    C2 2.15
                    C3 1.43
                    C4 0.46
                    C5 0.40
                    HHV (MJ N m−3)a 14.73
                    Yüksek ısıtma değeri.

                    Tablo 5

                    Antepfıstığı kabuğunun pirolizinden elde edilen bazı karakter özellikleri.
                    Temperature (◦C) 300 400 500 600
                    Ultimate analysis (wt%)
                    C 68.74 71.54 82.43 87.33
                    H 3.38 4.64 3.09 2.57
                    N 0.27 0.21 0.16 0.16
                    S 0.07 0.05 0.11 0.14
                    Oa 27.54 23.56 14.21 9.80
                    Ash content (wt%) 0.608 0.609 0.698 0.695
                    HHVb (MJ kg−1) 29.70 29.79 31.17 33.40
                    a Farktan hesaplanır.
                    b Yüksek ısıtma değeri





                    Şekil 3. İlgili olarak Antep fıstığı kabuğundan türetilen kömür için CO2'de karbon yanması aktivasyon zamanına.

                    3.2.4. Piroliz karakterleri
                    Biyokütlenin pirolizinden elde edilen karakterlerin karakteristiği sıcaklık gibi piroliz koşullarına bağlıdır ve ısıtma hızı ve biyokütlenin bileşimi. Tablo 5 piroliz sıcaklığının antepfıstığı kabuğundan üretilen kömür elementinin bileşimi üzerindeki etkisini gösterir. Kül içeriği ve Karakterlerin ısıtma değeri de Tablo 5'e dahil edilmiştir. Oksijen içeriği Karbonil gruplarının [1] kaybına eşlik eden sıcaklık ile sıcaklık arttıkça kömür miktarı azalmıştır. Sıcaklık arttıkça karakterlerin kül içeriği değişmedi oysa karakterlerin karbon içeriği arttı. Kalorifik değeri chars, arpa samanı, arpa kabukları, arpa damıtıcısının kurutulmuş tanelerinden [40], üzüm çekirdeğinden, kısaca göğüs [47] vb. Yüksek ısıtma değeri ve düşük kül nedeniyle ve kükürt içeriği, karakter katı yakıt olarak kullanılabilir. Onlar ayrıca aktif karbon üretimi için hammaddelerden biridir.

                    3.3. Biyo-yağın mantar öldürücü değeri
                    Daha önce bahsettiğimiz gibi, biyo-yağ, karbonhidrat bozunma ürünleri de dahil olmak üzere çok miktarda oksijenli bileşik içerir. Lignin bozunma ürünleri. Bunlardan dolayı biyo-yağ, birçok amaç için hammadde olarak kullanılır. Örneğin, fenol ve türevleri (ligninin termal bozunmasından), antioksidan [8] ve fungisit [9] olarak kullanılabilir. Amaçlardan biri Bu makalenin amacı, biyo-yağın fungisidal özelliklerini araştırmaktı.

                    Tablo 6
                    Toplam fenol miktarı (ağırlıkça%).
                    Temperature (◦C 300 400 500 600
                    Aqueous phase 0.21 0.25 0.27 0.29
                    Bio-oil 1.39 1.42 1.49 1.51
                    Tablo 7
                    Antep fıstığı kabuğunun 500 ◦C'de pirolizinden elde edilen biyo-yağdan elde edilen etilaktat ekstraktlarındaki ana fenolik bileşikler.
                    No. R.T. (min) Quality Name of compounds Relative area (%)
                    1 19.66 94 Phenol 0.39
                    2 25.46 97 2-Methyl phenol 0.35
                    3 27.12 95 3-Methyl phenol 0.38
                    4 27.69 97 2-Methoxy phenol 2.78
                    5 35.51 95 2-Methoxy-4- methyl-phenol 2.26
                    6 36.46 91 2-Hydroxy phenol 3.88
                    7 40.18 95 3-Methoxy-2- hydroxy phenol 1.84
                    8 41.59 85 4-Ethyl-2- methoxy phenol 1.67
                    9 42.69 94 4-Methyl-2- hydroxy phenol 0.81
                    10 46.52 93 2,6-Dimethoxy phenol 8.61
                    11 47.45 93 2-Methoxy-4- propyl phenol 0.41
                    12 52.54 81 2-Methoxy-4- (1-propenyl) phenol 6.68
                    13 67.07 88 2,6- Dimethoxy-4- (2-propenyl)- phenol 2.63
                    fıstık kabuğundan elde edilir. Tablo 6'da görüldüğü gibi, biyo-yağlar ağırlıkça yaklaşık% 1.5 olan fenolik bileşikler esas olarak monomerik fenoller (Tablo 7). Odun çürütme özelliklerine sahip mantarlar çoğunlukla literatürde biyo-yağın antifungal aktivitesi hakkında değerlendirilmiş, Bu çalışmada kullanılan mantarlar patojenik, odun çürümesi ve saprofitleşme özelliklerine göre seçilmiştir. Tablo 8'den görüldüğü gibi, Antep fıstığı kabuğundan üretilen biyo-yağ, 10–50 mg ml-1 konsantrasyonunda test edilen tüm mantarlarda yine fungisidal aktivite göstermiştir.
                    Biyo-yağın tekrar fungisidal aktivite gösterdiği gerçeği, fenolik içeriğinden dolayı farklı mantar türleri vardır. Suzuki et al. 4-etil-2-metoksifenol ve 4-propil2-metoksifenolün bazı koruma etkileri olabileceğini öne sürmüştür [11]. Benzer şekilde Mohan ve ark. 4-propil-2-metoksifenol olduğunu bildirdi çürüme direncine katkıda bulunabilir [9]. Bu sonuçlar bulgularımızla uyumludur (Tablo 7). Aynı zamanda olduğu da unutulmamalıdır. mantar kolonisinin etrafındaki rengin C. versicolor ile test sırasında beyazdan kahverengiye. Bunun nedeni olabilir biyo-yağdaki lignin ve fenolik bileşiklerin metabolize edilmesi C. versicolor, lignolitik aktiviteye sahip. Bio-yağın en önemli ayırt edici özelliklerinden biri, konsantrasyonunda çok iyi fungisidal aktivite gösterdi.
                    Dermatofitik olan T. rubrum'a karşı 30 mg ml-1 ve üzeri mantar. Mantarın sürekli artması dikkate alındığında çok çeşitli antifungal ilaçlara karşı direnç, biyo-yağ olabilir fenolik nedeniyle geleneksel olmayan antifungal tedavi kaynakları içerik [48].

                    Tablo 8
                    Antepfıstığı kabuğunun pirolizinden elde edilen biyo-yağın anti-fungal aktivitesi



                    C. Okutucu et al. / Journal of Analytical and Applied Pyrolysis 91 (2011) 140–146



                    Bulgularımızla (Tablo 7) değerlendirme. Aynı zamanda olduğu da unutulmamalıdır. mantar kolonisinin etrafındaki rengin C. versicolor ile test sırasında beyazdan kahverengiye. Bunun nedeni olabilir biyo-yağdaki lignin ve fenolik bileşiklerin metabolize edilmesi C. versicolor, lignolitik aktiviteye sahip. Bio-yağın en önemli ayırt edici özelliklerinden biri, konsantrasyonunda çok iyi fungisidal aktivite gösterdi.Dermatofitik olan T. rubrum'a karşı 30 mg ml-1 ve üzeri mantar. Mantarın sürekli artması dikkate alındığında çok çeşitli antifungal ilaçlara karşı direnç, biyo-yağ olabilir
                    fenolik nedeniyle geleneksel olmayan antifungal tedavi kaynakları içerik [48].

                    3.4. Aktif karbon üretimi
                    Bu çalışmada, fıstık kabuğunun pirolizinden elde edilen kömür 500 ◦C'de 900 ◦C'de CO2 ile 1 arasında değişim için aktive edildi ve 5 h. Şekil 3, aktivasyon süresinin derece üzerindeki etkisini gösterir. Kömür için elde edilen CO2'de yanma oranı. Karbon yanıkları, 1 saat aktivasyon süresine kadar önemli bir artış gösterdi ve ardından 1 ile 3 saat arasında kademeli olarak artırın. Ağırlıkça% 57,5'lik bir yanma değeri 3 saatlik aktivasyon süresi ve burn-off değeri için elde edildi aktivasyon süresinde daha fazla artırılarak değiştirilmedi. Aktive edilen maddenin yüzey alanı ve gözenek boyutu dağılımı karbon, nihai ürünün kullanımının belirlenmesinde önemli bir özelliktir. Aktif karbonların yüzey özellikleri aktivasyon süresine karşı Tablo 9'da verilmiştir. BET yüzey alanı ve aktif karbon mikro gözenek hacmi de benzer bir eğilim sergilemiştir. Tarafından aktivasyon süresi arttıkça ikisi de arttı. Kömür aktivasyonu, gözenek oluşumunu iyileştirir ve daha fazla yaratır
                    yeni gözenekler, artan BET yüzey alanı ve aktivasyon süresini arttırmak için aktif karbonların mikro gözenek hacmiyle sonuçlanır. Bu kanıt, Şekil 4'teki kömür ve aktive edilmiş karakterlerin taramalı elektron mikrograflarından açıkça görülebilir. Bizim sonucumuzun aksine, Yang ve Lua [14] fıstık kabuğundan aktif karbon hazırlanmasında farklı bir eğilim gözlemlediler.
                    Mikro gözenek hacmi ve BET yüzey alanı 1.5 ve 2 saatte zirve yaptı, sırasıyla ve daha sonra artan aktivasyonla azaldı zaman. Fark, aşağıdaki gibi aktivasyon koşullarından kaynaklanıyor olabilir:

                    RESİM

                    Bulgularımızla (Tablo 7) değerlendirme. Aynı zamanda olduğu da unutulmamalıdır. mantar kolonisinin etrafındaki rengin C. versicolor ile test sırasında beyazdan kahverengiye. Bunun nedeni olabilir biyo-yağdaki lignin ve fenolik bileşiklerin metabolize edilmesi C. versicolor, lignolitik aktiviteye sahip. Bio-yağın en önemli ayırt edici özelliklerinden biri, konsantrasyonunda çok iyi fungisidal aktivite gösterdi. Dermatofitik olan T. rubrum'a karşı 30 mg ml-1 ve üzeri mantar. Mantarın sürekli artması dikkate alındığında çok çeşitli antifungal ilaçlara karşı direnç, biyo-yağ olabilir
                    fenolik nedeniyle geleneksel olmayan antifungal tedavi kaynakları içerik [48].

                    3.4. Aktif karbon üretimi
                    Bu çalışmada, fıstık kabuğunun pirolizinden elde edilen kömür 500 ◦C'de 900 ◦C'de CO2 ile 1 arasında değişim için aktive edildi ve 5 h. Şekil 3, aktivasyon süresinin derece üzerindeki etkisini gösterir. kömür için elde edilen CO2'de yanma oranı. Karbon yanıkları, 1 saat aktivasyon süresine kadar önemli bir artış gösterdi ve ardından 1 ile 3 saat arasında kademeli olarak artırın. Ağırlıkça% 57,5'lik bir yanma değeri 3 saatlik aktivasyon süresi ve burn-off değeri için elde edildi aktivasyon süresinde daha fazla artırılarak değiştirilmedi. Aktive edilen maddenin yüzey alanı ve gözenek boyutu dağılımı karbon, nihai ürünün kullanımının belirlenmesinde önemli bir özelliktir. Aktif karbonların yüzey özellikleri aktivasyon süresine karşı Tablo 9'da verilmiştir. BET yüzey alanı ve aktif karbon mikro gözenek hacmi de benzer bir eğilim sergilemiştir. Tarafından aktivasyon süresi arttıkça ikisi de arttı. Kömür aktivasyonu, gözenek oluşumunu iyileştirir ve daha fazla yaratır
                    yeni gözenekler, artan BET yüzey alanı ve aktivasyon süresini arttırmak için aktif karbonların mikro gözenek hacmiyle sonuçlanır. Bu kanıt, Şekil 4'teki kömür ve aktive edilmiş karakterlerin taramalı elektron mikrograflarından açıkça görülebilir. Bizim sonucumuzun aksine, Yang ve Lua [14] fıstık kabuğundan aktif karbon hazırlanmasında farklı bir eğilim gözlemlediler.
                    Mikro gözenek hacmi ve BET yüzey alanı 1.5 ve 2 saatte zirve yaptı, sırasıyla ve daha sonra artan aktivasyonla azaldı zaman. Fark, aşağıdaki gibi aktivasyon koşullarından kaynaklanıyor olabilir:

                    Tablo 9
                    Aktivasyon süresinin üretilen aktif karbonların yüzey özelliklerine etkisi fıstık kabuğundan elde edilen kömür.
                    Activation time (h) 1 2 3 5
                    BET surface area (m2 g−1) 123.6 588.6 555.5 708.6
                    Micropore surface area (m2 g−1) nd 554.2 467.8 604.6
                    Mesopore surface area (m2 g−1) nd 34.4 87.7 104.0
                    Total pore volume (cm3 g−1) nd 0.293 0.275 0.359
                    Micropore volume (cm3 g−1) nd 0.223 0.216 0.280
                    Mesopore volume (cm3 g−1) nd 0.070 0.059 0.079
                    Average pore diameter (Å) nd 9.95 1.97 2.02
                    CO2 akış hızı ve aktivasyon sıcaklığı. bu not alınmalı bunda elde edilen aktif karbonun BET yüzey alanı çalışma Yang tarafından elde edilen aktif karbondan daha düşüktü ve diğerleri, birincisinin mikro gözenek hacmi, ikincisinden daha yüksekti. Öte yandan, aktif karbonların kimyasal yapısı yüzeyde olduğu kadar adsorptif özelliklerini de önemli ölçüde etkiler alan ve gözeneklilik. Bu çalışmada, oksijen içeren fonksiyonel aktif karbon yüzeylerindeki gruplar Boehm tarafından belirlendi titrasyon. Oksijen fonksiyonel grupları, aktif karbonların çok önemli özellikleridir. karbonların yüzey özellikleri ve dolayısıyla adsorban olarak kaliteleri [49]. Temel yüzey oksijen gruplarının miktarı (kromen ve aktif karbonların pyrone) 0.893 olarak bulundu ve
                    0.962 mmol g-1, 2 saat ve 5 saat için sırasıyla. Ancak, vardı asidik grup yok (karboksil, laktonik hidroksil, karbonil grupları) aktif karbon yüzeylerinde tespit edildi. Bu sonuç gösteriyor ki
                    900 ◦C'de aktivasyon sırasında tüm yüzey asidik oksijen grupları ayrıştırıldı. Karboksilik asitlerin ve laktonlar, sıcaklıklarda CO2 oluşumu ile ayrıştırıldı sırasıyla 200–500 ◦C ve 600–800 C'dir [50]. Gibi gruplar fenoller, karboniller, eterler ve kininler, CO evrimi ile 1000 C. Sonuç olarak, temel yüzey kimyasal özelliklerine sahip elde edilen aktif karbon asidik gaz için uygundur.
                    kükürt dioksit, fenoller, asidik boya vb. adsorpsiyon.

                    4. Sonuçlar
                    Bu çalışmada, fıstık kabuğunun faydalı ürünlere dönüştürülmesi piroliz ve aktivasyon yöntemleri ile incelenmiştir. Termogravimetrik analiz, termal ayrışmanın Antep fıstığı kabuğu yaklaşık 235 atC'de başlar ve büyük bir reaksiyon olmaz 500 ◦C'nin üzerinde mevcuttur. Antepfıstığı kabuğunun pirolizi sabit yatakta yapıldı farklı piroliz sıcaklıklarında (300–600 ◦C) reaktör. Pirolizden elde edilen ürünler gaz, biyo-yağ, sulu çözelti ve karakter. Pirolizden elde edilen ürün dağılımı önemli ölçüde piroliz sıcaklığı 300 ◦C'nin üzerinde olduğunda değişiklik. Pirolizden elde edilen gaz ürünü, yüksek karbon oksit oranı dolayısıyla düşük kalorifik değere sahiptir. Öyleydi pirolitik gazın enerjinin bir kısmını sağlayabileceğini öne sürdü piroliz işleminin gereksinimleri. Pirolizden elde edilen biyo-yağlar, yüksek oksijen içeriği nedeniyle yakıt olarak kullanın. Bu nedenle, bio-yağların kimyasal hammadde olarak kullanılması önerildi. Mantar öldürücü biyo-yağın özellikleri yine dört farklı mantar türü de vardı bu çalışmada test edilmiştir. Biyo-yağın mantar öldürücü aktivitesi tekrar gösterildi 10–50 mg ml-1 konsantrasyonunda test edilen tüm mantarlar.
                    Piroliz karakterleri, yüksek kalorifik değerlere ve ağırlıkça% 1'in altında düşük kül içeriğine sahipti ve çok düşük kükürt konsantrasyonu onları oluşturdu katı yakıt olarak veya üretimi için hammadde olarak kullanım için çekici aktif karbon. Bu çalışma, fıstık kabuğunun aktif hale getirilmiş ürünlerin hazırlanması için hammadde olarak etkin bir şekilde kullanılmalıdır.

                    Fiziksel aktivasyon yoluyla karbon. Yüzey alanı ve mikro gözenek hacmi 708 m2 g-1 ve 0.280 cm3 g-1 olan aktif karbon, sırasıyla, kömürden CO2 aktivasyonu ile üretildi. Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları, Antep fıstığının kabuk hem fungisidal yağ üretimi için kullanılabilir hem de aktive edilebilir karbon. Biyo-yağın antifungal özellikleri odun çürümesi için değerlidir tek başına veya ticari biyositlerle kombinasyon halinde tahmin ajanı, kresoat ve pentaklorofenol gibi.
                    Teşekkür
                    Ege Üniversitesi'nden 2009 sözleşmeli mali destek - FEN-037 çok takdir edilmektedir.

                    REFERANSLAR:

                    [1] A.E. Pütün, N. Özbay, E.P. Önal, E. Pütün, Fixed-bed pyrolysis of cotton stalk for liquid and solid products, Fuel Process. Technol. 86 (2005) 1207–1219. [2] P. Das, T. Sreelatha, A. Ganesh, Bio oil from pyrolysis of cashew nut shellcharacterization and related properties, Biomass Bioenergy 27 (2004) 265–275. [3] J.L. Zheng, Bio-oil from fast pyrolysis of rice husk: yields and related properties and improvement of the pyrolysis system, J. Anal. Appl. Pyrolysis 80 (2007) 30–35. [4] C. Ac¸ ıkgöz, O.M. Koc¸ kar, Characterization of slow pyrolysis oil obtained from linseed (Linum usitatissimum L.), J. Anal. Appl. Pyrolysis 85 (2009) 151–154. [5] R. Miranda, D. Bustos-Martinez, C.S. Blanco, M.H.G. Villarreal, M.E.R. Cantu, Pyrolysis of sweet orange (Citrus sinensis) dry peel, J. Anal. Appl. Pyrolysis 86 (2009) 245–251. [6] L. Ingram, D. Mohan, P.H. Steele, D. Strobel, B. Mitchell, J. Mohammad, K. Cantrell, C.U. Pittman Jr., Pyrolysis of wood and bark in an Auger reactor: physical properties and chemical analysis of the produced bio-oils, Energy Fuels 22 (2008) 614–625. [7] D. Mohan, C.U. Pittman Jr., P.H. Steele, Energy Fuels 20 (2006) 848–889. [8] A.Y. Loo, K. Jain, I. Darah, Antioxidant activity of compounds isolated from the pyroligneous acid, Rhizophora apiculata, Food Chem. 107 (2008) 1151–1160. [9] D.Mohan, J. Shi, D.D. Nicholas, C.U. Pittman Jr., P.H. Steele, J.E. Cooper, Fungicidal values of bio-oils and their lignin-rich fractions obtained from wood/bark fast pyrolysis, Chemosphere 71 (2008) 456–465. [10] B. Mazela, Fungicidal value of wood tar from pyrolysis of treated wood, Waste Manage. 27 (2006) 461–465. [11] T. Suzuki, S. Doi, M. Yamakawa, K. Yamamoto, T.Watanabe, M. Funaki, Recovery of wood preservatives from wood pyrolysis tar by solvent extraction, Holzforschung 51 (1997) 214–218. [12] D. Mourant, D.-Q. Yang, X. Lu, C. Roy, Decay resistance of pf-pyrolytic oil resintreated wood, Forest Prod. J. 57 (2007) 30–35. [13] R.C. Bansal, J.B. Donnet, F. Stoeckli, Active Carbon, Marcel Dekker, New York, 1988. [14] T. Yang, A.C. Lua, Characteristics of activated carbons prepared from pistachionut shells by physical activation, J. Colloid Interface Sci. 267 (2003) 408–417. [15] A.C. Lua, T. Yang, J. Guo, Effects of pyrolysis conditions on the properties of activated carbons prepared from pistachio-nut shells, J. Anal. Appl. Pyrolysis 72 (2004) 279–287. [16] A.C. Lua, T. Yang, Characteristics of AC prepared from pistachio-nut shell by zinc chloride activation under nitrogen and vacuum conditions, J. Colloid Interface Sci. 290 (2005) 505–513. [17] A.C. Lua, T. Yang, Effect of activation temperature on the textural and chemical properties of potassium hydroxide activated carbon prepared from pistachionut shell, J. Colloid Interface Sci. 274 (2004) 594–601. [18] A.C. Lua, T. Yang, Effects of vacuum pyrolysis conditions on the characteristics of activated carbon derived from pistachio-nut shells, J. Colloid Interface Sci. 276 (2004) 364–372. [19] T. Yang, A.C. Lua, Textural and chemical properties of zinc chloride activated carbons prepared from pistachio-nut shells, Mater. Chem. Phys. 100 (2006) 438–444. [20] A.C. Lua, T. Yang, Properties of pistachio-nut-shell activated carbons subjected to vacuum pyrolysis conditions, Carbon 42 (2004) 224–226. [21] E. Schroder, K. Thomauske, C. Weber, A. Hornung, V. Tumiatti, Experiments on the generation of activated carbon from biomass, J. Anal. Appl. Pyrolysis 79 (2007) 106–111. [22] Food Agriculture Organization of the United Nations (FAO) Production Year Book, http://faostat.fao.org, 2008. [23] A. Oasmaa, E. Kuoppala, Y. Solantausta, Fast pyrolysis of forestry residue. 2. Physicochemical composition of product liquid, Energy Fuels 17 (2003) 433–443. [24] S. Li, S. Xu, S. Liu, C. Yang, Q. Lu, Fast pyrolysis of biomass in free-fall reactor for hydrogen-rich gas, Fuel Process. Technol. 85 (2004) 1201–1211. [25] H.P. Boehm, E. Diehl, W. Heck, R. Sappok, Surface oxides of carbon, Angew. Chem. Int. Ed. 3 (1964) 669–677. [26] D. Mourant, D.-Q. Yang, X. Lu, C. Roy, Anti-fungal properties of the pyroligneous liquor from the pyrolysis of softwood bark, Wood Fiber Sci. 73 (2005) 542–548. [27] P.T. Williams, S. Besler, The pyrolysis of rice husks in a thermogravimetric analyzer and static batch reactor, Fuel 72 (1993) 151–159. [28] C. Sentorun-Shalaby, M.G. Ucak-Astarlıoglu, L. Artok, C. Sarıcı, Preparation and characterization of activated carbons by one-step steam pyrolysis/activation from apricot stones, Micropor. Mesopor. Mater. 88 (2006) 126–134. [29] V.A. Alvarez, A. Vazquez, Thermal degradation of cellulose derivatives/starch blends and sisal fibre biocomposites, Polym. Degrad. Stab. 84 (2004) 13–21. [30] J. Hayashi, T. Horikawa, I. Takeda, K. Muroyama, F.N. Ani, Preparing activated carbon from various nutshells by chemical activation with K2CO3, Carbon 40 (2002) 2381–2386. [31] Q. Cao, K.C. Xie, W.R. Bao, S.G. Shen, Pyrolytic behavior of waste corn cob, Bioresour. Technol. 94 (2004) 83–89. [32] F. Ates, M.A. Isıkdag, Influence of temperature and alumina catalyst on pyrolysis of corncob, Fuel 88 (2009) 1991–1997. [33] J.F. Gonzalez, A. Ramiro, C.M. Gonzalez-Garcia, J. Ganan, J.M. Encinar, E. Sabio, J. Rubiales, Pyrolysis of almond shells. Energy applications of fractions, Ind. Eng. Chem. Res. 44 (2005) 3003–3012. [34] E. Apaydin-Varol, E. Pütün, A.E. Pütün, Slow pyrolysis of pistachio shell, Fuel 86 (2007) 1892–1899. [35] M. Asadullah, M.A. Rahman, M.M. Ali, M.S. Rahman, M.A. Motin, M.B. Sultan, M.R. Alam, Production of bio-oil from fixed bed pyrolysis of bagasse, Fuel 86 (2007) 2514–2520. [36] S. S¸ ensöz, ˙ I. Kaynar, Bio-oil production from soybean (Glycine max L.); fuel properties of bio-oil, Ind. Crops Prod. 23 (2006) 99–105. [37] A.E. Pütün, A. Özcan, H.F. Gerc¸ el, E. Pütün, Production of bio-crudes from biomass in a fixed-bed tubular reactor: product yields and compositions, Fuel 80 (2001) 1371–1378. [38] N. Özbay, A.E. Pütün, B.V. Uzun, E. Pütün, Biocrude from biomass: pyrolysis of cottonseed cake, Renewable Energy 24 (2001) 615–625. [39] K. Sipila, E. Kuoppala, L. Fagernas, A. Oasmaa, Characterization of biomass-based flash pyrolysis oils, Biomass Bioenergy 14 (1998) 103–113. [40] C.A. Mullen, A.A. Boateng, K.B. Hicks, N.M. Goldberg, R.A. Moreau, Analysis and comparison of bio-oil produced by fast pyrolysis from three barley biomass/byproduct streams, Energy Fuels 24 (2010) 699–706. [41] S. Uc¸ ar, A.R. Özkan, Characterization of products from the pyrolysis of rapeseed oil cake, Bioresour. Technol. 99 (2008) 8771–8776. [42] L. Kyung-Hae, K. Bo-Seung, P. Young-Kwon, K. Joo-Sik, Influence of reaction temperature pretreatment and a char removal system on the production of bio-oil from rice straw by fast pyrolysis using a fluidized bed, Energy Fuels 19 (2005) 2179–2184. [43] Z. Luo, S. Wang, Y. Liao, J. Zhou, Y. Gu, K. Cen, Research on biomass fast pyrolysis for liquid fuel, Biomass Bioenergy 26 (2004) 455–462. [44] M.C. Blanco López, C.G. Blanco, A. Martínez-Alonso, J.M.D. Tascon, Composition of gases released during olive stones pyrolysis, J. Anal. Appl. Pyrolysis 65 (2002) 313–322. [45] C. Di Blasi, C. Branca, G. D’Errico, Degradation characteristics of straw and washed straw, Thermochim. Acta 364 (2000) 133–142. [46] D. Radlein, in: A.V. Bridgwater (Ed.), Fast Pyrolysis of Biomass: A Handbook, vol. 2, CPL Press, Newbury, U.K., 2002, p. 165. [47] D. Özc¸ imen, A. Ersoy-Meric¸ boyu, A Study on the carbonization of grapeseed and chestnut shell, Fuel Process. Technol. 89 (2008) 1041–1046. [48] R.R. Hafidh, A.S. Abdulamir, L.S. Vern, F.A. Bakar, The inhibition of human pathogens: Trichophyton rubrum and Trichoderma harzianum by a natural product, Am. J. Biochem. Biotechnol. 6 (2010) 40–46. [49] T. Budinova, E. Ekinci, F. Yardim, A. Grimm, E. Björnbom, V. Minkova, M. Goranova, Characterization and application of activated carbon produced by H3PO4 and water vapor activation, Fuel Process. Technol. 87 (2006) 899–905. [50] M. Belhachemia, R.V.R.A. Riosb, F. Addounc, J. Silvestre-Alberob, A. SepúlvedaEscribanob, F. Rodríguez-Reinoso, Preparation of activated carbon from date pits: effect of the activation agent and liquid phase oxidation, J. Anal. Appl. Pyrolysis 86 (2009) 168–172.
                    Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                    Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                    Yorum yap


                    • #11
                      Barnyardgrass'ı kontrol etmek için Pyroligneous Asitleri Herbisitlerle Karıştırma
                      (Echinochloa crus-galli) Xernan Sebastian Acenas1 , John Paolo Panisales Nuñez1 , Pil Dae Seo1 Venecio Uy Ultra, Jr. 2 ve Sang Chul Lee1 Uygulamalı Biyolojik Bilimler Okulu, Kyungpook Ulusal Üniversitesi, Daegu 702-701, Kore 2 Doğa Bilimleri Koleji, Daegu Katolik Üniversitesi, Gyeongsan 712-702, Kore
                      (5 Şubat 2013'te alındı; 25 Mart 2013'te revize edildi; 1 Nisan 2013'te kabul edildi)

                      ÖZ.
                      Ticari kimyasal herbisite alternatifler şu anda araştırılmakta ve test edilmektedir. ticari olarak temin edilebilen herbisitlerin çevreye sayısız olumsuz etkisi. Barnyardgrass (Echinochloa crusgalli), dünya çapında, özellikle çeltik tarlalarında önemli bir yabancı ot türüdür. Bu çalışma, olumlu piroligneöz asitleri ticari sıvı herbisitler ile karıştırmanın etkileri. Fideler nakledildi ve altına yetiştirildi sera koşulları. Tedavi süresinin veya yaprak aşamasının herbisit-piroligneöz asit etkinlikleri üzerindeki etkisi kontrol edildi, biyokimyasal bileşiklerin izolasyonu ve kantifikasyonu ile birleşti. Sonuçlar, herbisit tedavisinin erken dönemde Echnochloa crus-galli'nin ortaya çıkmasından sonra (2 ~ 3 yaprak aşaması) etkili kontrole yol açar. Her iki sıvı herbisit de yağları etkiledi
                      içeriklerine yansıyan asit, protein ve amino asit sentezleri. Odun sirkesi (WV) veya pirincin etkisi Bu bileşikler üzerindeki sirke (RV), piroligneöz ürünler hakkında bilgi eksikliğinden dolayı tam olarak doğrulanmamıştır. WV veya RV'yi BCB (bentazon + cyhalof-butyl) ile karıştırmanın BUC'den daha olumlu sonuçlar verdiğini gözlemledik. (butaklor + klomazon), WV veya RV ile karıştırılır. Sonuç, piroligne asidi karıştırmanın potansiyelini gösterecektir. herbisit uygulama oranının azaltılması.

                      Giriş
                      Barnyardgrass (Echinochloa crus-galli) büyük bir ot neredeyse tüm pirinç tarlalarındaki türler verim ve tahıla neden olur dünya çapında kalite kayıpları (Smith, 1983). Bu türün yaygın dağılımı, hafif bir uyku hali ile verimli tohum üretimine atfedilebilir ve hepsinden önemlisi olumsuz çevresel strese uyum (Maun ve Barrett, 1986). Kimyasal herbisitlerin kullanımı, bu zararlı otu kontrol altına almak için en pratik yaklaşım, özellikle yoğun pirinç tarımı alanlarında. Kullanımı sırasında herbisitler yoğun tarımın ilerlemesini sağladı, aşırı uygulama ve yüksek uygulama oranları çevreye zarar verir ve insan için tehdit oluşturur gıda arzı (Bernard ve diğerleri, 2005; Jiraungkoorskul ve diğerleri, 2002). Bu bağlamda, halk giderek daha fazla endişeleniyor ve özellikle sürdürülebilir tarım hareketini destekler Kore'de, doğal bileşik (ler) için yoğun aramaya yol açar mahsul üretiminde kullanılabilecek tarımsal kimyasal kullanımın en aza indirilmesi.Yabancı ot kontrolü için alternatif ve entegre yöntemler, sürekli aranmıştır. Biyo-herbisitler ve / veya alelokimyasallar, kimyasal herbisitin yerini alma potansiyeline sahip olabilir. veya kimyasal herbisit kullanımını azaltın. Morgan (1989) bir yabani ot olan kimyasal herbisite birkaç alternatif (türler) özel. Piroligneöz asitlerin kullanımı tarımsal üretim Asya'da da popüler hale geliyor ülkeler. Pyroligneous asitler yapımın yan ürünleridir çok sayıda miktar içeren kömürleşmiş malzemeler ("biochar") karboksilik / organik asitler ve diğer organik bileşenler. Ahşaptan (veya odun sirkesinden) elde edilen piroligneöz asit,
                      büyüme ve besin maddeleri üzerinde teşvik edici bir etkiye sahip olduğu bildirildi pirinç köklerinin emilimi (Ichikawa ve Ota, 1982). Aynı zamanda bir dereceye kadar herbisidal aktivite gösterdi (Mu ve diğerleri, 2003) Esguerra ve ark. (2009), pratik değildir kimyasala alternatif olarak tek başına odun sirkesi kullanmak herbisit. Pyroligneous asitler herbisit etkinliğini artırabilir içinde bulunan çok miktarda organik bileşik nedeniyle; çoğu organik asitler, fenoller, karboniller ve alkol (Kim ve diğerleri, 2001). Asetik asit, en güçlü yabancı ot mücadelesi için odun sirkesi bileşeni kullanılmıştır
                      (Coffman ve diğerleri, 2005). Ayrıca etkili olduğu bulundu. yer altı bitkisel yayılmaları kontrol etmek veya öldürmek tatlı su bitkileri, ör. Hydrilla, Spartina alterniflora ve Potamogeton pectinatus (Anderson, 2007; Spencer ve Ksander, 1997, 1999). Bu çalışmanın amacı, katkısını belirlemektir. ticari ile kombinasyon halinde piroligneöz asit kullanılması kır otunun etkili kontrolü için kimyasal herbisit (E. crus-galli) ve özellikle tedavinin etkilerini belirler piroligneöz asidin herbisidal etkileri üzerindeki zaman / yaprak aşaması.

                      Malzemeler ve yöntemler
                      Herbisitler ve piroligne asitler test edildi Piroligneöz asitler aşağıdakilerle kombinasyon halinde test edilmiştir: herbisit aktivitesini değerlendirmek için kimyasal herbisitler ve ahır çimi kontrolü için olası herbisidal etkisi. İki ticari karışık formülasyonlu herbisit, yani: bentazon + sihalof-butil (BCB) ve butaklor + klomazon (BUC), yıllık kontrol için kullanılan yaygın herbisitler (geniş yapraklı,
                      sazlar ve otlar) Kore çeltik tarlalarındaki yabani otlar kimyasal herbisit olarak seçilmiştir. Piroligneöz asitler ahşaptan (Quercus sp.) ve pirinç kabuğundan / kabuğundan elde edildi
                      Kore Orman Araştırma Enstitüsü'nden (KFRI) ve Daewon Global Sistem Entegrasyonu (Daewon GSI), sırasıyla. İlki, odun sirkesi (WV) olarak adlandırıldı ve sonuncusu pirinç kabuğu sirkesi (RV). RV bulundu WV'den daha asidik (daha düşük pH) (Tablo 1). Tedaviler ve deneysel kurulum Deney, Tarımsal Deney İstasyonu ve Araştırma Merkezinde sera koşullarında gerçekleştirildi.
                      Tesis, Ziraat ve Yaşam Bilimleri Fakültesi, Kyungpook National University, Daegu, Kore Kasım 2010'dan Ekim 2011. Barnyard otu (Echinochloa crusgalli) tohumları Gyeongbuk Tarımsal Araştırma'dan temin edilmiştir. ve Uzatma Hizmeti, Kore. Tohumlar (2 gr) önce ekildi 15 ml su ile tek kullanımlık bir petri kabında ve bitki büyüme odası (30o C, 24 saat beyaz ışık) 3 gün boyunca. The fideler daha sonra 0,01 m3 (0,41 m × 0,24 m

                      Tedavi süresinin / fide aşamasının etkisi
                      Ahır çimi tohumları filizlendi ve nakledild yukarıda belirtildiği gibi. Bu deney kurulumu için BCB ve BUC-piroligneöz asit muameleleri 2-, 3- ve E. crus-galli'nin 4 yapraklı aşamaları. Tepsi su altında tutuldu (3 cm su derinliği) test boyunca düzenli sulama ile dönem. Bitki boyu (cm), taze ve kuru ağırlık (g) BCB ve BUC-piroligneöz asitlerin 7, 14 ve 21 DAT'ında kaydedildi. Etkinlik, yüzde (%) azalma olarak bildirildi işlenmemiş kontrole göre kuru ağırlıkta. Yağ asidi ekstraksiyonu ve konsantrasyonu Piroligneöz asitler-herbisitin etkilerini değerlendirmek için yağ asidi biyosentezindeki karışım, yağ asidi E. crus-galli sürgünlerinden elde edilen lipit özütlerinin bileşimi Chung tarafından açıklanan yönteme göre belirlenir (1991). Numuneler ince öğütülmüş ve 1 g numune kloroform: metanol (2: 1 h / h) ile karıştırıldı ve sonra vorteks / 10 dakika karıştırın. Süpernatant toplandı çözelti santrifüjlendikten sonra (5 dakika, 3000 rpm) ve yağ, döner buharlaştırıcı kullanılarak konsantre edildi (15 ~ 20 dakika, 45o C). Konsantre yağ asitle katalize edildi protokolünden kabul edilen esterifikasyon Ruibal-Mendieta vd. (2004). Konsantre yağ karıştırıldı
                      hekzan içinde 0.1 ml bütillenmiş hidroksil toluen (BHT) ile çözüm. Örnekler GC-MS analizine tabi tutuldu. Gaz kromatograf (6890 plus, Hewlett Packard, Co., ABD) bir DB-225 kolon (30 m × 0,25 mm × 0,25 µm) ile donatılmıştır. Kolon sıcaklığı 140o'de tutuldu C 2 dakika boyunca enjektör 250o idi C, sonra kademeli olarak 200o'ye yükseldi C 5o'da C min-1 ve sonunda 220o'ye yükseltildi 10o oranında C C min-1. Enjeksiyon hacmi, akış hızında 1 ul enjekte edildi 1 ml min-1.,

                      Protein ekstraksiyonu ve miktar tayini
                      Piroligneöz asitler-herbisitin etkilerini değerlendirmek için amino asit ve protein biyosentezi üzerine karışım, E. Crus-galli, herbisit-piroligneozdan 7 gün sonra toplandı. asit tedavisi. Ekstraksiyon esas alınarak gerçekleştirildi. Damerval ve ark yöntemleri. (1986) bazı değişikliklerle. Örnekler (1 g) dondurulmuş ve bir havanda öğütülmüştür ve havaneli sıvı nitrojenle karıştırıldıktan sonra 5 ml önceden soğutulmuş (-20o C) içinde% 10 trikloroasetik asit (TCA) çözeltisi % 0.07 ditiyotreitol (DTT) içeren aseton. Süspansiyon şöyleydi: kuluçka (-20o C, 1 saat) ve santrifüjlenmiş (15 dk, 19,500 rpm,

                      4o C); bu prosedür iki kez tekrarlandı. Süpernatant fotosentetik pigmentler içerenler atıldı. Toplam süpernatantın protein içeriği ile belirlendi Bradford (1976) tarafından önerilen spektrofotometrik yöntemler. Amino asit analizi için ekstraksiyon, 1.0 g fırında kurutulmuş sürgün örneklerinin 10 ml 6 N HCl'de sindirilmesi 110o'de C, daha sonra vakumla kurutuldu ve HCI çıkarıldı. Sonradan, 10 ml 0.2 M sodyum sitrat yükleme tamponu (pH 2.2) katma. Karışım 0.22 um membran filtrede süzüldü ve Sep-pak plus C18 Cartridge'e tabi tutuldu. pigmenti ve diğer yüksek moleküler
                      malzeme. Analiz, bir amino asit oto kullanılarak yapıldı analizör (Biochrom 30, Biochrom Ltd., UK).
                      Veri analizleri Deneyler Tamamen Rastgele
                      3 kopyalı tasarım (CRD). Veriler kullanılarak analiz edildi İstatistiksel Analiz Sistemi ver. 9.1 (SAS Enstitüsü, Cary, Kuzey Carolina, ABD). Kullanılan ortalama ayırma yöntemi Duncan Çoklu Aralık Testi (DMRT) idi.


                      Sonuçlar ve tartışma
                      Tedavi süresinin / fide aşamasının herbisit piroligneöz asit etkinliğine etkisi Uygulama zamanlaması, özellikle uygularken çok önemlidir ortaya çıktıktan sonra herbisitler. Streit vd. (2003) çift buğday tarlasındaki yabancı otların ortaya çıkma öncesi kontrolünden daha iyi çıkış sonrası oluşumun daha iyi olduğunu vurguladı. Bu saat, iki ve üç yapraklı aşamalarda herbisit piroligneöz asit muamelelerinden elde edilen fidelerin kuru cezaları kontrole ölçüde daha düşüktü. Ayrıca, Tedavide tedaviler olduğunda daha yüksekti dört yapraklı ile iki ve üç yapraklı aşamalarda yapılırsahne. İki yapraklı aşamada, düşük herbisit gözlemledik. etkinlik değerleri, ancak tamdan önemli ölçüde farklı değil E. crus-galli fidanları BCB% 50 + piroligneöz asitlerle işlemden geçirildi (Tablo 2). Bu yanıt, farklı tedavi sürelerinde neredeyse benzerdi / yaprak aşamaları. Ek olarak, herbisit etkinlikleri genellikle E. crus-galli dört yapraklı aşamada tedavi edildiğinde tahmin edilemez (veya düşük). Herbisit uygulaması "erken" postada teşvik edilir daha sonra ortaya çıkması (Klingman ve diğerleri, 1992), bu durumda E. crus-galli'nin iki ve üç yapraklı aşamaları. Genel olarak, BUC tedaviler BCB'den daha az etkili görünmektedir. piroligneöz asitlerle karışım halinde işlenir. Yağ asitleri üzerindeki etki E. crus-galli yapraklarında sekiz (8) yağ asidi tespit edildi herbisit-piroligneöz asit kombinasyonları ile muameleden sonra (Tablo 3 ve 4), yani miristik (C14), palmitik (C16), palmitoleik (C16: 1), stearik (C18), oleik (C18: 1), linoleik
                      (C18: 2), linolenik (C18: 3) ve araşidik asit (C20). Tabanlı sonuçlara göre, palmitoleik asit en az baskın yağdı asidin ardından miristik, linolenik ve linoleik ise en baskın olarak bulundu (daha yüksek yüzde / oran). Diğer mahsullerde ör. pirinç, mısır, dane sorgum, linoleik asit, içinde bulunan ana doymamış yağ asididir. kontrol ve herbisitle muamele edilmiş bitkiler (Wu ve diğerleri, 2000). İçinde Bu çalışma, BCB ve BUC uygulaması ile karıştırılmış piroligneöz asitler, yağ asidi üzerinde küçük değişikliklere neden oldu kontrole göre kompozisyon. BCB ile tedavi tam oran miristik asitte artışa neden oldu, palmitik asit ve araşidik asit, ancak linolenik asidi düşürdü Kontrol ve tedavi edilenlerle karşılaştırıldığında içerik BCB'nin yarı oranı. Öte yandan,% 50'lik karışım
                      Odun veya pirinç sirkesi (500 ×) ile seyreltilmiş BCB, daha yüksek oleik asit içeriği ancak daha düşük linolenik asit kontrol ve yarı oranla tedavi edilenlere kıyasla o



                      BCB. BUC ile muamele edilmiş bitkiler söz konusu olduğunda, tam oranlı uygulama BUC, miristik asit, palmitik asit, stearik asit ve araşidik asit, ancak linolenik kontrol ve tedavi edilenlerle karşılaştırıldığında asit içeriği yarı BUC oranıyla. Öte yandan, Odun sirkeli% 50 BUC, daha yüksek miristik asit, palmitoleik asit ve araşidik asit içeriği ancak daha düşük linoleik ve linolenik asitler kontrol ve yarı BCB oranıyla tedavi edilenler. Görünüşe göre yarısı herbisit uygulamaları (% 50) ahşap veya pirinç sirkesi yağ asidi içeriğinin değişmesine neden oldu
                      tam herbisit uygulamasına benzer şekilde. Bu garanti eder Pyroligneous asitlerin tek başına nasıl olabileceğine dair daha fazla araştırma bitkilerdeki biyokimyasal bileşikleri etkileyecek herbisidal aktivite ile sonuçlanır. Yapraklardaki yağ asitlerinin oranındaki değişiklikler E. crus-galli'nin herbisitin farklı etken maddeleri. Örneğin, BCB cyhalofop-butyl içerir, üzerinde etki şekli ile
                      dolaylı olarak yağ asitlerinin biyosentezini inhibe ederek asetil-CoA karboksilaz (ACCase) enzimi (Shaner, 2003). Oleik asit üretimini lipid olmayan fraksiyona engelleyebilir. (Usui, 2001) dokularda birikime neden olabilir BCB ile muamele edilmiş bitkilerin. Linolenik asitte azalma olabilir BUC'deki butaklorun inhibisyonundan dolayı. Bu paralel Walker ve ark. (1988) başka bir tür kullanarak fenoksipropanoat herbisit (fluazifop-butil) sonuçta C-18 yerine kısa zincirli yağ asitlerinin üretimi veya işlenmiş arpa yapraklarında daha uzun zincirli yağ asitleri. BUC
                      dahil olduğu bilinen kloroasetamid butakloru içerir enzimatik dört aşamalı yağ asidi uzatma sisteminde (Matthes ve diğerleri, 1998), E. crus-galli, uzun zincirli ve / veya doymamış yağ asitlerindeki azalmayı açıklar. BUC ile tedavi edildi. Protein ve serbest amino asit içerikleri üzerindeki etki Stresli sürgünlerdeki veya işlenmiş E. crus-galli'deki protein içerikleri fideler kontrolden önemli ölçüde daha düşüktü (Şekil 1). Görünüşe göre BUC ile muamele edilmiş fideler daha düşük proteine sahip

                      Şekil 1. Protein içerikleri (Sığır Serumu Albümini olarak ifade edilir) standart eşdeğerler) E. crus-galli 7 gün sonra filizlerinde herbisit-piroligneöz asit muameleleri. * Sahip olmak anlamına gelir
                      aynı harf LSD'ye göre α = 0.05'te önemli ölçüde farklı değildir.



                      BCB ile tedavi edilenlere kıyasla içerik. Bu olabilir BUC'nin bir bileşeni olan butaklorun eylemiyle açıklandı protein sentezini doğrudan inhibe eden (Chang ve diğerleri, 1985). E. crus-galli'de toplam 17 serbest amino asit tespit edildi sürgünler (Tablo 5). Glisin, alanin, izolösin içeriği, fenilalanin, histidin ve lisin önemli ölçüde daha yüksekti kontrol ile karşılaştırıldığında işlenmiş yapraklarda. Üstelik biz amino asit içeriklerinin genel olarak daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Kontrole göre BCB tedavileri dolayısıyla bunun tersi BUC tedavileri için geçerlidir. Bentazone, BCB'nin bir bileşeni geniş yapraklı yabani otları kontrol etmede etkili olduğu kanıtlanmıştır. otlar (Usui, 2001), neden yaptığını açıklıyor E. crus-galli'nin protein içeriğini ciddi şekilde etkilemez.
                      Proteinlerin sentezini etkileyen butaklor da göze çarpıyor. amino asit sentezini etkiledi. Bununla birlikte, doğrudan etkileri E. odun ve / veya pirinç sirkesi, E. crus-galli bu çalışmada araştırılmamıştır. Genel olarak bizim sonuçlar piroligneöz asitlerin potansiyel kullanımını gösterdi pirincin baskın otunu kontrol etmek için herbisit kullanımını azaltın. E. crus-galli olarak. Uygulama oranını% 50'ye düşürmek ve 500 kat seyreltilmiş odun sirkesi veya pirinç sirkesi ile karıştırma tam oranla aynı etkinliğe neden olur E. crus-galli'nin kontrolünde BUC ve BCB'nin tedavisi.

                      Teşekkür
                      Bu çalışma Tarımsal Ar-Ge tarafından desteklenmiştir. Kore Cumhuriyeti Kırsal Kalkınma İdaresi Projesi (PJ006923).
                      Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 08 Mayıs 2021, 11:13 ) değiştirilmiştir.

                      Yorum yap


                      • #12
                        Odun Piroliz Sıvılarının Biyosit ve Bitki Koruma Ürünü Olarak Tarihçesi ve Kullanımı

                        Kari Tiilikkala *, 1, Leena Fagernäs2 ve Jasse Tiilikkala3

                        1MTT Agrifood Research Finlandiya, Bitkisel Üretim, FIN-31600 Jokioinen, Finlandiya; 2 VTT Teknik Araştırma Merkezi Finlandiya, P.O. Box 1000, FI-02044 VTT, Finlandiya; 3 Turku Üniversitesi, FI-20014 Turku, Finlandiya

                        Özet: Arkeolojik çalışmalar, Neandertal zamanında piroliz sıvılarının zaten kullanıldığını buldu. Odun sirke ve diğer yavaş piroliz sıvıları, odun kömürü üretiminin bir yan ürünü olarak üretilir. Ancak, gelecekteki iş piroliz sıvıları pestisit şeklindeki sentetik kimyasalların yerini alabileceğinden fikirler tam tersi olabilir ve biyositler. Pestisitlerin sürdürülebilir kullanımına ilişkin direktifler ve düzenlemeler bitki koruma stratejilerini yönetir ve sentetik kimyasalların daha az kullanımı. Küresel politikaların birçok mega eğiliminin, tesis bazlı kullanımı artıracağı umulmaktadır.
                        Fosil yakıta olan bağımlılığın azalmasının küresel gıda ve yem üretim ekonomisinde genel bir hedef olduğu göz önüne alındığında ürünler. Piroliz teknolojisi dünya çapında aktif olarak incelenmiş ve geliştirilmiştir ve bilgiye dayalı biyoekonomi. Piroliz teknolojilerinin önemi ve sosyal etkisi de artacaktır. çünkü atıkların ve biyokütlelerin sürdürülebilir kullanımında uygulanabilir bir tekniktir. Bununla birlikte, odun sirkesinin etkinlik iddialarını ve kullanılan ürünlerin toksikoloji değerlendirmelerini desteklemek için çok az bilimsel kanıt mevcuttur. Odun katranı biraz daha derinlemesine araştırıldı. Bu incelemenin amacı, yavaş piroliz sıvılarının potansiyelini açıklığa kavuşturmaktı. tarımsal kullanımda, özellikle pestisit uygulamalarında. Ek olarak, roman geliştirmedeki temel zorluklardan bazıları biyo kontrol teknolojileri tartışılır ve biyolojik kontrol ajanlarının ticarileştirilmesinin önündeki engeller ortaya çıkarılır.

                        1. ARKAPLAN
                        Küresel olarak değişen pestisit politikaları ve entegre haşere yönetim programları (IPM) pestisit risklerini azaltmayı amaçlamaktadır çevre ve insan sağlığı konusunda. Açıkça oldu sağlığa ve çevreye olan tehlikelerin pestisit kullanımı en aza indirilmeli ve bağımlılık kimyasal kontrolün azaltılması gerekiyor. Avrupa'da bir tematik pestisitlerin sürdürülebilir kullanımına ilişkin strateji,
                        2006 Avrupa Komisyonu [1] tarafından ve dolayısıyla yeni bir direktif 2009'da yürürlüğe girmiştir [2]. Sentetik kimyasalların "alternatif bitki koruma teknikleri" ile değiştirilmesinden çok sayıda politika belgesinde bahsedilmiştir. pestisit kullanımı ile ilgili [3].
                        Doğal pestisitlere olan en yüksek talep, sentetik kimyasalların kullanılamadığı organik tarımdır. bitki koruma [4, 5]. Avrupa'da kimyasalların değiştirilmesi biyolojik kontrol ajanları ile yavaş ama Asya'da ve ABD, botanik pestisitler çoktan yerleştirildi.yeşil kimyasallar olarak pazar [6]. Aynı zamanda artan Avrupa çevre endişesi, gelişme Bilgi Tabanlı Biyo-Ekonomi (KBBE) kavramının
                        Bitki hücresi ürünlerinin gelecekte sentetik kimyasalların ve önemli araştırmaların yerini alabileceğini açıkça vurgulamaktadır. biyo-ekonomiye ve yeni ürünler [7]. Biyo-ticaretin hızla büyüyen alanlarından biri, piroliz teknolojilerinin kullanımı. Kömür (biyoyakıt ve biyokömür), çoğu durumda uzun süredir geleneksel pirolizin ana ürünü olmuştur, ancak son zamanlarda sürecin yan ürünleri (yeşil kimyasallar) daha fazla hale gelmiştir. ve daha önemli. Yerel olarak üretilen odun sirkesi, sentetik kimyasalların bulunmadığı veya fiyatının bulunduğu ülkelerde pestisit olarak kullanılmıştır. kimyasallar küçük ölçekli çiftçiler için çok yüksek. Küresel olarak, ortaya çıkan çevresel riskleri en aza indirme ihtiyacı pestisitlerin sızmasından yer altı sularına ve su yollarına
                        odun sirkesinin biyosit ve böcek ilacı olarak kullanılmasını destekledi [8]. Pestisit üretimine rağmen, diğer faktörler, örneğin Tarım ve ormancılık artıklarından yeşil yakıt üretimi, piroliz biyo-ticaretinin büyümesini artırdı. KBBE ve kimyasal üretimin önemli bir parçası haline geldi [9].
                        Asya ülkelerinin çoğunda, kullanma geleneği botaniklerin uzun bir geçmişi [10] ve geliştirme vizyonu vardır biyo temelli iş stratejileri, aşağıdakilerin ana akışlarından biridir:
                        ekonomik gelişme [11, 12]. Uzun geçmişine rağmen piroliz kullanımı, pestisitler veya biyositler olarak piroliz sıvılarına odaklanan yalnızca sınırlı sayıda inceleme makalesi bulundu. Bu incelemeyi yazarken bulunan en yararlı makale [13] biyosit olarak kullanılan odun sirkesine genel bir bakış veriyor bitki üretimi dahil tarımda pestisit ve koruma ve hayvancılıktaki rolü. Diğer birçok belge gibi bu konferans belgesi, örnekler içerir odun sirkesi nasıl kullanılır ancak tüm örnekleri destekleyecek bilimsel kanıtlar dahil etmeyin. Bitki uçucu yağları, odun sirkesine göre bir böcek ilacı olarak daha ayrıntılı incelenmiştir. Isman [14] bir kaynak sağlamıştır uçucu yağların kullanımına ilişkin değerli bilgiler böcek ilacı, mantar ilacı, kovucu, nematisit ve biyoherbisit olarak. Sağlık ve çevresel etkiler şu şekilde ele alındı: uçucu yağ bazlı pestisitlerin ticarileştirilmesi. Aynı yazar ayrıca bir inceleme makalesi yayınladı [15] biyo-pestisitlerin ticarileştirilmesinin düzenleyici engellerini ortaya koymaktadır. Bu makalenin amacı, yavaşlığın potansiyelini açıklığa kavuşturmaktı. tarımsal kullanımda, özellikle böcek ilacında piroliz sıvıları uygulamalar. İlk bölüm kısaca tarihçesini açıklamaktadır. piroliz ve piroliz sıvılarının ve odun katranının geçmiş. İkinci bölüm pirolizin etkinliğine odaklanmaktadır. tarımda veya biyosit olarak kullanılan sıvılar (odun sirkesi). Son bölüm KBBE, piroliz ve kullanımıyla ilgili bir vizyondur. bitki korumasında odun sirkesi.

                        BU İNCELEMEDE KULLANILAN TERMİNOLOJİ
                        Piroliz

                        Piroliz, malzemenin havasız ortamda inert bir atmosferde muamele edildiği bir termal dönüşüm sürecidir veya yaklaşık 500 ºC'lik son sıcaklıklarda oksijen. Süreç katı kömür (odun kömürü, biyokömür) verir, uçucu yoğunlaştırılabilir bileşikler (damıtıklar) ve yoğunlaşmayan gazlar. Piroliz, işleme bağlı olarak yavaş veya hızlı olabilir.
                        Piroliz Yağı
                        Biyo-yağ olarak da adlandırılan piroliz yağı, sıvı üründür biyokütlenin hızlı pirolizinden.Odun Sirkesi, Piroligne Asit Odun sirkesi veya mokusaku olarak da adlandırılan piroligneöz asit, yavaş pirolizden üretilen sulu bir sıvıdır. parke. Sıvı, çökeltme katranından boşaltılır.
                        Katran
                        Katran koyu renkli, yağlı bir malzemedir.
                        odun, kömür veya turba. Katran, piroliz sıvılarından sedimantasyonla ayrılır.
                        Saha
                        Katran, katran zifti ve katran yağlarına ayrılabilir. Satış konuşması
                        katrandan daha katı kabul edilir.
                        Esans
                        Uçucu yağlar farklı bitkilerden üretilir. damıtma, ekspresyon veya çözücü ekstraksiyonu. Uçucu aroma içeren konsantre, hidrofobik sıvılardır. bitkilerden elde edilen bileşikler. Uçucu yağlar şu şekilde de bilinir: uçucu veya eterik yağlar veya kısaca bitkinin "yağı" olarak karanfil yağı gibi çıkarıldıkları

                        Biyopestisit
                        Hayvanlar, bitkiler, bakteriler ve belirli mineraller gibi doğal kaynaklardan türetilen belirli pestisit türleri, biyopestisitler olarak adlandırılır. Örneğin kanola yağı ve kabartma tozu böcek ilacı uygulamalarına sahip olabilir ve biyopestisit olarak kabul edilir. Terim ayrıcayetersiz biyolojik kontrol olarak uygulanan canlı bir organizma ajan veya güçlendirici biyolojik kontrol ajanı.
                        Biorational Pestisit
                        Biorational pestisit, toksin gibi bir kimyasaldır veya canlı bir organizmadan elde edilen ve uygulanan büyüme düzenleyici ya tüm ölü organizma olarak ya da organizma; veya alternatif olarak, kimyasal veya bir benzeri in vitro sentezlenmiştir. Biorasyonel pestisitlerin kullanımı, genellikle biyolojik değil kimyasal kontrol olarak sınıflandırılır tek veya yasal olarak açık olmadığı için kontrol,
                        kelime biorasyonelleri.

                        Çevre Koruma Ajansı
                        (EPA), biyolojik olarak kullanılan pestisitleri doğal olarak farklı olarak tanımlar geleneksel pestisitlerden, temelde farklı bir etki tarzına sahip ve sonuç olarak daha düşük olumsuz kullanımlarından kaynaklanan etkiler. Literatürde çeşitli piroliz sıvılarının terimleri vardır belirsiz kullanılmış ve uluslararası CAS (Chemical Abstracts Service) numaraları, ahşap veya diğer malzemelerden yapılan odun sirkesi veya katran yağlarının ayırt edilmesi için standart bir temel sağlamaz. bitki materyali. Bu tür bir belirsizlik, farklı yazarlar tarafından yayınlanan sonuçları karşılaştırın.

                        2. PİROLİZ SIVILARININ TARİHÇESİ
                        2.1. Huş Kabuğu Saha Kullanımının Erken Tarihi

                        Huş katranı kullanmanın ve üretmenin tarihi,Neandertal'in Orta Paleolitik dönemi. Katran, huş ağacından muhtemelen pirolizle, termal bir işlemle üretildi. zift vermek için kabuğu. Yapıştırıcı olarak huş kabuğu zift kullanılmıştır. sap aletler ve silahlar. En eski buluntular Almanya ve İtalya'dan geliyor ve 80000'den fazla olduğu tahmin ediliyor.yaşında [16-18]. Mezolitik (MÖ 10000-5500) ve Neolitik (5500-MÖ 2000) Kuzey Avrupa'da yerleşim alanları, çok insan dişleri izlenimleriyle huş ağacı kabuğu zift topaklarının kanıtı. Adımın sadece çiğnemek için kullanılıp kullanılmadığı net değil amaç mı yoksa üretim ve işlemenin bir parçası mıydı? Saha. Huş kabuğu zifti olduğuna dair etnografik kanıtlar var. dişleri temizlemek ve tazelemek için kullanıldı. Bu mümkündür zift tıbbi amaçlar ve diş hastalıklarının tedavisi için kullanılmıştır [19, 20]. Neolitik dönemden itibaren huş ağacı kabuk zift evrensel bir yapıştırıcı ve mastik olarak kullanılmıştır. O
                        seramiklerin onarımı, su yalıtımı ve sızdırmazlığı için kullanıldı gemiler. Avrupa'da tarih öncesi ve orta çağda kullanımı ve üretimi yaygındı [21-23].

                        2.2. Piroliz Tekniklerinin Tarihçesi
                        2.2.1. Yavaş Piroliz Teknikleri

                        Geleneksel piroliz işlemlerinde ahşap yavaş yavaş maksimum sıcaklığa kadar ısıtıldı. Daha düşük proses sıcaklıkları (400ºC) ve daha uzun buhar kalma süreleri avantaj sağlar char üretimi. Yavaş pirolizin yanı sıra, diğer terimler Bu tür ısıl işlemlerde karbonizasyon, yıkıcı damıtma ve kuru damıtma gibi yöntemler kullanılmaktadır [24]. Ahşabın pirolizi muhtemelen insanın ilk kimyasalıydı süreç [25]. Eski Çinliler tarafından uygulandığı bilinmektedir. Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar odun kömürü ile odun kömürü ve mumyalama amacıyla ve derzleri doldurmak için yoğunlaşabilir uçucuları topladı ahşap gemilerde. Kömürleşmenin en önemli ürünü odun kömürüdür. Endüstriyel kömürleşme, ağırlıklı olarak büyük 100 m3'e kadar kapasiteye sahip otoklavlar
                        ahşap [26]. Ortalama pratik verimler ahşabın ağırlıkça yaklaşık% 35'idir ve buna bağlıdır. odun türleri ve odun boyutu üzerinde, kömürleşme sistemi, işlem süresi ve son sıcaklık. Kayın ağacı
                        odun kömürü üretimi için baskın hammadde Avrupa. Ayrıca meşe, dişbudak, kızılağaç ve akçaağaç kullanılmaktadır. İçinde Kuzey Amerika, hammaddeler arasında hikori, karaağaç, çınar ve bazı yumuşak ağaç türleri. İskandinav ülkelerinde az miktarda huş ağacı kullanılır ve Güney Amerika'da ve Güney Afrika'da, odun kömürü esas olarak okaliptüsün sert ağaç türlerinden üretilir.
                        1800'lerin sonlarına kadar, odun kömürleşmesi en önemli şeydi piroliz işlemi ve artan miktarlarda demir cevheri eritme için gerekli olan odun kömürü [25]. ABD'deki demir fırınları, o tarihe kadar münhasıran odun kömürü kullandı.1840'larda ve bir süre sonra odun kömürü ile üretilen demir pazarının payının yerini giderek kömür ve kok demiri. 1900'lere gelindiğinde,ahşap, ısıtma yoluyla ticari ölçekte yaygın olarak uygulandı kapalı imbiklerde ahşap. Üretilen buharlar, katran (odun katranı veya sedimantasyon katranı) ve bir sulu tabaka (piroligneöz asit). İtirazlarda aynı miktarda ana ürün odun kömürü ve ham piroligneöz likör (ham odun sirkesi) üretilir. Bu likör önce çökeltilir ve ardından çökeltme katranından boşaltılır. Katran, katran yağları ve katran zifti olarak bölünebilir.
                        Ham piroligneöz asit esas olarak metanol, asetik içerir asit ve çözünür katran. Yüzyılın başında ahşap ikinci kimyasallar için tek kaynak. Organik kimya endüstrisi için ana hammadde olarak ağırlıklı ahşap kullanımı kısa ömürlü olmuştur [25]. Aseton üretimi için alternatif işlemler, asetik asit ve metanol kısa sürede geliştirildi ve petrokimya endüstrisi neredeyse tamamen ahşap damıtma ürünleri pazarının yerini aldı. Mevcut koşullar altında, üretim odun damıtıklarından elde edilen bu kimyasallar nadiren ekonomiktir Batı Yarımküre'de çekici. Dünyanın geri kalanı
                        hala ısıtma için odun kömürü elde etmek için odun karbonizasyonu kullanıyor, pişirme ve endüstriyel amaçlar, yalnızca kimyasallar ara sıra yan ürün olarak üretilir. Geleneksel olarak, odun kömürü kullanılarak ahşaptan üretilirdi.kömür yığınları, toprak fırınları veya ocak fırınları [25, 27]. Sert ağaç bir merkezin etrafındaki bir höyüğün veya çukurun içine dikkatlice yığılmıştı.
                        kanal ve daha sonra kir, humus, yosun, kil veya çim. İşlem yavaştı ve yaklaşık 6 hafta sürebilir tamamlanmadan önce. Daha sonra kalıcı fırınlar tanıtıldı daha yüksek odun kömürü üretiyor. Tuğla veya duvar kömürleşme sırasında ahşabı örtmek ve tutmak için kullanılır, ahşap doldurmak ve ürünü çıkarmak için kapılar kullanıldı. Delikler ve bacalar düzenlemek için en uygun şekilde yerleştirildi hava akışı ve deşarj baca gazları. İmbik fırınları daha sonra ticari ölçekte odun kömürü üretmek için geliştirildi
                        ve yan ürünlerin geri kazanılması mümkün oldu. Farklı süreksiz ve sürekli sistemler kullanılmaktadır. Tüm ticari süreçler neredeyse atmosferik basınçta çalışır.

                        2.2.2. Çamın Yıkıcı Damıtılması
                        Çam ağacının yıkıcı damıtılması bir zamanlar harikaydı donanma depolarının imalatında ekonomik önemi [25]. Donanma depolarında terebentin, zift, katran, ve tersanelerde ahşap gemilerin yüzeylerini korumak ve derzleri doldurmak için vazgeçilmez olan reçine. Çam için yıkıcı damıtma işlemi, kullanılana benzerdi odun kömürü, terebentin, çam yağı, dipenten, çam katranı, katran yağları ve zift olması dışında sert ağaçlar için. Kömür, yan ürün kalıntısı olarak üretildi. Yumuşak ağaç damıtma, daha düşük asetik asit ve metanol verimleri verir sert ağaç damıtımından [24], bu nedenle uzun yapraklı ve kesikli Çam, özellikle geri kazanılmış kütük formunda, yüksek reçine içeriğinden dolayı tercih edilmiştir.

                        2.2.3. Hızlı Piroliz
                        1970'lerin başındaki ve sonundaki petrol fiyatı krizinden bu yana,biyokütleden sıvı yakıtların üretilmesi için işlemler. Hızlı piroliz, bu tür dönüşüm için en uygun yöntemlerden biridir.[28-31]. Hızlı piroliz sırasında biyokütle hızla (1000ºC / s) çok kısa buhar kalma süresi (<2 s) sırasında yaklaşık 500 ºC'ye ısıtıldı ve buharlar daha sonra hızla biyo-yağ, piroliz sıvısı adı verilen koyu kahverengi bir sıvı sıvı verin veya piroliz yağı. Kuru kabuksuz odun için tipik bir ürün dağılımı, ortalama olarak ağırlıkça% 64 organik, ağırlıkça% 12 pirolizdir. su, ağırlıkça% 12 kömür ve ağırlıkça% 12 ürün gazı.

                        2.3. Pestisit Olarak Ağaç Sirkesi ve Katranın Tarihçesi
                        Tarımda bitki türevlerinin kullanımı en azından eskiye dayanır Antik Çin, Mısır, Yunanistan ve Hindistan'da iki bin yıl.Odun sirkesi de uzun bir geçmişe sahiptir ve kullanılmıştır. örneğin Japonya'da çok sayıda sağlık nedeniyle günlük ürünle ilgili iddialar. 1930'lardan beri odun sirkesi tarımda gübre ve büyümeyi teşvik edici ajan olarak da kullanılmıştır [32]. Eski kelime olmasına rağmen odun sirkesinin kullanımından birçok belgede bahsedilmiştir ve web sayfalarında kullanılan odun sirkesinin ilk kayıtlarını doğrulayacak iyi bilimsel kanıtlar bulmak zordu. pestisit olarak. Muhtemelen yalnızca birkaç belge mevcuttur veyabilgiler dillerde yazılmıştır ve modern bilgi erişimiyle ulaşılması zor ülkelerde.

                        3. AHŞAP SİRKESİNİN ETKİNLİĞİ VE KULLANIMI
                        TARIMSAL KULLANIM
                        3.1. Ağaç Sirkesinin Kimyasal Bileşimi

                        Pirolizden sıvı ürünlerin karakterizasyonu uzun zamandır devam ediyor. Ürünler çok sayıda organik bileşenler ve bileşim çok karmaşıktır. Son yirmi yıl boyunca faiz ağırlıklı olarak hızlı pirolizden elde edilen sıvı ürüne odaklanmıştır. Literatüre göre [24-26], odun sirkesinin ana organik bileşenleri metanol ve asetik asittir. Diğer bileşenler aseton, metil aseton, asetaldehit, alildir alkol, furan ve furfural ve formik, propiyonik ve bütirik 114 The Open Agriculture Journal, 2010, Cilt 4 Tiilikkala vd. asitler. Yerleşmiş katranlar ışığa bölünebilir ve ağır yağ fraksiyonları. İlki aldehitler, ketonlar, asitler ve esterlerden oluşur. Yüksek dahil olmak üzere çeşitli fenoller ağır petrolde kresol ve zift oranı mevcuttur kesir. Kimyasal bileşim, fiziksel özellikler ve Hızlı piroliz sıvılarının akaryakıt kalitesi yaygın olarak Oasmaa ve ark. tarafından geliştirilmiş ve açıklanmıştır. birçok makalede [29, 33-36].

                        3.2. Ağaç Sirkesinin Pestisit Olarak Etkinliği
                        Pestisit olarak kullanılan odun sirkesinin etkinliği üzerine dikkatli bir literatür araştırması, yalnızca sınırlı sayıda bilimsel yayınların sayısı mevcuttur ve çoğu durumda pazarlanan ürünlere ilişkin bilimsel kanıtlar zayıftır. Bununla birlikte, odun sirkesi pestisit bazlı olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Kullanıcıların ve yerel üreticilerin eski gelenekleri ve bilgileri üzerine [37].

                        3.2.1. Ahşap Koruyucu
                        Engellemek için birçok kontrol teknolojisi geliştirilmiştir. ahşap malzemede renk değişimine neden olan mantarlar. Velmurugan ve ortak yazarlar [38, 39] bilimsel kanıt yayınladı bambudan ve geniş yapraklı ağaçlardan yapılmış odun sirkesi minimum konsantrasyonlarda (% 0.10-1.0) sap lekelenme mantarlarına karşı etkiliydi. Sonuçlar, bileşiklerin Chikusaku-eki ve Mokusaku-eki mantarları belirgin şekilde inhibe etti büyüme ancak aktif bileşiklerin tam etki şekli daha fazla çalışılması gerekiyor. Chikusaku-eki ve Mokusaku-eki hem antifungal hem de antioksidan özelliklere ve ahşap endüstrisinde doğal koruyucu olarak kullanılma potansiyeline sahip olduğu bildirilmiştir. Ekstraktlar kolayca elde edilebilir, ucuzdur ve çevre için toksik olmadığına inanılır.
                        Aynı ürünler tarım ve bahçecilikte dezenfeksiyon, antibakteriyel ve koku giderme malzemeleri olarak kullanılmıştır [40]. Bununla birlikte, Chikusaku-eki esas olarak bir uyuz, egzama, atopik dermatit ve diğer cilt hastalıklarının tedavisi için merhem [41]. Odun katranı da potansiyele sahiptir tek başına ahşap koruyucu olarak veya koruyucuların bir bileşeni olarak [42]. Nakai ve arkadaşları [43] pirolizin ahşap ve odun esaslı atıklardan biri olarak kabul edilmektedir. odun kömürünü katı madde ve bir dizi değerli kimyasal içeren sıvılar olarak tedarik etmenin umut verici yöntemleri. Bazı piroliz kimyasallarının sahip olabileceğini doğruladılar. yeni ahşap koruyucuların geliştirilmesindeki önemi mantar bozulması.

                        3.2.2. Mantar ilacı
                        Pek çok yayın piroliz sıvılarının tarımsal uygulamalarda etkili mantar öldürücüler olabileceğinden bahsetmektedir. Odun iç hindistan cevizi gibi biyokütlelerden üretilen sirke Kabuklar, bambu ve Okaliptüs ahşabı etkin bir şekilde kontrol edilir mantar büyümesi. Odun sirkelerinin mantar önleyici etkinliği fenoliklerine güçlü bir şekilde bağımlı olduğu bildirildi bileşik içerikleri [44]. Odun yongalarından pirolize edilen sirkenin fenolik bileşenlerinin önemi deInoue ve ark. [45]. Finlandiya'da bir laboratuvar deneyinin ön sonuçları huş katranı yağının büyümesini etkili bir şekilde kontrol edebileceğini belirtti patates geç küf mantarları (Phytophthora infestans) [46]. Dahası, Jung [47] piroligneöz asidin bazı bitki patojenlerine karşı antifungal aktivite göstermiştir.
                        Ayrıca asidin sentetik bir kimyasalın yerini alabileceği sonucuna vardı.fungisit ve böylece agrokimyasalların kullanımını azaltın Elmanın Alternaria lekesinin kontrolü.

                        3.2.3. Kovucu ve Böcek İlacı
                        Odun sirkesi böcekleri uzak tutmak için yaygın olarak kullanılmaktadır.Tayland'daki bitkiler ve evler [37] ve bulmak çok kolay İnternette böcek olarak pazarlanan pyroligneous ürünler kovucu. Böcek kovucu olarak odun sirkesinin etkinliği geniş çapta incelenmemiş veya yayınlanmamıştır ve bu nedenle bilimsel kanıt asgari düzeydedir. Ancak Strong [48], 1973'te buğday tohumu sert ağaçla işlendiğinde iyi sonuçlar kuşları, kemirgenleri ve böcekleri kovmak için katran yağı. Sertağaç yağı ayrıca test edilen tüm böcekler için toksik olduğu bulunmuştur. Çok benzer piroligneöz asit kullanıldığında etkiler bulundu tatlı mısır tarlalarından böcekleri kontrol etme [49]. Ahşap katran Japonya'daki bir deneyde kızılağaç, karaçam ve huş ağacından pirolize edilen farelerin (Clethrionomys rufocanus bedfordiae) kontrolü için etkili kovuculardı [50]. Ek olarak, Finlandiya'da bildirilen bilimsel kanıtlar, huş katranının yağ, sümüklü böcekleri (Arion lusitanicus) ve salyangozları etkili bir şekilde kovdu (Aranta arbustorum) [51]. Botanik yağların böcek kontrolü için potansiyeli iyidir bilinen [52] ve botanik böcek öldürücüler özellikle gelişmekte olan ülkelerde [15] giderek daha fazla kullanılmaktadır. Odun sirke, yüksek termit öldürücü faaliyetler sergiledi. Japon termit Reticulitermes speratus [53] ve yazarlar, fenolün orto ikame edicisinin oynadığı sonucuna varmışlardır. termitisidal aktivitede önemli bir rol. Yunanistan'daki ön araştırma, bir sprey uygulamasının olduğunu gösterdi. huş katranı yağı (% 1 v / v aq solüsyonu) yaprak bitlerinin% 95'ini öldürdü (Myzus persicae) bir sera deneyinde patlıcan üzerinde. Finlandiya'daki bir projenin [54] sonuçları,huş katranı yağı yumurtlayan pislikleri kovabilir (Trioza apicalis) ama uçmaz (Delia floralis). Böcekler ve akarlar olamazdı yağ ile kontrol edildi ve ayrıca yırtıcı hayvanlar için toksik değildi akarlar (Amblysius). Odun sirkesi uygulamasına ilişkin bilgiler hayvancılıkla sinek, kene ve pirelerin kovulmasını önerir ve dış parazitlerin öldürülmesi [13].

                        3.2.4. Herbisit ve Bitki Büyüme Arttırıcı Olarak Ağaç Sirkesi
                        Uçucu yağların etkili herbisitler olduğu bilinmektedir [55]. Benzer şekilde huş katranı yağı, çok sayıda yabani ot türü üzerinde herbisidal bir etki göstermiştir [56]. Bir ön saha deneyi, huş ağacından yapılan piroliz sıvılarının geniş yapraklı yabani otların kontrolü için kullanılabilir [57]. Ancak, etkinliğini kanıtlayacak bilimsel kanıt eksikliği var herbisit olarak sirke veya odun sirkesi
                        Bulunan tüm iddiaları haklı çıkarmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu bir Web araması yoluyla, yani yüksek konsantrasyonlarda odun sirkesi bitki hücrelerini öldürebilir ve düşük dozlar bitkiyi uyarabilir büyüme. Çin'de yapılan saha deneyleri şunu göstermiştir: biyokütle artıklarından yapılan odun sirkesi, kerevizin verimini ve kalitesini artıran yaprak gübresi [58]. Kömür (biyokömür) ve piroligneöz asit karışımı ayrıca toprak verimliliğini ve büyümesini artırdığını da göstermiştir. yatak bitkileri [59]. Bambu sirkesinin taklit ettiği bilinmektedir piroliz sıcaklığına bağlı olarak bitki büyümesi [60]. Bambu sirkesi ile yapılan tedaviler de sebze büyümesinde artış [61]. Diğer çalışmalar, organik tarımdaki odun sirkesinin haşere kontrolü, toprağı iyileştirme gibi çeşitli uygulamalara sahip olabileceği sonucuna varmıştır. doğurganlık ve bitki büyümesi destekleyici veya inhibitörü. Çok sayıda iddia şu şekilde sunulmuştur: bilimsel temelini geliştirmek için acilen daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu gösteren ticari reklamlar tarımda odun sirkesi kullanımı.

                        3.2.5. Yem Malzemesi Olarak Odun Sirkesi
                        Odun sirkesinin, sütten kesilmiş domuzların besin sindirilebilirliğini artırarak ve zararlı bağırsak koliformlarını azaltarak performansı. Ayrıca odun sirkesi ile beslenen domuzların performansı
                        organik asitle beslenenlerden daha iyi bulunmuştur [62]. Buzağıların beslenmesi, içerdiği odun kömürü ile aktif hale getirilebilir. odun sirkesi. Nekka-Rich adlı sirke sıvısı gösterdi Cryptospiridosis parvum ookistlerine karşı antiprotozoan aktivite. Nekka-Rich ile zenginleştirilmiş sütle beslenen buzağılar tedavinin başlamasından 1 gün sonra ishalin iyileştiğini göstermiştir [63]. Odun kömürü ve odun sirkesi karışımı bir su yemi [64] ve yararlı olduğu kanıtlanmıştır. tavuk yemindeki bileşen [65].

                        3.3. Piroliz Sıvılarının Toksikolojisi
                        Kömür katranı, dermatolojik koşullar için kullanılmıştır. 2000 yılı aşkın bir süredir, ancak birçok yayın aynı zamanda odun katranı kullanımı. Katran merhemleri sedef hastalığı, uyuz, sarkoidoz ve dermatit tedavisinde kullanılmıştır [66]. Katran yapımında pek çok hammadde (kömür, odun, ormancılık ve tarımsal atıklar) kullanılmıştır ve bu nedenle, toksikolojik testlerde kullanılan piroliz sıvılarının kalitesi ve bileşimi değişken olmuştur. Tıbbi ürünün kanserojenliği ham petrol, petrol ürünleri, kömür katranı içeren merhemler veya odun katranı 1963'ten beri incelenmiştir ve sağlık riskleri ilgili birçok belgede rapor edilmiştir [67, 68]. Mesleki çalışmalar kanserojen olduğunu göstermiştir. katranın etkileri, ancak epidemiyolojik çalışmalar doğrulamıyor topikal olarak kullanıldığında benzer sonuçlar [66]. Çoğunda aktif katranın olumsuz etkilerini gösteren raporlar bileşen kömür katranı olmuştur [69]. Bireysel üretim teknikleri nedeniyle, katranlar kimyasal bileşimde ve Sonuç olarak, toksikolojik çalışmalar farklıdır [70]. Odun sirkesi toksisitesinin kanıtı eksiktir çünkü katran ürünleri kadar geniş çapta incelenmemiştir. Ancak, Kimura ve meslektaşları [41], en yaygın olarak kullanılan odun sirkesi Chikusaku-eki, tümör destekleyici. Bu nedenle, chikusaku-eki, su ile 104 kattan fazla seyreltildikten sonra in vitro hücre transformasyon deneyinde kanserojen / ortak kanserojen değildi. Bulunan bilgiler, odun sirkesinden yapılan biyopestisitlerin toksikolojik risk analizini tam olarak desteklemiyor çünkü yayınlanan bilgilerin çoğu verilere dayanmaktadır katranın (kömür ve odun esaslı) olduğu deneylerden toplanmıştır. ürünler kasıtlı olarak cildi pürüzsüzleştirmek için kullanılmıştır. aynı tür tedaviler nadiren uygulanmıştır.
                        odun sirkesi ve nadiren sentetik böcek ilaçları ile. Böylece ayrıca odun sirkesi toksisitesinin pestisit toksisitesiyle karşılaştırılması belirsizdir. Odun sirkesinin toksikolojik değerlendirmesi her bitki türü için özel olarak yapılmalıdır, piroliz tekniğinin sıvının kimyasal bileşimi.

                        3.4. Ekotoksikoloji
                        Hagner vd. [71] bir huş katranı yağının (odun sirkesi ve huş katranı karışımı) tutarlı olmadığı sonucuna vardı, enchytraeid solucanlar, nematodlar veya nematodlar üzerinde doğrudan olumsuz etkiler arasındaki konsantrasyonlarda kullanıldığında toprak mikrobiyal biyokütlesi 500-1360 L ha 1. Bunun yerine,% 100 huş katranı yağı (500 1360 L ha 1), uygulamadan hemen sonra mikrobiyal aktivite üzerinde olumlu bir etki gösterdi, bu da yağda kolayca kullanılan maddelerin mikroplar tarafından hızla tüketildiğini düşündürdü. Ayrıca, solucan A. caliginosa için yüksek LC50 değeri, yağın pratikte toksik olmadığını göstermiştir. solucanlar. Kömür ve duman yoğunlaşmasının etkisi, örn. piroligneöz asit (PA), mikrobiyal aktivitede yıpranmış Amazon yayla toprağı, bazal solunum (BR), substrat kaynaklı solunum (SIR) ve substrat eklenmesinden sonra üssel nüfus artışı ölçümleriyle değerlendirildi. BR, mikrobiyal biyokütle, nüfus artışı ve mikropların etkinliği arttı
                        artan odun kömürü konsantrasyonları ile doğrusal ve önemli ölçüde (50, 100 ve 150 g kg-1 toprak). PA uygulaması neden oldu tüm parametrelerde keskin bir artış. Dahası, dumandan gelen kondensatların kolayca bozunabilen maddeler içerdiği ve sadece küçük miktarlarda engelleyici mikroplar tarafından bunların için kullanılabilecek maddeler metabolizma [72].
                        Suda yaşayan organizmaların göründüğü bulunmuştur.huş katranı yağına değişken şekilde duyarlıdır ancak yağ çok daha azdır çoğu suda yaşayan organizmalar için zehirlidir, örneğin,
                        Malathion veya Glyphosate. Hagner vd. [73] şu sonuca varmıştır: Çok çeşitli suda yaşayan organizmalar, bir dereceye kadar huş katranı yağına duyarlıdır, ancak ciddi bir tehlike oluşturmaz.
                        sucul biota. Benzer şekilde, bitkisel uçucu yağların çevre dostu olduğu da kanıtlanmıştır.

                        3.5. Odun Sirkesi Pazarı
                        Hızlı pirolizden elde edilen piroliz sıvısı, Avrupa kağıt hamuru ve kağıt endüstrisindeki fosil yakıtların yerini almak için uygun bir alternatiftir [74, 75]. Avrupa selüloz ve kağıt endüstrisinin bir
                        akışkanlaştırılmışa entegre 50'ye kadar piroliz oluşturma potansiyeli yatak kazanları. Kısa vadede piroliz yağı pazarı akaryakıtta kireç fırınlarında ve kazanlarda yağ ve doğalgaz ikamesi,
                        uzun vadeli RTD ise ulaşım yakıtlarına odaklanır. Hızlı piroliz için tek ticari uygulama yine de, Red Arrow Products Company, kapasite 1 th-1 civarında olan gıda aromaları üreten tesisler
                        [76]. Entegre enerji ve kimyasal üretim tesisleri hızlı piroliz tesislerinin ekonomik yaşayabilirliğini en üst düzeye çıkarmak için önemli bir potansiyele sahip olduğu artık kabul edilmektedir.
                        Japonya'da biochar pazarı çok hızlı gelişiyor ve tarımda odun sirkesi üretimini ve kullanımını artırabilir. Sırasıyla, bir eko şehir konsepti geliştirmeyi planlıyor çevre teknolojilerinin bir unsuru olarak karbonizasyonun kullanılmasını teşvik eden bir itici güç olarak hareket edecektir. Pestisitlerin küresel piyasa değeri, 2000 yılı gelişmekte olan payıyla 32 milyar ABD Doları yaklaşık 3 milyar ABD doları [77]. Biyolojik kontrol ürünler, dünya çapındaki yıllık cirosunun% 2-3'üne sahiptir. Bitki koruma ürünleri [78]. Biyopestisit pazarı ve biorasyonel değerler ABD'de hızla artmaya başladı. 1999 yılı sonu, EcoSMART Technologies, bir düzine ürün [14]. Biorationals veri tabanı [79], odun sirkesi içermemelidir, bu da pek çok ülkeler botaniklerin ticarileştirilmesi, piroliz sıvılarından çok uçucu yağlara odaklanmıştır. Asya'da odun sirkesi pazarı farklı bir şekilde gelişiyor. Şu anda 189 ağaç sirkesi ürünü listelenmiştir. 128'i Çin'den gelen ticari bir ana sayfada.
                        Odun sirkesi bazlı pestisit pazarı çok ilerici Japonya'da ve diğer birçok Asya ülkesinde Tayland, Kamboçya ve Çin. Pestisitlerin kayıt prosedürü aşağıdakiler arasında farklılık gösterir:
                        ülkeler ve sonuç olarak, piroliz sıvıları farklı listelenmiştir. ABD'de sirke bir asgari riskli böcek ilacı ama odun sirkesi değil. Çam katranı yağı ABD, Avustralya'da pestisit kullanımı için tescil edilmiştir, Katran asidi yağının olduğu Yeni Zelanda, Macaristan ve Kanada yalnızca Avustralya, Hindistan, Yeni Zelanda ve Birleşik Krallık. Ardıç katranı yalnızca şurada kullanılmak üzere listelenmiştir: Yeni Zelanda. Avrupa'da odun sirkesi pazarı Asya pazarı ile karşılaştırılabilir.

                        4. SONUÇLAR VE GELECEK PERSPEKTİFLERİ
                        4.1. Odun Sirkesi Kullanımını Destekleyen Faktörler

                        Şu anda, birçok itici faktör gelişmeyi destekliyor biyolojik bitki koruma teknolojileri ve ahşap kullanımı pestisit olarak sirke. İle ilgili çevresel kaygı Sentetik pestisitlerin yaygın kullanımı, destekleyici faktörlerden biri ve kullanımını çeşitlendirmeye yönelik küresel politikadır. Biyoyakıt olarak organik atık ve yeşil kimyasalların kaynakları. Piroliz teknolojisi, "daha çevreci" bir çözüm sunabilir. yerel kaynakları kullanarak enerji ve kimyasallar üretmek: tesis bitki hücreleri tarafından emilen malzeme, işçilik ve güneş enerjisi - yeşil kimyasallar fabrikası. Hem FAO hem de WHO'nun en aza indirmeye yönelik küresel ihtiyaç konusundaki tartışmayı güçlendirdi fosil yakıtlara ve gıdayı iyileştirme ihtiyacına güvenmek ve yerel olarak mevcut kaynaklara dayalı yem üretimi. Yeni AB yönetmeliğine göre, bitki menşeli ürünler ve maddeler bitki olarak ruhsatlandırmaya uygundur. organik tarımda koruma ürünleri [80]. Avrupa'da, AB tarafından başlatılan KBBE kavramı Büyük ölçekli bir ekonomi değişikliği fosile meydan okuyabilir. uzun vadede yakıt ekonomisi. Odun sirkesi üretimi ve botanik tabanlı IPM teknolojilerinin geliştirilmesi, yenilikçi ise KBBE gelişimi için tek yön olun biyolojik mücadele teknolojilerinin geliştirilmesi, her türlü pestisit üreticisi için ekonomik olarak faydalı olabilir. Botaniklerin kullanımındaki kritik unsurlardan biri, bitki biyokütlesinin mevcudiyeti ve tedarik kalitesi zincir lojistik [15]. Yenilenebilir ahşap malzeme ve biyolojik atıklar dünyanın birçok yerinde mevcuttur [11] ve büyük odun biyokütle tedarik zinciri pirolizi destekleyebilir firmalar, örneğin, kuzey Avrupa'daki [81].

                        4.2. Zorluklar
                        Odun sirkesinin bir gelecekteki pestisitler, daha önce yayınlanmış olanlara gerçekten benzer 2000 yılında Isman [14] tarafından ve tamamen aynı fikirde olabiliriz REBECA projesinin nihai raporunda listelenen öneriler [82]. Avrupa'da biyolojik mücadelenin ticarileştirilmesi odun sirkesi dahil ajanlar için pratik olarak imkansızdır sentetik kimyasalların tescili için geliştirilen kayıt prosedürü ise küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), REBECA raporunda [82] önerildiği gibi değiştirilemez. Ancak, "alternatif kontrol" kullanımını çoğaltmayı amaçlamaktadır. yeni kabul edilen AB direktifinde açıklandığı gibi "teknikler" [2] ve düzenlemenin [3] uygulamada gerçekleştirilmesi zor olabilir. En kötüsü, önemli ölçüde zaman ve para kaybı KOBİ'ler ve araştırma kurumları ortaya çıkacak ve nihai sonuçlar, başka işlere yatırım yapmak isteyen iflas etmiş KOBİ'lerle birlikte yenilikçi biyo-milli yayınların bir listesi olacaktır. alanlar. Avrupa dışında, biorasyonallerin gelişimi, biraz farklı ol. ABD'de ticarileştirme uçucu yağlar, ulaşmanın gerçekçi olabileceğini kanıtladı biocontrol pazar liderliği - bazı şirketlerin zaten hedeflediği gibi [14, 15]. Benzer şekilde, odun sirkesi pazarı Japonya, Çin, Hindistan, Tayland ve tüm ülkelerde hızla gelişecek yavaş piroliz kullanımı konusunda uzun bir geleneğe sahip ülkeler odun kömürü yapımı için teknikler.
                        Literatür taramasına göre şu sonuca varılabilir: odun sirkesi ürünlerinin kimyasal bileşimi iyi bilinmektedir ve bir pestisit olarak etki şekli belirsizdir. Bu, birkaç çalışma onu bir düşük ekotoksikolojik etkiye sahip etkili ürün. Ayrıca, şu anda kullanılan sentetik böcek ilaçlarının hiçbiri tarımsal uygulamalarda böylesine uzun bir sorunsuz geçmişe sahiptir Asya ülkelerinin çoğunda odun sirkesi olarak kullanıldı. Görünüşe göre sentetiklerin yerini alması biyorasyonlu pestisitler, belki de küçük olan gelişmekte olan ülkeler dışında, dünya çapında yavaş bir süreç olacaktır.
                        Ölçekli çiftçilerin kullanacak veya değiştirecek neredeyse hiçbir şeyi yok ile. Avrupa'da, odun sirkesi, eskiden olduğu gibi "bitki koruma için değerli olabilecek maddelerden" biri olabilir.
                        yeni AB yönetmeliğinde [3] tanımlanmıştır. Bununla birlikte, sentetik böcek ilaçlarının odun sirkesi ile değiştirilmesi mümkündür. Sadece bitkinin ticarileştirilmesini kısıtlayan engeller varsa
                        tabanlı ürünler daha düşük olacak [83] ve kayıt sistemi Biyolojik kontrol ajanları REBECA projesinde [78, 82] özetlenen önerileri takip edecektir.

                        TEŞEKKÜRLER
                        Yazarlar bilgi edinmeye yardımcı oldukları için Sirima Sornsuwan, Rauno Laitalainen ve Taisto Jaakola'ya teşekkür etmek istiyorlar. Mozambik, Tayland ve diğer Asya ülkelerinden. Mali destek Finlandiya Finansmanı Tekes tarafından sağlandı Teknoloji ve Yenilik Ajansı.

                        REFERANS
                        [1] Sustainable use of pesticides. European Commission, Environment, Chemicals, Plant protection Products 2009 [updated 2009 June 16; cited 2009 Oct 19]. Available from: http://ec.europa.eu/environment/ppps/home.htm [2] The European Parliament and the Council. Establishing a framework for community action to achieve the sustainable use of pesticides. Directive of the European Parliament and the Council 2009. [3] The European Parliament and the Council. Regulation of the European Parliament and the Council concerning the placing of plant protection products on the market and repealing Council Directives 79/117/EEC and 91/414/EEC 2009. [4] FAO Council. Report of the twenty-first session of the committee on agriculture (COAG), Rome, April 22-25, 2009. [5] GoodPlanet. Info. Food and Agriculture. When FAO foresees an organic future [cited 2009 Oct 13]. Available from: http://www.goodplanet.info/goodplane...ng/Contenu/Poi nts-de-vues/When-FAO-forsees-an-organic-future/(theme)/3105 [6] EcoSMART Technologies. Finally safe and effective insecticide for the green market [home page on the Internet] [cited 2009 Oct 10]. Available from: http://www.ecosmart.com/commercial/default.asp [7] European Commission. Towards a European knowledge-based bioeconomy. Workshop conclusion on the use of plant biotechnology for the production of industrial bio-based products. York University 2004 [cited 2009 Oct 19]. Available from: http://ec.- europa.eu/research/agriculture/pdf/towards_know-based_bioeconomy.pdf [8] Laemsak N. Wood Vinegar, Slide Presentation, Wood & Pulp Research Program Coordinating Office, TRF Faculty of Forestry, Kasetsart University 2007; [cited 2009 Oct 19]. Available from: http://www.rdi.ku.ac.th/news_announc...r_48/15/Woodvi negar.pdf [9] New energy and fuel. Pyrolysis goes commercial scale [home page on the Internet] 2009; [updated 2009 March 31; cited 2009 Oct 15]. Available from: http://newenergyandfuel.com/http:/ne...mercial-scale/ [10] Schmidt BM, Ribnicky DM, Lipsky PE, Raskin I. Revisiting the ancient concept of botanical therapeutics. Nat Chem Biol 2007; 3: 360-6. [11] Shuhua G. International Conference on Bioenergy Utilization and Environment Protection, 6th LAMNET Project Workshop, Dalian, China, September 24-26, 2003. Conference Proceedings. 2003; [cited Oct 2009]. Available from: http://www.bioenergy-lamnet.- org/publications/source/LamnetPublications/2-GuShuhua.pdf [12] Zhu X, Jiang H, Guo Q, Zhu Q. Biomass Pyrolysis and its Potential for China. International Conference on Bioenergy Utilization and Environment Protection - 6th LAMNET Project Workshop, Dalian, China, September 24-26, 2003. Workshop Proceedings 1. 2003; [cited 2009 Oct 19]. Available from: http://www.bioenergylamnet.org/publi...alian-0309.pdf [13] Appropriate Technology Association. Wood vinegar production and utilization. First Publication 2006. [14] Isman MB. Plant essential oils for pest and disease management. Crop Prot 2000; 19: 603-8. [15] Isman MB. Botanical insecticides, deterrents, and repellents in modern agriculture and an increasingly regulated world. Annu Rev Entomol 2006; 51: 45-66. [16] Grünberg JM, Graetsch H, Baumer U, Koller J. Untersuchung der mittelpaläolithischen "Harzreste" von Königsaue, Ldkr. Aschersleben-Staßfurt. Jahresschrift für Mitteldeutsche Vorgeschichte 1999; 81: 7-38. [17] Sauter F, Graf A, Hametner C, Fröhlich J. Studies in organic archaeometry III. Prehistoric adhesives: alternatives to birch bark pitch could be ruled out. ARKIVOC 2001; 21-4. [18] Mazza PPA, Martini F, Sala B, et al. A new Palaeolithic discovery: tar-hafted stone tools in a European Mid-Pleistocene bone-bearing bed. J Archaeol Sci 2006; 33(9): 1310-8. [19] Sirelius UT. Suomen kansanomaista kulttuuria II. Helsinki, Kustanngsosakyhtiö Otava, Finnish 1921; 50-1. [20] Aveling EM, Heron C. Chewing tar in the early Holocene: an archaeological and ethnographic evaluation. Antiquity 1999; 73: 579- 84. [21] Pesonen P. Tervanpolton juurilla - koivutervan käyttö saviastian korjauksessa kivikaudella. Tekniikan Waiheita. Finnish 1994; 1: 4- 7. [22] Bonfield KM, Heron C, Nemcek N. In: Brzezinski W, Piotrowski W, Eds. The chemical characterization of wood tars in prehistoric Europe: a case study from the Neolithic of Southern Germany. Proceedings of the First International Symposium on Wood Tar and Pitch, Warszawa 1997. [23] Lucquin A, March RJ, Cassen S. Analysis of adhering organic residues of two "coupes-a-socles" from the Neolithic funerary site "La Hougue Bie" in Jersey: evidences of birch bark tar utilisation. J Archaeol Sci 2007; 34: 704-10 Sjöström E. Wood chemistry, fundamentals and applications, 2nd ed. San Diego: Academic Press 1993; pp. 234-5. [25] Goldstein IS. Organic chemicals from biomass, Florida: CRC Press, Inc., 1983; pp. 64-95. [26] Fengel D, Wegener G. Wood, chemistry, ultrastructure, reactions. Berlin-New York: Walter de Gruyter 1984; pp. 527-9. [27] Antal MJ Jr. The art, science, and technology of charcoal production, Ind Eng Chem Res 2003; 1619-40. [28] Scott DS, Piskorz J. The flash pyrolysis of aspen-poplar wood. Can J Chem Eng 1982; 60: 666-74. [29] Oasmaa A. Fuel oil quality properties of wood-based pyrolysis liquids. Academic dissertation, Research Report Series No. 99, Department of Chemistry, University of Jyväskylä, Jyväskylä, 2003; 32 p + app. 251 p. [30] Bridgwater AV, Czernik S, Diebold J, et al. Fast pyrolysis of biomass: A Handbook. CPL Press: Newbury, UK 1999; p. 188. [31] Bridgwater AV, Ed. Fast pyrolysis of biomass: A Handbook. CPL Press: Newbury, UK 2002; vol. 2: p. 424. [32] Mokusaku wood vinegar pyroligneous acid, Product overview [cited 2009 Oct 19]. Available from: http://www.doishouten.co.jp/english/...e_product.html [33] Oasmaa A, Meier D. Characterisation, analysis, norms & standards. In: Bridgwater AV. Ed. Fast Pyrolysis of Biomass: A Handbook., CPL Press: Newbury, UK 2005; Vol. 3: pp. 19-60. [34] Oasmaa A, Peacocke C. A guide to physical property characterisation of biomass-derived fast pyrolysis liquids. Technical Research Centre of Finland, VTT Publications 450, Espoo, 2001; 65 p. + app. 34 p. [35] Sipilä K, Kuoppala E, Fagernäs L, Oasmaa A. Characterization of biomass-based flash pyrolysis oils. Biomass Bioenergy 1998; 14(2): 103-13. [36] Fagernäs L. Chemical and physical characterisation of biomassbased pyrolysis oils. Literature review. VTT Research Notes 1706, Espoo, 1995; 14(2): 103-13. [37] Sirima Sornsuwan, Thailand, personal communication. [38] Velmurugan N, Chun SS, Han SS, Lee YS. Characterization of chikusaku-eki and mokusaku-eki and its inhibitory effect on sapstaining fungal growth in laboratory scale. Int J Environ Sci Technol 2009; 6(1): 13-22. [39] Velmurugan N, Han SS, Lee YS. Antifungal activity of neutralized wood vinegar with water extracts of Pinus densiflora and Quercus serrata saw dusts. Int J Environ Res 2009; 3(2): 167-76. [40] Imamura E. Anti-allergy composition comprising wood vinegar or bamboo vinegar distilled solution. United States patent US 7214393. August 2007. [41] Kimura Y, Suto S, Tatsuka M. Evaluation of carcinogenic/cocarcinogenic activity of chikusaku-eki a bamboo charcoal byproduct used as folk remedy in BALAB/c 3T3 cells. Biol Pharm Bull 2002; 25(8): 1026-9. [42] Mazela B. Fungicidal value of wood tar from pyrolysis of treated wood. Waste Manage 2007; 27: 461-5. [43] Nakai T, Kartal N, Hata T, Imamura Y. Chemical characterization of pyrolysis liquids of wood-based composites and evaluation of their bio-efficiency. Build Environ 2007; 42: 1236-41. [44] Baimark Y, Niamsaa N. Study on wood vinegars for use as coagulating and antifungal agents on the production of natural rubber sheets. Biomass Bioenergy 2009; 33: 994-8. [45] Inoue S, Hata T, Imamura Y, Meier D. Components and anti-fungal efficiency of wood-vinegar-liquor prepped under different carbonization conditions. Wood Res 2000; 87: 34-6. [46] Tiilikkala K, Hannukkala A, Lipponen K, Tahvonen R, Lalli I. In: Tiilikkala K, Segerstedt M, Eds. Antifungal and anti-microbial effect of birch tar oil (BTO). Koivutisle – kasvinsuojelun uusi innovaatio 2009; 143: 1-129 [cited 2009 Oct 20]. Available from: http://www.mtt.fi/met/pdf/met143.pdf [47] Jung K-H. Growth inhibition effect of pyroligneous acid on pathogenic fungus, Alternaria mali, the agent of Alternaria blotch of apple. Biotechnol Bioprocess Eng 2007; 12(3): 318-22. [48] Strong RG. Protection of wheat seed with hardwood tar oil in a Dust Formulation. Environ Entomol 1973; 2(6): 1126-7. [49] Pangnakorn U. Utilization of wood vinegar by-product from Iwate kiln for organic agricultural system. Technology and Innovation for Sustainable Development Conference (TISD2008) Faculty of Engineering, Khon Kaen University, Thailand, January 28-29, 2009. Orihashi K, Kojima Y, Terazawa M. Deterrent effect of rosin and wood tar against barking by the gray-sided vole (Clethrionomys rufocanus bedfordiae). J Forest Res 2001; 6: 191-6. [51] Lindqvist I, Lindqvist B, Tiilikkala K, et al. Birch tar oil is an effective mollusc repellent: field and laboratory experiments using Arianta arbustorum (Gastropoda: Helicidae) and Arion lusitanicus (Gastropoda: Arionidae). Agric Food Sci 2010; 19: 1-12. [52] Regnault-Roger C. The potential of botanical essential oils for insect pest control. Integr Pest Manage Rev 1997; 2: 25-34. [53] Yatagai M, Nishimoto M, Hori K, Ohira T, Shibata A. Termiticidal activity of wood vinegar, its components and homologues. J Wood Sci 2002; 48(4): 338-42. [54] Lindqvist I, Lindqvist B, Tuovinen, et al. In: Tiilikkala K, Segerstedt M, Eds. The potential of botanical birch tar oil for insect pest control. Koivutisle – kasvinsuojelun uusi innovaatio 2009; 143: 1-129 [cited 2009 Oct 20]. Available from: http://www.mtt.fi/met/pdf/met143.pdf [55] Tworkoski T. Herbicide effects of essential oils. Weed Sci 2002; 50: 425–31. [56] Salonen J, Tiilikkala K, Ruuttunen P, Lindqvist I, Lindqvist B. Birch Tar Oil: A Potential Herbicide from the Forests of Finland. In: Abstracts of the 5th International Weed Science Congress. Weeds local problems/global challenge. Vancouver, British Columbia, Canada: IWSS, June 23-27, 2008. [57] Ruuttunen P. Evaluation of birch oil distillate for weed control in potato. MTT Agrifood Research Trial report, Herbicides 2007; 1- 10 [cited 2009 Oct 20]. Available from: https://portal.mtt.fi/portal/page/po...ities/testing_ PPs/trialresults/2007/herbicides_broadleaved_crops/07HerbP2.pdf [58] Wei QY, Liu GQ, Wei XM, Ma XXX, Dong L, Dong RJ. Influence of wood vinegar as leaves fertilizer on yield and quality of celery. J China Agric University 2009; 14(1): 89-92 [cited 2009 Oct 20]. Available from: http://www.ilib2.com/A-ISSN~1007- 4333(2009)01-0089-04.html [59] Kadota M, Niimi Y. Effects of charcoal with pyroligeneous acid and barnyard manure on bedding plants. Sci Hortic 2004; 101: 327- 32. [60] Mu J, Uehara T, Furuno T. Effect of bamboo vinegar on regulation of germination and radicle growth of seed plants II: composition of moso bamboo vinegar at different collection temperature and its effects. J Wood Sci 2004; 50(5): 470-6. [61] Mu J, Yu Z, Wu W, Wu Q. Preliminary study of application effect of bamboo vinegar on vegetable growth. Forest Stud Chin 2006; 8(3): 43-7. [62] Choi JH, Shinde PL, Kwon IK, Song YH, Chae BJ. Effect of wood vinegar on the performance, nutrient digestibility and intestinal microflora in weanling pigs. Asian Aust J Anim Sci 2009; 22(2): 267- 74. [63] Watarai S, Koiwa M. Feeding activated charcoal from bark containing wood vinegar liquid (Nekka-Rich) is effective as treatment for Cryptosporidiosis in calves. J Dairy Sci 2008; 91: 1458-63. [64] Yoo JH, Ji SC, Jeong GS. Effect of dietary charcoal and wood vinegar mixture (CV82) on body composition of Olive Flounder Paralichthys alivaceus. J World Aquac Soc 2007; 36(2): 203-8. [65] Samanya M, Yamauchi K. Morphological changes of the intestinal villi chickens fed the dietary charcoal powder including wood vinegar compounds. J Poult Sci 2001; 38: 289-301. [66] Paghdal KV, PharmD MD, Schwartz MD. Topical tar. Back to the future. J Am Acad Dermatol 2009; 61: 294-302. [67] Serkovskaya GS. Carcinogenicity of medicinal ointments containing crude oil, petroleum products, coal tar, or wood tar. Chem Technol Fuels Oils 1997; 33(6): 368-72. Schoket B, Horkay I, Kosa A, et al. Formation of DNA adducts in the skin of psoriasis patients, in human skin, in organ culture and in mouse skin and lung following topical application of coal-tar and juniper tar. J Invest Dermatol 1990; 94: 241-6. [69] Mukhtar H, Link CM, Cherniack E, Kushner DM, Bickers DR. Effect of topical application of defined constituents of coal tar on skin and liver aryl hydrocarbon hydroxylase and 7-ethoxycoumarin deethylase activities. Toxicol Appl Pharmacol 1982; 64(3): 541-9. [70] Schmid MH, Korting HC. Coal tar, pine tar and sulfonated shale oil preparations: comparative activity, efficacy and safety. Dermatology 1996; 193: 1-5. [71] Hagner M, Pasanen T, Lindqvist B, et al. Effects of birch tar oils on soil organisms and plants. Agric Food Sci 2010; 19: 13-23. [72] Steiner C, Das KC, Garcia M, Forster B, Zech W. Charcoal and smoke extract stimulate the soil microbial community in a highly weathered xanthic Ferralsol. Pedobiologia 2008; 51(5-6): 359-66. [73] Hagner M, Penttinen O-P, Pasanen T, Tiilikkala K, Setälä H. Acute toxicity of birch tar oil on aquatic organisms. Agric Food Sci 2010; 19: 24-33. [74] Sipilä E, Vasara P, Solantausta Y, Sipilä K. Feasibility and market potential of pyrolysis oils in the European pulp & paper industry. Proc. 15th European Biomass Conference From Research to Market Deployment, Berlin, Germany, May 7-11, 2007. [75] Bradley D. European market study for bio-oil (pyrolysis oil), IEA Bioenergy Task 40 – Biotrade, Dec 15, 2006. [76] Bridgwater AV, Peacocke GVC. Fast pyrolysis processes for biomass. Renew Sustain Energy Rev 2000; 4: 1-73. [77] FAO/WHO. Amount of poor-quality pesticides sold in developing countries alarming high. Food and Agriculture organization of the United Nations, Press Release 01/05 [cited 2009 Oct 20]. Available from: http://www.fao.org/WAICENT/OIS/PRESS_NE/PRESSENG/2001 /pren0105.htm [78] Ehlers R-U. In: Gisi U, Gullino ML, Eds. Rebeca –EU-Policy support action to review regulation of biological control agents. Recent Dev Manage Plant Dis 2009; 1: 147. [79] Dufour R. Biorationals: Ecological Pest Management Database. National sustainable Agriculture Information service [home page on the Interner] [cited 2009 Oct 13]. Available from: http://attra.ncat.org/attra-pub/biorationals/index.php [80] Speiser B. In: Mikkelson C, Schluter M, Eds. The new EU regulation for organic food and farming. Crop production and crop inputs. 2009 [home page on the internet] [cited 2009 Oct 14]. Available from: www.ifoam-eu.org [81] Grinwis R. A successful transition towards a bio-based economy. A study on critical factors from Finnish cases 2008; [cited 2009 Oct 19]. Available from: http://206.132.223.45/upl_documents/...nne%20Grinwis- %20-%20Internship%20report.pdf [82] Ehlers R-U. Regulation of biological control agents. REBECA Project no. SSPE-CT-2005-022709 Final Activity Report 2006 [cited 2009 Oct 21]. Available from: http://www.rebecanet.de/downloads/re...civity%20Repor t%20v5.pdf [83] Price NR, Stopes C. Routes and barriers to the further exploitation of strategic research into biorational pesticides at CSL. With specific reference to MAFF projects PI0336, PI0337 and PI338 [cited 2009 Oct 22]. Available from: https://aims.defra.gov.uk/homepage/documents/23.doc
                        Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                        Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                        Yorum yap


                        • #13
                          Botanik Pestisitlerin Modernde Kullanımı
                          Bitki Koruma

                          Kari Tiilikkala1, Isa Lindqvist1, Marleena Hagner2,
                          Heikki Setälä2 ve Dionyssios Perdikis3
                          1MTT Agrifood Research Finlandiya, Bitkisel Üretim
                          2 Helsinki Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü
                          3Atina Tarım Üniversitesi, Tarımsal Zooloji ve Entomoloji Laboratuvarı
                          1,2 Finlandiya
                          3 Yunanistan

                          1. Giriş
                          Avrupa Birliği, çevre koşullarını artırmak için çok net siyasi kararlar aldı. Farkındalık. Pestisitlerin Sürdürülebilir Kullanımına İlişkin Tematik Bir Strateji, 2006 yılında Avrupa Toplulukları Komisyonu. Tehlikelerin en aza indirilmesine karar verildi. bitki koruma ürünlerinin kullanımından kaynaklanan sağlık ve çevre riskleri. İçinde 2009, Avrupa Parlamentosu sürdürülebilir kullanımla ilgili yeni bir çerçeve direktifini kabul etti. pestisit. Direktif 2009/128 / EC bitki korumasının geliştirilmesini teşvik eder ve AB'de entegre zararlı yönetimi (IPM). Direktif, "pestisitler ne zaman uygun risk yönetimi önlemleri alınmalı ve düşük riskli pestisitlerin yanı sıra biyolojik kontrol önlemleri ilk etapta düşünülmelidir ”. Biyolojik kontrol şunları içerir: Botanik ürünlerin kullanımı olan çeşitli teknolojiler. Bir çok çeşit botanik pestisitlerin üretiminde bitki türleri ve teknolojileri kullanılmıştır. Bitki bazlı pestisitlerin çoğu değil, bazıları zaten yerleşik bitki haline geldi koruma ürünleri (Isman 2006). Bitki materyalinden uçucu yağları ve sıvıları çıkarmak için birçok yöntem vardır. popüler olan buhar damıtma. Diğer yöntemler ifade, enfleurage, maseration, çözücü ekstraksiyonu ve piroliz. Piroliz, Tiilikkala ve ark.(2010), yavaş pirolizin binlerce yıldır bilindiğini kanıtlıyor. Kullanılmış odun kömürü (biochar), katran, zift ve odun sirkesi üretiminde. Olan sıvılar biyosit ve böcek ilacı olarak en yararlı olanı katran ve odun sirkesidir. Katran esas olarak kullanılmıştır ahşap koruyucu olarak. Odun sirkesi üretimi ve kullanımı hızla artmıştır. Japonya, Çin, Hindistan ve Tayland dahil Asya ülkeleri. Aktif bir sonucu olarak son 10 yılda çok sayıda botanik böcek ilacı piyasaya sürüldü. yıl (Tiilikkala ve ark. 2010). Aynı zamanda, piroliz de sıklıkla kullanılan bir üretimde hızlı bir artışa yol açabilecek atık arıtma teknolojisi organik madde kullanımına dayalı sıvılar. Botanik üretimi için kullanılan hammaddeler, ürünün farklı kısımlarında farklılık gösterecektir. farklı doğal kaynaklar nedeniyle dünya. Finlandiya'da büyük bir odun rezervimiz var malzeme ve bu nedenle MTT Agrifood Research Finlandiya'da modern huş ağacından pestisitler. Huş ağacının (Betula sp.) Savunma mekanizmaları ve kimyasal ilgili bileşikler iyi çalışılmıştır (Novriyanti ve diğerleri, 2010). Savunma bir bitki stres altındayken mekanizmalar devreye girer. Zararlılar (memeliler dahil) ve bitki hastalıkları genellikle ağaçlara saldırır ve normal büyümelerini bozar. Güçlü savunma otçulların saldırısından kurtulmak için mekanizmalara ihtiyaç vardır ve huş ağaçları bunlara tepki verir. çeşitli yollar. Bitki savunması, yapısal savunmalara ve indüklenen savunmalara ayrılabilir. Bu kategorilerdeki ağaçların kullandığı savunma yöntemleri kimyasal, fiziksel ve bitki organına bağlı olarak fenolojik. Bütün bu yöntemler yapraklarda bulunur, ancak Kabuk ve odunsu kısımlar ana savunma modu kimyasaldır. Gibi farklı modeller optimal savunma, karbon-besin dengesi, büyüme hızı ve büyüme farklılaşma hipotezi otçullara karşı bitki savunmasındaki varyasyonları açıklamak için geliştirilmiştir. Ancak huş ağacı savunma mekanizmaları çok karmaşıktır ve varyasyonlar türüne bağlı olabilir stres veya tüketici ve genetik düzenleme (Novriyanti ve ark. 2010). Piroliz, üç yüz yıl önce Finlandiya'da "lider teknoloji" idi. ülkenin "biyoekonomisi", Avrupa'daki çam katranı ticaretine dayanıyordu. Sonuç olarak, piroliz ağaçtan bitki bazlı pestisitleri çıkarmak için apaçık bir teknolojiydi. Ancak, piroliz sıvılarının pestisit olarak kullanımına ilişkin deneyimimizin çoğu, her türlü botanik pestisitlerin ticarileştirilmesi. Etkili bir bir inovasyon aşamasından pazara botanik olarak sunulması, ekstraksiyon teknolojisi, ancak ticarileştirme prosedürünün diğer birçok faktörü üzerinde. 1107/2009 SAYILI YÖNETMELİK (AT) (AB komisyonu 2009) en önemli Biyolojik bitki koruma ürünlerinin tescilini planlayan KOBİ'ler için kılavuz Avrupa. Bu makalenin amacı, pestisit olarak yavaş piroliz sıvılarının potansiyelini göstermektir. ve modern IPM programlarında botanik pestisitlerin kullanımına ve rolüne örnekler verin. Botaniklerin ticarileştirilmesindeki bilgi gereksinimleri ve darboğazlar tartışıldı.

                          2. Piroliz sıvılarının bitki koruma ürünleri olarak etkinliği
                          2.1 Piroliz sıvılarının kovucu ve böcek öldürücü olarak kullanılabilirliği

                          Huş katranı yağı (katran ve odun sirkesi) üzerinde yapılan etkinlik çalışmaları birkaç yıldır odaktadır. MTT ve Helsinki Üniversitesi'nde. Olası organizmalar tarandıktan sonra zararlıları, hastalıkları ve yabani otları iki huş katran yağı ile tedavi ederek daha fazla araştırma tek başına, karışım olarak veya Vaseline® ile birlikte, en umut verici hedef organizmalar bulundu. Çitler ve saksılar üzerine boyandığında huş katranı yağının en verimli şekilde yumuşakçaların Arianta arbustorum ve Arion lusitanicus'u (Lindqvist ve ark. 2010) çitin arkasındaki veya tencere içindeki yiyeceğe ulaşmak için bariyerleri geçmek. Ek olarak, tekrarlandı kısa aralıklarla veya Vazelin ile karıştırılarak huş katranı yağı ile yapılan işlemler sümüklü böcek ve salyangozlara karşı uzun vadeli bir etki elde etmek için gerekliydi (Şekil 1 ve 2). Huş katranı yağının iticiliği, yumurta bırakmayla yapılan bir biyoanaliz deneyinde de görüldü.pisilitler (Trioza apicalis), ancak sinekleri (Delia floralis) etkilememiştir (Tiilikkala & Segerstedt 2009). Yunanistan'da yapılan bir laboratuvar deneyinde, patlıcanlar üzerindeki yaprak bitleri (Myzus persicae) etkili bir şekilde huş katranı yağı (% 1 v / v sulu çözelti) ile bir kez püskürtüldüğünde öldürüldü (% 95) (Şekil 3). Ancak, uygulama fitotoksik görünüyordu. İtme, memelilerde de gözlemlendi. Tarla fareleri (Microtus agrestis) bir
                          teraryum, işlenmemiş elma dalları (Şekil 4 ve 5), eğer işlenmemiş dallar veya diğer yiyecek mevcuttu (Tiilikkala & Segerstedt 2009). Benzer şekilde, elma bahçesindeki tarla fareleri yaralı huş katranı yağı ile muamele edilmiş elma, yalnızca işlenmemiş ağaçlar bulunmadığında veya tarla faresi popülasyon yoğunluğu zirve yaptığında. Orihashi vd. (2001) benzer sonuçlar bildirdi
                          rosin ve üç odun katranının gri kenarlı tarla fareleri üzerindeki caydırıcı etkisinin değerlendirilmesinde (Clethrionomys rufocanus bedfordiae) - yüksek nüfus yoğunluğu, hafif reçine etkisi. Dahası, tüm katranların tarla farelerini kovmada etkili olduğunu kanıtladılar, ancak Katransız odun sirkesi, tarla farelerinin test edilen ağaç malzemesini havlamasını engellemedi.



                          Şekil 1. Saksılar, çok sayıda sümüklüböceklerin (Arion lusitanicus) her gece saksılara saldırdı. Çin lahanası, içindeki sümüklü böcekler tarafından yenildi Huş katranı yağı arıtılmadan saksıda yetiştirildiğinde hafta.



                          Şekil 2. Huş katranı yağından (katran ve odun sirkesi karışımı) yapılmış kovucu ile boyanmış saksılar. Saksılarda sümüklü böcek veya salyangoz bulunamadı ve test bitkileri sonunda dokunulmamış deney.



                          Şekil 3. Huş katranı yağı püskürtmeden dört gün sonra patlıcanın üzerindeki yaprak biti sayısı. Üç farklı konsantrasyonlar kullanıldı:% 1,% 0.5 ve% 0.25. Sağdaki son çubuk bir huş katranı yağsız kontrol.



                          Şekil 4. Bir elma ağacının dalları kesildi ve huş katranı yağı ile muamele edildi. İşlenmemiş dalların dallarına dokunmayan tarla fareleri mevcuttu.



                          Şekil 5. Bir elma ağacının işlenmemiş dalları, tarla fareleri tarafından bir gün içinde tamamen yenildi. bir test teraryumunda.



                          Şekil 6. Geyik kovucular, yağmur suyunun etkisini önlemek için bir malzeme ile kaplanmalıdır.

                          Üzeri örtülmezse odun sirkesi birkaç gün içinde toprağa karışacaktır. Aşırı nem veya yağmur suyunun aktif olarak kolayca seyreltildiği görülmüştür. piroliz sıvılarının bileşenleri (Şekil 6). Etkinlik testleri herhangi bir etki göstermeyebilir.savarlar yağmur suyuna karşı korunmamıştır (Härkönen & Heikkilä 2009). Daha ileri odun katranından yapılan fraksiyonların değerlendirilmesi, tüm fraksiyonların itici içerdiğini ortaya koydu.bileşenler (Orihashi ve diğerleri 2001). Bu sonuçların ötesinde, etkinliğine ilişkin bir literatür taraması pestisit olarak kullanılan odun sirkesi, yalnızca sınırlı sayıda bilimselyayınlar mevcuttur (Tiilikkala ve ark. 2010). Buna rağmen odun sirkesi eski geleneklere ve kullanıcıların ve yerel bilginin bilgisine dayanan bir pestisit olarak yaygın olarak kullanılır üreticiler.

                          2.2 Piroliz sıvılarıyla yabancı ot kontrolü
                          Bir yabancı ot kontrol deneyinde Tiilikkala ve Segerstedt (2009), huş katranı yağının Chenopodium album ve Stellaria media gibi geniş yapraklı yabani otları kontrol eder. Ön alan Deneyler, odun sirkesinin bir herbisit olarak potansiyelini zaten gösterdi (Şekil 7). İçinde yabancı ot kontrolü asetik asit muhtemelen en önemli bileşendir (Tiilikkala yayınlanmamış veri). Piroliz sıvıları ile yapılan deneysel çalışma, açık bir şekilde göstermiştir ki, botanikler, uygulama teknolojisine büyük ölçüde bağlıdır. Kullanım için geliştirilmiş püskürtücüler sentetik kimyasallar ile odun sirkesi uygulaması için pek uygun değildir. Bu Bitki bazlı pestisitlerin geliştirilmesinin gelişimle bağlantılı olması gerektiği açıktır. yeni uygulama teknolojileri. Uygun uygulama teknolojisi ile odun sirkesi
                          Heracleum gibi istilacı yabancı türler dahil geniş yapraklı yabani otların kontrolü için kullanılır sp. (Şekil 8).



                          Şekil 7. Bir havuç grafiğinde etkili bir şekilde odun sirkesi kontrollü yabani otlarla bir sprey (solda). Açık sağdaki yoğun ot bitki örtüsü havuçları tamamen boğdu.



                          Şekil 8. Huş ağacı katranı yağının dev domuz otunun kontrolü için etkili bir herbisit olduğu kanıtlanmıştır. (Heracleum türü). Yağ, otun bağırsak kabının içine döküldü, bu da geri kazanılamadı
                          tedaviden sonra.

                          2.3 Piroliz sıvılarının fungisit olarak kullanılması
                          Bir laboratuvar deneyinin ilk sonuçları, huş katranı yağının (% 10 ve% 30 h / h aq solution) odun çürüyen mantarların (Cylindrobasidium evolvens, Libertella sp.Petri kaplarında Stereum hirsutum ve Chondrostereum) (Tiilikkala & Segerstedt, 2009). huş katranı yağı ile işlenmiş huş ağacı dallarının kesilmiş yüzeylerinde de aynı etki görülmüştür (Şekil9). Laboratuvar koşullarında, huş katranı yağının uçucu bileşenleri büyümeyi etkili bir şekilde engelledi patates geç yanıklığı (Phytophthora infestans) mantarlarının (Şekil 10). Benzer bir kontrol etkisi aynı ürün geleneksel püskürtüldüğünde dış mekanda elde etmek zor ekipman (Tiilikkala & Segerstedt 2009). Renk solmasına neden olan mantarları engellemek için birçok kontrol teknolojisi geliştirilmiştir.
                          kereste üzerinde. (Velmurugan ve ark.2009) odun sirkesinin bambu ve geniş yapraklı ağaçlar, sap lekeleme mantarlarına karşı etkilidir. Sonuçlar ortaya çıktı Chikusaku-eki ve Mokusaku-eki bileşiklerinin mantar büyümesini önemli ölçüde engellediğini ve ürün hem antifungal hem de antioksidan özelliklere ve kullanım potansiyeline sahiptir. ağaç işleme endüstrilerinde doğal bir koruyucu olarak. Ahşabın antifungal etkinliği sirkelerin fenolik bileşik içeriklerine büyük ölçüde bağımlı olduğu bildirildi (Baimark ve diğerleri 2009).



                          Şekil 9. Huş ağacı kütüğünün (solda) kesilmiş bir yüzeyi huş katranı yağına batırılmış ve daha sonra fotoğraflanmıştır. açık havada bir yıl depolama. Birçok türde çürüyen ağaç mantarı
                          işlenmemiş kesilmiş yüzey (sağda), ancak işlenmiş yüzeyde değil.



                          Şekil 10. İşlenmemiş patates yaprakları, patates yanıklığı miselyumu (solda) ve yapraklarla kaplı mantarlarla aşılamadan önce huş katranı yağı ile püskürtülür.

                          3. Huş katranı yağının toksikolojisi
                          Hagner vd. (2010a), huş katranı yağının toprak ortamına yönelik risk oluşturduğunu bildirmiştir. (konsantrasyon 500–1360 L / ha) önemsizdir ve birçok sentetik ile karşılaştırıldığında kısa vadelidir.bitki koruma ürünleri. Toprağa püskürtüldüğünde uygun miktarda piroliz sıvısı uygulamadan kısa bir süre sonra yüzey aktif toprak organizmaları (Şekil 11). Yazarlar piroliz sıvılarının birçok kişi gibi "Minimal Riskli Böcek İlaçları" olarak listelenebileceği sonucuna varmıştır. ABD'de uçucu yağlar.



                          Şekil 11. Huş katranı yağı işlemesinin (BTO1) toprak mikroplarının aktivitesi üzerindeki etkisi (ortalama değerler + S.D., n = 5). Zaman, pot deneyinin başlangıcından itibaren gün olarak verilir. Toprak mikroplarının biyoaktivitesi CO2 emisyonu olarak sunulmuştur.

                          Geniş bir sucul organizma spektrumu ile yaptıkları toksisite testlerinde Hagner et al. (2010b) bildirdi bu biyotaların huş ağacı yağı damıtıklarına karşı her zaman hassas olduğu. Ancak yazarlar önerdi huş katranı yağının sucul biyota için ciddi bir tehlike oluşturmamasıdır (Şekil 12). Üretim tekniklerindeki farklılıklar nedeniyle, piroliz sıvıları kimyasal olarak farklılık gösterir. bileşim ve dolayısıyla toksikolojik çalışmalar farklıdır (Schmid ve diğerleri, 1996). Huş katranı ve odun sirkesinin toksisitesi hakkında çok az şey biliniyor, ancak sıvılar Rusya gibi Doğu Avrupa ülkelerinde yüzlerce yıldır kullanılmaktadır (Nozdrin et al. 2004). Piroliz sıvılarının toksikolojisi hakkında bilgi eksikliği, birçok yayın (Orihashi ve ark. 2001).



                          Şekil 12. Huş katranı yağı ile işlenmiş bir kutuda (solda) ve bir kontrol kutusunda yüzen balıkları test edin huş katranı yağı olmadan (sağda). Balıklar üzerinde hiçbir olumsuz etki kaydedilmemiştir. huş katranı yağı muamelesi nedeniyle neredeyse hiç görülmez.

                          4. Piroliz sıvılarının kimyasal bileşimi
                          Hızlı piroliz sıvılarının karakterizasyonu uzun süredir devam etmektedir. ürünler birçok organik bileşen içerir ve bileşim çok karmaşıktır. Literatüre göre, hızlı pirolizden gelen sıvıların ana organik bileşenleri şunlardır: metanol ve asetik asit (Tiilikkala ve diğerleri 2010). Diğer bileşenler aseton, metildir aseton, asetaldehit, alil alkol, furan ve furfural, ayrıca formik, propiyonik ve bütirik asitler. Yerleşmiş katranlar hafif ve ağır yağ fraksiyonlarına ayrılabilir. birincisi aldehitler, ketonlar, asitler ve esterlerden oluşur. Yüksek dahil olmak üzere çeşitli fenoller ağır petrol fraksiyonunda kresol ve zift oranı mevcuttur.

                          Hızlı piroliz sıvılarının kimyasal bileşimi, fiziksel özellikleri ve fuel-oil kalitesi Oasmaa & Meier (2005) tarafından kapsamlı bir şekilde geliştirilmiş ve tanımlanmıştır. Benzer yavaş piroliz ürünleri hakkında bilgi gereklidir. Standart bir ahşabın üretimi Farklı bitki materyallerinden elde edilen sirke, üretim yapan KOBİ'ler için zorlu bir görevdir. biochar, odun kömürü ve odun sirkesi. Piroliz ürünleri için pratik kalite kriterleri kalite güvencesi için ihtiyaç duyulan ve teknoloji geliştirilmelidir (Tiilikkala et al. 2010).Botanik ürünlerin değişkenliği iyi bilinen bir olgudur ve dikkatle düşünülmüştür.Örneğin. botanik tıp üretiminde (Shane-McWhorter 2001).

                          5. Biyolojik bitki koruma ürünlerinin kaydı
                          Isman (2006), piretrumun dünya çapında bir pestisit olarak onaylandığını yazdı, ancak diğer botanik böcek öldürücülerin ticarileştirilmesi değişkendir. Ahşabın kullanımı ve pazarlanması
                          sirke, birçok Asya ülkesinde hızla büyümüştür, ancak Avrupa'da büyümemiştir (Tiilikkala ve diğerleri, 2010).Isman (2006), botanik böcek öldürücülerin ticarileştirilmesinin önündeki çeşitli engelleri listelemiştir ve, sırasıyla Tiilikkala ve ark. (2006), piroliz sıvılarının düzenleyici sorunlarını tartıştı. Avrupa. Tüm biyolojik kontrol ajanlarına yönelik düzenleyici engeller, REBECA Projesi (Ehlers 2006). REBECA raporunun yazarları, KOBİ'lerin Yeni botaniklerin tescili için başvuruda bulunmak, finansal olarak özel olarak desteklenmelidir. programlar ve düzenleyici makam tarafından ayrıntılı rehberlik verilmelidir. REBECA grubu, finansmanın kırsal alan gibi çeşitli kaynaklardan gelebileceğini öne sürdü. kalkınma ajansları, IPM ve organik eylem planları, KOBİ'lerin teşviki veya vergilerTarım ilacı. Finlandiya'da odun sirkesinin ticarileştirilmesinin devamı kanıtlandı yenilikçi KOBİ'lerin elde etmek için yeterli kaynağa nadiren sahip olduğu, örneğin toksikolojik veriler
                          Her türlü tarım ilacının tescili için gerekli olan.

                          6. Sonuç
                          Gelecekte, iyi belgelenmiş olması nedeniyle pestisitlerin kullanımı sıkı bir şekilde düzenlenecektir. sentetik kimyasalların kullanımındaki çevresel riskler (Ongley 1996). Bu yol açabilir botaniklerin kullanımı dahil olmak üzere biyolojik bitki koruma maddelerine yönelik artan talep. Dayalı somut veriler ve bilimsel yayınlar, bitki özlerinin biyolojik olarak parçalanabilir olduğu açıktır. ve bu nedenle, yaygın olarak kullanılan sentetiklerin birçoğu ile benzer çevresel risklere neden olmayacaktır. kimyasallar. Fosil yağı bazlı kimyasalları bitki özleriyle değiştirme seçeneği çok iyi uyuyor
                          geleceğe yönelik gıda ve tarım politikaları ile (Lee & Neves 2009). Sürdürülebilir Gıda güvenliği, uzun süredir olduğu gibi fosil yağ kullanımına güvenemez. çok gelişmiş ülkeler. Yerel kaynaklar tarımda kullanılmalı ve dolayısıyla Biyopestisitlerin yakın zamanda merkezileştirilmiş üretimi yaygın bir uygulama haline gelmelidir. Aslında bu çiftçilerin satın alacak parası olmadığı dünyanın birçok yerinde zaten sentetik kimyasallar. FAO'nun (2009) öngördüğü gibi organik tarımın gelişimi, botanik pestisitlerin kullanımını ve biyolojik haşere kontrolünü küresel olarak artırmak.
                          Bitki bazlı sıvıların üretimi için çeşitli ekstraksiyon teknolojileri kullanılacaktır. Birçok Biyoaktif moleküllerin kaynağı olarak hammadde çeşitleri kullanılabilir. Yavaş piroliz güçlü bir teknoloji, çünkü farklı malzeme türleri işlenebilir. Fiyatı katran ve odun sirkesi gibi yan ürünler makul derecede düşük olacak ve tüm çiftçilerin piroliz sıvılarını pestisit olarak kullanması mümkündür. Gelecekte, üretimi biochar veya agrichar, iddia edildiği takdirde piroliz sıvılarının hacmini önemli ölçüde artıracaktır.

                          (Verheijen ve diğerleri, 2009) biyokömürün tarımdaki olumlu etkilerine ilişkin olarak, kanıtlanmış. Başlıca zorluklardan biri, standart kalitede sıvı üretimi olacaktır.Bu sorun, bitkileri veya atıkları kullanan tüm ekstraksiyon yöntemleri ve üreticiler için geçerlidir. yeşil kimyasalların üretimi için hammadde olarak.Bir biyosit olarak odun katranının etkinliği binlerce yıldır biliniyor, ancak Bir bitki koruma ürünü olarak ihtiyaç duyulan odun sirkesinin etkinliği hakkındaki tüm iddiaları kanıtlamak doğrulanacak. Bununla birlikte, piroliz sıvılarının ham madde olarak kullanılabileceği açıktır.
                          kovucular, böcek öldürücüler, yumuşakça öldürücüler, herbisitler ve mantar öldürücüler yapmak. Çoğunda ürünler, etkinlik birçok bileşenin karışımına dayanmaktadır. Bu ana şeylerden biri
                          botaniklerin pestisit olarak kayıt edilmesindeki zorluklar. Kayıt prosedürü tek bir aktif (sentetik) bileşenin kaydı için geliştirildi, ancak karışımları için değil yeşil kimyasallar. Pratikte, botaniklerin etkinliği büyük ölçüde şunlara bağlıdır: ürünün formülasyonu ve uygulama teknolojisi. Su ahşabı yıkayabilir bitkilerden ve kovuculardan gelen sirke, bu da yağmur veya toprak neminin kısa sürede sirkenin etkinliği. Standart etkililik çalışmaları, botaniklerin işlevleri. Botaniklerin çok daha sık kullanılması, sentetik kimyasalların kullanımı ve itme ve çekme teorisi bilinmelidir, örneğin
                          böcekler ve diğer mobil zararlılar. Yavaş salınan ürünlerin formülasyonu, ağaç sirkesi gibi botaniklerin etkinliği (Lindqvist ve ark. 2010). Piroliz sıvıları, herhangi bir risk kaydı olmaksızın binlerce yıldır kullanılmaktadır. Çevre. Ancak, bu tür tarihsel bilgiler, pestisitlerin kayıt süreci. Çevresel etkileri kanıtlayan resmi veriler, her ürün için resmi bir kalite sistemine sahip laboratuarlardan elde edilmiştir. Bilimsel kanıtlar, huş katranı yağının çevre dostu bir ürün olduğunu kanıtladı. (Hagner ve diğerleri 2010a, 2010b). Benzer şekilde, uçucu yağların herhangi bir çevreye tehdit (Misra & Pavlostathis 1997). Ancak, hala belirsizdir. bilimsel yayınlar biyolojik bitki için kayıt sürecinde geçerli belgelerdir koruma ürünleri. Botaniklerin biyolojik olarak parçalanabilirliği için talebi artıracak önemli bir faktör olabilir. bitki bazlı ürünler. Öte yandan, biyolojik olarak hızlı parçalanabilirliğin botanikler kayıt sürecini engelleyebilir. Gösteren verileri elde etmek çok zordur. Botaniklerin suda yayılması, çünkü ölçülebilir tüm bileşenler toprakta parçalanır birkaç gün içerisinde. Tek bir aktif bileşen veya bozunma ürünü yoktur. sızıntı riskinin bir göstergesi olarak kullanılabilir. Veri yok - kayıtta ilerleme yok. İnsan sağlığına yönelik riskler, analiz edilmesi ve belgelenmesi gereken çok önemli bir faktördür. her türlü pestisit tescilinden önce. Katran ve odun sirkesi ürünlerinin çoğu
                          cilt merhemleri olarak kullanılmış ve bu nedenle kasıtlı olarak hastaların cildine yayılmıştır. Ancak, bu tür bir tarihsel bilgi edinme ihtiyacını ortadan kaldıRmaz. Her bir botanik pestisitin insanlar üzerindeki düşük risklerini kanıtlayan bilimsel olarak sağlam veriler sağlık. Bitki bazlı bileşenlerin ör. alerjik hassas kişilerde tepkiler. Bitkiler, karışım olarak yüzlerce bileşenden oluşur ve
                          Karışımların etkileri derinlemesine incelenmelidir. Sentetik kimyasalların ticarileştirilmesi, ihtiyaç nedeniyle çok pahalıdır. aktif bir kişinin kayıt işlemi için gerekli olan yüzlerce belge içerik ve bitki koruma ürünü. Yalnızca ekonomik olarak güçlü şirketler bilgi taleplerini yerine getirebilir. Botanik pestisit üreten KOBİ'ler. tüm kayıt masraflarını karşılayacak kaynaklara sahip değilsiniz. Kamu finansmanına ihtiyaç duyulmaktadır.REBECA Projesi (Ehlers 2006) raporlarında önerildiği gibi birçok kaynak.Botaniklerin modern dünyada böcek ilacı olarak önemli bir rolü olabilir. Ancak Yeni inovasyonların potansiyelinin farkına varılması uzun zaman alır. Bütüntarım ticareti, fosil petrol bazlı zirai kimyasalların kullanımına sıkı sıkıya bağlıdır ve tam ölçekli ticarileştirilmeden önce işletmenin yapısı kökten değiştirilmelidir. botanikler mümkündür. İşletmenin değişmesini beklerken, çok fazla araştırma yapılması gerekir. zaten bilinen ve kullanılan bitki bazlı ürünlerin iddialarını haklı çıkarmak için yapılacaktır. Etütler ekotoksikoloji ve toksikoloji konusunda çok fazla zamana ve finansmana ihtiyaç vardır. Eşzamanlı olarak sentetik kimyasalların püskürtülmesi için kullanılan uygulama teknolojisinin yeniden inşa edilmesi gerekir, böylecemodern teknolojiler, modern bitki koruma ürünlerinin ihtiyaçlarına uyum sağlayacak - botanikler.

                          7. Teşekkür
                          Finlandiya'da piroliz ürünleri çalışmalarına mali destek Tekes tarafından sağlandı.
                          (Finlandiya Teknoloji ve Yenilik Fon Ajansı) ve Finlandiya Bakanlığı
                          Tarım ve Ormancılık.

                          8. REFERANSLAR

                          aimark, Y. & Niamsaa, N. (2009). Study on wood vinegars for use as coagulating and antifungal agents on the production of natural rubber sheets. Biomass and Bioenergy Vol.33, pp. 994-998 Ehlers R-U. (project coordinator). (2006). Regulation of biological control agents. REBECA Project no. SSPE-CT-2005-022709 Final Activity Report 2006 [cited 2009 Oct 21]. Available at: http://www.rebeca-net.de/downloads/r...nal%20Acivity% 20Report%20v5.pdf EU commission. (2009). REGULATION (EC) No 1107/2009 OF THE EUROPEAN PARLIAMENT AND OF THE COUNCIL of 21 October 2009 concerning the placing of plant protection products on the market and repealing Council Directives 79/117/EEC and 91/414/EEC FAO council. (2009). Report of the twenty-first session of the committee on agriculture (COAG), Rome, April 22-25, 2009 Hagner, M., Pasanen, T., Penttinen, O-P., Lindqvist, B., Lindqvist, I., Tiilikkala, K., & Setälä, H. (2010a). Effects of birch tar oil on soil organisms and plants. Agricultural and Food Science, Vol.19, No.1, pp. 13-23, ISSN 1795-1895 Hagner, M., Pasanen, T., Tiilikkala, K., Setälä, H. & Penttinen, O-P. (2010b). Acute toxicity of birch tar oil on aquatic organisms. Agricultural and Food Science, Vol.19, No.1, pp. 24-33, ISSN 1795-1895 Härkönen, S. & Heikkilä, R. (2009). The use of birch tar in the prevention of moose damage in young Scots pine stands. Estonian Journal of Ecology, Vol. 58, No.1, pp. 53-59 Isman, M.B., (2006). Botanical insecticides, deterrents, and repellents in modern agriculture and an increasingly regulated world. Annual Review of Entomology Vol. 51, (January 2006), pp. 45-66 Lee, D.R. & Neves, B. (2009). Rural poverty and natural resources: Improving access and sustainable management. FAO, ESA Working Paper No. 09-03, p. 130. Available at ftp://ftp.fao.org/docrep/fao/012/ak422e/ak422e00.pdf Lindqvist, I., Lindqvist, B., Tiilikkala, K., Hagner, M., Penttinen, O-P., Pasanen, T. & Setälä, H. (2010). Birch tar oil is an effective mollusc repellent: field and laboratory experiments using Arianta arbustorum (Gastropoda: Helicidae) and Arion lusitanicus (Gastropoda: Arionidae). Agricultural and Food Science, Vol.19, No.1, (March 2010), pp. 1-12, ISSN 1795-1895 Mazza, P.P.A., Martini, F., Sala, B., Magi, M., Colombini, M-P., Giachi, G., Landucci, F., Lemorini, C., Modugno, F. & Ribechini, E. (2006). A new Palaeolithic discovery: tarhafted stone tools in a European Mid-Pleistocene bone-bearing bed. Journal of Archaeolögical Science Vol.33, No.9, pp. 1310-1318 Misra, G. & Pavlostathis, S.G. (1997). Biodegradation kinetics of monoterpenes in liquid and soil-slurry systems. Applied Microbiology and Biotechnology Vol.47, No.5, pp. 572-577 Novriyanti, E., Aoyama, C., Watanabe, M. & Koike, T. (2010). Plant defense characteristics and hypotheses in birch species. Eurasian Journal of Forest Research, Vol.13, No. 2, (December 2010), pp. 77-85, Nozdrin, V.I., Belousova, T.A., Kinzirskiĭ, A.S., Lavrik, O.I., Zhuchkov, S.A. & Krutykh, E.G. (2004). Morphogenetic aspect of the influence of purified birch tar on skin. Morfologiia Vol.126, No.5, (May 2001), pp. 56-60 Oasmaa, A. & Meier, D. (2005). Characterisation, analysis, norms & standards. In: Bridgwater AV. Ed. Fast Pyrolysis of Biomass: A Handbook, Vol. 3, CPL Press, Newbury, UK, 2005; pp. 19-60 Ongley, E.D. (1996). Control of water pollution from agriculture - FAO irrigation and drainage paper 55, ISBN 92-5-103875-9 Available at http://www.fao.org/docrep/w2598e/w2598e00.htm#Contents Orihashi, K., Kojima,Y. & Terazawa, M. (2001). Deterrent effect of rosin and wood tar against barking by the gray-sided Vole (Clethrionnomys rufocanus bedfordiae). Journal of Forest Research. Vol.6 pp. 191-196 Shane-McWhorter, L. (2001). Biological complementary therapies: A focus on botanical products in diabetes. Diabetes Spectrum Vol. 14, No.4, pp. 196-197 Schmid, M-H. & Korting, H.C. (1996). Coal tar, pine tar and sulfonated shale oil preparations: comparative activity, efficacy and safety. Dermatology Vol.193, pp. 1-5 Tiilikkala, K. & Segerstedt, M. (Ed) (2009). Koivutisle - kasvinsuojelun uusi innovaatio. Maaja elintarviketalous Vol. 143: 129 p Tiilikkala, K., Fagernäs, L. & Tiilikkala, J. (2010) History and use of wood pyrolysis liquids as biocide and plant protection product. The Open Agriculture Journal, Vol. 4, (October 2010), pp 111-118, ISSN 1874-3315 Velmurugan, N., Chun, S.S., Han, S.S. & Lee, Y.S. (2009). Characterization of chikusaku-eki and mokusaku-eki and its inhibitory effect on sapstaining fungal growth in laboratory scale. International Journal of Environmental Science and Technology Vol. 6, No.1, pp. 13-22 Verheijen, F., Jeffery, S., Bastos, A.C., van der Velde, M. & Diafas, I. (2009). Biochar application to soils - A critical scientific review of effects on soil properties, processes and functions. European Commission, Joint Research Centre 2009. Institute for Environment and Sustainability. Available at http://www.environmental-expert.com/...id=24635&codi= 86805
                          Bitkisel ürünler |Bitkisel İlaçlar |Alternatif Tıp | Doğal Tedavi | Gökçek Şifa | Hastalıklarla İlgili Bilgiler
                          Youtube Kanalımızı Takip Edin | Facebok Sayfamızı Takip Edin

                          Yorum yap


                          • #14
                            Biochar, Mokusakueki ve Bokashi'nin Etkileri toprak besinleri, verimleri ve nitelikleri üzerine uygulama tatlı patates
                            Lei Dou1, 3, 4, Masakazu Komatsuzaki * 2, Mitsuhiro Nakagawa2
                            1 Birleşik Ziraat Bilimleri Enstitüsü, Tokyo Tarım ve Teknoloji Üniversitesi, Tokyo, Japonya * 2College of Agriculture, Ibaraki University, Ibaraki, Japan
                            3 Jinan Meslek Yüksekokulu, Çin
                            4 Shandong Tarım Bilimleri Akademisi, Çin

                            Biochar, Mokusakueki ve Bokashi'nin etkilerini gözlemlemek için iki saha deneyi yapıldı. tatlı patatesin toprak besin konsantrasyonu, verimi ve kalitesi üzerine uygulama. Sonuçlar gösterdi ki
                            farklı gübrelerin toprak pH ve EC, potasyum, magnezyum ve NO3 üzerindeki etkisi -N konsantrasyonları önemliydi ve Biochar en yüksek toprak pH ve EC, potasyum, magnezyum ve NO3 verdi
                            FS Center'daki konsantrasyonları, ancak Biochar'ın bu etkisi Mito tarım arazilerinde bulunmadı. Biochar ve Mokusakueki işlemleri, Mito tarım arazilerinde geleneksel arıtmaya göre daha yüksek verim üretti. Biochar daha yüksek sayıda tüberkül üzerinde önemli ölçüde olumlu etki gösterdi ve Mokusakueki gösterdi daha yüksek ağırlık üzerinde önemli ölçüde olumlu etki. Biochar ve Mokusakueki, daha yüksek tatlı patatesin şeker içeriği, ayrıca Biochar ve Mokusakueki'nin iyilik üzerinde olumlu etkisi olmuştur. tatlı patatesin belirgin kalitesi ve daha yüksek pazarlanabilirliği. Bu çalışmanın sonuçları şunu ortaya koydu: Biochar ve Mokusakueki, tatlı patatesin verimini, şeker içeriğini ve görünüm kalitesini artırabilir, çiftçilere daha fazla ekonomik kar getirmeye ve gıda güvenliğini artırmaya yardımcı olan organik gübre kullanmak ve nihayet sürdürülebilir mahsul üretimini teşvik etmek.

                            GİRİŞ
                            Tatlı patates üretiminin uzun bir kültürel geçmişi vardır. Ibaraki vilayeti, Japonya. Ana yerellerden biri olarak tarım ürünleri, tatlı patates verimi ise yıllarca süren devamlılıktan sonra düşüyor
                            geleneksel kimyasal gübre uygulaması. Biraz uzmanlar kimyasal gübre uygulamasının tek başına yüksek verimi sürdürmek başarılı olmamıştı çünkü uygulanan gübreye mahsulün tepkisi,
                            toprak organik maddesi (Agboola ve Omueti, 1982). İnorganik mahsulün büyümesi ve verimi. Kujira vd. (2000) şunu gözlemledi: çeltikte kök sistemi ve verimi iyileştirilmiştir. Bokashi uygulaması. Mokusakueki bir Japon terimiydi bu, piroligneöz asit anlamına geliyordu, zaten kullanılmıştı geleneksel olarak Japon halkı tarafından gübre, böcek itici ve diğer birçok işlev. Olağanüstü etki
                            piroligneöz asidin tohum çimlenmesi üzerinde yaygın olarak çeşitli şekillerde bilinir ve kullanılır. Kadota vd. (2002) piroligneöz asidin Japon armutunu iyileştirdiğini bildirdi in vitro köklenme. Seyreltik bambu sirkesinin birkaç kişide tohum çimlenmesini ve kök büyümesini teşvik edin bitki türleri (Mu ve diğerleri, 2003). Başka bir çalışma önerdi bambu sirkesinin birkaç bitki patojenik mantar türünün miselyal büyümesi (Wang ve diğerleri, 2005). Biochar bir üretimi artırmak ve sürdürmek için anahtar girdi ve aynı anda kirliliği ve bağımlılığı azaltmak gübreler (Barrow, 2012). Japonya'da Biochar, en az 1697'den beri istihdam edildi, tarımda uygulandı ve bahçecilik, canlılığı arttırmak için de dahil olmak üzere tapınakların yakınındaki antik çam ağaçları (Ogawa ve Okimori, 2010). İspanya'da Biochar, toprak verimliliğini artırmak için kullanıldı. ve bu teknik hala Hindistan ve Butan'da kullanılıyordu (Olarieta ve diğerleri, 2010). Genel olarak konuşursak, Bokashi, Mokusakueki ve Biochar, toprak verimliliği ve mahsul üretimi üzerinde olumlu etkiler birçok çalışma. Bununla birlikte, karşılaştırmalı araştırma Biochar, Mokusakueki ve Bokashi'nin toprak üzerindeki etkileri özellikler ve kırpma karakterleri çok az aldı şimdi dikkat. Bu çalışmanın amaçları şöyleydi: Biochar, Mokusakueki ve Bokashi'nin etkilerini karşılaştırın inorganik gübreli veya inorganik gübresiz toprağa uygulama katkı sağlayan besin konsantrasyonları, verimleri ve verimleri karakterleri, şeker içeriği ve görünüm kalitesi tatlı patates.

                            MALZEMELER VE YÖNTEMLER
                            Çalışma alanlarının tanımı Tatlı patates üretimi ile ilgili iki saha deneyi yapılan bu çalışmada, biri Alan Bilimi içinde yer almaktadır.
                            Merkez (FS Merkezi) (36 ° 1'48 "K enlem, boylam 140 ° 12'40 "E), Ibaraki Üniversitesi, Japonya ve bir diğeri Mito tarım arazisinde bulunur (36 ° 23'19 "K enlem, boylam 140 ° 34'37 "E), Ibaraki vilayeti, Japonya. Deney siteleri Ibaraki'de bulunuyordu valilik, Japonya'nın Kanto ovası. Çalışma alanlarının toprağı killi tınlı hümik alofan toprağı (haludandlar, haplic andosoller). Toprak pH ve EC tatlı patateste dalgalıydı kırpma mevsimi, 5.9-6.5 ve 43-243 µs cm-1 arasında değişiyordu FS Center'da ve Mito'da 5.5-6.0 ve 38-130 µs cm-1'de tarım arazisi, sırasıyla. Toplam yağış ve ortalama tatlı patates ekim mevsiminde sıcaklık 830'du FS Center'da mm ve 21,7 ć ve 887,5 mm ve 21,9 ć sırasıyla Mito tarım arazilerinde (Japonya Meteorolojik Ajans, 2011). Dokuz parsel düzenlendi ve üç işlem yapıldı (Biochar, Mokusakueki ve Bokashi) üç ile rastgele bir tam blok tasarımı FS Center'daki replikasyonlar (Şekil 1). Tatlı patates Haziran ayında ekilmiş ve Kasım 2010'da hasat edilmiştir. Mito tarım arazisinin tasarımı üç uygulamadan oluşuyordu (Biochar, Mokusakueki ve Konvansiyonel) iki replikasyonlar (Şekil 2). Mayıs ayında tatlı patates ekildi
                            ve Ekim 2010'da hasat edildi. Besin maddesi Biochar, Mokusakueki ve Bokashi konsantrasyonu Tablo 1'de gösterildi.

                            Veri toplama
                            Üst topraktan (0-5cm) toprak örnekleri, üç ardışık aşamalar: (1) Ekimden önce; (2) Ortada Büyüme aşaması; (3) hasat aşamasında. Besin konsantrasyonu Toprak örneklerinin analizi Toprak ve Bitki tarafından yapılmıştır. Klinik Analizör (SPCA-6210), FS Merkezi, Ibaraki Üniversite, Japonya. Olgunlaştırılmış tatlı patates örnekleri rekor verim, tüberkül sayısı, ağırlık, şeker içeriği ve top indeksi. Hasat edilen tatlı patates numuneler pazarlanabilir tatlı patatese (˚ 130 gr) ve pazarlanamayan (-130 gr) tatlı patates. Şeker pazarlanabilir tatlı patates içeriği iki sırayla tarihler (tatlı için 15 Kasım ve 15 Aralık 2010 FS Center'dan toplanan patates, 15 Ekim ve 15 Aralık 2010 Mito tarım arazilerinden toplanan tatlı patates için). Ağırlık ve top indeksi, görünümü değerlendirmek için kullanıldı tatlı patates ve top indeksi olarak ölçülmüştür. aşağıdaki formül: Top İndeksi = tatlı patates uzunluğu (cm) / maksimum çap tatlı patates (cm)
                            Mokusakueki Bokashi Biochar
                            Biochar Mokusakueki Bokashi
                            Bokashi Mokusakueki Biochar
                            Şekil 1. Tatlı patates ekim sezonunda FS Center tarım arazisinin yerleşim planı, 2010 Not: 1) Biochar (50L 6m-2) ve Bokashi (1kg 6m-2) Biochar tedavisi; 2) Mokusakueki (1L 6m-2) ve Bokashi (1kg Mokusakueki tedavisinde 6m-2) uygulandı; 3) sadece Bokashi (1kg 6m-2) Bokashi tedavisinde uygulandı; 4) her birinin dikim alanı arsa 4m × 1.5m idi
                            Conventional Mokusakueki Biochar
                            Conventional Mokusakueki Biochar
                            Şekil 1. Tatlı patates ekiminde Mito tarım arazisinin yerleşim planı sezon, 2010 Not: 1) Biochar, Bokashi ve kimyasal gübreler Biochar tedavisi; 2) Mokusakueki, Bokashi ve kimyasal Mokusakueki tedavisinde gübre uygulandı; 3) Bokashi ve Konvansiyonel tedavide kimyasal gübreler uygulandı; 4) kireç (200kg ha-1) ikinci gübre olarak uygulandı. replikasyon, LimeO ve lime200 kireç oranlarını gösterdi; 5) dikim Biochar, Mokusakueki ve Konvansiyonel tedavi alanları 500 m2 500 m2 ve 1000 m2 , sırasıyla.

                            toprak pH ve EC üzerindeki gübreler anlamlıydı (Tablo 2). Biochar arıtmasında gözlemlenen toprak pH'ı ve EC, Mokusakueki'den önemli ve dikkat çekici derecede yüksek ve Bokashi tedavileri. Ancak bu etkiler Mito tarım arazilerinde önemli (Şekil 3). Tablo 2 gösterdi farklı gübrelerin toprak potasyumu (K) üzerine etkilerinin olduğu, magnezyum (Mg) ve NO3 - -N konsantrasyonları önemli. Biochar ve Konvansiyonel tedaviler gösterdi en yüksek K, Mg ve NO3 İki bölgedeki -N konsantrasyonları, sırasıyla (Şekil 4). Kireç oranlarının K, Mg üzerindeki etkileri ve NO3 -N konsantrasyonları Mito'da anlamlıydı tarım arazileri ve çoğu kireç 200 arsası az ya da çok verdi kireç 0 parselinden daha yüksek toprak besin konsantrasyonları farklı gübre ve tarihlerden bağımsız olarak.

                            Verim, şeker içeriği ve görünen tatlı kalitesi Patates FS merkezinde, sonuçlar
                            Bokashi tedavisinin en yüksek verim ve Biochar arıtma üretti farklı gübrelere rağmen en yüksek tüberkül sayısı verimi ve sayısı üzerinde önemli bir etkisi olmamıştır. tüberküller. Mito tarım arazilerinde sonuçlar Biochar'ın ve Mokusakueki işlemleri, Konvansiyonel tedavi etkisi farklı olmasına rağmen tatlı patates verimi üzerine gübreler önemsizdi. The farklı gübrelerin tüberkül sayısına etkisi önemliydi ve Biochar muamelesi üretildi oldukça yüksek sayıda tüberkül. Kirecin etkisi




                            Şekil 4. Tatlı patates yetiştiriciliğinde toprak besin maddesi konsantrasyonlarındaki değişimler baharat, 2010. Farklı gübre ve hurmaların potasyum, magnezyum ve NUMARA 3 N konsantrasyonları hem FS Center'da hem de Japonya'daki Mito tarım arazisinde önemliydi.



                            lime200 parsellerdekinden daha yüksek. Tarihlerin etkisi şeker içeriği iki sitede önemliydi, çünkü sonuçlar şeker içeriğinin zamanla arttığını gösterdi ve Mokusakueki, en yüksek artışı verdi
                            iki tedavi daha. Şekil 5, farklı görünen şekillerini gösterdi. tatlı patatesler. Top indeksinin olduğu tatlı patates 1.6 ~ 4.5, bunda iyi şekilli tüberkül olarak kabul edildi çalışma, tatlı patatesler farklı boyutlara ayrıldı ağırlığa göre (Şekil 6). Sonuçlar gösterdi ki Biochar tedavisi, en yüksek top endeksini verdi farklı gübreler olmasına rağmen iki tedavi daha
                            iki sitedeki top indeksi üzerinde önemli bir etkiye sahip değildir. Mito tarım arazilerindeki sonuçlar, kirecin etkisinin top endeksi oranları önemliydi ve lime200 parselleri verdi lime0 grafiklerinden daha yüksek ortalama top indeksi. Etkisi tatlı patates ağırlığına göre farklı gübreler iki bölgede önemli ve Mokusakueki tedavisi en yüksek ağırlığı gösterdi ve Biochar tedavisi gösterdi en düşük ağırlık (Tablo 5). Kireç oranlarının etkisi olmasına rağmen tatlı patatesin ağırlığı önemsizdi, kireç0 parseller, lime200 parsellerinden daha yüksek ortalama ağırlık verdi

                            TARTIŞMA
                            Toprak besin konsantrasyonu cevabındaki değişiklikler farklı gübreler Bazı çalışmalar Biochar'ın toprak pH'ını arttırır (Moses Hensley Duku, 2011). Rodriguez et al. (2009) şeker kamışından üretilen biyokömürü kullandı toprak pH'ını 4.0-4.5'ten 6.0-6.5'e yükseltmek için küspe Kolombiya'da mısır denemesi. Sohi (2009), Biochar'ın fiziksel ve biyolojik özelliklerini iyileştirebilir su tutma kapasitesi ve toprak besin maddeleri gibi topraklar saklama. Oguntunde vd. (2004) önemli bir toprak pH'ında, elektriksel iletkenlikte artış ve topraktaki değiştirilebilir Ca, Mg, K, Na ve P odun kömürü sitesi toprakları. Bu çalışmada Biochar arıtımı daha yüksek toprak pH'ı, EC ve değiştirilebilir Ca, Mg, K gösterdi, NUMARA 3- -N ve P konsantrasyonları Mokusakueki ve FS Merkezinde Bokashi tedavileri, ancak bu etkinin Biochar, Mito tarım arazisinde bulunamadı. iki sahadaki farklı toprak özelliklerinden dolayı. İçinde ek olarak, biyokömürün mikrobiyale karşı güçlü direnci ayrışma ve dolayısıyla onun devam eden ısrarı toprak, biochar uygulamasının faydalarının uzun vadeli olabilir (Hidetoshi, 2009). FS Center'da toprak zamanla artan mevcut fosfor konsantrasyonu, tatlı patates üretiminin çok az olduğunu ima ediyordu. fosfor talebi. Daha fazla kalsiyum kaybedildi. tatlı patates yetiştiriciliğindeki toprak, besin geri dönüşümü ve çıkışı. Tatlı patates vardı nispeten düşük kalsiyum talebi. Aksine, tatlı patates üretimin yüksek potasyum talebi ve azot yaprak alanını artırarak tatlı patates verimini etkiler tatlı patates ağırlığını artıran ve böylece verim (Bourke, 1985). Bazı çalışmalar bunu bildirdi N gübre varlığında Biochar uygulaması, N gübre kullanım verimliliğini artırmak ve mahsulü artırmak verimlilik (Chan ve diğerleri, 2007; Pan ve diğerleri, 2009). Mito'da tarım arazisi, Biochar ve Mokusakueki tedavileri gösterdi düşük toprak potasyumu ve NO3 -N konsantrasyonları daha yüksek potasyum ve NO3 önerdi N alımı bitkiler ve daha yüksek verime yol açar. FS Center'da kullanım Biochar arıtmada potasyum ve nitrojenin etkinliği daha düşüktü, bu da verimin en düşük.

                            Tatlı patates özellikleri farklı gübre Biochar ve pyroligneous asidin mahsul üzerindeki etkileri
                            Bazı çalışmalarda karakterler bildirilmiştir. Hidetoshi et al. (2009), Biochar uygulamasının şu özelliklere sahip olduğunu bildirmiştir: mahsul verimliliğini artırma potansiyeli, ancak etkisi Biochar uygulaması toprak verimliliğine büyük ölçüde bağımlıydı ve gübre yönetimi. Jeffery (2011), bir genel olarak nispeten küçük (yaklaşık% 10) ancak biochar'ın istatistiksel olarak anlamlı, olumlu etkisi meta-analiz yoluyla bitki üretimi üzerine topraklara uygulama. Bununla birlikte, bu, rastgele eklenmesinin anlamına gelmiyordu. Biochar her zaman küçük bir verim artışına yol açar. Chen et al. (2007), N gübresinin yokluğunda, Biochar'ın toprağa uygulanması mahsulü artırmadı turp ekiminde verim. Uygun konsantrasyon piroligneöz asit uygulaması, mahsul verimi (Tsuzuki ve diğerleri, 1989, Zulkarami ve diğerleri, 2011). Ayrıca, piroligneöz asit uygulaması ve sera toprağında odun kömürü ile karışım artabilir sebze verimi (Hu ve diğerleri, 2011). FS Merkezinde, Biochar ve Mokusakueki tedavileri benzer miktarlar vermiştir. Bokashi tedavisinden biraz daha düşük inorganik gübre uygulaması olmadığı için. Ancak, FS Center'da gözlemlenen tatlı patates verimleri Japonya ve Ibaraki'den oldukça yüksek valilik (Tablo 6). Mito tarım arazisinde, Mokusakueki ve Biochar muameleleri, Biochar ve Mokusakueki, daha yüksek verim üzerinde olumlu etkisi oldu. inorganik gübre uygulama alanları. Biochar tedavisi iki bölgede en fazla sayıda tüberkül üretti, Biochar'ın daha büyük tüberkül sayısı. Ek olarak, yüksek kireç oranına sahip yüksek verim ve miktar üzerinde önemli ölçüde olumlu etki tüberküller. FS Center'da Biochar'da gözlenen şeker içeriği tedavi Mokusakueki ve Bokashi'den daha yüksekti tedaviler. İlk ölçüye göre,% 26.67 Mokusakueki işlemindeki örnekler düşük şekerliydi içerik (Brix ≤% 10), ardından Bokashi ve Biochar tedaviler (% 20 ve 0) ve% 6.67 ve% 6.67 Biochar ve Bokashi tedavilerinde sırasıyla örnekler yüksek şeker içeriği (Brix ≥13%) idi, Mokusakueki tedavisinde gözlendi. İkinci ölçmek, düşük şeker içeriği örnekleri tüm tedavilerde gözlemlendi ve% 38.46 örnekler Biochar muamelesinde yüksek şeker içeriği, ardından Bokashi ve Mokusakueki tedavileri (% 28.57 ve % 26.67). Mito tarım arazilerinde Biochar'da gözlenen şeker içerikleri ve Mokusakueki tedavileri önemli ölçüde daha yüksekti Konvansiyonel tedaviye göre. Benzer sonuçlar şunlardı: bazı çalışmalarda da rapor edilmiştir. Du vd. (1998b) şunu buldu: pirolijen ile odun kömürü karışımının uygulanması asit kavun meyvelerinde sakkaroz sentezini arttırmıştır. Piroligneöz asidin şeker içeriğini artırdığı bildirildi kaya kavunu ve daha yüksek şeker içeriği elde edilmiştir. % 10 ve% 20 pirolijen içeren gübre kombinasyonları asit (Zulkarami ve diğerleri, 2011). İlk ölçümüzde, hepsi Geleneksel işlemdeki numuneler düşük şekerliydi içerik, ardından Mokusakueki ve Biochar tedavileri (% 70 ve% 50) ve yüksek şeker içerikli örnekler tüm tedavilerde gözlenmedi. İkinci düşük şeker içeriği örnekleri olmasına rağmen ölçün gözlenmedi, yüksek şeker içerikli numuneler sadece Biochar muamelesinde gözlenmiştir (% 25). Şeker içeriği FS Center'da gözlenen Mito'dakinden daha yüksekti tarım arazisi, farklı topraklarla açıklanabilir iki sitede özellikleri ve kireç uygulaması. The sonuçlar ayrıca Biochar tedavisinin üretildiğini de ortaya koydu. daha fazla sayıda yüksek şeker içerikli tatlı patates ve Biochar ve Mokusakueki tedavileri daha yüksek gösterdi her ikisinde de ikinci ölçüdeki şeker içeriği Siteler. Top İndeksi ve ağırlık Bu çalışmada tatlı patatesin görünen kalitesi. En yüksek top iki bölgede Biochar arıtımında indeks gözlendi, bu sonuç, Biochar'ın tüberkül uzunluğu. Du vd., 1998a), tatlı patatesin uzunluğu ve kuru ağırlığı, bir piroligneöz asit çözeltisine batırmak, bununla birlikte, top Mokusakueki tedavisinde gözlenen indeks, çalışmamız, daha büyük çaptan kaynaklanıyor olabilir tüberkül. Lime200 parsellerinde gözlenen top indeksi lime0 parsellerindekinden önemli ölçüde daha yüksektir. Yüksek kireç oranı tüberkül uzunluğu üzerinde anlamlı olumlu etkisi vardı, tatlı patatesin görünen kalitesini etkileyen bir dereceye kadar. FS Center'da Biochar arıtma üretildi en çok sayıda iyi şekilli tüberkül (75.98 bin ha-1) Mokusakueki ve Bokashi tedavilerinden (70.21 ve 72.30 bin ha-1). Mito çiftliğinde, Biochar ve Mokusakueki tedavileri daha fazla sayıda ürün üretti şekillendirme tüberkülleri (83.68 ve 71.40 bin ha-1) Geleneksel tedavi (59.96 bin ha-1). Zulkarami vd. (2011) piroligneöz asidin uygulama kaya kavunun ağırlığını 37,3 artırdı sırasıyla% 10 ve% 20 uygulama ile% 27,5 kontrol ile karşılaştırıldığında. Mokusakueki çalışmamızda da tatlı ağırlığını artırmanın benzer etkisini gösterdi tatlıya da uygun olan patates Du ve diğerleri tarafından yürütülen patates çalışması, 1998a). En yüksek Mokusakueki tedavisinde ikisinde ağırlık gözlendi Mokusakueki'nin pozitif olduğunu öne süren siteler daha yüksek ağırlıktaki tatlı patates üzerindeki etkisi. Biochar tedavisi en çok S ve M tatlı patates üretti ve Mokusakueki tedavisi en çok L ve FS Center'da 2L tatlı patates. Biochar tedavisi en çok S tatlı patates üretti ve Mokusakueki tedavisi en çok M üretti Mito Farmland'daki tatlı patatesler. Gözlenen ağırlıklar FS Center'da Mito tarım arazilerindekinden daha ağırdı, farklı kireç uygulamasından kaynaklanıyor olabilir ve yüksek kireç oranı yüksek ağırlık üzerinde olumsuz etki göstermiştir. İçinde Ayrıca tatlı patatesin ağırlığının 130 ~ 700g olduğunu, bu konuda daha yüksek pazarlanabilirliğe sahip olarak kabul edildi çalışma ve sonuçlar Biochar ve Mokusakueki'nin muameleler daha fazla satılabilir tatlı üretti patatesler her iki bölgede de.

                            SONUÇ
                            Biochar muamelesi toprak üzerinde önemli etki verdi FS Center'daki özellikler, ancak Biochar'ın bu etkisi Mito tarım arazilerinde gözlemlenmiştir. Ancak, sadece üst toprak besin maddesi konsantrasyon, deneysel sitelerde analiz edildi. gözlem dönemi bir ekin sezonuydu, bu nedenle Bu çalışmada toprak özelliklerinin analizi bazı sınırlamalara sahipti. Bu çalışmanın sonuçları Biochar'ın daha fazla sayıda tüberkül üzerinde önemli ölçüde olumlu etki; Mokusakueki, daha yüksek şeker ağırlığı üzerinde olumlu etkiye sahipti. Patates. Ayrıca Biochar ve Mokusakueki birleştiriyor inorganik gübrelerle verimi artırabilir, şeker tatlı patatesin içeriği ve görünen kalitesi, çiftçilere daha fazla ekonomik kar getir, gıdayı iyileştir inorganik gübre uygulamasını azaltarak güvenlik ve sürdürülebilir kalkınmanın teşvik edilmesine yardımcı olur.
                            Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 08 Mayıs 2021, 11:12 ) değiştirilmiştir.

                            Yorum yap


                            • #15
                              TEDAVİ EDİLEN OKSİSOLDE KİMYASAL DEĞİŞİKLİKLER PİROLİJİNÖZ ASiT
                              Alterações químicas em um latossolo tratado com extrato pirolenhoso Aluísio Hideki Togoro1 , Juliana Aparecida dos Santos da Silva1 , Jairo Osvaldo Cazetta2

                              ÖZ
                              Odun kömürü üretiminin bir yan ürünü olan piroligneöz asit (PA) kullanımı, tarımda uygulanan eski bir uygulamadır. toprak ve bitki zararlılarını ve hastalıklarını kontrol eder. Bununla birlikte, bu ürünün neden olabileceği kimyasal değişiklikler hakkında çok az şey bilinmektedir. işlenmiş toprak. Bu nedenle, mevcut çalışma, PA konsantrasyonlarının toprak iyonlarının hareketi üzerindeki etkisini değerlendirmeyi ve mümkün olanı doğrulamayı amaçlamaktadır. toprak kimyasal özellikleri değişir. Ayrılabilir kolonlar Oxisol ile dolduruldu ve 5 PA konsantrasyonunun (0, 1, 2, 4, 8% v / v), ardından toprağın toplam gözenek hacminin 1,5 katına tekabül eden miktarda su sızması ve dört derinlikte toprak (0-10, 10-20, 20-30, 30-40cm) ve sızıntı suyu. % 2'ye (v / v) varan konsantrasyonlarda piroligneöz asit kullanımı 0-20 cm zemin tabakasında k, Mg, baz doygunluk ve toplam katyon değişim kapasitesinde sadece hafif bir düşüşe neden olur. Uygulama
                              % 4 (v / v) ve% 8 (v / v) piroligneöz asit, potansiyel asitlikte ciddi artışa ve pH bazında düşüşe neden olur. 0-20 cm toprak tabakasında doygunluk, toplam katyon değişim kapasitesi ve Ca konsantrasyonu. P ve K konsantrasyonu azalır 0-20 cm toprak tabakasında toprak yüzeyine uygulanan piroligneöz asit çözeltisinin konsantrasyonunu% 1'den% 8'e çıkararak. Tarafından
                              toprakta uygulanan PA konsantrasyonunun artması, asitlik, organik madde, P, K, Ca ve Mg'da artış ve sızıntı suyundaki sülfat.

                              Dizin terimleri: Toprak verimliliği, süzdürme, odun sirkesi.
                              ÖZ
                              Odun kömürü imalatından elde edilen gazların yoğunlaştırılmasıyla elde edilen bir ürün olan pirolenhoso özütünün (PA) kullanımı, toprak ve bitki zararlılarını ve hastalıklarını kontrol etmek için tarımda uygulanan eski bir uygulamadır. Ancak çok az şey biliniyor Bu ürünün işlenmiş toprakta neden olabileceği kimyasal değişiklikler hakkında. Böylece, bu çalışma etkisini incelemeyi amaçladı. Toprak profilindeki iyonların hareketinde PA uygulaması ve kimyasal özelliklerinde değişiklikler. Daraltılabilir sütunlar Oxisol ile doldurulmuş ve 5 konsantrasyon PA (0, 1, 2, 4 ve% 8 v / v) uygulamasına ve ardından infiltrasyona tabi tutulmuştur. gözeneklerin hacminin 1,5 katına eşit su ve ardından 4 derinlikli toprak (0-10, 10-20, 20-30, 30-40 cm) ve sızıntı suyu. % 4 (v / v) ve% 8 (v / v) PA uygulamasının potansiyel asitlikte bir artışa neden olduğu bulundu, pH, baz doygunluğu, toplam katyon değişim kapasitesi ve Ca konsantrasyonundaki düşüşün yanı sıra
                              Yerden 0-20 cm. PA konsantrasyonu% 1'den% 8'e çıktıkça 0-20 cm'lik tabakada P ve K konsantrasyonu azalır. toprağa uygulanır. Toprağa uygulanan PA konsantrasyonu artırılırken asitlik, organik madde, P, K, Ca ve Mg ve sızıntı suyundaki sülfatın indirgenmesi.

                              GİRİŞ
                              Çevreyle ilgili artan küresel endişe nedeniyle kullanımdan kaynaklanan toprak ve su kirliliği riskleri sentetik tarımsal kaynakların piroligneöz asitin endüstriyel üretimi, kullanımı ve ticareti (PA), bitki ve toprak muameleleri için önceden yapılandırılmıştır. (Alves ve diğerleri, 2007; Steiner ve diğerleri, 2008; Chalermsan; Peerapan, 2009; Schnitzer ve diğerleri, 2010; Zulkarami ve diğerleri, 2011; Pedro vd. 2012; Rheinheimer ve diğerleri, 2012), diğer kullanımların yanı sıra (Tiilikkala ve diğerleri, 2010; Dariot ve diğerleri, 2013PA'nın çok asitli olduğu düşünüldüğünde, esas olarak asetik asitin varlığı ve bir dizi içeren diğer organik maddelerden (Souza ve diğerleri, 2012), bir yer değiştirme etkisine sahip olabilir toprak değişim kompleksinden iyonlar (Jones, 1998;
                              Andrade ve diğerleri, 2003). Bunun avantajı olacaktır bazı besin mevcudiyetini iyileştirmek, ancak dezavantajı yer değiştirme ve olası sızıntıyı artırmak toprak profili yoluyla maddelerin. Bu nedenle çalışmalar Bu tür bir ürünün kullanımının etkisi hakkında tarımsal ve çevresel önemi büyük, ve kesinlikle doğru ve doğru olanı desteklemek için gerekli kimyasalların güvenli uygulaması (sentetik veya alternatif tarımsal malzemeler) toprakta (Raimundo et al., 2009; Vasconcelos ve diğerleri, 2013). Ancak yok PA'nın toprak üzerindeki etkisi hakkında bilimsel bilgi toprakta kimyasal özellikler, verimlilik, iyon hareketi profil ve süzme. Maddelerin toprak profilindeki hareketi ve olası sızıntı birkaç faktöre bağlıdır. bunlardaki iyonların ve diğer maddelerin konsantrasyonu toprak çözeltisi, toprak adsorpsiyon kapasitesi, pH (Qafoku et al., 2000), yük değişim kompleksi türü ve gözeneklilik (Shiptalo ve diğerleri, 2000; Casagrande ve diğerleri, 2003). Ayrıca iyon hareket ve sızıntı oluşumu, yoğun yağmur koşulları veya aşırı sulama koşulları, ve toprağa su sızması (Padilla ve diğerleri, 1999). Böyle toprağa maruz kalan bölgelerde koşullar çok yaygındır sık sık toprak işleme, gübreleme ve sulamaya bahçecilik amaçlı kullanılır. Ayrıca, altındaki topraklar bahçecilik faaliyeti genellikle önlemek için tedavi gerektirir veya Pyroligneous kullanımının olduğu zararlıları ve hastalıkları kontrol edin asit, hala yeterli bilgi olmadan önceden yapılandırılmıştır güvenli bir şekilde yapılacak. Maddelerin davranışı üzerine yapılan çalışma bozulmamış topraklarda ideal olarak gerçek altında geliştirilmelidir saha koşullarında, böyle bir durumda araştırma çok zordur, çeşitli çevresel değişkenlere tabidir, pahalı olmasının yanı sıra (Melo e Curi, 2012; Vasconcelos et al. al., 2013). Ayrıca, bahçecilik toprakları genellikle çok yoğun ekim nedeniyle rahatsız. Böylece toprak kolonları iyi bir araç ve ölçüm için bir alternatif olarak kabul edilir bozulmuş toprak örneklerinde madde taşınması, göç ve kontrol altında gözenekli ortamdan sızma koşullar (Shackelford, 1995; Qafoku ve diğerleri, 2000). Yukarıda belirtilenler dikkate alındığında, hareketi incelemek amacıyla bu çalışmayı idealleştirdi toprak profilindeki iyon sayısı, toprak verimliliğindeki değişiklikler ve bir bahçecilik toprağında olası sızıntı piroligneöz asit, ardından su sızması.


                              ARAÇ VE YÖNTEMLER
                              Bu çalışma, Teknolojide gerçekleştirildi Ziraat ve Hayvan Fakültesi Bölümü Bilimler (FCAV / UNESP), Jaboticabal, SP, Brezilya. Tahlil, bölünmüş bir arsa deneyinden oluşuyordu. faktöriyel 5x4 kombinasyonu, yani beş ana tedavi (% 0, 1, 2, 4 ve% 8 v / v'de PA uygulaması zemin sütunları) ve dört zemin katmanı (derinlik) değerlendirme ikincil işlemler olarak (0-10, 10-20, 20-30 ve 30-40 cm). Bu 20 tedavi, üç tekrarlar, toplam 60 deneysel ünite. Her ana işlem, 40'lık bir sütundan oluşuyordu. cm yüksekliğinde ve 15 cm çapında, dört PVC'den (polivinil
                              üst üste klorür) halkaları (10 cm yüksekliğinde). Yüzükler silikon yapıştırıcı ile birbirine tutturulmuş, tamamlanmış 4,5 cm genişliğinde bir yapışkan bant ile dışarıdan sabitleyerek. The
                              kolon iç duvarı sabit bir kum tabakası ile kaplanmıştır Tercihli su hareketini önlemek için PVC yapıştırıcı kullanarak. Kolondan toprak kaybını önlemek için ek bir PVC halka sütun üstüne yerleştirildi. Ayrıca delikli bir tabak, ve alt kısmına bir polietilen kumaş yerleştirildi. toprağa destek ve toprak kaybını önlemek için kolon. Dolduktan sonra toprağa bağlı olarak kolon bir huniye monte edildi. bir PVC tüp ile liachate toplama şişesi. Sütunları doldurmak için kullanılan toprak killiydi 226 g kg-1 kum, 223 g kg-1 silt ve 551 g kg-1 kil, aşağıdaki endikasyonlara göre belirlenir Embrapa (1997). Orijinal toprak verimliliği (belirlenmiş RAIJ ve ark., 2001'e göre) özellikler şunlardı: pH 5.5 (CaCl2 , 17 g dm-3 organik madde (OM), 132 mg dm-3
                              P (reçine), 3 mmolc
                              dm-3 K, 37 mmolc
                              dm-3 Ca, 22 mmolc
                              dm-3 Mg, 20 mmolc
                              dm-3 H + Al, 82 mmolc
                              dm-3 toplam iyon
                              değişim kapasitesi (T),% 76 Temel doygunluk (BS), 0,2 mg dm-3 B, 11 mg dm-3 Cu, 10 mg dm-3 Fe, 18 mg dm-3 Mn, 2 mg dm-3 Zn, 2 mg dm-3 S-SO4 2-. Toprak havayla kurutuldu, elendi (2 mm) ve sütunlara aktarılır. Her sütun 40'a kadar dolduruldu cm (7.068 dm3'e karşılık gelir) ). Tek tip bir dolgu için, sütunlar, düşmelerine izin verilerek hafifçe sıkıştırıldı dikey olarak 5 cm yükseklikten üç kez. Toplam kolon gözenek hacmi (3.954 dm3 ) oldu toplam toprak gözenekliliğinden (% 55.94) ve sütun hacmi (7.068 dm3 ). Toplam gözeneklilik elde edildi partikül yoğunluğu (2.86 g cm-3) ve toprak yoğunluğu (1.26 g cm-3), Embrapa (1997) 'nin belirtilerini takiben. Kullanılan PA, PiroQualis® (AGRISA Ltda: Okaliptüs ağacından üretilen Candido Mota-SP),
                              hangi kimyasal özellikler şunlardı: pH 2.9; 21.04 g dm-3 Organik madde; 0,04 g dm-3 N; 0.6 mg dm-3 P; 11.5 mg dm-3 Ca; 25.0 mg dm-3 Mg; 5.4 mg dm-3 S; 343,2 mg dm-3 Fe; 1.1 mg dm-3 Mn; 2.7 mg dm-3 Zn; <0.1 mg dm-3 K; mg dm-3 Cu. PH potansiyometri ile belirlendi, Titrasyon ile OM ve orijinalinde Kjeldhal yöntemleriyle N özüm. Tam nitrik-perklorik asit sindiriminden sonra,
                              P, vanadat-molibdat spektrometresi ile belirlendi, S bulanıklığa göre ve diğer elementler atomik absorpsiyona göre spektrometri (Embrapa, 2009). Çözümler uygulandı. bir miktar toprak yüzeyinde ilgili işlemlerhesaplanan toplam gözenek hacminin% 80'ine denktir. Sulama veya yağmuru simüle etmek ve garanti etmek için toplama ve analizi mümkün kılmak için süzülme Sızıntı suyu, deiyonize su, 1.5 katına tekabül eden miktarda toprak sütunu toplam gözenek hacmi, tedavilerin uygulanmasından 24 saat sonra. Sızıntı suyu hacmi, pH ve elektriksel iletkenlik eklenen ve süzülen sıvının (sızıntı suyu)% 'si ölçüldü, ve sonra kimyasal analize gönderilir (Embrapa, 2009), Whatman n.1 filtre kağıdından süzüldükten sonra, organik madde (OM), P, K, Ca, Mg ve S SO4'ü belirleyin -2. Su süzülmesini durdurduktan sonra, sütunlar demonte edildi ve her derinlikten (halka) toprak çıkarıldı ve kimyasal (doğurganlık) analize tabi tutuldu Raij ve ark. (2001)

                              Veriler, varyans analizine tabi tutuldu. F testi. PA'yı incelemek için regresyon analizi kullanıldı konsantrasyonların, içinde belirlenen değişkenler üzerindeki etkileri sızıntı suyu ve Tukey testi (% 5)
                              Toprak derinlikleri ve PA konsantrasyonları arasındaki ortalamaları karşılaştırın. Yazılım kullanılarak istatistiksel analiz geliştirilmiştir Agrostat (Barbosa; Maldonado Junior, 2010).

                              SONUÇLAR VE TARTIŞMA
                              Artan toprak pH'ında kademeli düşüş 0-20 cm derinlikte PA konsantrasyonları gözlendi % 4 ve% 8 PA uygulamasında toprak katmanlarında iken 20-30 cm ve 30-40 cm pH buna benzer kaldı tedavilerden önce (Tablo 1). 0 ila 40 cm derinlik, toplamda 1.1 birim pH varyasyonu tespit edildi. % 8 PA tedavisi. Üst kısımda toprak pH'ının düşmesi katmanlar, piroligne özütün asitliğine atfedilir (Souza ve diğerleri, 2012) ve bazların diğerlerine sızması katmanlar (Tablo 2) toprak asitliğine katkıda bulunmuş olabilir artan (Raij, 2011). Tüm PA'daki organik madde konsantrasyonu
                              işlemler ve incelenen tüm toprak katmanları benzer kaldı (P> 0.05) tedaviyi kontrol etmek için (Tablo 1). Öyle görünse de o sülfat (S-SO4 -2) üst katmanlardaki veriler daha düşük olma eğilimindeydi % 4'te% 8 PA tedavilerinde, muhtemelen düşük orjinal konsantrasyonlar ve nispeten yüksek veri varyans katsayısı (% 10.4), fark doğrulanamadı (Tablo 1). Önemli (P> 0.05) fark gözlenmedi PA konsantrasyonu ile işlenmiş toprak profilindeki P içeriği için 0'dan (kontrol)% 2 h / h'ye. Ancak azalma oldu % 4 PA ile işlenmiş 0-10 cm toprak tabakasında. Ayrıca bir üst katmanlarda azalma tespit edildi (0-10 cm ve 10-20 cm) ve toprağın alt çalışılan katmanlarında bir artış % 8 PA uygulamasına tabi tutulmuştur (Tablo 1). Yüksek kil, demir oksit ve alüminyum oksit içerikli topraklar, fosfor (Basso ve diğerleri, 2005). Böylece killi Oxisol'de Bu araştırmada kullanıldığında, P'nin zayıf bir hareketi bekleniyordu su infiltrasyonu gerçekleştirildiğinde kontrol muamelesinde. Ancak tedavide açıkça görülen değişiklikler% 8 PA, P'nin üstten çekildiğini ve taşındığını gösterir diğer toprak katmanlarına (Tablo 1). Bu gerçekleşmiş olabilir,
                              bir kez, konsantrasyonu artırmanın organik asitler (organik asit ve P arasındaki molar oran) toprak tarafından fosfat adsorpsiyonunda azalmaya neden olur organik asitler ve kil için P arasındaki rekabet yoluyla adsorpsiyon siteleri (Andrade ve diğerleri, 2003; Guppy ve diğerleri, 2005). Başka bir hipotez, organik asitlerin kristalin veya zayıf Fe ve Al yapısının çözünmesi
                              kristalize mineraller ve çözünür ile kompleksler oluşturur topraktaki metal katyonlar, fosfat yüzeyini azaltır toprakta adsorpsiyon (Jones, 1998; Andrade ve diğerleri, 2003; Guppy ve diğerleri, 2005). Bu dağılma hipotezi Nispeten yüksek asitin neden olduğu Fe ve Al oksitlerin bir kısmı PA% 4 ve% 8 konsantrasyonları dikkate alınmalıdır çünkü oksitlerin çözünmesi önemli
                              kil yüzeyindeki rahatsızlık, ne açıklayabilir ki toplam katyon değişim kapasitesindeki (T) değişiklikler, esas olarak işlenmiş toprağın üst katmanlarında gözlenir (Tablo 2), normal koşullar altında çok nadir görülen şey. K, Ca ve Mg'da azalma oldu 0-20 cm tabakadaki konsantrasyon arttığında PA konsantrasyonu. Ancak hiçbir fark gözlenmedi 30-40 cm tabakada K ve Mg ve 20-30 cm tabakada Ca için cm katman (Tablo 2).

                              Ca'nın toprak profilindeki hareketi
                              PA konsantrasyonları% 1 olan tedavilerde anlamlı ve PA% 1 içinde% 2 ve Mg. Ayrıca, hiçbir fark gözlenmedi kontrol tedavisi için. Bu nedenle, ÖA'nın özellikle yüksek konsantrasyonlarda (% 4 ve% 8) uygulama, bu besin konsantrasyonunun düşmesinden sorumluydu toprak yüzeysel katmanlarında (Tablo 2). Katkıda bulunan önemli bir faktör katyonların süzülmesi, toprak asitliğinin artması nedeniyle PA uygulaması, özellikle yüzeysel K'da daha büyük bir azalma olduğu katman (0-20 cm), Ca ve Mg konsantrasyonları (Tablo 2). Bu olumlu Raij (2011) raporları tarafından desteklenmektedir. Asitlik, toprak sızıntısı nedeniyle katyon kayıplarına neden olur. Bu varsayım aynı zamanda temel doygunluk değerleri (% BS) aynı izleme eğilimindeydi toprak pH değişimleri için eğilim gözlemlendi (Tablo 1 ve 2). PH ve BS (%) arasında gözlemlenen bu tür ilişkiler beklenen, BS (%) toplam katyonun bir kısmını ifade ettiğinden bunun yerine Ca, Mg ve K tarafından işgal edilen değişim kapasitesi (T) H + Al (RAIJ, 2011). Toprakta önemli (P <0.01) artış gözlendi PA işlemine bağlı potansiyel asitlik (H + Al) (Tablo 2). % 4 ve% 8 PA uygulaması daha yüksek toprakla sonuçlandı 0-10 ve 10-20 cm'de potansiyel asitlik (H + Al) (Tablo 2). % 8 PA uygulanan tedavide, ortalama H + Al değerleri 39.33'ten 19.33'e düşürüldü. mmolc dm-3, 0 ila 40 cm derinlikler arasında değişen ve a pH ve BS (%) için paralel indirgeme elde edildi. Ayrıca, 0-10 ve 10-20 cm'de H + Al için artış gözlendi (Tablo 2). Bu, asitliğin (H +) PA uygulamaları, değiştirilebilir üsler ve sonuç olarak bu üslerin kaybına yol açtı su süzülmesi sırasında. Toprağın yanı sıra sızıntı suyu da (süzülme) belirlenmiş ve kimyasal analiz edilmiştir. Ortalama hacim
                              kurtarıldı (5,76 dm3 ) toplamın% 96'sına karşılık geldi sütun üstüne uygulanan miktar ve fark (P> 0.05) Sızıntı suyu hacimleri için muameleler arasında gözlenmiştir. Sızıntı suyu pH değerleri 7,15 ile PA'yı artırarak doğrusal bir düşüş gösteren 6.08 konsantrasyon (Şekil 1A). Bu düşüş bekleniyordu PA yüksek asit konsantrasyonu içerdiğinde (SOUZA et al., 2012). Bununla birlikte, sürekli çizgiyi karşılaştırmak Şekil 1A'daki noktalı çizgi, sızıntı sularının pH, eklenen solüsyonlardan çok daha yüksekti, seyreltme ile ne açıklanabilir (sudan sulamayı simüle ederek sütun üstüne uygulanır. olası sızıntıyı gözlemleyin) ve organik asit emilimini gözlemleyin toprak tarafından.



                              Elektriksel iletkenlik (EC), çözeltideki elektrolit konsantrasyonu (AMARAL vd., 2004) ve önemli bir (P <0.05) artış PA'daki artışla EC ortalamaları gözlendi sızıntı suyundaki konsantrasyon (Şekil 1B). Bir kere Toprakta uygulanan EC of PA çözümleri çok sızıntı suyu EC'sinden daha düşük (Şekil 1B, noktalı çizgi ile sürekli çizgi), açıkça görülüyor ki Sızıntı suyundaki artış EC, gelen iyonlardan kaynaklanıyordu topraktan. OM değerlerinde artış oldu PA konsantrasyonunun artmasının bir fonksiyonu olarak sızıntı suyu toprağa uygulanan (Şekil 1C, sürekli çizgi), ne
                              toprağın üstüne uygulanan miktardan daha düşüktü Uygulanan PA hacimleri ve OM değerleri dikkate alınarak içerik (Şekil 1C, noktalı çizgi). Miktarı bölüyorsa Arıtmanın sızıntı suyunda OM'nin% 8'i PA (4,38 g) sızıntı suyu hacmi (5,76 dm3 ) elde edilir 0.76 g dm3 konsantrasyonu Sızıntı suyunda OM. Orijinal% 8 (v / v) PA'nın 1,68 g dm3 (21 g dm3'ün% 8'i orijinal PA'da),
                              büyük bir kısmını (yaklaşık% 54'ü) doğrulamak mümkün PA yoluyla eklenen OM toprak tarafından absorbe edildi, aynı uzantıda da ne oldu diğer tedaviler. Muhtemelen OM sızıntısı PA eklemesinden gelen girdiyle telafi edilir, toprak OM konsantrasyonunun neden açıklanmasına ne yardımcı olabilir? değişmeden kaldı (Tablo 1). PA kimyasal bileşimi ve her tedavide eklenen miktarlar, hesaplandı PA'dan gelen toplam P, K, Ca, Mg ve S girdileri. O S haricinde, KA katkılarının önemsiz (Şekil 1'deki noktalı çizgiler). Çok az miktarda P gözlendi süzülmüş ve muameleler arasında küçük farklılıklar (Şekil 1D). Sızıntı suyundaki düşük P değerleri de gözlendi Luchese ve ark. (2008), ne atfedildi tipik olarak içinde bulunan killer üzerinde güçlü fosfat sorpsiyonu
                              bunun gibi oksisoller bu araştırmada kullanıldı. Rağmen düşük P liç, yükselme eğilimi olduğu doğrulandı PA konsantrasyonunu artırarak değerlerin (Şekil 1D). Normal toprak koşullarında daha yüksek P adsorpsiyonu pH düşüşü ile bekleniyordu (CASAGRANDE et al al., 2003) ve sonuç olarak daha düşük P liçi. The bu çalışmada gözlenen zıt eğilim (Şekil 1D) % 4'ün üzerindeki PA konsantrasyonlarının bunlardan farklı indüklenmiş toprak kimyasal değişiklikleri genellikle karbonatlar kullanılarak değişen pH değerlerinde gözlenir uygulama. Uygulanan PA konsantrasyonu ne kadar yüksekse, daha yüksek K, Ca ve Mg miktarı sızıntı suyu (Şekil 1E, 1F, 1G). Bu PA'nın indüklediğini gösterir. katyonların toprakta aşağı doğru hareketi. Böylece, yüksek PA konsantrasyonlarının uygulanması ve sonraki sulama üstten besin kaybına neden olabilir 40 cm'den daha derin toprak katmanlarına (Tablo 2). İçindeki toplam değerleri hesaba katarak PA 8% ile arıtmada sızıntı suyu, Ca daha yüksek kayıplı besin (kolon başına 1362 mg), ardından K (kolon başına 441 mg) ve Mg (244 mg sütun başına). Mevcut toplam miktarın hesaplanması
                              (doğurganlık analizi ile mmolc dm-3 olarak tespit edildi ve mg dm-3'e ve sütun başına mg) toprak, her kolon 5240 mg Ca, 1187 mg içeriyordu Mg ve 827 mg K. (ihmal edilebilir) girdinin indirgenmesi 3,2 dm3'ten geliyor % 8 PA (2.8 mg Ca, 6.4 mg Mg ve 0 mg K), bulunan Ca, Mg ve K miktarı sızıntı suyunun% 26,% 20 ve% 53'e karşılık geldiği, sırasıyla topraktaki bu iyonların. K olmasına rağmen toprakta daha düşük konsantrasyonda, Ca ile karşılaştırıldığında daha büyük oranda süzülür ve Mg. Bu muhtemelen daha düşük K kapasitesi nedeniyle meydana geldi Ca ve Mg ile karşılaştırıldığında kompleksler oluşturmak için, ve serbest iyon formunda sürüklenmek daha kolaydır sızma çözümü. Toprakta herhangi bir farklılık doğrulanmamış olmasına rağmen,
                              süzülen sülfat miktarı, PA konsantrasyonu (Şekil 1H, sürekli çizgi), ancak PA ilaveleri ile artan sülfat girişi meydana geldi (Şekil 1H, noktalı çizgi). Bu sonuç önceki ile uyumludur
                              raporunda (CASAGRANDE ve diğerleri, 2003) sülfatın Topraktaki adsorpsiyon azaltılarak artırılma eğilimindeydi. pH değeri ve dolayısıyla daha düşük bir sülfat özütleme beklenen

                              SONUÇLAR
                              Yüksek konsantrasyonlarda piroligneöz asit kullanımı % 2'ye kadar (h / h) k, Mg, bazda sadece hafif bir düşüşe neden olur 0-20'de doygunluk ve toplam katyon değişim kapasitesi cm toprak tabakası. % 4 (v / v) ve% 8 (v / v) uygulaması piroligneöz asit potansiyelde ciddi artışa neden olur asitlik ve pH düşüşü, temel doygunluk, toplam katyon değişim kapasitesi ve Ca konsantrasyonu 0-20 cm toprak tabakası. 0-20 cm'de P ve K konsantrasyonu azalır Konsantrasyonu% 1'den% 8'e yükselterek toprak tabakası toprak yüzeyine uygulanan piroligneöz asit çözeltisi. Uygulanan PA konsantrasyonunu artırarak toprak, asitlik artışı, organik madde, P, K, Ca, ve Mg ve sızıntı suyundaki sülfat azalması
                              Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 08 Mayıs 2021, 12:39 ) değiştirilmiştir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X