Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

ORMUS ÇNK, Ormus Çinko, Çinko eksikliği

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • ORMUS ÇNK, Ormus Çinko, Çinko eksikliği

    Çinkonun faydaları nelerdir? Eksikliği ve çinko içeren besinler

    Çinko, insan sağlığı için çok faydalı bir mineraldir. Metabolizma, sindirim ve sinir sistemini yöneten 300’den fazla enzimin etkiler. Çocukluk, ergenlik ve gebelik döneminde gelişmeyi destekleyen minerallerin başında gelir. Ayrıca bağışıklık sistemini destekler, cilt sağlığı, DNA sentezi ve protein üretimi için gereklidir. Çinko eksikliği boy kısalığı, tat ve koku alma duyularında sorunlar oluşmasına neden olur. İnsan vücudu çinkoyu depolayamadığı için ihtiyaç duyulan miktarın düzenli olarak alınması gerekir. Çinko seviyesinin korunması için erişkinlerin günde ortalama 8 ile 11 mg arasında alması gerekir.

    İçindekilerÇinko nedir?

    Çinko, insan sağlığı için oldukça faydalı bir elementtir, bu nedenle düzenli alınması önerilir. Çinko içeren besinler arasında kırmızı et, deniz ürünleri, kuruyemiş, ıspanak, mantar, bamya ve yeşil mercimek bulunmaktadır. Soğuk algınlığına karşı koruyucudur. Bu nedenle pek çok vitamin ve pastil içerisinde kullanılır. Kışın yeterli çinko almak soğuk algınlığına karşı çok iyi korur.

    Ayrıca, grip, nezle ve soğuk algınlığı geçirilenlerin hastalıklarının ilk günlerinde çinko takviyesi alması durumunda hastalık şiddetinin ve süresinin azaldığı kanıtlanmıştır. Çinko hangi hastalıklara iyi gelir?

    Makula Dejenerasyonu (Sarı Nokta)

    Halk arasında sarı nokta olarak bilinen makula dejenerasyonu, görme kaybına neden olan önemli bir hastalıktır. Genetik yatkınlık, sigara ve sağlıksız beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalığın en önemli nedenlerinden biri de çinko eksikliğidir.

    Ergenlik ve sonrasında vücudun ihtiyacı olan çinkonun karşılanmaması, zaman içerisinde görme kaybına yol açabilmektedir. Gözün görme fonksiyonunun sağlıklı olarak devam etmesi için sağlıklı beslenme ve çinko alımı büyük bir öneme sahiptir. Kronik yorgunluk

    Kişinin kendini sürekli olarak yorgun ve halsiz hissetmesi çoğu zaman çalışma koşulları ve uyku düzensizlikleri ile bağdaştırılır. Ancak vücudun kendini yorgun hissetmesi, kimi zaman gerekli besin maddelerinin yeterince alınmaması nedeniyle de olabilir.

    Bu minerallerin en önemlisi ise çinkodur ve vücuttaki değerleri düştüğünde kronik yorgunluğa neden olabilir. Vücut için enerji ve zindelik kazandıran çinkonun, gerekli olan günlük miktarının alınması çok önemlidir. Bağışıklık sistemini güçlendirir

    Çinkonun eksikliği bağışıklık sistemini çok olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durum immün sistemin vücudu yabancı ve zararlı etkenlerden korumasını engellemekte ve kişinin daha kolay hastalanmasına neden olmaktadır. Vücudun hastalıklara ve mikroplara karşı korunması için bu sistemin düzenli olarak çalışması şarttır. Hafif ve orta dereceli eksik ise makrofaj ve nötrofil işlemleri üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

    Makrofaj ve nötrofil, bağışıklığın korunması için çalışan sistemler olarak vücudu korumaktadır. Hastalıklardan korunmak için düzenli olarak çinko içeren besinler tüketmek, eğer doğal olarak alınamıyorsa takviye olarak tüketilmesi önerilmektedir. Yara iyileşmesini hızlandırır

    Cilt ve mukoza zarlarının korunmasında etkin bir rol alır. Kronik hastalıkları olan kişiler, düşük çinko seviyesine sahiptir. Bu kişilerde hastalıklara bağlı oluşan yaralar da çinko eksikliği nedeni ile daha hızlı gelişir. Yara iyileşmesinihızlandırdığı için yara tedavisine destek için takviye olarak önerilir. İshalden korunmayı sağlar

    Çinko eksikliği, çocuklarda ishal problemine neden olan enfeksiyonların artmasına neden olabilmektedir. Bağışıklık sistemini oluşturan fonksiyonların, çinkonun eksikliği ile azalması, özellikle çocuklarda ishale yol açmaktadır.

    Yapılan çalışmalar, bu eksikliğe bağlı olarak gelişen ishalin Güneydoğu Asya, Hindistan, Afrika ve Güney Amerika’da oldukça yaygın olduğu ve çocuk ölümlerine neden olduğunu göstermiştir. Bu nedenle ishal riskine karşı çinko desteği önem arz etmektedir. Ayrıca doktorlar gerekli gördüklerinde sık ishal geçiren çocuklara takviye verebilmektedir. Çinko eksikliği saç dökülmesine neden olur

    Kadın ve erkeklerde meydana gelen saç dökülmeleri, ergenlik ve yetişkinlik döneminde yaygın olarak görülebilmektedir. Yapılan araştırmalar, saç dökülmesinin ilk nedenini sağlıksız beslenme ve mineral eksikliği olduğunu göstermiştir. Çinko, saç köklerini güçlendiren çok önemli bir mineraldir. Her gün düzenli olarak tüketilen çinko içerikli besinler, beklenmeyen saç dökülmelerini azaltmakta ve engellemektedir. Çinkonun cilt sağlığına etkisi

    Çinkonun, dokuların yenilenmesi ve yaraların iyileşmesi üzerindeki etkileri ile cilt sağlığını koruyan önemli bir mineral olduğu bilinmektedir. Ciltte meydana gelen akne, sivilce, alerji ve yaralar, bu element ile azalmakta ve yok olmaktadır. Cilt problemlerini önlemek için sağlıklı beslenme büyük önem taşımaktadır. Beslenme içerisine eklenen kırmızı et, deniz ürünü ve sebzeler de cildin kendini koruması ve yenilemesini desteklemektedir. Hamilelikte çinko alımı

    Hamilelik sürecinde mutlaka yeterli çinko alınması gerekir. Gebelikte çinko alımı anne ve bebek sağlığı için hayati öneme sahiptir. DNA’nın işlevi ve tamiri için çok önemli olan çinko, hücrelerin gelişim hızını da etkiler. Bu nedenle doktorlar, hamilelik döneminde çinko eksikliği yaşayan kadınlara beslenme önerilerinde bulunur ve ek takviye almalarını önerirler. Çinko içeren gıdalar nelerdir?

    Çinko içeren sebzeler

    Günlük alınması gereken çinko miktarını dengelemek için bolça sebze tüketmek gerekir. Ispanak, mantar, bamya, bezelye, yeşil mercimek ve kuşkonmaz, bol çinko içeren sebzelerdir. Örneğin bir porsiyon yeşil mercimeğin içerisinde 4,78 mg, bir kase ıspanakta 1.5 mg, bir porsiyon mantarda 1.3 mg çinko bulunmaktadır.

    Çinko içeren hayvansal gıdalar

    Zengin çinko içeriğine sahip olan diğer besin grubu ise hayvansal gıdalardır. Kırmızı et çeşitleri ve deniz ürünleri, yüksek oranda çinko içermektedir. Bu da vücudun günlük ihtiyacını karşılamak için ideal bir beslenme çeşidini oluşturur. Sığır eti ve midye, en yüksek çinko oranına sahip et ürünleridir.

    Örneğin 80 gram kırmızı et, günlük çinko ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamaktadır. Deniz ürünleri ve tavuk eti de günlük ihtiyacın karşılanması için ideal gıdalardır. Yumurta da hayvansal gıdalar arasında bulunan çinko değeri yüksek bir besin kaynağıdır. Kuruyemişler

    Badem, yerfıstığı, ay çekirdeği, Antep fıstığı ve kaju gibi kuruyemiş çeşitleri, zengin çinko içeriğine sahiptir. Ara öğünlerde bir avuç kadar kuruyemiş tüketmek, hem kilo kontrolü hem de sağlık için önemlidir. Bir avuç kuru yemiş, günlük çinko ihtiyacını karşılar. Süt ürünleri

    Diğer gıda kaynaklarına oranla daha az çinko içeren süt ürünleri, günlük ihtiyaca destek olmaktadır. Sabahları tüketilen bir dilim beyaz peynir ile akşam yemeğinde yer alan bir kase yoğurt, çinko alımını desteklemektedir. Süt ürünleri, et tüketmeyen kişiler için mutlaka alınması gereken çinko kaynaklarıdır. Ne kadar çinko tüketilmeli?

    Besinlerin içerisinde bulunan vitamin ve mineral değerleri, vücut sağlığı için büyük bir görev üstlenmektedir. Her birisinin günlük olarak vücuda alınması gereken bir miktarı vardır; bunu oranı vitamin ve mineralin vücuttaki işlevine göre değişir.
    Çinko da günlük olarak alınması gereken minerallerden biridir. Ancak her yaş grubu ve cinsiyete göre bu miktar değişmektedir. Günlük alınması gereken çinko miktarı

    • 0-6 aylık bebeklerde 2 mg
    • 7-12 aylık bebeklerde 3 mg
    • 1-3 yaş aralığındaki çocuklar için 3 mg
    • 4-8 yaş aralığındaki çocuklar için 5 mg
    • 9-13 yaşındaki çocuklar için 8 mg
    • 14-18 yaş aralığındaki kadınların 9 mg, erkeklerin 11 mg
    • 19 yaş üzerindeki kadınların 8 mg, erkeklerin 11 mg
    • Hamilelik döneminde 12 mg’dır.
    Çinko eksikliğinin riskleri

    Çinko eksikliği, beslenme ve yaşam alışkanlıklarına göre meydana gelmektedir. Bazı bireyler, sahip oldukları alışkanlıklara ve durumlara bağlı olarak çinko eksikliği yaşayabilmektedir. Çinko eksikliğinin başlıca nedenleri şunlardır:
    • Alkol Kullanan kişilerin çoğu, çinko eksikliği yaşamaktadır. Nedeni ise alkolün, çinkonun vücutta işlenme sürecini olumsuz etkilemesidir.
    • Vejetaryen olan bireyler, kırmızı et ve deniz ürünlerinden uzak kaldığı için vücut gerekli olan çinkoyu alamamaktadır. Bu nedenle çinko içeriği bulunan sebzeler bol miktarda tüketilmelidir.
    • Demir takviyesi; Yüksek demir, çinko emilimini baskılamaktadır. Demir taksiyesi alan kişilerinde yeterli çinko emilim sağlamaması nedeni ile eksiklik olur
    • Orak hücre hastalığı; Kalıtsal bir kan hastalığı olan orak hücre hastalığı, çinko eksikliğine neden olan durumlardan biridir.
    • Gastrointestinal hastalıklar; Reflü, gastrit, mide ülseri ve kanamaları, ishal, hazımsızlık gibi hastalıklar, çinko eksikliğini meydana getirmektedir.
    Çinko eksikliğinin belirtileri

    • Vücuttaki yaraların yavaş iyileşmesi
    • Saç dökülmeleri
    • Kronik yorgunluk
    • Sürekli ishal problemi
    • Tırnaklarda oluşan beyaz noktalar
    • Büyüme ve gelişme yavaşlığı
    • Yaşa bağlı ortaya çıkan görme kaybı (Makula Dejenerasyonu)
    • Zayıf bağışıklık sistemi
    • Tat ve koku duyularının bozulması
    • Anemi hastalığı
    • Akne ve sivilce oluşumu
    • Cilt kuruluğu
    Çinko eksikliğini gidermek için öneriler

    • Çinko eksikliğini önlemek için öncelikle sağlıklı beslenmek gerekmektedir. Çinko içeren besinlerin günlük olarak tüketilmesi şarttır.
    • Kırmızı et ve deniz ürünleri, sebzeler, süt ürünleri ve bazı baklagiller, içerisinde bulunan çinko değeri ile önemlidir. Her gün düzenli olarak bunlar tüketilmelidir.
    • Çinko eksikliğine neden olan durumlar ortadan kaldırılmalıdır. Bunların başlıcaları alkol kullanımı, düzensiz beslenme ve fazla demir alımıdır
    • Vejetaryenlerin çinko ihtiyacını karşılamak için sebzelere önem vermesi ve gerekirse ek takviye alması önemlidir.
    Çinko zararları var mı? Çinko zehirlenmesi

    Her vitamin ve mineralde olduğu gibi çinkonun da yeterli miktarda alınması gerekmektedir. Gereğinden fazla alınan çinko, beklenmedik durumları beraberinde getirebilmektedir. Bu da çinko zehirlenmesi olarak bilinmektedir. Bir gün içerisinde 200 mg’dan fazla çinko alınması, mide bulantısı, karın ağrısı ve kusma problemlerine neden olmaktadır. Her gün düzenli olarak yüksek oranda alınan çinko, bakır emiliminin bozulmasına, demir eksikliğine ve bağışıklığın bozulmasına yol açmaktadır. Vücut sağlığının en iyi biçimde korunması ve sağlanması için günlük olarak doktorlar tarafından belirlenen çinko miktarı alınmalıdır. Az veya fazla alınması, sağlığın tehlikeye girmesine neden olmaktadır.





    Çinko eksikliği nasıl anlaşılır? Çinko içeren yiyecekler nelerdir?


    100'den fazla enzim üzerinde etkili olan çinkonun vücutta çok önemli görevleri var. Peki, çinko eksikliğinin belirtileri nelerdir? Çinko zengini besinler hangileri?

    Hormon ve enzimleri yöneten çinko sağlık için önemli bir mineral. Günlük çinko ihtiyacı yaklaşık 10-15 mg. Çinkonun en iyi kaynağı ise et, yumurta, deniz ürünleri ve tahıllar. Sağlığın korunması ve gelişmesi için her gün doğal yiyeceklerle yeterli miktarda çinko almak gerekiyor. Peki, çinko eksikliğinde vücudumuzda neler olur?

    İŞTE ÇİNKO EKSİKLİĞİNİN BELİRTİLERİ
    • Saçlarınız cansız ve soluk olur, çok dökülür ve yeterince uzamaz.
    • Cildiniz parlak ve pürüzsüz olmaz. Teninizin renginde hissedilir bir solukluk olur. Dermatit gibi bir takım cilt problemleri görülebilir.
    • Tırnaklarınız yavaş ve zor uzadığı gibi çok kolay kırılır.
    • Karaciğeriniz, böbrekleriniz zor çalışır, sürekli bir yorgunluk ve ödem problemi yaşarsınız.
    • Pankreasınız düzgün çalışmadığı için şeker metabolizmanız bozuk olur, anlamsız ve sık sık tatlı ve şeker krizleri yaşarsınız.
    • Yaralarınız geç ve zor iyileşir.
    • Bağışıklık sistemi alt üst durumdadır, anlamsız şekilde sürekli hastalanırsınız.
    • Tat duygunuzda azalma, ağzınızda tatsızlık, doyumsuzluk olur.
    • Üreme hormonlarının çalışmasında aksamalar olur.
    • Çinko yetersizliği stres seviyenizi yükselttiği gibi, aşırı stres sırasında iskelet kaslarının yıkımı ile idrarda çinko atımı artar.

    YETERİ KADAR ÇİNKO ALMAK İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
    • Haftada 2 gün kırmızı et yenmeli.
    • Haftada 2-3 gün balık tüketilmeli.
    • Eğer alerjiniz yoksa her sabah 1 adet yumurta yemek mükemmel bir besin desteği olarak düşünülebilir. Yumurta çinko için önemli bir kaynaktır. Yumurta ayrıca kaliteli bir protein ve demir kaynağı olması, folik asit içermesi, doymamış yağ oranının yüksek olması sayesinde kilo vermek ve sağlıklı beslenmek konusunda da çok önemli yapı taşıdır.
    • Tam buğday, tam tahıl, tam çavdar ekmeği çinko alımını tamamlar. Sağlıklı bir insan her gün en az 5 dilim tam tahıl ekmeği yemelidir. Beyaz ekmek, light ekmek ve kepekli ekmekte çinko miktarı yetersizdir. Öğünlerde ekmek yerine bulgur pilavı ve makarna tüketilebilir.
    • Abartı her zaman her yerde her durumda faydadan çok zarar getirir. Aşırı lif almak, kontrolsüz bir şekilde çok miktarda karışık bitki çayları kullanmak, aşırı ve kontrolsüz kalsiyum hapı kullanmak çinkonun vücuda alımını engeller ve çinko yetersizliği oluşturur.
    • Hap olarak aşırı ve kontrolsüz şekilde çinko almak da faydadan çok zarar getirir. Uzun süre hap şeklinde çinko desteği almak bakır yetersizliğine, anemiye, lökositlerin azalmasına sebep olur. Ayrıca kötü kolesterolün artmasına, iyi kolesterolün azalmasına yol açar. Bununla birlikte serum ferritin (depo demir) ve hematokrit düzeylerinin düşmesine de sebep olur.

  • #2
    ÇİNKO;
    Ticarette de çinko, Zn sembolü ve atom numarası 30 olan kimyasal bir elementtir. Periyodik tablodaki 12. grubun ilk elementidir. Bazı açılardan çinko, kimyasal olarak magnezyuma benzer: iyonu benzer boyuttadır ve tek ortak oksidasyon durumu +2'dir. Çinko, Dünya'nın kabuğunda en çok bulunan 24. elementtir ve beş kararlı izotopu vardır. En yaygın çinko cevheri, bir çinko sülfit minerali olan sfalerittir (çinko blende). Çıkarılabilir en büyük miktarlar Avustralya, Asya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunur. Çinko üretimi, cevherin köpük yüzdürülmesini, kavurmayı ve elektrik kullanarak son ekstraksiyonu (elektro-kazanım) içerir.

    Bakır ve çinko alaşımı olan pirinç, en az MÖ 10. yüzyıldan itibaren Yahudiye'de, MÖ 7. yüzyıldan itibaren Antik Yunanistan'da kullanılmaktadır. Çinko metali Hindistan'da 12. yüzyıla kadar büyük ölçekte üretilmiyordu ve 16. yüzyılın sonuna kadar Avrupa tarafından bilinmiyordu. Rajasthan madenleri, MÖ 6. yüzyıla kadar uzanan çinko üretimine dair kesin kanıtlar verdi. Bugüne kadar, saf çinkonun en eski kanıtı, saf çinko yapmak için bir damıtma işleminin kullanıldığı MS 9. yüzyılda Rajasthan'daki Zawar'dan geldi. Simyacılar, "filozofun yünü" veya "beyaz kar" dedikleri şeyi oluşturmak için havada çinko yaktılar.

    Element, muhtemelen simyacı Paracelsus tarafından, kullanılan resimdeki zıvana veya tırnak anlamına gelen Almanca Zinke kelimesinden sonra adlandırılmıştır. Alman kimyager Andreas Sigismund Marggraf, 1746'da saf metal çinkoyu keşfetmesiyle tanınır. Luigi Galvani ve Alessandro Volta'nın çalışmaları, 1800 yılına kadar çinkonun elektrokimyasal özelliklerini ortaya çıkardı. Demirin korozyona dayanıklı çinko kaplaması (sıcak daldırma galvanizleme), çinkonun başlıca uygulamasıdır. . Diğer uygulamalar piller, küçük yapısal olmayan dökümler ve pirinç gibi alaşımlardır. Çinko karbonat ve çinko glukonat (diyet takviyeleri olarak), çinko klorür (deodorantlarda), çinko pirition (kepek önleyici şampuanlar), çinko sülfür (ışıldayan boyalarda) ve çinko metil veya organik laboratuvarda çinko dietil.

    Çinko, günümüzde halk tarafından özellikle doğum öncesi ve doğum sonrası gelişim açısından "biyolojik ve halk sağlığı açısından olağanüstü önemi" olarak algılanan temel bir mineraldir. Çinko eksikliği, gelişmekte olan dünyada yaklaşık iki milyar insanı etkiliyor ve birçok hastalıkla ilişkilendiriliyor. Çocuklarda büyüme geriliği, cinsel olgunlaşmada gecikme, enfeksiyona yatkınlık ve ishale neden olur. Reaktif merkezde bir çinko atomuna sahip enzimler, insanlarda alkol dehidrojenaz gibi biyokimyada yaygındır. Fazla çinko tüketimi ataksi, letarji ve bakır eksikliğine neden olabilir.

    Sağlık
    Çinko, protein sentezine ve yara iyileşmesine yardımcı olan antioksidan bir besindir. Üreme organlarının gelişimi için hayati önem taşır. Çinko, sağlıklı prostat fonksiyonlarını ve erkeklik hormonu aktivitesini destekler. Kan stabilitesi için önemli olan kasların kasılmasını yönetir. Çinko, vücudun alkali dengesini korur ve normal doku işlevine yardımcı olur ve fosforun sindirimi ve metabolizmasına yardımcı olur. Çinko, DNA ve RNA'nın, proteinlerin, insülin ve spermin sentezi için gerekli olan bir mineraldir. Vücudun karbonhidratları, proteini, yağı ve alkolü metabolize etmek ve karbondioksiti atmak ve A vitamininden iyi yararlanmak için çinkoya ihtiyacı vardır. Yetmişten fazla farklı enzim, işlevlerini yerine getirmek için çinkoya ihtiyaç duyar.

    Çinko Kullanımları
    • Antioksidan olarak işlev görür.
    • Sağlıklı cildi destekler.
    • Sağlıklı kıkırdak yenilenmesini destekler.
    • Gelişmiş hücresel metabolizmayı destekler.
    • Sağlıklı doku yenilenmesini destekler.
    • Normal hücre işleyişini teşvik etmeye yardımcı olabilir.
    • Gelişmiş erkek performansını destekler.
    • Sağlıklı bir bağışıklık sistemini destekler.
    • İnsülinin vücut üretiminde hayati önem taşır (araştırma Dr. Cass Ingram)
    • Prostat şişmesini azaltır.
    • Vücut geliştirme diyetlerinde kullanılır.
    • Damar ve arter plaklarının çıkarılmasında kullanılır.
    • Anjinayı hafifletir.
    • Kalp hastalıklarıyla savaşır
    • Testosteron üretimini artırır.
    • Doğurganlığı artırır.

      Tükenen:
      alkolizm, sigara, yorucu aktivite.
      Batı dünyasının% 90'ı Çinko'dan yoksundur. İnsan vücudundaki nispi konsantrasyondaki 14. element, yüksek bollukta gerekli olmasına rağmen , TAMAMLAYICI FORMLARDA BİLE yeterince mevcut değildir. Neden? Çoğunlukla çözünür olmayan diğer metalik elementler gibi, bunlar da esasen koloidal formda (sıvı süspansiyonda çözünmeyen partiküller} bulunur ve su kaynaklarında daha çözünür elementlerin sadece bir kısmı ile konsantrasyonları taşıma yeteneği azalmıştır . İnsan vücudunun çinko ihtiyacı Bu daha az bulunan koloidal formda, ticari su prosesleri kolloidleri uzaklaştırdığı için daha da azalır , daha da kötüsüçiftlik toprakları ciddi şekilde tükenmiştir ve son kaynak ticari olarak sıkıştırılmış en az biyolojik olarak kullanılabilir tablet takviyeleridir.
    Tüm popülasyonların bu önemli besin için aç kalması şaşırtıcı değil. Bakır gibi daha az çözünür eser elementler bile, bilinen 60 vücut elementinden # 20'si, çinkodan 32 kat daha fazla eser olduğu için daha az tükenir. Kalsiyum # 5, Magnezyum # 11 ve Çinko # 14, insan sağlığının üç temel unsurudur. Üçü arasında Çinko tükenmesi muhtemelen en fazla soruna neden olanıdır. Çinko, insanın diyetinde güvenle unutulan bir unsur değildir. Aşağıdaki araştırma sonuçları iyi örneklerdir:

    Çinko bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar dahil tüm yaşam biçimleri için gerekli olan eser bir mineraldir. Çinkonun kimyasal sembolü Zn'dir. Çinko , büyüme ve gelişme, nörolojik fonksiyon, bağışıklık sistemi ve üremede önemli roller oynar .

    Vücudumuz, vücuda dağılmış yaklaşık 2-3 gram çinko içerir. Çinko, birçok farklı metabolik süreçle ilişkili yirmiden fazla enzimin temel bir bileşenidir . En yüksek çinko konsantrasyonları gözlerde, karaciğerde, kemiklerde, prostatta, meni ve saçta bulunur.

    Belki de çinkonun oynadığı en kritik rol, hücre bölünmesi, hücre onarımı ve gelişimi için gerekli olan nükleik asitler RNA ve DNA'nın sentezidir. Birkaç çalışma, düşük çinko seviyelerini, düşük ve doğum kusurları da dahil olmak üzere hamilelik sırasındaki komplikasyonlarla ilişkilendirmiştir .

    Çalışmalar ayrıca çocukların büyük bir yüzdesinin çinko eksikliği olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu çocuklar, tat keskinliği kaybı ve iştahsızlığa ek olarak yetersiz büyüme semptomları gösterdi. Çinko alımları arttığında semptomlar düzeldi. Çocuklar ve yetişkinler üzerinde yapılan hayvan çalışmaları ve insan çalışmaları, uyuşukluk, pasiflik ve ilgisizliğin marjinal çinko eksikliğinin belirtileri olduğunu göstermektedir, çünkü bu davranış sorunları çinko takviyesi ile iyileşir.

    Vizyon
    İnsan vücudundaki en yüksek çinko konsantrasyonlarından biri gözde, özellikle iris ve retinada bulunur. Fonksiyonlarının kesin mekanizmaları büyük ölçüde bilinmemekle birlikte, çinko, A vitamini aktivasyonunda rol oynar ve bu nedenle gece görüşünde bir faktördür. Aynı zamanda bir antioksidandır ve serbest radikallerin neden olduğu hasarı azaltarak görüşü koruyabilir. Çinko eksikliği, yaşlı insanlar arasında görme kaybının başlıca nedeni olan makula dejenerasyonu gibi kronik göz hastalıklarının gelişmesine veya ilerlemesine katkıda bulunuyor olabilir. Bir çalışmada, 80 miligram çinko ve 2 miligram bakır takviyesi alan kişilerde görme kaybı riski yüzde 10 azaldı. Ek olarak, zayıf çinko alımının bu tür göz koşullarıyla ilişkili olduğunu gösteren, renk ayrımının bozulduğunu gösteren artan sayıda kanıt vardır; katarakt oluşumu; ve optik sinir iltihabı, optik sinir iltihabı.

    Fiziksel ve Zihinsel Stres
    Çinko seviyelerinin fiziksel ve zihinsel stresten sonra düştüğüne dair bazı kanıtlar var. Örneğin, yorucu egzersizin, muhtemelen çinko gerektiren glikoz metabolizmasındaki artışa bağlı olarak, önemli çinko kayıplarına yol açtığı gösterilmiştir. Bir tahmine göre , sporcuların yüzde 90'a kadarı yeterli çinko almıyor olabilir. Ateşin eşlik ettiği üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında çinkonun tükendiği de keşfedildi. Ek olarak, ciddi yanık kurbanlarının kanlarındaki normal çinko miktarının yalnızca üçte ikisi vardır. Çalışmalar, çinko takviyelerinin fiziksel stres durumlarında terapötik değeri olabileceğini göstermiştir. Az miktarda çinko eksikliği olan hastane hastalarına fazladan çinko verildiğinde, iyileşme oranını normale döndürmeye yardımcı oldu. Bu nedenle çinko, ameliyat geçirmiş veya sürekli kırık kemikler veya yaralar geçirmiş kişiler için faydalı olabilir. Bazı doktorlar iyileşme sürecini teşvik etmek için çinko reçete eder.

    Tat ve Koku
    Çinko, hızlı bir hücre dönüşümü geçiren vücut sistemlerinde özellikle önemlidir. Bu, gastrointestinal sistemi ve özellikle tat tomurcuklarını içerir - yiyecekleri tatma yeteneğindeki bir değişikliğin neden genellikle çinko eksikliğinin erken bir işareti olduğunu açıklayabilecek bir gerçek . Bu semptom, koku alma yeteneğindeki benzer değişikliklere eşlik edebilir. Yiyeceklerin tadı veya kokusu olmayabilir veya tadı veya kokusu kötü olabilir. Tüm bu faktörler iştah kaybına katkıda bulunur, ancak fark edilmeyecek kadar sinsi olabilir. Yaşlı hastaların çoğu, birkaç haftalık koloidal çinko takviyesinden sonra artan bir tat duyusu bildirmiştir. Genellikle bu gelişmeyi oldukça dikkat çekici bulurlar, çünkü takviyeden önce tat hassasiyetinin kaybını fark etmemiş olabilirler. Çinko, menopoz sonrası kadınlarda kemik yoğunluğunun artmasında rol oynadığı için yaşlılar çinko desteğinden başka bir şekilde de yararlanabilir.

    Bağışıklık sistemi
    Çinko , bağışıklık sistemini güçlendirerek koruyucu bir etki yapabilir . Pek çok çalışma, çinko eksikliğinin hayvanlarda çok çeşitli bağışıklık fonksiyonlarını ve savunma mekanizmalarını bozabileceğini göstermiştir ve bazı çalışmalar insanlarda da benzer etkiler göstermiştir. Dalak, timus ve lenf düğümlerinde anormallikler ve sonunda küçülmeyi içeren bu etkiler; ve bozulmuş antikor üretimi - çinko takviyesi ile düzeltilebilir olduğu bulunmuştur. Pek çok kanser türü olan kişilerde, genellikle yüksek bakır seviyelerinin eşlik ettiği düşük çinko seviyeleri bildirilmiştir. 1981'den beri, belirli bir akciğer kanseri tipine sahip kişilerin, kanlarında yüksek seviyelerde çinko varken, önemli ölçüde daha uzun bir süre hayatta kaldıklarını biliyoruz. AIDS'li kişilerde de düşük çinko seviyelerinin bulunması şaşırtıcı değil. Şeker hastaları dokularında daha az çinko bulundurma eğilimindedir ve bu, birçok komplikasyonuyla ilişkili olabilir. Çinko eksikliği, vücudun glikoz metabolizmasında kullanılan enzimleri üretememesi, insülin direnci, bağışıklık sorunları, tat alma yeteneği kaybı ve oksidatif stresle ilgili durumlarla ilişkili olabilir. Çinkonun bağışıklık üzerindeki faydalı etkileri çok iyi belgelendiğinden ve tedavi toksik olmadığından ve ucuz olduğundan, bazı araştırmacılar bağışıklık yetersizliği hastalıklarını içeren daha ileri çalışmalar önermektedir. Sık sık soğuk algınlığı ve boğaz ağrısı olan hastaların çoğu, çinko takviyesi ile bu salgınlarda belirgin bir azalma göstermiştir.

    Şeker hastalığı
    Şeker hastaları dokularında daha az çinko bulundurma eğilimindedir ve bu, komplikasyonlarından kaynaklanıyor olabilir. Çinko eksikliği, vücudun glikoz metabolizmasında kullanılan enzimleri üretememesi, insülin direnci, bağışıklık sorunları, tat alma yeteneği kaybı ve oksidatif stresle ilgili durumlarla ilişkili olabilir.

    Anoreksiya nevroza
    Birçok çalışma, çinko tükenmesi ile anoreksiya nervoza arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, yetersiz çinko seviyelerinin bir şekilde bu hastalığın gelişimini tetiklemeye yardımcı olabileceğini, çinko seviyelerini daha da tükettiğini, bu da hastalık semptomlarını daha da kötüleştirdiğini vb. Birçok iştahsızlık hastası çinko takviyesi ile iyileşmiştir, bu da çinkonun bu ciddi hastalığın hem tedavisinde hem de önlenmesinde yardımcı olabileceğini göstermektedir.

    Hormon Seviyeleri
    Çinkonun bir hipofiz hormonu olan prolaktin üretimini engellediği gösterilmiştir ve bu nedenle anormal derecede yüksek prolaktin seviyelerine sahip erkeklerde ve kadınlarda terapötik olarak kullanılmaktadır. Yüksek prolaktin seviyeleri, anne sütünün salgılanması, göğüslerin büyümesi, cinsel işlev bozukluğu ve göğüs kanseri gibi üzücü etkilere yol açabilir.

    Meme kanseri
    Meme kanserinden veya nüksünden kaçınmak isteyen her kadın, gerçek risk faktörlerinin farkında olmalıdır. Bunlar, uyuşturucu kullanmakla ilgilenen tipik onkologdan duyduğunuz faktörler değildir. Vücuttaki dengesizlikler, kadınların neden ilaç eksikliği değil meme kanserine yakalandığını açıklayan gerçek risk faktörleridir. Kanseri veya nüksünü önlemenin tek yolu, bu dengesizlikleri gidermektir. İki mineral, çinko ve selenyum vücuttaki dengeyi korumanın ve kanseri uzak tutmanın anahtarıdır. Son araştırmalar, bu minerallerin kadınları kansersiz tutmadaki önemini vurgulayan veri yığınına ekledi.

    Pennsylvania Eyalet Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, memedeki bezlerin, emzirme sırasında olağanüstü miktarlarda çinkoyu süte aktarma ihtiyacından kaynaklanan benzersiz çinko gereksinimlerine sahip olduğunu bildirdi. Emziren kadınların göğüslerinde çinko eksikliği olduğunda, sonuç bebekte ciddi çinko eksikliği olabilir ve bu da büyüme ve gelişmede bozulmaya neden olur. Çinko eksik olduğunda veya uygun şekilde metabolize edilmediğinde, meme kanseri genellikle ek bir sonuçtur. Çinko eksikliği sadece göğüs kanserinin başlamasında değil, aynı zamanda hastalığın geçişinde, ilerlemesinde ve metastazında da rol oynamaktadır. Çinko eksikliği olduğunda memedeki hücresel işlev tehlikeye girer. ( Genler ve Beslenme , 2 Nisan)

    Fransa'da bilim adamları, meme kanserlerinde östrojen reseptörü ekspresyonunun farklılaşmış tümörler ve daha olumlu bir prognoz ile ilişkili olduğunu bildiriyorlar. Kanserli meme hücrelerinin kanserli olmayan göğüs hücrelerine benzerliği ne kadar yüksek olursa, hastalık o kadar az tehdit edicidir. ER'lerin kanser ilerlemesine karşı oynadıkları korumanın altında yatan kesin mekanizma araştırılmaya devam etse de, bu bilim adamları ER alfa eylemlerini inceledi ve bu ER'nin istilayı engelleme yollarından birinin ilk çinko parmağı olduğunu belgelediler . Çinko parmak, DNA'ya bağlanabilen ve gen regülasyonunu etkileyebilen bir çinko iyonu etrafında organize olmuş bir protein grubudur. ( Deneysel Tıp ve Biyolojideki Gelişmeler , 2008)

    Diğer bir araştırmada, Dr.David Watts binlerce kadının saç izi mineral raporlarını gözden geçirdi ve meme kanserli kadınlarda daha düşük çinko seviyelerine sahip yüksek bor, bakır ve kalsiyum seviyelerinin bir modelinin meydana geldiğini buldu . Dr. Watts'a göre bor ve bakır, vücudu östrojenin uyarıcı etkilerine karşı daha duyarlı hale getiriyor ve progesteronun sakinleştirici etkilerine daha az tepki veriyor. Çinko, progesteronun üretimi ve kullanımına yardımcı olan mineraldir, bu nedenle bu mineralizasyon modeli, kadınları progesterona daha az duyarlı ve östrojene daha duyarlı hale getirir. Çinko seviyelerini yükseltmek ve bor, bakır ve kalsiyum seviyelerini düşürmek, bu kadınları mineral dengesine getirebilir ve hormonal dengenin oluşturulmasına yardımcı olabilir.

    Kadınları meme kanserinden koruyan birincil gen olan p53'ün, kanser gelişiminde en sık mutasyona uğramış veya değiştirilmiş gen olduğu düşünülmektedir. Bu gen çinkoya ihtiyaç duyar ve eğer eksikse, gen mutasyona uğrayarak etkisiz hale gelir veya bastırılır. P53'ün disfonksiyonu meme kanseri gelişiminde iyi belgelenmiştir, bu da çinko eksikliğinin meme kanseri için bor, bakır ve kalsiyum seviyelerinden bağımsız bir risk faktörü olduğunu gösterir.

    Çinko, prostat bezi işlevinde önemlidir ve prostat kanserini önlemeye ve tedavi etmeye yardımcı olabilir. Kadınların hayatında da önemli bir rolü var. Protein sentezi ve kollajen oluşumu için çinko gereklidir. Yeterli çinko seviyeleri olmazsa cilt sarkmaya ve elastikiyetini kaybetmeye başlar. Bakır ve çinko için optimum denge oranı beslenme uzmanlarına göre 1 ila 10'dur Phyllis Balch CNC ve James Balch MD

    Cilt sarkmasına ek olarak, çinko eksikliği tat ve koku alma duyusunun kaybolmasına neden olabilir. Tırnakların incelmesine, soyulmasına ve beyaz noktalar oluşmasına neden olabilir. Kadınlar için çinko eksikliğinin diğer olası belirtileri arasında saç dökülmesi, yüksek kolesterol seviyeleri, bozulmuş gece görüşü, enfeksiyona karşı artan duyarlılık, hafıza bozukluğu, diyabet, cilt lezyonları ve yavaş yara iyileşmesi sayılabilir. Daha fazla bilgi edinin: http://www.naturalnews.com/026321_zi...#ixzz3oThWBR4Q

    Prostat Bezi
    Prostat bezi vücuttaki en yüksek çinko konsantrasyonlarından birine sahiptir. Genel olarak, prostattaki düşük çinko seviyeleri, bez hastalıkları ile ilişkili görünmektedir. Çinko desteğinin prostat boyutunu ve hastaların çoğunda iyi huylu prostat hipertrofisi (BPH) semptomlarını azalttığı gösterilmiştir . Çinko ayrıca prostat kanserinin ve prostat bezinin diğer hastalıklarının önlenmesinde rol oynayabilen bir eylem olan prostat bezindeki androjenlerin reseptörlere bağlanmasını da inhibe eder.

    Diğer Koruyucu Fonksiyonlar
    Bağışıklık sistemini desteklemesinin yanı sıra çinko, vücudu çeşitli başka yollarla da koruyabilir. Örneğin, çinkonun karaciğeri genel temizleme çözücüsü karbon tetraklorürden kaynaklanan zehirlenmeden koruduğu gösterilmiştir . Çinkonun ayrıca içme suyumuz, araba ve otobüs egzoz dumanları ve diğer birçok çevresel faktör yoluyla maruz kalabileceğimiz kurşun ve kadmiyum emilimini önlediği bilinmektedir. Çinko, hücre zarı stabilitesi üzerindeki etkisiyle bizi kansere, kalp hastalığına ve çeşitli diğer bozukluklara katkıda bulunduğu bilinen maddelerden korumaya bile yardımcı olabilir . Çinko, vücut tarafından serbest radikallerle savaşmak için yapılan bir antioksidan olan süper oksit dismutazın (SOD) temel bir bileşenidir.

    Çinko Ormus Tozu
    Bu Ormus Tozu, baz olarak 10ppm Kolloidal Çinko'dan yapılmıştır. Daha sonra Organik Dolomit ekleyerek ve PH'yi sallayarak John Hudson yöntemini önceden oluşturdum. Sonra 7 kez yıkadıktan ve kuruduktan sonra, şimdi çinko açısından son derece yüksek, ince beyaz bir Ormus tozu. Beyaz Altın Tozu bir çok şeydir. Özünde, Yaşam İksiri'dir . Aynı şekilde, Felsefe Taşı Simya, eski İbranilerin "manna" sı ve hatta MFKZT "Nedir?" Eski Mısırlıların. Bilimde, beyaz altın tozu ORME'dir - yani monoatomik formda altın (veya herhangi bir Değerli Metal), organik bir vücut içinde Süperiletkenlik ile sonuçlanabilir.

    Beyaz altın tozu suya karıştırıldığında , simyacının rüyası olan Yaşam İksiri olur - aynı zamanda Horus'un Gözünden Altın Gözyaşı veya "Yaratıcının ağzından çıkan şey" olarak da bilinir . Aynı zamanda "Tanrı'nın tükürüğü" olarak da adlandırıldı - Tanrı'nın sözü değil, tükürük. Diğerleri onu cennetteki babanın menisi olarak adlandırdı. [Beyaz tozu suya koymak çözünmesine neden olmaz. Bunun yerine jelatinimsi bir süspansiyon oluşturur ve bir şişe meni gibi görünür.]

    Simyacılar için amaç her zaman beyaz altın tozu yapmak, "yaşam ışığının kabı" yapmaktı. Bundan sonra, onun huzurunda durursanız, yaşlanmazsınız. Eğer ona katılırsan, sonsuza kadar yaşarsın. Tarih, beyaz damlaların parçası olarak cennete yükselen ve böylece ölümden kaçan başka bir isimle aynı kişi olan Enoch, Thoth, Hermes Trisgetimus'a kadar uzanır.

    Gelen Mısır Ölüler Kitabı ve Ani papirüs Budge'ta tarafından, - Eski Krallık Mısır'dan bir papirüs dayalı - ifade, bir meraklı tekrarı var “Bu nedir?” Papirüsten alınan örnekler, “Tüm kusurlardan arındım. Bu ne? Horus'un altın şahini gibi yükseliyorum. Bu ne? Ölmeden ölümsüzlerin yanından geçiyorum. Bu ne? Cennette babamın önüne gelirim. Bu ne?" İkinci soru, uzun eski belge boyunca yüzlerce kez tekrar ediyor.

    "Nedir?" kelimenin tam anlamıyla İbraniceye “manna” olarak çevrilir. Modern bir sözlük bile mannayı “Nedir?” Olarak tanımlayabilir. Manna, baş rahip Melçizedek rahibi tarafından alınan "ekmek" idi. Musa bir noktada İbranilere şöyle dedi: “Antlaşmaya uymadınız ve bu yüzden manna sizden alınıyor. Ama son zamanlarda geri gelecek. Bir yüksek rahiplik milleti olacağımız zaman, seçilmiş bir yüksek rahiplik değil.

    Beyaz altın tozu manna, bedenlerine giren yiyecek, ışıktır. Öyle Tanrıların Gıda . Modern bir zaman Rabbi, Süleyman Mabedi'nin yıkılmasından bu yana hiç kimsenin beyaz Altın tozu olan mannayı nasıl yapacağını bilmediğini söyleyebilir. Teknik, sözüm ona, kayıp bir sanat veya kayıp bilgidir. Ancak diğerleri, yüksek rahiplerin Tapınaktan ayrıldıklarında (yıkıldığında), sırrı çöle çıkardığını ve Qumrun adında bir komün düzenlediğini iddia ediyor. Orada Essenler oldular. Sonunda, beyaz pudra Mary adında bir kadını beslemek için kullanıldı ve sonunda İsa adında bir adam doğurdu. Bazıları, İsa'nın göğe yükselişi de dahil olmak üzere pek çok armağanını sağlayan şeyin beyaz altın tozu olduğunu iddia ediyor.

    Bu hediyeler şunları içerir: mükemmel telepati, mevcut olduğunda iyiyi ve kötüyü bilme yeteneği ve düşünceleri başka birinin zihnine yansıtma. Ayrıca havada yükselme veya suda yürüme yeteneği de vardır. Tüm dış manyetik alanları (Dünya'nın yerçekimi dahil) dışlayarak, beyaz altın tozu, birini dört boyutlu uzay zaman sürekliliğinin ötesine taşır ve birey beşinci boyuta dönüşür. Kelimenin tam anlamıyla nerede olmak istediklerini düşünebilir ve oraya gidebilirler. Ellerini koyarak iyileştirebilirler ve öldükten sonra iki veya üç gün içinde ölüleri temizleyip diriltebilirler. O kadar çok enerjileri var ki, kelimenin tam anlamıyla insanları kucaklayıp onlara ışık ve enerji getirebilirler.

    Gelen Revelations, diyor “diye gizli kudret helvası verilecektir için, kazanacağiz adam, yeni bir isim yazılacak bunun üzerine, süzme bir beyaz taş olmak korusun.” Aynı kişi olmayacak. [Açıkça!]

    Modern tabirle, beyaz altın tozu ORME - Orbitally Yeniden Düzenlenmiş Monatomik Elementlerdir. ORME, Değerli Metallerden (Altın, Platin, Gümüş, Paladyum, Osmiyum, Rutenyum, Rodyum ve İridyum) elde edilir. Bu değerli elementlerin Çekirdeklerinin süperdeformasyonu, tek atomlu, süper iletken, yüksek spin, düşük enerji durumu ile sonuçlanır, burada - ORME Fiziği ve ORME Biyolojisi uyarınca - beyaz altın tozunun olağanüstü özellikleri ortaya çıkabilir.

    Temel olarak, her bireyin DNA'sında, her şey aktive edilmeyi bekleyen kodlanmıştır. Bir fincan hayat ister misin?



    Yorum yap


    • #3
      ZINC
      Zinc, in commerce also spelter, is a chemical element with symbol Zn and atomic number 30. It is the first element of group 12 of the periodic table. In some respects zinc is chemically similar to magnesium: its ion is of similar size and its only common oxidation state is +2. Zinc is the 24th most abundant element in Earth's crust and has five stable isotopes. The most common zinc ore is sphalerite (zinc blende), a zinc sulfide mineral. The largest mineable amounts are found in Australia, Asia, and the United States. Zinc production includes froth flotation of the ore, roasting, and final extraction using electricity (electrowinning).

      Brass, which is an alloy of copper and zinc, has been used since at least the 10th century BC in Judea and by the 7th century BC in Ancient Greece. Zinc metal was not produced on a large scale until the 12th century in India and was unknown to Europe until the end of the 16th century. The mines of Rajasthan have given definite evidence of zinc production going back to the 6th century BC. To date, the oldest evidence of pure zinc comes from Zawar, in Rajasthan, as early as the 9th century AD when a distillation process was employed to make pure zinc. Alchemists burned zinc in air to form what they called "philosopher's wool" or "white snow".

      The element was probably named by the alchemist Paracelsus after the German word Zinke, which mean tenon or prong, hense the picture used. German chemist Andreas Sigismund Marggraf is credited with discovering pure metallic zinc in 1746. Work by Luigi Galvani and Alessandro Volta uncovered the electrochemical properties of zinc by 1800. Corrosion-resistant zinc plating of iron (hot-dip galvanizing) is the major application for zinc. Other applications are in batteries, small non-structural castings, and alloys, such as brass. A variety of zinc compounds are commonly used, such as zinc carbonate and zinc gluconate (as dietary supplements), zinc chloride (in deodorants), zinc pyrithione (anti-dandruff shampoos), zinc sulfide (in luminescent paints), and zinc methyl or zinc diethyl in the organic laboratory.

      Zinc is an essential mineral perceived by the public today as being of "exceptional biologic and public health importance", especially regarding prenatal and postnatal development. Zinc deficiency affects about two billion people in the developing world and is associated with many diseases. In children it causes growth retardation, delayed sexual maturation, infection susceptibility, and diarrhea. Enzymes with a zinc atom in the reactive center are widespread in biochemistry, such as alcohol dehydrogenase in humans. Consumption of excess zinc can cause ataxia, lethargy and copper deficiency.

      Health
      Zinc is an antioxidant nutrient which aids in protein synthesis and wound healing. It is vital for the development of the reproductive organs. Zinc supports healthy prostate functions and male hormone activity. It governs the contractility of muscles which is important for blood stability. Zinc maintains the body's alkaline balance and helps in normal tissue function and aids in the digestion and metabolism of phosphorus. Zinc is a mineral that is essential to the synthesis of DNA and RNA, of proteins, insulin and sperm. The body needs zinc to metabolize carbohydrates, protein, fat and alcohol and to dispose of carbon dioxide and make good use of vitamin A. More than seventy different enzymes require zinc to perform their function.

      Zinc Uses
      • Functions as an antioxidant.
      • Promotes healthy skin.
      • Supports healthy cartilage regeneration.
      • Promotes improved cellular metabolism.
      • Supports healthy tissue regeneration.
      • May help encourage normal cell functioning.
      • Supports improved male performance.
      • Supports a healthy immune system.
      • Vital in body production of insulin (research Dr. Cass Ingram)
      • Reduces prostate swelling.
      • Used in body building diets.
      • Used in vein and artery plaque removal.
      • Relieves angina.
      • Fights heart disease
      • Boosts testosterone production.
      • Enhances fertility.
      Depleted by:
      alcoholism, smoking, strenuous activity.

      90% of the western world is deficient in Zinc. The 14th element in relative concentration in the human body, though required in high abundance is not sufficiently available EVEN IN SUPPLEMENTAL FORMS.

      Why? Because like other mostly non soluble metallic elements they exist primarily in colloidal form (non-soluble particles in liquid suspension} which in water supplies have a diminished ability to carry concentrations with only a fraction of the more soluble elements. The human body requirement for zinc in this less available colloidal form is further diminished because commercial water processes remove colloids, worse still the farm soils are seriously deplete and the last resource are those commercially compressed least bio-available tablet supplements.

      Not surprising that whole populations are starved for this important nutrient. Even the less soluble trace elements like copper the # 20 out of 60 known body elements is less likely deplete because it is 32 times more trace than zinc. Calcium #5, Magnesium #11 and Zinc #14 are the three foundational elements of human health. Of the three, Zinc depletion is likely the one causing the most trouble. Zinc is not a human dietary element safely forgotten. The following research conclusions are good examples why: Zinc is a trace mineral that is essential for all forms of life, including plants, animals, and microorganisms. The chemical symbol for zinc is Zn. Zinc plays important roles in growth and development, neurological function, the immune system, and in reproduction. Our bodies contain approximately 2-3 grams of zinc, which is distributed throughout the body. Zinc is an essential component of over twenty enzymes associated with many different metabolic processes. The highest concentrations of zinc are found in the eyes, liver, bones, prostate, semen, and hair. Perhaps the most critical role zinc plays is in the synthesis of the nucleic acids RNA and DNA, which are essential for cell division, cell repair, and development. Several studies have linked low zinc levels with complications during pregnancy, including miscarriage and birth defects. Studies have also found large percentages of children to be deficient in zinc. These children showed symptoms of suboptimal growth, in addition to a loss of taste acuity and poor appetite. When their zinc intake was increased, the symptoms improved. Animal studies and human studies of children and adults suggest that lethargy, passivity, and apathy are symptoms of marginal zinc deficiency, since these behavioral problems improve with zinc supplementation.

      Vision
      One of the highest concentrations of zinc in the human body is found in the eye, especially the iris and retina. Although the exact mechanisms of its functions are largely unknown, zinc seems to be involved in the activation of vitamin A, and thus is a factor in night vision. It is also an antioxidant and may protect vision by reducing damage from free radicals. Zinc deficiency may be contributing to the development or progression of chronic eye diseases, such as macular degeneration, the major cause of vision loss among older people. In one study, the risk of vision loss was reduced by 10 percent in people taking supplements of 80 milligrams of zinc and 2 milligrams of copper. In addition, there is a growing body of evidence that indicates that poor zinc intake is related to such eye conditions are impaired color discrimination; cataract formation; and optic neuritis, the inflammation of the optic nerve.

      Physical and Mental Stress
      There is some evidence that zinc levels fall following physical and mental stress. For instance, strenuous exercise has been shown to lead to significant losses of zinc, probably due to the increase in glucose metabolism, which requires zinc. According to one estimate, up to 90 percent of athletes may not be getting enough zinc. It has also been discovered that zinc is depleted during upper respiratory infection accompanied by fever. In addition, severe burn victims have only two-thirds the normal amount of zinc in their blood. Studies have shown that zinc supplements may have therapeutic value in cases of physical stress. When hospital patients who were marginally deficient in zinc were given extra zinc, it helped restore the rate of healing to normal. Zinc may therefore be of benefit to people who have undergone surgery or have sustained broken bones or wounds. Some physicians prescribe zinc to stimulate the healing process.

      Taste and Smell
      Zinc is especially important in body systems that undergo a rapid turnover of cells. This includes the gastrointestinal system, and particularly the taste buds- a fact that may explain why a change in the ability to taste foods is often an early sign of zinc deficiency. This symptom may be accompanied by similar changes in the ability to smell. Foods may either have no taste or smell at all, or taste or smell unpleasant. All these factors contribute to a loss of appetite, but may be so insidious that they go unnoticed. Many of elderly patients report a heightened sense of taste after a few weeks of colloidal zinc supplementation. They often find this development quite remarkable, since prior to supplementation, they may not have recognized the loss of taste sensitivity. The elderly may benefit from zinc supplementation in another way, too, as zinc appears to play a role in increasing bone density in post menopausal women.

      The Immune System
      Zinc may exert a protective influence by boosting the immune system. Many studies have shown that a zinc deficiency can impair a large variety of immune functions and defense mechanisms in animals, and some studies have shown similar effects in humans. These effects-which include abnormalities and eventual shrinking of the spleen, thymus, and lymph nodes; and impaired production of antibodies-have been found to be correctable with zinc supplementation. Low zinc levels, often accompanied by high copper levels, have been reported in people with many types of cancer. We've known since 1981 that people with a certain type of lung cancer survived for a significantly longer period of time when they had high levels of zinc in their blood. It's not surprising that low levels of zinc are also found in people with AIDS. Diabetics tend to have less zinc in their tissues and this may be related to many of their complications. Zinc deficiency may be related to the body's inability to produce the enzymes used in glucose metabolism, insulin resistance, immune problems, loss of ability to taste, and conditions related to oxidative stress. Since the beneficial effects of zinc on immunity are so well documented, and the therapy is nontoxic and inexpensive, some researchers suggest further studies involving immune deficiency diseases. Many of patients who get frequent colds and sore throats have shown a marked decrease in these outbreaks with zinc supplementation.

      Diabetes
      Diabetics tend to have less zinc in their tissues and this may be related to may of their complications. Zinc deficiency may be related to the body's inability to produce the enzymes used glucose metabolism, insulin resistance, immune problems, loss of ability to taste, and conditions related to oxidative stress.

      Anorexia Nervosa
      Many studies suggest that there is a relationship between zinc depletion and anorexia nervosa. Researchers theorize that inadequate levels of zinc might somehow help trigger the development of this disease, which further depletes zinc levels, which further worsens disease symptoms, and so on, in a vicious cycle. Many anorexia patients have improved with zinc supplementation, indicating that zinc may be helpful both in the treatment and in the prevention of this serious disease.

      Hormone Levels
      Zinc has been shown to inhibit the production of prolactin, a pituitary hormone, and so is used therapeutically in men and women with abnormally high prolactin levels. Elevated prolactin levels can lead to distressing effects such as secretion of breast milk, enlarged breasts, sexual dysfunction, and breast cancer.

      Breast Cancer
      Any woman wanting to avoid breast cancer or its recurrence needs to be aware of the real risk factors. These are not the factors you hear about from the typical oncologist who is interested in pushing drugs. Imbalances in the body are the real risk factors that explain why women get breast cancer, not lack of drugs. The only way to avoid cancer or its recurrence is to address these imbalances. Two minerals, zinc and selenium, are key in maintaining balance in the body and keeping cancer away. Recent research has added to the pile of data underscoring the importance of these minerals in keeping women cancer-free.

      Researchers at Pennsylvania State University have reported that glands in the breast have unique zinc requirements resulting from their need to transfer extraordinary amounts of zinc into milk during lactation. When nursing women's breasts are deficient in zinc, the result can be severe zinc deficiency in the infant, resulting in impaired growth and development. When zinc is deficient or not properly metabolized, breast cancer is often an additional outcome. Lack of zinc has been implicated not only in the initiation of breast cancer, but also in the transition, progression, and metastasis of the disease. When zinc is deficient, cellular functioning in the breast is compromised. (Genes and Nutrition, April 2)

      In France, scientists report that estrogen receptor expression in breast cancers is associated with differentiated tumors and a more favorable prognosis. The greater the resemblance of cancerous breast cells to non-cancerous breast cells, the less threatening is the disease. Although the exact mechanism underlying the protection ERs play against cancer progression remains to be researched, these scientists studied the actions of ER alpha, and documented that one of the ways this ER inhibits invasion is though its first zinc finger. A zinc finger is a group of proteins organized around a zinc ion that can bind to DNA and influence gene regulation. (Advances in Experimental Medicine and Biology, 2008)

      In other research, Dr. David Watts reviewed the hair trace mineral reports of thousands of women and found that a pattern of elevated boron, copper and calcium levels with lower levels of zinc occurred in women with breast cancer. According to Dr. Watts, boron and copper appear to make the body more sensitive to the stimulatory effects of estrogen, and less responsive to the quieting effects of progesterone. Zinc is the mineral that aids in the production and utilization of progesterone, so this pattern of mineralization makes women less progesterone responsive and more estrogen sensitive. Raising zinc levels and lowering boron, copper and calcium levels can bring these women into mineral balance and help in the creation of hormonal balance.

      The primary gene protecting women from breast cancer, p53, is thought to be the most frequently mutated or altered gene in the development of cancer. This gene requires zinc, and if it is missing, the gene becomes mutated, resulting in it becoming inactivated or suppressed. Dysfunction of p53 is well documented in the development of breast cancer, indicating that a zinc deficiency is a risk factor for breast cancer independent of the levels of boron, copper and calcium.

      Zinc is important in prostate gland function and may help prevent and treat prostate cancer. It has another important role in the lives of women too. Zinc is required for protein synthesis and collagen formation. Without adequate levels of zinc, skin begins to sag and lose its elasticity. The optimal balance ratio for copper and zinc is 1 to 10 according to nutrition experts Phyllis Balch CNC and James Balch M.D.

      In addition to sagging skin, deficiency of zinc may result in the loss of the senses of taste and smell. It can cause fingernails to become thin, peel and develop white spots. Other possible signs of zinc deficiency for women include hair loss, high cholesterol levels, impaired night vision, increased susceptibility to infection, memory impairment, diabetes, skin lesions, and slow wound healing.
      Learn more: http://www.naturalnews.com/026321_zi...#ixzz3oThWBR4Q

      The Prostate Gland
      The prostate gland has one of the highest concentrations of zinc in the body. In general, low levels of zinc in the prostate appear to be associated with diseases of the gland. Zinc supplementation has been shown to reduce the size of the prostate and symptoms of benign prostatic hypertrophy (BPH) in the majority of patients. Zinc also inhibits the binding of androgens to receptors in the prostate gland, an action that may play a role in the prevention of prostate cancer and other diseases of the prostate gland.

      Other Protective Functions
      Aside from its support of the immune system, zinc may protect the body in a variety of other ways. For instance, zinc has been shown to protect the liver from damage due to poisoning from the common cleaning solvent carbon tetrachloride. Zinc is also known to prevent the absorption of lead and cadmium, which we may be exposed to through our drinking water, car and bus exhaust fumes, and many other environmental factors. Through its influence on cell membrane stability, zinc may even help protect us from substances known to contribute to cancer, heart disease, and a variety of other disorders. Zinc is an essential component of super-oxide dismutase (SOD), an antioxidant made by the body to combat free radicals.

      Zinc Ormus Powder
      This Ormus Powder is made from 10ppm Colloidal Zinc as a base. Then I preformed the John Hudson method by adding Organic Dolomite and swinging the PH. Then after washing it 7 times and drying it out, it is now a fine white Ormus powder that is extrememly high in Zinc. The White Powder of Gold is a multitude of things. It is in essence, the Elixir of Life. It is likewise, The Philosopher’s Stone of Alchemy, the “manna” of the ancient Hebrews, and even the MFKZT “What is it?” of the ancient Egyptians. In science, the white powder of gold is the ORME -- i.e. gold (or any of the Precious Metals) in a monoatomic form -- which can result in Superconductivity within an organic body.

      When the white powder of gold is mixed in water, it becomes the Elixir of Life, the alchemist’s dream -- also known as The Golden Tear from the Eye of Horus, or “That which issues from the mouth of the creator.” It was also called as the “spittle of God” -- not the word of God, but the spittle. Others referred to it as the semen of the father in heaven. [Putting the white powder in water doesn’t result in it dissolving. Instead, it forms a gelatinous suspension, and looks very much like a vial of semen.]

      For the alchemists, the goal had always been to make the white powder of gold, to make “the container of the light of life.” Thereafter, if you stood in its presence, you wouldn’t age. If you partook of it, you would live for ever. It’s history goes back to Enoch, Thoth, Hermes Trisgetimus, the same man by any other name, who ascended to heaven by partaking of the white drops, and thereby avoided death.

      In The Egyptian Book of the Dead and the Papyrus of Ani, by Budge -- based on a papyrus from Old Kingdom Egypt -- there is a curious repetition of the phrase, “What is it?” Samples from the papyrus reads, “I am purified of all imperfections. What is it? I ascend like the golden hawk of Horus. What is it? I pass by the immortals without dying. What is it? I come before my father in Heaven. What is it?” The latter question repeats itself for hundreds of times throughout the lengthy ancient document.

      The “What is it?” literally translates into Hebrew as “manna”. Even a modern dictionary may define manna as “What is it?”. The manna was the “bread” taken by the high priest, the Melchizedek priest. Moses told the Hebrew people at one point, “You have not kept the covenant, and so the manna is being taken from you. But it will come back in the end times. When we will be a nation of high priests, not an elect high priesthood.

      The manna, the white powder of gold, is the food, the light, one takes into their body. It is the Food of the Gods. A modern day Rabbi might tell you that no one has known how to make the manna, the white powder of Gold, since the destruction of the Temple of Solomon. The technique is, supposedly, a lost art or lost knowledge. But others argue that when the high priests left the Temple (when it was destroyed), the took the secret out into the desert and organized a commune called Qumrun. There, they became the Essenes. Eventually, the white powder was used to nourish a woman named Mary, and eventually, she gave birth to a man named Jesus. Some claim that it was the white powder of gold which allowed Jesus his many gifts, including his ascension into heaven.

      These gifts include: perfect telepathy, the ability to know good and evil when it’s present, and to project thoughts into another person’s mind. There is also the ability to levitate, or to walk on water. By excluding all external magnetic fields (including the Earth’s gravity), the white powder of gold takes one beyond the four dimensional space time continuum, and the individual becomes a fifth dimensional being. They can literally think where they would like to be, and go there. They can heal by the laying on of hands, and can cleanse and resurrect the dead within two or three days after they died. They have so much energy that they can literally embrace people and bring light and energy back into them.

      In Revelations, it says, “Blessed be the man who shall overcome, for he shall be given the hidden manna, the white stone of the purest kind upon which will be written a new name.” He will not be the same person. [Obviously!]

      In the modern parlance, the white powder of gold is the ORME-- Orbitally Rearranged Monatomic Elements. The ORME is obtained from the Precious Metals (Gold, Platinum, Silver, Palladium, Osmium, Ruthenium, Rhodium and Iridium). Superdeformation of Nuclei of these precious elements, results in a monoatomic, superconducting, high spin, low energy state, wherein -- in accordance with ORME Physics and ORME Biology -- the extraordinary characteristics of the white powder of gold can be manifested.

      Basically, everything is encoded in each individual’s DNA, waiting to be activated. Care for a cup of life?

      Yorum yap


      • #4
        Yeni Ürünlerimiz Ormus Çinko (ÇNK), Ormus Demir (DMR) Ne İşe Yarar

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X