Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Ormus JPN, Ormus JAPON Poligonum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ormus JPN, Ormus JAPON Poligonum





    Japon Madımağının Keşfedilen Özellikleri Nelerdir Resveratrol NedirHormon,Kanser,DNA


  • #2
    Resveratrol Nedir ve Faydaları Nelerdir?,JAPON MADIMAĞI Üzüm'den 30 kat Resveratrol içerir ve KANSERE karşı etkilidir.
    Resveratrol Nedir ve Ne İşe Yarar? Kırmızı üzümün kabuğu ve çekirdeğinde bulunan resveratrol kırmızı üzümün antioksidan etkisini sağlayan bir maddedir. Bitkiler, resveratrolü doğal koşullar tarafından stres altına alındıkları zaman üretirler. Resveratrol ilk kez geleneksel Japon tıbbında uzun sürelerce kullanılmış polyganum cuspidatum köklerinden izole edilmiştir. 1992’de resveratrol’ün şarapta bulunan biyolojik aktif bir bileşik olduğu tespit edilmiştir. Antioksidan polifenol olan resveratrol maddesi en çok siyah üzümün kabuğunda bulunur. Siyah üzümün aşırı soğuk ve sıcağa, mantar enfeksiyonlarına ya da kanser yapıcı diğer faktörlere karşı ürettiği bir maddedir. Güneşle, soğukla, virüs ve mantarlarla mücadele ederek büyüyen üzümlerin kabuk, yaprak ve gövdelerinde daha yüksek oranda resveratrol bulunur.

    Resveratrol Faydaları
    Wisconsin Üniversitesince yapılan araştırmada resveratrolle beslenen farelerin yaşlanmayla ilgili genetik aktivitelerinde değişim yaşandığı tespit edilmiştir. Araştırmacılar resveratrol’ün kalp fonksiyonlarında yavaşlamayı büyük oranda durdurduğunu ifade etmişlerdir. Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Ulusal Yaşlanma Enstitüsü tarafından yapılan çalışmada, obezleştirilen denek farelerine resveratrol içeren kırmızı şarap özütü verildiğinde organlarının kendini yenilediği, glüko ve kalori yakımının düştüğü, ölüm oranının %31 azaldığı ve yaşam sürelerinin uzadığı görülmüştür. Fareler, obeziteye karşın beklenenden daha fazla yaşarken, şarap özütü verilmeyen fareler ise beklenen sürede ölmüştür. Kırmızı şarap özütü alan farelerin organlarında obezliğe bağlı komplikasyonların düzelmesi ve resveratrolle beslenmiş yaşlı ve şişman farelerin genç ve sağlıklı fareler gibi aktif ve canlı olmaları ise araştırmacılar tarafından şaşırtıcı olarak değerlendirilmiştir. Diğer araştırmalar resveratrolün maya ve balıkların ömrünü %60, sineklerin ömrünü ise %30 artırdığını göstermiştir. Araştırmacılar ayrıca, resveratrolün uzun yaşamla ilişkilendirilen SIRT1 genini canlandırdığını düşünüyorlar. Resveratrolün, hücrelerin enerji santralleri olan mitokondriyadaki aktiviteyi artırarak, hücrenin yenilenmesini tetiklediğini belirtiyorlar.

    Kardiyovasküler
    Kalp, beyin ve kaslar üzerinde denenen resveratrol en iyi sonucu kalpte vermiştir. Bir çok çalışma, resveratrol’ün koroner kalp yetmezliği riskini azaltabileceğine işaret etmektedir. Araştırmalar, resveratrol’ün antioksidan özellikler taşıdığını göstermiştir ve yüksek oranda hidrofilik ve lipofilik özellikleri yüzünden, C ve E vitaminleri gibi iyi bilinen antioksidanlardan daha etkili koruma sağlayabileceği ifade ediliyor. Resveratrol üzerindeki çalışmalarda görülen azalan trombosit kümeleşmesi, damar sertliğine karşı korunma sağlayabilir. Wisconsin Üniversitesi’nden Prof. John Folts günde bir bardak üzüm suyu içilmesinin tromboz ve beyin enfarktüsü riskini azaltacağını belirtmektedir. Prof. John Folts’a göre siyah üzüm suyu, damar tıkanıklığını %75 oranında yavaşlatıcı etkiye sahiptir.

    Antienflamatuar
    Enflamatuar süreci, artrit, kalp hastalıkları ve kanser gibi bir çok kronik hastalığın doğasında mevcuttur. Resveratrol, prostaglantin üretimi ve siklooksijenaz-2 aktivitesini COX-1 baskılamak suretiyle, enflamasyonu düşürücü etki göstermektedir. Resveratrol’ün enflamatuar karşıtı etkileri, ilk kez 1997’de, ana faaliyeti COX-1 baskılama aktivitesine dayalı bir hayvan modeli üzerindeki çalışmadan sonra tespit edilmiştir. Daha sonra, New York’daki Cornell Tıp Okulu’ndaki araştırmacıların önderliğinde, resveratrol’ün COX-2 üzerindeki durdurucu etkileri ortaya çıkarıldı. Bu çalışmada, araştırmacılar, insan meme ve oral epitel hücrelerini, COX-2 ekspresyonuna neden olan ve prostaglandin E2 üreten forbol esterlere maruz bıraktılar. Saf resveratol ilavesi, COX-2 mRNA ve protein’in çoğalmasını tersine çevirerek, bunların etkilerini durdurdu. Ek olarak gen ekspresyonunu değiştirerek, resveratrol’un COX-2 aktivitesini direkt olarak baskıladığını buldular. Araştırmalar resveratrol’ün eklem iltihabına karşı yararlı olabileceğini göstermektedir. Glasgow Üniversitesinde yapılan araştırmaya göre resveratrol, iltihaplanmaya karşı önemli rol oynayan iki protein üzerinde de etkili olmaktadır. 20 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada; 6 hafta boyunca günde 40 mg resveratrol alımının, kan damarlarındaki iltihaplanmayı arttırıcı etkisi olan birçok maddeyi yok ettiğini göstermiştir.

    Parkinson ve Alzheimer
    Avrupa Farmakoloji dergisi Aralık 2008 sayısında yayınlanan bir çalışmaya göre, resveratrol, önemli enflamatuar karşıtı aktivitelere sahiptir ve hayvan modelleri üzerinde, Parkinson Hastalığı ile ilgili nöroprotektif etkiler gösterir. Beyin Araştırmaları Dergisi’nde Nisan 2010’da yayınlanan hayvanlar üzerindeki bir çalışmaya göre, resveratrol, sinir hücrelerindeki serbest radikaller aracılığı ile oluşan hasarları önleyebileceğinden, Parkinson Hastalığı ile ilişkili histopatolojik değişiklikleri de önleyecektir. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar resveratrol’ün sinirleri koruyucu ve beyin fonksiyonları üzerinde etkili olabileceğini göstermektedir. İnsanlar üzerinde yapılan bir çalışmada, resveratrol alımından kısa bir süre (45 – 90 dakika) sonra yapılan incelemede beyin damarlarındaki kan akımının hızlandığı tespit edilmiştir. New York Bilimler Akademisi Yıllığı, Mayıs 2003 çalışması, resveratrol’ün, uyarıldığında, nöronlar üzerinde koruyucu etkiye sahip bir enzim olan heme oksijenazın aktivitesini çoğaltabileceğini rapor etmiştir.

    Resveratrol ve Kanser
    Araştırmacılar resveratrol molekülünün, normal hücreyi kanserli hücreden ayıran nadir maddelerden biri olduğunu ifade ediyorlar. Resveratrol, serbest radikallere karşı mücadele eden sistemleri harekete geçirerek vücudu korur. Kanser hücrelerinin çoğalmasını tetikleyen metabolik olayları engeller. Resveratrol bazı genlerin farklılaşarak tehlikeli hale gelmesine yol açan aryl hydrokarbon resptörünün antagonistidir. Resveratrol’ün, göğüs, prostat, mide, kolon, pankreas ve tiroid de dahil olmak üzere, insan kanser hücre dizilerindeki proliferasyonu inhibe ettiği görülmüştür. Resveratrol, sağlıklı hücrelere karşı toksik olmamasına rağmen, özellikle kanser hücrelerini hedef alıp öldürme yeteneğine sahip olduğundan, kanserli hücrelerin yayılmalarına engel olur. Resveratrol, karkinogenez sürecinde, 3 safhada etkili olarak çalışır: başlangıç-ilerleme, anjiyogenez ve metastas’ın son adımlarının baskılanması. Resveratrolun kanser karşıtı özellikleri, geniş çeşitteki insan tümör hücrelerindeki proliferasyonu, in vitro, baskılama yeteneği ile desteklenmiştir.

    ‘Blood’ adlı derginin Mart 2007 sayısındaki bir makalede, araştırmacılar, insan multiple myeloma hücre dizininde, resveratrolün programlanmış hücre ölümünü teşvik ettiğini ifade etmişlerdir. Bir çalışma, sadece 4 günlük resveratrol tedavisi ile prostat kanser hücrelerindeki PSA (prostat spesifik antijen) düzeylerinin %80 oranında düştüğünü göstermiştir. Ek olarak, resveratrolun çoklu prostat kanseri etkileri mevcuttur: hormon-pozitif ve negatif kanserlerin büyümesini durdurur; çoklu mekanizmalar ile birlikte çalışarak kanser hücrelerinin bölünmelerini önler; kanserin erken ve geç dönemlerinde etkilidir; DNA’yı hasarlardan korur, metastası inhibe edebilir. Virginia Bioinformatik Enstitüsü araştıma grubuna göre, resveratrol prostat kanser hücrelerinin büyümesini durdurabilir ve onları öldürebilir de. ‘PloS One’ Aralık 2010’da yayınlanan çalışmaya göre, FOXO adındaki belirli bir protein, resveratrolun kanserli hücreleri öldürerek prostat kanserinin sürecini durdurmadaki biyolojik etkisine, yakından bağlıydı.

    NewYork Tıp Okulu’nda in vitro uygulanan ve de ‘Carcinogenesis’ Ocak 2011’de yayınlanan bir başka çalışmaya göre, resveratrolun trisetil-resveratrol ve trimetoksi-resveratrol olmak üzere iki ilişkili bileşiği yine etkin olarak prostat kanserini her düzeyinde baskılayabiliyordu. Araştırmalar, resveratrolun sadece kanseri önlemediği, ayrıca kanser için ilave bir terapi sunduğunu göstermiştir. Çünkü resveratrol, kanserin belirli düzeylerini yavaşlattığını hatta durdurduğunu göstermiştir. Resveratrol, bir çok değişik yolla kanseri durdurur: ostrojen ve androjen alımını bloke edebilir (kanser hücreleri ostrojen reseptörü, pozitif ya da negatif olabilir); gen ekspresyonunu değiştirebilir; deasetilasyon yoluyla kanser hücrelerinin ölümüne yol açabilir. Avusturya’da, ayrıntılı çalışmalar, resveratrolun kanser hücrelerinin metastas kabiliyetini %30-71 oranında bloke ettiğini göstermiştir.

    Virginia Üniversitesi’ndeki biyokimyacılar, resveratrol ve NF-kB aktivasyonu ilişkisini araştırdılar. NF-kappa B ya da NF-kB proteininin aktivasyonu akciğer kanseri de dahil, birçok insan kanser tiplerinin gelişmesine katkı sağlıyordu. Resveratrol, NF-kB etkinliğini bozuyor, hücre ölümü sinyalizasyonunu ya da apoptosisi destekliyordu. In vivo deneylerde resveratrolun, tümör hücre apoptosuna neden olarak göğüs kanser hücrelerini de öldürebileceği, ‘Molecular Nutrition & Food Research‘ Mayıs 2005 sayında yayınlandı. Kanser kök hücresi büyümesinin resveratrol tarafından önemli ölçüde baskılandığı, ‘Breast Cancer Research and Treatment’ Aralık 2010 sayısında yayınlanmıştır. Ohio Lerner Araştırma Enstitüsü Profesörü Charis Eng, resveratrolün, kanser tedavisinde kullanılan rapamisin adlı ilaca direnç gösteren kanserli hücrelerle mücadele ettiğini açıklamıştır.

    Michigan John D. Dingell VA Medical Center’daki araştırmacılar, 2009 yılında, kolon hücre kültürleri; resveratrol ve zerdeçalda bulunan kurkumin kombinasyonu ile tedavi edildiklerinde, sadece resveratrol tedavisinden daha ciddi bir etkinlik sağladığını tespit etmişlerdir. Resveratrol’ün lösemi hastalarında etkili olduğuna ilişkin bir çalışma 33. Ulusal Hematoloji Kongresinde ikincilik ödülü almış ve Nature adlı dergide bu maddenin kanser hücrelerine karşı etkili olduğu belirtilmiştir. Ayrıca KML türü kanserli hastalarda çok etkin olan direnci olanlarda bile resveratrol’ün etkili olduğu tespit edilmiştir. Bazı bilim adamları, kemoterapiden sonra değerlerinde düşme olan trombosit ve lökositlerin toparlanmasında resveratrol’ün etkili olduğunu gösteren çalışmalar ortaya koymuşlardır.

    Michigan Üniversitesi Comprehensive Cancer Center doktorları, resveratrolün moleküler özellikleri ve ameliyatla alınabilen kolorektal kanserlerin erken dönemlerinde hastalık seyri üzerinde çalışmaktadırlar. Reserveratrol, California’da prostat kanserinde, İngiltere’de bağırsak kanseri ve akciğer hastalıklarında, Kanada’da herpes tedavisinde test ediliyor. Resveratrol’ün anti-aging etkilerini araştıran ekibin başkanı, Harvard Tıp Okulu’ndan David Sinclair, ‘İlacın, üzerinde denendiği her hastalıkta olumlu etkilere sahip olması tesadüf değil’ şeklinde açıklama yapmıştır.

    Resveratrol Nerede Bulunur?
    Kırmızı üzümün kabuğu, ahududu, dut, erik, yerfıstığı, yabanmersini, kızılcık ve kiraz resveratrol içeren besinlerdir.

    Resveratrol Günlük Doz
    Resveratrol’ün günlük dozu için belirlenen bir miktar yoktur. Genelikle 100 ila 500 mg dozlar halinde satılmaktadır.
    New York Langone Tıp Merkezi tarafından hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlar resveratrol’ün 500mg’lık günlük dozunun güvenli ve etkili olabileceğini göstermektedir. Ayrıca çok sayıda sahte ya da yetersiz içeriğe sahip ürün olduğu için güvenilir firmaların sertifikalı organik ürünleri tercih edilmelidir.

    Sinerjik Etki
    Bir başka güçlü bitkisel gıda kompleksi olan I3C (brokoliden alınmış olan indol-3-carbinol) resveratrol ile mükemmel bir sinerjik ortaklığa girer. İkisinin de, kanserle ilişkili genler ve büyümeyi destekleyici hormonları bloke etmeleri üzerindeki etkileri saptanmıştır. Toksisite olmadan bu etkilerini ortaya koyma yetenekleri, onları prostat kanserinde ve genel anlamda kanseri önlemesi yüzünden, son derece desteklenen bir kombinasyon yapmaktadır. Resveratrol; quercetin, kurkumin, I3C, cordycep’lerin ham ve fermente edilmiş miselyumları ve modifiye sitrus pektin vb. gibi esansiyel sinerjistler, ko-faktörler ve taşıyıcılar ile birleştiğinde bu kombinasyonun, belki de bugün ulaşılması mümkün olan en iyi kanser önleyici yaklaşım olabileceği araştırmacılar tarafından belirtiliyor. Resveratrol kapsül olarak alındığında, ilk önce büyük çoğunluğu karaciğere taşınacağı hepatoportal arter yoluyla ince bağırsak tarafından emilecektir. Resveratrol karaciğere ulaştığında, quercetin gibi özel bileşikler tarafından korunmuyorsa, karaciğer tarafından ayrıştırılır. Bu yüzden en iyi emilim için quercetin de mevcut olmalıdır. Resveratrol, hava ve ışık tarafından aşınmaya karşı çok duyarlıdır. Koyu bir şişede organik alkol içerisinde saklandığında, hava ve ışıktan büyük ölçüde korunur. Kuru toz olarak kapsüle edildiğinde, yoğun havadan korumak için sıkıca paketlenmelidir. Yine, koyu renkte; mor şişelere konur ise, içeriğe zarar verebilen 450-720 nanometre ışıktan %100 koruma sağlar.

    Resveratrol Yan Etkileri Var mı?
    Kan inceltici ya da diğer reçeteli ilaçlar kullanıyorsanız resveratrol alımından önce doktorunuza danışın. (Sitokrom p450 enzim sistemini etkilediği için sözkonusu enzim sistemiyle metabolize olan sentetik ilaçların seviyelerini artırabilir)

    JAPON MADIMAĞI Üzüm'den 30 kat Resveratrol içerir ve KANSERE karşı etkilidir.
    Japon Madımağı, Japanese Knotweed, Polygonum Cuspidatum, Çoban Değneği
    Japanese knotweed ve Kanser hakkında. Bitkisel tedavi ve şifalı bitkiler. Japanese knotweed (Polygonum cuspidatum L.)
    Faydalı olduğu kanser türleri: Akciğer, karaciğer ve meme.

    Japanese knotweed”in bilimsel adı “polygonum cuspidatum” olup Japonya, Çin ve Kore gibi Doğu Asya ülkelerinin doğal bitkisel örtüsünde yaygın olarak bulunmaktadır. Kuzukulağıgiller familyasından bir bitkidir. Ülkemizde “çobandeğneği” ve “madımak” olarak bilinen bitkiler ile aynı familyadandır. Çiçekleri arıcılar tarafından bal için önemli bir nektar olması nedeni ile tercih edilmektedir. Günümüzde resveratrol isimli maddenin elde edildiği en önemli bitki olup bu konuda üzümün yerine geçmiştir. Resveratrol özellikle üzümde bol miktarda bulunan sağlık için yararlı bir maddedir. Resveratrol kanser, yaşlanma, kalp ve damar hastalığı gibi birçok hastalıkta yaygın olarak kullanılmaktadır. (Resveratrol başlığı altında daha detaylı bilgi verilmektedir.) Japanese knotweed bağırsak hareketini uyaran ve kabızlık tedavisinde kullanılan emodin isimli maddeyi bol miktarda içermektedir. Emodin, aloe vera”da da bulunmaktadır. Japanese knotweed”in kökleri geleneksel Çin ve Japon tıbbında doğal dışkı yumuşatıcı olarak kullanılmaktadır.
    Japonya”da farelerde yapılan bir çalışmada, “Japanese knotweed”den elde edilen resveratrol ile fare akciğer kanseri tümörlerinde kan damarı oluşumu ve kanser yayılımının engellendiği gösterilmiştir. Ayrıca kanser hücrelerinin genetik şifresini taşıyan DNA molekülünün yapılmasını da engellemektedir.

    Laboratuvar çalışmalarında karaciğer ve meme kanseri hücrelerini öldürmektedir. İçinde bulunan maddelerden bir diğeri olan emodin”in de kanser hücrelerini öldürdüğü gösterilmiştir. Bağışıklık sistemini düzenlemekte, kanser gelişimini engellemektedir. Bu sonuçlar “Japanese knotweed”in kanser tedavisinde tamamlayıcı olarak yararlanılabilecek bitkiler arasına alınmasına neden olmuştur.

    Kullanım şekli: Fitoterapi kaynaklarında, kanserden korunma için yüzde 20 resveratrol ile standardize edilmiş japanese knotweed ekstraktlarından 30-50 mg/gün, kanser tedavisi için 300-500 mg/gün kullanılması önerilmektedir.

    Dikkat edilmesi gerekenler:
    İçinde bulunan emodin maddesinin dışkı yumuşatıcı özelliklerinin olması nedeni ile uzun süreli kullanılması bağırsak alışkanlığında bozukluğa ve sıvı-elektrolit dengesizliğine neden olabilir.
    Resveratrol maddesinin dişilik hormonu olan östrojene benzer etkilerinin bulunması nedeni ile hormon reseptörü pozitif meme kanseri olan hastaların kullanmamaları önerilir.

    İçeriği)

    Aşağıdaki moleküller Polygonum Cuspidatum’un üç çeşitte bulunur, ancak aşağıda belirtilen miktarlar türlerine göre özeldir. japonicus; bu çeşit stilbenlerde en yüksek olma eğilimindedir ve diğer iki türün minimum seviyeleri vardır. [2]

    Aktif maddeler olarak stilbenlere (ilk dört madde ) ve kuinonlara (5-8 madde) odaklanın; diğer bileşikler bitkide bulunur, ancak ya daha az miktarda bulunur ya da mevcut araştırmanın odağı değildir.

    Resveratrol [6] 0.15-1.77 mg / g kuru ağırlık arasında değişir.
    9.91-16.4 mg / g kuru ağırlıkta resveratrol [7] glikoziti olan Piceid (5,4′-dihidroksistilben-3-0-β-D-glikopiranosid) ve Polydatin (Polygonin veya 3,4 ‘ 5-trihidroksistilben-3-β-tek-D-glukozid) başka bir Resveratrol glukozitı [8]
    Piceatannol ( Resveratrol ile ilişkili bir stilben) ve onun glukozit, Astringin [2] 0.025-0.067 mg / g ve 0.98-1.22 mg / g; sırasıyla [2]
    Resveratrolosid, resveratrolün bir glukozididir ancak Piceid’den farklı bir yerde olan bir yapıdır. [9]
    Rhein ve Physcion gibi antrakinonlar; fakat çoğunlukla Emodin [10] [11] ve bunların glukozidleri [12] 6.7g kuru ekstrakttan 35.3mg (Emodin) ve 8.2mg (Physcion) ve 4.6g kuru ekstresinden 17.6mg (antrakigosit B); 5.2mg / g, 1.2mg / g ve 3.8mg / g’dır. [13]
    Kolon karsinogenezisinden koruyabilen antrakinon Chrysophanol / Chrysophanic acid [14] [15] [16]
    Citreorosein [17] gibi antrakinon türevleri,
    Daha resmi olarak 2-metoksi-6-asetil-7-metiljuglone olarak bilinen Naptho kuinon bileşiği 2- Methoksistiandran [18] ; [19] 100g kloroform özütü başına 1 mg bulundu. [20]
    5,7-Dimetoksi-izobenzofuran-l (3H) -on (aka. 5,7-dimetoksiftalid) [21]
    Taşiyozid [22]
    Triptofan [22]
    2,6-dihidroksibenzoik asit [22]
    Gallic Acid [22]
    (+) – kateşin (Yeşil Çay Kateçinlerinden biri) ve bir glukozid, (+) – katekin-5-O-β-D glikopiranozid [22]
    L- (3-0-p-D-glikopiranosil-4,5-dihidroksifenil) -etanon [22]
    Genel olarak, 641.1 +/- 42.6 mg / g (% 60-68) fenolik içeriği ve 62.3 ± 6.0 mg / g (% 5.4-6.8) flavonoid içeriği, genel Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı)’in kuru ağırlığı için bildirilmiştir. [23]
    Resveratrol ve glukozit piceid, Polygonum Cuspidatum var. 0,04-0,1 mg / g ve 0,2-0,51 mg / g arasında değişir; sachalinensis , piceatannol ve glukosid Astringin ise sırasıyla 0.006-0.008mg / g ve 0.04-0.22mg / g aralığındadır. [2] Poligonum Cuspidatum var. Bohemika sırasıyla resveratrol, piceid, piceatannol ve astringin için 0.08-0.95mg / g, 1.72-7.32mg / g, 0.01-0.095mg / g ve 0.31-1.87mg / g aralığındadır. [2] Topluca , Japonicus standarttır ve bohemica potansiyel olarak rekabet edebilir ve sachalinensis diğer iki değişkene göre çok daha az stilbenlere sahipken en iyi görünür.
    Resveratrolosid içeriğinde piceatannol ile ölçüldüğünde benzerlik arzetmektedir. [9]
    Stilbenler (resveratrol ve piceatannol) için geniş içerik yelpazesi hem türlere, hem de aynı türün örnekleri arasında değişir; Oldukça güvenilmez bir içerik. Bir ‘glukosid’ veya ‘glikozid’ gelince, onlar da emilebilen veya edilmeyebilen ve dolayısıyla biyolojik olarak aktif olabilen ana molekülün saklama formlarıdır; piceid tam anlamıyla bir glikoz molekülüne bağlı bir resveratrol molekülüdür.

    Ülke Çiçek Yaşar
    PYCNOGENOL KAPSÜLÜNÜ iki aydır her türlü enfeksiyon için kullanıyorum. ENERJİM arttı. ALFA LİPOİK ASİT ŞEKERİM için kullanıyorum. BOSWELLİA KAPSÜLÜNÜ ROMATİZMA ve İBS için iki yıl kullandım. JAPON POLİGONUMU KAPSÜLÜ KALP için kullandım ve kullanmaya devam edeceğim. ASLAN YELESİ KAPSÜLÜ, BEYİN için kullandım ALGILARIM DAHA ÇOK ARTTI. İbrahim Gökçek hocamın ürünlerini herkese tavsiye ediyorum. Ben faydasını gördüm. Rabbim ilmini artırsın.
    KAYNAK

    Nuran Serinkaya
    Hocam CAT'S CLAW, JAPON POLİGONUMU kullandım hocam çok güzel kalbi güçlendiriyor buralar çok sıcak sıcakdan kaplerimiz çapıyor KALBE İYİ GELİYOR. BAĞIRSAKLARI TERTEMİZ FIRÇALIYOR. KABIZLIK asla yaşamıyorsun ben böyle JAPON POLİGONUMU görmedim müthiş. BOSWELLİA hocam çok kullandım ben BOSWELLİA sayesinde ANTİBİYOTİKTEN KURTULDUM. Kandaki iltahapları önlüyor çok faydasını gördüm bu kapsülden önce salık oca hasdane olsun antibiyotik çok yazdılar hocam iyikide sizleri tanımışız dilerim sayesin kimyasalları bırakdım hocam sabah kalkardım ağızlarım zehir gibi olurdu sizin sayenizde kimyasalar yok artık keşke önce bulasdım hocam önce hiç birşeler yiyenezdim şimdi heşylerimi yiyorum allahım binlerce razı olun hocam çok teşekürler dünyalar varmış yani annemden yeniden domuşum gibiyim şürler olsun çok teşekürler hocam
    KAYNAK

    tutulin1
    PYCNOGENOL süper ürün yok böyle bir bitkisel deha JAPON POLİGONUMU ve ikisi YÜKSEK TANSİYONUMA çok çok iyi geldi. Artık korkmuyorum yükseldi mi diye. Rabbim İbrahim Hocamdan razı olsun. İki cihanda muradını versin. Dualarımızdasın hocam.
    KAYNAK

    serinkayanuran
    Hocam hayırlı günler diyoruz sizlere. JAPON POLİGONUMU, CATS CLAW DENEDİM barsakları adeta fıçalıyor KALBİN DOSDU KALBE ÇOK YARDIMCIDIR KAPÇAPIN TISINI ORTADAN KALDIRIYOR HOCAM bizler çok sipor yapdımız için kalp çarpınıtısın ortadan kaldırıyor BOSWELLIA 2 YILIGEÇİK KUANDIM hata buzdolabına bakdım hiç açlmamış hemen açdık şuan elimde var kullanıyorum EFKSİYONU YOKEDİYOR TABSAYILMAZ FAYDALARINI GÖRDÜM ben bu BOSWELLA KULANMAN ÖNCE ÇOK ENFESİYONUM OLURDU KANDAKİ EFEKSİYOLARIMI YOK ETİ HOCAM ALLAHIM İYİ KİDE HOCAMIZI TANIMIŞIZ bundan önce salık oca hadi bakalım antibiyotik verilerddi hocam sizin bitkilerine başlıyalı antibiyotik tarih oldu hocam çok teşekürler sizler iyikide varsınız hocam çok mutluyum sizin sayenizde kimyasallara soooon dur allahım razı olun
    KAYNAK

    gulay_ylmzzz
    JAPON POLİGONUMU kayınvalidem 3 aydır kullanıyor DİZ AĞRILARI geçti, YÜRÜMEKTE ZORLANIYORDU şimdi çok iyi.
    KAYNAK

    abdullah.serbetci1071
    JAPON POLİGONUMU üzerinde durmak istiyorum. Annemin BEL AĞRILARI vardı onun için almamıştık aslında lakin annem geçtiğini söyledi. Bahçede DOLAŞAMAYAN kadın DOLANIR oldu. Allah razı olsun sizden. Hep diyorum Yahudi masonik usulü yapılan ilaçlara para kazandıracağınıza İbrahim Gökçek ilaçlarını öneriyorum sizlere. İnanmayan olabilir piyasadaki sahte bitkisel ilaçlarla karşılaştırma yapan olabilir lakin deneyip görmelerini isterim gerçekten.
    KAYNAK

    filiz_sadi
    Merhaba, babama KALP DAMAR TIKANIKLIĞI için set aldık. Sette JAPON POLİGONUMU'da var. ÇARPINTISI geçti, arada AĞRI da vardı o da geçti. 3 aydır kullanıyor. ALIÇ KAPSÜL zaten yanında olmazsa olmaz. Bu sefer PYCNOGENOL NOS da ilave ettik ekstraktlara. CİLT RENGİ açıldı, ŞEKERİ de düştü. Düzenli istikrarlı kullanmak şart.
    KAYNAK

    abdullah.serbetci1071
    JAPON POLİGONUMU üzerinde durmak istiyorum. Annemin BEL AĞRILARI vardı onun için almamıştık aslında lakin annem geçtiğini söyledi. Bahçede DOLAŞAMAYAN kadın DOLANIR oldu. Allah razı olsun sizden. Hep diyorum Yahudi masonik usulü yapılan ilaçlara para kazandıracağınıza İbrahim Gökçek ilaçlarını öneriyorum sizlere. İnanmayan olabilir piyasadaki sahte bitkisel ilaçlarla karşılaştırma yapan olabilir lakin deneyip görmelerini isterim gerçekten.
    KAYNAK

    filiz_sadi
    Merhaba, babama KALP DAMAR TIKANIKLIĞI için set aldık. Sette JAPON POLİGONUMU'da var. ÇARPINTISI geçti, arada AĞRI da vardı o da geçti. 3 aydır kullanıyor. ALIÇ KAPSÜL zaten yanında olmazsa olmaz. Bu sefer PYCNOGENOL NOS da ilave ettik ekstraktlara. CİLT RENGİ açıldı, ŞEKERİ de düştü. Düzenli istikrarlı kullanmak şart.
    KAYNAK

    Yorum yap


    • #3
      Japon Knotweed'de Araştırma Dağılımı

      1 Kaynaklar ve Kompozisyon

      1.1 Kaynaklar

      Polygonum Cuspidatum , polygonaceae familyasında ( Rheum palmatum L ve benzer bitki Polygonum multiflorum ile birlikte ) ve Fallopia cinsinde bir bitkidir ; Doğu Çin ve Japonya'ya özgüdür ve bazen (en yaygın olarak) Japon Knotweed olarak adlandırılır. Polygonum Cuspidatum geleneksel olarak tıbbi özellikleri, özellikle de artrosklerozun yanı sıra kanser, astım, hipertansiyon ve öksürük tedavisi için kullanılmaktadır.

      Çin'de geleneksel kullanım Hu Zhang veya Hu Chang adıyla , Japonya'da geleneksel kullanım Kojo Kon adıyla ilişkilidir . Japon Knotweed (ve Meksika veya Japon Bambu gibi diğer terimler) Kuzey Amerika'da daha yaygın olarak kullanılmaktadır. [1]

      Polygonum Cuspidatum'un üç çeşidi vardır ; yani Polygonum Cuspidatum var. Japonicus, var. sachalinensis ve var. Bohemica. Bu varyantlar biyoaktif miktarlarda farklılık gösterir, [2]

      İlginç bir şekilde, Japon Knotweed, istilacı bir bitki türü olarak görülür ve dünyanın çeşitli bölgelerinde sorunlara neden olur. [3] [4] [5]
      Basit, knotweed yer ve diğer bitkileri kurtarmak

      1.2 Kompozisyon

      Aşağıdaki moleküller, Polygonum Cuspidatum'un üç varyantında bulunur, ancak aşağıda belirtilen miktarlar var. japonicus; bu varyant stilbenlerde en yüksek olma eğilimindedir, diğer iki türde minimum seviyeler vardır. [2]
      Aktif bileşenler olarak stilbenlere (ilk dört mermi) ve kinonlara (mermiler 5-8) odaklanın; diğer bileşikler bitkide bulunur, ancak ya daha az miktarlarda bulunur veya mevcut araştırmanın odağı değildir
      • Resveratrol [6] kuru ağırlık 0.15-1.77mg / g arasında değişmektedir
      • Yaklaşık 9.91-16.4mg / g kuru ağırlıkta resveratrolün [7] bir glikozidi olan Piceid (5,4'-dihidroksstilben-3-O-p-D-glukopiranosit) ve Polidatin (aka. Poligonin veya 3,4 '), 5-trihidroksstilben-3-p-tek-D-glukozit) Resveratrol'ün bir başka glukozidi [8]
      • Piceatannol ( Resveratrol ile ilişkili bir stilben ) ve glukoziti, Astringin [2] 0.025-0.067mg / g ve 0.98-1.22mg / g'de; sırasıyla [2]
      • Resveratrolosid, resveratrolün bir glikoziti olan ancak Piceid'den farklı bir noktada bulunan bir yapı [9]
      • Rhein ve Physcion gibi antrakinonlar; fakat çoğunlukla Emodin [10] [11] ve bunların glikozitleri [12] 6.7g kuru ekstrakttan 35.3mg (Emodin) ve 8.2mg (Physcion) ve 4.6g kuru ekstrakttan 17.6mg (antragkosit B); Sırasıyla 5.2mg / g, 1.2mg / g ve 3.8mg / g. [13]
      • Kolon karsinogenezisinden [16] koruyabilecek antrakinon Krizotanol / Krizofilik asit [14] [15 ]
      • Citreorosein gibi antrakinon türevleri [17]
      • Nafto kinon bileşik 2-Methoxystypandrone [18] Daha fazla resmi 2-metoksi-6-asetil-7-methyljuglone olarak da bilinir; [19] 100g kloroform ekstraktı başına 1 mg bulunmuştur [20]
      • 5,7-Dimetoksi-izobenzofuran-1 (3H) -on (aka 5,7-dimetoksiftalit) [21]
      • Taşiosid [22]
      • Triptofan [22]
      • 2,6-dihidroksibenzoik asit [22]
      • Galik Asit [22]
      • (+) - kateşin ( Yeşil Çay Kateşinlerinden biri ) ve bir glukozit, (+) - kateşin-5-O-β-D glukopiranosid [22]
      • 1- (3-O-β-D-glukopiranosil-4,5-dihidroksifenil) -etanon [22]
      Genel olarak, genel Japon Knotweed'in kuru ağırlığı için 641.1 +/- 42.6 mg / g (% 60-68) fenolik içeriği ve 62.3 +/- 6.0 mg / g (% 5.4-6.8) flavonoid içeriği bildirilmiştir. Ayıkla. [23] Resveratrol ve glukozit piceid'i Polygonum Cuspidatum var. İçinde 0.04-0.1mg / g ve 0.2-0.51mg / g arasında değişmektedir. sachalinensis , pikeatannol ve glukozit Astringin sırasıyla 0.006-0.008mg / g ve 0.04-0.22mg / g arasında değişmektedir. [2] Polygonum Cuspidatum var. bohemica resveratrol, piceid, pikeatannol ve astringin için sırasıyla 0.08-0.95mg / g, 1.72-7.32mg / g, 0.01-0.095mg / g ve 0.31-1.87mg / g arasında değişmektedir. [2] topluca koyun, japonicus standarttır ve süre iyi görünüyor Bohemica potansiyel rekabetçi olabilir ve sachalinensis diğer iki varyant çok daha az stilbenleri sahiptir. Resveratrolosid, ölçüldüğünde içerik olarak pikeatannole benzer görünmektedir. [9] Stillerler (resveratrol ve piceatannol) için geniş içerik yelpazesi, hem türe bağlı olarak hem de aynı türün örnekleri arasında değişir; oldukça güvenilmez bir içerik. Bir 'glikozit' ya da 'glikozit' ne gelince, bunlar aynı zamanda emilebilen ya da emilemeyen ve dolayısıyla biyoaktif olabilen ana molekülün depolama formlarıdır; piceid kelimenin tam anlamıyla bir glikoz molekülüne bağlı bir resveratrol molekülüdür

      1.3 Yapısı ve Özellikleri
      Aşağıdaki yapılar Japon Knotweed'de bulunan dört (en çok araştırılan) stilbendir; stilben resveratrolosid, 3 karbondan ziyade 4 'karbona bağlı olan glikoz kısmı (orta zincirin karşı tarafındaki yapının diğer altıgeni) dışında piceid ile aynı görünür. Polidatin de glikoz parçasının 5 'karbona (4' 'in altında) bağlı olması bakımından benzerdir. [24]

      Resveratrol ve glukozit Piceid, ışığa ve açık ortama (oda sıcaklığı) üç aya kadar maruz kaldığında yapısal olarak stabil görünmektedir, [25] çevresel stres faktörleri tarafından hakaret edilen Japon knotweed'de resveratrolün stabilitesi o kadar iyi değildir; [26] ihtiyatlılık ve iyi depolama hala uygulanmalıdır. Genel olarak, Japon Knotweed özütü orta derecede güçlü anti-oksidan özelliklere sahiptir, [23] capitatum türlerine göre ikinci fakat in vitro olarak değerlendirilen chinensis ve multiflorumdan daha yüksektir . [27] Polygonum Cuspidatum'un antioksidan kapasitesinin 56.22mmol / 100g Trolox eşdeğeri ve 6.33g / 100g Galik asit eşdeğeri olduğu ve yapraklara, gövdelere ve köklere kadar uzandığı gösterilmiştir. [27] Bu çalışmaya göre [28] 112 otlar analiz hangi ve bu özetlenebilir anti-kanser otlar Geleneksel Çin TıbbıOrtak meyve ve sebzeler daha yüksek anti-oksidatif kapasitelerine sahip olma eğilimindedir, bu Japon 14 yerleştirilmiştir otu (metanolik ekstresi Trolox® eşdeğerlerine göre, bir yolu bir anti-oksidan potansiyeli ölçmek için) olduğu tespit edilmiştir th % 35'i, 112 üzerinden Yeşil Çay kateşinlerinin en yaygın kaynağı olan ve genel olarak 5. sırada yer alan Camellia Sinensis olarak (gram-gram bazında) etki gücü . Kazananlar Rhus chinensis'in safraları ve Acacia catechu'nun kolu / gövdesi idi ve sırasıyla Camellia Sinensis'e göre 3.28x ve 2.12x daha fazla anti-oksidatif etkisi vardı . [28] Üç ana bileşik sınıfı ve içerikleri ve bireysel antioksidan potansiyeli, diğer bitkilerle karşılaştırıldığında oldukça iyidir.
      Başa dönüş

      2 Farmakoloji
      Resveratrol farmakokinetiğini kendi sayfasında analiz ettirmiştir; kısa bir özet, resveratrolün oral yoldan alınmasının zayıf biyoyararlanımına sahip olmasına rağmen, bunun yanında diğer besin maddelerinin tüketimiyle de arttırılabileceğidir.

      2.1 Serum
      2.2 Dağıtım
      Sıçanlarda oral uygulamadan sonra (20mg / kg) resveratrolün dağılımı kalbe ulaşıyor gibi görünmektedir (743.4 +/- 45.77ng / mL'ye kadar), ancak neredeyse tamamen 60 dakika boyunca atılır, karaciğer yaklaşık 2mcg / mL (2.000ng / mL) mL) 60 dakikaya kadar, akciğer dokusunda 60 dakika içinde 2.8mcg / mL'ye kadar, ancak 30-60 dakika arasında böbrekte (0.8-1.3mcg / mL) orta dereceli miktarlarda neredeyse tespit edilemez; mide ve beyin hiçbiri 60 dakikaya kadar. [29] Bu, izole rezveratrol verilen farelerde bulunan benzer dağılım verileridir, [30] [31] bu çalışmada beyinde hiçbiri bulunmamıştır; beyinde resveratrol bulunmaması ve midede yüksek (48.2mcg / mL) içeriğin bulunmaması, çalışmanın 60. dakikada sona ermesinden kaynaklanıyor olabilir. [29]

      2.3 Atılım
      İzolasyondaki Resveratrol'e benzer şekilde , Polygonum Cuspidatum'un resveratrolünün idrarda en az serbest resveratrol atılmasıyla yüksek derecede konjuge olduğu görülmektedir. [29] Oral dozun% 0.059'u konjuge olmayan idrarda ve konjuge olmayan safrada% 0.027 bulundu; oral resveratrol dozunun% 99.14'ünü bir konjugat olarak atılır veya oral uygulamadan 24 saat sonra bir dokuya dağıtılır. [29]

      2.4 Enzimatik Etkileşimler
      Polygonum Cuspidatum, hem CYP3A enzimini hem de 'MultiDrug Direnç Proteini 2' (MRP2) [32] akış proteinini inhibe edebilir ve bu enzimler tarafından metabolize edilen karbamazepin gibi farmasötiklerle etkileşime girebilir . Japon Knotweed'den Resveratrol'ün CYP3A4'ü CAR yoluyla yukarı regüle edip edemeyeceği üzerine bir araştırmada, bu yeteneğe sahip olmadığı bulundu. [33]
      Başa dönüş

      3 İmmünoloji ve Enflamasyon
      3.1 Genel inflamasyon
      Japon Knotweed kullanılarak yapılan bir insan çalışması, 6 hafta sonra günde 200 mg (40 mg Resveratrol) takviyesinden sonra, ekstre edilen bağışıklık hücrelerinin% 25 daha az NF-kB translokasyonuna sahip olduğunu buldu; NF-kB, bir inflamasyon aracıdır ve bu genel olarak inflamasyonda bir azalmadır. [34] NF-kB aktivitesindeki azalma, daha az dolaşan TNF-a ve IL-6 ile de sonuçlandı; iki enflamatuar sitokin. [34] Hayvanlarda yüksek dozların (100-200mg / kg etil asetat fraksiyonu), anti-enflamatuar etkileri akut olarak indüklediği gösterilmiştir ve bir hayvan romatoid artrit modelinde umut vaat etmiştir. [35]

      3.2 Soğuk Algınlığı
      Japon Knotweed gelen napthaquinone bir IC ile HRV 3C-proteaz enziminin etkili bir inhibitörü olduğu gösterilmiştir 50 4.6uM arasında. [20] Bu enzim soğuk algınlığı için en yaygın ajandır Rhinovirus, replikasyonu için gerekli olan; [36] bu nedenle inhibitörler, rupintrivir gibi soğuk algınlığının oluşumunu ve şiddetini azaltmak için araştırılmaktadır (AG-7088). [37]

      3.3 Alerjiler
      Antrakinon bileşiği olan emodin, IgE'nin FcyRI ile birleşmesini önleyerek mast hücrelerinin aktivasyonunu baskılama kabiliyeti açısından araştırılmaktadır. Mast hücrelerinde IgE'nin FcyRI'ya bağlanması mast hücreleri üzerindeki anafilaktik cevabın ilk aşamasıdır [38] ve sonunda histamin salınımı ile sonuçlanır. Emodin oral yoldan verilmesinden sonra doza bağlı olarak bu yanıtı inhibe görünmektedir 5-40mg / kg vücut ağırlığı [39] ve Japon Knotweed özü, IC ile, hem de oldukça etkili olduğu görülmektedir 50 direğe 62 +/- 2.1ug / mL değerine hücreler. [40] Japon Knotweed ile etkileşimler ve alerjileri azaltma, insanlarda bu etkinin gücü bilinmemektedir; nikel dermatit için topikal kullanıma kadar uzanabilir.

      4 Nöroloji ve Beyin
      Polidatin veya resveratrolün glukozidinin, 30 gün boyunca ağızdan 12.5, 25 ve 50 mg / kg vücut ağırlığında takviye edildiğinde sıçanları bir demans modelinde bilişsel düşüşten koruduğu gösterilmiştir. [24] 25mg / kg Polidatin, 25mg / kg Ginkgo Biloba'dan biraz daha az koruyucuydu , ama önemsizdi. [24] Japon Knotweed'den resveratrol , 20 mg / kg oral alımda da kendini gösterir. [41] Japon Knotweed gelen Napthaquinones yapmak hem de koruyucu etkiler gösteren in vitro anti-oksidan etkileri, ikincil. [19] Oksidatif hasar tamamen ortadan kaldırıldı ve test edilen daha yüksek konsantrasyonlarda hücre canlılığı aslında kontrolün üzerinde arttı (2.5 uM, 5 uM; 0.05-1 uM korumalı, ancak kontrolün üzerindeki canlılığı arttırmadı). [19] emodin hasardan korumak nöronlara gösterilmiştir in vitro ancak emodin düşük biyoyararlanıma sahip olduğu, bu sonuçlar biçimde ilgili olmayabilir. [42] Her ne kadar dozlar nöroproteksiyonun yüksek olduğunu göstermesine rağmen (20mg / kg resveratrol, 12.5mg / kg polidaktin) çoklu nöroprotektif bileşikler olduğu görülmektedir; bunun izole edilmiş olandan daha iyi veya daha kötü olmasına rağmen daha güçlü bileşiklerin bilinmediği bilinmemektedir
      Başa dönüş

      5 Hormonlarla Etkileşimleri
      5.1 Östrojen
      32 geleneksel Çin bitkilerde bir çalışmada Japon Knotweed bir AK ile en güçlü olduğu saptanmıştır 50 6.4ug değeri / mL. [43] hafif östrojenik olduğu bulunmuştur Diğer bitkiler vardı Azgın Keçi ot (EC 50 100ug / mL), Astragalus membranaceus (EC 50 236.1ug / mL), Belamcanda chinensis (EC 50 142.8ug / mL) ve bir ikinci yer (EC Rheum palmatum gitti 50 46.7ug / mL); % 70 etanolik özütlerin tümü ve östrojen reseptörünü eksprese eden bakterilerde değerlendirildi . [43] 17β-östradiol kendisi AT vardı 50 karşılaştırma için, 0.205ng / mL. [43] Bu östrojenisitenin arkasındaki aktif moleküller antrakinon içeriği olabilir [44], ancak 17β-östradiolün, çakıştığında reseptörüne bağlanmasını inhibe ettiği görülmekte ve hem agonistler (östrojen eksikliği sırasında) hem de rekabetçi antagonistler (östrojen fazlalığı sırasında) olarak işlev görebilmektedirler. [44] Bununla birlikte, emodinin (en önemli antrakinon) EC 50'si 10.1 +/- 0.36 ng / mL [45] iken, bütün knugweed 6.4ug / mL'de daha etkilidir. [43] kuvvet östrojenik etkileri olan başka bir bileşik olduğunu düşündürmektedir. Polygonum parçalarını bölen bir çalışma, en fazla emodin (Hzsl) olan parçanın, emodin içeriği olmayan (Hzs6) bir parça ile eşleştiğini ve bunun bilinmeyen bir bileşiğe katkıda bulunduğunu gördü.[45] İn vitro bir fitoöstrojenik bileşik gibi görünüyor , ancak antrakinonlar genellikle düşük biyoyararlanım (bağırsaklarda emilen yüzde; dolayısıyla iyi müshil bileşikleri yaptıkları) ve bu nedenle bu östrojenisite pratik olarak alakalı olmayabilir.

      6 Vücut Ağırlığı ile Etkileşimler
      Günde 200 mg Japon Knotweed (40 mg resveratrol içeren) 6 haftalık takviyeden sonra, vücut kütlesi veya dolaşımdaki leptin seviyeleri üzerinde anlamlı bir etki gözlenmemiştir . [34]
      Başa dönüş

      7 Estetikle Etkileşimler
      7.1 Cilt
      Japon knotweed'in cilde biraz nüfuz ettiği gösterilmiştir [46] ve bu nedenle topikal uygulama için kozmetik bir ajan olarak kullanımı araştırılmıştır. Melanositlerde (deri altında melanin üreten hücreler) test edildiğinde, Polygonum'da Piceid adı verilen bir bileşen, tirozinaz aktivitesini doza bağlı bir şekilde inhibe edebilir [7] ve bir cilt aydınlatıcı madde olarak işlev görebilir. Piceid, doğrudan güçlü bir tirozinaz inhibitörü değildir [47], ancak mRNA'yı ve daha sonra tirozinazın protein içeriğini baskıladığı görülmektedir. [7] Resveratrol ayrıca dolaylı bir inhibitör mekanizmaya sahiptir, çünkü Resveratrol tirosinaz için bir substrattır ve metabolitleri daha sonra aktiviteyi biriktirir ve inhibe eder. [48] [49] Piceatannol , Japon Knotweed da bileşen, anti-oksidan etkileri melanojenez ile tirosinaz baskılayabilir ve Piceid gibi melanin içeriğini aşağı regüle olabilir [50] ve emodin, antrakinon, direkt olarak tirozinaz aktivitesini bastırmak [51] , ancak ilgili antrakinon Physcion daha güçlüdür ve 48 kat daha fazla dermal penetrasyona sahiptir. [52] Aydınlatmanın ötesinde, Japon Knotweed'in sıçanlarda yara iyileşmesini hızlandırdığı ve tedavi edilmemiş bir kontrole göre tamir edilen yaranın kalitesini arttırdığı gösterilmiştir. [53] Polygonum Cuspidatum'un anti-inflamatuar etkileri, çoğunlukla trans- resveratrol içeriğinden dolayı topikal olarak uygulandığında da görülmüştür . [54]Akne içinde rol oynayan Propionibacterium acnes bakterileri tarafından üretilen biyofilmlerin ortadan kaldırılması Resveratrol tarafından da yapılabilir ; Ek olarak, Japon Knotweed topikal olarak uygulandığında akneyi hafifletebilir. [55] İlginç bir şekilde, bu çalışmada hem uzanan Snoudon gülü Salidroside ile ve Horny Goat Weed icariin ile. Muhtemelen saf değişikliklerle, Japon Knotweed'deki bileşiklerin hepsi farklı mekanizmalar yoluyla tirozinaz aktivitesini inhibe ettiği görülmektedir ve topikal olarak uygulandığında birbirleriyle oldukça sinerjik olabilir; ancak bu test edilmemiştir. Japon Knotweed'in topikal olarak uygulandığında iltihabı azalttığı görülüyor ve hem akne hem de nikel dermatiti de azaltabilir (bu uçların tamamen doğrulamak için daha fazla kanıta ihtiyacı olmasına rağmen)

      Referanslar
      1. ^ Vastano BC ve diğ. İki Polygonum cuspidatum çeşidinde stilbenlerin izolasyonu ve tanımlanması . J Agric Gıda Kimya . (2000)
      2. ^ a b c d e f Benová B, et al. Polygonum cuspidatum'da seçilen stilbenin CoulArray saptaması ile birleştirilmiş HPLC ile analizi . J Sep Sci . (2008)
      3. ^ Kurose D, vd. Japonya'da Fallopia japonica (Polygonaceae) ile ilişkili endofitik mantarlar ve bunların Puccinia polygoni-amphibii var. tovariae, klasik biyolojik kontrol adayı . Mantar Biol . (2012)
      4. ^ Murrell C, vd. İnvaziv knotweed, allelopati yoluyla yerli bitkileri etkiler . J Bot . (2011)
      5. ^ Siemens TJ, Blossey B. İnvaziv Bohem knotweed'de (Fallopia xbohemica, Polygonaceae) iki yerli türün büyümesini ve hayatta kalmasını önleyen mekanizmaların değerlendirilmesi . J Bot . (2007)
      6. ^ Kimura Y, Okuda H. Lewis akciğer kanseri taşıyan farelerde tümör büyümesini ve akciğerde metastazı ve tümör kaynaklı neovaskülarizasyonu önleyen Polygonum cuspidatum kökünden izole edilen resveratrol . J Nutr . (2001)
      7. ^ a b c Jeong ET, vd. Melanojenezin Polygonum cuspidatum'dan izole edilen piceid ile inhibisyonu . Arch Pharm Res . (2010)
      8. ^ Zhang LP ve diğ. Sıçan kalbinde polidatinin iskemi / reperfüzyon hasarına karşı koruyucu etkisi . Sheng Li Xue Bao . (2008)
      9. ^ a b Fan P, et al. Yüksek hızlı karşı akım kromatografisi ile üç glukosile resveratrol analogunun invaziv bitki Polygonum cuspidatum'dan hızlı ayrılması . J Sep Sci . (2009)
      10. ^ Zuo Y ve diğ. Alev iyonizasyon ve kütle spektrometrik algılama ile bağlanmış kılcal gaz kromatografisi ile kök polygoni multiflori Antrakinonların aynı anda belirlenmesi . J Chromatogr bir . (2008)
      11. ^ Rhizoma Polygoni Cuspidati'nin HPLC ve HPLC-ESI / MS ile analizi .
      12. ^ Dong J ve diğ. Polygonum cuspidatum Sieb'deki ana bileşenlerin tanımlanması ve belirlenmesi. et Zucc. yüksek performanslı sıvı kromatografisi / elektrosprey iyonizasyon-iyon tuzak-uçuş zamanı kütle spektrometresi ile . Se Pu . (2009)
      13. ^ Chu X, Sun A, Liu R. Çin şifalı bitkisi Polygonum cuspidatum Sieb'den beş bileşiğin preparatif izolasyonu ve saflaştırılması. Yüksek hızlı karşı akım kromatografisi ile Zucc . J Chromatogr bir . (2005)
      14. ^ Yang HM, vd. Polygonam cuspidatum'un kökündeki resveratrol, emodin, krisoptanol, fizikyonun ve HPLC ile ekstraktının eşzamanlı olarak belirlenmesi . Zhongguo Zhong Yao Za Zhi . (2006)
      15. ^ Qian G ve diğ. Rhizoma et Radix Polygoni Cuspidati'de altı biyoaktif bileşiğin eşzamanlı ölçümü için bir kromatografik yöntemin optimizasyonu ve validasyonu . J Pharm Pharmacol . (2008)
      16. ^ Lee MS ve diğ. Krizofik asit, EGFR / mTOR yolunu inhibe ederek kolon kanseri hücrelerinin proliferasyonunu bloke eder . Phytother Arş . (2011)
      17. ^ Zhang C, vd. Citreorosein ve diğer östrojenik bileşiklerin Polygonum cuspidatum'dan biyo-deney eşliğinde ayrılması . Phytother Arş . (2009)
      18. ^ Chiou WF ve diğ. 2-Metoksistipandrone, TRAF6-TAK1 sinyal komplekslerinin oluşumunu aşağı regüle ederek RANKL aracılı osteoklastogenezi bastırır . Br J Pharmacol . (2010)
      19. ^ a b c Li YB, et al. PC12 hücrelerinde Polygonum cuspidatum'dan 2-metoksi-6-asetil-7-metiljuglonun koruyucu, antioksidatif ve antiapoptotik etkileri . Planta Med . (2011)
      20. ^ a b Singh SB, vd. Keşif, toplam sentez, HRV 3C-proteaz inhibe edici aktivite ve 2-metoksistipandrone ve benzerlerinin yapı-aktivite ilişkileri . Bioorg Med Chem Lett . (2001)
      21. ^ Sun MX ve diğ. 5,7-Dimetoksi-izobenzofuran-1 (3H) -on . Acta Crystallogr Tarikatı E Yapı Rep Online . (2009)
      22. ^ a b c d e f Xiao K, et al. Polygonum cuspidatum'dan bileşenler . Chem Pharm Bull (Tokyo) . (2002)
      23. ^ a b Hsu CY, Chan YP, Chang J. Polygonum cuspidatum'dan ekstraktın antioksidan aktivitesi . Biol Res . (2007)
      24. ^ a b c Li RP, et al. Polydatin, sıçan vasküler demans modelinde öğrenme ve hafıza bozukluklarını korur . Fitomedisin . (2012)
      25. ^ Jensen JS, Wertz CF, O'Neill VA. Trans-resveratrol ve trans-resveratrol glukozidin (Piceid) ön formülasyon stabilitesi . J Agric Gıda Kimya . (2010)
      26. ^ Chen YB, Sun BX, Chen JX. Rhizoma polygoni cuspidati'de resveratrolün stabilitesi üzerine çalışma . Zhong Yao Cai . (2007)
      27. ^ a b Huang WY ve ark. Dört Polygonum türünün biyoaktivitelerinin karşılaştırmalı analizi . Planta Med . (2008)
      28. ^ a b Cai Y, vd. Antikanser ile ilişkili 112 geleneksel Çin şifalı bitkinin antioksidan aktivitesi ve fenolik bileşikleri . Life Sci . (2004)
      29. ^ Bir b c d Wang D, Xu, Y, Liu, W. Polygonum cuspidatum özü (PCE) ağızdan uygulandıktan sonra farede doku dağılımı ve resveratrol boşaltım . Fitomedisin . (2008)
      30. ^ Abd El-Mohsen M, vd. Oral uygulamayı takiben sıçan dokularında {3H} trans-resveratrol dağılımı . Br J Nutr . (2006)
      31. ^ Vitrac X, vd. Bir kanser kemopreventif polifenol olan {14C} -trans-resveratrolün, oral uygulamadan sonra fare dokularında dağılımı . Life Sci . (2003)
      32. ^ Chi YC, Lin SP, Hou YC. Resveratrol açısından zengin bir nutrasötik olan Polygonum cuspidatum'un sıçanlarda karbamazepin ile yeni bir bitki - ilaç etkileşimi . Toxicol Appl Pharmacol . (2012)
      33. ^ Huang L ve diğ. Çin bitkisel bileşikleri tarafından LS174T hücrelerinde CYP3A4 ekspresyonunun CAR aracılı yukarı regülasyonu . İlaç Metab Farmakokineti . (2011)
      34. ^ a b c Ghanim H, et al. Anti-enflamatuar ve reaktif oksijen türleri, resveratrol içeren bir Polygonum cuspidatum özütünün baskılayıcı etkileri . J Clin Endokrinol Metab . (2010)
      35. ^ Han JH ve diğ. Deney hayvanlarında Polygonum cuspidatum'un etil asetat fraksiyonunun analjezik ve antienflamatuar etkileri . Immunopharmacol Immunotoxicol . (2012)
      36. ^ Küçük peptitlerin in vitro olarak Escherichia coli'de eksprese edilen insan rinovirüs 14 3C proteaz ile bölünmesi .
      37. ^ Binford SL ve diğ. İnsan rinovirüs 3C proteazının yeni bir inhibitörü olan rupintrivirin in vitro direnç çalışması . Antimikrob Maddeleri Chemother . (2007)
      38. ^ Metcalfe DD, Peavy RD, Gilfillan AM. Anafilakside mast hücresi sinyal mekanizmaları . J Alerji Kliniği Immunol . (2009)
      39. ^ Lu Y, vd. Doğal olarak oluşan bir antrakinon türevi olan emodin, IgE aracılı anafilaktik reaksiyonu ve mast hücresi aktivasyonunu baskılar . Biochem Pharmacol . (2011)
      40. ^ Lim BO ve diğ. Polygoni cuspidati radix, antialerjik aktivite için mast hücrelerinde Syk kinazın aktivasyonunu inhibe eder . Exp Biol Med (Maywood) . (2007)
      41. ^ Wang Y, vd. Parkinson sıçanlarında Polygonum cuspidatum ve lipozomal formundan türetilen resveratrolün nigral hücreleri üzerindeki koruyucu etkisi . J Neurol Sci . (2011)
      42. ^ Liu T, vd. Sıçan kortikal nöronlarında emodinin beta-amiloid kaynaklı nörotoksisiteye karşı nöroprotektif etkileri . Brain Res . (2010)
      43. ^ a b c d Zhang CZ, et al. Menopozal semptomların tedavisinde geleneksel olarak kullanılan Çin tıbbi bitkilerinin in vitro östrojenik aktiviteleri . J Etnoparmakol . (2005)
      44. ^ a b Matsuda H, vd. Polygonum cuspidatum (Polygonaceae) köklerinden fitoöstrojenler: östrojenik aktivite için hidroksiantrakinonların yapı-gereksinimi . Bioorg Med Chem Lett . (2001)
      45. ^ a b Zhang C, vd. Polygonum cuspidatum'daki östrojenik bileşiklerin biyo-tahlil ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile analizi . J Etnoparmakol . (2006)
      46. ^ Lee MH, Kao L, Lin CC. Fosfolipid bazlı mikroemülsiyonlardaki farklı Polygonum cuspidatum ekstraktlarının antioksidan ve transmembran permeatif aktivitelerinin karşılaştırılması . J Agric Gıda Kimya . (2011)
      47. ^ Kim YM, vd. Oksresveratrol ve hidroksistilben bileşikleri. Tirosinaz ve etki mekanizması üzerinde inhibe edici etki . J Biol Chem . (2002)
      48. ^ Satooka H, ​​Kubo I. Tirosinaz için kcat tipi inhibitör olarak resveratrol: güçlendirilmiş melanogenez inhibitörü . Bioorg Med Chem . (2012)
      49. ^ Consistlvez AG, vd. Tirosinaz katalizli trans-resveratrol oksidasyonunun spektroskopisi ve kinetiği . Fiz Chem B . (2012)
      50. ^ Yokozawa T, Kim YJ. Piceatannol, antioksidatif etkileri ile melanogenezi inhibe eder . Biol Pharm Bull . (2007)
      51. ^ Jayasuriya H, vd. Emodin, Polygonum cuspidatum kaynaklı bir protein tirozin kinaz inhibitörü . J Nat Prod . (1992)
      52. ^ Leu YL ve diğ. Dermal kullanım için tirosinaz inhibitörleri olarak Polygonum cuspidatum kaynaklı antrakinonlar . Phytother Arş . (2008)
      53. ^ Wu XB ve diğ. Polygonum cuspidatum özütünün sıçanlarda yara iyileşmesi üzerine etkileri . J Etnoparmakol . (2012)
      54. ^ Bralley EE, et al. Fare kulak iltihabının TPA modelinde Polygonum cuspidatum özütünün topikal antienflamatuar aktivitesi . J Inflamm (Lond) . (2008)
      55. ^ Coenye T, vd. Propionibacterium acnes biyofilmlerinin bitki ekstreleri ile ortadan kaldırılması ve aktif bileşikler olarak icariin, resveratrol ve salidrosidin varsayılan tanımlaması . Fitomedisin . (2012)

      Yorum yap


      • #4
        Geleneksel Çin Tıbbi Bitki Polygonum Cuspidatum'dan Aktif Bileşenlerin Antitümör Araştırması

        Xinnan Wu , Qi Li , Yu Feng ,ve Qing Ji
        Yazar bilgileri Madde notları Telif Hakkı ve Lisans bilgileri Uyarı

        Özet;
        Son yıllarda, Çin yerli ilaçlarının ve diğer bitki özlerinin hastalıkların tedavisinde kullanılması özellikle habis tümörler alanında yoğun ilgi görmüştür. Bununla birlikte, birçok bitkisel ilaç aktif bileşeni bulunamamıştır veya keşfedilmiştir ancak etkili bir şekilde geliştirilmemiştir ve uygulanmamıştır. Bu nedenle, yeni Çin tıbbı aktif bileşenlerinin taranması ve antitümör etkilerinin belirlenmesi, tümör hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde yeni bir atılım haline gelmiştir. Geçtiğimiz yıllarda, çok sayıda çalışma Polygonum cuspidatum ve resveratrol gibi aktif bileşenlerinin, kolorektal kanserde resveratrol hakkındaki kendi antitümör çalışmalarımız dahil mükemmel antitümör aktiviteleri gösterdiğini göstermiştir.

        Giriş
        Diyet çeşitlerinin ve kötü yaşam alışkanlıklarının değişmesiyle, kötü huylu tümörler yavaş yavaş insan sağlığı ve yaşamı için ciddi bir tehdit oluşturdu. Amerika Birleşik Devletleri'nde mevcut en yüksek seviyelere göre [ 1 ], 1991'den 2014'e kadar genel kanser mortalitesi% 25 oranında azaldı; Bununla birlikte, geçtiğimiz 2017 yıllarında, ABD'de 1.688.780 yeni kanser vakası ve 600.920 kanser ölümü yaşanması bekleniyor. Çin Ulusal Merkezi Kanser Kayıt Defteri tarafından yayınlanan verilere göre , 2015 yılında, Çin'de 4292.000 yeni kanser vakası ve 2814.000 kanser ölümü olduğu tahmin edilmektedir [ 2 ].

        Günümüzde, tümörlerin tedavisi esas olarak cerrahi, radyasyon tedavisi, kemoterapi, moleküler hedefli tedavi ve immünoterapiye odaklanmaktadır. Ancak bu tedaviler, bir dereceye kadar normal hücreler, organlar ve insan vücudunun diğer dokuları üzerinde kolayca yan etkiler yaratır, böylece kanser hastalarının ölüm sürecini hızlandırır. Birçok doğal ürün ve aktif bileşenlerinin potansiyel antitümör veya tümör önleyici özelliklere sahip olduğu bildirilmiştir. Bu nedenle, bazı doğal ürünlerin ve bunların aktif bileşenlerinin tam kullanımı, kanser önleme ve tedavisi için benzersiz fikirler ve yöntemler sağlayacaktır. Polygonum cuspidatum Sieb. Geleneksel Çin tıbbı (TCM) bitkisi et Zucc, poligonacealara aittir. Çin, Japonya ve Kore'de halk hekimliği olarak kullanılma konusunda uzun bir geçmişi vardır.3 ], antienflamatuar, antivirüs, antimikrobiyal, nöroprotektif ve kardiyoprotektif aktiviteler [ 4 ]. Ekibimiz tarafından yapılan önceki araştırmalar, resveratrolün kolorektal kanser hücrelerinin proliferasyonunu, istilasını ve metastazını inhibe ettiğini de göstermiştir [ 5 ]. Bu nedenle Polygonum cuspidatum ve aktif bileşenlerinin antitümör etkilerini sistematik olarak özetlemenin ve klinik gelişimleri ve uygulamaları için bir temel oluşturmasının gerekli olduğuna inanıyoruz.

        Polygonum Cuspidatum Aktif Bileşenlerin Antitümör Aktiviteleri;
        Şimdiye kadar, resveratrol, polydatin ve antrakinonlar (emodin ve glikozidi dahil) gibi birçok Polygonum cuspidatum aktif bileşeni bulunmuştur. Aynı zamanda kersetin ve (+) - kateşin gibi flavonoidler içerir [ 4 ]. Artan sayıda araştırma, Polygonum cuspidatum ve bunun aktif bileşenlerinin kanser tedavisindeki etkisinin dikkat çekici olduğunu göstermiştir. Burada esas olarak resveratrol, polydatin, emodin ve chrysophanic asit (dahil tümör hastalıkları tedavide Polygonum cuspidatum aktif bileşenlerinin, araştırma süreci gözden geçirecektir Şekil 1 ).
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.001.jpg
        Şekil 1
        Polygonum cuspidatum'un antitümör bileşenleri. Resveratrol, C14H12O3, trans-3t4 ve 5-Trihidroksistilben. Polydatin, C20H22O8, 3,4′-5-Trihidroksistilben-3-beta-D-glukopiranosid. Emodin, C15H10O5 ve 1,3,8-Trihidroksi-6-metilantrakinon. Kriyofanik asit, C15H8O6, 4,5-dihidroksi-9,10-diokso-9 ve 10-dihidroantrasen-2-karboksilik asit.

        2.1. Resveratrol'ün Antitümör Aktivitesi
        Resveratrol aslen kırmızı şarapta, üzümlerde ve yer fıstığında da bulunan Polygonum cuspidatum'un köklerinden elde edilmiştir [ 6 ]. Antitümör [ 7 ], anti-inflamasyon [ 6 ], antioksidasyon [ 8 ], immünoregülasyon [ 9 ] ve hatta bağırsak mikrobiyo düzenlemesi [ 10 ] dahil olmak üzere birçok sağlık yararı buna bağlanmıştır . Halen resveratrol, çeşitli moleküler hedeflerin düzenlenmesi yoluyla çeşitli insan kanser hücresi çizgilerinde antitümör etkisi nedeniyle araştırmacıların dikkatini çekmiştir [ 11 ]. Antitümör rolleri, tümör hücresi çoğalması, istila, metastaz, apoptozis [ 7 ], bağışıklık [ 1 ] dahil olmak üzere kanserin neredeyse tüm yönlerini kapsar.Şekil 12 ], metabolizma [ 13 ] ve bağırsak florası [ 14 ] ( Şekil 2 ).
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.002.jpg
        şekil 2
        Resveratrolün antitümör etkisi. Resveratrol sadece tümör hücrelerine etki etmez, aynı zamanda insan bağışıklık ve mikro-ortamını düzenler. Ayrıca, kanser hastalarının yaşam kalitesini artırabilir ve ağrılarını azaltarak yaşam kalitesini yükseltir..

        2.1.1. Resveratrol ve Tümör Proliferasyonu, İstila, Metastaz ve Apoptoz
        Son birkaç yılda resveratrolün proliferasyon, istila, metastaz ve apoptoz da dahil olmak üzere tümörün ilerlemesinde önemli roller oynadığı görülmüştür ( Şekil 3 ). Resveratrol, histon deasetilazlar sınıf III ile ilişkili bir nükleer madde olan sirtuin-1'in (SIRT1) güçlü bir doğal aktivatörüdür [ 15 ]. Ayrıca, resveratrolün, PI-3K / Akt / NF-ҡB, TGF-P inhibisyonu yoluyla epitel mezenkimal geçiş (EMT) ilişkili bir kanser hücresi invazyonunu ve yayılmasını inhibe edebilir p 1 ve dikenli sinyal yolu [ 16 - 18 ]. Daha önceki deneylerimizde in vitro göstermiştir ki, TGF- β1 ile indüklenmiş EMT kolorektal kanser yayılması ve metastazının, fakat, aynı resveratrol TGF düzenleyerek, konsantrasyon bağımlı bir tarzda LoVo hücrelerinin invazif ve göç etme kabiliyetini inhibe ederler olabilir β [yolu aracılık Salyangoz / E-kadherin ekspresyonunu sinyal 1 / Smads 19 ].
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.003.jpg
        Figür 3
        Resveratrolün tümör hücrelerinin proliferasyonu, istilası, metastazı ve apoptozisi üzerine etkisi. Resveratrol, hücre döngüsü düzenleyici gen ürünlerinin modülasyonu yoluyla çoklu kanser hücrelerinin çoğalmasını sınırlayabilir ve antiapoptotik gen ürünlerinin inhibisyonu ile kanser hücrelerinin apoptozisini indükleyebilir. Resveratrol TGF-PI-3K / Akt / NF-ҡB inhibisyonu yoluyla EMT ilişkili bir kanser hücresi invazyonunu ve yayılmasını inhibe edebilir p 1 ve dikenli sinyalizasyon yolunun. Resveratrol, STAT-3'ün mRNA'sını ve protein ekspresyonunu inhibe ederek, akciğer kanseri hücreleri A549'da doza bağımlı ve zamana bağlı bir sitotoksisite göstermiştir. Resveratrol, kombinasyon halinde kullanıldığında FAK-I ve CYTD'nin anti-istila ve antimetastaz etkisini artırabilir.

        Nükleer faktör-kappa B (NF-ҡB), farklı tümör hücrelerinin proliferasyon, istila, metastaz, farklılaşma ve apoptoz gibi patofizyolojik işlem türlerini düzenleyen kritik bir unsurdur [ 20 ]. Resveratrol, farklı tümör hücrelerinde spesifik bir NF-ҡB inhibitörüdür [ 21 ]; NF-andB fosforilasyonunun nükleer lokalizasyonunu ve tümör invazyonu ve metastazı ile ilgili NF-ҡB tarafından düzenlenen gen ürünlerinin (MMP-9, CXCR4) zayıflamasına neden olan asetilasyonunu azaltabilir [ 22 ]. Resveratrol ayrıca, IҡB α kinaz ve IҡB αaktivasyonunu inhibe ederek NF-ҡB sinyal yolunu aşağı doğru düzenleyebilir.kolorektal kanser hücrelerinde fosforilasyon. Ek olarak, hücreler arası kavşakların ve EMT'nin düzenlenmesi, resveratrolün, tümör büyümesinin ve istila edilmesinin inhibisyonu üzerindeki temel mekanizmalarından biridir [ 23 ]. Resveratrol, hücre döngüsü düzenleyici gen ürünlerinin modülasyonu yoluyla çoklu kanser hücrelerinin çoğalmasını sınırlayabilir ve p53'ün yukarı regülasyonu ve antiapoptotik gen ürünlerinin inhibisyonu ile kanser hücrelerinin apoptozisini indükleyebilir [ 24 ].

        Resveratrol, fokal adezyon kinazın (FAK) çeşitli kanser hücre hatlarında fosforilasyonunu inhibe edebilir [ 25 ]. Ayrıca resveratrol, STAT-3'ün mRNA'sını ve protein ekspresyonunu inhibe ederek akciğer kanser hücreleri A549 üzerinde doza bağımlı ve zamana bağlı bir sitotoksisite sergilerken, STAT-3'ün aşırı ekspresyonu, resveratrolün A549 hücreleri üzerindeki etkilerini tamamen veya kısmen bloke etti [ 26 ]. . Hücre iskeletinin rekombinasyonu ve yeniden yapılandırılması, kanser hücrelerinin istilası ve metastazı için çok önemlidir. FAK-I (FAK inhibitörü) ve CYTD (sitokalasin D), kanser hücrelerinin istila ve metastaz etkisini engellerken resveratrol, FAK-I ve CYTD'nin kombinasyon halinde kullanıldığı zaman, istila ve antimetastaz etkisini artırabilir [ 27 ].

        2.1.2. Resveratrol ve Bağışıklık
        Radyasyon tedavisinin kanserler için en önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğu anlaşılmaktadır [ 28 ]. Bununla birlikte radyasyon DNA'ya, hücrelere ve organlara zarar verebilir ve antiproliferasyon, proinflamasyon, profibroz ve hatta hastaların immün sistem dengesizliği ile ilişkili yan etkilere neden olabilir [ 29 ]. Resveratrol gibi fenoller de dahil olmak üzere flavonoidler ile radyasyona bağlı üretim ve enflamasyonun önlenebileceği bildirilmiştir.

        Dalak, memelilerdeki en büyük immün organdır. Splenik lenfositlerin korunması normal bağışıklık fonksiyonunda önemli bir rol oynar. Araştırmalar resveratrolün dalağın neden olduğu dalak indeksi ve splenosit sayısındaki azalmayı önemli ölçüde tersine çevirebildiği gerçeğiyle ortaya çıkan dalağın bağışıklık fonksiyonunu koruyabildiğini göstermiştir. Ek olarak, resveratrol dalak hücresi mitokondrisinin oksidatif strese karşı korunmasında önemli bir rol oynar [ 30 ].

        T lenfositlerin, hedef hücrelerin öldürülmesi, spesifik antijenlere reaksiyon göstermesi ve sitokinlerin üretilmesi gibi hücresel bağışıklıkta önemli bir rol oynadığı iyi bilinmektedir. Olgun T lenfositlerinde, CD4 + ve CD8 + T hücreleri, immün düzenlemenin iki önemli alt grubudur [ 30 ]. CD4 + ve CD8 + T hücreleri, OX 40 agonist aracılı tümör immün sistemi için gereklidir [ 31]. Veriler resveratrolün CD4 + T hücrelerinin oranını ve miktarını artırabileceğini göstermiştir [ 30 ]. Bununla birlikte, OX 40 agonistinin tedavisi sırasında resveratrol takviyesi, antitümör immün fonksiyonunu koruyamadı [ 28].]. Resveratrolün tümör büyümesi ve radyasyona bağlı immün fonksiyon bozukluğu üzerindeki etkisi, resveratrolün biyoyararlanımından etkilenebilecek önemli değildir, çünkü resveratrolün% 50'den fazlası kemirgenlerde ve insanlarda alımdan kısa bir süre sonra biyolojik olarak kullanılabilir [ 28 ].

        Makrofajlar, nötrofiller ve doğal öldürücü hücreler dahil olmak üzere vücudun bağışıklık sisteminin yaşla birlikte azaldığına inanılmaktadır [ 32 ]. Bağışıklık fonksiyonundaki bu uyarlanabilir değişiklik, bağışıklık yetersizliği durumuna yol açabilir ve tümör bağışıklık tepkilerini etkileyebilir. Bu nedenle yaşlı kanser hastalarında antitümör immünitesinin restore edilmesi veya sürdürülmesi immünoterapinin etkinliğini artırabilir [ 30]. Kalori kısıtlaması yaşlı hastalarda bağışıklık fonksiyonunu korumanın en güvenilir yoludur. Bununla birlikte, kaloriyi uzun süre muhafaza etmedeki zorluk nedeniyle, yaşlanma sırasında resveratrol gibi kalori taklitleri tarafından tutulan tümörlerin bağışıklık korumasını göz önünde bulundurmak gerekir ve resveratrolün yaşlanma sırasında bağışıklığı koruyabildiğini tam olarak belirlemek için daha fazla deney yapılması gerekir. tümörijenezi önlemek veya kanser hücrelerini inhibe etmek [ 28 ].

        2.1.3. Resveratrol ve Gut Microbiota
        Araştırmalar, bağırsak mikroflorasının, ilaç hedeflemesi ve metabolizma potansiyelini içeren insan sağlığı ve hastalığına etkisi olduğunu göstermiştir. TCM, bağırsak mikroplarını düzenleyerek insanlarda homeostazı geri alabilir ve konakçı içindeki genleri modüle ederek metabolik / immün homeostazı geri yükleyebilir [ 33 ]. Bu, çeşitli bağırsak kanserlerinin önlenmesi ve tedavisine yardımcı olacaktır [ 14 ].

        Bağırsak mikrobiyotakanı, bağırsak bütünlüğü ve bariyer fonksiyonunun modüle edilmesi de dahil olmak üzere çeşitli resveratrol mekanizmaları önerilmiştir [ 10 ]. Resveratrolün bağırsak florası üzerindeki etkisi, öncelikli olarak belirli mikropların büyümesini yavaşlatarak, daha uygun bir mikrobiyal dağılıma yol açmasıdır [ 10 ]. Ek olarak, bağırsak mikroflorası tarafından üretilen resveratrol metabolitleri, sindirim sistemi tümörlerinin çalışılması için yol gösterici öneme sahip olabilecek farklı biyolojik etkilere sahiptir [ 10]. Resveratrolün fizyolojik etkileri, düşük biyolojik kullanılabilirliği ile çarpıcı bir tezat oluşturuyor ve bu da bileşiklerin terapötik maddelere dönüşmesinde büyük bir problem teşkil ediyor. Bununla birlikte, kanıtlar, düşük biyoyararlanımı olan fenolik fitokimyasalların, bağırsak mikrobiyotasının yeniden şekillendirilmesinde muhtemelen rol oynadığı görüşünü desteklemektedir [ 34 ]. Yukarıdaki tüm sonuçlar, resveratrolün, bağırsak mikro ortamını iyileştirmek ve ayrıca tümörlerin oluşumunu ve gelişmesini önlemek için bağırsak mikrobiyotasını önemli ölçüde modüle edebileceğini öne sürdü [ 35 ].

        2.1.4. Resveratrol ve Metabolizma
        Normal hücreler gibi, hücre çoğalmasını arttırmak için kanser hücrelerinin enerji üretmesi için metabolizma gereklidir [ 36 ]. Artmış glukoz alımı ve laktat üretimi kanser metabolizmasının işaretleridir [ 37 ]. Resveratrol'ün kanser metabolizması üzerindeki etki mekanizması çeşitli yönlerde bulunmuştur ( Şekil 4 ). İlk olarak, AKT tarafından glikoz taşıyıcı (GLUT) ve glikolitik enzim aktivitesinin düzenlenmesi, kanser hücrelerinde [ 38 ] metabolik fenotip mekanizmalarından biridir ve resveratrol, GLUT1'in plazma zarına taşınmasını inhibe ederek bloke ederek glukoz metabolizmasını düzenleyebilir AKT'nin aktivasyonu [ 39]. İkincisi, enzim 6-fosfosfatructo-1-kinazın (PFK) inhibisyonu, insan meme kanseri hücre çizgileri ve dokularının [ 40 ] ölümüyle sonuçlanabilirken , resveratrol, saflaştınlmış PFK'nin aktivitesini doğrudan inhibe edebilir; antibreast tümörü [ 41 ]. Üçüncüsü, piruvat kinaz M2 (PKM2), tümör metabolizması ve büyümesinin anahtarıdır [ 42 ] ve resveratrol, PKM2'nin durumunu etkileyerek kanser metabolizmasını inhibe edebilir [ 43 ]. Ayrıca, tümörler ile ilişkili mitokondriyal disfonksiyon, reaktif oksijen türlerinin (Ros) üretiminde önemli bir artışa yol açmaktadır [ 44], ancak resveratrol, reaktif oksijen türlerini inhibe edebilir ve Nrf2'nin bir baskılayıcısı olan Keap 1 proteininin parçalanması yoluyla oksidatif stresi azaltabilir [ 45 ].
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.004.jpg
        Şekil 4
        Resveratrol'ün bağışıklık, bağırsak mikrobiyotası ve metabolizması üzerine etkisi. Resveratrol dalak bağışıklık fonksiyonunu koruyabilir ve dalak indeksi ve dalak hücre sayısındaki azalmayı tersine çevirebilir. Resveratrol, CD4 + T hücrelerinin oranını ve miktarını artırabilir . Bağırsak mikrobiyotasanı, bağırsak bütünlüğünü ve bariyer fonksiyonunu modüle etmek gibi bağırsak ortamını iyileştirir. Resveratrol'ün antikanser mekanizması, glukoz metabolizmasının düzenlenmesi ile ilgilidir. PKM2'nin durumunu etkileyerek tümörün metabolizmasını inhibe eder ve hücre içi reaktif oksijen türlerinin üretimini ve oksidatif stresi Nrf2'nin bir baskılayıcısı olan Keap 1 proteininin parçalanmasını içeren mekanizmalar yoluyla azaltır.

        2.1.5. Resveratrol ve Enflamasyon
        Enflamasyon “kanserin damgasını” olarak kabul edilmiştir [ 46 ]. Epidemiyolojik ve klinik çalışmalar, katı tümörlerin yaklaşık% 25'inin kronik inflamasyonla ilişkili olduğunu açıkça ortaya koymuştur [ 47 ]. Kanserde inflamasyon sürekli bir süreçtir ve kalıcı kronik enflamatuar yanıt tümör proliferasyonunu, anjiyogenez, istila ve metastazı teşvik edecektir. Ek olarak, inflamasyon, EMT, endoplazmik retikulum (ER) stresi ve metabolizma sıklıkla birbirleriyle etkileşime girerek tümörün oluşumunu ve gelişimini etkiler [ 48 ].

        Çeşitli raporlar resveratrolün farklı hedefler ve çeşitli sinyal yolları yoluyla iltihaplanma üzerindeki önemli düzenleyici etkisini göstermiştir ( Şekil 5 ). Sitokin sinyalleme 1 (SOCS1) baskılayıcısı tipik olarak bir tümör baskılayıcı olarak algılanır ve SOCS1 geninin promoter bölgesinde hipermetilasyonla susturulması birçok kanser türünde sık görülür. Bununla birlikte, kolorektal kanserde SOCS1'in rolü iyi araştırılmamıştır [ 49]. Resveratrol, miR-155'in potansiyel bir hedefi olan SOCS1'in düzenlenmesi yoluyla anti-enflamatuar etkiler uygular. Aynı zamanda resveratrol, STAT aktivasyonunu inhibe eder ve miR-155'in üretimini zayıflatarak SOCS1 ekspresyonunu arttırır. Bu bulgular resveratrolün inflamatuar hastalıkların tedavisi için yararlı bir ajan olarak geliştirilebileceğini göstermektedir. Ek olarak resveratrol, proinflamatuar sitokinlerin üretimini inhibe eder ve pPS mitojenle aktive olan protein kinazın (MAPK) ve LPS uyarımına yanıt olarak SOCS1 ekspresyonunu düzenleyerek STAT1 / STAT3 sinyal yollarının aktivasyonunu inhibe eder [ 50 ].
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.005.jpg
        Şekil 5
        Resveratrol ve inflamasyon. Resveratrol, STAT aktivasyonunu inhibe eder ve miR-155'in üretimini azaltarak SOCS1 ekspresyonunu arttırır. Resveratrol, proinflamatuar sitokinlerin üretimini inhibe eder ve SOCS1 ekspresyonunu düzenleyerek p38 MAPK ve STAT1 / STAT3 sinyal yollarının aktivasyonunu inhibe eder. Resveratrolün anti-enflamatuar tepkisi, ER α'nın bağlanması ile ilgilidir .

        Östrojen reseptörü - α (ER α ) çeşitli dokularda hücre büyümesini modüle eden önemli bir transkripsiyon faktörüdür [ 51 ], birçok kanserin, özellikle endometrial karsinomun ve meme kanserinin gelişimi ile yakından ilişkilidir. Nwachukwu ve diğ. resveratrolün anti-enflamatuar tepkisinin, transkripsiyonu düzenlemek için çekirdek düzenleyici moleküller yoluyla reseptörün şeklini değiştiren ER α'nın bağlanması ile ilişkili olduğunu bulmuşlardır [ 52 ]. Resveratrol bir seçici ER α dönüşümdür.Reseptöre dinamik olarak bağlanarak proliferasyonu uyarmadan enflamatuar yanıtı ayarlayan ve değiştirilmiş bir aktivasyon fonksiyonu 2 koaktivatör bağlama bölgesini indükleyen ligand. Ek olarak, IL-6 lokusundaki [ 6 ] bir çekirdek koruyucunun işe alınmasını da düzenler .

        2.1.6. Resveratrol ve Kanser Ağrısı
        Kanser ağrısı, malign kanserlerle ilişkili en yaygın klinik semptomlardan biridir [ 53 ]. Günümüzde opioidler orta ila şiddetli ağrıyı tedavi etmek için kullanılmaktadır. Bunlar arasında morfin, orta ila şiddetli ağrı tedavisi için etkili bir analjeziktir [ 54 ]. Bununla birlikte, uzun süreli morfin uygulaması, toleransı [ 54 ] ve spinal mikroglia'nın sağlam aktivasyonunu indükler ve hatta analjezik özelliklerinde [ 55 ] klinik kullanımını engelleyen belirgin bir azalma ile sonuçlanır . Bu nedenle kanser ağrısını güvenli ve etkili bir şekilde tedavi etmek acildir.

        Resveratrol, potansiyel olarak analjezik etkilere sahiptir [ 56 ] ve bilinen hiçbir toksik yan etkisi yoktur. Bu nedenle resveratrol, şiddetli ağrı çeken kanser hastaları için etkili, güvenli ve uygun bir tedavi seçeneği oluşturabilir ( Şekil 6 ). Uzun süreli morfin infüzyonu, resveratrol tedavisi ile baskılanan morfine toleranslı sıçan lomber omuriliklerinin sinaptozom membranında N-metil-D-aspartat reseptörü (NMDAR) NR1 ve NR2B alt ünite upregülasyonunu başlattı [ 54 ]. Resveratrol nöroinflamasyonun sınırlandırılması ve NR1 ve NR2B ekspresyonunun azaltılmasıyla morfin toleransını azaltabilir [ 54]. Biri, resveratrol tedavisi ile postsinaptik membran PSD-95'in (postsinaptik yoğunluk-95) NMDAR ekspresyonunun azaldığını da tespit etti, morfin toleranslı sıçan omuriliklerinde glial aktivasyonunun hafifletilmesinden sorumlu olabilir [ 54 ].
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.006.jpg
        Şekil 6
        Resveratrol ve kanser ağrısı. Resveratrol, nöroinflamasyonun sınırlandırılması ve NMDAR NR1 ve NR2B alt ünite ifadesinin aşağı regüle edilmesi yoluyla morfin toleransını azaltabilir. Spinal glial aktivasyonunun ve CX3CR1 yukarı regülasyonunun baskılanması, resveratrolün analjezik etkilerinin başka bir mekanizmasıdır.

        Araştırmacılar resveratrolün morfine bağlı mikroglia hücre aktivasyonunu ve göçünü önemli ölçüde önleyebildiğini ortaya çıkardılar. Spinal glial aktivasyonunun ve CX3C kemokin reseptörü 1 (CX3CR1) yukarı regülasyonunun baskılanması, resveratrolün analjezik etkilerinin başka bir mekanizmasıdır [ 55 ]. Günümüzde resveratrol intratekal uygulama yoluyla kansere bağlı ağrıyı kolaylaştırabilir ve hafifletebilir ve resveratrol ayrıca omurgadaki kanser ağrısına bağlı CX3CR1 regülasyonu ve glial aktivasyonunu azaltabilir [ 55 ].

        2.2. Polydatin'in Antitümör Aktivitesi
        Polydatin, Polygonum cuspidatum [ 57 ] 'in kökünden izole edilmiş bir stilbenoid bileşiktir [ 57 ], çünkü hidroksil grubunun bir glikopiranosid halkası ikamesi olan resveratrol türevi, daha yüksek stabiliteye sahiptir, suda çözünürlüğe sahiptir ve enzimatik oksidasyona karşı daha dirençlidir ve hatta güçlü bir sitotoksisiteye sahiptir ve hücrelere glukoz taşıyıcıları yoluyla girebilir [ 58 - 60 ]. Kesin olarak bu özelliklerden dolayı polidatin, resveratrol'den daha fazla biyoyararlanıma sahiptir ve dolayısıyla kanser üzerinde daha iyi önleyici ve terapötik bir etkiye sahiptir ( Şekil 7 ).
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.007.jpg
        Şekil 7
        Polydatin hücre seçiciliği. Polydatin, Bax ekspresyonunda bir artış ve akciğer kanseri hücrelerinde Bcl-2 ekspresyonunda bir azalma ile etkili bir şekilde apoptozu indükler. Polydatin, HCC hücrelerinin proliferasyon inhibisyonu ve apoptoz indüksiyonu üzerinde önemli bir zamana ve doza bağımlı inhibitör etkiye sahiptir. Polidatin, Bax / Bcl-2 oranının düzenlenmesi ile insan osteosarkom hücrelerinin apoptozisini indükleyebilir. Polydatin, CNE hücrelerinde ER stresi ve mitokondriyal apoptotik yolakları tetikleyen ROS üretimini uyarabilir. Büyüyen Caco-2 hücrelerine karşı güçlü bir sitotoksisiteye sahiptir. Polydatin, Creb'in aktivasyonunu ve meme kanseri hücrelerinin proliferasyonunu inhibe etmeyi engelleyebilir.

        Bir kural olarak, apoptoz Bcl-2 ailesinin proapoptotik ve antiapoptotik proteinleri tarafından düzenlenir ve kaspazlar veya sistein-aspartik proteazlar vasıtasıyla yürütülür [ 57 ]. Bu çalışmanın sonuçları, polydatin'in, Bax ekspresyonunda bir artış ve akciğer kanseri hücrelerinde Bcl-2 ekspresyonunda bir azalma ile apoptozu etkin bir şekilde indüklediğini gösterdi ve bu, akciğer kanserinin polidatin tarafından önlenmesi ve tedavisi için teorik bir temel sağladı. Diğer çalışmalarda, polydatin, HCC hücrelerinin proliferasyon inhibisyonu ve apoptoz indüksiyonu üzerinde önemli bir zamana ve doza bağımlı inhibitör etkiye sahiptir [ 61]. Ek olarak, polydatin, Bax / Bcl-2 oranının düzenlenmesi yoluyla insan osteosarkom hücrelerinin apoptozisini indükleyebilir. Reaktif oksijen türleri, mitokondri ile ilişkili apoptozu indükleyebilen hücre içi sinyal kaskadlarının aracılarıdır. Aşırı Ros üretimi oksidatif stresi, hücre fonksiyon kaybını ve hatta apoptozu tetikler [ 62 ]. Aynı zamanda polydatin, insan nazofarengeal karsinom CNE hücrelerinde endoplazmik retikulum (ER) stresi ve mitokondriyal apoptotik yolakları tetikleyen Ros üretimini indükleyerek apoptozu destekleyebilir [ 60].

        Memelilerde, siklin ve sikline bağımlı kinaz kompleksi içeren çekirdek hücre döngüsü mekanizması, hücre çoğalmasının ana nedenidir [ 63 ]. D-tipi siklinler, kanser tedavisi için tipik hedefler ve kritik sinyal molekülleridir [ 64]. Bunlar arasında, siklin Dİ, hücre döngüsü ilerlemesinde önemli bir düzenleyici faktördür ve transkripsiyonel bir çekirdek düzenleyici rolü oynar [ 65 ]. Siklin Dİ, tümör bakımı için gereklidir [ 66 ] ve hücre döngüsü düzenlemesi, tümör büyümesini inhibe etmek için etkili bir stratejidir [ 67 ]. Polydatin, siklin D1 ve siklin B1 ekspresyonunu inhibe ederek anti-proliferasyon etkisini gösterir ve S-fazında hücre döngüsü durmasına neden olur [ 66 ].

        CAMP yanıt elemanı bağlayıcı proteinler (Creb), lösin fermuar ailesinin karakteristik bir transkripsiyon elemanıdır [ 68 ]. Creb, farklı solid tümör oluşumunu ve metastazı etkileyen önemli bir faktördür. Örneğin, meme prognozu, metastatik hastalığı ve nodal tutulumu olan meme kanseri hastalarında [ 69 ], Creb 1'in seviyesi anlamlı derecede yükselmiştir. Bir rapor, polydatin'in Creb'in fosforilasyon seviyesini doza bağlı bir şekilde önemli ölçüde azaltabileceğini, ardından Creb'in inaktivasyonuna ve ardından göğüs kanseri hücrelerinin proliferasyon inhibisyonuna yol açtığını göstermiştir [ 70 ].

        Önceki çalışmalarda, yalnız veya resveratrol ile birlikte polidatin Caco-2 hücrelerinin büyümesini ve farklılaşmasını inhibe ettiği bulunmuştur [ 59 ]. Resveratrol ile karşılaştırıldığında, polidatin daha iyi hücre seçiciliğine sahiptir. Büyüyen Caco-2 hücrelerine karşı güçlü bir sitotoksisiteye sahiptir ve farklılaşmış Caco-2 hücresindeki toksisitesi yaklaşık 3 kat daha düşüktür [ 59 ]. Ek olarak, polydatin'in seçiciliği, insan nazofarengeal karsinomu CNE hücrelerine de yansır. Örneğin, ER stresini ve mitokondriyal apoptotik yolakları tetiklemek için reaktif oksijen türlerinin üretimini indükleyebilir [ 60 ]. Tüm bu sonuçlar, polydatin'in, resveratrol'den farklı mekanizmalar yoluyla sitotoksik bir rol oynadığını göstermektedir.

        2.3. Polygonum Cuspidatum'dan Diğer Aktif Bileşenlerin Antitümör Çalışmaları
        Polygonum cuspidatum'un diğer bazı aktif bileşenlerinin, emodin ve krisophanik asit gibi antitümör aktivitelerine sahip olduğu bulunmuştur ( Şekil 8 ). Polygonum cuspidatum'un ana aktif bileşenlerinden biri olan emodin, anti-enflamatuar ve antioksidatif [ 71 ], antimikrobiyal [ 72 ] ve antitümör etkilerine [ 73 ] resveratrol olarak sahiptir. Emodinin oral kanser hücrelerinde güçlü antitümör aktivitesine sahip olduğu gösterilmiştir. Spesifiklik proteini 1'i (Sp1) azaltarak oral kanser hücrelerinin büyümesini inhibe edebilir ve kaspaz bağımlı apoptozu indükleyerek emodinin apoptozu indüklemek için potansiyel bir biyoaktif madde olabileceğini düşündürür [ 74].
        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı ECAM2018-2313021.008.jpg
        Şekil 8
        Emodin ve krisofanik asidin antitümör etkileri. Emodin, Sp1'i azaltarak ve kaspaz bağımlı apoptozu indükleyerek oral kanser hücrelerinin büyümesini inhibe edebilir. Krisofanik asit, EGFR / mTOR aracılı sinyal iletimi yolu üzerindeki etkisi ile antikanser aktivitesine sahiptir.

        Polygonum cuspidatum'un bir başka aktif bileşeni olan krisophanik asit, insan meme kanseri hücreleri MCF-7 ve MDA-MB-231'in yanı sıra insan kolon kanseri hücreleri SW620 üzerinde antiproliferatif etkiye sahiptir [ 75 , 76 ]. Krisofanik asit ayrıca, EGF'nin neden olduğu epidermal büyüme faktörü reseptörünün (EGFR) ve AKT, mTOR ve ribozomal protein S6 kinaz da dahil olmak üzere aşağı yönlendirme sinyal moleküllerinin aktivasyonunu da inhibe eder. Bu bulgular, krisofanik asidin EGFR / mTOR aracılı sinyal iletim yolu üzerindeki etkisi ile antikanser aktivitesine sahip olduğunu göstermektedir. Ek olarak, krisoptanol asit ve mTOR inhibitörlerinin birlikte uygulanması antiproliferasyon etkisini artırabilir [ 77 ].

        Git: 3. Sorunlar ve Beklentiler
        Son birkaç yılda, TCM'nin bazı zor hastalıkların tedavisinde iyi iyileştirici etkisi yaygın olarak kabul edilmiştir. Polygonum cuspidatum, bir tür şifalı bitki olarak, kaynaklar açısından zengindir ve TCM tedavisinin klinik uygulamasında yaygın olarak kullanılır. Modern çalışmalar Polygonum cuspidatum'un tümör hastalıklarının önlenmesinde ve tedavisinde dikkate değer bir iyileştirici etkiye sahip olduğunu göstermiştir.

        Bununla birlikte, Polygonum cuspidatum'un ve hatta diğer Çin bitkisel ilaçlarının geliştirilmesinde ve kullanımında hala birçok problem vardır. İlk olarak, mevcut teknoloji bitkisel ilaçların karmaşık bileşimini tamamen açıklamak için yetersizdir. Doğal bitki ilaçlarında yüzlerce aktif madde vardır; Bununla birlikte, mevcut bilim ve teknolojideki sınırlamalar nedeniyle, aktif bileşenlerin sadece bir kısmı çıkarılabilir ve karakterize edilebilir. Bu ekstrelerin uygulamadaki sınırlı etkinliği ve kapsamı aynı bitkideki keşfedilmemiş aktif bileşenlerle ilgili olabilir. İkincisi, dünya çapında bir hastalık olarak tümörlerin patogenezi iyi anlaşılmamıştır. Bu nedenle, hedeflenen tedavide, aktif bileşenlerin TCM'den etkileri tam olarak uygulanmamaktadır. Örneğin, Bazı mikroorganizmadaki bazı enzimlerin konsantrasyonu belirlenebilirse, bitkilerin ve bunların aktif bileşenlerinin biyoyararlanımını arttırmak için enzimlerin konsantrasyonu seçici olarak arttırılır. Üçüncüsü, şu anda, tarama teknikleri, TCM'nin etkili bileşenleri üzerindeki hatalardır. Aynı zamanda, TCM'nin tıbbi etkisinin dozajla büyük bir ilişkisi olduğu iyi bilinmektedir. İlaçların biyoyararlanımını arttırmak için sürekli yeni teknoloji geliştirmeli, yeni aktif bileşenlerin tanımlanmasını güçlendirmeli ve TCM ve aktif bileşenlerinin mekanizmasını netleştirmeliyiz. Ek olarak, TCM'nin bileşenleri arasındaki sinyal yolu ilişkisi yeterli veri tarafından desteklenmiyor. Farklı modifikasyonlar farklı hedef yolaklara ve hücresel aktivitede değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle, şifalı bitki bileşenleri ile sinyal iletim yolu arasındaki ilişkiyi daha fazla incelemek gerekir. Son fakat en az değil, birçok kötü huylu kanser hastası, kısa sağkalım süresine ve tümör tedavisine erken müdahaleye sahiptir; bu, TCM'nin ve etkili bileşenlerinin klinik araştırması için büyük rahatsızlık ve belirsizliğe neden olmuştur.

        Gelecekteki araştırmalarda, küratif etki gözlemindeki girişim faktörlerini ortadan kaldırmak ve kanser hastalarının genel terapötik etkinliğini geliştirmek için klinik denemelerdeki araştırmayı yoğunlaştırmalıyız.

        Git: Teşekkür
        Bu çalışma, Çin Ulusal Doğa Bilimleri Vakfı (81520108031, 81573749, 81573478, 81673783 ve 81603457) ve Üstün Tıp Akademik Lideri ve Şangay Akademik Araştırma Lideri (16XD1403600) tarafından desteklenmektedir.

        Git: Çıkar çatışmaları
        Yazarlar çıkar çatışması olmadığını beyan eder.

        Git: Referanslar
        1. Siegel RL, Miller KD, Jemal A. Kanser istatistikleri, 2017. CA: Klinisyenler için Bir Kanser Dergisi . 2017; 67 (1): 7-30. doi: 10.3322 / caac.21387. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        2. Chen W., Zheng R., Baade PD, vd. Çin'deki kanser istatistikleri, 2015. CA: Klinisyenler için Bir Kanser Dergisi . 2016; 66 (2): 115-132. doi: 10.3322 / caac.21338. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        3. Zhang L., Li Y., Gu Z., vd. Resveratrol IKKS engelleme / NF-KB ile enterovirüs 71 replikasyonu ve rabdosarkoma hücrelerinde pro-inflamatuar sitokin salınımını inhibe eder κ B sinyal yolağı. PLoS ONE . 2015; 10 (2) doi: 10.1371 / dergi.pone.0116879. e0116879 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        4. Zhang H., Li C., Kwok S.-T., Zhang Q.-W., Chan S.-W. Polygonum cuspidatum (Hu Zhang) ' un kurutulmuş kökünün ve bileşenlerinin farmakolojik etkilerine genel bakış . Kanıta Dayalı Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp . 2013; 2013 : 13. doi: 10.1155 / 2013/208349. 208349 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        5. Ji Q., ​​Liu X., Fu X., ve ark. Resveratrol MALAT1 aracılı Wnt / β -katenin sinyal yolu ile kolorektal kanser hücrelerinin istilasını ve metastazını inhibe eder . PLoS ONE . 2013; 8 (11) doi: 10.1371 / dergi.pone.0078700. e78700 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        6. Nwachukwu JC, Srinivasan S., Bruno NE, Ebeveyn AA, Hughes TS, Pollock JA Resveratrol, östrojen reseptörü sinyal entegrasyon ağı yoluyla enflamatuar yanıtı modüle eder. Elife . 2014; 3 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        7. Han G., Xia J., Gao J., Inagaki Y., Tang W., Kokudo N. Resveratrol'ün anti-tümör etkileri ve hücresel mekanizmaları. İlaç keşifleri ve terapötikleri . 2015; 9 (1): 1-12. doi: 10.5582 / ddt.2015.01007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        8. Jeong SI, Shin JA, Cho S., vd. Resveratrol, periferik ve beyin iltihabını hafifletir ve yaşlı dişi farelerde iskemik beyin hasarını azaltır. Yaşlanma Nörobiyolojisi . 2016; 44 : 74-84. doi: 10.1016 / j.neurobiolaging.2016.04.007. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        9. Kowalska A., Siwicki AK, Kowalski RK Diyet resveratrol bağışıklığı arttırır ancak ana medaka Oryzias latullarının (Temminck & Schlegel) Balık Fizyolojisi ve Biyokimyası üremesini azaltır . 2017; 43 (1): 27 - 37. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        10. Bird JK, Raederstorff D., Weber P., Steinert RE Resveratrolün bağırsak mikrobiyotasında aracılık ettiği kardiyovasküler ve antiobesite etkileri. Beslenmedeki Gelişmeler . 2017; 8 (6): 839-849. doi: 10.3945 / an.117.016568. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        11. Ko J., Sethi G., Um J., vd. Resveratrol'ün kanser tedavisinde rolü. Uluslararası Moleküler Bilimler Dergisi . 2017; 18 (12): s. 2589. doi: 10.3390 / ijms18122589. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        12. Chen L., Yang S., Liao W., Xiong Y. Fare böbrek tümör modelinde resveratrol ile antitümör immünitesi ve tümör mikro ortamı modifikasyonu. Hücre Biyokimyası ve Biyofiziği . 2015; 72 (2): 617-625. doi: 10.1007 / s12013-015-0513-z. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        13. Pieszka M., Szczurek P., Ropka-Molik K., Oczkowicz M., Pieszka M. Resveratrol'ün hücre metabolizmasının düzenlenmesindeki rolü - Bir derleme. Postyc Higieny Medycyny Doswiadczalnej . 2016; 70 : 117–123. doi: 10.5604 / 17322693.1195844. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        14. Chen F., Wen Q., Jiang J., vd. Bağırsak mikrobiyota geleneksel bitkilerin oral biyoyararlanım sınırlarını uzlaştırır mı? Etnofarmakoloji Dergisi . 2016; 179 : 253-264. doi: 10.1016 / j.jep.2015.12.031. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        15. Moore RL, Dai Y., Faller DV Sirtuin 1 (SIRT1) ve kanserde steroid hormonu reseptör aktivitesi. Endokrinoloji Dergisi . 2012; 213 (1): 37-48. doi: 10.1530 / JOE-11-0217 sayılı belgeler. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        16. Li W., Ma J., Ma Q., vd. Resveratrol, PI-3K / Akt / NF-bastırılması ile pankreas kanser hücrelerinin epitelyal-mezenkimal geçiş inhibe κ B yolu. Güncel Tıbbi Kimya . 2013; 20 (33): 4185-4194. doi: 10.2174 / 09298673113209990251. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        17. Wang H., Zhang H., Tang L., vd. Resveratrol TGF inhibe β 1 ile indüklenmiş olan epitelyum-için-mezenkimal geçiş ve akciğer kanseri invazyon ve metastaz bastırır. Toksikoloji . 2013; 303 : 139-146. doi: 10.1016 / j.tox.2012.09.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        18. Li J., Chong T. Wang Z., vd. Resveratrolün yeni bir anti-kanser etkisi: Prostat kanseri hücrelerinde epitelyal-mezenkimal geçişin tersine çevrilmesi. Moleküler Tıp Raporları . 2014; 10 (4): 1717-1724. doi: 10.3892 / mmr.2014.2417. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        19. Ji Q., ​​Liu X., Han ZF, vd. Resveratrol, kolorektal kanserde TGF- β 1 / Smads sinyal yolağı aracılı Salyangoz / E-cadherin ekspresyonu yoluyla epitel-mezenkimal geçişi baskılar. BMC Kanseri . 2015; 15, madde 97 doi: 10.1186 / s12885-015-1119-y. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        20. Chung JS, Lee G., Yoo YD Kurucu NF- κ Romo1 aracılı reaktif oksijen türlerinin üretimi ile B aktivasyonu ve tümör büyüme teşviki. Biyokimyasal ve Biyofiziksel Araştırma İletişimi . 2014; 450 (4): 1656-1661. doi: 10.1016 / j.bbrc.2014.07.059. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        21. Benitez DA, Hermoso MA, Pozo-Guisado E., Fernández-Salguero PM, Castellón EA Resveratrol ile hücre sağkalımının düzenlenmesi, prostat kanseri hücrelerinde NF κ B tarafından düzenlenen gen ekspresyonunun inhibe edilmesini içerir . Prostat . 2009; 69 (10): 1045-1054. doi: 10.1002 / pros.20953. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        22. Buhrmann C., Shayan P., Popper B., Goel A., Shakibaei M. Sirt1, kolorektal kanser hücrelerinde resveratrol aracılı kemopreventif etkiler için gereklidir. Besinler . 2016; 8 (3) [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        23. Buhrmann C., Shayan P., Kraehe P., Popper B., Goel A., Shakibaei M. Resveratrol, kolorektalde interselüler kavşaklar, epitelyal-mezenşimal geçiş ve apoptozis düzenlenmesi yoluyla 5-flüorourasile kemosensitizasyon sağlar kanser. Biyokimyasal Farmakoloji . 2015; 98 (1): 51-58. doi: 10.1016 / j.bcp.2015.08.105. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        24. Androutsopoulos VP, Ruparelia KC, Papakyriakou A., Filippakis H., Tsatsakis AM, Spandidos DA Resveratrol analogunun metabolik ürünlerinin antikanser etkileri, DMU-212: Potansiyel için yapısal gereklilikler. Avrupa Tıbbi Kimya Dergisi . 2011; 46 (6): 2586 - 2595. doi: 10.1016 / j.ejmech.2011.03.049. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        25. Vanamala J., Radhakrishnan S., Reddivari L., Bhat VB, Ptitsyn A. Resveratrol, insan kolon kanseri hücre proliferasyonunu baskılar ve pentoz fosfat ve talin-FAK sinyal yollarını hedef alarak apoptozu tetikler - proteomik bir yaklaşım. Proteome Bilimi . 2011; 9, madde 49 doi: 10.1186 / 1477-5956-9-49. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        26. Li X., Wang D., Zhao QC, Shi T., Chen J. Resveratrol, STAT-3 sinyalini inhibe ederek küçük hücreli dışı akciğer kanserini inhibe etti. Amerikan Tıp Bilimleri Dergisi . 2016; 352 (5): 524-530. doi: 10.1016 / j.amjms.2016.08.027. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        27. Stokes JB, Adair SJ, Slack-Davis JK, vd. Fokal adezyon kinazın PF-562,271 ile inhibisyonu, tümör mikro-ortamının değiştirilmesiyle birlikte pankreas kanserinin büyümesini ve metastazını inhibe eder. Moleküler Kanser Tedavisi . 2011; 10 (11): 2135-2145. doi: 10.1158 / 1535-7163.mct-11-0261. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        28. Farazi M., Nguyen J., Goldufsky J., vd. Kalorik kısıtlama, yaşlanma sırasında OX40 agonist aracılı tümör immünitesini ve CD4 T hücresi primajını korur. Kanser İmmünolojisi, İmmünoterapi . 2014; 63 (6): 615-626. doi: 10.1007 / s00262-014-1542-y. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        29. Kim K. - O., Park H., Chun M., Kim H.-S. Resveratrol takviyesi ile yüksek proteinli diyetin immünomodülatör etkileri, sıçanlarda radyasyona bağlı akut faz inflamasyonu üzerine etki eder. Tıbbi Gıda Dergisi . 2014; 17(9): 963-971 sayılı belgeler. doi: 10.1089 / jmf.2013.2976. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        30. Duan W.-J., Liu F.-L., He R.-R., vd. Otofaji, resveratrolün, kısıtlanmış farelerde oksidatif stresin neden olduğu splenosit apoptozun önlenmesi üzerindeki etkilerinde rol oynar. Moleküler Beslenme ve Gıda Araştırmaları . 2013; 57 (7): 1145-1157. doi: 10.1002 / mnfr.201200662. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        31. Kjaergaard J., Tanaka J., Kim JA, Rothchild K., Weinberg A., Shu S. OX-40 reseptör antikorunun terapötik etkinliği, tümör immünojenikliğine ve tümör büyümesinin anatomik bölgesine bağlıdır. Kanser Araştırması . 2000; 60 (19): 5514-5521. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        32. Kovacs EJ, Palmer JL, Fortin CF, Fülöp T., Jr., Goldstein DR, Linton P.-J. Faredeki yaşlanma ve doğuştan gelen bağışıklık: içsel ve dışsal faktörlerin etkisi. İmmünolojideki Eğilimler . 2009; 30 (7): 319-324. doi: 10.1016 / j.2009.03.012. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        33. Zhao L., Nicholson JK, Lu A., vd. İlacın keşfedilmesi için insan genom-mikrobiyom eksenini hedef almak: Küresel sistem biyolojisinden ve geleneksel Çin tıbbından ilham alınması Proteome Araştırma Dergisi . 2012; 11 (7): 3509-3519 sayılı belgeler. DOI: 10.1021 / pr3001628. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        34. Shin N.-R., Lee J.C., Lee H.-Y., vd. Bir artış Akkermansia spp. Metformin tedavisiyle indüklenen popülasyon, diyet ile indüklenen obez farelerde glukoz homeostazisini geliştirir. Gut . 2014; 63 (5): 727-735. doi: 10.1136 / gutjnl-2012-303839. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        35. Chen M. - L., Yi L., Zhang Y., vd. Resveratrol, bağırsak mikrobiyotasının yeniden yapılandırılması yoluyla TMAO sentezini ve safra asidi metabolizmasını düzenleyerek trimetilamin-N-oksit (TMAO) kaynaklı aterosklerozu hafifletir. mBio . 2016; 7 (2) [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed] [ Google Akademik ]
        36. Koğuş PS, Thompson CB Metabolik yeniden programlama: Warburg bile bir kanser damgası öngörmüyordu. Kanser Hücresi . 2012; 21 (3): 297-308. doi: 10.1016 / j.ccr.2012.02.014. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        37. Kato Y., Maeda T., Suzuki A., Baba Y. Kanser metabolizması: Klasik özelliklere dair yeni görüşler. Japon Diş Bilimi Dergisi . 2018; 54 (1): 8-21. doi: 10.1016 / j.jdsr.2017.08.003. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        38. Cairns RA, Harris IS, Mak TW Kanser hücresi metabolizmasının düzenlenmesi. Doğa Değerlendirmeleri Kanser . 2011; 11 (2): 85–95. doi: 10.1038 / nr2981; [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        39. Gwak H., Haegeman G., Tsang BK, Song YS Resveratrol ile glukoz metabolizmasının kansere spesifik olarak kesilmesi, yumurtalık kanseri hücrelerinde Akt / GLUT1 ekseninin inhibe edilmesine aracılık eder. Moleküler Karsinogenez . 2015; 54 (12): 1529-1540. DOI: 10.1002 / mc.22227. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        40. Coelho RG, Calaça IDC, Celestrini DDM, Correia AH, Costa MASM, Sola-Penna M. Clotrimazol, tümörsüz dokular etkilemeden insan meme kanserinde glikolizi bozar. Moleküler Genetik ve Metabolizma . 2011; 103(4): 394-398. doi: 10.1016 / j.ymgme.2011.04.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        41. Gomez LS, Zancan P., Marcondes MC, vd. Resveratrol 6-foshofrukto-1-kinazı inhibe ederek meme kanseri hücre canlılığını ve glukoz metabolizmasını azaltır. Biochimie . 2013; 95 (6): 1336-1343. doi: 10.1016 / j.biochi.2013.02.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        42. Beinat C., Alam IS, James ML, Srinivasan A., Gambhir SS Piruvat kinaz M2'nin invazif olmayan ölçümü ile tümör glikolizinin görüntülenmesi için [(18) F] DASA-23'ün geliştirilmesi. Moleküler Görüntüleme ve Biyoloji . 2017; 19 (5): 665-672 sayılı belgeler. doi: 10.1007 / s11307-017-1068-8. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        43. Iqbal MA, Bamezai RNK Resveratrol, Rapamisin hedefini inhibe ederek piruvat kinaz M2'yi aşağı doğru düzenleyerek kanser hücresi metabolizmasını inhibe eder. PLoS ONE . 2012; 7 (5) [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        44. Benfeitas R., Uhlen M., Nielsen J., Mardinoglu A. Kanser redoks metabolizmasında heterojenliği incelemek için yeni zorluklar. Hücre ve Gelişim Biyolojisinde Sınırlar . 2017; 5 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        45. Liu Y., Chan F., Sun H. Resveratrol, Keap1 ekspresyonunu düzenleyerek insan keratinositleri HaCaT hücrelerini UVA kaynaklı oksidatif stres hasarından korur. Avrupa Farmakoloji Dergisi . 2011; 650 (1): 130–137. doi: 10.1016 / j.ejphar.2010.10.009. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        46. Hanahan D., Weinberg RA Kanser belirtileri: gelecek nesil. Hücre . 2011; 144 (5): 646-674. doi: 10.1016 / j.cell.2011.02.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        47. Coussens LM, Werb Z. İnflamasyon ve kanser. Doğa . 2002; 420 (6917): 860-867. doi: 10.1038 / doğa01322. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        48. Liu J., Lin PC, Zhou BP İnflamasyon, tümör ilerlemesini ve metastazı besler. Güncel İlaç Tasarımı . 2015; 21 (21): 3032-3040. doi: 10.2174 / 1381612821666150514105741. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        49. Beaurivage C., Champagne A., Tobelaim WS, Pomerleau V., Menendez A., Saucier C. Kanserde SOCS1: Bir onkogen ve bir tümör baskılayıcı. Sitokin . 2016; 82 : 87-94. doi: 10.1016 / j.cyto.2016.01.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        50. Pfluger PT, Herranz D., Velasco-Miguel S., Serrano M., Tschöp MH Sirt1, yüksek yağlı diyet kaynaklı metabolik hasara karşı koruma sağlar. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Bilim Adamının Bildirileri . 2008; 105 (28): 9793-9798. doi: 10.1073 / pnas.0802917105. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        51. Zhou W., Slingerland JM Östrojen reseptörü aktivasyonu ve proteoliz arasındaki bağlantılar: hormona göre düzenlenmiş kanser terapisi ile ilgisi. Doğa Değerlendirmeleri Kanser . 2014; 14 (1): 26–38. doi: 10.1038 / nr3622. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        52. Nwachukwu JC, Güney MR, Kiefer JR, vd. Kapsamlı kombinatoryal arıtma kullanarak geliştirilmiş kristalografik yapılar. Yapı . 2013; 21 (11) 1923-1930. doi: 10.1016 / j.str.2013.07.025. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        53. Mantyh P. Kemik kanseri ağrısı: nedenleri, sonuçları ve tedavi olanakları. AĞRI . 2013; 154 (ek 1): S54 – S62. doi: 10.1016 / j.pain.2013.07.044. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        54. Tsai R.-Y., Chou K.-Y., Shen C.-H., vd. Resveratrol, N-metil-D-aspartat reseptörü ekspresyonunu düzenler ve morfine toleranslı sıçanlarda nöroinflamatmasyonu baskılamaktadır. Anestezi ve Analjezi . 2012; 115 (4): 944-952. doi: 10.1213 / ANE.0b013e31825da0fb. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        55. Cheng W., Zhao Y., Liu H., vd. Resveratrol, spinal glial aktivasyon ve CX3CR1 regülasyonunun inhibisyonu yoluyla kemik kanseri ağrısını hafifletir. Temel ve Klinik Farmakoloji . 2014; 28 (6): 661-670. doi: 10.1111 / fcp.12084. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        56. Wang G., Hu Z., Song X., vd. Farelerde ve sıçanlarda klasik modellerle resveratrolün analjezik ve anti-enflamatuar aktiviteleri. Kanıta Dayalı Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp . 2017; 2017 : 9. doi: 10.1155 / 2017/5197567. 5197567 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        57. Zhang Y., Zhuang Z., Meng Q., Jiao Y., Xu J., Fan S. Polydatin, apoptozu indükleyerek ve hücre döngüsü durmasına neden olarak akciğer kanseri hücrelerinin büyümesini inhibe eder. Onkoloji Mektupları . 2014; 7 (1): 295-301. doi: 10.3892 / ol.2013.1696. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        58. Krasnow MN, Murphy TM Üzüm (Vitis vinifera) Üzeri hücre süspansiyonlarında polifenol glikozilasyon aktivitesi Ziraat ve Gıda Kimyası Dergisi . 2004; 52 (11): 3467-3472. doi: 10.1021 / jf035234r. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        59. De Maria S., Scognamiglio I., Lombardi A. ve ark. Resveratrolün doğal bir öncüsü olan Polydatin, hücre döngüsü durmasını ve insan kolorektal Caco-2 hücresinin farklılaşmasını sağlar. Translasyonel Tıp Dergisi . 2013; 11 (1, makale 264) doi: 10.1186 / 1479-5876-11-264. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        60. Liu H., Zhao S., Zhang Y., vd. Reaktif oksijen türlerinin aracılık ettiği endoplazmik retikulum stresi ve mitokondriyal fonksiyon bozukluğu, insan nazofarengeal karsinom CNE hücrelerinde polidatin kaynaklı apoptozise katkıda bulunur. Hücresel Biyokimya Dergisi . 2011; 112 (12): 3695-3703. doi: 10.1002 / jcb.23303. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        61. Jiao Y., Wu Y., Du D. Polydatin, hücre proliferasyonunu, istilasını ve göçü inhibe eder ve hepatoselüler karsinomda hücre apoptozisini indükler. Brezilya Tıbbi ve Biyolojik Araştırmalar Dergisi . 2018; 51 (4) doi: 10.1590 / 1414-431x20176867. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        62. Zhang Y., Xiong Y., Zhou J., Xin N., Zhu Z., Wu Y. Osteoblastlardaki FoxO1 ekspresyonu, farelerde oksidatif strese direnç yoluyla kemik oluşumunu modüle eder. Biyokimyasal ve Biyofiziksel Araştırma İletişimi . 2018; 503 (3): 1401-1408. doi: 10.1016 / j.bbrc.2018.07.055. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        63. Malumbres M., Barbacid M. Hücre döngüsü, CDK'ler ve kanser: değişen bir paradigma. Doğa Değerlendirmeleri Kanser . 2009; 9 (3): 153-166. doi: 10.1038 / nr2602. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        64. Wang H., Nicolay BN, Chick JM, vd. Siklin D3-CDK6 kinazın kanser hücresi hayatta kalmasında metabolik işlevi. Doğa . 2017; 546 (7658): 426-430. doi: 10.1038 / doğa22797. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        65. Kamarajugadda S., Becker JR, Hanse EA, vd. Cyclin D1, peroksizom proliferatör ile aktifleştirilen reseptör alfa'yı baskılar ve yağ asidi oksidasyonunu inhibe eder. Oncotarget . 2016; 7 (30): 47674-47686. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        66. Cao W.-J., Wu K., Wang C., Wan D.-M. Polidatin ile indüklenen hücre apoptosisi ve hücre döngüsü durdurması, lösemi hücrelerinde Janus kinaz 2 inhibisyonu ile güçlendirilir. Moleküler Tıp Raporları . 2016; 13 (4): 3297-3302. doi: 10.3892 / mmr.2016.4909. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        67. Funamizu N., Lacy CR, Fujita K., vd. Tetrahidrouridin, sitidin deaminaz ekspresyon seviyelerinden bağımsız olarak hücre döngüsü düzenlemesi yoluyla hücre proliferasyonunu inhibe eder. PLoS ONE . 2012; 7 (5) [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        68. Liu Y., Guo Y.-L., Zhou S.-J., vd. CREB latent fakat aktif tüberküloz enfeksiyonlarında gama interferonun pozitif bir transkripsiyonel regülatörüdür. Klinik ve Aşı İmmünolojisi . 2010; 17 (9): 1377-1380. doi: 10.1128 / CVI.00242-10. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        69. Chhabra A., Fernando H., Watkins G., Mansel RE, Jiang WG İnsan meme kanserinde transkripsiyon faktörü CREB1'in ekspresyonu ve prognoz ile ilişkisi. Onkoloji Raporları . 2007; 18 (4): 953-958. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        70. Chen S., Tao J., Zhong F., vd. Polydatin, Creb'in fosforilasyon seviyesini aşağı düzenler ve insan meme kanseri hücresinde apoptozu indükler. PLoS ONE . 2017; 12 (5) [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        71. Tian S., Yang Y., Liu X., Xu S. Emodin, sıçanlarda anti-enflamatuar ve anti-oksidatif aktiviteler yoluyla bleomisin ile indüklenen pulmoner fibrozisi hafifletir. Tıp Bilimleri Monitörü . 2018; 24 : 1–10. doi: 10.12659 / MSM.905496. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        72. Li L., Song X., Yin Z., vd. Polygonum cuspidatum kaynaklı emodinin antibakteriyel aktivite ve etki mekanizması in vitro olarak Haemophilus parasuis'e karşıdır. Mikrobiyolojik Araştırma . 2016; 186-187 : 139-145. doi: 10.1016 / j.micres.2016.03.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        73. Lin W.-F., Wang C., Ling C.-Q. Emodinin anti-tümör etkisindeki araştırmalar. Çin materia medica'nın Çin dergisi . 2015; 40 (20): 3937-3940. doi: 10.4268 / cjcmm20152008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        74. Shin J.-A., Shim J.-H., Jeon J.-G., vd. Spesifiklik proteini 1. Oral Hastalıklarda Polygonum Cuspidatum'un oral kanser hücrelerinde apoptotik etkisi . 2011; 17 (2): 162-170. doi: 10.1111 / j.1601-0825.2010.01710.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        75. Choi S.-G., Kim J., Sung N.-D., vd. Polygonum multiflorum Thunb'un köklerinden izole edilen antrakinonlar, Cdc25B fosfataz inhibitörleri. Doğal Ürün Araştırması (Eski Doğal Ürün Mektupları) 2007; 21 (6): 487-493'te açıklanmaktadır. doi: 10.1080 / 14786410601012265. [ PubMed ] [ CrossRef] [ Google Akademik ]
        76. Kang SC, Lee CM, Choung ES, vd. Rheum palmatum'dan izole edilen östrojen reseptör modüle edici bileşiklerin anti-proliferatif etkileri . Eczacılık Araştırmaları Arşivi . 2008; 31 (6): 722-726. doi: 10.1007 / s12272-001-1218-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        77. Lee MS, Cha EY, Sul JY, Song IS, Kim JY Krisofanik asit, EGFR / mTOR yolunu inhibe ederek kolon kanseri hücrelerinin proliferasyonunu bloke eder. Fitoterapi Araştırmaları . 2011; 25 (6): 833-837. doi: 10.1002 / ptr.3323. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

        Yorum yap


        • #5
          Japon Madımağı veya Polygonum Cuspidatum, dolaşım sistemi ve kalp sağlığı için kullanılan Geleneksel Çin Tıbbıdır. Resveratrol için çok iyi bir kaynaktır ve Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) pek çok faydası aslında sadece Resveratrol’un yararları olabilir.

          Özet
          Tüm Temel Faydalar / Etkiler / Gerçekler ve Bilgiler


          Japonicus , en yaygın olarak Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) olarak anılan bitki türleridir. Bu bitki, geleneksel olarak Çin ve Japon tıbbında mide-bağırsak sağlık ve dolaşım sağlığı (kanser önleme gibi bazı diğer iddialar) yararları için kullanılmış olan istilacı bir türüdür. Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) kompozisyon analizi, Resveratrol’un (aynı zamanda resveratrol ile yapısal olarak benzer birkaç diğer bileşiğin yanı sıra aynı şekilde hareket edebilen) bir şey olduğu ve hafif kabızlık giderici etkilere sahip antrakinon bileşikleri olduğunu ortaya koymaktadır; Senna kökü gibi ama daha az güçlüdür.

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) etkilerinin çoğu sırasıyla dolaşım ve mide-bağırsak yardım için stilbenlere (resveratrol) veya antrakinonlara (emodin) kadar izlenebilir.

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) üzerinde yapılan araştırmaların çoğu, ya istilacı eğilimlerini bastırmak ya da tıbbi ya da ek kullanım için Resveratrol’un büyük ölçekli bir üreticisi haline getirmek için kontrol edilmesi ile ilgilidir. İnsanlarda sınırlı denemeler yapılmıştır, ancak resveratrol içeriğinden ötürü resveratrol ile benzer etkilere sahip gibi gözükmektedir.

          Bilmen Gerekenler

          Ayrıca şöyle bilinir


          Polygonum Cuspidatum, Huzhang, Fleeceflower, Monkeyweed, itadori, Polygonum Japonicus, Kudzu

          Şaşırmayın

          Polygonum Multiforum (ilgili bitkiden farklı kompozisyon), Pueraria lobata (ayrıca Kudzu olarak da bilinir)

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) Bir Formudur

          Geleneksel Çin Tıbbı

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) İle İyi Gidiyor

          ( Resveratrol kaynağı olarak Resveratrol’la sinerjik olanı görmek ihtiyatlı olabilir; bunların uzantısı Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) ile biraz sinerjiktir)

          Aşağıdaki İçin Kullanılır

          Kalp ve Dolaşım Sistemi

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) Nasıl Kullanılır Ve Kullanımı Nedir ?

          Şu anki insan araştırması, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağını) günde 200 mg kullandı ve etkili olan 40 mg Resveratrol’a göre standardize olarak kullanılır . Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) başka biyoaktifler olmasına rağmen, resveratrol sayfasındaki dozaj talimatlarına uygun olarak dozlamak akıllıca olabilir.



          1- Kaynaklar ve Kompozisyon



          1.1 Kaynaklar

          Polygonum Cuspidatum , polygonaceae familyasındaki bir bitkidir (Rheum palmatum L ve benzer bitki Polygonum multiflorum ile birlikte) ve Fallopia cinsidir; Doğu Çin ve Japonya yerli ve bazen (en yaygın olarak) Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) olarak anılacaktır. Polygonum Cuspidatum geleneksel olarak tıbbi nitelikleri, özellikle de damar tıkanıklığın yanı sıra kanser, astım, hipertansiyon ve öksürük tedavisinde kullanılmıştır.

          Çin’de geleneksel kullanım Hu Zhang veya Hu Chang adı ile ilişkilidir ve Japonya’daki geleneksel kullanım Kojo Kon adı ile ilişkilidir. Polygonum Cuspidatum (ve diğer terimler, örneğin Meksika veya Japon Bambu), Kuzey Amerika’da daha yaygın olarak kullanılır.

          Polygonum Cuspidatum’un üç değişik türü vardır; yani Polygonum Cuspidatum, sachalinensis ve Bohemica. Bu çeşitler biyoaktivite miktarlarında farklılık gösterir.

          İlginç bir şekilde, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı), istilacı bir bitki türü olarak görülmekte ve dünyanın çeşitli yerlerinde sorunlara neden olmaktadır.

          1.2 Kompozisyon (İçeriği)

          Aşağıdaki moleküller Polygonum Cuspidatum’un üç çeşitte bulunur, ancak aşağıda belirtilen miktarlar türlerine göre özeldir. japonicus; bu çeşit stilbenlerde en yüksek olma eğilimindedir ve diğer iki türün minimum seviyeleri vardır.

          Aktif maddeler olarak stilbenlere (ilk dört madde ) ve kuinonlara (5-8 madde) odaklanın; diğer bileşikler bitkide bulunur, ancak ya daha az miktarda bulunur ya da mevcut araştırmanın odağı değildir.

          - Resveratrol [6] 0.15-1.77 mg / g kuru ağırlık arasında değişir.

          -9.91-16.4 mg / g kuru ağırlıkta resveratrol glikoziti olan Piceid (5,4′-dihidroksistilben-3-0-β-D-glikopiranosid) ve Polydatin (Polygonin veya 3,4 ‘ 5-trihidroksistilben-3-β-tek-D-glukozid) başka bir Resveratrol glukozitı

          -Piceatannol ( Resveratrol ile ilişkili bir stilben) ve onun glukozit, Astringin [2] 0.025-0.067 mg / g ve 0.98-1.22 mg / g; sırasıyla

          -Resveratrolosid, resveratrolün bir glukozididir ancak Piceid’den farklı bir yerde olan bir yapıdır.

          -Rhein ve Physcion gibi antrakinonlar; fakat çoğunlukla Emodin ve bunların glukozidleri 6.7g kuru ekstrakttan 35.3mg (Emodin) ve 8.2mg (Physcion) ve 4.6g kuru ekstresinden 17.6mg (antrakigosit B); 5.2mg / g, 1.2mg / g ve 3.8mg / g’dır.

          -Kolon karsinogenezisinden koruyabilen antrakinon Chrysophanol / Chrysophanic acid

          -Citreorosein gibi antrakinon türevleri,

          -Daha resmi olarak 2-metoksi-6-asetil-7-metiljuglone olarak bilinen Naptho kuinon bileşiği 2- Methoksistiandran 100g kloroform özütü başına 1 mg bulundu.

          -5,7-Dimetoksi-izobenzofuran-l (3H) -on (aka. 5,7-dimetoksiftalid)

          - Taşiyozid

          -Triptofan

          -2,6-dihidroksibenzoik asit

          -Gallic Acid

          - (+) – kateşin (Yeşil Çay Kateçinlerinden biri) ve bir glukozid, (+) – katekin-5-O-β-D glikopiranozid

          - L- (3-0-p-D-glikopiranosil-4,5-dihidroksifenil) -etanon

          Genel olarak, 641.1 +/- 42.6 mg / g (% 60-68) fenolik içeriği ve 62.3 ± 6.0 mg / g (% 5.4-6.8) flavonoid içeriği, genel Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı)’in kuru ağırlığı için bildirilmiştir.

          Resveratrol ve glukozit piceid, Polygonum Cuspidatum var. 0,04-0,1 mg / g ve 0,2-0,51 mg / g arasında değişir; sachalinensis , piceatannol ve glukosid Astringin ise sırasıyla 0.006-0.008mg / g ve 0.04-0.22mg / g aralığındadır. [2] Poligonum Cuspidatum var. Bohemika sırasıyla resveratrol, piceid, piceatannol ve astringin için 0.08-0.95mg / g, 1.72-7.32mg / g, 0.01-0.095mg / g ve 0.31-1.87mg / g aralığındadır.Topluca , Japonicus standarttır ve bohemica potansiyel olarak rekabet edebilir ve sachalinensis diğer iki değişkene göre çok daha az stilbenlere sahipken en iyi görünür.

          Resveratrolosid içeriğinde piceatannol ile ölçüldüğünde benzerlik arzetmektedir.

          Stilbenler (resveratrol ve piceatannol) için geniş içerik yelpazesi hem türlere, hem de aynı türün örnekleri arasında değişir; Oldukça güvenilmez bir içerik. Bir ‘glukosid’ veya ‘glikozid’ gelince, onlar da emilebilen veya edilmeyebilen ve dolayısıyla biyolojik olarak aktif olabilen ana molekülün saklama formlarıdır; piceid tam anlamıyla bir glikoz molekülüne bağlı bir resveratrol molekülüdür.

          1.3 Yapısı ve Özellikleri

          Yapıları Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağında) bulunan dört (en çok araştırılan) stilbendir; stilben resveratrolosid, 3 karbon (yapının diğer altıgenine, orta zincirin zıt tarafında) yerine 4 ‘karbona bağlanan glikoz kısmı haricinde piceid ile aynı görünür. Polidatin aynı zamanda, glikoz parçasının 5 ‘karbona (4’ ten birine) bağlı olması açısından da benzerdir.

          Resveratrol ve glukozid Piceid, ışığa ve açık çevrede (oda sıcaklığında) üç aya kadar maruz kaldıklarında yapısal olarak kararlı gözükmektedir; ancak, resveratrolün, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) çevresel stres etmenleri tarafından hakaret edilen stabilitesi iyi değildir; ihtiyatlılık ve iyi saklama hala uygulanmalıdır.

          Genel olarak, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) özütü orta derecede güçlü antioksidan özelliklere sahiptir, capitatum türünden sonra ancak laboratuvar ortamında değerlendirildiğinde cinensis ve multiflorum’dan daha yüksektir. Polygonum Cuspidatum’un anti oksidan kapasitesi 56.22mmol / 100g Trolox eşdeğerleri ve 6.33g / 100g Gallic asit eşdeğerleri olarak bildirilmiştir ve yapraklara ve köklere de uzandığı gösterilmiştir.

          112 bitkiyi analiz eden ve Geleneksel Çin Tıbbından anti-kanserli otların ortak meyve ve sebzelerden daha yüksek anti-oksidatif kapasiteye sahip olduğunu özetleyen bu çalışmaya [28] göre, (Trolox eşdeğerlerine göre antioksidan potansiyeli ölçmenin bir yolu) Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı), en yaygın Yeşil Çay kateşinleri kaynağı olan Camellia Sinensis olarak gücün % 35’i (gram bazında) ile 112’nin 14’ünde yer aldı.. Kazananlar sırasıyla Camellia Sinensis’e göre 3.28x ve 2.12x daha fazla anti-oksidatif etkiye sahip olan Rhus chinensis ve Acacia catechu dalı / köküdür.

          Bileşiklerin üç ana sınıfı ve içeriği ve bireysel anti-oksidan potansiyeli, dışarıdaki diğer otlardan oldukça iyidir.

          2- Farmakoloji



          Resveratrol kendi farmakokinetiğini kendi sayfasında analiz ettirdi; kısa bir özet, resveratrolün oral yoldan alımının yetersiz biyoyararlanımı olduğu, ancak bunun yanında diğer besinlerin tüketilmesiyle arttırılabilir olmasıdır.

          2.1 Dağıtım

          Oral uygulamadan sonra resveratrolün (20mg / kg) dağılımı kalpte (743.4 ± 45.77ng / mL’ye kadar) varmış gibi görünmektedir; ancak neredeyse tamamen 60 dakika atılır.Karaciğer yaklaşık 2mcg / mL’de (2.000ng / mL), 60 dakika içinde akciğer dokusunda 2,8 mcg / mL’e kadar, ancak böbrekte yaklaşık 30-60 dakika arasında orta derecede miktarda (0.8-1.3 mcg / mL) hemen hemen saptanamayan, çoğunlukla mide ve beyindeki hiçbiri 60 dakikaya kadar ulaşamaz.

          İzole resveratrol verilen farelerde bulunan benzer dağılım verileri, bu çalışmada beyinde hiçbiri bulunmadı; beyindeki resveratrol bulunmaması ve midede bulunan yüksek (48.2mcg / mL) içerik, 60 dakikaçalışma içinde sona ermesi yüzünden olabilir.

          2.2 Boşaltım

          İzole olarak Resveratrol’a benzer şekilde, Polygonum Cuspidatum’dan alınan resveratrol, idrarla atılan minimal resveratrol ile yüksek düzeyde konjuge olmuştur. Ağızdan alınan dozun% 0.059’u konjuge edilmemiş idrarda bulundu ve% 0.027’si konjonktallenmemiş safra bulundu.Oral resveratrol dozunun% 99.14’ü bir konjugat olarak atılır veya oral uygulamadan 24 saat sonra bir doku içine dağıtılır.

          2.3 Enzimatik Etkileşimler

          Polygonum Cuspidatum hem CYP3A enzimini hem de akış proteini “MultiDrug Resistance Protein 2” (MRP2)’yi bastırabiliyor ve bu enzimler tarafından metabolize edilen karbamazepin gibi ilaçlarla etkileşime girebilir. Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) Resveratrol’un CYP3A4’ü kurucu androstan reseptörü (CAR) yoluyla yukarı doğru düzenleyebileceğini araştıran bir araştırmada bu kabiliyetin bulunmadığı tespit edildi.

          CYP3A : İnsanlar tarafından ilaç metabolizmasından sorumlu olan en önemli sitokrom P450 izoformlarından biridir, çünkü mide-bağırsak sistem ve karaciğer gibi kritik dokularda bu tür en önemli enzimdir ve çeşitli klinik olarak yararlı tedavi edici maddelerin oksidatif biyotransformasyonunda rol oynar.

          MRP2 : Geniş bir aralıktaki bileşikleri naklederek detoksifikasyon ve kemoproteksiyonda önemli bir rol oynayan bir ATP-bağlayıcı kaset taşıyıcıdır.

          3 - İltihaplanma ve Bağışıklık Sistemi



          3.1 Genel İltihaplanma

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) kullanılarak yapılan bir insan çalışması, günde 200 mg (40 mg Resveratrol) 6 haftalık takviyeden sonra, ekstrakte edilen bağışıklık hücrelerinin, NF-KB’nin% 25 daha az yer değiştirmesi olduğunu buldu. NF-KB, iltihaplanmanın bir arabulucusudur ve bu genel olarak iltihaplanmada bir azalmadır.

          NF-kB aktivitesindeki azalma TNF-a ve IL-6’nın dolaşımında da daha az etkili oldu; iki iltihaplı sitokin. Hayvanlardaki büyük dozlarda (100-200mg / kg etil asetat fraksiyonu), anti-iltihap etkileri kısa süreli olarak uyardığı gösterilmiş ve bir romatoid artrit modelinde vaat gösterilmiştir.

          NF-KB : DNA’dan RNA’ya genetik bilginin aktarımını, sitokin üretimini ve hücre sağkalımını kontrol eden bir protein kompleksidir.
          TNF-a : Sistemik iltihaplanmada yer alan bir hücre sinyal proteinidir (sitokin) ve akut faz reaksiyonunu oluşturan sitokinlerden biridir.
          IL-6 : Bir pro-iltihaplanma sitokin ve bir anti-iltihaplanma miyokin olarak işlev gören bir interlökin’dir. İnsanlarda, IL6 geni tarafından kodlanır.

          3.2 Nezle

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) napthaquinone’un HRV 3C-proteaz enziminin 4.6uM’lik bir IC50’sinde güçlü bir inhibitörü olduğu gösterilmiştir. Bu enzim, soğuk algınlığı için en yaygın madde olan Rhinovirus’un aynısı için gereklidir; dolayısıyla, rupintrivir (AG-7088) gibi soğuk algınlığının oluşumunu ve şiddetini azaltmak için inhibitörler araştırılmaktadır.

          HRV 3C : E. coli içinde ifade edilen insan Rhinovirüs tip 14’ten türetilmiş bir rekombinant 3C proteazdır.
          IC50 : Bir maddenin belirli bir biyolojik veya biyokimyasal işlevi bastırma gücünün bir ölçüsüdür.

          3.3 Alerjiler

          Antrasinon bileşiği olan emodin, IgE’nin FcɛRI ile ilişkilendirilmesini önleyerek mast hücrelerinin aktivasyonunu bastırma kabiliyeti nedeniyle araştırılıyor. Mast hücrelerinde IgE’nin FcɛRI’ye bağlanması, mast hücrelerinde çok tepkisinin ilk aşamasıdır [38] ve sonunda histamin salınımı ile sonuçlanır. Emodin, 5-40 mg / kg vücut ağırlığına [39] oral uygulama sonrasında bu cevabı doz bağımlı olarak bastırdığı görülmekte ve Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) özütü de mast üzerinde 62 ± 2.1ug / mL IC50 değeri ile hücreler oldukça etkili gibi görünmektedir. [40]

          IgE : Bağışıklık sistemi tarafından üretilen antikorlardır.
          Mast hücresi : Mast hücresi, omurgalı hayvanların bağışıklık sisteminin doku hücresidir. Mast hücreleri, hipersensitivite ve alerjik reaksiyonlar gibi iltihaplı yanıtlara aracılık eder.

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) ile etkileşimler ve alerjileri azaltma, insanlardaki bu etki potansiyeli bilinmemektedir; nikel alerji için topik kullanıma kadar uzayabilir.

          4 Nöroloji ve Beyin



          Polydatin veya resveratrol glukozidinin, 30.5 günde, 12.5, 25 ve 50 mg / kg vücut ağırlığında ağızdan takviye edildiğinde, bunama modelinde fareleri bilişsel düşüşten koruması sağlandı. 25mg / kg Polidatin, 25mg / kg Ginkgo Biloba’dan biraz daha az korundu, ancak önemsizdi. Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı)’ten resveratrol , 20mg / kg oral yoldan fayda sağladığını da gösterir.

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı)’ten alınan Napthaquinones anti-oksidan etkilerine bağlı olarak, laboratuvar ortamında da koruyucu etkiler gösterir. Oksidatif hasar tamamen ortadan kaldırılmış ve hücre canlılığı, test edilen daha yüksek konsantrasyonlarda (2.5uM, 5uM; 0.05-1uM korunmuştur ancak kontrol üzerinde yaşaya bilirliği arttırmamıştır) kontrol üzerinde artmıştır.

          Emodin’in nöronları laboratuvar ortamında hasardan korumak için kullanıldığı gösterilmiştir, ancak bu sonuçlar, emodinin düşük bir biyoyararlanıma sahip olduğundan pratik olarak ilgili olmayabilir.

          Nörokoruma göstermek için gereken dozlar yüksek olmasına rağmen (20 mg / kg resveratrol, 12.5 mg / kg polidaktin) çok sayıda sinir koruyucu bileşik var gibi gözükmektedir; bunun izole edilmiş fakat daha güçlü bileşiklerden daha iyi veya daha kötü olup olmadığı bilinmiyor.

          5 Hormonlarla Etkileşimi



          5.1 Östrojen

          32 geleneksel Çin bitkisi üzerinde yapılan bir çalışmada, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) EC 50 değeri 6.4ug / mL ile en güçlü olduğu bulunmuştur. Horny Goat Weed (100ug / mL EC 50), Astragalus membranaceus (EC 50 / 236.1ug / mL), Belamcanda chinensis (142.8ug / mL EC 50 ) ve ikinci derecede östrojenik olan diğer bitkiler yer Rheum palmatum’a (EC 50 , 46.7ug / mL) gitti.Tüm% 70 etanolik ekstraktlar ve östrojen reseptörünü eksprese eden bakterilerde değerlendirildi. Karşılaştırma için, 17β-östradiolün kendisi için 0.205 ng / mL’lik bir EC 50 değeri vardı.

          EC 50 :Yarı maksimum tepki veren bir ilacın konsantrasyonudur.
          17β-östradiol : Steroid hormonu esas olarak yumurtalıkta üretilir, uterus endometriyumun çoğalmasını uyarır, yumurtlama için LH artışını uyarırı ve negatif geri besleme yoluyla hipofiz hormonu salımını bastırır.

          Bu östrojenikliğin arkasındaki aktif moleküller antrakinon içeriği olabilmelerine rağmen, birlikte katlandıklarında 17β-östradiol’ün reseptörüne bağlanmasını bastırdığı ve hem karşıt olarak (östrojen yetersizliği sırasında) hem de rekabetçi karlıt olarak (östrojen artışı sırasında) rol oynayabileceği düşünülmektedir.

          Bununla birlikte, emodin (en belirgin antrakinon), 10.1 +/- 0.36 ng / mL’lik bir EC50’ye sahipken, bütün Polygonum Cuspidatum, 6.4ug / mL’de daha etkili olmuştur. Östrojenik etki potensi olan başka bir bileşiğin var olduğunu ileri sürdü. Polygonum fragmanlarını bölen bir çalışma, en emodinli fragmanın (Hzs1) emodin içeriği olmayan (Hzs6) bir madde ile eşleştirildiğini ve bu, bilinmeyen bir bileşiğe katkıda bulunduğunu gördü.

          Laboratuvar ortamında bir fito-östrojenik bileşik gibi görünmektedir, ancak antrakinonların biyoyararlanımı genellikle düşüktür (bağırsakta emilen yüzdendir, bu nedenle iyi bir müshil bileşik üretirler ) ve bu yüzden östrojeniklik pratik olarak uygun olmayabilir.

          6 Vücut Ağırlığı ile Etkileşimler



          Günlük 200 mg Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı)’in (40 mg resveratrol içeren) 6 haftalık takviyeden sonra vücut kütlesi veya serbest leptin seviyelerinde belirgin bir etki gözlenmedi.

          7 Cilt İle Etkileşim



          7.1 Cilt


          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) deriye nüfuz ettiği gösterilmiştir [46] ve bu nedenle topikal uygulama için kozmetik bir madde olarak kullanımı araştırılmıştır.

          Melanositlerde (derinin altındaki melanin üreten hücreler) test edildiğinde, Polygonum’da Piceid olarak adlandırılan bir bileşen, tirozinaz aktivitesini doz bağımlı bir şekilde bastırabilir ve cilt aydınlatma maddesi olarak görev yapabilir. Piceid direkt olarak tirozinazın güçlü bir inhibitörü değildir, ancak mRNA ve bundan sonra da tirozinazın protein içeriğini baskılamaktadır.

          mRNA : DNA’dan genetik bilgiyi gen ifadesinin protein ürünlerinin amino asit dizisini belirttikleri ribozoma taşıyan geniş bir RNA molekülü ailesidir.

          Resveratrol ayrıca Resveratrol’un tirozinaz ve maddeleri için bir substrat olduğu için dolaylı bir bastırma mekanizmasına sahiptir ve bu nedenle aktivite birikir ve bastırabilir. Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) bir bileşeni olan Piceatannol , antioksidan etkileri ile melanogeneziyi tirozinaz yoluyla bastırabilir ve Piceid gibi melanin içeriğini azaltabilir. Antrakinon olan Emodin doğrudan tirozinaz aktivitesini bastırabilir, buna karşın ilgili antrakinon physcion daha güçlüdür ve 48 kat daha fazla dermal tesire sahiptir.

          Işıklandırmanın ötesinde, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı), farelerda yara iyileşmesini hızlandırmak ve onarılan yaranın kalitesini tedavi edilmemiş bir kontrole göre arttırmak için gösterilmiştir. Polygonum Cuspidatum’un anti-iltihaplanma etkileri, çoğunlukla trans- resveratrol içeriği nedeniyle topik olarak uygulandığında görülmüştür.

          Aknede rol oynayan Propionibacterium acnes bakterileri tarafından üretilen biyofilmlerin ortadan kaldırılması da Resveratrol ile yapılabilir; Ek olarak, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı), topikal olarak uygulandığında sivilceleri hafifletebilir. İlginçtir, bu çalışma hem Rhodiola Rosea’yı Salidroside ile hem de Azgın Keçi Otundan Icariin’e kadar uzanmaktadır.

          Muhtemelen saf değişikliklerle, Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağındaki) bileşikler, farklı mekanizmalar vasıtasıyla tirozinaz aktivitesini bastırmakta ve topikal olarak uygulandıklarında birbirleri ile çok sinerjik olabilirler; Ancak bu test edilmemiştir. Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı), topik olarak uygulandığında iltihaplanmayı azalttığı ve hem sivilceleri hem de nikel alejiyi azaltabileceği düşünülür (ancak bu ipuçlarının tamamen onaylanması için daha fazla kanıt gerekir).

          (Polygonum Cuspidatum için yaygın yazım hataları arasında polygonm, poligonum, poligonim, poligonem, polygonim, cuspitadim, notweed bulunur)

          Bilimsel Destek ve Referans Metni

          Polygonum Cuspidatum (Japon Madımağı) Referanslar
          1. İki çeşit Polygonum cuspidatumda stilbenlerin izolasyonu ve tanımlanması .
          2. Polyulum cuspidatumda seçilen stilbenlerin, CoulArray saptaması ile birleştirilmiş HPLC ile analizi .
          3. Japonya’da Fallopia japonica (Polygonaceae) ile ilişkili endofitik mantarlar ve bunların Puccinia polygoni-amphibii var. tovariae, klasik biyolojik kontrol için bir aday .
          4. İnvaziv knotweed, allelopati yoluyla doğal bitkileri etkiler .
          5. İnvaziv Bohemian knotweed’de (Fallopia xbohemica, Polygonaceae) iki yerli türün büyümesini ve hayatta kalmasını önleyen mekanizmaların bir değerlendirmesi .
          6. Polygonum cuspidatum kökünden izole edilen resveratrol, Lewis akciğer karsinoması taşıyan farelerde tümör büyümesi ve akciğer ve tümör kaynaklı neovaskülarizasyona metastaz yapılmasını önler .
          7. Polygonum cuspidatum’dan izole edilen piceid ile melanogenezisin inhibisyonu .
          8. Sıçan kalplerinde polidainin iskemi / reperfüzyon hasarına karşı koruyucu etkisi .
          9. Üç glikosilatlı resveratrol analoglarının invazif bitki Polygonum cuspidatum’dan yüksek hızlı ters akım kromatografisi ile hızlı ayrılması .
          10. Polimer Polygoni multiflori’de antrakinonların eş zamanlı olarak belirlenmesi, alev iyonizasyonu ve kütle spektrometrik saptaması ile eşleştirilen kılcal gaz kromatografisi ile .
          11. HPLC ve HPLC-ESI / MS ile Rhizoma Polygoni Cuspidati’nin Analizi .
          12. Polygonum cuspidatum Sieb’deki ana bileşenlerin belirlenmesi ve belirlenmesi. ve Zucc. Yüksek performanslı sıvı kromatografi / elektrosprey iyonizasyon-iyon kapanı-zaman kütlesi spektrometresi ile .
          13. Çin tıbbi bitki Polygonum cuspidatum Sieb’den beş bileşiğin preparatif izolasyonu ve saflaştırılması. ve yüksek hızlı karşı akım kromatografisi ile Zucc.
          14. Polygonam cuspidatumun kökündeki resveratrol, emodin, krisoptanol, fiziksin eşzamanlı belirlenmesi ve HPLC ile özü.
          15. Rhizoma ve Radix Polygoni Cuspidati’deki altı biyoaktif bileşiğin eş zamanlı olarak nicelendirilmesi için bir kromatografik yöntemin optimizasyonu ve validasyonu .
          16. Chrysophanic asit, EGFR / mTOR yolunu inhibe ederek kolon kanseri hücrelerinin proliferasyonunu bloke eder .
          17. Polygonum cuspidatum’dan sitreorosein ve diğer östrojenik bileşiklerin biyoassay güdümlü ayrılması .
          18. 2-Methoxystypandrone, TRAF6-TAK1 sinyalizasyon komplekslerinin oluşumunu aşağı regüle ederek RANKL aracılı osteoklastogenezi baskılamaktadır
          19. PC12 hücrelerinde Polygonum cuspidatum’dan 2-metoksi-6-asetil-7-metiljuglonun koruyucu, antioksidatif ve antiapoptotik etkileri .
          20. Keşif, total sentez, HRV 3C-proteaz inhibitör aktivitesi ve 2-metoksistypandrone ve analoglarının yapı-aktivite ilişkileri .
          21. 5,7-Dimetoksi-izobenzofuran-1 (3H) -on .
          22. Polygonum cuspidatum’un bileşenleri .
          23. Polygonum cuspidatum’dan alınan ekstrenin antioksidan aktivitesi .
          24. Polydatin, bir sıçan vasküler demans modelinde öğrenme ve hafıza bozukluklarını korur .
          25. Trans-resveratrol ve trans resveratrol glukozidin (Piceid) preformülasyon stabilitesi .
          26. Rhizoma polygoni cuspidati’de resveratrol stabilitesi üzerine çalışma .
          27. Dört Polygonum türünün biyoaktivitelerinin karşılaştırmalı analizi .
          28. Antikanser ile ilişkili 112 geleneksel Çin şifalı bitkinin antioksidan aktivitesi ve fenolik bileşikleri .
          29. Polygonum cuspidatum ekstresinin (PCE) oral uygulamasından sonra sıçandaki resveratrolün doku dağılımı ve atılımı .
          30. Oral uygulamayı takiben sıçan dokularında {3H} trans-resveratrol dağılımı .
          31. Oral uygulamadan sonra fare dokularında bir kanser kemopreventif polifenol olan {14C} -trans resveratrol dağılımı .
          32. Sıçanlarda karbamazepin ile bir resveratrol zengin nutrasötik, Polygonum cuspidatum yeni bir ot – ilaç etkileşimi .
          33. Çin bitkisel bileşikleri tarafından LS174T hücrelerinde CYP3A4 ifadesinin AR-aracılı up-regülasyonu .
          34. Bir antiinflamatuar ve reaktif oksijen türü resveratrol içeren Polygonum cuspidatum özütünün baskılayıcı etkisi .
          35. Deney hayvanlarında Polygonum cuspidatum’un etil asetat fraksiyonunun analjezik ve anti-enflamatuar etkileri .
          36. Escherichia coli’de ifade edilen insan rinovirüs 14 3C proteazı ile in vitro ortamda küçük peptidlerin ayrılması .
          37. Rupintrivir in vitro direnç çalışması, insan rinovirüs 3C proteazının yeni bir inhibitörüdür .
          38. Anafilakside mast hücre sinyal mekanizmaları .
          39. Doğal olarak oluşan bir antrakinon türevi olan emodin, IgE aracılı anafilaktik reaksiyonu ve mast hücresi aktivasyonunu baskılamaktadır .
          40. Polygoni cuspidati radix, antialerjik aktivite için mast hücrelerinde Syk kinaz aktivasyonunu inhibe eder .
          41. Parkinson farelerinde Polygonum cuspidatum ve lipozomal formdan elde edilen resveratrolün nigral hücreleri üzerindeki koruyucu etkisi .
          42. Sıçan kortikal nöronlarında emodinin beta-amiloid kaynaklı nörotoksisiteye karşı nöroprotektif etkileri .
          43. Çin tıbbi bitkilerinin in vitro estrojenik aktiviteleri geleneksel olarak menopoz semptomlarının tedavisinde kullanılmaktadır .
          44. Polygonum cuspidatum (Polygonaceae) köklerinden fitoöstrojenler: estrojenik aktivite için hidroksialsaquinonların yapı gereksinimi .
          45. Polygonum cuspidatumdaki östrojenik bileşiklerin biyoassay ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile analizi .
          46. Fosfolipid bazlı mikroemülsiyonlardaki farklı Polygonum cuspidatum özlerinin antioksidan ve transmembran permeatif aktivitelerinin karşılaştırılması .
          47. Oxyresveratrol ve hidroksistilben bileşikleri. Tirozinaz ve etki mekanizması üzerinde inhibitör etkisi .
          48. Tirozinaz için kcat tipi bir inhibitör olarak resveratrol: potansiyelli melanogenez inhibitörü .
          49. Tirozinaz katalizli trans-resveratrol oksidasyonunun spektroskopisi ve kinetiği .
          50. Piceatannol, antioksidatif etkileriyle melanogenezini inhibe eder .
          51. Emodin, Polygonum cuspidatum’dan bir protein tirozin kinaz inhibitörüdür .
          52. Polygonum cuspidatumdan antrakrinonlar dermal kullanım için tirozinaz inhibitörleri olarak .
          53. Polygonum cuspidatum ekstresinin sıçanlarda yara iyileşmesi üzerine etkileri .
          54. Fare kulak iltihabının TPA modelinde Polygonum cuspidatum özünün topikal anti-enflamatuar aktivitesi.
          55. . Propionibakterium acnes biyofilmlerinin bitki ekstreleri ile yok edilmesi ve aktif bileşikler olarak icariin, resveratrol ve salidrosidin varsayılan olarak tanımlanması .

          Yorum yap


          • #6
            Poligonum cuspidatum Ekstraktlarının Nozokomiyal İlaca Dirençli Patojenlere Karşı Antibakteriyel Aktiviteleri ve Antibakteriyel Mekanizması
            tarafından Pai-Wei Su 1 ,Cheng-Hong Yang 2 ,Jyh-Ferng Yang 1 ,Pei-Yu Su 1 veLi-Yeh Chuang 1, *1
            I-Shou Üniversitesi, Biyoteknoloji ve Kimya Mühendisliği Enstitüsü, Kaohsiung 840, Tayvan2
            Elektronik Mühendisliği Bölümü, Ulusal Kaohsiung Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Kaohsiung 807, Tayvan

            Yazışmanın ele alınması gereken yazar.
            Akademik Editör: Peter J. Rutledge
            Gönderim Tarihi: 3 Mayıs 2015 / Kabul Tarihi: 12 Haziran 2015 / Yayınlanma: 16 Haziran 2015

            Son zamanlarda, antibiyotiklerin yaygın olarak kötüye kullanılması ve aşırı kullanımı nedeniyle ilaç direnci, giderek artan ciddi bir sorun haline geldi ve alternatif antibiyotiklerin gelişimini çok acil bir konu haline getirdi. Bu çalışmada, Çin bitkisel tıbbı, Polygonum cuspidatum% 95 etanol ile ekstre edildi ve ham ekstraktlar ayrıca çözücü polaritesine göre bölümleme ile saflaştırıldı. Ekstraktların ve fraksiyonların antimikrobiyal aktiviteleri, disk difüzyonu ve minimum inhibitör konsantrasyon (MIC) yöntemleri ile belirlendi. Sonuçlar, etanol özütlerinin etil eter fraksiyonunun (EE), test edilen tüm klinik ilaca dirençli izolatlara karşı 0.1-3.5 mg / mL arasında bir dizi MIC değerine karşı daha geniş bir antimikrobiyal spektruma ve daha fazla antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğunu gösterdi. Aktif ekstrakt, patojen büyümesinin tamamen inhibe edildiğini gösterdi ve aktif bileşenlere direnç göstermedi. Ek olarak, taramalı elektron mikroskobu gözlemlerine göre, EE, hücre duvarını ve sitoplazmik zarı bozarak ve bozarak daha fazla hücre morfolojik değişikliğine yol açtı. böylece bu hücre zarı bütünlüğü hasarı hücre ölümüne yol açtı. Sonuç olarak, Enerji VerimliliğiPolygonum cuspidatum , nozokomiyal ilaca dirençli bakterilere karşı terapötik uygulamalar için umut verici bir antimikrobiyal ajan sağlayabilir. Anahtar Kelimeler:
            Polygonum cuspidatum ; antibakteriyel aktivite; ilaca dirençli klinik bakteriler

            1. Giriş
            Son yıllarda, artan teknoloji ve tıbbi bilgi ile, insanlar tıbbi bakımın kalitesinin daha fazla farkında oldular. Tayvan'da tıbbi tedavi, çeşitli hastalıkları tedavi etmek için uzun süreli antibiyotik kullanımı üzerinde daha iyi bir kontrole sahip değildir. Hayvancılık ve su ürünleri yetiştiriciliği endüstrisi, bulaşıcı hastalıkları önlemek için hayvan yemlerinde aşırı antibiyotik kullanmış ve bakterilerin ilaç direnci üretmesine yol açmıştır. İlaca dirençli bakteriler farklı konakçılara yayılmış, bu da farklı ilaca dirençli bakteriler içinde ilaca direnç gen transferine yol açarak çoklu ilaca dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur [ 1 , 2 , 3 ]. Klinik epidemiyoloji analiz raporlarına göre, Staphylococcus aureus , Pseudomonas aeruginosave Acinetobacter baumannii , enfeksiyon oranları% 50'ye varan oranlarda en yaygın nozokomiyal enfeksiyon ve ilaca dirençli suş haline gelmiştir [ 4 ]. Bu klinik ilaca dirençli suşlar, tedavi zorluğunu arttırdı veya hatta ciddi nozokomiyal enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden oldu ve bu etkili bir tedavi eksikliği, yeni antibakteriyel maddeler için acil bir araştırmaya yol açtı.
            Çin bitkisel ilaçları, birçok hastalığın tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte, çoğu bitkisel ilaç, halihazırda kullanılan ticari antibiyotiklerin çoğuna kıyasla, doğal antibakteriyel bileşenlerin daha az yan etki ve toksisite ile birlikte daha yüksek stabilite [ 5 , 6 , 7 ]. Polygonum cuspidatum (Huzhang olarak adlandırılır), Polygonaceae ailesine aittir ve Asya ve Kuzey Amerika'da çılgınca dağılmıştır. Polygonum cuspidatum'un kökleri, çeşitli enflamatuar hastalıkların, hepatit, tümörlerin ve ishalin tedavisinde geleneksel Çin tıbbı olarak kullanılan Çin Farmakopesinde resmi olarak listelenmiştir [ 8 ]. Avrupa ve Kuzey Amerika'da (Meksika bambu, Japon bambu veya Japon knotweed olarak bilinir) hızlı büyüyen, sağlam bir yıllık olarak neredeyse yıkılmaz büyümesi nedeniyle invaziv bir neofit (1500'den sonra tanıtıldı) olarak çok fazla ün kazandı. ilkbaharın başlarında ortaya çıkan ve 9 feet yüksekliğe kadar yoğun çalılıklar oluşturan bitki [ 9]. Literatür raporlarına göre, resveratrol, piceid ve emodin dahil olmak üzere birçok fenolik bileşiğin, çeşitli reslotrol ve piceid'in antioksidan, anti-iflamatuar, anti-kanser, anti-aging ve kardiyoprotektif özellikleri ortaya çıkardığı doğrulanmıştır. [ 10 ]. Emodin, anti-enflamatuar, antibakteriyel ve antineoplastik aktivite göstermiştir [ 11 ].
            Bu çalışma, hastane enfeksiyonları, ortak ilaca dirençli suşlar yöneliktir Staphylococcus aureus , Acinetobacter baumannii ve Pseudomonas aeruginosa , antimikrobiyal aktivite ve özler antibakteriyel mekanizmasını araştırmak için Polygonum cuspidatum karşı antibiyotik ikame yeni nesil bulma umuduyla ilaca dirençli klinik patojenler.

            2. Sonuçlar
            2.1. Disk Difüzyon Yöntemi ile Polygonum cuspidatum Ekstraktlarının Antimikrobiyal Aktivitesi
            İki Staphylococcus aureus (Sa225, Sa2805), Pseudomonas aeruginosa (Pa4016, Pa1347) ve Acinetobacter baumannii (Ab2260, Ab3394) ve S. aureus ATCC6538P, P. aererinosa dahil dört standart suş dahil olmak üzere altı klinik antibiyotiğe dirençli izolat Antibakteriyel analiz için ATCC29260, P. aeruginosa ATCC27853 ve A. baumannii ATCC19606 seçildi. Tablo l' de gösterildiği gibi , disk difüzyon analizi sonuçları (30 uL / ​​disk; DMSO içinde çözülmüş 0.1 g / mL), Polygonum cuspidatum'un etanol ham ekstraktlarının test suşlarına karşı antibakteriyel aktivite gösterdiğini ortaya koydu .S. aureus , A. baumannii ve P. aeruginosa , ortalama inhibisyon bölgeleri sırasıyla 21.00 mm, 15.50 mm ve 11.50 mm'dir. Ham ekstrakt , diğer test türlerine kıyasla S. aureus suşlarına karşı daha önemli antibakteriyel aktivite gösterdi . Bölümlenmiş fraksiyonların tümü arasında, etil eter (EE) ve etil asetat (EA) fraksiyonları, tüm test türlerine karşı daha yüksek bir antimikrobiyal aktivite göstermiştir. EE ekstresi, S. aureus , A. baumannii ve P. aeruginosa suşlarına karşı en önemli antibakteriyel aktiviteyi ve geniş antimikrobiyal spektrumu ortaya çıkardısırasıyla 26.00 mm, 20.33 mm ve 17.00 mm ortalama inhibisyon bölgeleri ile. EA ekstresi, EE ekstraktından biraz daha düşük antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Negatif kontrol, DMSO, tüm test suşlarına karşı herhangi bir inhibisyon bölgesi göstermedi. Pozitif kontrol, tetrasiklin, S. aureus , A. baumannii ve P. aeruginosa suşlarına karşı sırasıyla 29.67 mm, 15.00 mm ve 15.00 mm ortalama inhibisyon bölgesi gösterdi .
            Tablo 1. Polygonum cuspidatum ekstraktlarının test mikroorganizmalarına karşı antimikrobiyal aktivitesi .

            2.2. Minimum İnhibitör Konsantrasyonu (MIC)

            Disk difüzyon analizi sonuçları, EE ve EA fraksiyonlarının (30 uL / ​​disk; DMSO içinde çözülmüş 0.1 g / mL) test patojenlerine karşı önemli bir antimikrobiyal aktivite ortaya çıkardığı gibi, ham ekstrakt ve yüksek aktiviteye sahip her iki bölümlenmiş fraksiyonun da seçildiği minimum önleyici konsantrasyonun (MIC) belirlenmesi için. Tablo 2'de özetlendiği gibi , EE fraksiyonunun MIC değeri, ortalama 0.2-1.63 mg / mL aralığında tüm patojenlere karşı en yüksek antimikrobiyal aktivite gösterdi. 0.2-1.00 mg / mL MIC aralığı olan Gram pozitif suş ( S. aureus ), test ekstrelerine Gram negatif suşlardan ( A. baumannii ve P. aeruginosa) daha yatkındır.) 0,75–19,50 mg / mL MIC aralıkları ile. EE fraksiyonu ve ham ekstraktların antimikrobiyal aktiviteleri karşılaştırıldığında, EE fraksiyonu ham ekstraktlardan yaklaşık 3-10 kat daha yüksek antimikrobiyal aktivite göstermiştir. Antimikrobiyal spektrum ile ilgili olarak, test suşlarının çoğu, standart suşları ve klinik ilaca dirençli izolatları içermekteydi, P. aeruginosa suşları dışında özütlere / fraksiyonlara benzer duyarlılık gösterdi ; P. aeruginosa'nın her iki klinik izolatı (Pa4016 ve Pa1347), özütlere, P. aeruginosa'nın iki standart suşundan (Pa29260 ve Pa27853) daha duyarlı olduğunu gösterdi .
            Tablo 2. Polygonum cuspidatum ekstraktlarının test mikroorganizmalarına karşı Minimum İnhibitör Konsantrasyonu (MIC) .

            2.3. Zaman Öldüren Test

            Önemli antimikrobiyal aktiviteye sahip bölümlenmiş EE ve EA fraksiyonlarının bakterisidal kabiliyeti, zaman öldüren eğrilerle belirlendi. Deney için P. aeruginosa 4016, S. aureus 335 ve A. baumannii 2260 dahil olmak üzere her bir suştan üç klinik izolat seçilmiştir. Şekil 1 ve Şekil 2 , negatif kontrol, çözücü DMSO'nun zaman öldürme eğrisinin kolonilerin zamanla arttığını, yani DMSO'nun test türlerine karşı herhangi bir bakterisidal yeteneğe sahip olmadığı anlamına gelir. EA ekstraktının zaman öldürme eğrisi, P. aeruginosa 4016, A. baumannii 2260 veS. aureus 335 sırasıyla 12, 8 ve 6 saatte tamamen öldürüldü. EE ekstresinin zaman öldürme eğrisi gösterdi P. aeruginosa'nın 4016, A. baumannii 2260 ve S. aureus 335 bakteri sayısı x 10 3 olmuştur 5 , 8, 6 0 CFU / mL kadar CFU / ml ve 1 saat sırasıyla. Ekstraktların tüm sterilizasyon etkileri 24 saat sürdürüldü, böylece Polygonum cuspidatum ekstrelerinin sadece antibakteriyel aktivitelere sahip olmadığını, aynı zamanda bakterisidal yetenekleri de olduğunu gösterdi.

            Şekil 1. etil asetat fraksiyonunun bakterisidal etkisi Polygonum cuspidatum test suşlarına S. aureus 335, A. baumannii 2260 ve aeruginosa, P. 3 x 10 4016. bir süspansiyonu 5 bakteri suşlarının CFU / mL kültürlendi bitkisel özler veya çözücü DMSO'nun iki kat MIC dozu. Alikotlar çekildi, agar üzerine kaplandı, 16 saat süreyle inkübe edildi ve canlı koloniler sayıldı.

            Şekil 2 etil eter fraksiyonunun Bakteriyel etki Polygonum cuspidatum test suşlarına S. aureus 335, A. baumannii 2260 ve aeruginosa, P. 3 x 10 4016. bir süspansiyonu 5 antibakteriyel suşların CFU / mL kültürlendi Bitkisel ekstraktların veya solvent DMSO'nun 2-kat MIC dozu. Alikotlar (200 uL) geri çekildi, agar üzerine kaplandı, 16 saat inkübe edildi ve canlı koloniler sayıldı.

            2.4. Direnç Analizi
            İlaca bağlı direnç, birbirini takip eden 10 gün boyunca EE ekstraktının bir MIC konsantrasyonu ile mikroorganizmaların alt kültürü ile belirlenmiştir. 11. günde, her alt kültürün MIC'si belirlendi. Sonuç, P. aeruginosa 4016, A. baumannii 2260 ve S. aureus 335 dahil olmak üzere test suşları için MIC'nin değişmediğini gösterdi, bu da test patojenlerinin EE ekstraktından aktif maddelere direnç göstermesi beklenmeyeceğini gösterdi. .

            2.5. Aktif Bitkisel Fraksiyonların Antibiyotiklerle Kombinasyon Etkisi
            Ekstraktların antibiyotiklerle sinerji etkileri disk difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Suşlarının S. aureus 335, A. baumannii 2260 ve P. aeruginosa 4016 test suşları olarak seçilmiştir; sinerjik etki analizi için eritromisin, gentamisin, tetrasiklin, spektinomisin, piperasilin G, kanamisin, amikasin, klindamisin, ampisilin, sefalosporinin, trimetoprim / sülfametoksazol ve amoksilin dahil toplam 12 antibiyotik kullanıldı. Sonuçlar, test antibiyotiklerinin çoğunun test suşlarına karşı ekstraktlarla belirgin sinerji etkisi göstermediğini ortaya koymuştur (veriler gösterilmemiştir).

            2.6. Taramalı Elektron Mikroskobu, SEM
            Polygonum cuspidatum'un EE ekstreleri ile inkübe edilen patojenlerin hücre morfolojisi değişimi taramalı elektron mikroskopisi (SEM) ile gözlendi. Şekil 3'te gösterildiği gibi , sonuçlar , EE özü ile inkübe edilmeden test suşlarının hücre morfolojisinin ( P. aeruginosa 4016, A. baumannii 2260 ve S. aureus 335 SA335) tam ve pürüzsüz bir yüzey gösterdiğini gösterdi ( Şekil 3 A1 C1); EE ekstresinin yarısı MIC dozuyla inkübe edildikten sonra, suşların hücre morfolojisi, kabarcıkların ortaya çıkması ile granüler görünüyordu ( Şekil 3)A2-C2); suşlar EE ekstresinin 2 kat MİK dozuyla inkübe edildiğinde, bakterilerin hücre şekilleri tamamen yok edildi ve hücreler atrofiye uğradı ve aglütine edildi ( Şekil 3 A3-C3). Bu fenomen, Polygonum cuspidatum'dan gelen aktif maddelerin hücre zarı veya hücre dışı proteinler üzerinde etkili olabileceğini ve bu da bakteri hücre büyümesinin tahrip olmasına neden olabileceğini düşündürmektedir .

            Şekil 3. Polygonum cuspidatum'dan etil eter (EE) özleri ile muamele edildikten sonra test mikroorganizmalarının hücre morfolojisinin SEM gözlemi . ( A ) S. aureus 335 suşu ; ( B ) suş A. baumannii 3394; ( C ) P. aeruginosa 4016 suşu ; 1 bitkisel özü eklemeden; 2 EE ekstraktının yarısı MIC dozunun eklenmesi; 3 EE ekstraktının iki katı MIC dozunun eklenmesi.

            3. Tartışma
            Bu çalışmada, sonuçlarımız hem EE hem de EA ekstraktlarının heksan, kloroform ve P. cuspidatum'un sulu ekstraktlarına kıyasla daha fazla antibakteriyel aktiviteye sahip olduğunu gösterdi . Bu, nispeten orta polarite bileşenlerinin, P. cuspidatum'un daha yüksek polaritesi veya polar olmayan bileşenlerinden daha yüksek antimikrobiyal potansiyele sahip olduğu anlamına gelir . Tüm klinik ilaca dirençli patojenlere karşı antibakteriyel aktiviteler, P. cuspidatum'dan alınan EE ekstraktlarının geniş bir antimikrobiyal spektruma sahip olduğunu göstermektedir. P. cuspidatum , çok sayıda farmakolojik özelliğe sahip olduğu ve P. cuspidatum'un birçok aktivitesinden sorumlu olduğu bildirilen önemli doğal resveratrol kaynaklarından biridir.özellikle antienflamatuar aktivitesi [ 11 ], hepatoproteksiyon [ 12 ], antibakteriyel aktivitesi [ 9 , 10 ], vb . P. cuspidatum'da başka bir fenolik madde olan piceidin de, aglikonu, resveratrol'den daha yüksek seviyelerde bulunduğu bulunmuştur [ 9 ]. Önceki literatür, bu glikosile türevinin hidrolizinin, mevcut biyolojik olarak aktif resveratrol miktarını artıracak ince bağırsak ve karaciğerde olabileceğini göstermiştir [ 13]. Literatür raporlarına göre, antimikrobiyal aktivitelere katkıda bulunan aktif maddelerin resveratrol ve piceid ve diğer polifenolik bileşikler olabileceğini varsayıyoruz. Bu fenolik maddelerin hepsi orta polarite madde sınıfına aittir. Tarama elektron mikroskobu gözlemlerine dayanarak, P. cuspidatum'un aktif maddelerinin bakteri hücre zarı veya dış zar proteinleri üzerinde etkili olduğunu ve bakteri hücre büyümesinin tahrip olmasına yol açtığını bulduk . Benzer şekilde, diğer yazarlar, daha yüksek seviyelerde polifenol içeren bazı bitki ürünlerinin önemli antimikrobiyal aktiviteler gösterdiğini bildirmişlerdir [ 14 , 15 , 16 ]. Polifenollerin antimikrobiyal etki mekanizması, hidrolitik enzimlerin (proteazlar) veya mikrobiyal adezyonları, hücre zarfı taşıma proteinlerini ve karbonhidratlarla spesifik olmayan etkileşimleri inaktive eden diğer etkileşimlerin inhibisyonu ile ilişkili olabilir [ 17 ]. Bitki ve bitki bazlı ürünler, daha az toksik ve yan etkileri nedeniyle çeşitli hastalıklara veya patojen enfeksiyonlarına karşı çok önemli hale gelmiştir. Antibakteriyel ve antioksidan Çin bitkisel ilaçlarının tanımlanması ve karakterizasyonu konusunda bir süredir sürekli çalışıyoruz [ 18 , 19 , 20 ]. Bu çalışmada, klinik ilaca dirençli patojenlere karşı antibakteriyel aktiviteleri değerlendirdik ve Polygonum cuspidatum'un aktif bileşenlerinin bakteriyel hücre ölümüne nasıl neden olabileceğini belirlemek için antibakteriyel mekanizmayı inceledik . Her ne kadar birçok araştırmacı Polygonum cuspidatum'un biyoaktivitelerinin araştırılmasına odaklanmış olsa da [ 9 , 10 , 11, 12 , 13 , 14 , 21 , 22 ], bildiğimiz kadarıyla, bu çalışma, poligonum cuspidatum'dan türetilen etil eter fraksiyonunun, nozokomiyal antibiyotik dirençli patojenlere karşı olağanüstü antibakteriyel yeteneklerinin ilk gösterisidir . En önemlisi, Polygonum cuspidatum'dan aktif bileşenlerin antibakteriyel mekanizması , hücre duvarı ve sitoplazmik zar üzerindeki etki nedeniyle doğrulanmıştır. Bu sonuçlar diğer bitki çalışmalarının yazarlarının bulguları ile uyumludur [ 17 ].

            4. Deneysel Bölüm
            4.1. Bitki malzemeleri
            Bu çalışmada kullanılan otlar, halk tıbbı olarak kullanılmalarına ve antimikrobiyal özelliklere sahip bileşiklerin varlığının göstergelerine dayanılarak seçilmiştir. Bu çalışmada, Polygonum cuspidatum'un kökü yerel halk ilaç satıcılarından satın alınmış ve Kaohsiung Tıp Üniversitesi tarafından yetkilendirilmiştir.

            4.2. Bakteri Suşlarının Test Edilmesi
            Bu çalışmada Staphylococcus aureus , Acinetobacter baumannii ve P. aeruginosa dahil olmak üzere toplam altı klinik ilaca dirençli suş kullanılmıştır. Suşlar, 2006-2008 yılları arasında hastaların kanından veya balgamından izole edildi ve Tayvan'daki Chia-Yi Christian Hastanesi tarafından sağlandı. Gıda endüstrisi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nden (Hsinchu, Tayvan) üç referans suş, Staphylococcus aureus ATCC 6538P , Acinetobacter baumannii 19606 ve P. aeruginosa ATCC 29260 satın alındı.

            4.3. Ham Ekstraktların Hazırlanması
            Kurutulmuş bitki (1.5 kg) gece boyunca 4.5 L% 95 etanol ile 200 rpm ve 37 ° C'de bir inkübatörde çalkalanarak ekstrakte edildi. Etanol özütlemesi üç kez tekrarlandı ve birleştirilen özütler daha sonra çözünmeyen kalıntıları gidermek için Whatman filtre kağıdı No. 1 kullanılarak süzüldü. Süzüldükten sonra etanol özü, 40 ° C'lik bir sıcaklıkta buharlaştırma ile kurutuldu. Daha sonra ham ekstrakt, Şekil 4'te gösterilen bölme ekstraksiyon sekansı kullanılarak solvent polaritesi bazında n -heksan, kloroform, etil eter ve etil asetat ile art arda paylaştırıldı . Her fraksiyon buharlaştırma ile kurutuldu ve kurutulmuş ekstraktlar, antimikrobiyal tahlil oluncaya kadar 4 ° C'de saklandı.

            Şekil 4. Karıştırılmayan çözücüler arasında bölünerek Polygonum cuspidatum'dan alkollü ekstraktların fraksiyonlanması .

            4.4. Antibakteriyel Aktivite Deneyi
            Ekstraktların antibakteriyel aktiviteler için ilk taranması disk difüzyon yöntemi ile gerçekleştirildi. Kurutulan özler, 0.1 g / mL'lik bir konsantrasyonda dimetil sülfoksit (DMSO) içerisinde çözündürüldü. Kağıt diskler (6 mm çapında) 30 μL bitkisel özütlerle emprenye edildi ve Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi tarafından açıklanan standart protokole göre test organizmaları ile aşılanan katyonla ayarlanmış Mueller Hinton agar plakalarına yerleştirildi [ 23]. Plakalar 37 ° C'de inkübe edildi ve inhibisyon bölgelerinin çapları 18 saat sonra ölçüldü. Herhangi bir test bileşiği içermeyen DMSO içeren filtre kağıdı diskleri kontrol görevi gördü ve inhibisyon gözlenmedi. Ek olarak, karşılaştırmalı amaçlar için, referans standart olarak tetrasiklin (15 mg / L, 30 uL) kullanılmıştır. Her deney üç kez yapıldı ve üç kez tekrarlandı.

            4.5. Minimum İnhibitör Konsantrasyonunun Belirlenmesi (MIC)
            Ham ekstraktın ve çeşitli fraksiyonların MIC'leri , bir miktar modifikasyonla NCCLS protokolüne [ 23 ] göre agar seyreltme yöntemiyle belirlendi . Katyon ayarlı Mueller-Hinton agar olan büyüme ortamı ilk önce olağan şekilde hazırlandı ve otoklavlama ile sterilize edildi. Sterilize edilen ortamın 50 ° C'ye soğumasına izin verildi ve test tüplerine farklı konsantrasyonlarda bitkisel özler veya kontrol maddesi (DMSO) içeren 10 mL erimiş agar ilave edildi. Ortam ve test ilaçları iyice karıştırıldı ve düz bir yüzey üzerinde önceden etiketlenmiş steril Petri kaplarına döküldü. Bu deneylerde kullanılan ekstraktların konsantrasyonları 0.5 ila 30 mg / mL arasındaydı. İlgili mikroorganizmaların hücre süspansiyonları yoğunlukları 5 x 10 ayarlanmıştır 6CFU / ml. Süspansiyonlar her plakaya aktarıldı ve daha sonra 37 ° C'de 18 saat inkübe edildi. İlgili mikroorganizmaların büyümesini inhibe eden en düşük konsantrasyon MIC olarak alınmıştır. Tüm testler üç kez yapıldı.

            4.6. Etil Eter Ekstraktının Zaman Öldürme Eğrisi
            Zaman öldüren eğri analizi için üç klinik ilaca dirençli suş, Sa335, Ab2260 ve Pa4016 seçilmiştir. Zaman öldürme eğrisi, bazı değişikliklerle önceki çalışmamız [ 19 , 20 ] tarafından belirlendi . Katyonla ayarlanan Mueller-Hinton suyu içindeki her antimikrobiyal ajanın konsantrasyonu, test edilen suş için MIC seviyesinin iki katına eşit bir konsantrasyonda ayarlandı. Ca aşı . 5 × 10 5Bu deneylerde gece boyunca büyütülen kolonilerden toplanan CFU / mL bakteri kullanıldı. Kültürlerin alikuotları (200 uL) 0, 4, 8, 12 ve 24 saatte alındı ​​ve Mueller-Hinton et suyunda seri olarak seyreltildi ve daha sonra agar plakaları üzerine kaplandı. 18 saatlik inkübasyonun ardından, toplam canlı bakteri sayısını belirlemek için koloni sayısı sayıldı. Antimikrobiyal ajan içermeyen bir hücre kültürü, kontrol olarak analiz edildi.

            4.7. Etil Eter Ekstraktının Direnç Analizi
            Test edilen mikroorganizmalar (Sa335, Ab2260 ve Pa4016), ilaç direnci geliştirme yeteneklerini araştırmak için arka arkaya 10 gün boyunca etil eter fraksiyonunun sub-MIC konsantrasyonunda alt kültürlendi. 10 gün boyunca kültür saflığı Pyo (oksidaz) testi (Bright Glory Technology Inc., Kaohsiung, Tayvan) ile sağlandı ve 11. günde alt kültürün MIC değeri belirlendi.

            4.8. Etil Eter Ekstraktının Antibiyotiklerle Kombinasyon Etkisi
            Üç klinik ilaca dirençli suş, Sa335, Ab2260 ve Pa4016, daha önce tarif edildiği gibi disk difüzyon yöntemiyle ajan kombinasyon analizi için seçildi. Aktif bitkisel fraksiyonlarla (100 mg / mL) emprenye edilen disk, agar plakasına antibiyotik diskler içindeki standart bir mesafede yerleştirildi. Plaka 37 ° C'de inkübe edildi ve inhibisyon bölgelerinin paterni 18 saat sonra belirlendi. Matsuo'nun yöntemine göre [ 24], numunenin diskleri ile antibiyotikler arasındaki köprüleme veya konfluent inhibisyon bölgelerinin sinerjizmi gösterdiği düşünülmüştür. Bu tahlilde kullanılan antibiyotikler eritromisin (25 mg / mL), gentamisin (15 mg / mL), tetrasiklin (7.5 mg / mL), spektinomisin (15 mg / mL), piperasilin G (30 mg / mL), kanamisin ( 15 mg / mL), amikasin (30 mg / mL), klindamisin (25 mg / mL), ampisilin (30 mg / mL), sefalosporinin (30 mg / mL), trimetoprim / sülfametoksazol (30 mg / mL) ve amoksilin (50 mg / mL). 4.9. Taramalı Elektron Mikroskobu Gözlemi

            Test suşlarının tek bir kolonisi, 5 mL katyon ayarlı Mueller-Hinton suyu (50 ug / mL ampisilin ile), 37 ° C'de 18 saat boyunca aşılandı ve daha sonra 100 μL kültür süspansiyonu, 5 mL katyonda aşılandı - EE ekstraktı içeren Mueller-Hinton suyu 0.5, 1 ve 2 kez MİK konsantrasyonu ile ayarlanmıştır. Kültür, 37 ° C'de 12 saat süreyle inkübe edildi; hücreler daha sonra 8000 rpm'de santrifüj ile toplandı ve 1.5 saat boyunca 4 ° C'de 0.1 M koksilalat tamponu (pH 7.2) içerisinde% 5 glutaraldehid (Sigma, St. Louis, MO, ABD) ile ön ek haline getirildi. Tampon ile yıkandıktan sonra, örnekler 1 saat süreyle 4 ° C'de 0.1 M koksilalat tamponu (pH 7.4) içinde% 1 osmiyum tetroksit ile sabitlendi. Numuneler% 30,% 50,% 70,% 90,% 100 etanol serisi ile dehidre edildi ve oda sıcaklığında kurutuldu. Kurutulmuş numuneler nihayet katolik püskürtme ile kaplanmış altın ile muamele edildi; numuneler bir HITACHI S-2700 Taramalı Elektron Mikroskobu (Hitachi High-Tech, Tokyo, Japonya) ile incelenmiştir.

            4.10. İstatistiksel analiz
            Deney sonuçları üç tekrarın ortalama ± standart sapması (SD) olarak ifade edildi. İstatistiksel anlamlılık öğrencinin t testi ile belirlendi . p değeri <0.05 anlamlı kabul edildi.

            5. Sonuçlar
            Bu çalışmanın bulguları, Polygonum cuspidatum'un etanol ekstraktının tüm fraksiyonları arasında, EE'de çözünür fraksiyonun test patojenlerine karşı en yüksek antibakteriyel aktiviteye ve geniş bir antimikrobiyal spektruma sahip olduğunu gösterdi. EE ekstraktının mikroplara karşı toksisitesinin antibakteriyel mekanizmaları, hücre zarına veya hücre dışı proteinlere karşı etkili olabilir, bu da bakteri hücresinin apoptoz ile tahrip olmasına neden olabilir. Polygonum cuspidatum'dan elde edilen EE ekstreleri, nozokomiyal ilaca dirençli bakterilere karşı terapötik uygulamalar için umut verici bir antimikrobiyal madde sağlayabilir. Polygonum cuspidatum'un EE ekstraktının a aktif bileşenlerini tanımlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır . Ayrıca in vitro EE ekstraktının normal insan hücre hatları üzerindeki etkisinin araştırılması için çalışmalar hayvan modellerindeki biyoaktiviteyi doğrulamadan önce önerilmektedir.

            Teşekkür
            Bu çalışma kısmen MOST 103-2221-E-214-012 ve MOST 103-2815-C-214-037-B, Tayvan fonları tarafından desteklenmiştir.

            Yazar Katkıları
            Pai-Wei Su deneyleri yaptı, test materyallerini ve suşlarını topladı. Li-Yeh Chuang makaleyi yazdı ve projeyi tasarladı. Cheng-Hong Yang sonuçları analiz etti ve makaleyi revize etti. Jyh-Ferng Yang ve Pei-Yu Su deneylerde yardımcı oldular. Tüm yazarlar sonuçları tartışmış ve makaleyi yorumlamışlardır.

            Çıkar çatışmaları
            Yazarlar çıkar çatışması bildirmemişlerdir.

            Referanslar
            1. Rossolini, GM; Arena, F .; Pecile, P .; Pollini, S. Antibiyotik direnç kriziyle ilgili güncelleme. Curr. Opin. Pharmacol. 2014 , 18 , 56-60. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            2. Xu, XM; Fan, YF; Feng, WY; Mi, ZH; Weng, XB Çin'de çok ilaca dirençli Acinetobacter baumannii grubunun antibiyotik direnç belirleyicileri. J. Antibiot. 2014 , 67 , 39-44. [ Google Akademik ]
            3. Benoit, SR; Ellingson, KD; Waterman, SH; Pearson, ML ABD-Meksika sınırı boyunca sekiz ABD hastanesinde antimikrobiyal direnç, 2000-2006. Epidemiol. Infect. 2014 , 142 , 78-87. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            4. Edelsberg, J .; Weycker, D .; Barron, R .; Li, X .; Wu, H .; Oster, G .; Badre, S .; Langeberg, WJ; Weber, DJ ABD hastanelerinde antibiyotik direncinin yaygınlığı. Diagn. Microbiol. Infect. Dis. 2014 , 78 , 255-262. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            5. Marasini, BP; Baral, P .; Aryal, P .; Ghimire, KR; Neupane, S .; Dahal, N .; Singh, A .; Ghimire, L .; Shrestha, K. Geleneksel olarak kullanılan bazı tıbbi bitkilerin insanlık patojenik bakterilere karşı antibakteriyel aktivitesinin değerlendirilmesi. Biomed. Res. Int. 2015 . [ Google Akademik ] [ CrossRef ]
            6. Vandal, J .; Abou-Zaid, MM; Ferroni, G .; Leduc, LG Kuzey Ontario, Kanada florasındaki doğal ürünlerin antimikrobiyal aktivitesi. Pharm. Biol. 2015 , 20 , 1–7. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            7. Yu, HH; Kim, KJ; Cha, JD; Kim, HK; Lee, EN; Choi, Y .; Siz, YO Sadece berberinin ve metisiline dirençli Staphylococcus aureus'a karşı ampisilin veya oksasilin ile birlikte antimikrobiyal aktivitesi . J. Med. Gıda 2005 , 8 , 454-461. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            8. Hsu, CY; Chan, Y.-P .; Chang, J. Polygonum aviculare L. Biol'den ekstraktın antioksidan aktivitesi . Res. 2006 , 39 , 281-288. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            9. Maine Üniversitesi — Kooperatif Yayım Yayınları — Bülten # 2511, Japon Knotweed / Meksika Bambu. Çevrimiçi olarak kullanılabilir: http://umaine.edu/publications/2511e/ (erişim tarihi 8 Mayıs 2001).
            10. Bhat, KPL; Kosmeder, JW; Pezzuto, JM Resveratrolün biyolojik etkileri. Antioxid. Redoks Sinyali. 2001 , 3 , 1041-1064. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            11. Liu, Z .; Wei, F .; Chen, LJ; Xiong, HR; Liu, YY; Luo, F .; Hou, W .; Xiao, H .; Yang, ZQ Polygonum cuspidatum'dan izole edilen emodinin Coxsakievirus B4 üzerindeki inhibitör etkilerinin in vitro ve in vivo çalışmaları . Moleküller 2013 , 18 , 11842–11858. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            12. Chang, JS; Liu, HW; Wang, KC; Chen, MC; Chiang, LC; Hua, YC; Lin, CC Polygonum cuspidatum'un etanol özütü, hepatit B virüsünü stabil bir HBV üreten hücre hattında inhibe eder. Antivir. Res. 2005 , 66 , 29-34. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            13. Park, CS; Lee, YC; Kim, JD; Kim, HM; Kim, CH Polygonum cuspidatum su özütünün (PCWE) ve bileşen resveratrolünün HepG2 hücrelerinde kolesteril ester sentezi için asil-koenzim A-kolesterol asiltransferaz aktivitesi üzerinde inhibe edici etkileri . Vase. Pharmacol. 2004 , 40 , 279-284. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            14. Aboshora, W .; Lianfu, Z .; Dahir, M .; Qingran, M .; Qingrui, S .; Jing, L .; El-Hac, N .; Ammar, A. Hyphaene thebaica L. Mart ( Arecaceae ) (Doum) Meyvesinde Ekstraksiyon Yöntemi ve Solvent Gücünün Polifenol ve Flavonoid Düzeyleri Üzerine Etkisi ve Antioksidan ve Antibakteriyel Aktiviteleri. Trop. J. Pharm. Res. 2014 , 13 , 2057-2063. [ Google Akademik ] [ CrossRef ]
            15. Ksouri, R .; Falleh, H .; Megdiche, W .; Trabeisi, N .; Hamdi, B .; Chaieb, K .; Bakhrouf, A .; Magne, C .; Abdelly, C. antioksidan ve Antimikrobiyal Yenilebilir tıbbi Halofit Tamaris gallica L. ve ilgili Polifenolik bileşenlerin aktiviteleri. Food Chem. Toxıcol. 2009 , 47 , 2083-2091. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            16. Mohamed, AA; Ali, SI; El-Baz, FK Syzygium cumini Yapraklarının Ham Ekstraktlarının ve Uçucu Yağlarının Antioksidan ve Antibakteriyel Aktiviteleri . PLOS ONE 2013 , 8 , e60269. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            17. Cowan, MM Bitkiler Antimikrobiyal Ajanlar Olarak Ürünler. Clin. Microbiol. Rev. 1999 , 12 , 564-582. [ Google Akademik ] [ PubMed ]
            18. Yang, CH; Li, RX; Chuang, LY Farklı Ekstraksiyon Yöntemleri ile Ekstre Cinnamomum cassia Çeşitli Bölümlerinin Antioksidan Aktivitesi . Moleküller 2012 , 17 , 7294-7304. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            19. Yang, CH; Yang, CS; Hwang, ML; Chang, CC; Li, RX; Chuang, LY Farklı Ekstraksiyon Yöntemleri ile Ekstrakte Cinnamomum Cassia'nın Çeşitli Bölümlerinin Antimikrobiyal Aktivitesi . J. Food Biochem. 2012 , 36 , 690-698. [ Google Akademik ] [ CrossRef ]
            20. Yang, JF; Yang, CH; Chang, HW; Yang, CS; Wang, SM; Hsieh, MC; Chuang, LY Antibiyotik Dirençli Patojenlere Karşı Illicium verumunun Kimyasal Bileşimi ve Antibakteriyel Aktiviteleri . J. Med. Gıda 2010 , 13 , 1254–1262. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            21. Hegde, VR; Pu, H .; Patel, M .; Siyah, T .; Soriano, A .; Zhao, W .; Gullo, VP; Chan, T.-M. Polygonum cuspidatum bitkisinden iki yeni bakteriyel DNA primaz inhibitörü . Bioorg. Med. Chem. Lett. 2004 , 14 , 2275–2277'de açıklanmaktadır. [ Google Akademik ] [ CrossRef ] [ PubMed ]
            22. Matsuda, H .; Shimoda, H .; Morikawa, T .; Yoshikawa, M. Polygonum cuspidatum (Polygonaceae) köklerinden fitoöstrojenler: Östrojenik aktivite için hidroksiantrakinonların yapısı gereksinimi . Bioorg. Med. Chem. Lett. 2001 , 11 , 1839-1842. [ Google Akademik ] [ CrossRef ]
            23. Ulusal Klinik Laboratuvar Standartları Komitesi. Antimikrobiyal Disk Duyarlılık Testleri için Performans Standartları ; Onaylı Standart M2-A8; Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü (CLSI): Wayne, PA, ABD, 2003. [ Google Akademik ]
            24. Matsuo, K .; Uete, Y. Metisiline duyarlı ve dirençli Staphylococcus aureus'a karşı sefmetazol ve sefotiamın kombinasyon halinde in vitro antimikrobiyal aktivitesinin, her iki ilacı içeren disklerle dama tahtası MIC yöntemi ve disk difüzyon yöntemi kullanılarak geliştirilmesi. Jpn. J. Antibiot. 1993 , 46 , 222-233'te açıklanmaktadır. [ Google Akademik ] [ PubMed ]

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X