Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Ormus Manna, Ormus Gold, Ormus, Ormes, Monoatomik Element

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Ormus Manna, Ormus Gold, Ormus, Ormes, Monoatomik Element

    BEYİN SANİYEDE VÜCUTTA Kİ HÜCRE VE DOKULAR 3.000.000 nörotransmitter gönderir. Kimyasal ilaçlar. Yanlış beslenme, çevre kirliliği vs durumlar nedeniyle kirlenen beyin sinir sitemi nörotransmitter (MESAJ) göndermekte zorlanır ve bur zorlanma migren, baş ağrısı, depresyon, ankisiyete vs gibi problemleri tetikler. ORMUS GOLD Hücre çekirdeği içinde ki DNA'yı hızlandırır, yeniler ve onarır. Böylece Beyin değil 3 milyon 10 milyonda mesaj gönderse problem olmaz. Anlatabildim mi?

    Beyinde ki sinir hücrelerini ve aralarında ki bağ dokusunu temizler, Hücreleri ve DNA'yı yeniler, güçlendirir. Bizim fabrikanın elektrik girişi 20 kw, fakat biz yanlışlık la 30 kw lik bir makinayı çalıştırmak istedik fabrikanın tamamını az kalsın yakacaktı. Beyin'de saniyede 3 milyon nörotransmitter gönderir, kişi kimyasal ilaç kullanmışsa, yanlış beslenmişse çok stresli yaşıyor ise beyin bu nörotrasmitteleri (mesaj) göndermekte zorlanır ve kişide migren, baş ağrısı, depresyon ankisiyete, panik atak gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. İşte kişi ORMUS GOLD kullanır ise beyin saniyede 3 milyon değil 10 milyon nörotransmitter de gönderse zorlanmaz. Neden bilgisayarın cipsleri ve diğer hassas bağları altın kablosundan olur, çünkü altın bakırdan 1500 kat iletkendir. İnsan Beyni bütün Dünyada ki internet şebekelerinden daha yoğun bir sinir ağına sahiptir. Biz bu ağda ki arızaları ortadan kaldırıyoruz ve bakır yerine altın döşüyoruz, kişi ne kadar uzun süre ORMUS GOLD'u kullanır ise o kadar, faydasını görür.

    ABD, Almanya, İngiltere, Rusya ve İsrail'de üretilen ORMUS GOLD türlerinden en kalitelisini biz üretik, çünkü bu Ülkelerde üretilen Ormus Gold sadece altın ve magnesyum içermesi nedeniyle etkisi sınırlıdır. Bizim üretiğimiz ORMUS GOLD başta altın, çinko, selenyum ve 85 elemen içerir. Diğer ülklerde üretilen ormus sadece ve sadece alğılama kabiliyetini artırır, Oysa bizim üretiğimiz Ormus DNA'yı yeniler, hücreleri yeniler, damar, sinir, eklem ve sücre arasındaki kireçleri yok eder. Yüzlerce enzimin sağlıklı çalışması sağlar, cinsel performanı artır. Sinir kireçlenmesi; Unutkanlık, alheimer, parkinson, ankisiyete bozukluğu vb., ruhsal ve piskolojik hastalıkları iyileştirir. Damar kireçlenmesi; Beyin kanaması, kalp krizi, tansiyon, migren, baş ağrısı vb., kalp-damar rahatsızlıklarını iyileştirir. Enzim yetersizliği metabolizmanın yavaşlaması, ödem ve bağışıklık sisteminin çökmesine sebep olur. Çinko yetersizliği cinsel yetersizlik ve bağışıklık sistemi zafiyetine sebep olur.

    Ormus'un Magnesium ile hazırlanışı farklı, Çinko ile haırlanışı farklı, Gümüş ile hazırlanışı farklı ve Altın'dan ormus üretmek farklıdır. Yani her elementen Ormus üretilmez ve Ormus üretilen elmentlerinde üretik teknikleri farklı farklıdır. Bu nedenle biz Dünyada bir ilki başardık Gökçek Şifa olarak hamdolsun.

    Ormus, Orbitally Rearranged Monoatomic Elements; Yörüngesel Tek Sıralanmış Monoatomik Elementler
    ORMUS

    Eski Mısır'dan beri, simyacılar Felsefe Taşı veya Hayat İksiri denen şey üretmek için gizlice çalıştı. David Hudson ve diğer araştırmacıların bulduk elementlerin Felsefe Taşı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. ORMUS adlandırılabilir, monoatomik altın, beyaz altın, beyaz toz altın, ORMUS, m-devlet, Au, mikro kümeler ve kudret helvası diye de adlandırılabilir.. Ormus Formun Altımadde ile ruh arasında bir üründür.

    ORMUS nedir?
    Ormus bir mineral veya minerallerden oluşan bir ürün ve David Wolfe ve ekibi tarafından on yılı aşkın araştırma sonucu bulunmuştur. Ormus araştırmaları çok eski zamandan beri Ormus olarak bilinen haline gelmiştir monoatomik elementler denir ve benzersiz mineraller David Hudson yıllar süren araştırmalar sonucu bulunmuş ve uygulanmaya başlanmıştır..
    Ormus elementleri tüm yaşam için içsel gibi görünen mineraller ve büyük olasılıkla doğrudan bilinç ve yaşam gücü enerjisi ile ilişkili. Çünkü geleneksel bilimsel mineral analizi teknikleri kullanılarak onların tanıtılması, Ormus mineraller karbon, altın, gümüş, bor, platin, rodyum, magnesyum, silisyum, demir, ve / veya kalsiyum (yanı çok sayıda diğer mineraller) olabilir,
    Ormus veya m-devlet elementler, farklı bir atom halindeki değerli metal unsurlar olduğu düşünülmektedir. Bu unsurların belli bu durum tarih boyunca bilinmektedir. Ormus yapmak için prosedürlerin birçok antik simya metinlerinde adapte edilmiştir.
    Barry Carter: "Ormusun Ruhun özelliklere sahip olduğu görülmektedir maddenin yeni bir form olduğunu düşünüyorum. Bu ormus fiziksel gerçeklik ve ruhsal gerçeklik arasında bir geçiş gibi görünüyor. Ormus ruh ve madde arasında bir iletişim aracı olarak kullanılabilir. Öyle, harfi harfine, yeni bir form değerli metal elementler, maddenin yeni bir devlet, yeni bir güç
    Ormus elementleri açıkça ruhsal ve fiziksel alemlerine bağlamak. Fizikçiler ve biyologlar anlık iletişim bu fenomeni diyoruz "kuantum tutarlılık." Her şey tutarlıdır

    Ormus almanın avantajları var mı?
    · Artan ruhsal bilinç ve psişik fenomen *
    · Bünyesinde Kundalini (yaşamsal güç) aktifleştirme
    · Işık "ka" vücudunuzu harekete
    · Under Hızlandırılmış tezahürüdür
    · Ruhsal gelişimine yardımcı
    · Nörotransmiter üretimini ARTIRIR
    · Rüya'da berraklığı artırır
    · Hayatta hızlı uyumlu sağlama
    · Net zihinsel odaklanma
    · Artan metabolizma hızı ve hücre gençleştirmesi
    · DNA uyanış, yenilemsi, tamiri & şifa

    Ormus ile yapılan bir çok arşrıma sonucunda tarımda sebze, meyve ve tahılın kalitasini çok çok artırdığı, bakteri virüs ve mantarlar karşı daha dirençli yaptığı, meyvelerin daha büyük olduğu tesbitedilmiştir. Ormus AB Ülkleri ve AB'de de çok çok yaygın olarak kullanılmakta ve kullanan insanların hayat enerjisinin, yaşam kalitesinin artığı ve
    hastalıkları çok kısa sürede atlatıkları tesbitedilmiştir. Ormus kullananların kanlarında ki akyuvarların yuvarlak bir şekil aldığı kanda ki yapışıklıkları ölediği, bunun aynı akapunktur ve masaj gibi tedavi metorlarında olduğu gibi olduğu gözlenmiştir. Dr. Konstantin Korotkov EEG - ile yaptığı çalışmalar sonucu sağ ve sol beyin lopları arasında bir ahenk oluştuğunu Kirlian-Fotograf Teknolıjisi ile tesbitetmiştir.

    Laurence Gardner Dr. Korotkov tarafından geliştirilen GDV- APARATI ile kendi üzerinde yaptığı Ormus denemelerine de; ORMUS aldığında sanki Enerjisinin bir level yükseldiğini mutlu ve huzur bulduğunu bildirmektedir.

    ORMUS'UN- Tarım'da Önemi ;
    Dr. Maynard Murray %90'ı kanserli fareler üzerinde yaptığı araştırmada denizsuyu ile sulanan tahıllardar ile beslene farelerin 1. generesyonda kanser vakarını % 50 oranında azaldığını ve 2. gererasyonda kanser vakarını % 2 lere kadar düştüğü tesbit edilmiştir. Fakat uzun süre deniz suyu ile sulanan tarlalar tuzlanınca verim düşer. Bu nedenle en hiçbir yan etkisi olmayan ve sayısız faydası olan ORMUS kullanılmalıdır.

    Dr. Maynard Murray CEVİZ ağacını ORMUS ile sulamış ve Ceviz ağacının 6 kat daha fazla ceviz verdiği ve cevizlerin mandalina büyüklüğünde olduğunu görmüştür. ERİK ağacını Ormus ile sulamış eriklerin 2 kat daha büyük olduğunu ve 5 kat daha fazla meyve verdiğini görmüştür. Dr. Maynard Murray MISIRI Ormus ile suladığında, MISIRIN ucunu görmek için merdivene tırmanmak zorunda kalmış, çünkü MISIR'ın boyu 3,5 metreyi bulmuştur. PORTAKAL ile yaptığı deneylerde ise Portakalıların Kavun kadar büyük olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan HAVUÇLARIN 450 g ağırlığa kadar ulaştıkları tesbitedilmiştir. ORMUS ile sulana PATATESLERİN diğer patatelereden %100 daha büyük ve çok olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan sebze, meyve ve diğer gıdların daha verimli, daha kaliteli, daha lezzetli ve haşerelere karşı daha dayanaklı oldukları görülmüştür. ORMUS'un etkilerini böyle büyük olması nedeniyle sebze, meyve ve tahılda gübre kullanımında azalma olacağı ve ORMUSUN bütün tarımı %100 değiştireceği görülmektedir. Dr. Maynard Murray ORMUSUUN bitki kökünde ki mantarların faliyetlerini artırdığı ve böylecek mikorizol yani bitkikökü mantar ortak yaşamı sonucu böyle büyük değişimler olduğunu iddaa etmektedir.

    Kullanıcı Yorumları;
    "Işık Ormus Taşları", Ormus garip isim, ilginç özellikleri. Bunun bizim sınırlı kullanımından, o derin odak ve bağlantıyı teşvik etmek için kullanıldığı görünüyor. Eşim ve benim manevi yolculuğumuz yardımcı olmuştur ve o evrenin tüm bizim bütüncül yaşamımızı güçlendirmektedir. Ben de çalışan durumlarda "ORMUS" denedim. Bu süre zarfında, Benim görevlerin ve bunların çözümlerine odaklanmam mümkün olduğunu gördüm.


    Sorgulamadan, "Işık ORMUS Anahtarları" ömrü boyunca kişinin yolculuğunu yardımcı olacak bir ekidir. Işık ORMUS ve Keys "hakkında benim en sevdiğim şeylerden biri, herhangi bir enerji bazlı bir madde gibi, kendi enerji ile aşılanmış olabilir, Uygun gördüğünüz gibi ve evrensel bağlantı teşvik edebilir. "
    Nick Freedmon, BT Danışmanı, Melbourne Avustralya

    BEŞ BİN YILLIK ŞİFA...

    Ormus tıbbi ve şifa amaçlı bilinen ilk kullanımı Mısır'a dayanıyor. 5000 yıl önce, Mısırlılar, zihinsel, bedensel ve ruhsal arınma için altın yutarlardı. Eskiler, vücutta yaşam gücünü arttırdığına inanırdı. 21. YÜZYIL BİLİMİ'NDE ALTININ YERİ...

    Günümüzde, yaşam, parlaklık, berraklık, canlılık, erdem ve ışığın mükemmelliği temsil eder. Doğada saf altın nadiren bulunur, korozyon, ısı veya aside sızdırmazlık nedeniyle altın özü dikkatli bir şekilde saklanır. ZİHİNSEL GELIŞIM VE BEYIN FONKSIYONU

    Çalışmalar zihinsel fonksiyonu artırmak için altın desteğinin yeteneğini göstermiştir. CILT GENÇLEŞTIRME

    Antik ve modern zamanlarda bile altın olağanüstü şifa aracı olarak kullanılmıştır. Klinik araştırmalara göre, "ORMUS Altın" epidermisi düzeltir. Cilt için faydaları etkileri:

    -Güçlü bir antioksidandır.
    -Antiseptik ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir.
    -Kesikler / yırtıkların iyileşmesini hızlandırır.
    -Doku ve kan dolaşımını artırmak için lenf sisteminde iyonik hareketi geliştirir.
    -İnce çizgileri ve kırışıklıkları azaltır.
    -Cilt sıkılığını ve esnekliğini dengeler.
    -Karanlık / renksiz cilt aydınlatır.
    -Gözenekleri sıkılaştırır ve cildi pürüzsüz yapar.
    -Cilt hücrelerini iyileştirir.
    -Cildin bakterilerden korunması için yağ / yağ salgılamasını dengeler.
    -Yaşlanma sürecini geciktirir. DENGELEME ETKILERI

    Geleneksel olarak, uzun bir süre boyunca küçük dozlarda alınan altın; beyin ve bağışıklık sistemini hem etkileyen,hem de önde gelen bir tonik olarak nitelendirilmiştir. BİLGİ

    Çin'de ilk hazırlanan simya iksiri altındır; "simya" kelimesinin iki Çince kelimeden türetildiği düşünülmektedir. "kim" (altın) ve "yeh" (suyu).
    Kimyeh (altın suyu) olarak Arapça'ya girdi ve ardından arapça bir kelime haline geldi "el-Kimiya" Batı dünyasında "simya" olarak adlandırıldı.
    Mayıs 1995 tarihli sayısında "Scientific American" rutenyumun etkilerini tartışmıştır. (rutenyum değerli metallerden biri) Bu tartışmada şöyle bir not düşülmüştür; "her bir çift sarmalın sonuna yalnız bir rutenyum atomu eklendiği zaman bir saç telinin DNA'sının iletkenliği artıyor ve DNA bir 'süperiletken' e dönüşüyor. " Bu analizlere tarihsel, fiziksel, ve bilimsel kanıtlar da eklendiğinde David Hudson şu karara varıyor; " ORME gerçek bir 'Hayat Ağacı'. Hudson Bilim Literatürüne şöyle bir not düşmüştür; Değerli metaller insan hücrelerinin süperiletken olmasını mümkün kılabilir ve kapsamlı bir araştırma yapıldığında kanser ve diğer hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. 2. ORMUS, DNS Tamiri ve Sağlık

    Yazan: Barry Carter
    Uzun ömürlülüğün anahtarı DNS ile ilgili tamir mekanizmasıymış gibi görünüyor. Genomda biriken hasarlar belirleyici bir yaş faktörü olarak kabul edilmektedir. Bu hasarlar AIDS, kanser ve başka dejeneratif hastalıkların da sorumlusu olarak görülmektedir. David Hudson makalelerinde Ormus’un kanserin ve diğer hastalıkların gerilemesine katkıda bulunduğunu iddia etmektedir. Hudson’ın önerisine göre, bu etkinin Ormus tarafından desteklenen DNS tamir mekanizmalarına dayanmaktadır. Aşağıda David Hudson’ın Portland konferasından bir alıntı yer almaktadır:

    "Vücut hücrelerinin mükemmelleştirildiğini iddia ediyorlar. Size yarın sabah bu malzemenin DNS ile etkileşime girdiğini, onu düzelttiğini belgeleyen Bristol-Myers-Squibb araştırma sonuçlarını gösterebilirim. Işının ve kanserin sebebiyet verdiği bütün hasarlar bu Ormusların yardımıyla hücre içerisinde ortadan kaldırılmaktadır. Hücrenin içeriği ile kimyasal tepkimeye girmiyorlar, sadece DNS’yi tamir ediyorlar.
    Bu malzeme birşeyin karşıtı (anti) değil. O bir Anti-AIDS veya Anti-kanser değil. O bir prohayat. O tam anlamıyla ruh (kutsal ruh?). Bu malzeme AIDS veya kanseri iyileştirmek için burada değil, vücudumuzu mükemmelleştirmek için burada. Kendi bağışıklık sistemimiz bizi iyileştirir. Eğer AIDS ve kanserin sebebiyet verdiği hasarı ortadan kaldırabilirsen, o zaman tamanlamıyla mükemmel bir varlık olabilirsin. Aslında olmayı düşündüğün duruma geri dönersin.”
    Ve bu da Hudson’ın Dallas konferansından:
    "Bu madde vücutta ne yapıyor? Doğal despiralizasyona ve hatasız bir rekombinasyona denk bir proseste DNS’yi tam anlamıyla iyileştiriyor. Bu sayede, sebebi hatalı DNS’ler olan bütün hastalıklar iyileştirilebiliyor. Fakat vücudu iyileştirme isteği Ormus alma sebebi olamaz. İnsanlığın aydınlatılması ve iyileştirilmesi, felsefi bir sebep olmalı. Bu kapsamda hastalıklar da iyileştirilirse, daha iyi olur.
    Şimdi Dan Winter’in söylediği gibi, Nukleus ve DNS frekansla etkileşime girer. Yani müzik ile çalışan insanlar müziğin ruhu sakinleştirdiğini iddia ederler. Müziğin DNS’yi etkileyip etkileyemeyeceğini soruyorlar. Ben buna inanmıyorum, üretmek istediğin frekansın kuantum fizikçilerimizin bile (Planck-Frekansı) üretemeyeceği kadar kısa olduğunu düşünüyorum. Fakat bu frekans DNS ile hücrenin içinde etkileşime geçiyor. Bu Tanrı’nın gücüdür veya yaratıcının vibrasyonudur, zamansız olarak evrenin her yerinde mevcut olan enerjidir ve toplam elektromanyetik hesabın sonucu sıfırdır. Yani hangi frekans söz konusudur_ Bu önemli değil. İki dalga şeklş birbirine benzer ve birbirine aykırıdır.Dan Winter’in adını hiç hatırlayamadığım kitabında yer alanların hepsi bu kadar.
    Bir sonraki dia lütfen.
    Burada hücreyi yeniden gösteriyor. Sıfır noktasındaki enerjinin reaksiyonu, merkezinde salınımların toplamının sıfır olduğu hücrenin ortasında gösterilmiş. Bu DNS’nin frekans tekniği ile ilgili dahili reaksiyonudur. Bu onu göstermenin bir yoludur. O bunu Orgon enerjisi olarak adlandırıyor. Burada bu tanımı beğenip beğenmediğimi bilmiyorum, fakat elektromanyetik sıfır noktası kavramı doğru. Dan Winter’in yazdığı herşeye inandığımı söylemiyorum, fakat sadece bu bölüme katılıyorum."
    Bağışıklık sistemi, DNS hasarları ile de ilgilidir. Her hasarın bağışıklık sistemine veya DNS’ye dayandığını, Ormus tiplerinin alınmasıyla bu hasarların olumlu etkilenebileceğini varsayıyoruz.
    Kısa bir süre önce yayınlanan bir Associated Press makalesi, „WRN“ olarak adlandırılan bir „yaşlılık geni“nin keşfedildiğini bildiriyor:
    "DNS’nin kendisini nasıl çoğaltıp tamir ettiğinin hayati bir rolü varmış gibi görünüyor, bu durum uzun süredir yaşlanma prosesinin bir faktörü olarak görülmektedir. Normal WRN helikazların üretimini yönetmektedir. Bu enzim DNS’nin kendisini çoğaltması veya tamir amacıyla despiralizasyonu yönünde bir etki gösterir. WRN geni zarar görmüşse, DNS doğru şekilde despiralize olamaz. Bu sayede de bozuk olan hücrelerin yerine yenilerinin geçmesi ve bozuk DNA parçalarının tamir edilmesi engellenir."
    Kısa bir süre önce yayınlanan üç bilimsel makale, plat,n grubu elementlerin DNS tamirinde bir rol oynadıklarına işaret etmektedir.
    Platin Metallerin İncelenmesi: 1990, Cilt 34, No. 4
    Anti tümör, Platin Koordinasyonu Kompleksleri“nin DNS’de meydana getirdiği değişiklikler ile ilgili biyofiziksel araştırmalar:

    DNS’nin CIS platini tarafından değiştirilmesi araştırıldı. Anti tümör aktif PT bağlantıları DNS’nin içinde lokal yapı değişikliklerini düşük bağlantı seviyelerinde serbest bırakır. Bunlar özellikleri açısından denatüre edici olmayan değişikliklerdir. DNS değişiklikleri zincirler arası bağlantıların oluşmasıyla meydana gelir. p.235
    Scientific American, Mayıs 1995, David Paterson
    Araştırmacılar her bir ipliğin ucunda rutenyum atomları bulunan kısa çift sarmal DNS parçaları gözlemlediler. Meade ve Kayyem daha öneki araştırmalara dayanarak bu tür bir DNS parçasının 100 elektron/saniye aralığında iletilmesi gerektiğini düşündüler. İletim faktörünün yaklaşık 10.000 daha büyük olduğunu tespit etmek zorunda kaldıklarında şaşkınlıkları büyüktü. Sarmal iletken bir tel parçası gibi davrandı.
    Bir süredir kimyagerler çift spirallerin molekülük ekseni boyunca iletkenlik kabiliyeti yüksek olan ve sadece tek bir iplikte ortaya çıkmayan bir akım yolu ürettiğinden şüpheleniyorlardı. Yukarıda belirtilen gözlemlerin onaylanması gerekiyormuş gibi görünüyor. p.33-34

    Fransız bir teorik fizikçi olan Matti Pitkanen bu konuda şunları yazıyor:
    7 Mart 1997 tarihli Science’de (Cilt 275) Barton ve arkadaşlarının çok enteresan bir makalesi yayınlandı. Bu grup 1993-1997 yılları arasında çift sarmalın iletkenlik kabiliyeti üzerine deneyler yaptılar. Çift sarmalın “mesafe kimyası”nı etkileyebileceği sonucuna vardılar. Bir ucuna yapay (kimyasal) bir grup bağlanan bir DNS molekülü sarmalın içinde çok aşağıda DNS parçasının tamir edileceği şekilde bir değişiklik meydana gelmesine yol açabilir.
    İzolatör olarak değil, elektrik iletkeni olarak DNS
    Görünüşe göre, DNS molekülü boyunca mevcut olan elektronlar büyük bir direnç olmadan hareket etmektedirler. Tipik olarak deney DNS molekülü üzerinde uzun mesafelerde birbirinden ayrılan elektron vericilerden ve elektron alıcılardan oluşmaktadır. Alıcı ışınlandığında uyarılmış bir durumda hareket eder ve vericiden alıcıya elektron alış verişi başlar.
    Normal bilim bize bunun mümkün olmadığını söylerdi. Akım komşu DNS yağı taşları arasında bulunan kuantum tünelleri arasında gerçekleşmeliydi ve uzaklaşma söz konusu olduğunda da akımda kuvvetli bir azalma meydana gelmeliydi.
    Proteinler için bu kanıtlandı. Fakat DNS deneylerinde mesafeden bağımsız olma durumu gözlenmiştir.
    Akımın çift sarmalın içnde meydana geldiğinden bahseden bir teori var. Burası tamamlayıcı baz çiftlerinin bir araya geldiği alandır. Elektron baz halkasının içinde delokalize olurdu ve mokekül ekseni boyunca bir istif oluştururdu. Bu bir tünelleme olurdu, fakat tünelleme ihtimali mesafe bağımlılığının çok küçük olacağı kadar büyük olurdu. Barton’u eleştirenler bu modelin kendi yaptıkları deneylerin bütün sonuçlarını açıklamadığı ve bu durumun elementer biyokimyaya aykırı olduğu konusunda tartışmaktadırlar: O zaman normal güneş ışığının bizim üzerimizde şiddetli bir etkisi olurdu. Barton onların etki mekanizmasını anlamadığını söylemektedir.
    [Topological Geometrodynamics = TGD]
    http://matpitka.blogspot.com/2010/06/empirical-support-for-tgd-based-model.html

    Matti Pitkanen tarafından alternatif bir kuantum fiziği düşünce yaklaşımı geliştirildi. O alternatif olarak süper sicim teorisinden ve Brane teorisinden yana.]
    “Egzotik atom konsepti”ni („exotic atom concept“) esas alan, TGD’ye dayanan bir açıklama yaklaşımı:
    TGD, birbirlerine yakın akraba olan “egzotik atom konsepti”ni („exotic atom concept“) ve yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) düşünce modellerine hizmet eden Ormusun fonksiyonu ile ilgili bir açıklama ileri sürmektedir. Bu düşünce modelleri de yine karmaşık bir uzay zamanı devamlılığı varsayımına dayanmaktadır. Bir “egzotik atom” bizim uzay zamanımızdaki bir atomun bir ya da daha fazla değerli elektronunun bir üst uzaya geçmesiyle oluşur, sonunda nispeten sarmala benzeyen bir şekil meydana gelir. Hemen bunun sonucunda bir üst alana ölçülü elektromanyetik akımın (Bakınız: ayar teorileri = gauge theories) gerçekleimesine izin veren yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) oluşur. Bu da sonuç olarak yine daha düşük bir taban durumu („ground state“) enerjisinin meydana gelmesini sağlayan delokalize elektronların oluşmasına yol açar. Modelin önemli olan tarafı, elektronların üst uzay alanı devamlılığında etkin bir şekilde boş uzay alanında hareket etmesidir, ki bu da dirençsiz elektrik akımının oluşmasına yol açar.
    Yüklü solucan delikleri (charged Wormholes) supra iletkenliğin oluşmasına da yol açabilir: Bu modelde fotonların yerini uyarılmış “solucan deliği Bose-Einstein kondensatları” alır. Fakat supra iletkenliğin sözkonusu olup olmadığını ve bu modelin açıklamaya uygun olup olmadığını söyleyebilmek için henüz erken.
    Barton grubunun yaptığı son deneylerde tipik olarak Rh ve Ru elektron vericisi ve elektron alıcısı olarak kullanılmıştır. Her ikisi de 5’li eşleşmemiş elektronlara sahiptir. Bu durum bir üst devamlılıkta değişirdi ve böylece akım serbest kalırdı. Prganik verici moleküllerin kullanıldığı bazı deneylerde etki çoğalt olamadı, fakat bu konuda biz dizi muhtemel açıklama mevcuttur.
    “Egzotik atom” („exotic atom“) ve yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) ve bunlarla bağlantılı olan supra iletkenlik mekanizmaları aşağıda belirtilen web sitelerinde ele alınmıştır:

    http://blues.helsinki.fi/~matpitka
    Dr. Jacqueline Barton’un çalışmaları ile ilgili ek açıklamalar fizikçi Tony Smith’in sayfasında bulunabilir:
    http://www.innerx.net/personal/tsmith/newtech2.html
    (Tony Smith bu makalede gündeme gelen konularda birçok ek teknik tartışmalara girer- elbette İngilizce)
    Bu üç makaleden, DNS tamirinin platin grubu elementlerin mevcudiyeti ile bağlantılı olabileceği anlaşılmalıydı.
    David Hudson doktorların ormusu kanser hastalarının tedavisi için kullandığını iddia etmektedir. Hudson’a göre hastaların bir çoğu iyileşti ve kötü huylu tümör dokusu iyi huylu dokuya dönüştü. Burada ilk önce tümörler daha da büyüdü, çünkü normal dokunun kalınlığı kanserli dokuya göre daha azdır ve bu nedenle tümör değişim sırasında genleşmektedir.


    Ashland, Oregon’da verdiği konferansta Hudson şunları söyledi:
    "Rodyum ve iridyum alındığında, tümör ilk 3-4 haftada büyümüş görünüyor. Biyopside sende (habis) bir tümör olduğu tespit edildikten sonra, manyetik rezonans görüntülemesinde (MRI) tümörün büyüdüğü görülür, ki bu da insanları gerçekten korkutur. Fakat anlamaları gereken şey, tümörün iyi huylu dokuya dönüşmesi sırasında genleştiğidir Doktorlar bunu “nekroz” olarak adlandırırlar. 60 gün sonra biyopsi yeniden artık kanserin mevcut olmadığını gösterir. Şimdi iyi huylu bir tümör söz konusudur. Ve bu tümörü çıkaran doktorlar meydana gelen değişikliğe şaşırmaktadır ve bu iyi bir durumdur. Tümör kütlesinin parçalanması için bir buçuk yıla ihtiyaç vardır.
    Birinde beyin tümörü varsa, ormus almamasını tavsiye ederim. Kafatası genleşmediği için, tümörün büyümesi komplikasyonlara yol açabilir. Okulda öğretilen tıp insanlara memnuniyetle radyoaktif küçük iridyum kürelerini implante ediyor. Bunlar etkilidir, fakat etkili olmak için radyoaktif olmaya gerek yoktur. Fakat okulda öğretilen tıp bunu böyle kabul etmediği için, insanlar küçük radyoaktif küreleri alıyorlar. Sonra cerrahlar tümör çıkarılabilecek kadar küçülene dek bekliyorlar. Fakat yine de benim tavsiyem, kafadaki alan problemi nedeniyle beyin tümörlerinde dikkatli olunmasıdır."
    Hudson NIH (National Institute of Health = Ulusal Sağlık Enstitüsü) kurumuna in-vitro deneyler için ormus verdiğini de iddia etti. Burada aykırı sonuçlar mevcut değilmiş gibi görünüyor. Bu araştırmalarda kanserli doku örnekleri normal dokuya dönüşüp mutasyona uğramış gibi değil, daha da etkili bir şekilde büyüyormuş gibi (kanser olarak) görünüyor. O kendi hazırladığı 1996 Temmuz/Ağustos tarihli bültende bu konuda şunları yazıyor:
    "Şimdi araştırnaya gelelim:
    NIH kanserli hücre testleri yaptı. Rodyumun doğrudan etkili olmadığı altı farklı lösemi testi. Küçük hücreli olmayan dokuz akciğer kanseri tipi test edildi. Burada sadece bir vak’ada rodyum kanserli hücrelerde azalma / gerileme meydana gelmesine yol açtı. Bu NCI-H23 idi. Yedi kalın bağırsak kanseri varyantı ve altı CNS kanseri tipi ile ilgili yapılan testlerde olumlu sonuçlar elde edilmedi.
    Sekiz Irialanoma varyantı da test edildi ve bir tipte (LOX IMVI), yani bir melanomda rodyum mevcut iken büyümede dramatik bir gerileme / düşüş gözlemlendi
    Altı yumurtalık kanser tipi, altı rektum kanseri, iki prostat kanseri türü ve sekiz göğüs kanseri varyantı rodyumdan kesinlikle etkilenmedi.
    Bunların insan denekler üzerinde yapılan deneyler olmadığını anlamak gerekirdi. Timüs veya canlı vücudun diğer organları ile meydana gelmesi muhtemel etkileşimler ve beyaz kan hücrelerindeki T hücrelerinde vs. meydana gelen değişiklikler ölçülemedi. Sadece in-vitro hücre kültürlerinde görülen doğrudan etki tespit edildi
    Ayrıca N.Y.’de PC3’ten bağımsız prostat kanseri hücreleri üzerinde araştırmalar yapıldı. Her bir mililitre başına iki, dört ve on mikrogram ORME rodyum kullanılarak DNMS sentezi teşvik edildi (timidin eklenmesi vasıtasıyla ölçüm yapılmıştır). Hücre gelişimi ve hücre sağlığı iyileşti, yani Ormus rodyum zehirli değil, tam tersine, kanserli hücrelerin büyümesini teşvik ediyor.
    Vizon akciğer epitel hücrelerinde yapılan deneylerde de aynı sonuçlar elde edildi. Timidin eklenmesi 7.000 cpm’den 20.000 cpm’ye yükseldi.
    PC3 hücrelerinde ormes rodyum m-RNS’nin, sitokinlerin ve peptidlerin konsantrasyonlarının düşmesi yönünde bir etki gösterdi. Bu durum hücre büyüme oranlarının artması ile ilgilidir. Sitokinler hücre büyümesini engellemektedir be iltihaplanmalar olduğunda yoğun bir şekilde ortaya çıkmaktadırlar. Bu nedenle, Ormus’un iltihaplanmayı engelleyici bir etki göstermesi mümkündür.
    Illinois Üniversitesi’ne ormus nedeniyle ortaya çıkan potansiyel hücre toksisitesi sekiz farklı hücre ailesi kullanılarak test edildi. 20 Mikrogram/Mililitre’de hiç bir toksisite görülmedi. Yani ormus rodyum zehirli değildir. Ormus rodyumun kanser hücrelerini öldürmediği ortaya konulmuştır, bu bağlamda halen, şimdiye kadar kanser araştırmalarında dikkate alınmamış olan yeni mekanizmalar araştırılmaktadır.
    Özetle:
    Rh-Ormus yüksek konsantrasyonlarda bile zehirli değildir. Yani anti kanser etkisi kanserli hücrelerin ölmesine dayandırılamaz.
    Değişik kanser tipleri üzerindeki etki çok spesifiktir. Karaciğer kanseri hücreleri ve H23 prostat kanseri hücreleri bloke edilmektedir, fakat diğer tiplerin büyümesi / gelişmesi bloke edilmemektedir. Hatta bazılarında in-vitro olarak büyüme hızlanmıştır (PC3 ve Vizon), burada sitokin blokajı nedeniyle ortaya çıkan anti-enflamatuar etkisi görülmektedir.
    Bu test sonuçlarının içeriklerini / etkllerini araştırmaya devam etmek gerekir.
    Ormus’un in-vivo olarak kanserli hücreleri tekrar normal hücreler haline dönüştürdüğü, fakat in-vitro olarak bunu yapamadığı ortaya konursa, canlı organizmada petri kabında bulunmayan bir faktör olması gerekir.

    Kendisini “Kundalini ile uyanmış Amerikalı mühendis” olarak tanımlayan „Gary“ adında bir beyefendi (Tercümanın açıklaması: Amis’te milliyetçiliğin nasıl olup ta yerleştiği şaşırtıcı, Kundalini ile uyanmak burada bir koruma sağlamaz!), bu konu le ilgili teorisini aşağıda belirtildiği şekilde açıklıyor:
    "Hudson’un in-vitro kanser hücreleri ile elde ettiği olumsuz sonuçlara gelince: Kundalini enerjisinin kapsadığı prosesler nedeniyle hücre kültürleri in-vivo karşıtları gibi davranmaz. Hücre kültürleri Prana’yı alırlar, fakat Nadis ve Kundelini enerjisini almazlar. Fakat bu bahsedilenlerden sonuncusu Ormus’un dokularda kullanılmasını yönetir. Bu nedenle Ormus saf kültürlerde de hiç etkili olmaz.
    Bazı insanlar bir defa zarar gören bir DNS zincirinin (komplemanı zarar görmüş olsa bile) nasıl tekrar kendi orijinal şekline gelebileceğini kendilerine soruyorlar. Artık hiçbir sabit orijinal şablon mevcut olmasa bile Ormus (veya herhangi başka birşey) dekans hatalarının nasıl düzeltilmesi gerektiğini nasıl bilebilir?
    Her insanın kendi vücudu içinde yerleşik bulunan bilince bağlı olan “eterik bir çifti” vardır. Bu bütün maddeleri içinde barındıran ve “ruh”tan ayrı olan bir bilinçtir. DNS’nin maddi olarak zarar görmesinden bağımsız olarak, eterik matirsler bu durumdan etkilenmez. Enerjetik olarak zayıflayabilir, fakat şekli hiç bir zaman değişmez (zarar görmez). Fötus bu önceden belirleyici olan enerjetik yapının etrafında gelişir (genomic Expression). Maddi ortamda bulunan her molekülün görünmez bir karşılığı vardır. Bunu Kirlian fotoğrafçılığı ile çok güzel bir şekilde izlemek mümkündür (Fiziksel olarak mevcut olmayan sayfalar enerjetik olarak görülürler).
    Kundalini ve Ormus bozulmamış olan DNS matrislerinin her zaman mevcut olduğu 4 boyutlu astral ortamda çalışırlar. Bu görünmez yapılar, deyim yerindeyse, üst üste yerleşmiş bir halde, doğrudan doğruya fiziksel karşıt parçaların üzerinde durular; öyle ki, tamir şablonları hücresel olarak her zaman ve her yerde bulunabilir. Muhtelif DNS tamir mekanizmaları vardır. Ormes DNS-az, polimeraz, endonükleas ve diğer enzimler tarafından görünmez matrislerden fiziksel matrislere rezonans aktarımı için kullanılır.
    Buna karşılık hücre külütlerinde Kundelini enerjisinin organize edici gücü bulunmaz ve görünmez hücre şablonu mevcut olduğu halde doku ve vücut için bütün şablonun entegre edici gücü yoktur. Hücresel tamir mekanizmaları bu tür şartlar altında genel olarak boşa çalışır. Canlı laboratuar hayvanları ile yapılan deneylerde daha iyi sonuçlar elde edilmelidir."
    Özetle, Gary, fiziksel DNS’nin Ormus ve ilgili enzimler vasutasıyla tamirata yardım eden fiziksel olmayan bir şablonun mevcut olduğu düşüncesini temsil etmektedir. Bu konsepti daha yakından aydınlatalım.
    Çok sayıda tanınmış modern bilim adamı, fiziksel dünyanın menşeinin fiziksel olmayan bir bilgi kaynağından geldiğini ileri sürmektedir.
    Tanınmış fizikçi David Bohm zamanın, uzayın ve maddenin bir tür doldurulmuş bir alan olduğunu varsaymaktadır ve bu alanı “gizli düzen” olarak adlandırmaktadır Ayrıca bu oluşum prosesi kendisinin “süper gizli düzen” olarak adlandırdığı akıllı bir güç tarafından yönetilmektedir. (Anlamı: David Bohm ile Bir Haftasonu Diyalogu)
    Gizli düzen ile fiziksel gerçeklik arasındaki iletişim nasıl gerçekleşebilirdi?
    Kuantum tutarlılığı
    Kuantum fizikçileri, fiziksel olan gerçeklik ile fiziksel olmayan gerçeklik arasındaki iletişimin deyim yerindeyse, “kuantum tutarlılığı” vasıtasıyla gerçekleştiğini iddia ermektedirler. Özel şartlar altında (örneğin, supora iletkenlikte veya lazer ışınında olduğu gibi) parçacıklar halindeki havların varsayılır, yani bunlar bütün bir parçacık gibi davranırlar. Parçacıklar halindeki bu tutarlı havlar sonra kuantum özellikleri gösterirler (örneğin, yerbilmezlik gibi); burada münferit küçük parçacıkları etkileyen bir güç zaman kaybı olmadan kuantum ile birleştirilen ve birkaç ışık yılı uzalkta olması mümkün olan küçük bir parçacık üzerinde etkili olur. Bu hemen ve zaman harcamadan oluşan bir iletişimdir.


    Kısa bir süre öncesine kadar kuantum tutarlılığının sadece çok zor oluşturulan şartlar altında, örneğin, çok düşük sıcaklıklarda (suopra iletkenlik için) veya özel aynalarla (kazer olayında) oluşturuşlabileceği varsayılmaktaydı. Kısacası bir grup araştırmacı biyolojik sistemlerde kuantum tutarlılığının ortaya çıktığına işaret etti.

    Dr. Mae-Wan Ho (Biyografi: http://www.ratical.org/co-globalize/MaeWanHo/) kuantum tutarlılığı ve bilinç konusunda şunları yazıyor:
    "Kuantum tutarlılığının yaşayan bütün canlı organizmalar için temel dayanak olduğunu ve bilinçli deneyimin kaynağı, “amaç oluşturma birliğimiz”, “ben” olduğunu iddia ediyorum. Kuantum tutarlılığı algılama elementlerinin eş zamanlı olarak bağlanması ve parçalanmasıdır ve dağıtılan holografik düşünce doğasıdır ve yaşanan her anın karakteristik özelliğidir.”
    http://www.i-sis.org.uk/brainde.php
    Fakat kuantum tutarlılığının münferit vücutlar üzerinde ayarlama yapmaya devam eden bir ağa dahil olduğuna yönelik işaretler de vardır.
    Gaia and the Evolution of Coherence (Gaia ve Ahenk Evrimi) başlıklı makalesinde kuantum tutarlılığının dünyadaki bütün türler arasındaki bütün iletişimin esasını oluşturduğunu ileri sürmektedir.
    "Ve böylece tutarlı bir zaman – mekan devamlılığının yapılandırılması ve genişlemesi, bütün hayatın ve “hayatta olmanın” özü olarak görülmektedir, ki bu olgu güneş ışığının yeşil bitkiler tarafından absorbe edilmesiyle başlamıştır. Buna göre, yaşayan sistemler ne sadece subjedir, ne de sadece izole edilmiş objedir; bilakis, her ikisi de eşitlikçi bir iletişim/anlaşma evreni içerisindedir. Neo Darwinit teorinin aksine, gelişim kuvvete değil, iletişim kurma kabiliyetine dayanır.
    Bir dereceye kadar, kendini geliştiren bireyler değil, bilakis, müştereken çalışan bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanmış olan canlı / yaşayan sistemlerdir. Hücrelerin bir organizma içerisinde değişik görevler üstlenmesi gibi, farklı popülasyonların görevi bilgileri sadece kendisi için değil, herkesin yararına toplamaktır; burada bilinç bir bütün olarak genişler ve bireysel bilinç gittikçe daha fazla fiilen kollektif olan bilincin bütünlüğü vasıtasıyla bilinçlenir. İnsan bilinci en büyük rolü doğanın kollektif bilincinin gelişiminde ve yaratıcı ifadesinde bulacaktır.
    Ayrıca makalesinde şunları iddia ediyor:
    "Bu nedenle organizmalar hem kusursuz bir işleyiş için çok önemli olan tutarlı elektromanyetik sinyallerin vericisidir ve çok büyük bir olasılıkla aynı zamanda bu sinyallerin alıcısıdır."
    Dr. Philip Callahan bir haşere gözlemcisidir (etnomolojist) ve son elli yıl içerisinde tutarlı EM iletişimi konuaunu araştırmıştır.
    Kendisi etnomolojistlik doktora unvanına sahiptir ve bu konuda yaklaşık 1.600 saat elektronik eğitimi almıştır. Bu uzmanlık alanlarının kombinasyonu sayesinde deneysel veriler ile desteklediği bazı enteresan teorileri listeleyebilmiştir.
    Bu teorilerden biri, haşerelerin antenlerinin kızıl ötesi alanda dielektrik açık rezanatörler söylemektedir. Bu teoriyi "Molecular and Biological Physics of Living Systems" kitabında (Editör: R.K. Mishra, Yayıncı: Kluwer Academic Publishers, basım yılı 1990) derinleştirmiştir. İşte kitabın giriş bölümü: (Bence konu ile sadece kenarından köşesinden ilgisi olan ve tercüme edilmeyen iki uzun paragraf var. – Bu paragraflar orijinal belgede İngilizce olarak bulunabilir.)
    Dr. Callahan’ın bazı çalışmalarından yapılan diğer alıntılar, bütün canlı / yaşayan sistenlerin içinde bulunan tutarlılık fenomenine işaret etmektedir:
    "Kendi kendini organize eden biyolojik sistemlerin içindeki tutarlı enerji bağlantısı konseptinin derinlemesine anlaşılması ile birlikte, tutarlı sinyallerin UV alanında (virüs ve membran alanı) ve görülebilen alanda ve kızılötesi alanda (hücreler, organeller ve haşarelerin antenleri) rezonans üretmek için kullanıldığını önceden söylenebilir; bu rezonanslar yine ölümcül sinyalleri nötrleştirerek kanser ve AIDS (HIV ve 0,1mm aralığında mevcut olan diğer virüsler) gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır.

    Tutarlılık ile ilişkili olan diğer bir fenomen, supra iletkenliktir. Oda sıcaklığında supra iletkenliği mümkün hale getiren malzemelere yönelik arayış, fiziğin “kutsal kadeh”lerinden biridir. Fakat supra iletkenliğin biyolojik sistemlerde sürekli mevcut olduğuna dair kuvvetli işaretler var. Gaia and the Evolution of Coherence isimli makaleisnde Dr. Ho şöyle yazdı:
    "Kısa bir süre önce teknik mutlak sıfır noktasının üzerindeki sıcaklıklarda supra iletkenliği mümkün hale getirebildi. Katı madde fizikçisi Herbert Frohlich (1968) canlı / yaşayan sistemlerdeki kollektif bir aktivite modu içerisinde kondansasyon gibi bir şeyin oluşabileceğine, bu sayede canlı / yaşayan sistemlerin oda sıcaklığında supra iletkenlere dönüşeceğine işaret eden ilk kişilerdendi. Atık ısı yerine metabolizma tarafından üretilen enerjinin kaybolarak tutarlı EM salınımları içinde kaldığını fark etti. Bunu tutarlı uyarılma olarak adlandırdı."
    Son yıllarda biyolojik sistemlerdeki supra iletkenliği ele alan bazı enteresan çalışmalar yayınlandı:
    (http://www.ortho.lsumc.edu/Faculty/Marino/EL/EL4/References4.html):
    Little: W.A. 1964. Possibility of synthesizing an organic superconductor (Organik bir süper iletkenliğin sentezlenme olasılığı). Phys. Rev. 134A:1416.
    Little, S.A. 1965. Superconductivity at room temperature (oda sıcaklığında super-iletkenlik). Sci. American 212:21.
    Ginzburg, V.L. 1964. On surface superconductivity (yüzeyler üzerinde super-iletkenlik). Phys. Lett. 13:101.
    Ginzburg, V.L. 1968. The problem of high temperature superconductivity (yüksek sıcaklıklı super-iletkenlik problemi). Contemp. Physics 9:355.
    Halpern, E.H., and Wolf, A.A. 1972. Speculations of superconductivity in biological and organic systems (super-iletkenliğin biyolojik ve organic sistemler üzerindeki spekülasyonları). Adv. Cryogenic Eng. 17:109.
    Wolf, A.A., and Halpern, E.H. 1976. Experimental high temperature organic superconductivity in the cholates: a summation of results (kolatlarda deneysel Yüksek Sıcaklıklı organik Süperiletkenlik: sonuçların toplamı). Physiol. Chem. Phys. 8:31.
    Wolf, A.A. 1976. Experimental evidence for high-temperature organic fractional superconduction of cholates (kolatların yüksek sıcaklıklı organik fraksiyonel super-iletkenliğine dair deneysel kanıtlat ). Physiol. Chem. Phys. 8:495.
    Ahmed, N.A.G., Claderwood, J.H., Frohlich, H., and Smith, C.W. 1975. Evidence for collective magnetic effects in an enzyme. Likelihood of room temperature superconductive regions (Enzimlerin kolektif manyetik etkileri için kanıt. Oda sıcaklığında Süperiletken bölgelerin olma olasılığı). Phys. Lett. 53A:129.
    Cope, F.W. 1971. Evidence from activation energies for superconductive tunneling in biological systems at physiological temperatures (Fizyolojik Sıcaklıklarda biyolojik sistemlerdeki süperiletken tünel aktivasyon enerjilerinden elde edilen kanıtlar). Physiol. Chem. Phys. 3:403.
    Cope, F.W. 1978. Discontinuous magnetic field effects (Barkhausen noise) in nucleic acids as evidence for room temperature organic superconduction (Oda sıcaklığı organik süperiletkenlik kanıtı olarak Nükleik Asitlerin süreksiz manyetik alan etkisi (Barkhausen gürültü)). Physiol. Chem. Phys. 10:233.
    Kuantum tutarlılığı olan iletişim vücutta nasıl etkili olabilirdi? Mae-Wan Ho The Rainbow and the Worm isimki kitabında şöyle yazıyor:
    "Bağ dokuda bulunan ve kendi yapılandırmış suyunu içeren kolajen sıvı kriztalize mezofaz, bütün organizmada bulunan ve hassasiyeti yüksek bir yarı iletken ortam oluşturmaktadır. Bu ağ hücre membranına uyum sağlayabilen proteinler vasıtasıyla doğrudan doğruya hücrelere bağlanır. Bu bağlanan dokular ve hücreler arası matrisler hem global bir 'gerilim bütünlüğü' sistemi (gerilim bütünlüğü olan yapılar, sürekli çekme ve lokal kompresyon kullanılması ile karakterize edilir), hem de bütün vücutta hızlı iletişim sağlamak için elektriksel bir devamlılık oluştururlar."
    Ayrıca:
    "Vücut fonksiyonlarının derhal lokal olmayan bir şekide koordine edilmesi sini sisteminin değil, sını kristaline devamlılık sayesinde ortaya çıkan 'vücut bilinci' vasıtasıyla gerçekleşir. Bu devamlılık, otomatik olarak, canlı / yaşayan sistemlerin makroskopik kuantum sistemleri için tipik olan kendi

    Ayrıca: Kuantum tutarlılığının
    "Kuantum tutarlılığının bilinçli bir algılamanın temelini oluşturduğunu iddia ettim. Bu durumda beynin birbirinden uzak olan kısımları lokal olmayan bir şekilde birbiriyle iletişim kurar ve böylece görme alanımızdaki bütün görüntü ve önemli kısmi görüntüler eş zamanlı olarak fark edilir. Hafızanın holografik bir özelliği olduğu da bir çoğunun -büyük parçaların başarısızlığını (örneğin, yaralanma sırasında cerrahi çıkarma işlemi) iyi kompanse edebilmesi sayesinde- dikkatini çekmiştir. Yani hafızanın içindekiler lokal olmayan bir şekilde ve hatta muhtemelen holografik bir hafıza ortamı oluşturan vücudun bütün sıvı kristal matrisi vasıtasıyla beynin içine dağılır.”
    Filozof ve sistem teoricisi olan Ervin Laszlo kısa bir süre önce hatıraların her tarafı saran, lokal olmayan kollektif, kuantum holografik bir hafıza alanında depolandığını ve ihtiyaç duyulması halinde bireyin beyni tarafından oradan çağırıldığını iddia etti. Bu iddia doğada herşeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve ayrılığın ilüzyona dayandığını ileri süren romantik varsayıma uygundur.
    Mikrotübüllerde (hücre yapıları) optik tutarlılık gözlemlenmiştir. Roger Penrose buradan enteresan bir teori üretimiştir; buna göre, belirsiz kuantum durumlarının dalga fonksiyonlarının MT içerisinde çökmesi ve böylece tanımlanmış olan durumların ortaya çıkması sayesinde kararlar verilebilir. Böylece algılamada paralel evrenlerin eşzamanlı olarak var olması engellenir (özgün durumun seçilmesi).
    Stuart Hameroff (bir anestezist) ile birlikte, şöyle yazdı:
    Orchestrated Objective Reduction of Quantum Coherence in Brain Microtubules: The "Orch OR" Model for Consciousness:
    Başka bir makalede (Cytoplasmic Gel States and Ordered Water: Possible Roles in Biological Quantum Coherence - http://www.consciousness.arizona.edu/hameroff/water2.html)
    Hameroff kuantum tutarlılığının MT içerisindeki işlevinin ışık tutarlılığı olabileceğini iddia ediyor:
    "Burada düzenli suyun bir rol oynadığı 3 iddia söz konusudur:
    • Mikrotübüllerde optik kuantum tutarlılığı (Super-Radiance)
    • Hücresel „Vizyon“ (görme kabiliyeti)
    • MT’nin çevredeki tutarsızlıktan ayrılması
    Yani biyolojik sistemlerde hem optik tutarlılık, hem de supra iletkenlik tespit edilmiştir.
    Fakat bunun ormus ve DNS tamiri ile bağlantısı nedir?
    Ormus biyolojik sistemlerin hem optik tutarlılığını, hem de supra iletkenliğini destekliyormuş gibi görünüyor. Sanıyorum, bu videoda mutfak masam üzerinde suprailetken manyetik indüksiyon sayesinde meydana gelen havalanmayı gösterbilirim:

    http://www.subtleenergies.com/ormus/...h/levitate.avi
    Dr. Callahan ile ormus hakkında detaylı bir şekilde sohbet ettim ve bu madde grubunun bütün bağlantı fenomenlerinin dayandığı asıl mekanizmayı ifade ettiğini konusunda mutabık kaldık.
    Dr. Callahan tutarlı bağlantı fenomenlerinin bitkileri çevresine bağladığını deneysel olarak kanıtladı. Burada paramanyetik toprağın bir rol oynadığını varsaymaktadır. Bu konuda kendisinin yazdığı "Paramagnetism - Rediscovering Nature's Secret Force of Growth" isimli kitap okunabilir.
    Kitabında toprağın paramanyetik özelliklerinin bitkiler tarafından asimile edildiğini ve bu sırada dimanyetik hale geldiklerini açıklıyor. Fakat bitkiler ölürse, yanarsa veya çürürlerse, kül yine paramanyetik hale gelir. Ormus’ta da buna benzer birşey gözlemliyoruz; o da manyetik bir alanda hareket ederek dimanyetik veya paramanyetik olabilmektedir.
    Bu etki prensibine istinaden, suyun diyamanyetik alanlarını konsantre hale getirmek amacıyla manyetik tuzaklar oluşturduk. Burada bu konuda yapılmış olan üç tasarım çalışması bulunmaktadır:
    http://www.subtleenergies.com/ormus/tw/magtrap.htm
    Kevin Massman isimli Avuturalyalı bir jeolog, manyetik tuzaklar yardımıyla Ormus’u havadan özütleyebildi. Çiğin dolunayda başka zamanlara göre daha fazla ormus içerdiğini de de tespit etti (Açıklamalar yazar Kevin Massman’dan alınabilir).
    52 yaşında bir bayan, ormus kullandığı sırada yıllarca bir günlük tuttu (İngilizce olarak):
    http://www.subtleenergies.com/ormus/tw/twdiary.htm
    Ve şimdi bu DNS tamir mekanizması nedir?
    Cis-Platin ve ORMUS Elementleri
    Kanserli hücreler zarar görmüş olan DNS’lerdir. Cis-Platin çok sık kullanılan bir kanser kemoterapisidir. Hücrenin kendi kendini öldürmesini (apoptoz) sağlamak amacıyla, DNS’leri yeteri kadar zarar görmüş olan ve hızla çoğalan hüreleri seçerek öldürmektedir. Bazen kanserli hücreler Cis-Platin’e karşı bir tür bağışıklık geliştirirler. Bu durumda DNS zarar görmek yerine aniden tamir edilmiş gibi görünür. Başka bir deyişle, Cis-Platin her ikisini de yapabilir, yani hem zarar verebilir, hem de tamir edebilir.
    Maalesef Cis-Platin kanserli hücreleri sağlıklı şablonara uygun olarak tamir etmez, zararlı kanser şabonlarına göre tamir eder. Buna karşılık, Cis-Platin’in ormus şekli, kanserli hücreleri iyileşmiş ve sağlıklı hücrelere dönüştürüyormuş gibi görünüyor.
    İşte benim bunun nasıl olduğu hakkındaki teorim:
    Cis-Platin küçük bir „Cluster“ (Yığın) Platin Metal bağlantısıdır. Platin grubu elementlerin (PGE) metalik olmayan monoatomer veya diatomer duruma getirilmesi ve elektronların Cooper eşleştirmesi ve belli bozonik davranış biçimleri ile kendilerini göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
    Bu Cooper eşleştirmesi durumunda PGE’ler uzun süre bağlantı/bileşik oluşturamazlar, çünkü elektronları çift haline gelmiştir ve bu da diğer elektronlarını kullanılamaz hale getirir. Fakat bunlar kendi aralarında rezonans bağlantısı ile iletişim kurabilirler ve bu sayede „normal“ kimyasal proseslere de müdahale edebilirler. Örneğin, bu durumda kuvvetli katalizatörler haline geldiklerinden şüphelenilmektedir.
    Supra iletkenler arasındaki rezonans bağlantısı Meißner efekti sayesinde gerçekleşir. Ormus kullanılması halinde bu etki canlı organizmada oda sıcaklığında kanıtlanabilir. Yukarıda yer aşan limk vasıtasıyla ulaşabileceğiniz deneyler ve manyetik tuzakların yukarıda belirtilen etkileri Meißner efektine işaret etmektedir.
    Supra iletken ORMUS elementleri arasındaki rezonans bağlantısının kanserli hücrelerde bulunan sağlıklı ve hasta DNS’ler arasındaki bilgi aktarımını etkilediğini düşünüyorum. Ve bu elementler Cis-Platin’de de olduğu gibi katı madde şablonlarını (Templates) okuyarak DNS’leri tamir edebilmektedir; burada Cis-Platin’in tersine, sağlıklı şablon versiyouna hizmet ederler.
    David Bohm, Rupert Sheldrake, Mae-Wan Ho, Philip Callahan ve diğer bilim adamları gibi katı madde ile ilgili bie bilgi alanının iddia edilecek olursa, alan bilgisi Ormus (ve uygun işlevsel proteinler) vasıtasıyla fiziksel DNS bileşelerine aktarılabilir. Ayrıca bu alanın Meißner alanından çok daha fazlasını kapsadığından ve bilim tarafından şimdiye kadar ek bileşenlerin bilinmediğinden şüpheleniyoruz.
    Bu teori, şimdiye kadar tıpta moda olan ve kanserli hücrelerin öldürülmesini hedefleyen tedaviye kıyasla daha „bütünsel“ bir kanser tedavisini mümkün hale getirmektedir. Bu modelde kanserli hücreler tekrar sağlıklı, normal vücut dokusu hücrelerine dönüştürülür.
    Vücutta M-State PGE’lerin var olduğu konusunda ikna edici ipuçlarımız var. David Hudson’a göre, beyin kütlesi %5 oranında Rh ve Ir’den oluşur ve buna ek olarak ikisi de çoğu zaman örneğin, Aloe Vera (Ürün adı: Acemennen, %90 Rh + Ir i.d.Tr.) ve volkanik topraktan çıkarılan hariç gibi doğal kanser ajanlarında görülür (%0,5 oranında i.d.Tr.).
    David Hudson Ormus’u büyük bir başarıyla muhtelif kanser doktorlarının kullanımına sundu. Kanserli dokunun da iyi huylu dokuya dönüştüğü tespit edildi.
    http://www.subtleenergies.com/ormus/tw/dna.htm#portland
    Fakat izole kanserli dokular ile yapılan in-vitro deneyerde sadece kanserli hücreler çok “sağlıklı” hale geldiler = daha iyi bir şekilde çoğaldılar.
    http://www.subtleenergies.com/ormus/tw/dna.htm#newsletter
    Birinci vak’ada (hastanın orgamizmasında) yakında bulunan ve petri kabı deneylerinde kullanılan sağlıklı hücreler önceden verici olan hücrelerdi ve böylece sağlıklı DNS şablonları, öldüler
    Eterik bir DNS şablonu ile ilgili ipuçları:
    Bir dizi yeni araştırma eterik bir DNS şablonunun var olduğuna ve bu şablonun DNS tamirine iştirak ettiğine işaret etmektedir:
    http://www.webcom.com/hrtmath/IHM/Re...AResearch.html
    Kalp tarafından oluşturulan EM alanının vücut hücreleri üzerindeki etkilerinin bir özeti:
    IHM’de yapılan pilot araştırmalar tutarlı EKG’lerin kanserli hücrelerin gelişimini engellediğini ve sağlıklı hücreleri teşvik ettiğini göstermiştir. Bu sonuçlar şimdi yayına hazırlanmaktadır, halen sadece bunların özetine ulaşılabilmektedir.
    Ormus’un in-vivo ve in-vitro araştırmalarında elde edilen sonuçlar arasındak farkın sebebi, örneğin, kalp tarafından oluşturulan Bu EM ışınları olabilir. Belki vücutta bulunan, fakat Petri kabında bulunmayan bir alan da söz konusu olabilir. Dr. Vladimir Poponin’in keşfettiği „Phantom DNS Efekti“, buna işaret etmektedir:
    http://homepages.ihug.co.nz/~sai/DNAPhantom.htm
    Poponin ve arkadaşları, DNS moleküllerini bir lazer foton korelasyon spektometresi ile inceledikleri sırada etkiyi tesadüfen keşfettiler. DNS lazer ışınının içindeyken ve DNS lazer ışınından çıktıktan sonra da yeniden üretilebilen belirli foton örnekleri buldular ve şaşırdılar. Buna „DNA fantom etkisi“ adını verdiler ve bu etki DNS çıkarıldıktan sonra da aylarca kaldı. Böylece DNS’nn EM emerjisi ile kuantum fiziği tarafından öne sürülen sıfır enerjisi vakum strüktürü arasında bir bağlantı olduğunu keşfettiklerini fark ettiler.
    Özet:
    Vücuttaki suyun M-State ve ORMUS elementleri tarafından düzenli bir hale getirildiğini varsayıyorum. Hücreler arası mikrotübüllerin (MT) içerisinde “tübülün”, hücre dışında ise vücudun sıvı kristali iletişim matrisini oluşturulmaktadır. Meißner efekti ve diğer eterik tutarlılık efektleri M-State PGE konsantrasyounun artması halinde teşvik edilir ve hatasız ana DNS matrisi hücre içerisindeki DNS mekanizması için daha kolay ulaşılabilir bir hale gelir.
    1. http://bioweb.wku.edu/courses/Biol588/Bishopl.html - Cisplatin and DNA repair in cancer chemotherapy
    1. http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm#Portland lecture - David Hudson's Portland, Oregon lecture
    1. http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm#Newsletters 12HYPERLINK "http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm"&HYPERLINK "http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm"13 - David Hudson's newsletters 12 & 13
    Tercümanın ve ormus dostu Sam’in açıklaması:
    Barry Carter’in bu makalesinde Ormus alındıktan sonra Psi kabiliyetlerinde ve genel meditasyon derinliğinde sık sık görülen artışlar ele alınmamıştır. Fakat bence şimdiki DNS aktifleştirme seviyemiz ile ileri sürülen daha optimum aktivasyon arasında da açıklanan bütün „Siddhis“lere ve bilincin artmasına vs yol açan bir bağlantı oluşturulabilir. Ormus hem fiziksel olarak sağlıklı, hem de “normal olarak aktifleştirilen” insanlarda aynı işlevi görürdü, optimum “tanrısal” eterik DNS matriksi yavaş yavaş fiziksel karşılığı olan maddede görülebilirdi; sonra yavaş yavaş kova dönemindeki “yeni insan” oluşurdu. Fakat ben sadece Ormus alınması konusunun aydınlatılmadığını, fakat doğru diyetin prosesi kolaylaştıracağını ve muhtemelen hızlandıracağını düşünüyorum, ki bu düşünce Ormus ile ilgili Yahoo forumlarında yer alan ifadeler ile desteklenmektedir...

    Lityumun Beynimize 5 Etkisi (Ormus Astral ile Lityumu Mono Atomik elemente dönüştürdük, şayet Lityum hap olarak kullanılır ise bazı yan etkileri olabilir, fakat Mono Atomik Elemente dönüştüğünde birleşimindeki Silisyum özelikle de Epifiz bezesinde ki kireci çözerken Lityum ise hormonların kalitesini artırır ve beyin çalışmasını hızlandırır vede arı-duru görmeyi artırır.)

    Lityumun dünyanın her yerinde bulunan doğal olarak oluşan bir mineral – alkali metal – olduğunu biliyor muydunuz?

    Lityum ismi, taş anlamına gelen Yunanca lhosos kelimesinden türemiştir. Lityum izleri dünyadaki granit kayaların yanı sıra toprakta ve suda bulunur.
    Lityum, çevremizde o kadar bol miktarda bulunur ki, yiyecekleriniz bile az miktarda bulunur. Kalsiyum ve potasyum gibi vücudunuzun da düzgün çalışması için lityum gerekir.

    Yüksek dozlarda lityum, zihinsel koşullarla bazı ilişkilere sahip olsa da, gerçek şu ki, lityum vücudunuzu ve beyninizi sayısız yolla destekleyen kritik derecede önemli bir besindir. Bu makale özellikle lityumun beyin sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine odaklanacaktır.

    Beyin Sağlığı için Lityumun 5 Faydası;
    Beslenme açısından gerekli bir mineral olan lityum, beyin sağlığını çeşitli şekillerde destekler. En iyi belgelenmiş lityum yararları, beyni korumak, gri maddeyi artırmak ve beynin strese uyum sağlamasına yardımcı olmaktır.

    1.Nöroprotektif Faydalar Sunuyor,
    Lityum nöroprotektifdir, yani sinir hücrelerini (ayrıca nöronlar da denir) hasara karşı korur. Bir şey nöroproteksiyon sağladığında, sadece merkezi sinir sistemindeki hücrelerin (beyin de dahil olmak üzere) parçalanmasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda sinir hücresi yenilenmesinde ve iyileşmesinde de rol oynayabilir. [1]

    Lityum sadece nöronları (sinir hücrelerini) korumakla kalmaz aynı zamanda beyin hücre yenilenmesini de arttırır.
    Lityum durumunda, çalışmalar sadece beyin hücrelerini zarardan koruduğunu göstermekle kalmayıp aynı zamanda beyin hücre yenilenmesini de teşvik ettiğini göstermektedir. Başka bir deyişle, bu hayati besin, nöronların ölmek yerine stres altında olduklarında bile kendilerini tamir etmelerine ve büyümelerine yardımcı olur. [2]

    2.Günlük Strese Sağlıklı Bir Tepki Getirir.
    Stres, hepimizin yaşadığı normal yaşamın bir parçasıdır. Bununla birlikte, çalışmalar düzenli günlük stresin sağlığınızı ve sıhhatinizi etkilediğini göstermektedir. Lityum, bu iniş çıkışlarla esneklikle mücadelede etkili bir araçtır. Vücudunuzun kendini iyileştirme yeteneğini arttırır. [3]
    Stres altındayken, vücudunuz sadece daha fazla stres hormonu üretmekle kalmaz, aynı zamanda serbest radikallerin üretimini de arttırır. [3] Serbest radikaller vücudunuzdaki sağlıklı hücrelere zarar verebilecek kararsız moleküllerdir. Bu hasar “oksidatif stres” olarak bilinir.
    Zamanla, çok fazla oksidatif stres yaşam tarzıyla ilgili hastalıklara ve erken yaşlanmaya neden olabilir. [4] Lityumun antioksidan özellikleri, vücudunuzun ve beyninizin bu serbest radikallere karşı koymasına yardımcı olabilir.
    Stresle mücadelenin daha fazla yolu için Dr. Group’un Stres Yönetimi Önerileri’ne göz atın.

    3.Gri ve Beyaz Madde Artırır
    Beyninizin gri maddesi, anıları saklamak, karar vermenize yardımcı olmak ve beş duyuyu algılamaktan sorumludur (yani, tat, koku, görme, dokunma ve duyma).
    Beyaz madde beynin daha derin kısımlarını oluşturur ve beyin ve merkezi sinir sistemi boyunca uyarıların gönderilmesini düzenler.
    Lityum’un gri ve beyaz maddeleri arttırma yeteneği, daha keskin düşünme becerileri, odaklanma ve hafıza anlamına gelir!
    Araştırmalar, lityumun hem beynin hem de beynin özellikle beynin prefrontal korteks bölgesinde – duygu, düşünce ve kişiliğe bağlı kısmı – artırabildiğini gösteriyor. [5]
    Lityum beynini daha sonra nöronlara dönüşen yeni hücreler üretmesi için uyararak gri maddeyi artırabilir. [5, 6]
    Bununla birlikte, bir çalışma, gri maddedeki bu artışın MRG görüntülemesinin bir eseri olabileceğini ve beyin hidrasyonunun daha büyük beyin hacmini hesaba katabileceğini öne sürdü. [7] Öte yandan, birçok çalışma, lityumun, nöronlara farklılaşan kök hücrelere yol açtığını, bu yüzden jüri hala dışarıda olduğunu buldu.
    Araştırmacılar, lityumun beynin gri ve beyaz maddesini nasıl artırdığına dair kesin bir cevap aramaya devam ederken, böyle bir artışın bilişsel yeteneklerinizi (“düşünme becerileri”) arttıracağını, ruh hali yönetimine yardımcı olabileceğini ve odaklanmanızı ve hafızanızı geliştirebileceğini biliyoruz.

    4.Sinirleri Gençleştirir
    Her bir sinir hücresi bir miyelin kılıfıyla kaplanır. Miyelin, öncelikle lipit (yağ) ve proteinden yapılmış bir maddedir. Miyelininizi beyninizin kablolarının üzerindeki koruyucu kaplama olarak düşünün – beyin hücrelerini yalıtmak ve nereye gitmeleri gerektiği konusunda sinir uyarılarını söyleyerek olması gerektiği gibi çalışmasını sağlar. [8]
    Miyelin, işe odaklanmak, hızlı cevap vermek ve çok daha fazlası gibi önemli şeyleri yapmanıza yardımcı olur. Sinir, yaşa bağlı normal gerileme dahil herhangi bir nedenden dolayı hasar gördüğünde, bazı miyelinleri kaybedebilir.
    Araştırmalar, lityumun sinir hücrelerinin etrafına daha fazla miyelin eklemesine yardımcı olarak daha etkin bir şekilde işlev görmelerine yardımcı olabileceğini gösteriyor – aksi halde remyelinizasyon. [9] Remyelinizasyon, vücudunuzun beyninizdeki ve merkezi sinir sisteminizdeki nöronlara verilen herhangi bir hasarı onarmanın yoludur.
    Bir çalışmada, bilim adamları yüz kaslarını etkileyen sinir sorunları olan farelere lityum verdi; miyelin genlerinin eksprese edilmesine yardımcı oldu (daha fazla miyelin üretilmesine yardımcı oldu) ve sonuç olarak, fareler bıyıklarını tekrar hareket ettirme yeteneğini geri kazandılar. [9] Çalışma lityumun normal sinir hücresi onarımını ve remiyelinizasyon ile büyümesini artırdığı fikrini desteklemektedir.

    5.Mood ve Odaklanma Geliştirir
    Onlarca yıl süren araştırmalar, lityumun çok düşük miktarlarda bile güçlü bir ruh hali dengeleme özelliğine sahip olduğunu gösteriyor.
    Küçük bir çalışmada, dört hafta boyunca düşük doz lityumverilen kişilere mutluluk, samimiyet ve enerji ile ilgili alanlarda giderek artan bir ruh hali geliştiği bildirildi. [10] Bilim adamları düşük lityum seviyelerinin duygudurum dengeleyici ve duygudurum arttırıcı etkilere sahip olduğu sonucuna varmıştır.
    Dikkat çekici bir şekilde, birçok çalışma, içme suyunun yüksek miktarda lityum içerdiği yerlerde, insanların daha huzur içinde yaşadıklarını tespit etti. Bu çalışmalar hem Japonya hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde yapıldı. [11, 12]

    Lityum Kaynakları Nelerdir?
    Uzmanlar, lityumun insan sağlığı için önemini giderek daha fazla anlıyorlar. Dünya Sağlık Örgütü bunu, çinko, iyot ve diğerleri ile birlikte, besleyici temel eser elementler listesine ekledi. [13]
    Gıdalar
    Birçok gıdada az miktarda lityum bulunabilir, ancak baklagiller, sebzeler ve diğer bitkisel kaynaklı yiyecekler en çok içerir. Diyetinizde daha fazla lityum elde etmek için aşağıdaki yiyecekleri deneyin:
    Mercimek, nohut ve yeşil bezelye gibi baklagiller
    Domates, mantar, karnabahar ve lahana dahil sebzeler
    Tohum ve kuruyemiş, özellikle antep fıstığı
    Esmer pirinç
    Kahve
    Nerede yaşadığınıza bağlı olarak, içme suyunuz lityum izleri içerebilir.
    Lityumun yan etkileri var mı?
    Küçük porsiyonlarda, lityum yan etkileri neredeyse yoktur. Dr. Timothy Marshall tarafından yapılan kapsamlı bir incelemeye göre, düşük hizmet veren lityumun etki mekanizması, daha yüksek miktarlarda alındığındakinden oldukça farklı.
    Marshall, lityum orotat molekülünün vücutta stabil olduğunu belirtir. Hücrenin içine taşındıktan sonra, orotat-mineral kompleksi ayrışır ve lityumu etki alanlarına bırakır. Sadece bu değil, Marshall lityum güvenliğinin düşük miktarda çinko ve diğer besinlerle karşılaştırılabilir olduğunu belirtir. [3]
    Çok daha büyük miktarlarda alındığında, lityum böbrekler ve tiroid bezi üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Büyük porsiyon aşırı susama, mide bulantısı, el titremesi ve koordinasyon kaybına neden olabilir. [16]
    Lityumun diğer sağlık faydalarına “Lityumun Sağlık Faydaları” makalemizden ulaşabilirsiniz.
    GlobalHealingCenter, 5 Powerful Lithium Effects on the Brain, 2019

    Referanslar
    1. Vajda FJ. Neuroprotection and neurodegenerative disease. J Clin Neurosci. 2002 Jan;9(1):4-8.
    2. Forlenza OV, et al. Neuroprotective effects of lithium: implications for the treatment of Alzheimer’s disease and related neurodegenerative disorders. ACS Chem Neurosci. 2014 Jun 18; 5(6):443–450.
    3. Marshall TM. Lithium as a nutrient. J American Physicians Surgeons. 2015;20(4):104–109.
    4. Liguori I, et al. Oxidative stress, aging, and diseases. Clin Interv Aging. 2018; 13:757–772.
    5. Monkul ES, et al. Prefrontal gray matter increases in healthy individuals after lithium treatment: a voxel-based morphometry study. Neurosci Lett. 2007 Dec 11;429(1):7-11.
    6. O’Leary OF, et al. Lithium-induced effects on adult hippocampal neurogenesis are topographically segregated along the dorso-ventral axis of stressed mice. Neuropharmacology. 2012 Jan;62(1):247-255.
    7. Cousins DA, et al. Lithium, gray matter, and magnetic resonance imaging signal. Biol Psychiatry. 2013 Apr 1;73(7):652-657.
    8. Morell P, Quarles RH. The Myelin Sheath. In: Siegel GJ, et al, eds. Basic Neurochemistry: Molecular, Cellular and Medical Aspects. 6th edition. Philadelphia, PA: Lippincott-Raven; 1999.
    9. Makoukji J, et al. Lithium enhances remyelination of peripheral nerves. Proc Natl Acad Sci U S A. 2012 Mar 6;109(10):3973-3978.
    10. Schrauzer GN, de Vroey E. Effects of nutritional lithium supplementation on mood. A placebo-controlled study with former drug users. Biol Trace Elem Res. 1994 Jan;40(1):89-101.
    11. Schrauzer GN, Shrestha KP. Lithium in drinking water and the incidences of crimes, suicides, and arrests related to drug addictions. Biol Trace Elem Res. 1990 May;25(2):105-113.
    12. Ohgami H, et al. Lithium levels in drinking water and risk of suicide. Br J Psychiatry. 2009;194(5):464-465.
    13. World Health Organization. Trace elements in human nutrition and health. 1996. Accessed 24 Dec 2018.
    14. Schrauzer GN. Lithium: occurrence, dietary intakes, nutritional essentiality. J Am Coll Nutr. 2002;21(1):14-21.
    15. Aguilar F, et al. Orotic acid salts as sources of orotic acid and various minerals added for nutritional purposes to food supplements. Scientific Opinion of the Panel on Food Additives and Nutrient Sources added to Food (ANS). European Food Safety Authority. The EFSA Journal (2009):1187;1-25.
    16. Gelenberg AJ, Jefferson JW. Lithium tremor. J Clin Psychiatry. 1995 Jul;56(7):283-287.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    CERN'in içinden Felsefe Taşı çıktı!


    Mucize tozu yiyen "eriyor"! İki türlü de...






    Bu yazı itibariyle, CERN dizimizde pek kimsenin duymadığı, duyanların ise şimdilik sınırlı bir çevreye ait olduğu, ilginç bir konuya giriyoruz: Modern Simya, Monatomik besinler ve "Yüksek bilinç" seyahati.
    Hikayemiz 1975 yılında, Arizona eyaletinin Utah bölgesinde çiftçilik yapan David Hudson adındaki kişi tarafından tesadüf eseri bulunan maddelerle başlıyor. Tarım işinden altın-gümüş madenciliğine geçmeye karar veren David, altın ve gümüşlerinin işlenmesi sırasında bir sorunla karşılaşıyor. Çıkardığı altın ve gümüşlerin, arınma işlemi sonrasında satılamayacak hale gelmesi, Hudson'ı zor durumda bırakıyor. Bu sorunu çözebilmek için Cornell Üniversitesi'ndeki bir uzmana danışıyor. Hudson'ın altınlarının ve gümüşlerinin üzerinde ilginç maddelere rastlayan uzman, bunların ne olduğunu anlayabilmek için Hudson'dan yüklüce ödenek isteyince, David reddediyor ve maddeleri kendi araştırmaya başlıyor. Ve sonunda başına dert açan maddelerle ilgili daha detaylı bilgiye ulaşıyor.
    "Bu maddeler ORME'ler, monoatomik altın, beyaz altın, beyaz altın tozu, ORMUS, m-durumu, AuM, mikro küme ve manna olarak anılıyorlar.
    David Hudson bulduğu maddeleri Orbitally Rearranged Monoatomic Elements (Yörüngesel Tekrar Sıralanmış Monoatomik Elementler) veya ORME'ler olarak adlandırıyor. Ayrıca yüksek-spin durumundaki monoatomik elementler olarak da sözediyor.
    BİLİNEN ORMUS ELEMENTLER

    Element Atom Numarası
    Kobalt 27
    Nikel 28
    Bakır 29
    Rutenyum 44
    Rodyum 45
    Paladyum 46
    Gümüş 47
    Osmiyum 76
    İridyum 77
    Platin 78
    Altın 79
    Civa 80
    (Lahuti.com)"

    "Mucize toz" işte bu ORME grubu elementlerinden yapılıyor. Bu elementler süperiletkenlik özelliğine sahip. Bunun yanında Hudson'ın iddialarına göre, yerçekimini yok eden özellikleri de varmış. (İridyum'un çok yüksek ısılarda gösterdiği bir özellik olarak iddia edilmiş)
    (David Hudson ve "mucize tozunu" ayrıca ilerleyen günlerde detaylı şekilde işleyeceğiz)
    Laurence Gardner adında bir yatırımcının yardımıyla David, şu an zptech.net üzerinden bu mucize tozun satışını sürdürüyor.
    Hudson'a göre, bu mucize toz aslında antik simyanın en çok bilinen öğesi "Felsefe Taşı". Neden bu ismi uygun görmüş? Hudson, bu tozu tüketen kanser ve AIDS hastalarının iyileştiğini söylüyor! Ama bunun dışında bir de olayın metafizik boyutu var ki...
    İşte bizi ilgilendiren kısmı da burası. Çünkü bu tozu tüketen insanlar, iddialara göre "ermeye" başlıyorlar. Tozun yaptığı şey, insan DNA'sının "yaydığı ışığı", bu materyal dünyadaki etkilerden arındırarak, başka bir boyuttaki "ışık vücudu ile" aynı titreşime sahip olmasını sağlamak. Böylece insanların daha yüksek bir bilinç düzeyine ulaştıkları iddia ediliyor. Değersiz bir metalden altına dönüşüm gibi. (Bununla ilgili detaylar bir sonraki yazımızda)
    Şimdi haklı olarak, yazının başlığına bakıp, "peki bütün bu hikayenin CERN ile ne alakası var?" diyeceksiniz. Alakası şu:
    Bu tozu 40 gün boyunca kullanan Roberta Ruth Hill (Hz. İsa, İncil'e göre 40 gün aç ve susuz kalmıştır) adındaki evanjelik yazar, Hristiyanlığın en önemli öğretilerinden biri olan kutsal üçlemenin parçası olan kutsal ruh ile bağlantıya geçtiğini iddia etti ve CERN ile ilgili bir kitap yazdı. Ona göre bu yediği madde, Katoliklerin komünyon ayinlerinde Hz. İsa'nın "etini" temsil eden "ekmeğin" gerçek hali. Ruth buna 'itz' ya da manna diyor. İtz kelimesini Aztek efsanelerine gönderme olarak kullanıyor. İtz, Mezoamerikan tanrılarından Tüylü Yılan olarak bilinen Quetzalcoatl'ın dünyaya ineceği "şeyin" adı. Ruth, bu inişin Maya takvimine göre 2012 yılında olacağını söylüyor ve ekliyor: Mezoamerikan efsanelerinde Quetzalcoatl'ın dünyaya ineceği şey aslında bir yıldız geçidi. (Aşağıdaki resmin üst tarafında, ortada yer alan 8 kollu yuvarlak)

    Ruth, o yıldız geçidinin aslında CERN olduğunu, Quetzalcoatl'ın da (Mezoamerikan efsaneleri ile İncil arasındaki benzerlikleri sıraladıktan sonra) aslında Hz. İsa olduğunu, kitabında iddia etti. CERN'in açacağı bir boyutlararası kapı, dünyaya kurtarıcı olarak Hz. İsa'nın gelmesini sağlayacak. Hz. İsa geldikten sonra, insanlık toplu olarak bilinç atlaması gerçekleştirecek. Ancak kendiliğinden değil, David Hudson'ın "mucize tozu", "felsefe taşı", Ruth'un "İtz"i olan mannayı yiyerek.
    Çok yakında insanların uçabildiği, tüm hastalıkları yendiği, kafalarında sesler duyduğu, yiyenin "erdiği" mucize toz reklamlarına rastlayabilirsiniz!!!
    Bunlar bir Hollywood senaryosundan farksız. Belki de ileride bir film olarak karşımıza çıkar. Saçmalık diyen de olacak, gerçek sanıp takip eden de (ki şimdiden bu kitap bir çok evanjeliği kendine çekmeye başladı). Ancak işin bir de "bilimsel" kısmı var. iyibilgi her zamanki gibi bu hikayeden çıkarılacak olasılıkları merak ediyor ve soruyor:
    * CERN'deki deneyler ile Hudson'ın patentini aldığı süperiletken monatomik ORME grubu elementleri arasında nasıl bir bağlantı kurulabilir?
    * CERN'deki deneyin sonuçlarını anlayabilmek için "mucize tozdan" yemek zorunda kalır mıyız?
    * Kabalacıların CERN'den beklentisi olan Yaratıcı Işığa kavuşmak ile (bkz. CERN, Kabalist bir proje mi?) bu "mucize tozun", "felsefe taşının" yol açtığı "aydınlanma" aynı şey mi?
    www.iyibilgi.com özel

    Yorum yap


    • #3

      Yorum yap


      • #4

        Yorum yap


        • #5
          Ormus, Orbitally Rearranged Monoatomic Elements; Yörüngesel Tek Sıralanmış Monoatomik Elementler
          ORMUS
          Eski Mısır'dan beri, simyacılar Felsefe Taşı veya Hayat İksiri denen şey üretmek için gizlice çalıştı. David Hudson ve diğer araştırmacıların bulduk elementlerin Felsefe Taşı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. ORMUS adlandırılabilir, monoatomik altın, beyaz altın, beyaz toz altın, ORMUS, m-devlet, Au, mikro kümeler ve kudret helvası diye de adlandırılabilir.. Ormus Formun Altımadde ile ruh arasında bir üründür.

          ORMUS nedir?
          Ormus bir mineral veya minerallerden oluşan bir ürün ve David Wolfe ve ekibi tarafından on yılı aşkın araştırma sonucu bulunmuştur. Ormus araştırmaları çok eski zamandan beri Ormus olarak bilinen haline gelmiştir monoatomik elementler denir ve benzersiz mineraller David Hudson yıllar süren araştırmalar sonucu bulunmuş ve uygulanmaya başlanmıştır..
          Ormus elementleri tüm yaşam için içsel gibi görünen mineraller ve büyük olasılıkla doğrudan bilinç ve yaşam gücü enerjisi ile ilişkili. Çünkü geleneksel bilimsel mineral analizi teknikleri kullanılarak onların tanıtılması, Ormus mineraller karbon, altın, gümüş, bor, platin, rodyum, magnesyum, silisyum, demir, ve / veya kalsiyum (yanı çok sayıda diğer mineraller) olabilir,
          Ormus veya m-devlet elementler, farklı bir atom halindeki değerli metal unsurlar olduğu düşünülmektedir. Bu unsurların belli bu durum tarih boyunca bilinmektedir. Ormus yapmak için prosedürlerin birçok antik simya metinlerinde adapte edilmiştir.
          Barry Carter: "Ormusun Ruhun özelliklere sahip olduğu görülmektedir maddenin yeni bir form olduğunu düşünüyorum. Bu ormus fiziksel gerçeklik ve ruhsal gerçeklik arasında bir geçiş gibi görünüyor. Ormus ruh ve madde arasında bir iletişim aracı olarak kullanılabilir. Öyle, harfi harfine, yeni bir form değerli metal elementler, maddenin yeni bir devlet, yeni bir güç
          Ormus elementleri açıkça ruhsal ve fiziksel alemlerine bağlamak. Fizikçiler ve biyologlar anlık iletişim bu fenomeni diyoruz "kuantum tutarlılık." Her şey tutarlıdır

          Ormus almanın avantajları var mı?
          · Artan ruhsal bilinç ve psişik fenomen *
          · Bünyesinde Kundalini (yaşamsal güç) aktifleştirme
          · Işık "ka" vücudunuzu harekete
          · Under Hızlandırılmış tezahürüdür
          · Ruhsal gelişimine yardımcı
          · Nörotransmiter üretimini ARTIRIR
          · Rüya'da berraklığı artırır
          · Hayatta hızlı uyumlu sağlama
          · Net zihinsel odaklanma
          · Artan metabolizma hızı ve hücre gençleştirmesi
          · DNA uyanış, yenilemsi, tamiri & şifa

          Ormus ile yapılan bir çok arşrıma sonucunda tarımda sebze, meyve ve tahılın kalitasini çok çok artırdığı, bakteri virüs ve mantarlar karşı daha dirençli yaptığı, meyvelerin daha büyük olduğu tesbitedilmiştir. Ormus AB Ülkleri ve AB'de de çok çok yaygın olarak kullanılmakta ve kullanan insanların hayat enerjisinin, yaşam kalitesinin artığı ve
          hastalıkları çok kısa sürede atlatıkları tesbitedilmiştir. Ormus kullananların kanlarında ki akyuvarların yuvarlak bir şekil aldığı kanda ki yapışıklıkları ölediği, bunun aynı akapunktur ve masaj gibi tedavi metorlarında olduğu gibi olduğu gözlenmiştir. Dr. Konstantin Korotkov EEG - ile yaptığı çalışmalar sonucu sağ ve sol beyin lopları arasında bir ahenk oluştuğunu Kirlian-Fotograf Teknolıjisi ile tesbitetmiştir.

          Laurence Gardner Dr. Korotkov tarafından geliştirilen GDV- APARATI ile kendi üzerinde yaptığı Ormus denemelerine de; ORMUS aldığında sanki Enerjisinin bir level yükseldiğini mutlu ve huzur bulduğunu bildirmektedir.

          ORMUS'UN- Tarım'da Önemi ;
          Dr. Maynard Murray %90'ı kanserli fareler üzerinde yaptığı araştırmada denizsuyu ile sulanan tahıllardar ile beslene farelerin 1. generesyonda kanser vakarını % 50 oranında azaldığını ve 2. gererasyonda kanser vakarını % 2 lere kadar düştüğü tesbit edilmiştir. Fakat uzun süre deniz suyu ile sulanan tarlalar tuzlanınca verim düşer. Bu nedenle en hiçbir yan etkisi olmayan ve sayısız faydası olan ORMUS kullanılmalıdır.

          Dr. Maynard Murray CEVİZ ağacını ORMUS ile sulamış ve Ceviz ağacının 6 kat daha fazla ceviz verdiği ve cevizlerin mandalina büyüklüğünde olduğunu görmüştür. ERİK ağacını Ormus ile sulamış eriklerin 2 kat daha büyük olduğunu ve 5 kat daha fazla meyve verdiğini görmüştür. Dr. Maynard Murray MISIRI Ormus ile suladığında, MISIRIN ucunu görmek için merdivene tırmanmak zorunda kalmış, çünkü MISIR'ın boyu 3,5 metreyi bulmuştur. PORTAKAL ile yaptığı deneylerde ise Portakalıların Kavun kadar büyük olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan HAVUÇLARIN 450 g ağırlığa kadar ulaştıkları tesbitedilmiştir. ORMUS ile sulana PATATESLERİN diğer patatelereden %100 daha büyük ve çok olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan sebze, meyve ve diğer gıdların daha verimli, daha kaliteli, daha lezzetli ve haşerelere karşı daha dayanaklı oldukları görülmüştür. ORMUS'un etkilerini böyle büyük olması nedeniyle sebze, meyve ve tahılda gübre kullanımında azalma olacağı ve ORMUSUN bütün tarımı %100 değiştireceği görülmektedir. Dr. Maynard Murray ORMUSUUN bitki kökünde ki mantarların faliyetlerini artırdığı ve böylecek mikorizol yani bitkikökü mantar ortak yaşamı sonucu böyle büyük değişimler olduğunu iddaa etmektedir.

          Kullanıcı Yorumları;
          "Işık Ormus Taşları", Ormus garip isim, ilginç özellikleri. Bunun bizim sınırlı kullanımından, o derin odak ve bağlantıyı teşvik etmek için kullanıldığı görünüyor. Eşim ve benim manevi yolculuğumuz yardımcı olmuştur ve o evrenin tüm bizim bütüncül yaşamımızı güçlendirmektedir. Ben de çalışan durumlarda "ORMUS" denedim. Bu süre zarfında, Benim görevlerin ve bunların çözümlerine odaklanmam mümkün olduğunu gördüm.


          Sorgulamadan, "Işık ORMUS Anahtarları" ömrü boyunca kişinin yolculuğunu yardımcı olacak bir ekidir. Işık ORMUS ve Keys "hakkında benim en sevdiğim şeylerden biri, herhangi bir enerji bazlı bir madde gibi, kendi enerji ile aşılanmış olabilir, Uygun gördüğünüz gibi ve evrensel bağlantı teşvik edebilir. "
          Nick Freedmon, BT Danışmanı, Melbourne Avustralya

          BEŞ BİN YILLIK ŞİFA...


          Ormus tıbbi ve şifa amaçlı bilinen ilk kullanımı Mısır'a dayanıyor. 5000 yıl önce, Mısırlılar, zihinsel, bedensel ve ruhsal arınma için altın yutarlardı. Eskiler, vücutta yaşam gücünü arttırdığına inanırdı.
          21. YÜZYIL BİLİMİ'NDE ALTININ YERİ...

          Günümüzde, yaşam, parlaklık, berraklık, canlılık, erdem ve ışığın mükemmelliği temsil eder. Doğada saf altın nadiren bulunur, korozyon, ısı veya aside sızdırmazlık nedeniyle altın özü dikkatli bir şekilde saklanır.
          ZİHİNSEL GELIŞIM VE BEYIN FONKSIYONU

          Çalışmalar zihinsel fonksiyonu artırmak için altın desteğinin yeteneğini göstermiştir.
          CILT GENÇLEŞTIRME

          Antik ve modern zamanlarda bile altın olağanüstü şifa aracı olarak kullanılmıştır. Klinik araştırmalara göre, "ORMUS Altın" epidermisi düzeltir.
          Cilt için faydaları etkileri:

          -Güçlü bir antioksidandır.
          -Antiseptik ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir.
          -Kesikler / yırtıkların iyileşmesini hızlandırır.
          -Doku ve kan dolaşımını artırmak için lenf sisteminde iyonik hareketi geliştirir.
          -İnce çizgileri ve kırışıklıkları azaltır.
          -Cilt sıkılığını ve esnekliğini dengeler.
          -Karanlık / renksiz cilt aydınlatır.
          -Gözenekleri sıkılaştırır ve cildi pürüzsüz yapar.
          -Cilt hücrelerini iyileştirir.
          -Cildin bakterilerden korunması için yağ / yağ salgılamasını dengeler.
          -Yaşlanma sürecini geciktirir.
          DENGELEME ETKILERI

          Geleneksel olarak, uzun bir süre boyunca küçük dozlarda alınan altın; beyin ve bağışıklık sistemini hem etkileyen,hem de önde gelen bir tonik olarak nitelendirilmiştir.
          BİLGİ

          Çin'de ilk hazırlanan simya iksiri altındır; "simya" kelimesinin iki Çince kelimeden türetildiği düşünülmektedir. "kim" (altın) ve "yeh" (suyu).
          Kimyeh (altın suyu) olarak Arapça'ya girdi ve ardından arapça bir kelime haline geldi "el-Kimiya" Batı dünyasında "simya" olarak adlandırıldı.
          Mayıs 1995 tarihli sayısında "Scientific American" rutenyumun etkilerini tartışmıştır. (rutenyum değerli metallerden biri) Bu tartışmada şöyle bir not düşülmüştür; "her bir çift sarmalın sonuna yalnız bir rutenyum atomu eklendiği zaman bir saç telinin DNA'sının iletkenliği artıyor ve DNA bir 'süperiletken' e dönüşüyor. " Bu analizlere tarihsel, fiziksel, ve bilimsel kanıtlar da eklendiğinde David Hudson şu karara varıyor; " ORME gerçek bir 'Hayat Ağacı'. Hudson Bilim Literatürüne şöyle bir not düşmüştür; Değerli metaller insan hücrelerinin süperiletken olmasını mümkün kılabilir ve kapsamlı bir araştırma yapıldığında kanser ve diğer hastalıkların tedavisinde kullanılabilir.
          2. ORMUS, DNS Tamiri ve Sağlık

          Yazan: Barry Carter
          Uzun ömürlülüğün anahtarı DNS ile ilgili tamir mekanizmasıymış gibi görünüyor. Genomda biriken hasarlar belirleyici bir yaş faktörü olarak kabul edilmektedir. Bu hasarlar AIDS, kanser ve başka dejeneratif hastalıkların da sorumlusu olarak görülmektedir. David Hudson makalelerinde Ormus’un kanserin ve diğer hastalıkların gerilemesine katkıda bulunduğunu iddia etmektedir. Hudson’ın önerisine göre, bu etkinin Ormus tarafından desteklenen DNS tamir mekanizmalarına dayanmaktadır. Aşağıda David Hudson’ın Portland konferasından bir alıntı yer almaktadır:

          "Vücut hücrelerinin mükemmelleştirildiğini iddia ediyorlar. Size yarın sabah bu malzemenin DNS ile etkileşime girdiğini, onu düzelttiğini belgeleyen Bristol-Myers-Squibb araştırma sonuçlarını gösterebilirim. Işının ve kanserin sebebiyet verdiği bütün hasarlar bu Ormusların yardımıyla hücre içerisinde ortadan kaldırılmaktadır. Hücrenin içeriği ile kimyasal tepkimeye girmiyorlar, sadece DNS’yi tamir ediyorlar.
          Bu malzeme birşeyin karşıtı (anti) değil. O bir Anti-AIDS veya Anti-kanser değil. O bir prohayat. O tam anlamıyla ruh (kutsal ruh?). Bu malzeme AIDS veya kanseri iyileştirmek için burada değil, vücudumuzu mükemmelleştirmek için burada. Kendi bağışıklık sistemimiz bizi iyileştirir. Eğer AIDS ve kanserin sebebiyet verdiği hasarı ortadan kaldırabilirsen, o zaman tamanlamıyla mükemmel bir varlık olabilirsin. Aslında olmayı düşündüğün duruma geri dönersin.”

          Ve bu da Hudson’ın Dallas konferansından:
          "Bu madde vücutta ne yapıyor? Doğal despiralizasyona ve hatasız bir rekombinasyona denk bir proseste DNS’yi tam anlamıyla iyileştiriyor. Bu sayede, sebebi hatalı DNS’ler olan bütün hastalıklar iyileştirilebiliyor. Fakat vücudu iyileştirme isteği Ormus alma sebebi olamaz. İnsanlığın aydınlatılması ve iyileştirilmesi, felsefi bir sebep olmalı. Bu kapsamda hastalıklar da iyileştirilirse, daha iyi olur.
          Şimdi Dan Winter’in söylediği gibi, Nukleus ve DNS frekansla etkileşime girer. Yani müzik ile çalışan insanlar müziğin ruhu sakinleştirdiğini iddia ederler. Müziğin DNS’yi etkileyip etkileyemeyeceğini soruyorlar. Ben buna inanmıyorum, üretmek istediğin frekansın kuantum fizikçilerimizin bile (Planck-Frekansı) üretemeyeceği kadar kısa olduğunu düşünüyorum. Fakat bu frekans DNS ile hücrenin içinde etkileşime geçiyor. Bu Tanrı’nın gücüdür veya yaratıcının vibrasyonudur, zamansız olarak evrenin her yerinde mevcut olan enerjidir ve toplam elektromanyetik hesabın sonucu sıfırdır. Yani hangi frekans söz konusudur_ Bu önemli değil. İki dalga şeklş birbirine benzer ve birbirine aykırıdır.Dan Winter’in adını hiç hatırlayamadığım kitabında yer alanların hepsi bu kadar.
          Bir sonraki dia lütfen.
          Burada hücreyi yeniden gösteriyor. Sıfır noktasındaki enerjinin reaksiyonu, merkezinde salınımların toplamının sıfır olduğu hücrenin ortasında gösterilmiş. Bu DNS’nin frekans tekniği ile ilgili dahili reaksiyonudur. Bu onu göstermenin bir yoludur. O bunu Orgon enerjisi olarak adlandırıyor. Burada bu tanımı beğenip beğenmediğimi bilmiyorum, fakat elektromanyetik sıfır noktası kavramı doğru. Dan Winter’in yazdığı herşeye inandığımı söylemiyorum, fakat sadece bu bölüme katılıyorum."
          Bağışıklık sistemi, DNS hasarları ile de ilgilidir. Her hasarın bağışıklık sistemine veya DNS’ye dayandığını, Ormus tiplerinin alınmasıyla bu hasarların olumlu etkilenebileceğini varsayıyoruz.
          Kısa bir süre önce yayınlanan bir Associated Press makalesi, „WRN“ olarak adlandırılan bir „yaşlılık geni“nin keşfedildiğini bildiriyor:
          "DNS’nin kendisini nasıl çoğaltıp tamir ettiğinin hayati bir rolü varmış gibi görünüyor, bu durum uzun süredir yaşlanma prosesinin bir faktörü olarak görülmektedir. Normal WRN helikazların üretimini yönetmektedir. Bu enzim DNS’nin kendisini çoğaltması veya tamir amacıyla despiralizasyonu yönünde bir etki gösterir. WRN geni zarar görmüşse, DNS doğru şekilde despiralize olamaz. Bu sayede de bozuk olan hücrelerin yerine yenilerinin geçmesi ve bozuk DNA parçalarının tamir edilmesi engellenir."
          Kısa bir süre önce yayınlanan üç bilimsel makale, plat,n grubu elementlerin DNS tamirinde bir rol oynadıklarına işaret etmektedir.
          Platin Metallerin İncelenmesi: 1990, Cilt 34, No. 4
          Anti tümör, Platin Koordinasyonu Kompleksleri“nin DNS’de meydana getirdiği değişiklikler ile ilgili biyofiziksel araştırmalar:

          DNS’nin CIS platini tarafından değiştirilmesi araştırıldı. Anti tümör aktif PT bağlantıları DNS’nin içinde lokal yapı değişikliklerini düşük bağlantı seviyelerinde serbest bırakır. Bunlar özellikleri açısından denatüre edici olmayan değişikliklerdir. DNS değişiklikleri zincirler arası bağlantıların oluşmasıyla meydana gelir. p.235
          Scientific American, Mayıs 1995, David Paterson
          Araştırmacılar her bir ipliğin ucunda rutenyum atomları bulunan kısa çift sarmal DNS parçaları gözlemlediler. Meade ve Kayyem daha öneki araştırmalara dayanarak bu tür bir DNS parçasının 100 elektron/saniye aralığında iletilmesi gerektiğini düşündüler. İletim faktörünün yaklaşık 10.000 daha büyük olduğunu tespit etmek zorunda kaldıklarında şaşkınlıkları büyüktü. Sarmal iletken bir tel parçası gibi davrandı.
          Bir süredir kimyagerler çift spirallerin molekülük ekseni boyunca iletkenlik kabiliyeti yüksek olan ve sadece tek bir iplikte ortaya çıkmayan bir akım yolu ürettiğinden şüpheleniyorlardı. Yukarıda belirtilen gözlemlerin onaylanması gerekiyormuş gibi görünüyor. p.33-34

          Fransız bir teorik fizikçi olan Matti Pitkanen bu konuda şunları yazıyor:
          7 Mart 1997 tarihli Science’de (Cilt 275) Barton ve arkadaşlarının çok enteresan bir makalesi yayınlandı. Bu grup 1993-1997 yılları arasında çift sarmalın iletkenlik kabiliyeti üzerine deneyler yaptılar. Çift sarmalın “mesafe kimyası”nı etkileyebileceği sonucuna vardılar. Bir ucuna yapay (kimyasal) bir grup bağlanan bir DNS molekülü sarmalın içinde çok aşağıda DNS parçasının tamir edileceği şekilde bir değişiklik meydana gelmesine yol açabilir.
          İzolatör olarak değil, elektrik iletkeni olarak DNS
          Görünüşe göre, DNS molekülü boyunca mevcut olan elektronlar büyük bir direnç olmadan hareket etmektedirler. Tipik olarak deney DNS molekülü üzerinde uzun mesafelerde birbirinden ayrılan elektron vericilerden ve elektron alıcılardan oluşmaktadır. Alıcı ışınlandığında uyarılmış bir durumda hareket eder ve vericiden alıcıya elektron alış verişi başlar.
          Normal bilim bize bunun mümkün olmadığını söylerdi. Akım komşu DNS yağı taşları arasında bulunan kuantum tünelleri arasında gerçekleşmeliydi ve uzaklaşma söz konusu olduğunda da akımda kuvvetli bir azalma meydana gelmeliydi.
          Proteinler için bu kanıtlandı. Fakat DNS deneylerinde mesafeden bağımsız olma durumu gözlenmiştir.
          Akımın çift sarmalın içnde meydana geldiğinden bahseden bir teori var. Burası tamamlayıcı baz çiftlerinin bir araya geldiği alandır. Elektron baz halkasının içinde delokalize olurdu ve mokekül ekseni boyunca bir istif oluştururdu. Bu bir tünelleme olurdu, fakat tünelleme ihtimali mesafe bağımlılığının çok küçük olacağı kadar büyük olurdu. Barton’u eleştirenler bu modelin kendi yaptıkları deneylerin bütün sonuçlarını açıklamadığı ve bu durumun elementer biyokimyaya aykırı olduğu konusunda tartışmaktadırlar: O zaman normal güneş ışığının bizim üzerimizde şiddetli bir etkisi olurdu. Barton onların etki mekanizmasını anlamadığını söylemektedir.
          [Topological Geometrodynamics = TGD]
          http://matpitka.blogspot.com/2010/06...sed-model.html

          Matti Pitkanen tarafından alternatif bir kuantum fiziği düşünce yaklaşımı geliştirildi. O alternatif olarak süper sicim teorisinden ve Brane teorisinden yana.]
          “Egzotik atom konsepti”ni („exotic atom concept“) esas alan, TGD’ye dayanan bir açıklama yaklaşımı:
          TGD, birbirlerine yakın akraba olan “egzotik atom konsepti”ni („exotic atom concept“) ve yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) düşünce modellerine hizmet eden Ormusun fonksiyonu ile ilgili bir açıklama ileri sürmektedir. Bu düşünce modelleri de yine karmaşık bir uzay zamanı devamlılığı varsayımına dayanmaktadır. Bir “egzotik atom” bizim uzay zamanımızdaki bir atomun bir ya da daha fazla değerli elektronunun bir üst uzaya geçmesiyle oluşur, sonunda nispeten sarmala benzeyen bir şekil meydana gelir. Hemen bunun sonucunda bir üst alana ölçülü elektromanyetik akımın (Bakınız: ayar teorileri = gauge theories) gerçekleimesine izin veren yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) oluşur. Bu da sonuç olarak yine daha düşük bir taban durumu („ground state“) enerjisinin meydana gelmesini sağlayan delokalize elektronların oluşmasına yol açar. Modelin önemli olan tarafı, elektronların üst uzay alanı devamlılığında etkin bir şekilde boş uzay alanında hareket etmesidir, ki bu da dirençsiz elektrik akımının oluşmasına yol açar.
          Yüklü solucan delikleri (charged Wormholes) supra iletkenliğin oluşmasına da yol açabilir: Bu modelde fotonların yerini uyarılmış “solucan deliği Bose-Einstein kondensatları” alır. Fakat supra iletkenliğin sözkonusu olup olmadığını ve bu modelin açıklamaya uygun olup olmadığını söyleyebilmek için henüz erken.
          Barton grubunun yaptığı son deneylerde tipik olarak Rh ve Ru elektron vericisi ve elektron alıcısı olarak kullanılmıştır. Her ikisi de 5’li eşleşmemiş elektronlara sahiptir. Bu durum bir üst devamlılıkta değişirdi ve böylece akım serbest kalırdı. Prganik verici moleküllerin kullanıldığı bazı deneylerde etki çoğalt olamadı, fakat bu konuda biz dizi muhtemel açıklama mevcuttur.
          “Egzotik atom” („exotic atom“) ve yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) ve bunlarla bağlantılı olan supra iletkenlik mekanizmaları aşağıda belirtilen web sitelerinde ele alınmıştır:

          http://blues.helsinki.fi/~matpitka
          Dr. Jacqueline Barton’un çalışmaları ile ilgili ek açıklamalar fizikçi Tony Smith’in sayfasında bulunabilir:
          innerx.net
          (Tony Smith bu makalede gündeme gelen konularda birçok ek teknik tartışmalara girer- elbette İngilizce)
          Bu üç makaleden, DNS tamirinin platin grubu elementlerin mevcudiyeti ile bağlantılı olabileceği anlaşılmalıydı.
          David Hudson doktorların ormusu kanser hastalarının tedavisi için kullandığını iddia etmektedir. Hudson’a göre hastaların bir çoğu iyileşti ve kötü huylu tümör dokusu iyi huylu dokuya dönüştü. Burada ilk önce tümörler daha da büyüdü, çünkü normal dokunun kalınlığı kanserli dokuya göre daha azdır ve bu nedenle tümör değişim sırasında genleşmektedir.


          Ashland, Oregon’da verdiği konferansta Hudson şunları söyledi:
          "Rodyum ve iridyum alındığında, tümör ilk 3-4 haftada büyümüş görünüyor. Biyopside sende (habis) bir tümör olduğu tespit edildikten sonra, manyetik rezonans görüntülemesinde (MRI) tümörün büyüdüğü görülür, ki bu da insanları gerçekten korkutur. Fakat anlamaları gereken şey, tümörün iyi huylu dokuya dönüşmesi sırasında genleştiğidir Doktorlar bunu “nekroz” olarak adlandırırlar. 60 gün sonra biyopsi yeniden artık kanserin mevcut olmadığını gösterir. Şimdi iyi huylu bir tümör söz konusudur. Ve bu tümörü çıkaran doktorlar meydana gelen değişikliğe şaşırmaktadır ve bu iyi bir durumdur. Tümör kütlesinin parçalanması için bir buçuk yıla ihtiyaç vardır.
          Birinde beyin tümörü varsa, ormus almamasını tavsiye ederim. Kafatası genleşmediği için, tümörün büyümesi komplikasyonlara yol açabilir. Okulda öğretilen tıp insanlara memnuniyetle radyoaktif küçük iridyum kürelerini implante ediyor. Bunlar etkilidir, fakat etkili olmak için radyoaktif olmaya gerek yoktur. Fakat okulda öğretilen tıp bunu böyle kabul etmediği için, insanlar küçük radyoaktif küreleri alıyorlar. Sonra cerrahlar tümör çıkarılabilecek kadar küçülene dek bekliyorlar. Fakat yine de benim tavsiyem, kafadaki alan problemi nedeniyle beyin tümörlerinde dikkatli olunmasıdır."
          Hudson NIH (National Institute of Health = Ulusal Sağlık Enstitüsü) kurumuna in-vitro deneyler için ormus verdiğini de iddia etti. Burada aykırı sonuçlar mevcut değilmiş gibi görünüyor. Bu araştırmalarda kanserli doku örnekleri normal dokuya dönüşüp mutasyona uğramış gibi değil, daha da etkili bir şekilde büyüyormuş gibi (kanser olarak) görünüyor. O kendi hazırladığı 1996 Temmuz/Ağustos tarihli bültende bu konuda şunları yazıyor:
          "Şimdi araştırnaya gelelim:
          NIH kanserli hücre testleri yaptı. Rodyumun doğrudan etkili olmadığı altı farklı lösemi testi. Küçük hücreli olmayan dokuz akciğer kanseri tipi test edildi. Burada sadece bir vak’ada rodyum kanserli hücrelerde azalma / gerileme meydana gelmesine yol açtı. Bu NCI-H23 idi. Yedi kalın bağırsak kanseri varyantı ve altı CNS kanseri tipi ile ilgili yapılan testlerde olumlu sonuçlar elde edilmedi.
          Sekiz Irialanoma varyantı da test edildi ve bir tipte (LOX IMVI), yani bir melanomda rodyum mevcut iken büyümede dramatik bir gerileme / düşüş gözlemlendi
          Altı yumurtalık kanser tipi, altı rektum kanseri, iki prostat kanseri türü ve sekiz göğüs kanseri varyantı rodyumdan kesinlikle etkilenmedi.
          Bunların insan denekler üzerinde yapılan deneyler olmadığını anlamak gerekirdi. Timüs veya canlı vücudun diğer organları ile meydana gelmesi muhtemel etkileşimler ve beyaz kan hücrelerindeki T hücrelerinde vs. meydana gelen değişiklikler ölçülemedi. Sadece in-vitro hücre kültürlerinde görülen doğrudan etki tespit edildi
          Ayrıca N.Y.’de PC3’ten bağımsız prostat kanseri hücreleri üzerinde araştırmalar yapıldı. Her bir mililitre başına iki, dört ve on mikrogram ORME rodyum kullanılarak DNMS sentezi teşvik edildi (timidin eklenmesi vasıtasıyla ölçüm yapılmıştır). Hücre gelişimi ve hücre sağlığı iyileşti, yani Ormus rodyum zehirli değil, tam tersine, kanserli hücrelerin büyümesini teşvik ediyor.
          Vizon akciğer epitel hücrelerinde yapılan deneylerde de aynı sonuçlar elde edildi. Timidin eklenmesi 7.000 cpm’den 20.000 cpm’ye yükseldi.
          PC3 hücrelerinde ormes rodyum m-RNS’nin, sitokinlerin ve peptidlerin konsantrasyonlarının düşmesi yönünde bir etki gösterdi. Bu durum hücre büyüme oranlarının artması ile ilgilidir. Sitokinler hücre büyümesini engellemektedir be iltihaplanmalar olduğunda yoğun bir şekilde ortaya çıkmaktadırlar. Bu nedenle, Ormus’un iltihaplanmayı engelleyici bir etki göstermesi mümkündür.
          Illinois Üniversitesi’ne ormus nedeniyle ortaya çıkan potansiyel hücre toksisitesi sekiz farklı hücre ailesi kullanılarak test edildi. 20 Mikrogram/Mililitre’de hiç bir toksisite görülmedi. Yani ormus rodyum zehirli değildir. Ormus rodyumun kanser hücrelerini öldürmediği ortaya konulmuştır, bu bağlamda halen, şimdiye kadar kanser araştırmalarında dikkate alınmamış olan yeni mekanizmalar araştırılmaktadır.

          Özetle:
          Rh-Ormus yüksek konsantrasyonlarda bile zehirli değildir. Yani anti kanser etkisi kanserli hücrelerin ölmesine dayandırılamaz.
          Değişik kanser tipleri üzerindeki etki çok spesifiktir. Karaciğer kanseri hücreleri ve H23 prostat kanseri hücreleri bloke edilmektedir, fakat diğer tiplerin büyümesi / gelişmesi bloke edilmemektedir. Hatta bazılarında in-vitro olarak büyüme hızlanmıştır (PC3 ve Vizon), burada sitokin blokajı nedeniyle ortaya çıkan anti-enflamatuar etkisi görülmektedir.
          Bu test sonuçlarının içeriklerini / etkllerini araştırmaya devam etmek gerekir.
          Ormus’un in-vivo olarak kanserli hücreleri tekrar normal hücreler haline dönüştürdüğü, fakat in-vitro olarak bunu yapamadığı ortaya konursa, canlı organizmada petri kabında bulunmayan bir faktör olması gerekir.

          Kendisini “Kundalini ile uyanmış Amerikalı mühendis” olarak tanımlayan „Gary“ adında bir beyefendi (Tercümanın açıklaması: Amis’te milliyetçiliğin nasıl olup ta yerleştiği şaşırtıcı, Kundalini ile uyanmak burada bir koruma sağlamaz!), bu konu le ilgili teorisini aşağıda belirtildiği şekilde açıklıyor:
          "Hudson’un in-vitro kanser hücreleri ile elde ettiği olumsuz sonuçlara gelince: Kundalini enerjisinin kapsadığı prosesler nedeniyle hücre kültürleri in-vivo karşıtları gibi davranmaz. Hücre kültürleri Prana’yı alırlar, fakat Nadis ve Kundelini enerjisini almazlar. Fakat bu bahsedilenlerden sonuncusu Ormus’un dokularda kullanılmasını yönetir. Bu nedenle Ormus saf kültürlerde de hiç etkili olmaz.
          Bazı insanlar bir defa zarar gören bir DNS zincirinin (komplemanı zarar görmüş olsa bile) nasıl tekrar kendi orijinal şekline gelebileceğini kendilerine soruyorlar. Artık hiçbir sabit orijinal şablon mevcut olmasa bile Ormus (veya herhangi başka birşey) dekans hatalarının nasıl düzeltilmesi gerektiğini nasıl bilebilir?
          Her insanın kendi vücudu içinde yerleşik bulunan bilince bağlı olan “eterik bir çifti” vardır. Bu bütün maddeleri içinde barındıran ve “ruh”tan ayrı olan bir bilinçtir. DNS’nin maddi olarak zarar görmesinden bağımsız olarak, eterik matirsler bu durumdan etkilenmez. Enerjetik olarak zayıflayabilir, fakat şekli hiç bir zaman değişmez (zarar görmez). Fötus bu önceden belirleyici olan enerjetik yapının etrafında gelişir (genomic Expression). Maddi ortamda bulunan her molekülün görünmez bir karşılığı vardır. Bunu Kirlian fotoğrafçılığı ile çok güzel bir şekilde izlemek mümkündür (Fiziksel olarak mevcut olmayan sayfalar enerjetik olarak görülürler).
          Kundalini ve Ormus bozulmamış olan DNS matrislerinin her zaman mevcut olduğu 4 boyutlu astral ortamda çalışırlar. Bu görünmez yapılar, deyim yerindeyse, üst üste yerleşmiş bir halde, doğrudan doğruya fiziksel karşıt parçaların üzerinde durular; öyle ki, tamir şablonları hücresel olarak her zaman ve her yerde bulunabilir. Muhtelif DNS tamir mekanizmaları vardır. Ormes DNS-az, polimeraz, endonükleas ve diğer enzimler tarafından görünmez matrislerden fiziksel matrislere rezonans aktarımı için kullanılır.
          Buna karşılık hücre külütlerinde Kundelini enerjisinin organize edici gücü bulunmaz ve görünmez hücre şablonu mevcut olduğu halde doku ve vücut için bütün şablonun entegre edici gücü yoktur. Hücresel tamir mekanizmaları bu tür şartlar altında genel olarak boşa çalışır. Canlı laboratuar hayvanları ile yapılan deneylerde daha iyi sonuçlar elde edilmelidir."
          Özetle, Gary, fiziksel DNS’nin Ormus ve ilgili enzimler vasutasıyla tamirata yardım eden fiziksel olmayan bir şablonun mevcut olduğu düşüncesini temsil etmektedir. Bu konsepti daha yakından aydınlatalım.
          Çok sayıda tanınmış modern bilim adamı, fiziksel dünyanın menşeinin fiziksel olmayan bir bilgi kaynağından geldiğini ileri sürmektedir.
          Tanınmış fizikçi David Bohm zamanın, uzayın ve maddenin bir tür doldurulmuş bir alan olduğunu varsaymaktadır ve bu alanı “gizli düzen” olarak adlandırmaktadır Ayrıca bu oluşum prosesi kendisinin “süper gizli düzen” olarak adlandırdığı akıllı bir güç tarafından yönetilmektedir. (Anlamı: David Bohm ile Bir Haftasonu Diyalogu)
          Gizli düzen ile fiziksel gerçeklik arasındaki iletişim nasıl gerçekleşebilirdi?
          Kuantum tutarlılığı
          Kuantum fizikçileri, fiziksel olan gerçeklik ile fiziksel olmayan gerçeklik arasındaki iletişimin deyim yerindeyse, “kuantum tutarlılığı” vasıtasıyla gerçekleştiğini iddia ermektedirler. Özel şartlar altında (örneğin, supora iletkenlikte veya lazer ışınında olduğu gibi) parçacıklar halindeki havların varsayılır, yani bunlar bütün bir parçacık gibi davranırlar. Parçacıklar halindeki bu tutarlı havlar sonra kuantum özellikleri gösterirler (örneğin, yerbilmezlik gibi); burada münferit küçük parçacıkları etkileyen bir güç zaman kaybı olmadan kuantum ile birleştirilen ve birkaç ışık yılı uzalkta olması mümkün olan küçük bir parçacık üzerinde etkili olur. Bu hemen ve zaman harcamadan oluşan bir iletişimdir.


          Kısa bir süre öncesine kadar kuantum tutarlılığının sadece çok zor oluşturulan şartlar altında, örneğin, çok düşük sıcaklıklarda (suopra iletkenlik için) veya özel aynalarla (kazer olayında) oluşturuşlabileceği varsayılmaktaydı. Kısacası bir grup araştırmacı biyolojik sistemlerde kuantum tutarlılığının ortaya çıktığına işaret etti.

          Dr. Mae-Wan Ho (Biyografi: Selected Works of Dr. Mae-Wan Ho) kuantum tutarlılığı ve bilinç konusunda şunları yazıyor:
          "Kuantum tutarlılığının yaşayan bütün canlı organizmalar için temel dayanak olduğunu ve bilinçli deneyimin kaynağı, “amaç oluşturma birliğimiz”, “ben” olduğunu iddia ediyorum. Kuantum tutarlılığı algılama elementlerinin eş zamanlı olarak bağlanması ve parçalanmasıdır ve dağıtılan holografik düşünce doğasıdır ve yaşanan her anın karakteristik özelliğidir.”
          Quantum Coherence and Conscious Experience
          Fakat kuantum tutarlılığının münferit vücutlar üzerinde ayarlama yapmaya devam eden bir ağa dahil olduğuna yönelik işaretler de vardır.
          Gaia and the Evolution of Coherence (Gaia ve Ahenk Evrimi) başlıklı makalesinde kuantum tutarlılığının dünyadaki bütün türler arasındaki bütün iletişimin esasını oluşturduğunu ileri sürmektedir.
          "Ve böylece tutarlı bir zaman – mekan devamlılığının yapılandırılması ve genişlemesi, bütün hayatın ve “hayatta olmanın” özü olarak görülmektedir, ki bu olgu güneş ışığının yeşil bitkiler tarafından absorbe edilmesiyle başlamıştır. Buna göre, yaşayan sistemler ne sadece subjedir, ne de sadece izole edilmiş objedir; bilakis, her ikisi de eşitlikçi bir iletişim/anlaşma evreni içerisindedir. Neo Darwinit teorinin aksine, gelişim kuvvete değil, iletişim kurma kabiliyetine dayanır.
          Bir dereceye kadar, kendini geliştiren bireyler değil, bilakis, müştereken çalışan bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanmış olan canlı / yaşayan sistemlerdir. Hücrelerin bir organizma içerisinde değişik görevler üstlenmesi gibi, farklı popülasyonların görevi bilgileri sadece kendisi için değil, herkesin yararına toplamaktır; burada bilinç bir bütün olarak genişler ve bireysel bilinç gittikçe daha fazla fiilen kollektif olan bilincin bütünlüğü vasıtasıyla bilinçlenir. İnsan bilinci en büyük rolü doğanın kollektif bilincinin gelişiminde ve yaratıcı ifadesinde bulacaktır.

          Ayrıca makalesinde şunları iddia ediyor:
          "Bu nedenle organizmalar hem kusursuz bir işleyiş için çok önemli olan tutarlı elektromanyetik sinyallerin vericisidir ve çok büyük bir olasılıkla aynı zamanda bu sinyallerin alıcısıdır."

          Dr. Philip Callahan bir haşere gözlemcisidir (etnomolojist) ve son elli yıl içerisinde tutarlı EM iletişimi konuaunu araştırmıştır.
          Kendisi etnomolojistlik doktora unvanına sahiptir ve bu konuda yaklaşık 1.600 saat elektronik eğitimi almıştır. Bu uzmanlık alanlarının kombinasyonu sayesinde deneysel veriler ile desteklediği bazı enteresan teorileri listeleyebilmiştir.
          Bu teorilerden biri, haşerelerin antenlerinin kızıl ötesi alanda dielektrik açık rezanatörler söylemektedir. Bu teoriyi "Molecular and Biological Physics of Living Systems" kitabında (Editör: R.K. Mishra, Yayıncı: Kluwer Academic Publishers, basım yılı 1990) derinleştirmiştir. İşte kitabın giriş bölümü: (Bence konu ile sadece kenarından köşesinden ilgisi olan ve tercüme edilmeyen iki uzun paragraf var. – Bu paragraflar orijinal belgede İngilizce olarak bulunabilir.)

          Dr. Callahan’ın bazı çalışmalarından yapılan diğer alıntılar, bütün canlı / yaşayan sistenlerin içinde bulunan tutarlılık fenomenine işaret etmektedir:
          "Kendi kendini organize eden biyolojik sistemlerin içindeki tutarlı enerji bağlantısı konseptinin derinlemesine anlaşılması ile birlikte, tutarlı sinyallerin UV alanında (virüs ve membran alanı) ve görülebilen alanda ve kızılötesi alanda (hücreler, organeller ve haşarelerin antenleri) rezonans üretmek için kullanıldığını önceden söylenebilir; bu rezonanslar yine ölümcül sinyalleri nötrleştirerek kanser ve AIDS (HIV ve 0,1mm aralığında mevcut olan diğer virüsler) gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır.

          Tutarlılık ile ilişkili olan diğer bir fenomen, supra iletkenliktir. Oda sıcaklığında supra iletkenliği mümkün hale getiren malzemelere yönelik arayış, fiziğin “kutsal kadeh”lerinden biridir. Fakat supra iletkenliğin biyolojik sistemlerde sürekli mevcut olduğuna dair kuvvetli işaretler var. Gaia and the Evolution of Coherence isimli makaleisnde Dr. Ho şöyle yazdı:
          "Kısa bir süre önce teknik mutlak sıfır noktasının üzerindeki sıcaklıklarda supra iletkenliği mümkün hale getirebildi. Katı madde fizikçisi Herbert Frohlich (1968) canlı / yaşayan sistemlerdeki kollektif bir aktivite modu içerisinde kondansasyon gibi bir şeyin oluşabileceğine, bu sayede canlı / yaşayan sistemlerin oda sıcaklığında supra iletkenlere dönüşeceğine işaret eden ilk kişilerdendi. Atık ısı yerine metabolizma tarafından üretilen enerjinin kaybolarak tutarlı EM salınımları içinde kaldığını fark etti. Bunu tutarlı uyarılma olarak adlandırdı."
          Son yıllarda biyolojik sistemlerdeki supra iletkenliği ele alan bazı enteresan çalışmalar yayınlandı:
          (http://www.ortho.lsumc.edu/Faculty/M...rences4.html):
          Little: W.A. 1964. Possibility of synthesizing an organic superconductor (Organik bir süper iletkenliğin sentezlenme olasılığı). Phys. Rev. 134A:1416.
          Little, S.A. 1965. Superconductivity at room temperature (oda sıcaklığında super-iletkenlik). Sci. American 212:21.
          Ginzburg, V.L. 1964. On surface superconductivity (yüzeyler üzerinde super-iletkenlik). Phys. Lett. 13:101.
          Ginzburg, V.L. 1968. The problem of high temperature superconductivity (yüksek sıcaklıklı super-iletkenlik problemi). Contemp. Physics 9:355.
          Halpern, E.H., and Wolf, A.A. 1972. Speculations of superconductivity in biological and organic systems (super-iletkenliğin biyolojik ve organic sistemler üzerindeki spekülasyonları). Adv. Cryogenic Eng. 17:109.
          Wolf, A.A., and Halpern, E.H. 1976. Experimental high temperature organic superconductivity in the cholates: a summation of results (kolatlarda deneysel Yüksek Sıcaklıklı organik Süperiletkenlik: sonuçların toplamı). Physiol. Chem. Phys. 8:31.
          Wolf, A.A. 1976. Experimental evidence for high-temperature organic fractional superconduction of cholates (kolatların yüksek sıcaklıklı organik fraksiyonel super-iletkenliğine dair deneysel kanıtlat ). Physiol. Chem. Phys. 8:495.
          Ahmed, N.A.G., Claderwood, J.H., Frohlich, H., and Smith, C.W. 1975. Evidence for collective magnetic effects in an enzyme. Likelihood of room temperature superconductive regions (Enzimlerin kolektif manyetik etkileri için kanıt. Oda sıcaklığında Süperiletken bölgelerin olma olasılığı). Phys. Lett. 53A:129.
          Cope, F.W. 1971. Evidence from activation energies for superconductive tunneling in biological systems at physiological temperatures (Fizyolojik Sıcaklıklarda biyolojik sistemlerdeki süperiletken tünel aktivasyon enerjilerinden elde edilen kanıtlar). Physiol. Chem. Phys. 3:403.
          Cope, F.W. 1978. Discontinuous magnetic field effects (Barkhausen noise) in nucleic acids as evidence for room temperature organic superconduction (Oda sıcaklığı organik süperiletkenlik kanıtı olarak Nükleik Asitlerin süreksiz manyetik alan etkisi (Barkhausen gürültü)). Physiol. Chem. Phys. 10:233.
          Kuantum tutarlılığı olan iletişim vücutta nasıl etkili olabilirdi? Mae-Wan Ho The Rainbow and the Worm isimki kitabında şöyle yazıyor:
          "Bağ dokuda bulunan ve kendi yapılandırmış suyunu içeren kolajen sıvı kriztalize mezofaz, bütün organizmada bulunan ve hassasiyeti yüksek bir yarı iletken ortam oluşturmaktadır. Bu ağ hücre membranına uyum sağlayabilen proteinler vasıtasıyla doğrudan doğruya hücrelere bağlanır. Bu bağlanan dokular ve hücreler arası matrisler hem global bir 'gerilim bütünlüğü' sistemi (gerilim bütünlüğü olan yapılar, sürekli çekme ve lokal kompresyon kullanılması ile karakterize edilir), hem de bütün vücutta hızlı iletişim sağlamak için elektriksel bir devamlılık oluştururlar."

          Ayrıca:
          "Vücut fonksiyonlarının derhal lokal olmayan bir şekide koordine edilmesi sini sisteminin değil, sını kristaline devamlılık sayesinde ortaya çıkan 'vücut bilinci' vasıtasıyla gerçekleşir. Bu devamlılık, otomatik olarak, canlı / yaşayan sistemlerin makroskopik kuantum sistemleri için tipik olan kendi

          Ayrıca: Kuantum tutarlılığının
          "Kuantum tutarlılığının bilinçli bir algılamanın temelini oluşturduğunu iddia ettim. Bu durumda beynin birbirinden uzak olan kısımları lokal olmayan bir şekilde birbiriyle iletişim kurar ve böylece görme alanımızdaki bütün görüntü ve önemli kısmi görüntüler eş zamanlı olarak fark edilir. Hafızanın holografik bir özelliği olduğu da bir çoğunun -büyük parçaların başarısızlığını (örneğin, yaralanma sırasında cerrahi çıkarma işlemi) iyi kompanse edebilmesi sayesinde- dikkatini çekmiştir. Yani hafızanın içindekiler lokal olmayan bir şekilde ve hatta muhtemelen holografik bir hafıza ortamı oluşturan vücudun bütün sıvı kristal matrisi vasıtasıyla beynin içine dağılır.”
          Filozof ve sistem teoricisi olan Ervin Laszlo kısa bir süre önce hatıraların her tarafı saran, lokal olmayan kollektif, kuantum holografik bir hafıza alanında depolandığını ve ihtiyaç duyulması halinde bireyin beyni tarafından oradan çağırıldığını iddia etti. Bu iddia doğada herşeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve ayrılığın ilüzyona dayandığını ileri süren romantik varsayıma uygundur.
          Mikrotübüllerde (hücre yapıları) optik tutarlılık gözlemlenmiştir. Roger Penrose buradan enteresan bir teori üretimiştir; buna göre, belirsiz kuantum durumlarının dalga fonksiyonlarının MT içerisinde çökmesi ve böylece tanımlanmış olan durumların ortaya çıkması sayesinde kararlar verilebilir. Böylece algılamada paralel evrenlerin eşzamanlı olarak var olması engellenir (özgün durumun seçilmesi).
          Stuart Hameroff (bir anestezist) ile birlikte, şöyle yazdı:
          Orchestrated Objective Reduction of Quantum Coherence in Brain Microtubules: The "Orch OR" Model for Consciousness:
          Başka bir makalede (Cytoplasmic Gel States and Ordered Water: Possible Roles in Biological Quantum Coherence -http://www.consciousness.arizona.edu...ff/water2.html)
          Hameroff kuantum tutarlılığının MT içerisindeki işlevinin ışık tutarlılığı olabileceğini iddia ediyor:
          "Burada düzenli suyun bir rol oynadığı 3 iddia söz konusudur:
          · Mikrotübüllerde optik kuantum tutarlılığı (Super-Radiance)
          · Hücresel „Vizyon“ (görme kabiliyeti)
          · MT’nin çevredeki tutarsızlıktan ayrılması
          Yani biyolojik sistemlerde hem optik tutarlılık, hem de supra iletkenlik tespit edilmiştir.
          Fakat bunun ormus ve DNS tamiri ile bağlantısı nedir?
          Ormus biyolojik sistemlerin hem optik tutarlılığını, hem de supra iletkenliğini destekliyormuş gibi görünüyor. Sanıyorum, bu videoda mutfak masam üzerinde suprailetken manyetik indüksiyon sayesinde meydana gelen havalanmayı gösterbilirim:

          http://www.subtleenergies.com/ormus/...h/levitate.avi
          Dr. Callahan ile ormus hakkında detaylı bir şekilde sohbet ettim ve bu madde grubunun bütün bağlantı fenomenlerinin dayandığı asıl mekanizmayı ifade ettiğini konusunda mutabık kaldık.
          Dr. Callahan tutarlı bağlantı fenomenlerinin bitkileri çevresine bağladığını deneysel olarak kanıtladı. Burada paramanyetik toprağın bir rol oynadığını varsaymaktadır. Bu konuda kendisinin yazdığı "Paramagnetism - Rediscovering Nature's Secret Force of Growth" isimli kitap okunabilir.
          Kitabında toprağın paramanyetik özelliklerinin bitkiler tarafından asimile edildiğini ve bu sırada dimanyetik hale geldiklerini açıklıyor. Fakat bitkiler ölürse, yanarsa veya çürürlerse, kül yine paramanyetik hale gelir. Ormus’ta da buna benzer birşey gözlemliyoruz; o da manyetik bir alanda hareket ederek dimanyetik veya paramanyetik olabilmektedir.
          Bu etki prensibine istinaden, suyun diyamanyetik alanlarını konsantre hale getirmek amacıyla manyetik tuzaklar oluşturduk. Burada bu konuda yapılmış olan üç tasarım çalışması bulunmaktadır:
          Magnetic Traps
          Kevin Massman isimli Avuturalyalı bir jeolog, manyetik tuzaklar yardımıyla Ormus’u havadan özütleyebildi. Çiğin dolunayda başka zamanlara göre daha fazla ormus içerdiğini de de tespit etti (Açıklamalar yazar Kevin Massman’dan alınabilir).
          52 yaşında bir bayan, ormus kullandığı sırada yıllarca bir günlük tuttu (İngilizce olarak):
          Trap Water Diary Part 1 - First Month

          Ve şimdi bu DNS tamir mekanizması nedir?
          Cis-Platin ve ORMUS Elementleri
          Kanserli hücreler zarar görmüş olan DNS’lerdir. Cis-Platin çok sık kullanılan bir kanser kemoterapisidir. Hücrenin kendi kendini öldürmesini (apoptoz) sağlamak amacıyla, DNS’leri yeteri kadar zarar görmüş olan ve hızla çoğalan hüreleri seçerek öldürmektedir. Bazen kanserli hücreler Cis-Platin’e karşı bir tür bağışıklık geliştirirler. Bu durumda DNS zarar görmek yerine aniden tamir edilmiş gibi görünür. Başka bir deyişle, Cis-Platin her ikisini de yapabilir, yani hem zarar verebilir, hem de tamir edebilir.
          Maalesef Cis-Platin kanserli hücreleri sağlıklı şablonara uygun olarak tamir etmez, zararlı kanser şabonlarına göre tamir eder. Buna karşılık, Cis-Platin’in ormus şekli, kanserli hücreleri iyileşmiş ve sağlıklı hücrelere dönüştürüyormuş gibi görünüyor.

          İşte benim bunun nasıl olduğu hakkındaki teorim:
          Cis-Platin küçük bir „Cluster“ (Yığın) Platin Metal bağlantısıdır. Platin grubu elementlerin (PGE) metalik olmayan monoatomer veya diatomer duruma getirilmesi ve elektronların Cooper eşleştirmesi ve belli bozonik davranış biçimleri ile kendilerini göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
          Bu Cooper eşleştirmesi durumunda PGE’ler uzun süre bağlantı/bileşik oluşturamazlar, çünkü elektronları çift haline gelmiştir ve bu da diğer elektronlarını kullanılamaz hale getirir. Fakat bunlar kendi aralarında rezonans bağlantısı ile iletişim kurabilirler ve bu sayede „normal“ kimyasal proseslere de müdahale edebilirler. Örneğin, bu durumda kuvvetli katalizatörler haline geldiklerinden şüphelenilmektedir.
          Supra iletkenler arasındaki rezonans bağlantısı Meißner efekti sayesinde gerçekleşir. Ormus kullanılması halinde bu etki canlı organizmada oda sıcaklığında kanıtlanabilir. Yukarıda yer aşan limk vasıtasıyla ulaşabileceğiniz deneyler ve manyetik tuzakların yukarıda belirtilen etkileri Meißner efektine işaret etmektedir.
          Supra iletken ORMUS elementleri arasındaki rezonans bağlantısının kanserli hücrelerde bulunan sağlıklı ve hasta DNS’ler arasındaki bilgi aktarımını etkilediğini düşünüyorum. Ve bu elementler Cis-Platin’de de olduğu gibi katı madde şablonlarını (Templates) okuyarak DNS’leri tamir edebilmektedir; burada Cis-Platin’in tersine, sağlıklı şablon versiyouna hizmet ederler.

          David Bohm, Rupert Sheldrake, Mae-Wan Ho, Philip Callahan ve diğer bilim adamları gibi katı madde ile ilgili bie bilgi alanının iddia edilecek olursa, alan bilgisi Ormus (ve uygun işlevsel proteinler) vasıtasıyla fiziksel DNS bileşelerine aktarılabilir. Ayrıca bu alanın Meißner alanından çok daha fazlasını kapsadığından ve bilim tarafından şimdiye kadar ek bileşenlerin bilinmediğinden şüpheleniyoruz.
          Bu teori, şimdiye kadar tıpta moda olan ve kanserli hücrelerin öldürülmesini hedefleyen tedaviye kıyasla daha „bütünsel“ bir kanser tedavisini mümkün hale getirmektedir. Bu modelde kanserli hücreler tekrar sağlıklı, normal vücut dokusu hücrelerine dönüştürülür.
          Vücutta M-State PGE’lerin var olduğu konusunda ikna edici ipuçlarımız var. David Hudson’a göre, beyin kütlesi %5 oranında Rh ve Ir’den oluşur ve buna ek olarak ikisi de çoğu zaman örneğin, Aloe Vera (Ürün adı: Acemennen, %90 Rh + Ir i.d.Tr.) ve volkanik topraktan çıkarılan hariç gibi doğal kanser ajanlarında görülür (%0,5 oranında i.d.Tr.).
          David Hudson Ormus’u büyük bir başarıyla muhtelif kanser doktorlarının kullanımına sundu. Kanserli dokunun da iyi huylu dokuya dönüştüğü tespit edildi.
          ORMUS, DNA Repair and Health
          Fakat izole kanserli dokular ile yapılan in-vitro deneyerde sadece kanserli hücreler çok “sağlıklı” hale geldiler = daha iyi bir şekilde çoğaldılar.
          ORMUS, DNA Repair and Health
          Birinci vak’ada (hastanın orgamizmasında) yakında bulunan ve petri kabı deneylerinde kullanılan sağlıklı hücreler önceden verici olan hücrelerdi ve böylece sağlıklı DNS şablonları, öldüler
          Eterik bir DNS şablonu ile ilgili ipuçları:
          Bir dizi yeni araştırma eterik bir DNS şablonunun var olduğuna ve bu şablonun DNS tamirine iştirak ettiğine işaret etmektedir:
          http://www.webcom.com/hrtmath/IHM/Re...AResearch.html
          Kalp tarafından oluşturulan EM alanının vücut hücreleri üzerindeki etkilerinin bir özeti:
          IHM’de yapılan pilot araştırmalar tutarlı EKG’lerin kanserli hücrelerin gelişimini engellediğini ve sağlıklı hücreleri teşvik ettiğini göstermiştir. Bu sonuçlar şimdi yayına hazırlanmaktadır, halen sadece bunların özetine ulaşılabilmektedir.
          Ormus’un in-vivo ve in-vitro araştırmalarında elde edilen sonuçlar arasındak farkın sebebi, örneğin, kalp tarafından oluşturulan Bu EM ışınları olabilir. Belki vücutta bulunan, fakat Petri kabında bulunmayan bir alan da söz konusu olabilir. Dr. Vladimir Poponin’in keşfettiği „Phantom DNS Efekti“, buna işaret etmektedir:
          DNA Phantom Effect
          Poponin ve arkadaşları, DNS moleküllerini bir lazer foton korelasyon spektometresi ile inceledikleri sırada etkiyi tesadüfen keşfettiler. DNS lazer ışınının içindeyken ve DNS lazer ışınından çıktıktan sonra da yeniden üretilebilen belirli foton örnekleri buldular ve şaşırdılar. Buna „DNA fantom etkisi“ adını verdiler ve bu etki DNS çıkarıldıktan sonra da aylarca kaldı. Böylece DNS’nn EM emerjisi ile kuantum fiziği tarafından öne sürülen sıfır enerjisi vakum strüktürü arasında bir bağlantı olduğunu keşfettiklerini fark ettiler.
          Özet:
          Vücuttaki suyun M-State ve ORMUS elementleri tarafından düzenli bir hale getirildiğini varsayıyorum. Hücreler arası mikrotübüllerin (MT) içerisinde “tübülün”, hücre dışında ise vücudun sıvı kristali iletişim matrisini oluşturulmaktadır. Meißner efekti ve diğer eterik tutarlılık efektleri M-State PGE konsantrasyounun artması halinde teşvik edilir ve hatasız ana DNS matrisi hücre içerisindeki DNS mekanizması için daha kolay ulaşılabilir bir hale gelir.
          (1) http://bioweb.wku.edu/courses/Biol588/Bishopl.html - Cisplatin and DNA repair in cancer chemotherapy

          (2) Health Effects of the M-state Elements lecture - David Hudson's Portland, Oregon lecture

          (3) Health Effects of the M-state Elements 12HYPERLINK "http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm"&HYPERLINK "http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm"13 - David Hudson's newsletters 12 & 13

          Tercümanın ve ormus dostu Sam’in açıklaması:
          Barry Carter’in bu makalesinde Ormus alındıktan sonra Psi kabiliyetlerinde ve genel meditasyon derinliğinde sık sık görülen artışlar ele alınmamıştır. Fakat bence şimdiki DNS aktifleştirme seviyemiz ile ileri sürülen daha optimum aktivasyon arasında da açıklanan bütün „Siddhis“lere ve bilincin artmasına vs yol açan bir bağlantı oluşturulabilir. Ormus hem fiziksel olarak sağlıklı, hem de “normal olarak aktifleştirilen” insanlarda aynı işlevi görürdü, optimum “tanrısal” eterik DNS matriksi yavaş yavaş fiziksel karşılığı olan maddede görülebilirdi; sonra yavaş yavaş kova dönemindeki “yeni insan” oluşurdu. Fakat ben sadece Ormus alınması konusunun aydınlatılmadığını, fakat doğru diyetin prosesi kolaylaştıracağını ve muhtemelen hızlandıracağını düşünüyorum, ki bu düşünce Ormus ile ilgili Yahoo forumlarında yer alan ifadeler ile desteklenmektedir.

          Yorum yap


          • #6
            Ayşegül Ozan Nickli öğeden Alıntı
            Monoatomik Elementi üretmenize çok çoksevindim, çünkü benim iç dünyamı aydınlatınız, size minnettarım. Siz nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum, saygılarımı sunarım. Artık kendimi güçsüz ve kormumsız hissetmiyorum, fakat az da olsa yine arada bir sinirsel nöbetler geliyorsada artık o kadar büyük rahatsızlık vermeden çok kolay atlatıyorum.
            Ayşegül hanım sizin 6 hafta gibi kısa bir sürede iyileşmiş olmanıza sevindim, fakat sizin en az 4 ay kadar ORMUS GOLDU kullanmanız gerekir

            Yorum yap


            • #7
              Mahmut Badem Nickli öğeden Alıntı
              Bundan 2 ay önce bende Ormus Gold aldım ve kullanıyorum. Yaşadıklarımı saysam çok çok intteresan, vücudum da ki kırgınlık yok oldu, şimdi kendimi çok çok güçlü hissediyorum. Metabolizmam güçlendi, eskiden yedklerimi diri diri çıkarıyordum, şimdi sindirim sistemim düzeldi, ben ormus'un sadece beyine etkili olduğunu düşünüyordum, fakat sindirim sistemimde ki değişimler harika bir şey bu ormus. Bende duygu durmum bozukluğu ortadan kalktı şimdi hepten neşeli bir insan oldum. Böyle sadece bir Ormus ile birçok problemin yok olabileceği hiç aklıma gelmezdi. İbrahim bey size çok çok teşekkürler ederim
              Mahmut bir çok rahatsızlığı Ormus ile atlatmış olmanıza çok sevindim

              Yorum yap


              • #8

                Yorum yap


                • #9
                  Gülay Güner 35 Nickli öğeden Alıntı
                  İbrahim bey öncelikle siz çok çok teşekkürler böylesine harika bir ürün üretiğiniz için size minnettarım. Siz ormus çok etkili fazla almayın diye uyardığınız için doğru önce günde 3 defa 1-2damla aldım ve bu kadar etkili olabileceğine doğru hiç inanmamıştır. Şimdi çok şükür antidepresan kullanmaktan kurtuldum. Ormusun etkisini hemen kendi üzerimde gördüm, neşeli güler yüzlü bir insan oldum. Bu durumu ailm ve iş arakadaşlarımda fark ettiler ve bana ilaç mı alıyorsun kimyasal ilaç alma yan etkileri çokmuş diye nesihatta bulunmaya başladılar. Ormus kullanıyorum diyince ne olduğunu anlamadılar onlar sizi analtım. Şimdi arakadaşlarım, eşim ve çocuklarda ormus kullanmak istiyorlar artık sizin gönüllü bayiniz olduk.
                  Günay Hanım piskolojinizin düzelmesi anti depresanlardan kurtulmanıza çok sevindim

                  Yorum yap


                  • #10
                    Cafer Aslan.40 Nickli öğeden Alıntı
                    Merhaba Sizden birkaç hafta önce monoatomik altın Ormus aldım, ilk dozda hemen etkisini gördüm. Ben bir Aktar olarak yıllardır bu işler ile uğraşıyorum, ama böylesi harika bir ürün görmedim. Hocam Süpersiniz elinize sağlık kullanır kullanmaz etkisini görmek güzel artık ben mutlu, umutlu ve neşeli bir insanım. Şaka yaptığımı görenler, şaşırıyor, açıkça ben yıllar sonra kendime geldim üzerimde ki ağırlıkları attım ve çok çok rahatladım
                    Cafer bey çok kısa sürede psikolojinizin dü

                    Yorum yap


                    • #11
                      Sevgi Özgül Nickli öğeden Alıntı
                      Sevgili İbrahim hocam, ben şimdi Ormus Gold’un en sadık müşterisi oldum. Ben kullandım benim pskolojik problemlerim yok oldu artık ne stres, nede depresyon kaldı. Bunun üzerine erkek arkadaşım antidepresan mı alıyorsun ne yapıyorsun ne oldu sana birden bire neşeli bir insan oldun dedi. Ben ona hayır Ormus kullanıyorum deyince şaşırdı kaldı Ormus da neymiş dedi ve ben ona anlatım ve o da ikna oldu şimdi o da kullanıyor ve artık her şeyi dert tasa etmiyor. Hocam yok böyle bir şey hayata siz mükemmel bir insansınız sizin hayranım ve minnettarım saygılar ve sevgiler ile ve mutlu güzel günler sizn olsun, Allah ne muradınız varsa kabul etsin inş.
                      Sevgi hanım sizin ve arkadaşınızın tekrar neşe ve mutluluk dolu yeni bir hayata başkadığınız sevindim, siz nice mutlu yıllar dilerim

                      Yorum yap


                      • #12
                        Gizem Kale1985 Nickli öğeden Alıntı
                        Babam için Ormus sparişi verdik, babam ormusu kullanmaya başladıktan kardeşim ve benimle daha çok ilgilenmeye ve sarılmaya başladı üzerinde ki donukluk kalktı. Babamın elinden Ormusu almaya çalışınca babamın bayağı güçlendiğini gördüm. Hocam size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum, size ailece minnettarız sağolun.
                        Gizem hanım babanızın hem ruhsal hemde fiziksel olarak daha sağlıklı bir duruma gelmesine sevindim.

                        Yorum yap


                        • #13
                          BEYİN SANİYEDE VÜCUTTA Kİ HÜCRE VE DOKULAR 3.000.000 nörotransmitter gönderir. Kimyasal ilaçlar. Yanlış beslenme, çevre kirliliği vs durumlar nedeniyle kirlenen beyin sinir sitemi nörotransmitter (MESAJ) göndermekte zorlanır ve bur zorlanma migren, baş ağrısı, depresyon, ankisiyete vs gibi problemleri tetikler. ORMUS GOLD Hücre çekirdeği içinde ki DNA'yı hızlandırır, yeniler ve onarır. Böylece Beyin değil 3 milyon 10 milyonda mesaj gönderse problem olmaz. Anlatabildim mi?

                          Beyinde ki sinir hücrelerini ve aralarında ki bağ dokusunu temizler, Hücreleri ve DNA'yı yeniler, güçlendirir. Bizim fabrikanın elektrik girişi 20 kw, fakat biz yanlışlık la 30 kw lik bir makinayı çalıştırmak istedik fabrikanın tamamını az kalsın yakacaktı. Beyin'de saniyede 3 milyon nörotransmitter gönderir, kişi kimyasal ilaç kullanmışsa, yanlış beslenmişse çok stresli yaşıyor ise beyin bu nörotrasmitteleri (mesaj) göndermekte zorlanır ve kişide migren, baş ağrısı, depresyon ankisiyete, panik atak gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. İşte kişi ORMUS GOLD kullanır ise beyin saniyede 3 milyon değil 10 milyon nörotransmitter de gönderse zorlanmaz. Neden bilgisayarın cipsleri ve diğer hassas bağları altın kablosundan olur, çünkü altın bakırdan 1500 kat iletkendir. İnsan Beyni bütün Dünyada ki internet şebekelerinden daha yoğun bir sinir ağına sahiptir. Biz bu ağda ki arızaları ortadan kaldırıyoruz ve bakır yerine altın döşüyoruz, kişi ne kadar uzun süre ORMUS GOLD'u kullanır ise o kadar, faydasını görür.

                          ABD, Almanya, İngiltere, Rusya ve İsrail'de üretilen ORMUS GOLD türlerinden en kalitelisini biz üretik, çünkü bu Ülkelerde üretilen Ormus Gold sadece altın ve magnesyum içermesi nedeniyle etkisi sınırlıdır. Bizim üretiğimiz ORMUS GOLD başta altın, çinko, selenyum ve 85 elemen içerir. Diğer ülklerde üretilen ormus sadece ve sadece alğılama kabiliyetini artırır, Oysa bizim üretiğimiz Ormus DNA'yı yeniler, hücreelri yeniler, damar, sinir, eklem ve sücre arasındaki kireçleri yok eder. Yüzlerce enzimin sağlıklı çalışması sağlar, cinsel performanı artır. Sinir kireçlenmesi; Unutkanlık, alheimer, parkinson, ankisiyete bozukluğu vb., ruhsal ve piskolojik hastalıkları tetikler. Damar kireçlenmesi; Beyin kanaması, kalp krizi, tansiyon, migren, baş ağrısı vb., kalp-damar rahatsızlıklarını tetikler. Enzim yetersizliği metabolizmanın yavaşlaması, ödem ve bağışıklık sisteminin çökmesine sebep olur. Çinko yetersizliği cinsel yetersizlik ve bağışıklık sistemi zafiyetine sebep olur.

                          Ormus'un Magnesium ile hazırlanışı farklı, Çinko ile haırlanışı farklı, Gümüş ile hazırlanışı farklı ve Altın'dan ormus üretmek farklıdır. Yani her elementen Ormus üretilmez ve Ormus üretilen elmentlerinde üretik teknikleri farklı farklıdır. Bu nedenle biz Dünyada bir ilki başardık Gökçek Şifa olarak hamdolsun.

                          Ormus, Orbitally Rearranged Monoatomic Elements; Yörüngesel Tekrar Sıralanmış Monoatomik Elementler
                          ORMUS
                          Eski Mısır'dan beri, simyacılar Felsefe Taşı veya Hayat İksiri denen şey üretmek için gizlice çalıştı. David Hudson ve diğer araştırmacıların bulduk elementlerin Felsefe Taşı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. ORMUS adlandırılabilir, monoatomik altın, beyaz altın, beyaz toz altın, ORMUS, m-devlet, Au, mikro kümeler ve kudret helvası diye de adlandırılabilir.. Ormus Formun Altımadde ile ruh arasında bir üründür.

                          ORMUS nedir?
                          Ormus bir mineral veya minerallerden oluşan bir ürün ve David Wolfe ve ekibi tarafından on yılı aşkın araştırma sonucu bulunmuştur. Ormus araştırmaları çok eski zamandan beri Ormus olarak bilinen haline gelmiştir monoatomik elementler denir ve benzersiz mineraller David Hudson yılllar süren araştırmalar sonucu bulunmuş ve uygulanmaya başlanmıştır..
                          Ormus elementleri tüm yaşam için içsel gibi görünen mineraller ve büyük olasılıkla doğrudan bilinç ve yaşam gücü enerjisi ile ilişkili. Çünkü geleneksel bilimsel mineral analizi teknikleri kullanılarak onların tanıtılması, Ormus mineraller karbon, altın, gümüş, bor, platin, rodyum, magnesyum, silisyum, demir, ve / veya kalsiyum (yanı çok sayıda diğer mineraller) olabilir,
                          Ormus veya m-devlet elementler, farklı bir atom halindeki değerli metal unsurlar olduğu düşünülmektedir. Bu unsurların belli bu durum tarih boyunca bilinmektedir. Ormus yapmak için prosedürlerin birçok antik simya metinlerinde adapte edilmiştir.
                          Barry Carter: "Ormusun Ruhun özelliklere sahip olduğu görülmektedir maddenin yeni bir form olduğunu düşünüyorum. Bu ormus fiziksel gerçeklik ve ruhsal gerçeklik arasında bir geçiş gibi görünüyor. Ormus ruh ve madde arasında bir iletişim aracı olarak kullanılabilir. Öyle, harfi harfine, yeni bir form değerli metal elementler, maddenin yeni bir devlet, yeni bir güç
                          Ormus elementleri açıkça ruhsal ve fiziksel alemlerine bağlamak. Fizikçiler ve biyologlar anlık iletişim bu fenomeni diyoruz "kuantum tutarlılık." Her şey tutarlıdır
                          Ormus almanın avantajları var mı?
                          · Artan ruhsal bilinç ve psişik fenomen *
                          · Bünyesinde Kundalini (yaşamsal güç) aktifleştirme
                          · Işık "ka" vücudunuzu harekete
                          · Under Hızlandırılmış tezahürüdür
                          · Ruhsal gelişimine yardımcı
                          · Nörotransmiter üretimini ARTIRIR
                          · Rüya'da berraklığı artırır
                          · Hayatta hızlı uyumlu sağlama
                          · Net zihinsel odaklanma
                          · Artan metabolizma hızı ve hücre gençleştirmesi
                          · DNA uyanış, yenilemsi, tamiri & şifa
                          Işık Keys Ormus niyet ve yüksek frekans ile alchemicaly yapılmıştır. Biz hiçbir UV ışınları molekülleri etkisi olabilir Colbalt Mavi cam kaplarda Ormus tutmak. Bizim nihai ürün saf konsantre seviyesine kadar rafine edilir, çünkü etrafta sadece küçük gruplar vardır 20 bir veya iki kez bir yıl yapılır şişeleranlam malzemeleri sınırlıdır.


                          Ormus ile yapılan bir çok arşrıma sonucunda tarımda sebze, meyve ve tahılın kalitasini çok çok artırdığı, bakteri virüs ve mantarlar karşı daha dirençli yaptığı, meyvelerin daha büyük olduğu tesbitedilmiştir. Ormus AB Ülkleri ve AB'de de çok çok yaygın olarak kullanılmakta ve kullanan insanların hayat enerjisinin, yaşam kalitesinin artığı ve
                          hastalıkları çok kısa sürede atlatıkları tesbitedilmiştir. Ormus kullananların kanlarında ki akyuvarların yuvarlak bir şekil aldığı kanda ki yapışıklıkları ölediği, bunun aynı akapunktur ve masaj gibi tedavi metorlarında olduğu gibi olduğu gözlenmiştir. Dr. Konstantin Korotkov EEG - ile yaptığı çalışmalar sonucu sağ ve sol beyin lopları arasında bir ahenk oluştuğunu Kirlian-Fotograf Teknolıjisi ile tesbitetmiştir.

                          Laurence Gardner Dr. Korotkov tarafından geliştirilen GDV- APARATI ile kendi üzerinde yaptığı Ormus denemelerine de; ORMUS aldığında sanki Enerjisinin bir level yükseldiğini mutlu ve huzur bulduğunu bildirmektedir.

                          ORMUS'UN- Tarım'da Önemi ;
                          Dr. Maynard Murray %90'ı kanserli fareler üzerinde yaptığı araştırmada denizsuyu ile sulanan tahıllardar ile beslene farelerin 1. generesyonda kanser vakarını % 50 oranında azaldığını ve 2. gererasyonda kanser vakarını % 2 lere kadar düştüğü tesbit edilmiştir. Fakat uzun süre deniz suyu ile sulanan tarlalar tuzlanınca verim düşer. Bu nedenle en hiçbir yan etkisi olmayan ve sayısız faydası olan ORMUS kullanılmalıdır.

                          Dr. Maynard Murray CEVİZ ağacını ORMUS ile sulamış ve Ceviz ağacının 6 kat daha fazla ceviz verdiği ve cevizlerin mandalina büyüklüğünde olduğunu görmüştür. ERİK ağacını Ormus ile sulamış eriklerin 2 kat daha büyük olduğunu ve 5 kat daha fazla meyve verdiğini görmüştür. Dr. Maynard Murray MISIRI Ormus ile suladığında, MISIRIN ucunu görmek için merdivene tırmanmak zorunda kalmış, çünkü MISIR'ın boyu 3,5 metreyi bulmuştur. PORTAKAL ile yaptığı deneylerde ise Portakalıların Kavun kadar büyük olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan HAVUÇLARIN 450 g ağırlığa kadar ulaştıkları tesbitedilmiştir. ORMUS ile sulana PATATESLERİN diğer patatelereden %100 daha büyük ve çok olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan sebze, meyve ve diğer gıdların daha verimli, daha kaliteli, daha lezzetli ve haşerelere karşı daha dayanaklı oldukları görülmüştür. ORMUS'un etkilerini böyle büyük olması nedeniyle sebze, meyve ve tahılda gübre kullanımında azalma olacağı ve ORMUSUN bütün tarımı %100 değiştireceği görülmektedir. Dr. Maynard Murray ORMUSUUN bitki kökünde ki mantarların faliyetlerini artırdığı ve böylecek mikorizol yani bitkikökü mantar ortak yaşamı sonucu böyle büyük değişimler olduğunu iddaa etmektedir.
                          Kullanıcı Yorumları;
                          "Işık Ormus Taşları", Ormus garip isim, ilginç özellikleri. Bunun bizim sınırlı kullanımından, o derin odak ve bağlantıyı teşvik etmek için kullanıldığı görünüyor. Eşim ve benim manevi yolculuğumuz yardımcı olmuştur ve o evrenin tüm bizim bütüncül yaşamımızı güçlendirmektedir. Ben de çalışan durumlarda "ORMUS" denedim. Bu süre zarfında, Benim görevlerin ve bunların çözümlerine odaklanmam mümkün olduğunu gördüm.
                          Sorgulamadan, "Işık ORMUS Anahtarları" ömrü boyunca kişinin yolculuğunu yardımcı olacak bir ekidir. Işık ORMUS ve Keys "hakkında benim en sevdiğim şeylerden biri, herhangi bir enerji bazlı bir madde gibi, kendi enerji ile aşılanmış olabilir, Uygun gördüğünüz gibi ve evrensel bağlantı teşvik edebilir. "
                          Nick Freedmon, BT Danışmanı, Melbourne Avustralya
                          Das Geheimnis und die Magie der ORMUS-Elemente ââââ‚šââ‚Åââ ¡¬Å“ NEXUS Magazin

                          Das Geheimnis und die Magie der ORMUS-Elemente
                          Eine Konzentration aus speziellen, reichlich im Meerwasser vorkommenden Elementen besitzt das vielversprechende Potential, die Bodenqualität zu verbessern, die Ernteerträge zu steigern, die Gesundheit der Menschen und Tiere zu fördern und selbst der Klimaveränderung entgegenzuwirken.Seitdem haben sich einige unabhängige Produzenten etabliert, die ORMUS Konzentrate produzieren und verkaufen. Als Quellen für die Produktion dienen hierbei Meerwasser, Wasser aus tiefen Quellen, Salze aus Mineralvorkommen und einige medizinische Pflanzen wie Aloe Vera. Es gibt mittlerweile wahrscheinlich einige Tausend Menschen, die diese Produkte verwenden. Obwohl die meisten wohl nicht an schweren Krankheiten leiden, zeigten sich dennoch viele Verbesserungen in der Gesundheit sowie der Lebensenergie. Auch wurden Verhaltensänderungen beobachtet, die von den Anwendern oft als geistiges Erwachen interpretiert werden. Einige Berichte in den Foren bezeugen auch die Heilung ernsthafter Erkrankungen mit Hilfe von ORMUS Präparaten, wie beispielsweise Krebs. Solche Daten müssen jedoch als anekdotisch betrachtet werden, da es bislang keine klinischen Versuche oder vollständigen tabellarischen Auswertungen der Ergebnisse gibt. Und man muss natürlich besonders vorsichtig sein, nicht in den Ruf zu kommen, hier medizinische Versprechungen für Präparate zu proklamieren, für die es bislang noch keine präzisen Analysen gibt.

                          Lässt man die medizinischen Kriterien außen vor, kann man immerhin aber die sofortige Wirksamkeit von ORMUS mit Hilfe einiger Verfahren zeigen, die oft zur Messung der Effektivität medizinischer Energietherapien verwendet werden, Ein Verfahren ist etwa die Dunkelfeld-Mikroskopie. Ähnlich wie bei anderen Behandlungen, etwa bei Akupunktur oder Massage, kann nach der Einnahme von ORMUS gezeigt werden, dass die roten Blutkörperchen der Probanden einige Stunden danach runder werden, sich besser verteilen und dass der Anteil von Ablagerungen im Blutserum sich verringerte. Es gibt außerdem Berichte von EEG-Studien, in denen ein verbessertes Gleichgewicht zwischen der linken und rechten Gehirnhemisphäre sichtbar wurde.Ein weiteres, viel versprechendes Verfahren ist die Bioelektrographie. Es handelt sich hierbei eher um eine allgemeine Bezeichnung für die Technik der Kirlian-Photografie sowie sich daran anschließende Entwicklungen. Dr. Konstantin Korotkov behandelte das Verfahren ausführlich und entwickelte daraus eine quantitative Wissenschaft.

                          An dieser Stelle möchte ich meine eigene Erfahrung berichten. Ich hatte seit einem Jahr ein bestimmtes ORMUS-Präparat eingenommen und hatte ein erhöhtes Level an Energie sowie ein besseres Wohlbefinden an mir festgestellt. Ich führte daraufhin einen Test mit Hilfe des von Dr. Korotkov entwickelten GDV-Geräts zur visuellen Ermittlung des Gasausstoßes durch. Zunächst setzte ich das ORMUS Präparat für zwei Wochen ab, um daraufhin eine erste Kontrollmessung mit dem GDV Gerät durchzuführen. Kurz darauf nahm ich eine sehr hohe Dosis (sechs Mal höher, als empfohlen) und führte anschließend weitere regelmäßige Messungen durch. Abbildung 1 [hier nicht gezeigt; Hrsg.] zeigt den zeitlichen Reaktionsverlauf, bei dem sich die Kurve nach rund vier Stunden auf einen Wert erhöhte, der 1.5 fach über dem Normalwert lag, um sich dann langsam über die nächsten 12 Stunden wieder zu verringern. Aufgrund von Dr. Korotkovs umfangreicher Arbeit mit dem GDV-Apparat wird ersichtlich, dass neben anderen Parametern, die untersucht werden können, vor allem diese Kurve ein wichtiger Indikator für die allgemeine Gesundheit des Menschen ist.

                          Leser, die ORMUS-Produkte selbst herstellen möchten, können die Beschreibungen zu einigen Methoden auf Barry Carters Internetseite finden. Die einfachste Methode ist, den PH Wert einer Meersalzlösung auf 10.6 bis 10.78 zu erhöhen. Das daraus resultierende Aufällungsprodukt, das vor allem aus Magnesium und Kalziumhydroxiden besteht, trägt die ORMUS Elemente in sich. Jetzt muss man nur noch den Großteil des Salzes herauswaschen.

                          ORMUS-Resultate in der Landwirtschaft
                          Da es schwierig ist, wissenschaftliche Daten über die Auswirkungen von ORMUS auf die menschliche Gesundheit zu gewinnen, muss der Schwerpunkt der Forschung auf Pflanzen gelegt werden. Diese Ergebnisse sind unstrittig und in der Tat phänomenal. Man kann sie auf mehreren Internetseiten einsehen. Das am meisten verwendete Präparat, ist gleichzeitig die einfachste und preiswerteste Variante, nämlich ein Konzentrat aus Meerwasser. Das Phänomen ist nicht neu. Bereits vor der Entdeckung von ORMUS wurden in der Landwirtschaft Produkte aus dem Meer, insbesondere Algen, in der Landwirtschaft verwendet. Einige Bauern berichteten von guten Ergebnissen, nachdem sie ungefiltertes Meerwasser auf ihren Ländereien verwendeten.
                          Dr. Maynard Murray sammelte eine große Menge an Daten zur Gesundheit von Tieren, die mit Getreide gefüttert wurden. welches von Böden stammte, die mit Meerwasser behandelt worden waren. Ein Experiment wurde mit einer speziellen Gruppe von Mäusen durchgeführt, die mit 90 prozentiger Wahrscheinlichkeit spontan an Brustkrebs erkranken. Von den Mäusen, die mit diesem Getreide der Meerwasser-Böden gefüttert wurden, entwickelten jedoch nur 50 Prozent den Krebs, und in der Nachfolgegeneration verringerte sich diese Zahl sogar auf 2 Prozent. Natürlich muss berücksichtigt werden, dass ein mit Meerwasser behandelter Boden nach einiger Zeit eine zu hohe Salzkonzentration aufweisen wird und sich daher die Ernteerträge verringern werden. Durch die Methode zur Anreicherung von ORMUS hingegen, steigt das Verhältnis von ORMUS zu Salz um rund das 80-fache. Wir verweisen hierbei auf Dr. Murrays Kommentar, dass Bevölkerungsgruppen mit weniger bösartigen Tumoren besonders in solchen Gebieten angesiedelt sind, in denen die Wasserwege kaum mit den Meeren verbunden sind, so dass die aus den Bergen herausgespülten, lebenswichtigen Elemente nicht weggeschwemmt, sondern vor Ort wiederverwertet werden können.

                          Zur Behandlung von Land wird sehr wenig von dieser Lösung benötigt. Abhängig vom Anbau werden rund acht bis vierzig Liter pro Hektar gebraucht. Die Ergebnisse, die mit der Behandlung von ORMUS erzielt werden, übertreffen bei weitem die der einfachen Meerwasserbehandlung. Ohne fotografischen Beweis sind sie schwer zu glauben. So wuchs ein über einen längeren Zeitraum mit ORMUS behandelter Wallnussbaum rund doppelt so hoch wie die zum Vergleich gepflanzten Bäume und er produziert dabei sechs Mal mehr Nüsse, von denen wiederum jede mit der Größe einer Mandarine vergleichbar waren! Ein Pflaumenbaum produzierte im ersten Jahr seiner Behandlung mit ORMUS rund das doppelte Gewicht an Pflaumen wie ein zum Vergleich angepflanzter Baums. Im zweiten Jahr der Behandlung verfünffachte sich dieser Ertrag. Ein Bild zeigt Maispflanzen, die so hoch gewachsen sind, dass der Besitzer auf eine Leiter steigen muss, um die Spitze zu erreichen. Die Pflanzen waren auf eine Größe von rund dreieinhalb Metern angewachsen. Orangen wuchsen zur Größe von Honigmelonen heran! Es gibt viele weitere Beispiele zu diesem Phänomen. Außerdem gibt es übereinstimmende Berichte, die darauf verweisen, dass mit ORMUS behandelte Pflanzen nicht nur ertragreicher sind, sondern sich auch schneller entwickeln, weniger Dünger brauchen und resistenter gegen Schädlinge sind. Ausserdem schmecken sie besser!
                          Ich habe meine eigenen Erfahrungen mit Kartoffeln gemacht. Ich pflanzte vier Reihen mit jeweils zwei unterschiedlichen Arten an und behandelte dann zwei Reihen jeweils mit der ORMUS-Lösung und zwei mit normalem Wasser. Bei der Ernte hatten die mit ORMUS behandelten Kartoffeln ein Gesamtgewicht von rund 26 Kilo, während die nur mit Wasser behandelte Kontrollgruppe Kartoffeln ein Gesamtgewicht von nur 14 Kilo aufwiesen. Außerdem wogen einige meiner mit ORMUS behandelten Karotten hier verfüge ich jedoch über keine Kontrolldaten ein Gewicht von rund 450 Gramm.
                          Es gab bislang viele übereinstimmende Forschungsergebnisse, die zeigen, dass sich die Ernte im zweiten und den folgenden Jahren nach der Behandlung mit ORMUS noch erhöht. Dies kann höchstwahrscheinlich mit dem Einfluss von ORMUS auf den Aufbau von in der Erde vorkommenden Mycorrhizaen in Zusammenhang gebracht werden, den pilzartigen Symbionten, die wichtig für das Wachstum von Pflanzen sind. Es muss daher in der Zukunft noch mehr auf die Bedeutung dieser Pilze eingegangen werden. Ihr Vorkommen wird durch den übermäßigen Gebrauch von chemischen Düngern und Unkrautbekämpfungsmittel ernsthaft verringert.
                          Natürlich gibt es keinen Beweis, dass diese Ergebnisse so beeindruckend sie auch sind, auf die Verwendung von ORMUS zurückzuführen sind. So könnte man argumentieren, dass die Ergebnisse durch konventionelle Mineralien beeinflusst wurden, die man dem Boden durch die Behandlung zuführte. Dies, wie auch vieles des vorher angeführten, erfordert daher weitere wissenschaftliche Studien.
                          Weitere Anwendungsmöglichkeiten von ORMUS Elementen
                          Letztendlich sollte man jedoch nicht erst auf weitere Studien warten bevor man die bereits gemachten Forschungserkenntnisse in der Realität anwendet. Die Weltbevölkerung wächst unaufhaltsam und gleichzeitig wird kulturfähiges Ackerland knapp, weil bereits fast alles bebaut ist. Sollte es möglich sein, die Ernte mit Hilfe dieser preiswerten Lösung zu verdoppeln, dann könnte die drohende Hungersnot durch Ernteüberfluss abgewendet werden. Und selbst ohne die direkte Einnahme von ORMUS könnte die Gesundheit der Menschen verbessert werden. Da außerdem Meerwasser nicht patentiert werden kann, würde keine Gefahr bestehen, dass multinationale Firmen den Markt eindämmen und das Produkt zu solch überhöhten Preisen verkaufen, dass es sich Bauern aus der dritten Welt nicht leisten können.
                          Wie kam es überhaupt dazu, dass Pflanzen, Tiere und Menschen an einem chronischen Mangel dieser Elemente leiden? Da sie eine hohe Konzentration im Meerwasser aufweisen, ist anzunehmen, dass diese Elemente größtenteils im Laufe der Erdentwicklung in die Meere fortgeschwemmt wurden. Dies könnte teilweise das Vordringen der Wüste in so vielen Gebieten erklären. Und der Rückgang des Pflanzenwachstums könnte wiederum zur Erhöhung des Kohlendioxids in der Luft und der dadurch fortschreitenden globale Erwärmung beigetragen haben. Die Behandlung von großen Landstrichen könnte demnach große Vorteile im Kampf gegen die Erderwärmung bringen. So könnte man beispielsweise große Flächen, besonders Wälder, mit Hilfe von Flugzeugen besprühen. Auch wäre es möglich, auf kleineren Feldern größere Mengen an Pflanzen zu kultivieren, die zur Produktion von Biokraftstoffen verwendet werden können, um am Ende den Verbrauch fossiler Brennstoffe zu ersetzen.
                          Die Zeit ist knapp. Wenn wir die schlimmsten Umweltkatastrophen abwenden wollen, müssen unterschiedlichste Maßnahmen ergriffen werden. Einen wichtigen Beitrag könnte dabei die Behandlung von Äckern mit Meerwasser-Produkten leisten. Wir müssen beginnen, dies in die Tat umzusetzen. Deshalb möchte ich an alle, die diesen Beitrag lesen, appellieren, die Information über die Bedeutung von ORMUS nach Kräften weiterzuverbreiten.
                          Anmerkung der deutschen Redaktion:
                          Das australische Nexus-Magazin hatte in früheren Ausgaben bereits mehrere andere Artikel über dieses Thema veröffentlicht, die wir teilweise für unsere Leser auf deutsch übersetzt haben. Es handelt sich dabei um einen zweiteiligen Artikel von David Hudson (White Powder Gold: Die Geschichte seiner Entdeckung) und einen dreiteiligen Beitrag von Laurence Gardner (Sternenfeuer das Gold der Götter).
                          Seitdem haben sich einige unabhängige Produzenten etabliert, die ORMUS Konzentrate produzieren und verkaufen. Als Quellen für die Produktion dienen hierbei Meerwasser, Wasser aus tiefen Quellen, Salze aus Mineralvorkommen und einige medizinische Pflanzen wie Aloe Vera. Es gibt mittlerweile wahrscheinlich einige Tausend Menschen, die diese Produkte verwenden. Obwohl die meisten wohl nicht an schweren Krankheiten leiden, zeigten sich dennoch viele Verbesserungen in der Gesundheit sowie der Lebensenergie. Auch wurden Verhaltensänderungen beobachtet, die von den Anwendern oft als geistiges Erwachen interpretiert werden. Einige Berichte in den Foren bezeugen auch die Heilung ernsthafter Erkrankungen mit Hilfe von ORMUS Präparaten, wie beispielsweise Krebs. Solche Daten müssen jedoch als anekdotisch betrachtet werden, da es bislang keine klinischen Versuche oder vollständigen tabellarischen Auswertungen der Ergebnisse gibt. Und man muss natürlich besonders vorsichtig sein, nicht in den Ruf zu kommen, hier medizinische Versprechungen für Präparate zu proklamieren, für die es bislang noch keine präzisen Analysen gibt.
                          Lässt man die medizinischen Kriterien außen vor, kann man immerhin aber die sofortige Wirksamkeit von ORMUS mit Hilfe einiger Verfahren zeigen, die oft zur Messung der Effektivität medizinischer Energietherapien verwendet werden, Ein Verfahren ist etwa die Dunkelfeld-Mikroskopie. Ähnlich wie bei anderen Behandlungen, etwa bei Akupunktur oder Massage, kann nach der Einnahme von ORMUS gezeigt werden, dass die roten Blutkörperchen der Probanden einige Stunden danach runder werden, sich besser verteilen und dass der Anteil von Ablagerungen im Blutserum sich verringerte. Es gibt außerdem Berichte von EEG-Studien, in denen ein verbessertes Gleichgewicht zwischen der linken und rechten Gehirnhemisphäre sichtbar wurde.
                          Ein weiteres, viel versprechendes Verfahren ist die Bioelektrographie. Es handelt sich hierbei eher um eine allgemeine Bezeichnung für die Technik der Kirlian-Photografie sowie sich daran anschließende Entwicklungen. Dr. Konstantin Korotkov behandelte das Verfahren ausführlich und entwickelte daraus eine quantitative Wissenschaft.
                          An dieser Stelle möchte ich meine eigene Erfahrung berichten. Ich hatte seit einem Jahr ein bestimmtes ORMUS-Präparat eingenommen und hatte ein erhöhtes Level an Energie sowie ein besseres Wohlbefinden an mir festgestellt. Ich führte daraufhin einen Test mit Hilfe des von Dr. Korotkov entwickelten GDV-Geräts zur visuellen Ermittlung des Gasausstoßes durch. Zunächst setzte ich das ORMUS Präparat für zwei Wochen ab, um daraufhin eine erste Kontrollmessung mit dem GDV Gerät durchzuführen. Kurz darauf nahm ich eine sehr hohe Dosis (sechs Mal höher, als empfohlen) und führte anschließend weitere regelmäßige Messungen durch. Abbildung 1 [hier nicht gezeigt; Hrsg.] zeigt den zeitlichen Reaktionsverlauf, bei dem sich die Kurve nach rund vier Stunden auf einen Wert erhöhte, der 1.5 fach über dem Normalwert lag, um sich dann langsam über die nächsten 12 Stunden wieder zu verringern. Aufgrund von Dr. Korotkovs umfangreicher Arbeit mit dem GDV-Apparat wird ersichtlich, dass neben anderen Parametern, die untersucht werden können, vor allem diese Kurve ein wichtiger Indikator für die allgemeine Gesundheit des Menschen ist.
                          Leser, die ORMUS-Produkte selbst herstellen möchten, können die Beschreibungen zu einigen Methoden auf Barry Carters Internetseite finden. Die einfachste Methode ist, den PH Wert einer Meersalzlösung auf 10.6 bis 10.78 zu erhöhen. Das daraus resultierende Aufällungsprodukt, das vor allem aus Magnesium und Kalziumhydroxiden besteht, trägt die ORMUS Elemente in sich. Jetzt muss man nur noch den Großteil des Salzes herauswaschen.
                          ORMUS-Resultate in der Landwirtschaft

                          Da es schwierig ist, wissenschaftliche Daten über die Auswirkungen von ORMUS auf die menschliche Gesundheit zu gewinnen, muss der Schwerpunkt der Forschung auf Pflanzen gelegt werden. Diese Ergebnisse sind unstrittig und in der Tat phänomenal. Man kann sie auf mehreren Internetseiten einsehen. Das am meisten verwendete Präparat, ist gleichzeitig die einfachste und preiswerteste Variante, nämlich ein Konzentrat aus Meerwasser. Das Phänomen ist nicht neu. Bereits vor der Entdeckung von ORMUS wurden in der Landwirtschaft Produkte aus dem Meer, insbesondere Algen, in der Landwirtschaft verwendet. Einige Bauern berichteten von guten Ergebnissen, nachdem sie ungefiltertes Meerwasser auf ihren Ländereien verwendeten.
                          Dr. Maynard Murray sammelte eine große Menge an Daten zur Gesundheit von Tieren, die mit Getreide gefüttert wurden. welches von Böden stammte, die mit Meerwasser behandelt worden waren. Ein Experiment wurde mit einer speziellen Gruppe von Mäusen durchgeführt, die mit 90 prozentiger Wahrscheinlichkeit spontan an Brustkrebs erkranken. Von den Mäusen, die mit diesem Getreide der Meerwasser-Böden gefüttert wurden, entwickelten jedoch nur 50 Prozent den Krebs, und in der Nachfolgegeneration verringerte sich diese Zahl sogar auf 2 Prozent. Natürlich muss berücksichtigt werden, dass ein mit Meerwasser behandelter Boden nach einiger Zeit eine zu hohe Salzkonzentration aufweisen wird und sich daher die Ernteerträge verringern werden. Durch die Methode zur Anreicherung von ORMUS hingegen, steigt das Verhältnis von ORMUS zu Salz um rund das 80-fache. Wir verweisen hierbei auf Dr. Murrays Kommentar, dass Bevölkerungsgruppen mit weniger bösartigen Tumoren besonders in solchen Gebieten angesiedelt sind, in denen die Wasserwege kaum mit den Meeren verbunden sind, so dass die aus den Bergen herausgespülten, lebenswichtigen Elemente nicht weggeschwemmt, sondern vor Ort wiederverwertet werden können.
                          Zur Behandlung von Land wird sehr wenig von dieser Lösung benötigt. Abhängig vom Anbau werden rund acht bis vierzig Liter pro Hektar gebraucht. Die Ergebnisse, die mit der Behandlung von ORMUS erzielt werden, übertreffen bei weitem die der einfachen Meerwasserbehandlung. Ohne fotografischen Beweis sind sie schwer zu glauben. So wuchs ein über einen längeren Zeitraum mit ORMUS behandelter Wallnussbaum rund doppelt so hoch wie die zum Vergleich gepflanzten Bäume und er produziert dabei sechs Mal mehr Nüsse, von denen wiederum jede mit der Größe einer Mandarine vergleichbar waren! Ein Pflaumenbaum produzierte im ersten Jahr seiner Behandlung mit ORMUS rund das doppelte Gewicht an Pflaumen wie ein zum Vergleich angepflanzter Baums. Im zweiten Jahr der Behandlung verfünffachte sich dieser Ertrag. Ein Bild zeigt Maispflanzen, die so hoch gewachsen sind, dass der Besitzer auf eine Leiter steigen muss, um die Spitze zu erreichen. Die Pflanzen waren auf eine Größe von rund dreieinhalb Metern angewachsen. Orangen wuchsen zur Größe von Honigmelonen heran! Es gibt viele weitere Beispiele zu diesem Phänomen. Außerdem gibt es übereinstimmende Berichte, die darauf verweisen, dass mit ORMUS behandelte Pflanzen nicht nur ertragreicher sind, sondern sich auch schneller entwickeln, weniger Dünger brauchen und resistenter gegen Schädlinge sind. Ausserdem schmecken sie besser!
                          Ich habe meine eigenen Erfahrungen mit Kartoffeln gemacht. Ich pflanzte vier Reihen mit jeweils zwei unterschiedlichen Arten an und behandelte dann zwei Reihen jeweils mit der ORMUS-Lösung und zwei mit normalem Wasser. Bei der Ernte hatten die mit ORMUS behandelten Kartoffeln ein Gesamtgewicht von rund 26 Kilo, während die nur mit Wasser behandelte Kontrollgruppe Kartoffeln ein Gesamtgewicht von nur 14 Kilo aufwiesen. Außerdem wogen einige meiner mit ORMUS behandelten Karotten hier verfüge ich jedoch über keine Kontrolldaten ein Gewicht von rund 450 Gramm.
                          Es gab bislang viele übereinstimmende Forschungsergebnisse, die zeigen, dass sich die Ernte im zweiten und den folgenden Jahren nach der Behandlung mit ORMUS noch erhöht. Dies kann höchstwahrscheinlich mit dem Einfluss von ORMUS auf den Aufbau von in der Erde vorkommenden Mycorrhizaen in Zusammenhang gebracht werden, den pilzartigen Symbionten, die wichtig für das Wachstum von Pflanzen sind. Es muss daher in der Zukunft noch mehr auf die Bedeutung dieser Pilze eingegangen werden. Ihr Vorkommen wird durch den übermäßigen Gebrauch von chemischen Düngern und Unkrautbekämpfungsmittel ernsthaft verringert.
                          Natürlich gibt es keinen Beweis, dass diese Ergebnisse so beeindruckend sie auch sind, auf die Verwendung von ORMUS zurückzuführen sind. So könnte man argumentieren, dass die Ergebnisse durch konventionelle Mineralien beeinflusst wurden, die man dem Boden durch die Behandlung zuführte. Dies, wie auch vieles des vorher angeführten, erfordert daher weitere wissenschaftliche Studien.
                          Weitere Anwendungsmöglichkeiten von ORMUS Elementen

                          Letztendlich sollte man jedoch nicht erst auf weitere Studien warten bevor man die bereits gemachten Forschungserkenntnisse in der Realität anwendet. Die Weltbevölkerung wächst unaufhaltsam und gleichzeitig wird kulturfähiges Ackerland knapp, weil bereits fast alles bebaut ist. Sollte es möglich sein, die Ernte mit Hilfe dieser preiswerten Lösung zu verdoppeln, dann könnte die drohende Hungersnot durch Ernteüberfluss abgewendet werden. Und selbst ohne die direkte Einnahme von ORMUS könnte die Gesundheit der Menschen verbessert werden. Da außerdem Meerwasser nicht patentiert werden kann, würde keine Gefahr bestehen, dass multinationale Firmen den Markt eindämmen und das Produkt zu solch überhöhten Preisen verkaufen, dass es sich Bauern aus der dritten Welt nicht leisten können.
                          Wie kam es überhaupt dazu, dass Pflanzen, Tiere und Menschen an einem chronischen Mangel dieser Elemente leiden? Da sie eine hohe Konzentration im Meerwasser aufweisen, ist anzunehmen, dass diese Elemente größtenteils im Laufe der Erdentwicklung in die Meere fortgeschwemmt wurden. Dies könnte teilweise das Vordringen der Wüste in so vielen Gebieten erklären. Und der Rückgang des Pflanzenwachstums könnte wiederum zur Erhöhung des Kohlendioxids in der Luft und der dadurch fortschreitenden globale Erwärmung beigetragen haben. Die Behandlung von großen Landstrichen könnte demnach große Vorteile im Kampf gegen die Erderwärmung bringen. So könnte man beispielsweise große Flächen, besonders Wälder, mit Hilfe von Flugzeugen besprühen. Auch wäre es möglich, auf kleineren Feldern größere Mengen an Pflanzen zu kultivieren, die zur Produktion von Biokraftstoffen verwendet werden können, um am Ende den Verbrauch fossiler Brennstoffe zu ersetzen.
                          Die Zeit ist knapp. Wenn wir die schlimmsten Umweltkatastrophen abwenden wollen, müssen unterschiedlichste Maßnahmen ergriffen werden. Einen wichtigen Beitrag könnte dabei die Behandlung von Äckern mit Meerwasser-Produkten leisten. Wir müssen beginnen, dies in die Tat umzusetzen. Deshalb möchte ich an alle, die diesen Beitrag lesen, appellieren, die Information über die Bedeutung von ORMUS nach Kräften weiterzuverbreiten.
                          Anmerkung der deutschen Redaktion:

                          Das australische Nexus-Magazin hatte in früheren Ausgaben bereits mehrere andere Artikel über dieses Thema veröffentlicht, die wir teilweise für unsere Leser auf deutsch übersetzt haben. Es handelt sich dabei um einen zweiteiligen Artikel von David Hudson (White Powder Gold: Die Geschichte seiner Entdeckung) und einen dreiteiligen Beitrag von Laurence Gardner (Sternenfeuer das Gold der Götter).

                          Yorum yap


                          • #14
                            Unutkanlık Artık Problem Değil, Alzheimer Tedavisi, Hafıza Güçlendirme, Dikkat Eksikliğe Çözüm

                            Yorum yap


                            • #15
                              Ormus, Orbitally Rearranged Monoatomic Elements; Yörüngesel Tek Sıralanmış Monoatomik Elementler
                              ORMUS
                              Eski Mısır'dan beri, simyacılar Felsefe Taşı veya Hayat İksiri denen şey üretmek için gizlice çalıştı. David Hudson ve diğer araştırmacıların bulduk elementlerin Felsefe Taşı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. ORMUS adlandırılabilir, monoatomik altın, beyaz altın, beyaz toz altın, ORMUS, m-devlet, Au, mikro kümeler ve kudret helvası diye de adlandırılabilir.. Ormus Formun Altımadde ile ruh arasında bir üründür.

                              ORMUS nedir?
                              Ormus bir mineral veya minerallerden oluşan bir ürün ve David Wolfe ve ekibi tarafından on yılı aşkın araştırma sonucu bulunmuştur. Ormus araştırmaları çok eski zamandan beri Ormus olarak bilinen haline gelmiştir monoatomik elementler denir ve benzersiz mineraller David Hudson yıllar süren araştırmalar sonucu bulunmuş ve uygulanmaya başlanmıştır..
                              Ormus elementleri tüm yaşam için içsel gibi görünen mineraller ve büyük olasılıkla doğrudan bilinç ve yaşam gücü enerjisi ile ilişkili. Çünkü geleneksel bilimsel mineral analizi teknikleri kullanılarak onların tanıtılması, Ormus mineraller karbon, altın, gümüş, bor, platin, rodyum, magnesyum, silisyum, demir, ve / veya kalsiyum (yanı çok sayıda diğer mineraller) olabilir,
                              Ormus veya m-devlet elementler, farklı bir atom halindeki değerli metal unsurlar olduğu düşünülmektedir. Bu unsurların belli bu durum tarih boyunca bilinmektedir. Ormus yapmak için prosedürlerin birçok antik simya metinlerinde adapte edilmiştir.
                              Barry Carter: "Ormusun Ruhun özelliklere sahip olduğu görülmektedir maddenin yeni bir form olduğunu düşünüyorum. Bu ormus fiziksel gerçeklik ve ruhsal gerçeklik arasında bir geçiş gibi görünüyor. Ormus ruh ve madde arasında bir iletişim aracı olarak kullanılabilir. Öyle, harfi harfine, yeni bir form değerli metal elementler, maddenin yeni bir devlet, yeni bir güç
                              Ormus elementleri açıkça ruhsal ve fiziksel alemlerine bağlamak. Fizikçiler ve biyologlar anlık iletişim bu fenomeni diyoruz "kuantum tutarlılık." Her şey tutarlıdır

                              Ormus almanın avantajları var mı?
                              · Artan ruhsal bilinç ve psişik fenomen *
                              · Bünyesinde Kundalini (yaşamsal güç) aktifleştirme
                              · Işık "ka" vücudunuzu harekete
                              · Under Hızlandırılmış tezahürüdür
                              · Ruhsal gelişimine yardımcı
                              · Nörotransmiter üretimini ARTIRIR
                              · Rüya'da berraklığı artırır
                              · Hayatta hızlı uyumlu sağlama
                              · Net zihinsel odaklanma
                              · Artan metabolizma hızı ve hücre gençleştirmesi
                              · DNA uyanış, yenilemsi, tamiri & şifa

                              Ormus ile yapılan bir çok arşrıma sonucunda tarımda sebze, meyve ve tahılın kalitasini çok çok artırdığı, bakteri virüs ve mantarlar karşı daha dirençli yaptığı, meyvelerin daha büyük olduğu tesbitedilmiştir. Ormus AB Ülkleri ve AB'de de çok çok yaygın olarak kullanılmakta ve kullanan insanların hayat enerjisinin, yaşam kalitesinin artığı ve
                              hastalıkları çok kısa sürede atlatıkları tesbitedilmiştir. Ormus kullananların kanlarında ki akyuvarların yuvarlak bir şekil aldığı kanda ki yapışıklıkları ölediği, bunun aynı akapunktur ve masaj gibi tedavi metorlarında olduğu gibi olduğu gözlenmiştir. Dr. Konstantin Korotkov EEG - ile yaptığı çalışmalar sonucu sağ ve sol beyin lopları arasında bir ahenk oluştuğunu Kirlian-Fotograf Teknolıjisi ile tesbitetmiştir.

                              Laurence Gardner Dr. Korotkov tarafından geliştirilen GDV- APARATI ile kendi üzerinde yaptığı Ormus denemelerine de; ORMUS aldığında sanki Enerjisinin bir level yükseldiğini mutlu ve huzur bulduğunu bildirmektedir.

                              ORMUS'UN- Tarım'da Önemi ;
                              Dr. Maynard Murray %90'ı kanserli fareler üzerinde yaptığı araştırmada denizsuyu ile sulanan tahıllardar ile beslene farelerin 1. generesyonda kanser vakarını % 50 oranında azaldığını ve 2. gererasyonda kanser vakarını % 2 lere kadar düştüğü tesbit edilmiştir. Fakat uzun süre deniz suyu ile sulanan tarlalar tuzlanınca verim düşer. Bu nedenle en hiçbir yan etkisi olmayan ve sayısız faydası olan ORMUS kullanılmalıdır.

                              Dr. Maynard Murray CEVİZ ağacını ORMUS ile sulamış ve Ceviz ağacının 6 kat daha fazla ceviz verdiği ve cevizlerin mandalina büyüklüğünde olduğunu görmüştür. ERİK ağacını Ormus ile sulamış eriklerin 2 kat daha büyük olduğunu ve 5 kat daha fazla meyve verdiğini görmüştür. Dr. Maynard Murray MISIRI Ormus ile suladığında, MISIRIN ucunu görmek için merdivene tırmanmak zorunda kalmış, çünkü MISIR'ın boyu 3,5 metreyi bulmuştur. PORTAKAL ile yaptığı deneylerde ise Portakalıların Kavun kadar büyük olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan HAVUÇLARIN 450 g ağırlığa kadar ulaştıkları tesbitedilmiştir. ORMUS ile sulana PATATESLERİN diğer patatelereden %100 daha büyük ve çok olduğu görülmüştür. ORMUS ile sulanan sebze, meyve ve diğer gıdların daha verimli, daha kaliteli, daha lezzetli ve haşerelere karşı daha dayanaklı oldukları görülmüştür. ORMUS'un etkilerini böyle büyük olması nedeniyle sebze, meyve ve tahılda gübre kullanımında azalma olacağı ve ORMUSUN bütün tarımı %100 değiştireceği görülmektedir. Dr. Maynard Murray ORMUSUUN bitki kökünde ki mantarların faliyetlerini artırdığı ve böylecek mikorizol yani bitkikökü mantar ortak yaşamı sonucu böyle büyük değişimler olduğunu iddaa etmektedir.

                              Kullanıcı Yorumları;
                              "Işık Ormus Taşları", Ormus garip isim, ilginç özellikleri. Bunun bizim sınırlı kullanımından, o derin odak ve bağlantıyı teşvik etmek için kullanıldığı görünüyor. Eşim ve benim manevi yolculuğumuz yardımcı olmuştur ve o evrenin tüm bizim bütüncül yaşamımızı güçlendirmektedir. Ben de çalışan durumlarda "ORMUS" denedim. Bu süre zarfında, Benim görevlerin ve bunların çözümlerine odaklanmam mümkün olduğunu gördüm.

                              Sorgulamadan, "Işık ORMUS Anahtarları" ömrü boyunca kişinin yolculuğunu yardımcı olacak bir ekidir. Işık ORMUS ve Keys "hakkında benim en sevdiğim şeylerden biri, herhangi bir enerji bazlı bir madde gibi, kendi enerji ile aşılanmış olabilir, Uygun gördüğünüz gibi ve evrensel bağlantı teşvik edebilir. "
                              Nick Freedmon, BT Danışmanı, Melbourne Avustralya

                              BEŞ BİN YILLIK ŞİFA...

                              Ormus tıbbi ve şifa amaçlı bilinen ilk kullanımı Mısır'a dayanıyor. 5000 yıl önce, Mısırlılar, zihinsel, bedensel ve ruhsal arınma için altın yutarlardı. Eskiler, vücutta yaşam gücünü arttırdığına inanırdı.
                              21. YÜZYIL BİLİMİ'NDE ALTININ YERİ...

                              Günümüzde, yaşam, parlaklık, berraklık, canlılık, erdem ve ışığın mükemmelliği temsil eder. Doğada saf altın nadiren bulunur, korozyon, ısı veya aside sızdırmazlık nedeniyle altın özü dikkatli bir şekilde saklanır.
                              ZİHİNSEL GELIŞIM VE BEYIN FONKSIYONU

                              Çalışmalar zihinsel fonksiyonu artırmak için altın desteğinin yeteneğini göstermiştir.
                              CILT GENÇLEŞTIRME

                              Antik ve modern zamanlarda bile altın olağanüstü şifa aracı olarak kullanılmıştır. Klinik araştırmalara göre, "ORMUS Altın" epidermisi düzeltir.
                              Cilt için faydaları etkileri:

                              -Güçlü bir antioksidandır.
                              -Antiseptik ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir.
                              -Kesikler / yırtıkların iyileşmesini hızlandırır.
                              -Doku ve kan dolaşımını artırmak için lenf sisteminde iyonik hareketi geliştirir.
                              -İnce çizgileri ve kırışıklıkları azaltır.
                              -Cilt sıkılığını ve esnekliğini dengeler.
                              -Karanlık / renksiz cilt aydınlatır.
                              -Gözenekleri sıkılaştırır ve cildi pürüzsüz yapar.
                              -Cilt hücrelerini iyileştirir.
                              -Cildin bakterilerden korunması için yağ / yağ salgılamasını dengeler.
                              -Yaşlanma sürecini geciktirir.
                              DENGELEME ETKILERI

                              Geleneksel olarak, uzun bir süre boyunca küçük dozlarda alınan altın; beyin ve bağışıklık sistemini hem etkileyen,hem de önde gelen bir tonik olarak nitelendirilmiştir.
                              BİLGİ

                              Çin'de ilk hazırlanan simya iksiri altındır; "simya" kelimesinin iki Çince kelimeden türetildiği düşünülmektedir. "kim" (altın) ve "yeh" (suyu).
                              Kimyeh (altın suyu) olarak Arapça'ya girdi ve ardından arapça bir kelime haline geldi "el-Kimiya" Batı dünyasında "simya" olarak adlandırıldı.
                              Mayıs 1995 tarihli sayısında "Scientific American" rutenyumun etkilerini tartışmıştır. (rutenyum değerli metallerden biri) Bu tartışmada şöyle bir not düşülmüştür; "her bir çift sarmalın sonuna yalnız bir rutenyum atomu eklendiği zaman bir saç telinin DNA'sının iletkenliği artıyor ve DNA bir 'süperiletken' e dönüşüyor. " Bu analizlere tarihsel, fiziksel, ve bilimsel kanıtlar da eklendiğinde David Hudson şu karara varıyor; " ORME gerçek bir 'Hayat Ağacı'. Hudson Bilim Literatürüne şöyle bir not düşmüştür; Değerli metaller insan hücrelerinin süperiletken olmasını mümkün kılabilir ve kapsamlı bir araştırma yapıldığında kanser ve diğer hastalıkların tedavisinde kullanılabilir.
                              2. ORMUS, DNS Tamiri ve Sağlık

                              Yazan: Barry Carter
                              Uzun ömürlülüğün anahtarı DNS ile ilgili tamir mekanizmasıymış gibi görünüyor. Genomda biriken hasarlar belirleyici bir yaş faktörü olarak kabul edilmektedir. Bu hasarlar AIDS, kanser ve başka dejeneratif hastalıkların da sorumlusu olarak görülmektedir. David Hudson makalelerinde Ormus’un kanserin ve diğer hastalıkların gerilemesine katkıda bulunduğunu iddia etmektedir. Hudson’ın önerisine göre, bu etkinin Ormus tarafından desteklenen DNS tamir mekanizmalarına dayanmaktadır. Aşağıda David Hudson’ın Portland konferasından bir alıntı yer almaktadır:

                              "Vücut hücrelerinin mükemmelleştirildiğini iddia ediyorlar. Size yarın sabah bu malzemenin DNS ile etkileşime girdiğini, onu düzelttiğini belgeleyen Bristol-Myers-Squibb araştırma sonuçlarını gösterebilirim. Işının ve kanserin sebebiyet verdiği bütün hasarlar bu Ormusların yardımıyla hücre içerisinde ortadan kaldırılmaktadır. Hücrenin içeriği ile kimyasal tepkimeye girmiyorlar, sadece DNS’yi tamir ediyorlar.
                              Bu malzeme birşeyin karşıtı (anti) değil. O bir Anti-AIDS veya Anti-kanser değil. O bir prohayat. O tam anlamıyla ruh (kutsal ruh?). Bu malzeme AIDS veya kanseri iyileştirmek için burada değil, vücudumuzu mükemmelleştirmek için burada. Kendi bağışıklık sistemimiz bizi iyileştirir. Eğer AIDS ve kanserin sebebiyet verdiği hasarı ortadan kaldırabilirsen, o zaman tamanlamıyla mükemmel bir varlık olabilirsin. Aslında olmayı düşündüğün duruma geri dönersin.”
                              Ve bu da Hudson’ın Dallas konferansından:
                              "Bu madde vücutta ne yapıyor? Doğal despiralizasyona ve hatasız bir rekombinasyona denk bir proseste DNS’yi tam anlamıyla iyileştiriyor. Bu sayede, sebebi hatalı DNS’ler olan bütün hastalıklar iyileştirilebiliyor. Fakat vücudu iyileştirme isteği Ormus alma sebebi olamaz. İnsanlığın aydınlatılması ve iyileştirilmesi, felsefi bir sebep olmalı. Bu kapsamda hastalıklar da iyileştirilirse, daha iyi olur.
                              Şimdi Dan Winter’in söylediği gibi, Nukleus ve DNS frekansla etkileşime girer. Yani müzik ile çalışan insanlar müziğin ruhu sakinleştirdiğini iddia ederler. Müziğin DNS’yi etkileyip etkileyemeyeceğini soruyorlar. Ben buna inanmıyorum, üretmek istediğin frekansın kuantum fizikçilerimizin bile (Planck-Frekansı) üretemeyeceği kadar kısa olduğunu düşünüyorum. Fakat bu frekans DNS ile hücrenin içinde etkileşime geçiyor. Bu Tanrı’nın gücüdür veya yaratıcının vibrasyonudur, zamansız olarak evrenin her yerinde mevcut olan enerjidir ve toplam elektromanyetik hesabın sonucu sıfırdır. Yani hangi frekans söz konusudur_ Bu önemli değil. İki dalga şeklş birbirine benzer ve birbirine aykırıdır.Dan Winter’in adını hiç hatırlayamadığım kitabında yer alanların hepsi bu kadar.
                              Bir sonraki dia lütfen.
                              Burada hücreyi yeniden gösteriyor. Sıfır noktasındaki enerjinin reaksiyonu, merkezinde salınımların toplamının sıfır olduğu hücrenin ortasında gösterilmiş. Bu DNS’nin frekans tekniği ile ilgili dahili reaksiyonudur. Bu onu göstermenin bir yoludur. O bunu Orgon enerjisi olarak adlandırıyor. Burada bu tanımı beğenip beğenmediğimi bilmiyorum, fakat elektromanyetik sıfır noktası kavramı doğru. Dan Winter’in yazdığı herşeye inandığımı söylemiyorum, fakat sadece bu bölüme katılıyorum."
                              Bağışıklık sistemi, DNS hasarları ile de ilgilidir. Her hasarın bağışıklık sistemine veya DNS’ye dayandığını, Ormus tiplerinin alınmasıyla bu hasarların olumlu etkilenebileceğini varsayıyoruz.
                              Kısa bir süre önce yayınlanan bir Associated Press makalesi, „WRN“ olarak adlandırılan bir „yaşlılık geni“nin keşfedildiğini bildiriyor:
                              "DNS’nin kendisini nasıl çoğaltıp tamir ettiğinin hayati bir rolü varmış gibi görünüyor, bu durum uzun süredir yaşlanma prosesinin bir faktörü olarak görülmektedir. Normal WRN helikazların üretimini yönetmektedir. Bu enzim DNS’nin kendisini çoğaltması veya tamir amacıyla despiralizasyonu yönünde bir etki gösterir. WRN geni zarar görmüşse, DNS doğru şekilde despiralize olamaz. Bu sayede de bozuk olan hücrelerin yerine yenilerinin geçmesi ve bozuk DNA parçalarının tamir edilmesi engellenir."
                              Kısa bir süre önce yayınlanan üç bilimsel makale, plat,n grubu elementlerin DNS tamirinde bir rol oynadıklarına işaret etmektedir.
                              Platin Metallerin İncelenmesi: 1990, Cilt 34, No. 4
                              Anti tümör, Platin Koordinasyonu Kompleksleri“nin DNS’de meydana getirdiği değişiklikler ile ilgili biyofiziksel araştırmalar:

                              DNS’nin CIS platini tarafından değiştirilmesi araştırıldı. Anti tümör aktif PT bağlantıları DNS’nin içinde lokal yapı değişikliklerini düşük bağlantı seviyelerinde serbest bırakır. Bunlar özellikleri açısından denatüre edici olmayan değişikliklerdir. DNS değişiklikleri zincirler arası bağlantıların oluşmasıyla meydana gelir. p.235
                              Scientific American, Mayıs 1995, David Paterson
                              Araştırmacılar her bir ipliğin ucunda rutenyum atomları bulunan kısa çift sarmal DNS parçaları gözlemlediler. Meade ve Kayyem daha öneki araştırmalara dayanarak bu tür bir DNS parçasının 100 elektron/saniye aralığında iletilmesi gerektiğini düşündüler. İletim faktörünün yaklaşık 10.000 daha büyük olduğunu tespit etmek zorunda kaldıklarında şaşkınlıkları büyüktü. Sarmal iletken bir tel parçası gibi davrandı.
                              Bir süredir kimyagerler çift spirallerin molekülük ekseni boyunca iletkenlik kabiliyeti yüksek olan ve sadece tek bir iplikte ortaya çıkmayan bir akım yolu ürettiğinden şüpheleniyorlardı. Yukarıda belirtilen gözlemlerin onaylanması gerekiyormuş gibi görünüyor. p.33-34

                              Fransız bir teorik fizikçi olan Matti Pitkanen bu konuda şunları yazıyor:
                              7 Mart 1997 tarihli Science’de (Cilt 275) Barton ve arkadaşlarının çok enteresan bir makalesi yayınlandı. Bu grup 1993-1997 yılları arasında çift sarmalın iletkenlik kabiliyeti üzerine deneyler yaptılar. Çift sarmalın “mesafe kimyası”nı etkileyebileceği sonucuna vardılar. Bir ucuna yapay (kimyasal) bir grup bağlanan bir DNS molekülü sarmalın içinde çok aşağıda DNS parçasının tamir edileceği şekilde bir değişiklik meydana gelmesine yol açabilir.
                              İzolatör olarak değil, elektrik iletkeni olarak DNS
                              Görünüşe göre, DNS molekülü boyunca mevcut olan elektronlar büyük bir direnç olmadan hareket etmektedirler. Tipik olarak deney DNS molekülü üzerinde uzun mesafelerde birbirinden ayrılan elektron vericilerden ve elektron alıcılardan oluşmaktadır. Alıcı ışınlandığında uyarılmış bir durumda hareket eder ve vericiden alıcıya elektron alış verişi başlar.
                              Normal bilim bize bunun mümkün olmadığını söylerdi. Akım komşu DNS yağı taşları arasında bulunan kuantum tünelleri arasında gerçekleşmeliydi ve uzaklaşma söz konusu olduğunda da akımda kuvvetli bir azalma meydana gelmeliydi.
                              Proteinler için bu kanıtlandı. Fakat DNS deneylerinde mesafeden bağımsız olma durumu gözlenmiştir.
                              Akımın çift sarmalın içnde meydana geldiğinden bahseden bir teori var. Burası tamamlayıcı baz çiftlerinin bir araya geldiği alandır. Elektron baz halkasının içinde delokalize olurdu ve mokekül ekseni boyunca bir istif oluştururdu. Bu bir tünelleme olurdu, fakat tünelleme ihtimali mesafe bağımlılığının çok küçük olacağı kadar büyük olurdu. Barton’u eleştirenler bu modelin kendi yaptıkları deneylerin bütün sonuçlarını açıklamadığı ve bu durumun elementer biyokimyaya aykırı olduğu konusunda tartışmaktadırlar: O zaman normal güneş ışığının bizim üzerimizde şiddetli bir etkisi olurdu. Barton onların etki mekanizmasını anlamadığını söylemektedir.
                              [Topological Geometrodynamics = TGD]
                              http://matpitka.blogspot.com/2010/06...sed-model.html

                              Matti Pitkanen tarafından alternatif bir kuantum fiziği düşünce yaklaşımı geliştirildi. O alternatif olarak süper sicim teorisinden ve Brane teorisinden yana.]
                              “Egzotik atom konsepti”ni („exotic atom concept“) esas alan, TGD’ye dayanan bir açıklama yaklaşımı:
                              TGD, birbirlerine yakın akraba olan “egzotik atom konsepti”ni („exotic atom concept“) ve yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) düşünce modellerine hizmet eden Ormusun fonksiyonu ile ilgili bir açıklama ileri sürmektedir. Bu düşünce modelleri de yine karmaşık bir uzay zamanı devamlılığı varsayımına dayanmaktadır. Bir “egzotik atom” bizim uzay zamanımızdaki bir atomun bir ya da daha fazla değerli elektronunun bir üst uzaya geçmesiyle oluşur, sonunda nispeten sarmala benzeyen bir şekil meydana gelir. Hemen bunun sonucunda bir üst alana ölçülü elektromanyetik akımın (Bakınız: ayar teorileri = gauge theories) gerçekleimesine izin veren yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) oluşur. Bu da sonuç olarak yine daha düşük bir taban durumu („ground state“) enerjisinin meydana gelmesini sağlayan delokalize elektronların oluşmasına yol açar. Modelin önemli olan tarafı, elektronların üst uzay alanı devamlılığında etkin bir şekilde boş uzay alanında hareket etmesidir, ki bu da dirençsiz elektrik akımının oluşmasına yol açar.
                              Yüklü solucan delikleri (charged Wormholes) supra iletkenliğin oluşmasına da yol açabilir: Bu modelde fotonların yerini uyarılmış “solucan deliği Bose-Einstein kondensatları” alır. Fakat supra iletkenliğin sözkonusu olup olmadığını ve bu modelin açıklamaya uygun olup olmadığını söyleyebilmek için henüz erken.
                              Barton grubunun yaptığı son deneylerde tipik olarak Rh ve Ru elektron vericisi ve elektron alıcısı olarak kullanılmıştır. Her ikisi de 5’li eşleşmemiş elektronlara sahiptir. Bu durum bir üst devamlılıkta değişirdi ve böylece akım serbest kalırdı. Prganik verici moleküllerin kullanıldığı bazı deneylerde etki çoğalt olamadı, fakat bu konuda biz dizi muhtemel açıklama mevcuttur.
                              “Egzotik atom” („exotic atom“) ve yüklü solucan delikleri („charged wormhole“) ve bunlarla bağlantılı olan supra iletkenlik mekanizmaları aşağıda belirtilen web sitelerinde ele alınmıştır:

                              http://blues.helsinki.fi/~matpitka
                              Dr. Jacqueline Barton’un çalışmaları ile ilgili ek açıklamalar fizikçi Tony Smith’in sayfasında bulunabilir:
                              innerx.net
                              (Tony Smith bu makalede gündeme gelen konularda birçok ek teknik tartışmalara girer- elbette İngilizce)
                              Bu üç makaleden, DNS tamirinin platin grubu elementlerin mevcudiyeti ile bağlantılı olabileceği anlaşılmalıydı.
                              David Hudson doktorların ormusu kanser hastalarının tedavisi için kullandığını iddia etmektedir. Hudson’a göre hastaların bir çoğu iyileşti ve kötü huylu tümör dokusu iyi huylu dokuya dönüştü. Burada ilk önce tümörler daha da büyüdü, çünkü normal dokunun kalınlığı kanserli dokuya göre daha azdır ve bu nedenle tümör değişim sırasında genleşmektedir.


                              Ashland, Oregon’da verdiği konferansta Hudson şunları söyledi:
                              "Rodyum ve iridyum alındığında, tümör ilk 3-4 haftada büyümüş görünüyor. Biyopside sende (habis) bir tümör olduğu tespit edildikten sonra, manyetik rezonans görüntülemesinde (MRI) tümörün büyüdüğü görülür, ki bu da insanları gerçekten korkutur. Fakat anlamaları gereken şey, tümörün iyi huylu dokuya dönüşmesi sırasında genleştiğidir Doktorlar bunu “nekroz” olarak adlandırırlar. 60 gün sonra biyopsi yeniden artık kanserin mevcut olmadığını gösterir. Şimdi iyi huylu bir tümör söz konusudur. Ve bu tümörü çıkaran doktorlar meydana gelen değişikliğe şaşırmaktadır ve bu iyi bir durumdur. Tümör kütlesinin parçalanması için bir buçuk yıla ihtiyaç vardır.
                              Birinde beyin tümörü varsa, ormus almamasını tavsiye ederim. Kafatası genleşmediği için, tümörün büyümesi komplikasyonlara yol açabilir. Okulda öğretilen tıp insanlara memnuniyetle radyoaktif küçük iridyum kürelerini implante ediyor. Bunlar etkilidir, fakat etkili olmak için radyoaktif olmaya gerek yoktur. Fakat okulda öğretilen tıp bunu böyle kabul etmediği için, insanlar küçük radyoaktif küreleri alıyorlar. Sonra cerrahlar tümör çıkarılabilecek kadar küçülene dek bekliyorlar. Fakat yine de benim tavsiyem, kafadaki alan problemi nedeniyle beyin tümörlerinde dikkatli olunmasıdır."
                              Hudson NIH (National Institute of Health = Ulusal Sağlık Enstitüsü) kurumuna in-vitro deneyler için ormus verdiğini de iddia etti. Burada aykırı sonuçlar mevcut değilmiş gibi görünüyor. Bu araştırmalarda kanserli doku örnekleri normal dokuya dönüşüp mutasyona uğramış gibi değil, daha da etkili bir şekilde büyüyormuş gibi (kanser olarak) görünüyor. O kendi hazırladığı 1996 Temmuz/Ağustos tarihli bültende bu konuda şunları yazıyor:
                              "Şimdi araştırnaya gelelim:
                              NIH kanserli hücre testleri yaptı. Rodyumun doğrudan etkili olmadığı altı farklı lösemi testi. Küçük hücreli olmayan dokuz akciğer kanseri tipi test edildi. Burada sadece bir vak’ada rodyum kanserli hücrelerde azalma / gerileme meydana gelmesine yol açtı. Bu NCI-H23 idi. Yedi kalın bağırsak kanseri varyantı ve altı CNS kanseri tipi ile ilgili yapılan testlerde olumlu sonuçlar elde edilmedi.
                              Sekiz Irialanoma varyantı da test edildi ve bir tipte (LOX IMVI), yani bir melanomda rodyum mevcut iken büyümede dramatik bir gerileme / düşüş gözlemlendi
                              Altı yumurtalık kanser tipi, altı rektum kanseri, iki prostat kanseri türü ve sekiz göğüs kanseri varyantı rodyumdan kesinlikle etkilenmedi.
                              Bunların insan denekler üzerinde yapılan deneyler olmadığını anlamak gerekirdi. Timüs veya canlı vücudun diğer organları ile meydana gelmesi muhtemel etkileşimler ve beyaz kan hücrelerindeki T hücrelerinde vs. meydana gelen değişiklikler ölçülemedi. Sadece in-vitro hücre kültürlerinde görülen doğrudan etki tespit edildi
                              Ayrıca N.Y.’de PC3’ten bağımsız prostat kanseri hücreleri üzerinde araştırmalar yapıldı. Her bir mililitre başına iki, dört ve on mikrogram ORME rodyum kullanılarak DNMS sentezi teşvik edildi (timidin eklenmesi vasıtasıyla ölçüm yapılmıştır). Hücre gelişimi ve hücre sağlığı iyileşti, yani Ormus rodyum zehirli değil, tam tersine, kanserli hücrelerin büyümesini teşvik ediyor.
                              Vizon akciğer epitel hücrelerinde yapılan deneylerde de aynı sonuçlar elde edildi. Timidin eklenmesi 7.000 cpm’den 20.000 cpm’ye yükseldi.
                              PC3 hücrelerinde ormes rodyum m-RNS’nin, sitokinlerin ve peptidlerin konsantrasyonlarının düşmesi yönünde bir etki gösterdi. Bu durum hücre büyüme oranlarının artması ile ilgilidir. Sitokinler hücre büyümesini engellemektedir be iltihaplanmalar olduğunda yoğun bir şekilde ortaya çıkmaktadırlar. Bu nedenle, Ormus’un iltihaplanmayı engelleyici bir etki göstermesi mümkündür.
                              Illinois Üniversitesi’ne ormus nedeniyle ortaya çıkan potansiyel hücre toksisitesi sekiz farklı hücre ailesi kullanılarak test edildi. 20 Mikrogram/Mililitre’de hiç bir toksisite görülmedi. Yani ormus rodyum zehirli değildir. Ormus rodyumun kanser hücrelerini öldürmediği ortaya konulmuştır, bu bağlamda halen, şimdiye kadar kanser araştırmalarında dikkate alınmamış olan yeni mekanizmalar araştırılmaktadır.
                              Özetle:
                              Rh-Ormus yüksek konsantrasyonlarda bile zehirli değildir. Yani anti kanser etkisi kanserli hücrelerin ölmesine dayandırılamaz.
                              Değişik kanser tipleri üzerindeki etki çok spesifiktir. Karaciğer kanseri hücreleri ve H23 prostat kanseri hücreleri bloke edilmektedir, fakat diğer tiplerin büyümesi / gelişmesi bloke edilmemektedir. Hatta bazılarında in-vitro olarak büyüme hızlanmıştır (PC3 ve Vizon), burada sitokin blokajı nedeniyle ortaya çıkan anti-enflamatuar etkisi görülmektedir.
                              Bu test sonuçlarının içeriklerini / etkllerini araştırmaya devam etmek gerekir.
                              Ormus’un in-vivo olarak kanserli hücreleri tekrar normal hücreler haline dönüştürdüğü, fakat in-vitro olarak bunu yapamadığı ortaya konursa, canlı organizmada petri kabında bulunmayan bir faktör olması gerekir.

                              Kendisini “Kundalini ile uyanmış Amerikalı mühendis” olarak tanımlayan „Gary“ adında bir beyefendi (Tercümanın açıklaması: Amis’te milliyetçiliğin nasıl olup ta yerleştiği şaşırtıcı, Kundalini ile uyanmak burada bir koruma sağlamaz!), bu konu le ilgili teorisini aşağıda belirtildiği şekilde açıklıyor:
                              "Hudson’un in-vitro kanser hücreleri ile elde ettiği olumsuz sonuçlara gelince: Kundalini enerjisinin kapsadığı prosesler nedeniyle hücre kültürleri in-vivo karşıtları gibi davranmaz. Hücre kültürleri Prana’yı alırlar, fakat Nadis ve Kundelini enerjisini almazlar. Fakat bu bahsedilenlerden sonuncusu Ormus’un dokularda kullanılmasını yönetir. Bu nedenle Ormus saf kültürlerde de hiç etkili olmaz.
                              Bazı insanlar bir defa zarar gören bir DNS zincirinin (komplemanı zarar görmüş olsa bile) nasıl tekrar kendi orijinal şekline gelebileceğini kendilerine soruyorlar. Artık hiçbir sabit orijinal şablon mevcut olmasa bile Ormus (veya herhangi başka birşey) dekans hatalarının nasıl düzeltilmesi gerektiğini nasıl bilebilir?
                              Her insanın kendi vücudu içinde yerleşik bulunan bilince bağlı olan “eterik bir çifti” vardır. Bu bütün maddeleri içinde barındıran ve “ruh”tan ayrı olan bir bilinçtir. DNS’nin maddi olarak zarar görmesinden bağımsız olarak, eterik matirsler bu durumdan etkilenmez. Enerjetik olarak zayıflayabilir, fakat şekli hiç bir zaman değişmez (zarar görmez). Fötus bu önceden belirleyici olan enerjetik yapının etrafında gelişir (genomic Expression). Maddi ortamda bulunan her molekülün görünmez bir karşılığı vardır. Bunu Kirlian fotoğrafçılığı ile çok güzel bir şekilde izlemek mümkündür (Fiziksel olarak mevcut olmayan sayfalar enerjetik olarak görülürler).
                              Kundalini ve Ormus bozulmamış olan DNS matrislerinin her zaman mevcut olduğu 4 boyutlu astral ortamda çalışırlar. Bu görünmez yapılar, deyim yerindeyse, üst üste yerleşmiş bir halde, doğrudan doğruya fiziksel karşıt parçaların üzerinde durular; öyle ki, tamir şablonları hücresel olarak her zaman ve her yerde bulunabilir. Muhtelif DNS tamir mekanizmaları vardır. Ormes DNS-az, polimeraz, endonükleas ve diğer enzimler tarafından görünmez matrislerden fiziksel matrislere rezonans aktarımı için kullanılır.
                              Buna karşılık hücre külütlerinde Kundelini enerjisinin organize edici gücü bulunmaz ve görünmez hücre şablonu mevcut olduğu halde doku ve vücut için bütün şablonun entegre edici gücü yoktur. Hücresel tamir mekanizmaları bu tür şartlar altında genel olarak boşa çalışır. Canlı laboratuar hayvanları ile yapılan deneylerde daha iyi sonuçlar elde edilmelidir."
                              Özetle, Gary, fiziksel DNS’nin Ormus ve ilgili enzimler vasutasıyla tamirata yardım eden fiziksel olmayan bir şablonun mevcut olduğu düşüncesini temsil etmektedir. Bu konsepti daha yakından aydınlatalım.
                              Çok sayıda tanınmış modern bilim adamı, fiziksel dünyanın menşeinin fiziksel olmayan bir bilgi kaynağından geldiğini ileri sürmektedir.
                              Tanınmış fizikçi David Bohm zamanın, uzayın ve maddenin bir tür doldurulmuş bir alan olduğunu varsaymaktadır ve bu alanı “gizli düzen” olarak adlandırmaktadır Ayrıca bu oluşum prosesi kendisinin “süper gizli düzen” olarak adlandırdığı akıllı bir güç tarafından yönetilmektedir. (Anlamı: David Bohm ile Bir Haftasonu Diyalogu)
                              Gizli düzen ile fiziksel gerçeklik arasındaki iletişim nasıl gerçekleşebilirdi?
                              Kuantum tutarlılığı
                              Kuantum fizikçileri, fiziksel olan gerçeklik ile fiziksel olmayan gerçeklik arasındaki iletişimin deyim yerindeyse, “kuantum tutarlılığı” vasıtasıyla gerçekleştiğini iddia ermektedirler. Özel şartlar altında (örneğin, supora iletkenlikte veya lazer ışınında olduğu gibi) parçacıklar halindeki havların varsayılır, yani bunlar bütün bir parçacık gibi davranırlar. Parçacıklar halindeki bu tutarlı havlar sonra kuantum özellikleri gösterirler (örneğin, yerbilmezlik gibi); burada münferit küçük parçacıkları etkileyen bir güç zaman kaybı olmadan kuantum ile birleştirilen ve birkaç ışık yılı uzalkta olması mümkün olan küçük bir parçacık üzerinde etkili olur. Bu hemen ve zaman harcamadan oluşan bir iletişimdir.


                              Kısa bir süre öncesine kadar kuantum tutarlılığının sadece çok zor oluşturulan şartlar altında, örneğin, çok düşük sıcaklıklarda (suopra iletkenlik için) veya özel aynalarla (kazer olayında) oluşturuşlabileceği varsayılmaktaydı. Kısacası bir grup araştırmacı biyolojik sistemlerde kuantum tutarlılığının ortaya çıktığına işaret etti.

                              Dr. Mae-Wan Ho (Biyografi: Selected Works of Dr. Mae-Wan Ho) kuantum tutarlılığı ve bilinç konusunda şunları yazıyor:
                              "Kuantum tutarlılığının yaşayan bütün canlı organizmalar için temel dayanak olduğunu ve bilinçli deneyimin kaynağı, “amaç oluşturma birliğimiz”, “ben” olduğunu iddia ediyorum. Kuantum tutarlılığı algılama elementlerinin eş zamanlı olarak bağlanması ve parçalanmasıdır ve dağıtılan holografik düşünce doğasıdır ve yaşanan her anın karakteristik özelliğidir.”
                              Quantum Coherence and Conscious Experience
                              Fakat kuantum tutarlılığının münferit vücutlar üzerinde ayarlama yapmaya devam eden bir ağa dahil olduğuna yönelik işaretler de vardır.
                              Gaia and the Evolution of Coherence (Gaia ve Ahenk Evrimi) başlıklı makalesinde kuantum tutarlılığının dünyadaki bütün türler arasındaki bütün iletişimin esasını oluşturduğunu ileri sürmektedir.
                              "Ve böylece tutarlı bir zaman – mekan devamlılığının yapılandırılması ve genişlemesi, bütün hayatın ve “hayatta olmanın” özü olarak görülmektedir, ki bu olgu güneş ışığının yeşil bitkiler tarafından absorbe edilmesiyle başlamıştır. Buna göre, yaşayan sistemler ne sadece subjedir, ne de sadece izole edilmiş objedir; bilakis, her ikisi de eşitlikçi bir iletişim/anlaşma evreni içerisindedir. Neo Darwinit teorinin aksine, gelişim kuvvete değil, iletişim kurma kabiliyetine dayanır.
                              Bir dereceye kadar, kendini geliştiren bireyler değil, bilakis, müştereken çalışan bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanmış olan canlı / yaşayan sistemlerdir. Hücrelerin bir organizma içerisinde değişik görevler üstlenmesi gibi, farklı popülasyonların görevi bilgileri sadece kendisi için değil, herkesin yararına toplamaktır; burada bilinç bir bütün olarak genişler ve bireysel bilinç gittikçe daha fazla fiilen kollektif olan bilincin bütünlüğü vasıtasıyla bilinçlenir. İnsan bilinci en büyük rolü doğanın kollektif bilincinin gelişiminde ve yaratıcı ifadesinde bulacaktır.
                              Ayrıca makalesinde şunları iddia ediyor:
                              "Bu nedenle organizmalar hem kusursuz bir işleyiş için çok önemli olan tutarlı elektromanyetik sinyallerin vericisidir ve çok büyük bir olasılıkla aynı zamanda bu sinyallerin alıcısıdır."
                              Dr. Philip Callahan bir haşere gözlemcisidir (etnomolojist) ve son elli yıl içerisinde tutarlı EM iletişimi konuaunu araştırmıştır.
                              Kendisi etnomolojistlik doktora unvanına sahiptir ve bu konuda yaklaşık 1.600 saat elektronik eğitimi almıştır. Bu uzmanlık alanlarının kombinasyonu sayesinde deneysel veriler ile desteklediği bazı enteresan teorileri listeleyebilmiştir.
                              Bu teorilerden biri, haşerelerin antenlerinin kızıl ötesi alanda dielektrik açık rezanatörler söylemektedir. Bu teoriyi "Molecular and Biological Physics of Living Systems" kitabında (Editör: R.K. Mishra, Yayıncı: Kluwer Academic Publishers, basım yılı 1990) derinleştirmiştir. İşte kitabın giriş bölümü: (Bence konu ile sadece kenarından köşesinden ilgisi olan ve tercüme edilmeyen iki uzun paragraf var. – Bu paragraflar orijinal belgede İngilizce olarak bulunabilir.)
                              Dr. Callahan’ın bazı çalışmalarından yapılan diğer alıntılar, bütün canlı / yaşayan sistenlerin içinde bulunan tutarlılık fenomenine işaret etmektedir:
                              "Kendi kendini organize eden biyolojik sistemlerin içindeki tutarlı enerji bağlantısı konseptinin derinlemesine anlaşılması ile birlikte, tutarlı sinyallerin UV alanında (virüs ve membran alanı) ve görülebilen alanda ve kızılötesi alanda (hücreler, organeller ve haşarelerin antenleri) rezonans üretmek için kullanıldığını önceden söylenebilir; bu rezonanslar yine ölümcül sinyalleri nötrleştirerek kanser ve AIDS (HIV ve 0,1mm aralığında mevcut olan diğer virüsler) gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır.

                              Tutarlılık ile ilişkili olan diğer bir fenomen, supra iletkenliktir. Oda sıcaklığında supra iletkenliği mümkün hale getiren malzemelere yönelik arayış, fiziğin “kutsal kadeh”lerinden biridir. Fakat supra iletkenliğin biyolojik sistemlerde sürekli mevcut olduğuna dair kuvvetli işaretler var. Gaia and the Evolution of Coherence isimli makaleisnde Dr. Ho şöyle yazdı:
                              "Kısa bir süre önce teknik mutlak sıfır noktasının üzerindeki sıcaklıklarda supra iletkenliği mümkün hale getirebildi. Katı madde fizikçisi Herbert Frohlich (1968) canlı / yaşayan sistemlerdeki kollektif bir aktivite modu içerisinde kondansasyon gibi bir şeyin oluşabileceğine, bu sayede canlı / yaşayan sistemlerin oda sıcaklığında supra iletkenlere dönüşeceğine işaret eden ilk kişilerdendi. Atık ısı yerine metabolizma tarafından üretilen enerjinin kaybolarak tutarlı EM salınımları içinde kaldığını fark etti. Bunu tutarlı uyarılma olarak adlandırdı."
                              Son yıllarda biyolojik sistemlerdeki supra iletkenliği ele alan bazı enteresan çalışmalar yayınlandı:
                              (http://www.ortho.lsumc.edu/Faculty/M...rences4.html):
                              Little: W.A. 1964. Possibility of synthesizing an organic superconductor (Organik bir süper iletkenliğin sentezlenme olasılığı). Phys. Rev. 134A:1416.
                              Little, S.A. 1965. Superconductivity at room temperature (oda sıcaklığında super-iletkenlik). Sci. American 212:21.
                              Ginzburg, V.L. 1964. On surface superconductivity (yüzeyler üzerinde super-iletkenlik). Phys. Lett. 13:101.
                              Ginzburg, V.L. 1968. The problem of high temperature superconductivity (yüksek sıcaklıklı super-iletkenlik problemi). Contemp. Physics 9:355.
                              Halpern, E.H., and Wolf, A.A. 1972. Speculations of superconductivity in biological and organic systems (super-iletkenliğin biyolojik ve organic sistemler üzerindeki spekülasyonları). Adv. Cryogenic Eng. 17:109.
                              Wolf, A.A., and Halpern, E.H. 1976. Experimental high temperature organic superconductivity in the cholates: a summation of results (kolatlarda deneysel Yüksek Sıcaklıklı organik Süperiletkenlik: sonuçların toplamı). Physiol. Chem. Phys. 8:31.
                              Wolf, A.A. 1976. Experimental evidence for high-temperature organic fractional superconduction of cholates (kolatların yüksek sıcaklıklı organik fraksiyonel super-iletkenliğine dair deneysel kanıtlat ). Physiol. Chem. Phys. 8:495.
                              Ahmed, N.A.G., Claderwood, J.H., Frohlich, H., and Smith, C.W. 1975. Evidence for collective magnetic effects in an enzyme. Likelihood of room temperature superconductive regions (Enzimlerin kolektif manyetik etkileri için kanıt. Oda sıcaklığında Süperiletken bölgelerin olma olasılığı). Phys. Lett. 53A:129.
                              Cope, F.W. 1971. Evidence from activation energies for superconductive tunneling in biological systems at physiological temperatures (Fizyolojik Sıcaklıklarda biyolojik sistemlerdeki süperiletken tünel aktivasyon enerjilerinden elde edilen kanıtlar). Physiol. Chem. Phys. 3:403.
                              Cope, F.W. 1978. Discontinuous magnetic field effects (Barkhausen noise) in nucleic acids as evidence for room temperature organic superconduction (Oda sıcaklığı organik süperiletkenlik kanıtı olarak Nükleik Asitlerin süreksiz manyetik alan etkisi (Barkhausen gürültü)). Physiol. Chem. Phys. 10:233.
                              Kuantum tutarlılığı olan iletişim vücutta nasıl etkili olabilirdi? Mae-Wan Ho The Rainbow and the Worm isimki kitabında şöyle yazıyor:
                              "Bağ dokuda bulunan ve kendi yapılandırmış suyunu içeren kolajen sıvı kriztalize mezofaz, bütün organizmada bulunan ve hassasiyeti yüksek bir yarı iletken ortam oluşturmaktadır. Bu ağ hücre membranına uyum sağlayabilen proteinler vasıtasıyla doğrudan doğruya hücrelere bağlanır. Bu bağlanan dokular ve hücreler arası matrisler hem global bir 'gerilim bütünlüğü' sistemi (gerilim bütünlüğü olan yapılar, sürekli çekme ve lokal kompresyon kullanılması ile karakterize edilir), hem de bütün vücutta hızlı iletişim sağlamak için elektriksel bir devamlılık oluştururlar."
                              Ayrıca:
                              "Vücut fonksiyonlarının derhal lokal olmayan bir şekide koordine edilmesi sini sisteminin değil, sını kristaline devamlılık sayesinde ortaya çıkan 'vücut bilinci' vasıtasıyla gerçekleşir. Bu devamlılık, otomatik olarak, canlı / yaşayan sistemlerin makroskopik kuantum sistemleri için tipik olan kendi

                              Ayrıca: Kuantum tutarlılığının
                              "Kuantum tutarlılığının bilinçli bir algılamanın temelini oluşturduğunu iddia ettim. Bu durumda beynin birbirinden uzak olan kısımları lokal olmayan bir şekilde birbiriyle iletişim kurar ve böylece görme alanımızdaki bütün görüntü ve önemli kısmi görüntüler eş zamanlı olarak fark edilir. Hafızanın holografik bir özelliği olduğu da bir çoğunun -büyük parçaların başarısızlığını (örneğin, yaralanma sırasında cerrahi çıkarma işlemi) iyi kompanse edebilmesi sayesinde- dikkatini çekmiştir. Yani hafızanın içindekiler lokal olmayan bir şekilde ve hatta muhtemelen holografik bir hafıza ortamı oluşturan vücudun bütün sıvı kristal matrisi vasıtasıyla beynin içine dağılır.”
                              Filozof ve sistem teoricisi olan Ervin Laszlo kısa bir süre önce hatıraların her tarafı saran, lokal olmayan kollektif, kuantum holografik bir hafıza alanında depolandığını ve ihtiyaç duyulması halinde bireyin beyni tarafından oradan çağırıldığını iddia etti. Bu iddia doğada herşeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve ayrılığın ilüzyona dayandığını ileri süren romantik varsayıma uygundur.
                              Mikrotübüllerde (hücre yapıları) optik tutarlılık gözlemlenmiştir. Roger Penrose buradan enteresan bir teori üretimiştir; buna göre, belirsiz kuantum durumlarının dalga fonksiyonlarının MT içerisinde çökmesi ve böylece tanımlanmış olan durumların ortaya çıkması sayesinde kararlar verilebilir. Böylece algılamada paralel evrenlerin eşzamanlı olarak var olması engellenir (özgün durumun seçilmesi).
                              Stuart Hameroff (bir anestezist) ile birlikte, şöyle yazdı:
                              Orchestrated Objective Reduction of Quantum Coherence in Brain Microtubules: The "Orch OR" Model for Consciousness:
                              Başka bir makalede (Cytoplasmic Gel States and Ordered Water: Possible Roles in Biological Quantum Coherence -http://www.consciousness.arizona.edu...ff/water2.html)
                              Hameroff kuantum tutarlılığının MT içerisindeki işlevinin ışık tutarlılığı olabileceğini iddia ediyor:
                              "Burada düzenli suyun bir rol oynadığı 3 iddia söz konusudur:
                              · Mikrotübüllerde optik kuantum tutarlılığı (Super-Radiance)
                              · Hücresel „Vizyon“ (görme kabiliyeti)
                              · MT’nin çevredeki tutarsızlıktan ayrılması
                              Yani biyolojik sistemlerde hem optik tutarlılık, hem de supra iletkenlik tespit edilmiştir.
                              Fakat bunun ormus ve DNS tamiri ile bağlantısı nedir?
                              Ormus biyolojik sistemlerin hem optik tutarlılığını, hem de supra iletkenliğini destekliyormuş gibi görünüyor. Sanıyorum, bu videoda mutfak masam üzerinde suprailetken manyetik indüksiyon sayesinde meydana gelen havalanmayı gösterbilirim:

                              http://www.subtleenergies.com/ormus/...h/levitate.avi
                              Dr. Callahan ile ormus hakkında detaylı bir şekilde sohbet ettim ve bu madde grubunun bütün bağlantı fenomenlerinin dayandığı asıl mekanizmayı ifade ettiğini konusunda mutabık kaldık.
                              Dr. Callahan tutarlı bağlantı fenomenlerinin bitkileri çevresine bağladığını deneysel olarak kanıtladı. Burada paramanyetik toprağın bir rol oynadığını varsaymaktadır. Bu konuda kendisinin yazdığı "Paramagnetism - Rediscovering Nature's Secret Force of Growth" isimli kitap okunabilir.
                              Kitabında toprağın paramanyetik özelliklerinin bitkiler tarafından asimile edildiğini ve bu sırada dimanyetik hale geldiklerini açıklıyor. Fakat bitkiler ölürse, yanarsa veya çürürlerse, kül yine paramanyetik hale gelir. Ormus’ta da buna benzer birşey gözlemliyoruz; o da manyetik bir alanda hareket ederek dimanyetik veya paramanyetik olabilmektedir.
                              Bu etki prensibine istinaden, suyun diyamanyetik alanlarını konsantre hale getirmek amacıyla manyetik tuzaklar oluşturduk. Burada bu konuda yapılmış olan üç tasarım çalışması bulunmaktadır:
                              Magnetic Traps
                              Kevin Massman isimli Avuturalyalı bir jeolog, manyetik tuzaklar yardımıyla Ormus’u havadan özütleyebildi. Çiğin dolunayda başka zamanlara göre daha fazla ormus içerdiğini de de tespit etti (Açıklamalar yazar Kevin Massman’dan alınabilir).
                              52 yaşında bir bayan, ormus kullandığı sırada yıllarca bir günlük tuttu (İngilizce olarak):
                              Trap Water Diary Part 1 - First Month
                              Ve şimdi bu DNS tamir mekanizması nedir?
                              Cis-Platin ve ORMUS Elementleri
                              Kanserli hücreler zarar görmüş olan DNS’lerdir. Cis-Platin çok sık kullanılan bir kanser kemoterapisidir. Hücrenin kendi kendini öldürmesini (apoptoz) sağlamak amacıyla, DNS’leri yeteri kadar zarar görmüş olan ve hızla çoğalan hüreleri seçerek öldürmektedir. Bazen kanserli hücreler Cis-Platin’e karşı bir tür bağışıklık geliştirirler. Bu durumda DNS zarar görmek yerine aniden tamir edilmiş gibi görünür. Başka bir deyişle, Cis-Platin her ikisini de yapabilir, yani hem zarar verebilir, hem de tamir edebilir.
                              Maalesef Cis-Platin kanserli hücreleri sağlıklı şablonara uygun olarak tamir etmez, zararlı kanser şabonlarına göre tamir eder. Buna karşılık, Cis-Platin’in ormus şekli, kanserli hücreleri iyileşmiş ve sağlıklı hücrelere dönüştürüyormuş gibi görünüyor.
                              İşte benim bunun nasıl olduğu hakkındaki teorim:
                              Cis-Platin küçük bir „Cluster“ (Yığın) Platin Metal bağlantısıdır. Platin grubu elementlerin (PGE) metalik olmayan monoatomer veya diatomer duruma getirilmesi ve elektronların Cooper eşleştirmesi ve belli bozonik davranış biçimleri ile kendilerini göstermesi gerektiğini düşünüyorum.
                              Bu Cooper eşleştirmesi durumunda PGE’ler uzun süre bağlantı/bileşik oluşturamazlar, çünkü elektronları çift haline gelmiştir ve bu da diğer elektronlarını kullanılamaz hale getirir. Fakat bunlar kendi aralarında rezonans bağlantısı ile iletişim kurabilirler ve bu sayede „normal“ kimyasal proseslere de müdahale edebilirler. Örneğin, bu durumda kuvvetli katalizatörler haline geldiklerinden şüphelenilmektedir.
                              Supra iletkenler arasındaki rezonans bağlantısı Meißner efekti sayesinde gerçekleşir. Ormus kullanılması halinde bu etki canlı organizmada oda sıcaklığında kanıtlanabilir. Yukarıda yer aşan limk vasıtasıyla ulaşabileceğiniz deneyler ve manyetik tuzakların yukarıda belirtilen etkileri Meißner efektine işaret etmektedir.
                              Supra iletken ORMUS elementleri arasındaki rezonans bağlantısının kanserli hücrelerde bulunan sağlıklı ve hasta DNS’ler arasındaki bilgi aktarımını etkilediğini düşünüyorum. Ve bu elementler Cis-Platin’de de olduğu gibi katı madde şablonlarını (Templates) okuyarak DNS’leri tamir edebilmektedir; burada Cis-Platin’in tersine, sağlıklı şablon versiyouna hizmet ederler.
                              David Bohm, Rupert Sheldrake, Mae-Wan Ho, Philip Callahan ve diğer bilim adamları gibi katı madde ile ilgili bie bilgi alanının iddia edilecek olursa, alan bilgisi Ormus (ve uygun işlevsel proteinler) vasıtasıyla fiziksel DNS bileşelerine aktarılabilir. Ayrıca bu alanın Meißner alanından çok daha fazlasını kapsadığından ve bilim tarafından şimdiye kadar ek bileşenlerin bilinmediğinden şüpheleniyoruz.
                              Bu teori, şimdiye kadar tıpta moda olan ve kanserli hücrelerin öldürülmesini hedefleyen tedaviye kıyasla daha „bütünsel“ bir kanser tedavisini mümkün hale getirmektedir. Bu modelde kanserli hücreler tekrar sağlıklı, normal vücut dokusu hücrelerine dönüştürülür.
                              Vücutta M-State PGE’lerin var olduğu konusunda ikna edici ipuçlarımız var. David Hudson’a göre, beyin kütlesi %5 oranında Rh ve Ir’den oluşur ve buna ek olarak ikisi de çoğu zaman örneğin, Aloe Vera (Ürün adı: Acemennen, %90 Rh + Ir i.d.Tr.) ve volkanik topraktan çıkarılan hariç gibi doğal kanser ajanlarında görülür (%0,5 oranında i.d.Tr.).
                              David Hudson Ormus’u büyük bir başarıyla muhtelif kanser doktorlarının kullanımına sundu. Kanserli dokunun da iyi huylu dokuya dönüştüğü tespit edildi.
                              ORMUS, DNA Repair and Health
                              Fakat izole kanserli dokular ile yapılan in-vitro deneyerde sadece kanserli hücreler çok “sağlıklı” hale geldiler = daha iyi bir şekilde çoğaldılar.
                              ORMUS, DNA Repair and Health
                              Birinci vak’ada (hastanın orgamizmasında) yakında bulunan ve petri kabı deneylerinde kullanılan sağlıklı hücreler önceden verici olan hücrelerdi ve böylece sağlıklı DNS şablonları, öldüler
                              Eterik bir DNS şablonu ile ilgili ipuçları:
                              Bir dizi yeni araştırma eterik bir DNS şablonunun var olduğuna ve bu şablonun DNS tamirine iştirak ettiğine işaret etmektedir:
                              http://www.webcom.com/hrtmath/IHM/Re...AResearch.html
                              Kalp tarafından oluşturulan EM alanının vücut hücreleri üzerindeki etkilerinin bir özeti:
                              IHM’de yapılan pilot araştırmalar tutarlı EKG’lerin kanserli hücrelerin gelişimini engellediğini ve sağlıklı hücreleri teşvik ettiğini göstermiştir. Bu sonuçlar şimdi yayına hazırlanmaktadır, halen sadece bunların özetine ulaşılabilmektedir.
                              Ormus’un in-vivo ve in-vitro araştırmalarında elde edilen sonuçlar arasındak farkın sebebi, örneğin, kalp tarafından oluşturulan Bu EM ışınları olabilir. Belki vücutta bulunan, fakat Petri kabında bulunmayan bir alan da söz konusu olabilir. Dr. Vladimir Poponin’in keşfettiği „Phantom DNS Efekti“, buna işaret etmektedir:
                              DNA Phantom Effect
                              Poponin ve arkadaşları, DNS moleküllerini bir lazer foton korelasyon spektometresi ile inceledikleri sırada etkiyi tesadüfen keşfettiler. DNS lazer ışınının içindeyken ve DNS lazer ışınından çıktıktan sonra da yeniden üretilebilen belirli foton örnekleri buldular ve şaşırdılar. Buna „DNA fantom etkisi“ adını verdiler ve bu etki DNS çıkarıldıktan sonra da aylarca kaldı. Böylece DNS’nn EM emerjisi ile kuantum fiziği tarafından öne sürülen sıfır enerjisi vakum strüktürü arasında bir bağlantı olduğunu keşfettiklerini fark ettiler.
                              Özet:
                              Vücuttaki suyun M-State ve ORMUS elementleri tarafından düzenli bir hale getirildiğini varsayıyorum. Hücreler arası mikrotübüllerin (MT) içerisinde “tübülün”, hücre dışında ise vücudun sıvı kristali iletişim matrisini oluşturulmaktadır. Meißner efekti ve diğer eterik tutarlılık efektleri M-State PGE konsantrasyounun artması halinde teşvik edilir ve hatasız ana DNS matrisi hücre içerisindeki DNS mekanizması için daha kolay ulaşılabilir bir hale gelir.
                              (1) http://bioweb.wku.edu/courses/Biol588/Bishopl.html - Cisplatin and DNA repair in cancer chemotherapy

                              (2) Health Effects of the M-state Elements lecture - David Hudson's Portland, Oregon lecture

                              (3) Health Effects of the M-state Elements 12HYPERLINK "http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm"&HYPERLINK "http://subtleenergies.com/ormus/Health/health.htm"13 - David Hudson's newsletters 12 & 13

                              Tercümanın ve ormus dostu Sam’in açıklaması:
                              Barry Carter’in bu makalesinde Ormus alındıktan sonra Psi kabiliyetlerinde ve genel meditasyon derinliğinde sık sık görülen artışlar ele alınmamıştır. Fakat bence şimdiki DNS aktifleştirme seviyemiz ile ileri sürülen daha optimum aktivasyon arasında da açıklanan bütün „Siddhis“lere ve bilincin artmasına vs yol açan bir bağlantı oluşturulabilir. Ormus hem fiziksel olarak sağlıklı, hem de “normal olarak aktifleştirilen” insanlarda aynı işlevi görürdü, optimum “tanrısal” eterik DNS matriksi yavaş yavaş fiziksel karşılığı olan maddede görülebilirdi; sonra yavaş yavaş kova dönemindeki “yeni insan” oluşurdu. Fakat ben sadece Ormus alınması konusunun aydınlatılmadığını, fakat doğru diyetin prosesi kolaylaştıracağını ve muhtemelen hızlandıracağını düşünüyorum, ki bu düşünce Ormus ile ilgili Yahoo forumlarında yer alan ifadeler ile desteklenmektedir.

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X