Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Rhodiola Rosea (Altın Kök) Nedir ?, Rodiola

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Rhodiola Rosea (Altın Kök) Nedir ?, Rodiola

    Rhodiola Rosea Nedir ve Ne İşe Yarar?

    Rhodiola Rosea Nedir? Altın kök ya da gül kökü de denen rhodiola kökünün botanik adı Rhodiola Rosea’dır. Rhodiola kökünün güzel kokulu kök çeşitleri ilaç olarak kullanılmaktadır. Avrupa ve Asya’nın kutupsal dağlık bölgelerinde yetişen rhodiola rosea, ağırlıklı olarak Doğu Avrupa ve Asya’da tıp alanında kullanılmıştır. 40 yıllık bir periyod içinde 190’dan fazla çalışmaya konu olmuştur.

    Adaptojen
    Rhodiola rosea, serotonin aktivitesini %30’lara kadar varan oranlarda yükseltebilen adaptojenik bir bitkidir. Çeşitli kimyasal, biyolojik ve fiziksel stres faktörlerine karşı dayanıklılığı yükselten yeteneği yüzünden Rus araştırmacılar tarafından adaptojen olarak kategorize edilmiştir. İddia edilen yararları içerisinde anti-depresan, antikanser, kardioprotaktif olması ve merkezi sinir sistemi geliştirmesi sayılabilir. Araştırmalar ayrıca, yoğun fiziksel ya da zihinsel gerginlik sonrasında oluşan astenik koşullar için çok faydalı olduğunu göstermiştir. Rhodiola rosea’nın adaptojenik, kardiyopulmonar koruyuculuk ve merkezi sinir sistemindeki aktivitelerinin öncelikle; beta-endorfinler gibi opioid peptitler ve monoaminlerin aktivite ve düzeylerini etkileme yeteneğinden geldiği düşünülmektedir. Birçok çift kör, plasebo kontrollü klinik deneyde, rhodiolanın genel sağlık durumunu iyileştirdiği, zihinsel yorgunluğu azalttığı, öğrenme ve hafızayı geliştirdiği gözlemlenmiştir.

    Stres
    Farmakolojik çalışmalar; rhodiola rosea’nın merkezi sinir sistemindeki nörotransmiter aktivitesini canlandırdığı; nöropat yollarında anksiyete ve ruh durumunu kontrol eden norpinefrin, serotonin, asetilkolin ve dopaminin mevcudiyetini etkilediğini göstermiştir. Daha sonra yapılan laboratuar çalışmaları rhodiola rosea’nın, dopamin ve serotonin için kan beyin duvarı geçirgenliğini geliştirdiğine işaret etmiştir. Rhodiola, aynı zamanda ruh hali ile ilişkili nörotransmiter olan dopamin (DA) ve norepinefrinin (NE) aktivitelerini; DA ve NE enzimlerini parçalayan COMT’un aktivitesini baskılayarak artmasına neden olur. Medical Physiology‘deki 1987 tarihli bir çalışmada, Dr. SL Stancheva, rhodiola rosea’nın oral kullanımının, beyindeki norepinefrin ve serotoninin çoğalmasıyla sonuçlandığını açıklayan ilk kişi olmuştu.

    Bağışıklık Sistemi
    Rhodiola rosea; immün savunmanın doğrudan özel stimülasyonu ve kişiyi strese karşı daha az duyarlı hale getirmek suretiyle bağışıklık sistemini destekler. Bilim adamları, stresin, bağışıklığı baskılayarak çeşitli fomlardaki bakteri ve virüs saldırılarına karşı direnci tahrip ettiğini bulgulamışlardır. Tümörler üzerindeki doğal öldürücü hücre etkileri yüzünden rhodiola rosea, stres sırasında oluşan B hücre bağışıklığı üzerindeki baskıyı kaldırarak B hücre bağışıklığını arttırabilir. Rus çalışmalarına göre, farelerdeki tümör büyümeleri %39 ve metastas ise %50 oranında azalmıştır. Diğer araştırmalar, adenokarsinomlar da dahil olmak üzere kanserin farklı türlerindeki iyileşme oranlarını yükseltmekte etkili olduğunu göstermiştir.

    Prematür Ejakülasyon
    Bir çok anekdotsal bilgi araştırması; rhodiolanın prostat sıvısını normalleştirdiğini, sertleşememe ve erken boşalma sorunu yaşayan erkeklerin idrarında 17-ketosteroidleri çoğalttığını göstermiştir.Tipik günlük rhodiola miktarı 200-600 mg 2-3% rosavins ve 0.8-1% salidroside ihtiva eden rhodiola ekstresidir. Rhodiola su ile birlikte, yemeklerden önce veya yemekle birlikte alınır.

    Hangi Ürün Tercih Edilmeli?
    Sadece, Rus orijinli; kilit aktif bileşikler olan Rosavin, Rosarin ve Rosin içeren rhodiola ürünleri tercih edilmelidir. Dikkat edilmesi gereken bir husus da; birçok rhodiola ürünü, gerekli aktif içerik taşımayan Tibet ya da Çin formüllü ürünlerdir. Kilit içerik Rosavinler yerine Salidrosid içerirler. Sadece Batı ve Kuzey Sibirya Rhodiola’sı önemli bileşenler olan Rosavin, Rosarin ve Salidrosid taşımaktadır.

    Yan Etkileri Var mı?
    Yan etkileri nadir olmakla birlikte, klinik çalışmalarda, hafiften orta şiddete doğru belgelenmiştir. Bunlar, başağrısı, gastrointestinal rahatsızlık hissi, uyku hali, baş dönmesi, uyuma güçlüğü şeklinde ifade edilebilir. Rhodiola rosea, alınan diğer ilaçlarla etkileşime girebilir. Benzodiazepinler, SSRI’ler, ya da SNRI’ler gibi reçeteli ilaçlar ile birlikte alınırsa sersemlik yapabilir. Eğer reçeteli ilaç kullanıyorsanız, mevcut tedavi planını değiştirmeden doktorunuza danışmalısınız.

    Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.




    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    Rhodiola (altın kök) bitkisinin yararları nelerdir? Rhodiola bitkisi hangi tedavilerde kullanılır



    Rhodiola bitkisinin yararları birçok kişi tarafından oldukça büyük bir merakla araştırılmaya devam ediyor. Çin tıbbında da hong jing tian olarak adlandırılan rhodiola geçmiş yıl ve dönemlerde oldukça önemli tedavilerde kullanılmıştır. Peki, Rhodiola (altın kök) bitkisinin yararları nelerdir? Rhodiola bitkisi hangi tedavilerde kullanılır?


    İngilizce dilinde genellikle golden root (altın kök) ya da rose root (gül kök) olarak, geleneksel Çin tıbbında da hong jing tian olarak adlandırılan rhodiola, Kuzey Yarıkürenin çok soğuk ve dağlık bölgelerinde yetişen ve dam koruğu bitkisine benzeyen kalın yapraklı bir bitkidir. İngilizcede yaygın olarak kullanılan isimler rhodiolanın kalın ve boru şeklindeki köklerinden dolayı koyulmuştur, kökün etli içyapısı hafif altın sarısı rengindedir ve kesildiğinde gül kokusu yayar. Birinci yüzyılda yaşayan Yunanlı hekim Dioskorides medikal referans metni De Materia Medica’da (İlaç Bilimi) rhodioladan bahsetmiş ve bitkiyi rodia riza olarak adlandırmıştır. 1600 yıl sonra İsveçli botanikçi ve modern taksonominin babası Carolus Linnaeus bitkiyi Rhodiola rosea olarak adlandırdı. Rhodiola yüzyıllar boyunca Rusya, Çin, İskandinavya ve başka yerlerde geleneksel tıbbın bir parçası oldu. Vikinglerin fiziksel dayanıklılığı ve direnci arttırmak için rhodiola kullandığı düşünülmektedir.

    Hangi tedavilerde kullanıldı?

    Sibirya’da bitkinin hoş kokulu köklerinden hazırlanan rhodiola çayı soğuk algınlığı ve grip için yüzyıllarca kullanılmıştır. Kökler öyle değerliydi ki bitkinin yetiştiği bölgeler çok iyi muhafaza edilirdi. Çin imparatorlarının kendi kişisel ilaçları için Sibirya’dan rhodiola kökü getirttikleri bilinmektedir. Bazı Sibirya dağ köylerinde rhodiola köklerinden yapılan demetler doğurganlığı arttırmak ve doğacak çocukları korumak için uğur olsun diye evlenen çiftlere hediye edilmektedir. 1700’lerde bile rhodiola bazı Avrupa ülkelerinde tıbbi amaçlarla kullanılıyordu, ama rhodiolanın tıbbi etkileriyle ilgili araştırmalar henüz emekleme aşamasındadır. 1960’ların ortasına kadar Rusya ve İskandinavya’da bilimsel araştırmalar başlamamıştı. Rhodiola kökünün ekstresinde önemli
    adaptojenik özellikler gösteren bileşenlere rastlanmıştır. 1970’lerin ortalarından itibaren Rus hekimler rhodiola kökü ekstresinin bitkinlikle mücadele, dayanıklılığı arttırma ve dikkat aralığı ve hafızayı güçlendirmede uyarıcı olarak kullanıyorlardı.Rhodiola Birleşik Devletler’de görece yeni bir şifalı bitkidir. Bitki uzmanları bu bitkiyi bir adaptojen olarak görür ve stresten kaynaklanan bitkinlikle mücadelede ve dikkat aralığı ve konsantrasyonu arttırmada tavsiye ederler.

    Rhodiola Kuzey Yarımküre’nin dağlık ortamlarında ya da soğuk bölgelerinde yetişen bir grup dolgun bitkinin adıdır. Rhodiola solgun yeşil renkli ve parmaklara yapışan mavi bir filmle kaplı yaprakları olan, dik ya da çevreye yayılarak büyüyen çok yıllık bir bitkidir. Bitkinin boyu 30 cm kadardır. Yaprak ayaları bitkinin alt tarafında üst üste durur. Oval ya da dikdörtgen şeklindeki yaprakların boyu 5 cm eni de 2,5 cm kadardır. Yaprak kenarları dişlidir. Çiçekler kalın bir sap üzerinde küme halinde bulunur. Yeşil-sarıdan açık sarıya değişen renkleri vardır ve uçları kırmızıdır. Bitki yaprak yapısı ve çiçek rengi konusunda değişiklikler gösterir. Kesildiğinde güle benzeyen bir koku yayan kök ve kalın köksap tıbbi olarak kullanılan kısımlardır.

    Yetişme Alışkanlıkları

    Rhodiolanın anavatanı Avrasya ve Kuzey Amerika’nın soğuk bölgeleridir, nemli kaya çıkıntılarında, kıyı uçurumlarında ve kuzeye bakan kayalık yamaçlarda
    yetişir. Avrupa’nın dağlık ortamlarda, Kuzey ve Orta Avrupa’nın dağlarında, güneyde Pireneler’de, İtalyan Alpler’inde ve Doğu’da Bulgaristan’da yetişir. Çin’de kuzey eyaletlerinin ormanlık ya da çayırlık dağ arazilerinde ve Japonya, Kazakistan, Kore, Moğolistan ve Rusya’nın büyük kısmında bulunur. Şifalı bir bitki olarak Rus geleneklerinde yer alır ve Sovyetler Birliği’nde de kullanılırdı. Kuzey Amerika’daysa Kanada’nın doğusunda, Maine, Vermont, New York, Pennsylvania ve Alaska ve Kuzey Karolina’nın dağlarında bulunur.

    Ekim ve Hasat

    Rhodiola için ABD’nin kuzeyindeki yüksek dağlar uygun yetişme alanlarıdır. Tohumlarla ya da köksapların ayrılmasıyla çoğalır. Kökler büyümesinin ikinci ya da üçüncü sonbaharında hasat edilir. Rhodiola anavatanı olan bölgede yaygın olarak yetişir, ama bitkiye olan talep arttığından -50 ülkede satılmaktadır- geçtiğimiz 15 yılda yabani hasat oldukça artmıştır. Bitki gereğinden fazla toplandığı için Rusya’da tehdit altındadır ve Büyük Britanya, Çek Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Slovakya ve Bulgaristan’da da tehlike oluşmuştur.
    Ticari üretim Çin, Finlandiya, İsveç, Rusya ve başka ülkelerde artmaktadır. Alberta şehrinde de geniş çaplı üretim yapıldığı bilinmektedir.

    Tedavi Amaçlı Kullanımı

    ✚ Stres
    ✚ Anksiyete
    ✚ Depresyon
    ✚ Bitkinlik

    Rusya ve İskandinavya’daki araştırmacılar 40 yıldan fazla bir süredir rhodiolanın etkilerini araştırmaktadır. Araştırmalar rhodiolanın sağlık ve zindelik üzerinde önemli etkileri olduğunu doğrulamıştır. Rhodiolanın içerdiği aktif bileşenler arasında en güçlü olan iki tanesi rosavine ve salidrososice’dir. Rhodiolanın zihinsel sağlıkta oynadığı rol oldukça umut vericidir. California Üniversitesi Psikiyatri bölümü tarafından yapılan küçük bir pilot çalışmada rhodiolanın genelleştirilmiş kaygı (anksiyete) bozukluğu hastalarında anksiyeteyi önemli ölçüde gerilettiği görülmüştür. Ciddi bir yan etki gözlemlenmemiştir. 40 milyon yetişkin Amerikalının anksiyete bozukluğundan muzdarip olduğunu düşündüğümüzde bu verinin iyi bir haber olduğu açıktır. Rhodiola sahip olduğu yatıştırıcı etkinin yanı sıra depresyonla mücadelede de kullanılır. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar rhodiolanın beyindeki serotonin seviyesini arttırdığını göstermiştir. Prozac ve Zoloft gibi serotonin geriakım inhibitörleri de depresyonu hafifletmektedir. Hafif ve orta ölçekli depresyon yaşayan insanlar arasında yapılan bir çalışmada 6 hafta boyunca günde 340 ya da 680 mg rhodiola alanların depresyon, uykusuzluk ve duygusal değişkenlik sorunlarında plasebo alanlara göre ilerleme sağladığı görülmüştür. Kronik yorgunluk sendromu, sürekli bir bitkinlik ve zayıflık, kas ve eklem ağrısı, baş ağrısı ve konsantrasyon eksikliğiyle karakterize olan bir rahatsızlıktır. Kronik yorgunluk sendromundan muzdarip 60 kişiyle yapılan çift kör bir çalışmada 28 gün boyunca hastaların bir kısmına günlük 575 mg rhodiola, diğer kısmına da plasebo verilmiştir. Araştırmacılar plaseboyla karşılaştırıldığında rhodiolanın zihinsel performans ve özellikle konsantrasyonu arttırdığını ve yorgunluk giderici bir etki gösterdiğini ve ayrıca strese karşı kortizolü azalttığını görmüşlerdir. (Stres altında vücut yüksek miktarda kortizol üretir. Rhodiola kortizol düzeyini azaltıp normal seviyeye çeker)

    Kullanım Şekli

    ÇAY: 1 çay kaşığı rhodiola kökünü 1 bardak sıcak suda 5 dakika demleyip süzün. Günde 3 defa için.

    TENTÜR: Günde 2 defa 3-5 ml alın ya da üreticinin talimatlarına uyun.

    EKSTRE: Çalışmalarda kullanılan günlük dozaj % 3.6 rosavin ve % 1.6 salidroside satandardize eden 100-576 mg’dır.

    Uyarılar

    Rhodiola vücut tarafından iyi tolere edilir, ancak rhodiola antidepresan ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında ilaç-bitki etkileşimine neden olabilir. Hamilelik döneminde güvenli olup olmadığı bilinmemektedir. Zihin sağlığıyla ilgili rahatsızlığı olanlar rhodiola kullanmadan önce bir sağlık uzmanına danışmalıdır. .
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3

      Rhodiola Rosea'nın Bilim Destekli Sağlık Faydaları
      hodiola, Avrupa ve Asya'nın soğuk, dağlık bölgelerinde yetişen bir bitkidir. Kökleri adaptojenler olarak kabul edilir, yani vücudunuzun tüketildiğinde strese uyum sağlamasına yardımcı olurlar. Rhodiola, kutup kökü veya altın kökü olarak da bilinir ve bilimsel adı Rhodiola rosea Kökü 140'tan fazla etken madde içerir; hangi rosavin ve salidrosidedir.Rusya ve İskandinav ülkelerindeki insanlar yüzyıllardır anksiyete, yorgunluk ve depresyon tedavisi için rhodiola'yı kullanmıştır. Günümüzde, birçok sağlık yararına diyet takviyesi olarak kullanılmaktadır. İşte Rhodiola rosea'nın bilim kaynaklı 7 sağlık yararı. 1. Pinterest'te Stres Azaltabilir Rhodiola uzun zamandan beri vücudunuzun spesifik olmayan yollarla strese karşı direncini artıran doğal bir madde olan bir adaptojen olarak bilinmektedir. Stresli zamanlarda adaptojen tüketmenin stresli durumlarla daha iyi başa çıkmanıza yardımcı olduğu düşünülmektedir (1, 2). Bir çalışmada, yaşam ve işle ilgili stres yaşayan 101 kişideki rhodiola ekstresinin etkileri araştırıldı. Katılımcılara dört hafta boyunca günde 400 mg verildi (3). Sadece üç gün sonra yorgunluk, halsizlik ve anksiyete gibi stres semptomlarında önemli iyileşmeler buldu. Bu gelişmeler çalışma boyunca devam etti. Rhodiola'nın ayrıca kronik stres ile ortaya çıkabilen tükenmişlik semptomlarını iyileştirdiği gösterilmiştir. Dahası, strese bağlı tükenmişliği olan 118 kişiden oluşan bir çalışmada stres ve depresyon da dahil olmak üzere birçok ilişkili tedbir geliştirdi (4).

      Rhodiola rosea gibi
      1. Adaptojenler vücudunuzun strese karşı direncini arttırır, stresli zamanlarda daha iyi başa çıkmanıza izin verir.
      2. Yorgunlukla Savaşabilir Stres, anksiyete ve yetersiz uyku, yorgunluğa katkıda bulunabilecek fiziksel ve zihinsel yorgunluk duygularına neden olabilecek birkaç faktördür. Adaptojenik özellikleri nedeniyle, rhodiola'nın yorgunluğu azaltmaya yardımcı olduğu düşünülmektedir.
      3. Strese bağlı yorgunluğu olan 60 kişiden oluşan dört haftalık bir çalışma, yaşam kalitesi ve yorgunluk, depresyon ve dikkat semptomları üzerindeki etkilerine baktı. Katılımcılar günlük 576 mg rhodiola veya plasebo ilacı aldılar. Rhodiola'nın yorgunluk düzeyleri ve dikkat üzerinde plaseboya kıyasla olumlu bir etkiye sahip olduğu bulundu (5).
      4. Benzer bir çalışmada, kronik yorgunluk belirtileri olan 100 kişi, sekiz hafta boyunca her gün 400 mg rhodiola aldı. Stres semptomları, yorgunluk, yaşam kalitesi, ruh hali ve konsantrasyonda önemli iyileşmeler yaşadılar (6). Bu gelişmeler sadece bir haftalık tedaviden sonra gözlendi ve çalışmanın son haftasında iyileşmeye devam etti. Rhodiola'nın adaptojenik doğası, yorgunluk ve stresle ilişkili diğer semptomlarla mücadelede popüler bir destekleyicidir.
      6. Depresyonun Belirtilerini Azaltmaya Yardımcı Olabilir Depresyon, hislerinizi ve davranışlarınızı olumsuz yönde etkileyen yaygın ancak ciddi bir hastalıktır (7). Beyindeki nörotransmiterler denilen kimyasalların dengesiz hale geldiği zaman meydana geldiği düşünülmektedir. Sağlık uzmanları, bu kimyasal dengesizliklerin düzeltilmesine yardımcı olmak için yaygın olarak antidepresanlar yazmaktadır (8).
      8. Rhodiola rosea'nın beyninizdeki nörotransmiterleri dengeleyerek antidepresan özelliklere sahip olduğu öne sürülmüştür (9, 10, 11). Rhodiola'nın depresyon semptomları üzerindeki etkinliği ile ilgili altı haftalık bir çalışmada, hafif veya orta şiddette depresyonlu 89 kişi rastgele olarak günlük olarak 340 mg veya 680 mg rhodiola veya plasebo hapı almak üzere atandı (12). Her iki rhodiola grubu genel depresyon, uykusuzluk ve duygusal stabilitede önemli iyileşmeler yaşadı, plasebo grubu ise iyileşme göstermedi. İlginçtir ki, sadece daha büyük dozu alan grup benlik saygısında iyileşmeler göstermiştir. Bir başka çalışma ise, Rhodiola'nın etkilerini, Zoloft adı altında satılan ve reçete edilen antidepresan sertralin ile karşılaştırmıştır. Rhodiola, sertralin veya plasebo ilacı almak için 12 hafta boyunca depresyon tanısı almış 57 kişiye rastgele atandı (13). Rhodiola ve sertralinin her ikisi de depresyon belirtilerini azaltırken, sertralinin daha büyük etkisi oldu. Ancak, Rhodiola daha az yan etki üretti ve daha iyi tolere edildi. Özet: Rhodiola'nın birçok depresyon belirtisini iyileştirdiği gösterilmiştir. Antidepresanlara benzer şekilde, duygudurum ve duyguları etkileyen nörotransmiterleri olumlu yönde etkileyebilir.
      9. Beyin İşlevini Geliştirir Egzersiz, doğru beslenme ve iyi bir gece uykusu beyninizi güçlü tutmanın kesin yoludur (14, 15, 16). Rhodiola dahil olmak üzere bazı takviyeler de yardımcı olabilir. Bir çalışma gece nöbetinde çalışan 56 hekimin zihinsel yorgunluk üzerindeki etkilerini test etmiştir (17). Doktorlar rastgele iki hafta boyunca günde 170 mg rhodiola veya plasebo hapı almak üzere atandılar. Rhodiola, zihin yorgunluğunu azalttı ve plaseboya kıyasla işle ilgili işlerde performansı% 20 artırdı. Bir başka çalışma da, rhodiola'nın askeri görevlilerdeki gece görevlerini yerine getirme etkilerine baktı. Öğrenciler beş gün boyunca günlük 370 mg veya 555 mg rhodiola veya iki plasebodan birini tüketmişlerdir (18). Her iki dozda da, öğrencilerin plaseboya kıyasla zihinsel çalışma kapasitesini arttırdığı tespit edildi. Başka bir çalışmada, öğrenciler 20 gün boyunca rhodiola takviyesi yaptıktan sonra zihinsel yorgunluğu azalttı, uyku düzenlerini geliştirdiler ve çalışma motivasyonlarını arttırdılar. Sınav puanları, plasebo grubundakilere göre% 8 daha yüksekti (19). İki derleme makalesinde ayrıca, rhodiola'nın zihinsel yorgunluğu azaltabildiğine dair kanıtlar bulunduğu, ancak araştırmanın sınırlı miktarının ve kalitesinin sağlam sonuçlar alınmasına izin vermediğine dikkat çekti (20, 21). Rhodiola'nın zihinsel stresli ve fiziksel olarak yorucu dönemlerde zihinsel performansı arttırdığı gösterilmiştir. Ancak, bu bulguları doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
      10. Egzersiz Performansını İyileştirebilir Rhodiola, egzersiz performansının iyileştirilmesi için de söz verir (22). Bir çalışmada, bisiklet testi yapmadan iki saat önce katılımcılara 200 mg rhodiola veya plasebo verildi (23). Rhodiola verilenler plasebo verilenlere göre ortalama 24 saniye daha uzun süre egzersiz yapabildiler. 24 saniye küçük gibi görünse de, bir yarışta birinci ve ikinci sırayı arasındaki fark milisaniye olabilir (24). Başka bir çalışma da dayanıklılık egzersiz performansı üzerine etkilerini incelemiştir (25). Katılımcılar altı mil simüle edilmiş bir zaman yarışı yarışına katıldılar. Yarıştan bir saat önce, katılımcılara kilo başına 1.4 mg dozda (kg başına 3 mg) vücut ağırlığı veya plasebo ilacı verildi. Rhodiola'ya verilenler yarışı plasebo grubundan çok daha hızlı bitirdiler. Bu çalışmalarda ve diğerlerinde, Rhodiola'nın algılanan eforu azaltarak veya katılımcıların vücutlarının ne kadar sıkı çalıştığını hissetmeleriyle egzersiz performansını arttırdığı gösterilmiştir (26). Ancak kas kuvveti veya gücü üzerinde herhangi bir etkisinin olması olası değildir (23, 27). Hepsini kapa Özet Rhodiola, daha uzun ve daha fazla çalışmanıza olanak tanıyan algılanan eforu azaltma potansiyeline sahiptir.
      11. Diyabetin Kontrol Edilmesine Yardımcı Olabilir Diyabet, vücudunuzda insülin hormonunu üretme veya bunlara cevap verme yeteneğinin azalması durumunda yüksek kan şekeri seviyelerine neden olan bir hastalıktır (28). Diyabetli insanlar genellikle kan şekeri seviyelerini normalleştirmek için insülin duyarlılığını artıran insülin enjeksiyonlarını veya ilaçlarını kullanırlar. İlginç bir şekilde, hayvan araştırması rhodiola'nın diyabet kontrolünü iyileştirmeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor (29). Aslında, kandaki glikoz taşıyıcılarının sayısını artırarak diyabetik sıçanlarda kan şekeri düşürdüğü gösterilmiştir. Bu taşıyıcılar, glikozu hücrelere taşıyarak kan şekerini düşürür (30, 31). Bu çalışmalar farelerde yapıldı, bu yüzden sonuçları insanlara genelleştirilemedi. Ancak, Rhodiola'nın insanlarda kan şekeri üzerindeki etkilerini araştırmak için zorunlu bir nedendir. Şeker hastasıysanız ve orman gülü takviyesi almak istiyorsanız, önce diyetisyeniniz veya doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun. Rhodiola'nın, kemirgenlerde kan şekeri seviyesini düşürdüğü ve bunun, insanlarda diyabet kontrolü için değerli bir destek olabileceğini öne sürdüğü gösterilmiştir. Bununla birlikte, insanlarda daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

      HEALTHLINE PARTNER ÇÖZÜMLERİ İstediğiniz Zaman Dakikada Doktordan Yanıt Alın Tıbbi sorularınız mı var? Yönetim kurulu onaylı, deneyimli bir doktorla çevrimiçi veya telefonla bağlanın. Çocuk doktorları ve diğer uzmanlar 7/24 hizmetinizdedir. ŞİMDİ DOKTORA SORUN
      12. Antikanser Özelliklerine Sahip Olabilir Rhodiola'nın güçlü bir bileşeni olan Salidroside, antikanser özellikleri için araştırılmıştır. Test tüpü çalışmaları mesane, kolon, meme ve karaciğer kanseri hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermiştir (32, 33, 34, 35). Sonuç olarak, araştırmacılar rhodiola'nın birçok kanser türünün tedavisinde yararlı olabileceğini öne sürdüler. Bununla birlikte, insan çalışmaları mümkün olana kadar, rhodiola'nın kanseri tedavi etmeye yardımcı olup olamayacağı bilinmemektedir. ÖZET Test tüpü deneyleri, rhodiola'da salidroside adı verilen aktif bir bileşenin, kanser hücrelerinin büyümesini inhibe ettiğini göstermiştir. Bununla birlikte, insanlardaki etkileri bilinmemektedir. Rhodiola Rosea Takviyeleri Nasıl Alınır Rhodiola özü, kapsüller veya tabletler şeklinde yaygın şekilde bulunur. Çay şeklinde de mevcuttur, ancak birçok kişi hap formunu tercih eder çünkü doğru dozu sağlar. Bakılacak şey Maalesef, orman gülü takviyeleri zina etme riski altındadır (36, 37). Bunu önlemek için, USP veya NSF mührünü taşıyan markaları arayın. Bunlar, takviyeleri iddia ettikleri şeyi safsızlıklar içermesini sağlayan üçüncü taraf, kar amacı gütmeyen kuruluşlardır. Ek olarak, standart miktarda% 3 rosavin ve% 1 salidrosit içermelerini sağlamak için bu takviyelerin etiketlerine bakın. Bunlar, Rhodiola kökündeki bu bileşiklerin doğal olarak ortaya çıkan oranlarıdır. Ne Kadar ve Ne Zaman Almalı? Rhodiola'yı aç karnına almak en iyisidir, fakat yatmadan önce değil, hafif bir uyarıcı etkiye sahiptir (38). Stres, yorgunluk veya depresyon semptomlarını iyileştirmek için en uygun orman gülü dozu günde tek dozda 400-600 mg'dır (3, 6, 13). Rhodiola’nın performans artırıcı etkilerinin peşindeyseniz, egzersizden bir veya iki saat önce 200–300 mg alın (23, 25, 26). Rhodiola'nın Güvenliği Rhodiola güvenli ve iyi tolere edilir (39, 40). Aslında, tavsiye edilen rhodiola dozu, hayvan çalışmalarında tehlikeli olduğu gösterilen miktarın% 2'sinden azdır (41). Bu nedenle, büyük bir güvenlik marjı var.

      Rhodiola ekinizin daha ucuz ve daha az etkili içerikle yapıldığından emin olmak için üçüncü taraf sertifikalarına bakın. Günde 200-600 mg doz etkili ve güvenli olarak kabul edilir. Bottom Line Rhodiola, Rusya ve İskandinav ülkelerinde geleneksel tıpta yüzyıllardır kullanılmaktadır. Çalışmalar, orman gülünün vücudun egzersiz gibi fiziksel streslere ve yorgunluk ve depresyon gibi psikolojik streslere karşı tepkisini güçlendirmeye yardımcı olabileceğini buldu. Ayrıca, tüp ve hayvan çalışmaları kanser tedavisi ve diyabet kontrolündeki rolünü araştırmıştır. Bununla birlikte, insanlarda araştırmaya ihtiyaç vardır. Rhodiola kullanmak istiyorsanız, adulte etme potansiyelini önlemek için üçüncü taraf testlerinden geçen takviyeleri arayın. Genel olarak, rhodiola'nın birçok sağlık yararı vardır ve önerilen dozlarda alındığında düşük yan etki riski ile güvenli olarak kabul edilir.





      Science-Backed Health Benefits of Rhodiola Rosea
      Rhodiola is an herb that grows in the cold, mountainous regions of Europe and Asia. Its roots are considered adaptogens, meaning they help your body adapt to stress when consumed.Rhodiola is also known as arctic root or golden root, and its scientific name is Rhodiola rosea.Its root contains more than 140 active ingredients, the two most potent of which are rosavin and salidroside.People in Russia and Scandinavian countries have used rhodiola to treat anxiety, fatigue and depression for centuries.Today, it’s widely used as a dietary supplement for its many health benefits. Here are 7 science-based health benefits of Rhodiola rosea. 1. Can Decrease Stress Share on Pinterest
      Rhodiola has long been known as an adaptogen, a natural substance that increases your body’s resistance to stress in non-specific ways. Consuming adaptogens during stressful times is thought to help you handle stressful situations better (1, 2). One study investigated the effects of rhodiola extract in 101 people with life- and work-related stress. Participants were given 400 mg per day for four weeks (3). It found significant improvements in symptoms of stress, such as fatigue, exhaustion and anxiety, after just three days. These improvements continued throughout the study. Rhodiola has also been shown to improve symptoms of burnout, which can occur with chronic stress. What’s more, in a study in 118 people with stress-related burnout, it improved many associated measures, including stress and depression (4).

      SUMMARYAdaptogens like rhodiola rosea increase your body’s resistance to stress, allowing you to better cope during stressful times.
      2. Can Fight Fatigue Stress, anxiety and inadequate sleep are just a few factors that can contribute to fatigue, which can cause feelings of physical and mental tiredness. Due to its adaptogenic properties, rhodiola is thought to help alleviate fatigue. One four-week study in 60 people with stress-related fatigue looked at its effects on quality of life and symptoms of fatigue, depression and attention. Participants received either 576 mg of rhodiola or a placebo pill daily.

      It found that rhodiola had a positive effect on fatigue levels and attention, compared to the placebo (5). In a similar study, 100 people with chronic fatigue symptoms received 400 mg of rhodiola every day for eight weeks. They experienced significant improvements in stress symptoms, fatigue, quality of life, mood and concentration (6). These improvements were observed after only one week of treatment and continued to improve through the final week of the study.
      SUMMARYThe adaptogenic nature of rhodiola makes it a popular supplement for fighting fatigue and other symptoms associated with stress.
      3. Could Help Reduce Symptoms of Depression Depression is a common but serious illness that negatively affects how you feel and act (7). It’s thought to occur when chemicals in your brain called neurotransmitters become unbalanced. Health professionals commonly prescribe antidepressants to help correct these chemical imbalances (8). Rhodiola rosea has also been suggested to have antidepressant properties by balancing the neurotransmitters in your brain (9, 10, 11). In one six-week study on the effectiveness of rhodiola on symptoms of depression, 89 people with mild or moderate depression were randomly assigned to receive either 340 mg or 680 mg of rhodiola or a placebo pill daily (12). Both rhodiola groups experienced significant improvements in overall depression, insomnia and emotional stability, whereas the placebo group showed no improvements. Interestingly, only the group receiving the larger dose showed improvements in self-esteem. Another study compared the effects of rhodiola to the commonly prescribed antidepressant sertraline, which is sold under the name Zoloft. It randomly assigned 57 people diagnosed with depression to receive rhodiola, sertraline or a placebo pill for 12 weeks (13). While rhodiola and sertraline both reduced symptoms of depression, sertraline had a greater effect. However, rhodiola produced fewer side effects and was better tolerated.

      SUMMARYRhodiola has been shown to improve many symptoms of depression. Similar to antidepressants, it may positively influence neurotransmitters that affect mood and emotion. 4. Improves Brain Function Exercise, proper nutrition and a good night’s sleep are sure ways to keep your brain running strong (14, 15, 16). Some supplements may also help, including rhodiola. One study tested its effects on mental fatigue in 56 physicians working night duty (17). The physicians were randomly assigned to receive either 170 mg of rhodiola or a placebo pill per day for two weeks. Rhodiola reduced mental fatigue and improved performance on work-related tasks by 20%, compared to the placebo. Another study looked at the effects of rhodiola in military cadets performing night duties. The cadets consumed either 370 mg or 555 mg of rhodiola, or one of two placebos daily for five days (18). Both doses were found to improve the cadets’ capacity for mental work, compared to the placebos. In another study, students experienced significantly reduced mental fatigue, improved sleep patterns and increased motivation to study after taking rhodiola supplements for 20 days. Their exam scores were also 8% higher than those in the placebo group (19). Two review articles also found evidence that rhodiola can ease mental fatigue, but they cautioned that the limited quantity and quality of the research did not allow for solid conclusions to be made (20, 21).
      SUMMARYRhodiola has been shown to increase mental performance during mentally stressful and physically strenuous times. However, more research is needed to verify these findings. 5. Can Improve Exercise Performance Rhodiola also shows promise for improving exercise performance (22). In one study, participants were given 200 mg of rhodiola or a placebo two hours before performing a cycling test (23). Those given rhodiola were able to exercise for an average of 24 seconds longer than those given a placebo. While 24 seconds may seem small, the difference between first and second place in a race can be milliseconds (24). Another study looked at its effects on endurance exercise performance (25). Participants cycled for a six-mile simulated time-trial race. One hour before the race, participants were given rhodiola at a dose of 1.4 mg per pound (3 mg per kg) of body weight or a placebo pill. Those given rhodiola finished the race significantly faster than the placebo group. In these studies and others, rhodiola has been shown to improve exercise performance by decreasing perceived exertion, or how hard participants felt their bodies were working (26). However, it's unlikely to have any effect on muscle strength or power (23, 27).
      SUMMARYRhodiola has the potential to decrease perceived exertion, which may allow you to work out longer and harder.
      6. May Help Control Diabetes Diabetes is a disease that occurs when your body develops a reduced ability to produce or respond to the hormone insulin, resulting in high blood sugar levels (28). People with diabetes commonly use insulin injections or medications that increase insulin sensitivity to normalize their blood sugar levels. Interestingly, animal research suggests rhodiola may help improve diabetes control (29). In fact, it has been shown to lower blood sugar in diabetic rats by increasing the number of glucose transporters in the blood. These transporters lower blood sugar by transporting glucose into the cells (30, 31). These studies were performed in mice, so their results can’t be generalized to humans. However, they’re a compelling reason to investigate the effects of rhodiola on blood sugar in people. If you have diabetes and wish to take rhodiola supplements, make sure to speak with your dietitian or doctor first.

      SUMMARY Rhodiola has been shown to lower blood sugar levels in rodents, suggesting it may be a valuable supplement for diabetes control in humans. However, more research in humans is needed.
      HEALTHLINE PARTNER SOLUTIONS

      Get Answers from a Doctor in Minutes, Anytime
      Have medical questions? Connect with a board-certified, experienced doctor online or by phone. Pediatricians and other specialists available 24/7.
      ASK A DOCTOR NOW
      7. May Have Anticancer Properties Salidroside, a potent component of rhodiola, has been investigated for its anticancer properties. Test-tube studies have shown that it inhibits the growth of bladder, colon, breast and liver cancer cells (32, 33, 34, 35). As a result, researchers have suggested that rhodiola may be useful in the treatment of many types of cancer. However, until human studies become available, whether rhodiola can help treat cancer remains unknown.

      SUMMARYTest-tube experiments have shown that an active ingredient in rhodiola called salidroside inhibits the growth of cancer cells. However, its effects in humans are unknown. How to Take Rhodiola Rosea Supplements Rhodiola extract is widely available in the form of capsules or tablets. It’s also available in the form of tea, but many people prefer the pill form because it enables accurate dosing.

      What to Look For
      Unfortunately, rhodiola supplements are at risk of adulteration (36, 37). To avoid this, look for brands that carry the USP or NSF seal. These are third-party, non-profit organizations that ensure supplements contain what they claim, without impurities. In addition, be sure to look at the labels of these supplements to ensure they contain a standardized amount of 3% rosavins and 1% salidrosides. These are the naturally occurring proportions of these compounds in rhodiola root.

      How Much and When to Take It
      It’s best to take rhodiola on an empty stomach, but not before bedtime, as it has a slight stimulatory effect (38). The optimal dose of rhodiola for improving symptoms of stress, fatigue or depression is 400–600 mg in a single dose per day (3, 6, 13). If you’re after rhodiola’s performance-enhancing effects, take 200–300 mg an hour or two before exercise (23, 25, 26).

      Safety of Rhodiola
      Rhodiola is safe and well tolerated (39, 40). In fact, the suggested dosage of rhodiola is less than 2% of the amount that has been shown to be dangerous in animal studies (41). Thus, there is large margin of safety.

      SUMMARY
      Look for third-party certifications to ensure your rhodiola supplement has not been adulterated with cheaper, less effective ingredients. A dose of 200–600 mg per day is considered effective and safe. The Bottom Line Rhodiola has been used in traditional medicine in Russia and Scandinavian countries for centuries. Studies have found rhodiola may help strengthen the body’s response to physical stressors like exercise and psychological stressors such as fatigue and depression. Also, test-tube and animal studies have investigated its role in cancer treatment and diabetes control. However, research in humans is needed.If you want to use rhodiola, look for supplements that have undergone third-party testing to avoid the potential for adulteration. Overall, rhodiola has many health benefits and is considered safe with a low risk of side effects when it’s taken in the recommended dosages.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Viral enfeksiyonun bir sonucu olarak strese cevap kaybı: hastalık ve terapi etkileri

        Philip L. Hooper , 1 Lawrence E. Hightower , 2 ve Paul L. Hooper 3, 4,
        Yazar bilgileri Madde notları Telif Hakkı ve Lisans bilgileri Uyarı
        Bu makale PMC'deki diğer makalelerden alıntılanmıştır .

        ÖZET;
        Burada viral enfeksiyonun yetersiz hücre stresi tepkisine neden olabileceğini ve böylece stres toleransını bozduğunu ve dokuların hasara karşı savunmasız kalmasını öneriyoruz. Viral enfeksiyonların patolojik etkilerini ele almak için geçerli bir paradigmaya sahip olmak, daha önce müdahaleye yanıt vermeyen hastalıklar için etkili yeni tedavilere yol açabilir. Viral enfeksiyonlara karşı konak tepkisi, tip 1 diyabet gibi otoimmün hastalıklara yol açabilir. Newcastle hastalığı virüsü durumunda, viral enfeksiyonun sıcak şok proteinleri üzerindeki etkileri, kanser için bir tedavi olarak kullanılabilir. Son olarak, kronik yorgunluk sendromu gibi bir durumdan sorumlu olan spesifik bir virüs araştırması, hastalık sadece viral enfeksiyona spesifik olmayan bir cevap ise, faydalı olmayabilir.

        GİRİŞ;
        Birçok viral enfeksiyon kronik yorgunluk, ağrı, kas ağrısı ve organ iltihabı ile konukçular bırakır. Viral enfeksiyonlarla ilişkili bu kalıcı semptomlar, konağın protein bazlı stres yanıtının kaybının bir sonucu olabilir. Ökaryotlardan ve bakterilerden farklı olarak virüsler, ısı şok proteinlerine (Hsps) sahip değildir ve viral protein katlanması için konak Hsps'lerine dayanmaktadır. Sonuç olarak, konak stres proteinlerini düzenleyen işlemler muhtemelen hem virüsler hem de virüs bulaşmış konakçılar tarafından stratejik manipülasyon hedefleridir. Bazı virüsler bir konağın aktif hücresel stres tepkisinden faydalanır ve Hsps yüksek olduğunda çoğalmayı artırabilir. Aslında birkaç virüs, insan papilloma virüsü (Song ve ark. 2010 ), adenovirüs (Glotzer ve ark. 2000 ; Madara ve ark. 2005 ), polyomavirüsler ve dang virüsleri (Reyes-Del. Valle ve diğerleri, 2005 ). Bununla birlikte, diğer virüsler, Hsp70'in viral gen ekspresyonu ve replikasyonunu inhibe ettiği insan immün yetmezlik virüsü (HIV) ve influenza A gibi konakçı Hsps yüksek olduğunda, replikasyonda bir azalmaya maruz kalır (Kumar ve ark. 2011 ; Li ve ark. 2011).). Bu nedenle, kronik yorgunluk ve kırgınlığa neden olduğu bilinen bazı virüslerin, influenza A, West Nil virüsü, herpes simpleks virüsü ve hepatit C dahil olmak üzere konak stres yanıtını sınırlandırması şaşırtıcı değildir. Öte yandan, Hosts, viral cevabına cevap verebilir. ateş belirtileri, immünolojik savunma, interferon üretimi ve protein semptomunun azalması (Hsp sentezini de içeren) dahil, olumsuz semptomları barındıran çeşitli savunma manevraları yoluyla enfeksiyonlar. Bu makale, Hsp stres yanıtının viral enfeksiyon nedeniyle bozulduğu durumlarda konukçuların sonuçlarını ele alacaktır. Bu alandaki araştırmaların geçmişi, son üç yılda Newcastle hastalığı virüsü (NDV) 'nin aşağıdaki birinci bölümde sunulan detaylı bir çalışma ile sağlanmıştır. Ardından bir sonraki bölüm, bozulmuş bir doku stres yanıtıyla ilişkili olan tembel viral hastalıkların kısa bir incelemesini sunar. Daha sonra, viral hakaret ve bozulmuş Hsps'den kaynaklanabilecek iki tipe - tip 1 diyabet ve kronik yorgunluk sendromu (CFS) ele alınmaktadır. Son olarak, stres yanıtının viral blokajının, sağlıklı dokulara zarar vermeden tümörleri yok etmek için terapötik olarak kullanılabileceği bir mekanizma öneriyoruz.

        ARKA PLAN: NDV;
        Virüsler ve konukçu protein makineleri arasındaki ana etkileşimler için potansiyel, NDV örneği tarafından iyi bir şekilde gösterilmektedir. Bu paramiksovirüs, hem oldukça virülent (Avustralya-Victoria, AV suşu) hem de doğal olarak oluşan avirulent suşlarda (suş New Jersey LaSota, suş B1-Hitchner) gelir. Ek olarak, sitopatik olmayan (nc) mutantlar olarak adlandırılan bir mutantlar, kimyasal olarak mutajenize edilmiş, klonlanmış bir NDV-AV stoğundan izole edilmiştir (Mandansky ve Bratt 1978 ). NDV'nin avirülan suşları gibi, nc mutantlar enfekte tavuk embriyo hücrelerinde viral mRNA (Mandansky ve Bratt azaltılmış seviyelerine yol 1981a ). Sonuç olarak, daha az sayıda viral protein birikir ve konukçu hücre proteini sentezi, virülan ana suş AV'ye kıyasla nispeten daha iyi korunur. Hücresel stres proteini Hsp90, Hsp70, Hsp23 ve glikoz regülasyonlu protein Grp78'i (şimdi endoplazmik retikulum stres proteinlerinden biri olarak bilinir), farklı NDV suşları ile enfeksiyondan sonra karşılaştıran bir çalışma yapıldı. Çalışma, avirulent B1-Hitchner ve avirulent NJ-LaSota'nın neden olduğu enfeksiyonun Hsp protein seviyelerini belirgin bir şekilde arttırdığını, virülent suşu AV'nin Hsp70 ve Hsp23 seviyelerini ciddi şekilde azalttığını ve neredeyse Hsp90 ve Grp78 seviyelerini ortadan kaldırdığını göstermiştir (bakınız Şekil 1 ). Arginin analogu L-canavaninin indüklediği hücresel stres proteinlerini doğrulamak için peptit haritalama karşılaştırmaları NDV'nin indüklediği Hsp90, Grp78, Hsp70 ve Hsp23'ü otantik hücresel stres proteinleri olarak tanımlamıştır (Collins ve Hightower 1982 ).

        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı 12192_2012_352_Fig1_HTML.jpg

        Şekil 1
        Enfekte edilmemiş kültürlenmiş tavuk embriyo hücrelerinde ve virülan NDV-AV, avirulent NDV suşları B1-Hitchner ve NJ-LaSota ile moi = 5 PFU / ml'de enfekte olmuş kültürlerde protein sentezinin karşılaştırılması. Kültürler, 40.5 ° C'de 6 saat süreyle inkübe edildi, daha sonra 35S-metiyonin ile 30 dakika boyunca radyo-etiketlendi. Özler, jel numune tamponunda hazırlandı ve polipeptitler, sodyum dodesil sülfat-poliakrilamid jel elektroforezi ile ayrıldı. Radyoaktif metiyonin ile etiketlenmiş enfekte olmamış ve enfekte olmuş hücrelerden radyoaktif olarak etiketlenmiş polipeptitlerin özleri karşılaştırıldı. % 7 poliakrilamid jelin bir Florogramı. Şerit 1 enfekte olmayan kültürler, şerit 2 suşu AV enfekte, şerit 3 suşu B1-Hitchner enfekte, şerit 4, NJ-LaSota suşu virüslüdür. Avian Hsp70, Grp78 ve Hsp90'ın pozisyonları sağ taraftaki oklarla işaretlenmiştir . Bu kuş stres proteinleri peptit haritalaması ile doğrulanmıştır (Collins ve Hightower 1982 ). Sol taraftaki oklar ana NDV polipeptitlerine işaret eder: L büyük polipeptit, transkriptaz, HN hemaglutinin-neuraminidaz glikopolipeptit, Füzyon glikopolipeptidine öncül Fo , F füzyon glikopolipeptit, NP nükleokapsid polipeptidi, M matris polipeptidi. Hücresel aktin pozisyonu da işaretlenmiştir. bTarif edilen ekstreler üzerinde% 9 poliakrilamid jel fluorogramm 46 kDa'lık kısmı bir karşılaştırma için jel üzerinde küçük bir Hsp23 tutmak için ayrıldı. Şerit 1suşu AV, şerit 2 suşu NJ-LaSota, şerit 3 suşu B1-Hitchner, şerit 4 kültürleri, avian Hsp23 (memeli HspB1'e eşdeğer) dahil olmak üzere, arginin analog canavanin ile muamele edilmiş gerçek hücresel stres proteinlerini (Hsps) uyarmak için; şerit 5 etkilenmemiş, işlenmemiş kontrol kültürleri. NDV matrisi polipeptit pozisyonu ve hücresel aktin pozisyonu da işaretlenmiştir. 1970'lerin sonlarında Madansky ve Bratt'ın nc mutant çalışmaları sırasında, NDV avirulent suşlarının hücresel stres proteinlerini indükleme kabiliyeti henüz bilinmiyordu. Bununla birlikte, nc mutantlarının yayınlanmış jel desenleri bu proteinlerin uyarılmış üretimini açıkça göstermektedir. AV, avirulent suşları ve nc mutantları gibi virülent suşlara kıyasla, hücre öldürme (hücre kültürlerinde litik plak oluşumu açısından) ve enfekte yumurtalarda çok daha uzun süre embriyonik ölüm süreleri (Mandansky ve Bratt 1981b)). Hücre ve embriyo öldürme, doğrudan viral RNA ve protein seviyeleri ile koreledir ve konukçu hücre proteini seviyeleri ile ters olarak koreledir. O zamanlar takdir edilmese de, geniş hücre öldürme ve kısa ortalama embriyo ölüm zamanları, hücresel stres protein seviyeleri ile de ters orantılıydı (Collins ve Hightower 1982 ).

        Geçmişe bakıldığında, hem sitosolik / nükleer stres yanıtı hem de katlanmamış protein yanıtı (UPR), virülan ve avirulent suşları tarafından uyarılmıştır. UPR imza proteini BiP (Grp78), indüklenmiş stres proteinleri arasındadır (Şekil 1 ). Şimdi bu yanıtları, sitozolde viral nükleokapsid üretimi ve endoplazmik retikulumda viral glikoprotein üretimi de dahil olmak üzere, moleküler şaperonlar için viral proteinlerin rekabeti nedeniyle ortaya çıkan mevcut anlayış ışığında yorumluyoruz. Virülan suşları ayrıca enfeksiyonun erken döneminde artan stres proteini mRNA seviyelerini de indükleyerek, stres yanıt genlerinin aktivasyonu için nükleer sinyalin üretildiğini, ancak net kuş Hsp protein sentezinin protein translasyon aşamasında bloke edildiğini gösterdi (Collins ve Hightower 1982)). Bu çalışmalardan, stres proteinlerinin uyarılmasının avirulent fenotipinin bir parçası olduğu açıktır, bu proteinlerin hücre sayımında ve embriyoların virüsler tarafından öldürülmesinde oynadıkları rolün tam olarak farkında olmasak da. Birisi, temel hücresel proteinlerin ve organellerin katlanmasını ve birleştirilmesini kolaylaştırmak için gereken yetersiz moleküler şaperon seviyelerinin virülan suşunun öldürülmesine katkıda bulunduğunu iddia edebilir. Burada tartışacağımız gibi, Hsps'in apoptoz ve mitoz gibi ana sağkalım yollarını düzenlediğini gösteren son kanıtlar da cevabın bir parçası. NDV'nin örnek çalışması, konakçıdaki azalan bir stres proteini tepkisinin, virüsün yol açtığı hastalığın ciddiyeti ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Bu gözlemler, Hsps üretme kapasitesinin azalmasının, enfekte olmuş konaklar üzerinde zararlı bir etkiye sahip olabileceği konusunda erken bir ipucu sağlamıştır. O zamandan beri yapılan araştırmalar, virüsler ve konukçu stres proteini makinesi arasındaki etkileşimlerin, bireysel virüs proteinlerine ve belirli Hsps'lere ya da daha genel bir virüs konukçu tepkisinin bir parçasına çok spesifik olabileceğini göstermiştir. Aşağıda, translasyon düzeyinde Hsp sentezindeki viral kaynaklı eksiklikleri ve direkt viral protein – Hsp etkileşimlerinden kaynaklanan stres yanıtındaki eksiklikleri gösteren çeşitli vakaları gözden geçiriyoruz.

        BOZULMUŞ HSPS İLE İLİŞKİLİ VİRÜSLER
        Batı Nil Virüsü;

        Batı Nil virüsü (WNV), en bilinenleri Sarı Ateş Virüsü olan Flaviviridae ailesinin bir üyesidir. Flaviviridae, virion zincirinin aynı zamanda mRNA olduğu ve sitoplazmada bir tip kapsid proteininden oluşan ikosahedral viryonlara birleştirilen tek iplikli RNA virüsleridir. İnsanlarda West Nil virüsü enfeksiyonlarının çoğunluğu (% 90) zararsızken, bazı enfeksiyonlar menenjit ve ensefalit üretmekte ve uzun süreli iyileşme ve yorgunluk için dikkat çekmektedir (Kramer ve ark. 2007).). WNV'nin kapsidi, konakçı hücrelerin büyümesinin durması ile ilişkili ana patojenik bir proteindir. Kesin olarak, WNV kapsid proteini, her ikisi de enfekte olmuş hücrelerin sitoplazmasında bulunan Hsp70'in substrat bağlama alanına bağlanır. Kapsit Hsp70'e bağlanma, Hsp70'in protein katlanmasını sağlamadaki işlevsel rolünü bozar. Spesifik olarak, Hsp70 ve Hsp40 komplekslerinin enzim aktivitesini geri kazanmadaki katlama fonksiyonu, viral titreler arttıkça bozulur. Ayrıca, WNV kapsidi, Hsp70 ile zayıflatılmış olan kaspazın neden olduğu apoptoz ve mitokondriyal fonksiyon bozukluğu yoluyla sitotoksisiteyi indükler. Veriler, WNV kapsidinin Hsp70'e doğrudan bağlanmasının konakçıdaki hastalık şiddetine aracılık edebileceği fikrini desteklemektedir (Oh ve Song 2006 ).

        Grip A;
        İnfluenza virüsleri, tek iplikçikli segmentli genomlara sahiptir. Genomik segmentler viral mRNA'ya tamamlayıcı olduklarından, negatif iplikli virüsler olarak adlandırılırlar. Bu bölümler, viral üreme sırasında influenza virüslerinin hızlı bir şekilde yeni bulaşıcı solunum yolu virüslerinin yeni türlerini üretmelerine izin vererek yeniden yerleşir. Grip A genellikle mevsimsel salgınlardan ve sporadik salgınlardan, miyalji, zatürree ve hatta ölüm belirtileri ile sorumludur. İnfluenza viral protein NS1, Hsp70 pre-mRNA'nın işlenmesini önler, böylece Hsp70 protein ekspresyonunu bloke eder (Shimizu vd. 1999). İlginç bir şekilde, erken enfeksiyonla birlikte, çekirdekteki Hsp70 RNA, bazal seviyelerin 25 ila 30 katı artar ve ancak çeviri için sitoplazmaya sadece minimum miktarda mRNA girer. İlk olarak, sitoplazmik Hsp70'te mütevazı bir artış olur, bunu bir damla takip eder. Hsp70'in yukarı regülasyonunun etkisi, apoptozom oluşumunu ve kaspaz-9 alımını engelleyen Apaf-1'e bağlanarak apoptotik etkileri sınırlandırmaktır. İlk yüksek Hsp seviyelerinin, viral replikasyonu en üst düzeye çıkarabilecek düşük hücre ölüm hızları sağladığı düşünülmektedir. Bununla birlikte, zamanla, Hsp70 seviyeleri düşer ve başka bir viral protein M1, Hsp70'e bağlanır, bu da apoptozun, hücre erimesinin ve virüs salgısının kaspaz endüksiyonuna neden olur (Halder ve ark. 2011 ).

        Epstein Barr Virüsü;
        Epstein-Barr virüsü (EBV), hücre çekirdeğinde bulunan ve nadiren konukçu genomuna entegre olan dairesel DNA moleküllerini oluşturan herpes virüs ailesinin bir başka üyesidir. İnsanlar, sadece iki hücre tipinin, skuamöz epitel hücrelerinin ve B lenfositlerinin enfekte olduğu bilinen doğal konaklardır. Skuamöz epitel hücreleri, soy virüsü üretimi ve hücre ölümü ile litik bir enfeksiyon geçirir. Enfeksiyon mononükleoz ve Burkett lenfomasına neden olur. Mononükleoz genellikle aylarca ve yıllar boyunca sürebilen halsizlik ve halsizlik üretir. Geçmişte, bazı araştırmacılar tarafından CFS'nin ana nedenlerinden biri olduğu düşünülmekteydi. Ancak, şu anda bu kabul edilmezCFS'nin nedeni Koch'un varsayımları için kriterleri karşılamadığı için (yani enfeksiyon ve hastalık arasında nedensel ilişki kurma kriterleri). Hsps ve EBV ile ilgili olarak, Hsp70, enfeksiyonların erken döneminde yüksek olan bir antijen olan Epstein-Barr nükleer protein antijeni-LP ile bağlanır. Protein-protein etkileşimi hem in vivo hem de in vitro olarak gözlenir. Hsp70'in tecrit edilmesinin stres yanıtını bozması ve bu nedenle bu enfeksiyonla ilişkili semptomların kompleksine katkıda bulunması mümkündür. Protein-protein kompleksi ayrıca hücreleri habis transformasyona hazırlayan B lenfositlerin ölümsüzleşmesine de katkıda bulunur. Dolayısıyla, bu viral-Hsp etkileşiminin toplam etkisi sadece stres yanıtının kaybı değil, aynı zamanda onkogenezin teşviki olabilir - bu durumda Burkett lenfomasının gelişmesi (Kitay ve Rowe).1996 ).

        Uçuk virüsü;
        İnsan herpes simpleks virüsleri, konukçu hücre genomuna entegre olabilen çift iplikli lineer DNA genomlarına sahiptir. Herpes simpleks virüs tip 1 (HSV-1) oral yolla bulaşır ve soğuk algınlığına ve ateş kabarmasına neden olur. Herpes simpleks virüs tip 2 (genel olarak genital herpes olarak bilinen HSV-2), cinsel yolla bulaşır ve rahim ağzı kanseri ile bağlantılıdır. HSV-2 her yerde bulunur ve bulaşıcıdır ve plasentaya ve fetusa iletildiğinde ölümcül olabilir. Gebelikte herpes alevlenmesi çalışmasında, tıbbi olarak sonlandırılmış gebeliklerden alınan plasentalar, plasenta homojenatlarında düşük Hsp70 seviyeleri göstermiştir ve yüksek herpes antikor titreleri ile ilişkilendirilmiştir. Düşük Hsp70 seviyeleri ayrıca yüksek kaspaz-3 seviyeleri ve apoptotik çekirdeklere karşılık geldi. Bulgular, viral enfeksiyonun Hsp70 seviyelerini baskıladığını göstermektedir.2010 ). Yakın zamanda, HSV-1'in, kültürlenmiş insan hücrelerinin enfeksiyonunun erken aşamalarında katlanmış protein yanıtını (UPR) inhibe ettiği de gösterilmiştir. UPR'nin viral inhibisyonu, virüsü protein sentezinin uygunluk kontrolünden kurtarır ve viral replikasyon verimliliğini 1000 kat artırabilir (Burnett ve diğerleri 2012 ; Lutsenko ve diğerleri 2010 ). UPR kaybı, endoplazmik retikulum homeostazını bozar ve böylece bir dizi patolojik sekele (aşağıya bakınız) yol açabilir.

        Hepatit C;
        Hepatit C virüsü (HCV), sadece insanları ve şempanzeleri enfekte eden, sitopatik olmayan bir hepatotrofik bir virüstür. Pozitif tek iplikli bir RNA genomu vardır ve membran tomurcuklanmasından önce hücrelerin sitoplazmasında çoğalır. HCV enfeksiyonu siroz, karaciğer yetmezliği ve hepatoselüler karsinom ile ilişkilidir. HCV enfeksiyonu olan hastalardan biyopsi yapılan karaciğer dokusunda yapılan bir çalışmada, normal karaciğer dokusuna kıyasla, HP70 ailesinin bir üyesi olan ve endoplazmik retikulumda UPR'yi etkilemede anahtar olan GRP78 seviyelerinde azalma gözlenmiştir. HSV1'de olduğu gibi, araştırmacılar bu stres proteininin kaybının viral replikasyonu teşvik edebileceğini ve böylece viral yükü maksimize edebileceğini öne sürdüler. İlginç olarak, UPR kaybı bu çalışmada inflamasyon veya fibrozis ile ilişkili değildi. Ancak,2010 ; McPherson ve diğ. 2011 ).

        ÇİFT SARMALLI RNA BAĞIMLI PROTEİN KİNAZI (PKR), İNTERFERON VE TİP 1 DİYABET;
        Konakçı protein üretiminin viral sömürüsünü sınırlamak için konakçılar tüm protein sentezini ve özellikle Hsp protein sentezini sınırlamak için savunma stratejileri geliştirmiştir. PKR, çift sarmallı RNA ve interferonu cevaplayan hücre içi bir patojen stres sensörüdür. PKR ayrıca, besin fazlalığından dolayı endoplazmik retikulum stresi ve iltihaplanmasına da yanıt verir (Nakamura ve ark. 2010 ; bu konu “Uygulamalar ve uzantılar” bölümünde daha ayrıntılı olarak ele alınmaktadır ). Aktif PKR, translasyon başlatma faktörü eIF2a'nın fosforilasyonu yoluyla protein sentezini ve Hsp translasyonunu durdurur (Van Der Kelen ve ark. 2009 ; bakınız Şekil 2).). Bir kolit hayvan modelinde, interferon ve TNF-a enjeksiyonu, PKR'yi aktive etmiş ve translasyon düzeyinde belirgin şekilde bozulmuş Hsp25 ve Hsp70 protein sentezi ile sonuçlanmıştır; Hsp25 ve Hsp70 aslında bağırsak mukozasında neredeyse bulunmazken, bu proteinlerin mRNA'sı etkilenmedi. Yazarlar, sitokinlerin Hsp70 sentezini β-aktin bloke ettiklerinin iki katı kadar bloke ettiğini, protein çevirisinde küresel bir azalma olsa da, Hsp70'in daha agresif bir şekilde bloke edildiğini ortaya koymuştur (Hu ve ark. 2007 ). Bununla birlikte, NDV durumunda, protein translasyonundaki azalma, daha geneldi ve Hsps'ye spesifik değildi. Sitokinlerin protein sentezinin blokajının tüm konakçı proteinlere veya Hsps'ye özgü olup olmadığını ve daha spesifik olarak Hsps olup olmadığını açıklığa kavuşturmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

        Resim, çizim vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı 12192_2012_352_Fig2_HTML.jpg

        İncir. 2
        İnterferon, PKR ve eIF2a, Hsp 70 de dahil olmak üzere viral enfeksiyonun protein translasyonu üzerindeki etkisine aracılık eder.

        Tip 1 diyabette pankreas beta hücresi yıkımı, doğrudan Hsp yanıtının interferon bozulmasına bağlanabilir. Bunun kanıtı aşağıdaki gözlemlerle sağlanmıştır: ilk olarak, interferon, tip 1 diyabetin başlangıcında ölen hastaların beta hücrelerinde yüksek seviyelerde bulunur (Foulis ve ark. 1991 ); ikincisi, interferon düzeyleri hem tip 1 diyabetin hayvan modellerinde hem de yeni başlayan diyabetli hastalarda yükselir (Kallmann ve ark. 1997 ); üçüncü olarak, artmış serum interferon konsantrasyonları hızlı hastalık progresyonu ile ilişkilidir (Kaas ve ark. 2011); dördüncüsü, Hsp70'in ısı şokuna verdiği tepki yeni tanı alan tip 1 hastalarda belirgin bir şekilde bozulmuş; beşinci olarak, interferon, beyaz kan hücrelerinde Hsp70 cevabını, tip 1 diyabetin başlangıcında gözlenen kusura benzer bir şekilde bloke eder (Burkart ve ark. 2008 ); ve son olarak, TNF-a ve IL-l ile birleştirilmiş interferon, GRP78 translasyonunu bloke eder, böylece UPR'yi tip 1 diyabetli bir fare modelinin pankreas beta hücrelerinde bozar (NOD; Tersey ve ark. 2012).). Viral olarak indüklenen beta hücre stres yanıtının bozulmasının net etkileri endoplazmik retikulum stres, NF-κB aktivasyonu ve beta hücre ölümüdür. Ek olarak, büyük beta hücre proteinlerinin (insülin, GAD65, IA-2, ZnT-8 ve kromogranin A) bozulmuş katlanması neo-öz antijenlerin üretimini başlatır ve son zamanlarda önerilen bir diyabet eğiliminde olan genetik yatkınlığı olan bireylerde otoimmüniteyi tetikler. O'Sullivan-Murphy ve Urano ( 2012 ) tarafından yapılmıştır. (Şekil l'de belirtildiği gibi. / 27 Hsp25 içinde viral kaynaklı azalmalar paralel 1 ) MHC sınıf 1 otoantijene sunumunu geliştirmek hem de CD8 (+) T hücreleri (Nagarja ve ark beta hücre lisizine neden olabilir. 2012). Sonuçta, viral enfeksiyon ilk önce beta hücrelerini savunmasız kılan ve daha sonra immünolojik olarak elimine eden bir-iki yumruk attı. Bu etkilerle uyumlu olarak, hepatit B, hepatit C veya multipl skleroz gibi hastalıkları tedavi etmek için interferon kullanıldığında otoimmün hastalık prevalansının arttığı gözlenir. Raporlar, interferon tedavisinin, otoimmün tiroid hastalığı, tip 1 diyabet, membranöz nefropati ve diğer kendi kendine antijen kaynaklı hastalıklarda bir artış ile ilişkili olduğunu gözlemlemektedir (Mammen ve ark. 2012 ; Radhakrishnan ve ark. 2005 ; Scavone ve ark. 2010 ; Tosone). ve diğerleri 2007 ; Tsai ve diğerleri 2012 ). Terapötik olarak, stres yanıtının arttırılmasının beta hücresinin otoimmün yıkımını azaltacağı tahmin edilebilir. Nitekim, tip 1 diyabetin (NOD) genetik fare modelinde 32 hafta boyunca haftada bir kez hafif hipertermi, hipertermik dönemde tip 1 diyabet gelişimini ortadan kaldırmıştır, öyle ki kalıcı etkiler, sadece birkaç hayvan 20 hafta içinde hastalığı geliştirmiştir. Terapi durduktan sonra (Capitano ve ark. 2008 ). Hsps'in, interferon veya ısı şoku gibi çeşitli uyaranlarla uyarılmasının, Hsps'yi bastırmasına veya artırmasına bağlı olarak otoimmüniteyi artırabilir veya önleyebilir.

        KRONİK YORGUNLUK SENDROMU;
        Ayrıca miyal ensefalomyelit olarak da bilinen kronik yorgunluk sendromu (KSS), spesifik bir etiyolojiye sahip olmayan, ancak bir dizi viral ve bakteriyel enfeksiyonla ilişkilendirilen bir durumdur. Örnekler, daha önce tarif edilen EBV'yi ve son zamanlarda bu virüsü içeren ana belgeler geri çekildiğinde uluslararası basını alan xenotropik murin lösemi virüsüyle ilgili virüsü içerir. Bu olaylar, CFS'yi belirgin bir patojen ile ilişkilendirmede karşılaşılan zorlukları vurgulamaya yarar. CFS'nin spesifik bir enfeksiyonun sonucu olmadığını, vücudun enfeksiyona daha genel bir tepkisi olduğunu öneriyoruz. Özellikle, burada anlattığımız örneklerin öne sürdüğü üzere stres yanıtının enfeksiyöz bozulması, denekleri küçük streslere ve yaralanmalara karşı savunmasız bırakabilir. Gerçekten de, CFS'li denekler yaşam streslerine karşı dirençli değildir: beş blok yürüme gibi çarpıcı şekilde minimal bir stres, CFS'li bir kişinin birkaç gün yorgun hissettiğini bırakabilir. CFS'li deneklerin sağlıklı kontrol denekleri ile karşılaştırıldığı çalışmalarda, egzersize stres proteini yanıtı önemli ölçüde körelmiştir. Artımlı bir egzoz bisiklet seansı öncesi ve sonrasında kontrol grubuna kıyasla CFS hastalarının serum Hsp27 ve Hsp70'lerini karşılaştıran bir çalışmada, kontrol grubuna kıyasla, artımlı egzoz bisiklet seansı öncesi ve sonrasında kontrol tabanındaki Hsp 70 seviyeleri düşük bulundu.2009 ). Daha yeni bir CFS hastası çalışması, denekleri enfeksiyon sonrası CFS olanlara ve olmayanlara ayırdı. Hsp27 ve Hsp70 seviyeleri, enfeksiyonla ilişkili CFS'lu deneklerde egzersizle yükselemedi ve aslında başlangıç ​​seviyesinden düştü; bu, CFS deneklerinin neden orta dereceli egzersiz sonrası yorgunluktan sık sık şikayet ettiğini açıklayabilir (Jammes ve ark. 2011 ). Ayrıca, CFS kas biyopsileri, hücre içi stres savunma ile uyumlu fonksiyonel ve morfolojik kusurları olan mitokondri içerir (Myhill ve ark. 2009 ). Son olarak, yaşlanan denekleri inceleyen Mets ve arkadaşları monosit ve lenfosit Hsp27'nin yorgunluk direnci ile pozitif korelasyon gösterdiğini bildirmişlerdir (Beyer ve ark. 2012 ). CFS etiyolojisi şu anda çok faktörlü olarak kabul edilirken, önceki enfeksiyonlar - özellikle viral enfeksiyonlar - muhtemelen büyük CFS tetikleyicileridir. Enfeksiyöz bir suçluya destek olarak, CFS'ye karşı kontrol deneklerinde yapılan bir çalışmada, kontrol grubu ile minimum değer örtüşmesiyle birlikte yüksek PKR proteini ve interferon titreleri gözlemlenmiştir (Vojdani ve ark. 2007 ). Körfez Savaşı ile bağlantılı kronik yorgunluğu olan gazilerde yüksek interferon titreleri de tespit edildi (Zhang ve ark. 1999). İnterferon uygulamasının kendisi yorgunluk yaratır ve CFS'yi araştırmak için model olarak kullanılır (kişisel iletişim, J. Jones, CDC). CFS semptomları bozulmuş bir Hsp durumunu yansıtıyorsa, Hsp yanıtının iyileştirilmesi durumu iyileştirmelidir. Aslında, üç bitkiden elde edilen özütleri ( Eleutherococcus senticosus , Schizandra chinensis ve Rhodiola rosea ) birleştiren bir nutrasötik ürün (ADAPT-232 forte), egzersize yanıt olarak Hsps'i yükseltir. Bu aynı ajan, CFS'li hastaların plasebo kontrollü bir çalışmasında yorgunluğu azaltmada ve performansı arttırmada etkilidir (Panossian ve ark. 2009).

        KANSER TEDAVİSİ İÇİN VİRAL ENFEKSİYON;
        Şaşırtıcı bir şekilde, son araştırmalar bazı viral enfeksiyonların kanseri tedavi etmek için onkolitik ajanlar olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Özel olarak, NDV'nin, konakçıdaki kanser olmayan hücrelere çok az veya hiç zarar vermeden tümör hücresi ölümünü indüklediği bulunmuştur. Bu yüzden kümes hayvanlarına ek olarak, NDV sağlıklı insan dokusunu korurken kanseri de öldürebilir. Şu anda, kanser terapisinde NDV kullanımını destekleyen 600 alıntı vardır. Zamarin ve Palese ( 2012 ) bu literatür hakkında çok ayrıntılı ve faydalı bir derleme yayınlamıştır. Kanser kemoterapötik ajanlarının sitotoksisitesi genellikle mitokondri ile başlatılan hücre ölümü ile ortaya çıkar. Mitokondrinin dış zarı geçirgen hale gelir ve sitokrom c'nin apoptozu etkinleştirmek için kaspaz proteazları tetikleyen sitoplazmaya salınması ile sonuçlanır (Reed 2011 ). Hsps apoptoz ve hücre ölümünün modüle edilmesinde anahtar rol oynamaktadır. Örneğin, Hsp27 (HSPB1) apoptozun negatif bir düzenleyicisidir. Apaf-1'in procaspase-9'a bağlanmasını önleyen, aktivasyonunu inhibe eden mitokondriden salınan sitokrom c'ye doğrudan bağlanır. Bu nispeten doğrudan ve spesifik blokaj boyunca Hsp27, mitokondri aracılı kaspaz bağımlı hücre ölümüne müdahale eder (Bruey ve ark. 2000).). Hsp70 ayrıca strese bağlı apoptozu birkaç farklı yoldan bloke eder. Örneğin stres koşulları altında, Hsp70 (HSPA1A), proapoptotik faktörlerin mitokondriden salınması için gerekli olan Bax aktivasyonunu inhibe eder (Stankiewicz ve ark. 2005 ). Protein katlanma yollarını kolaylaştırmada önemli bir role ek olarak, Hsp70'in stres kaynaklı apoptozu chaperone işlevinden bağımsız bir mekanizma ile engelleyebileceğine dair kanıtlar vardır (Chow ve ark. 2009 ). Stres proteinleri ve tümör büyümesi arasındaki başka bir bağlantı, daha yaygın olarak çalışılan makroatofajiden farklı bir işlem olan chaperone aracılı otofajiyi (CMA) içerir. Kötü huylu hücreler CMA'nın sağlam aktivitesi ile ilişkili olduğundan, kanıtlar tümör büyümesini gösterir ve metastaz azaltılabilir ve CMA azaltılarak apoptoz uyarılabilir (Kon ve ark. 2011 ). Moleküler şaperon seviyelerinin viral modülasyonunun (yani stres proteinleri) tümör hücrelerinde doğrudan CMA'yı modüle ettiğini öneriyoruz. NDV suşlarının virülansının, CMA seviyeleri ile ters orantılı olduğu da tahmin edilmektedir.

        NDV'nin virülan suşları tarafından düşük Hsp25 / 27 indüksiyonu, tümör nekrozunu arttırır ve antijen sunumunu arttırır ve sitotoksik CD8 (+) T hücrelerini aktive eder (Nagarja ve diğerleri 2012 ; bakınız, Şekil 1b , küçük Hsps'nin avian versiyonunun Hsp23 olduğu ). Bu nedenle, kanser hücrelerinde Hsps seviyesini ve işlevselliğini azaltarak hücre ölümünün uyarılması, kanser tedavisi için çekici bir stratejidir (Galluzzi ve ark. 2006 ; Jego ve ark. 2010 ). Zamarin ve Palese ( 2012)) kuşlarda NDV suşlarının virülansının, onkolitik özellikleri ile doğrudan ilişkili olduğunu kaydetti. Ayrıca, virülan suşlarının konukçu protein sentezini inhibe etme yeteneği - hücresel stres protein sentezi de dahil olmak üzere - NDV'nin onkolitik özellikleri arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu öne sürmekteyiz. Genel olarak, bu proteinler, özellikle hücre içi olduğunda, antiapoptotik, anti-enflamatuar ve en azından geçici olarak antimitotik olan hücrelerde ve dokularda sitop korumalı bir durum oluşturur. Hsp70 seviyeleri genellikle sitoprotected durum için bir marker olarak kullanılır. NDV'nin virülan suşlarının Hsp70 çevirisini bozduğu gözlemi (Collins ve Hightower 1982)) bu suşların bir sitoprotektif durumun oluşumunu engellemede etkili olabileceğini ve sonuç olarak apoptozu teşvik edebileceğini öngörmektedir. Ek olarak, NDV'nin onkolitik etkisi, influenza proteini NS1 ile geliştirilmiştir (Mansour ve ark. 2011 ). Yüksek derecede patojenik kuş H5N1 influenza virüsünün NS1 proteininin, suşun artan virülansından sorumlu olduğuna inanılmaktadır (Li ve ark. 2006 ). İlgili olarak, NS1, olgun mRNA'ların oluşumunu bloke ederek Hsp70 premRNA'ların ayrılmasını önler (Shimizu ve ark. 1999 ). Ayrıca, NS1, Apsp-1'in sitokrom c ile bir ilişkisini teşvik eden ve sitotoksik kaspaz kaskadı aktive eden Hsp90'a bağlanır (Zhang et al. 2011).). Bu nedenle, yalnız NDV ve NS1 gibi viral Hsp-blokaj proteinleri ile güçlendirilmiş NDV, bir dizi malignitenin tedavisinde, meme, akciğer, prostat, kolon, melanom, gliablastoma, nöroblastom ve sarkomun tedavisinde etkilidir (Ravindra ve ark. 2009 ).

        İnterferon, insan malignitesinde on yıllardır doğrudan onkolitik bir ajan olarak kullanılmaktadır. Kıllı hücreli lösemi, Kaposi sarkomu, KML, B ve T hücreli lenfomalar, melanom, miyelomlar ve renal hücreli karsinomda klinik olarak yararlı terapötik aktivitenin kanıtlandığı görülmüştür (Gutterman 1994 ). İnterferonun kansere karşı bağışıklık tepkisini artırarak etkili olduğu düşünülmektedir, ancak apoptozu da aktive etmektedir (Chawla-Sarkar ve ark. 2002 ). Yukarıda belirtildiği gibi, NDV gibi interferon, PKR'yi aktive ederek ve sonuçta tümördeki Hsp çevirisini bozan bir onkolitik ajan olarak işlev görebilir. Aslında, veriler NDV'nin interferon indüksiyonunun onkolitik aktivitesine katkıda bulunabileceğini göstermektedir (Mansour ve ark. 2011 ). Ters yönde hareket ederek, Hsps'ı indükleyen bazı viral enfeksiyonlar onkogenezi destekleyebilir. Kanserle ilişkili Hsps'in viral indüksiyonunun iki örneği yukarıda belirtilen EBV ve Burkitt lenfoması ve insan papilloma virüsü (HPV) ve rahim ağzı kanseridir. Bir HPV, 16 E7 onkojeni, Hsp70'in ekspresyonunun artmasıyla ilişkilidir (Liao ve ark. 2005 ) ve Hsp70i'nin (HSPA1A / B) ısı şokuyla daha fazla uyarılması, HPV ile enfekte edilmiş keratinositlerde viral replikasyonu arttırır (Song ve ark. 2010).). Şarkı ve iş arkadaşları, Hsp 70i'nin artmasının onkogeneziyi destekleyen önemli bir faktör olabileceğini öne sürüyorlar. Yalnızca HPV'nin kanser üretmediğini, ancak sigara içme, kronik iltihaplanma, multiparite ve oral kontraseptifler gibi faktörlerin Hsp70i'nin nitrik oksit indüksiyonu ve genetik mutasyonlarla ilişkili olduğunu not etmişlerdir. Yüksek Hsp70 ekspresyonu, rahim ağzı kanserinde belirleyici bir faktör olarak epidemiyolojik olarak ilişkilidir (Ciocca ve Calderwood 2005 ). Rahim ağzı kanseri lezyonlarında Hsp70 seviyeleri lezyon şiddetiyle koreledir (Castle ve ark. 2005 ). Bu nedenle, virüsler, Hsps'i vurarak onkolitik ajanlar veya anormal derecede yüksek Hsps seviyelerini uyardıklarında onkogenik ajanlar olarak etki edebilirler.

        ETKİLERİ VE UZANTILARI;
        Pek çok kronik hastalık - diyabet, miyokardit, nefrit, artrit, ensefalit, astım, bronşit ve kronik yorgunluk sendromu - genellikle spesifik olmayan bir viral hastalıktan önce gelir. Aslında, Hotamışlıgil ve arkadaşları, PKR'nin, metabolik hastalık patogenezine temel olan inflamatuar süreçleri başlatan bir patojen sensörü olarak davrandığını öne sürdüler. PKR aktivasyonunun hem tip 1 hem de 2 diyabetin başlatılmasında kilit bir rol oynadığını ve hepatit C'deki PKR aktivasyonunun, bu enfeksiyonla ilişkili diyabet prevalansının yüksek olmasına katkıda bulunabileceğini belirtmişlerdir (Nakamura ve ark. 2010 ). İlgili olarak, her iki diyabet tipi de bozulmuş hücresel stres tepkisi ile ilişkilidir ve stres tepkisinin restorasyonu ile iyileştirilmektedir (Hooper 2007 ; van Eden ve ark. 2005).; Wieten ve diğ. 2010 ). Bu nedenle şunu soruyoruz: “Hücresel stres yanıtındaki viral bir bozulma, çeşitli hastalıkların patogenezine önemli bir katkıda bulunuyor mu?” Patojenik açıklaması olmayan dikkat çekici bir postviral hastalık Reye sendromudur. Bu akut felaket hastalığı tipik olarak, viral bir hastalık sırasında aspirin ile tedavi edilen çocuklarda görülür. Çocuk hızla hastalanır ve çoklu organ yetmezliği geliştirir. Sepsis ve akut solunum sıkıntısı sendromunda düşük Hsps görülür (Singleton ve Wischmeyer 2007 ; Weiss ve ark. 2000 ). Aspirin'in, interferon ve viral hastalık tarafından aktive edilen aynı molekül olan eIF2a'yı aktif hale getirmesi, Hsp protein translasyonunun bozulmasına ve doku savunma kaybının iki katına çıkmasına neden oluyor mu? (Silva ve diğerleri, 2007). Gerçekten de, mitokondriyal enzim işlemede intramitokondriyal bir kusur Reye sendromunda gözlenmiş ve bu anormallikten sorumlu Hsp durumunun azaldığı öne sürülmüştür (Van Coster ve ark. 1991 ).

        Viral enfeksiyonlar ve konak stresi tepkisi arasındaki etkileşim göz önüne alındığında, Hsps'i yükselten bir bileşiğin viral bir enfeksiyonun klinik etkisini değiştirebileceği tahmin edilebilir. Gerçekten de, yukarıda belirtilen Adapt-232'de yer alan bir R. rosea özütü olan Salidroside, coxsackie miyokarditinin şiddetini azalttığı görülmüştür. Salidrosid uygulaması, coxsackie ile enfekte olmuş hayvanlarda miyokard fonksiyonunu koruyarak miyokardiyal enflamasyonu ve apoptozu azaltır (Wang ve ark. 2009 ). Benzer şekilde, bir Hsp indükleyicisi olan geranilguiranilaseton (GGA), influenza A enfeksiyonunun tedavisinde bir antiviral olarak etkilidir. GGA, viral replikasyonu sınırlar, virülent viral protein NS1'in sentezini bloke eder ve kilo kaybını ve pulmoner infiltrasyonu sınırlar (Unoshima ve ark. 2003)). GGA, on yıllardır mide ülserlerini tedavi etmek için klinik olarak kullanılmıştır, insanlarda güvenli ve ucuzdur. İnfluenza A'nın yanı sıra, yüksek Hsp ekspresyonu ile bozulmuş ve dolayısıyla Hsp-yükseltirici maddelere karşı hassas olabilen diğer virüs enfeksiyonları, rinovirüs (Conti ve diğ. 1999 ), rotavirüs (Pavlovic ve diğ. 1992 ), poliovirüs (Conti ve diğerleri 1996 ), veziküler stomatit virüsü (Rossi ve diğerleri 1996 ), Sindbis virüsü (Mastromarino ve diğerleri 1993 ), lösemi virüsü tip 1 (D'Onofrio ve diğerleri 1994 ) ve HIV1 (Kumar ve diğerleri) . 2011). Hastalıkları soğuk algınlığı kadar yaygın, HIV kadar ölümcül ya da grip salgını kadar yüksek derecede etkileyebilecek ajanlara sahip olmak insanlık için bir nimet olacaktır. Tip 1 diyabet ilk tanı konduğunda bir Hsp indükleyici uygulanabilir ve böylece beta hücresi tahribatı sınırlanabilir mi? Benzer bir notta, mevsimsel gripten sonra Parkinson hastalığı semptomları gözlenmiştir (Toovey ve ark. 2011 ). Bilindiği gibi Hsps, Parkinson'un etkisini sınırlamada koruyucu bir role sahiptir (Aridon ve ark. 2011).), Hsp-indükleyici ilaçlar, grip enfeksiyonlarının sağlık üzerindeki nihai aşağı yönde etkilerini sınırlayabilir. Bununla birlikte, bazı viral enfeksiyonlar durumunda Hsps yükseltirken koruyucu olabileceği gibi, diğer durumlarda, artan Hsps'in teorik olarak viral replikasyonunu arttırabileceğini belirtmek gerekir. Virüs ve konakçı arasındaki stres proteinleriyle ilgili etkileşimi incelemek, yeni bir hastalık nedenselliği ve sunumu vizyonu yaratan içgörüler ortaya çıkarabilir. Bu perspektifte ortaya konan düşüncelerin, test edilebilecek ve çok çeşitli hastalık durumları için etkili tedavilere yol açabilecek yeni hipotezler üreteceğini umuyoruz.

        Git: REFERANSLAR;
        • Aridon P, Geraci F, Turturici G, D'Amelio M, Savettieri G, Sconzo G. Parkinson hastalığında ısı şok proteinlerinin koruyucu rolü. Nörodejener Dis. 2011; 8 : 155-168. DOI: 10.1159 / 000321548. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Beyer I, Njemini R, Bautmans I, Demanet C, Bergmann P, Mets T. Geriatrik hastalarda inflamasyonla ilişkili kas güçsüzlüğü ve yorgunluk. Exp Gerontol. 2012; 47 : 52-59. doi: 10.1016 / j.exger.2011.10.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Bruey JM, Ducasse C, Bonnlaud P, Ravagnan L, Susin SA, Diaz-Latoud C, Gurbuxani S, Arrigo AP, Kroemer G, Solary E, et al. Hsp27, hücre ölümünü sitokrom c ile etkileşerek negatif olarak düzenler. Nat Celi Biol. 2000; 2 : 645-652. DOI: 10.1038 / 35023595. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Burkart V, Germaschewski L, Schloot NC, Bellmann K, Kolb H. Tip 1 diyabetin başlangıcında lökositlerdeki strese 70 cevap vermeyen ısı şoku proteini. Biochem Biophys Res Commun. 2008; 369 : 421-425. doi: 10.1016 / j.bbrc.2008.02.033. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Burnett H, Audas T, Liang G, Lu R. Herpes simpleks virüs-1, enfeksiyonun erken aşamalarında katlanmamış protein tepkisini etkisiz hale getirir. Hücre Stres Şaperonları. 2012; 17 (4): 473-483. doi: 10.1007 / s12192-012-0324-8. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Capitano ML, Ertel BR, Repaski EA, Ostberg JR. Ateş-aralığı tüm vücut hipertermi obez olmayan diyabetik farelerde tip 1 diyabetin başlangıcını önler. Int J Hyperthermia. 2008; 24 : 141-149. DOI: 10.1080 / 02656730701858289. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Kale PE, Ashfaq R, Ansari F, Muller CY. Serviksin normal ve preinvaziv lezyonlarında ısı şok proteinlerinin immünohistokimyasal olarak değerlendirilmesi. Kanser Lett. 2005; 229 : 245-252. doi: 10.1016 / j.canlet.2005.06.045. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Chawla-Sarkar M, Avukat DW, Jacobs BS, Borden EC. IFN-beta ön işlemi, insan melanom hücrelerini TRAIL / Apo2 ligandının neden olduğu apoptoza duyarlı hale getirir. J. Immunol. 2002; 169 : 847-855. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Chow AM, Çelik R, Anderson RL. Hsp72 chaperone fonksiyonu, stres kaynaklı apoptoza karşı korunma için vazgeçilmezdir. Hücre Stres Şaperonları. 2009; 14 : 253-263. doi: 10.1007 / s12192-008-0079-4. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Ciocca DR, Calderwood SK. Kanserde ısı şoku proteinleri: tanısal, prognostik, prediktif ve tedavi uygulamaları. Hücre Stres Şaperonları. 2005; 10 : 86-103. doi: 10.1379 / CSC-99r.1. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Collins PL, Hightower LE. Newcastle hastalığı virüsü, stres (ısı şoku) mRNA'larının ve proteinlerinin hücresel birikimini uyarır. J. Virol. 1982; 44 : 703-707. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Conti C, Mastromarino P., Tomao P., Marco A, Pica F, Santoro MG. İnsan hücrelerinde prostaglandinler A ve J tarafından poliovirüs replikasyonunun inhibisyonu. Antimikrob Ajanlar Chemother. 1996; 40 : 367-372. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Conti C, Marco A, Mastromarino P, Tomao P, Santoro MG. Rinovirüs enfeksiyonunda hipertermik tedavinin antiviral etkisi. Antimikrob Ajanlar Chemother. 1999; 43 : 822-829. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • D'Onofrio C, Franz O, Marco A, Bonmassar E, Amici C. Erken HTLV-1 enfeksiyonunda siklopentenon prostaglandinlerin antiproliferatif aktivitesi, IL-2'den bağımsızdır ve HSP70 indüksiyonu ile ilişkilidir. Lösemi. 1994; 8 : 1045-1056. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Engin F, Hotamışlıgil GS. Endoplazmik retikulum fonksiyonunu kimyasal şaperonlar ile restore etmek: Metabolik hastalıklar için ortaya çıkan terapötik bir yaklaşım. Diyabet Metab. 2010; 12 : 108-115. doi: 10.1111 / j.1463-1326.2010.01282.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Foulis AK, McGill M, Farquharson MA. İnsan-makrofajlarda, lenfositlerde ve interferon-gama içeren hücrelerde tip 1 (insüline bağımlı) diabetes mellitusta insülit. J. Pathol. 1991; 165 : 97-103. doi: 10.1002 / yol.1711650203. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Galluzzi L, Larochette N, Zamzami N, Kroemer G. Kanser kemoterapisi için tedavi edici hedefler olarak Mitokondri. Oncogene. 2006; 25 : 4812-4830. doi: 10.1038 / sj.onc.1209598. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Glotzer JB, Saltik M, Chiocca S, Michou AI, Moseley P, Cotten M. Bir adenovirüs ile ısı şoku tepkisinin aktif hale getirilmesi virüs replikasyonu için gereklidir. Doğa. 2000; 407 : 207-211. Doi: 10.1038 / 35025102 sayılı belge. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Gutterman JU. Sitokin terapötikleri: interferon α PNAS'tan ders . 1994; 91 : 1198-1205. doi: 10.1073 / pnas.91.4.1198. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Halder UC, Bagchi P, Chattopadhyay S, Dutta D, Chawla-Sarkar M. İnfluenza sırasında hücre ölümü düzenlemesi Matris (M1) proteini ile virüs enfeksiyonu: hücresel hayatta kalma yolu üzerinde viral kontrol modeli. Hücre Ölüm Dis. 2011; 2 : e197. doi: 10.1038 / cddis.2011.75. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Hooper PL. İnsülin sinyali, GSK-3, ısı şok proteinleri ve tip 2 diabetes mellitusun doğal öyküsü: Bir hipotez. Metab Syndr Relat Disord. 2007; 5 : 220-230. doi: 10.1089 / met.200.000. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Hu S, Ciancio MJ, Lahav M, Fujiya M, Lichtenstein L, Anant S, Musch MW, Chang EB (2007) İntestinal inflamasyonda kolonik epitelyal ısı şok proteinlerinin IFN-gama ve TNF-alfa tarafından translasyonu. Gastroenterology 133 (6): 1893-1904 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ]
        • Jammes Y, Steinberg J, Delliaux S, Brégeon F. Kronik yorgunluk sydrome, artmış egzersize bağlı oksidatif stres ile azaltılmış sitokin ve Hsp yanıtlarını birleştirir. J Intern Med. 2009; 266 : 196-206. doi: 10.1111 / j.1365-2796.2009.02079.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Jammes Y, Steinberg J, Delliaux S. Kronik yorgunluk sendromu: akut enfeksiyon ve fiziksel aktivite öyküsü dinlenme seviyelerini ve plazma oksidan / antioksidan durumunun ve ısı şok proteinlerinin egzersizine verilen yanıtı etkiler. J Intern Med. 2012; 272 (1): 74-84. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Jego G, Hazoumé A, Seigneurik R, Garrido C (2010) Kanserde ısı şoku proteinlerini hedefleme. Kanser Lett. doi: 10.1016 / j.canlet.2010.10.014 [ PubMed ]
        • Kaas A, Pfleger C, Kharagjitsingh AV, Schloot NC, Hansen L, Buschard K, Koeleman BP, Roep BO, Mortensen HB, Alizadeh BZ. Yeni tanı konulan tip 1 diyabetli çocuklarda yaş, IL-10, IFNγ, uyarılmış C-peptid ve hastalık ilerlemesi arasındaki ilişki. Diabet Med. 2012; 29 (6): 734-741. doi: 10.1111 / j.1464-5491.2011.03544.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Kallmann BA, Hüther M, Tüpler M, Feldkamp J, Bertrams J, Gries FA, Lampeter EF, Kolb H. IDDM'de hücre aracılı immün düzenlemeye ve Graves hastalığında humoral immüniteye yönelik sitokin üretiminin sistemik önyargısı. Şeker hastalığı. 1997; 46 (2): 237-233. doi: 10.2337 / diyabet.46.2.237. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Kitay MK, Rowe DT. Epstein-Barr virüsü nükleer antijen-LP ve hücresel gen ürünleri arasındaki protein-protein etkileşimleri: 70 kilodalton'luk ısı şok proteinlerinin bağlanması. Viroloji. 1996; 220: 91-99. doi: 10.1006 / viro.1996.0289. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Kon M, Kiffin R, Koga H, Chapochnick J, Macian F, Vartikovski L, Cuervo AM. Tümör büyümesi için şaperon aracılı otofaji gereklidir. Sci Transl Med. 2011; 3 : 109-117. doi: 10.1126 / scitransmed.3003182. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Kramer LD, Li J, Shi PY. Batı Nil Virüsü. Lancet Neurol. 2007; 6 : 171–181. doi: 10.1016 / S1474-4422 (07) 70030-3 sayılı belge. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Kumar M, Rawat P, Khan SZ, Dhamija N, Chaudhary P, Ravi DS, Mitra D. İnsan immün yetmezlik virüsü-1 gen ekspresyonunun karşılıklı olarak düzenlenmesi ve ısı şok proteinleri 40 ve 70 ile replikasyon . J Mol Biol. 2011; 410 : 944–958. doi: 10.1016 / j.jmb.2011.04.005. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Li Z, Jiang Y, Jiao P, Wang A, Zhao F, Tian G, Wang X, Yu K, BuZ, Chen H. NS1 geni, H5N1 kuş gribi virüslerinin virülansına katkıda bulunur. J. Virol. 2006; 80 : 11115–11123. doi: 10.1128 / JVI.00993-06. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Li G, Zhang J, Tong X, Liu W, Ye X. Isı şoku proteini 70, influenza A virüsü ribonükleoproteininin aktivitesini inhibe eder ve virüsün in vitro ve in vivo replikasyonunu bloke eder. Biri. 2011; 6 : e16546. doi: 10.1371 / dergi.pone.0016546. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Liao WJ, Fan PS, Fu M, Fan XL, Liu YF. İnsan papilloma virüsü 16 E6 / E7 geninin neden olduğu kültürlenmiş primer insan keratinositlerinde 70 kD ısı şoku proteininin ekspresyonunun artması. Chin Med J (Engl Ed) 2005; 118 : 2058-2062. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Lutsenko MT, Dorofienko NN, Andievskaya IA. Gebe kadınlarda herpesvirüs enfeksiyonu alevlenmesi sırasında sinsitiyotrofoblastın morphofunctional karakteristikleri ve içindeki sıcak şok protein 70 içeriği. Bull Exp Biol Med. 2010; 150 : 149-152. doi: 10.1007 / s10517-010-1090-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Madara J, Krewet JA, Şah M. Isı şoku proteini 72 ekspresyonu, sıçan glioblastoma hücrelerinde onkolitik adenovirüs dl1520'nin (ONYX-015) izin verilen replikasyonuna izin verir. Mol Kanseri. 2005; 4 (1): 12. doi: 10.1186 / 1476-4598-4-12. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Mammen JS, Ghazarian SR, Pulkstenis E, Subramanian GM, Rosen A, Ladenson PW (2012) Hepatit C için tedavi edilen hastalar arasında interferon-a'nın neden olduğu tiroid fonksiyon bozukluğunun fenotipleri, ön tedavi serum TSH ve kadın cinsiyetiyle ilişkilidir. J Clin Endocrinol Metab. doi: 10.1210 / jc.2012-1026 [ PubMed ]
        • Mandansky CH, Bratt MA. Newcastle hastalığı virüsünün nontoptopik mutantları. J. Virol. 1978; 26: 724-729. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Mandansky CH, Bratt MA. Newcastle hastalığı virüsünün siktopatik olmayan mutantları virüse özgü RNA sentezinde kusurludur. J. Virol. 1981; 37 : 317-327. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Mandansky CH, Bratt MA. Newcastle hastalığı virüsünün sitopatik olmayan mutantları tarafından ortaya konduğu gibi virüs yayılımı, sitopatojenite ve virülans arasındaki ilişkiler. J. Virol. 1981; 40 : 691-702. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Mansour M, Palese P, Zamarin D. Newcastle hastalığı virüsünün onkolitik özgüllüğü, apoptoz-dirençli hücreler için seçicilik aracılık eder. J. Virol. 2011; 85 : 6015-6023. doi: 10.1128 / JVI.01537-10. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Mastromarino P, Conti C, PetruzzielloR, Marco A, Pica F, Santoro MG. Sindbis virüsü replikasyonunun siklopentenon prostaglandinler tarafından engellenmesi: ısı şoku protein sentezi ile bağlantılı hücre aracılı bir olay. Antiviral Res. 1993; 20 : 209-222. doi: 10.1016 / 0166-3542 (93) 90021-A. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • McPherson S, Powell EE, Barrie HD, Clouston AD, McGuckin M, Jonsson JR. Kronik hepatit C virüsü enfeksiyonu olan hastalarda katlanmamış protein yanıtı ile ilgili kanıt yoktur. J Gastroenterol Hepatol. 2011; 26 : 319-327. doi: 10.1111 / j.1440-1746.2010.06368.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Myhill S, Booth NE, McLaren-Howard J. Kronik yorgunluk sendromu ve mitokondriyal fonksiyon bozukluğu. Int J Clin Exp Med. 2009; 2 (1): 1-16. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Nagarja GM, Kaur P, Neumann W, Asea EE, Bausero MA, Multhoff G, Asea A. Hsp25 / hsp27 gen ekspresyonunun susturulması, proteazom aktivitesini arttırır ve CD8 + T hücre aracılı tümör öldürme ve hafıza tepkilerini arttırır. Kanser Önleme 2012; 5 : 122-137. doi: 10.1158 / 1940-6207.CAPR-11-0121. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Nakamura T, Furuhashi M, Li P, Cao H, Tuncman G, Sonenberg N, Gorgun C, Hotamışlıgil GS. Çift sarmallı RNA-bağımlı protein kinaz, stres ve metabolik homeostaz ile patojen algılamasını bağlar. Hücre. 2010; 140 : 338-348. doi: 10.1016 / j.cell.2010.01.001. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • OhW, Song J. Hsp70, direkt etkileşim yoluyla West Nil virüsü kapsid proteininin bir negatif regülatörü olarak işlev görür. Biochem Biophys Res Commun. 2006; 347 : 994-1000. doi: 10.1016 / j.bbrc.2006.06.190. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • O'Sullivan-Murphy B, Urano F. ER, tip 1 diyabette β hücre fonksiyon bozukluğu ve otoimmünite için tetikleyici olarak stres. Şeker hastalığı. 2012; 61 : 780-781. doi: 10.2337 / db12-0091. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Panossian A, Wikman G, Kaur P, Asea A. Adaptojenler, moleküler şaperonların ekspresyonunu modüle ederek strese karşı koruyucu bir etki gösterir. Phytomedicine. 2009; 16 : 617-622. doi: 10.1016 / j.phymed.2008.12.003. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Pavlovic J, Haller O, Staeheli P. İnsan ve fare Mx proteinleri, influenza virüsü çoğalma döngüsünün farklı aşamalarını inhibe eder. J. Virol. 1992; 66 : 2564-2569. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Radhakrishnan S, Upadhyay A, Mohan N, Dhar A, Walia HK, Zubaidi G. İnterferon-alfa ve ribavirin tedavisinden sonra kronik hepatit C için geç diabetes mellitus gelişimi: Bir olgu sunumu. Med Princ Pract. 2005; 14 : 281-283. doi: 10.1159 / 000085751. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Ravindra PV, Tiwari AK, Sharma B, Chauhan RS. Onkolitik ajan olarak Newcastle hastalığı virüsü. Indian J Med Res. 2009; 130 : 507-513. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Reed JC. Kanser hücrelerini ölüm için emmek. Bilim. 2011; 334 : 1075-1076. doi: 10.1126 / bilim, 1215568. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Reyes-Del Valle J, Chavez-Salinas S, Medine F, Melek RM. Isı şok proteini 90 ve ısı şok proteini 70, insan hücrelerinde dang virüsü reseptörü kompleksinin bileşenleridir. J. Virol. 2005; 79 : 4557-4567. doi: 10.1128 / JVI.79.8.4557-4567.2005. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Rossi A, Elia G, Santoro MG. 2-Siklopenten-1-on, antiviral aktiviteye sahip yeni bir ısı şoku proteini 70 indükleyicisi. J Biol Chem. 1996; 271 : 32192-32196. doi: 10.1074 / jbc.271.11.5976. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Scavone G, Zaccardi F, Manto A, Caputo S, Pitocco D, Ghirlanda G. İnterferon tedavisinin komplikasyonları olarak insüline bağımlı diyabet, tiroid otoimmünitesi ve sert insan sendromu gelişen bir kronik hepatit C olgusu. Diyabet Res Kliniği Uygulaması. 2010; 89 : e36 – e38. doi: 10.1016 / j.diabres.2010.05.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Shimizu K, Iguchi A, Gomyou R, Ono Y. İnfluenza virüsü, poliadenilasyon bölgesindeki HSP70 öncesi mRNA'ların ayrılmasını önler. Viroloji. 1999; 254 : 213-219. doi: 10.1006 / viro.1998.9555. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Silva AM, Wang D, Komar AA, Castilho BA, Williams BR. Salisilatlar, protein kinaz R benzeri endoplazmik retikulum kinaza bağımlı şekilde protein sentezi inhibisyonunu tetikler. J Biol Chem. 2007; 282 : 10164-10171. doi: 10.1074 / jbc.M609996200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Singleton KD, Wischmeyer PE. Glutamin'in sepsise ve akciğer hasarına karşı korunması, ısı şoku proteini 70 ekspresyonuna bağlıdır. J J Physiol Regul Integr Comp Physiol. 2007; 292 : R1839-R1845. doi: 10.1152 / ajpregu.00755.2006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • H şarkısı, Moseley PL, Lowe SL, Özbun MA İndüklenebilir ısı şoku proteini 70, insan keratinositlerinde farklılaşmaya bağlı yaşam döngüsü sırasında HPV31 viral genom replikasyonunu ve virion üretimini arttırır. Virüs Res. 2010; 147 : 113-122. doi: 10.1016 / j.virüs.2009.10.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Stankiewicz AR, Lachapelle G, Foo CPZ, Radicioni SM, Mosser DD. Hsp70, Bax translokasyonunu önleyerek mitokondri akışında ısı kaynaklı apoptozu önler. J Biol Chem. 2005; 280 : 38729-38739. doi: 10.1074 / jb.M509497200. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Tersey S, Nishiki Y, Templin A, Cabrera S, Gövde N, Colvin S, Evans-Molina C, Rickus J, Maier B, Mirmira R. Islet β-hücre endoplazmik retikulum stresi, obez olmayan diyabetik tip 1 diyabetin başlangıcından önce gelir fare modeli Şeker hastalığı. 2012; 61 : 818-827. doi: 10.2337 / db11-1293. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Toovey S, Jick SS, Meier CR. Parkinson hastalığı veya mevsimsel gripten sonraki Parkinson semptomları. Grip Diğer Respi Virüsleri. 2011; 5 : 328-333. doi: 10.1111 / j.1750-2659.2011.00232.x. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Tosone G, Borgia G, Gentile I, Cerini R, Conte MC, Orlando R, Piazza M. Bir pegile interferon alfa ile ilişkili diyabetik ketoasidoz olgusu: Bu komplikasyondan kaçınılabilir mi? Açta Diabetol. 2007; 44 : 167-169. doi: 10.1007 / s00592-007-0259-1. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Tsai MS, Chen JH, Fang YW, Yang AH, Chang CH. Kronik viral hepatit B için pegile interferon alfa-2a tedavisi ile indüklenen membranöz nefropati B. Clin Nephrol. 2012; 77 : 496–500. [ PubMed] [ Google Akademik ]
        • Unoshima M, Iwasaka H, ​​Eto J, Takita-Sonoda Y, Noguchi T, Nishizono A. Geranylgeranylacetone'un antiviral etkileri: influenza virüsü enfeksiyonu sırasında MxA ekspresyonunun ve PKR'nin fosforilasyonunun arttırılması. Antimikrob Ajanlar Chemother. 2003; 47 : 2914-22921. doi: 10.1128 / AAC.47.9.2914-2921.2003. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Coster RN, Vivo DC, Blake D, Lombes A, Barrett R., DiMauro S. Yetişkin Reye Sendromu: İntramitokondriyal enzim işlemede genelleşmiş bir kusur için yeni kanıtlar içeren bir derleme. Nöroloji. 1991; 41 : 1815-1821. doi: 10.1212 / WNL.41.11.1815. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Kelen K, Beyaert R, Inz D, Veylder L. Ökaryotik gen ekspresyonunun translasyonel kontrolü. Crit Rev Biochem Mol Biol. 2009; 44 : 143-168. doi: 10.1080 / 10409230902882090. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Eden W, Zee R, Prakken B. Isı şoku proteinleri, kronik enflamasyonun T-hücresi düzenlemesini indükler. Nat Rev Immunol. 2005; 5 : 318-330. DOI: 10.1038 / nri1593. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Vojdani A, Ghoneum M, Choppa PC, Magtoto L, Lapp CW. Kronik yorgunluk sendromlu hastalarda artmış apoptotik hücre popülasyonu: protein kinaz RNA'nın temel rolü. J Intern Med. 2007; 242 : 465-478. doi: 10.1111 / j.1365-2796.1997.tb00019.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Wang H, Ding Y, Zhou J, Sun X, Wang S. Salidrosidin Rhodiola rosea L.'den coxsackievirus B3'e karşı in vitro ve in vivo antiviral etkileri . Phytomedicine. 2009; 16 : 146-155. doi: 10.1016 / j.phymed.2008.07.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Weiss YG, Bouwman A, Gehan B, Schears G, Raj N, Deutschman CS. Çekal ligasyonu ve çift delinme, sıçanların akciğerlerinde ısı şoku proteini 70 (HSP-70) ekspresyonunu bozar. Şok. 2000; 13: 19-23. doi: 10.1097 / 00024382-200013010-00004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Wieten L, Zee R, Goedemans R, Sijtsma J, Serafini M, Lubsen NH, Eden W, Broere F. Gıdalarda bağışıklık düzenleyici bileşenlerin tespiti için bir okuma olarak Hsp ifadesi ve indüksiyon. Hücre Stres Şaperonları. 2010; 15 : 25–37. doi: 10.1007 / s12192-009-0119-8. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Zamarin D, Palese P. Kanser tedavisi için Oncolyitc Newcastle hastalığı virüsü: eski zorluklar ve yeni yönelimler. Gelecek Microbiol. 2012; 7 : 347-367. doi: 10.2217 / fmb.12.4. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        • Zhang Q, Zhou XD, Denny T, Ottenweller JE, Lange G, LaManca JJ, Lavietes MH, Pollet C, Gause WC, Natelson BH. Körfez Savaşı gazilerinde görülen, ancak kronik yorgunluk sendromu olan sivillerde görülen bağışıklık parametrelerinde değişiklikler. Clin Aşı Immunol. 1999; 6 : 6–13. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
        • Zhang C, Yang Y, Zhou X, Yang Z, Liu X, Cao Z, Song H, He Y, Huange P. Bir virüs grip virüsünün NS1 proteini, insan alveoler bazal epitel hücrelerinde Hsp90 ile etkileşime girer: virüs kaynaklı apoptoz için ima . Virol J. 2011; 8 : 181; doi: 10.1186 / 1743-422X-8-181. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Rhodiola Rosea (Altın Kök) Nedir ?



          Rhodiola Rosea (Altın Kök) Nedir Ve Ne İşe Yarar ?

          Rhodiola rosea “adaptojenik” özellikleriyle (uzun süreli stresli durumlarda yorgunluğu azaltır) popüler olan bir bitkidir. Ön kanıtlar diğer olası faydaların yanı sıra sinir koruyucu etkilerinede da baktı.

          Özet

          Tüm Temel Faydalar / Etkiler / Gerçekler ve Bilgiler


          Rhodiola Rosea (Altın Kök) , rhodiola genera ( Crassulaceae familyası), anti-yorgunluk maddesi ve adaptogen bileşimi olarak geleneksel kullanımı olan bir bitkidir ve rhodiola, muhtemelen ikinci en popüler adaptogen (yalnızca panax ginseng‘e ikinci) olacaktır.

          Yorulma ile ilgili olarak, rhodiola yorgunluğa neden olan uzun süreli ve az miktarda fiziksel yorgunluğun etkilerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu daha çok stres ve ‘tükenmişlik’ etkisi veya uzun süreli ancak düşük yoğunluklu fiziksel egzersiz ile ilgilidir. Fiziksel egzersiz parametrelerinin, rhodiola ile iyileştirilebileceğine dair sınırlı kanıt bulunmaktadır, ancak bu, eğitimli atletler üzerine yapılan çok sayıda çalışmayla, rhodiola’nın kısa süreli bir performans arttrıcı etkiye sahip olmadığını düşündüren eğitimsiz kişilerle sınırlı görünmektedir.

          Bununla birlikte, rhodiola, yorgunluk semptomlarının azaltılmasında ve egzersizle ilgili olmayan stres kaynaklarının yorgunluk yaşadığı kişilerde stres semptomlarının iyileştirilmesinde (ve buna ikincil olarak refah) son derece güvenilir gibi görünmektedir.

          Rhodiola, yorgunluğa düşen kişilerde bilişsel işlevselliklerini artırabilir, ancak bilişte doğrudan bir artış (yorgun olmayan kişilerde ortaya çıkan) destekleyecek yeterli kanıt yoktur ve yapılan çalışmalar için bilişsel düşüşü değerlendiren yeterli sayıda çalışma yapılmamıştır.

          Rhodiola’nın diğer potansiyel kullanımları, toksinlere karşı oldukça sinir koruyucu olduğuna dair ön kanıtları (daha fazla kanıt gerektirir) ve rhodiola veya onun aktif bileşeninin alınması, dişi farelerda stres kaynaklı aşırı yeme sayısını azaltabilir. Beyinde rhodiola yüksek derecede serotonerjik (serotonin artar) gibi görünür ve kortikosteroidleri azaltır; Bununla birlikte, yaygın olarak rhodiola atfedilen monoamin oksidazların (MAO) bastırması, oral rhodiola alımından sonra ilgili olmayabilir.

          Rhodiola, kalori kısıtlamasından bağımsız mekanizmalara bağlı olarak ömrü % 20 arttığını gösteren ön (memeli olmayan) kanıtlarla birlikte ömrü uzatabilir. Çok umut verici olmasına rağmen, onaylamak için memeli kanıtlara ihtiyaç vardır.

          Bir çalışma, bazı ticari Rhodiola ürünlerinin seyreltilebileceğini veya aksine karıştıklarını tespit etti.

          Bilmen Gerekenler

          Ayrıca şöyle bilinir

          Rosavin, Rosenroot, Rhodiola Rhizome, Altın Kök, Arctic Root, Rhidola

          Şaşırmayın

          Diğer Rhodiola türleri, Rosa damascena , Rosmarinic Asit , Roselle , Scutellaria baicalensis (Goldenroot olarak da bilinir)

          Dikkat Edilmesi Gerekenler

          Rhodiola Rosea (Altın Kök) biraz uyarıcıdır, ancak kafein gibi klasik uyarıcı değil
          Rhodiola Rosea (Altın Kök)’nın CYP3A4 enzimini laboratuvar ortamında oral yoldan alması muhtemel konsantrasyonlarda bastırdığı bilinmektedir
          Bir çalışma, İngiltere’de satın alınan bazı ticari Rhodiola Rosea (Altın Kök) takviyelerinin seyreltme veya katkılarla karışabileceğini bulmuştur
          Rhodiola Rosea (Altın Kök) Bir Formudur

          Stres Rölyefi
          Adaptojen
          Geleneksel Çin Tıbbı
          Rhodiola Rosea (Altın Kök) İle İyi Gidiyor

          Eleutherococcus senticosus ve Schisandra chinensis (ADAPT-232 olarak bilinen harman olarak)
          Kızılcık suyu özütü (α-amilaz ve α-glukozid bastırması)
          Hypericum perforatum (aşırı yemek yeme)
          Dikkat uyarısı

          Rhodiola Rosea (Altın Kök) , ilaç metabolizmasının enzimleri ile etkileşime girebilir

          Rhodiola Rosea (Altın Kök) Nasıl Kullanılır Ve Kullanımı Nedir ?

          Rhodiola Rosea (Altın Kök) kullanılması, ya SHR-5 ekstraktına ya da eşdeğer ekstrakta , yani her ikisi de% 3 rosavin ve% 1 salidroside sahip olan ekstraktlara atıfta bulunma eğilimindedir.

          Günlük yorgunluğa karşı koruyucu olarak rhodiola’nın kullanımı, 50 mg gibi düşük dozlarda etkili olduğu bildirilmiştir. Yorgunluk ve anti-stres için rhodiola’nın kısa süreli kullanımı 288-680 mg aralığı olarak kullanılır .

          Rhodiola’nın daha önce bir çan eğrisi tepkisine sahip olduğu gösterildiğinden, daha yüksek dozlar etkisiz olabileceği için sözü geçen 680mg dozajını aşmamaları önerilir.





          1 Kaynaklar ve Kompozisyon



          1.1 Kaynaklar


          Rhodiola Rosea (Altın Kök) ( Crassulaceae familyasından ; bundan böyle Rhodiola), geleneksel olarak bir adaptogen bileşik olarak kullanılan bir bitkidir ve Arctic root, Rose root / Rosenroot, Orpin Rose veya Golden root gibi yaygın isimlerle eşanlamlıdır. [5] [6] Adaptogenik etkiler geleneksel olarak ‘spesifik olmayan bir bağışıklık’ ve normalize edici etki üretmek olarak adlandırılmaktadır [5] ve geleneksel kullanımın Avrupa’da yerelleştiği ve bazen doğuya Asya’ya yayılmış olduğu görülmektedir (Moğolistan’da [5] ve Sibirya). [6]

          Geleneksel olarak skandinav Vikingler tarafından fiziksel sağlamlığı korumak için kullanıldığı bildirilmektedir (bu spekülatif olabilir. [6] Geleneksel Çin tıbbına ( Hong Jing Tian adı altında) [7] dahil edilmek üzere Asya’ya yeterince genişlemiş ve burada canlılık ve uzun ömür için günlük 3-6 g kök alması önerilmiştir.

          Rhodiola, Kuzey Avrupa ve Rusya’da 1000-5000 m arasındaki rakımlarda yaygındır ve bazı Kuzey Amerika kıyı şeridinde bulunabilir. [5] Rhodiola’nın ana ticaret kaynağı Mountain Altai ve güneydoğu eteklerinde Altai’nin başta Ust-Kanski, Ust-Koksinski, Charishki bölgelerinde olduğu görülmektedir. [6]

          Rhodiola (en yaygın tür olarak rosea ), geleneksel olarak canlılık arttırıcı ve fiziksel koruyucu bir madde olarak kullanılan bir nordic / russian bitkidir. Bazen bilişsel gerileme ve biliş ile fiziksel yorgunluk arasındaki bağlantı için de kullanılır.

          1.2 Kompozisyon (İçeriği)

          Rhodiola’nın kökü (tıbbi olarak kullanılan ana segment) şunları içerir:

          Tyrosol [8] bazen ana biyoaktivlerden birisi ve Salidroside [8] (kimyasal olarak p-hidroksifeniletil-O-ß-D-glikopiranozid ve Rhodioloside veya Rhodosin [9] ile eşanlamlıdır) olarak bilinen glukozidini diğer biyoaktif ana madde olarak görür.
          Rosavins (Rosin), Rosarin, Rosarin, Rosavin [8] ve Rosavin [8] [11] başlıca rosavinlerdir .Rosavinler olarak adlandırılabilecek diğer moleküller rosaridin’dir [10] [11] molekül yapısal olarak farklıdır.
          Viridoside [8] (yapısal olarak metilleştirilen Salidrosid)
          Lotaustralin (Siyanojenik glikozid) [11]
          Gossypetin (7-OL-ramnopiranozit olarak) [12] ve Rhodioflavonoside (Gossypetin diglikozid) [12]
          Benzil-0-p-glikopiranozid [10]
          Procyanidinler EGCG’den ( yeşil çay kateşinlerinden ) [8] [13] ağırlıkça % 70 sulu aseton özütün % 35’ine kadar çıkmaktadır. [8] Prosiyanidinler, yetiştirme koşullarına bağlı olarak kuru kökün ağırlığının % 3.6-5.43’ünü, üzümlerden (% 7.8) ve deniz tohumağından (% 8.14) daha düşük, ancak craetagus pinnatifida’dan daha yüksek olarak bulunurlar (% 2.7). [13]
          Galik asit, [12] sinnamik asit, [12]
          β-sitosterol [11]
          Tirosol ve salidrosid moleküllerinin yanı sıra rosavinler fenilpropanoid bileşikler olarak bilinirler. [10] [15]

          Moleküler temelde, ana aktif terkip maddeleri, Tyrosol ve Salidroside olarak bilinen glukosit olarak görünür. Kök tüketirken, rolü oynayabilecek diğer yapısal olarak ilişkili biyoaktif (rosavinler) vardır. Rhodiola, şaşırtıcı derecede yüksek bir procyanidins kaynağıdır ( Pycnogenol‘dakilerle aynı molekül) EGCG’den yapılmıştır, kateşin biraz yeşil çay için benzersiz olduğunu düşünmüştür.

          Berrak ve renksiz uçucu yağ (kökün % 0.05’i kuru ağırlığa, [5] daha düşük olduğu bildirilmiştir) çoğunlukla şunları içerir:

          n-Decanol (% 30.38 [5] )
          Gerianol (% 12.49 [5] )
          1,4-p-menthadien-7-ol (% 5.10 [5] )
          Limonen (% 4.91 [5] )
          α-Pinen (% 4.69 [5] )
          β-pinen (% 1.47 [5] )
          sabinen (% 1.45 [5] )
          β-mirken (% 2.25 [5] )
          3-Carene (2.04% [5] )
          β-Phellandrene (% 2.31 [5] )
          p-Cymene (% 2.97 [5] )
          n-Oktanol (% 2.77 [5] )
          Linalool (% 2.31 [5] )
          Dodekanol (3.67% [5] )
          Kimyon alkolü (% 2.66 [5] )
          Rhodiola kökündeki uçucu yağların dikkate değer ölçüde düşük seviyesi nedeniyle, bu moleküllerin takviyeyi takiben vücutta önemli bir rol oynamaları pek olası değildir.

          1.3 Özellikleri

          İzole edilen salidrosid ve tirosol, oda sıcaklığında 2 saat, 30 günde 4 C° ‘de veya -20 C° ‘de çözeltide stabil görünmektedir. [16]

          1.4 SHR-5 ve ADAPT-232

          SHR-5, birçok insan çalışmalarında kullanılan [17] [18] standart bir rhodiola özüdür ve ADAPT-232 formülasyonunda (rhodiola, schisandra chinensis ve eleutherococcus senticosus kombinasyonu) kullanılan özdür.

          SHR-5 özütü rhodioloside için standartlaştırılmıştır (144 mg tablet başına 4 mg) [19] ve 4: 1 ilaç: özüt oranına sahip % 70 etanolik ekstre olduğu görülmüştür [19], böylece 200 mg SHR-5’in olduğu iddia edilmiştir ve kuru ota 800mg’a biyolojik eşdeğerdir.

          ADAPT-232’ye gelince, % 70 etanolik ekstre ilaç olarak kullanılır: ekstrakt konsantrasyonu 2.8: 1 olurken, schisandra chinensis ve eleutherococcus senticosus sırasıyla % 95 etanolik ekstrak (meyveler) ve % 70 etanolik özüt (kökler) olarak kullanılırlar ve 1.2: 1 ve 10.5: 1 bitkilerde: ilaç konsantrasyonu. [20] Adapt-232, % 0.5 rosavin, % 0.32 rhodioloside, % 0.05 tirosol, % 0.37 schisandrin, % 0.25 γ-schisandrin ve % 0.15 eleutherosid B ve E’ye göre standardize edilmiş gibi görünmektedir. [20]

          2 Farmakoloji



          3 Ömür Uzunluğu



          3.1 Mekanizmalar


          Yaşam boyu yuvarlak solucanlarda ( C. Elegans ) verilen Rhodiola (10-25ug / mL yem) tüm popülasyonda yaşlanmayı erteleyerek (ilk ölümlerin gerçekleşmesi için gereken zamanı uzatır) yaşamı % 10-20 civarına kadar uzatır. Bu çalışma aynı zamanda, eleutherococcus senticosus’un konsantrasyonun 10 katında etkin olduğunu ve ortak mekanizmalar olduğunu düşündürmektedir. [28]

          Yüksek dozda rhodiola’nın (50-100ug / mL) zıt etki (ömrü azaltması) ve adaptojenlerle yaşamın ilerleyen dönemlerinde (Hayat döngüsü boyunca % 50) hala yaşlanma karşıtı etkilere sahip olduğu, ancak daha düşük bir dereceye kadardır. (Belirli bir deney grubunda% 11.8 yerine% 11.7[28]

          Mekanizmanın DAF-16 nükleer translokasyonuna ikincil olduğu düşünülmektedir, [28] DAF-16, rhodiola’nın diyet alımından sonra da görülen, yuvarlak solucanlarda ısı toleransını iyileştirmek için hayati önem taşımaktadır. [29] [28] DAF-16 translokasyonunun genel olarak ömrü ve stres direnci ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. [30] [31] Rhodiola’nın DAF-16 üzerindeki etkilerinin, stresin hormon taklidiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. [32]

          DAF-16 : Uzun ömürlülük, lipogenez, ısı şoku sağkalımı ve oksidatif stres yanıtlarında rol oynayan genlerin aktive edilmesinden sorumludur.
          Rhodiola’nın 15-200 mg / mL’de meyva sineği ile ilgili daha sonraki bir çalışmada ölüm oranında belirgin azalmalar kaydedildi (sadece doğurganlığı düşüren yüksek dozlar ile) ve bu sineklerdeki ömrü 3.2-3.5 gün arttırdı. [7]

          Bu da başka yerlerde iki kez Hayatın % 24 oranında arttırılmasınıda göstermiştir. [33] [34] Uzun sürenin mayada da meydana geldiği ve iki sinek çalışmasının karşılaştırılmasında, daha yüksek konsantrasyonlarda salidrosid ve rosavin içerenlerin standart konsantrasyonlarla daha iyi performans gösterdiği görülmüştür ve bu da biyoaktif bileşenler olduğunu düşündürmektedir. [7]

          Genelde adaptojenler, ancak rhodiola, uzun ömürlülüğün arttırılmasında rol oynamaktadır. Yuvarlak solucanlarda bir çan eğrisi kaydedildi ve mekanizmanın DAF-16’nın nükleer translokasyonunu (strese bir tepki) neden olduğu düşünülüyordu.

          4 Nöroloji



          4.1 Mekanizmalar


          Laboratuvar ortamında, 100 μg / mL metanolik ve su ekstraktları, MAOA (% 92.5 ve% 84.3) ve MAOB (% 81.8 ve % 88.9) bastırırken, diklorometan özütü daha az potent (% 50.5 ve % 66.9) olarak görünmektedir. Sebepsel bileşiklere bakıldığında, Rosididin’in MAOB’yi (10uM’de % 83.8 ± 1.1%) ancak MAOA’yı (% 16.2 ± 2.3) bastırdığı görülürken, Rhodiola Rosea sadece MAOB üzerinde zayıf etkili (35.8 ± / -2.5% 10uM’de). [36]

          Bu çalışma, başka yerde, [37] asetilkolinesteraz üzerindeki bir engelleyici etkisinin hidrokuinon, rhodiolgin ve rhodioflavonoside olduğu da kaydedildi (IC50 değerleri hesaplanmamasına rağmen).

          MAOA :Beyindeki noradrenalin, adrenalin, serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterleri bozan bir enzimdir.
          MAOB :Parkinson’un semptomlarını tedavi etmek için kullanılır.
          Asetilkolinesteraz :Vücuttaki birincil kolinesteraztır. Asetilkolinin ve nörotransmitter olarak işlev gören diğer bazı kolin esterlerinin parçalanmasını katalize eden bir enzimdir.
          Buda İlginizi Çekebilir Supplementler ve Yaşlanma

          Monoamin oksidaz üzerindeki etki, oral Rhodiola yeminin 5-HT / 5-HIAA oranını değiştirmediğini buldukça sorgulanmıştır. [38]

          Rhodiola’nın COMT (Catechol-o-methyltransferase) enzimini [39] bastırma kabiliyetine sahip olduğu söylenmektedir, ancak bunun dayandığı kanıtlar halka açık olarak görünmemektedir.

          COMT :Bir COMT engelleyicisi , katekol-O-metil transferazın etkisini bastıran bir ilaçtır. Bu enzim, bozunan nörotransmitterlerde rol oynar.
          MAO enzimlerini bastıran mekanizmalara sahip olduğu ve laboratuvar ortamında güçlü olduğu görülmektedir. Bu, oral yoldan alınan rhodiola takviyeleri sonrasında geçerli olmayabilir. COMT etkileşiminden bahsedildi, ancak bu iddianın kanıt olduğu görülmüyor.

          HSP1 : Kan damarlarını etkiler ve benekli bir döküntü oluşturur. Genellikle ciddi değildir, ancak bazen böbrek problemlerine yol açabilir.
          Nöropeptit Y : Açlık ve açlık eksikliği ile ilgili bir hormondur.
          Rhodiola, HSP1’e bağlı mekanizmalar yoluyla Nöropeptit Y’nin aktivitesini uyarma ve bunun ardından Hsp72’yi (ADAPT-232 ve izole edilmiş Rhodiola Rosea [17] karışımını kullanarak görüldü) serbest bırakma ile ilişkilendirilmiş ve ADAPT-232 bu konuda sinerjik gözükmektedir; ADAPT-323’teki EC50 konsantrasyonundaki Rhodiola Rosea miktarı 5.5nM’ye eşdeğer iken, izolasyonda Rhodiola Rosea 5uM (5000nM) konsantrasyonlarında bulunması gerekmiştir. [17] Farelerde serum Hsp72 düzeyindeki artışlar ADAPT-323’te görüldüğünden, bu etkilerin rhodiola desteğinin stres azaltıcı etkilerinin altında yattığı hipotezi ileri sürülmüştür. [40] [41]

          EC50 : Yarı maksimum tepki veren bir ilacın konsantrasyonudur.
          HSP72 : Stresli koşullara maruz kalmaya yanıt olarak hücreler tarafından üretilen bir protein ailesidir.
          HSP72 transkripsiyonu yoluyla Hsp72 seviyelerini arttıran Nöropeptit Y aktivitesini etkilediği görülür; anti-stres etkilerinin altında yattığı düşünülmektedir.

          Bir derlemeye göre [42] (ana makalede Aksenova 1968, çevrimiçi olarak saptanamayan) 2,5 mg Rhodiola Rosea’in (yaklaşık 250 mg rhodiola) oral yoldan alımının ardından 4 saat boyunca psikolojik uyarıcı bir etkinin sürdüğü kaydedildi.

          Küçük bir psikolojik uyarıcı etkiye sahip olabilir.

          4.2 Sinir Yaralanması ve Nörogenezis (Hücre Doğumu)

          Siyatik sinir hasarını takiben farelere 5-10 mg / kg Rhodiola Rosea (karıniçi enjeksiyonlar), sinir iyileşme hızını hızlandırdığı kaydedildi. [43] Bu, Panax Ginseng (Ginsenoside Rg1 [44] aracılığıyla) gibi diğer adaptojenlerle belirtilmiştir ve Hsp70’in nöronlar üzerindeki anti-bozulma etkileri ile ilişkili olabilir. [45] [46]

          Daha fazla kanıt gerektirir, ancak sinir iyileşeme hızlandıran mekanizmalara sahiptir.

          Rhodiola Rosea’nın , diyabetik fare hipokampusundaki nörojenez oranlarını (diyabetik memelilerde nörogenezise neden olabilecek oksidatif stres azaltmak olduğu düşünülmektedir) [47] geliştirdiği ve beyin-içi rhodiola enjeksiyonlarıyla çoğaltıldığı kaydedildi. [48] Laboratuvar ortamında, Rhodiola Rosea , streptozotosin varlığında (daha önce belirtilen çalışmalarda kullanılan diyabetik toksin) kök hücre farklılaşma hızlarını, 2mM’ye kadar olan canlılığı önemli derecede etkilemeden korumaktadır. [47]

          Yan not olarak, nöronlarla Rhodiola Rosea kuluçkalama işleminin, NF150 pozitif hücrelerdeki ortalama hücresel süreç uzunluğunu arttırdığı kaydedildi; Rhodiola Rosea , hücrelerin farklılaşmasında hücresel süreçlerin uzamasını arttırdığını düşündürdü. [47]

          Nörojenez rhodiola ile ilişkili olabilir, ancak en pratikte bu, kök hücrelerdeki oksidasyonun azalması ve normal nörojenez hızlarının korunması (doğal olarak oksidatif olan nörojenez hızlarını azaltan araştırma toksinleri ile) ikincil olarak görülmektedir.

          4.3 Hafıza ve Biliş

          Pasif bir kaçınma görevi verilen farelerde 50-100 mg / kg dozunda 9 gün boyunca rhodiola normal ve sağlıklı farelerde doza ve zamana bağlı olarak hafızayı arttırmıştır. [49] Stresli olmayan ve sağlıklı farelerde bilişsel iyileşmeyi değerlendiren pek çok başka çalışma yoktur, birisi 0.10 mL rhodiola’nın 1: 1 sulu alkollü özü [50] ile etkinliğini ve aynı dozun başka yerlerde etkinliğini göstermediğini ileri sürmektedir. [51]

          50-100mg / kg rhodiola, skopolamin’in hafıza bozucu etkilerini 9 gün boyunca oral yoldan geçirmeyi ortadan kaldırabilir. [49] β-amiloid enjeksiyonlarından kaynaklanan hafıza bozucu etkilerin de 50-75 mg / kg izole salidrosid ile ortadan kalktığı ve her iki hücre doğumu bozuklukların [47] [48] ve diyabetik sıçanlarda görülen bilişsel işlevlerin [53] ortadan kalktığı kaydedilmiştir.

          β-amiloid : Alzheimer hastalarının beyinlerinde bulunan amiloid plakların ana bileşeni olarak Alzheimer hastalığında çok önemli rol oynayan 36-43 amino asitten oluşan peptidleri ifade eder.
          Vigodana [54] olarak bilinen bir formülasyonda, bilişsel bozukluğu (patolojik değil) olan kişilerde hafıza gelişmeleri kaydedildi, ancak sonuçlar magnezyum ve B vitaminleri ile karıştırıldı.

          Rhodiola, potansiyel bir anti-unutkanlık madde olduğunu düşündüren skopolamin etkilerini tamamen terketti. Belleğin stresden bağımsız olarak biraz daha iyileştirilmesi de mümkündür (pratik durumlarda stres ve yorgunluğun azaltılması ve bilişin korunması en belirgin olmakla birlikte).

          4.4 Sinir Koruması

          Rhodiola Rosea , hiperglisemiye maruz kalan nöronlarda ve serum açlığa maruz bırakılmış, [55] adenosin’in (250μg / mL) aktif kontrolü kadar birçok siniri muhafaza eden 80-320ug / mL ön tedavi ile mitokondri stabilize ederek aracılık eden koruyucu etkilere ve rhodiola ile ön işleme tabi tutulmuş hücrede görülen ROS (reaktif oksijen türleri) artışını önlemeyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.

          ROS : Oksijeni içeren kimyasal olarak reaktif kimyasal türlerdir. Örnekler arasında peroksitler, süperoksit, hidroksil radikali ve tekli oksijen bulunmaktadır.
          JNK :Tümörigenez ve nörodejeneratif bozukluklarda yer alan bir dizi biyolojik işlemi düzenleyen MAPK (mitojen ile aktive edilmiş protein kinaz) ailesinin bir üyesidir.
          [55] Bu muhtemelen antioksidan etkiler, β-amiloid proteininden (10-100 μM’de Rhodiola Rosea ile azaltılan) oksidatif strese karşı korunma ve daha sonra, biyolojik olarak gösterilen bu proteinlerden JNK aktivasyonunu ve programlı hücre ölümünü azaltabilir; [56] farelerde 50-75 mg / kg oral alımda uygun bulunmuştur. [52]

          Hidrojen peroksit (H 2 O 2 ) [57] yanıtında Rhodiola Rosea ile genel antioksidatif etkiler kaydedilmiştir [57] , izole tirosol galaktoz ile de belirtilmiştir. [58]

          Rhodiola Rosea’in , antioksidatif enzimler heme-oksijenaz 1 (HO-1), tioredoksin ve peroksiredoksin-I [56] düzeylerini uyardığı ve dolayısıyla enzimatik uyarımının Rhodiola Rosea ile gözlemlenen koruyucu etkilerin altında yattığı belirtilmektedir.

          HO-1 : Oksidatif stres, hipoksi, ağır metaller, sitokinler, vb. Gibi strese yanıt olarak uyarılabilir bir izoformdur.
          Rhodiola Rosea izole sinirlerde antioksidan koruyucu etkilere sahip gibi gözükmektedir. Mekanizmalar, antioksidatif enzim seviyelerini uyarmaktan veya başka şekilde antioksidatif etkilerdendir.

          Rhodiola Rosea , sinirlerde glutamat veya hücre içi kalsiyum tarafından uyarılan doku ölümüne karşı koruyucu etkiler de göstermiştir. [59] [60] [61]

          Doku ölümüne karşı koruyucu olabilir.

          4.5 Serotonin

          Rhodiola ve nikotin çekilmesinin etkileşimlerini değerlendiren bir çalışma rhodiola’nın nikotin bağımlılığından bağımsız olarak nöral serotonin ve 5-HIAA konsantrasyonlarını arttırdığını ve kontrolde 5-40 mg / kg rhodiola serotonin dozuna bağlı artışlarla (% 13-183) ve nikotin bağımlı (% 11-262) farelerde, daha nispeten serotonin yetmezliğine bağlı olarak daha fazla etkiye sahipti. Bu çalışma 5-HT / 5-HIAA oranında ve triptofan düzeylerinde herhangi bir değişiklik olmadığını kaydetmiştir. [38]

          Diğer bir çalışmada, depresif fare hipokampusunda bulunan azalmış serotonin seviyelerinin, 1.5 g / kg gerçekten en etkili olan (serotonin,% 20 artan) rhodiola sindirimi ile normalleştirildi (1,5-6g / kg rhodiola ile % 4 salidrosid) fluoksetin kadar etkili olmamasına rağmen (2.2 mg / kg kontrolün % 48’ine ulaştı). [62]

          Rhodiola, serotonerjik gibi görünür ve beyindeki ve hipokampustaki serotonin seviyelerini arttırır. Bu, içeriğe özgü değil, genel olarak görünüyor.

          Rhodiola’nın, hem kontrol hem de nikotin bağımlı sıçanlarda 5-HT1A reseptörünün protein içeriğini arttırdığı bulunmuştur ve ADAPT-232, HTR1A geninin baskılanmasını baskılayan 5-HT3 serotonin reseptörünün aşağı düzenlenmesinde rol oynar; 3μM’de tyrosol ve salidroside yoluyla. 5-HT3 reseptörünün aktivasyonu endişe uyandırdığından kaygı gidericiliğe bağlı olduğu öne sürülmektedir. [64]

          5-HT1A : Santral beyin mekanizması ile kan basıncını ve kalp atım hızını azaltır, periferik damar genişlemesini uyarabilir.
          Rhodiola’nın 5-HT 1A alt grubundan daha fazla ve muhtemelen 5-HT3 alt gruplarına karşı bastırıcı etkileri olan serotonin reseptörlerinin ekspresyonunu değiştirdiği gösterilmiştir.

          4.6 Yorgunluk ve Stres

          Akademik ortamlardaki yorgunluğu araştıran bir meta-analiz, 20 gün boyunca 100 mg SHR-5 verilen öğrencilerle, 20 gün boyunca 20 gün 100 mg Rhodiola, 42 gün 170 mg SHR-5 ve 370-555mg SHR olmak üzere, 660 mg Rhodaxon (Rhodiola kökü ekstresi, belirtilmemiş) tek bir doz için bir ürün verdi.[69] Genel olarak, bu çalışmalar rhodiola kullanımının bilişsel yorgunlukta ilerlemelerle ilişkili olduğunu düşündürmektedir. [68] [66] [69] [69]

          PWC egzersiz skorları, [66] nöro-motorik uyum (labirent çizimi), [66] [4] sürekli dikkat, [67] tepki süresi, [67] genel iyilik hali, [66] [4] ve nabız oranındaki azalmada [66] plasebo tedavisine göre daha düşüktür. Yorgunluk algılamasındaki azalma güvenilir gibi görünse de, hem dikkatli hem de görsel reaksiyon hızlarındaki iyileşme daha az güvenilir görünmektedir. [65]

          Bu tarihten sonra yapılan ve meta-analizde yer almayan diğer çalışmalarda günde 400 mg’da (günde iki kez 200 mg) rhodiola özütü (WS1375, 1.5-5: 1 konsantrasyon) ile 4 haftalık açık etiketli bir çalışma, algılanan genel faydaları gösterdi.

          Stres kaynaklı sosyal ve iş bozukluğundaki iyileşmeler ve yorgunluğun azaltılması [70] ve hemşirelik öğrencilerinde bir tane olmak üzere, her sabah isteğe bağlı yarı doz ile 384 mg (% 2.8 rosavin) zorunlu olarak dört saat sonra yorgunluk puanlarını etkilemekte başarısız olduğu belirtildi. Her hafta 35 günde ve hatta çalışma günü 42’de plaseboya göre yorgunluğu artırdı. [71]

          Alınan yorgunluğu azaltmak için kısa süreli olarak veya gündüz takviyesi ile etkili olduğu görülmektedir ve aksi takdirde stres altına giren veya iş yükü yüksek sağlıklı kişilerde yorgunluk sonucu ortaya çıkan biliş bozuklukları azalmaktadır. Bir çalışma yorgunluğun artması gerektiğini gösterdi.

          Stresle ilgili kronik yorgunluğu olan kişilerde yapılan bir çalışma (mutlaka ‘kronik yorgunluk sendromu’ değil), Pines tükenmişlik skoruyla değerlendirildiğinde, strese karşı rhodiola’nın (28 gün boyunca 576 mg SHR-5) önemli bir koruyucu etki bulabildi. [19]

          Kronik yorgunluk yaşayan insanlarda rhodiola yorgunluğun hafifletilmesinde bir miktar etkilidir.

          4.7 İştah

          Strese cevap olarak son derece lezzetli gıdalara aşırı miktarda yemek yedirmek için şart koşulan dişi farelerde aşırı doz yemeğinden bir saat önce rhodiola (% 3 rosavinler ve % 3,12 salidrosid) 10 mg / kg ve 20 mg / kg ile aşırı miktarda yemek yemede belirgin bir azalma olduğu ortaya çıktı aşırı yemek yemeyi kaldırdı. [72] Bu, görünüşe göre Rhodiola Rosea içeriğine bağlıydı ve rhodiola’nın, stresle uyarılan aşırı yemek yeme desenleri üzerinde belirgin bir etkisi yoktu. [72]

          Stresin anorektik (iştah bastırıcı) etkilerini gösteren diğer bir çalışmada da rhodiola ile normalizasyon kaydedildi. [73] Bu iki yönlü etkiler Panax ginseng’de görülenlere benzer ve ortak bir mekanizma önermektedir ve bir çalışmada, Rhodiola Rosea ile birlikte görülen aşırı yemek yeme oranındaki azalmanın, Hypericum perforatum ile sinerjik olduğunu kaydetti. [74]

          Bunun, serotonerjik ilaçlar (fluoksetin, sibutramin) gıda alımını evrensel olarak azaltması nedeniyle, serotonerjik etkiler yerine, rhodiola’nın adaptojenik etkilerinden daha çok olduğu düşünülmektedir. [75]

          Rhodiola, stres ile iştah arasındaki etkileşimi düzenler gibi görünüyor ve insan kanıtlarının hayvan kanıtından yoksun olmasına rağmen, aşırı miktarda yemek yeme ve iştah bastırmasını stresle hafifletebilir veya yok edebilir. Bu etkiler sadece iştah üzerindeki etkilerden ziyade stres etkilerini azaltmaktan kaynaklanabilir ve rhodiola’nın serotonerjik etkileri olmasına rağmen, iştah tüketimini azaltabileceğini gösteren herhangi bir kanıt yoktur.

          4.8 Depresyon

          Hayvan modellerinde rhodiola’nın 10-20mg / kg vücut ağırlığı (% 3 rosavin ve % 1 salidrosid içeriği) ile zorunlu yüzme testinde anti-depresif etkileri olduğu görülmüştür. [76]

          Rhodiola’nın, eleutherococcus senticosus için de geçerli görünen üç halkalı antidepresanlar ile birlikte alındığında, yan etki profilini azalttığı bildirildi. [77]

          42 gün boyunca günlük 340mg ya da 680mg rhodiola (SHR-5) verilen hafif-orta derecede depresyonu olan kişilerde, BDI ve HAMD derecelendirme ölçekleri (HAMD’de doz bağımlılığı ve BDI’ya doz bağımlılığı için bir eğilim yoktur, semptomlar HAMD’de başlangıç değerinin% 65-70’ine düşürülür ve BDI’ya göre daha yüksek dozla yarıya indirilir) tarafından değerlendirilen depresyonun toplam semptomlarını azalttığını, uykusuzluk ve duygusal bozukluk ilgili iyileşmelerin olduğunu ve sadece daha yüksek doz, iyileşmiş duyu hissi ile ilişkilidir. [18]

          Günlük bir takviye olarak alındığında depresif belirtileri azalttığı görülmektedir ve ön tanı kriterlerinde iyileşme derecesi oldukça büyük gibi gözükmektedir.

          4.9 Kaygı

          Rhodiola’nın adaptojenik yeteneklerine sekonder olarak kaygıya yardımcı olabileceği düşünülmekte, rhodiola ile birlikte görülen serotonin artışı, kaygı etkisinin serotoninden (5-HT3) anksiyeteye aracılık eden reseptörün rhodiola tarafından aşağı düzenlendiği düşüncesiyle büyük bir endişe oluşturmamaktadır. [ 64]

          Hafif / karanlık bir keşif testinden bir saat önce, 10-20 mg / kg rhodiola (% 3 rosavinler ve % 1 salidrosid), belirgin doz bağımlılığı olmayan bazı küçük endişe giderici etkilere sahip olduğu bulunmuştur. [76] İnsanlarda, rhodiola takviyesi ile genelleşmiş endişe bozukluğunda, 10 haftada 340 mg’da iyileşmeler görülmektedir; Bu çalışma açık etiketlidir. [78]

          Rhodiola’nın endişe giderici etkileri olduğundan şüpheleniliyor, ancak şu anda onu destekleyecek yeterli kanıt yok (Ön kanıt umut verici görünüyor).

          4.10 Ağrı

          Rhodiola ile nosiseptif etkileşimleri değerlendiren bir çalışma, aktif bir rhodiola dozu verilen hayvanlarda tail-flick testiyle değerlendirildiğinde ağrıda belirgin bir düşüş bulamadı. [76]

          5 Kalp ve Damar Sağlığı



          5.1 Kalp Dokusu


          İskemi / reperfüzyon yaralanmasına tabi tutulan kalp kası hücrelerinde (H9c2 hücre dizisi), hem Rhodiola Rosea (50-200μM) hem de tirozol (125-500μM) veya bunların kombinasyonu, programlı hücre ölümühızları ile ölçülen hücrelere verilen hasarı büyük ölçüde azaltabilmiştir. Tirozol ve salidrosid’in katkı maddesi olduğu JNK aktivasyonunun bastırmasına atfedildi (JNK bastırması için bir referans ilaç da kardiyoprotektif etkileri taklit etti). [79]

          İskemi / reperfüzyon : Kritik hastalarda önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan çoklu organ yetmezliğine yol açabilen kalp krizi, transplantasyon, inme ve travmayı takiben sık görülen bir durumdur.
          JNK : Tümörigenez ve nörodejeneratif bozukluklarda yer alan bir dizi biyolojik işlemi düzenleyen MAPK ailesinin bir üyesidir.
          Bu bastırma, Rhodiola Rosea’in kalp kası iskemiden mitokondriye bağımlı programlı hücre ölümünü bastırarak koruduğu [80] başka yerde görülen sonuçların bir sonucudur. (JNK, mitokondriada programlı hücre ölümünü uyarmak için etki eder) [81] [82] ROS bu hücre dizisinde (H9c2) JNK’yi aktive ettiği ve Rhodiola Rosea verdiği ve antioksidan potansiyeli olduğu [84] ve antioksidatif etkilerin de daha az N-asetilglukozamin (bir monosakkarit ve bir glukoz türevi) bağlantılarının altında yattığı için, JNK’nın bu bastırma antioksidan etkilere ikincil olarak gelebilir. [85]

          ROS : Oksijen içeren kimyasal olarak reaktif kimyasal türlerdir
          Diğer yerlerde, Rhodiola Rosea kanda oksijen eksikliği ile uyarılan hücre ölümünden kalbi korumakta olduğu ve H2O2 ile oksidatif hasarın bulunduğu kaydedildi. [87]

          H2O2 : Hidrojen peroksit, H ₂O ₂ formülüne sahip kimyasal bir bileşiktir. Saf haliyle, soluk mavi, berrak bir sıvıdır, sudan biraz daha viskozdur. Hidrojen peroksit en basit peroksittir
          Çoğunlukla aktif bileşiklerin (tirosol ve salidrosid) antioksidatif etkileri ile ilişkili olduğu ortaya çıkan, laboratuvar ortamında kalp dokusu seviyesinde kardiyovasküler etkilere sahip olduğu görülmektedir.

          Kalp yetmezliği bulguları gösteren diyabetik farelerde rhodiola’nın 75 mg / kg’lık rhodiola ekstraktının 21 gün süreyle kan basıncını koruması (kalp yetmezliği olan diyabetik farelarda azalma) ve PPARδ’ya bağlı mekanizmalar yoluyla kalp debisini arttırma başarısı gösterdi. [88] Diyabetik farelerin kalplerindeki PPARδ protein ve mRNA düzeyleri kontrol grubuna kıyasla azaldı ve rhodiola kullanımı bu parametreleri normalleştirdi. [88] PPARδ, kardiyomiyositlerde (kalp kası hücreleri) Ionotropik fonksiyonu düzenlediği bilinen bir reseptördür. [89] [90] [91]

          mRNA : DNA’dan genetik bilgiyi gen ifadesinin protein ürünlerinin amino asit dizisini belirttikleri ribozoma taşıyan geniş bir RNA molekülü ailesidir.
          Oral yoldan girdikten sonra bazı biyoaktiviteye sahip olduğu ve PPARδ’nın etkisine bağlı olduğu belirtilmiştir.

          Meme kanseri hastalarında günde 600 mg izole Rhodiola Rosea kullanan bir çalışma, kemoterapiden 1 hafta önce başlamıştı. Epirubisin (meme kanserinde son derece etkili bir kardiyotoksik antrasiklin) tarafından uyarılan vücut fonksiyonun azalması (Strain Rate Imaging ile değerlendirildiğinde) [92] [93] Rhodiola Rosea ile ortadan kaldırılmış ve plasebo ile bulunan plazma ROS’sındaki artış, Rhodiola Rosea ile anlamlı olarak ortaya çıkmamıştır. [94]

          Koenzim 10’a benzer antrasiklin ilaçlara karşı kalp koruyucu etkilere sahip olabilir, ancak rhodiola’dan korunma, büyük bir izole Rhodiola Rosea dozu ile oluşur.

          5.2 Kan Hücreleri

          Hematopoietik kök hücreler (kemik iliğindeki kendini yenileyen bir pluripotent kök hücresi kaynağı [95] ), Rhodiola Rosea ile kuluçkalanmasından sonra (uyarılan PARP-1 aktivitesine ikincil olarak) [96] DNA sentezinde bir artış yaşar ve kırmızı kan hücreleri, oksidatif hasar (tioredoksin ve glutatyon peroksidazını uyarmasından) ve eritropoitinin laboratuvar ortamında etkinliğini arttırdığı görülmüştür . [97] PARP-1 uyarımı lenfositlerde (bir çeşit beyaz kan hücresi) de ortaya çıkmaktadır ve 75 mg / kg oral dozda farelerde doğrulanmıştır; bu PARP-1 aktivitesi, antioksidatif etkiler için hayati öneme sahip gibi gözükmektedir. [96]

          PARP-1 : DNA parçalanmasına hemen bir hücresel yanıtı tespit eder ve başlatır.
          HIF-1α : Vücudun düşük oksijen konsantrasyonlarına veya hipoksiye yanıtında bütünleyici bir rol oynayan dimerik bir protein kompleksidir.
          Buda İlginizi Çekebilir D Vitamini Depresyonu Tedavi Edebilir Mi?

          Diğer yerlerde, eritropoietinin (EPO) mRNA ekspresyonu, hücrede HIF-1α birikimine bağlı olduğu düşünülen izole edilmiş Rhodiola Rosea yoluyla karaciğer ve böbrek hücrelerinde uyarıldığı bulunmuştur. [98]

          5.3 Kan Basıncı

          Rhodiola su ekstresi, laboratuar ortamında 100-200µg / mL ve % 50’si 500µg / mL’de yaklaşık % 30 inhibisyon ile ACE bastırıcı etkilere sahiptir. [99]Bu ACE bastırıcı etki, başka yerlerde, % 38.5 bastırma ile rhodiola’nın % 12 etanolik özütü ile belirtilmiştir. [100]

          ACE : Diyabetli insanları diyabetik nefropatiden (böbrek hastalığı) koruyor gibi görünmektedir.

          6 Glukoz Metabolizması ile Etkileşimler



          6.1 Sindirim

          Rhodiola su özütleri, 100-200μg / mL mutlak laboratuvar ortamında bastırma ulaştığında ve 50μg / mL enzim aktivitesinin % 50’sinin hemen altında bastırıldığında, α-glukozid önleyici potansiyele sahip gibi görünmektedir. Bu engelleyici etki, kızılcık suyu ekstresi ile 3: 1’lik bir karışımda olduğu zaman rhodiola’nın önleyici etkilerinin korunması nedeniyle kızılcık özütü ile sinerjik olmuştur. [99]

          α-glukozid : Diyabetik tip 2 için karbonhidratların sindirimini önleyerek çalışan oral anti-diyabetik ilaçlardır.
          α-amilaz : Nişasta ve glikojen gibi büyük, alfa bağlı polisakkaritlerin alfa bağlarını hidrolize eden bir protein enzimidir.
          Rhodiola’nın α-glukozid üzerinde 93 μg / mL’lik bir IC80 ve α-amilaz üzerinde 100μg / mL’lik bir IC80’ye sahip olduğu belirlendi. [99] Bu bastırma, tirozol ile bağlantılı olduğu düşünülen α-glukozid (44.7-52.3 ug / mL) ve α-amilaz (173.4 ug / mL) için IC50 değerleri ile başka bir yerde (IC80, 70.8 ug / mL) [100] ve Rhodiola Rosea içeriği kopyalanmıştır. [101]

          Karbonhidrat sindirimini azaltacak mekanizmalara sahip gibi görünse de, bu bakımdan aşırı güçlü olduğu görülmemektedir. Halen yaşayan bir modelde karbonhidrat sindirimini değerlendiren hiçbir çalışma yoktur.

          6.2 Mekanizmalar

          Salidrosid, D-galaktozamin (AGE üretimine [104] en azından kısmen bağlı olan hızlandırılmış bir yaşlanma modeli [102] [103]) enjekte edilen farelerde gelişmiş glisemik son ürünü (AGE) oluşumunu azalttığı görünmektedir, burada yüksek dozlarda 1000mg / kg salidrosid, serumdaki AGE içeriğini galaktozamin kontrolünün % 62’sine indirmiştir, ancak tamamen motor fonksiyonunu korumuştur. [105]

          6.3 Müdahaleler

          Rhodiola Rosea , alloksan ile uyarılan diyabetik farelerde, doz ve zamana bağlı olarak, 50, 100 ve 200 mg / kg oral alımda 28 gün boyunca hipoglisemik aktivite göstermiştir (dozlar arasında anlamlı fark bulunmamaktadır). [106]

          Alloksan : Glikoz taşıyıcıları tarafından hücresel alımdan dolayı pankreatik beta hücreleri üzerinde belirgin bir etkiye sahip olan bir prooksidandır.
          28 günlük en yüksek Rhodiola Rosea dozu, diyabetik olmayan kontrole benzer şekilde kan şekeri düzeylerini normalleştirebildi. [106] 12 haftalık db / db diyabetik fareler ve 200 mg / rh rhodiola kullanan bir başka araştırmada, rhodiola’nın kan glikozunu azaltmada 200 mg / kg tarçın kadar etkili olduğu (kontrol grubuna göre % 51.4-54.2 daha düşük) etkili olduğu ve zaman bağımlılığının olmadığı kaydedildi. [107]

          7 İltihaplanma ve Bağışıklık Sistemi



          7.1 Yaşlanma


          T-lenfosit çoğalması ve IL-2 salgılanmasıyla yaşa bağlı baskılanma (bir mitojenden) farelerde belirtilmiş olan farelerde 1.000 mg / kg Rhodiola Rosea alımıyla ortadan kaldırılmıştır. [105] [108]

          IL-2 : ağışıklıktan sorumlu beyaz kan hücrelerinin (lökositler, sıklıkla lenfositler) aktivitelerini düzenleyen bir proteindir.

          8 Fiziksel Egzersiz ve Performans



          8.1 Mekanizmalar

          Rhodiola Rosea’nın iskelet kası hücrelerinde AMPK’yi aktive ettiği ve 1.25-80μM arasında konsantrasyona bağlı olarak glikoz alımını arttırdığı ve aktif kontrolden (100 nM’de insülin) daha iyi bir doz geçirmediği kaydedildi. [109] Bu çalışma ayrıca insülin kaynaklı glukoz alımının Rhodiola Rosea ile hafifçe arttığını da belirtti. [109]

          AMPK : Hücresel enerji değişiminde rol oynayan bir enzimdir.
          Rhodiola takviyesi kullanan bir çalışma (4 hafta boyunca günde 170 mg), bir maksimum oksijen alımı testinde (12,86 ± 1,62 mg / dL’den 7,31 +/- 1,31 mg / dL’ye) azalmış bir yağ asidi dolaşım seviyesinin, glikozu önemli derecede etkilemeden, bu serumdaki artmış antioksidatif parametreler ve kas hasarının daha az biyobelirteçleri ile ilişkilendirildi. [110] Laktat seviyeleri, egzersiz sonrası 3 dakika içinde iyileşme (kontrolden % 50 daha düşük), 6 dakika (% 42) ve 9 dakika (% 33) olarak ölçüldüğünde azaldı. [110]

          8.2 Kan Oksijenasyonu

          Kan oksijenasyonunu değerlendiren çalışmalarda; Rhodiola plaseboya kıyasla bu parametrenin anlamlı bir şekilde şişmesine başarısız olmuştur. [111] [112]

          8.3 Fiziksel Yorulma ve Performans

          Şu anda, bir meta-analiz, rhodiola takviyesinin fiziksel performans veya fiziksel yorgunluk üzerindeki etkileşimini değerlendirmiştir. [65] Bu analize dahil edilen 7 denemenin, Egzersizden 30 gün önce 660 mg rodyum kök ekstresi, 4 gün boyunca 100 mg rhodiola, testten önce 15-22 gün boyunca 250 mg, 5 gün boyunca 287 mg SHR-5, 20 gün için 100 mg SHR-5 günde ve 20 gün boyunca Rhodaxon adlı bir ürünün 660mg’ı kullandılar. [4]

          Bu meta-analizde değerlendirilen araştırmaların çoğu, fiziksel kapasite bakımından nispeten küçüktü ve gözlemlenen faydalar, yorgunluğun sinirsel hissini azaltmak ve daha fazla fiziksel çalışmanın yapılmasına izin vermekle ilişkili gibi görünmektedir (bisiklet testlerinde etkili [66] [4] ancak kanda oksijen eksikliğinde [111] ve foton emisyonunda [114] etkisizdir.

          Egzersizle ilgili olmayan fiziksel yorgunluk açısından rhodiola’nın koruyucu ve rehabilite edici etkisi vardır. Bu, hekimlerde ve sınav dönemlerinde, öğrencilerin olduğu gibi; orta ve yüksek stres durumlarında test edilmiştir.

          Rhodiola, bir maksimum oksijen alımı artışının ve bir bisiklet testinde tükenmeye kadar geçen sürenin, bir maksimum oksijen alımı testi gerçekleştiren bir başka çalışma ile (ve söz konusu testin sonucu hakkında rapor vermeyen), bir kreatin kinaz ve C-reaktif protein salınımının plaseboya göre testten salınmasına işaret etmesi ile ilişkilendirilmiştir.

          Diğer çalışmalarda, sadece bir bisiklet testinde kardiyovasküler çıktının değerlendirilmesi (yorgunluk testlerinin bir parçası), bir çalışmada test edilen (3 mg / kg SHR-5 kısa süreli doz) plaseboya göre rhodiola ile yarar görüyor gibi gözükmektedir,ve 10 km bisiklet sürüşünden önce alınan rhodiola’nın süreyi tamamlamak için (25.8 dakikadan 25.4 dakikaya) önemli ölçüde azalmış olduğunu göstermiştir; ısınma (Plasebo 140 +/- 17’ye göre 136 +/- 17) sırasında azalmış kalp atış hızı, ancak egzersiz sırasında değil, ortalama güç çıkışı ve ritim sadece iyileştirme eğilimindedir.

          Bu çalışma, rekreasyonel açıdan uygun kadınlarda gerçekleştirildi ve hastalar, Rhodiola Rosea (Altın Kök) tüketiminden sonra sübjektif yorgunluğu azalttı [115] ve Medline’da tekrarlandı. [116]

          Diğer çalışmalarda Cordyceps sinensis (eğitimli bisikletçilerin maksimum oksijen alımı % 2.5 salidroside ile 300mg rhodiola ile önemli bir etkisi olmayan), [1] ve mineraller (aynı doz rhodiola ve yine performansı iyileştirmek için 2 haftalık bir başarısızlık) ya da elit kürekçilerde 200mg rhodiola’lı 5mg çinko ile karıştırılmış, artan plazma anti-oksidan kapasitesine rağmen güç çıkışı ya da 2.000m’lik bir kürek testini tamamlama zamanı üzerinde hiçbir etkisi bulunmamıştır. [3]

          Eğitilmiş veya elit sporcular kullanan diğer çalışmalar, 170 mg rhodiola’nın 4 hafta boyunca eğilim gösterdiğini ancak maksimum oksijen alımını önemli ölçüde arttırmadığını belirtti. [110]

          Rhodiola etkileşimine ve fiziksel egzersizlere bakıldığında karmaşık etkiler, eğitimsiz kişilerde daha yüksek dozlarla, ancak önemli bir performans arttırıcı etkiye sahip olmayan eğitimli sporcularda daha ılımlı dozlarda görülen bazı yararlar vardır. Çalışmaları karşılaştırmak için biraz fazla çok kökenlidir; (elit atletlerdeki çalışmalar diğer besin maddelerinin eklenmesiyle karıştırılır ve diğer çalışmaların yararı yüksek dozajlardan mı yoksa eğitim durumundan kaynaklanıp getirilmediğinden emin değildir.

          9 Yağ Kitlesi ve Obezite



          9.1 Mekanizmalar


          Rhodiola, düşük konsantrasyonlarda etkili olmayan 1 mg / mL’de (Tyrosol, 0.1-1 mg / mL’de lipid birikimini bastırarak) laboratuvar ortamında yağ hücresi farklılaşması sırasında yağların birikmesini önleyebilir. [84]

          10 Kemik Kütlesi ve İskelet



          10.1 Mekanizmalar


          0.1-10μM konsantrasyonda MC3T3-E1 hücrelerindeki (kemik) Rhodiola Rosea , 0.1 μM salidrosid’in diğer konsantrasyonlardan etkili olması ve (10mM) N-Asetilsistein’in aktif kontrolü kadar etkili olması nedeniyle H2O2 tarafından yapılan oksidatif hasarı azaltabilir. [117] Normal olarak oksidatif hasarın ardından gelişen mekanizmalar bu nedenle engellendi. [117]

          Rhodiola Rosea (5-20 mg / kg) yumurtası alınmış farelerde kullanımı, kemik mineral yoğunluğunda doza bağlı bir artış vardı; yüksek doz, gerçek kontrolün kemik kütlesinin % 55’ini muhafaza etti. [117]

          Antioksidatif etkiler yoluyla kemik kaybı hızını hafifletebilir.

          11 Oksidasyon ile Etkileşimleri



          11.1 Mekanizmalar


          Rhodiola, salidrosid bileşeni aracılığıyla, kırmızı ve beyaz kan hücrelerinde olduğu gibi fibroblastlarda da görülen H2O2’den [96] DNA’nın laboratuvar ortamında korunması için çok önemli görünen PARP-1 aktivitesini uyardığı görülmektedir. [96] PARP-1, hasarlı DNA tarafından aktive edilen ve DNA bütünlüğünü koruyacak ve farelerde salidrosid ile kaydedilen onarım [118] önlemeyi sağlayan NAD (+) bağımlı bir enzimdir. [96]

          PARP-1 : PARP’ın (hücre çekirdeğinde bulunan) ana rolü, metabolik, kimyasal veya radyasyonun neden olduğu tek iplikli DNA parçalanmasına hemen bir hücresel yanıtı tespit etmek ve başlatmaktır.
          NAD (+) : Tüm canlı hücrelerde bulunan bir koenzimdir
          Rhodiola Rosea’nın antioksidan enzimlerin heme oksijenaz-1 (HO-1) [56] (tartışmalı [120] ) ile tioredoksin-1 [56] [97] ve glutatyon peroksidaz [119] [97] protein seviyelerini artırdığı bilinmektedir ; peroxiredoxin -I, [56] katalaz, [119] ve süperoksit dismutaz [119] dahil edildi. Bu enzimlerin çoğunun, hidrojen peroksit (H 2 O 2 ) yönünde eğitilmesi nedeniyle , radikal, çoğu antioksidan savunmanın kemikteki laboratuvar ortamında salidrosid’den geldiği gibi görünüyor; [117] kırmızı kan hücreleri, [121] [96] nöronlar, [122] [57] [61] fibroblastlar, [123] ve karaciğer hücreleri. [124]

          Ancak bir çalışma, antioksidatif etkilerin rhodiola’nın hücre koruyucu etkilerini tam olarak açıklayamadığı sonucuna varmıştır. [120]

          Rhodiola Rosea , hem antioksidan enzimleri aktive ederken hem de PARP-1’e tepki göstermekte ve DNA tamir makinelerini başlatmaktadır. Antioksidatif etkiler en iyi hidrojen peroksit ile gösterilmiştir.

          12 Hormonlarla Etkileşimi



          12.1 Östrojen


          Standartlaştırılmış bir rhodiola ekstraktı (% 3 rosavinler ve % 1 salidrosid), östrojen reseptörüne bağlanmayı konsantrasyona bağlı olarak engelleyebilir. [125] Yumurtası alınmış farelere verildiğinde östrojenik etki göstermez (ve bunun yerine bazı farelerde östradiol metabolizmasının artmasına bağlı olarak önemsiz bir anti-östrojenik eğilime neden oldu). [125]

          Ön kanıtlar Rhodiola Rosea’nın anti-östrojenik olduğunu ileri sürmektedir.

          13 Vücut Organları İle Etkileşimi



          13.1 Karaciğer


          Bir çalışma, Rhodiola Rosea’ın karaciğer gözlerine doğru mezenkimal hücre bölünmesini uyarabildiğini ve biyo-öncü proteinlerini (EROD, PROD ve LDL alımını) değerlendirirken salidrosid’in 2μM’de hepatosit büyüme faktörü kadar (HGF; 20ng / mL) etkili olduğu gözlemlenmiştir (mezenkimal bölünmeyi 4 hafta boyunca uyarır). [126]

          Ortak bir kök hücre öncülünden karaciğer hücrelerinin çoğalmasını uyardığı görülüyor, şu anda bu sonuçların pratik önemi bilinmiyor.

          Rhodiola Rosea (25-100 mg / kg), aynı zamanda p- tirosol, rosavin ve rosidrin (ayrıca rhodiola özü tüketimi) ile de bildirilen yaygın egzersize bağlı olarak oksidatif stresin azaldığı bildirilmiştir. [119] [127]

          14 Kanserle Etkileşimleri



          14.1 Mesane Kanseri


          Küçük bir çalışmada (n = 12) rhodiola takviyesi ile mesane kanseri tekrarlanmasını yarı yarıya azaldığı görülmüştür [128] ve laboratuvar ortamında bir daha yapılan testte salidrosidin kısmen TSC2 ekspresyonuna bağımlı olan p53 eksik hücreler üzerinde baskılayıcı etkileri olduğu görülmüştür. Sonuçta AMPK’nın aktivasyonu ve mTOR sinyallemesinin bastırılması ve onun aşağı doğru hedefleri (S6 ve 4E-BP1) otofajik hücre ölümüyle sonuçlandı. [129] 5μg / mL gibi düşük konsantrasyonlar kanser hücreleri üzerinde aktifti ve 25μg / mL kanserli hücreleri baskılayamadı. [129]

          TSC2 : TSC1 ve TSC2, tümör sendromu TSC’de (tüplü skleroz kompleksi) mutasyona uğramış tümör baskılayıcı genlerdir.
          AMPK : 5 ‘AMP ile aktive olan protein kinaz veya AMPK veya 5’ adenosin monofosfatla aktifleştirilmiş protein kinaz, hücresel enerji değişiminde rol oynayan bir enzimdir.
          mTOR : Bir besin / enerji / redoks sensörü olarak işlev gören ve protein sentezini kontrol eden bir protein kompleksidir.
          14.2 Meme Kanseri

          Salidrosidin hem MDA-MB-231 hem de MCF-7 hücrelerinde meme kanseri hücrelerinde programlı hücre ölümünü tetiklediği ve sırasıyla 10uM ve 20uM IC50 ile uyarıldığı kaydedildi. [130] Bu çalışmada Rhodiola Rosea , östrojen reseptör karşıtı (MCF-7 hücrelerinde programlı hücre ölümünü uyarabilen ) olmadığı ve her iki hücre hattında da konsantrasyona bağlı bir şekilde programlı hücre ölümünü uyardığı teyit edildi. [130] Başka yerde Rhodiola Rosea için çoğalmayı bastıran IC50, 3.2μg / mL (MDA-MB-231) ve 6.5μg / mL’de (MCF-7) hesaplandı. [131]

          IC50 : Bir maddenin belirli bir biyolojik veya biyokimyasal işlevi bastırma gücünün bir ölçüsüdür.
          Rhodiola Rosea ayrıca, epirubisin olarak bilinen yaygın bir göğüs kanseri kemoterapisinin kardiyotoksik etkilerine karşı koruma olduğunu belirtti. [94]

          14.3 Mide Kanseri

          Rhodiola Rosea , hücre çoğalmasını 6.1μg / mL bastırmak için bir IC50 değeri olan gastrik kanser hücre hattı SGC-7901 üzerinde bastırıcı etkiler göstermiştir. [131]

          15 Besin-Supplement Etkileşimleri



          15.1 Nikotin


          Nikotin, sigaranın ve bazı sigara içim araçlarının başlıca uyarıcı alkaloididir. Nikotin tedavisi sırasında çekilme davranışlarını sergileyen (kaygı ve lokomotor değişiklikler) enjeksiyon yoluyla nikotin’e koşullanmış farelerde 10-20mg / kg’da oral yoldan alınan Rhodiola alımının kaygı oranını % 50’den fazla azalttığını dozaja bağımlı olduğu görülmüştür. Ancak 10mg / kg nikotin kesildikten sonra Rhodiola’nın kısa süreli kullanımıyla (20mg / kg) benzer etkilerle 20mg / kg’dan anlamlı fark olmadığı görüldü. [132]

          Bu çalışma ayrıca Rhodiola’nın bu farelerde çekilme ile ilgili tüm bedensel belirtileri ortadan kaldırabildiğini belirtti. [132] Benzer yöntemle farelere yapılan daha sonraki bir çalışma, bu etkileri doğruladı [38] ve serotonin reseptör antagonisti (WAY 100635) etkileri ortadan kaldırdığı için mekanizmaların serotonerjik olduğu ve nikotinle tedavi edilen hayvanların daha düşük seviyelerde serotonin beyinlerinde gözüktü. [38]

          Sınırlı kanıt, ancak oldukça makul oral dozlarda rhodiola (farelerde 20 mg / kg ve farelerde 40 mg / kg insan 150 mg’lık bir kişi için 1.2 mg / kg ya da 80 mg’lık bir tahmini doz ile ilişkili), sigarayı bırakmanın fiziksel semptomlarını büyük oranda bastırabilir veya ortadan kaldırabilir (nikotin çekilmesi). Bilişsel belirtiler (ölçülen anksiyete) biraz daha az etkilenir.

          15.2 Weikang Keli

          Weikang Keli , Atractylodis macrocephalae , Curcumae Aeruginosae , Pinelliae rhizome , codonopsis pilosula , Rhodiola Rosea (Altın Kök) ve Actinidia chinensis (1: 1: 1: 2: 2: 2 oranı) içeren mide kanseri için geleneksel bir Çin tıbbıdır. SGC-7901 mide kanseri hücrelerinde, otofajik mekanizmalarla 0.2 g / mL’lik bir IC50 ile konsantrasyon ve zamana bağlı bir şekilde çoğalmasını bastırdığı gösterilmiştir. [133] Tümörle implante edilen farelerde, 2,400-9,600mg / kg bitkisel terapi, 5-fluorourasil (15mg / kg) azaltılmış aktif kontrolü ile tümör kütlesini sırasıyla % 43, % 55 ve % 57 oranında azaltabilmiştir tümör boyutu % 51 oranında azalır. [133]

          15.3 Hypericum Perforatum (St.John’s wort)

          Hipericum perforatum‘un aşırı yeme üzerindeki etkisini araştıran bir çalışma, bu ottan 250-500mg / kg (125mg / kg değil), aşırı-lezzetli gıdalara konulan dişi farelerde aşırı yemek yeme oranını azaltabileceğini kaydetti. Etkisiz St.John’s wort (125mg / kg) dozuna 312mcg / kg Rhodiola Rosea ilavesi sinerjik olarak anti-yemek yeme etkisini artırabildi. [74] Yüksek dozda Rhodiola Rosea (20mg / kg veya % 3.12 özüt veya 624mcg / kg) bu modelde aşırı miktarda yemek yemeyi kaldırabilir. [72]

          Salidrosid (rhodiola’dan) St.John’s wort’un etkili etkili dozlarını aşırı miktarda yemek yemede daha etkili hale getirebilir. Sinerjik olmasına rağmen, izolasyonda bulunan rhodiola’nın, bu fare modelinde aşırı miktarda yemeyi ortadan kaldırmada etkili olması nedeniyle, bunun pratik sonuçları sınırlıdır.

          16 Güvenlik ve Yan Etkileri



          16.1 Genel


          Bir çalışma Rhodiola takviyelerinin muhtemel hatalı etiketlenmesiyle ilgili konuları bulmuştur. [134] Çalışma incelendiğinde, çeşitli İngiltere tüketici satış noktalarında elde edilen Rhodiola ürünleri, bunların % 23’ünde, Rhodiola Rosea’yı diğer Rhodiola türlerinden ayıran önemli bir belirteç olan saptanabilir düzeyde rosavinin bulunmadığını tespit ettiler.

          Rhodiola ürününü içermediğini belirten Rhodiola Rosea (Altın Kök) da dahil olmak üzere diğer ürünlerinde bulunan herhangi bir Rhodiola Rosea içermiyordu. Ayrıca, rosavin içeren örneklerin % 80’i, referans olarak kullanılan geleneksel bir bitkisel kayıt örneğinden daha düşük seviyelere sahipti. Son olarak, bir takviye normal olarak Rhodiola’da bulunmayan 5-HTP‘ye sahipti ve antidepresif veya kilo verme amacıyla kullanılmaktadır. [134]

          Bir çalışmada, bazı ticari Rhodiola Rosea (Altın Kök) takviyelerinin arıtılmış olabileceğini bulmuştur.

          Rhodiola takviyesini kullanan insan denemelerinde, tedaviyle bağlantılı ve klinik açıdan alakalı olduğu düşünülen yan etkilerin olma eğilimi yoktur. [65]

          (Rhodiola Rosea için yaygın yazım hataları arasında Rhodiola, rowdiola, rose, rosaia, rizome, rhizom, goldn, arctc, rot, rhodeola bulunur)

          Bilimsel Destek ve Referans Metni Rhodiola Rosea (Altın Kök) Referanslar
          1. Erkek bisikletçilerde Cordyceps sinensis- ve Rhodiola rosea bazlı takviye ve kas dokusu oksijen satürasyonu üzerindeki etkisi .
          2. Ticari bir bitkisel temel formülün bisikletlilerde egzersiz performansı üzerindeki etkileri .
          3. Profesyonel küreklerde seçilen redoks parametrelerine Rhodiola rosea L. ekstresi ile takviye etkisi .
          4. Hazırlık rodakson’un öğrencilerin akademik bir yüke psikofizyolojik ve fiziksel adaptasyon üzerindeki etkisi .
          5. Rhodiola rosea L rizomlarından Rohloff J. Volatiles .
          6. Rosenroot (Rhodiola rosea): geleneksel kullanım, kimyasal kompozisyon, farmakoloji ve klinik etkinlik .
          7. Rhodiola: umut verici bir anti-aging Çin otu .
          8. Üç Rhodiola türünün karşılaştırmalı fitokimyasal karakterizasyonu .
          9. Adaptojenlerin Merkezi Sinir Sistemi Üzerine Etkileri ve Stres – Koruyucu Aktiviteleri ile İlişkili Moleküler Mekanizmalar .
          10. Phenylalkanoids ve monoterpen glikozitlerin rhodiola rosea L. köklerinden yüksek hızlı ters akım kromatografisi ile saflaştırılması .
          11. Rhodiola rosea köklerinden Lotaustralin .
          12. Rhodiola rosea (Crassulaceae) ‘den biyoaktif bileşikler .
          13. Rhodiola rosea oligomerik proantosiyanidin ayrılması ve saflaştırılması üzerine çalışma .
          14. Roaea’dan proantosiyanidinlerin ekstraksiyonu ve saflaştırılması .
          15. Rhodiola rosea rizomlarından sinnamil alkolün glikozidleri .
          16. Sıçan plazmasındaki salidrosid ve aglikon metaboliti p-tirozolünün sıvı kromatografi-tandem kütle spektrometresi ile eşzamanlı olarak belirlenmesi .
          17. Adaptojenler nöropeptid ve hsp72 ekspresyonunu ve nöroglia hücrelerinde salınımı uyarırlar .
          18. Rhodiola rosea L.’nin klinik deneyi, hafif ve orta derecede depresyon tedavisinde SHR-5’i çıkarır .
          19. Stresle ilişkili yorgunluk olan kişilerin tedavisinde Rhodiola rosea köklerinin standartlaştırılmış ekstresi shr-5’in randomize, çift kör, plasebo kontrollü, paralel grup çalışması .
          20. ADAPT-232’nin bilişsel işlevler üzerindeki tek doz etkilerinin çift kör, plasebo kontrollü, randomize çalışması .
          21. Sodyum bağımlı Glikoz Taşıyıcı, Sıçanların Bağırsaklarında Salidrosid Absorpsiyonunda yer aldı .
          22. Şekerle konjuge bileşiklerin glikoz taşıma sistemi ile bağırsak aktif absorpsiyonu: zayıf emilebilen ilaçların iyileştirilmesinin ima edilmesi .
          23. Quercetin 3-O-beta-glukozid, diğer kuersetin formlarından daha iyi emilir ve sıçan plazmasında mevcut değildir .
          24. Sıçan plazmasında salidrosidin belirlenmesi için bir sıvı kromatografik / elektrosprey iyonizasyon kütle spektrometrik yönteminin geliştirilmesi ve validasyonu: farmakokinetik çalışmasına uygulama .
          25. Yüksek performanslı sıvı kromatografi / elektrosprey iyonlaşma tandem kütle spektrometresi ile entegre on-line katı faz ekstraksiyonu ile sıçan plazmasında salidrosidin kantitatif tayini .
          26. Rhodiola rosea tarafından CYP3A4 ve P-glikoprotein in vitro inhibisyonu .
          27. Ratlarda Rhofarin rosea SHR-5 ekstraktının warfarin ve teofilin ile etkileşimlerinin farmakokinetik ve farmakodinamik çalışması .
          28. Bitki adaptojenleri C. elegans’ta ömrünü ve stres direncini artırır .
          29. Hormesis ve Caenorhabditis elegans yaşlanma .
          30. Düzenlenmiş uzun ömürlü güvence mekanizmalarının evrimsel korunması .
          31. Yaşlanma mekanizmaları: kamu ya da özel .
          32. Yorgunlukta adaptojenlerin kanıt temelli etkinliği ve stres koruyucu aktiviteleri ile ilgili moleküler mekanizmalar .
          33. Rhodiola rosea ile takviye edilen Drosophila melanogaster’de mitokondriyal süperoksid düzeylerinin azalması ve parakuatlara karşı geliştirilmiş koruma .
          34. Drosophila Ömrünün Rhodiola rosea tarafından Uzamsal Kısıtlamadan Bağımsız Mekanizma Yoluyla Uzatılması .
          35. Altın kök, Rhodiola rosea, ömrünü uzatır ancak Saccharomyces cerevisiae mayasında oksidatif stres direncini azaltır .
          36. Rhodiola rosea L. kökleri ile monoamin oksidaz inhibisyonu .
          37. Rhodiola rosea L tarafından monoamin oksidaz ve asetilkolinesteraz inhibisyonu .
          38. Rhodiola rosea’da serotonin tutulumunun sıçanlarda nikotin yoksunluk belirtilerinin zayıflatılması .
          39. Ödül Eksikliği Sendromu’nun (RDS) bir alt tipi olan madde arama davranışının zayıflatılmasını etkilemek için katekol-O-metil-transferaz (COMT) aktivitesinin manipüle edilmesi, bir hipotez olan gen polimorfizmlerine bağlıdır .
          40. Nöropeptit Y stimülasyonu, mesleki kronik stres maruziyetinde maladaptatif kardiyovasküler reaksiyonların önleyici önlemleri için birincil hedef olarak .
          41. Adaptojenler, moleküler şaperonların ekspresyonunun modülasyonuyla stres koruyucu bir etki gösterir .
          42. Adaptojenlerin uyarıcı etkisi: tek doz uygulamasını takiben etkinliklerine özel bir genel bakış .
          43. Salidrosid sıçanlarda siyatik sinire ezilme yaralanmasını takiben periferik sinir rejenerasyonunu arttırır .
          44. Ginsenoside Rg1, sinir ezilme yaralanmasının sıçan modelinde periferik sinir rejenerasyonunu arttırır .
          45. in vivo Hsp70 uygulaması, motor ve duyusal nöron dejenerasyonunu inhibe eder .
          46. Eksojen ısı şoku kökenli protein Hsc 70, spinal duyusal nöronların aksotomiye bağlı ölümünü önler .
          47. Bir Rhodiola Crenulata Ekstraktının ve Salidrosidin Sıçanlarda Streptozotosin’e Bağlı Nöral Yaralanmaya Karşı Hipokampal Nörojenez Üzerine Koruyucu Etkileri .
          48. Rhodiola Rosea Ekstresi ile ön tedavi, Sıçanlarda İntraserebroventriküler Streptozotosin ile Oluşan Bilişsel Bozukluğu Azaltır: Anti-oksidatif ve Nöroprotektif Etkilerin Uygulanması .
          49. Rhodiola rosea ekstresinin sıçanlarda pasif kaçınma testlerine etkisi .
          50. Rhodiola rosea L. köklerinden alkol sulu ekstresinin öğrenme ve bellek üzerindeki etkileri .
          51. Meclofenoxate ve Extr’nin etkileri Rhodiolae roseae L., sıçanlarda elektrokonvülsif şok-bozulmuş öğrenme ve hafıza üzerinde .
          52. Salidrosid, sıçan hipokampusunda oksidatif stres ve inflamatuar mediatörlerin modüle edilmesi yoluyla beta amiloid kaynaklı kognitif eksiklikleri azaltır .
          53. Rhodiola rosea özütü ile yapılan ön tedavi, sıçanlarda intraserebroventriküler streptozotosin tarafından indüklenen kognitif bozukluğu azaltır: anti-oksidatif ve nöro-koruyucu etkilerin uygulanması .
          54. Fiziksel ve bilişsel eksiklikleri olan erişkinlerde Rhodiola rosea özütünün etkinliği ve tolere edilebilirliği .
          55. Hipoglisemi ve Serum Sınırlandırılmasına Maruz PC12 Hücre Modelinde Salidrosidin Nöroprotektif Etkileri .
          56. Salidrosidin, SH-SY5Y insan nöroblastoma hücrelerinde beta-amiloid kaynaklı oksidatif strese karşı nöroprotektif etkileri .
          57. Sıçan hipokampal nöronların primer kültüründe H2O2 ile indüklenen hücre apoptoza karşı salidrosidin koruyucu etkisi .
          58. Salidrosid ve onun analog tiroz galaktosidin in vivo ortamdaki fokal serebral iskemiye ve H2O2 ile indüklenen nörotoksisiteye karşı nöroprotektif etkileri in vitro .
          59. Salidrosidin, PC12 hücrelerinde glutamat ve hücre içi serbest kalsiyumun yol açtığı hücre hasarı üzerindeki etkisi .
          60. Salidrosid, sıçanların primer kültürlenmiş hipokampal nöronlarında glutamat kaynaklı apoptotik hücre ölümünü zayıflatır .
          61. Rhodiola rosea özü, hücre içi kalsiyum birikiminde azalma yoluyla glutamat ve hidrojen peroksit kaynaklı hücre ölümüne karşı insan kortikal nöronlarını korur .
          62. Rhodiola rosea ekstresinin, 5-HT düzeyinde, hücre proliferasyonu ve depresif ratların serebral hipokampüsündeki nöronların miktarı üzerine etkileri .
          63. İzole Nörogliyal Hücrelerin Metabolik Regülasyonunun Transkripsiyonel Düzeyi Üzerine ADAPT-232’nin Aktif Bileşenlerinin Sinerjisi ve Antagonizması .
          64. Sıçanlarda seçici 5-HT4 reseptör antagonistleri SB 204070A ve SB 207266A’nın anksiyolitik benzeri etkileri .
          65. Rhodiola rosea L’nin etkinliği ve etkinliği: randomize klinik çalışmaların sistematik bir derlemesi .
          66. Rhodiola rosea SHR-5 ekstresinin uyarıcı ve adaptojenik etkisinin çift-kör, plasebo kontrollü bir pilot çalışması, tekrarlanan düşük doz rejimi ile bir inceleme periyodu sırasında stresin neden olduğu öğrencilerin yorgunluğu üzerine .
          67. Akut Rhodiola rosea alımı, dayanıklılık egzersiz performansını artırabilir .
          68. Rhodiola rosea strese bağlı yorgunluğu – gece görevinde sağlıklı doktorların zihinsel performansı üzerinde tekrarlanan düşük doz rejimi ile standartlaştırılmış bir özüt SHR-5’in çift kör çaprazlama çalışması .
          69. Bir SHR-5 Rhodiola rosea ekstresinin plasebo ve zihinsel çalışma kapasitesinin kontrolüne karşı iki farklı dozunun randomize bir çalışması .
          70. Rhodiola rosea özütü WS® 1375’in yaşam stresi semptomları olan hastalarda tedavi edici etkileri ve güvenliği – açık etiketli bir çalışmanın sonuçları .
          71. Hemşirelik Öğrencilerinde Ruhsal ve Fiziksel Yorgunluk için Rhodiola Rosea: Randomize Kontrollü Bir Deneme .
          72. Rhodiola rosea ekstresinin aktif prensibi olan salidrosidin binge yeme üzerine etkisi .
          73. Rhodiola rosea L. ekstresi sıçanlarda stres ve CRF ile indüklenen anoreksiyi azaltır .
          74. Dişi Sıçanlarda Besi Yeminin Deneysel Bir Modelinde Hipericum perforatum Ekstresinin Etkisi .
          75. Yo-yo diyet ve besinlere stresli maruz kalma ile ortaya çıkan bir tıkınırcasına yeme preklinik model: sibutramin, fluoksetin, topiramat ve midazolamın etkisi .
          76. Farelerde 3% rosavin ve% 1 salidrosid Rhodiola rosea L. ekstresinin tek dozunun Adaptojenik ve merkezi sinir sistemi etkileri .
          77. Psikojenik depresyondan Hastalarda Trisiklik Antidepresanlar ile birlikte Bitkisel Adaptojenler kullanımı .
          78. Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu (GAD) için Rhodiola rosea (Rhodax) pilot çalışması .
          79. Rhodiola’nın salidrosid ve tirozolü H9c2 hücrelerini iskemi / reperfüzyon kaynaklı apoptozdan korur .
          80. Salidrosid, iskemik kardiyomiyositlerde apoptosisi zayıflatır: mitokondriye bağlı bir yolla bir mekanizma .
          81. Simüle iskemiye yanıt olarak JNK yolunun aktivasyonu kardiyomiyosit ölümleri için önemlidir .
          82. Miyokard Hastalığında Mitokondriyal Geçirgenlik Geçişinin Rolü .
          83. H9c2 hücrelerinde HEM oksiaz-1 mRNA’nın H2O2 ile indüklenen upregülasyonunda JNK ve p38-MAPK / MSK1 yollarının tutulması .
          84. Rhodiola kaynaklı adipogenez inhibisyonu, pentoz fosfat yolağı ile ilişkili antioksidan enzim yanıtını içerir .
          85. N-asetilglukosamin bağlantısının hücresel proteinlere arttırılmasıyla iskemi / reperfüzyon hasarından salidrosidin kardiyo koruması .
          86. Salidrosid, kardiyomiyositi hipoksiye bağlı ölümlere karşı korur: HIF-1αfa-aktif ve VEGF aracılı bir yoldur .
          87. Salidrosid, kardiyak H9c2 hücrelerinde PI3K-Akt bağımlı yolağı yoluyla hidrojen peroksit kaynaklı yaralanmaya karşı koruma sağlar .
          88. Diyabetik sıçanlarda Rhodiola-etanol özütü ile miyokart performansının artması .
          89. Kardiyomiyosit sınırlı peroksizom proliferatörü ile aktive olan reseptör-delta delesyonu miyokardiyal yağ asidi oksidasyonunu bozar ve kardiyomiyopatiye yol açar .
          90. Peroksizom proliferatör aktive reseptör delta kültürlü yenidoğan ve erişkin kardiyomiyositlerinde yağ asidi oksidasyonunu aktive eder .
          91. PPAR deltası: metabolik sendromun kalbinde bir hançer .
          92. Antrasiklinler: antitümör aktivitesinde ve kardiyotoksisitede moleküler gelişmeler ve farmakolojik gelişmeler .
          93. Antrasiklinlerin neden olduğu kardiyotoksisitenin patogenezi .
          94. Meme kanserli hastalarda salidrosidin epirubisin kaynaklı erken sol ventrikül bölgesel sistolik disfonksiyonu üzerine koruyucu etkileri .
          95. Hematopoez: kök hücre biyolojisi için gelişen bir paradigma .
          96. Salidrosid, fare HSC bakımında DNA onarım enzimi Parp-1 aktivitesini uyarır .
          97. Salidrosid eritropoezi teşvik eder ve glutatyon peroksidaz ve tioredoksini yukarı regüle ederek eritroblastları oksidatif strese karşı korur .
          98. Salidrosid, EPO ekspresyonunun indüksiyonu ile sonuçlanan HIF-1 a proteininin birikmesini uyarır: böbrek ve karaciğer hücrelerinde bozulma yolunu bloke ederek bir sinyal .
          99. Diyabet ve hipertansiyon yönetimi için kızılcık bazlı bitkisel sinerjilerin potansiyeli .
          100. Tip II diyabet ve hipertansiyonun tedavisinde Rhodiola crenulata ve Rhodiola rosea’nın değerlendirilmesi

          Yazar Hakkında
          About Supplement Ansiklopedisi

          Supplementansiklopedisi.com, supplement ve beslenmeyle ilgili bağımsız ve tarafsız bir ansiklopedidir. Herhangi bir supplement şirketine bağlı değiliz . 2016 yılının başında kurulmuş olan bir hedefimiz – Supplementleri ve beslenme için tarafsız bir kaynak olmaktır. En son bilimsel araştırmaları harmanlayan binlerce saat harcadık. Bu site bilimsel araştırma yapan editörler tarafından yönetilmektedir.

          Yorum yap


          • #6
            YENİ ÜRÜN RHODİOLA (Altın Kök,Gül Kök) Kapsül Nedir Faydaları Nelerdir İçerisinde neler bulunur

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X