Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Rosveratrol, Rosveratrol OPC

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Rosveratrol, Rosveratrol OPC

    ÜZÜM




    Üzüm Çekirdeği Faydaları

    Üzüm Çekirdeğinin Faydaları. Üzüm çekirdeği özü bitkiler tarafından üretilen kimyasallar olan çeşitli fitokimyasallar yönünden oldukça zengindir. Üzüm suyu özünün antioksidan bileşenleri, özellikle serbest radikallerin verdiği hasarın yok edilmesinde rol oynarlar. Serbest radikalleri etkisiz hale getirme gücü bakımından pysnojenol’lerin, E vitamininden 50, C vitamininden ise 20 kat daha kuvvetli olduğu saptanmıştır.
    Çam kabuğu ekstresi ve üzüm çekirdeği ekstresi OPC’nin birincil kaynaklarıdır. Üzüm çekirdeği ekstresi daha ucuz olmasının yanı sıra çam kabuğunda bulunmayan bir antioksidan içerir.
    Hücre mutasyonunu yavaşlatmaya yardımcı olması ve kolajenin sağlıklı ve esnek kalmasını sağlaması nedeniyle Avrupalı bilim adamları tarafından ‘gençlik besini‘ olarak niteleniyor.
    Üzüm çekirdeğinin sağlık yönünden taşıdığı değer 1947 yılında Fransız tıp profesörü ve kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiştir. 1950′de üzüm çekirdeği Resivit adıyla Fransa’da satılan ilk damar koruyucu ilaç olarak 50 yılı aşkın bir süredir Fransız doktorlar tarafından reçete edilmektedir.
    Dr. Masquelier üzüm çekirdeğini göz kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon, varis, diş eti kanaması, saman nezlesi gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanmıştır.
    Üzüm çekirdeği son derece geniş farmakolojik aktivite gösteren ve serbest radikalleri etkisiz hale getiren oligomeric proanthocyanidin (%92-95) içerir.
    Antioksidan Nedir?

    Serbest Radikaller ve Antioksidanlar : Antioksidanlar serbest radikalleri etkisizleştirir. İnsan vücudunda serbest radikal (oksidan) denilen maddelerle onların zarar verici etkisini gideren antioksidanlar bulunur. Otuzlu yaşlara doğru denge antioksidan aleyhine bozulmaya başlar ve bunun sonucunda kanser gibi önemli hastalıklara zemin hazırlanır.
    Antioksidanlar vücuttaki oksidasyonu engellerler. Yaşlanma ve kanser gibi olayların temelinde oksidasyon vardır. Üzüm çekirdeği DNA yı oksidatif zararlardan korur, yaşlanmaya ve kanser oluşumuna karşı mücadele eder.
    Serbest radikaller vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluştuğu gibi sigara, kirli hava gibi faktörlerle dışardan da gelebilir.

    Üzüm Çekirdeği Faydaları Nelerdir ?
    • Üzüm çekirdeğindeki maddeler (Oligomerik Proantosiyanidinler (OPC)) damar sertliğine karşı önemli etkilere sahiptir. Arterlerin bütünlüğünü korumaya yardımcı olur ve dolaşımı rahatlatır. Kan ve lenf dolaşımını düzenler. Periferal dolaşımı önemli bir şekilde iyileştirir.
    • Araştırmalar, OPC’nin damarları sağlamlaştırarak ve esnekliklerini yeniden kazandırarak, tekrar derinin içine çekilmelerini sağladığını göstermektedir.
    • Damar duvarındaki kollajen ve elastin adlı iki protein, damar duvarının elastikliğini ve geçirgenliğini büyük oranda belirler. OPC, bu iki yapı-taşı proteine bağlanarak, onların yıkıcı enzimler tarafından bozulmalarını önler, onların birleşmelerine ve olgunlaşmalarına yardım eder.
    • 1981 yılında 50 varis hastası üzerinde yapılan çift-kör kontrollü bir deneyde, bir ay boyunca alınan günlük 150 miligram OPC’nin, ağrı, yanma, karıncalanma ve atardamarların şişme derecesini azaltmada kullanılan Diosmine adlı ilaçtan daha hızlı ve uzun süreli etkili olduğunu göstermiştir. Fransa’da varis hastası olan 92 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada ise; 4 hafta boyunca günde 300 miligram OPC alımının, ağrıyı, karıncalanmayı, geceleyin ortaya çıkan bacak kramplarını ve şişkinliği %50′ den daha fazla oranda azalttığını göstermiştir.
    • Üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidinlerin beyin ve karaciğer hasarı üzerinde beta karoten, C vitamini ve E vitamini gibi antioksidanlardan daha güçlü koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • Klinik araştırmalar, üzüm çekirdeğinin toplardamar yetersizliğinin, retina hasarlarının ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde olumlu etkiler sağladığını göstermektedir.
    • Üzüm çekirdeği özü, özellikle Fransa ve İtalya’daki doktorlar tarafından beyne ve kalbe giden kan akımını düzenlemek için, varis, diş etlerinde kanama, glokom, hemoroid, fazla adet kanaması ve damar sertliğine yönelik öneriliyor.
    • California-Davis Üniversitesi tarafından 2006 yılında yapılan çalışmada üzüm çekirdeği ekstresinin kan basıncını azaltmada etkili olduğu tespit edilmiştir.
    • OPC, kalp krizi ve felç yönünden risk taşıyan kan pıhtılaşmasına karşı da olumlu etkiler göstermektedir. Arizona Üniversitesi’nden Dr.Ronald Watson, OPC’nin trombosit kümelenmesini normale döndürdüğünü belirtmektedir. Dr.Watson yaptığı deneylerde, sigara içen insanlarda trombosit kümelenmesini tespit etmiş ve bu kişilerin OPC alımından 20 dakika sonra trombositlerinin normale döndüğünü saptamıştır.
    • ‘Metabolism’ 2009 Aralık sayısında yer alan klinik çalışmanın sonucuna göre üzüm çekirdeği ekstresi metabolik sendromlu hastalarda yüksek tansiyonun düşürülmesinde plasebo tedavisinden daha etkili olmuştur.
    • Üzüm çekirdeği kronik venöz yetmezlik gibi sorunlarda olumlu etkiler sağlayabilir. Yaralanma ya da ameliyat sonrası görülen şişliği azaltabilir. 10 ila 30 gün süresince dolaşım için günlük 150-300 mg, şişlik içinse 200-400mg alımı öneriliyor.
    • Avrupa’da yapılan araştırmalar, üzüm çekirdeğinin vücut içerisinde histamin salgısını önlendiğini ve saman nezlesi gibi alerjik reaksiyonlarda etkili olduğunu göstermektedir.
    • Fransa’da 100 denek üzerinde yapılan araştırmada 5 hafta süresince günlük 200 miligram üzüm çekirdeği alımının, parlak ışıklara maruz kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma hızının arttığı saptanmıştır.
    • Üzüm çekirdeğinin yüksek antioksidan aktivitesi, meme, prostat, akciğer, kolon ve mide gibi bazı kanser türlerini önlemeye yardımcı olabilir. Laboratuar çalışmaları üzüm çekirdeği ekstresinin çeşitli kanser hücrelerinin büyümesini engellediğini göstermektedir.
    • 2010 yılında ‘Neoplasia’ adlı dergide yer alan bir çalışmada kolon ve bağırsak kanseri olan farelere altı hafta boyunca üzüm çekirdeği ekstresi verilmiş ve polip sayısı %40 azalmıştır. Boyutu 2 mm daha büyük poliplerin sayısı %71 azalmıştır.
    •Journal of Medicinal Food adlı dergide yayınlanan bir bilimsel çalışmada, kırmızı üzüm çekirdeği ekstresinin deney hayvanlarının cildinde, UV ile oluşturulan oksidatif strese karşı koruyucu etki gösterdiği tespit edilmiştir.
    • Alabama Üniversitesi Dermatoloji Bölümünce yaplan ve sonuçları ‘Pharmaceutical Research’ 2010 yılı Haziran sayısında yayınlanan araştırmada, üzüm çekirdeğindeki proantosiyanidin’lerin UV ışınla oluşturulan deri tümörü gelişimine karşı koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır.
    • ‘Frontiers in Bioscience’, 2011 Haziran sayısında yayınlanan çalışmaya göre kombine edilmiş üzüm çekirdeği ekstresi ile resveratrol’un insan kolon kanser hücrelerini öldürmede etkinliğinin olduğu tespit edilmiştir.
    • C-reaktif protein düzeyleri, hem kalp hastalıkları hem de diyabet riskiyle ilgili bir iltihaplanma ölçüsüdür. İnflamasyon arttıkça kalp hastalığı riski artar. İngiltere’de yapılan ve sonuçları ‘Diabetes Medicine’ 2009 Mayıs sayısında yayınlanan araştırmaya göre 4 hafta boyunca günlük 600 mg üzüm çekirdeği ekstresi alımı C-reaktif proteininde önemli bir azalma sağlamıştır.
    Üzüm Çekirdeği Nasıl Kullanılır?

    Üzüm çekirdeği kullanımı taze olarak tüketimi dışında birkaç şekilde de alınabilir.
    Üzum Çekirdeği Tozu
    1 tatlı kaşığı üzüm çekirdegi tozu bal ya da yoğurtla karıştırılıp alınabilir. Açıkta satılan öğütülmüş üzüm çekirdeği kullanmaktan kaçınılmalıdır. Havayla temas etmesi üzüm çekirdeği tozunun sterilize özelliğini kaybetmesine neden olabilir. Günde bir avuç kuru üzüm yenilerek de üzüm çekirdeği alınabilir.
    Üzüm Çekirdeği Ekstresi
    Üzüm çekirdeği özü kapsül, tablet ve sıvı ekstre olarak satılmaktadır. %40 ila %80 proantosiyanidinler ya da %95 OPC içeren ürünler tercih edilmeli.
    Genel antioksidan aktivite için günlük 50 mg-200 mg,
    Kronik venöz yetmezlik için 150 mg-300 mg,
    Ödem için 200 mg-400mg (10 ila 30 gün)
    Üzüm çekirdeğinin bu tür kullanımı dışında kozmetik alanında kullanılan şekilleri de vardır. (üzüm çekirdeği kremi, şampuan, sabun gibi.)
    Üzüm Çekirdeğinin Zararları Varmıdır?

    Bilinen bir yan etkisi yoktur. Ancak herhangi bir rahatsızlık için ilaç tedavisi gören kişilerin doktorlarına danışarak kullanmaları daha doğru olur.
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

  • #2
    "Üzüm çekirdeği" mucizesi
    Üzüm Çekirdeği Avrupa'da ilaç niyetine satılıyor. Mucizevî çekirdek ödemden, nezleye kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Üzümün çok faydalı olduğu bilinir. Özelliklede zihin açıcı yönü ile sınavlardan önce kuru üzüm tavsiye edilir. Ama birçoğumuz üzümü yerken çekirdeğinden muzdarip oluruz. Onu tüketmez, atarız. Hatta marketlerde en çok çekirdeksiz üzümler rağbet görür. Halbuki üzümün çekirdeği bugün birçok Avrupa ülkesinde ilaç niyetine, tabletler halinde satılıyor.

    Yavaş yavaş Türkiye'de de yaygınlaşmaya başlayan üzüm çekirdeği, yakında bütün eczanelerdeki yerini alacak gibi. Bu çekirdeğin en önemli faydası kan damarı onarıcısı olması. Kan damarları insan için hayati önem taşıyor. Başınızdan ayak uçlarınıza kadar her doku kanla beslenir. İncecik kılcal damarlardan, geniş atardamarlara kadar, karmaşık kan damarları ağı sizin yaşam hattımızdır. Eğer kan damarları yaşlanır, hastalanır, zayıflar, incelir ve kan sızdırırsa, sağlığınız tehlikede demektir.

    Eğer oksijeni taşıyan kan düzgün bir biçimde akmıyorsa kalp kasınız hasar görebilir. İşte üzüm çekirdeği, zayıflamış kan damarlarını güçlendirip normal sağlıklarına döndürebilen, dolaşım bozukluklarının düzeltebilen ve önleyebilen bir yapıya sahip. Özelliği ise tamamen doğal olması... Çekirdek, damar hastalıklarını tedavi ediyor. Zayıflamış kan damarlarının yapısını güçlendiriyor. Ayrıca üzüm çekirdeği bilinen en güçlü antioksidan... Yapılan bazı testlerde, E vitamininden 50 kat daha güçlü olduğu ortaya çıkmış. İlk Fransa'da keşfedildi Üzüm çekirdeği 40 yıldır Avrupa'da, özellikle üzüm bağlarının çokluğu ile bilinen Fransa'da etkili bir biçimde kullanılıyor.

    Anti-Aging etkisi Üzüm çekirdeği damarları yenilediği için ayrıca anti-aging etkisine sahip. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktiriyor. Böylelikle cildinizdeki yaşlanma belirtileri azalıyor. Uluslararası sertifikalı Organik Üzüm Çekirdeği Ekstraktinin içerdiği Proantosiyanidin, bilinen en güçlü etkisi antioksidant. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazla.

    Antioksidantlar, vucudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddeleri etkisiz hale getiriyor

    Uzmanlara göre vücudun antioksidant üretimi 25 yaşından sonra yavaşlamaktadır. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik üzüm çekirdeği ekstraktıdı olduğu belirtiliyor.

    Çekirdek, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel oluyor. Cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlıyor.

    Üzüm çekirdeğinde tavsiye edilen miktar günde 150 ile 300 miligram. Damar sağlığını korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram. Üzüm çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş.

    Prof. Peter Rohdewald tarafından laboratuar fareleri, Hint domuzları ve köpekler üzerinde yapılan araştırmada doğal çekirdeğin, toksik, mutajenik, karsinojenik olmadığı tespit edilmiş.

    Kimler kullanmalı?-Kan damarlarının yardıma ihtiyaç duyduğunu düşünenler.
    - Cildindeki kırışıklıklar günden güne fazlalaşanlar
    - Cildi cansız ve solgun görünenler
    - Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler
    - Kalple ilgili sorunları olanlar
    - Ani kalp krizi riski olanlar
    - Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulma olanlar
    - Şişlikler ve ödem alerjilerinde
    - Yüksek tansiyonda
    - Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlar
    - Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler
    - Şeker hastalığı olanlar
    - Varis ve hemoroit gibi soruları olanlar
    Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

    Yorum yap


    • #3
      Üzüm Çekirdeği Ekstraktı

      Üzüm çekirdeği içeriğindeki proanthocyanidinler ile anti-ageing (hücre yenileyici), metabolizmaya destek ve anti-oksidan olarak bilinir. Diğer bir etkin olan resveratroller ise kan dolaşımını düzenleyici, kolesterol düşürücü, kalbi rahatlatıcı olarak bilinmektedir. Üzerine çok fazla bilimsel çalışma yapılmasıyla birlikte geleneksel tedavilerde de birçok hastalığa karşı kullanım alanı bulmaktadır.
      Hindistan da Jamia Hamdart üniversitesinde yapılan çalışmalarda;

      Üzüm çekirdeği ekstraktının, oksidatif stres ve sıçan derisindeki tümör gelişimi üzerindeki etkileri incelenmiş. İncelenen sonuçlar neticesinde uygun doz üzüm çekirdeği kullanıldığında doza bağlı olarak oksidatif strese karşı anti-oksidan görev yaptığı, lipid peroksidasyonunu ve xanthine oksidaz aktivitesini düşürdüğü belirtilmiştir. Dolayısıyla oksidatif strese bağlı kanserleşmeninde böylece önüne geçilmektedir. Ayrıca merkezi gıda teknolojileri enstitüsünün yaptığı araştırmalarda ethanolde elde edilen sıvı ekstraktınçok daha etkili olduğu belirtilmiştir.

      Ankara Gazi üniversitesinde diyabetli fareler üzerinde yapılan çalışmalarda;

      Üzüm çekirdeği ekstraktının anti-diyabetik ve antioksidan etkileri incelenmiş. Üzüm çekirdeği ekstraktının uygun dozda kullanıldığı da hipoglisemik (şeker düşürücü) ve anti- hiperglisemik (şeker yükselmesini önleyici) etki göstermiştir. Glikoz oksidaz metoduna göre kandaki şeker seviyesini düşürdüğü belirlenmiştir. Bununla birlikte karaciğeri koruduğu da gözlenmiştir. Detoksifikasyon ve anti-oksidan olarak diyabet hastalarında ve birçok hastalıktan korunmada tavsiye edilmektedir. Özelliklede içeriğindeki proanthocyanidin etkin maddesi pankreas salgılarını düzenleyerek hiperglisemi durumunda glisemik indeksi düzenlemektedir.

      Ankara üniversitesinde ise üzüm çekirdeği ekstarktının karaciğer hasarları üzerindeki etkileri incelenmiş. Aspartat trans amilaz, alanin transferaz ve glutathione gibi bazı karaciğer enzimleri üzerinde yapılan ölçümlerde dikkate alınarak sonuçlar incelenmiş ve karaciğeri serbest radikal hasarı gibi tahribat yaratan birçok sebepten koruduğu ortaya çıkarılmıştır. Karaciğeri koruma amaçlı vekaraciğer hastalıklarında özellikle kanserli durumlarda çok büyük destek teşkil etmektedir.
      İsviçre ve Brezilya da üzüm çekirdeği ekstraktının etkin maddesi olan proanthocyanidin in DNA yı deoksiribo nükleik hasardan koruduğu üzerine çalışmalar yapılmış. Antioksidan gücü sayesinde atherosclerosis (damar tıkanıklığı) ve kalp-damar hastalıklarını önlediği belirtilmiştir. DNA nın hasara uğramasıyla bedensel hücrelerin mutasyona uğramasında da DNA yı hasardan koruyucu anti-mutagenic aktivite gösterdiği belirtilmiştir. (6) Hindistan da Madras üniversitesinde ise üzüm çekirdeği ekstresinin oksidatif DNA hasarını önlediği gibi hücre yenileyici ve anti-ageing özellikleri olduğu belirtilmektedir. (8) Yine DNA hasarına karşı merkezi sinir sistemini koruyucu ve onarıcı etkileri de bilinmektedir.

      İspanya da Madrid üniversitesinde

      Üzüm çekirdeği ekstraktının sindirim ve bağırsak problemlerini önlemede etkili olduğu üzerine çalışmalar yapılmış. Sindirim problemleri üzerinde kullanılabileceği belirtilmiştir. Bağırsak hastalıklarında ve kanser türlerinde de kullanılmaktadır.(7) Amerika da yapılan başka bir çalışmada bunu desteklemektedir. Oksidatif stressin sebep olduğu mide hasarlarında içeriğindeki proanthocyanidin ile mide mukozasını koruduğu bilinmektedir.

      Amerika da Alabama üniversitesinde üzüm çekirdeği ekstresinin beyin üzerindeki etkileri incelenmiş. Proteomics analizi yapıldığında beyin proteinlerini düzenlediği, beyin hastalıklarında kullanılabileceği açıklanmıştır. Alzheimer gibi durumlarda da önerilmektedir.

      Arabistan da ve Japonya da üzüm çekirdeği ekstresinin kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri incelenmiş. İçeriğindeki proanthocyanidin etkin maddesinin kalp-damar sağlığını koruduğu özellikle serbest radikal hasarı ile ortaya çıkan doku yıpranmasının önüne geçilebildiği belirtilmiştir. Ayrıcakolesterole bağlı damar tıkanıklığını önlemede ve tedavisinde de kullanılmaktadır. Dokuların hasar görmesini önleyerek, hasar görerek normal bölünen hücrelerin anormalleşmesi ve kanser oluşumunun önüne geçilebilmesi için metabolizmaya güçlü bir destek oluşturmaktadır.


      Faydalı olduğu düşünülen hastalıklar:

      Damar sertiğini önleme ve damarları koruma etkisi vardır. Basur, hemoroid ve varis gibi toplardamar yetersizliklerinde kullanılır.

      Şişlikler ve alerjik ödemlerde faydalıdır.

      Damarların korunmasının yanında kolesterolün düşürülmesi konusunda destek sağlayarak kalbi korur. Kalp krizi riskini azaltır.

      İyi kolesterolün yükselmesine kötü kolesterolün azalmasına katkıda bulunur.

      Karaciğer hastalıkları ve kanın kendini yenilemesinde etkilidir.

      Her türlü akciğer hastalıklarında olumlu etkileri bilinmektedir.

      Yüksek tansiyonu önler. Şeker hastalığı olanlarda faydalıdır.

      Sedef ve egzama gibi deri rahatsızlıklarında etkilidir.

      Dişetinde kanama sorunu olanlar için faydalıdır.

      Alerjik hastalıklarda kullanılabilir.

      Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulmayı azaltır

      Antı-agıng olarak yaşlanma etkilerinden korurken, cilt dokusunun elastikliğini korur ve kırışıklıkları da önler. Yaşlanma etkilerini azaltır.
      Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

      Yorum yap


      • #4
        Üzüm Çekirdeği Yağı
        Üzüm çekirdeği , E vitamininden 20 kat, C vitamininden 50 kat daha güçlü olan, en önemli cilt koruyucusu proanthocyanidin (bitki flavonoidleri) yönünden en zengin bitkidir. Üzüm Çekirdeği yağının en temel faydası kılcal kan damarlarına yaptığı etkidir. Üzüm çekirdeği yağında %64 oranında bulunan Omega 6 ve Omega 3 yağ asitleri damar iç çeperlerini koruyucu etkiye sahiptir. Bu koruyucu etkiden dolayı kılcal damar dolaşım sisteminin sağlıklı işleyişini sağlayarak, kalp ritmini de düzenlemeye yardımcı olmaktadır. Üzüm çekirdeği yağı yapısında doğal olarak bulunan E vitamininde etkisi ile yüksek tansiyonlu deneklerde kılcal damarları güçlendirdiği keşfedilmiştir. Üzüm çekirdeği yağı keşfedilmiş en yüksek miktarda resveratrol içeren maddedir. Yapılan klinik çalışmalarda resveratrol'un kan pıhtılaşmalarının ve LDL (kötü kolestrol) oluşmasını engelleyerek kalp krizi ve felç riskini azalttığı görülmüştür. Ayrıca kanser hücrelerinin oluşumun bloke edilmesine yardımcı olduğu ve habis hücreleri tekrar normale döndürmeye yardımcı olduğu da görülmüştür. Illinois Üniversitesinde yapılan bir deneyde üzerinde deri kanseri geliştirilmiş farelere resveratrol verildi. 18 hafta sonunda resveratrol verilmiş farelerdeki cilt tümörü %98 oranında daha az geliştiği saptanmıştır. İnsan lösemi hücreleri ile yapılan klinik deneylerde, resveratrol'un kanserli hücreleri baskıladığı ve habis hücreleri normale dönüştürebildiği bulunmuştur. Üzüm çekirdeği yağı damarları yenilediği için ayrıca anti-aging (Yaşlanma etkilerini geçiktirici) etkisine sahiptir. Yenilenen damarlar, yaşlılığı geciktirir. Yapılan araştırmalarda, diyetlerine belli oranda üzüm çekirdeği yağı eklenen deneklerin kandaki HDL(iyi huylu kolesterol) seviyeleri yükselirken, LDL(Kötü huylu kolesterol) seviyelerinin de düştüğü gözlemlenmiştir. Üzüm çekirdeği yağı bilinen en güçlü etkisi antioksidanttır. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazladır. Antioksidanlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddeleri etkisiz hale getiren maddelerdir. Uzmanlara göre vücudun antioksidan üretimi 25 yaşından sonra yavaşlamaktadır. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için bilinen en kuvvetli antioksidan olan üzüm çekirdeği ekstraktıdı kullanmak gerektiği bilinmektedir. Üzüm çekirdeği yağı, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel olur. Cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlar. Fransa’da plastik cerrahi alanında estetik operasyon sonrası rehabilitasyon sürecinde, üzüm çekirdeği yağının kullanıldığı bilinmektedir. Kılcal kan damarlarındaki akışı düzenleyerek varis oluşumunu engeller. Kolesterol seviyesini düşürerek kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur. Gözleri besleyen kılcal kan damarlarını genişlettiğinden dolayı özellikle geceleri daha çok görülen göz kamaşması hastalığına iyi gelmektedir. Üzüm çekirdeği yağı, akışkan bir yağ olması ve esansiyel yağ asitlerince çok zengin olması nedeniyle mükemmel bir masaj yağıdır ve bu nedenle Aromaterapi’de tercih edilir. Deriye kolayca nüfuz eder ve nemlendirir. Yağların direkt olarak nemlendirme özellikleri yoktur, ancak cilt üzerinde ince bir film tabakası oluşturup deri yüzeyinden buharlaşmayla sıvı kaybını yavaşlattıkları için dolaylı olarak cildi nemlendirirler. Origo Üzüm çekirdeği yağı hiç bir rafinasyon ve kimyasal işlem kullanılmadan soğuk pres üretim tekniği ile el değmeden üretilip şişelenmiştir.

        İçerik : %100 Kara Üzüm Çekirdeği Yağı (Karışım yağ ve taşıyıcı yağ içermez.)
        Uyarı: Kan pıhtılaşmasını geciktirdiğinden dolayı cerrahi veya diş işlemlerinden en az iki hafta önce bu besin desteğini almayı kesmeniz tavsiye edilir. Üzüm çekirdeği yağı besin desteği takviyesidir. Tarım ve köy işleri bakanlığının izni ile üretilmektedir.

        ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ YAĞININ FAYDALARI
        • Kalp Hastalığı riskini azaltır.
        • Üzüm çekirdeği yağı yaşlanma etkilerini geciktirir. Yaşlanma etkilerini geciktiren kozmetik kremlerinin temel ana maddesidir.
        • Zayıflamış kan damarlarını güçlendirerek, dolaşım bozukluklarının düzeltilmesine yardımcı olur.
        • Düzenli olarak üzüm çekirdeği yağı tüketmek kalp-damar hastalıklarından sizi korur.
        • Üzüm çekirdeği yağı LDL Kolesterol ve Trigliserit seviyesini düşürür.
        • Üzüm çekirdeği yağı, Yüksek tansiyonu düşürür.
        • Ateroskleroz (damar sertleşmesi) riskini azaltır.
        • Üzüm çekirdeği yağı kalp rahatsızlığı ve felce karşı korumaya yardım eder.
        • Üzüm çekirdeği yağı her çeşit kanser riskiniz azaltır.
        • Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur.
        • Deri hastalıkları ve Cilt kanseri tedavisinde sıklıkla kullanılır.
        • Bademcik, boğaz enfeksiyonlarında, romatizma ve eklem ağrılarının azaltılmasında faydalıdır.
        • Tümörlerin büyümesini durdurmaya yardım eder.
        • Görüş kaybına neden olan maküler dejenerasyondan korur.
        • Üzüm çekirdeği yağı vücudu sigara içmenin verdiği zararlara karşı korur
        • Üzüm çekirdeği yağı masaj yapıldığında şişlikler ve ödem alerjilerin iyileştirici etkisi vardır
        • Varis bulunan cilde masaj yaparak haricen kullanılır
        • Üzüm çekirdeği yağı kılcal kan damarlarını genişlettiğinden dolayı beyne daha çok oksijen ve besin girmesini sağlar.
        • Kronik yorgunluğu giderir.
        • Dikkat eksikliğinde tavsiye edilir.
        • Masaj yağı olarak kullanıldığından cildin sıkılığını kaybetmesini önler.Kırışıklıkları minimize eder.
        • Yara izlerinin daha çabuk iyileşmesine yardımcı olur.
        Bitkisel Tedavi - İbrahim Gökçek Ürünleri Resmi Satış Sitesidir.

        Yorum yap


        • #5
          Biomedical Research 2017; 28 (21): 9163-9170
          ISSN 0970-938X
          www.biomedres.info



          Candida glabrata ve Candida krusei üzerinde üzüm çekirdeği özütünün (GSE) mantar önleyici etkisinin değerlendirilmesine dair in vitro araştırma
          HoseinEslami1, Hossein Babaei2, SolmazPourzareMehrbani1, Marzieh Aghazadeh1, Zahra Babaei1, Sahar KhademNezhad1*

          1 Ağız, Çene ve Yüz Tıbbı Bölümü, Dental ve Periyodontal Araştırma Merkezi, Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tebriz, İran
          2 Farmakoloji ve Toksikoloji Bölümü, Eczacılık Fakültesi, Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi, Tebriz, İran

          Öz
          Arkaplan: Son zamanlarda geniş kullanım alanlı antibiyotiklerin ve bağışıklığı baskılayıcı tedavilerin yaygın kullanımının ardından glabrata ve Candida krusei kaynaklı mukozal ve sistemik enfeksiyon yaygınlığı ciddi oranda artmıştır. Öte yandan, yaygın mantar önleyici ilaçların yan etkilerinin yol açtığı sorunlara ek olarak, yapılan araştırmalar, özellikle zayıf bağışıklık sistemi sorunu olan hastalarda olmak üzere, uzun vadeli kullanımda, triyazol grubu (örn., fluconazole) dahil, farklı klinik enfeksiyonlar ve ilaç direnci kapsamında mantar önleyici Candidiasis tedavilerinin başarısızlığını göstermektedir.
          Hedef: Glabrata ve Candida krusei üzerinde, in vitro olarak, fluconazole ve Nystatin ile üzüm çekirdeği özütünün mantar önleyici etkisinin kıyaslanması
          Materyal ve yöntemler: Mevcut araştırmada mantar önleyici etkinin gözden geçirilmesi ve üzüm çekirdeği özütünün MIC (Minimum Büyüme Engelleyici Konsantrasyon) tespiti için CLSI’den (Klinik ve Laboratuar Standartları Enstitüsü) faydalanılmıştır. Makro seyrelti yöntemi bulgularının doğruluğu için agar kuyu difüzyon yöntemi kullanılmıştır. Son olarak elde edilen sonuçlar SPSS 16 yazılımıyla analiz edilmiştir.
          Bulgular: Glabrata ve Candida krusei için üzüm özütü ekstratı MIC değeri 50 µg/ml çıkmıştır. Öte yandan değerlendirmede, Candida krusei kuyu difüzyonlu üzüm çekirdeği özütünün farklı konsantrasyonlarının etkisi, bazı konsantrasyonlarda Candida glabrata’ya neredeyse eşittir. Sonuç olarak maksimum engelleyici konsantrasyon MIC (makro seyrelti) ve kuyu difüzyon yöntemiyle (agar kuyu difüzyonu) ilişkili iki sonuç da glabrata ve Candida krusei için GSE’ye karşı aynı anti-mikrobiyal duyarlılığın varlığını doğrulamaktadır.
          Sonuç: Üzüm çekirdeği özütünün düşük maliyetli olması, yaygın bulunabilmesi, Nystatin’e göre daha iyi tada sahip olması ve daha az yan etkiye sahip olması gibi faydaları da göz önüne alındığında, klinik denemeler sonrasında glabrata ve Candida krusei kaynaklı enfeksiyonlara karşı mantar önleyici ilaç olarak iyi bir aday olabileceği görülmektedir.


          Anahtar Kelimeler: Üzüm çekirdeği özütü, Candida glabrata, Candida krusei, mantar enfeksiyonu.

          Kabul Edilme Tarihi: 03 Ağustos 2017

          Giriş
          Oral kandidiyazis, Candida adındaki bir maya kaynaklı mantar mikroorganizması tarafından ağızda meydana gelen en yaygın ve fırsatçı mantar enfeksiyonlarından birisidir ve neredeyse her insanda doğal olarak bu mantar türü taşınmaktadır
          [1]. Candida enfeksiyonunun ana sebebi albicans türüdür. Glabrata ve krusei gibi diğer Candida türleri de oral ve sistemik enfeksiyonlara yol açabilmektedir

          [2].Candida glabrata, sağlıklı insanların normal florası olarak görülen, patojenik olmayan bir saprofittir. Ancak geniş spektrumlu antibiyotiklerin ve bağışıklığı baskılayıcı tedavilerin yaygın kullanımı sonrasında,glabrata ve Candida krusei kaynaklı mukozal ve sistemik enfeksiyonların sıklığında ciddi artış görülmüştür [2]. Aslında enfeksiyon konumuna bağlı olarak, Candida albicans’tan sonra kandidiyazise sebep olan ikinci en yaygın mikroorganizma olarak öne sürülmektedir
          [3].Fluconazole dahil olmak üzere mantar önleyici Triyazoller grubuna karşı Candida glabrata’daki mantar önleyici direnç sıklığı, son yollarda artan miktarda dikkat çekmektedir
          [4]. Bu mesele büyük oranda bu mikro organizmanın biyo-film üretebilme becerisinden kaynaklanmaktadır
          [5].Candida krusei ayrıca fluconazole ve diğer mantar önleyici tedaviler gibi tedavilere direnç sağlayan kemik iliği nakline sahip hastalar, hematolojik neoplazi ve nötropenik hastalarda yaygın şekilde meydana gelmektedir. Ayrıca hastaların hayatta kalma olasılıkları oldukça azdır
          [6].Kandidiyazisi tedavi etmek için amphotericin B ve Azole gibi sistemik olarak veya Nystatin ve clotrimazole içererek lokal olarak hastaların ihtiyaçlarına dayalı olarak bazı mantar önleici ilaçlar kullanılmaktadır.
          Son yıllarda, özellikle zayıflamış bağışıklık sistemi sorunu olan hastalarda olmak üzere, uzun vadeli kullanımda triyazoller grubu dahil, ilaç direnci ve Kandidiyazisin farklı klinik enfeksiyonları kapsamında mantar önleyici tedavi başarısızlığını gösteren pek çok araştırma yapılmıştır [3,4,7].
          Vitisvinifera bitkisinden elde edilen üzüm çekirdeği özütü, orta Avrupa ve güney batı Asya ile Akdeniz bölgesinin yerlisi olan Vitaceae familyasındandır
          [8]. Ayrıca tıbbi tedavilerde son yıllarda çok dikkat çeken bir bileşiktir. Geleneksel Hint tıbbında bu bitki öksürük, solunum yollarında soğuk algınlığı, subakut karaciğer ve dalak hastalıkları tedavisinde ve alkol bazlı toniklerde kullanılmaktadır (Aasaus)
          [9]. Bu bileşik İran ecza piyasasında 100 mg kapsüller halinde mevcuttur. Dahası, GSE’nin en önemli biyokimyasal bileşenleri Epikateşin ve kateşin içermektedir
          [10].Araştırmalara göre GSE’nin etkileri aşağıdakileri içermektedir:

          GSE’nin diş kökü yüzey çürümesinde artan re-mineralizasyon etkisi, cilt yarası iyileştirmeyi hızlandıran ve kolaylaştıran lokal kullanımı, GSE’nin serbest radikalleri inhibe ederek antioksidan etkisi sağlaması, GSE’nin antimikrobiyal ve antiviral etkileri (hidroksisinnamik asitler, trans reveratol flavanoller, taninler gibi bileşikler ile) ve kanser önleyici etkileri, özellikle ciltteki karsinojenik uyarıcı gelişimine karşı ciddi koruma sağlaması [11-14]. Amfoterisin B ile birlikte GSE’nin mantar enfeksiyonlarına karşı da sinerjik etkisi bulunmaktadır [15]. Ayrıca karaciğer fonksiyonlarını daha iyi hale getirmede, enfarktüs büyüklüğünü ve kardiyak aritmilerini azaltmada, tip II diyabet hastalarında lipit peroksidasyon ve lipit profilde GSE etkileri raporlanmıştır [16-19].

          Toksikolojik araştırmalar GSE’de çok düşük toksiklik göstermektedir, öyle ki ölümcül doz olan ortalama öldürücü doz (LD50) farelerde 5000 mg/kg’ye ulaşmaktadır, sonuç olarak da tıbbi tedavide kullanılan dozlar herhangi bir zararlı etkiye yol açmamaktadır [12].

          2007’de sıçanlarda 20 örnek üzerinde Candida albicans mayalarından 0.2 ml ile yapılan vaka kontrol çalışmasında Han göstermiştir ki, GSE bileşiği ve amfoterisin B, mantar örneklerine karşı sinerjik etkiye sahiptir [15].

          Üzüm çekirdeği özütünün antioksidan özelliklerine dair 2015 tarihli Katsuda ve ark. çalışması en önemli araştırmalardan birisi olarak gösterilebilir, bu araştırma GSE özütünün antioksidan potansiyeli sayesinde diş eti fibroblast hücrelerinde koruyucu etkisi olduğunu göstermektedir [20].

          Furiga ve ark. tarafından 2014’te yapılan önemli araştırma göstermektedir ki, üzüm çekirdeği özütü ve amin florür (Fluorinol) kombinasyonu, diş plağı biyofilmi oluşumunu önlemede önemli role sahiptir [21].

          Üzüm çekirdeği özütünün iltihaplanma önleyici ve antimikrobiyal özelliklerine dair çift-kör ve klinik deneme araştırması Hemmati ve ark. tarafından 2014’te yapılmıştır. Bu araştırmada bir denek grubunun cerrahi yaralarını iyileştirmede üzüm çekirdeği özütünü %2 oranında içeren bir krem, sekizinci günde ve iyileştirmek için plasebo grubuna on dördüncü günde uygulanmıştır, ve bu fark özütün yara iyileşme sürecindeki önemli rolünü göstermektedir [22].

          Üzüm çekirdeği özütünün antiviral özelliklerine dair bir araştırma 2015’te Joshi ve ark. tarafından yapılmıştır ve bu özütün hepatit A’ya karşı antiviral etkinliğini göstermektedir [23].

          Benjamin ve ark. 2012 araştırması göstermektedir ki üzün çekirdeği özütü diş deminirealizasyonunu azaltmaktadır ve diş remineralizeasyonunu arttırmaktadır ve sonuç olarak diş çürüklerinin gerilemesine veya inhibisyonuna sebep olmaktadır [24].

          GSE’nin mantar önleyici etkisi ile, fluconazole ve Nystatin mantar önleyici ilaçlarıyla kıyaslanmasına dair bir araştırma yapılmamıştır. Yukarıdaki sebeplerden ötürü ve lokal ve sistemik tedavide kullanılan mantar önleyici ilaçların belirtilen yan etkilerinden ötürü, tedavilerde daha az yan etkilere sahip mantar önleyici bir ilaç gerekli gözükmektedir.
          Bu araştırmanın amacı, krusei ve Candida glabrata üzerinde GSE’nin mantar önleyici etkilerini araştırmak ve fluconazole ile Nystatin mantar önleme ilaçlarıyla etkilerini kıyaslamaktadır. Üzüm çekirdeği özütü, önemli biyokimyasal bileşiklere sahiptir. Çeşitli araştırmalarda üzüm çekirdeği özütünün polifenolik kısmında anti-Candida albicans özelliği olduğu belirtilmiştir. Ancak, bu özütün Candida krusei ve Candida glabrata üzerindeki mantar önleyici etkilerine dair benzer bir araştırma yapılmadığından ve sorumlu madde tanımlanmadığından, bu araştırmada özüte genel bir bakış sağlanmaktadır. Tüm üzüm çekirdeği özütünün mantar önleyici özelliği kanıtlanırsa, gelecekte etkili bileşenleri özütleyerek her bir bileşeni tam bileşenler olarak inceleyeceğiz.

          Materyaller Ve Yöntemler

          Mantar suşlarının hazırlanması

          Bu araştırmada kullanılan mantarlar standart Candida glabrata (BSM 11226) ve Candida krusei (BSM 70079) standart suşları olup Tahran Pastor Enstitüsü tarafından sağlanmıştır. Numune büyüklüğünü hesaplamak için ortalama hesaplama yöntemi kullanılmıştır (CLSI protokolüne göre). Bu araştırma Tıp Koleji mikrobiyoloji laboratuarında yapılmıştır ve test için canlı ve taze suşlara sahip olmak amacıyla mantar suşları agar Sabouraud dekstroz ortamında 24 saat önceden bekletilmiştir.

          Özütün hazırlanması:
          Üzüm çekirdeği özütünün hazırlanması için üzüm çekirdekleri (Vitisvinifera) suyla yıkanıp kıyılmıştır. H2O ve n-heksan arasındaki kaba özüt, lipoit bileşenlerin ayrılması için bölünmüştür. Ardından %95 etanol ve solvent olarak su (su/etanol, 30/70) kullanılarak GSE sağlanmıştır [25-28]. Daha iyi özütlemek için elde edilen erlenmayer süspansiyonu çalkalamalı inkübatörde tamamen rastgele yerleştirilmiştir. Sıcaklık 27°C’ye getirilmiş ve karıştırma hızı 120 rpm seçilmiştir. Özütler ilk olarak filtre kumaşıyla ve ardından Buchner hunisi ve bir Whatman No. 1 filtre kağıdıyla filtrelenmiştir. Filtre kağıdıyla filtreleme öncesinde özütlenen yağın, kullanılan solventlerdeki yoğunluk farkına dayalı olarak solventte dağılma sağlamasına imkan tanınmıştır. Solventin çoğu buharlaştırıcı ile giderilmiştir. Yoğuşan özüt cam plaka yüzeyinde yayılmış ve 40°C’de vakum ile bir fırına aktarılmıştır. Kuruma sonrasında özüt plaka yüzeyinden metal bıçakla kazınmıştır ve katı kuru ağırlık elde etmek için bir kurutma kabına yerleştirilmiş, ardından özütleme verimliliği hesaplanmıştır. Gelecek deneyler yapılana kadar toz, -18°C’de saklanmıştır [25].

          Makro seyrelti
          Üzüm çekirdeği özütünün, fluconazole, ve Nystatin ilaçlarının bu mantarlar üzerindeki etkisini incelemek için ve MIC değerinin belirlenmesi için makro seyrelti yöntemi kullanılmıştır [26]. Fırın ateşinin yanında, ve steril tuz içeren test tüplerinde saprofitik mantarların kontaminasyonunu önlemek için başlık altında, bir miktar mantar kolonisi alarak, 5.0 McFarland standardına eşdeğer konsantrasyona sahip fizyoloji serumunda süspansiyon sağladık. Ardından üzüm çekirdeği özütünü sağlamak için, sağlanan toz etanol solüsyonda çözüldü ve CLSI protokolüne göre her bir Candida için on farklı GSE konsantrasyonu sağladık (toplam 20 tüp). Ayrıca her bir Candida için tanık olarak iki pozitif ve negatif kontrol tüpü ayarladık (toplam 24 tüp).
          Süspansiyonların, karışımlarının sağlanmasından sonra ve istenilen özüt konsantrasyonu elde edildikten sonra, başlık altında ve fırın alevi yanında tüm seviyeler halledildiğinde, test tüplerinin kapakları kapatıldı (buharlaşmayı önlemek için) ve 48 saat boyunca 35°C’de inkübatöre yerleştirildiler. Belirtilen süre geçince her birisinin saydamlığı ve opaklığı incelendi. Ayrıca her tüpte mantar büyümesi eksikliğinin veya büyümesinin garantilenmesi için onları yetiştirdik (Şekil 1). Bu çalışmanın hem krusei hem de Candida glabrata için 24 saatlik suşla yapıldığı unutulmamalıdır.

          Agar kuyu difüzyon yöntemi
          Mevcut araştırmada üzüm çekirdeği özütünün mantar önleyici etkisini gözden geçirmede kuyu difüzyon yöntemi kullanılmıştır. 0.5 McFarland mantar solüsyon konsantrasyonunun hazırlanmasından sonra, 1.5 × 166 cfu/ml konsantrasyona ulaşana kadar seyrelttik. Ardından sağlanan süspansiyonun 500 µl miktarını Mueller-Hinton Agar (MHA) ortamına aktardık,
          ve onları steril swab kullanarak üç yönden yetiştirdik. Ardından agar yüzeyinde (toplamda 8 kuyu olacak şekilde) 2 ila 9 arası üzüm çekirdeği özütü konsantrasyon sayısı kadar, birbirinden 2.5 cm yaklaşık mesafeye sahip 6 mm çaplı kuyular oluşturduk. Ayrıca her bir kuyuya, sağlanan üzüm çekirdeği özütünden 100’er µl enjekte ettik. Ardından plakalar 37°C’de 24 saat inkübe edildi. Son olarak büyüme inhibitör alanı incelendi [29] (Şekil 2 ve 3). Bu hareket iki kere tekrar edildi [30].



          Şekil 1. Agar plakalarında farklı üzüm çekirdeği konsantrasyonları kapsamında (glabrata ve krusei) mantar büyümesi veya büyüme eksikliği tespiti



          Şekil 2. Candida krusei için agar kuyu difüzyon yöntemi. (A) Sırasıyla 1600,800,400,200 μg/ml üzüm çekirdeği konsantrasyonlarına sahip kuyu 2-5; (B) Sırasıyla 100, 50, 25, 12.5 μg/ml üzüm çekirdeği konsantrasyonlarına sahip kuyu 6-9.



          Şekil 3. Candida glabrata için agar kuyu difüzyon yöntemi. (A) Sırasıyla 1600,800,400,200 μg/ml üzüm çekirdeği konsantrasyonlarına sahip kuyu 2-5; (B) Sırasıyla 100, 50,25, 12.5 μg/ml üzüm çekirdeği konsantrasyonlarına sahip kuyu 6-9.


          İstatistiksel analiz
          After recording the mentioned data for each sample, statistical
          Candida glabrata
          + + + + - - - - - -
          analysis of data was done using version 16 of SPSS statistical
          Not: +Candida büyümesi; -Candida büyüme inhibisyonu. Deneyler 3 kere tekrar edilmiştir ve sonuçlar benzerdir.
          software.Thedataobtainedfromwelldiffusionmethodwer e
          analyzed using descriptive statistical (mean ± standard deviation) and variance analysis methods.

          Sonuçlar

          Bulgular
          Elde edilen sonuçlara göre krusei ve Candida glabrata büyümesinin 50 µg/ml konsantrasyon değerinde durdurulduğu sonucuna varılabilir (Tablo 1).
          Tablo 1’e göre üzüm çekirdeği özütü MIC değeri krusei ve Candida glabrata için 50 µg/ml’dir ve iki mantar türünün üzüm çekirdeği özütüne duyarlılığını göstermektedir.

          Tablo 1. Çeşitli üzüm çekirdeği özütü konsantrasyonlarında, büyüme durumuna göre araştırılan Candida türlerinin büyüme sonuçları.

          Tür Farklı GSE konsantrasyonlarında Candida büyümesi (µg/ml)


          3.12 6.25 12.5 25 50 100 200 400 800 1600



          Candida krusei+ + + + - - - - - -

          Elde edilen sonuçlara göre glabrata ve Candida krusei türleri üzerinde üzüm çekirdeği özütünün mantar önleyici etkisi, standart Fluconazole ve Nystatin ilaçlarına göre azdır (Tablo 2).

          Tablo 2. Krusei ve Candida glabrata türlerinde standart Fluconazole ve Nystatin ilaçlarıyla üzüm çekirdeği özütünün (µg/ml bazında) MIC kıyaslaması [30].



          İki glabrata ve Candida krusei suşu üzerinde kuyu difüzyon yöntemiyle üzüm çekirdeği özütünün farklı konsantrasyonlarının kıyaslanması göstermektedir ki araştırılan Candida için iki suş da, benzer büyüme inhibitör alanlarından ötürü üzüm çekirdeği özütüne kıyasla neredeyse özdeş bakteriyel hassaslığa sahiptir (Tablo 3 ve 4). MIC (Tablo 1) sonuçları yukarıdaki sonuçları doğrulamaktadır (Şekil 4).

          Tablo 3. Farklı konsantrasyonlarda üzüm çekirdeği özütünün iki mantar suşunun milimetreleri kapsamında ortalama ve SD büyüme inhibitör alanı. Not: Değerler=ortalama ± SD. (İki kere deneyin tekrar edilmesinin sonucu olarak elde edilen değerler).



          Tablo 4. Kuyu difüzyon yöntemi kapsamında glabrata ve Candida krusei suşlarında mantar önleme hassasiyetinin değerlendirilmesi [29].



          Tartışma
          Oral kandidiyazis, ağızdaki en yaygın ve fırsatçı mantar enfeksiyonlarından birisidir. Öte yandan, yaygın mantar önleyici ilaçların yan etkilerinin yol açtığı sorunlara ek olarak, yapılan araştırmalar, özellikle zayıf bağışıklık sistemi sorunu olan hastalarda olmak üzere, uzun vadeli kullanımda, triyazol grubu (örn., fluconazole) dahil, farklı klinik enfeksiyonlar ve ilaç direnci kapsamında mantar önleyici Candidiasis tedavilerinin başarısızlığını göstermektedir [1,2,4].
          Dolayısıyla günümüzde mantar enfeksiyonları dahil hastalıkların tedavisinde, yeni ilaçların üretilmesinde potansiyel bir kaynak olarak bitkiler ve ot bileşikleri kullanılmaktadır [12]. Vitisvinifera bitkisi, Vitaceae familyasındandır. Bu bitkiden elde edilen üzüm çekirdeği özütü, son yıllarda tıbbi araştırmaların ve tedavilerin dikkatini çekmektedir [11].
          Bu araştırmada glabrata ve Candida krusei türleri üzerinde üzüm çekirdeği özütünün antibakteriyel etkileri araştırılmıştır.
          Sonuçlar göstermektedir ki üzüm çekirdeği özütünün glabrata ve Candida krusei mantar suşları üzerindeki etkisi (glabrata ve Candida krusei inhibisyon alanı çapı) neredeyse aynıdır, ve glabrata ve Candida krusei minimum inhibitör konsantrasyon değeri aynıdır. Bu zamana kadar bu bitkinin mantar önleyici etkilerine dair çok az araştırma yapılmıştır.



          Şekil 4. Üzüm çekirdeği özütünün farklı konsantrasyonlarında (krusei ve glabrata) candida inhibisyon alanı çapı.

          Bazı araştırmalar üzüm çekirdeği özütünün Staphylococcus aureus, Listeria monocytogenes, Porphyromonasgingivalis, Salmonella typhimurium, Streptococcus pyogenes, Staphylococcus epidermidis, Haemophilus influenza bakterileri ve hatta Candida albicans gibi mantar suşları üzerindeki anti bakteriyel etkisini araştırmıştır. Bu araştırmaların sonuçları göstermektedir ki üzüm çekirdeği özütü gram negatif koksi’den ziyade gram pozitif koksi (özellkle Staphylococcus aureus) üzerinde daha çok inhibitör etkisine sahiptir, öyle ki bu özütün 1 mg/ml’sinde, dönüşsüz %99 inhibitör etkisi gözlemlenmiştir [15,31-36].
          Diş minesi çürük alanlarında üzüm çekirdeği özütünün Streptococcus mutans üzerindeki antibakteriyel etkisi de araştırılmıştır. Araştırma sonuçları, diş minesinde çürük gelişimi üzerinde üzüm çekirdeği özütünün inhibitör etkisi olduğunu göstermektedir [37].
          Diğer bir araştırmanın sonuçlarına göre üzüm çekirdeği özütü, dişte kök kanalındaki temel bakterilerden birisi olan Enterococcus faecalis bakterisini inhibe edebilir [38]. Vancomycin dirençli Enterococcus faecalis üzerinde özütün proantisiyanidin etkisi doğrulanmıştır [35].
          Hepatit A, nörovirüs ve Kelsey Flynn virüslerine karşı üzüm çekirdeği özütünün antiviral özellikleri olduğu da bulunmuştur [39,40].
          Önceki araştırmaların aksine 2012 tarihli Sherestha ve ark. araştırması göstermiştir ki üzüm çekirdeği özütü Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Candida albicans ve Candida parapsilosis bakterileri üzerinde ya etkisizdir ya da en az antibakteriyel etkiye sahiptir [31].
          Sonuçlardaki bu farkın sebebi, aşağıdaki hususlardaki farklar olabilir:
          Üzüm çekirdeği özütünü sağlamak için kullanılan solvent tipi ve yoğunluğu: Kullanılan solvent tipi, araştırılan özütün çeşitli özelliklerinde etkili olabilir. Önceki araştırmaların sonuçları, metanol, aseton ve etil asetat gibi solventlerin üzüm çekirdeği özütünü hazırlamak için etkili olmasına rağmen gıda ve insan sağlığı uygulamalarına uygun olmadığını göstermektedir [41]. Dolayısıyla farklı etanol konsantrasyonları ve su gibi solventler araştırılıp kıyaslanmıştır.
          Sonuçlar göstermektedir ki %50 konsantrasyonlu etanol solvent, yüksek konsantrasyonlar ve sudan ziyade en iyi çözünürlüğü sağlamaktadır. Ayrıca üzüm çekirdeği özütünün antibakteriyel ve antioksidan özelliklerini daha iyi açığa çıkarmaktadır [42].
          Üzüm çekirdeği özütünün hazırlanmasında kullanılan sıcaklık: Solvent tipinin yanı sıra uygulanan solvent sıcaklığı da bu özütün hazırlanmasında önemli role sahiptir; en yüksek damıtma miktarı 80°C’de ve en düşük damıtma miktarı 25°C’de elde edilmiştir [41,43].
          Üzüm çekirdeği özütünün rengi: Hazırlanan özütün rengi, üzüm çekirdeği özütündeki hem renk (antosiyanidin gibi) hem de renksizlik kombinasyonlarının (kateşin ve epikateşin gibi) sonucu olabilir. Ayrıca özütün rengi bu özütün hazırlanması için uygulanan sıcaklıktan etkilenmektedir, yani sıcaklık arttıkça özüt rengi sarıdan sarı/kırmızıya dönüşecektir. Sonuçlar gösteriyor ki özütteki fenolik bileşiklerin miktarı arttıkça özüt renk tonu da artmaktadır [41].
          Antimikrobiyal özelliği araştırmada kullanılan yöntem: Antimikrobiyal ilaçların ve özütlerin tahlili için farklı protokol tipleri mevcuttur. Dahası, her birisi için önerilen yöntemler farklıdır (örn. makro seyrelti yoluyla MIC tespiti ve agar kuyu difüzyonu dahil, incelenen ilaç veya mikroorganizma tipine dayalı olarak çeşitli yöntemleri kapsayan CLSI protokolü) [44].
          İncelenen mikroorganizma tipi ve ilaç direnci farkları: Örneğin çeşitli Candida türleri bulunmaktadır ve aynı türdeki mevcut Candida arasındaki ilaç direnci çeşitli koşullarda farklılık göstermektedir [45].
          Mevcut araştırmada Candida glabrata ve Candida krusei karşısında mantar önleyici özellikten sorumlu olan, üzüm çekirdeğinde bulunan polifenolik bileşik tipini gözden geçirmemiş olmamıza rağmen, 2007 tarihli Maeta ve ark. çalışması gibi diğer araştırmalar ve 1991 tarihli Okubo ve ark. araştırması, Epigallocatechin gallate polifenolik bileşiğinin anti-Candida özelliğine sahip olduğunu göstermektedir [46,47].
          Önceki araştırmaların sonuçlarına benzer şekilde bu araştırma da üzüm çekirdeği özütünün antimikrobiyal ve mantar önleyici etkilerini göstermektedir. Gene de üzüm çekirdeği özütünün etkisine dair önceki araştırmalar albicans Candida mantarı üzerinedir ve albicans dışında diğer Candida türlerine dair herhangi bir araştırma bulunmamaktaydı. Dolayısıyla bu araştırmada glabrata ve krusei Candia (özellikle bağışıklığı baskılayıcı hastalıklara sahip hastalarda albicans’tan daha fazla ilaç direncine ve ortaya çıkışa sahip türler) üzerinde özütün mantar önleyici etkilerini araştırdık. Mevcut araştırmada özütün mantar önleyici etkilerini incelemek için CLSI tarafından belirlenen protokole göre MIC tespiti ve agar kuyu difüzyon yöntemleri kullanılmıştır. İki deneyin de sonuçları tutarlıdır ve glabrata ile Candida krusei tarafından üzüm çekirdeği özütüne benzer duyarlılık olduğunu göstermektedir.
          Üzüm çekirdeği özütünün düşük maliyeti ve az yan etkisi olmasından ötürü, ayrıca glabrata ve Candida krusei üzerindeki etkilerine bakıldığında, bir yandan da Candida enfeksiyonlarının cilt ve oral mukozada çoğu alanla ilişkide olması düşünülünce, özütün önümüzdeki yıllarda mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kimyasal ilaçlara alternatif olarak kullanılabilmesi ümit edilmektedir. Elbette bu özütün mantar önleyici madde olarak klinik kullanımı amacıyla klinik denemeler dahil daha çok araştırma yapılması gerekmektedir.

          Sonuç
          Araştırmadan elde edilen sonuçlar göstermektedir ki kuyu difüzyon yöntemi (Agar kuyu difüzyon) ve MIC maksimum inhibitör konsantrasyonu (makro seyrelti), glabrata ve Candida krusei tarafından GSE’ye aynı antimikrobiyal duyarlılığın gösterildiğini doğrulamaktadır.
          Bu araştırmanın sonuçları umut vaat etmektedir ve gelecekte daha çok laboratuar araştırmaları ve klinik araştırmalar yapılarak bu özütün pek çok yan etkisi bulunan mantar önleyici kimyasal ilaçlara uygun bir alternatif olarak ve mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılması ümit edilmektedir.

          Tavsiyeler
          1. VitisVinifera’nın uzun süredir geleneksel tıpta kullanılan bir tıbbi bitki olmasına ve pek çok iyileştirici uygulamaya sahip olmasına rağmen, diğer iyileştirici potansiyellerini bulmak için daha geniş araştırmalar gerekmektedir.
          2. Ayrıca, organik solventlerin ve bazen de polar olan ve olmayan solventlerin kombinasyonunun, bitkilerin antimikrobiyal özellikleri alanında çekici sonuçlar meydana getirebilmesinden ötürü, ileri araştırmalarda farklı solventler kullanılması, ayrıca üzüm çekirdeği özütlerinin diğer ilaçlarla ve özütlerle sinerjik etkilerinin araştırılması önerilmektedir.
          3. Üzüm çekirdeği özütünün ağızdaki mantar enfeksiyonlarının tedavisi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi için klinik denemeler tavsiye edilir.

          Teşekkürler
          Tebriz Tıp Bilimleri Üniversitesi Diş Araştırma Fakültesi Rektör Yardımcısı ile Uygulamalı Araştırma Merkezine araştırmaya sağladıkları destek için teşekkür ederiz. Bu çalışma Zahra Babaei tarafından uzmanlık tezi olarak hazırlanmıştır ve deneyler İlaç Uygulama Araştırma Merkezi Mikrobiyoloji Laboratuarında yapılmıştır.

          Çıkar Çatışmalarına Dair Beyan
          Yazarlar bu makalenin araştırılması, yazarlığı ve yayınlanması açısından potansiyel bir çıkar çatışması bulunmadığını beyan ederler. Yazarlar bu makalenin araştırılması, yazarlığı veya yayınlanması için hiçbir finansal destek almamışlardır.

          Yorum yap

          Hazırlanıyor...
          X