Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Süper Oksidize Su, Elektolize Süper Okside Su, ESO SU

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Süper Oksidize Su, Elektolize Süper Okside Su, ESO SU

    Süper Okside Su, Elektolize Süper Okside Su, HOCl, Dezenfektan Sprey

    Süper Okside Su Super Oxidized Water Nedir?
    Süper Okside Su yüksek düzey dezenfeksiyon ve sterilizasyon işlemlerinde kullanılan mikrobiyosid ürün yelpazesinin yeni nesil bir temsilcisi olup dünya literatüründe Süper Okside Su (Super Oxidized Water); olarak bilinmektedir. Süper Okside Su, oldukça güçlü ve geniş bir mikrobiyosid özelliğe sahip olduğundan, M. Tuberculosis, MRSA, Escherichia Coli, Salmonella, Hepatit B, Hepatit C, HIV-1, H5N1 ve SARS gibi birçok bakteri ve virüsü hızlı ve güvenilir bir şekilde etkisiz hale getirmektedir.

    Süper Okside Su’ın Mikroorganizmalar Üzerindeki Etkisi:
    Super Oxidized Water olarak bilinen hipokloröz asit (HOCl) çözeltisi, sahip olduğu yüksek ORP (Oxidatian-Reduction Potential) değeri sayesinde dezenfeksiyon etkisini, mikroorganizmaların hücre zarı yapısını bozarak göstermektedir. Bu özelliğinden dolayı hipokloröz asit oldukça etkili ve geniş spektrumlu bir dezenfektan maddedir. Vejetatif bakteriler, virüsler, funguslar ve sporlar gibi mikroorganizmalar üzerinde etkili bir dezenfeksiyon ve sterilizasyon işlemi gerçekleştirmektedir. Dezenfektan etkisini bir dakikadan daha kısa bir sürede göstermektedir. Hipokloröz asit (HOCl), hem kendi sınıfında yer alan klor ihtiva eden dezenfektanlara, hem de diğer sınıflarda yer alan dezenfektanlara göre oldukça belirgin bir üstünlüğe sahiptir. Hipokloröz asit (HOCl), yüz yıldan fazla süredir kullanılan ve önemini günümüze kadar korumuş olan yüksek düzey bir dezenfektan olan sodyum hipokloritten (NaOCl) tam seksen (80) kat daha etkili bir dezenfeksiyon işlemi gerçekleştirmektedir. Süper Okside Su piyasada yer alan diğer dezenfektanlardan farklı olarak: Daha ucuz maliyeti, kokusuz ve renksiz olması,30 saniye gibi bir sürede dezenfektan etkisini göstermesi, kullanımdan sonra durulamaya gerek duyulmaması, kullanıcıların gaz ve benzeri atıklara maruz kalmaması, kullanımdan sonra kimyasal atık bırakmaması, toksit etki göstermemesi, çevre dostu olması dolayısıyla tüm dünyada tercih sebebi olmuştur.

    Etkin Bir Dezenfeksiyon
    Süper Okside Su kimyasal bazda en güçlü dezenfektan olarak bilinen Gluteraldehid’den bile daha güçlü antimikrobiyel etkinliğe sahiptir. Ayrıca su kadar güvenli olup bilinen en dirençli bakteri olan Basillius Suptillisi bile bir dakikada öldürme gücüne sahiptir.

    Mükemmel Güvenlik
    Süper Okside Su dezenfeksiyon sırasında ve sonrasında hiçbir yan ürün oluşturmaz. Bu sayede kullanıcıda cilt, burun ve göz reaksiyonlarına sebebiyet vermez. Tamamen cilt uyumludur. (pH 5.5) Süper Okside Su bir çok ülkede afet bölgelerinde, askeri birliklerde içme suyu elde etmede kullanılmaktadır. Süper Okside Su uygulandığı tüm yüzeyler ve aletlerde aşındırıcı koroziv etkilerinin olmadığı korozyon testleri ile kanıtlanmıştır.

    Kullanım Kolaylığı
    Süper Okside Su farklı bir formülasyon ve sulandırma gerektirmez, kullanıma hazır bir solüsyondur. Süper Okside Su reaksiyon sonucunda tamamen suya dönüştüğü için kullanım alanlarında herhangi bir durulama işlemine ihtiyaç duyulmaz.

    Uygulama Süresi
    Süper Okside Su 30 saniyede dezenfeksiyon yapabilmektedir. Bir dakika gibi kısa bir sürede sporlu bakterileri dahi inaktif eder. Diğer dezenfektanlarda olduğu gibi dezenfeksiyon için 10-15 dk. gibi bekleme sürelerine gerek kalmaz.
    Çevre Bilgisi
    Ürünün formülasyonunda kullanılan etken madde doğaya zarar vermeyip kısa sürede suda doğal yollarla kolayca çözünebilmektedir.


  • #2
    Süper Okside Su

    Süper Oksidize Su, Elektolize Süper Okside Su

    + 1100 mV redox potansiyeline sahip olan Süper Oksidize Su, elektronları bakterilerin üzerinden çekebilen ve onları öldürebilen bir oksitleme maddesidir. İyonizer – SUYU İYONİZE EDİCİ CİHAZ – ünitelerinden elde edilen Süper Oksidize Su, ellerin, mutfak eşyalarının, taze sebze - meyvelerin yıkanmasında ve kesme tahtaları ile ufak çaptaki yaraların streilize edilmesinde kullanılabilmektedir. Yapılan testler, Süper Oksidize Suyun, atletlerin ayak tedavilerinde, ufak çaplı yanıklarda, böcek ısırıklarında, sıyrıklarda ve daha bir çok alanda etkin olarak kullanılabilmekte olduğunu göstermektedir.

    + 1100 mV yada daha fazla bir redox potansiyeli ve 2.7 birimden daha düşük bir pH değerine sahip Süper Oksidize Su üretimi kabiliyetine haiz başka cihazlar bulunmaktadır. Yapılan testler, bu süper oksijenli suyun MRSA (Methicillin Resistant Staphylococcus Aureus) ' ı çok çabuk imha edebildiğini göstermektedir. Süper oksijenli su çok güçlü bir temizleme maddesi olmasına rağmen, deri üzerinde hasara sebebiyet vermemektedir. Aslında, tedavi için kullanılabilmektedir. Süper Oksidize Suyun etkinliği, Japon ve Amerikan hastanelerinde yatak yaralarının ve karmaşık enfeksiyonlara sahip ameliyat yaralarının tedavisinde kullanılmak suretiyle ispatlanmıştır. Süper oksijenli suyun bir diğer uygulama alanı da, mantarları ve diğer bitki hastalıklarını öldürmek üzere bitkiler üzerinde etkin bir şekilde kullanılmakta olduğu, tarımsal alanlardır.

    Süper oksijenli suyun zehirli etkisi bulunmamaktadır, bu yüzden tarımsal alanlarda çalışanlar, deri yada solunum sistemine her hangi bir hasar tehlikesi olmadığından özel koruyucu ekipmanlar kullanmaksızın bu maddenin uygulamasını yapabilmektedirler. Süper oksijenli su kullanımın bir diğer ilave faydası da , çevre için toprakta zehirli kimyasalların birikiminin sebep olduğu her hangi bir tehlike içermeksizin , bitkilerin üzerine püskürtme yoluyla uygulanabilmesidir.

    Yorum yap


    • #3

      Süper okside suyun gıda sektöründe kullanımı


      Eski köye yeni adet, nano teknoloji super okside suyun gıda sektöründe kullanımı, Bu mucize ürünün; bakteri (sporlular dahil), virüs ve mantarlara karşı etkili olduğu, ayrıca hastane mikrobu olarak bilinen MRSA’yı da yok ettiği, lejyonellaya ve biofilme karşı da etkili olduğu, başta Almanya olmak üzere ABD ve İngiltere gibi ülkelerde çok sayıda çalışma yapılarak kanıtlanmıştır.

      Nanoteknoloji nerelerde kullanılır?

      Nanoteknolojinin alanı oldukça geniştir ve genişlemektedir. Günümüzde fizik, kimya, biyoloji, bilgisayar, malzeme bilimi, elektronik gibi alanlarda kullanımının yanında, tıp alanında da oldukça çarpıcı gelişmelere imkan sağlamaya başlamıştır. Gelişmekte olan bir teknolojidir, kısıtlı sayıda uygulamaları olsa da gelecek adına çok daha geniş yelpazelere yayılacağı ortadadır. Bu teknolojiyle üretilebilecek birçok mikroskobik aygıtlar belki de damarlarımızda dolaşacak ve birer uzman gibi tedavi sağlayacaklardır. Nano boyuta sahip yapıların fiziksel özelliklerinin anlaşılması ile yeni bir nanoskopik dünya ile bir köprü kurulabilir.

      Nanomateryallerin üretimi ile birlikte çok daha dayanıklı ulaşım araçları ve kirlenmeyen, paslanmayan eşyalar; hatta kendi kendini temizleyen giysiler üretilebilecektir. Gelecekte en büyük sorunlardan biri olacak olan kullanılabilir su kaynakları da, bu teknoloji ile kendisini yenileyebilecektir. Belki de yakın bir tarihte insan vücudunda çalışabilecek biyolojik ve farmakolojik bilgisayarlar bu şekilde üretilebilir. Nanoteknoloji için, çağımızın anahtar teknolojisi olduğunu söyleyebiliriz.

      Nanoteknolojinin hayatımıza etkileri nelerdir?

      Şu bir gerçek ki nanteknoloji gelecekte insanlığın kökten değişimlere hazırlıklı olması gerektiğini şimdiden birçok uygulaması ile göstermektedir. Herkesin kendi bilgisayarını ürettiği ve emirler verdiği sistemler düşleyelim. Atomların sonsuz kere tekrar tekrar dönüştürülebilir olması ile birlikte sermayeler, para birimleri, ticaret hayatı ne şekilde şekillenir; bunlar da merak konusudur. Bilim insanlarının hayal ve bilgi dünyasına açık birçok yenilikle, belki de doğada taklit edilemeyen hiçbir şey kalmayacak. Maddelerin nano dünyalarının makro dünyalarından farklı olduğunu düşündüğümüzde kimyasal birçok reaksiyonun da açığa çıkma olasılığı doğmuş olacaktır.

      Nanoteknolojinin yararları nelerdir?

      Daha az maliyet ve daha fazla üretim sağlanabilir. Yaşam kalitesinin artmasında önemli bir etkendir. Daha sağlıklı ve güvenli bir yaşam sunar. Zaman ve maliyet kaybı en az seviyelere düşebilir. Ben daha çok gıda ve sağlık sektörümüzde kullanılan su bazlı, nanoteknoloji bir ürün olan SUPER OKSİDE SU’dan bilgi vermek istiyorum. Amerikalılar ve İngilizler, bu üründen ‘Mikrop savar mucizevi su’ diye bahsediyorlar.

      (BBC ve Daily Mail’in internet sitesi, New Scıentıst Dergi haberi) Bu mucize ürünün; bakteri (sporlular dahil), virüs ve mantarlara karşı etkili olduğu, ayrıca hastane mikrobu olarak bilinen MRSA’yı da yok ettiği, lejyonellaya ve biofilme karşı da etkili olduğu, başta Almanya olmak üzere ABD ve İngiltere gibi ülkelerde çok sayıda çalışma yapılarak kanıtlanmıştır. ABD ve İngiltere’de yara iyileştirme konusunda ruhsatlandırılarak satışına izin verilen ürün için Almanya’da da özellikle sağlık alanında çalışmalar yapılmaktadır. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı ürünler bulunmaktadır. (Daha sonra yapılan çalışmalarda gıda sektöründe özellikle sebze meyvelerin üzerinde bulunan zirai tarım ilaçlarını (pestisitler) çözdüğü görülmüş ve raporlanmış). Süper Oxidized Water, dünyada 1990’lı yılların ortasından itibaren kullanılmaya başlanmış ve bu tarihten sonra kendisine geniş bir kullanım alanı bulmuştur.

      ABD’de FDA (Food and Drug Administration, No.178.1010) ve EPA (Environmental Protection Agency), Almanya’ da ise BAUA (N-26585) tarafından temiz, doğaya, insanlara, hayvanlara ve bitkilere zarar vermeyen, yüksek düzeyli bir dezenfeksiyon ve sterilizasyon ürünü olarak onay almıştır. Gene Alman DIN normlarına ürün kullanım tavsiyesi olarak girmiştir. İnsanoğlu bakmış doğa, insan ve hayvan vücudu bu ürünü bir şekilde kendini korumak için üretiyor, biz nasıl üretiriz deyip çalışıp sonuçta bu ürün ve cihazı yapmış. Doğa, güneşin UV ışınları veya yıldırımlar vasıtasıyla dünyanın etrafında koruyucu kalkan oluşturur ve öldürücü radyasyon etkisine karşı tüm canlıları ve dünyamızı korur.

      Yıldırımlar sonucu oluşan bu doğal dezenfektan havayı temizler. Özellikle yükseltilerde ve deniz kenarlarında, taze hava kokusu diye içimize çektiğimiz, havada bu hissi yaratan, yıldırımlar sırasında meydana gelmiş olan doğal bir dezenfektandır. Klorür iyonu Hazar denizi, Lut gölü, Utah’daki Büyük Tuz Gölü gibi iç denizlerin ve okyanus sularının başlıca eksi yüklü iyonudur. Ayrıca örneğin sodyumla birleşmiş halde kaya tuzu minerallerinde yer alır.

      Klor insanların ve hayvanların vücut sıvılarında ve mide sindirim sıvılarında ise hidroklorik asit yer alır. Deniz suyu, klor bileşiklerinin en fazla bulunduğu doğal kaynaktır. Okyanuslar aracılığıyla atmosfere her yıl milyonlarca ton metil klorid ve inorganik klor salınır. Doğal bir proses olarak vücut, bakteriler ve virüsler tarafından saldırıya uğradığı zaman, vücudun duyusal sistemi harekete geçerek saldırgan mikroorganizmaları imha etmek için NÖTROFİL adı verilen özel tip kan hücrelerini o bölgeye bol miktarda gönderir.

      Vücudun ürettiği bu kimyasal, en güçlü doğal dezenfektan olup insanlara ve sıcakkanlılara karşı toksik olmayan, son derece etkili ve hızlı hareketli olan Hipokloröz asit veya HOCL denilen bileşiktir. Klor doğal olarak vücudumuzda da kan, deri ve dişlerimizde bulunur. Hipokloröz Asit, enfeksiyonla mücadele için vücudumuzun da ürettiği son derece etkin bir antimikrobiyal ajandır. Vücudumuzda nötrofiler gibi beyaz kan hücreleri enfeksiyon tarafına geçerek bakteri ve virüs gibi patojenlere karşı tepki vererek onların etrafını sarıp hipokloröz asit kullanarak yok ederler. Gözyaşımız da gözümüzü dışarıdan gelecek mikroplara karşı korumak için aynı sıvıyı üretir. ‘Süper okside su’ da doğanın ve vücudumuzun ürettiği sıvı ile aynı özelliklere sahiptir. Gıda sektörümüzde kullanılan kimyasallar maalesef kimyasal özelliklerinden dolayı insana, hayvana, bitkilere ve çevreye zarar verebilmektedir. Kimyasal kalıntılardan dolayı birçok kanser vakaları ile karşı karşıya gelmekteyiz.

      SÜPER OKSİDE SU (Elektrolize su)

      Bir elektrik akımıyla bir sıvı içinde bulunan sodyum klorürün (tuz), elektrokimyasal aktivasyonla üretilmesi ile ortaya çıkar. Suyun elektrolit olarak kullanılması durumunda oluşan suya da “ Elektrolize su” denilir. Elektroliz işlemi, elektroliz kabı veya tankı denilen bir ekipman (bir hücre) içinde uygulanır. Bu hücre içinde birbirine değmeyecek şekilde iki elektrot bulunur. Elektrotlar anot ve katot olarak isimlendirilir. Anot; yükseltgenmenin (elektron verme olayının), katot; indirgenmenin (elektron alma olayının) gerçekleştiği elektrottur (15). Elektroliz; yükseltgenme indirgenme reaksiyonları temeline dayanmaktadır. Kimyasal reaksiyonlarda, elektronların bir molekülden diğerine nakledilmesine, yükseltgenme indirgenme veya redoks reaksiyonları denilmektedir.

      (19) Geniş kullanım alanına sahip Süper Okside Su, dezenfektanın ana unsurunu mikropların hücre duvarını delen elektrik yüklenmiş moleküller olan oksiklor iyonları oluşturmaktadır. İçeriğinde bulunan Hipokloröz Asit (HCLO), bakterilerin manyetik alanını Hidrojen (H) atomu sayesinde kolaylıkla geçmekte, daha sonra ise elektrik yüklü moleküller membranını delerek yok etmektedir. Bu işlemi bir dakika gibi kısa bir sürede yapmakta, işlem sonrasında kalıntı bırakmayarak durulama gerektirmemekte, kullanılan alana zarar vermemektedir. Mehmet Baki Asutay

      Yorum yap


      • #4


        Nötrofil Nedir, Normal Değerleri Nelerdir?


        Mikroskop Nötrofil Görüntüsü
        Nötrofil tıpta neu nedir, vücudun enfeksiyonlar ile savaşmak için kullanılan bir beyaz kan hücresi çeşididir.
        Yüksek nötrofil seviyeleri genelde bir enfeksiyona sebep olur ama diğer tıbbi durumlar ile kullanılmakta olan bazı ilaçlar da buna sebep olabilir. Fiziksel ya da zihinsel stres, sigara da nötrofil ve hemogram düzeylerinde değişikliklere yol açabilir. Yüksek nötrofil değerleri genelde ciddi bir soruna işaret etmese bile kan tahlili sonucu yüksek çıktığında uzmana başvurulmalıdır.

        Kanda neu tahlil sonucu ortaya çıkması gereken normal değerler yetişkin olan bireylerde 1.700’ün altında olmamalıdır. Kanda neu tahlil sonucu değerlerinin yüksek ya da düşük çıkması birçok soruna işaret edebilmektedir. Kanda nötrofil ve hemogram neu insan vücudunda bakteriler ve virüsler ile savaşmaya olanak sağlar. Bundan dolayı değerlerin normal referans aralıklarında olması çok önemlidir. Tahlil sonucu sayılan değerlerin yorumlaması uzman hekim tarafından yapılmalıdır. Hasta ya da çevresi tarafından yapılacak olan yorumlamalar yanlış olacak ve hastanın yanlış adım atmasını sağlayacaktır. Bundan dolayı sağlık ile alakalı her daim uzman ile görüşmek gerekir. Hastaların tedavi sürecindeki tüm eksikleri gidermesi adına dikkatli olması çok önemlidir. Bunun uzman ile her daim görüşmek ve sorularınıza yanıt bulmanız gerekir. Sonuçları ve Hematoloji Tahlilleri

        Yüksek Değerler

        Kanda neu nedir kapsamında meydana yüksek değerler izole olan örnekleri zararsız olarak uzmanlar tarafından kabul edilmektedir. Çoğunlukla değerler kendi kendine normale döner ve herhangi bir tıbbi işleme gerek kalmadan sorun ortadan kalkar. Nötrofil seviyesinin normale döndüğünden emin olmak adına uzman hekimler hastalarından kan tahlili ister ve hastasını takip altında tutar. Düşük Değerler

        Neu sayılarından meydana gelecek olan düşüşlerin olması sonucunda nötropeni ortaya çıkar. Nötropeni sorunu kemoterapi, kan hücreleri üretmekte olan vücut bölgelerine radyasyon alımlarından kaynaklı olarak ortaya çıkabilir. Bunların yanı sıra bazı kanser türleri de vücutta normal yeni nötrofiller oluşturma kabiliyetinde bir düşüşe sebep olabilmektedir. Nötrofil tahlil sonucu düşük olduğunda hastanın kendini enfeksiyona karşı koruması çok önemlidir. Enfeksiyon kapan bir kişi bunu hissettiği anda uzman hekime başvurmalıdır. Hissettiğiniz anda doktorunuzu aramalısınız. Hematoloji tahlil sonucu neu sayısı düşük olan bir kişide bir enfeksiyon varsa, olağan uyarı semptomlarına dikkat etmek gerekir. Bu semptomlar her daim fark edilmeyebilir. Hemotoloji tahlil sonucu ile genelde ateş enfeksiyonun ilk belirtisi olarak karşımıza çıkar. Ateş dışında meydana gelen semptomlar arasında;
        • Titreme
        • Devamlı süren öksürük
        • Deride döküntü ya da boğazda döküntü, ciltte kızarıklık ya da hassasiyet
        • Bir yaranın veya insizyonun yavaş şekilde iyileşmesi
        • İdrarda yanma
        • Kulak ve boğaz ağrısı
        • Ağızda diş ağrısı, beyaz lekeler veya ülser, ağız veya boğazda iltihaplanma ya da ağrı
        • Yorgunluk ve zayıflığın artması
        • Deride solukluk veya aşırı terleme
        • Gözlerde kızarıklık
        • İshal
        • Yaralarda veya piercing bölgelerinde kızarıklık, şişme veya hassasiyet
        • Kateterin bulunduğu yüz, boyun veya kol bölgesinde şişme
        • Uyanma konusunda güçlük çekmek
        Nötrofil Sorunlarından Uzman İle Görüşme

        Kan Testi Nötrofil Görüntüsü
        Nötrofil tahlil sonucu yüksek çıkarsa doktor hastanın muhtemelen tıbbi geçmişi hakkında bilgi isteyecektir. Steroidlerde özellikle nötrofil düzeylerinin arttırması muhtemeldir. Ayriyeten yakın zamanda fiziksel veya zihinsel strese maruz kalınıp kalınmadığına dikkat etmek gerekir. Bu tarz bir sorunda uzmana söylenmelidir. Özellikle yorucu koşudan kaynaklı olarak da değerlerde yükselmeler yaşanabilir.

        Uzman hekimler hastalar ile alakalı tüm detayları öğrendikten sonra ek testler ve tahliller ister. Hamile kalmak, bir enfeksiyona ya da fiziksel yaralanmaya maruz kalmak nötrofil değerinde artışlara neden olur. Eğer hasta kişi sigara içiyorsa doktor bu konuda uyarıda bulunur ve sigarayı bırakmayı tavsiye eder. Değerlerin takip edilmesi için kan testleri yüksek nötrofil sayımına işaret ederse uzman altta yatan bir duruma bakar. Yüksek nötrofil seviyesine neden olabilecek olan hastalıklara tanı koymak adına ve sorunları detaylı şekilde anlamak adına uzmanlar daha ileri testler önerebilmektedir. Çeşitli enfeksiyonlar, inflamatuvar durumlar ve bazı kanser türleri için spesifik kan testlerinin yapılması istenebilir. Eğer yüksek nötrofil değerlerine neden olan altta yatan bir duruma teşhis konuyorsa bu duruma bağlı olarak ve koşullar dâhilinde tedavi öngörülür.

        Açık bir sebepten dolayı nötrofil değeri yüksek kalmaya devam ediyorsa uzmanlar büyük olasılıkla nötrofil değerlerini tekrardan kontrol etmek adına periyodik kan testleri yapılmasını isteyecektir. Altta yatan hastalıklarından ve nedenlerin belirlenmesinden sonra uzmanlar gerekli tedaviler için planlama sürecine geçer. Planlama sürecinde hastanın genel sağlık durumu göz önüne alınır. Tedavi kapsamında hastanın uzmanın söylediklerine dikkat etmesi, beslenme düzenine dikkat etmesi ve uzmanların verdiği ilaçları aksatmadan düzenli şekilde kullanması gerekir.

        Yorum yap


        • #5
          Süper Okside Suyun Çeşitli Mikroorganizmalara Karşı In-vitro Etkinliğinin Araştırılması
          Murat Günaydın1 , Şaban Esen2 , Keramettin Yanık1 , Nevzat Ünal1 , Adil Karadağ1 , Hakan Odabaşı1 , Asuman Birinci1 1Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji AD, Samsun 2Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD, Samsun
          Amaç: Hastanelerde uygun ve etkin dezenfeksiyon işlemleri için mikroorganizmalara etkili, ucuz, kullanımı ve elde edilmesi kolay, güvenilir kimyasallara ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmamızın amacı süper okside (elektrolize) suyun çeşitli mikroorganizmalara karşı, farklı konsantrasyonlarda in-vitro etkinliğini araştırmaktır. Yöntemler: Çalışmamızda Food and Drug Administration (FDA) tarafından yüksek düzey dezenfaktan onayı bulunan Süper Okside Su® (Soosan E&C, Korea) cihazından üretilen elektrolize su, altı adet ATCC suş, klinik örneklerden izole edilen; sekiz çoklu ilaç dirençli bakteri, maya ve küf mantarları üzerine farklı konsantrasyonlarda (1/1, 1/2, 1/5, 1/10, 1/20, 1/50, 1/100) ve temas sürelerinde ( 1, 2, 5, 10, 30 dk) kalitatif süspansiyon test yöntemi ile etkileri araştırıldı. Nötralizan madde olarak Dey-Engley Neutralizing Broth (Sigma-Aldrich, USA) kullanıldı.
          Bulgular: Süper Okside Su, çalışmaya alınan tüm standart suşlar (Acinetobacter baumannii 19606, Escherichia coli 25922, Enterococcus faecalis 29212, Klebsiella pneumoniae 254988, Pseudomonas aeruginosa 27853, Staphylococcus aureus 29213 ) ve klinik suşlarda, ( Acinetobacter baumannii, Escherichia coli, vankomisin dirençli Enterococcus faecium, Klebsiella pneumoniae, Pseudomonas aeruginosa, metisilin dirençli Staphylococcus aureus, Bacillus subtilus, Myroides spp.) izolatlarda 1/1 dilüsyonda 1 dakika ve diğer tüm test sürelerinde etkin bulundu. Çalışmaya alınan Candida albicans, Candida tropicalis, Candida parapsilosis, Candida glabrata, Candida krusei, Candida lusitaniae, Trichosporon spp. izolatlarda 1/1 dilüsyonda, 1 dakika ve diğer tüm test sürelerinde ve Aspergillus fumigatus, Aspergillus niger izolatlarında ise 1/1 dilüsyonda, 5 dakika ve diğer sürelerde, Aspergillus flavus’da 1/1 dilüsyonda 2 dakika ve diğer sürelerde etkin bulundu.
          Sonuç: Medilox elektrolize su, değişik direnç paternlerine sahip bakteri, maya ve küfler üzerine etkin ve hastane enfeksiyonlarının kontrolünde maliyeti düşük, yerinde üretilen bir dezenfektan madde olarak değerlendirilebilir. Anahtar kelimeler: Elektrolize su, Dezenfektan

          Yorum yap


          • #6
            Gıdalarda ve su ürünlerinde atımlı ışık ve elektrolize okside su uygulamaları

            29/10/2012 - 16:40:00
            Samime ÖZTURANve Nuray ERKAN İstanbul Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü

            İstanbul Universitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü, İşleme Teknolojisi ABD. nurerkan@istanbul.edu.tr

            ÖZET

            Geleneksel ısıl işlem uygulamaları sırasında gıdanın maruz kaldığı sıcaklığın istenmeyen kalite değişimlerine yol açması nedeniyle termal olmayan ileri muhafaza tekniklerinin, geleneksel yöntemlere alternatif olarak veya diğer geleneksel metodlar ile birlikte kullanılması yönünde çalışmalar artmıştır. Bu derlemede, son yıllarda gıdalarda ve su ürünlerinde kullanımı yaygınlaşan atımlı ışık (pulsed light) ve elektrolize okside su (electrolyzed oxidizing water) tekniklerinin uygulama alanları ve bu tekniklerle ilgili yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmektedir.
            GİRİŞ

            Belirtilen raf ömrü süresince fiziksel, kimyasal ve biyolojik risk taşımayan gıdalar güvenli gıda olarak tanımlanmaktadır. Gıda güvenliği ve kalitesi açısından biyolojik ve kimyasal aktivitelerin kontrol altına alınması gerekmektedir. Günümüzde gıda üreticileri gıdanın raf ömrünü uzatabilmek ve gıdanın besin değerini koruyabilmek için yeni teknolojik yöntem arayışı içerisine girmiş, seramik, genetik mühendisliği ve tıp gibi alanlarda kullanılmakta olan bazı teknolojileri gıdalarda uygulamaya başlamışlardır. Bu anlamda gıdalarda sterilizasyon amaçlı olarak kullanılan teknikler arasında ışınlama, ozonlama, UV (ultraviyole), atımlı ışık, elektrolize okside su, yüksek basınç işlemleri gibi birçok teknik yer almaktadır ve günümüzde bu sterilizasyon teknikleriyle ilgili çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir (Koutchma ve diğ., 2009)

            Elektrolize olmuş okside su teknolojisi hayvan yemlerinde, içme suyunda, tıp ve dişçilik sektöründe bakterileri yok etmek için kullanılan, taze ve işlenmiş gıdalarda FDA (Food and Drug Administration)’nın da kullanıma uygun bulduğu bir sterilizasyon işlemidir. Elektroliz uygulanmış okside su teknolojisi üzerinde, araştırıcılar 20 yıldan uzun süredir çalışmakta ve bu yöntemle çeşitli patojenleri kontrol altına almayı amaçlamaktadırlar. Teknolojinin uygulanmasının çok kolay ve ekonomik olması büyük avantaj sağlamaktadır (Dris ve Jain, 2004; Marriott ve Gravani, 2006). Elektrolize olmuş okside su yöntemiyle insanlarda hastalık etkeni oluşturan pek çok mikroorganizma inaktive edilebilmektedir. Örneğin; Pseudomonas aeruginosa, Staphylococcus aureus, S. epidermidis, E. coli O157:H7, Salmonella enteritidis, Salmonella typhimurium, Bacillus cereus, Listeria monocytogenes, Mycobacterium tuberculosis, Campylobacter jejuni , Enterobacter aerogenes ve Vibrio parahaemolyticus. Ayrıca bu yöntemle birçok maya ve küf türlerinin sporlarının çimlenmesi engellenebilmektedir. Örneğin; Alternaria spp., Bortrytis spp., Cladosporium spp., Colletotrichum spp., Curvularia lunata, Didymella bryonaie, Epicoccum nigrum, Fusarium spp., Helminthosporium spp., Pestalotia spp., Phomopsis longicolla, Rhodosporidium toruloides, Stagonospora nodorum, Thielaviopsis basicola, Trichoderma spirale, Acidovorax avenae sub sp., Erwinia chrysanthemi, Pantoea ananatis, Pseudomonas syringae, Aspergillus spp., Botryosphaeria berengeriana , Monilinia fructicola, Penicillium expansum ve Tilletia indica (Huang ve diğ., 2008).

            Elektrolize Okside Su (Electrolyzed Oxidizing Water) Teknolojisi
            Elektrolize olmuş okside su seyreltilmiş tuz çözeltisinin elektrolit bir membran ile bileşenlerine ayrılarak artı ve eksi iyonlarının geçişi prensibine dayanmaktadır. Elektrolize edilmiş okside su düşük pH (2.3- 2.7), yüksek oksi redüksiyon potansiyeli (>1000mV) ve bağımsız klor içeriğiyle pozitif yönlü olarak meydana gelmektedir. Elektrolize olmuş okside su prensibi aşağıda Şekil’de görülmektedir (Hsu, 2005).

            Şekil : Elektrolize olmuş okside su prensibi

            Pozitif kutup : 2H2O → 4H+ + O2↑+4e
            2NaCl →Cl2 ↑ +2e + 2Na+
            Cl2 + H2O → HCl + HOCl
            Negatif kutup : 2H2O + 2e → 2OH + H2 ↑
            2NaCl + 2OH→2NaOH + Cl


            Kanada Lethbridge Araştırma Merkezi, laboratuvarda yapılan ön çalışmaların ilk defa Rusya da geliştirilen basit bir su elektroliz işleminin, sudaki E.coli O157:H7’yi tamamen temizleyebileceğini gösterdiğini açıklamıştır (Jay ve diğ., 2006). Teknik anlmada ise bu yöntem ilk olarak Japonyada geliştirlmiştir (Shimizu ve Hurusawa, 1992). Günümüzde kümes hayvanları, kırmızı et, su ürünleri, hayvan yemleri, çeşitli sebze ve meyveler (şeftali, elma, çilek, domates, ıspanak vs.), alfafa bitki tomurcukları, gıda üretim ekipmanları, tıbbi malzemeler gibi birçok ürün ve malzemede olduğu gibi sektörel anlamda da ekonomik hijyen gerektiren gıda, zirrat, veterinerlik, hayvancılık sektörlerinde, hastane ve sağlık tesislerinde, otel ve restorant işletmelerinde ucuz ve güvenilir bir antimikrobiyal yöntem olarak tercih edilmektedir (Hung, 2000).

            Gıdalarda ve Su Ürünlerinde Elektrolize Okside Su Uygulamaları
            Elektrolize olmuş okside su metodu ile gıdada patojen mikroorganizmaların inaktivasyonu için yapılan ilk denemler yeşil fasulye, lahana gibi sebzelerde yapılmıştır. Hazırlanan örneklere elektrolize olmuş okside su uygulaması püskürtme işlemiyle gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonrasında Salmonella typhimurium ve Listeria monocytogenesmikroorganizmalarında 2-5 log cfu/gr azalma olduğu belirtilmiştir. Bu işlemden sonra 4oC sıcaklıkta 5-15 gün boyunca elektrolize iyonize suyun asitlik ve bazik dengesine göre Salmonella typhimurium ve Listeria monocytogenesmikroorganizmalarının logaritmik değişimleri gözlenmiş ve kıyaslaması yapılmıştır. Yapılan çalışmanın karşılaştırma tablosu aşağıda Tabloda görülmektedir (Jay ve diğ., 2006).
            Su Su Bazik Bazik Asidik Asidik
            Gün 5 15 5 15 5 15
            Salmonella typhimurium (log cfu/gr) 8.47 8.39 7.98 7.87 5.13 3.32
            Listeria monocytogenes (log cfu/gr) 8.73 8.74 8.69 8.77 5.36 4.60


            Doğranmış sebze ve meyvelerde bakteriyel yük fazla olduğu için elektrolize okside su yöntemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapılan bir çalışmada taze domatese E.coli, Salmonella enteritidis, Listeria monocytogenes inokule edilmiş. İnokulasyon sonucunda elektrolize okside suya birkaç dakika daldırma şeklinde uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulamanın sonunda mikroorganizmalarda 5 log cfu/ml’den >1 log cfu/ml’ye azaldığı belirtilmiştir (Sapers ve diğ., 2005).

            Izumi ve diğ. (2000), yapmış oldukları bir çalışmada elektrolize okside su yönteminin patates, ıspanak, dilimlenmiş havuç, dolmalık biber gibi sebzelerde mikrobiyal yükü 0.6 ile 2.6 log cfu/gr azalttığını belirtmişlerdir. İşlem sonrasında ıspanak ve dilimlenmiş havuç yüzeyinde klor miktarında 15-50 ppm arasında artış olduğunu gözlemlemişlerdir. Ayrıca uygulamanın yapılmış olduğu sebzelerde pH, yüzey rengi ve genel görünüşünde olumsuz bir etkisi olmadığını tespit etmişlerdir. Park ve diğ. (2001), yapmış oldukları bir çalışmada E.coli ve Listeria monocytogenes inoküle edilmiş lahana yapraklarına elektrolize okside su yöntemi ve aside edilmiş klorlanmış su (klor düzeyi 45 ppm azaltılmış) uygulamarını 24oC’de 3dk boyunca ayrı ayrı yapıp karşılaştırmışlardır. Elektrolize okside su yönteminde mikroorga 2.7 log cfu/g, diğer yöntemde ise mikroorganizmalarda 2.4 log cfu/g azalma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak iki yöntem arasında önemli bir fark olmadığını belirtmişlerdir.

            Ratna ve Demirci (2003), protein, vitamin, mineral ve besleyici gıdalar yönünden zengin olan Alafafa bitki tomurcuklarına ve lahana yapraklarına E.coli O157:H7 inokule edip elektrolize okside su yöntemini uygulamışlardır. Alafafa bitki tomurcuklarında E.coli O157:H7 mikroorganizmasının 0.2-1.6 log10 cfu azaldığını, lahana yapraklarında ise 1.1-2.7 log10 cfu azalma olduğunu belirtmişlerdir.

            Paola ve diğ. (2005) tarafından, Listeria monocytogenes inokule edilmiş lahana yapraklarına elektrolize okside su yöntemini kombine yöntemlerle ayrı ayrı uygulamışlardır. İlk uygulamada elektrolize okside su yöntemi + %5 NaCl solisyonu uygulamışlar ve uygulama sonucunda Listeria monocytogenes’ de 9.56 log cfu/ml’den 6.6 log cfu/ml’ye azalma olduğu görülmüştür. 2. uygulamada ise elektrolize okside su yöntemi+ %6 asetik asit uygulaması yapılmış ve uygulama sonunda Listeria monocytogenes’ de 9.56 log cfu/ml’den 5.49 log cfu/ml’ye azalma olduğu tespit edilmiştir. Guentzel ve diğ. (2008)’de yapmış oldukları bir çalışmada ıspanak, lahana yaprakları ve gıdaların servise hazır hale geldiği yüzey üzerinde elektrolize okside su yöntemi uygulayarak mikrobiyal faaliyetleri gözlemlemişlerdir. Önce gıdalara ve servis yüzeyine bulaşma sonucu insalarda hastalık etkeni oluşturabilecek patojen mikroorganzimalardan inokule etmişlerdir. (çalışmada inokulasyonu yapılan mikroorganizmalar; Listeria monocytogenes, E.coli, Salmonella typhimurium, Staphylococcus aureus) daha sonra gıdalara ve servis yüzeyine 20-50-100-120 ppm klorlama yapılmış elektrolize okside su uygulamasını 10 dk boyunca gerçekleştirmişlerdir. Yapılan çalışmanın sonucunda bütün mikroorganizmalar için genel olarak 0 başarı alındığı gözlemlenmiştir. Uygulama sonrasında mikroorganizmaların genelinde 6.1-6.7 log cfu/ml oranında azalma olduğu tespit edilmiştir. Servis yüzeyi için tekrardan 278-310 ppm klorlama yapılmış elektrolize okside su (pH: 6.38) uygulamasıyla mikroorganizmaların inaksitavasyonunda %79-100 oranında başarı elde edilmiştir. Ispanakta 10 dk 100-120 ppm klorlanmış elektrolize okside su uygulamasıyla bütün mikroorganizmalarda 4-5 log cfu/ml, lahanada ise 10 dk 100-120 ppm klorlanmış elektrolize okside su uygulamasında E.coli’de 0.24-0.25 log cfu/ml, diğer mikroorganizmalarda ise 2.53-2.81 log cfu/ml oranında azalma olduğu tespit edilmiştir.

            Phuvasate ve Su (2010), yapmış oldukları bir çalışmada somon ve sarıkanat orkinoz balığı ile gıdanın temas ettiği yüzey üzerinde elektrolize okside su ve elektrolize okside buz uygulaması yapmışlardır. Uygulama öncesi balık yüzeyine ve ortam yüzeyine Enterobacter aerogenes, Enterobacter cloacae, Klebsiella pneumoniae, Morganella morganii ve Proteus hauseri bakterileri inokule etmişlerdir. Uygulamanın sonucunda 5 dk boyunca 50 ppm klorlanmış elektrolize okside su ve elektrolize okside buz uygulamalarından sonra Enterobacter cloacae, Klebsiella pneumoniae, Proteus hauseri bakterilerinin balık yüzeyinde gelişim göstermediği tespit edilmiştir. 120 dk sonra 100 ppm klorlanmış elektrolize okside su ve elektrolize okside buz uygulamalarında ise Enterobacter aerogenes ve Morganella morganiibakterilerinde 1.3-2.2 log cfu/ml azalma olduğu görülmüştür. Bundan başka 24 saat sonunda 100 ppm klorlanmış elektrolize okside su ve elektrolize okside buz uygulamalarında Enterobacter aerogenes ve Morganella morganiibakterilerinde 2.4-3.5 log cfu/ml azalma olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmada olumlu sonuç elde edilmiş olduğundan elektrolize okside su ve elektrolize okside buz uygulamalarının hasat sonrası balık yüzeyinde uygulanmasının önerilecek metotlar olduğunu belirtilmişlerdir.

            Huang ve diğ. (2006)’da yapmış oldukları bir çalışmada su ürünlerinin yüzeyinde ve su ürünlerinin temas ettiği yüzey alanlarında elektrolize okside su yöntemini uygulamışlardır. Önce su ürünleri yüzeylerinde ve temas edilen yüzeylere E.coli ve Vibrio parahaemolyticus bakterilerinin inokulasyonu gerçekleştirilmiş daha sonra 10 dakika elektrolize okside su uygulaması yapılmıştır. 1 dakikalık elektrolize okside su uygulamasında E.coli’de 0.7 log cfu/ml azalma olduğu görülmüştür. 5 dakikalık elektrolize okside su uygulamasında Vibrio parahaemolyticus’da 1.5 log cfu/ml, 10 dakikalık elektrolize okside su uygulamasında ise Vibrio parahaemolyticus’da 2.6 log cfu/ml azalma olduğu görülmüştür.

            Özer ve Demirci (2006 b), çiğ somon balığında elektrolize okside su yöntemini uygulamışlardır. Somon filetoların yüzeyine E.coli O157:H7 ve Listeria monocytogenes inokulasyonunu gerçekleştirmiş ve 90 ppm klorlanmış solusyonlu asidik elektrolize okside su uygulaması yapmışlardır. Çalışmayı 22 oC ve 35oC’de 2-4-8-16-38-64 dakikalık uygulamalar halinde gözlemlemişlerdir. Uygulamanın ilk dakikalarında 22 oC’de Listeria monocytogenes 0.40 log cfu/ml, E.coliO157:H7 0.49 log cfu/ml azalma olduğu gözlenmiştir. 35oC’de ise Listeria monocytogenes 1.2 log cfu/ml, E.coliO157:H7 1.07 log cfu/ml azalma olduğu belirtilmiştir. 64. dakikanın sonunda ise Listeria monocytogenes’de 1.3 log cfu/ml, E.coli O157:H7 1.46 log cfu/ml azalma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmada balık filetosunda yüzey uygulaması olarak elektrolize okside su yönteminin mikroorganizmaların inaktivasyonu için başarılı bir metot olduğunu vurgulamışlardır.

            Gıda muhafazasında geleneksel olarak kullanılan termal işlemlerin gıdaların kalitesinde neden olduğu kalite kayıpları ve enerji sarfiyatındaki azaltılma gereksinimi yeni yöntemlerin arayışını başlatmıştır. Çeşitli alanlarda kullanılmakta olan yeni teknolojilerin gıda alanında da uygulanabilir olabilmesi gıda muhafazasında yeni teknolojiler ile ilgili son yıllarda yapılan çalışmaların sayısını da artırmıştır.

            Atımlı ışık ve elektrolize okside su teknikleri antimikrobiyal etkileriyle içme suyunda, hayvan yemlerinde, çeşitli sebze ve meyvelerde, çiğ, işlenmiş, soğutulmuş ve dondurulmuş et, kümes hayvanları, su ürünleri gibi pek çok gıdada kullanımlarının yanı sıra sektörel anlamda seramik yapımı, gıda üretim ekipmanları, tıbbi malzemeler, ziraat, veterinerlik, hayvancılık sektörlerinde, hastane ve sağlık tesislerinde, otel ve restorant işletmelerinde sterilizasyon amaçlı kullanılan metotlardır. Her iki yöntemde istenilen antimikrobiyal etkiyi sağlamaları, kolay ugulanabilir olmaları ve düşük maliyetli teknikler olmaları sebebiyle birçok alanda kullanımı tercih edilen metodlardır. Günümüzde bu metodların gıdalarda ısıl işlem uygulanan geleneksel metodlara alternatif olarak kullanılması konusunda yoğun çalışmalar devam etmektedir.

            Kaynaklar
            ALLENDE, A. ve ARTES, F., 2003, UV radiation as a novel technique to preserve quality of fresh processed 'Lollo Rosso' lettuce, Food Research International, 36:739-746.
            BARBOSA-CANOVAS, G.V, POTHAKAMURY, U.R., PALOU, E., SWANSON, B.G., 1998, Nonthermal preservation of food, CRC press, Newyork, 0-8247-9979-8.
            BARBOSA-CANOVAS, G.V and ZHANG, Q.H., 2001, Pulsed Electric Fileds in Food Processing, CRC press, USA, 1-56676-783-0.
            BIALCA, K.L. ve DEMIRCI, A., 2007, Decontamination of Escherichia coli O157:H7 and Salmonella entrica on bluberries using ozone and pulsed light UV-light, Journal of Food Science, 72: M391-M396.
            BROWN, A., 2007, Understanding Food: principles & preparation, Wadswort publishing company, United States, 049510745X.
            CHOI, M.S., CHEIGH, C.I., JEONG, E.A., SHIN, J.K., CHUNG, M.S., 2009, Nonthermal sterilization of Listeria monocytogenes in infant foods by intense pulsed-light treatment, Journal of Food Engineering, 97: 504–509
            DRIS, R. ve JAIN, M., 2004, Production Practices and Quality Assessment of Food Crops: Postharvest Treatment and Technology, Springer, Gaithersburg, 1-4020-1701-4.
            DUNN, J.E, CLARK, R.W., ASMUS, J.F., PEARLMAN, J.S., BOYER, K., PAIRCHAUD, F., HOFMAN, G., 1991, Methods and apparatus for preservation of food stuffs, Pat., U.S., 5-034-235.
            DUNN, J., OTT, T.,CLARK, W., 1995, Pulsed Light Treatment of Food Packaging, Food Technology, 49(9):95-98.
            DUNN, J., 1996, Pulsed light and pulsed electric field for foods and eggs, Poultry Science, 75: 1133-1136.
            FINE, F. ve GERVAIS, P., 2004, Efficiency of pulsed UV light for microbial decontamination of food powders, Journal of Food Protection, 67(4):787-92.
            GUENTZEL, J.L., LAM, K.L., CALLAN, A.M., EMMONS, S.A., DUNHAM, V.L., 2008, Reduction of bacteria on spinach, lettuce, and surfaces in food service areas using neutral electrolyzed oxidizing water, Food Microbiology, (25): 36–41.
            HAN, H., J., 2005, Innovations in Food Packaging, Food Science and Technology: International series, Canada, 0-12-311632-5
            HIERRO, E., MANZANO, S., ORDONEZ, J.A., HOZ, L., FERNANDEZ, M., 2009, Inactivation of Salmonella enterica serovar Enteritidis on shell eggs by pulsed light technology, International Journal of Food Microbiology, 135: 125–130.
            HILLEGAS, S.L. ve DEMIRCI, A., 2003, Inactivation of Clostridium sporogenes in clover honey by pulsed UV light treatment, The CIGR Journal of Scientific- Research and Development- Manuscript, 03-009: 7pp.
            HSU, S.Y., 2005, Effects of flow rate, temperature and salt concentration on chemical and physical properties of electrolyzed oxidizing water, Journal of Food Engineering, (66) 171–176.
            HUNG, Y.C., 2000, New Method Kills Bacteria on Furits and Vegetables, Proceedings of the 220th National Meeting of the American Chemical Society, Washington, D.C.
            HUANG, Y.R.,HSIEH, H.S., LIN, S.Y.,LIN S.J., HUNG, Y.C., HWANG, D.F., 2006, Application of electrolyzed oxidizing water on the reduction of bacterial contamination for seafood, Food Control, (17): 987–993.
            HUANG, Y.R., HUNG, Y.C., HSU, S.Y., HUANG, Y.W., HWANG, D.F., 2008, Application of electrolyzed water in the food industry, Food Control, 19:329–345.
            IZUMI, H., KIBA, T., HASHIMOTO, 2000, Efficacy of Electrolyzed Water as a Desinfectant for Fresh-Cut Spinach, Quality assurance in agricultural produce, ACIAR Procedings, (100): 216- 221.
            JAY, J.M., LOESSNER, M.J., GOLDEN, D.A., 2006, Modern Food Microbiology, Springer, Gaithersburg, 0-387-23180-3.
            JUN, S., IRUDAYARAJ, J., DEMIRCI, A., GEISER, D., 2003, Pulsed UV-light treatment of corn meal for inactivation of Aspergillus niger, International Journal of Food Science Technology, 38:883-888.
            KAACK, K. ve LYAGER, B., 2007, Treatment of slices from carrot (Daucus carota) using high intensity white pulsed light, European Food Research and Technology , 224(6): 561-566.
            KOUTCHMA, T.N., FORNEY, L.J., MORARU,C.I., 2009, Ultraviolet Light in Food Technology Principles and Applications, CRC press, New York, 978-1-4200-5950-2.
            MARRIOTT, N.G. and GRAVANI, R.B., 2006, Principles of food sanitation, Springer, Gaithersburg, 978-0-387-25025-5.
            OZER, N.P ve DEMIRCI, A., 2006(a), Inactivation of Esherichia Coli O 157:H7 and Listeria monocytogenesisinoculated on raw salmon fillets by pulsed UV treatment, International Food Science Technology, 41:354–360.
            OZER, N.P. ve DEMIRCI, A., 2006(b), Electrolyzed oxidizing water treatment for decontamination of raw salmon inoculated with Escherichia coli O157:H7 and Listeria monocytogenes Scott A and response surface modeling, Journal of Food Engineering, (72): 234–241.
            PAOLA, C.L., ROCIO, C.V., MARCELA, M., MILCIADES, D., KARINA, C.A., 2005, Effectıveness of Electrolyzed Oxıdızıng Water for Inactıvatıng Listeria monocytogenes in Lettuce, Universitas Scientiarum Revista de la Facultad de Ciencias Pontificia Universidad Javeriana, 10(1): 97-108.
            PARK, C.M, HUNG, Y.C, DOYLE M.P, EZEIKE, G.O.I, KIM, C., 2001, Pathogen Reduction and Quality of Lettuce Treated with Electrolyzed Oxidizing Water and Acidified Chlorinated Water, Journal of Food Science, 66(9): 1368-1372.
            RATNA, R.S. ve DEMIRCI, A., 2003, Treatment of Escherichia Coli O157:H7 inoculated alfalfa seeds and sprouts with electrolyzed oxidizing water, International Journal of Food Microbiology, (86): 231.
            RICE, J., 1994, Sterilizing with light and electrical impulses, Food Processing, (7):66.
            RIEMANN, H.P. and CLIVER, D.O., 2006, Foodborn infections and intoxications, Elseviar academic press, USA, 978-0-12-588365-8
            SAPERS, G.M., GORAY, J.R., YOUSEF, A.E., 2005, Microbiology of fruits and vegetables, CRC press, USA, 0-8493-2261-8.
            SCHMIDL, M.K. ve LABUZA, T.P., 2000, Essentials of functional foods, Springer, Gaithersburg, 0-8342-1261-7.
            SHARMA, R.R. ve DEMIRCI, A., 2003, Inactivation of E.coli O 157:H7 on alfalfa seeds with pulsed ultraviolet light and response surface modeling, Journal of Food Science, 68:1448-1453.
            SHIMIZU, Y. ve HURUSAWA, T., 1992, Antiviral, antibacterial, and antifungal actions of electrolyzed oxidizing water through electrolysis, Dental Journal, 37: 1055–1062.
            TAKESHITA, K., SHIBATO, J., SAMESHIMA, T., FUKUNAGA, S.I., ARIHARA, K., ITOH, M., 2003, Damage of yeast cells induced by pulsed light irradiation, International Journal of Food Microbiology, 85:151-158.

            Yorum yap

            Hazırlanıyor...
            X