Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

Kişniş, Koriander, Coriandrum sativum

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Kişniş, Koriander, Coriandrum sativum

    KİŞNİŞ



    1-2 Yıllık | 0,3-0,8m | 6-7 Aylar | Ça,Na,Ar | Tohumu ve Eterikyağı
    Kişniş, Koriander, Coriandrum sativum L.

    Familyası: Maydanozgillerden, Doldengeweaechse, Apiaceae

    Drugları: Kişiniş tohumu (meyvesi): coriandri fructus
    Kişniş yağı (eteryağı): coriandri aetheroleum
    Kişiniş tohumu çay, baharat ve natürel ilaç yapımında ve kişiniş to-humundan elde edilen eter yağı aroma tedavisinde ve de baharat olarak kullanılır.

    Giriş: Kişniş maydanozgillerin bir alt grubu olan coriandrealardan olup, bu grupta sadece iki tür mevcuttur. Bunlar yabani ve kültür kişnişi diye ikiye ayrılır. Kültür kişniş Türkiye’de ve Avrupa’da yetişen Coriandrum sativum en çok bilinen ve kullanılandır. Bu tür Kişniş Türk Kişnişi ve Rus Kişnişi olarak ikiye ayrılır. Bu türden Rus kişinişi küçük tohumlu: coriandrum sativum var. microcarpum ve Türk kişnişi: coriandrum sativum var. macrocarpum (var. vulgare) diye anılır. Kişnişin MÖ: 1500 yüzyılında Mısırlılar tarafından kullanıldığı ve yine M.Ö 2. yüzyılda Çinliler tarafından kullanıldığı belgelenmektedir.
    Vatanının Doğu Akdeniz ülkeleri:Mısır, Suriye, Filistin ve Türkiye olduğu ve buradan Avrupa’nın batısından Çin’in doğusuna kadar yayıldığıdır. Günümüzde başta Türkiye, Fas, Japonya, ABD, Hindistan, Çin, Arjantin, Macaristan ve Balkan ülkelerinde yetiştirilir.

    Botanik: Kişniş 30-80 cm boyunda genellikle bir yıllık bir bitkidir, fakat iki yıllık olan alt türleride mevcuttur. Kökleri iğ şeklinde, bitkinin tamamı kendine has bir kokuya sahiptir ve bu kokuda tahtakurusunun pis kokusuna benzer. Alt yaprakları uzun saplı, üç parça, kenarları kertikli ve parçalar kalp şeklindedir. Orta ve üstteki yapraklar gövdeye oturmuştur ve ortadaki yapraklar önce üç sonra tekrar üçe ayrılırken, en üsteki yapraklar iplik gibi incedir. Çiçeklerinden 10-20 tanesi topluca bir arada şemsiyecik oluşturur ve kenardaki çiçeklerin ters yumurta şeklinde beyaz veya pembe renkte, her bir çiçek 3-5 taç yaprağa sahiptir ve ortada taç yaprağı olmayan çiçekler pembe renklidir. Şemsiyecikler uzun bir sapla kendisi gibi 3-5 adet şemsiyeciğin bir araya gelmesi ile geriden şemsiye şeklinde çiçek demetleri oluşturur. Meyveleri sarımsı esmer, kahverengi fakat genellikle pastkahvererengimsi renkte, küre şeklinde, üzerinde 8-10 adet yay şeklinde çıkıntılar vardır ve yayalar boydan boya uzanır. Dış kabuğun içinde iki ayrı parça karşılıklı bulunur ve Rus kişnişi 1,5-3 mm ve Türk kişnişi 3-5 mm çapındadır.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Konya, Burdur, Isparta yörelerinde yaygın olarak yetiştirilir.
    Hasat zamanı: Meyveleri farklı zamanlarda yani Ağustos’tan Eylül’e kadar olgunlaştığından, önce olgunlaşanlar toplanır, sonra beli bir süre sonra tekrar olgunlaşan meyveleri toplanır ve hasat böyle devam eder. Şayet olgunlaşan meyvelerin yanında olgunlaşmamış meyvelerde top-lanırsa daha sonra iyice kurutulsa da kötü bir koku yayar.

    Birleşimi: Meyvelerinin (tohumlarının) birleşimindeki önemli maddeler şöyledir;
    a) Eter yağı türevleri %0.4-1 arasında olup sıcak ülkelerde yetişen Kişnişin eter yağı az; Hindistan’da %0.1-0.2’dir. Soğuk ülkelerde ise bu oran yüksektir. Mesela Norveç’te %1.4-1.7 ve Türkiye’de %0.5-1 gibi çok değişkenlik gösterir. Eter yağının %60-70 S-(+)-Linalool (D-(+)-Linalool) ve az miktarda Geraniol, Borneol, p-Cymel, Kimonen, Campfer, Cineol, α-Pinen ve 8-Terpinen içerir.
    b) Sabit yağlar %13-20 arasında olup %40 Petroselinasit, %35 Oleikasit ve %15 Linolenasit en önemlileridir.
    c) Ayrıca %15 Protein, Karbonhidratlar, az miktarda Flavoniter, Carbonikasitler ve Tanen içerir.
    d) Bitkinin yaprak, çiçek, sap, kök ve olgunlaşmamış meyvelerinde kötü kokuya neden olan Aldehidler;Decanal, Tridecen-(2)-al, Nonanal, Transdecen-2-al ve Trans-Dodecen-2-al içerir. Olgunlaşmış Kişniş meyvesinde(tohumunda) Aldehid türevleri bulunmaz. Bu nedenlede kötü değil güzel kokarlar.

    Tesir şekli; Gaz söktürücü, kramp çözücü, ishali önleyici, iştah açıcı, hafif terletici, mideyi kuvvetlendirici ve hazmettiricidir.

    Araştırmalar; ABD’nin New York şehrinde iki bilim adamı Prof. Dr. Med. Omura ve Dr. Klinghardt taze kişnişin salata şeklinde yenmesi halinde dişlerdeki zehirli dolgu maddesi civanın sebep olduğu hücre zehirlenmesini önlediği tespit etmişlerdir. (Nhk.01.00.44)

    Kulanılması;
    a) Üniversite kliniklerinde insanlar üzerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmıştır ve buna göre taze kişniş dişlerdeki amalgamın içerdiği civa zehirlenmesine karşı etkilidir. Fakat bu araştırma yeterlimidir?
    b) Komisyon E’nin 18.09.1986 tarihli ve 173 nolu monografi bildirisine göre kişniş tohumunun sindirim zafiyeti ve iştahsızlığa karşı kul-lanılabileceği beyan edilmiştir.
    c) Aroma tedavisinde kişniş yağı başta şişkinlik, hazımsızlık, kramplar ve iştahsızlığa karşı kullanılır.
    d) Halk arasında kişniş şişkinlik (gaz), hazımsızlık ve kramp başta olmak üzere mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Bu rahatsızlıklara karşı kişniş;kimyon, anason, rezene ve kakule gibi bitki tohumları ile birlikte kullanılır ise daha etkili olur.

    Çay; İki tatlı kaşığı kişniş (kişniş tohumu sade kişniş diye anılır) hafif ezilerek demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.

    Çay Harmanları;

    Gökçek Şişkinlik çayı;
    20 g Kimyon tohumu
    20 g Kişniş tohumu
    20 g Papatya çiçeği
    20 g Oğul otu
    10 g Nane yaprağı
    10 g Rezene tohumu

    Gökçek Şişkinlik çayı;
    20 g Melek otu kökü
    20 g Anason tohumu
    20 g Kimyon tohumu
    20 g Rezene tohumu
    20 g Kişniş tohumu

    Gökçek Mide-Bağırsak çayı(şişkinlik ve hazımsızlık);
    40 g Kişniş tohumu
    30 g Rezene tohumu
    20 g Kimyon tohumu
    10 g Oğul otu yaprağı

    Gökçek Mide ve Bağırsak çayı (şişkinlik, tıkanma ve sinirsel mide ağrısı)
    30 g Anason tohumu
    30 g Rezene tohumu
    15 g Kişniş tohumu
    15 g Kimyon tohumu
    10 g Ebe gömeci çiçeği

    Baharat; Kişniş tohumu ekmek, pasta, sebzeli ve etli yemeklere baharat olarak kullanılır.

    Ekstresi; Kişniş tohumu Etal ilşe Ekstraksiyonu yapılarak Hülasası (eks-tresi) elde edilir. Bu ekstre sade olarak aynı Eter yağı gibi kullanıldığı gibi Natürel ilaç yapımında da kullanılır.

    Ar; Kişniş tohumu su buharı ile damıtılarak(destilasyon) Eter yağı elde edilir ve bu Eter yağı yukarıdaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. Yemeklere 2-3 damla damlatılır veya 1-2 damla şekerle veya bir parça ekmekle alınır.
    İki formül içinde geçerli uygulama;Tüm malzemeler karıştırılır. Bu yağdan 3-5 damla karın üzerine damlatılarak, çocuk ve bebeklerin şiş-kinlik, karın ağrısı ve hazımsızlık gibi rahatsızlıklarında ovalama şeklinde uygulanır.

    Yan tesirleri; Bilinen bir yan tesiri yoktur.fakat Eter yağının çok sert olması nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır.

  • #2
    Coriandrum sativum tohumları özütü, deneysel sıçanlarda AGE inhibisyonu yoluyla diyabetik nefropatinin ilerlemesini hafifletir.

    Anu Kajal , Metodoloji , Yazılım , Yazma - orijinal taslak , Yazma - inceleme ve düzenlemeve Randhir Singh , Kavramsallaştırma , Veri iyileştirme , Denetim , Yazma - inceleme ve düzenleme *
    Salah A. Sheweita, Editör
    Yazar bilgileri Makale notları Telif hakkı ve Lisans bilgileri Sorumluluk reddi İlişkili Veriler

    Tamamlayıcı Malzemeler Veri Kullanılabilirliği Beyanı
    Şuraya gidin: Öz

    Bu çalışmada, C'nin petrol eteri ekstraktının fitokimyasal bileşimini gösterdik . Sativum(CPE), kromatografik, spektroskopik ve ayrıca spektrometrik analizler kullanarak tohumlar. CPE, Streptozotosin (STZ) -nikotinamid (NAD) ile indüklenen tip 2 diyabet modelinde diyabetik nefropatinin (DN) hafifletilmesindeki olası rolü açısından değerlendirildi. 45 gün boyunca 100, 200 ve 400 mg / kg'lık dozlarda CPE uygulaması, serum glukoz, lipid ve kreatinin seviyeleri dahil olmak üzere yüksek biyokimyasal parametrelerde önemli bir zayıflama üretmiştir. CPE ayrıca tedavi edilen diyabetik sıçanlarda albüminüriyi ve yüksek kreatinin klirensini korumuştur. Böbreklerde gelişmiş glikasyon son ürünleri (AGE'ler) oluşumu, süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon (GSH) seviyesinde kayda değer artış ve tiyobarbitürik asit reaktif türler (TBARS) açısından lipid peroksidasyonunda önemli ölçüde azalma ile birlikte önemli ölçüde azalmıştır. Olası mekanizmayı ortaya çıkarmak için moleküler yerleştirme çalışmaları da yapıldı. Sonuç olarak, STZ-NAD modelini kullanarak, CPE'nin biyoaktif bileşenlerin varlığıyla DN'nin ilerlemesini engelleyebileceğini başarıyla tahmin ettik.C . sativum antidiyabetik tedavi için potansiyel bir adjuvan olarak hareket edebilir ve daha fazla araştırılması gerekir.

    Şuraya gidin: Giriş

    Zihinsel bilim olarak tıbbın kurucusu olan Hipokrat, gıdaların birçok tıbbi özelliğini incelemiş ve gıda asmedisini özetlemiştir . Ayurveda ve geleneksel Çin tıbbı sistemleri de dahil olmak üzere birçok geleneksel sistem, tarih boyunca gıdanın ilaç olarak kullanımını uygulamaktadır. Tıbbi olarak aktif olması veya işlevsel olması için, bir gıda, besleyici olmanın yanı sıra daha iyi sağlık veya hastalık riskinin azalmasına katkıda bulunan biyolojik olarak aktif bileşenler içermelidir. Bunlar, normal bir diyetin parçası olan besinler olarak düşünülmüştür [ 1 , 2 , 3 ].

    Coriandrum sativum L., Apiacea ailesinin önemli bir üyesidir.Besinsel ve tıbbi özellikleriyle değerli en eski bitkisel bitkilerden biri olarak tanımlanır [ 4 ]. Bu bitkinin yaprakları ve tohumları geleneksel olarak çeşitli rahatsızlıkların yanı sıra baharat olarak kullanılır. tıp sistemleri [ 5 ]. C . sativum , flavonoidler (quercetin ve isoquercetin, rutin), terpenler (linalool), terpenoidler, polifenoller (ferrulik asit, gallik asit, rutin, kafeik asit, anetol, borneol, karoteinoidler), zengin yağ asitleri gibi çoklu biyoaktif bileşenlerin potansiyel bir kaynağıdır. terapötik etkisinden sorumlu olabilecek petroselinik asit, kumarinler ve hidroksi-kumarinler, tanenler, steroller, C vitamini ve tokoferoller vb. [ 4, 6 ]. C . sativum , antidislipidemik, antiinflamatuvar, kardiyo ve nöroprotektif gibi ilginç farmakolojik aktivitelere sahiptir [ 7 , 8 ]. C . sativum , düzenli diyette yaygın olarak kullanıldığı için fonksiyonel bir gıda Dahası, çeşitli bozukluklardaki farmakolojik faydaları, fonksiyonel bir gıda olarak kullanımını teşvik eder [ 7 ].

    Diyabetik nefropati (DN), diyabetik hastalarda önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. DN genel olarak, yapısal ve fonksiyonel anormalliklere yol açan bazal membranın kalınlaşması, messengial hücrelerin genişlemesi, fibroz ve podosit apoptozu ile karakterizedir. Böbrek hücrelerinin fonksiyonel bozukluğu diyabetik hastalarda üriner albümin, üre, ürik asit ve kreatinin, BUN, sıvı tutulumu, glomerüler lezyonların artmasına ve glomerüler filtrasyon hızının (GFR) azalmasına neden olur [ 9 ]. Dahası, kronik hiperglisemi ve oksidatif stres, diyabete bağlı komplikasyonların başlangıcında iki ana suçludur [ 10 , 11]. Heksokinaz enzimi, normal koşullar altında enerji üretimi için glikozu fosforile ederken, kronik hiperglisemi, heksokinazın doygunluğuna geçer. Bu doygunluk, aşırı glikozun aspoliol yolu gibi yollara girmesine neden olur ve sonuçta AGE'lerin ve reseptörlerinin oluşumunun artmasına yol açar [ 10 , 11 ]. AGE'ler ve reseptörleri arasındaki etkileşim, vasküler yaşlanmaya ve hasara neden olur ve sonuç olarak DN patogenezinde aktif olarak yer alır. Kronik hiperglisemi ayrıca AGE oluşumunu kolaylaştıran reaktif oksijen türlerinin (ROS) seviyesini artırarak oksidatif strese neden olur. Bu nedenle, yukarıda bahsedilen biyokimyasal yollardaki değişiklikler, nefronların yapısal ve fonksiyonel aberasyonuna ve sonunda DN'ye yol açar.

    Oral hipoglisemik ajanlar ve insülin tedavisi gibi mevcut diyabet müdahalelerinin yanı sıra, birçok diyabetik hasta, diyabet yönetimi için alternatif tedavilere olan talebi yoğunlaştıran tamamlayıcı ve alternatif tedavileri de seçmektedir [ 12 ]. gıdalar, biyoaktif bileşenleri ve tıbbi özellikleri, bu çalışma C'nin petrol eteri ekstraktını araştırmak için tasarlandı . DN'nin zayıflaması için sativum .

    Şuraya gidin: Malzemeler ve yöntemler

    CPE ve fitokimyasal taramanın hazırlanması

    C bitki materyali . sativum (Marka adı: Golden Harvest; Parti no. RAI-1272; Tanım: Kişniş bütün) yerel Ambala pazarından temin edilmiştir (coğrafi koordinatlar: Enlem: 30 ° 21′39 ″ K; Boylam: 76 ° 47′52 ″ D ), Haryana, Hindistan ve onaylı Dr. K. Madhava Chetty, Botanik Bölümü, SVU, Tirupati. Bitki örneği fiş no. 1078, ileride başvurmak üzere enstitünün herbaryumunda mevcuttur. Tohumları C . Sativumkabaca toz haline getirildi ve petrol eteri (60-80 ° C) kullanılarak soxhlet ekstraksiyonuna tabi tutuldu. Özüt damıtıldı ve 40 ° C'lik bir sıcaklıkta döner buharlaştırıcı kullanılarak indirgenmiş basınç altında konsantre edildi. Bu ham öz, mevcut çalışma için kullanıldı. CPE'de bulunan fitokimyasallar, Trease ve Evans, 1989'da [ 13 ] açıklanan kalitatif testler kullanılarak tarandı . Toplam terpenoid tahmini

    CPE'deki toplam terpenoid içeriği Ghorai ve diğerleri , 2012 [ 14 ] tarafından açıklanan yöntem kullanılarak belirlendi . Standart olarak Linalool kullanıldı. Linalool (10-500 μg / ml) kullanılarak standart bir eğri çizildi. Numunedeki toplam terpenoid konsantrasyonu, 200 μl CPE başına μg Linalool eşdeğeri olarak elde edildi. İnce tabaka kromatografisi (TLC) -Bioautography

    TLC, iki çözücü i . örn ., CPE bileşenlerini ayırmak için 7: 3 oranında toluen ve etil asetat. Biyootografi, Hemalatha ve diğerleri, 2016 [ 15 ] tarafından açıklanan yönteme göre CPE'de antioksidan bileşiklerin varlığını doğrulamak için yapıldı . Antioksidan özelliklere sahip olan spesifik bileşikler, DPPH tarafından geliştirilen mor arka plana karşı açık sarı renk bölgesi gösterir. GC-MS analizi

    CPE trimetilsilil türevlerine türetilmiş ve 60 ° C'de muhafaza edildi, GC-MS analysis.Initially kolonuna tabi tutuldu ve o numune ve sıcaklık koşulları 140 ° C'ye yükseltildi edildi enjekte sonra 5 dakika C o 10 bir oranda C O dak C. Sıcaklık 20 dakika süreyle dakikada 5 ° C ile 200 ° C'ye yükseltildi. Enjektörün son sıcaklığı 250 ° C ve detektör için 275 ° C idi. H 2 taşıyıcı gaz olarak kullanılmıştır. Giriş basıncı 45 psi lineer, gaz hızı 39 cm / sn, kolon akış hızı 2.4 mL / dak, bölünmüş oran (40: 1) ve enjektör hacmi 1μL. Yüksek performanslı sıvı kromatografik (HPLC) analizi

    HPLC analizi, 5 μmCapcell Pak C18 kolon (4.6 mm (ID) × 250 mm, 5 μm) ve UV detektör ile donatılmış CyberLab (Millibury, ABD) HPLC sistemi kullanılarak yapıldı. Çözücü A, asetonitrildi ve çözücü B, 55:45, v / v oranında su idi. 25 ° C'de gradyan elüsyonu dakikada 1.0 ml akış hızında gerçekleştirilirken saptama, bileşenin alıkonma süresine göre değişen 190 nm ila 280 nm aralığında yapıldı. UV-Görünür spektroskopi

    CPE, 190–800 nm dalga boyu aralığı için 2375- Çift ışınlı UV-VIS spektrofotometre (Electronics India) kullanılarak 0.1 mg / ml konsantrasyonda UV-Görünür spektral özellik açısından değerlendirildi. Fourier dönüşümü kızılötesi (FTIR) spektroskopisi

    CPE ve KBr (potasyum) peletleri bir hidrolik preste yapıldı ve FTIR-Shimadzu spektrometresi kullanılarak 450-4000 cm- 1 aralığında FTIR analizine tabi tutuldu . Moleküler yerleştirme

    Moleküler yerleştirme, VLife Molecular yerleştirme yazılımı sürüm 4.6.10 kullanılarak gerçekleştirildi. RAGEs (PDB ID: 3CJJ) kristal yapısı moleküler yerleştirme için kullanıldı. PDB, RCSB PDB-101 protein kristalleri veri tabanından (PDB, http://www.rcsb.org/pdb/ ) elde edildi. PDB, VLife MDS'nin çalışma yüzeyine yerleştirilirken, tüm su molekülleri çıkarıldı. Ligand, ChemSketch 2017'de hazırlanmış ve mol.2 dosyası olarak kaydedilmiştir. Protein, aktif bölge için analiz edildi ve kenetlenme skorunu oluşturmak için ligandla kenetlendi. Yerleştirilmiş kompleks, yazılımın "etkileşimler" bölümünde görüntülendi. Hayvan deneyleri

    Hayvan deney protokolü MM College of Pharmacy Kurumsal Hayvan Etik Komitesi (IAEC) (1355 / PO / Re / L / 10 / CPCSEA) tarafından onaylandı ve hükümetin düzenleyici kurumunun (MMCP / IAEC / 16 / 07). 250-300 gr ağırlığındaki erkek Wistar sıçanları, NIPER, Mohali'den temin edildi ve yerel hayvan barınağı koşullarında 24 ± 2 o C sıcaklık,% 45 ± 5 nem ve 12 saat aydınlık ve karanlık döngüye alıştırıldı . Tüm hayvanların diyet ve suya serbest erişimi vardı.

    Taze (tek ile STZ hazırlanan i . P . 65 mg / kg enjeksiyonu) NAD enjeksiyon 15 dakika boyunca (230 mg / kg, daha sonra tatbik edilmiştir i . P tip 2 diyabet (TIIDM) indüksiyonu için kullanılabilir.). STZ'nin diyabetojenik etkisi, artan ROS üretimi yoluyla oksidatif stres tarafından pankreas β hücrelerini seçici olarak yok etmesiyle ilgilidir [ 16 ]. NAD, suda çözünen aktif bir B 3 vitamini formudur ve antioksidan fonksiyonlara sahiptir. STZ'ye karşı pankreas β-hücreleri üzerindeki kısmi koruyucu etkisi nedeniyle hayvanlara NAD enjekte edildi, bu nedenle TIIDM'ye yol açar. STZ, antioksidan enzimleri inhibe eder ve artmış lipid peroksidasyon seviyeleri ile birlikte DN'nin patogenezinde anahtar rol oynar [17 ]. Bu nedenle, çalışma için STZ-NAD kaynaklı TIIDM modeli seçilmiştir.

    Kan glukoz seviyesi, 72 saatlik STZ uygulamasından sonra tahmin edilmiştir. Hayvanlar, kan glikozu tahmini için gece boyunca aç bırakıldı ve çalışma için glikoz seviyeleri 250 mg / dL'nin üzerinde olan hayvanlar seçildi. Hayvanlarda ana DN semptomu, bir aylık bir süre içinde, yani 30 ila 45 gün içinde gelişir. 30 günlük STZ uygulamasından sonra, idrardaki albüminin yanı sıra serum kreatinin, üre, ürik asit, BUN seviyeleri ve kreatinin klirensi, DN gelişimini düşündüren önemli ölçüde yüksekti.

    CPE için doz seçimi ve hayvanların gruplandırılması

    Patel ve ark., 2012 [ 18 ] tarafından gerçekleştirilen oral akut toksisite çalışmalarına dayanarak CPE için farklı dozlar (100, 200 ve 400 mg / kg) seçildi ve ayrıca sorumlu olmayan dozlarda özütleri test etmeme kriterlerini takip etti. pratik faydaya sahip olmak [ 19 ]. Grup başına alınan toplam hayvan sayısı sekizdi. Bununla birlikte, veriler ölümsüzlük nedeniyle her grupta altı hayvan için hesaplanmıştır. Hayvanlar altı gruba ayrıldı. Normal kontrol için Grup 1; DN kontrolü için Grup 2; 100 mg / kg doz CPE alan DN sıçanlar için Grup 3; 200 mg / kg doz CPE alan DN sıçanlar için Grup 4; 400 mg / kg dozda CPE alan DN sıçanlar için Grup 5 ve 10 mg / kg doz Glimepiride alan DN sıçanlar için Grup 6.

    Dozlar uygun araç içinde hazırlandı ve günde bir kez oral gavaj yardımı ile uygulandı ve ekstrakt ve glimepirid ile tedaviye DN başlangıcının doğrulanmasından sonra 45 gün devam edildi.

    Serum ve idrar biyokimyasal tahlilleri

    Serum glukozu, insülin, karaciğer enzimleri, lipid profili ve böbrek fonksiyonunun biyokimyasal tahmini, Reckon Diagnostics Pvt. Ltd.

    İdrar, 12 saat süreyle metabolik kafeslerden toplandı. İdrar kreatinin ve albümin atılımı (UAE), Reckon Diagnostics Pvt. Ltd. HİNDİSTAN. Kreatinin klirensi (Ccr) aşağıdaki formül kullanılarak hesaplandı:
    C c r( m l / m ben n / 100gb o d yw e i g h t )= [ u r ben n ec r e bir T ı n i n , e( m g / d L ) × u r ben n ev o l u m e( m l ) / s e r u mc r e bir T ı n i n , e( M g / d L ) ]× [ 100 / b o d yW , e i g h t( G ) ]x[ 1 / 720( m ben n ) ].


    Antioksidan enzim düzeylerinin tahmini, böbrekte AGE'ler ve histopatolojik çalışmalar

    Çalışma sonunda hayvanlar servikal dislokasyon ile öldürüldü ve böbrekler elde edildi. Döner mikrotomlar kullanılarak, 5 um kalınlığında küçük kesitler hazırlanmış ve mikroskobik gözlemler için hematoksilen ve eozin (H & E) boyası ile boyanmıştır. Böbrek homojenatı, antioksidan enzimleri, yani antioksidan enzimleri tahmin etmek için kullanıldı . SOD (U / mg protein) ve GSH (μM / mg protein). Lipid peroksidasyonu TBARS (nmol / mg protein) olarak ölçüldü.

    AGE seviyeleri ayrıca böbreklerde de tahmin edilmiştir [ 20Kısaca perfüze böbrekler 2 ml 0.25 M sukroz içinde homojenize edildikten sonra 900 g'de 5 ° C'de santrifüj edilerek süpernatan ayrıldı. Pelet, 2 ml sükroz çözeltisi içinde yeniden süspanse edildi ve santrifüjlendi. Elde edilen süpernatan bir öncekiyle karıştırıldı. Mevcut proteinler, eşit hacimde trikloroasetik asit (TCA) ilave edilerek çökeltildi. 4 ° C'de 900 g ile santrifüjlendikten sonra elde edilen protein pelleti lipit fraksiyonunu çıkarmak için iki kez 1 ml metanol ile karıştırıldı. Çözünmeyen protein,% 10 soğutulmuş TCA ile yıkandıktan sonra santrifüjlendi ve kalıntı, 1 ml 1 N NaOH içinde çözündürüldü ve protein konsantrasyonu, BSA standart eğrisine göre 280 nm'de absorbans ölçülerek tahmin edildi. AGE içeriği daha sonra 440 nm'de emisyon ve 370 nm'de eksitasyon ile florometrik olarak ölçüldü, istatistiksel analiz

    İstatistiksel analiz Graph pad Prism 6 kullanılarak yapıldı. Değerler ortalama ± SEM olarak ifade edildi ve istatistiksel analiz için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. ANOVA'yı post hoc çoklu karşılaştırma testi olarak Tukey izledi . Sonuçlar p ≤ 0.05 ise anlamlı kabul edildi . Farklı grupların karşılaştırılması için alfabe (a, b, c, d) tahsis edildi. DN kontrolüne karşı normal kontrol (a); 100, 200, 400 mg / kg CPE ve standart ilaca karşı DN kontrolü (b); 100 mg / kg'a karşı 200 ve 400 mg / kg (c); 200 mg / kg'a karşı 400 mg / kg (d); * p <0,001, # p <0,01, † p <0,05

    Şuraya gidin: Sonuçlar ve tartışma

    Fitokimyasal bileşim

    Ön fitokimyasal tarama, terpenoidlerin, katı yağların ve sabit yağın varlığını ortaya çıkardı. Bu şekilde elde edilen sonuçlar, CPE'de terpenoidlerin ve yağ asidi içeriğinin varlığını kanıtlayan mevcut literatüre uygundur [ 4 ]. CPE'nin toplam terpenoid içeriği, Linalool'un standart eğrisi çizilerek hesaplandı; bir monoterpen. Toplam terpenoid içeriği, 200 μl CPE'ye eşdeğer 37 μg Linalool olarak bulundu.

    1 mg / ml konsantrasyonlu CPE, toluen ve etil asetat kullanılarak TLC üzerinde yürütüldü. Geliştirilen TLC plakası kurutuldu ve UV ışığı altında görselleştirildi. Sırasıyla 0.41 ve 0.62'lik Rf değerinde iki nokta gözlendi ( S1 Şek ). Ayrıca, geliştirilmiş ve kurutulmuş TLC plakasına% 0.2 DPPH püskürtülmüştür. DPPH radikalinin radikal olmayan DPPHH'ye indirgenmesi, antioksidan bileşiklerin varlığını gösteren mordan sarıya renkteki görsel değişiklikle doğrulanmıştır. CPE'deki antioksidan bileşiklerin zenginliğini ortaya çıkaran TLC biyo-otografında mor bir arka plana karşı sarı noktalar tespit edildi ( S2 Şekil ) .

    Fitokimyasal tarama sonuçları dikkate alınarak, CPE ayrıca aktif fito bileşenlerin doğrulanması için GC-MS analizine tabi tutuldu.GC-MS analizinden elde edilen sonuç (zirveler), Ulusal Enstitü Standart ve Teknolojisi (NIST-14) veri tabanına göre yorumlandı kütüphane. CPE'deki yüzde bileşimi ile birlikte tanımlanan bileşikler,tablo 1. Sonuçlar, CPE'de bir monoterpen, askorbil palmitat (askorbik asidin yağda çözünür formu) ve farklı yağ asitleri olan Linalool'un varlığını ortaya çıkardı. tablo 1

    C'nin GC-MS analizi sonucu . sativum petrol eter ekstresi (CPE).
    1 7.87 2.39 Linalool
    2 18.64 11.53 Askorbil Palmitat
    3 20.40 69.38 Petroselinik asit
    4 20.53 2.22 Docosahexanoic asit
    5 22.08 2.56 Linoleik asit
    6 23.62 1.62 α-Linolenik asit
    7 24,95 10.30 Oleik asit
    Linalool, HPLC analizi ile ölçüldü ve hesaplanan linalool konsantrasyonu mg / g CPE olarak ifade edildi. CPE için elde edilen kromatogram, 6.784 dakikada standart linalool RT ile karşılaştırıldığında RT 6.723 dakikada linalool için ayrı bir farklı tepe ile tanımlandı ( S3 Şekil ). Linalool konsantrasyonu 43.62 mg / g CPE olarak bulundu.

    CPE ayrıca UV-Görünür spektroskopiye tabi tutuldu ve elde edilen kromatogram 224, 335, 406 ve 674 nm civarında maksimum emilim ile 4 ana pik gösterdi. Emilim modelleri, terpenlerin [ 21 ] ve yağ asitlerinin [ 22 ] doğrulanması ve yorumlanması için önceden var olan veriler ve diğer araştırmacıların raporları ile karşılaştırıldı ve CPE'de yağ asitleri ve terpenlerin varlığını kanıtlayarak neredeyse benzer olduğu bulundu.

    Ayrıca, CPE, fonksiyonel grup dağılımını tanımlamak için FTIR ile karakterize edildi. FTIR spektrumu analiz edilerek farklı baskın fonksiyonel gruplar, yani hidroksil, alkan ve alkenler tespit edildi. FTIR spektrumu CPE için pik değerleri 455,20, 594,08, 725,23, 802,39, 933,55, 1002,98, 1172,72, 1234,44, 1365,6, 1458,18, 1612,49, 2353,16, 2723,49, 2870,08, 2947,23, 3379,29 cm elde edilmiştir -1 . Vücut ağırlığında iyileşme

    STZ ile indüklenen diyabet, kronik hipergliseminin bir sonucu olarak artan kas israfına ve proteinlerin katabolizmasına bağlı vücut ağırlığı kaybı ile ilişkilidir [ 23 ]. Normal kontrol grubunun vücut ağırlığında önemli bir fark gözlenmedi (284,76 ± 4,51 ila 290,17 ± 5,20 g) çalışmanın sonunda. Bununla birlikte, DN kontrol sıçanları, vücut ağırlığında önemli bir kayıp (303.00 ± 4.11 g ila 172.87 ± 2.38 g) ile gözlenmiştir. Dahası, CPE (100, 200 ve 400 mg / kg) ve glimepirid uygulaması, kilo kaybını iyileştirmiştir. Doza bağımlı bir şekilde DN sıçanları. Bu gelişme, karaciğerden glikoz çıkışının inhibisyonuna ve ayrıca yağ dokusunda lipolizin baskılanmasına eşlik eden hepatik glukoneojenez'e atfedilebilir. Glimepiride ayrıca sıçanlarda kilo kaybını da inhibe etti (Şekil 1). Kronik hiperglisemi, farklı CPE dozlarının oral uygulamasında önemli ölçüde geliştirilmiş olan normal kontrole kıyasla DN kontrol hayvanlarında artan su ve gıda alımına yol açar.
    Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0213147.g001.jpg'dir.
    Şekil 1
    CPE'nin vücut ağırlığı (g) üzerindeki etkisi.
    Değerler, Ortalama ± SEM (n = 6) olarak temsil edilir. Serum glikoz seviyesinin düşürülmesi

    Normal sıçanlara kıyasla DN sıçanlarda serum glikoz seviyesi önemli ölçüde artmıştır. Oral CPE uygulaması (100, 200 ve 400 mg / kg), DN kontrol sıçanlarına kıyasla serum glikoz seviyesinde sırasıyla 271.00 ± 4.83, 244.01 ± 3.12 ve 182.73 ± 4.28 mg / dL'ye önemli bir düşüş sağlamıştır. CPE tarafından üretilen etkilerin doza ve zamana bağlı olduğu bulunmuştur (İncir. 2). Glimepirid ile tedavi edilen grup ayrıca, DN kontrol grubuna (420,23 ± 5,46 mg / dL) kıyasla açlık kan şekeri seviyesinde (135,41 ± 4,39 mg / dL) önemli ölçüde zayıflamaya neden olmuştur. CPE'nin glikoz seviyesi üzerindeki zayıflatıcı etkileri, geleneksel olarak antidiyabetik aktivitesiyle bilinen linalool gibi aktif bileşenlerin varlığına atfedilebilir.
    Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0213147.g002.jpg'dir.
    İncir. 2
    CPE'nin kan şekeri seviyesi (mg / dL) üzerindeki etkisi.
    Değerler, Ortalama ± SEM (n = 6) olarak temsil edilir. Serum insülin seviyesinde iyileşme

    Terpenler ve terpenoidler gibi fitokonstitüentlerin oksidatif stresi, hiperglisemiyi, hiperlipidemiyi azaltması ve pankreas β hücrelerinden insülin salgılaması ve hücrelerinin yenilenmesi ile iyi bilinmektedir [ 10 ]. Serum insülin seviyesi 30 yani çalışmanın başlangıcında ölçüldü inci gün ile 75 yani çalışmanın sonunda inci günü. 30 günü thgünde, serum insülin düzeyinin, normal kontrol sıçanlarına kıyasla, yani 6.93 ± 0.26 μIU / mlin DN kontrol sıçanlarına, yani 15.06 ± 0.41μIU / ml'ye göre azaldığı bulunmuştur. 45 gün boyunca 100, 200 ve 400 mg / kg oral CPE ve glimepirid dozları, serum insülin seviyesinde sırasıyla 7.20 ± 0.15, 8.03 ± 0.31, 10.38 ± 0.23 ve 11.87 ± 0.27μIU / ml'ye önemli iyileşme sağlamıştır. Sonuçlarımız , C'nin anti-hiperglisemik potansiyeli için Gray ve Flatt, 1999 ve Eidi ve diğerleri, 2009 [ 24 , 25 ] çalışmaları ile desteklenmiştir . sativum , pankreas β hücrelerinden insülin salınmasını uyararak. Serum lipid profilinde iyileşme

    DN, glikoz metabolizmasının değişmesiyle sınırlı değildir, aynı zamanda özellikle TIIDM'de dislipidemi ile ilişkilidir [ 26 ]. Normal sıçanlara kıyasla diyabetik gruplarda STZ uygulamasından sonra artmış serum total kolesterol (TC), trigliserit (TG), düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ve azalmış yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) seviyeleri gözlenmiştir (Tablo 2). Bu lipid anormallikleri , böbrek hücrelerinde hücre dışı matriks protein birikiminden sorumlu olan ve nihayetinde hücre hasarına yol açan iltihaplanma aracılarının aktivasyonu yoluyla DN'ye katkıda bulunur [ 10 ]. Kişniş tohumları, potansiyel bir mono ve aynı zamanda çoklu doymamış yağ asitleri kaynağıdır. GC-MS analizi. CPE'deki petroselinik asit, Cox-1 ve Cox-2 enzimlerini inhibe ederek antiinflamatuvar aktiviteye sahiptir [ 5 ]. Omega-3 [Dokosaheksanoik asit (DHA) ve alfa-linolenik (ALA)] ve omega-6 yağ asitleri (linoleik asit), anti-enflamatuar ajanların salgılanmasını teşvik etmenin yanı sıra TG seviyelerini düşürdüğü, HDL seviyesini artırdığı, endotelde iyileşme sağladığı bilinmektedir. işlev bozukluğu vb. [ 27]. Farklı CPE dozlarının oral yoldan verilmesi, lipidlerin değişen seviyesini önemli ölçüde azaltmıştır ve dolayısıyla CPE'nin lipid metabolizmasının iyileştirilmesindeki rolünü göstermektedir. Benzer şekilde, glimepirid de lipid profili üzerinde önemli etkiler göstermiştir. Tablo 2

    C'nin Etkisi . diyabetik nefropati sıçanlarında biyokimyasal parametreler üzerine sativum petroleum eter ekstresi (CPE).
    TC (mg / dL) 102,33 ± 2,04 299.55 ± 2.10 a * 215.12 ± 0.82 b * 179.03 ± 1.42 b * c * 159,65 ± 2,02 b * c * d * 151,83 ± 2,19 b *
    LDL (mg / dL) 36.50 ± 1.64 233.38 ± 2.21 a * 133,25 ± 1,27 b * 110,87 ± 1,19 b * c # 90,43 ± 1,78 b * c * d * 94.90 ± 1.59 b *
    TG (mg / dL) 73.67 ± 1.41 205.80 ± 1.61 a * 128,78 ± 1,35 b * 117,49 ± 0,82 b * c # 106,24 ± 0,89 b * c * d # 100,13 ± 1,92 b *
    HDL (mg / dL) 57.50 ± 0.96 27.44 ± 0.77 a * 36,45 ± 0,76 b * 40,36 ± 0,29 b * c † 45.71 ± 0.36 b * c * d # 36.17 ± 0.80 b *
    AST (IU / L) 37.01 ± 1.21 84,75 ± 2,58 bir * 70,15 ± 1,33 b * 58,33 ±
    2,50 b * c #
    46,23 ±
    1,80 b * d *
    45,39 ± 1,09 b *
    ALT
    (IU / L)
    29.41 ±
    0.71
    72.02 ±
    2.08
    66,28 ±
    1,33 b *
    56,38 ±
    2,53 b * c #
    39.09 ±
    1.81 b * d *
    36.98 ± 1.43 b *
    Üre (mg / dL) 34,73 ± 0,95 89,33 ± 1,41 bir * 58,39 ± 0,78 b * 52,13 ± 1,30 b * c * 48,52 ± 1,18 b * c * d † 55.50 ± 1.26 b *
    Ürik asit (mg / dL) 5.07 ± 0.13 15.10 ± 0.38 bir * 8,39 ± 0,12 b * 7,97 ± 0,16 b * 7,36 ± 0,25 b * c # d † 7.67 ± 0.18 b *
    Kreatinin (mg / dL) 0.70 ± 0.11 3.92 ± 0.03 a * 2.96 ± 0.07 b * 2,56 ± 0,03 b * c † 2.16 ± 0.05 b * c * d * 1.56 ± 0.07 b *
    BUN (mg / dL) 16.73 ± 0.44 41,72 ± 0,66 b * 23.93 ± 0.36 b * c * 21.61 ± 0.61 b * c # 18.32 ± 0.49 b * c * d † 25.92 ± 0.59 b *
    BAE (μg / 24 saat) 210.66 ± 0.32 1548.25 ± 0.90 a * 491,23 ± 7,28 b * 465,67 ± 4,02 b * c # 452.09 ± 7.39 b * c # d * 489,24 ± 9,04 b *
    Kreatinin klirensi 3.09 ± 0.07 3.75 ± 0.18 3.80 ± 0.18 b # 5,23 ± 0,24 b * 8.24 ± 0.58 b * c * d # 8,93 ± 0,39 b *
    SOD (U / mg protein) 3.67 ± 0.08 1.23 ± 0.03 a * 1.69 ± 0.03 b * 2.19 ± 0.02 b * c * 3.17 ± 0.06 b * c * d * 3.41 ± 0.03 b *
    GSH (μM / mg protein) 69.04 ± 0.47 36.07 ± 0.44 a * 40.01 ± 0.51 b * 48,99 ± 0,35 b * c * 56,37 ± 0,39 b * c * d * 60.51 ± 0.49 b *
    TBARS (nmol / mg protein) 0.57 ± 0.02 2.29 ± 0.03 bir * 2.11 ± 0.01 b * 1.91 ± 0.03 b * c † 1.60 ± 0.02 b * c * 1.69 ± 0.03 b *
    AGE'ler
    (RFU / mg protein)
    1,62 ±
    0,06
    3.78 ±
    0.09 a *
    3.24 ±
    0.06 b *
    2.80 ±
    0.05 b * c #
    2.64 ±
    0.08 b * c *
    3,50 ±
    0,09 b *
    Ayrı bir pencerede aç
    Değerler ortalama ± SEM olarak ifade edilir (her grupta n = 6). Karaciğer enzimlerinde gelişme

    STZ indüksiyonu, hiperkolesterolemi ve hipertrigliseridemi ile ilişkili yağlı karaciğere yol açar. Yağlı karaciğer, yüksek karaciğer enzimleri, yani Aspartat aminotransferaz (AST) ve Alanin aminotransferaz (ALT) ile karakterize edilir. Yükselmiş AST ve ALT seviyeleri, CPE (100, 200 ve 400 mg / kg) ve glimepirid (10 mg / kg) ile önemli ölçüde tersine çevrilmiştir (Tablo 2) . Bu sonuçlar CPE'nin hepatoprotektif etkilerini ortaya koymaktadır. Smojlik ve ark., 2010; Moustafa ve diğerleri, 2012 ve Özbek ve diğerleri, 2016 [ 28 , 29 , 30 ] da C'nin hepatoprotektif etkilerini kanıtlamıştır . sativum ve hences sonuçlarımızı destekler. Böbrek indeksinde ve diğer böbrek parametrelerinde iyileşme

    Kronik hiperglisemi ve oksidatif stres, yapısal ve fonksiyonel anormalliklere yol açar. Böbrek yapısal anormallikleri (bazal membran kalınlaşması, mezanjiyal genişleme ve hipertrofi), normal kontrol grubundakilere kıyasla STZ-diyabetik sıçanlarda yüksek böbrek indeksine (böbrek ağırlığı / vücut ağırlığı oranı) yol açar. 100, 200 ve 400 mg / kg CPE ile diyabetik grupların oral uygulaması, DN kontrol sıçanlarına (0.98 ± 0.016) kıyasla önemli ölçüde azaltılmış böbrek indeksine (sırasıyla 0.57 ± 0.006, 0.52 ± 0.007 ve 0.49 ± 0.005) sahiptir.

    Artmış albümin, üre, ürik asit, kreatinin ve BUN seviyeleri gibi fonksiyonel anormallikler DN'nin başlangıcını temsil eder. İdrarda artmış albümin seviyeleri (albüminüri), DN'deki anormal lipid metabolizması ile ilişkilidir [ 31 ]. Diyabetik sıçanlarda idrar albümin seviyelerinde önemli artış, albüminürinin bozulan böbrek fonksiyonu ve değişen lipid metabolizması ile ilişkili olduğunu gösterir. CPE ile tedavi, bu seviyeleri normalleştirdi ve albüminüriye karşı yararlı rolünü sergiledi.

    Bu çalışmada, serum üre, ürik asit, kreatinin, BUN ve UAE gibi biyobelirteçlerin DN'nin başlangıcını gösteren yüksek olduğu bulundu. CPE'nin oral uygulaması, artan böbrek parametrelerini tersine çevirmiştir ve bu zayıflatıcı etkilerin doza bağlı olduğu bulunmuştur. Normal kontrole kıyasla diyabetik sıçanlarda idrar hacmi ve idrar kreatinininde artış görülmüştür. Bu seviyeler, CPE (100, 200 ve 400 mg / kg) ile muamele ile Ccr'de bir iyileşme ile önemli ölçüde azaltıldı. (Tablo 2). AGE'lerin inhibisyonu

    Kronichyperglycemi, AGE'lerin ve reseptörlerinin oluşumunda artışa yol açar. AGE'ler ROS ile birlikte böbrek hasarında önemli rol oynar. Yapılan çeşitli çalışmalar, AGE'lerin inhibisyonunun diyabetik komplikasyonların hafifletilmesinde hayati bir rol oynadığını doğrulamaktadır [ 31 , 32 ], bu nedenle AGE inhibisyonu, patogenezi değiştirebilen ve DN'nin ilerlemesini geciktirebilen iyi bir terapötik yaklaşım olarak düşünülebilir. CPE, DN kontrol sıçanlarına kıyasla böbrekte AGE oluşumuna karşı inhibitör etki gösterir (Tablo 2). CPE'nin antioksidan enzimler ve TBARS üzerindeki etkisi

    Kronik hiperglisemi, toplu olarak serbest radikaller ve ROS üreten ve nihayetinde azalmış antioksidan enzim seviyelerine ve artan lipid peroksidasyonuna yol açan birkaç biyokimyasal yolu aktive eder. STZ uygulaması ayrıca renal antioksidan enzimlerde (SOD ve GSH) önemli bir azalma ve TBARS seviyeleri açısından lipid peroksidasyonunda artış sağlamıştır. Petroselinik asit, kişniş tohumlarının% 65 ile% 76 arasında değişen başlıca yağ asididir [ 3 ]. Petroselinik asit, serbest radikalleri temizler ve bu nedenle lipid peroksidasyonunu engeller. Linalool ve askorbik asit gibi güçlü antioksidanlar ile zenginleştirilmiş CPE, lipid peroksidasyonunu önemli ölçüde azaltmıştır ve antioksidan enzim seviyesinin de diyabetik kontrol sıçanlarına kıyasla yüksek olduğu bulunmuştur (Tablo 2Ayrıca linalool, oksidatif hasara bağlı komplikasyonların tedavisinde terapötik yaklaşımlarda kullanılabilir [ 33 , 34 , 35 ]. Kişnişin antioksidan potansiyeli de kanıtlanmıştır [ 4 , 28 , 35 ], bu da sonuçlarımızı olumlu bir şekilde desteklemiştir. Histopatoloji

    Böbrekler histopatolojik inceleme için toplandı. Normal kontrol ile karşılaştırıldığında, DN kontrol grubu, artan glomerüler boşluk ve glomerül atrofisi ile birlikte, mezanjiyal genişleme ve glomerüler kılcal damarların kalınlaşması gibi patolojik belirteçlerin işaretlerini gösterdi. Normal kontrol sıçanları normal yapı, glomerüler boyut ve taban zarı kalınlığı gösterdi. Glimepiride tedavi grubu, korteks ve medulladaki inflamasyon hücrelerinin daha az infiltrasyonu ile kıvrımlı tübüllerde azalmış nekrotik duruma sahiptir. Bununla birlikte, glomerulusun morfolojisi, CPE ile muamele edilmiş grup, yani mezanjiyal genişlemede azalma, membran kalınlığı ve farklı dozlarda atrofi ile iyileştirilmiştir . Linalool, böbrek dokuları üzerindeki yararlı etkileri nedeniyle incelenmiştir [ 34] CPE ile tedavi edilen sıçanlar için yapısal değişikliklere katkıda bulunmuş olabilir (Şekil 3).
    Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0213147.g003.jpg'dir.
    Şekil 3
    Normal, diyabetik kontrol, CPE ve standart (Glimepiride) ile tedavi edilen sıçanların (H&E × 100) Böbreğindeki histopatolojik değişiklikler.
    Normal kontrolde glomerulusun normal yapısını gösteren oklar; DN sıçanlarda normal glomerulusun yok olmasına yol açan mezanjiyal hücre genişlemesi ve hipertrpofi; Glimepirid tedavisi ve farklı CPE dozları (100, 200 ve 400 mg / kg) ile normal ve atrofi yakın yapıların geri kazanılması.

    Bu nedenle, bitkide bulunan antioksidan bileşikler ve yağ asitleri, kronik kan glukoz seviyesinin, AGE'lerin inhibisyonu yoluyla oksidatif stresin ve bununla ilgili sonuçların iyileştirilmesinde yardımcı olabilir ve DN'nin ilerlemesine karşı etkili olabilir. Moleküler yerleştirme çalışmaları

    Son yıllarda AGE'ler ile diyabetik komplikasyonlar arasındaki ilişkiyi destekleyen güçlü kanıtlar ortaya çıkmıştır. Fazla glikoz, daha sonra AGE'lere dönüşen ve sonuç olarak organlara ve dokulara zarar veren, ara Schiff bazları ve glukosepan, fruktozamin vb. AGE'ler, RAGE'ler veya AGE'ler için reseptör olarak bilinen reseptörleri aracılığıyla etki eder. RAGE'lere bağlanabilen ajanlar kullanılarak AGE'lerin seçici olarak önlenmesi, bu nedenle AGE'lerin zarar verici etkisini bloke eder. Bu, DN'nin zayıflatılması için ilginç bir terapötik yaklaşım olabilir [ 10 ]. Mekanizmayı ortaya çıkarmak için, özümüzün en aktif bileşenini yerleştirdik i . e., Linalool to RAGEs (PDB ID: 3CJJ) kristal yapısı. Linalool, -2.098 kcal / mol'lük bir dock skoru ile iyi bir bağlanma etkileşimi göstermiştir. Linalool'un GLY 200 ve GLY 199, VAL 197 ve VAL 229 , ASP 201 , ALP 135 dahil olmak üzere RAGE'lerin amino asit kalıntıları ile 2,45 A'dan daha düşük bir mesafe ile etkileşime girdiği bulunmuştur . Bağlanma etkileşimleri şu şekilde gösterilmiştir:Şekil 4.
    Bir resim, illüstrasyon vb. İçeren harici bir dosya. Nesne adı pone.0213147.g004.jpg'dir.
    Şekil 4
    RAGEs ile Linalool'un bağlama modları (PDB: 3CJJ). Linalool'un RAGE'lerin aktif bölgelerine bağlandığı ve amino asitlerle etkileşime girdiği gösterilmiştir.
    Şuraya gidin: Sonuç

    Mevcut çalışma, C'nin petrol eteri ekstraktının uygulanmasını ortaya çıkardı . sativum tohumları, hiperglisemi, oksidatif stres, hiperlipideminin yanı sıra terpen ve yağ asitleri gibi fito bileşenlerinin olası bir katkısı olabilecek AGE'lerin oluşumunu iyileştirmiştir. Bu nedenle CPE, STZ'nin neden olduğu diyabetik nefropatide koruyucu etki gösterir. Ayrıca, C'nin ayrıntılı mekanizmasını aydınlatmak için daha fazla araştırma . diyabetik nefropatide hücresel ve moleküler seviyelerde sativum yapılması gerekiyor.


    Şuraya gidin: Destek Bilgisi

    S1 İncir

    UV ışığı altında CPE'nin TLC plakası geliştirildi.
    (PDF)
    Ek veri dosyası için burayı tıklayın. (11K, pdf) S2 İncir

    Antioksidan bileşiklerin varlığını gösteren CPE'nin TLC biyootografisi.
    (PDF)
    Ek veri dosyası için burayı tıklayın. (7,8 bin, pdf) S3 İncir

    Linalool (standart, A) ve CPE (B) için HPLC Kromatogramı, yaklaşık benzer tutma süresinde (RT) linaloolün tepe noktasını gösterir.

    (PDF)
    Ek veri dosyası için burayı tıklayın. (80K, pdf)
    Şuraya gidin: Teşekkürler

    INSPIRE, Bilim ve Teknoloji Departmanı, Yeni Delhi, Hindistan Hükümeti, oldukça kabul görmektedir.

    Şuraya gidin: Finansman Beyanı

    Yazarlar bu çalışma için belirli bir fon almadılar.

    Şuraya gidin: Veri kullanılabilirliği

    İlgili tüm veriler el yazması ve Destekleyici Bilgi dosyalarının içindedir.

    Şuraya gidin: Referanslar

    1. Pathirage KP ve Li Y. Tip 2 diabetes mellitusta kullanılan fonksiyonel bitkisel gıda bileşenleri . Pharmacogn Rev . 2012; 6 : 37–45. 10.4103 / 0973-7847.95863 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    2. Ballali S ve Lanciai F. Fonksiyonel gıda ve diyabet: diyabetin önlenmesinde doğal bir yol mu? . Int J Food Sci Nutr . 2012; 63 : 51–61. 10.3109 / 09637486.2011.637487 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    3. Najla GS, Anwar F, Gilani AH, Hamid AA, Saari N ve Alkharfy KM. Kişniş ( Coriandrum sativum L.): Fonksiyonel Gıdalar ve Nutrasötikler için Yüksek Değerli Bileşenlerin Potansiyel Bir Kaynağı - Bir Gözden Geçirme . Phytother Res . 2013; 27 : 1439–1456. 10.1002 / ptr.4897 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    4. Laribi B, Karima Kouki K, M'Hamdi M, Bettaieb T. Coriander ( Coriandrum sativum L.) ve biyoaktif bileşenleri . Fitoterapia . 2015; 103 : 9–26. 10.1016 / j.fitote.2015.03.012 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    5. Zhang C, Amila AD, Kudret K, Muraleedharan GN. Kişniş baharatının fonksiyonel bir gıda olarak in vitro biyoanalizler kullanılarak değerlendirilmesi . Food Chem . 2015; 167 : 24–29. 10.1016 / j.foodchem.2014.06.120 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    6. Nadeem M, Anjum FM, Khan MI, Tehseen S, El-Ghorab A, Sultan JI. Kişnişin ( Coriandrum sativum L.) beslenme ve tıbbi yönleri Bir inceleme . Brit Gıda J . 2013; 115 : 743–755. [ Google Scholar ]
    7. Toma MM, Pokrotnieks J. Fonksiyonel gıda olarak probiyotikler: Mikrobiyolojik ve tıbbi yönler . Acta UnivLatviensis . 2006; 710 : 117–29. [ Google Scholar ]
    8. Roberfroid MB. Sağlık için yararlı olan nedir? Fonksiyonel gıda kavramı . Food Chem Toxicol . 1999; 37 : 1034–1041. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    9. Molitoris BA. Akut böbrek hasarı Goldman L, Ausiello D'de editörler. Cecil Medicine . 23. baskı Philadelphia, Pa: Saunders Elsevier; 2007. [ Google Scholar ]
    10. Singh R, Kaur N, Kishore L, Kumar GK. Diyabetik komplikasyonların yönetimi: Kimyasal bileşenlere dayalı bir yaklaşım . J Ethnopharmacol . 2013; 150 : 51–70. 10.1016 / j.jep.2013.08.051 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    11. Singh R, Kishore L, Kaur N. Diyabetik periferik nöropati: Güncel bakış açısı ve gelecekteki yönler . Pharmacol Res . 2014; 80 : 21–35. 10.1016 / j.phrs.2013.12.005 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    12. Ceylan-Işık AF, Fliethman RM, Wold LE, Ren J. Diabetes mellitusta kardiyovasküler komplikasyonların tedavisi için bitkisel ve geleneksel Çin tıbbı . Curr Diyabet Rev . 2008; 4 : 320–328. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    13. Trease GE, Evans WC. Farmakognozinin Metin Kitabı . 12. baskı Londra: Balliere Tindall; 1989. [ Google Scholar ]
    14. Ghorai N, Chakraborty S, Gucchait S, Saha SK, Biswas S. Standart reaktif olarak bir monoterpen, Linalool kullanılarak bitki dokularındaki toplam Terpenoid konsantrasyonunun tahmini . Protoc Exch . 2012; 10.1038 / protex.2012.055 [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
    15. Hemalatha R, Nivetha P, Mohanapriya C, Sharmila G, Muthukumaran C, Gopinath M. Karanfil çiçek tomurcuğunun ( Eugenia caryophyllus ) metanolik özütünün fitokimyasal bileşimi, GC-MS analizi, in vitro antioksidan ve antibakteriyel potansiyeli . J Food Sci Technol . 2016; 53 : 1189–1198. 10.1007 / s13197-015-2108-5 [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    16. Szkudelski T. Sıçanda Streptozotosin-nikotinamid kaynaklı diyabet. Deneysel modelin özellikleri . Exp Biol Med . 2012; 237 : 481–490. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    17. Kishore L, Kajal A, Kaur N. Hayvan Modellerinde Streptozotosin İndüklü Diyabette Nikotinamidin Rolü , J Endocrinol Thyroid Res . 2017; 2 : 01–04. [ Google Scholar ]
    18. Patel D, Desai S, Devkar R, Ramachandran AV. Akut ve hidro-metanol ekstraktının alt kronik toksikolojik değerlendirme Coriandrum sativum L. tohumları , Exp Clin Sci J . 2012; 11 : 566–575. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    19. Butterweck V, Nahrstedt A. Botaniklerin klinik öncesi testleri için en iyi strateji nedir? Eleştirel bir bakış açısı . Planta Medica . 2012; 78 : 747–54. 10.1055 / s-0031-1298434 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    20. Sensi M, Pricci F, Pugliese G. Geç diyabetik komplikasyonlarda ileri glikasyon son ürünlerinin (AGE) rolü . Diabetes Res Clin Pract . 1995; 28 : 9–17. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    21. Antônio MJC, Neto GVS, Mota RSB, Albuquerque MLS. R - (-) Linalool UV Spektroskopisi: Deneysel ve Teorik Çalışma . J ComputTheorNanosci . 2010; 7 : 1–4. [ Google Scholar ]
    22. Nzali GH, Tchiegang C, Mignolet E. Erkek sıçanlarda Ricinodendronheudelotii (Kefalet) tohumunun konjuge linolenik asidinin UV-Vis spektroskopisi ve Gag kromatografisi kullanılarak konjuge linoleik aside biyo dönüşümünün incelenmesi . Asya J Biochem . 2012; 7 : 194–205. [ Google Scholar ]
    23. Kishore L, Kaur N, Singh R. Streptozotosin-nikotinamid kaynaklı diyabetik nefropatide ileri glikasyon son ürünlerinin ve oksidatif stresin inhibisyonu yoluyla Paeonia emodi'nin nefroprotektif etkisi . J Food Drug Anal . 2017; 25 : 576–588. 10.1016 / j.jfda.2016.08.009 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    24. Gray AM, Flatt PR. Geleneksel anti-diyabetik bitki Coriandrum sativum'un (kişniş) insülin salgılayan ve insülin benzeri aktivitesi . Br J Nutr. 1999; 81 : 203–209. [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    25. Eidi M, Eidi A, Saeidi A, Molanaei S, Sadeghipour A, Bahar M, Bahar K. Kişniş tohumu ( Coriandrum sativum L.) etanol ekstresinin streptozotosin ile indüklenen diyabetik sıçanlarda pankreas beta hücrelerinden insülin salınımı üzerindeki etkisi . Phytother Res . 2009; 23 : 404–406. 10.1002 / ptr.2642 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    26. Prakash J. Diyabetik böbrek hastalığında Dislipidemi, Klinik Sorgular: Nefroloji 2012; 1 ( 2 ): 115–118. [ Google Scholar ]
    27. Bradberry JC ve Hilleman DE. Omega-3 yağ asidi Tedaviler, P & T bakış . 2013; 38 : 681–691. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
    28. Samojlik I, Lakić N, Mimica-Dukić N, Daković-Svajcer K, Bozin B. Kişniş ( Coriandrum sativum L.) ve kimyonun ( Carumcarvi L.) (Apiaceae) uçucu yağlarının antioksidan ve hepatoprotektif potansiyeli . J Agric Food Chem . 2010; 58 : 8848–8853. 10.1021 / jf101645n [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    29. Moustafa AHA, Ali EMM, Moselhey SS, Tousson E, El-Said KS. Kişnişin sıçanlarda tiyoasetamid kaynaklı hepatotoksisite üzerine etkisi . Toxicol Ind Health . 2012; 30 : 621–629. 10.1177 / 0748233712462470 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Scholar ]
    30. Özbek H, Kırmızı NI, Cengiz N, Erdoğan E. Coriandrum Sativum Esansiyel Yağının Karbon Tetraklorürün Sıçanlarda Oluşturduğu Akut Hepatotoksisiteye Karşı Hepatoprotektif Etkileri . Açta Pharm Sci . 2016; 54 : 35–40. [ Google Scholar ]
    31. Kishore L, Kaur N, Singh R. STZ-nikotinamid kaynaklı diyabetik nefropatide gelişmiş glikasyon son ürünlerinin ve oksidatif stresin inhibisyonu yoluyla Bacopa monnieri'nin renoprotektif etkisi . Ren Başarısız . 2016; 38 : 1528–1544. 10.1080 / 0886022X.2016.1227920 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    32. Kajal A, Singh R. Diyabetik Komplikasyonlarda Lagenariasiceraria Mol Standl Hidroalkol Ekstresi ile İleri Glikasyon Son Ürünleri, Sorbitol ve Aldoz Redüktazın Modülasyonu: Bir In Vitro Yaklaşım , J Diet Suppl . 2018; 15 : 482–498. 10.1080 / 19390211.2017.1356419 [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
    33. Çelik S ve Özkaya A. Gine Domuzunun E Vitamini, ALA ve Linalool Tarafından İndüklenen Karaciğer ve Kaslarında Doymamış Yağ Asidi Düzeylerini Arttırdı . Pak J Biol Sci . 2002; 5 : 881–884. [ Google Scholar ]
    34. Peana AT ve Moretti MDL. Uçucu bitki yağlarında Linalool: Farmakolojik etkiler, In: Waston RR, Preeedy VR (eds), Klinik Uygulamada Botanik Tıp . CABI; Wallingford: 2008. [ Google Akademik ]
    35. Deepa B, Anuradha CV. Bitkiden elde edilen bir monoterpen alkol olan Linalool, böbreği kan şekerini düşürerek diyabetin neden olduğu nefropatik değişikliklerden kurtarır . Diabetol Hırvat . 2011; 40 : 121–137. [ Google Scholar ]

    Yorum yap


    • #3
      Coriandrum sativum ekstresinin karaciğer iskemi reperfüzyon hasarında iltihaplanma ve apoptoza karşı koruyucu etkisi

      Bir Kükner 1, G Söyler 2, P Toros 3, G Dede 4, F Meriçli 5, S Işık 6, Ey Edebal 7, C Özoğul 8
      Üyelikler genişletÖz

      Amaç: Bu çalışmanın amacı, Coriandrum sativum ekstresinin karaciğer iskemi reperfüzyon hasarı üzerindeki antiinflamatuvar ve antioksidan etkilerini ışık mikroskobik ve biyokimyasal seviyelerde araştırmaktır.

      Gereç ve yöntemler: Sham, iskemi / reperfüzyon hasarı (IRI), IRI + Coriandrum sativum ekstresi ve sadece Coriandrum sativum ekstresi grupları oluşturuldu. Altmış dakika iskemi ve 60 dakika reperfüzyon gerçekleştirildi. Tedavi grubunda 300 mg / kg / gün Coriandrum sativum sonda ile verildi. Karaciğer dokuları% 4 paraformaldehit içinde sabitlendi. Serum alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST) ve alkalin fosfataz (ALP) enzimleri ölçüldü. Nükleer faktör-kappa beta (NF-kappa B), Tümör nekroz faktör-alfa (TNF-α) ve Kaspaz-3 (Cas-3) immünohistokimya boyaması yapıldı. Sinüzoidal konjesyon, vakuolizasyon ve nekroz açısından mikroskobik skorlama yapıldı.

      Sonuçlar: İskemi / reperfüzyon karaciğer dokusunda sinüzoidal genişleme ve yaygın tıkanıklık, Kupffer hücre artışı, nekrotik alanlarda nötrofil artışı, hepatositlerde vakuolizasyon ve portal triadda safra kanalı proliferasyonu görüldü. Coriandrum sativum tedavi grubunda çok nadir nekrotik alanlar görülürken, iskemik gruba göre konjesyon ve vakuolizasyon ile safra kanalı proliferasyonu azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum gruplarında AST ve ALT seviyeleri yükseldi. IRI grubu ile karşılaştırıldığında, Coriandrum sativum'un AST ve ALT seviyeleri önemli ölçüde azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum grupları, Coriandrum sativum ve Sham gruplarına kıyasla ALP'de istatistiksel olarak anlamlı farklılıklara sahipti. IRI ve IRI + Coriandrum sativum gruplarının ALP seviyeleri arasında anlamlı bir fark yoktu TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 immün pozitif boyalı hepatositler çok sayıda idi ve yaralanma grubunda yaygın olarak gözlemlendi. IRI grubunda pozitif TNF-α immünohistokimyasal boyama Kupffer hücreleri vardı. Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta Kupffer hücreleri boyanmazken, TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 eksprese eden hepatositler IRI grubuna göre azaldı. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 gruplarının ekspresyon değerleri istatistiksel olarak değerlendirildiğinde Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta anlamlı düşüş olduğu görüldü. IRI grubunda pozitif TNF-α immünohistokimyasal boyama Kupffer hücreleri vardı. Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta Kupffer hücreleri boyanmazken, TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 eksprese eden hepatositler IRI grubuna göre azaldı. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 gruplarının ekspresyon değerleri istatistiksel olarak değerlendirildiğinde Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta anlamlı düşüş olduğu görüldü. IRI grubunda pozitif TNF-α immünohistokimyasal boyama Kupffer hücreleri vardı. Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta Kupffer hücreleri boyanmazken, TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 eksprese eden hepatositler IRI grubuna göre azaldı. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 gruplarının ekspresyon değerleri istatistiksel olarak değerlendirildiğinde Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta anlamlı düşüş olduğu görüldü.

      Sonuç: Coriandrum sativum ekstresinin karaciğer iskemi reperfüzyon hasarında proinflamatuar sitokin TNF-α ve apoptotik hücre ölümünü ve karaciğer enzimlerini azalttığı bulundu.

      Yorum yap


      • #4
        Coriandrum sativum özütünün iltihaplanma ve apoptoza karşı koruyucu etkisi karaciğer iskemi reperfüzyon hasarı Coriandrum sativum'un iltihaplanma ve apoptoza karşı etkisi

        A. Kükner1 , G. Söyler2 , P. Toros3 , G. Dede4 , F. Meriçli5 , S. Işık6 , O. Edebal 7 , C. Özoğul8
        1Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı, Lefkoşa, Kıbrıs
        2Koç Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Tıp Fakültesi, İstanbul, Türkiye
        3 Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı, Lefkoşa, Kıbrıs
        4Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı, Bolu, Türkiye
        5Fitoterapi Bölümü, Eczacılık Fakültesi, Yakın Doğu Üniversitesi, Lefkoşa, Kıbrıs
        6Analitik Kimya Bölümü, Eczacılık Fakültesi, Yakın Doğu Üniversitesi, Lefkoşa, Kıbrıs
        7Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Hastanesi Biyokimya Bölümü, 99138 Lefkoşa, Kıbrıs
        8Girne Üniversitesi Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı, Girne, Kıbrıs

        Öz
        Arka Plan: Bu amacın amacı, anti-enflamatuar ve Coriandrum sativum ekstresinin karaciğer iskemi reperfüzyonunda bulunan antioksidan etkileri ışık mikroskobik ve biyokimyasal seviyeler. Gereç ve yöntemler: Sham, iskemi / reperfüzyon hasarı (IRI), IRI + Coriandrum sativum ekstresi ve sadece Coriandrum sativum ekstresi grup oluşturuldu. Altmış dakika iskemi ve 60 dakika reperfüzyon yapıldı. Tedavi grubu 300 mg / kg / gün Coriandrum sativum sonda ile verildi. Karaciğer dokuları% 4 oranında sabitlendi paraformaldehit. Serum alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST) ve alkalin fosfataz (ALP) enzimleri ölçüldü. Nükleer faktör-kappa beta (NF-kappa B), Tümör nekroz factor-alfa (TNF-α) ve Kaspaz-3 (Cas-3) immünohistokimya boyama yapıldı. Mikroskobik skorlama yapıldı sinüzoidal tıkanıklık, vakuolizasyon ve nekroz terimleri. Bulgular: Sinüzoidal genişleme ve yaygın tıkanıklık, Kupffer hücre artışı, nötrofil nekrotik alanlarda artış ve hepatositlerde vakuolizasyon ve safra kanalı proliferasyonu portal triad iskemi / reperfüzyon karaciğer dokusunda gözlendi. Çok nadir, nekrotik Coriandrum sativum tedavi grubunda alanlar gözlenirken, tıkanıklık ve vakuolizasyon ve safra kanalı proliferasyonu iskemik gruba göre azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum gruplarında AST ve ALT seviyeleri yükseldi. IRI grubu ile karşılaştırıldığında, Coriandrum sativum'un AST ve ALT seviyeleri önemli ölçüde azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum grupları vardı Coriandrum sativum ile karşılaştırıldığında ALP'de istatistiksel olarak önemli farklılıklar ve Sham grupları. IRI'nin ALP seviyeleri arasında önemli bir fark yoktu ve IRI + Coriandrum sativum grupları TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 immün pozitif lekeli hepatositler çoktur ve yaralanma grubunda yaygın olarak gözlemlenmiştir. Vardı IRI grubunda pozitif TNF-α immünohistokimyasal boyama Kupffer hücreleri. İçinde Coriandrum sativum ile tedavi edilen grup, Kupffer hücreleri boyanmazken TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 eksprese eden hepatositlerin, IRI grubu. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 gruplarının ifade değerleri istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, grupta önemli bir düşüş olduğu görüldü. Coriandrum sativum ile tedavi edildi. Sonuç: Coriandrum sativum özütünün proinflamatuarı azalttığı bulundu. sitokin TNF-α ve apoptotik hücre ölümü ve karaciğer iskemi reperfüzyonunda karaciğer enzimleri yaralanma.

        Anahtar kelimeler: karaciğer iskemisi, Coriandrum sativum, TNF-α, NF-kappa B, Cas-3

        GİRİŞ
        Karaciğer iskemi / reperfüzyon hasarı (IRI) artan klinik bir sorundur. travma, hepatektomi veya karaciğer transplantasyonu sonrası morbidite ve mortalite [1, 2]. The iskemik dönem, oksijen ve besin nakillerinin tıkanması olarak tanımlanır. sırayla hücresel metabolizmayı engeller. Kan kaynağı tarafından geri geldiğinde reperfüzyon, dokuya giden kan akışındaki ani artış konsantrasyonu artırır serbest oksijen radikalleri ile sonuçlanır ve bölgede iltihaplı hücre infiltrasyonu ile sonuçlanır. hasar [1, 3]. Reperfüzyonun akut aşaması üç ila altı saat arasında sürer. Sırasında bu sefer, T-hücresi ve Kupffer hücre aktivasyonunun yanı sıra adezyon aktivasyonu moleküller artar. Geç (subakut) aşama, reperfüzyonun 18 ila 24. saatidir ve nötrofil infiltrasyonu bu süre zarfında en yüksek derece ulaşır. Aktifleştirilmiş Kupon Satın Alın ve diğer hepatik hücreler ayrıca Tümör gibi enflamatuar aracıların salgılanmasını başlatır. nekroz factor-alfa (TNF-α), İnterlökin 6 (IL-6), Hücrelerarası Yapışma Molekülü (ICAM), Vasküler hücre yapışma proteini (VCAM) ve Pselektinler [4, 5]. TNF-α ekspresyonu, Nükleer faktör kappa beta (NF-kappa B). NF-kappa B, karaciğer IR hasarında önemli rol oynayan bir transkripsiyon faktörüdür, inflamasyon yanıtı ve hepatositlerin daha fazla ve rejenerasyonu [6]. Hepatik apoptoz, IRI'nin şiddeti ile doğru orantılıdır [7, 8]. Nekrotik hücre ölümü apoptozlu hepatik eşantiyon [9]. IRI'nin patofizyolojisi, çok sayıda belirleyici faktör ve bu faktörleri anlamak ve küflenmek. koruyucu hekimlikte yeni tedavi stratejileri geliştirmek [1]. Coriandrum sativum Doğu Akdeniz'de ortaya çıkan önemli bir tıbbi bitki ve daha sonra Hindistan, Çin'e yayıldı ve şimdi tüm dünyada yetiştiriliyor. Coriandrum sativum sıklıkla, tedavide ve gıda koruyucularında kullanılır. endüstri [10, 11, 12, 13]. Yazarların bildiği kadarıyla bu, Biyokimyasal ve anti-inflamasyon ve antiapoptotik kapsamlı bir şekilde araştırın. Bir sıçtın modelinde hepatik IR'de Coriandrum sativum kullanımı. Bu yapım amacı, Coriandrum'un metanol ekstresinin biyokimyasal ve mikroskobik ders araştırmak sıçanlarda karaciğer iskemik reperfüzyonlarında sativum

        MALZEMELER VE YÖNTEMLER
        Bitki Materyali ve Ekstraksiyon Alayköy yöresinden Coriandrum sativum yaprakları toplanmıştır. Kuzey Kıbrıs ve ardından kurutuldu. Kurutulmuş yapraklar metanol ile ekstrakte edildi. maserasyon yöntemi ve ekstrakt buharlaştırıldı. HPLC analizine göre (Agilent Technologies 1200 serisi HPLC kullanılarak gerçekleştirildi ve Eclipse ile ayrıldı XDB-C18 sütunu (150 mm x 4.6 mm, 5 um). Mobil fazlar olarak, (A):% 0,5'lik su formik asit ve (B): Metanol, 1 mL / dakika akış hızında kullanıldı. Gradyan başlangıçta 18 dakika için% 90-70 A, daha sonra 5 dakika için% 55-80 A ve son olarak 5 dakika için% 90 A. Saptama dalga boyu 254 nm'ye ayarlandı. Enjeksiyon hacmi, her biri için 10 uL idi. örnek ve standart çözümler ve veri doğrulama sonuçlarına göre, izokersitrin yüzdesinin 139.25 ppm (% 0.21) içerdiği bulunmuştur.

        Hayvanlar ve Deneysel Tasarım
        Tüm deneysel protokoller Bakım Kılavuzuna göre gerçekleştirildi ve Laboratuvar Hayvanlarının Kullanımı ve Hayvan Bakımı ve Kullanımı Yerel Etik tarafından onaylanmıştır. Yakın Doğu Üniversitesi Komitesi (2019 / 01-57). Altı - yedi yaşlı kadın Wistar Albino sıçanlar (450-500 gr ağırlık) sabit oda sıcaklığında (22 ± 2 ° C) bir 12 saatlik aydınlık / karanlık döngüsü. Standart fare yemi (210 kcal / 100 g / gün) ile beslendiler ve içtiler. musluk suyu ad libitum. Tüm cerrahi müdahaleler sabah 9:00 ve Günlük etkileri en aza indirmek için 12:00 PM. Hayvanlar rastgele dört gruba ayrıldı:  Sham grubu (n = 10): Orta hat kesiği yapıldı ve hepatik pedikül (duktus hepaticus, hepatik portal ven ve uygun hepatik arter içerir) seferber edildi. Kan akışı engellenmedi.  İskemi / reperfüzyon (IRI) grubu (n = 10): İskemi, iskemik dönemden sonra 1 saat boyunca vasküler klemp ile hepatik pedikül, klemp açılarak 1 saat karaciğer reperfüzyonu sağlandı.  IRI + Coriandrum Sativum grubu (n = 10): Coriandrum sativum ekstresi verildi sonda ile 300 mg / kg / gün iskemiden 3 gün önce ve iskemiden 1 saat önce [14].  Coriandrum Sativum grubu (n = 10): Coriandrum sativum ekstresi, 3 gün boyunca gavaj 300 mg / kg / gün. İskemi / Reperfüzyon Tüm hayvanlara 90 mg / kg ketamin HCl verildi (Ketalar R, Pfizer İlaç Firma, İstanbul, Türkiye) + ksilazin hidroklorür 10 mg / kg (Rompun R 23.32 mg / ml, Bayer İlaç Şirketi, İstanbul, Türkiye) 15 saatlik açlıktan sonra. Hayvanlar ameliyat masasına sırtüstü pozisyonda yerleştirilmiş, dört noktada hareketsizleştirilmiş ve bir karın boşluğunu ortaya çıkarmak için orta hat karın laparotomi yapıldı. Hepatik IRI, Pringle Manevrası ile yapıldı. Karaciğer bağlarından ayrıldıktan sonra ve hepatik pedikül (duktus hepaticus, hepatik portal ven ve uygun hepatik arter) atravmatik mikrovasküler klemp ve lobusta hepatik iskemi ile kenetlenmiş hepatis mediana ve lobus hepatis uğursuz. 60 dakikalık iskemiden sonra klemp çıkarıldı ve intraperitoneal olarak 1 ml% 0.9 NaCl uygulandı, ardından batın kapatıldı ve reperfüzyon için 1 saat bekledik [15]. Diğer hepatik loblar tamamen alınmıştıportal ve arteriyel kan temini. İskemik loblarda renk değişikliği ortaya çıktı, ancak reperfüzyonda lobların rengi normale döndü. Sıçanlar ısıtılmış masalarda tutuldu iskemi ve reperfüzyon sırasında. Gruplarda iskemi / reperfüzyon ve IRI + Coriandrum sativum, sıçanlar reperfüzyon süresi ile 60 dakika anestezi altında tutuldu ve madde verildi. Reperfüzyon periyodunun sonunda kan alındı. sıçanların kalpleri ve kanını yok etme yöntemi ile ötenazi yapıldı. Doku örnekleri histolojik incelemeler için reperfüze lobus hepatis sinisterden alınmıştır. İçindeki fareler Sham ve Coriandrum sativum grupları aynı yöntem ve doku ile ötenazi yapıldı. lobus hepatis sinisterden örnekler alındı. Reperfüzyon döneminde 3 sıçan IRI grubundan ve IRI + Coriandrum sativum grubundan 2 sıçan öldü.

        Kan Örneği Analizleri
        Serum alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST) ve alkalin fosfataz (ALP) ölçümleri bir Abbott Architect kullanılarak yapılmıştır. c8000 klinik kimya analizörü (Abbott Instruments-Abbott Diagnostics, Abbott Park, IL, A.B.D).

        Işık Mikroskobu
        Tüm sıçanlara ötenazi yapıldı ve doku örnekleri% 4 paraformaldehit içinde sabitlendi 48 saat boyunca, parafine gömülü ve 5 um'lik kesitler halinde kesildi. Hematoksilen-eozin boyama
        karaciğerin genel yapısını değerlendirmek için yapıldı. Doku bölümleri incelendi, bölüm başına 10 alanla ve vakuolizasyon, sinüzoidal tıkanıklık için 0 ile 4 arasında puanlandı, ve hepatosit nekrozu, yarı kantitatif olarak değerlendirildi. değiştirilmiş Suzuki skorlama sistemi [16].

        İmmünohistokimyasal Boyama
        Karaciğer doku örneklerinin immünohistokimyasal değerlendirmesi, aşağıdaki lekeler: Cas-3 (Anti Cas 3 antikor ab 2302, abcam), TNF-α (Anti-TNF alfa antikoru ab183896, abcam), NF-kappa B p65 (Anti – NF-kappa B p65 antikoru– ChIP Sınıfı ab7970, abcam). Cas-3, TNF-α ve NFkappa B ile pozitif boyanan hücreler ışık mikroskobunda 20 farklı şekilde 40x büyütme ile sayıldı

        İstatistiksel analizler

        Tüm benzeri analizler SPSS 17.0 ile yapıldı. Elde edilen veriler gruplar parametrik olmayan Kruskal - Wallis testi incelendi. grup, birbirleriyle karşılaştırıldı ve Mann-Whitney U Ölçek. P <0,05 değerli değerli olarak kabul edildi.

        SONUÇLAR
        Biyokimyasal sonuçlar
        IRI ve IRI + Coriandrum sativum'da AST ve ALT seviyeleri arttı gruplar. IRI grubu ile ilgili, Coriandrum'un AST ve ALT seviyeleri sativum önemli ölçüde azaldı. IRI ve IRI + Coriandrum sativum grup vardı Coriandrum sativum ile satın almak ALP'de önemli olarak önemli farklılıklar ve Sham grup. IRI'nin ALP seviyeleri arasında bir fark yoktu ve IRI + Coriandrum sativum grubu (Tablo 1).

        Işık mikroskobik sonuçlar
        Tıkanıklık, vakuolizasyon ve nekrozun oldukça yüksek gözlendi IRI Grup Sham ve Coriandrum sativum sonuçlarıyla hastalar gruplar. IRI + Coriandrum sativum grubu tıkanıklıkta azalma gösterdi, vakuolizasyon ve nekroz. Yine de, seviyeler hala yüksekti. Sham ve IR grubu (Tablo 2). Sham yeme (Şekil 1a), dilatasyon ve sinüzoidlerin tıkanması (Şekil 1b), Kupffer hücre sayısının artması (Şekil 1c), hepatosit dejenerasyonu ve artan nötrofil sayısı olan nekrotik alanlar (Şekil 1d), hepatositlerin özellikle portal triadlar kontrollü vakuolizasyonu (Şekil 1e) ve safra kanallarının çoğalması (Şekil 1f) IRI grubu doğrulandı. IRI + Coriandrum sativum grubu, azalmış tıkanıklık (Şekil 1g), azalmış Kupffer hücre aktivasyonu ve azalmış hala, safranın hala fark edilebilir bir proliferasyonu kanallar (Şekil 1h). TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 ifadeleri çok yaygındı ve Sahte gruplara İR içinde hepatositlerde ekspresyon vardı. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 immünohistokimyasal yazıda görüldü. Bulaşık makinesinde boyama (Şekil 2a), ancak pozitif TNF-alfa vardı immünohistokimyasal boyama Kupffer yapma (Şekil 2b) ve hepatositler (Şekil 2c) IRI grubu. Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta Kupffer ... boyanmış, TNF-alfa ifade eden hepatositlerin, IRI grubu (Şekil 2d). IRI'da NF-kappa B'nin boyaması olduğu bulundu. grubu (Şekil 2e). İmmünohistokimyasal boyamanın ciddiyeti ve boyanma sayısı Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta hücreler azalmıştır (Şekil 2f). Gözlemlendi IRI grubunda birçok hepatositin Cas-3 ifade ettiği (Şekil 2g) ve Cas-3 Coriandrum sativum tedavi grubunda ekspresyon çok düşüktü (Şekil 2h). Ne zaman TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 gruplarının ifade değerleri değerlendirildi
        istatistiksel olarak, tedavi edilen grupta önemli bir düşüş olduğu görüldü. IRI grubunda ifadelerin arttığı Coriandrum sativum. Bu sonuçlar mikroskobik bulgular ile pozitif korelasyon göstermiştir (Tablo 3).

        TARTIŞMA
        Bu çalışma boyunca elde edilen sonuçlar, Coriandrum sativum'un sırasında karaciğer IRI'nin histolojik ve biyokimyasal sonuçları üzerindeki terapötik etkiler akut faz. Karaciğer nakli veya ameliyatlar sırasında IRI, yenilenme. Birçok farklı faktör bunu tetikleyebilir ve bunlardan biri, iskemik dönem [17]. Çeşitli bitki özlerinin önleyici veya tedavi edici etkileri veya IRI'daki bileşenler incelenmiştir. Endotelyal adezyon moleküllerinin tıkanması, sitokinlerin azalması hücrelerden, serbest oksijen radikallerinden ve hepatositlerden salınır apoptoz tartışılmıştır [18]. Coriandrum sativum bitkisinin antioksidan özelliği vardır. anti-enflamatuar etkiler ve Coriandrum sativum'un karaciğer üzerindeki koruyucu etkisi çeşitli hepatotoksik maddelerin neden olduğu hasar bildirilmiştir [14, 19, 20, 21]. Çalışmalar, Coriandrum sativum özü dozajının 3000'e kadar toksik olmadığını göstermiştir. mg / kg [22]. Çalışmamızda, Coriandrum'un antiinflamatuar etkisini belirledik. sativum, 300 ile tedavi edilen sıçanlarda düşük dozlarda Kıbrıs-Lefkoşa bölgesinden elde edilmiştir. mg / kg. Coriandrum savitum ekstresinin bu bölgeden elde edildiği tespit edilmiştir. Aktif madde olarak 139.25 ppm izokersitrin içerir. İzokersitrin (kersetin-3-O-βd-glukopiranosid), kersetin ve buluntularının başlıca glikozidik formlarından biridir. birçok şifalı bitkide yaygın olarak bulunur. Antioksidan, antiinflamatuar, antiapoptotik özelliği vardır. etkiler [23]. Kişnişin (Coriandrum sativum) ana biyoaktif bileşenidir. L.) ve kişniş yaprakları ve köklerinde yaygın olarak bulunur.

        Son yıllarda izokersitrinyeni biyolojik faaliyetlerin keşfi ve olma yeteneği nedeniyle büyük bir potansiyele sahiptir. rutinin enzimatik modifikasyonu ile elde edilmiştir [24]. İlk birkaç saat içinde reperfüzyon yaralanması üzerine Kupffer hücreleri aktive olur ve sitokinler salgılarlar. Kupffer hücre aktivasyonu ile pozitif bir korelasyon vardır. karaciğer IRI [25, 26]. Öte yandan, nötrofiller uyarılmada ana rolü oynar.
        inflamatuar kademeli mekanizmaların süreci [27]. Reperfüzyon sırasında seleksiyon endotel hücrelerindeki reseptörlerin sayısı artar, lökositler endotelyal hücreye yapışır hücreler ve daha sonra yaralanma bölgesine göç ederler [3, 25]. Hepatositlerin nükleer piknozu, hepatik kordlarda saçılma ve hepatik sinüzoid genişleme gözlemlenebilir. Öyleydi reperfüzyonda yaygın lokal nekroz, hepatositlerde vakuolizasyon ve enflamatuar hücre artışı önemli ölçüde artmıştır; bu bulgular 3 gündür ve 7. günde minimal düzeye inmiştir [25]. Nedeni olmasına rağmen IRI'ye bağlı hepatosit yağları tam olarak anlaşılamamıştır, çok faktörlü olabilir ve her ikisini de içerebilir parankimal ve parankimal olmayan disfonksiyon, büyük miktarda lipid birikimi reperfüzyon aşamasında iskemideki metabolik değişiklikler nedeniyle hepatositlerde oluşur. Hücre içi trigliseridler, hepatosit metabolizmasının bozulması nedeniyle birikir ve ışık mikroskobunda vakuolizasyon gözlenir [28]. Steatoz varlığı Karaciğeri takiben% 2 ile% 14 arasında artmış ölüm riski ile ilişkili rezeksiyon cerrahisi [29]. Çalışmamızda sinüzoid tıkanıklığı çok belirgin ve yaygındı. IRI grubu. Nekroz alanları yaygın değildi, ancak çok sayıda nekrotik hepatosit ve vakuolizasyon tespit edildi. Sonuç olarak portal alanlarda safra kanalı proliferasyonu tespit edildi hepatik pediküldeki safra kanalının ligasyonu. IRI + Coriandrum sativum grubunda, Portal alanı çevresinde birkaç mitotik hepatosit vardı. Kupffer hücre aktivasyonu daha az alanda gözlendi. Kupffer hücrelerindeki azalma metabolik değişiklikleri etkiledi ve nekrotik hepatosit sayısı. Ek olarak, lipid nedeniyle azalmış vakuolizasyon tedavi grubundaki hepatositlerde birikme hipolipidemiye bağlıdır.

        Coriandrum sativum'un etkisi. TNF-α, IR'de Kupffer hücrelerinden salgılanan birincil inflamatuar sitokindir. Cilalar. TNF-α ve NF-kappa B seviyeleri reperfüzyon önemli ölçüde artar iskemiden sonra. Aşırı TNF-su aktivitesi iskemi ve reperfüzyon yaralanmalarında mitokondri doğrudan etkiyle hücre ölümünü veya apoptozu uyarır [30, 31]. NFkappa B'nin bir proinflamatuar olarak hareket ettiği düşünülmektedir. Bu böylelikle, NF-kappa B'nin inhibisyonu inflamatuar yanıtı baskılaması bekleniyor [5, 32]. NF-kappa B'nin ifadesi hepatosit sitoplazmasında sıcak iskemi (35-37ºC) sonrası görüldü, nükleer boyama [32]. Çalışma sonuçlarımız literatür ile uyumludur. Bir pozitif Artmış TNF-α ekspresyonu ile artmış NF-kappa B arasında korelasyon gözlendi 9 IRI grubundaki ifade. IRI grubundaki nötrofillerdeki artış çok belirgindir. Ö grupta inflamasyon belirteçlerinin ve inflamasyonun azaldığı belirlendi Coriandrum sativum ile tedavi edildi. Coriandrum sativum grubunda NF-kappa B azalmaya bağlı olarak hepatositlerde ve Kupffer hücrelerinde önemli ölçüde azalma tespit edildi TNF - α ifadesi. Deneysel modelimiz sıcak iskemi modeli, NF-kappa B hepatosit sitoplazmasında boyanma görüldü. Karaciğer IR'de iltihaplanmaya ek olarak hepatositlerde yaralanmalar, apoptotik hücre ölümü ve nekroz görülür [33, 34]. Bizim nekrotik hem de apoptotik hücre ölümü gözlenmiştir. Belirlendi Coriandrum sativum tedavisinde apoptotik ve nekrotik hücre sayısında azalma grubu, ve bunun nedeni anti-enflamatuar etkinin neden azalmış nötrofil Coriandrum sativum. İskemi reperfüzyon çalışmalarında, IRI'da AST ve ALT değerleri artmıştır [14, 35, 36]. İskemik grupta AST ve ALT seviyeleri önemli ölçüde arttı ve Coriandrum sativum ile tedavi edilen grupta azalmış ancak kontrol seviyesine ulaşmamıştır. bizim çalışmamız. ALP düzeyinde, IRI ve IRI arasında anlamlı bir fark gözlenmedi IRI + Coriandrum sativum grupları. ALP artışının ana nedenlerinden biri safra kanalı tıkanma ve yayılma. Safra kanalı proliferasyonu, portal triadlarda yaygındır. IRI, proliferasyon IRI + Coriandrum sativum grubunda daha az bulundu. Bu sonuç yüksek ALP seviyesini açıkladı. Travma, kanser cerrahisi ve karaciğer infrared yaralanmalarında parankimal ve parankimal olmayan hücreleri içeren karmaşık bir dizi karmaşık olay vardır. transplantasyon. TNF-α ve NF-kappa B faktörleri, inflamatuar faktörler, artış ve NFkappa B, inflamasyona bağlı hücre adezyon moleküllerinde artışa neden olur, sitokinler, anti-apoptotik ve pro-apoptotik proteinler. Bu nedenle, çok önemlidir IR hasarını önlemek ve / veya azaltmak için iltihabı önlemek. Bu çalışmada amacımız, Coriandrum sativum'un hepatik IRI kaynaklı inflamasyona, oksidatif strese, apoptozise ve hepatikte hiperlipidemiye karşı olası koruyucu etkisini araştırmak doku. Akut fazda, 300 mg / kg Coriandrum sativum, hasar, karaciğer enzimlerini, iltihaplanmayı ve apoptozu azaltır. Hepatoprotektif Coriandrum sativum'un etkisi kısmen pro ifadesinin engellenmesinden kaynaklanıyor olabilir - enflamatuar sitokinler. Coriandrum'un antiinflamatuar ve antiapoptotik etkisi sativum immünohistokimyasal olarak gösterilmiştir. Ayrıca yağda yağ birikimi Coriandrum sativum ile tedavi edilen grubun hepatositlerinde vakuolizasyon azaldı. Bu bulgu, Coriandrum sativum'un anti-lipidemik etkisinin bir göstergesiydi. Coriandrum sativum özündeki aktif bileşen olan izokersetinin, önemli rol. Literatür taramasına göre, önceki hiçbir çalışma Karaciğer IR yaralanmalarına karşı Coriandrum sativum. Yazarların bildiği kadarıyla, bu bu tür verilerin ilk kez sağlandığı zamandır. Çalışmanın kısıtlılığı oksidatif stres verilerinin olmamasıdır. Ayrıca gösteriliyor Western Blotting yöntemi ile protein ekspresyonları çalışma sonuçlarımızı güçlendirecektir. İskemi öncesi kullanılan dozun artırılması ve uzun süreli kullanım, reperfüzyonun uzatılması dönemi ve Coriandrum sativum kullanımının devam etmesi daha etkili sonuçlar sağlayacaktır. Ders çalışma Coriandrum sativum'un moleküler düzeyde diğer sitokinler üzerindeki etkilerinin bu konudaki bilgiler. Bu çalışma sonuçları, yapılacak çalışmaların kaynağı olacaktır. Coriandrum sativum ile yapılır. Özellikle belli bir miktarın antioksidan etkisi Günlük hayatta tüketilen Coriandrum sativum bazılarının ortaya çıkmasını engelleyecek veya geciktirecektir. hastalıklar.

        Çıkar çatışması: Yazarlar çıkar çatışması olmadığını beyan ederler.


        Şekil 1. Deneysel gruplarda karaciğer dokusu. Sham grubu (1a). Sinüzoidlerin genişlemesi, tıkanıklık (Şekil 1b), Kupffer hücrelerinde artış (Şekil 1c), nekrotik alan ve artmış nötrofil sayısı (Şekil 1d), portal triadların etrafındaki hepatositlerde vakuolizasyon IRI grubunda (Şekil 1e) ve safra kanalı proliferasyonu gözlenmiştir (Şekil 1f). Tıkanıklık vakuolizasyon yaygın olmadığında (Şekil 1g) IRI grubundan daha az yaygındır ve safra 15 kanal proliferasyonu, portal triadlarda azalan (Şekil 1h) olarak var olmaya devam etmektedir. Coriandrum sativum ile tedavi edilen IRI grubu. Hematoksilen Eozine x40.


        Şekil 2. TNF-α, NF-kappa B ve Cas-3 immünohistokimyasal testte negatifti Sham grubuna (2a) ait lekeli karaciğer dokusu. TNF-α pozitif görünmektedir.
        IRI grubundaki Kupffer hücreleri (2b) ve hepatositler (2c). Coriandrum sativum'da IRI ile tedavi edilen grupta, Kupffer hücrelerinde boyanma olmadığı ve hepatositlerin TNF – α ekspresyonu IRI grubuna (2d) göre azalmıştır. Genellikle hepatositlerde IR grubunda (2e) NF-kappa B ekspresyonu pozitif görünmektedir. NFkappa B immünohistokimyasal boyamanın şiddeti ve boyanan hücre sayısı Coriandrum sativum ile tedavi edilen IRI grubu (2f). Cas-3 çok sayıda IRI grubundaki hepatositlerin (2g), immün pozitif sayısının hepatositler Coriandrum sativum ile tedavi edilen IRI grubunda azaldı (2 saat). TNF-α, NFkappa B ve Cas-3 immünohistokimya boyama x40.

        KAYNAK : https://journals.viamedica.pl/folia_...020.0060/50995
        Konu mert tarafından (https://bitkiseltedavi.net/vb5/member/685-mert Saat 21 Nisan 2021, 11:37 ) değiştirilmiştir.

        Yorum yap

        Hazırlanıyor...
        X