Duyuru

Collapse

Devamını görüntüle
See less

KUŞBURNU, Rosa canina

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • KUŞBURNU, Rosa canina

    KUŞBURNU

    Funda | 1-5m | 6-8 Aylar | Ça,Ho,Na | Meyve Kabuğu ve Tohumu

    Kuşburnu, Hagebutte, Rosa canina L.
    İtburnu
    Gül burnu
    Gül elması
    Yaban gülü
    Köpek gülü

    Familyası: Gülgillerden, Rosengewâchse, Rosaceae

    Drugları: Kuşburnu meyve kabuğu: Cynosbati fructus
    Kuşburnu meyvesi ve tohumu: Cynosbati fructus cum semine
    Kuşburnu tohumu: Cynosbati semen
    Kuşburnu meyve kabuğu bazen sade bazen tohumuyla birlikte çay ve natürel ilacı yapılır. Reçeli sadece meyve kabuğundan yapılır.

    Giriş: Gülgiller takriben 7000 alt türü olan en kalabalık bitki ailesidir. Kuş-burnunun en çok kullanılan ve bilinen türleri İtburnu, Gül burnu veya Köpek gülü olarak da bilinen Rosa canina, Dağ kuşburnu; Rosa alpina ve Sarkık kuşburnu; Rosa pendulina’yı sayabiliriz. Eskiden Osmanlı ve Selçuklular tarafından bilinen ve kullanılan Kuşburnu Avrupa’da 18. yy.’dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

    Botanik: Boyu genellikle 1-205 m nadiren 5 m olan çalı şeklindeki küçük ağaççık olup, asıl vatanının Türkiye olduğu ve buradan dünyanın bütün yörelerine zaman içinde yayıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzde Batı Avrupa’dan Doğu Türkistan’a kadar çok geniş bir alana ve Kuzey Amerika’ya kadar yayılmıştır. Bitki yol kenarları, meralar, çimenlikler, or-man kenarları ve tepeliklerde yabani olarak yetişir. Türkiye’nin Karadeniz, Marmara ve Doğu Anadolu bölgesinde daha çok, Ege ve İç Anadolu bölgesinde ise seyrek olarak yetişir. genellikle çok sayıdaki gövde demet şeklinde yerden çıkar, yükselir ve çevresine sarkar, üzeri sarımsı veya esmer dikenlerle bezenmiştir. Eski dal ve gövdeler esmer, taze sürgünleri ise açık yeşil renktedir. Yaprakları tekli 5-7 kanattan meydana gelir ve 2-3 çifti karşılıklı ve de sonda bir tek bulunur. Kanat yaprakları oval şekilde, kenarları dişli, ortada ana bir damar ve ondan yanlara yan damarlara sahiptir ve kısa saplıdır. Çiçekleri kalp şeklinde beyazımsı pembe veya pembe renkte, beş adet taç yapraktan meydana gelir ve 20-30 adet döllenme tozluğu bulunur ve bu döllenme tozluklarının topuzcukları bazen pembemsi, bazen de esmer renktedir ve de ortada sarımsı bir göbek bulunur. Meyveleri koyu kırmızı renkte oval veya yumurta şeklinde, koyu kırmızı renkte 0,5-1,5 cm eninde 1-2,5 cm uzunluğunda etli bir kabuğu ve içinde tüylü sert sarımtırak beyaz tohumlar bulunur.

    Yetiştirilmesi: Türkiye’nin hemen her bölgesinde rahatlıkla yetiştirilebilir ve özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.

    Hasat zamanı: Eylül ve Ekim aylarında toplanan meyveleri, güneşli, kuru ve havadar yerlerde iyice yıkandıktan sonra kurutulur. Suni olarak önce 30 dk 75-80°de ve bunu takriben dışarıda güneşli havada kurutulur. Bazı ülkelerde Kuşburnu çekirdeğinden Kuşburnu Çekirdek yağı (Kuşburnu yağı) elde edilir.

    Kuşburnu Çekirdek yağındaki (Kuşburnu yağı) önemli maddeler;
    1) C vitamini ortalama 100 gr da 1550 mg
    2) E vitamini başta olmak üzere B1,B2,B6,B3 (Niacin) vitaminleri, K ve P (Rutin) vitamini ve β-Carotin (Provitamin A)
    3) Minerallerden; Potasyum, Magnezyum, Sodyum, Silisikasit, Demir, Fosfor
    4) Doymamış yağ asitleri %33 α-Linolenasit, %43 Linolasit ayrıca Palmitinasit, Palmitoleinasit, Stearinasit, Oleikasit, Arahidonasit, Eicosenasit ve Behenasit içerir. (geniş bilgi için çörek, hodan veya ışıldak’a bak)(NH.1.02.42)
    5) Tanin, pektin, şeker ve meyve asitleri (malikasit, sitrikasit, fosforikasit) içerir.

    Kullanılması: Kuşburnu Çekirdek yağı veya kısaca Kuşburnu yağı kalite bakımından çörek, hodan ve ışıldak yağlarından da üstündür. Fakat henüz Kuşburnu yağı ile ilgili yeterince araştırma yapılmamıştır. Bilindiği gibi çörek, hodan ve ışıldak yağları başta Nerodermatoz (besin alerjisinin sebep olduğu kaşıntılı ve sulu ekzama) PMS’ye (permensturel syndrom) karşı etkili oldukları, özellikle de çörek yağının her türlü alerjiye karşı etkili olduğu bilinmektedir. Kuşburnu yağının da aynı etkiye sahip olduğu kanaatindeyim. Fakat geniş çaplı klinik araştırmalarının neticelerini bek-lemek gerekmektedir.

    Birleşimi: Birleşimindeki maddeleri önemine göre şöyle sıralayabiliriz;
    1) Meyvesinde çok yüksek oranda C vitamini içerir. Bu oran bitkinin yetiştiği yöreye ve iklim şartlarına göre değişirse de %0,5-2 arasında değişebilir. Fakat ortalama %1,25 oranındadır (yani ortalama 1250 mg). Mesela 100 gr Kuşburnu 500-2000 mg C vitamini içerebilirken portakal veya limon 40-100 mg içerir.
    2) Carotinoitler; Rubixanthinler, Lycopin ve β-Carotin (Provitamin A)
    3) Diğer vitaminlerden E,B1,B2 ve Niacin
    4) Meyve asitleri %8-10 arasında olup en önemlileri sitrikasit ve malikasittir.
    5) Minerallerden; Potasyumda 100 gr da 500 mg gibi çok yüksek orandadır. Demir, Magnezyum, Sodyum ve Fosfor içerir. ayrıca %20-25 meyve şekeri, %15-25 Pektin, %3-5 Protein ve %0,5-1 yağlar içerir.

    Tesir şekli: C vitamini ihtiyacını giderici, idrar artırıcı, antiskorbüt (C vitamini yetersizliği ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Belirtisi diş etleri iltihaplanır, kanar, morarır ve dişler sallanır) hafif müshil yapıcı ve damarları büzücüdür.

    Araştırmalar:
    1-)
    Son yapılan klinik araştırmlara göre ORAC değeri 96.500 yani Aronya'dan (Aronia ORAC değeri 16.950) 6 kat daha güçlü bir antioksidandır ve vitamin mineral enzim değerleri de çok çok yüksektir. yani serbest radikalleri yok eder ve Başta Prostat ve Akciğer kanserine karşı etkili olduğu belgelenmiştir.
    2-) Üşütme ve bulaşıcı grip hastalıkları sırasında vücudun C vitaminine olan ihtiyacı oldukça fazla olmaktadır. Çünkü bakteri ve virüsleri yi-yerek zararsız hale getiren fagosit (Phagozytoz) ve İnterferon üretimi için C vitaminine ihtiyacı aşırı artmaktadır. Nobel ödülü kazanan L. Pauling 2-4 saatte bir 4,5-7,5 gr C vitaminine ihtiyaç olduğunu, bunun belli bir süre (3-4 gün) tekrar 0,5-1 gr a düşürülebilineceğini ifade etmektedir. Aynı görüşü F.C.Klenner ve I.Stone’de savunmaktadır.
    3-) Sürekli stresli bir hayat yaşayanlarda ve aşırı zihinsel çalışanlarda görülen dermansızlık veya çeşitli virüslerin salgını sonucu hastada normal Kortizol seviyesi düşer ve bu hemen engellenmez ise kişi kronik yorgunluk Chronic-Fatigue-Syndrom=CFS yakalanabilir.işte C vitamini böbrek üstü bezlerinin yeniden düzenli hormon üretmesini sağlayarak kişiyi yeniden sağlığına kavuşturur (Nhp.2.96.219). en çok C vitamini Kuşburnunda olduğuna göre Kuşburnu çay, natürel ilaç ve reçeline devam edilir.

    Kullanılması:
    a) Araştırmalara göre Kuşburnu başta bulaşıcı hastalıklardan grip, üşüt-me hastalıkları, dermansızlık, yorgunluk, mide-bağırsak rahatsızlıkları (gastrit, Enterit) ve C vitamini yetersizliğine karşı kullanılır.
    b) Komisyon E 164 No’lu ve 01.09.90 tarihli, Kuşburnu meyve kabuğu üzerine monografisini yayınlamıştır. Buna göre kuşburnu meyve ka-buğu başta; üşütme hastalıkları, gripli enfeksiyon ve diğer enfeksiyon hastalıklarına karşı, vücudun bağışıklık sistemini (immün sistemi) kuvvetlendirmek için, idrar yolları rahatsızlıkları, ödem, romatizma rahatsızlıkları, mide-bağırsak ve safradaki rahatsızlıklara karşı kullanılır. meyve kabuğu ve tohumları bir arada kullanıldığında gastrit, ülser, siyatik, akciüer rahatsızlıkları gibi daha birçok hastalığa da yukarıdaki rahatsızlıklara ilaveten etki ettiği ifade edilmektedir. Kuşburnu kökünün çayının Basuru iyileştirdiği yapılan gözlemlerle tespit edilmiştir.

    Çayı: İki kahve kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış kuşburnu kabuğunu (tohumda ilave edilebilir) demliğe konur ve üzerine 300-400 ml kaynar su ilave edilir ve 5-10 dk demlenmesi beklendikten sonra süzülerek içilir. (Şayet 5-10 dk kaynatılır ise daha çok C vitamini elde edilir).

    Çay Harmanları;

    Gökçek Ödemi
    20 g Ardıç kozalağı
    20 g Kuşkonmaz kökü
    20 g Hindiba otu ve kökü
    20 g Altın başak otu
    10 g Kuşburnu
    10 g Kayışkıran kökü

    Gökçek Diuretik çayı;
    20 g Kuşburnu
    20 g Maydanoz kökü
    20 g Isırgan kökü
    20 g Altın başak otu
    20 g Atkuyruğu otu

    Gökçek Böbrek ve mesane taşları çayı;
    20 g Kuşburnu
    20 g Altın başak otu
    20 g Kayışkıran otu
    20 g Hindiba otu+kökü
    20 g Isırgan otu+kökü

    Gökçek Diuretik çayı;
    20 g Kuşburnu
    20 g Maydanoz kökü
    20 g Isırgan kökü
    20 g Altın başak otu
    20 g Atkuyruğu otu

    Şurubu: Kuşburnu şurubu eskiden Osmanlı’nın meşhur şuruplarından birini teşkil ederdi, fakat zamanla unutuldu. Günümüzde değerinin an-laşılması ile yeniden şurubu, reçeli, çay harmanları ve de natürel ilaçları yapılamaya başlanmıştır.

    Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur fakat aylarca (4 aydan fazla) sürekli içilirse bazı kişilerde deride kaşıntı yapabilir şayet ara verilirse kaşıntı da geçer.

  • #2
    C Vitamini Stresi Azaltmaya Yardımcıdır
    C vitamini kandaki kortizol seviyesini kontrol altına alarak stresi azaltır. Dahası, serotonin ve gamaaminobutirik asit (GABA) üretimini arttırır. Araştırmalara göre, diğer adı askorbik asit olan C vitamini stresi azaltmaya ve bilişsel fanksiyonları da geliştirmeye yardımcıdır. Aynı şekilde, nöronlardaki miyelin üretimini destekleyerek sinir sistemine de katkı sağlar. Sonuç olarak hücreler arası sinyal gönderimini ve hafızayı güçlendirir. “Günde bir elma doktoru uzak tutar” gibi çok bilinen sözler meyvelerin kültürümüzdeki yerinin önemini temsil eden birer örnektir. Örneğin, gemiciler yaşadığı sert gemi koşullarına dayanabilmek ve iskorbüt hastalığını önlemek için narenciye meyveleri taşır. C vitaminini hep grip ya da nezleyi önlemek için gereken bir şey gibi düşünürüz. Ancak kendi başına hastalıkları geçirmediğini belirtmek gerekir. Bu vitaminin başlıca yararı, hastalık riskini azaltmaya ve bağışıklık sistemi gibi temel fonksiyonları güçlendirmeye yardımcı olarak sağlığımızı korumaktır.

    C vitamini stresi nasıl azaltır?
    Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesinde (Oregon Health & Science University) yapılan bir araştırma enteresan bir keşfin kapılarını açtı. Araştırmaya göre C vitamini eksik olan bir kişide GABA reseptörleri düzgün çalışmamaya başlar. Yani bu demek oluyor ki gamaaminobutirik asit, merkez sinir sisteminde önemli bir işleve sahiptir.
    • Bu nörotransmitterin düşük seviyede olması anksiyete bozuklukları, uykusuzluk ve depresyon ile ilişkilidir.
    • Ayrıca GABA seviyesinin yüksek olmasının rahatlama, konsantrasyon, hafıza, daha az korku ve gerginlik gibi getirileri vardır.
    Bu araştırmada yer alan Dr. Henrique von Gersdorff, C vitaminin beynimiz için sandığımızdan çok daha önemli olabileceğini vurguluyor.
    Hatta bu vitaminin, çeşitli nörotransmitterlerin sentezine yardımcı olduğu ve dopaminin serotonine dönüştürülmesinde önemli bir rol oynadığı da artık biliniyor. Buna ek olarak, nörotransmitterlerin işleyişini de yönetir. Beynin C vitaminine ihtiyacı vardır


    Askorbik asidin stresi azaltması nöromodülatör görevi görmesinden ötürüdür. Taze meyve ve sebzeleri daha çok tüketmemiz gerektiği sıkça söylense de bunun beyinle olan ilişkisinden bahsedenleri çok duymayız.

    Vücudumuzda C vitaminine en çok ihtiyaç duyan kısım beyindir. Hatta, insan vücudu C vitamininden mahrum kaldığında, bu eksikliğin etkilerinin beyinde vücudun diğer yerlerinden daha uzun süre etkisini sürdürdüğü görüldü.

    Bilim C vitaminin kaç tane işleve ve mekanizmaya etki ettiğini hala anlayabilmiş değil. Ancak, C vitaminin kandaki kortizol seviyesini düşürdüğünü biliyoruz.
    • 2015 yılında Oliveira IJ, de Souza VV, Motta V ve Da Silva SL adlı doktorların yaptığı bir araştırma, C vitaminin kortizol üretimine olan bu etkisinden dolayı stresi ve anksiyeteyi azalttığını gösteriyor.
    • Aynı araştırma buna ek olarak, bir grup lise öğrencisinin C vitamini tüketimini arttırdıktan sonra hafıza ve konsantrasyon gerektiren görevlerde daha başarılı notlar aldığını da göstermeyi başardı.
    • C vitamini kolajen sentezi için de elzem bir yapıtaşı. Bu element dişleri ve kemikleri korumakla kalmaz, ayrıca damarların sağlamlığını ve dayanıklılığını da arttırır.
    C vitamini seviyesi nasıl korunur
    İroniktir ki, uzmanlara göre vücudumuzdaki C vitamini seviyesinin düşük olması çok yaygın görülen bir durum. Eğer yeterli seviyede değilse daha çabuk grip olabiliriz ve vücudumuzun yaraları iyileştirmesi daha uzun sürebilir.


    C vitaminine en çok beynin ihtiyacı olduğunu göz önünde bulundurarak, bu vitamin olmadan strese daha çok yatkın olduğumuzu ve konsantrasyon problemlerine yol açtığını söylemiştik. Bunun yanı sıra, demir emilimi için de bu vitaminden yardım almamız gerektiğini belirtelim. C vitamini seviyenizi nasıl arttırabilirsiniz

    Tavsiye edilen günlük C vitamini alım miktarı 75 ila 90 miligramdır ve 100 g KUŞBURNU 1500-2000 mg C-Vitamini içerir yani portakal ve limondan 30-35 kat daha fazla C-VİTAMNİ demektir.. C vitamininizi yükseltmek istiyorsanız vitamin takviyelerine başvurmak yerine beslenmenize şu meyveleri dahil edin:
    • Portakal ve limon
    • Mango
    • Nar
    • Frenk üzümü
    • Guava
    • Brokoli
    • Kırmızı biber
    • Çilek
    Sonuç olarak, C vitaminin stresi azaltmaya yardımcı olduğunu bilmek iyi bir şey. Fakat günlük alışkanlıklarımızda da olumlu yönde değişiklikler yapmayı unutmamalıyız: sigara içmeyin, egzersiz yapın ve rutininize bazı rahatlama tekniklerini dahil edin. Anksiyete ve stres yönetimi de yardımcı olacaktır.


    Yorum yap


    • #3
      Rosa canina , Rosa sempervivens ve Pyrocantha coccinea Ekstraktlarının Polifenolik Bileşimi ve İnsan Endotel Hücrelerinde Antioksidan Aktivitelerinin Değerlendirilmesi

      Efthalia Kerasioti ,Anna Apostolou ,Ioannis Kafantaris , Konstantinos Chronis , Eleana Kokka , Christina Dimitriadou , Evangelia N. Tzanetou , Alexandros Priftis ,Sofia D. Koulocheri , Serkos A. Haroutounian , Demetrios Kouretas , ve Dimitrios Stagos

      Bu çalışmanın amacı, Rosa canina, Rosa sempervivens ve Pyrocantha coccinea bitki ekstraktlarının antioksidan aktivitesinin araştırılmasıydı . Sonuçlar, daha yüksek konsantrasyonlarda bulunan biyoaktif bileşiklerin R. canina özünde olduğunu gösterdi: hiperosid, astragalin, rutin, (+)-kateşin ve (-)-epikateşin; içinde R. sempervirens özü: kinik asit, (+) - kateşin, (-) -, astragalin ve hyperoside epikateşin; ve P. coccinea'daekstrakt: hiperosit, rutin, (-)-epikateşin, (+)-kateşin, astragalin, vanilin, siringik asit ve klorojenik asit. R. caninna, R. sempervirens ve P için toplam polifenolik içerik 290.00, 267.67 ve 226.93 mg Gallik Asit Eşdeğeri (GAE)/g dw ve toplam flavonoid içeriği 118.56, 65.78 ve 99.16 mg Kateşin Eşdeğeri (CE)/g dw idi. sırasıyla koksinea özleri. Ekstraktlar, DPPH ve 2,2'-azino-bis(3-etilbenzotiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS)• + analizlerinde radikal süpürücü aktivite ve aşağıdaki etki sırasına göre ROO• kaynaklı DNA hasarına karşı koruma sergiledi : R. canina > R. sempervirens > P. coccinea . Son olarak, R. canina ile tedavive P. coccinea özütü, antioksidan molekül glutatyon düzeylerini önemli ölçüde artırırken, R. canina özütü, endotel hücrelerinde Reaktif Oksijen Türlerini (ROS) önemli ölçüde azalttı. Buradaki sonuçlar , özellikle R. canina özütünün, endotelin oksidatif stres kaynaklı patolojik durumlarının önlenmesi için gıda takviyeleri veya biyofonksiyonel gıdalar geliştirmek için kullanılabileceğini göstermiştir.

      Anahtar Kelimeler: Rosa canina, Rosa sempervivens, Pyrocantha coccinea, polifenoller, antioksidanlar, endotel hücreleri, glutatyon
      Giriş
      Canlı organizmalarda reaktif oksijen türlerinin (ROS) metabolizma ve inflamasyon gibi fizyolojik süreçler altında endojen olarak üretildiği iyi bilinmektedir [ 1 , 2 ]. Hücresel çoğalma ve farklılaşma dahil olmak üzere birkaç temel biyolojik sürecin ilerlemesi için düşük ROS seviyelerine ihtiyaç vardır [ 2 , 3 ]. Bununla birlikte, aşırı hücre içi ROS konsantrasyonu, insanlarda kanser, diyabet, romatoid artrit ve diğer dejeneratif hastalıklar dahil olmak üzere çeşitli hastalıkların gelişimi ile ilişkili patolojik bir durum olan oksidatif strese yol açabilir [ 4 , 5]. Oksidatif stres, proteinler, lipidler ve DNA ile ROS etkileşiminin bir sonucu olarak vücudun sağlıklı hücrelerinin fonksiyonlarını ve yapılarını kaybetmelerine neden olur [ 6 ].

      Oksidatif strese özellikle duyarlı olan dokulardan biri, vasküler homeostazın kritik bir düzenleyicisi olan vasküler endoteldir. ROS'un neden olduğu endotel hücre hasarı veya işlev bozukluğu, ateroskleroz, tromboz ve kardiyovasküler hastalıklar dahil olmak üzere birçok vasküler komplikasyonun hem nedeni hem de sonucu olabilir [ 7 , 8 ]. Özellikle vasküler endotel hücreleri, farklı dokulardan türetilen ROS kan dolaşımında dolaştığından ve kan damarlarının iç duvarındaki endotelyal hücrelerle doğrudan etkileşime girebildiğinden, ROS hasarına karşı hassastır [ 9 , 10 ]. Ek olarak, oksidatif stres lökosit adezyonu yoluyla endotelde hasara neden olabilir [ 11 ].

      Bununla birlikte, insan organizması, ROS'un aşırı üretimine ve zararlı etkilerine karşı koymak için çeşitli antioksidan mekanizmalara sahiptir [ 12 ]. Antioksidan koruyucu mekanizmalar, serbest radikal üretimi ve temizleme arasında bir denge sağlamak için hareket eder. Bu antioksidanlar ya endojen olarak üretilir ya da özellikle bitkisel gıdalardan diyet yoluyla elde edilir [ 13 ]. Bitkisel gıdaların antioksidan özellikleri esas olarak, indirgeyici ajanlar, metal iyon şelatörleri, antioksidan enzim aktivatörleri ve oksidaz inhibitörleri olarak işlev gören fenolik hidroksilleri nedeniyle antiradikal aktivitelere sahip olan büyük bir ikincil metabolit grubu olan polifenollere atfedilir [ 14 , 15 ]]. Bu nedenle, redoks durumunu iyileştirmek ve organizmayı oksidatif stresin zararlı etkilerinden korumak için şu anda doğal antioksidan kaynaklarına büyük bir ilgi vardır.

      Rosaceae familyasına ait birçok bitki türü, reçel, çay ve içecek gibi çeşitli gıda müstahzarlarında kullanılmaları nedeniyle büyük önem arz etmektedir. Rosa cins Rosaceae ailesi yağışlı alanları ve çöller [kuzey yarımkürede esas olarak merkezi bir yaklaşık 200 türlerinden oluşmaktadır 16 ]. Rosa türleri kuşburnu, yalancı karp veya meyve üretir. Bir dizi çalışma, kuşburnunun antioksidan, antikanser, anti-inflamatuar ve anti-obezite aktiviteleri gibi çok çeşitli biyoaktiviteler gösterdiğini göstermiştir [ 17 , 18 , 19 , 20 ]. Rosa canina'nın yabani meyveleriC vitamini açısından zengindir ve diyabet, grip, artrit, iltihap, ağrı ve ishal gibi birçok hastalığın önlenmesi ve/veya tedavisi için kullanılır [ 17 , 18 , 21 ]. Yaprak dökmeyen gül olan Rosa sempervirens, Rosa türünün temsili bir üyesidir . Çok az dikenli veya hiç dikensiz uzun dallarla karakterize dikenli, tırmanan bir gül. Ayrıca önemli bir C vitamini, karotenoidler, polifenoller, organik asitler ve tokoferol kaynağıdır [ 22 ]. Pyracantha coccinea cinsi ait pyracantha arasında Rosaceaefamilyası Güney Avrupa'dan Güneydoğu Asya'ya kadar büyüyen bir bitkidir. Meyveleri, yağ asitleri, polifenolik bileşikler, fitosteroller ve vitaminler bakımından zengin içerikleri ile bilinir. Bu nedenle, geleneksel ilaçlarda kardiyak ve diüretik özellikler için kullanılmıştır [ 23 ].

      Bu çalışmanın amacı , Yunanistan'ın aşağıdaki üç yabani Rosaceae türünden elde edilen polifenolik ekstraktların antioksidan özelliklerini araştırmaktı ; Pyracantha coccinea (meyve özü), Rosa sempervirens (meyve özü) ve Rosa canina (meyve özü). Ekstraktlar ilk olarak serbest radikal DPPH karşı temizleme aktivitesi • 2,2'-azino-bis (3-etilbenzotiyazolin-6-sülfonik asit) (ABTS) • incelendi +radikaller ve peroksil (ROO•) radikalinin neden olduğu DNA hasarına karşı koruyucu etkileri için. Ayrıca, ilk kez, bu ekstraktların insan endotel hücrelerinde antioksidan savunmayı artırma yeteneği değerlendirildi. Yukarıda bahsedildiği gibi, oksidatif stres kaynaklı endotel hasarı, kardiyovasküler hastalıklar için çok önemli bir etiyolojik faktördür ve bu nedenle bu tür hasarlardan koruyabilecek bileşiklerin tanımlanması önemlidir.

      Git: 2. Malzemeler ve Yöntemler
      2.1. Bitki Materyali ve Ekstraktların Hazırlanması
      İncelenen Fresh bitki materyali Rosaceae aile bitkiler Rosa sempervirens (meyve), Rosa canina (meyve) ve Pyracantha coccinea Parnitha Dağı'nda büyümek ilgili vahşi bitkiler kolonilerden (meyve) 2014 yılının başlarında yaz aylarında toplanmıştır, (Attika Bölgesi, Yunanistan) . Her numune materyali için bir fiş örneği, Atina Ziraat Üniversitesi'nin (Atina, Yunanistan) herbaryumunda saklanmıştır.

      Havada kurutulduktan sonra, her bitki materyalinden 500 g ezildi, bir blender ile homojenleştirildi ve bir toz verecek şekilde liyofilize edildi; bu, karanlıkta 1 L metanol (HPLC-analitik derece) ile 48 saat karıştırıldı. Daha sonra çözelti süzüldü ve katı, aynı prosedür izlenerek iki kez yeniden özümlendi. Birleştirilen metanolik özler (toplamda 3 L), kimyasal içeriklerinin ve biyoaktivitelerinin değerlendirilmesi için daha fazla ayrıntılandırılan ham özler sağlamak üzere indirgenmiş basınç altında kuruyana kadar buharlaştırıldı.

      2.2. HPLC ve Ultra Performanslı Sıvı Kromatografisi – Tandem Kütle Spektrometresi (UPLC-MS-MS) Analizi Kullanılarak Ekstraktların Polifenolik İçeriğinin Belirlenmesi
      Ekstraktların kimyasal bileşimi, Agilent 1100 diyot dizi dedektörü (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD) (ölçüm) ile donatılmış bir Hewlett Packard HP1100 (Hewlett Packard, Palo Alto, CA, ABD) üzerinde gerçekleştirilen HPLC analizi kullanılarak belirlendi. tüm çalışma boyunca tam dalga boyu aralığında absorbans), bir kuaterner pompa, gaz giderici ve üreticinin 5.01 yazılım paketi sistemini kullanan HP ChemStation'a bağlı (Hewlett Packard, Palo Alto, CA, ABD).

      Kullanılan kolon, aynı malzemeden (8 x 4 mm) bir koruma kolonu ile bağlanmış bir Zorbax Eclipse Plus C18, 5 um, 150 x 4.6 mm id kromatografik kolondu (Agilent Technologies, Santa Clara, CA, ABD). Enjeksiyon, 20 μL sabit döngülü bir Rheodyne enjeksiyon valfi (model 7725I) aracılığıyla yapıldı. Kromatografik analizler için HPLC dereceli su, bir Milli-Q sistemi (Merck Millipore, Burlington, MA, ABD) kullanılarak hazırlanırken, tüm HPLC çözücüleri (asetonitril hariç) kullanımdan önce 0.45 µm gözenek boyutuna sahip selüloz asetat membranlardan süzüldü.

      Mobil faz, su (A) ve asetonitril (B) içinde %0.3 asetik asitten oluşan bir gradyan sisteminden oluşuyordu. Akış hızı 1 mL/dk'da tutuldu ve kolon gradyan elüsyon programı şunlardan oluşuyordu: %25 B (0 dakika), %25 B (5 dakika), %30 B (10 dakika), %40 B (15 dakika) , %50 B (20 dakika) ve %70 B (30 dakika) burada ek 5 dakika kaldı ve 2 dakika boyunca başlangıç ​​koşullarına geri döndü, burada ek 2 dakika kaldı. Bu rutini, bir sonraki numunenin enjeksiyonundan önce sıfır zamanlı karışım ile 15 dakikalık bir dengeleme periyodu izledi. 35 dakikadan sonra elute olan bileşenleri (betulinik ve ursolik asitler) belirlemek için uzun çalışma süreleri (100 dakikaya kadar uzatılmış) da uygulandı. Pikler, alıkonma süreleri ve UV-vis spektrumları referans bileşiklerle karşılaştırılarak tanımlandı, ve veriler, standartlar olarak referans bileşiklerin karşılık gelen eğrileri kullanılarak belirlendi (Extrasynthese, Genay Cedec, Fransa; Sigma-Aldrich, St. Louis, MO, ABD; Alfa Aesar, Haverhill, MA, ABD; Fluka, Buchs, İsviçre). Doğrulayıcı UPLC-MS-MS analizi, bir TSQ Quantum Vantage (Thermo Fischer Scientific, San Jose, CA, ABD) üçlü dört kutuplu kütle spektrometresine bağlı bir Thermo Scientific Ultra Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi sistemi (Waltham, MA, ABD) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Kütle spektrometrik analizi, iki tamamlayıcı modda (pozitif ve negatif mod) çalışan bir ısıtılmış elektrosprey iyonizasyon (HESI) kullanılarak yapıldı. Seçilen iyon izleme (SIM) modu öncelikle analitlerin varlığını doğrulamak için kullanıldı. Bileşiklerin seçilmiş durumlarında,m/z 191 ( m/z 85, 93 ürün iyonları), rutin: ana iyon, m/z 609 ( m/z 300, 271 ürün iyonları), kersetin: ana iyon, m/z 300.9 ( m/z 179, 151 ürün iyonları), kuersitrin: ana iyon, m/z 447.1 ( m/z301, 300, 271 ürün iyonları)]. Çalışma koşulları şunlardı: püskürtme gerilimi 4,2 kV; buharlaştırıcı ve kapiler sıcaklıkları sırasıyla 280 ve 260 °C iken, kılıf ve yardımcı gaz sırasıyla 60 ve 40 isteğe bağlı birimde. LC ayrımı, bir Hypersil Gold üzerinde sağlandı. 3 um. 150 × 3 mm id kromatografik sütun (Thermo Fischer Scientific, San Jose, CA, ABD). Mobil faz ve gradyan sistemi, 0.3 mL/dk'lık bir akış hızı kullanılarak HPLC-UV analizi için yukarıda bahsedilen ile aynıydı. Su, asetonitril ve asetik asit Merck'ten (Darmstadt, Almanya) satın alındı ​​ve hepsi LC-MS derecesindeydi. PTFE filtreleri (0.45 um) Macherey-Nagel, Duren, Almanya'dan elde edildi. Tüm ölçümler üç kez tekrarlandı.

      2.3. Analitik Metot Validasyonu
      Analitik yöntem doğrulama kısmı ile ilgili olarak, tüm analitler için doğrusallık 10-1000 ng/mL aralığında (matriks uyumlu kalibrasyon standartları kullanılarak) belirlendi ve kabul edilebilir korelasyon katsayısı değerleri ( r 2 ≥ 0.99) gösterildi. Araştırılan bileşiklerin geri kazanımı (yöntemin doğruluğunun bir kriteri olarak), standartların karışık çözeltilerinin ilgili ekstreye eklenmesiyle iki konsantrasyon seviyesinde (40 ve 200 ng/mL) değerlendirildi ve kabul edilebilir aralık içinde düştü. %70-%120. Kesinlik değerleri, yüzde Göreli Standart Sapma (RSD %) < %15 ile her zaman kabul edilebilirdi.

      2.4. Ekstraktların Toplam Polifenolik İçeriğinin Değerlendirilmesi
      Ekstraktların toplam polifenolik içeriği (TPC), daha önce tarif edildiği gibi Folin-Ciocalteu yöntemiyle değerlendirildi [ 24 ]. Kısaca, 1 mL deiyonize su içeren bir tüpe 20 μL ekstrakt eklendi. Reaksiyon karışımına 100 μL Folin-Ciocalteu reaktifi eklendi, ardından oda sıcaklığında 3 dakika inkübe edildi. Daha sonra karışıma 280 μL %25 w/v sodyum karbonat çözeltisi ve 600 μL deiyonize su ilave edildi. Karanlıkta oda sıcaklığında 1 saatlik inkübasyonun ardından, absorbans, özütsüz Folin-Ciocalteu reaktifi ve damıtılmış su içeren bir köre karşı 765 nm'de ölçülmüştür. Absorbans ölçümü Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) gerçekleştirilmiştir. Numunenin optik yoğunluğu (20 μL) %25 olarak765 nm'de sodyum karbonat (280 uL) ve damıtılmış su (1.7 mL) w/v solüsyonu da ölçüldü. TPC, standart gallik asit konsantrasyonları (50–1500 μg/mL) ile korelasyon içinde standart bir absorbans değerleri eğrisi ile belirlendi. Toplam polifenolik içerik, ekstraktın kuru ağırlığının (dw) gramı başına mg gallik asit eşdeğeri (GAE) olarak ifade edildi.

      2.5. Ekstraktların Toplam Flavonoid İçeriği
      Ekstraktların toplam flavonoid içeriği (TFC), daha önce tarif edildiği gibi küçük değişikliklerle [ 25 ] değerlendirildi. Özellikle, 1 mL metanolik özüt, 4 mL deiyonize su içeren 10 mL'lik bir şişeye ilave edildi. Daha sonra bu karışıma 0,3 mL sodyum nitrit (%5) ilave edildi ve oda sıcaklığında 5 dakika beklemeye bırakıldı. Daha sonra, 0.3 ml ALCL bölgesinin 3 · 6H 2O (%10 etanolik) ilave edildi, karışımın oda sıcaklığında 1 dakika beklemesine izin verildi ve 2 mL potasyum hidroksit (1 M) ilave edildi. Çözelti, deiyonize su ilavesiyle 10 mL'ye seyreltildi ve çözeltinin absorbansı, 510 nm'de bir köre karşı hemen ölçüldü. Flavonoid içeriği, gerçek kateşin numunesinden hazırlanan standart bir eğri (absorbans-konsantrasyon) kullanılarak ekstraktın kuru ağırlığının gramı başına mg kateşin eşdeğeri (CE) olarak ifade edildi.

      2.6. Serbest Radikal Temizleme Etkinliği
      Ekstraktların serbest radikal temizleme aktivitesi, 2,2-difenil-pikrilhidrazil (DPPH•) ve 2,2'-azino-bis(3-etilbenztiazolin-6-sülfonik asit) (ABTS• + ) radikal temizleme deneyleri kullanılarak değerlendirildi [ 26 , 27 ]. DPPH• tahlili ile ilgili olarak, 1.0 mL taze yapılmış DPPH• radikali (100 uM) metanolik solüsyonu, farklı konsantrasyonlarda test edilen ekstrakt solüsyonu ile karıştırıldı. İçerikler kuvvetlice karıştırıldı, oda sıcaklığında karanlıkta 20 dakika inkübe edildi ve absorbans 517 nm'de ölçüldü. Ölçüm, Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) gerçekleştirilmiştir. Her deneyde, metanol içinde tek başına test edilen numune kör olarak kullanıldı ve metanol içinde tek başına DPPH• kontrol olarak kullanıldı. ABTS• +ekstraktların radikal süpürücü aktivitesi, hafif modifikasyonlarla daha önce tarif edildiği gibi [ 27 ] belirlendi . Kısaca ABTS• + radikali, 2 mM ABTS ile 30 μM H 2 O 2 ve 6 μM yaban turpu peroksidaz (HRP) enzimi ile 1 mL distile su içinde karıştırılarak üretilmiştir . Çözelti kuvvetlice karıştırıldı, oda sıcaklığında karanlıkta ABTS• + radikal oluşumuna kadar 45 dakika inkübe edildi . Daha sonra reaksiyon karışımına 10 µL farklı ekstrakt konsantrasyonları eklenmiş ve 730 nm'de absorbans okunmuştur. Ölçüm, Hitachi U-1900 oranlı ışın spektrofotometresinde (Tokyo, Japonya) gerçekleştirilmiştir. Her deneyde, ABTS ve H 2 O içeren damıtılmış su içinde test edilen numune2 boş olarak kullanılmıştır ve ABTS • + 10 uL H radikalini çözelti 2 O kontrol olarak kullanılmıştır.

      Her iki tahlil için test edilen ekstrelerin radikal temizleme kapasitesi (RSC) yüzdesi aşağıdaki denkleme göre hesaplandı:
      Radikal süpürme kapasitesi (%) = [(Bir kontrol − Bir numune )/ Bir kontrol ] × 100
      burada A kontrol ve A numunesi , sırasıyla kontrol ve test edilen numunenin absorbans değerleridir. Ayrıca, ekstrelerin radikal süpürücü verimliliğini karşılaştırmak için IC 50 değeri,% 50 DPPH atma • ve ABTS neden konsantrasyonunu gösteren • + ekstre konsantrasyonuna karşı grafiği çizildi RSC yüzdesi hesaplandı radikalidir. Tüm deneyler üç kopya halinde ve en az iki ayrı durumda gerçekleştirildi.

      2.7. Peroksil Radikal Kaynaklı DNA Plazmit İp Bölünmesi
      Peroksil radikali ile indüklenen DNA plazmit zinciri bölünme deneyi, daha önce tarif edildiği gibi gerçekleştirilmiştir [ 28].]. Kısaca, peroksil radikalleri (ROO•), 2,2'-azobis(2-amidinopropan hidroklorür)'ün (AAPH) termal bozunmasından üretilmiştir. 1 μg Bluescript-SK+ plazmit DNA, fosfat tamponlu salin (PBS) içinde 2.5 mM AAPH ve farklı konsantrasyonlarda test edilen ekstrakt içeren reaksiyon karışımı (10 μL) karanlıkta 45 dakika 37 °C'de inkübe edildi. Daha sonra reaksiyon 3 µL yükleme tamponu (%0.25 bromofenol mavisi ve %30 gliserol) ilave edilerek durduruldu. DNA örnekleri agaroz jel elektroforezi ile analiz edildikten sonra fotoğraflandı ve Alpha Innotech Multi Image (ProteinSimple, San Jose CA, ABD) kullanılarak analiz edildi. Ek olarak, plazmit DNA, plazmit DNA yapısı üzerindeki etkilerini test etmek için tahlilde kullanılan en yüksek konsantrasyonda her bir özüt ile tek başına işlendi.
      % Engelleme = [(S − S o ) / (S kontrol − S o )] × 100
      burada S kontrolü , negatif kontrol numunesindeki (yalnızca plazmid DNA) süper sarmal DNA yüzdesidir , S o pozitif kontrol numunesindeki (test edilen ekstraktlar olmadan ancak radikal başlatma faktörünün varlığında) süper sarmal plazmit DNA yüzdesidir ve S test edilen ekstraktlar ve radikal başlatıcı faktör içeren numunedeki süper sarmallı plazmit DNA yüzdesidir. Ayrıca IC 50 % 50 AAPH ile uyarılan gevşeme inhibe konsantrasyonunu gösteren değerler ekstre konsantrasyonuna karşı grafiği çizildi yüzde engellenmesi hesaplanmıştır. Test edilen her bileşik için üç kopya halinde en az iki bağımsız deney yapıldı.

      2.8. Hücre Kültürü Koşulları
      Daha önce tarif edildiği gibi [ 29 ], insan endotelyal EA.hy926 hücreleri, normal Dulbecco'nun modifiye Eagle ortamında (DMEM) 37 °C'de %5 karbon dioksit içinde plastik tek kullanımlık doku kültürü şişelerinde kültürlendi.

      2.9. XTT Hücre Canlılığı Testi
      Endotel hücrelerinde ekstraktların antioksidan aktivitesini incelemek için sitotoksik olmayan konsantrasyonlar kullanıldı. Bu konsantrasyonları seçmek için, ekstraktların endotelyal hücrelerdeki sitotoksisitesi, daha önce tarif edildiği gibi XTT hücre canlılığı tahlil kiti (Roche, İsviçre) kullanılarak kontrol edildi [ 30 ]. Kısaca, EA.hy926 hücreleri 1 x 10 ile 96 oyuklu bir plakaya ekilmiştir 4DMEM ortamında kuyu başına hücreler. 24 saatlik inkübasyondan sonra hücreler, 24 saat boyunca serumsuz DMEM ortamında farklı ekstrakt konsantrasyonları ile işlendi. Daha sonra her kuyucuğa 50 µL XTT test solüsyonu eklendi. 4 saatlik inkübasyondan sonra, bir Bio-Tek ELx800 mikroplaka okuyucusunda (Winooski, VT, ABD) referans dalga boyu olarak 450 nm'de ve ayrıca 630 nm'de absorbans ölçüldü. Negatif kontrol, DMEM serumsuz ortamdı. Kontrol ve numunelerin absorbans değerleri, ekstrakt tedavisinin neden olduğu hücre büyümesinin yüzde inhibisyonunu hesaplamak için kullanıldı. Tüm deneyler üç kopya halinde ve iki ayrı durumda gerçekleştirildi.

      2.10. EA.hy926 Hücrelerinin Ekstraktlarla Tedavisi
      R. sempervirens , R. canina ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktlar, endotelyal EA.hy926 hücrelerinde antioksidan kapasiteleri açısından incelendi. Hücreler, 24 saat boyunca şişelerde kültürlendi. Daha sonra ortam, sitotoksik olmayan konsantrasyonlarda test edilen özleri içeren serumsuz bir ortam ile değiştirildi. Hücreler, 24 saat boyunca özler ile işlendi ve daha sonra tripsinize edildi, toplandı ve iki kez 300 x g'de 5 °C'de 10 dakika boyunca santrifüjlendi . İlk santrifüjlemenin sonunda, süpernatan sıvı atıldı ve hücresel pelet PBS içinde yeniden süspanse edildi. İkinci santrifüjlemeden sonra hücre peleti toplandı ve glutatyon (GSH) ve ROS seviyelerini ölçmek için kullanıldı.

      2.11. Endotel Hücrelerinde Akış Sitometrisi Analizi ile GSH ve ROS Düzeylerinin Değerlendirilmesi
      EA.hy926 hücrelerindeki GSH ve ROS seviyeleri, daha önce tarif edildiği gibi sırasıyla cıva portakalı ve DCF-DA kullanılarak değerlendirildi [ 31 , 32 ]. Kısaca, hücreler, 1 x 10 PBS içinde yeniden süspanse edilmiştir 6hücreler/mL ve karanlıkta 37 °C'de 30 dakika boyunca sırasıyla cıva portakalı (10 μΜ) veya 2',7'-Diklorofloresin diasetat (DCF-DA) (40 μΜ) varlığında inkübe edildi. Daha sonra hücreler yıkandı, PBS içinde yeniden süspanse edildi ve ROS için 488 ve 530 nm'de ve 488 ve 580'de uyarma ve emisyon dalga boylarına sahip bir FACSCalibur akış sitometresi (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) kullanılarak akış sitometrik analizine tabi tutuldu. GSH için nm. Veriler, 'BD Cell Quest' yazılımı (Becton Dickinson, Franklin Lakes, NJ, ABD) kullanılarak analiz edildi. Her bir deney en az üç kere tekrar edildi. 2.12. İstatistiksel analiz


      Tüm sonuçlar ortalama ± SD olarak ifade edildi. Farklılıklar p < 0.05'te anlamlı kabul edildi . Tek yönlü ANOVA, ardından SPSS 20.0 yazılımı (IBM, Armonk, NY, ABD) kullanılarak çoklu ikili karşılaştırmalar için Tukey testi yapıldı.

      3. Sonuçlar
      3.1. Biyoaktif Bileşiklerdeki Ekstraksiyon Bileşimi
      Ekstraktların TPC değerleri 267.67, 290.00 ve 226.93 mg GAE/g dw iken, TFC değerleri R. sempervivens , R. canina ve P. coccinea için sırasıyla 65.78, 118.56 ve 99.16 mg CE/gr dw idi (tablo 1). tablo 1


      Kurutulmuş meyveler R. canina , R. semprevirens ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktların biyoaktif bileşikleri .
      kinik asit 1102,59 ± 38,91 389,95 ± 10,29 ND
      (+)-Kateşin 134.75 ± 1.02 25.48 ± 0.68 7,93 ± 0,31
      gallik asit 2,21 ± 0,09 0,44 ± 0,03 ND
      protokateşik asit 2,09 ± 0,06 ND ND
      şırınga asidi ND ND 6.23 ± 0.17
      kafeik asit ND ND 1,49 ± 0,08
      (-)-Epikateşin 120.99 ± 1.18 34.01 ± 0.51 10.23 ± 1.10
      hiperozit 308.11 ± 7.10 8,31 ± 0,19 170.72 ± 3.49
      Rutin 25.64 ± 0.48 2,62 ± 0,14 25.82 ± 0.98
      Klorojenik asit ND ND 4,82 ± 0,06
      taksifolin ND ND 0,09 ± 0,02
      p -kumarik asit 2,44 ± 0,07 ND ND
      vanilin ND ND 7,89 ± 0,06
      astragalin 172.48 ± 7.48 9.16 ± 0.10 9,13 ± 0,05
      floridzin 3,41 ± 0,10 ND ND
      Eriodiktyol ND 0,05 ± 0,01 0,06 ± 0,01
      kersitrin ND 0,44 ± 0,07 ND
      kuersetin 0.67 ± 0.05 0.19 ± 0.02 0,06 ± 0,01
      genistein ND 0.03 ± 0.01 ND
      kaempferol 0,46 ± 0,02 ND 0,05 ± 0,01
      isorhamnetin ND ND ND
      izokuranetin ND ND 0.03 ± 0.01
      Betulinik asit 0,47 ± 0,03 ND ND
      ursolik asit 138,23 ± 4,44 ND ND
      TPC b 290,00 ± 2,10 gün 267,67 ± 1,78 e 226,93 ± 1,11 f
      TFC c 118,56 ± 1,69 gr 65,78 ± 0,93 saat 99,16 ± 1,22 ben
      Ayrı bir pencerede aç
      ND: algılanmadı. a Değerler μg/g kuru ekstrakt ağırlığı olarak ifade edilir ve üç ölçümden elde edilen ortalama ± SD'dir. b TPC: mg gallik asit eşdeğeri/g kuru ağırlık ekstresi olarak ifade edilen Toplam Polifenolik İçerik. c TFC: mg kateşin eşdeğeri/g kuru ağırlık özütü olarak ifade edilen Toplam Flavonoid İçeriği. d,e,f Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). g,h,i Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05).

      UPLC-MS-MS (özellikle UV'ye duyarlı olmayan bileşiklerin kantitatif analizi için) ile tamamlanan Diode-Array Detection ile HPLC kullanılarak değerlendirildiği gibi ekstraktların kimyasal bileşiminin kalitatif ve kantitatif değerlendirmesinden elde edilen sonuçlar şurada gösterilmektedir: tablo 1. Ekstraktların HPLC analizi, flavanoller (örn., (+)-kateşin ve (-)-epikateşin), flavonoller (örn. hiperosid, rutin, astragalin, kersitrin, kersetin ve kaempferol) gibi flavonoidlerin farklı alt sınıflarına ait polifenolleri tanımladı. flavanonoller (örneğin, taksifolin), flavanonlar (örneğin, eriodictyol ve izosakuranetin), izoflavonlar (örneğin, genistein). Bu bağlamda, hidroksibenzoik asitler (örn., gallik asit, siringik asit ve protokateşik asit), hidroksisinamik asitler (örn., kafeik asit ve p- kumarik asit) ve klorojenik asit gibi çeşitli polifenolik asitler de tespit edildi . Son olarak, floridzin ve vanilin polifenolleri, kinik asit ve terpenoidler betulinik asit ve ursolik asit gibi bir dizi ek molekül tanımlandı. Son bileşikler sadeceR. canina özü.

      Spesifik olarak, kimyasal analiz, R. canina ekstraktının özellikle hiperosid (308.11 μg/g dw), astragalin (172.48 μg/g dw), (+)-catechin (134.75 μg/g dw) ve (− )-epikateşin (120,99 μg/g dw) (tablo 1). Ayrıca, R. canina özütü önemli konsantrasyonda kinik asit (1102,59 μg/g dw) ve terpenoid, ursolik asit (138,23 μg/g dw) içeriyordu (tablo 1). Gelen R. sempervirens özü, yüksek konsantrasyonlarda tanımlanan bileşikler, kinik asit (389,95 g / g dw) ve polifenoller edildi (-) - epikateşin (34.01 ug / g dw), (+) - kateşin (25.48 ug / g dw ), astragalin (9.16 μg/g dw) ve hiperosid (8.31 μg/g dw) (tablo 1). Son olarak, P. coccinea özütü daha yüksek konsantrasyonlarda hiperozid (170.72 μg/g dw), rutin (25.82 μg/g dw), (-)-epicatechin (10.23 μg/g dw), astragalin (9.13 μg/g dw), (+)-kateşin (7,93 μg/g dw), vanilin (7,89 μg/g dw) ve siringik asit (6,23 μg/g dw) (tablo 1). 3.2. Ekstraktların Serbest Radikal Temizleme Aktivitesi


      Ekstraktların üçü de güçlü serbest radikal süpürücü aktivite sergiledi. Bilindiği gibi, IC alt 50 değeri, daha yüksek antioksidan aktivitesi. Bu durumda, güç için ve IC deney DPPH içinde 50 değerleri vardı: R. caninadır (100 ug / mL)> R. sempervivens (130 ug / mL)> S. coccinea (500 ug / mL) (Tablo 2). ABTS •+ testinde benzer bir geçiş sırası gözlendi ; R. canina (60 μg/mL) > R. sempervivens (85 μg/mL) > P. coccinea (140 μg/mL) (Tablo 2).

      Tablo 2
      DPPH ve ABTS radikallerine karşı serbest radikal süpürücü aktivite, ekstraktların peroksil radikali (ROO•) kaynaklı DNA hasarına karşı koruyucu aktivite.
      Rosa sempervivens (meyve) 130 ± 7,8a , * 85 ± 10.0 gün, * 570 ± 51,3 gr, *
      Rosa canina (meyve) 100 ± 7,0 b, * 60 ± 6,6 e, * 530 ± 68,9 gr, *
      Pyracantha coccinea (meyve) 500 ± 40,0 c, * 140 ± 4,2 f, * 950 ± 47,5 saat, *
      a Değerler, en az iki ayrı üçlü deneyin ortalama ± SD'sidir. b Değerler, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'sidir. * p < 0.05, kontrol değerlerinden önemli farkı gösterir. a,b,c Üst simge harfleri farklı olan değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). d,e,f Farklı üst simge harflere sahip değerler aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05). g,h Farklı üst simge harflere sahip değerler, aralarında önemli ölçüde farklıdır ( p < 0.05).

      Son olarak, her üç ekstreler IC ile ROO • teşvikli DNA plazmidi kırılmaya karşı koruyucu aktivite sergiledi 50 değerleri ve güç sıralamasını R. caninayla (530 ug / mL)> R. sempervivens (570 ug / mL)> S. coccinea (950 ug / ml) (Tablo 2 ve Şekil 1).
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g001.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      Şekil 1
      ( A ) Pyracantha coccinea , ( B ) Rosa sempervivens ve ( C ) Rosa canina türlerinden elde edilen polifenolik ekstraktların ROO• radikaline karşı koruyucu aktivitesi : Şerit 1, pBluescript-SK+ plazmit DNA'sı herhangi bir işlem görmemiş; şerit 2, tek başına ROO• radikaline maruz kalan plazmit DNA; şeritler 3-8 plazmit DNA, farklı ekstrakt konsantrasyonlarının varlığında ROO• radikaline maruz kalır ( P. coccinea : 0.063, 0.125, 0.250, 0.500, 1.0 ve 1.5 mg/mL; R. sempervivens : 2.0, 1.5, 1.0, 0.500 , 0.250, 0.125 mg/mL; R. canina: 0.063, 0.125, 0.250, 0.500, 1.0 ve 1.5 mg/mL); şerit 8, plazmit DNA, tek başına her bir özütün test edilen maksimum konsantrasyonuna maruz bırakılmıştır. OC: açık sirküler; SC: süper sargılı.

      3.3. Ekstraktların Endotel Hücrelerinin Antioksidan Durumu Üzerine Etkileri
      Endotel hücrelerinde ekstraktların antioksidan aktivitesini incelemek için akış sitometri analizi yapıldı. İlk başta, ekstraktın hücre canlılığı üzerindeki etkisi, sitotoksik olmayan konsantrasyonları kullanmak için XTT testi kullanılarak değerlendirildi. Hücre canlılığı tahlili, R. sempervivens için 2.5 mg/mL ve R. canina için 2.0 mg/mL üzerindeki konsantrasyonlarda önemli sitotoksisite sergilendiğini göstermiştir (şekil 2M.Ö). P. coccinea için kullanılan konsantrasyonların hiçbiri sitotoksisiteye sahip değildi (şekil 2A). Bu nedenle, aşağıdaki deneylerde ekstraktların seçilen sitotoksik olmayan konsantrasyonları 1.00 mg/mL'ye kadardı.
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g002.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      şekil 2
      ( A ) Pyracantha coccinea , ( B ) Rosa sempervivens ve ( C ) Rosa canina türlerinden elde edilen polifenolik özler ile muameleyi takiben hücre canlılığı . Sonuçlar, üç kopya halinde gerçekleştirilen üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrol değerinden önemli farkı gösterir.

      Ekstraktların endotel hücrelerinin antioksidan kapasitesi üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, akış sitometrisi analizi ile GSH ve ROS seviyelerinin ölçülmesine dayanmaktadır. Sonuçlar, R. canina ekstraktının kontrole kıyasla sırasıyla 0.13, 0.25, 0.50 ve 1.00 mg/mL'de GSH seviyelerini %15.0, 10.4, 28.4 ve %43.1 oranında önemli ölçüde arttırdığını göstermiştir (Figür 3C). P. coccinea özütü ayrıca kontrole kıyasla GSH düzeylerini 0,50 ve 1,00 mg/mL'de sırasıyla %29,2 ve %32,3 oranında önemli ölçüde artırdı (Figür 3A). Bununla birlikte, R. sempervirens özütü, incelenen konsantrasyonların hiçbirinde GSH düzeylerini etkilemedi (Figür 3B).
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g003.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      Figür 3
      EA.hy926 hücrelerinde 24 saat boyunca farklı konsantrasyonlarda P. coccinea , R. sempervivens ve R. canina özütleri ile tedaviden sonra GSH seviyeleri üzerindeki etkiler . ( A ) P. coccinea , ( B ) R. sempervivens ve ( C ) R. canina ile tedaviden sonra GSH seviyelerinin tespiti için akış sitometrisi ile analiz edilen 10.000 hücrenin floresansına karşı hücre sayımlarının histogramları. FL-2, uyarma ve emisyon dalga boyu olarak sırasıyla 488 ve 580 nm kullanılarak FL-2 kanalında floresan algılamayı temsil eder. Çubuk grafikler, ( D ) P. coccinea , ( E ) R. sempervivens ve ( F ) R. canina özütleri ile muameleden sonra EA.hy926 hücrelerinde histogramlarla tahmin edilen kontrol yüzdesi olarak GSH seviyelerini gösterir . Çubuk grafiklerin tüm değerleri, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrolden önemli farkı gösterir.

      Ekstraktların ROS seviyeleri üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesinden elde edilen sonuçlar şu şekilde gösterilmektedir: Şekil 4. Sonuçlara göre, üç ekstraktan sadece biri ROS seviyelerini etkiledi. Özellikle, R. canina özütü , kontrole kıyasla sırasıyla 0,50 ve 1,00 mg/mL'de ROS'u sırasıyla %9,73 ve %13,37 oranında önemli ölçüde azaltmıştır (Şekil 4C). Bununla birlikte, P. coccinea ve R. sempervivens ekstreleri, kontrole kıyasla ROS seviyelerini önemli ölçüde etkilemedi (Şekil 4A,B).
      Resim, illüstrasyon vb. içeren harici bir dosya. Nesne adı antioksidanlar-08-00092-g004.jpg
      Ayrı bir pencerede aç
      Şekil 4
      Diyagramlar , EA.hy926 hücrelerinde P. coccinea , R. sempervivens ve R. canina ekstreleri ile muameleden sonra ROS seviyelerindeki değişiklikleri göstermektedir . Histogramlar, ( A ) P. coccinea , ( B ) R. sempervivens ve ( C ) R. canina ile tedaviden sonra ROS seviyelerinin saptanması için akış sitometrisi ile analiz edilen 10.000 hücrenin floresansına karşı hücre sayımlarını gösterir.. FL-1, uyarma ve emisyon dalga boyu olarak sırasıyla 488 ve 530 nm kullanılarak FL-1 kanalındaki floresan algılamayı temsil eder. Çubuk grafikler, ( D ) P. coccinea , ( E ) R. sempervivens ve ( F ) R. canina özütleri ile muameleden sonra EA.hy926 hücrelerinde histogramlarla tahmin edilen kontrol yüzdesi olarak ROS seviyelerini gösterir . Çubuk grafiklerin tüm değerleri, üç bağımsız deneyin ortalama ± SD'si olarak sunulur. * p < 0.05, kontrolden önemli farkı gösterir.

      4. Tartışma
      Bu çalışmanın amacı, yabani olarak büyüyen üç bitki türü olan R. canina , R. sempervirens ve P. coccinea'nın meyvelerinden elde edilen polifenolik ekstraktların endotel hücrelerindeki antioksidan etkilerini ilk kez değerlendirmektir . Unutulmamalıdır R caninadır iyi çalışılmış bitki türleri [olan 33 ], ama sadece bir polifenolik bileşim için çalışma ve antioksidant faaliyeti vardır R. semprevirens meyve özleri [ 34 ] ve bildirilenolgu vardır P koksinea meyve özleri [ 23 ].

      İlk olarak, ekstraktların polifenolik bileşimi analiz edildi. R. canina özütü, test edilen üç özüt arasında en yüksek TPC'yi sergiledi. Dolayısıyla, beklendiği gibi R. canina da en yüksek TFC'ye sahipti. Bununla birlikte, R. sempervirens özütü, P. coccinea'dan daha yüksek TPC'ye sahip olmasına rağmen, birincisinin TFC'si , ikincisinden daha düşüktü. Bu muhtemelen , flavonoidler dışındaki polifenollerdeki R. sempervirens ekstraktının yüksek içeriğinden kaynaklanmaktadır . Diğer çalışmalar, R. canina ekstraktlarının TPC değerlerinin 50 ila 500 mg/g dw olduğunu gösterdi ve bu nedenle sonuçlarımız bu aralıktaydı [ 35 , 36]. Şimdiye kadar R. sempervirens polifenolleri üzerine, TPC için 57.9 mg GAE/g dw ve TFC için 0.47 mg CE/g dw bildiren tek bir çalışma olmuştur , buna karşın değerlerimiz 267.67 mg GAE/g dw ve 65.78 mg CE idi. /g dw, sırasıyla [ 34 ]. Nadpal ve diğerleri, [ 34 ], R. sempervirens'ten polifenolik ekstreleri izole etmek için farklı çözücüler (yani metanol ve su) kullanmışlardır . Onların sonuçları, su ekstraksiyonunun metanol ekstraksiyonuna kıyasla daha yüksek TPC ve TFC değerleri verdiğini gösterdi [ 34 ]. Ayrıca, başka bir çalışma , farklı lokasyonlarda yetiştirilen bitkilerden izole edilen R. canina ekstraktları arasında TPC değerlerinin farklı olduğunu göstermiştir [ 36].]. Daha önceki bir çalışmada, R. canina'nın etanol özütlerinin su özütlerinden daha yüksek TPC değerlerine sahip olduğu da gösterilmiştir [ 36 ]. Bhave ve diğerleri, [ 37 ] Rosa türlerindeki biyolojik olarak aktif bileşiklerin içeriğinin spesifik genotiplere bağlı olduğunu da göstermiştir. Ek olarak, R. canina'nın daha fazla olgunlaşmış meyvelerinden elde edilen ekstraktların, daha az olgunlaşmış meyvelere kıyasla daha yüksek TPC'ye sahip olduğu bildirilmiştir [ 38 ]. Bu nedenle, sonuçlarımız ile diğer çalışmalardan elde edilenler arasındaki farklılıklar, analitik yöntemlerdeki farklılıklar, farklı ekstraksiyon yöntemleri, genetik ve çevresel faktörler ve meyvelerin olgunluk aşaması ve hasat zamanı gibi farklı faktörlere atfedilebilir [ 37 , 38 ]., 39 ].

      HPLC analizi, R. canina özütünün özellikle hiperosid, astragalin, rutin, (+)-kateşin ve (-)-epikateşin polifenolleri açısından ve ayrıca terpenoid ursolik asit ve poli-hidroksillenmiş organik asit organik asit açısından zengin olduğunu gösterdi. , kinik asittir. Bu bileşiklerin varlığı önceki çalışmalarda da bildirilmiştir [ 33 , 40 ]. Ayrıca, ellagik asit, salisilik asit, vanilik asit, ferulik asit ve kafeik asit (bizim tarafımızdan bulunamadı) gibi R. canina ekstraktlarında eser miktarlarda başka polifenoller tanımlanmıştır [ 33 ]. R. sempervirensekstrakt daha yüksek miktarlarda kinik asit, (+)-kateşin, (-)-epikateşin, astragalin ve hiperosid içeriyordu. Bulgularımız gibi, Nadpal ve ark. (2018) [ 34 ] ayrıca R. sempervirens ekstraktında gallik asit, kersitrin, kersetin, hiperosid ve (+)-kateşini tanımladı , ancak numunelerimizle aynı konsantrasyonlarda olmasa da. Ancak Nadpal ve ark. (2018) [ 34 ] ayrıca ellagic asit, protocatechuic asit (bizim ekstraktımızda bulunmaz), ferulik asit ve kaempferol-3- O - glucoside bildirmiştir . Genel olarak çalışmamız, R. sempervirens ekstraktında kinik asit, (-)-epicatechin, rutin, astragalin, eriodictyol ve genistein'ı tanımlayan ilk çalışmadır . P. coccineaekstrakt daha yüksek konsantrasyonlarda hiperosid, rutin, (-)-epikateşin, (+)-kateşin, astragalin, vanilin, siringik asit ve klorojenik asit içeriyordu. Beklendiği gibi, Rosa cinsinden iki özütün (yani, R. canina ve R. sempervirens ) polifenolik profilleri , Pyracantha cinsinin P. coccinea'sından elde edilen özütten daha fazla benzerliğe sahipti .

      Her üç ekstrakt da DPPH ve ABTS• + tahlillerinde güçlü serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi . Her iki tahlilde de R. canina özütünün en yüksek gücü, en yüksek TPC değerine uygundu. Bazı çalışmalar Yatırım Ortamı bildirmiştir 50 için DPPH denemesinde değerleri R caninadır bizim benzerdi özler, fakat diğer çalışmalar bizim önemli ölçüde farklı olan değerleri [bulduk 18 , 40 ]. Önceki çalışmalar ayrıca polifenoliklerin DPPH radikal süpürme aktivitesi için R. canina ekstraktlarının en önemli bileşikleri olduğunu göstermiştir [ 40 ]. Daha yüksek TPC'ye sahip R. sempervirens özütüP. coccinea özütü ayrıca daha büyük serbest radikal süpürme aktivitesi sergiledi. Nadpal et al. (2018) [ 34 ] 28 bildirmişlerdir ug / mL IC olarak 50 for a DPPH denemesinde değeri R. sempervirens , değer ug / mL 130 iken özü,. Değerlerimiz ile diğer çalışmalardan elde edilenler arasındaki farklar, muhtemelen yukarıda belirtildiği gibi, ekstraktların polifenolik bileşiminde farklılıklara yol açan farklı faktörlerden kaynaklanmaktadır.

      Ayrıca, üç özütün tümü, ROO• kaynaklı DNA hasarına karşı koruyucu aktivite gösterdi. DPPH ve ABTS• + tahlillerinde olduğu gibi, bu tahlilde potens sırası polifenolik konsantrasyon sırasını takip etti, yani R. canina > R. sempervirens > P. coccinea . Bu nedenle, bir kez daha, polifenolik konsantrasyonun ROO• kaynaklı DNA hasarından koruyucu aktivitede çok önemli bir rol oynadığı görülüyordu. Ekstraktlarda tanımlanan polifenoller arasında, (+)-catechin, (-)-epicatechin, rutin, vanilin, astragalin, phloridzin ve gallik asidin ROO• radikalini temizlediği bildirilmiştir [ 41 , 42 , 43 , 44 , 45 , 46 ], 47 ]. Bildiğimiz kadarıyla R. canina , R. sempervirens ve P. coccinea ekstraktlarının serbest radikal kaynaklı DNA hasarından koruyucu aktivitesi ilk kez bu çalışmada incelenmiştir. Bu nedenle, bu sonuçlara dayanarak, test edilen bitki türlerinden elde edilen ekstraktlar, ROS'un neden olduğu DNA hasarının neden olduğu hastalıklara karşı koruma için kullanılabilir.

      Test edilen ekstraktlar güçlü serbest radikal süpürücü aktivite gösterdiğinden, endotel hücrelerinde sitotoksik olmayan konsantrasyonlarda antioksidan etkileri de araştırıldı. Böylece, ekstrelerin hücreler içindeki en önemli antioksidan moleküllerden biri olan GSH'yi artırma yeteneği, akış sitometrisi ile değerlendirildi [ 48 ]. Serbest radikal süpürme deneyleriyle uyumlu olarak, R. canina özütü, hücrelerde GSH'yi artırmak için en büyük kapasiteyi sergiledi. Bununla birlikte, insanlar R. canina'dan kuşburnu tozu tükettiğinde , eritrositlerde GSH metabolizması ile ilgili enzimlerin aktivitesi üzerinde hiçbir etkinin olmadığı belirtilmelidir [ 49 ]. P. coccinea ile hücrelerin tedavisiözü ayrıca EA.hy926 hücrelerinde GSH seviyelerini önemli ölçüde arttırdı. Bununla birlikte, R. sempervirens özü tedavisinin GSH seviyeleri üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Bu bulgu ilgi çekiciydi, çünkü R. sempervirens özütü, P. coccinea özünden daha fazla polifenol içerirken, R. sempervirens özütünün polifenolik profili, R. canina'nınkine oldukça benzerdi . Bu çelişki, P. coccinea özünde R. sempervirens'ten daha yüksek konsantrasyonda bulunan polifenollerin incelenmesiyle açıklanabilir . Örneğin, hiperosid ve rutin R. canina ve P. coccinea'da daha yüksek konsantrasyonda bulunur.R. sempervirens ile karşılaştırıldığında ekstrelerin endotel hücrelerinde GSH düzeylerini arttırdığı bildirilmiştir [ 50 , 51 ]. R. canina ve P. coccinea ekstresi tedavisinin indüklediği GSH seviyelerinde gözlenen artış önemlidir, çünkü GSH antioksidan rolünden ayrı olarak endotel hücrelerinde hücre sinyalleşmesinin çok önemli bir düzenleyicisidir [ 52 , 53 ].

      Endotel hücrelerinde ekstrelerin ROS seviyeleri üzerindeki etkileri ile ilgili olarak, sadece R. canina ekstresi tedavisi önemli bir düşüş göstermiştir. Bu sonuç, diğer tüm deneylerde sergilenen R. canina özütünün en yüksek antioksidan potansiyeline uygundur. Ayrıca, ROS seviyelerinde R. canina ekstraktının neden olduğu azalma, en azından kısmen, ekstraktın GSH gibi antioksidan savunma mekanizmalarını artırma kapasitesine bağlandı. Ayrıca, R. caninadır özü bir H inhibe ettiği gösterilmiştir 2 O 2 , kolon kanser hücrelerinde ROS -kaynaklı artış [ 54 ]. Ayrıca, (+)-kateşin, (-)-epikateşin ve ursolik asit gibi bazı polifenoller daha yüksek konsantrasyonlarda tanımlanmıştır.R. canina'nın test edilen diğer iki ekstreye göre endotelyal EA.hy926 ve insan göbek damarı endotel hücreleri (HUVEC) hücrelerinde ROS'u azalttığı gösterilmiştir [ 55 , 56 , 57 ].

      Sonuç olarak, bu çalışmanın sonuçları, test edilen ekstrelerin, özellikle R. sempervirens ve P. coccinea meyve ekstrelerinin polifenolik bileşimi ile ilgili yeni bilgiler sağlamıştır . Ayrıca, test edilen üç özütün hepsinin, ROS'un neden olduğu DNA hasarına karşı koruma sağladığı ilk kez gösterildi, bu da onların göreceli hastalıkların önlenmesi için olası kullanımlarını öneriyor. Ayrıca R. canina ve P. coccinea'dan elde edilen ekstraktlarendotel hücrelerinde en önemli antioksidan molekül olan GSH düzeylerini arttırdığı gösterilmiştir. Bu bulgu, bu ekstraktların, kardiyovasküler gibi endotelde oksidatif hasarın neden olduğu hastalıkları önleyen gıda takviyeleri veya biyofonksiyonel gıdaların geliştirilmesi için kullanılabileceğini düşündürmektedir. İlginç bir şekilde, önceki in vivo çalışmalar, insanlara veya deney hayvanlarına kuşburnu tozu uygulamasının kardiyovasküler hastalık riskini azaltabileceğini bildirmiştir [ 22 , 58]]. Tabii ki, bu koruyucu aktivitelerin uygulandığı moleküler mekanizmaları daha fazla araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Ayrıca, farklı yıllar arasındaki çevresel değişkenlik, bitki ekstraktlarının kimyasal bileşimini ve dolayısıyla biyoaktivitelerini etkileyebileceğinden, test edilen faaliyetlerin bir yıldan diğerine nasıl değiştiği de incelenmelidir.

      Git: Yazar Katkıları
      Kavramsallaştırma, DS, SAH, DK; metodoloji, DS, SAH, DK; denetim, DS, SAH, DK; EK (Eleana Kokka), AA, KC, EK (Efthalia Kerasioti), CD, ENT, AP, SDK, IK; veri iyileştirme, EK (Efthalia Kerasioti), AP, AA, DS, SAH; yazı, DS, SAH, KC, EK (Eleana Kokka), CD, IK; fon alımı, DS, SAH, DK; kaynaklar, DS, SAH, DK; KC, EK (Eleana Kokka), CD, çalışmaya eşit katkıda bulunmuştur.

      Finansman
      Çalışma kısmen Teselya Üniversitesi Biyokimya ve Biyoteknoloji Bölümü'ndeki “Toksikoloji” Yüksek Lisans programı (hibe no.: 5835) tarafından finanse edildi.

      Çıkar çatışmaları
      Yazarlar herhangi bir çıkar çatışması beyan etmemektedir.

      Referanslar
      1. Dupre-Crochet S., Erard M., Nüβe O. Fagositlerde ROS üretimi: Neden, ne zaman ve nerede? J. Leukoc. Biol. 2013; 94 :657-670. doi: 10.1189/jlb.1012544. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      2. Halliwell B. Yaşam Bilimleri Ansiklopedisi. Wiley, John & Sons; London, UK: 2001. Hastalıkta serbest radikaller ve diğer reaktif türler; s. 1–7. [ Google Akademik ]
      3. Zhang J., Wang X., Vikash V., Ye Q., Wu D., Liu Y., Dong W. ROS ve ROS-Aracılı Hücresel Sinyalizasyon. Oksit. Med. Hücre Longev. 2016; 2016 :e4350965. doi: 10.1155/2016/4350965. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      4. Rochette L., Zeller M., Cottin Y., Vergely C. Diyabet, oksidatif stres ve terapötik stratejiler. Biyokimya. Biyofiz. Acta. 2014; 1840 :2709-2729. doi: 10.1016/j.bbagen.2014.05.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      5. Lipinski B. Diabetes mellitusta oksidatif stresin patofizyolojisi. J. Diyabet Komplikasyonu. 2001; 15 :203–210. doi: 10.1016/S1056-8727(01)00143-X. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      6. Halliwell B. Serbest radikaller ve antioksidanlar: Kişisel bir görüşün güncellenmesi. Nutr. Rev. 2012; 70 :257–265. doi: 10.1111/j.1753-4887.2012.00476.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      7. Deanfield JE, Halcox JP, Rabelink TJ Endotelyal fonksiyon ve disfonksiyon: Test ve klinik uygunluk. Dolaşım. 2007; 115 :1285–1295. doi: 10.1161/CIRCULATIONAHA.106.652859. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      8. Victor VM, Rocha M., Solá E., Bañuls C., Garcia-Malpartida K., Hernández-Mijares A. Oksidatif stres, endotelyal disfonksiyon ve ateroskleroz. Kör. Eczacılık Des. 2009; 15 :2988–3002. doi: 10.2174/138161209789058093. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      9. Closa D., Folch-Puy E. Oksijensiz radikaller ve sistemik inflamatuar yanıt. IUBMB Hayat. 2004; 56 :185-191. doi: 10.1080/15216540410001701642. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      10. Muller MM, Griesmacher A. Endotelyal disfonksiyon belirteçleri. Klinik. Kimya Laboratuvar Med. 2000; 38 :77-85. doi: 10.1515/CCLM.2000.013. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      11. Zou Y., Yoon S., Jung KJ, Kim CH, Son TG, Kim MS, Kim YJ, Lee J., Yu BP, Chung HY Yaşlanma sırasında aortik yapışma moleküllerinin düzenlenmesi. J. Gerontol. Bir Biol. bilim Med. bilim 2006; 61 :232–244. doi: 10.1093/gerona/61.3.232. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      12. Karpinska A., Gromadzka G. Oksidatif stres ve doğal antioksidan mekanizmalar: Nörodejenerasyondaki rolü. Moleküler mekanizmalardan terapötik stratejilere. Postepy Hig. Med. Doz. 2013; 67 :43–53. doi: 10.5604/17322693.1029530. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      13. Landete JM Diyetle doğal antioksidan alımı: Vitaminler ve polifenoller. Krit. Rev. Gıda Bilimi. Nutr. 2013; 53 :706–721. doi: 10.1080/10408398.2011.555018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      14. Procházková D., Boušová I., Wilhelmová N. Flavonoidlerin antioksidan ve prooksidan özellikleri. Fitoterapi. 2011; 82 :513–523. doi: 10.1016/j.fitote.2011.01.018. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      15. Landete JM Polifenoller hakkında güncel bilgiler: Fonksiyonlar, biyoyararlanım, metabolizma ve sağlık. Krit. Rev. Gıda Bilimi. Nutr. 2012; 52 :936-948. doi: 10.1080/10408398.2010.513779. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      16. Jiménez S., Jiménez-Moreno N., Luquin A., Laguna M., Rodríguez-Yoldi MJ, Ancín-Azpilicueta C. Farklı Rosa türlerinden kuşburnu kimyasal bileşimi: Gıda endüstrisi için alternatif bir antioksidan kaynağı. Gıda Bağımlısı. Kontam. Bölüm A. 2017; 34 :1121–1130. doi: 10.1080/19440049.2017.1319071. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      17. Roman I., Stanila A., Stanila S. Transilvanya'nın spontan florasından Rosa canina L. Biyotiplerinin biyoaktif bileşikleri ve antioksidan aktivitesi . Kimya sent. J.2013 ; 7 : 73. doi: 10.1186/1752-153X-7-73. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      18. Guimarães R., Barros L., Calhelha RC, Carvalho AM, Queiroz MJR, Ferreira IC Kuzeydoğu Portekiz'den yabani meyvelerin farklı zenginleştirilmiş fenolik ekstraktlarının biyoaktivitesi: Karşılaştırmalı bir çalışma. Bitki Besinleri Hum. Nutr. 2014; 69 :37-42. doi: 10.1007/s11130-013-0394-5. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      19. Nađpal JD, Lesjak MM, Šibul FS, Anačkov GT, Četojević-Simin DD, Mimica-Dukić NM, Beara IN İki kuşburnu ve koruyucularının biyolojik aktiviteleri ve fitokimyasal bileşiminin karşılaştırmalı çalışması: Rosa canina L. ve Rosa arvensis Huds . Gıda Kimyası 2016; 192 :907-914. doi: 10.1016/j.foodchem.2015.07.089. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      20. Serteser A., ​​Kargioğlu M., Gök V., Bağcı Y., Özcan MM, Arslan D. Türkiye'de yabani olarak yetiştirilen bazı bitki türlerinin antioksidan etkilerinin belirlenmesi. Int. J. Gıda Bilimi. Nutr. 2008; 59 :643–651. doi: 10.1080/09637480701602530. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      21. Tumbas VT, Canadanovic-Brunet JM, Cetojevic-Simin DD, Cetkovic GS, Ethilas SM, Gille L. Kuşburnu ( Rosa canina L.) fitokimyasallarının kararlı serbest radikaller ve insan kanser hücreleri üzerindeki etkisi. J. Sci. Gıda Tarımı. 2012; 92 :1273–1281. doi: 10.1002/jsfa.4695. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      22. Andersson SC, Olsson ME, Gustavsson KE, Johansson E., Rumpunen K. Olgunlaşma sırasında kuşburnundaki tokoferoller ( Rosa spp.). J. Sci. Gıda Tarımı. 2012; 92 :2116–2121. doi: 10.1002/jsfa.5594. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      23. Keser S. Ateş dikeni ( Pyracantha coccinea ) meyve ekstraktlarının antiradikal aktiviteleri ve fitokimyasal bileşikleri . Nat. Ürün Araş. 2014; 28 :1789-1794. doi: 10.1080/14786419.2014.942304. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      24. Singleton VL, Orthofer R., Lamuela-Raventos R. Toplam Fenollerin ve Diğer Oksidasyon Substratlarının ve Antioksidanların Folin-Ciocalteu Reaktifi Aracılığıyla Analizi. Yöntemler Enzimol. 1999; 299 :152–178. [ Google Akademik ]
      25. Jia Z., Tang MC, Wu JM Duttaki flavonoid içeriğinin belirlenmesi ve süperoksit radikalleri üzerindeki süpürücü etkileri. Gıda Kimyası 1999; 64 :555–559. [ Google Akademik ]
      26. Brand-Williams W., Cuvelier ME, Berset C. Antioksidan aktiviteyi değerlendirmek için bir serbest radikal yönteminin kullanılması. LWT Gıda Bilimi Teknoloji. 1995; 28 :25–30. doi: 10.1016/S0023-6438(95)80008-5. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      27. Cano A., Hernández-Ruíz J., García-Cánovas F., Acosta M., Arnao MB Bitki materyalindeki toplam antioksidan aktivitenin tahmini için bir son nokta yöntemi. Bitki kimyası. Anal. 1998; 9 :196–202. doi: 10.1002/(SICI)1099-1565(199807/08)9:4<196::AID-PCA395>3.0.CO;2-W. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      28. Chang ST, Wu JH, Wang SY, Kang PL, Yang NS, Shyur LF Akasya confusa kabuğu ve öz odun ekstraktlarının antioksidan aktivitesi. J. Agric. Gıda Kimyası 2001; 49 :3420–3424. doi: 10.1021/jf0100907. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      29. Priftis A., Panagiotou EM, Lakis K., Plika C., Halabalaki M., Ntasi G., Veskoukis AS, Stagos D., Skaltsounis LA, Kouretas D. Kavrulmuş ve yeşil kahve özleri, miyoblastta antioksidan ve sitotoksik aktivite gösterir. ve endotel hücre hatları hücreye özel bir şekilde. Gıda Kimyası Toksikol. 2018; 114 :119–127. doi: 10.1016/j.fct.2018.02.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      30. Kerasioti E., Stagos D., Priftis A., Aivazidis S., Tsatsakis AM, Hayes AW, Kouretas D. Peynir altı suyu proteininin kas C 2 C 12 hücreleri üzerindeki antioksidan etkileri . Gıda Kimyası 2014; 155 :271–278. doi: 10.1016/j.foodchem.2014.01.066. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      31. Goutzourelas N., Stagos D., Demertzis N., Mavridou P., Karterolioti H., Georgadakis S., Kerasioti E., Aligiannis N., Skaltsounis L., Statiri A., et al. Polifenolik üzüm ekstraktının kas ve endotel hücrelerinin oksidatif durumu üzerine etkileri. Hımm. Tecrübe. Toksikol. 2014; 33 :1099-1112. doi: 10.1177/0960327114533575. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      32. Kerasioti E., Stagos D., Georgatzi V., Bregou E., Priftis A., Kafantaris I., Kouretas D. Koyun Peynir Altı Suyu Proteininin Endotel Hücreleri Üzerindeki Antioksidan Etkileri. Oksit. Med. Hücre Longev. 2016; 2016 :e6585737. doi: 10.1155/2016/6585737. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      33. Ayati Z., Amiri MS, Ramezani M., Delshad E., Sahebkar A., ​​Emami SA Fitokimya, kuşburnunun geleneksel kullanımları ve farmakolojik profili: Bir inceleme. Kör. Eczacılık Des. 2018; 24 :4101-4124. doi: 10.2174/1381612824666181010151849. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      34. Nađpal JD, Lesjak MM, Mrkonjić ZO, Majkić TM, Četojević-Simin DD, Mimica-Dukić NM, Beara IN Üç yabani kuşburnunun fitokimyasal bileşimi ve in vitro fonksiyonel özellikleri ve geleneksel koruyucuları. Gıda Kimyası 2018; 241 :290–300. doi: 10.1016/j.foodchem.2017.08.111. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      35. Gao X., Bjo L., Ttrajkovski V., Uggla M. Farklı test sistemlerinde kuşburnu etanol ekstraktlarının antioksidan aktivitelerinin değerlendirilmesi. J. Sci. Gıda Tarımı. 2000; 80 :2021–2027. doi: 10.1002/1097-0010(200011)80:14<2021::AID-JSFA745>3.0.CO;2-2. [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      36. Koczka N., Stefanovits-Banyai E., Ombodi A. Bazı Rosa Türlerinin Kuşburnu Toplam Polifenol İçeriği ve Antioksidan Kapasitesi. İlaçlar. 2018; 5 : 84. doi: 10.3390/ilaçlar5030084. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      37. Bhave A., Schulzova V., Chmelarova H., Mrnka L., Hajslova J. Biyolojik olarak aktif bileşiklerinin içeriğine dayalı olarak kuşburnu değerlendirmesi. J. Gıda İlaç Anal. 2017; 25 :681–690. doi: 10.1016/j.jfda.2016.12.019. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      38. Elmastas M., Demir A., ​​Genç N., Dölek Ü., Güneş M. Bazı Rosa türlerinde olgunlaşma sırasında flavonoid ve fenolik asit içeriğindeki değişiklikler. Gıda Kimyası 2017; 25 :154–159. doi: 10.1016/j.foodchem.2017.05.004. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      39. Cunja V., Mikulic-Petkovsek M., Zupan A., Stampar F., Schmitzer V. Frost, şeker, askorbik asit ve bazı kersetin glikozitlerin içeriğini azaltır, ancak Rosa canina kalçalarında seçilen karotenleri uyarır . J. Bitki Fizyol. 2015; 178 :55-63. doi: 10.1016/j.jplph.2015.01.014. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      40. Wenzig EM, Widowitz U., Kunert O., Chrubasik S., Bucar F., Knauder E., Bauer R. İki kuşburnu ( Rosa canina L.) müstahzarının fitokimyasal bileşimi ve in vitro farmakolojik aktivitesi . Bitkisel ilaç. 2008; 15 :826-835. doi: 10.1016/j.phymed.2008.6.012. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      41. Fusi J., Bianchi S., Daniele S., Pellegrini S., Martini C., Galetta F., Giovannini L., Franzoni F. Doğal bileşiklerin antioksidan aktivitesi ve SIRT1 modülasyonunun in vitro karşılaştırmalı bir çalışması. Biyomedikal. Eczacı. 2018; 101 :805-819. doi: 10.1016/j.biopha.2018.03.006. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      42. Yan XT, Li W., Sun YN, Yang SY, Lee SH, Chen JB, Jang HD, Kim YH Prunus mume meyvelerinden flavonoidlerin tanımlanması ve biyolojik değerlendirmesi . Bioorg. Med. Kimya Lett. 2014; 24 :1397–1402. doi: 10.1016/j.bmcl.2014.01.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      43. Kim GN, Jang HD Dut ( Morus alba L.) yaprağının su ekstraktındaki flavonol içeriği ve antioksidan kapasiteleri. J. Gıda Bilimi. 2011; 76 :C869–C873. doi: 10.1111/j.1750-3841.2011.02262.x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      44. Galano A., León-Carmona JR, Alvarez-Idaboy JR Oksidatif strese karşı guaiacol türevlerinin koruyucu etkileri üzerinde çevrenin etkisi: Mekanizmalar, kinetik ve bağıl antioksidan aktivite. J. Fizik Kimya B.2012 ; 116 :7129-7137. doi: 10.1021/jp302810w. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      45. Choi J., Kang HJ, Kim SZ, Kwon TO, Jeong SI, Jang SI Morus alba L.'nin yapraklarından izole edilen astragalinin insan kırmızı kan hücrelerinin serbest radikal kaynaklı oksidatif hemolizine karşı antioksidan etkisi . Kemer Eczacılık Araş. 2013; 36 :912-917. doi: 10.1007/s12272-013-0090-x. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      46. Vasantha Rupasinghe HP, Yasmin A. Omega-3 yağ asitleri ve balık yağının sulu emülsiyonlarının phloretin ve phloridzin tarafından oksidasyonunun engellenmesi. Moleküller. 2010; 15 :251–257. doi: 10.3390/moleküller15010251. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      47. Marino T., Galano A., Russo N. Gallik asidin OH ve OOH radikallerine karşı radikal süpürme yeteneği. Yoğunluk fonksiyonel teorisinden reaksiyon mekanizması ve hız sabitleri. J. Fizik Kimya B. 2014; 118 :10380–10389. doi: 10.1021/jp505589b. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      48. Aquilano K., Baldelli S., Ciriolo MR Glutatyon: Eski bir antioksidan için redoks sinyalleşmesinde yeni roller. Ön. farmakol. 2014; 5 :196. doi: 10.3389/fphar.2014.00196. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      49. Kirkeskov B., Christensen R., Bügel S., Bliddal H., Danneskiold-Samsøe B., Christensen LP, Andersen JR Kuşburnunun ( Rosa canina ) plazma antioksidan aktivitesi ve C-reaktif protein üzerindeki etkileri romatoid artrit ve normal kontroller: Prospektif bir kohort çalışması. Bitkisel ilaç. 2011; 18 :953-958. doi: 10.1016/j.phymed.2011.02.008. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      50. Li HB, Yi X., Gao JM, Ying XX, Guan HQ, Li JC ECV-304 hücrelerinin tert-butil hidroperoksit kaynaklı yaralanmaya karşı hiperosit koruma mekanizması. Farmakoloji. 2008; 82 :105-113. doi: 10.1159/000139146. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      51. Gong G., Qin Y., Huang W., Zhou S., Yang X., Li D. Rutin, insan göbek damarı endotel hücrelerinde reaktif oksijen türlerinin aracılık ettiği mitokondriyal disfonksiyon yolunu düzenleyerek hidrojen peroksit kaynaklı apoptozu inhibe eder. Avro. J. Pharmacol. 2010; 628 :27–35. doi: 10.1016/j.ejphar.2009.11.028. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      52. Elliott SJ, Koliwad SK Redox vasküler endotelyal hücrelerde iyon kanalı aktivitesinin glutatyon ile kontrolü. Mikro sirkülasyon. 1997; 4 :341–347. doi: 10.3109/10739689709146798. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      53. Espinosa-Díez C., Miguel V., Vallejo S., Sánchez FJ, Sandoval E., Blanco E., Cannata P., Peiró C., Sánchez-Ferrer CF, Lamas S. Endotel disfonksiyonunda glutatyon biyosentezinin rolü ve fibroz. Redoks Biol. 2018; 14 :88–99. doi: 10.1016/j.redox.2017.08.019. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      54. Jiménez S., Gascón S., Luquin A., Laguna M., Ancin-Azpilicueta C., Rodríguez-Yoldi MJ Rosa canina Ekstraktlarının Caco-2 İnsan Kolon Kanseri Üzerinde Antiproliferatif ve Antioksidan Etkileri Vardır . PLoS BİR. 2016; 11 :e0159136. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ Google Akademik ]
      55. Zhang T., Mu Y., Yang M., Al Maruf A., Li P., Li C., Dai S., Lu J., Dong Q. (+)-Catechin, metilglioksal kaynaklı mitokondriyal disfonksiyonu önler ve EA.hy926 hücrelerinde apoptoz. Kemer Fizyol. Biyokimya. 2017; 123 :121–127. doi: 10.1080/13813455.2016.1263868. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      56. Ruijters EJ, Weseler AR, Kicken C., Haenen GR, Bast A. Flavanol (-)-epicatechin ve metabolitleri, doğrudan bir antioksidan etki yoluyla birincil endotelyal hücrelerde oksidatif strese karşı koruma sağlar. Avro. J. Pharmacol. 2013; 715 :147–153. doi: 10.1016/j.ejphar.2013.05.029. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      57. Li Q., ​​Zhao W., Zeng X., Hao Z. Ursolik Asit ApoE(-/-) Farelerde Aterosklerozu Azaltır: ROS/NF-KB Yolunun Aracılık Ettiği LOX-1'in Rolü. Moleküller. 2018; 23 :1101. doi: 10.3390/moleküller23051101. [ PMC ücretsiz makale ] [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]
      58. Cavalera M., Axling U., Rippe C., Swärd K., Holm C. Diyet kuşburnu, ApoE-null farelerde antiaterosklerotik etkiler uygular ve nitrik oksit aracılı dilatasyonu arttırır. J. Nutr. Biyokimya. 2017; 44 :52-59. doi: 10.1016/j.jnutbio.2017.02.017. [ PubMed ] [ CrossRef ] [ Google Akademik ]

      Yorum yap


      • #4
        Kuşburnu Rosa canina


        Yorum yap


        • #5
          KUŞBURNU'NUN PROSTAT ve AKCİĞER kanserine karşı olduğu ispatlanmıştır Aronya'dan daha çok Antioksidan içerir. KUŞBURNU Rosa canina Özü, İnsan Akciğer ve Prostat Kanseri Hücreleri Üzerinde Antiproliferatif ve Proapoptotik Etkilere Sahiptir
          Kağan Kılınç,Selim Demir,İbrahim Turan,Ahmet Menteşe,Asım Örem,Mehmet Sönmez & Hepsini Göster ↓
          Sayfalar 273-282 | Alınma Tarihi 06 Aralık 2018, Kabul Edilme Tarihi 24 Mayıs 2019, Online Yayınlanma: 11 Haz 2019
          Alıntıyı indir https://doi.org/10.1080/01635581.2019.1625936 CrossMark LogosuÇapraz İşaret

          Farklı Rosa türlerinin sitotoksik etkilerini araştıran birkaç çalışma olmasına rağmen , Rosa canina'nın sitotoksik etkisine ilişkin yalnızca sınırlı araştırma yapılmıştır . Bu araştırmanın amacı, R. canina'nın antioksidan özelliklerini, fenolik karakterizasyonunu ve sitotoksik etkilerini değerlendirmektir.insan akciğeri (A549) ve prostat (PC-3) kanser hücreleri ve ilgili olası mekanizmalar üzerine. Ekstraktın antioksidan özellikleri ve fenolik karakterizasyonu sırasıyla spektrofotometrik yöntemler ve RP-HPLC kullanılarak belirlendi. Ekstraktın sitotoksik aktivitesi, MTT tahlili kullanılarak belirlendi. Ekstraktın sitotoksik etkisine dahil olan mekanizma daha sonra apoptoz, hücre döngüsü, mitokondriyal membran potansiyeli (MMP) ve florometrik ve luminometrik yöntemler kullanılarak kaspaz aktivitesi açısından değerlendirildi. Ekstraktın TPC değeri, gram numune başına 58.97 ± 2.22 mg gallik asit eşdeğeriydi ve ekstrakte askorbik asit ve p- kumarik asit ana fenolikler olarak tespit edildi. R. caninaekstresi, normal fibroblast hücrelerine kıyasla A549 ve PC-3 hücreleri üzerinde seçici bir sitotoksik etki sergiledi. G ekstresi açtığı hücre döngü yakalanmasını 1 bu hücrelerde azalmış MMP ile faz ve apoptoz ve artan kaspaz aktivitesi. R. canina'nın fitomedikal uygulamaları , kanser tedavisinde umut verici yaklaşımları temsil edebilir.

          Yorum yap


          • #6
            in vivo anti-inflamatuar etkisiRosa canina L. özü

            Yazar bağlantıları bindirme panelini açarancesca LattanzioaEmanuela Grecobdonatella carrettaaRinaldo CervellatibPaolo Govonicester Speronia

            https://doi.org/10.1016/j.jep.2011.07.006Hakları ve içeriği alın Soyut

            etnofarmakolojik alaka düzeyi


            Rosa caninaL., geleneksel halk hekimliğinde yaygın olarak kullanılan tıbbi bir bitkidir. Kuşburnu özlerinden elde edilen çeşitli bileşiklerin görüntülendiği bildirildi.in vitro anti-inflamatuar aktiviteler. Çalışmanın amacı


            İn vivo etkileri, Rosa caninadır özleri hala tam olarak incelenmiştir. Bu çalışmada, bir hidroalkolik ham özütün anti-inflamatuar ve mide koruyucu etkileri.Rosa canina meyveler sıçanda test edildi. Malzemeler ve yöntemler


            Ekstraktın anti-inflamatuar aktivitesi, carrageenin ile indüklenen sıçan pençe ödem tahlili üzerinde test edildi. Etanolün neden olduğu gastrik hasar modelinde gastroprotektif etki araştırıldı. İn vitro olarak , bu ekstrenin antioksidan aktivitesi Briggs-Rauscher salınım reaksiyonu, Trolox® Eşdeğer Antioksidan Kapasite yöntemi ve toplam fenolik içeriği kullanılarak belirlendi. Sonuçlar


            Veriler, Rosa canina özütünün karageninin neden olduğu ödem gelişimini engellediğini göstermektedir ; anti-inflamatuar güç, indometasininkine benzer. Daha yüksek dozda ekstrakt kullanıldığında ödem önleme etkisi daha belirgindi. Rosa canina ile önceden tedavi edilmiş midelerde mide hasarını ifade eden toplam puan, ön tedavi görmemiş midelere göre daha düşüktü , ancak antiülserojenik etkinlik istatistiksel olarak anlamlı değildi. Rosa canina'da gastrik hasarı ifade eden toplam puan daha düşük olsa bile, antiülserojenik etkinlik istatistiksel olarak saptanabilir değildi.ön işleme tabi tutulmuş sıçanlardan mideleri, ön işleme tabi tutulmamış olanlara göre. Kimyasal analiz, özütün , in vivo gözlemlenen anti-inflamatuar etkilere de katkıda bulunabilecek iyi bir antioksidan aktiviteye sahip olduğunu ortaya çıkardı . Sonuçlar


            Toplamda, mevcut veriler, Rosa canina'nın iltihap önleyici özelliğini , iltihapla ilişkili hastalıkların yönetimi için yardımcı terapötik araç olarak potansiyel rolünü öne sürerek göstermektedir.

            Yorum yap


            • #7
              ...........

              Yorum yap

              Hazırlanıyor...
              X